YIL: 1
SAYI: 6
AĞUSTOS 2014
www.rpmagazin.com
BİR REKORUN HİKAYESİ
Editörden
İyi bayramlar
Real Power Magazin
İmtiyaz sahibi ve Genel Yayın Direktörü
Ahmet Said Özen
T
Tarihler 15 Temmuzu gösteriyordu ve sahnede Toyota GT86
ile Harald Müller. Kaç hayaliniz vardı bu şekilde? Bu benim
ilk büyük hayalim değildi. Daha önce hiç dünya rekoru kırma
denemesinde fikir babası olmadım ama Türkiye’de birçok ilkin fikir
babası oldum. Bunun içinde tuning dergiciliği, tuning fuarı, drift
show ve drift okulu gibi sektör yaratan konuları Türkiye’de hayata
geçirdim.
AVOK ve JDM İstanbul ailesi ile yolarlım kesişti ve Türkiye’de
motorsporları tarihine geçecek bir iş yaptık. Daha önce yaptığım işler
gibi bu da silinip gidecek. Fakat bir gerçek var ki bu konuyu bilenler
hiç unutmayacak. O gece yaşananlardan 2 yıl öncesine dayanan
süreçte yaşananları bilenler anlatacak. Önemli olan Guinness World
Records internet sayfasında Samsun’u Türkiye’yi tanıtabildik.
Belki Samsun ismini ilk kez duyan insanlar şehri tanıttık. Belki de
Türkiye’yi haritada dahi bulamayanlara ülkemizin nerede olduğunu
gösterdik.
Evet, sıkıcı zaman geçiren yurdumun üstündeki kara bulutların
arasından biraz olsun Türkiye’yi yurtdışında hiç olmazsa bir rekorla
anılmasını sağladık.
Ramazan Bayramı’nın yaklaştığı günlerde kısa da olsa kafamızı
farklı bir şeyle dağıttık. Tabi ki hayat devam ediyor ve acı haberler
gelmeye devam ediyor. Bu gün 2 motorcu arkadaşın vurularak
öldürüldüğü haberi ile sarsıldık. Ortak arkadaşlarımızın olması ve
onların sosyal medya üzerinden yazdıkları canımı sıktı. Arkadaş
kaybetmek zor. Çok iyi bilirim, Allah yaşatmasın.
Evet, hayat devam ediyor ve 2 gün önce 3 şehit haberinin ardından
gelen motosikletle Güneydoğu turunda ölen 2 motosiklet tutkunu.
Yine bizi rüyadan uyandırıyor.
Allah Ramazan Bayramını sağlıklı ve huzurlu geçirmemizi nasip
etsin. Rekorlarda kırılır ödüller de alınır. Bence boş verin bayramı
fırsat bilin gönül alın en güzeli bu olsa gerek. Yarının garantisi yok.
Herkese iyi bayramlar.
Avni Örgüç
[email protected]
Yayın Yönetmeni
Ahmet Said Özen
[email protected]
Tasarım
Tuana Medya
Katkıda bulunanlar
Turgut Yüksekdağ
Can Akaydın
Murat Ergüç
Sevgi Çıvgın
Erkan Demirel
Azmi Kaya
Celil Tosun
Ahmet Serkan Subaşı
[email protected]
www.rpmagazin.com
Real Power Magazin’de yayınlanan haberler
izin almadan ve kaynak gösterilmeden başka
yayınlarda kullanılamaz. Reklamlardan reklam
veren firma sorumludur.
“Volvo Benimle”
Dünyanın en yenilikçi otomobil firmalarından İsveç markası Volvo, “Volvo
Benimle” sadakat programı ile şimdi Volvo otomobil sahiplerine çok farklı
ayrıcalıklar sunuyor. Bu programla, seyahatten modaya, konfordan hobiye,
spordan sanata pek çok alanda Volvo ayrıcalığı yaşanabiliyor.
‘
Volvo Benimle” sadakat
programı, tüm Volvo
sahiplerine sunulan çeşitli
ayrıcalıklardan oluşuyor.
Programda 6 ayrı kategoride,
birbirinden özel avantajlar
Volvo sahiplerini bekliyor.
Seyahat kategorisi içerisinde
alternatif rota önerileri
ve yeni yerler keşfetme
fırsatları yer alırken, sadece
“Volvo Benimle” üyelerine
özel avantajlarla konaklama
imkanları da sunuluyor…
Konfor kategorisi içerisinde
“Volvo Benimle” üyelerinin
günlük yaşamını kolaylaştıracak
birçok ayrıcalık yer alıyor.
Spa ve masaj, birbirinden
farklı kafe ve restoranlarda
avantajlar, birçok AVM’de
ayrıcalıklı vale hizmetleri,
bu alandaki avantajlardan
bazıları…
Hobi kategorisinde, Volvo
üyelerinin, yemek kursları,
dans kursları, fotoğrafçılık
eğitimi, sanat atölyeleri
gibi pek çok hobiden
faydalanabilecekleri eğlenceli
dakikalar, farklı deneyimler
yaşayacakları hobi seçenekleri
sunuluyor…
Moda kategorisinde, birçok
seçkin markadan ayrıcalıklı
indirimler, özel defileler,
alışveriş asistanlığı gibi Volvo
Benimle üyelerine özel
avantajlar bulunuyor…
Sanat kategorisi, kültür ve
sanat etkinliklerine, özel
gösterimlere, müze, sergi ve
konserlere ayrıcalıklı bilet
sahibi olma imkanı sunuyor…
Spor kategorisinde ise
“Volvo Benimle” üyeleri
golften, biniciliğe, maçlardan,
kayak ve yelken yarışlarına
kadar spor ile ilgili birçok
aktiviteden ayrıcalıklı olarak
faydalanabiliyorlar.
“Volvo Benimle”sadakat
programından tüm
Volvo otomobil sahipleri
faydalanabilecek. “Volvo
Benimle” ayrıcalıklarından
faydalanabilmek için www.
volvobenimle.com sitesinden
üye olmak yeterli.
Ford’dan Lider Model Courier pazara
hızlı girdi, ticarinin lideri oldu
Ford Otosan mühendisliği ile geliştirilen ve global pazarlar için sadece Türkiye’de Ford Otosan
Yeniköy Fabrikası’nda üretilen Courier Ailesi, pazara sunulmasını hemen ardından ticari araç
pazarının lideri oldu. Haziran ayındaki 1.648 adetlik satış rakamı ile Courier, hafif ve orta ticari
pazarın en çok tercih edilen aracı oldu.
F
Transit Courier ve Tourneo Courier
modellerinden haziran ayında iç pazarda
1.648 adetlik satış gerçekleştirirken, 4.853
adetlik ihracat gerçekleştirdi.
Tasarımından üretimine kadar tamamen
Ford Otosan mühendislerinin ve işçilerinin
emeği olan Courier ailesi, Haziran ayında
hafif ve orta ticari araç sınıfının toplamında
en çok satılan model olarak, Ford
Otosan’ın yüzünü güldürdü. Ford Otosan,
Tourneo Courier modeli Kombi, Transit
Courier modeli ise Van ve Kombi Van
olmak üzere farklı gövde tiplerine sahip.
1.5 litre 75 PS gücünde ve 1.6 litre
95 PS gücünde iki farklı dizel motorla
sunulan Courier ailesi; Trend, Deluxe,
Titanium ve Titanium Plus olmak üzere
4 değişik donanım seviyesine sahip. 100
km’de ortalama 3,7 lt yakıt tüketimi ile
sınıfının en düşük yakıt tüketimi ve 2,6
metreküplük rekabetçi yükleme kapasitesi
ord Otosan’ın yarım milyar
dolar yatırımla hayata geçirdiği
üçüncü üretim tesisi olan Yeniköy
Fabrikası’nda global pazarlar için üretilen
ve Mayıs 2014 ortalarında da pazara
sunulan Transit Courier ve Tourneo
Courier modelleri, Haziran 2014’te, tüm
rakiplerini geride bırakarak sınıfının lideri
oldu.
sunan Courier modelleri; göz alıcı tasarımı,
üstün güvenlik ve konfor donanımları
haricinde kısa zamanda sınıfı için referans
oluşturan yol tutuş özellikleri ile de dikkat
çekiyor.
Efsanevi markalar Jeep® ve HarleyDavidson® güçlerini birleştirdi!
Jeep®, Harley-Davidson®’un 2014 yılında EMEA (Avrupa, Ortadoğu, Afrika) Bölgesi’nde
gerçekleştireceği etkinliklerin sponsoru oldu.
E
fsanevi Amerikan markası Jeep®,
motosiklet dünyasının bir başka
efsanesi olan Harley-Davidson®
ile güçlerini birleştirdi. Jeep®, HarleyDavidson®’un 2014 yılında EMEA
Bölgesi’nde (Avrupa, Ortadoğu, Afrika)
gerçekleştireceği etkinliklerin resmi
sponsoru oldu. Macera, tutku, özgürlük
gibi ortak değerlerde buluşan, alanlarında
ikonlaşmış iki büyük marka, yıl boyunca
düzenlenecek etkinliklerde ziyaretçilerine
bu değerleri en iyi şekilde ifade eden yeni
modellerini yakından deneyimleme fırsatı
sunacak.
Saint-Tropez’de düzenlenen müzik
etkinliği 8. Harley-Davidson Festivali’nin
ana sponsoru oldu. Jeep® festival
süresince, dünyanın dört bir yanından
Saint-Tropez’e gelen Harley-Davidson
tutkunlarına, Jeep markasının maceracı
ruhunu ve 4x4 becerilerini en üst
seviyeye taşıyan off-road modeli
Wrangler ile orta sınıf SUV segmentinde
yenilediği Cherokee ve “Dünyanın en
çok ödül alan SUV modeli” unvanına
sahip Grand Cherokee modellerini tanıttı.
Katılımcılar ayrıca özel olarak hazırlanan
parkurlarda eşsiz Jeep deneyimi yaşadı.
Jeep®, Harley-Davidson ile
gerçekleştirdiği işbirliği kapsamında
ilk olarak Fransa’nın ünlü tatil bölgesi
Saint-Tropez’deki festival kapsamında
Jeep için hazırlanan 1.000 m2’lik alanda,
Jeep®’in 4x4 modellerinin benzersiz off-
road yetenekleri test edilirken, festival
ziyaretçileri Jeep®’in adeta bir ikon halini
almış Wrangler modellerinden birinin
gövde parçalarının, Harley-Davidson stili
boyanmış parçalarla yer değiştirdiği sıra
dışı bir gösteriye tanık oldu.
Amerika’nın iki köklü markasının işbirliği
ayrıca, geçtiğimiz günlerde Hırvatistan’daki
“Avrupa H.O.G. Rallisi & Hırvatistan
Harley Günleri 2014” ve Barselona’daki
“Barselona Harley Günleri 2014”
etkinlikleriyle devam ederken, işbirliği
kapsamındaki son etkinlik Eylül ayında
Avusturya’daki Faaker Gölü yakınlarındaki
“Avrupa Bisiklet Haftası”nda
gerçekleştirilecek.
Peugeot Sport imzalı GTi’lerin en
iddialısı : 208 GTi 30. Yıl
208 GTi 30. Yıl, 208 HP güç üreten ve torku 300 Nm’ye çıkarılmış yeni motoru
1.6 THP Euro6 ile daha yoğun sürüş heyecanı sağlıyor. 6 ileri manuel vites
kutusu, Torsen kilitli diferansiyel ve özel süspansiyon ile eşleşen motor araca
benzersiz bir çekiş ve performans kazandırıyor.
2
08 GTi 30. Yıl’ın özgün ve radikal
karakteri ilk bakışta kendini belli
ediyor. 10 mm alçaltılan gövde,
önde 22mm ve arkada 16mm genişletilen
iz genişliği, geniş çamurluklar araca yola
daha iyi oturan ve sportifliğini net şekilde
gözler önüne seren özel bir duruş
kazandırıyor.
208 GTi’nin parlak ve şık kromlar bu
özel versiyonda yerlerini mat siyah’a
bırakıyor. Önde, bu mat siyah renk
radyatör ızgarasını çevreleyen çıtada, sis
farları çerçevelerinde ve dikiz aynalarının
yuvalarında kendini gösteriyor.
Profilden bakıldığında alçak duruş,
marşpiyeler ve yepyeni 18 inç jantların
üzerinde çıkıntılı geniş çamurluk
bantlarının mat siyahı ile vurgulanıyor.
Siyah jantlar önde Peugeot Sport imzalı
özel kırmızı geniş fren kaliperlerini
barındırıyorlar. Arkada, yeni motorunun
ses kalitesini özgünleştirmek amacıyla özel
olarak geliştirilen egzoz hattı çift çıkışlı bir
susturucuyla sonlanıyor.
Otomobilin iç ambiyansı da
aracın köklü sportif karakterini
sergiliyor. 208 GTi’nin kırmızıdan
siyaha degrade dekorları burada
parlak siyaha dönüşüyor. Kırmızı
şeritli siyah kapı çıtaları emniyet
kemerlerine göndermede
bulunuyorlar. Özel formlu spor
koltuklar da Peugeot Sport imzalı.
Bu koltuklar özellikle kırmızı dikişli
siyah deri katkılı Alcantara ve kırmızı
noktalı siyah kumaştan oluşan özel
bir malzeme karışımı ile döşendi.
Euro6 standardıyla uyumlu yeni
motor 1.6 THP, Stop & Start
sistemiyle donatıldı. Motorun
maksimum torku 300 Nm’ye ve
gücü 208 hp’ye çıkarıldı.
Çekiş, tekerleklere ve aracın bütün
potansiyelinin değerlendirilmesini
sağlayacak olan özel dişli oranlı
6 ileri manuel vites kutusu ve
Torsen kilitli diferansiyel aracılığı ile
aktarılıyor. ESP ve artipatinaj sistemi
ayarlarının yeniden düzenlenmesi
sürüşe çok daha az müdahalede
bulunmalarını, çekişi arttırmalarını
ve Torsen’in çalışmasını
desteklemelerini sağlıyor.
Torsen’in ve önde çapı azaltılmış
viraj demirinin katkısı özellikle
virajlarda hızlanmalar sırasında daha
net direksiyon hakimiyeti ve frenaj
fazlarında artan stabilite ile kendini
hissettiriyor.
208 GTi 30. yıl’nin sportif karakteri
rakamlara da yansıyor; araç 0-100
km/s hızlanmasını 6.5 saniyede
tamamlarken, 1000 m mesafeyi
26.5 saniyede kat ediliyor. Yeniden
hızlanmalar da çok üst düzeyde;
araç sondan bir önceki viteste 80
km/s’den 120 km/s hıza 6 saniyede
ulaşıyor.
“P O R S C H E” Özel Haberi
Can Luigi Akaydın
Bu haber Porsche ve supercar meraklıları için gerçekten önemli söylentiler içeriyor baştan
söyleyeyim.
B
u söylenti ilk olarak 2011-12 yılı
gibi ortaya çıkmıştı, daha sonra
geçtiğimiz sene 918 haberleri
arasında yeniden alevlenir gibi olup
ortadan kayboldu ve şimdilerde yeniden
tavan yapmış vaziyette.
Tamam sizi daha fazla
meraklandırmayayım, Porsche 4.0L’lik 8
silindirli, Quad Turbo bir Boxer motor ve
988 isimli yeni bir model üzerinde çalışıyor
olabilir!
Uzun zamandır kullanılan, gerek
güvenilirliği, gerekse de verimliliğiyle övgü
alan 6 silindirli boxer motor’un artık
yenileneceği ve markanın hacim küçültme
yoluna gideceği de bir süredir ortalıkta
gezinen söylentiler arasındaydı.
Yeni Boxter ve Cayman’da kullanılacak
2.0 dört silindir turbo boxer motorun
üretilmesi ve 3.0 altı silindir boxer
söylentileriyle, 4.0L sekiz silindir boxer
söylentisini yan yana koyunca bu durum
çok da mantıksız görünmüyor.
BMW’nin uyguladığına benzer bir yöntem
ile silindir başına 500cc’lik hacimlere
sahip ve modüler bir yapı ile birbirlerine
parçalanabilen veya bütünlenen bir motor
ailesinin P O R S C H E tarafından da
tercih edilmesi gayet olası.
Bu durumun olası görünmesinin maliyet,
performans, ağırlık gibi birkaç mantıklı
nedeni var.
Öncelikle markanın CEO’su Matthias
Mueller’in sözlerinden de yola çıkarak
özellikle Ferrariyi hedef alan bir Ferrari
savaşçısı üzerinde çalışıldığı biliniyor. Bu
savaşçının en azından bir 458 kadar hızlı,
verimli ve benzer fiyat etiketine sahip
olması büyük önem taşıyor.
Bu modelin fiyat düzeyinin doğru
ayarlanması Porsche için kilit noktayı
oluşturuyor, V10 motorlu Carrera GT’gibi
kendine has bir motor ile bu otomobilin
üretilmesi demek fiyat etiketinin V12
Ferrari’ler düzeyine çıkması anlamına
geliyor.
Porsche mühendisleri güncel 6 silindirli
boxer motorun 4 litre’nin üzerinde bir
hacme çıkartılmasının uygun olmadığı da
düşündükleri için geriye kalan en mantıklı
çözüm 8 silindirli bir boxer motor olarak
ortaya çıkıyor.
Ayrıca 1960’larda 908 modelinde
kullanılan 300hp gücündeki 3.0 litre 8
silindir motoru düşünecek olursak Porsche
8 silindir boxer konusunda tecrübesiz de
sayılmaz, üstüne yeni 2.0 dört silindir turbo
motoru da ekleyince firmanın günümüzde
böyle bir motor ile Ferrari’nin 570 ve 605
HP varyantlara sahip 4.5L V8 motorunu
rahatça yakalayabileceği ortaya çıkıyor.
Ayrıca VW’in grup içindeki bütün arkadan
ve ortadan motorlu spor otomobilleri
için yüksek teknoloji ve farklı kompozit
materyaller barındıran modüler bir şase
üzerinde çalıştığını da duymuştuk.
Bu şasenin hem arkadan itişli, hem de
konvansiyonel ve elektrik motorlu AWD
otomobiller için de kullanılabilir olacağına
ve 988’in de bu şasi üzerine inşa edileceği
varsayımına ulaşabiliriz.
8 silindirli motorun ise boyutları gereği
otomobilin arka aksının üzerinde yani
güncel modeller gibi arkasında değil,
otomobilin ortasında yer alması söz
konusu olabilir diye de düşünüyorum, bu
da 918 veya Carrera GT silüetine benzer
görüntüye sahip bir 988’in bizi bekliyor
olabileceği anlamına geliyor.
Sonuç olarak 600 HP dolaylarında bir güç
üretmesi muhtemel olan bu motor ile
Porsche 988’in Ferrari 458, McLaren 650S
ve Lamborghini Huracan gibi rakipleriyle
doğrudan başa çıkabilecek bir gücü
rahatlıkla sağlayacağını görüyoruz.
Yazımın başında da söylediğim gibi bunlar
şimdilik söylentilerden ibaret ama son
derece olası söylentilerden bahsediyoruz.
Zaten yakın gelecekte suyun bulanıklığı
giderek azalacak ve Ferrari avcısı yavaş
yavaş gün yüzüne çıkacaktır.
Ben de bu süreçte gelişmeleri sinsi sinsi
takip ediyor ve sizi bilgilendiriyor olacağım.
Not: Fotoğraflarda gördüğünüz
otomobiller kesinlik veya resmiyet
içermeyen “render” çalışmalarıdır.
Yeni Corsa İlk Kez Yüzünü
Gösterdi
Opel’in en çok satan ve ilgi gören modellerinden olan Corsa’nın ilk görüntüleri otomobil
severlerin beğenisine sunuldu. Uzun süredir merakla beklenen beşinci nesil Corsa yeni
nesil 1.0 litrelik motoru, bilgi eğlence sistemi, yenilenen modern iç ve dış tasarımı ile dikkat
çekiyor.
Satışa çıktığı 1982 yılından bu yana
Avrupa genelinde yaklaşık 12 milyon
Corsa satıldı. Yıllık ortalama üretim
kapasitesi 370 bin olan Opel Corsa,
8 yıllık kariyerini tamamlayarak beşinci
nesle adım attı.
1.0 litrelik direkt benzin püskürtmeli,
tamamı alüminyum Ecotec motor, 115
beygir güç, 170 Nm tork üreten, yeni
altı ileri manuel şanzıman seçeneğine
sahip. 3 silindirli motorlar arasında
“en sarsıntısız ve en sessiz” özelliğiyle
iddialı.
4 metrelik kompakt uzunluğun
içerisinde beş yolcu kapasitesi ile geniş
bir alan sunuyor. Dış tasarımında
LED far teknolojisine yer verirken,
daha keskin hatlar ve geniş ön ızgara
tasarımı modele daha iddialı bir hava
kazandırıyor. Arka kısmında ise yatay
çizgiler görsel olarak otomobili geniş
tutuyor ve sportif detaylarla eskiye
göre daha hareketli bir tasarım tercihi
ile dikkat çekiyor.
Yeni Corsa’nın kabini, gösterge paneli
yatay çizgiler boyunca tasarlanmış
sürücü kontrol merkezinin etrafında
düzenlendi. IntelliLink bilgi-eğlence
sistemi, 7 inç renkli dokunmatik
ekranı, Apple ve Android cihazlarla
uyumlu olup sesli komut sistemi ile
kullanılabiliyor. Ayrıca Bluetooth, Siri
Eyes Free, Navigasyon için BringGo,
internet radyosu ve podcast’ler için
Stitcher ve TuneIn gibi pek çok
uygulama kullanılabiliyor.
BMW 4 Serisi Gran Coupé,
Coupé çizgilerine sahip bir 4
kapılı
Sportiflik ve zerafeti yeniden tanımlayan BMW 4 Serisi Gran Coupé, 69.174 Euro’dan
başlayan anahtar teslim fiyatı ile Borusan Otomotiv Yetkili Satıcıları’nda..
K
ompakt üst sınıftaki ilk dört
kapılı BMW Coupé unvanına
sahip olan bu model, Coupé
ve Cabrio modellerinden sonra BMW
4 Serisi ailesine üçüncü bir gövde
seçeneği olarak katıldı.
4,64 m’lik boyu ve 1,8 m’lik genişliği ile
Coupé gövde seçeneğiyle neredeyse
aynı boyutlara sahip olan model,
Coupé gövdeden, uzatılmış tavan
çizgileri, yan cam tasarımı, 4 kapısı ve
arka tasarımı ile ayrışıyor.
3 farklı line ( modern, luxury, sport)
seçeneğine ek olarak M Sport paket ile
de alınabilen otomobil, 8 ileri otomatik
şanzımana sahip 184 bg’deki 2.0 litre
dizel ve 245 bg’deki 2.0 litre benzinli
motor seçenekleri ile sunuluyor. 420d
ve 428i olarak geçen bu modeller
aynı zamanda xDrive akıllı dört çeker
sistemi ile de alınabiliyor.
Otomobilin zarif coupé şekline rağmen
arka kapıları sayesinde yolcular rahatça
giriş ve çıkış yapabiliyorlar. Arka
bölümünde iki ayrı koltuk mevcut
olmasına rağmen üç kişi için alan
sağlanabiliyor.
Yatırılarak bagaj zemini ile aynı hizaya
gelebilen arka koltukları sayesinde
normalde 480 litre olan bagaj hacmi
1300 litreye kadar çıkabiliyor.
Otomatik olarak açılan geniş açılı
büyük bagaj kapağı ise yüklemeleri
kolaylaştırıyor. Geniş arka camı ise
mükemmel görüş sağlıyor. Tüm kapılar
BMW Coupé’nin karakteristik özelliği
olarak çerçevesiz tasarıma sahip.
Alçak ağırlık merkezi ve dengeli önarka ağırlık dağılımı sayesinde, Yeni
BMW 4 Serisi Gran Coupé yola çevik
bir şekilde tutunurken, arkadan itişin
vermiş olduğu sürüş keyfine ek olarak
xDrive seçeneği de her yol koşulu için
üstün tutuş sağlıyor.
Şık ve lüksü sportiflik ve konforla
birleştiren BMW 4 Serisi Gran Coupé,
69,174 Euro’dan başlayan anahtar
teslim fiyatı ile sunuluyor.
Ta daaa... MAZDA 2 karşınızda.
Hazumi isimli konsept ile tanıştığımız yeni MAZDA 2, üretim versiyonuyla resmen tanıtıldı.
Can Luigi Akaydın
A
şağıdaki fotoğraflarda
MAZDA2’nin fotoğfarlarını
Hazumi konseptiyle karşılaştırmalı
olarak ekledim. Hazumi’nin Alfa Romeo
tasarım ekibi tarafından da desteklenen
nüanslar ile ortaya çıkan inanılmaz çekici
ve orantılı hatlarının üretim versiyonunda
da korunduğunu gördüğümüz MAZDA
2 için henüz net bir piyasaya çıkış tarihi
belirtilmedi.
Yeni MAZDA 2 başlangıçta 1.3 lt benzinli
ve 1.5 lt dizel motorlar ile satışa çıkacak,
2016 yılında ise aynı yıl piyasaya çıkacak
olan MX5 Miata’da da kullanılması
planlanan turbo motorun da MAZDA 2
için de satın alınabilir olması söz konusu
olabilir.
Turbo motor konusu şimdilik sadece
bir spekülasyon. Bana göre MX5’in
kaputunun altında uzunlamasına
konumlanacak olan motorun MAZDA
2’de yan olarak konumlanabilecek şekilde
üretilmesi, markanın MAZDASPEED
2 gibi bir modele de sıcak baktığının
göstergesi olacaktır.
Gran Turismo®6 Goodwood Festival of
Speed’de otomobil meraklılarıyla buluştu
Sony PlayStation®’ın en beğenilen oyunlarından,
gerçek yarış simülatörü Gran Turismo®, 26-29
Haziran 2014 tarihleri arasında 200 binden fazla
kişinin katılımıyla gerçekleştirilen Goodwood
Festival of Speed’in resmi partneri oldu. Etkinlikte,
Aston Martin ve Nissan’ın Vision Gran Turismo
otomobilleri ile Gran Turismo 6’nın sanal pistlerinde
kullanılan Mercedes-Benz AMG Vision Gran
Turismo ve Volkswagen GTI Roadster Vision Gran
Turismo’nun tam ölçekli versiyonları görücüye çıktı.
P
layStation®’ın beğenilen
oyunlarından Gran Turismo®
serisinin yaratıcısı Polyphony
Digital Inc, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da
Goodwood Festival of Speed’in resmi
partneri oldu. Alanında dünyanın en
büyük otomobil etkinliği olan ve 26-29
Haziran 2014 tarihleri arasında 200
binden fazla kişinin katılımıyla gerçekleşen
bu yılki Goodwood Festival of Speed,
ayrıca dünyada şimdiye kadar ilk defa bu
kadar fazla sayıda Vision Gran Turismo
konsept otomobili bir araya topladı.
Vision Gran Turismo, Gran Turismo’nun
yaratıcısı ve Polyphony Digital Inc Başkanı
Kazunori Yamauchi tarafından yaratıldı.
Yamauchi, Gran Turismo®6 ile hayat
bulacak yenilikçi otomobil tasarımları
yaratıp, otomobil meraklılarına otomobil
tasarımı ve teknolojilerinin geleceğine bir
bakış sunarak, Gran Turismo’nun 15. yılını
kutlamak üzere önde gelen otomobil
üreticilerine ve tasarım stüdyolarına
çağrıda bulundu. Tasarımcıları sınırlandıran
hiçbir kuralın olmaması sayesinde,
ortaya cesur ve nefes kesen sanat eseri
otomobiller çıktı.
Festival of Speed sayesinde, bu tasarımlar
sanal dünyayla sınırlı kalmıyor. Aston
Martin ve Nissan, Vision Gran Turismo
otomobillerini Goodwood’da görücüye
çıkardı ve tam ölçekli modellerini halkın
beğenisine sundu. Mercedes-Benz ve
Volkswagen de Gran Turismo 6’nın sanal
pistlerinde yarışa hazır bulunan MercedesBenz AMG Vision Gran Turismo ve
Volkswagen GTI Roadster, Vision Gran
Turismo’nun tam ölçekli versiyonlarını
gösterdi.
Kazunori Yamauchi de etkinlikte
bulunarak Vision Gran Turismo
konseptlerini inceledi. Dahası, tulumunu
ve kaskını giyerek dünyaca ünlü
Goodwood Hillclimb’da 1957 MercedesBenz 300 SLS O’Shea, Aston Martin
V8 Vantage N430 ve yeni Nissan
GT-R NISMO ile direksiyon başına
geçerek adrenalin dolu yarışlara katıldı.
Yamauchi “Vision Gran Turismo konsept
otomobillerini görücüye çıkarmak için çok
uygun bir ortamdı. Festival of Speed’de
tam ölçekli modellerimizi, böylesine ilgili
bir seyirciyle paylaşmış olmaktan dolayı
mutluyum ve bu otomobilleri gerçek
hayatta da göstermiş olmamız en az
Gran Turismo 6’da tecrübe etmek kadar
güzel. Daha önce Hillclimb’da otomobil
sürme şansı yakalamıştım, bu da benim
burayı Gran Turismo 6’ya yeni bir pist
olarak ekleme isteğimi artırmıştı. Bu gözde
etkinlikte, yeniden müthiş otomobiller
sürebilmek beni çok mutlu etti.” sözleriyle
görüşlerini dile getirdi.
Bu otomobil yok satıyor, üstelik böyle bir otomobil yok...
Fotoğraflarda test aşamasında gördüğünüz Lamborghini Aventador SV henüz piyasaya çıkmadı.
Can Luigi Akaydın
S
tandart Aventador’dan yaklaşık
100 HP daha fazla olacağı ve
bolca karbon parça barındıran
özel bir body-kit’e sahip olacağı dışında
pek da fazla bilgiye sahip olmadığımız SV
versiyonu’nun ne zaman satışa çıkacağı
henüz belli değil.
Ancak gelen haberlere göre
kolleksiyonerler sınırlı sayıda satılacak bu
otomobil için şimdiden peşinat ödemeye
başladılar bile.
Eğer böyle giderse Aventador SV daha
satışa çıkmadan ve hatta fiyatı bile belli
olmadan tükenecek...
Öz Değerlendirme
Değerli dostlar,
Bu ayki yazımızda çok değerli hocalarımızdan ve kurucu üyelerimizden Sn.Engin BALABAN’ın kaleme
aldığı bir yazıyı paylaşacağız. Kendisine tekrar teşekkür ederiz. Keyif almanız umudu ile.
Y
aptığımız her sürüşten bir ders
çıkarıyor muyuz?
Çıkarmalı mıyız?
Motosiklete genelde (iş
için kullananlar hariç) boş
zamanlarımızda biraz yol yapmak,
doğa ile baş başa olmak, rüzgârı
hissederek özgürlüğün tadını
çıkarmak, keşif yapmak vs. için
bineriz. Motosikleti bir ulaşım aracı
olarak kullananlar da aramızda bir
hayli fazla. Fakat bunların arasından
en çok tercih ettiğimiz de yol
yapmaktır tek başımıza veya grupla.
Ama bu olayı unutmanın
sürüşünüzü geliştirmesine bir faydası
olmadığı gibi zararı vardır. Neden mi
zararı olur?
Çünkü bu olay ile ilgili kendi
kendinize değerlendirme
yapmadığınız için.
Bu değerlendirmeyi yapmadığınız
için aynı tehlikeli olayı tekrar yaşama
ihtimaliniz fazladır.
Bu demek oluyor ki, bir sonraki
sürüşünüzde aynı tehlikeli olay
gerçekleşecektir/gerçekleşebilir.
Yaptığınız her sürüşte ve/veya
sürüşten hemen sonra yalnız
olduğunuz ve rahat düşüneceğiz bir
ortamda sürüşünüzü gerçekçi bir
şekilde değerlendirin.
Çünkü bu sürüşünüzün gelişmesi
için en iyi yollardan biridir. Ayrıca
yaşanmış olan tehlikeli bir durumun
tekrar yaşanmaması için ideal bir
metottur.
Sürüşünüzde meydana gelen
tatsız bir tehlikeyi hemen fark
edersiniz. Bu yaşanmış ufak bir
tehlike bile olsa mutlaka üzerinde
düşünmelisiniz.
• Ne oldu?
• Ne hissettim?
• Ne yapabilirdim?
• Ne öğrendim?
Arada bir de A.R.A.-RoadCraft
çalışmalarından öğrendiğimiz sürüş
tekniklerini geliştirmek veya tekrar
etmek için süreriz.
Kendi kendinize bu soruları
sormak, yaşanmış olan olayı daha
rahat analiz edebilmenize ve neler
yapmanız gerektiğine bir kılavuz
olabilir.
Peki, bu sürüşlerde yaşadığınız tatlı
veya tatsız olaylardan sonra hiç
kendi kendinizi değerlendirdiğiniz
oluyor mu? Yoksa sürüşte arada bir
yaşanmış olan tatsız durumların sizi
rahatsız etmemesi için aklınızdan
hemen silip atıyor musunuz?
Kazaya karışan pek çok sürücü
kendisinin de hatasının olduğunu
kabul etmez. Bir kazaya neden
olduğunu düşünmeyen sürücüler,
bu kazadan veya ucuz atlatılmış bir
olaydan öğrenecek bir şey olduğunu
da düşünmezler.
Yaşanmış tatsız bir olayı hızlıca
unutmanın sürüşün devamındaki
konsantrasyon açısından belki
faydası vardır.
Yaşanılan tehlikeli bir olayda en
kolay yöntem, suçu hemen bir
başkasına atmaktır. Bu suçlamalar
genelde; yol yüzeyine, diğer araçlara,
motorun lastiğine vs. atılır.
Bu işin çözümü için en kolay
yoldur. Fakat meydana gelen olayda
mutlaka ve mutlaka motosiklet
sürücüsünün bir hatası vardır. Asıl
hedef bu hatayı bulup çıkarmak ve
aynı hatanın tekrarının olmaması
için yukarıdaki sorulardan “ne
yapabilirdim”in en iyi cevabını
bulabilmek olmalıdır. Her zaman
hatayı önce kendinizde aramaya
gayret edin.
Yukarıda da bahsettiğim gibi,
yaşanmış olan en ufak bir olayda
bile eğer imkanınız varsa hemen
orada durun ve düşünün.
Uzaklaştıysanız olayın meydana
geldiği yere geri dönebilir ve neler
yapabilirdinizi orada düşünebilirsiniz.
Bu olayın meydana geldiği yeri daha
sakin bir şekilde inceleyebilmenizi
ve farklı açılardan bakabilmenizi
sağlayabilir.
Orada analiz edemeyeceğinizi
düşünüyorsanız da not alabilirsiniz.
Bu, olayı daha sonra hatırlamanız
için bir avantajdır. Ufak gibi görünen
olaylarda bile ders çıkarılacak bir
şeyler vardır, bunu unutmayın.
Öz değerlendirme yapmak:
• Sürüş kalitenizi geliştirmenizi
sağlar.
• Olaylara farklı açılardan
bakabilmenizi sağlar. Kuvvetli
yönlerinizi görmenizi sağlar.
• Yaşanmış olaydan sonra sürüşe
devam edebildiyseniz mutlaka
doğru bir şeyler yapmışsınızdır.
• Gelişiminizi daha iyi takip
edebilmenizi sağlar.
• Uygun olmayan davranışınızdan
kurtulabilmenizi sağlar.
• Sürüş sırasında fark edemediğiniz
alternatif planların olduğunu ortaya
çıkarmanızı sağlar. (B planı, C planı
gibi)
• Bir sonraki sürüşte daha çok keyif
almanızı sağlar.
• Tecrübe torbanızın dolmasını
sağlar.
• Ve en önemlisi doğru bir analiz ile
yapılan gerçekçi değerlendirme, aynı
tehlikeyi tekrar yaşamamanızı sağlar.
İyi bir sürücü olabilmek için;
• Kendi kendinizi eleştirebilmeli,
• Değerlendirebilmeli,
• Ve deneyimden ders
çıkarabilmelisiniz.
Gerçekçi öz değerlendirme yapın..
Bir mil daha daha fazla kullanın...
Sançar KURUTLUOĞLU
OMM Basın ve Halkla İlişkiler
Sorumlusuw
Benim Köşem
Ferhat Albayrak, S&S Motors’un
Genel Müdürü Oldu
Türkiye’deki resmi distribütör çıkışlı lüks kurumsal 2’nci el araç pazarının lider temsilcisi S&S Motors’un
Genel Müdürlük görevine yapılan atamayla Ferhat Albayrak getirildi.
U
zman kadrosu ve kurumsal
altyapısıyla “Super Cars”
olarak anılan en üst sınıf spor
otomobiller başta olmak üzere
resmi distribütör çıkışlı lüks 2’nci
el araç pazarının ülkemizdeki en
güçlü temsilcisi S&S Motor’un Genel
Müdürlük görevine atanan Albayrak,
son olarak Fer-Mas Oto Ticaret
AŞ’de şirket müdürü olarak görev
yapmaktaydı. İstanbul Üniversitesi
İktisat bölümü ve Harvard Business
School SSM mezunu Albayrak,
1995 yılında başladığı kariyerinde
Zeytinoğlu Motorlu Taşıtlar A.Ş. ve
Tofaş Türk Otomobil Fabrikası A.Ş.
gibi otomotiv şirketlerinde de farklı
görevlerde üst düzey yönetici olarak
çalıştı.
Lüks kurumsal 2. araç pazarının
öncü markası olarak yoluna devam
eden S&S Motors, 1970’li yıllardan
bu yana uzman ve deneyimli
kadrosuyla güvenilir ve kaliteli
hizmet vermeye devam etmektedir.
Türkiye’nin en büyük kurumsal ve
köklü firmalarının araç portföylerini
yöneten S&S Motors, resmi
distribütör çıkışlı lüks kurumsal 2’nci
el araç pazarının aynı zamanda
ülkemizdeki lider temsilcisidir.
İstanbul’da Fulya ve Etiler’de yer
alan 2 showroom’uyla aynı zamanda
iş, sanat ve spor dünyasının tanınmış
simalarından oluşan müşteri
portföyüne sahip S&S Motors,
müşterilerini beklentilerinin üzerinde
memnun edebilme ilkesiyle ticari
faaliyetlerine devam etmektedir.
Nihayet, 2015 Passat bütün
detaylarıyla karşınızda!
Can Luigi Akaydın
Yeni Passat’a ksıaca bir göz gezdirdiğimizde, VW’in Golf 7 ile güncellediği ve T-Roc konseptinden de
hatırladığımız keskin hatlar barındıran yeni tasarım dilinin B8 Passat’a da aktarıldığını görüyoruz.
O
tomobilin yüzünde makyajlı
CC’den tanıdığımız dilimlenmiş
ön panjur ve açı alarak arkaya
doğru uzayan ön farlar VW karakteristiği
olarak ön plana çıkıyor.
Yandan bakınca ise eskiye oranla daha
sportif ve coupe’ye benzer bir profil
çizgisi görüyoruz. Bu profil kemer şeklinde
uzayan bir tavan çizgisiyle otomobilin
bagajına kadar devam ediyor.
Golf 7’ye benzeyen kapı çizgisi ise
çamurlukların içini mükemmel şekilde
dolduran R-Line jantları hariç profil
görüntüsünü domine eden kısmı olarak
göze çarpıyor.
Bana sorarsanız genel olarak güncel Passat
görüntüsüyle çok da fazla kopmadan,
detaylarla ayrılan ve kendine has
karakteristiği koruyan bir çizgiye sahip
diyebilirim.
Geçirdiği evrim ile biraz daha kısık
bakışlara sahip olan far tasarımının
zarifçe ön panjurun hatlarıyla birleştiğini
görüyoruz ama esas değişim otomobilin
arkasındaki yeni LED stoplarda kendini
gösteriyor.
VW, B8 Passat’ın bütün donanım
seviyelerinde LED stopları standart hale
getirirken, farlar donanıma ve isteğe göre
LED veya Halojen olarak satın alınabiliyor.
Tahmin edeceğiniz üzere, otomobilin
kapısını açıp, içeri adım attığınızda
hayatınızda karşılaşacağınız en ferah ve
ergonomik tasarlanmış kabinlerden birine
girmiş olacaksınız.
Buton yerleşimi ve karakter olarak
yine kimliğini belli eden bir konsola
bakıyoruz ama VW bu sefer otomobili
günümüz Premium segment gereklerine
tamamen ayak uyduracak hale getirmek
için malzeme kalitesini Audi’nin ayağına
basmayacak şekilde arttırmış.
2015 model Passat’ın kabini bugüne dek
sunulan en büyük orta ekrana sahip. Üst
donanım seviylerinde Head-Up-Display ile
birlikte 12.3” büyüklüğündeki dokunmatik
TFT ekran otomobilin neredeyse bütün
özelliklerinin kontrol edilmesi için
kullanılıyor.
Daha alt donanımlarda ise günümüzdeki
modellerden aşina olduğumuz daha ufak
ve düşük çözünürlüklü ekran ve kontrol
panelinin kullanıldığını görüyoruz.
Elbetteki donanıma sadece materyalist
olarak bakmamak gerekiyor çünkü yeni
Passat, yan ve arka trafik asistanı, Trailer ile
park etmeyi kolaylaştıran Trailer asistanı,
otomatik olarak fren yapan ve otomobili
yavaşlatan acil durum ve trafik sıkışıklığı
asistanı gibi bir çok yeni teknolojik özelliği
de barındırıyor olacak.
Teknik özelliklerini ele aldığımızda ise
VW’in Golf ve diğer modellerde de
kullandığı ve oldukça esnek olan MQB
platformu üzerine inşa edilen B8 Passat’ın
B7’ye göre 85kg daha hafif olduğunu
görüyoruz.
Dingil mesafesi 2711 mm’den
2790 mm’ye çıkan otomobilin
bagaj hacmi sedan modelinde
21 litre artarak 586 litreye,
Variant modelinde ise 47 litre
artarak 650 litreye yükselmiş.
Avrupa için sunulan motor
seçenekleri ise 125 ve 280 HP
aralığında tam 9 adet benzinli
ve dizel motor alternatifi ile
bir adet hybrid seçeneğini
kapsıyor.
Benzinli TSI motor
alternatifleri 1.4 TSI 125 HP,
1.4 TSI ACT 150 HP, 1.8 TSI
180 HP, 2.0 TSI 220 HP, 2.0
TSI 280 HP olarak sıralanırken
dizel motor seçenekleri 1.6
TDI 120 HP, 2.0 TDI 150 HP,
2.0 TDI 190 HP ile başlayıp
yeni çift turbo 2.0 TDI 240 HP
motor ile son buluyor.
240hp güç üreten yeni dizel
motor devasa 500 Nm’lik tork
ve 7 ileri DSG şanzıman ile
Passat’ı 0’dan 100km sürate
6.1sn. de ulaştırırken karma
tüketim değeri olarak yalnızca
5.3 l/100km gibi kulağa
oldukça hoş gelen bir vaatte
bulunuyor.
Mevcut DSG şanzımanların
kullanılacağı yeni Passat’ın,
azalan ağırlık ve verimi artan
motorlar ile öncüsüne oranla
yüzde 20 civarında daha
ekonomik bir sürüş sağladığı
söyleniyor.
Bunlara ek olarak yeni 211 HP
gücündeki Hybrid model için
ise sadece elektrik motorlarıyla
50 km ve toplamda bir depo
ile 950 km civarında bir
menzilden bahsediliyor.
Yeni Passat bu yılın sonuna
doğru Avrupada satışa
çıkacak, muhtemelen Avrupa
ile aynı veya çok yakın bir
zamanda ülkemizde de satışa
sunulacaktır.
Sonuç olarak B8 Passat kendi
sınıfında yine lider koltuğuna
oturmaya hazırlanıyor.
Ülkemiz için fiyat seviyeleri
hakkında şimdiden bir şey
söylemek istemiyorum ancak
umarım B8 Passat fiyat seviyesi
olarak da tasarımı kadar güzel
bir yere konumlanır.
Geçmişin izleri: The Cotswold Motoring Museum
18 Haziran - 8 Temmuz 2014 tarihine ait bir İngiltere gezisi planlamıştım. Bunun 10 günü Londra, diğer
10 günüde otomobille İskoçya taraflarıydı. Rotamızdaki Cotswolds yöresine geldiğimizde belkide bu
güne kadar gördüğüm en şirin müze yer alıyordu: The Cotswold Motoring Museum.
D
oğa, yeşillik ve
temizlik derken, planın
içinde Cotswolds
yöresinde, içinde dereler akan
şirin bir kasaba olan Bourton
on the Water bulunuyordu.
Oraya vardığımız anda bu
kasabanın benim için anlamı
birden değişt .
Otomobile ve motosiklete
aşık bir kişi için bir cennete
düştüğümü anladım. İngiltere
genelinde tarih hatırlanacak
bir şey değil, kiralanarak para
kazanılacak bir şeydir. Bu
kasabanın tüm geliri turizm
ve kiraladıkları tarih ise
otomobiller ve motosikletler.
Kasabada belkide bu
güne kadar gördüğüm
en şirin müze yer alıyor :
The Cotswold Motoring
Museum. Bu müze
etrafındaki insanlarla birlikte
yaşayan bir müze. İçindeki
araçlar belli bir sayıda,
ancak hafta sonları kasaba
neredeyse bir açık hava
müzesi haline geliyor .
Kendilerine belli zamanları
görev edinmiş yüzlerce
kişi (çoğu üşenmeden
Oxford ve yakın yerlerden
geliyorlar) araçlarıyla
gelip, müzeye katkıda
bulunuyorlar.
O kadar değerli ve çoğunu hiç
görmediğim araçlar içinde kaybolduğumu
sandığımda bir anda tarihin bir
döneminde büyük başarılara imza
atmış bir motosikletle karşılaştım. 1937
model 3 tekerlekli bir Harley Davidson.
Sahibiyle sohbet ettikettik. Bu aracın tam
30 yıldır sahibiymiş ve bu güne kadar
herşeyiyle orjinl kalmış. Bu motor II.Dünya
savaşında birfiil kullanılmış, bazen yolda
kaldığıda olmuş ve orjinalinden mevcut
bir çeki demiri bulunuyor. Bizim bakmaya
kıyamadığımız otomobillerin 15-20 bin
Paund olduğu, Harley
Davidson 2-3 yaşında
yüksek hacimli motorların
8 – 12 bin Paund olduğu
bir memlekette bu
motora biçilen kıymet ise
60 bin paund ...
Bir gün İngiltereye gitmek
isterseniz Bourton on
the Water kasabasını mutlaka
ziyaret edilecek yerlerin başına
koyun. Gerek doğa, gerek
tarih, gerek kuş parkı gerek
yemekler ve gerekse müzesi
ile İngiliz yaşam tarzının en iyi
görüleceği bir yer. Kasabada
“bed & breakfast” oda her
zaman bulabilirsiniz ama
önceden yer ayırtmanızda
fayda var. Diyet yapıyorsanız
işiniz çok zor ama.
V8 öldü,
yaşasın T8!
Can Luigi Akaydın
Bir süre önce aç gözlü V8 motoru ürün gamından çıkartan Volvo, giderek daha ekonomik bir
motor ailesi için beş ve altı silindirden de uzaklaşmaya başladı.
T
urbo’nun ve yeni teknolojilerin
kullanılması ile elde edilen güç
ile giderek daha verimli hale
gelen düşük hacimli dört silindirli dizel
ve benzinli motorlar ile kullanıcılarını
fazlasıyla mutlu eden Volvo, şimdilerde
gövde gösterisine hazırlanıyor.
Önümüzdeki yıl asfaltla buluşacak
tamamen yeni SUV XC 90 bomba gibi
bir alt yapıyla gün yüzüne çıkacak.
V8’in terk edilişinden sonra 2.5 T5 ve
3.0 T6 turbo motorlar ile devam eden
Volvo yakın zaman önce hem turbo
hem de supercharger ile beslenen
302hp gücündeki 2.0 dört silndir T6
Drive-E opsiyonunu tanıtmıştı.
T8 logosu taşıyan ve yeni XC 90
serisinin en üstünde yer alacak olan
varyasyonda da T6 Drive-E’den
tanıdığımız motorun 316 HP ve 400
Nm güç üreten versiyonu bulunacak.
Ancak Plugin Hybrid olarak üretilecek
bu varyasyonda XC 90’ı. Arka
tekerleklerine fazladan 80hp güç ve
240Nm tork daha gönderen elektrik
motorları da yer alacak.
Alt devirlerde supercahger ile
zorlanmadan hızlanırlen, üst devirlerde
turbodan helen basınçla coşan T8,
yaklaşık 400 HP gücün yanında
toplamda 640Nm’lik devasa tork ile
V8’i resmen hafızlarımızdan silecek.
Üstelik XC 90 T8’in sürücüsü isterse
benzinli motoru tamamen kapatıp,
sadece elektrik motorları ile sıfır
emisyon ve yakıt tüketimiyle 50km ye
yakın bir menzil de kat edebilecek.
Güçlü İsveç atlarıyla dört nala
koşarken çevreye de kibar davranmayı
unutmayan ve kilometrede sadece 60gr
karbondioksit üreten yeni XC 90 için
yürütülen kademeli tanıtım kampanyası
sanırım önümüzdeki ay sona erecek ve
yeni SUV’u genel hatlarıyla tanıyacağız.
Kasım ayında gerçekleşecek
Paris Motor Show’da tam anlamıyla gün
yüzüne çıkacak yeni XC 90’ı merakla
beklediğimi söylemeliyim.
Bir dünya rekoru hikayesi
Rekortmen pilot Harald Müller ABD’de Johan Schwartz tarafından 84,13 kilometre mesafe
ile kırılan rekoru da 235,5 metrelik pistte 144,12 km’ye çıkararak önemli bir başarıya
daha imza attı. Böylece Toyota GT86 ile ulaşılması zor en uzun mesafe drift rekorunu da
ABD’den Türkiye’ye getirdi.
Önce Allah’a şükür diyerek başlamak
istiyorum. Sonra Harald Müller ve GT86’nın
performansına saygı duyuyorum. Hani birçok
insan sosyal medyada yazıyor ‘ne yaptı
ki ben de yaparım’. Biz bu tür yorumları
gülümseyerek okuduk. Bu işin kolay
olmadığını bire bir yaşadık.
Bu rekoru yıllardır Türkiye’ye getirmek
istediğimi beni tanıyan herkes bilir. Bir
şekilde içinde bulunduğum sistem değişse
de inancım değişmedi. Benim hayallerimle
beslenenlerle inat bu rekorun içinde
olmalıydım. Yollarımız AVOK (Avrasya
Otomobil Sporları Kulübü)’la kesişti ve
AVOK’un başkanı Murat Ergüç’le drift için
neler yapabileceğimizi bir kahve dükkanında
konuşurken rekor denemesinde bahsettim.
Ardından AVOK’un bu işin üstesinden
geleceği kararını aldık. Bir baktım AVOK
Drift’ten Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesiyim.
Hummalı çalışma başladı. Harald Müller’le
bu rekoru Türkiye’de kıralım mı diye
sorduğumuzda aldığımız yanıt yüzümüzü
güldürmüştü. Harald, bu rekor için Türkiye’yi
tercih etmişti. AVOK yönetimi bu ile inandı
ve ekip arkadaşlarımızı işin büyük olması
gözünü korkutmadı.
Yaklaşık 2 yıl önce başladık çalışmalarımıza.
İlk olarak devletten destek almak için neler
yapabileceğimize baktık. Ardından bir
mekanik ekibe ihtiyacımız vardı ve Oktaykan
Kardeşlerle konuşup bu işi de çözdük. Artık
temeller atılmış binanın şekli ortaya çıkmaya
başlamıştı.
Son 6 ayda yaşanan sürecin en heyecanlı
kısmı Ankara’ya gidiş gelişlerimizdi. Gençlik
ve Spor Bakanımız Akif Çağatay Kılıç’la
randevu almak Murat Ergüç’ün işiydi ve
bunu çok iyi şekilde başardı. Sayın Bakan
bizi çağırdığındaki heyecanı anlatamam.
Ben, Murat Ergüç ve Necdet Oktaykan’la
birlikte ilk toplantıda Gençlik ve Spor
Bakanımız Akif Çağatay Kılıç’a fikrimizi
kabul ettirdik. Ama Ankara’ya 5 kez daha
gittik gelidik çünkü detaylar fazlaydı. Artık
Gençlik ve Spor Bakanlığı desteği ve
Spor Toto Teşkilatı’nın katkılarıyla rekor
denememiz gerçekleşecekti.
İş otomobile gelmişti. Bu iş için ayrı bir
ekip bizimleydi ve onlarda otomobil
sponsorluğunu çözmeye çalışıyordu.
Toyota Türkiye bu işe inandı ce Toyota
GT86 konusunda anlaştık. Artık iyice
şekillenen Guinness World Records
denememiz için sadece küçük detaylar
kalmıştı. GT86, Oktaykan Power’ın
garajına geldi ve rekorda bize daha çok
yarayacak parçalar araca yüklendi. Yüzde
yüz kilit ve yarış tipi debriyaj Türkiye’de
yapıldı. Bu iş için Oktaykan Kardeşler,
daha önce kendi çalıştıkları atölyelerde bu
parçaları yaptırdılar.
Samsun’da 19 Mayıs’ta rekor denemeizi
yapacaktık fakat malum Soma’da yaşanan
maden kazası tüm Türkie gibi bizi de
üzdü ve denemenin tarihi 15 Temmuz’a
ertelendi. GT86’mızın herşeyi hazırdı ve
bekleyiş biraz daha devam etti.
Tarihler 15 Temmuzu gösteriyordu ve
sahne bizimdi. AVOK ve JDM İstanbul
ailesi motorsporlarına Türkiye’de bir
ilki yaşatacaktı. Gündüz başlayan son
hazırlıkların ardından akşam saatlerinde
Guinness World Records Türkiye
Temsilcisi ve Hakemi Şeyda Subaşı’nın
starı ile rekor denemesi başladı. O akşam
Harald Müller 2 rekor için parkurdaydı.
Biri kendi zaman rekoru diğeri ise Johan
Schwartz’ın en uzun mesafe drift rekorunu
kırmayı hedefiliyordu.
Harald Müller, ABD’de Johan Schwartz
tarafından 84,13 kilometre mesafe ile
kırılan rekoru da 235,5 metrelik pistte
144,12 km’ye çıkararak önemli bir
başarıya daha imza attı. Böylece Toyota
GT86 ile ulaşılması zor en uzun mesafe
drift rekorunu da ABD’den Türkiye’ye
getirdi. Gençlik ve Spor Bakanlığı desteği
ve Spor Toto Teşkilatı’nın katkılarıyla
rekor denemeleri Guinness World
Records Türkiye Hakemi gözetiminde
gerçekleştirdi. Ayrıca, Müller kendisine
ait 2 saat 21 dakika 58 saniye ile en uzun
süre drift yapma rekorunu 3 saat 8 dakika
55 saniyeye çıkararak kendi rekorunu
da yenilemiş oldu. Harald Müller’in drift
rekorunu kırdığı Toyota GT86, arkadan
itişli 2.0 Boxer motora ve 200 HP güce
sahip bir spor otomobil.
Yeni Dünya Drift Rekor denemesi için
Türkiye’yi tercih eden Harald Müller,
AVOK (Avrasya Otomobil Sporları
Kulübü) davetlisi olarak geldiği Türkiye’de
rekoru kırmaktan büyük memnuniyet
duyduğunu söyleyerek “Toyota GT86
ile rekor denemelerini Türkiye’de yapma
kararımın ne kadar doğru bir karar
olduğunu görmekten mutluyum.” dedi.
Rekortmen Pilot Harald Müller şunları
söyledi;
“Yaklaşık iki yıldır bu rekor için
çalışıyorduk. Çok zorlu bir sürecin
ardından Samsun’da piste çıktım. Toyota
GT86 ile yaklaşık 6 saat süren rekor
denemesi süresinde rekoru kıracağıma
inandım ve hiç durmadan devam ederek
bunu başardım. Bu rekorda harika
otomobil Toyota GT86’nın gösterdiği
harika performans övgüye değer. Bu
rekoru Soma’da hayatını kaybeden işçilere
adıyorum”
Guinness World Records Türkiye
Temsilcisi ve Hakemi Şeyda Subaşı Gemici
de rekorun Guinness Records kuralları
çerçevesinde yapıldığını ve rekorun
onaylandığını belirtti. Şeyda Hanım’a o
gün King of Europe gözlemcisi Görkem
Coşgun eşlik etti.
Artık bu 2 rekorda Samsun’da Türkiye’de
kırılmıştı. Guinness World Records’un
resmi internet sayfasına bakanlar
Samsun’u Türkiye’yi duydu. Yani bunu
dünyaya duyurduk. Evet bu büyük bir
ekip işi. Bu ekibini kahramaları Murat ve
benim dışımda Sevgi Çıvgın, Azmi Kaya,
Celil Tosun, Attila Merter, Bora Köktener,
Necmettin Oktaykan, Necdet Oktaykan,
Nezih Oktaykan, Kerim Taykoz, Yiğit Top,
Ahmet Serkan Subaşı, Murat Karahan,
Avni Örgüç, Nalan Işıklı, Özlem Arslan
ve Hakan Kurt bu işin başından bu yana
neredeyse bizimleydi. Samsun’da bizi
birçok noktada düştüğümüz sıkıntıdan
çıkartan Yusuf Yılmaz’a ayrı bir teşekkür
yollamamız gerekiyor.
Can Akaydın, Toyota Derindere Samsun
çalışanları, Atilla Çetinli ve Alperen
Gökmen’de verdikleri desteklerle
yanımızda oldular.
Samsun’da bize yabancılık çektirmeyen
Samsun Valiliği, Samsun Büyük Şehir
Belediyesi, Samsun Emniyet Müdürlüğü ve
tüm Samsun’lularda bu rekorda bizi yalnız
bırakmadılar.
O gece bizim için oldukça uzundu çünkü
sadece bir geceden ibaret değildi. Uzun
sürecin kısacık bir gecesiydi.
Ahmet Said Özen
Fotoğraflar
Atilla Çetinli
Alperen Gökmen
Turgut Yüksekdağ
Twitter: @turgutyuksekdag
Yazayım Da Ne
Yazayım?
Ev sahibinin kira istemesinden
daha tedirgin edici olmaya
başladı Ahmet Said’in “yazıyı
göndermedin daha” mesajları.
Sahi ya aybaşı bu kadar çabuk
mu geliyordu?
Tamam yazayım da ne yazayım
Ahmet?
D
ünya Drift Rekoru’nu kırdık,
ucundan kulağından biz de bu işin
içindeydik desem bana gelene
kadar bu konuyu yazacak o kadaaaarrr
çok dostum var ki, bana düşmez.
Türkiye Ralli Şampiyonası’nda bir İstanbul
Rallisi yaşandı ki gerçekten çok kırıcıydı,
etaplar adeta otomobilleri parçaladı
diyeceğim ama onu da yazan çok.
Hem de çok güzel yazıyor arkadaşlar.
Ümit Erdim’i de gördüm ralli de,
arabasının yarısı yoktu yine ama fotoğraf
çektiremedim.
İstanbul Park’ta Pist Günleri vardı,
otomobilini alan geldi, harika bir
organizasyon oldu. Ama o kadar az
duyuldu ki yazsam kimsenin ilgisini
çekecek gibi değil.
İstanbul’dan BMW M Power Experience
geçti, ama izleyicilere kapalı bir
organizasyondu, kimse duyamadı,
göremedi. Görsem yazacaktım ama ben
de göz ucu ile görebildim Ahmet.
İzmit’teki drag yine çok başarılı oldu,
bu sporun üzerinde keşke biraz daha
eğilebilsek diyeceğim “aman ama o iş
çok tehlikeli, biliyorsun zamanında” diye
başlayan yanıtlar alacağım.
Şimdi söyle Ahmet ben yazayım?
RP Magazin’in son sayısından
bugüne kadar otomobilin, otomobil
tutkunlarının olduğu her yerde olmuşuz,
otomobil sporunu geliştirecek onlarca
çalışmalar yapmışız ne yazabiliyoruz, ne
dinletebiliyoruz.
Büyük firmalar neden sponsorluklardan
kaçıyorlar diyeceğim “aman kimseyi
kırmayalım” diyeceksin.
Siz de niye otomobil dergisi çıkarıyorsunuz
ki, çıkarın şöyle futbol dergisi, magazin
dergisi, erkek dergisi gönlümüzün istediği
gibi yazalım.
Otomobil basını bizi neden görmüyor
diyeceğim bu sefer seni susturamayacağım
:=)
Ekmeleddin dememle “siyaset
yapmayalım” demen bir olacak
Bu arada AutoClub olarak biz yepyeni
bayilikler açıyoruz, her geçen gün
büyüyoruz desem “reklam yapma”
diyeceksin.
Bak istersen Eylül’ü de yazayım şimdiden;
Ağustos’a bayramla girdik, sonra seçim
vardı, hatta iki seçim vadı, insanlar tatile
gitmişti, bizde de elektrikler kesikti,
çalışamadım Ahmet :=)
İyi bayramlar, güzel bir Ağustos olsun
hepimiz için!
Biraz Gezdik
T
emmuz ayında hem biraz
yer görelim hem de eski
dostlarla hasret gidereyim
diye İngiltere yollarına düştüm.
Düzen, intizam, temizlik,
birbirine saygılı yaşam, özgürlük,
kazanç/yaşam kalitesi oranı
vesaire. Karşılaştırması derken
yine dertlendim. İlk kalış yerim
Chelsea’ydi. Otomobiller ve
motosikletlerin en kalitelilerinin
barındığı yer yani. Onların
normal yaşamı bizim için
görsel bir şölen adeta. 10 gün
boyunca gözlerim kulaklarım
bayram etti.
Avni Örgüç
Harley Davidson mağazası benim için
tam kahır mektubu oldu. 2010 model
yüksek hacimli full aksesuar motorların
fiyatlarının (0’ıda aynı şekilde ama)
asgari ücret seviyesinde çalışan
insanların ortalama 8 -14 aylık maaşları
kadar olması ülkem ekonomisi adına
çok acıydı.
Neyse asıl konuya gelelim konumuz
2 tekerse ve iki teker kullanılacaksa
ülkem hep konuştuğumuz gibi çok
tehlikeli. Hem normal yaşamın içindeki
kişiler, hem de motor kullanıcıları
olarak hem eğitimsiz, hem umursamaz,
hem de saygısızız. Otomobil ve diğer
araçları kullanan insanların yayalar ve
2 tekerliler karşısında o kadar hoşgörü
ve müsamahaları var ki, kelimenin tam
anlamıyla inanamıyorsunuz. 2 tekere
çarpan bir araç sürücüsünün kanun
karşısında hiçbir dayanağı yok. 2 teker
sürücülerinde bunu hiçbir zaman silah
olarak kullanmıyor ve onlarda kurallara
aşırı riayet ediyor. Kasksız hiçbir 2
teker sürücüsüne rastlamanız mümkün
değil. Bisikletiyle giderken koluyla sinyal
(döneceğim) işareti yapmayan tek bir
kişi yok. En önemlisi hangi sokakta
denk gelirseniz gelin, motorun burnunu
kaldırıma doğru verip duran motosiklet
sürücüsü yok . Bir gün bu şekilde park
etmeyi öğrenmemiz ümidiyle.
Hızlı gitmenin dayanılmaz riskleri...
Niçin biz gazı çevirdikçe, motosikletimizin hızı arttıkça, maruz kalacağımız riskler artar?
S
ürat arttıkça kaza yapma olasılığı
artar, hakimiyet azalır.
• Hız arttıkça kazalarda alınan
hasar ve ölüm riski artar.
• Hızlı giderken motosikletimizin yarattığı
titreşim görüşümüzü bozar.
• Ne kadar hızlanırsak o kadar uzağa
bakmak gerekir ki, yaklaşan risklere karşı
tedbir almaya zaman kalmaz.
• Hız yorgunluk yaratır bu da görüşü
olumsuz etkiler , bakış düşmesi tabir
edilen , ileriye bakışın kaybolmasına,
kolların kasılmasına, motosikletinizi sizin
yönetmediğiniz, motosikletinizin sizi
yönlendirdiği duygusu gelişir.
• Hız tehlikeye verilecek tepki mesafesini
ve sonrasında duruş mesafesini arttırır
(Hızımızın iki kat artması duruş mesafemizi
4 kat arttırır), çok risklidir, hız algısının
kaybolmasına, durabileceğiniz mesafenin
aklınızdakinin aksine çok daha uzun
olmasına sebebiyet verir .Bunun ile ilgili
bir de deyiş vardır, ne kadar hızlı gittiğini
durmak isteyince anlarsın.
• Hız arttıkça ayrıntıları görmek zorlaşır
, yol kenarındaki tehlikeler, yüzeydeki
bozukluklar , hareketli riskler , çok çabuk
karşımıza gelirler , hatta geniş virajlar dahi
hız arttıkça , dönmesi zor dar virajlar
haline gelecek, sürücüyü strese sokacak,
konsantrasyonunu azaltacaktır.
Bu sıralamaya sizlerde ilaveler
yapabilirsiniz.
Duruş konusunda ALTIN KURAL:
Kendi şeridimiz içinde, önümüzde açık
ve engelsiz olduğunu görebildiğimiz son
noktada durabilecek hızda kullanmakdır.
Kalabalık bir kent alanında 50 km/s ile
gitmek güvenli olmayıp, hız sınırlamaları
sadece sürebileceğiniz maksimum hızı
gösterir, bu sınırlama güvenli hız ile aynı
şey değildir.
• Bir otoyoldan sonra 50-60 km/s gibi
düşük süratlerle gidilen bir yola girmek. Bu
size olduğundan daha düşük bir süratmiş
gibi gelecektir.
• Sulusepken, sis, sağanak ve gece gibi
koşullar sebebiyle görüş iyi olmadığında
algılama bozulabilir.
• Sizinkinden daha sessiz, yumuşak
ve güçlü bir motora bindiğinizde hızı
algılamak zor olabilir; bu durumda daha
hızlı gidilebilir.
• Açık yollarda dar ve kapalı yollarda
gittiğinizden daha hızlı gittiğinizi
düşünebilirsiniz.
Bu gibi durumlarda sık sık kendi kendiniz
ile konuşmalı, devamlı olarak durum
değerlendirmesi yapmalısınız.
Mithat KILIÇ
Download

BİR REKORUN HİKAYESİ