T.C.
Ege Üniversitesi
Diş Hekimliği Fakültesi
Periodontoloji Anabilim Dalı
İMPLANT YERLEŞTİRME VE YÜKLEME PROTOKOLLERİ
BİTİRME TEZİ
Stj. Diş Hekimi Burçak GÜRSOY
Danışman Öğretim Üyesi: Doç. Dr. Sema BECERİK
İZMİR-2014
İÇİNDEKİLER
ÖNSÖZ
I. GİRİŞ
1. GENEL BİLGİLER………………………………………………………..2
1.1.Dental İmplant Uygulamalarının Kısa Tarihçesi…………………...3
2. İMPLANTTA BAŞARI KRİTERLERİ……………………………………4
2.1.İmplant Endikasyon ve Planlamasının Doğru Yapılması………....5
2.1.1.Endikasyonları……………………………………………………..7
2.1.2.Kontrendikasyonları……………………………………………….7
2.2.Sert
ve
Yumuşak
Dokuların
İmplant
Tedavisi
İçin
Uygunluğu………………………………………………………………..8
2.3.Uygulanan Metodun ve Ekibin Yeterliliği…………………………...8
3. İMPLANTLARIN SINIFLANDIRILMASI………………………………..9
3.1.Şekillerine Göre Sınıflandırma………………………………………10
3.2.Yüzey Özelliklerine Göre Sınıflandırma…………………………….10
4. BAŞARILI
OSSEOİNTEGRASYON
İÇİN
İMPLANTIN
SAHİP
OLMASI GEREKEN ÖZELLİKLER……………………………………11
5. DİŞ ÇEKİMİ SONRASI İMPLANT YERLEŞTİRİLMESİ……………..12
5.1.Çekim Soketinin İyileşmesi………………………………………….12
5.2.Diş Çekimi Sonrası İmplant Yerleştirmede Çeşitli Zaman
Dilimlerinin Avantaj ve Dezavantajları………………………………...16
5.2.1.Tip 1 (İmmediat Yerleştirme)…………………………………….16
5.2.2.Tip 2 (Yumuşak Doku İyileşmesi İle Birlikte Erken
Yerleştirme)………………………………………………………………17
5.2.3.Tip 3 (Kısmi Kemik Doku İyileşmesi İle Birlikte Erken
Yerleştirme)……………………………………………………………...18
5.2.4.Tip 4 (Geç Yerleştirme)…………………………………….........18
5.3.İmplant
Pozisyonu
İçin
Çekim
Soketinin
Rehber
Olarak
Kullanılması………………………………………………………………..19
5.4.Diş
Çekimini
Takiben
Tedavi
Yaklaşımının
Belirlenmesi………………………………………………………………..19
5.4.1.Anterior Maksillada Tedavi Yaklaşımının Belirlenmesi……....22
5.5.Çekim
Sonrası
İmplant
Uygulamalarının
Rejeneratif
Sonuçları…………………………………………………………………….24
5.6.Çekim
Sonrası
İmplant
Uygulamalarının
Ağızda
Kalım
Oranları………………………………………………………………………25
5.7.Çekim
Sonrası
İmplant
Uygulamalarının
Estetik
Sonuçları……………………………………………………………………26
6.İMPLANT
YERLEŞTİRİLMESİ
SONRASI
YÜKLEME
ZAMANLARI………………………………………………………………..26
6.1.Dental
İmplantların
İmmediat
Yüklenmesine
Etki
Eden
Faktörler……………………………………………………………………..28
6.1.1.Hastaya Bağlı Faktörler…………………………………………..29
6.1.2.Cerrahi Faktörler…………………………………………….........30
6.1.3.İmplant Faktörü…………………………………………………...31
6.1.4.Oklüzyon Faktörü………………………………………………...31
6.2.Uygulama Bölgesine Göre Hemen Yüklemede Başarı………….32
6.2.1.Tek Diş İmplantlar………………………………………………...32
6.2.2.Sabit Protezler…………………………………………………….32
6.2.3.Overdenture Protezler…………………………………………....33
7.ÖZET………………………………………………………………………34
KAYNAKÇA………………………………………………………………...36
ÖZGEÇMİŞ…………………………………………………………………40
ÖNSÖZ
“İmplant Yerleştirme ve Yükleme Protokolleri” konulu tez çalışmam
boyunca benden hoşgörüsünü, iyi niyetini ve yardımlarını esirgemeyen
değerli hocam sayın Doç. Dr. Sema BECERİK’e, tezimi hazırlarken bana
olan destekleri için Stj. Diş Hekimi Tolga EMEK ve Stj. Diş Hekimi Çiğdem
TAYLAN’a ve her koşulda yanımda olan aileme sonsuz teşekkürlerimi
sunarım.
İZMİR-2014
Stj. Diş Hekimi Burçak GÜRSOY
GİRİŞ
İnsanlar yüzyıllardan beri fonksiyonel ve estetik nedenlerden dolayı
kaybedilen dişlerin yerini doldurabilmek için çeşitli tedavi yöntemleri
geliştirmiştir. Bu tedavi yöntemlerinden biri de dişsiz boşlukların implantlar ile
rehabilite edilmesidir. Uygun endikasyonlarda, dişsiz hastaların protetik
rehabilitasyonunda osseointegre implantlar yüksek başarı oranı gösterir. (4)
İmplant tedavisinde diş çekimini takiben çekim soketlerine dental
implantların yerleştirilmesi günümüzde rutin bir prosedür haline gelmiştir.
Klinisyen için diş çekiminden sonra ne zaman implant yerleştirileceği
konusunda farklı seçenekler vardır. İmplant diş çekimi ile aynı anda, çekim
sonrası yumuşak doku iyileşmesini takiben veya kısmi kemik iyileşmesi
tamamlandıktan sonra yerleştirilebilir. Bazı vakalarda da klinisyen soketin
tamamen iyileşmesine olanak sağlamak için geç implant yerleştirmeye karar
verebilir. Bu tedavi uygulamalarının her birinin kendine özgü karakteristikleri,
endikasyon ve kontrendikasyonları, avantaj ve dezavantajları, riskleri,
prosedürün uygulama güçlüğü ve sonuçları ile ilgili çeşitli seviyelerde bilimsel
kanıtları vardır.(1)
Dental implant tedavisinde güncel konulardan birisi haline gelen diğer
bir
nokta
ise
erken
yükleme
uygulamalarıdır.
Geleneksel
implant
uygulamalarında, cerrahi işlem sonrasında alt çenede 3 ay ve üst çenede 6
aylık iyileşme süreleri beklendikten sonra protetik işlemlere geçilmektedir.
İmplantasyon
sonrası
implanta
yük
uygulamadan
belirli
bir
süre
beklenilmesindeki amaç, çevre kemik dokusunun yeterince mineralize olarak
protetik yükleri karşılayabilecek hale gelmesi düşüncesidir. Fakat implantoloji
alanındaki uygulamaların ve araştırmaların artmasıyla birlikte bu sürelerin
kısaltılabilmesi mümkün hale gelmiştir. İmplant uygulaması sonrası protetik
aşamaya geçiş zamanlamasına bağlı olarak farklı yükleme protokolleri
geliştirilmiştir. Buna göre, implantasyon sonrası 1 hafta içerisinde protezin
uygulandığı durumlar “ hemen yükleme ”, protezin 1 hafta ile 2 ay arasında
uygulandığı olgular “ erken yükleme ”, 2 aydan sonraki uygulamalar ise “ geç
yükleme ” olarak sınıflandırılmıştır.(3)
Bu çalışmada implant uygulamaları ile rehabilite edilen dişsizlik
olgularında diş çekimi sonrası implantın yerleştirilme ve yükleme zamanı
konusundaki güncel yaklaşımlar hakkında bilgi verilmiştir.
1.GENEL BİLGİLER
İmplant sözcüğü Latince ‘in=içerisine, içerisinde’ ve ‘planto=yerleştirme,
dikme, ekme’ anlamına gelen sözcüklerin birleşiminden oluşur. İmplantlar
kelime anlamı olarak tedavi ve fonksiyon amacı ile vücut içerisine ve canlı
dokulara yerleştirilen cansız maddelerdir.
Günümüzde, vücudun kaybını suni olarak tamamlayan, iyileşmesine
yardımcı olan ve protez ismi verilen kavram da göz önüne alınarak, sözü
edilen bu amaçlara yönelik doku içerisine yerleştirilen suni yapılara ‘implant
protezi’ adı verilmektedir. Bunlara örnek olarak kardiovasküler cerrahide
kullanılan kalp kapakçığı protezlerini, ortopedik cerrahide kullanılan eklem
protezlerini verebiliriz. Dental implantlar ise kemiğin içine, üzerine ya da
mukozaya yerleştirilen ve dişin yerini tutması amaçlanan yapılardır.
İnsanoğlu yüzyıllardan beri fonksiyonel ve estetik nedenlerle kayıp dişlerin
yerini doldurmak için çeşitli yöntemler geliştirmiştir. Bu yöntemlerden birisi
olan dişsiz boşlukların implant ile onarılmasındaki ilke, implant ile canlı ve
sağlıklı kemik dokusu arasında doğrudan yapısal ve fonksiyonel birleşmenin,
yani osseointegrasyonun sağlanabilmesidir. ‘Osseointegrasyon’ kavramı
Branemark ve arkadaşları tarafından ‘yaşayan kemik dokusu ile titanyum
implant arasında, ışık mikroskobu düzeyinde büyütme ile gözlenen direkt
temas’ olarak tanımlanmıştır. Aynı araştırıcılar daha sonra bu olguyu ‘canlı
kemik dokusu ile yükleme altındaki implant yüzeyi arasında direkt yapısal ve
işlevsel bağlantı’ tanımı ile pekiştirmişlerdir. (4, 5, 8)
2 1.1.Dental İmplant Uygulamalarının Kısa Tarihçesi
Dental implant uygulamalarının tarihçesine bakıldığında konu ile ilgili en
eski bulguların Mısır ve Maya uygarlıklarında kaybedilen dişler yerine yeşim
taşı gibi suni maddelerin çene kemiğine ekilmesi olduğunu görmekteyiz.
Güncel implantoloji uygulamalarına benzer çalışmalarsa ilk olarak XX. yy
başlarına rastlamaktadır. 1909 yılında ABD’de, Greenfield ilk diş implantı
patentini almıştır.
Oral implantolojideki bilimsel gelişmelerin başlangıcını Branemark ve
ark. ile Schroeder ve ark.’nın saf titanyum implant ile yaptıkları temel
çalışmalar
oluşturur.
Branemark
1955
yılında
tavşan
tibialarında
revaskülarizasyonu vital mikroskopi ile inceleyen bir deney sırasında
tesadüfen kemik ile titanyum arasındaki sıkı adaptasyonu fark ederek konuyu
daha detaylı araştırmıştır. Branemark ve ark. bu fenomeni ‘osseointegrasyon’
olarak adlandırmışlardır.
İsveçli araştırmacılar, 1965 yılından itibaren total dişsizlik vakalarının
sabit
protezler
ile
rehabilitasyonu
amacıyla
uyguladıkları
tedavilerin
sonuçlarını 1969 ve 1977 yıllarındaki iki yayın ile diş hekimliği literatürüne
kazandırarak konunun bilimsel platforma oturmasında öncülük etmişlerdir.
Başlangıçta total dişsizlik vakalarının protetik rehabilitasyonuna yönelik
ortaya çıkan osseointegre diş implantları, zaman içerisinde saptanan başarılı
sonuçların ışığı altında endikasyon alanını genişleterek, tüm diş eksikliği
biçimlerinin tedavisini kapsar hale gelmiştir. (10, 11)
3 2.İMPLANTTA BAŞARI KRİTERLERİ
Bir implantın başarılı sayılabilmesi için şu kriterlerin hepsini yerine
getirmesi gerekir;
 Fonksiyonel (Çiğneme ve konuşma)
 Psikolojik (Ağrı ve rahatsızlığın olmaması, olumlu estetik sonuç)
 Fizyolojik (Osseointegrasyonun sağlanması ve devamlılığı, dokularda
patolojik cevap oluşturmaması)
Zarb
ve
Albrektsson’un
1998’de
yayınladıkları
bir
konsensiyus
raporunda başarılı bir implantta bulunması gereken kriterler ise şu şekilde
belirlenmiştir;
 Klinik olarak incelendiğinde implantta
hareketliliğin olmaması,
 Radyografik olarak incelendiğinde implant çevresinde radyolüsent
alan bulunmaması,
 İmplantlar yüklendikten sonra maksimum kemik kaybının ilk yıl için
1.5 mm’yi, sonraki yıllarda ise 0.2 mm’yi geçmemesi,
 Geri dönüşü olmayan ağrı, enfeksiyon, nöropati, parestezi veya
mandibuler kanal perforasyonu gibi semptom ve anomalilerin
bulunmaması,
 İmplantın bu kriterleri 5 yılda % 85, 10 yılda ise % 80 oranında yerine
getirmiş olması gerektiği bildirilmektedir. (2)
Başarı kriterlerinin objektif olarak değerlendirilemediği implantlar
‘fonksiyonel’,
ölüm
ya
da
başka
bir
nedenle
takip
edilemeyenler
‘değerlendirilememiş’, çıkarılan ya da düşen implantlar ise ‘başarısız
4 implantlar’
olarak
adlandırılmaktadır.
Aşağıdaki
kriterlerin
hepsini
sağlayabilen implantlar başarılı olarak adlandırılmıştır.
 Protez çıkartıldığında implantlarda hareketlilik olmamalıdır.
 Radyografide implant çevresinde radyolüsent alan bulunmamalıdır.
 İmplant çevresindeki kemik stabil olmalıdır.
 Ağrı olmamalıdır.
İmplant
çalışmalarının
başarısı
periodontolog,
protez
uzmanı,
maksillofasiyal cerrah ve hasta arasındaki uyumun sonucuna bağlıdır.
Yapılacak olan implantın başarılı olmasında pek çok faktör etkilidir. Bunlar;
1) İmplant endikasyonu ve planlamasının doğru yapılması,
2) Sert ve yumuşak dokuların implant tedavisi için uygunluğu,
3) Uygulama metodu ve ekibin yeterliliği,
4) İmplant materyalinin uygun özelliklere sahip olması,
5) Uygulanacak protetik tedavilerin planlama ve uygulamasının doğru
yapılması,
6) Yüklemenin zamanında ve uygun şekilde yapılması,
7) Postoperatif dönemde hastanın göstereceği özen. (5, 8)
2.1.İmplant Endikasyonu ve Planlamasının Doğru Yapılması
Uygulanacak olan implant tedavisinin başarılı olmasındaki en önemli
faktörlerden biri doğru hasta seçimidir. Bu seçimdeki en önemli iki faktör
hastanın yaşı ve sistemik durumudur. Kızlarda 15, erkeklerde 18 yaşından
önce yapılan implant uygulamaları büyüme ve gelişim üzerine olan olumsuz
etkilerinden dolayı önerilmemektedir. Diğer yanda yaşlı hastalarda da
5 hastanın sistemik durumu, sürekli olarak kullanmak zorunda olduğu ilaçları
ve hasta motivasyonu açısından sorunlar çıkabilmektedir. Sistemik hastalığı
olan bireylerde gerekli önlemler cerrahi işlem öncesi alınmalıdır. Bununla
beraber bazı sistemik hastalıklar implantın prognozunda oldukça etkili
olabilmektedir (kontrol altında olmayan diabet ve osteoporoz gibi). Kontrol
altında
olmayan
diabetlilerde
bozulmuş
karbonhidrat
metabolizması,
enfeksiyona direncin düşük olması ve artmış periodontal hastalık eğilimi
nedeniyle komplikasyon oluşma ve implantın başarısız olma olasılığı fazladır.
Ancak kontrol altındaki diabetli hastalarda da yüksek başarı oranlarının
bildirildiği yeni çalışmalar da bulunmaktadır. Tedavi açısından en riskli hasta
gruplarından biri de kemoradyoterapi gören hastalardır. Böyle hastaların
immün sistemleri baskılanmış olup, radyoterapi alan hastalarda osteoporoz
riski de bulunmaktadır. Radyoterapi sonrası özellikle maksillada implant
tedavisinin başarı olasılığı daha düşüktür. (8)
Hasta seçiminde dikkat edilmesi gereken önemli noktalardan birisi de
hastanın periodontal dokularının sağlığıdır. Hastanın periodontal durumu
değerlendirilirken kişinin oral hijyen durumu, sigara alışkanlığı, sistemik
hastalığının olup olmadığı, psikolojik durumu gibi faktörler göz önünde
tutulmalıdır. Dişsizliğinin sebebi periodontal hastalık ya da kötü hijyen olan
hastalarda implantın başarılı olma olasılığı biraz daha düşük olmaktadır.
Ayrıca hastanın oklüzal kapanış ilişkisi de oldukça önemlidir. Ciddi Class 2 ve
Class 3 vakalarda gerekli ortodontik- ortognatik cerrahi tedavi seçenekleri
değerlendirilmelidir.
Sonuçta
implant
kontrendikasyonlar şu şekilde sıralanabilir;
6 tedavisi
için
endikasyon
ve
2.1.1.Endikasyonlar:
1) Hareketli protezin tutuculuğunun yetersiz olduğu vakalar
2) Hareketli protezde stabilitenin sağlanamayacağı durumlar
3) Hareketli protez kullanımından fonksiyonel olarak rahatsız olacak
hastalar
4) Psikolojik olarak hareketli protez kullanımını reddeden hastalar
5) Hareketli protezin stabilitesini bozan parafonksiyonel alışkanlıklar
6) Ağızdaki mevcut dayanakların sayısının ve dağılımının yetersiz
olduğu durumlar
7) Sabit protezlerde kullanılacak dayanağın olmadığı durumlar
8) Ortodontik ankraj amaçlı olarak
9) Komşu dişlerin sağlıklı olduğu tek diş eksikliği
10)Diş agenezisi
11)Konservatif tedavi isteği ( hastanın sağlıklı dişlerine müdahale
edilmemesi isteği)
2.1.2.Kontrendikasyonlar:
Major kontrendikasyonlar:
1) Major psikiyatrik bozukluklar
2) Kontrol edilemeyen sistemik hastalıklar
3) Alkol ve ilaç bağımlılığı
4) Hastanın yaşı ( büyüme çağındaki genç hastalar)
Göreceli kontrendikasyonlar:
1) Yetersiz kemik hacmi ve/veya kötü kemik kalitesi
2) Yetersiz interoklüzal aralık
3) Risk taşıyan hastalar ( radyoterapi almış, ileri periodontal hastalığı
7 olan, sigara kullanan, bruksizmi olan, ciddi osteoporoz şüphesi olan hastalar)
(8, 13, 17)
2.2.Sert ve Yumuşak Dokuların İmplant Tedavisi İçin Uygunluğu
İmplant tedavisi öncesi sert ve yumuşak dokular dikkatlice incelenmeli,
herhangi bir patoloji olup olmadığı saptanmalıdır. İmplant bölgesindeki
anormal frenulumlar, kas yapışıklıkları, bu bölgede var olabilecek lezyonlar
elimine edilmelidir. Eğer keratinize yumuşak doku yetersizse ve yeterli protez
desteği oluşturamayacak ise o bölgede greft kullanılarak istenilen kalitede
doku oluşturulmalıdır.
Tedavi öncesi hastanın kemik yüksekliği ve genişliği belirlenmelidir. Bu
amaçla panoramik, bilgisayarlı tomografi, multiplanar radyografiler alınarak
çeneler üç boyutlu olarak incelenebilir. İmplant uygulanacak bölgenin gerçek
boyutlarının bilinmesi bizim açımızdan çok önemli olduğundan bu amaçla
alınan bilgisayarlı tomografilerin yararı tartışılmazdır. Deneyimler implant
tedavisi için anterior maksillada ve mandibulada en az 7 mm’lik, posterior
mandibulada da mandibuler kanalın üzerinde en az 10 mm’lik kemik
yüksekliğinin olması gerektiğini göstermektedir. Minimal kemik genişliği de 6
mm olmalıdır. Kret yüksekliğinin ve genişliğinin yetersiz olduğu vakalarda
alveoler
distraksiyon
uygulanarak
istenilen
özellikte
kretler
oluşturulabilmektedir. (8, 15, 16, 18)
2.3.Uygulanan Metodun ve Ekibin Yeterliliği
Son yıllarda implantın yerinin bilgisayar üzerinde saptanıp buna göre
yerleştirildiği
teknikler
kullanılmaktadır.
Hastanın
çene
radyografileri
bilgisayar ortamına aktarılmakta, anatomik yapılara zarar verilmeden
8 implantın en uygun nereye yerleştirileceği bu yöntemle saptanmakta, böylece
komplikasyon riski de en aza indirilmiş olmaktadır.
Cerrahi işlem öncesi antibiyotik uygulanmasının gerekliliği konusunda
yeterli
kanıt
yoktur.
Genel
olarak
operasyon
öncesi
antibiyotik
uygulanabilmekle beraber, preoperatif antibiyotik kullanımının gereksiz
olduğunu bildiren yayınlar da vardır.
Cerrahi uygulama sırasında iki implant yuvası arasında en az 7 mm
mesafe bırakılmalı, yuva açarken kullanılan frezler implant boyundan 1 mm
uzun
olmalı,
mandibuler
kanalın
üzerinde
2
mm
güvenlik
aralığı
bırakılmalıdır. İmplantlar yerleştirilirken uzun eksenlerinin yandaki dişlerle
ve/veya birbirleriyle paralel olmasına dikkat edilmelidir. Paralelizasyonun
sağlanması yapılacak protezin estetiği açısından oldukça önemlidir. Ayrıca
mikroçatlakların
sıkıştırılmamalıdır.
oluşmaması
Yerleştirilen
için
implantlar
implantların
yerleştirilirken
etrafındaki
fazla
çok
mukoza,
estetiğin daha iyi olması için alınmalıdır. İyileşme vidasıyla implantın
arasında kalabilecek yumuşak doku postoperatif ağrıya ve enfeksiyona yol
açabileceğinden uzaklaştırılmalıdır. (8)
3.İMPLANT MATERYALLERİNİN SINIFLANDIRILMASI
Çene kemiğine yerleştirilen implantlar şu şekilde sınıflandırabilir:
1. Kemik içi (Endoosseöz) implantlar: Çekim boşluğuna ya da dişsiz bir
alanda alveoler kret içine açılan yuvaya yerleştirilen implantlardır.
2. Kemik üstü (Subperiosteal) implantlar: Bu implantlar alveoler kemik
üzerine, periostun altına yerleştirilen implantlardır.
3. İntramukozal implantlar: Total veya parsiyel hareketli protezlerin
retansiyonunu arttırmak amacıyla kullanılan buton şeklindeki implantlardır.
9 4. Transmandibuler implantlar: Çene kırıkları ve ortognatik cerrahi
vakalarında kullanılan miniplaklar ile subperiosteal implantları sabitlemede
bazı araştırmacıların transkortikal implantlar olarak adlandırdığı mini implant
vidalar bu gruba girer.
5. Endodontik (Transdental) implantlar: Mevcut bir dişin kökü içinden
geçip çene kemiğine yerleşen implantlardır.
3.1.Şekillerine göre implant sınıflaması:
1)Kök formunda implantlar
-Silindirik implantlar
-Vida şeklinde implantlar
2) Blade form implantlar
3.2.Yüzey özelliklerine göre implant sınıflandırması:
1. İşlenmemiş yüzeyli implantlar
2. İşlenmiş yüzeyli implantlar
a) Parlatılmış yüzeyli implantlar
b) Kumlanarak pürüzlendirilmiş yüzeyli implantlar
c) Asitle pürüzlendirilmiş yüzeyli implantlar
d)Kumlanarak ve asitle pürüzlendirilmiş yüzeyli implantlar
e)Lazerle pürüzlendirilmiş yüzeyli implantlar
f) Pöröz yüzeyli implantlar
g) Pöröz sinterlenmiş yüzeyli implantlar
3. Kaplanmış yüzeyli implantlar:
a) Plazma spreyi kaplanmış yüzeyli implantlar
b) Seramik kaplanmış yüzeyli implantlar
i. Trikalsiyumfosfat kaplanmış yüzeyli implantlar (TCP)
10 ii. Hidroksiapatit kaplanmış yüzeyli implantlar (HA)
4. Kombine implantlar
4.BAŞARILI BİR OSSEOİNTEGRASYON İÇİN İMPLANTIN SAHİP OLMASI
GEREKEN ÖZELLİKLER
İmplantın yapısal özellikleri başarıyı etkiler. Bu özellikler; implantın
dizaynı ve geometrisi, yapıldığı materyal, implantın çapı, uzunluğu, yüzey
özelliği, dokularla olan biyouyumluluğu gibi faktörlerdir. İmplantın çapı
osseointegrasyonu etkileyen en önemli faktörlerden birisidir. Çap; rezidüel
kemiğin özelliğine, protezin tipine, estetik ve biyomekanik faktörlere göre
seçilir. Çap arttıkça implantın dayanıklılığı ve primer stabilitesi de
artmaktadır. İmplantın uzunluğu da başarıyı etkileyen faktörlerdendir. Protetik
yapının yükünü iyi taşıyabilmesi için implant gövdesinde anatomik yapıların
izin verdiği en uzun boy ve çapta implant seçilmelidir. On mm’den kısa
standart implantlarda başarısızlık oranı artmaktadır. Sekiz mm’den kısa
implantlarda , Tip 4 kemikte ve posterior maksillada ise başarısızlık riski en
fazladır.
İmplantın yüzey özelliği kemik-implant yüzey teması bakımından önem
taşır. Yüzey pürüzlülüğünün, dolayısıyla da kemik-implant temas oranının en
yüksek kumlanmış ve asitle pürüzlendirilmiş yüzeylerde olduğu bildirilmiştir.
Bu implant yüzeyinin kullanımı bize özellikle immediat ve erken yüklemelerde
avantaj sağlamaktadır. İmplant materyalinin dokularla olan biyouyumluluğu
hem osseointegrasyon açısından, hem de kişinin sağlığı yönünden çok
önemlidir. Oluşabilecek akut ya da kronik toksik reaksiyonlar tedavinin
başarısını olumsuz yönde etkiler. (8, 15, 25, 26)
11 5.DİŞ ÇEKİMİ SONRASI İMPLANT YERLEŞTİRİLMESİ
Diş çekimini takiben çekim soketlerine dental implantların yerleştirilmesi
günümüzde rutin bir prosedür haline gelmiştir. Hastalar dişlerini; genellikle
çürük, kronik periodontitis, kök kırığı, başarısız endodontik tedavi, aşırı kron
harabiyeti veya travma nedeni ile kaybetmektedirler. Klinisyen, çekeceği
mevcut dişi değerlendirmeli ve diş çekimi sonrası implant yerleştirmeyi
planladığında bu işlemin zamanlaması ile ilgili bazı kararlar vermelidir.
İmplant tedavisinin primer amacı; hem fonksiyon hem de estetik yönden
yüksek oranda tatmin edici, komplikasyon riskinin düşük olduğu başarılı
tedavi sonuçları sağlamaktır. Sekonder amacı ise; minimum sayıda cerrahi
girişim, düşük morbidite oranı ve diş çekimi ile protetik restorasyon
arasındaki sürenin mümkün olduğunca kısa olmasıdır.
Son 15 yılda tedavi protokollerinin modifiye edilmesi, implant
tedavisinin daha cazip hale getirilmesi ve böylece hastaların bu tedavi
seçeneğini daha kolay kabul etmelerini sağlamak için çeşitli çalışmalar
yapılmıştır. Ancak bu modifikasyonlar hem başarılı sonuç elde etme
olasılığını azaltmakta hem de komplikasyon riskini artırmaktadır. (3)
5.1.Çekim Soketinin İyileşmesi
Diş çekimi soketinin iyileşmesi, hem soket içinde kemik formasyonuna
neden olan internal, hem de alveoler kret genişliği ve yüksekliğinin
azalmasına neden olan eksternal değişiklikler ile karakterizedir. Diş çekimi
sonrası oluşan kanama sonucu çekim kavitesinde bir pıhtı oluşur. Bununla
birlikte ortaya çıkan enflamatuar reaksiyon hücreleri, granülasyon dokusu
oluşumunu stimüle eder. Çekimden sonraki 48-72 saat içinde, özellikle
soketin tabanı ve periferinde granülasyon dokusunun pıhtı içine infiltre olması
12 nedeniyle pıhtı değişmeye başlar. Dördüncü günde epitel soketin periferinden
prolifere olmaya başlar ve immatür bağ dokusu görülür. Yedi gün sonra
granülasyon dokusu tamamen infiltre olur ve pıhtının yerini alır. Bu aşamada
kalsifiye olmamış kemik parçacıkları şeklinde soketin tabanında osteoid
oluşumu
görülür.
Çekimden
sonraki
3-4
haftadan
sonrasında,soket
tabanındaki bu osteoid, soket tabanından koronale doğru mineralize olmaya
başlar. Bu olay çekimden 6 hafta sonra soketi tamamen örtecek olan
reepitelizasyon ile birlikte devam eder. Soketin maksimum radyografik
dansitede yeni kemikle dolması 100 gün civarında gerçekleşir.
Çekim soketlerinin iyileşmesini etkileyen çeşitli faktörler vardır. Çekim
soketinin büyüklüğü önemli bir parametredir. Geniş soketler defektin dolması
için dar soketlerden daha uzun süre gerektirirler. Horizontal kemik kaybının
olduğu soketler soketin seviyesinin azalması nedeniyle daha az kemikle
dolum gerektirdiklerinden daha hızlı kemikle iyileşirler. Çekim soketini
dolduracak olan kemik hem vertikal hem horizontal yöndeki kemik seviyesine
kadar veya komşu dişin kret seviyesine kadar rejenere olmayacaktır. Başka
bir ifade ile %100 soket dolumu oluşmayacaktır. Çok sayıda dişin çekimi
alveoler kretin büyük bir kısmında rezorbsiyon ile sonuçlanacaktır. Tek bir
dişin çekimi bile hem yumuşak hem de sert dokuda dikkate değer
değişikliklere neden olmaktadır. Schropp ve ark. yaptıkları çalışmalarda diş
çekiminden sonra vertikal yöndeki değişikliklerin ihmal edilebilir miktarda
olduğunu, horizontal yöndeki rezorpsiyon miktarının ise 3 ay sonra %30, 12
ay sonra ise %50 olduğunu gözlemlemişler ve bukkolingual yönde kretteki
azalmanın ortalama 5.9 mm olduğunu saptamışlardır. Bu değişikliklerin molar
bölgede premolar bölgeden daha fazla ve mandibulada maksilladan daha
13 fazla olduğunu gözlemlemişlerdir. Araujo ve ark. tarafından köpeklerde
yapılan histolojik çalışmalarda, diş çekimi sonrası kemik rezorbsiyonunun
soketin bukkal duvarında lingual duvarından daha fazla oranda olduğu
gösterilmiştir. İmmediat implant yerleştirme, bu rezorbsiyonu minimalize
etmenin bir çözümü olarak ortaya sunulmuştur. Ancak son yıllarda yapılan
klinik çalışmalarda, bu kret değişikliklerinin diş çekimi sonrası taze soketlere
implant yerleştirdikten sonra da ortaya çıktığı gösterilmiştir. Botticelli ve
ark.diş çekimi sonrası immediat implant yerleştirdikleri çalışmalarında, 4 aylık
iyileşme süresi sonunda horizontal yönde implantın bukkal tarafında %50,
lingual tarafında %30 rezorbsiyon olduğu, toplamda horizontal yönde kemik
rezorbsiyonu miktarının 2.8 mm olduğunu saptamışlardır. Covani ve ark. da
immediat implant yerleştirmenin alveoler krette bukkolingual yöndeki kemik
rezorbsiyonunu önlemediğini belirtmişlerdir. Botticelli ve ark. son zamanlarda
yukarıda bahsedilen horizontal yöndeki kemik rezorbsiyonunun çekim
soketine komşu diş olup olmamasıyla ve komşu dişlerin periodontal sağlığı
ile ilişkili olduğunu gözlemlemişlerdir. (1, 19)
Çekim soketinin mesial ve distalinde intakt periodonsiyumu olan dişlerin
varlığında, immediat implant uygulaması sonucu proksimal duvarlardaki
kemik
yüksekliğinin
korunabileceğini
ve
horizontal
yöndeki
kemik
rezorbsiyonunun sadece bukkal duvarda sınırlı kalabileceğini belirtmişlerdir.
Son yıllarda yapılan klinik ve deneysel çalışmalardan elde edilen
sonuçlar ışığında; özellikle estetik bölgede çalışılacağı zaman, bukkal tarafta
ortaya
çıkan
kemik
rezorbsiyonunu
kompanse
etmek
için
implant
yerleştirmeden önce yumuşak ve sert doku iyileşmesini beklemenin veya
implant ile birlikte ilave sert ve yumuşak doku greftlerinin yerleştirilmesinin
14 güvenli olabileceği ileri sürülmektedir. Taze çekim soketine bir implant
yerleştirileceği zaman; ortaya çıkacak rezorbsiyonu tolere edebilmek için
implantın soketin lingual/ palatinal duvarına doğru ve implantın omuz
kısmının da kret kenarından bir miktar aşağıda olacak şekilde yerleştirilmesi
önerilmektedir.(1, 22, 23)
Dişlerin çekimlerini takiben implant yerleştirilmesinin zamanlaması ile
ilgili olarak çeşitli tanımlayıcı süreler kullanılmıştır. 2003’te gerçekleştirilen 3.
ITI Konsensüs Konferansında getirilen sınıflama sistemi, diş çekimi sonrası
implant yerleştirme zamanlaması konusunda, çekimi takiben tanımsal süreler
veya sınırlayıcı zaman çerçevesinden çok, iyileşme sırasında istenilen klinik
sonuçlara dayanan bir sınıflama sistemidir. Bu sistemde Tip 1, implantın
çekimle aynı seansta çekim boşluğuna yerleştirilmesini ifade etmektedir; Tip
2, implantın yumuşak doku iyileşmesi büyük ölçüde gerçekleştikten sonra
fakat, soket içinde klinik olarak belirli kemik oluşumu meydana gelmeden
önce yerleştirilmesini ifade etmektedir. Tip 3, implantın çekim boşluğunun
klinik
ve/veya
yerleştirilmesi
radyografik
ve
Tip
4,
olarak
belirli
implantın
kemikle
tamamen
dolmasını
takiben
iyileşmiş
bölgeye
yerleştirilmesidir.
2009 yılındaki 4. ITI Konsensus Konferansı’nda ise bu tanımsal sürelere
ek olarak şu ek ifadeler tanımlanmıştır:
Çekim sonrası implant uygulaması: Tip 1, Tip 2 ve Tip 3 implant
uygulamalarını toplu halde tanımlamak için kullanılmaktadır.
Erken implant uygulaması: Tip 2 ve Tip 3 implant uygulamalarını toplu
halde tanımlamak için kullanılmaktadır.
15 Peri-implant defekt: Açığa çıkan implant yüzeyi ile taze veya iyileşmekte
olan çekim boşluğu duvarlarının iç yüzeyleri arasındaki boşluktur.
Kretin korunması: Çekim sonrası bölgelerde dikey ve yatay kret
değişikliklerini en aza indirme işlemidir.
Çekim sonrası implant yerleştirmenin zamanlaması konusundaki
sınıflama ve tanımlayıcı terimler aşağıdaki tabloda (Tablo 1) şematize
edilmiştir.(1)
Sınıf
Tanımlayıcı Terminoloji
Diş Çekimi Sonrası
Geçen Süre
0
Tip 1
İmmediat yerleştirme
Tip 2
Yumuşak doku iyileşmesi
ile
birlikte
erken
yerleştirme
4-8 Hafta
Tip 3
Kısmi kemik doku
iyileşmesi ile birlikte erken
yerleştirme
12-16 Hafta
Tip 4
Geç yerleştirme
6 ay veya daha fazla
İmplant Yerleştirilirken
Karşılaşılan Klinik Durum
Herhangi bir yumuşak
doku veya sert doku
iyileşmesi
olmayan,
çekimden hemen sonraki
soket
Çekim soketi yumuşak
doku ile iyileşmiştir fakat
önemli
bir
kemik
iyileşmesi yoktur.
Çekim
soketinde
yumuşak doku ve önemli
bir
miktarda
kemik
iyileşmesi vardır.
Çekim soketi tamamen
iyileşmiştir.
Tablo 1: Diş çekimi sonrası implant yerleştirmenin zamanlaması konusundaki sınıflama ve
tanımlayıcı terimler
5.2.Diş Çekimi Sonrası İmplant Yerleştirmede Çeşitli Zaman Dilimlerinin
Avantaj ve Dezavantajları
5.2.1.Tip 1 (İmmediat Yerleştirme) :
Avantajları;
 Çekim
ve
implantın
yerleştirilmesi
gerçekleştirilebilir.
16 aynı
cerrahi
süreçte
 Tip 2, 3 ve 4’e kıyasla toplam tedavi süresi daha kısadır.
 Peri-implant defektler, sıklıkla eş zamanlı kemik ogmentasyon
işlemleri için uygun olan iki veya üç duvarlı defekt şeklindedir.
 İmplant yerleştirildikten hemen sonra hastanın geçici hareketli protez
ihtiyacını ortadan kaldıracak, implanta geçici bir restorasyon
ekleme/bağlama imkanı sağlar.
Dezavantajları;
 Bölgenin morfolojisi implantı ideal pozisyonda yerleştirme güçlüğünü
artırabilir.
 Bölgenin morfolojisi implantın başlangıç stabilitesini riske atabilir.
 Yumuşak doku hacminin yetersizliği gerilimsiz primer kapatmayı
zorlaştırır.
 Marjinal mukozanın çekilme riski artar.
 Kemik şekillenmesini tahmin edememek sonuçları riske atabilir.
5.2.2.Tip 2 (Yumuşak Doku İyileşmesi İle Birlikte Erken Yerleştirme):
Avantajları;
 Tedavi süresi kısalmıştır.
 İlave yumuşak doku hacmi gerilimsiz kapanmanın kolaylaşmasına
izin verir.
 İlave yumuşak doku hacmi, yumuşak doku estetik sonuçlarını
artırabilir.
 Peri-implant defektler sıkça eş-zamanlı kemik ogmentasyon işlemleri
için uygun olan iki veya üç duvarlı defektler olarak bulunur.
 Çekilen dişle birlikte bulunan patolojinin iyileşmesine olanak verir.
17 Dezavantajları;
 İki cerrahi işlem gerektirir.
 Bölgenin morfolojisi implantın başlangıç stabilitesini riske atabilir.
5.2.3.Tip 3 (Kısmi Kemik Doku İyileşmesi İle Birlikte Erken Yerleştirme) :
Avantajları;
 Parsiyel kemik iyileşmesi genellikle implant stabilitesinin kolaylıkla
elde edilmesine izin verir.
 İlave yumuşak doku hacmi gerilimsiz kapanmanın daha kolay
yapılmasına izin verir.
 İlave yumuşak doku hacmi yumuşak doku estetik sonuçlarını
artırabilir.
 Peri-implant defektler sıkça eş-zamanlı kemik ogmentasyon işlemleri
için uygun olan iki veya üç duvarlı defektler olarak bulunur.
 Fasiyal kemiğin dış yüzeyinin düzleşmesi kemiğin fasiyal yüzeyinin
greftlenmesini kolaylaştırır.
 Çekilen dişle birlikte bulunan patolojinin tedavisine izin verir.
Dezavantajları;
 İki cerrahi süreç gereklidir.
 Tip 1 ve 2 yerleştirmelerine kıyasla tedavi süresi daha uzundur.
 Soket duvarları değişen miktarlarda rezorpsiyon gösterir.
 Artan horizontal kemik rezorpsiyonu implant yerleştirmek için kemik
hacmini sınırlandırabilir.
5.2.4.Tip 4 (Geç Yerleştirme) :
Avantajları;
 Kemik iyileşmesi genellikle implant stabilitesine izin verir.
18  İlave yumuşak doku hacmi gerilimsiz kapanmanın daha kolay
yapılmasına izin verir.
 İlave yumuşak doku hacmi yumuşak doku estetik sonuçlarını
artırabilir.
 Çekilen dişle birlikte bulunan patolojinin tedavisine izin verir.
Dezavantajları;
 İki cerrahi süreç gereklidir.
 Tip 1, 2 ve 3 yerleştirmelerine kıyasla tedavi süresi daha uzundur.
 Soket duvarları çok yüksek miktarda rezorpsiyon gösterir.
 Artmış kemik rezorpsiyonu implant yerleştirmek için kemik hacmini
sınırlar. (1)
5.3.İmplant Pozisyonu İçin Çekim Soketinin Rehber Olarak Kullanılması
İmmediat implant yerleştirilmesi sırasında hekim için rehber olarak
soketi kullanması bir avantaj olarak görülebilmektedir. Ancak hekim implant
soketini hazırlamaya başladığında kesici frez sıklıkla soketin aksiyel duvarı
boyunca kayıp gitmekte, daha önceden çekilen dişin apeksinin olduğu
bölgeye gelmektedir. Bu kayma manevrası özel enstrüman vb. yollarla
önlenemezse,
çekim
soketinin
aksiyel
duvarlarının
eğimi,
kök
dilaserasyonları, kök apeksinin önceki pozisyonunu içeren çekim soketinin
morfolojisi protetik olarak istenmeyen bukkolingual implant açılanması
ve/veya pozisyonuna sebep olabilir. ( 1, 18, 20)
5.4.Diş Çekimini Takiben Tedavi Yaklaşımının Belirlenmesi
Bir dişin yerine implant destekli restorasyon yapılacağı zaman, klinisyen
diş çekimini takiben implantın yerleştirilmesi için en uygun zamanı
19 belirlemelidir. Tüm klinik durumlar için yukarıda bahsedilen dört tedavi (Tip 1,
2, 3, 4) yaklaşımından biri seçilebilir.
İmplantlar çekim sonrası alanlara yerleştirildiğinde rejeneratif tedavi
gereksinimi her zaman değerlendirilmelidir. Kemiğin şekillenmesini telafi
etmek ve en iyi fonksiyonel ve estetik sonuçları elde etmek için kemik
ogmentasyonu
önerilmektedir.
Akut
enfeksiyon
varlığı
kesin
bir
kontrendikasyondur.
Mukozal çekilme olmadan başarılı sonuçların elde edildiği, flep
kaldırılmadan ya da kaldırılarak immediat implant yerleştirilmesinde en kritik
faktör vaka seçimidir. Estetik olmayan bölgelerde, immediat yerleştirme (Tip
1), apikal patolojinin olmadığı ya da çok az olan, kemik kaybı olmayan tek
köklü bölgelerde kemik duvarları intaktsa düşünülebilir. Akut enfeksiyonun ve
süpürasyonun olduğu, primer stabilitenin bulunmadığı veya az olduğu
durumlarda immediat yerleştirme yapılmamalıdır.
Estetik bölgelerde immediat yerleştirme, kalın doku biyotipi olan, kalın
bir fasiyal kemik duvarı varlığında (1 mm veya daha fazla) ve primer
stabilitenin sağlanabileceği tek diş boşlukları söz konusuysa düşünülebilir.
Ancak bu olumlu koşullara rağmen, dişeti çekilmesine karşı bağ dokusu
greftleri ve flep kaydırma gibi ekstra prosedürler gerekebilir. Fasiyal kemik
yüzeyi zarar görmüşse doku biyotipinin kalın olduğu durumlarda bile Tip 2
veya Tip 3 erken yerleştirme tercih edilmelidir. Eğer doku biyotipi ince, fasiyal
kemik yüzeyi ince veya zarar görmüşse, immediat yerleştirme dişeti çekilmesi
açısından önemli risk taşımaktadır. Yüksek dudak hattı olan bireylerde estetik
risk artmıştır. Bununla beraber fasiyal kemik defekti varlığında özellikle defekt
genişse estetik risk artmaktadır. Bu koşullar altında Tip 2 ve Tip 3 erken
20 yerleştirme, immediat yerleştirmeye (Tip 1) bir alternatif olarak kabul
edilmelidir. Estetik riskin arttığı bölgede birçok vaka Tip 2 yerleştirme ile
tedavi edilebilir. İmmediat yerleştirme (Tip 1) diş arkının estetik bölgelerinde
birden
fazla
komşu
çekim
boşluğu
olduğu
durumlarda
genellikle
önerilmemektedir. (1, 14, 19)
Erken yerleştirmenin temel amacı (Tip 2); yumuşak doku iyileşmesini
beklemek, artmış yumuşak doku hacmi ve geniş bir keratinize mukoza alanı
elde etmektir. Bu durum yönlendirilmiş kemik rejenerasyonu işlemlerinde flebi
primer olarak gerilimsiz kapatabilmek için klinisyene kolaylık sağlar. Bu
nedenle yumuşak doku iyileşmesiyle olan erken yerleştirme işlemi hem
estetik bölgelerde hem de estetik olmayan bölgelerde birçok klinik durumda
uygulanabilir. Bu uygulama, patolojinin ortadan kalkması için dişin çekimi
gereken lokal enfeksiyonlu dişlerde uygulanabilir. Çok köklü dişlerde ve geniş
apikal kemik defektlerinde iyileşmedeki 4-8 haftadan sonra primer implant
stabilitesi elde edilemez. Bu gibi klinik durumlarda parsiyel kemik
iyileşmesiyle birlikte erken yerleştirme (Tip 3) değerlendirilmelidir.
Geç yerleştirme (Tip 4) 1980’lerde standart yerleştirme olarak kabul
edilen orijinal implant yerleştirme protokolünü temsil etmektedir. Bu tedavi
yaklaşımında, kretin belirgin lokal atrofisi aşamalı yaklaşım ile kemik
ogmentasyonu gerekmesine neden olur. Bu durum tedavi süresini uzatır ve
hastanın morbiditesini artırır. Ancak, gelişimi devam eden hastada diş çekimi
gibi bazı klinik durumlarda geç yerleştirme beklenir (Tip 4). Bu durumlarda,
düşük yer değiştirme hızı olan greft materyalleri ve membranlar kullanılarak
kretin korunması işlemi önerilmektedir. Çekimden sonra implant yerleştirme
için en uygun zamanı sağlama çabalarına rağmen, hastaların kişisel ya da
21 medikal sebeplerle tedavilerini geciktirdikleri bir gerçektir. Bu durumlarda,
hastalar atrofi ve aşamalı yaklaşım ile kemik ogmentasyonu riskinin arttığını
kabul etmelidir. (1, 3, 14)
5.4.1.Anterior Maksillada Tedavi Yaklaşımının Belirlenmesi
Maksiller anterior bölgedeki implant tedavisi sadece dişlerin fonksiyonel
olarak yerine konmasını değil aynı zamanda hastaların estetik beklentilerini
de karşılamalıdır. Hekim diş çekimi sonrası implantı yerleştirme zamanı,
iyileşme sırasında hacimsel değişikliklerin implant bölgesine olan etkisi,
seçilen implantın ölçüleri (kemik içindeki ölçüler ve restoratif platformun
boyutu), implant çevresindeki defektlerin yönetilmesi ve kontur arttırımı için
kemik ogmentasyonunun gerekliliği gibi birçok faktörü değerlendirmelidir.
Anterior maksillada immediat implant yerleştirmesinde soketin internal
orofasiyal genişliği yerleştirilmesi gereken implantın boyutunu belirler. Bu
boyut implantın boyutundan en az 2 mm fazla olmalıdır. Bu durum implantın
soketin palatinaline yerleştirilmesine olanak verir, 1-2 mm’lik fasiyal marjinal
boşluk sağlar ve implantın omzunun fasiyal tehlike bölgesine yerleştirilmesini
önler. Soket boyutunu artırmak için soketin palatal duvarının prepare edilmesi
mümkünken, yoğun palatal kemik duvarının prepare edilmesinin zorluğu
nedeniyle pratikte bunu uygulamak zordur. Çoğu vakada geniş boyutlu
implantlar veya geniş restoratif platformlu implantlar bu boyutu aşarlar ve bu
implantın omzunun çok fasiyalde konumlanmasıyla sonuçlanır. Bu nedenle
geniş boyunlu veya geniş platformlu implantlar gibi aşırı geniş implantlar
estetik bölgede kesinlikle kullanılmamalıdır.
Santral ve kanin bölgesine yerleştirilecek implantların kemik içindeki
boyutunun yaklaşık olarak 4 mm olması önerilmektedir. Bu boyutlardaki
22 implantların restoratif platformları 5 mm’ye genişliyorsa soketin palatinal
duvarının bu artan boyutu karşılayacak şekilde prepare edilmesine dikkat
edilmelidir, böylece implantın omuz kısmının çok fasiyalde yer almaması
sağlanmış olur. Soket boyutları maksiller laterallerinki gibi daha küçük
olduğunda minimum boyutsal gereklilikleri elde etmek için 3.5 mm çapındaki
implantlar seçilmelidir.
Yumuşak doku iyileşmesiyle erken implant yerleştirilmesinde (Tip 2)
alveoler kemikteki rezorpsiyona bağlı olarak fasiyal kemikte hafif bir
düzleşme olur. Soket bir miktar kemikle dolmuştur; fakat çoğu vakada soket
hala durmaktadır. Erken iyileşme safhasında komşu dişlere komşu dış kemik
duvarında minimal bir şekillenme vardır. Bu tür klinik durumlarda iki komşu
dişin
proksimalindeki
kemiğin
eksternal
orofasiyal
genişliği
uygun
boyutlardaki implantın yerleştirilip yerleştirilemeyeceğini belirler. Bu genişlik
yerleştirilecek implanttan en az 2 mm fazla olmalıdır. Bu durum implantın
fasiyal
tehlike
bölgesinde
değil
de
kısmen
daha
palatinalde
pozisyonlandırılmasını sağlar. Eğer midfasiyal kemik sağlamsa; implant
yerleştirilmesini takip eden implant çevresindeki kemik defekti üç duvarlı
morfolojiye sahip olacaktır. Eğer midfasiyal kemik zarar görmüşse veya
kayıpsa; implant yerleştirilmesini takip eden implant çevresindeki kemik
defekti iki duvarlı morfolojiye sahip olacaktır. Her iki anatomik durum da eş
zamanlı yönlendirilmiş kemik rejenerasyonuyla birlikte lokal ogmentasyon için
uygundur. Midfasiyal kemik duvarının rezorpsiyonu aynı zamanda fasiyal
kemiğin
eksternal
yüzeyinin
prefabrike
kemik
greft
materyalleri
ile
greftlenmesini kolaylaştırır. Bu durum estetik vakalarda gelişmiş estetik
23 sonuçlar için stabil kontür ogmentasyonu sağlar. Bazı durumlarda da bağ
doku greftleri ile ek ogmentasyon sağlanabilir.
Parsiyel kemik iyileşmesi olan erken implant yerleştirmesinde (Tip 3), 3
ila 4 aylık uzamış iyileşme periyodu genellikle soketlere iyi kemik dolumu ile
sonuçlanmıştır. Ancak fasiyal kemiğin şekillenmesi belirgin bir şekilde
iyileşme soketinin orta kısmında yassılaşmaya ve orofasiyal boyut kaybına
neden olur. Bu rezorpsiyon fasiyal soket duvarının başlangıçta dehisens
defekti olduğu vakalarda daha da ilerleyebilir. Fasiyal kemiğin şekillenmesi
aynı zamanda kenarlarda dehisens defektinin etrafını sarmasına ve komşu
dişin proksimal kemiğinin orofasiyal boyutunun azalmasına neden olur.
Fasiyal kemikte daha sonra estetiği elde etmek için kontur ogmentasyonunu
başaran kalın kemik duvarları kadar başarılı sonuç vermese de kemik dolgu
materyali ile greftlenmelidir. Eğer fasiyal kemikte dehisens ve 2’den az
duvarda
rezidüel
ogmentasyonu
peri-implant
daha
az
defekti
öngörülebilir
oluşursa
olduğu
eş
zamanlı
kemik
için
aşamalı
kemik
ogmentasyonu tercih edilebilir. (14, 16, 18)
5.5.Çekim Sonrası İmplant Uygulamalarının Rejeneratif Sonuçları
 İmmediat (Tip 1) ve erken (Tip 2) implant uygulamaları sırasında
karşılaşılan peri-implant defektlerin miktarı 2 mm’den az ve fasiyal
kemik duvarı sağlamsa spontan olarak iyileşebilmektedir.
 İmmediat implant uygulamaları alveoler kretin vertikal ve horizontal
yöndeki rezorpsiyonunu önlememektedir.
 İmmediat uygulama ile birlikte kemik ogmentasyon prosedürleri
kullanılması
vestibüldeki
kemik
24 duvarının
horizontal
yöndeki
rezorpsiyonunu azaltabilir ancak, vertikal yöndeki rezorpsiyonuna
engel olmamaktadır.
 İmmediat (Tip 1) ve erken (Tip 2) uygulamalarla kombine olarak
kemik ogmentasyon prosedürlerinin kullanılması, geç (Tip 4)
uygulamalarla
kullanılmasına
göre
daha
başarılı
sonuçlar
vermektedir.
 İmmediat uygulamalarda postoperatif komplikasyonlarla daha sık
karşılaşılır.
 Çekim sonrası implant uygulamaları ile birlikte antibiyotik tedavisi
yapılmasının,
implantların
iyileşmesi
üzerinde
etkisi
olduğu
kanıtlanamamıştır.(1)
5.6.Çekim Sonrası İmplant Uygulamalarının Ağızda Kalım Oranları
 Çekim sonrası yerleştirilen implantların ağızda kalım oranları
yüksektir. Birçok çalışmada bu oran %95 ve üzerinde olarak
gösterilmiştir.
 İmmediat (Tip 1) ve erken (Tip 2) implant uygulamalarının ağızda
kalım oranları benzerdir.
 Düz yüzeyli implantların ağızda kalım oranlarının pürüzlü yüzeye
sahip
implantlara
oranla
daha
düşük
olduğu
yönünde
bazı
göstergeler vardır.
 Sistemik antibiyotik uygulamasının diş çekimi sonrası yerleştirilen
implantların ağızda kalım sonuçları üzerinde bir etkisi yoktur.
 Sistemik faktörlerin implantların ağızda kalımları üzerindeki etkisi
konusundaki kanıtlar yeterli değildir.
25  Periapikal patolojiye sahip dişlerin çekiminden hemen sonra
implantların yerleştirilmesi ve diş çekiminden sonra yerleştirilen
implantların immediat restorasyonlarının risk belirleyicileri olarak
düşünülmesi konusunda kanıtlar çelişkilidir.
 Kronik periodontitis hikayesi, çekim sonrası implantların ağızda
kalımları için bir risk belirtisidir. (1, 8, 13, 17)
5.7.Çekim Sonrası İmplant Uygulamanın Estetik Sonuçları
 Fasiyal mukoza ve papilde çekilmeye neden olan doku değişimlerine
immediat uygulamalarda sıklıkla karşılaşılır.
 Erken (Tip 2 ve 3) yerleştirmelerde immediat (Tip 1) uygulamalara
göre daha az sıklıkla mukozal çekilmelerle karşılaşılır.
 İmmediat uygulamada çekilme için risk faktörleri; ince doku biyotipi,
implantın fasiyal yöndeki malpozisyonu, ince veya hasarlı fasiyal
kemik duvarı varlığıdır.
 İmmediat
restorasyon
ve
konvansiyonel
yükleme
protokolleri
yumuşak doku değişimleri açısından benzer sonuçlar göstermektedir.
 Çekim sonrası implant uygulanan hastalardan elde edilen sonuçlar
genel olarak kabul edilebilir olsa da, estetik sonuçları objektif
parametreler kullanarak değerlendiren çalışma sayısı yetersizdir.
 Estetik indekslere dayanarak, immediat implant bölgelerinin %80’i
tatmin edici estetik sonuçlar göstermektedir. (1)
6.İMPLANT YERLEŞTİRİLMESİ SONRASI YÜKLEME ZAMANLARI
Branemark ve ark., 1960’larda ‘osseointegrasyon’ terimini ortaya
attıktan sonra ‘geç yükleme protokolü’ ortaya çıkmıştır. Geç yükleme
protokolüne göre bir implantın başarılı bir osseointegrasyon süreci
26 geçirebilmesi için, herhangi bir protetik yükleme yapılmaksızın 3-6 ay doku
altında gömülü olarak bırakılması gerekmektedir. Bu bekleme sürecinin
nedeni, yara iyileşmesi esnasında fonksiyonel yüklerin implant üzerinde
neden olabileceği mikro hareketin, implant-kemik ara yüzünde fibröz doku
oluşumuna yol açabileceğinin düşünülmesidir. Üst çene için 6, alt çene için 3
ay olarak belirlenen bu bekleme süresi, deneysel olarak değil, daha çok klinik
tecrübelere dayanılarak belirlenmiş bir süredir. Ayrıca bu dönemde başka
araştırmacılar da ağız ortamında açık bırakıldıklarında implant-kemik yüzeyi
arasında fibröz bir bağ dokusu oluşumuna neden olduğunu gösteren
çalışmalar yaptıkları için geç yükleme protokolü tercih nedeni olmuştur.
Ancak geç yükleme kavramı zaman içerisinde, hastalara estetik,
fonksiyonel, psikolojik ve sosyal pek çok zorluk getirdiği için araştırmacıları
implantların daha erken sürede yüklenmesi konusunda çalışmalar yapmaya
yönlendirmiştir. Öncelikle implant yüzeylerinde ve dizaynında değişiklikler
yapılmaya başlanmış, böylece osseointegrasyonun arttırılması ve iyileşme
sürecinin kısaltılması amaçlanmıştır. Cerrahi tekniklerinde ilerlemesiyle
‘hemen (immediat) yükleme’ kavramı ortaya çıkmıştır.
İmplantların
hemen
yüklenmesi
kavramı
ilk
olarak
Ledermann
tarafından 1979’da ortaya atılmıştır. Zaman içerisinde, aynı günde implantın
yüklenmesi ve operasyondan kısa bir zaman sonra ancak farklı bir günde
yüklenmesi gibi farklı kavramlara gidilmiş ve çeşitli terimler ortaya çıkmıştır.
En son 2008’de yapılan 4. ITI konsensiyus konferansında alınan kararlara
göre;
 İmplant yerleştirildikten sonra 1 haftadan önce yapılan yükleme
‘hemen yükleme’,
27  1 hafta- 2 ay arasında yapılan yükleme ‘erken yükleme’,
 2 aydan sonra yapılan yükleme ise ‘konvansiyonel yükleme’ olarak
tanımlanmıştır.
 ‘Ertelenmiş
yükleme’
için
ayrıca
bir
tanımlamaya
ihtiyaç
duyulmamıştır.
Bunların dışında yükleme şekliyle ilgili olan iki tanımlama daha vardır;
‘immediat fonksiyonel yükleme’ ve ‘immediat nonfonksiyonel yükleme’.
İmmediat fonksiyonel yüklemede, implant üzerine yerleştirilen restorasyon
karşıt arktaki dişle temas etmektedir. Genellikle total dişsizlik vakalarında
tercih edilen bir yükleme şeklidir. İmmediat nonfonksiyonel yüklemede ise
implant üzerine yerleştirilen restorasyon karşıt arktaki dişlerle temasa
gelmeyecek şekilde hazırlanır. Parsiyel veya tek diş eksikliklerinde tercih
edilen bir yükleme şeklidir. Buradaki amaç; kaslar ve alınan yiyecek
kitleleriyle az da olsa yüke maruz kalan implant ile yumuşak doku desteğinin
sağlanması ve estetik bir görünümün ortaya çıkmasıdır.
İmplantların erken yüklenebilmesi için en başta gerekli olan şey; implant
stabilitesinin başlangıçtan itibaren en üst seviyede sağlanabilmesidir. Primer
implant stabilitesi, alıcı bölgedeki kemiğin kalite ve kantitesine, kullanılan
implantın tipine ve dizaynına ve kullanılan cerrahi tekniğe bağlı olan mekanik
bir fenomendir. Sekonder implant stabilitesi ise implant-doku ara yüzünde ve
çevre kemik yapı içerisinde kemik oluşumu ve yeniden şekillenmeye bağlı
olarak stabilitedeki artış olarak tanımlanabilir. (9, 16, 27)
6.1.Dental İmplantların İmmediat Yüklenmesine Etki Eden Faktörler
Her hastaya implant tedavisi uygun olmayacağı gibi her implant
uygulanan hasta da hemen veya erken yükleme için uygun olmayabilir.
28 Hemen
yüklemenin
sonuçlarını
etkileyebilecek
dört
önemli
faktör
bulunmaktadır:
6.1.1.Hastaya bağlı faktörler: Kemiğin niteliği ve niceliği implantın
stabilitesi açısından önem taşımaktadır. Kemik niceliği ve niteliği hakkında bir
fikir
sahibi
olabilmemiz
için
çene
kemiği
tipleri
dört
tip
olarak
sınıflandırılmıştır. Ayrıca resimde (Resim1) gösterilmektedir.
Resim 1: Kemik tipleri (Tip 1, 2, 3, 4)
Tip 1 kemik: Yoğun kortikal kemik
Tip 2 kemik: Yoğun kortikal kemik ve sıkı trabeküler yapı
Tip 3 kemik: Az kortikal kemik ve yoğun trabeküler yapı
Tip 4 kemik: Kortikal kemik hiç yok veya çok az, yoğun gevşek trabeküler
yapı
Kortikal kemik miktarının fazla olduğu Tip 1 ve 2 kemiklerde primer
stabilite yüksek olacağı için hemen yüklemede mastikatör kuvvetleri daha iyi
karşılayacağından uygun kemik tipini oluştururlar. Herrera ve ark.’nın yaptığı
çalışmaya göre immediat yükleme için en uygun kemik tipi Tip 2 kemik olarak
bildirilmiştir. Ancak teknolojinin ilerlemesiyle implant yüzeylerinde sürekli
29 değişiklikler yapıldığı için posterior maksilla gibi en yumuşak kemiğin olduğu
bölgelerde bile yivli, pürüzlü yüzeye sahip implantların, karşıt ark
stabilizasyonu yapmak koşuluyla kullanılması durumunda başarılı sonuçlar
elde
edilebildiğini
göstermektedir.
(2,
5,
6)
Ancak
mandibula
ile
karşılaştırıldığında posterior maksilla Tip 3 ve 4 kemiğe sahip olduğu için
immediat veya erken yükleme için hala riskli bölge olarak kabul edilmektedir.
Salvi ve ark., Glauser ve ark.’na göre posterior bölgelerde bu teknik ancak
bazı hastalarda, belirli koşullar altında başarılı olabilmektedir. Bu koşullar; Tip
1, Tip 3 kemiğin olması, hastanın sigara içmemesi, oral hijyeninin iyi olması,
belirgin sistemik rahatsızlığının bulunmaması (kontrolsüz diabet, osteopöröz,
kan hastalıkları gibi), maksilla veya sinüste aktif enfeksiyon olmaması olarak
bildirilmiştir.
6.1.2.Cerrahi faktörler: Ön koşul, primer stabilitenin sağlanması; yani
implantın kemik içerisine yerleştirildiği anda hareket etmeden sıkışmış
şekilde durmasıdır.
Hemen veya erken yüklemenin uygulanacağı hastalarda kullanılan
cerrahi teknik de önem taşımaktadır. Kemiğe müdahale ederken atravmatik
çalışılmalı ve implantla ilgili işlemler esnasında kemiğin ısınmaması için
soğutma altında çalışılmalıdır. 47 derece üzerinde çalışılan sıcaklıklarda 1
dakikadan fazla kalan kemikte nekroz oluşmaya başlamaktadır. Kemik
preparasyonu, kullanılan frezin keskinliği ve şekli önemlidir. (9) Böylece
iyileşme döneminde implant-kemik arasındaki bölgede fibröz doku oluşumu
engellenmiş olur. Diş çekimini takiben implant uygulanacak ise çekim
sırasında kemiğe minimum travma verilmelidir.
30 6.1.3.İmplant faktörü:
a) İmplant dizaynı
Vidalı tip implantlarda yivler yüzey alanını arttırarak primer stabiliteyi
arttıracak ve dolayısıyla mekanik tutuculuk artacaktır. Bu nedenle immediat
veya erken yüklemenin yapılacağı ağızlarda özellikle yivli implantlar tercih
edilmelidir.
b) İmplant yüzeyi
Her ne kadar yapılan çalışmalar, immediat veya erken yüklemede TPS
veya cilalı yüzeyle karşılaştırıldığında SLA yüzeylerin daha başarılı olduğunu
gösterse de implantın yüzey özelliğinden çok primer stabilite ve yivli implant
kullanımı hemen yüklemede etkili olan faktörlerdir.
c) İmplant uzunluğu ve çapı
İmmediat
yüklemede 10 mm’den
uzun, 4 mm çapından
geniş
implantların kullanımı başarıyı arttırmaktadır. Nedir ve ark., Tip 3 kemikte 8
mm uzunluğundaki implantlarda, immediat yüklenilsin veya yüklenilmesin
yüksek başarısızlık oranı saptamışlardır.
6.1.4.Okluzyon faktörü:
a) Kuvvetin kalitesi ve miktarı
Oblik ve yatay kuvvetler kemiğin ilk iyileşme sürecinde olumsuz etkiler
yaratacağı için özellikle parafonksiyonel alışkanlığı olan hastalarda immediat
veya erken yükleme yapmaktan kaçınılması gerekmektedir.
b) Protetik dizayn
Hemen yükleme yapılacak, birden
fazla
implantın yerleştirildiği
çenelerde çapraz ark stabilizasyonu yapıldığında, implantların üzerine
gelecek olan okluzal yükler eşit olarak dağıtılmış olacaktır. Ayrıca hemen ya
31 da erken yükleme yapılmış hastalarda prematür temaslardan kaçınılacak
şekilde okluzal düzenleme yapılmasına özellikle dikkat edilmesi gerekir. (3,
27)
6.2.Uygulama Bölgesine Göre Hemen Yüklemede Başarı
Uygulama bölgesine göre implant destekli protezleri üç grup altında
inceleyebiliriz;
1. Tek diş implantlar
2. Sabit protezler (parsiyel veya tam dişsizlik)
3. Overdenture protezler
6.2.1.Tek Diş İmplantlar
Fonksiyonel, estetik ve hasta açısından değerlendirildiğinde okluzal ve
nonokluzal yüklemede tek diş implantlar yüksek başarı oranı göstermektedir.
Özellikle dişeti bütünlüğünün korunması, papil oluşumunun sağlanabilmesi
veya
çekimden
hemen
sonra
yerleştirilen
implantlarda
papilin
kaybedilmemesi için tek diş implantlarda, primer stabilite varlığı ön koşuluyla
mutlaka protetik restorasyonla implant fonksiyona girmelidir. Primer stabilite
sağlandığı sürece immediat yüklemeyle konvansiyonel yükleme benzer
başarı oranı göstermektedir.
6.2.2.Sabit Protezler
Parsiyel ya da total dişsiz çenelerde implantların çok üyeli sabit
restorasyonlarla immediat yüklenmesi başarılı sonuçlar vermektedir. Özellikle
mandibulada sabit protetik restorasyonlarla yüklenen implantlarda yüksek
başarı oranı gözlenmiştir. Attard ve Zarb, tam dişsiz mandibulada sabit bir
restorasyonun yapılabilmesi için en az 4 implantın gerekli olduğunu, tam
dişsiz maksillada ise daha fazla sayıda implanta ihtiyaç olduğunu
32 söylemişlerdir. Ayrıca özellikle mandibula anterior bölgede immediat
yüklenen implantların başarısının maksillaya göre çok daha yüksek olduğunu
(>%90) bildirmişlerdir.
6.2.3.Overdenture Protezler
İlk olarak 1979’da Ledermann’ın tam dişsiz mandibulada overdenture ile
immediat yükleme çalışmasından sonra sırasıyla diğer araştırmacılar da
(Schroeder ve ark., Babbusch ve ark., Chiapasco ve ark.) çalışmalar yapmış
ve mandibulada immediat yükleme yapılmış overdenture protezlerde yüksek
başarı oranı (>%96) gözlemlemişlerdir.
Yapılan çalışmalar, özellikle overdenture protez kullanan hastalar için
başarı
oranının
kullanılan
implant
sistemiyle
bağlantılı
olmadığını
göstermektedir. Bu başarının immediat yüklemede daha çok, kullanılan
implant sayısı, dağılımı ve kullanılan rijit konektörün tipine bağlı olduğu
düşünülmektedir. Dört implant seçilmesi ve bunların U şekilli bar ile birbirine
rijit olarak bağlanması sonucu stabilite sağlanarak hareketlilik önlenir. Rijit bir
bar rotasyonel hareketleri en aza indirir ve yükleri implantların üzerine dik
yönde iletir. Bunların sonucunda mikrohareketlilik azaltılmış olur ve
osseointegrasyon kısa bir sürede ve başarıyla gerçekleşir.
Mandibuler overdenture protezlerde interforaminal bölgede immediat
yüklenen implantların başarı şansının yüksek olduğu bildirilmiştir.
Karşıt arkta total protez bulunduğunda implantlar daha az yüke maruz
kalmaktadır. Ancak tam dişsiz maksillada overdenture protezlerle immediat
yüklemeyi destekleyen çalışmalar yetersizdir. Overdenture yapımında bar ve
ball ataşman kullanımının osseointegrasyon başarısına etkisi konusunda
kesin bir yargıya varılamamıştır. (3, 20, 21, 27)
33 7.ÖZET
Diş çekiminden hemen sonra alveol boşluğuna implant uygulaması,
yani immediat implantasyon, cerrahi müdahale sayısını ve tedavi süresini
azaltmanın yanında, hastanın daha az estetik ve fonksiyonel sıkıntı çekmesi
gibi avantajları sebebiyle ilk gündeme geldiğinden beri giderek artan bir ilgi
görmüştür. Bu tedavi yöntemi alt ön bölgede daha uzun zamandır
uygulanmakta
ve
öngörülebilen
ve
%90-100
başarılı
sonuçlar
da
bildirilmektedir. Endikasyon doğru konulduğunda ve doğru cerrahi ve protetik
protokoller izlendiğinde, immediat implantasyon ve yükleme özellikle üst ön
bölgede oldukça başarılı olabilmektedir. Hastanın sistemik durumu, sigara
alışkanlığı olup olmaması, ağız hijyenine dikkat edip etmemesi, çekim
bölgesinde periodontal veya endodontik kaynaklı bir enfeksiyon olup
olmaması ve mukoza ve kemik biyotipi gibi hastaya bağlı faktörlerden biri bile
olumsuz olduğunda bu tip tedaviden kaçınmak en doğru yol gibi
görünmektedir. Ancak şartlar sağlandığında bu tedavi gerçekleştirilebilirse,
hasta memnuniyetinin artmasının yanında hekim için de geç dönemde ortaya
çıkabilecek, yeterli hacimde kemik bulamama ve greft ve membran kullanma
mecburiyetinde kalmak gibi zorluklar en aza indirilmiş olacaktır.
İmplantların çene kemiğine yerleştirildikten sonra immediat veya erken
yüklenmesinin osseointegrasyonu olumsuz etkilemediği görülmüştür. Uygun
hastanın seçilmesi, cerrahi prosedürlerin yeterli uygulanması ve doğru
yapılmış protetik restorasyonlarla hasta estetik ve fonksiyonel kayba
uğratılmaksızın immediat veya erken yükleme işlemine tabii tutulabilir. Ancak
immediat veya erken yüklemede dikkat edilmesi gereken koşullar olan;
primer stabilitenin cerrahi işlem sırasında mutlaka sağlanmış olması, pürüzlü
34 yüzeyli, yivli, uygun sayıda, en az 10 mm uzunluğunda ve 4 mm çapında
implantın seçilmesi koşuluyla yerine getirilmelidir. Hastaya, cerrahi tekniğe
veya implanta bağlı faktörlerin herhangi birisi yerine getirilemiyorsa mutlaka
konvansiyonel yükleme protokolüne uyulmalıdır.
35 KAYNAKLAR
1.Bozkaya S., Uğar Çankal D., Kutluay H., Diş Çekimi Sonrası İmplant
Yerleştirilmesinin
Zamanlaması
Konusunda
Güncel
Görüşler,
Türkiye
Klinikleri J Dental Sci-Special Topics, 2010, 1(1), 46-53
2.Ayyıldız S., Dental İmplantlarda Hemen, Erken ve Ertelenmiş
Yükleme Protokolleri, Türkiye Klinikleri J Dental Sci-Special Topics, 2010,
1(1), 87-94
3.Bilhan H., Mumcu E., Bilgin T., Diş Çekimi Sonrası Hemen
İmplantasyon ve Hemen Yükleme Protokolü: Derleme ve 2 Vaka Bildirisi,
Klinik, 2006, 19, 87-97
4.Özdemir H., Bayındır F., İmplant Stabilitesinin Değerlendirilmesi:
“Rezonans Frekans Analizi”, Atatürk Üniv. Diş Hek. Fak. Derg., 2012
5.Jawed F., Romanos G. E.,The Role of Primary Stability for Successful
İmmediate Loading of Dental İmplants. A Literature Review, Journal of
Dentistry, 2010, 38, 612–620
6.http://www.americanortho.com/downloads/aarhus/Bone_types.pdf
7.Sağırkaya E., Güngör M. A., Kaya E. ve ark., İmplant Üstü Tüm Ağız
Sabit Restorasyonlarda Erken Yükleme:Olgu sunumu, EÜ Dişhek Fak Derg,
2009, 30, 53-59
8.Çetiner
S.,
Zor
F.,
Dental
İmplantolojide
Başarıyı
Etkileyen
Faktörler,GÜ Diş Hek Fak Derg, 2007, 24 (1) , 51-56
9.Evlioğlu G., Özfidan E. S.,İmmediat Yükleme, Journal of Istanbul
University Faculty of Dentistry, 2012, 40 (1-2) , 41-46
36 10. Lang N.P. A, Quarter of a Century as a Trendsetter in İmplant
Dentistry, Clin. Oral Impl. Res.,2014, 25 (1–2)
11. Linkow L. I., Rinaldi W.,Evolution of the Vent-Plant Osseointegrated
Compatible Implant System, Int J Oral Maxillofac Implants, 1988, 3(2), 109122
12.Johnson D., Ridge Pleservation Advanced Technique (Perio
Implants Part II), Periodontology III Spring Semester, 2009, 2 , 8-9
13.Jiang B. Q., Lan J., Huang H. Y. et al., A Clinical Study on the
Effectiveness of İmplant Supported Dental Restoration in Patients With
Chronic Periodontal Diseases, Int. J. Oral Maxillofac. Surg., 2013, 42, 256259
14. Gümrü O., Kasaboğlu Ç., Aydın M., Ön Bölge Tek Diş Eksikliğinde
İmplant Uygulamaları, 1995, G.Ü. Dişhek. Fak. Der., 10(1), 79 – 82
15. Goiato M. C., Santos D. M., Santiaga J. F. Jr. et al., Longevity of
Dental İmplants in Type IV Bone: A Systematic Review, Int. J. Oral
Maxillofac. Surg., 2014, 10, 1-9
16.Szmukler-Moncler S., Salama H., Reingewirtz Y. et al., Timing of
Loading and Effect of Micromotion on Bone–Dental Implant Interface: Review
of Experimental Literature, 1998, 43, 192–203
17. Ikebe K., Masahiro W., Kagawa R. et. al.,Is Old Age a Risk Factor
for Dental İmplants, Japanese Dental Science Review, 2009, 45, 59-64
18. Schropp L., Wenzel A., Kostopoulos L., KarringT., Bone Healing
and Soft Tissue Contour Changes Following Single Tooth Extraction: A
Clinical and Radiographic 12-Month Prospective Study, Int J Periodontics
Restorative Dent, 2003, 23(4), 313-323
37 19.Botticelli D., Persson L.G., Lindhe J., Berglundh T., Bone Tissue
Formation Adjacent to İmplants Placed in Fresh Extraction Sockets: An
Experimental Study in Dogs, Clin Oral Implants Res, 2006, 17(4), 351-8
20. Attard N. J., Zarb G. A., Immediate and Early İmplant Loading
Protocols:A Literature Review of Clinical Studies, J Prosthet Dent, 2005,
94(3), 242-258
21. Degidi M., Piatelli A., Immediate Functional and Non-functional
Loading of Dental İmplants: A 2-to 60-month Follow-up Study of 646 Titanium
İmplants, J Periodontol 2003, 74(2),225-241
22.Paolantonio M., Dolci M., Scarano A., Immediate Implantation in
Fresh Extraction Sockets: A Controlled Clinical and Histological Study in
Man, J Periodont, 2001, 72(11), 1560-1571
23. Gangar R., Sadhwani B., Anchlia S. et. al.,Immediate Implantation
in Fresh Extraction Sockets: A Clinical Study of Seven Cases, Int J Oral
Implantol Clin Res, 2013, 4(1), 7-15
24. Zafiropoulos G-G., Kasaj A., Hoffman O., Immediate Implant
Placement in Fresh Mandibular Molar Extraction Socket: 8-Year Results. A
Case Report, Journal of Oral Implantology, 36(2), 145-150
25. Singh A., Gupta A., Yadav A. et. al.,Immediat Placement of Implant
in Fresh Extraction Socket With Early Loading, 2012, 3(2), 219-222
26. Yong L. T.,Case Series of Single Stage Immediate Implant
Placements into Fresh Extraction Sockets of Mandibular Molars, 2012, 21(1),
65-72
38 27. Crespi R., Cappare P., Gherlone E. et. al.,Immediate Occlusal
Loading of Implants Placed in Fresh Sockets After Tooth Extraction, Int J
Oral Maxillofac Implants, 2007, 22(6), 955-962
28. Özkurt Z., Çapa N., Kazazoğlu E., Başal N., Üst Çene Ön Bölgedeki
Tek Diş Eksikliklerinde Uygulanan İmplant Destekli Sabit Restorasyonlar,
Cumhuriyet Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dergisi, 2007, 10(2),128-133
39 ÖZGEÇMİŞ
1991 yılında Yalova’da doğdum. İlköğretimimi Barbaros İlköğretim
Okulu’nda tamamladıktan sonra liseyi Adem Tolunay Anadolu Lisesi’nde
tamamladım. 2009 yılında Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’ni
kazandım.
40 
Download

1236 - Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi