AVRUPA ĠNSAN HAKLARI MAHKEMESĠ
ĠKĠNCĠ BÖLÜM
YARASHONEN / TÜRKİYE DAVASI
(BaĢvuru no. 72710/11)
KARAR
STRAZBURG
24 Haziran 2014
İşbu karar AİHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde
kesinleşecektir. Bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
© T.C. Adalet Bakanlığı, 2014. Bu gayriresmi çeviri, Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve DıĢ ĠliĢkiler Genel
Müdürlüğü Ġnsan Hakları Daire BaĢkanlığı tarafından yapılmıĢ olup, Mahkeme açısından bağlayıcılığı
bulunmamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak belirtilmiĢ olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber
olması koĢulu ile Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve DıĢ ĠliĢkiler Genel Müdürlüğü Ġnsan Hakları Daire
BaĢkanlığına atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
1
Yarashonen/Türkiye davasında,
Başkan,
Guido Raimondi,
Yargıçlar,
IĢıl KarakaĢ,
András Sajó,
Nebojša Vučinić,
Egidijus Kūris,
Robert Spano,
Jon Fridrik Kjølbro,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Abel Campos‟un katılımıyla
Daire halinde toplanan Avrupa Ġnsan Hakları Mahkemesi (Ġkinci Bölüm), 3
Haziran 2014 tarihinde yapılan kapalı müzakereler sonrasında, aynı tarihte
aĢağıdaki kararı vermiĢtir.
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (72710/11 no‟lu)
davanın temelinde, Çeçen asıllı bir Rus vatandaĢı olan Zalim Yarashonen‟in
(“baĢvuran”) Avrupa Ġnsan Hakları Mahkemesi‟ne (“AĠHM” veya
“Mahkeme”) 28 Ekim 2011 tarihinde, Ġnsan Hakları ve Temel
Özgürlüklerin Korunmasına iliĢkin SözleĢme‟nin (“SözleĢme”) 34. maddesi
uyarınca yapmıĢ olduğu baĢvuru bulunmaktadır.
2. BaĢvuran Ġstanbul‟da görev yapan avukatlar S. N. Yılmaz ve A.
Yılmaz tarafından temsil edilmiĢtir. Türk Hükümeti ise (“Hükümet”) kendi
görevlisi tarafından temsil edilmiĢtir.
3. BaĢvuru 18 Mart 2013 tarihinde Hükümet‟e tebliğ edilmiĢtir.
4. Hem baĢvuran hem de Hükümet baĢvurunun kabul edilebilirliği ve
esasına iliĢkin görüĢlerini sunmuĢlardır. SözleĢme‟nin 36. maddesi uyarınca
davaya katılma hakkına dair bilgilendirilen Rus Hükümeti söz konusu
haktan yararlanmamıĢtır.
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
2
OLAYLAR
I. DAVANIN KOġULLARI
A. Başvuranın Yakalanması ve Tutulması
5. BaĢvuran 1984 doğumlu olup, Ġstanbul‟da ikâmet etmektedir.
6. BaĢvuran, iddiaya göre babasının ve erkek kardeĢinin Rus güvenlik
güçleri tarafından öldürülmesi üzerine 2000 yılında, belirtilmeyen bir tarihte
Rusya‟dan kaçmıĢ ve Türkiye‟ye gelmiĢtir.
7. Yapılan kimlik kontrolünün ardından Türkiye‟ye yasa dıĢı olarak
girdiği ve pasaportu bulunmadığı gerekçesiyle baĢvuran 25 Ekim 2010
tarihinde Ġstanbul Atatürk Uluslararası Havalimanı‟nda yakalanmıĢtır.
BaĢvuran havalimanındaki emniyet Ģube müdürlüğünde gözaltına alınmıĢtır.
8.
Atatürk Uluslararası Havalimanı emniyet Ģube müdürlüğünde bir
polis memuru tarafından 26 Ekim 2010 tarihinde baĢvuranın ifadesi
alınmıĢtır. BaĢvuran, 2000 yılında nüfus cüzdanını kullanarak Gürcistan ile
Türkiye arasındaki Sarp Sınır Kapısı‟ndan geçerek Türkiye‟ye giriĢ
yaptığını ve hiçbir zaman pasaport sahibi olmadığını belirtmiĢtir.
9. BaĢvuran 1 Kasım 2010 tarihinde Kumkapı Geri Gönderme
Merkezi‟ne nakledilmiĢtir.
10. BaĢvuran 17 ġubat 2011 tarihinde, Mahkeme önündeki yargılamalar
sırasında da kendisini temsil eden avukatı A. Yılmaz ile görüĢmüĢtür. Dava
dosyasında söz konusu görüĢmenin kapsamına iliĢkin hiçbir bilgi
bulunmadığı gibi, bunun baĢvuranın avukatıyla ilk görüĢmesi olup olmadığı
da açık değildir.
11. BaĢvuran 13 Nisan 2011 tarihinde F. Amca isimli baĢka bir avukatla
görüĢmüĢtür. Avukat, görüĢme notlarında baĢvuranın bu aĢamada henüz
sığınma talebinde bulunmadığını belirtmiĢtir. Avukat ayrıca baĢvuranın üç
ile dört ay önce gribe yakalandığını; ancak tedavi talebinde bulunmadığını
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
3
ve halen gripten muzdarip olduğunu kaydetmiĢtir. GörüĢme notlarından,
avukatın görüĢmenin sonunda baĢvurana sığınma talebi ve sağlık
sorunlarıyla
ilgili
olarak
geri
gönderme
merkezindeki
yetkililerle
konuĢmasını tavsiye ettiği anlaĢılmaktadır.
12. BaĢvuran 18 Nisan 2011 tarihinde sığınma talebinde bulunmuĢtur.
13. BaĢvuranın avukatı A. Yılmaz 21 Nisan 2011 tarihinde standart
posta yoluyla, baĢvuranın hukuka aykırı olarak tutulmasından Ģikâyetçi
olduğu ve serbest bırakılmasını talep ettiği bir yazıyı ĠçiĢleri Bakanlığı
Emniyet Genel Müdürlüğü‟ne göndermiĢtir. Avukat mektupta ayrıca
makamların dikkatini baĢvuranın sağlık sorunlarına çekmiĢ ve tıbbi yardım
talep etmiĢtir. Taraflarca verilen bilgilere göre, söz konusu mektup 2 Mayıs
2011 tarihinde ĠçiĢleri Bakanlığı‟na ulaĢmıĢtır.
14. Bu arada, 29 Nisan 2011 tarihinde baĢvuran serbest bırakılmıĢ ve
kendisine sığınmacı belgesi verilmiĢtir. Sığınma talebi karara bağlanana
kadar baĢvuranın Sakarya‟da ikâmet etmesi talimatı verilmiĢtir.
15. BaĢvuran 30 Nisan 2011 tarihinde öksürük ve halsizlik Ģikâyetiyle
Ġstanbul‟da özel bir kliniğe gitmiĢtir. Göğüs röntgen muayenesine dayalı
olarak baĢvurana alt solunum yolu enfeksiyonu tanısı konmuĢtur. BaĢvurana
on günlük antibiyotik reçete edilmiĢ ve söz konusu sürenin sonunda kontrol
için kliniğe tekrar gelmesi istenmiĢtir. BaĢvuranın kontrol için kliniğe tekrar
gidip gitmediği açık değildir.
16. Hastalığın belirtileri devam ettiğinden, baĢvuran 9 Haziran 2011
tarihinde Ġstanbul SüreyyapaĢa Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi
Eğitim ve AraĢtırma Hastanesi‟ne gitmiĢtir. Hastanede yapılan baĢkaca tıbbi
testler, baĢvuranın tüberküloz plöresi hastası olduğunu ortaya koymuĢtur.
BaĢvuran 15 Haziran 2011 tarihine kadar söz konusu hastanede yatarak
tedavi görmüĢtür. Taburcu edilmesi esnasında baĢvurana tedavisinin devamı
için bir tüberküloz kliniğine baĢvurması tavsiye edilmiĢtir. BaĢvuran,
taburcu edildikten sonraki sağlık durumu veya gördüğü tedavi hakkında
herhangi bir bilgi vermemiĢtir.
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
4
B. Kumkapı Geri Gönderme Merkezi’nde Tutulma Koşulları
1. Başvuranın Anlatımı
17. BaĢvuran, beĢ ay yirmi yedi gün süren alıkonması boyunca Kumkapı
Geri Gönderme Merkezi‟nin ciddi anlamda aĢırı kalabalık olduğunu iddia
etmiĢtir. BaĢvuran 40 metrekarelik bir yatakhaneyi, kendilerine sadece on
beĢ ranza temin edilen yirmi dört ile kırk beĢ arasında kiĢiyle paylaĢmak
zorunda kalmıĢtır. Ġlgili zamanda merkezin toplam kapasitesinin 560 kiĢi
olmasına rağmen, 600‟e yakın kiĢi barındırılmaktaydı. Merkezin kalabalık
olması hijyen sorunlarına yol açmıĢtır. Bina böceklenmiĢ ve sık sık bulaĢıcı
hastalık salgınları ortaya çıkmıĢtır; dolayısıyla baĢvuran ciddi bir bakteriyel
enfeksiyon kapmıĢtır. Temin edilen yemeğin kalitesi ve miktarı da oldukça
düĢük olmuĢtur. Ayrıca, Kumkapı Geri Gönderme Merkezi‟nde açık hava
egzersizi yapma imkânı bulunmamaktaydı; bu da baĢvuranın tutulduğu süre
boyunca dıĢarıya çıkamadığı anlamına geliyordu.
2. Hükümet’in Anlatımı
18. Hükümet,
baĢvuranın
tutulduğu
Kumkapı
Geri
Gönderme
Merkezi‟nin 300 kiĢilik kapasiteye sahip olduğunu ileri sürmüĢtür. Tutulan
kiĢiler üç katta barındırılmaktır. Ġlk iki kat tutulan erkeklere, üçüncü kat ise
kadınlara ayrılmıĢtır. Her katta sırasıyla 50, 58, 69, 76 ve 84 metrekare
büyüklüğünde beĢ yatakhane bulunmaktadır. Tutulan erkeklere ayrılan on
odanın her birinde on beĢ ile yirmi arasında yatak bulunmaktadır ve tüm
odalar yeterince havalandırılmaktadır. Ayrıca her katta beĢ duĢ ve altı
tuvaletin yanı sıra kahvaltı, öğle ve akĢam yemeğinin hergün tüm katlarda
servis edildiği 69 metrekarelik bir kafeterya bulunmaktadır. Tutulan
kiĢilerin uygun hava koĢulları mevcut olduğunda açık hava egzersizi yapma
hakkı bulunmaktadır. Her perĢembe günü bir doktor müessesede hazır
olmakta ve tutulan kiĢilerin ayrıca acil durumlarda tıbbi tedaviye eriĢimi
mümkün bulunmaktadır. Tesisteki hijyene gelince, geri gönderme
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
5
merkezinde tam zamanlı çalıĢan altı temizlik görevlisi bulunmakta ve bina
gerekli olduğu zaman dezenfekte edilmektedir.
19. Hükümet iddialarını desteklemek üzere, diğerlerinin yanı sıra (inter
alia) her ikisi de iyi aydınlatılmıĢ ve oldukça temiz olan iki yatakhanenin ve
tutulan erkekler için ayrılmıĢ katlardan birindeki koridor ve kafeteryanın
fotoğraflarını ibraz etmiĢtir. Toplam yatak sayısının fotoğraflardan
belirlenmesinin mümkün olmamasına rağmen, her iki odanın duvarlarına
karĢı konumlandırılmıĢ ve odanın ortasında dar bir koridor bırakan iki sıra
ranza
bulunduğu
gözlemlenmiĢtir.
Bazı
ranzalar
birbiriyle
temas
halindeyken, diğerleri ise büyük metal dolaplarla ayrılmıĢtır. Masa ve
sandalye gibi baĢka hiçbir mobilya odalarda mevcut değildir; odalardan
sadece bir tanesinde yatakların üstünde battaniyeler vardır ve diğer odada
hiçbir yatak takımı bulunmamaktadır. Kafeteryanın her katında bir
televizyon mevcuttur. Ayrıca, tutulan erkeklere ayrılmıĢ katlardan birine ait
koridorun fotoğrafında metal bir mekik aleti ve bir egzersiz bisikleti
görünmektedir.
20. Hükümet ayrıca baĢvuranın Kumkapı Geri Gönderme Merkezi‟ne ilk
geliĢ tarihi olan 1 Kasım 2010 tarihinde toplam 265 kiĢinin (163 erkek ve
102 kadın) tutulduğunu belirtmiĢtir. Hükümet ayrıca 1 Kasım 2010‟dan
baĢvuranın serbest bırakıldığı tarih olan 29 Nisan 2011‟e kadar tutulan kiĢi
sayısının asla 300‟ü geçmediğini iddia etmiĢ ve çeĢitli tarihlerde tutulan
erkeklere iliĢkin kalma oranlarını aĢağıdaki Ģekilde gösteren kayıtları ibraz
etmiĢtir.
Tutulan Erkek Sayısı
Tarih
1 Kasım 2010
Birinci kat
İkinci kat
Toplam
Ayrı sayım yapılmamıĢtır
Ayrı sayım
163
yapılmamıĢtır
28 ġubat 2011
55
101
156
1 Mart 2011
64
124
188
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
6
15 Mart 2011
52
114
166
31 Mart 2011
49
108
157
14 Nisan 2011
42
Bilinmiyor
Bilinmiyor
15 Nisan 2011
Bilinmiyor
160
Bilinmiyor
28 Nisan 2011
Bilinmiyor
136
Bilinmiyor
II. ĠLGĠLĠ HUKUK VE UYGULAMA
A. İç Hukuk ve Uygulama
1. İlgili Mevzuat ve Uygulama
21. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası‟nın ilgili hükümleri aĢağıdaki
gibidir:
Madde 36
“Herkes, … yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak … adil yargılanma
hakkına sahiptir…”
Madde 125
“Ġdarenin her türlü eylem ve iĢlemlerine karĢı yargı yolu açıktır…
Ġdarî iĢlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve
idarî iĢlemin açıkça hukuka aykırı olması Ģartlarının birlikte gerçekleĢmesi
durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir...
Ġdare, kendi eylem ve iĢlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”
22. Ġdari Yargılama Usulü Kanunu‟nun (2577 sayılı Kanun) 2(1)(b)
maddesi, idari eylem ve iĢlemlerden dolayı kiĢisel hakları ihlâl edilenler
tarafından idari yargılamaların baĢlatılabileceğini öngörmektedir.
23. Olayların meydana geldiği tarihteki ilgili diğer iç hukuk ve
uygulamaya iliĢkin bilgiye Abdolkhani ve Karimnia/Türkiye (no. 30471/08,
§§29-45, 22 Eylül 2009) kararından ulaĢılabilinir.
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
7
2. Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu
Tarafından Kurulan Alt Komisyonun Raporu
24. Türkiye
Komisyonu‟nu,
Büyük
8
Millet
Aralık
Meclisi
2011
tarihli
Ġnsan
Haklarını
toplantısında
Ġnceleme
Türkiye‟deki
mültecilerin, sığınmacıların ve düzensiz göçmenlerin, sınır dıĢı edilene
kadar tutuldukları koĢullar dahil olmak üzere, karĢılaĢtıkları sorunları ele
almak üzere bir alt komisyon kurmuĢtur. Bu amaca yönelik olarak iki
milletvekili 10 ve 11 Mayıs 2012 tarihlerinde Edirne‟deki, Kırklareli‟ndeki
ve Kumkapı Geri Gönderme Merkezi dâhil olmak üzere Ġstanbul‟daki geri
gönderme merkezlerini ziyaret etmiĢtir.
25. Ziyaret raporu Kumkapı Geri Gönderme Merkezi‟nin toplam 300
kiĢiyi (200 erkek ve 100 kadın) barındırma kapasitesi olduğuna iĢaret
etmiĢtir. Ancak heyetin ziyareti esnasında (11 Mayıs 2012), geri gönderme
merkezinde 297 erkek, 97 kadın ve 7 çocuk tutulmaktaydı. Yatak sayıları
odalara göre değiĢmekteydi; tuvalet ve banyolarda hijyen yetersizdi. Geri
gönderme merkezinde hem yeterli imkânlara sahip olan hem de yiyecek ve
temel erzakın satın alınmasına olanak veren büyük bir kafeterya
bulunmaktaydı. Tutulan kiĢiler, merkez içerisinde hareket serbestisine
sahiplerdi ve ayrıca kafeteryalardaki televizyona da eriĢimleri vardı. Tutulan
kiĢiler
ayrıca
koridorlarda
bulunan
spor
ekipmanından
da
faydalanmaktaydılar.
26. Heyet özellikle, tutulan kiĢilerin haftada sadece bir kez, hava
koĢulları uygun olduğu takdirde açık havaya çıkmalarına izin verilmesini
eleĢtirmiĢtir. Heyet, tutulan kiĢilerin uygun oldukları zamanlarda günlük
açık hava egzersizi yapmalarına imkân veren tedbirler alınmasını tavsiye
etmiĢtir.
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
8
B. Uluslararası Belgeler
27. Avrupa ĠĢkencenin ve ĠnsanlıkdıĢı Ceza veya Muamelenin
Önlenmesi Komitesi‟nin (“CPT”) yabancı uyruklu kiĢilerin tutulma
koĢullarına iliĢkin standartlarının (bk. CPT standartları, belge no. CPT/Inf/E
(2002) 1- Rev. 2013) ilgili kısımları aĢağıdaki gibidir:
“29. CPT‟ye göre, yabancıların mevzuat uyarınca kiĢilerin uzun süre boyunca
özgürlüklerinden yoksun bırakılmalarının gerekli görüldüğü durumlarda, bu amaca
özel olarak tasarlanmıĢ, yasal durumlarına uygun maddi koĢullar, uygun bir sistem
sunan ve uygun niteliklere sahip personelin görev aldığı merkezlerde barındırılmaları
gerekmektedir.
Bu tür merkezlerin yeterli mobilyaya sahip, temiz, tamire ihtiyacı bulunmayan ve
içerdiği kiĢi sayısına yeterli yaĢam alanı sunacak bir barınma yeri sağlaması gerektiği
açıktır. Ayrıca, bir cezaevi ortamı izlemini uyandırmayı mümkün olduğunca çok
engellemek için binaların tasarımına ve planına dikkat gösterilmesi gerekmektedir.
Sistemsel faaliyetler ise açık havada egzersiz, dinlenme odasına ve radyo/televizyon
ile gazete/dergilere eriĢimin yanı sıra diğer uygun boĢ zaman değerlendirme
faaliyetlerini (örneğin masa oyunları, masa tenisi) içermelidir. KiĢilerin tutulduğu süre
ne kadar uzun olursa, kendilerine sunulan faaliyetlerin de o kadar fazla geliĢmiĢ
olması gerekmektedir.
...
79. Düzensiz
göçmenlerin
tutulma
koĢulları,
özgürlüklerinden
yoksun
bırakılmalarının niteliğini, sınırlı kısıtlamalar ile ve çeĢitli etkinlikleri kapsayan
sistemiyle yansıtmalıdır. Örneğin, tutulan düzensiz göçmenlerin … tutuklu yerleĢkesi
içerisindeki
hareket
serbestilerinin
mümkün
olduğunca
az
kısıtlanması
gerekmektedir.”
Aynı rapor ayrıca 25 ve 26. sayfalarda, tutulma iĢleminin maddi
koĢullarının belirli durumlarda bulaĢıcı hastalıkların yayılmasını sağlayacak
nitelikte olabileceğine ve Devletlerin bu sorunu, diğerlerinin yanı sıra (inter
alia)
alıkonma
merkezlerinde
yeterli
hijyenin
sağlanması,
aĢırı
kalabalıklığın engellenmesi ve ayrıca gün ıĢığına ve iyi havalandırmaya
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
9
eriĢimin sağlanması aracılığıyla engelleme hususunda özgürlüğünden
yoksun bırakılan kiĢilere karĢı bir görevi bulunduğuna iĢaret etmektedir.
28. CPT, 2009 yılının Haziran ayında Türkiye‟nin farklı illerinde,
aralarında baĢvuranın tutulduğu Ġstanbul Kumkapı Geri Gönderme
Merkezi‟nin de (“Ġstanbul-Kumkapı Gözaltı Merkezi” olarak anılacaktır)
bulunduğu, yabancılara yönelik altı geri gönderme merkezini ziyaret
etmiĢtir. CPT‟nin 16 Aralık 2009 tarihli ziyaret raporundan ilgili alıntılar Ģu
Ģekildedir:
“2007 yılının Mart ayında açılan İstanbul-Kumkapı Gözaltı Merkezi, 560 kiĢilik
(tutulan 360 erkek ve 200 kadın için) resmi kapasiteye sahip olan, Türkiye‟de tutulu
bulunan göçmenlere yönelik en geniĢ tutuklu yerleĢkesidir. Ziyaret tarihinde
merkezde 124 yabancı uyruklu kiĢi barındırılmaktaydı.
...
44. Ziyaret edilen gözaltı merkezlerindeki maddi koĢullara iliĢkin olarak heyet,
önceki iki hafta boyunca ziyaret edilen birkaç gözaltı merkezinde (özellikle ĠstanbulKumkapı ve Edirne-Tunça) tutulan kiĢi sayısında keskin bir düĢüĢ olduğunu, söz
konusu merkezlerde tutulan tüm kiĢilerin neredeyse %50‟sinin serbest bırakıldığının
anlaĢıldığını belirtmiĢtir. Bunun ziyaret tarihinde, kuruluĢlardaki yaĢam koĢulları
üzerinde faydalı bir etkisi olduğu aĢikârdır.
...
45. Ġstanbul-Kumkapı‟da,
yeni
tutuklu
yerleĢkesindeki
maddi
koĢullar,
Ġstanbul‟daki eski tutuklu yerleĢkelerindeki koĢullara kıyasla genel olarak çok daha
iyiydi [dipnot: Ancak bazı iyileĢtirmeler ziyaretten çok kısa bir süre öncesinde
yapılmıĢtır (örneğin; duvarların boyanması, dıĢarıdan temizlikçi görevlileriyle
sözleĢme imzalanması, v.b.)]. Özellikle, tutulma odalarının çoğu geniĢ, iyi
ıĢıklandırılmıĢ (gün ıĢığına iyi eriĢim ile) ve çok temizdi.
Bununla birlikte, mevcut yer ve olanaklar göz önünde bulundurulduğunda, merkezin
560 kiĢilik mevcut resmi kapasitesinin çok yüksek olduğu açıktır. Özellikle, tutulma
odalarındaki yaĢam alanı yetersizdir (örneğin; 30 yatak için 58 m²) ve ortak kullanılan
odalar boyut ve ekipman bakımından noksandır (örneğin; zemin katında 120 yatak
bulunurken, ortak kullanılan odalarda sekiz masa ve 23 sandalye bulunmaktadır). CPT
Ġstanbul-Kumkapı Gözaltı Merkezi‟nin resmi kapasitesinin önemli ölçüde azaltılması
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
10
ve ilerideki doluluk düzeyinin daima yeni kapasitenin sınırları içerisinde tutulmasını
sağlamak üzere tedbirler alınmasını tavsiye etmektedir.
...
47. Kırklareli ve çocuklar ile kadınlar açısından Ġstanbul-Kumkapı istisna olmak
üzere [dipnot: Kumkapı‟da mevcut avlu öncelikle polis araçları için park alanı olarak
kullanılmıĢtır. Kısıtlı alan bulunmasından dolayı, sadece tutulan kadınlar ve çocuklar
günlük açık hava egzersizi imkânından faydalanabilmekteyken, tutulan erkekler
genellikle haftalar hatta aylar boyunca mütemadiyen açık hava egzersizi imkânından
yoksun bırakılmıĢlardır.], ziyaret edilen gözaltı merkezlerinde tutulan yabancı uyruklu
kiĢilere hiçbir açık hava egzersizi imkânı sunulmamıĢtır.
Ziyaret sonu konuĢmaları esnasında heyet derhal bir tespitte bulunmuĢ ve Türk
makamlarını Ağrı, Edirne-Tunça, Ġstanbul-Kumkapı, Konya ve Van‟daki gözaltı
merkezlerinde tutulan tüm göçmenlerin günde en az bir saat boyunca açık hava
egzersizi imkânından faydalanabilmelerini sağlamaya yönelik gerekli tedbirleri
almaya çağırmıĢtır.
Türk makamları 23 Eylül 2009 tarihli bir yazı ile Ġstanbul-Kumkapı Gözaltı
Merkezi‟nde tutulan yabancı uyruklu kiĢilerin “günde ortalama bir saat boyunca açık
havaya çıkmalarına ve açık hava faaliyetlerinden faydalanmalarına izin verildiği”
hususunda Komite‟yi bilgilendirmiĢtir.”...
CPT bu zamana kadar atılan adımları memnuniyetle karĢılamakta ve Ağrı ve
Ġstanbul-Kumkapı Gözaltı Merkezleri‟nde tutulan tüm yabancı uyruklu kiĢilerin günde
en az bir saat boyunca açık hava egzersizi imkânından faydalandığına iliĢkin teyidin
kendisine ulaĢtırılmasını istemektedir.
...
51. Ziyaret edilen birtakım gözaltı merkezlerinde, verilen yemeğin kalitesi ve/veya
miktarına iliĢkin çok sayıda Ģikâyet alınmıĢtır. Söz konusu merkezlerden birinin
müdürü, kendi deneyimlerine göre günlük kiĢi baĢına tahsis edilen bütçe olan 4.60
TRY‟nin açık bir Ģekilde yetersiz olduğunu heyete beyan etmiĢtir. CPT, yabancılara
yönelik tüm gözaltı merkezlerinde tutulan göçmenlere temin edilen yemek hizmetinin,
hem miktar hem de kalite bakımından yeterli olmasını sağlamak üzere tekrar gözden
geçirilmesini tavsiye etmektedir.”
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
11
29. Türk Hükümeti 11 Haziran 2010 tarihinde yukarıda CPT raporuna
yanıt vermiĢtir. Hükümet‟in yanıtının ilgili kısımlarından alıntılar Ģu
Ģekildedir:
“YasadıĢı Göçle Mücadele ile ilgili Genelge‟nin (632 sayılı, 18 Mart 2010 tarihli)
B/4 maddesine göre, Valiliklere gönderilmek üzere Emniyet Genel Müdürlüğünce, bu
Genelge ekinde yer alan Geri Gönderme Merkezlerinin Sahip Olması Gereken
Fiziksel KoĢullar ile Bu Merkezlerdeki Uygulamalara ĠliĢkin Temel Esaslara uygun
bir yönerge hazırlanacaktır.
Bu yönergede geri gönderme merkezlerinin kurulması, iĢletilmesi, kamu kurum ve
kuruluĢları ile sivil toplum kuruluĢlarının merkezlere verdikleri ayni ve nakdi
yardımların düzenlenmesi, bu kuruluĢlarla iliĢkiler, barındırılacak olan yasa dıĢı
göçmenler hakkında tutulacak kayıtlar (tutulması zorunlu defterler, merkezlerde kalan
kiĢilerin kullanamayacakları eĢyalar ile kıymetli eĢyalarının ne Ģekilde saklanacağı),
buralarda uygulanacak diğer kurallar ile kapasitesi dolu olan illerden kapasitesi uygun
olan illere yasa dıĢı göçmen gönderilmesine iliĢkin kurulacak sistemin iĢleyiĢi gibi
hususlar yer alacaktır.
...
YasadıĢı Göçle Mücadele ile ilgili Genelge‟nin B/5 maddesi „Yasa dıĢı göçmenlerin
sınır dıĢı edilmelerine kadar geçen süre zarfında barındırıldıkları geri gönderme
merkezlerinin sahip olması gereken fiziksel koĢullar ile bu merkezlerdeki
uygulamalara iliĢkin temel esaslar genelge ekinde gönderilmiĢ olup, Emniyet Genel
Müdürlüğünce çıkarılacak yönerge yürürlüğe girinceye kadar iĢlemler buna uygun
olarak yürütülecektir.‟ ifadesine yer vermektedir.
Genelge‟nin “Temel Esaslar” Bölümü‟nün 19. maddesine göre, merkezlere yönelik
olarak aĢağıdaki usuller uygulanacaktır:
...
e. Yeterli gün ıĢığı alınmasını sağlamak için gerekli tedbirler alınacaktır.
f. 24 saat veya daha fazla uzun süreyle tutulan kiĢilere günlük olarak açık hava
egzersizi yapma imkânı sağlanacaktır.
g. Barınan yasadıĢı göçmenlere daha fazla ve çeĢitli faaliyetlerin sunulması için
gerekli tedbirler alınacaktır.
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
12
h. YasadıĢı göçmenlerin eriĢebilecekleri televizyon vb. bulunması sağlanacaktır.
...
YasadıĢı Göçle Mücadele ile ilgili Genelge‟nin “Temel Esaslar” Bölümü‟nün 9, 10,
11, 12. maddelerine göre;
-Günün her saatinde sıcak su imkânı sağlanacaktır.
- Her bir bölümde kadın ve erkek ayrı ayrı olmak üzere yeteri kadar tuvaletin olması
sağlanacaktır.
-Ġhtiyaca cevap verecek kadar çamaĢır makinesi olacaktır. YasadıĢı göçmenlerin
kullandıkları nevresim, battaniye ve çarĢaf vb.leri belirli aralıklarla hijyen koĢullarına
uygun Ģekilde yıkattırılması sağlanacaktır.
- ġebeke suyu içmeye müsait değilse, yasadıĢı göçmenlere günlük içebilecekleri
içme suyu temin edilecektir.
- YasadıĢı göçmenlere verilen hizmetlerin (yemek, temizlik gibi), hizmet satın
alması yöntemiyle yapılması esas alınacaktır.
...”
30. BirleĢmiĢ Milletler (“BM”) Göçmenlerin Ġnsan Hakları Özel
Raportörü François Crépeau, Türk Hükümeti‟nin daveti üzerine 25-29
Haziran 2012 tarihleri arasında Türkiye‟ye resmi bir ziyarette bulunmuĢtur.
François Crépeau diğerlerinin yanı sıra (inter alia) Kumkapı ve Edirne‟deki
geri gönderme merkezlerini ziyaret etmiĢ ve 17 Nisan 2013 tarihinde BM
Genel Kurulu‟na bir rapor (A/HRC/23/46/Add.2) sunmuĢtur. Söz konusu
raporun ilgili kısımları aĢağıdaki gibidir:
“42. Özel Raportör ziyareti esnasında göçmenlerin idari gözetim altına alınma
nedenleri, bu gözetimin süresi, tutulma koĢulları ve idari gözetim altına alınan
göçmenlere yönelik güvencelere eriĢim konularında yetersiz bir düzenleme olduğunu
kaydetmiĢtir.
...
52. Her ne kadar 2010 yılının Eylül ayında Türkiye emniyet makamları tarafından
yayınlanan bir genelge ile geri gönderme merkezlerinde tutulan düzensiz göçmenlerin
tutulma nedenleri, tutulma süresi, avukata eriĢim hakkı ve geri gönderme merkezinde
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
13
tutulma kararına veya sınır dıĢı kararına karĢı itiraz hakkı konularında sistematik bir
biçimde bilgilendirilmeleri talimatı verilmiĢ olsa da, Özel Raportör‟ün Edirne ve
Kumkapı geri gönderme merkezlerinde tutulan kiĢilerle yaptığı görüĢmeler, söz
konusu genelgenin uygulamada sistematik bir biçimde hayata geçirilmediğini ortaya
koymaktadır.
...
54. Özel Raportör ayrıca yukarıda anılan geri gönderme merkezlerindeki
koĢullardan da rahatsızlık duymuĢtur. Çocukların da aralarında bulunduğu idari
gözetim altında tutulan kiĢiler çoğunlukla odalarda veya koğuĢlarda kilitli tutulmakta
ve dıĢ alanlara eriĢimleri ya oldukça kısıtlıdır veya hiç bulunmamaktadır. AĢırı
kalabalıklık, sağlığa elveriĢsiz koĢullar ve yetersiz gıda diğer önemli endiĢe
kaynaklarıdır.”
31. 12 Ekim 2011 tarihinde yayımlanan Avrupa Komisyonu 2011
Türkiye Ġlerleme Raporu (SEC (2011) 1201), Türkiye‟deki geri gönderme
merkezlerinin yönetimine iliĢkin ayrıntılı hükümlerin bulunmayıĢıyla ilgili
olarak aĢağıdaki tespitlerde bulunmuĢtur (91. sayfa):
“4.24 ... Geri gönderme merkezlerinin yönetimi ve iĢletilmesine iliĢkin kapsamlı
kurallar/kılavuz ilkeler bulunmamaktadır. Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), geri
gönderme merkezlerinin fiziki durumu, görevlendirilecek personel, merkezlerin
güvenliğinin ve merkezlerin içinde güvenliğin sağlanması, yemek ve sağlık
hizmetlerinin temini, sosyal bakımdan korunmaya muhtaç gruplara iliĢkin
uygulamalar ile sivil toplumun bu merkezlerle iliĢkilerini kapsayacak Ģekilde geri
gönderme merkezlerinin yönetimine dair düzenlemeler yapacak bir “yönerge”
hazırlamakla görevlendirilmiĢtir. Bu “yönerge” henüz onaylanmamıĢtır.”
2012 Ġlerleme Raporu‟nda da (10 Ekim 2012 tarihinde yayımlanmıĢtır,
SWD 2012 (336) 75. sayfa) benzer Ģekilde “Geri gönderme merkezlerindeki
asgari
yaĢam
standartları
ve
bu
merkezlerin
denetimi,
hâlâ
düzenlenmemiĢtir.” ifadesi yer almıĢtır.
32. Son olarak, Uluslararası Af Örgütü, 2009 tarihinde yayımlanan “Ġki
Arada Bir Derede: Türkiye‟deki Mültecilere Koruma Sağlanmıyor” baĢlıklı
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
14
raporunda1,
Türkiye‟deki
sığınmacı
ve
mültecilerin
keyfi
olarak
alıkonmasına iliĢkin kaygılarını aĢağıdaki ifadelerle dile getirmiĢtir:
“Uluslararası Af Örgütü, gözaltında tutulan mülteci ve sığınmacıların yaĢadıkları
hak ihlâllerinin ulusal mevzuatta idari gözetim altındaki kiĢilere iliĢkin yeterli yasal
korumanın
bulunmamasından
kaynaklandığı
kaygısını
taĢımaktadır.
Yabancı
misafirhanelerinde idari gözaltında tutulan yabancılar gözaltında değil, idari gözetim
altında sayılırlar. Bu da uygulamada sığınmacı ve mültecilerin uluslararası hukukun
gözaltında tutulan herkese sağladığı yasal korumalardan haksız bir Ģekilde
faydalanamamasına neden olmaktadır. Bu konudaki ulusal mevzuat ne olursa olsun,
yukarıda da belirtildiği gibi uluslararası hukuk, herkesin keyfi gözaltına alınmama
hakkı ya da gözaltına alındıklarında yasal korumaya sahip olma hakkı olduğunu
belirtir.”
HUKUKĠ DEĞERLENDĠRME
I. SÖZLEġME‟NĠN 5. MADDESĠNĠN ĠHLÂL EDĠLDĠĞĠ ĠDDĠASI
HAKKINDA
33. BaĢvuran SözleĢme‟nin 5 §§ 1, 2, 3 ve 4 maddeleri ile 13. maddesine
dayanarak,
tutulmasının
yasaya
uygunluğunu
sorgulama
imkânı
bulunmaksızın hukuka aykırı Ģekilde tutulduğundan ve özgürlüğünden
yoksun
bırakılma
nedenleri
hakkında
usulüne
uygun
Ģekilde
bilgilendirilmediğinden Ģikâyetçi olmuĢtur. BaĢvuran ayrıca, SözleĢme‟nin
5 § 5 maddesi kapsamında, söz konusu Ģikâyetler açısından iç hukukta
tazminat hakkı bulunmadığını iddia etmiĢtir.
34. Mahkeme öncelikle, SözleĢme‟nin 13. maddesi kapsamındaki
Ģikâyetin sadece, 13. maddenin daha genel koĢullarıyla ilgili olarak özel
hüküm ifade eden (lex specialis) 5 § 4 maddesi kapsamında incelenmesi
1.
http://www.amnesty.org/en/library/asset/EUR44/001/2009/en/0f217291-cae8-4093bda9-485588e245d8/eur440012009en.pdf, 25. sayfa.
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
15
gerektiğini değerlendirmektedir (bk. Amie ve Diğerleri/Bulgaristan, no.
58149/08, § 63, 12 ġubat 2013).
A. Kabul Edilebilirlik Hakkında
35. SözleĢme‟nin 5 § 3 maddesi kapsamındaki Ģikâyete iliĢkin olarak
Mahkeme, baĢvuranın suç iĢlediği Ģüphesiyle kendisine cezai alanda bir suç
yöneltilmemesi nedeniyle baĢvuranın SözleĢme‟nin 5. maddesinin 1.
paragrafının
c
bendi
hükümleri
uyarınca
yakalanmadığını
veya
tutulmadığını belirtmektedir. Dolayısla söz konusu Ģikâyet açıkça
dayanaktan yoksundur ve SözleĢme‟nin 35 §§ 3 (a) ve 4 maddeleri uyarınca
reddedilmelidir (bk. Soldatenko/Ukrayna, no. 2440/07, § 103, 23 Ekim
2008).
36. Mahkeme, SözleĢme‟nin 5 §§ 1, 2, 4 ve 5. maddeleri kapsamındaki
diğer Ģikâyetlerin, SözleĢme‟nin 35 § 3 (a) maddesinin anlamı dahilinde
açıkça dayanaktan yoksun olmadığını kaydetmektedir. Mahkeme ayrıca söz
konusu Ģikâyetlerin baĢka herhangi bir gerekçeyle kabul edilemez
bulunamayacağını belirtmektedir. Dolayısıyla söz konusu Ģikâyetlerin kabul
edilebilir olduğu beyan edilmelidir.
B. Esas Hakkında
1. Sözleşme’nin 5 § 1 Maddesinin İhlâl Edildiği İddiası Hakkında
37. Hükümet, SözleĢme‟nin 5 § 1 (f) maddesinin anlamı dahilinde
baĢvuranın 25 Ekim 2010‟dan 29 Nisan 2011‟e kadar sınırı dıĢı edilmek
üzere tutulduğunu belirtmiĢtir.
38. BaĢvuran,
tutulmasının
iç
hukukta
hiçbir
yasal
dayanağı
bulunmadığı iddiasını sürdürmüĢtür.
39. Mahkeme önceden benzer bir Ģikâyeti, Türk hukukunda kiĢinin sınır
dıĢı edilmek üzere tutulmasına karar verilmesine yönelik bir usul öngören
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
16
açık yasal hükümlerin bulunmayıĢından ötürü, baĢvuranların tutulmasının
SözleĢme‟nin 5. maddesi doğrultusunda “hukuka aykırı” olduğuna karar
verdiği Abdolkhani ve Karimnia/Türkiye (no. 30471/08, §§ 125-135,
22 Eylül 2009) davasında incelemiĢtir. Mahkemenin söz konusu kararında
ulaĢtığından farklı bir sonuca varmasını gerektirecek herhangi özel bir koĢul
mevcut değildir.
40. Dolayısıyla somut olayda SözleĢme‟nin 5 § 1 maddesi ihlâl
edilmiĢtir.
2. Sözleşme’nin 5 § 2 Maddesinin İhlâl Edildiği İddiası Hakkında
41. Hükümet,
yakalandıktan
sonra
baĢvuranın
polis
memurları
tarafından 26 Ekim 2010 tarihinde Türkiye‟ye yasa dıĢı giriĢiyle bağlantılı
olarak ifadesinin alındığını ve bu aĢamada baĢvurana tutulmasının nedenleri
hakkında bilgi verildiğini ileri sürmüĢtür.
42. BaĢvuran Ģikâyetini yinelemiĢtir.
43. Mahkeme, SözleĢme‟nin 5 § 2 maddesinde yer verilen temel
güvenceye iliĢkin genel ilkelerin Abdolkhani ve Karimnia (yukarıda anılan,
§ 136) davasında açıklandığını belirtmektedir. Mahkeme bu bağlamda,
yakalanan kiĢiye, uygun gördüğü takdirde SözleĢme‟nin 5 § 4 maddesi
uyarınca
yakalanmasının
hukuka
uygunluğunu
sorgulamak
üzere
mahkemeye baĢvurabilmesine imkân vermek için teknik olmayan, basit ve
kolaylıkla anlaĢılır bir dilde, yakalanmasının esas yasal ve maddi
gerekçelerinin açıklanması gerektiğini vurgulamaktadır.
44. Mahkeme, yukarıda 37. paragrafta belirtilen Hükümet beyanına
atıfta bulunarak, baĢvuranın tutulmaya baĢladığı tarih olan 25 Ekim
2010‟dan itibaren sınır dıĢı edilmek üzere tutulduğunu gözlemlemektedir.
Ancak ne 26 Ekim 2010 tarihli görüĢme kaydı, ne de Hükümet tarafından
ibraz edilen baĢka herhangi bir belge, baĢvuranın hava limanındaki emniyet
genel müdürlüğü Ģubesinde ve ardından Kumkapı Geri Gönderme
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
17
Merkezi‟nde tutulmasının gerekçelerinin kendisine bildirildiğini ortaya
koymaktadır (bk. Dbouba/Türkiye, no. 15916/09, § 52, 13 Temmuz 2010).
45. Dolayısıyla SözleĢme‟nin 5 § 2 maddesi ihlâl edilmiĢtir.
3. Sözleşme’nin 5 §§ 4 ve 5 Maddelerinin İhlâl Edildiği İddiası
Hakkında
46. Hükümet, baĢvuranın tutulmasının hukuka uygunluğunu sorgulamak
üzere Türkiye Cumhuriyeti Anayasası‟nın 36 ve 125. maddeleri uyarınca
idare mahkemelerine baĢvurabileceğini ileri sürmüĢtür.
47. BaĢvuran iddialarını sürdürmüĢ ve Hükümet tarafından belirtilen
hukuk yolunun pratikte etkili olmadığını iddia etmiĢtir.
48. Mahkeme ayrıca, Türk hukuk sisteminin baĢvuranın konumundaki
kiĢilere SözleĢme‟nin 5 § 4 maddesinin anlamı dahilinde tutulma iĢleminin
yasaya uygunluğu hakkında adli inceleme yapılmasına imkân veren ve
SözleĢme‟nin 5 § 5 maddesinin gerektirdiği Ģekilde hukuka aykırı
tutulmalarına iliĢkin tazminat elde etmelerine olanak tanıyan bir hukuk yolu
sağlamadığı sonucuna vardığı pek çok geçmiĢ davada, SözleĢme‟nin 5 §§ 4
ve 5 maddelerinin ihlâl edildiğine karar verdiğini belirtmektedir (bk.
yukarıda
anılan
Abdolkhani
ve
Karimnia,
§142;
Tehrani
ve
Diğerleri/Türkiye, no. 32940/08, 41626/08 ve 43616/08, § 79, 13 Nisan
2010; ve yukarıda anılan Dbouba, §§ 53-54). Ġdare mahkemelerinin,
talepleri hızlı bir Ģekilde inceyip bir sığınmacının hukuka aykırı olarak
tutulduğu
gerekçesiyle
hükmettiğine
iliĢkin
kendisini
herhangi
serbest
bir
bıraktığına
örnek
ve
Hükümet
tazminata
tarafından
sunulmadığından, Mahkeme yukarıda belirtilen kararlarında ulaĢtığından
farklı bir sonuca varmak için herhangi bir sebep görmemektedir.
49. Ayrıca Mahkeme hâlihazırda baĢvuranın, özgürlüğünden yoksun
bırakılmasının
gerekçeleri
hakkında
usulüne
uygun
Ģekilde
bilgilendirilmediğine karar vermiĢtir (bk. yukarıda 45. paragraf). Mahkeme
bu olgunun, baĢvuranın SözleĢme‟nin 5 § 4 maddesi uyarınca tutulma
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
18
iĢlemine itiraz etmesi hakkının esastan yoksun kalmasına yol açtığını
değerlendirmektedir (bk. Shamayev ve Diğerleri/Gürcistan ve Rusya,
no. 36378/02, § 432, AĠHM 2005-III; yukarıda anılan Abdolkhani ve
Karimnia, § 141; ve yukarıda anılan Dbouba, §54).
50. Yukarıdakilerin ıĢığında 5 §§ 4 ve 5 maddelerinin ihlâl edildiğine
karar vermiĢtir.
II. TEK
BAġINA
VEYA
SÖZLEġME‟NĠN
13.
MADDESĠYLE
BĠRLĠKTE ELE ALINDIĞINDA BAġVURANIN TUTULMASIYLA
BAĞLANTILI OLARAK SÖZLEġME‟NĠN 3. MADDESĠNĠN ĠHLÂL
EDĠLDĠĞĠ ĠDDĠASI HAKKINDA
51. BaĢvuran SözleĢme‟nin 3. maddesine dayanarak Kumkapı Geri
Gönderme Merkezi‟ndeki maddi koĢullardan Ģikâyet etmiĢ ve tutulduğu
sürenin son üç ile dört ayı esnasında kendisini etkileyen sağlık sorunlarına
rağmen tıbbi yardım sağlanmadığını iddia etmiĢtir. BaĢvuran ayrıca,
SözleĢme‟nin 13. maddesini ileri sürerek, SözleĢme‟nin 3. maddesi
kapsamındaki
haklarının
ihlâli
hakkında
Ģikâyette
bulunmak
için
eriĢebileceği herhangi bir hukuk yolu bulunmadığından Ģikâyetçi olmuĢtur.
A. Tutulma İşleminin Maddi Koşulları
1. Kabul Edilebilirlik Hakkında
52. Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle baĢvurunun
bu kısmının SözleĢme‟nin 35 § 1 maddesi gereğince reddedilmesi
gerektiğini ileri sürmüĢtür. Hükümet bu bağlamda baĢvuranın idari ve adli
makamlara baĢvurması ve Türkiye Cumhuriyet Anayasası‟nın 125. maddesi
veya Ġdari Yargılama Usulü Kanunu‟nun 2(1)(b) maddesi uyarınca tazminat
talep etmesi gerektiğini iddia etmiĢtir. Hükümet, yabancılar geri gönderme
merkezinde tutulma koĢullarının özel olarak incelendiği herhangi bir idari
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
19
veya adli emsal karar ibraz edemediğini; ancak bunun önerdiği idari hukuk
yollarının etkili olmadığı anlamına gelmediğini belirtmiĢtir. Bunun yerine
Hükümet, oğlu polis tarafından gözaltında tutulduğu esnada yaĢamını
kaybeden bir kiĢiye, ilgili polis memurlarının iĢkenceden mâhkum
edilmelerinin ardından bir idare mahkemesi tarafından Türkiye Cumhuriyeti
Anayasası‟nın 125. maddesi uyarınca tazminat ödenmesine hükmedildiği
bir emsal dava sunmuĢtur.
53. BaĢvuran, Ģikâyetiyle ilgili olarak hiçbir uygun hukuk yolunun
bulunmadığını ve bu durumun Hükümet‟in söz konusu yasal hükümlerin
pratikte nasıl etkili tazmin sağlayacağına iliĢkin somut ve ilgili örnekler
gösterememesini de açıkladığını belirterek, Hükümet‟in savına itiraz
etmiĢtir. BaĢvuran kendi adına, Ġstanbul Valiliği‟nin Kumkapı‟daki de dahil
olmak üzere iki farklı geri gönderme merkezindeki tutulma koĢullarına
iliĢkin iki yabancının Ģikâyetleri hakkında ceza yargılamalarını baĢlatmayı
reddettiği iki farklı örnek sunmuĢtur. Ġstanbul Valiliği‟nin her iki kararı da
Ġstanbul Bölge Ġdare Mahkemesi tarafından onanmıĢtır. Kumkapı‟da tutulan
davacı açık bir Ģekilde aĢırı kalabalıklıktan Ģikâyetçi olmuĢ; ancak ne
Valilik ne de Ġstanbul Bölge Ġdare Mahkemesi kararlarında söz konusu
iddiaya yanıt vermiĢtir. Bu koĢullar altında baĢvuran, tutulduğu olumsuz
koĢullara iliĢkin olarak herhangi bir hukuk yoluna baĢvurmanın hiçbir
anlamı olmadığı kanaatine varmıĢtır.
54. Mahkeme, iç hukuk yollarının tüketilmesi konusunun, baĢvuranın
tutulduğu insanlık dıĢı ve aĢağılayıcı koĢullar hakkında Ģikâyette bulunmak
üzere baĢvurabileceği etkili bir hukuk yolunun bulunmadığına iliĢkin
Ģikâyetinin esasıyla yakından bağlantılı olduğu kanısındadır. Dolayısıyla
Mahkeme Hükümet‟in itirazını, SözleĢme‟nin 13. maddesi kapsamında
yapılan Ģikâyetin esasıyla birleĢtirmeyi gerekli görmektedir (bk. diğerlerinin
yanı sıra, Sergey Babushkin/Rusya, no. 5993/08, § 34, 28 Kasım 2013).
55. Mahkeme ayrıca baĢvuranın SözleĢme‟nin 3 ve 13. maddeleri
kapsamındaki, Kumkapı Geri Gönderme Merkezi‟nde tutulduğu koĢullar ve
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
20
bu bakımdan etkili bir hukuk yolu bulunmadığına iliĢkin Ģikâyetlerinin
SözleĢme‟nin 35 § 3 (a) maddesinin anlamı dahilinde açıkça dayanaktan
yoksun olmadığına karar vermiĢtir. Söz konusu Ģikâyetler baĢka herhangi
bir gerekçeyle kabul edilemez değildir. Dolayısıyla Mahkeme bu
Ģikâyetlerin kabul edilebilir olduğunu beyan etmektedir.
2. Esas Hakkında
(a) Sözleşme’nin 13. Maddesi
56. Yukarıda 52. paragrafta belirtildiği üzere Hükümet, baĢvuranın
tutulduğu koĢullar hakkındaki Ģikâyetleri bakımından etkili hukuk yolları
bulunduğunu ileri sürmüĢtür.
57. BaĢvuran yukarıda 53. paragrafta belirtilen Ģikâyetlerini ve savlarını
yinelemiĢtir.
58. Mahkeme, yerel yasal düzende ne Ģekilde teminat altına alınıyor
olursa olsun, SözleĢme‟den doğan hak ve özgürlüklerden esaslı bir Ģekilde
faydalanılmasına imkân veren, ulusal düzeyde bir hukuk yolunun mevcut
olmasının SözleĢme‟nin 13. maddesi ile güvence altına alındığına dikkat
çekmektedir. Böylelikle SözleĢme‟nin 13. maddesi, somut davada olduğu
gibi SözleĢme kapsamında “tartıĢmaya açık bir Ģikayetin” özünün ele
alınması (bk. aĢağıda 74-81. paragraflar) ve uygun telafinin sağlanması için
bir iç hukuk yolu sunulmasını gerektirmektedir (bk. diğer pek çok makamın
yanı sıra, Kudła/Polonya [BD], no.30210/96, §157, AĠHM 2000-XI).
59. SözleĢme‟nin 13. maddesi kapsamındaki yükümlülüğün kapsamı,
baĢvuranın SözleĢme‟ye dayanarak yaptığı Ģikâyetin niteliğine göre
değiĢmektedir. Ancak, SözleĢme‟nin 13. maddesinin gerektirdiği hukuk
yolunun, itham olunan ihlâli önleme veya söz konusu ihlâlin devam
etmesinin önüne geçme veya meydana gelen tüm ihlâller için uygun telafi
temin etme anlamında, hem pratikte hem teoride etkili olması gerekmektedir
(bk. Ananyev ve Diğerleri/Rusya, no. 42525/07 ve 60800/08, § 96, 10 Ocak
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
21
2012). Bilhassa sadece teoride değil, uygulamada da söz konusu hukuk
yollarının varlığının yeterince kesin olması gerekmektedir. Aksi takdirde
eriĢilebilirlik ve etkililik koĢulları karĢılanmamıĢ olacaktır (bk. yukarıda
anılan Ananyev ve Diğerleri, § 94). SözleĢme‟nin 13. maddesinde atıf
yapılan “makamın” muhakkak bir adli makam olması gerekmemektedir;
ancak eğer söz konusu makam adli bir makam değil ise yetkileri ve sunduğu
güvenceler,
önündeki hukuk yolunun etkili olup olmadığına karar
verilirken ilgili olmaktadır.
60. Ġnsanlık dıĢı veya aĢağılayıcı tutulma koĢulları hakkındaki Ģikâyetler
alanında Mahkeme halihazırda iki tür telafinin mümkün olduğunu
gözlemlemiĢtir: (i) tutulma iĢleminin maddi koĢullarının iyileĢtirilmesi, ve
(ii) bu tür tutulma iĢlemleri nedeniyle uğranan zarar veya kayıp için
tazminat. Bir baĢvuranın SözleĢme‟nin 3. maddesine aykırı koĢullar altında
tutulması halinde, baĢvuranın insanlık dıĢı veya aĢağılayıcı muameleye
maruz
bırakılmama
hakkının
süregelen
ihlâlinin
sonlandırılmasını
sağlayacak bir iç hukuk yolu en üst düzeyde öneme sahiptir. Ancak
uygunsuz Ģartlara maruz kaldığı yerleĢkeyi terk ettikten sonra baĢvuran
meydana gelmiĢ olan ihlâl için tazminat talep etme konusunda uygulanabilir
bir hakka sahip olmalıdır (bk. yukarıda anılan Sergey Babushkin, § 40).
61. Mahkeme iĢkenceye, insanlık dıĢı veya aĢağılayıcı muameleden
korunma hususundaki temel hakkın söz konusu olduğu durumlarda, önleyici
ve tazmin edici hukuk yollarının etkili olarak değerlendirilmesi için birbirini
tamamlayıcı olması gerektiğini vurgulamaktadır. Mahkeme‟nin ilke olarak
tazmin edici bir hukuk yolunun yeterli olabileceğini kabul ettiği, adli
yargılamaların uzunluğuna ve kararların icra edilmemesine iliĢkin davaların
aksine (bk. Scordino/İtalya (no. 1) [BD], no. 36813/97, § 187, AĠHM
2006-V; ve Burdov/Rusya (no. 2), no. 33509/04, § 99, AĠHM 2009 -...),
SözleĢme‟nin 3. maddesi ile yasaklanan türden muameleye karĢı bireylerin
etkin bir Ģekilde korunması için önleyici bir hukuk yolunun mevcudiyeti
elzemdir. Gerçekten de Mahkeme, SözleĢme tarafından söz konusu hükme
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
22
atfedilen özel önemin, Devlet tarafından tazmin edici bir hukuk yoluna
ilaveten, bu tür muamelelerin tamamını süratle sona erdirecek etkili bir
mekanizma kurulmasını gerektirdiği görüĢündedir. Aksi takdirde, ilerde
tazminat alma imkânı, SözleĢme‟nin bu esas hükmüne aykırı olarak,
özellikle ciddi
ıstırabın
yasallaĢmasına
yol
açacak
ve Devlet‟in,
standartlarını SözleĢme gereklilikleriyle aynı hizaya getirme konusundaki
yasal yükümlülüğünü kabul edilemez Ģekilde zayıflatacaktır (bk. yukarıda
anılan Ananyev ve Diğerleri, § 98).
62. Mevcut davadaki olaylara dönülecek olduğunda Mahkeme, Türkiye
Cumhuriyeti Anayasası‟nın 125. maddesi ve Ġdari Yargılamalar Usulü
Kanunu‟nun 2(1)(b) maddesinde öngörüldüğü üzere baĢvuranın yerel
makamlara Ģikâyette bulunma ve genel adli inceleme iĢlemlerinde, idare
mahkemeleri önünde tazminat davası açma yolunun açık olduğunun
Hükümet tarafından geniĢ ifadelerle belirtildiğini gözlemlemektedir.
Hükümet, yabancılara yönelik geri gönderme merkezlerindeki uygunsuz
tutulma koĢullarını tazmin etmek üzere, özel olarak tasarlanmıĢ baĢka
herhangi bir hukuk yoluna atıfta bulunmamıĢtır.
63. Mahkeme bu bakımdan davalı Hükümet‟in, önerdiği hukuk yolunun
söz konusu özel koĢullar içerisinde pratikteki etkililiğini, ilgili yerel
mahkemelerin içtihatlarından veya idari makamların kararlarından örnekler
ile ortaya koyma yükümlülüğü bulunduğunu hatırlatmaktadır (bk. yukarıda
anılan Ananyev ve Diğerleri, § 110; ve Stanev/Bulgaristan [BD], no.
36760/06, § 219, AĠHM 2012). Ancak Türk Hükümeti, tutulan bir
göçmenin
önerilen
hukuk
yollarından
faydalanarak
haklarını
savunabildiğini; yani idare mahkemesine veya idari makama yapılan
baĢvurunun tutulma koĢullarının iyileĢmesiyle ve/veya olumsuz maddi
koĢullar nedeniyle yaĢanan ıstırap için tazminata hükmedilmesiyle
sonuçlandığını gösteren herhangi bir adli veya idari karar ibraz etmemiĢtir
(Mahkeme‟nin SözleĢme‟nin 35 § 1 maddesi kapsamında benzer kararları
için bk. Abdolkhani ve Karimnia/Türkiye (no. 2), no. 50213/08, § 25, 27
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
23
Temmuz 2010; ve Kurkaev/Türkiye, no. 10424/05, §§26-27, 19 Ekim 2010).
Benzer Ģekilde Hükümet, neden bu tür örnekler ibraz edemediğine iliĢkin
bir açıklamada bulunmamıĢtır.
64. Mahkeme, Türk Hükümeti‟nin bu kapsamda etkili iç hukuk
yollarının mevcut olduğunu ispatlama yükümlülüğünün iki gerekçeden
ötürü özellikle yerine getirilmesinin zorunlu olduğu kanısındadır. Ġlk olarak
Mahkeme, olayların meydana geldiği tarihte göç kontrolü kapsamında
yabancı uyruklu vatandaĢların tutulmasına iliĢkin Türk hukukunda bir
kanun boĢluğu bulunduğunu ve bu boĢluk vasıtasıyla tutulma iĢleminin,
özgürlükten yoksun bırakma olarak değil; ancak yabancıların sınır dıĢı
edilene kadar geri gönderme merkezlerinde veya “misafirhanelerde”
“barındırılmaları”
veya
“korunmaları”
olarak
kabul
edildiğini
hatırlatmaktadır (örneğin bk. yukarıda anılan Abdolkhani ve Karimnia, §
120; ve ayrıca yukarıda 32. paragrafta anılan Uluslararası Af Örgütü
raporunun ilgili alıntısı). Tutulan göçmenlerin özgürlüklerinden yoksun
bırakılmalarına iliĢkin tamamen keyfi uygulama, tanınmamıĢ tutulma
iĢleminin koĢullarını sorgularken söz konusu bireylerin haklarının ne
derecede savunulacağı hakkında meĢru bir endiĢe uyandırmaktadır. Ġkinci
olarak, BM Özel Raportörü ve Avrupa Komisyonu tarafından kaydedildiği
üzere, olayların meydana geldiği tarihte Türkiye‟de düzensiz göçmenlerin
tutulmaları gereken koĢulları düzenleyen kapsamlı bir yönetmelik mevcut
değildi (bk. yukarıda 30 ve 31. paragraflar). Hükümet, 16 Aralık 2009
tarihli CPT raporuna yanıtında, Emniyet Genel Müdürlüğü‟nün, diğerlerinin
yanı sıra (inter alia), yabancılar geri gönderme merkezlerindeki maddi
koĢullara ve aradaki zamanda geçerli olacak olan 632 sayılı Genelge‟de
öngörülen
“temel
esaslar”a
iliĢkin
bir
yönerge
hazırlamakla
görevlendirildiğini belirtmiĢtir (bk. yukarıda 29. paragraf). Mahkeme
Hükümet‟in “temel esaslar”ın icra edilip edilmediğine iliĢkin hiçbir bilgi
vermediğini kaydetmektedir. Hükümet yukarıda belirtilen yönergenin
yürürlüğe girip girmedini de belirtmemiĢtir. Bu koĢullar altında, Hükümet
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
24
tarafından belirtildiği gibi yabancılar geri gönderme merkezlerinde tutulma
koĢullarının incelemeye tabi olduğu varsayılsa dahi, bu tür koĢulların hangi
standartlara göre değerlendirileceği açık değildir.
65. Sınır dıĢı edilmek üzere tutma iĢleminin tüm yönlerine iliĢkin bu
belirsizlikten ötürü Mahkeme, Hükümet tarafından önerilen hukuk
yollarının pratikte etkililiğine dair daha fazla somut delile ihtiyaç
duymaktadır. Bu türden delillerin yokluğunda Mahkeme, Hükümet
tarafından belirtilen genel hukuk yollarının bu bağlamda önleyici ve/veya
tazmin edici etkili bir telafi sağlama kapasitesinin yeterli derecede kesin bir
Ģekilde kanıtlanmadığı sonucuna varmak zorundadır.
66. Dolayısıyla
Mahkeme,
Hükümet‟in
iç
hukuk
yollarının
tüketilmemesine iliĢkin itirazını reddetmiĢ ve somut olayın kendine özgü
olaylarında, tutulma koĢulları hakkında Ģikâyette bulunmak için etkili bir
hukuk yolunun bulunmayıĢı nedeniyle SözleĢme‟nin 13. maddesinin ihlâl
edildiğine karar vermiĢtir.
(b) Sözleşme’nin 3. Maddesi
(i) Tarafların Beyanları
67. Hükümet,
Kumkapı
Geri
Gönderme
Merkezi‟ndeki
tutulma
koĢullarına iliĢkin anlatımını yinelemiĢ (bk. yukarıda 18-20. paragraflar) ve
söz konusu koĢulların SözleĢme‟nin 3. maddesinin gerekliliklerine uygun
olduğunu belirtmiĢtir. Hükümet, uyuma alanları ve ortak kullanılan
alanlardan bazılarının fotoğraflarının yanı sıra baĢvuranın tutulduğu süre
boyunca farklı tarihlerde geri gönderme merkezinde tutulan erkek
sayılarının kaydedildiği kütüklerin nüshalarını ibraz etmiĢtir.
68. BaĢvuran, Kumkapı Geri Gönderme Merkezi‟nde tutulduğu dönem
boyunca merkezin aĢırı kalabalık olduğunu ve Hükümet tarafından verilen
bilgilerin aksine, yaklaĢık olarak 600 kiĢi barındırdığını iddia etmiĢtir.
BaĢvuran
geri
gönderme
merkezinde
tutulan
erkeklere
ayrılmıĢ
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
25
yatakhanelerin ve diğer mekânların boyutuna ve sayısına iliĢkin olarak iki
doktor tarafından düzenlenen ve Hükümet tarafından verilen rakamlarla
kısmen çeliĢen bir raporu delil olarak sunmuĢtur. Söz konusu rapora göre,
ilk katta sadece, alanları sırasıyla 76, 50, 58 ve 40 m2 olan dört oda ve ikinci
katta ise, alanları sırasıyla 69, 76, 50, 58 ve 84 m2 olan beĢ oda
bulunmaktadır. Her katta ayrıca beĢ duĢ, altı tuvalet ve 69 m2‟lik bir
kafeterya bulunmaktadır. BaĢvuran, aralarında kullanmak üzere kendilerine
sadece on beĢ ranza verilen otuz beĢ ile kırk beĢ arasında kiĢiyle paylaĢtığı
bir odanın yaklaĢık olarak 40 m2olduğunu (kiĢi baĢı 1.14 ile 0.89 m2) iddia
etmiĢtir. Tutulan kiĢilerin bazıları yerde battaniyeler üzerinde veya ibadet
alanında verilen halı üzerinde uyumaya zorlanmıĢtır. Hükümet tarafından
gönderilen ve mobilyalar arasında hareket edilebilecek fazla boĢluk
olmadığını
gösteren
fotoğraflardan
da
odaların
sıkıĢık
vaziyeti
anlaĢılabilmektedir. Bazı ranzalar birbiriyle temas ediyordu ve iki kiĢi oda
içerisinde yan yana güçlükle yürüyebiliyordu. BaĢvuran ayrıca Hükümet‟in
kat baĢına tutulan kiĢi sayısını belirtmesine rağmen, altı aydan fazla süre
boyunca kaldığı odanın yüzey alanına ve doluluk oranına iliĢkin özel bilgi
vermediğini iddia etmiĢtir.
69. BaĢvuran, Hükümet‟in iddialarının aksine, tutulduğu yaklaĢık altı
aylık süre zarfının tamamı boyunca kendisinin bir kez bile açık havaya
çıkmasına izin verilmediğini eklemiĢtir. Ayrıca, Hükümet‟in atıfta
bulunduğu, her katta bulunan kafeteryalar sadece yemek saatlerinde
eriĢilebiliyordu;
baĢvuran
zamanının
geri
kalanını
yeterince
havalandırılmayan, sigara dumanıyla kaplanmıĢ, kirli ve aĢırı kalabalık
odasında geçirmek zorunda kalmıĢtır. Hükümet tarafından ibraz edilen
fotoğraflarda odalar yanıltıcı Ģekilde daha temiz ve daha düzenli
görünüyordu; odaların fotoğraflar çekilmeden hemen önce temizlendikleri
açıktı. Gerçekte ise, tüm yerleĢke tahtakurusu dahil olmak üzere böceklerle
kaplıydı. BaĢvuran delil olarak, tahtakuruları tarafından kötü Ģekilde ısırılan
bir tutulan kiĢinin fotoğrafını ibraz etmiĢtir. Odadaki ıĢığın sürekli açık
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
26
olması, tutulan çok sayıda kiĢinin genel hareketliliği ve gürültüsü nedeniyle
uyuma koĢulları daha da ağırlaĢmıĢtır. BaĢvuran son olarak, geri gönderme
merkezinde temin edilen yemeğin düĢük kalitede olduğundan Ģikâyet
etmiĢtir.
(ii) Mahkemenin Değerlendirmesi
(α) Genel İlkeler
70. Mahkeme, içtihadına göre, kötü muamelenin SözleĢme‟nin 3.
maddesinin kapsamına girmesi için asgari ciddiyet seviyesine ulaĢması
gerektiğini vurgulamaktadır. Asgari ciddiyet seviyesinin değerlendirilmesi
göreceli olup; muamelenin süresi, bedensel ve ruhsal etkileri ve bazı
vakalarda mağdurun cinsiyeti, yaĢı ve sağlık durumu gibi davanın tüm
koĢullarına bağlıdır. Ayrıca Mahkeme, muamelenin SözleĢme‟nin 3.
maddesinin
anlamı
dahilinde
“aĢağılayıcı”
olup
olmadığını
değerlendirirken, söz konusu müdahalenin amacının ilgili kiĢiyi rencide
etmek ve küçük düĢürmek olup olmadığını ve sonuçlar bakımından
müdahalenin bireyin kiĢiliğini 3. maddeye aykırı bir biçimde olumsuz
etkileyip etkilemediğini dikkate almaktadır. Ancak, bu tür bir amaç
bulunmayıĢı SözleĢme‟nin 3. maddesinin ihlâl edildiğine karar verilmesi
ihtimalini kesin olarak ortadan kaldırmamaktadır (bk. Riad ve Idiab/Belçika,
no. 29787/03 ve 29810/03, §§ 95-96, 24 Ocak 2008).
71. SözleĢme‟nin 3. maddesi uyarınca, Devlet, kiĢinin insanlık onuruna
saygıyla tutarlı koĢullar altında tutulmasını sağlamalı ve tedbirin uygulanma
biçimi ile yönteminin, tutulmanın kendiliğinde kaçınılmaz olarak varolan
ısdırap düzeyini aĢan derecede sıkıntı ve güçlüğe bireyi maruz
bırakmadığından emin olmalıdır (bk. yukarıda anılan Riad ve Idiab, § 99;
S.D./Yunanistan, no. 53541/07, §47, 11 Haziran 2009; ve A.A./Yunanistan,
no. 12186/08, § 55, 22 Temmuz 2010). Tutulma iĢleminin koĢulları
değerlendirilirken, hem söz konusu koĢulların toplam etkilerinin hem de
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
27
baĢvuranın belirli iddialarının dikkate alınması gerekmektedir (bk.
Dougoz/Yunanistan, no. 40907/98, § 46, AĠHM 2001-II). KiĢinin belirli
koĢullar altında tutulduğu sürenin uzunluğu da değerlendirilmelidir (bk.
diğer makamların yanı sıra, Alver/Estonya, no. 64812/01, § 50, 8 Kasım
2005; ve Aden Ahmed/Malta, no. 55352/12, § 86, 23 Temmuz 2013).
72. Tutulma iĢleminin gerçekleĢtirildiği bölgelerde yeterli kiĢisel alanın
hiçbir Ģekilde bulunmaması, ihtilaflı tutulma iĢleminin koĢullarının
SözleĢme‟nin 3. maddesi açısından “aĢağılayıcı” olup olmadığının tespit
edilmesi amacıyla göz önünde bulundurulması gereken bir yön olarak ağır
basmaktadır (bk. Karalevičius/Litvanya, no. 53254/99, § 36, 7 Nisan 2005,
ve aĢırı kalabalıklık meselesine iliĢkin ilkelerin detaylı analizi için bk.
yukarıda anılan Ananyev ve Diğerleri, §§ 143-48). Dört metrekarelik yaĢam
alanının sağlanmasının, çoklu kullanılan barınma yerlerine iliĢkin kabul
edilebilir asgari standart olmasına rağmen (bk. Hagyó/Macaristan, no.
52624/10, §45, 23 Nisan 2013), Mahkeme bir baĢvuranın üç metrekareden
küçük bir zemin alanına sahip olması halinde, aĢırı kalabalıklığın
SözleĢme‟nin 3. maddesine iliĢkin ihlâl kararı verilmesini tek baĢına haklı
kılacak derecede ciddi olduğunun değerlendirilmesi gerektiğine karar
vermiĢtir (bk. Tunis/Estonya, no. 429/12, § 44, 19 Aralık 2013, ve bu
kararda anılan davalar). Mahkeme aĢırı kalabalıklığa iliĢkin Ģikâyetleri
incelerken yaĢam alanındaki mobilyaların kapladığı yeri de dikkate
almaktadır (bk. Petrenko/Rusya, no. 30112/04, § 39, 20 Ocak 2011; ve
Yevgeniy Alekseyenko/Rusya, no.41833/04, §87, 27 Ocak 2011).
73. Mahkeme ayrıca, SözleĢme‟nin 3. maddesine uygunluğa iliĢkin
değerlendirmede, yeterli kiĢisel alana sahip olma zorunluluğu haricinde,
tutulma iĢleminin fiziksel koĢullarının diğer yönlerinin de önemli olduğunu
vurgulamaktadır. Bu esaslar arasında açık hava egzersizi, gün ıĢığı veya
havaya eriĢim, havalandırmanın mevcut olması ve temel sağlık ve hijyen
gereksinimleri bulunmaktadır (daha fazla ayrıntı için bk. yukarıda anılan
Ananyev ve Diğerleri, § 149 ve devamındaki paragraflar, ve M.S.S./Belçika
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
28
ve Yunanistan [BD], no. 30696/09, §222, AĠHM 2011). Mahkeme özellikle,
ĠĢkencenin
Önlenmesi
Komitesi
tarafından
geliĢtirilen
Cezaevi
Standartlarında açık hava egzersizinin özel olarak belirtildiğini ve tüm
tutulu bulunan kiĢilerin, istisnasız olarak, tercihen daha geniĢ kapsamlı bir
hücre dıĢı programın bir parçası olarak, her gün en az bir saat boyunca açık
havada egzersiz yapmalarına izin verilmesinin, tutulu bulunan kiĢilerin
refahı için temel bir tedbir olduğunun değerlendirildiğini kaydetmektedir
(bk. yukarıda anılan Ananyev ve Diğerleri, § 150).
(b) Yukarıdaki İlkelerin Mevcut Davaya Uygulanması
74. Mahkeme, Kumkapı Geri Gönderme Merkezi‟nin toplam kapasitesi,
tutulan erkeklere ayrılan yatahkaneler, söz konusu odaların büyüklüğü, açık
hava egzersizi, boĢ zaman değerlendirme faaliyetleri imkânları, verilen
yemeğin kalitesi ve yerleĢkenin hijyeni dahil olmak üzere baĢvuranın
merkezde tutulma koĢullarının pek çok yönüne taraflarca itiraz edildiğini
kaydetmektedir. Ancak Mahkeme, davalı Hükümet tarafından sunulan ve
ihtilaf edilmeyen geçerli olgular temelinde, SözleĢme‟nin 3. maddesinin
ihlâl edildiğini tespit edebildiğinden, tarafların çeliĢen beyanlarını
çözümlemeyi gerekli görmemektedir.
75. Mahkeme bu bağlamda, Hükümetin baĢvuranın tutulduğu odanın
büyüklüğüne veya söz konusu odada barındırılan kiĢi sayısına iliĢkin
herhangi bir bilgi vermediğini kaydetmektedir. Hükümet sadece tutulan
erkeklere tahsis edilen oda sayısına, oda baĢına düĢen ve on beĢ ile yirmi
arasında değiĢtiği anlaĢılan yatak sayısına, söz konusu odaların her birinin
büyüklüğüne ve baĢvuranın hangi katta kaldığını belirtmeksizin baĢvuranın
tutulduğu dönem boyunca çeĢitli tarihlerde kat baĢına kalan kiĢi sayısına
iliĢkin genel bilgiler vermiĢtir (Hükümet‟in beyanları için bk. yukarıda 1820. paragraflar).
76. Hükümet tarafından verilen bilgilerin sınırlı nitelikte olması
nedeniyle, baĢvuranın odada sahip olduğu kiĢisel alanın kesin bir Ģekilde
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
29
tespit edilmesi mümkün değildir. Bu koĢullar altında Mahkeme‟nin, tutulan
erkeklere tahsis edilen odaların toplam alanını (674 m2), tutulan erkeklerin
toplam sayısına bölerek tutulan kiĢi baĢına düĢen zemin alanına iliĢkin
yaklaĢık bir değerlendirme yapmaktan baĢka seçeneği bulunmamaktadır.
Dolayısıyla, Hükümet tarafından verilen rakamlar dikkate alındığında,
tutulan erkek nüfusunun en düĢük seviyede olduğu (yukarıda 20. paragrafta
belirtildiği üzere toplam 156 kiĢi) 28 ġubat 2011 tarihinde dahi, tutulan
erkek baĢına düĢen kiĢisel alan 4.32 m2 olup, tavsiye edilen asgari alan olan
4 m2‟den çok az büyüktür. Mahkeme, Hükümet tarafından kaydedildiği
üzere tutulan erkek sayısının 188‟e yükseldiği 1 Mart 2011 tarihinde tutulan
kiĢi
baĢına
düĢen
zemin
alanının
3.58
m2‟ye
kadar
azaldığını
kaydetmektedir. Aslında odalardaki demirbaĢlar nedeniyle çok daha düĢük
olması gereken bu rakamlar ıĢığında, Hükümet tarafından verilen daha
olumlu veriler temelinde dahi, baĢvuranın yatakhanesinde yeterli kiĢisel
alana sahip olmadığının değerlendirilmesi makuldur.
77. Bu bulgu ayrıca CPT‟nin Kumkapı Geri Gönderme Merkezi‟ndeki
aĢırı kalabalıklık sorununa iliĢkin önceki görüĢleriyle tutarlı olup, söz
konusu görüĢler Mahkeme‟nin değerlendirmesine güvenilir bir zemin
oluĢturmaktadır (bk. Kehayov/Bulgaristan, no. 41035/98, § 66, 18 Ocak
2005). CPT‟nin 2009 yılının Haziran ayındaki ziyareti ile baĢvuranın 2010
yılının Kasım ayından 2011 yılının Nisan ayına kadar tutulduğu dönem
arasında, merkezin resmi kapasitesinin düĢmesi gibi iyileĢtirmelerin
yapıldığı ihtimali Mahkeme tarafından reddedilmemekle birlikte, akabinde
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve BM Göçmenlerin Ġnsan Hakları
Özel Raportörü‟nün sırasıyla 2012 yılının Mayıs ve Haziran aylarında
yaptıkları ziyaretler de, söz konusu geri gönderme merkezinde aĢırı
kalabalıklık sorunu bulunduğuna iliĢkin ek delil teĢkil etmektedir (bk.
yukarıda 25 ve 30. paragraflar). Özellikle, milletvekilleri tarafından
bildirilen ve planlanan ziyaret tarihinde 297 olan tutulan erkek sayısı, söz
konusu tarihte tutulan erkek baĢına düĢen kiĢisel alanın, kendiliğinden
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
30
SözleĢme‟nin 3. maddesinin ihlâline yol açabilecek düzeyde olan, 2.27 m2
olduğunu göstermektedir.
78. Ayrıca, göreceli veriler ıĢığında sınırlı alanın, bazı koĢullar altında,
yatakhanelerden uzakta zaman geçirme özgürlüğüyle telafi edilebilir
olmasına rağmen (bk. Valašinas/Litvanya, no. 44558/98, § 103 ve 107,
AĠHM 2001-VIII; ve Nurmagomedov/Rusya (k. k.), no. 30138/02, 16 Eylül
2004), Mahkeme baĢvuranın yeterli hareket serbestisine de sahip olmadığını
değerlendirmektedir. Mahkeme baĢvuranın yaklaĢık olarak altı ay süren
toplam tutulma dönemi boyunca binanın dıĢına çıkmasına bir kez dahi izin
verilmediği iddiasını öncelikli olarak ve ciddi endiĢe ile kaydetmektedir.
Hükümet‟in cevap olarak, tutulan kiĢilerin “uygun hava koĢulları mevcut
olduğunda” açık havaya çıkmalarına izin verildiğini belirtmesine rağmen,
Hükümet baĢvuranın söz konusu haktan yararlanıp yararlanmadığını veya
bu iznin ne sıklıkla verildiğini dile getirmemiĢtir. Her halükarda, açık hava
egzersizine
eriĢimin,
özgürlüklerinden
yoksun
bırakılan
kiĢilere
SözleĢme‟nin 3. maddesinde tanınan korumanın temel bir unsuru olması ve
dolayısıyla makamların takdirine bırakılamaz olması nedeniyle, CPT‟ye
göre tutulan her kiĢinin, hatta ceza olarak hücrelerine hapsedilen kiĢilerin
bile, hücrelerindeki maddi koĢullar ne kadar iyi olursa olsun hergün en az
bir saat boyunca açık hava egzersizi yapma hakkına sahip olması
gerekmektedir (bk. CPT standartları, belge no. CPT/Inf/E (2002) 1-Rev.
2013, § 48). Ancak bu durum, CPT, BM Özel Raportörü ve Türk
milletvekilleri heyeti tarafından da bildirildiği üzere, ilgili tarihte Kumkapı
Geri Gönderme Merkezi‟nde geçerli olmamıĢtır (bk. yukarıda sırasıyla 28,
30 ve 26. paragraflar). Mahkeme ayrıca, sınır dıĢı edilmek üzere kiĢilerin
tutulmasının amacını dikkate alarak, baĢvuranın tutulduğu koĢulların belirli
yönlerinin, müebbet hapis cezaları infaz edilen mâhkumlara yönelik Türk
cezaevi rejiminden bile katı olduğunu kaydetmektedir (Ceza Ġnfaz
Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin Ġnfazı hakkında
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
31
ilgili iç hukuk hükümleri için bk. X/Türkiye, no. 24626/09, §§ 25 ve 26, 9
Ekim 2012).
79. Ayrıca baĢvuranın hareket serbestisinden veya bina içerisinde boĢ
zaman değerlendirme faaliyetlerinden yararlanmadığı anlaĢılmaktadır. Bu
hususa iliĢkin olarak baĢvuran, söz konusu tarihte tutulan kiĢiler için mevcut
olan tek ortak kullanım alanı olan, her kattaki kafeteryaların sadece yemek
saatlerinde eriĢilebilir olduğunu ve yemek saatlerinde dahi boyutlarının
küçük olması nedeniyle (69 m2), her katta tutulu bulunan kiĢileri
barındırmaya kesinlikle yeterli olmadığını iddia etmiĢ ve Hükümet
baĢvuranın bu iddiasına itiraz etmemiĢtir. Bu koĢullar altında, baĢvuran
yatak ve dolaplardan baĢka hiçbir mobilya bulunmayan, aĢırı kalabalık bir
yatakhanede aylarca alıkonmuĢtur. Ayrıca baĢvuran, Hükümet tarafından
ibraz edilen fotoğraflarda görülen sınırlı spor ekipmanının, tutulduğu esnada
mevcut olmadığını iddia etmiĢ ve Hükümet baĢvuranın bu iddiasına itiraz
etmemiĢtir.
80. Mahkeme, yukarıdaki bulguların yanı sıra baĢvuranın hukuka aykırı
olarak tutulduğu sürenin uzunluğunun ve tutulma süresinin belirsiz olduğu
sırada yaĢanmıĢ olması muhtemel olan endiĢenin, baĢvuranın tutulduğu
koĢullar nedeniyle, tutulma iĢleminin kendisinde mevcut olan önlenemez
ıstırap seviyesini aĢan ve SözleĢme‟nin 3. maddesinde yasaklanan
aĢağılayıcı muamele seviyesine ulaĢan derecede bir sıkıntıya maruz
kaldığına karar verilmesi için yeterli olduğunu değerlendirmektedir.
Dolayısıyla baĢvuranın tutulduğu koĢullara iliĢkin iddialarının geri kalanının
incelenmesi gerekli değildir. Mahkeme yine de, baĢvuranın Kumkapı Geri
Gönderme
Merkezi‟nde
tüberküloza
yakalandığına
dair
delil
bulunmamasına rağmen, gözaltı merkezlerinde düzenli egzersiz imkânının
ve hijyenin bulunmamasının yanı sıra aĢırı kalabalıklığın, CPT‟nin defalarca
ifade ettiği üzere ulusal makamların önlemekle görevli oldukları bulaĢıcı
hastalıkların yayılmasına yol açabileceğinin altını çizmek istemektedir
(örneğin bk. yukarıda 27. paragraf).
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
32
81. Yukarıdakilerin ıĢığında, baĢvuranın Kumkapı Geri Gönderme
Merkezi‟nde tutulduğu maddi koĢullar nedeniyle SözleĢme‟nin 3. maddesi
ihlâl edilmiĢtir.
B. Tıbbi Yardım
82. Hükümet, baĢvuranın avukatının 21 Nisan 2011 tarihli yazısı ellerine
ulaĢana
kadar
yetkililerin
baĢvuranın
sağlık
sorunları
hakkında
bilgilendirilmemesinden ötürü, baĢvuranın tıbbi yardıma iliĢkin Ģikâyetiyle
bağlantılı olarak mevcut iç hukuk yollarını tüketmediğini ileri sürmüĢtür.
Ayrıca söz konusu yazı, baĢvurana derhal tıbbi tedavi sağlayacak konumda
olan geri gönderme merkezi yetkililerine veya Ġstanbul Emniyet Genel
Müdürlüğü‟ne doğrudan gönderilmek yerine, faks ile değil; ancak posta ile
ĠçiĢleri Bakanlığı‟na gönderilmiĢtir. Hükümet ayrıca, geri gönderme
merkezinde hafta bazında bir doktorun mevcut olduğunu dile getirmiĢtir.
83. BaĢvuran Ģikâyetlerini sürdürmüĢ ve hem kendisinin hem de
avukatının defalarca tıbbi yardım talebinde bulunduğunu ileri sürmüĢtür.
BaĢvuran ayrıca, yerleĢkede düzenli olarak bir doktor bulunduğu hakkında
bilgilendirilmediğini iddia etmiĢtir.
84. Mahkeme, SözleĢme‟nin 3. maddesinin, tutulan kiĢilerin sağlığının
ve refahının, diğer unsurların yanı sıra, zorunlu tıbbi yardımı sağlamak
suretiyle güvence altına alınmasını gerektirdiğini vurgulamaktadır (bk. bu
davaya uygulanabildiği ölçüde, yukarıda anılan Kudła, § 94). Ancak
Mahkeme, geri gönderme merkezinde bulaĢıcı hastalıkların yayılmasını
kolaylaĢtırmıĢ olması muhtemel olan tutulma koĢullarına iliĢkin yukarıda 80
ve 81. paragraflarda belirtilen bulgularına halel getirmeksizin, baĢvuranın
bu Ģikâyetiyle bağlantılı olarak mevcut hukuk yollarını tükettiğine ikna
olmamıĢtır.
85. Mahkeme öncelikle, baĢvuranın tutulduğu son üç ile dört hafta
esnasında grip benzeri belirtilerden muzdarip olduğunu, söz konusu
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
33
belirtilerin sonuçlarını belirtmeksizin genel ifadelerle dile getirdiğini
gözlemlemektedir. Ancak Mahkeme, baĢvuranın serbest bırakılmasından bir
gün sonra özel bir klinik tarafından düzenlenen tıbbi rapordan, ilgili tarihte
belirtilerin halsizlik ve öksürme olarak ortaya çıktığını ve söz konusu
belirtilerin
özellikle
endiĢelendirici
olmadığı
sonucunu
çıkarmıĢtır.
Dolayısıyla, baĢvuranın sağlık durumunun yetkililere kendi insiyatifleriyle
tıbbi tedavi sağlamasını gerektirecek derecede ciddi olduğuna iliĢkin
herhangi bir delil bulunmayıĢından ötürü, yetkili makamların dikkatini
sağlık sorunlarına çekmek ve tıbbi yardım talep etme yükümlülüğü
baĢvurana aitti. Ancak, iddiaların aksine, geri gönderme merkezi
yetkililerinin, baĢvuranın hasta olduğu iddia edilen zaman zarfı olan üç
aylık tutulması boyunca en az iki sefer görüĢtüğü (17 ġubat ve 13 Nisan
2011) yasal temsilcileri veya baĢvuranın kendisi tarafından, baĢvuranın
Ģikâyetleri hakkında usulüne uygun bir Ģekilde haberdar edildiğini ortaya
koyan hiçbir delil dava dosyasında bulunmamaktadır.
86. Mahkeme bu bağlamda, baĢvuranın yasal temsilcisiyle 17 ġubat
2011 tarihinde ilk kez görüĢtüğüne iliĢkin hiçbir kayıt bulunmamasına
rağmen, bir sonraki görüĢme tarihi olan 13 Nisan 2011‟de yasal temsilcisini
son birkaç aydır grip olduğunu düĢündüğü bir hastalıktan muzdarip olduğu
hakkında bilgilendirdiği açıktır. Ancak, avukatın görüĢme notlarına göre,
baĢvuran sağlık sorunlarını geri gönderme merkezinin yetkilileriyle
gerçekten görüĢtüğünü belirtmemiĢ; hatta üstü kapalı olarak bile dile
getirmemiĢ olup, taleplerine rağmen yetkililerin tıbbi yardım sağlamadıkları
Ģeklinde bir iddiada da bulunmamıĢtır.
87. 13 Nisan 2011 tarihli görüĢmelerinin sonunda avukatın baĢvurana
sadece, geri gönderme merkezi yetkilileriyle sağlık sorunları hakkında
konuĢmasını tavsiye etmiĢ olması, baĢvuranın eylemsiz kaldığına iliĢkin
Ģüpheleri güçlendirmiĢtir. Mahkeme, iddia edildiği gibi baĢvuranın tıbbi
tedavi talepleri defalarca göz ardı edilmiĢ olsaydı veya durumu gözle
görülür Ģekilde derhal tıbbi yardım gerektiriyor olsaydı, görüĢmelerinin
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
34
hemen ardından baĢvuranın avukatının geri gönderme merkezi yetkililerine
daha fazla gecikmeksizin tıbbi yardım sunulmasını sağlamak üzere resmi bir
talepte
bulunmasının
makul
bir
Ģekilde
beklenebileceğini
değerlendirmektedir.
88. Mahkeme, bunun yerine baĢvuranın avukatının konuya iliĢkin
herhangi bir giriĢimde bulunmadan önce 21 Nisan 2011 tarihine kadar
beklediğini kaydetmektedir. BaĢvuranın avukatı söz konusu tarihte ĠçiĢleri
Bakanlığı‟na, baĢlıca olarak baĢvuranın hukuka aykırı bir Ģekilde
tutulmasının sona erdirilmesini ve kısa bir cümle ile baĢvuranın “geçmeyen
grip” hastalığının tedavi edilmesini talep ettiği bir yazıyı göndermiĢtir.
ĠçiĢleri Bakanlığı‟na baĢvuranın serbest bırakıldığı tarihten üç gün sonra
ulaĢan söz konusu yazının, makamların dikkatinin baĢvuranın Ģikâyetlerine
çekildiği ilk ve tek sefer olduğu ve bu durumun derhal müdahalede
bulunulması
ihtimali
sunmadığı
anlaĢılmaktadır.
Ayrıca,
Mahkeme
baĢvuranın tıbbi yardım talebinde bulunmaya yönelik önceki giriĢimlerinin
dikkate alınmadığını ortaya koyan hiçbir Ģeyin yazıda bulunmadığı
gerçeğini göz ardı etmemektedir.
89. Yukarıda
belirtilenleri
dikkate
alarak
Mahkeme,
baĢvuranın
tutulduğu süre boyunca sağlık sorunları hakkında yetkili makamları
harekete geçirmeye yönelik gerekli adımları atmadığı sonucuna varmıĢtır
(bk., bu davaya uygulanabildiği ölçüde, Ildani/Gürcistan, no. 65391/09, §
29, 23 Nisan 2013). Ayrıca baĢvuran, serbest bırakılmasının ardından veya
kendisine sonradan konulan tüberküloz tanısının akabinde bu konuyu ilgili
makamlar ve/veya mahkemeler önünde takip etmemiĢtir.
90. Bu koĢullar altında Mahkeme, baĢvurana konulan tanının ciddiyetini
kabul etmekle birlikte, baĢvuranın tıbbi ihtiyaçlarına iliĢkin eriĢebileceği
tüm yolları tükettiğini ispat etmediği kanaatindedir. Dolayısıyla Mahkeme,
baĢvurunun bu kısmının, iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle
SözleĢme‟nin 35 §§ 1 ve 4 maddeleri uyarınca reddedilmesi gerektiğine
karar vermiĢtir.
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
35
91. Mahkeme halihazırda, mevcut içeriğe iliĢkin olarak baĢvuranın
tüketmesi beklenen hukuk yollarının mevcut olduğuna karar verdiğinden,
baĢvuranın 13. madde kapsamında ileri sürdüğü Ģikâyeti de benzer Ģekilde
kabul edilemez bulmuĢtur. Dolayısıyla söz konusu Ģikâyet açıkça
dayanaktan yoksundur ve SözleĢme‟nin 35 §§ 3 ve 4 maddeleri uyarınca
reddedilmelidir.
III. SÖZLEġME‟NĠN 41. MADDESĠNĠN UYGULANMASI
A. Tazminat
92. BaĢvuran maddi tazminat talebinde bulunmamıĢtır. BaĢvuran
SözleĢme‟den doğan haklarının ihlâlinden ötürü manevi tazminat olarak
40.000 avro (EUR) talep etmiĢtir.
93. Hükümet bu talebin aĢırı olduğunu belirterek itiraz etmiĢtir.
94. Mahkeme, baĢvuranın sadece ihlâl kararı verilmesiyle tazmin
edilemeyecek manevi zarara uğradığını değerlendirmektedir. Söz konusu
ihlâllerin ciddiyetini ve hakkaniyet temelinde değerlendirmelerini dikkate
alarak Mahkeme, bu baĢlık altında baĢvurana 10.000 avro (EUR)
ödenmesine hükmetmiĢtir.
B. Masraflar ve Giderler
95. BaĢvuran ayrıca avukatlık ücretine karĢılık olarak 3.422 avro (EUR)
ve seyahat giderleri, kırtasiye malzemeleri, fotokopi, tercüme ve posta gibi
Mahkeme önünde gerçekleĢen diğer masraf ve giderlere karĢılık olarak 575
avro (EUR) talep etmiĢtir. BaĢvuran bu bağlamda yasal temsilcilerinin yirmi
dokuz saatlik yasal çalıĢma yaptığını gösteren bir zaman çizelgesini,
temsilcileriyle yaptığı yasal hizmet anlaĢmasını ve geri kalan masraf ve
giderlere iliĢkin makbuzları ibraz etmiĢtir.
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
36
96. Hükümet, söz konusu taleplerin ispatlanmadığını değerlendirerek
taleplere itiraz etmiĢtir.
97. . Mahkeme‟nin içtihadına göre, baĢvuranın masraf ve giderlerini
geri alabilmesi için, söz konusu masraf ve harcamaların fiilen ve gerekli
olduğu için yapılmıĢ olduğunun belgelenmesi ve makul miktarda olması
gerekmektedir. Mahkeme mevcut davada, elindeki belgelerin ve yukarıda
belirtilen kriterin ıĢığında, baĢvuranın tüm baĢlıklar altındaki masraflara
karĢılık olarak talep ettiği meblağın tamamının (3.997 avro (EUR))
baĢvurana ödenmesine hükmetmenin makul olduğu kanaatindedir.
C. Gecikme Faizi
98. Mahkeme, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası'nın kısa
vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle
elde edilecek oranın uygun olduğunu değerlendirmektedirv.
BU GEREKÇELERLE MAHKEME, OYBĠRLĠĞĠYLE,
1. Hükümet‟in, Kumkapı Geri Gönderme Merkezi‟ndeki olumsuz maddi
koĢullarıyla ilgili olarak iç hukuk yollarının tüketilmediğine iliĢkin
itirazını SözleĢme‟nin 13. maddesi kapsamındaki Ģikâyetin esasıyla
birleştirmiş ve itirazı reddetmiştir.
2. SözleĢme‟nin 5 §§ 1, 2, 4 ve 5 maddeleri kapsamındaki (baĢvuranın
özgürlük hakkına iliĢkin) Ģikâyetlerin ve SözleĢme‟nin 3 ve 13.
maddeleri kapsamındaki (Kumkapı Geri Gönderme Merkezi‟nde
tutulmanın maddi koĢulların yanı sıra söz konusu koĢullara iliĢkin
iddialarını ileri sürmek üzere etkili hukuk yollarının bulunmamasına
iliĢkin) Ģikâyetlerin kabul edilebilir olduğunu beyan etmiş ve baĢvurunun
geri kalanını kabul edilemez olarak nitelendirmiştir.
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
37
3. SözleĢme‟nin 5 §§ 1, 2, 4 ve 5 maddelerinin ihlâl edildiğine karar
vermiştir.
4. BaĢvuranın Kumkapı Geri Gönderme Merkezi‟nde tutulması iĢleminin
maddi koĢulları nedeniyle SözleĢme‟nin 3. maddesinin ihlâl edildiğine
karar vermiştir.
5. Kumkapı Geri Gönderme Merkezi‟nde tutulma iĢleminin maddi koĢulları
hakkında Ģikâyette bulunulabilecek etkili hukuk yollarının mevcut
olmayıĢı nedeniyle, SözleĢme‟nin 3. maddesiyle birlikte ele alındığında
SözleĢme‟nin 3. maddesinin ihlâl edildiğine karar vermiştir.
6. (a) Davalı devlet tarafından baĢvurana, SözleĢme‟nin 44 § 2 maddesi
uyarınca, kararın kesinleĢtiği tarihten itibaren üç ay içerisinde, ödeme
tarihindeki döviz kuru üzerinden aĢağıdaki meblağların ödenmesine:
(i) Manevi tazminat olarak, miktara yansıtılabilecek her türlü vergi
muaf olmak üzere 10.000 avro (EUR) (on bin avro);
(ii) Masraf ve giderlere karĢılık olarak, baĢvurana yansıtılabilecek
her türlü vergiden muaf olmak üzere 3.997 avro (EUR) (üç bin
dokuz yüz doksan yedi avro);
(b) Yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren,
ödeme gününe kadar, Avrupa Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere
uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek
oranda, yukarıda bahsedilen meblağlara basit faiz uygulanmasına karar
vermiştir.
7. BaĢvuranın adil tazmine iliĢkin taleplerinin geri kalanını reddetmiştir.
YARASHONEN / TÜRKĠYE KARARI
38
Ġngilizce olarak tanzim edilmiĢ ve Mahkeme Ġç Tüzüğü‟nün 77.
maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca 24 Haziran 2014 tarihinde yazılı
olarak tebliğ edilmiĢtir.
Abel Campos
Yazı ĠĢleri Müdür Yardımcısı
Guido Raimondi
BaĢkan
Download

24 Haziran 2014 tarihli Yarashonen v. Türkiye Başvurusu