AVRUPA ĠNSAN HAKLARI MAHKEMESĠ
ĠKĠNCĠ BÖLÜM
MAHMUT SEZER / TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru No.43545/09)
KARAR
STRAZBURG
23 Eylül 2014
İşbu karar kesinleşmiş olup şekli bazı değişikliklere tabi tutulabilir.
_________________________________________________________________________
© T.C. Adalet Bakanlığı, 2014. Bu gayriresmî çeviri, Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve DıĢ
ĠliĢkiler Genel Müdürlüğü Ġnsan Hakları Daire BaĢkanlığı tarafından yapılmıĢ olup, Mahkeme'yi
bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak belirtilmiĢ olması ve yukarıdaki telif hakkı
bilgisiyle beraber olması koĢulu ile Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve DıĢ ĠliĢkiler Genel
Müdürlüğü Ġnsan Hakları Daire BaĢkanlığına atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla
alıntılanabilir.
MAHMUT SEZER / TÜRKĠYE KARARI
1
Mahmut Sezer / Türkiye davasında,
Başkan
András Sajó,
Hâkimler
Helen Keller,
Robert Spano,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Abel Campos’un katılımıyla,
Daire olarak toplanan Avrupa Ġnsan Hakları Mahkemesi (Ġkinci Bölüm), 2
Eylül 2014 tarihinde gerçekleĢtirdiği müzakereler neticesinde, anılan tarihte
aĢağıdaki kararı vermiĢtir:
USUL
1.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan davanın temelinde, bu devletin
vatandaĢı olan Mahmut Sezer’in (“baĢvuran”) 3 Ağustos 2009 tarihinde
Ġnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliĢkin SözleĢme’nin
(“SözleĢme”) 34. maddesi uyarınca yapmıĢ olduğu (43545/09 No.lu)
baĢvuru bulunmaktadır.
2.
BaĢvuran, Ġstanbul’da görev yapan Avukat M. ÇetinbaĢ tarafından
temsil edilmiĢtir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından
temsil edilmiĢtir.
3.
BaĢvuru, 20 Eylül 2010 tarihinde Hükümet’e tebliğ edilmiĢtir.
OLAYLAR
4.
BaĢvuran 1923 yılında doğmuĢ ve Zeytinburnu’nda ikamet
etmektedir.
5.
BaĢvuran,
8 ġubat 1977 tarihinde satın almıĢ olduğu Ġstanbul
Avcılar’daki 338 m2lik imarlı arsanın sahibidir.
MAHMUT SEZER / TÜRKĠYE KARARI
2
6.
Söz konusu arsa, 3 ġubat 1982 tarihli imar planında, idare tarafından
(27 Haziran 2001 tarihli imar planı ile onaylanan) “yeĢil alan” olarak tahsis
edilmiĢtir.
7.
BaĢvuran, yaklaĢık 24 yıl boyunca belediyeden yapı ruhsatı talep
etmiĢ ancak arazinin yeĢil alan olarak ayrılması nedeniyle talebi sistematik
olarak reddedilmiĢtir.
8.
Bu süre zarfında idare, baĢvuranın arazisini hiçbir bir Ģekilde
kamulaĢtırmamıĢ“yeĢil alana” dahi dönüĢtürmemiĢtir.
9.
Ġstanbul BüyükĢehir Belediyesi 15 Aralık 2006 tarihinde, yeni bir
imar planı kabul etmiĢtir. Söz konusu arsa “yeĢil alan” olarak ayrılmıĢtır.
10. BaĢvuran,
10
Ocak
2007
tarihinde,
Ġstanbul
Bölge
Ġdare
Mahkemesine idarenin, yapı ruhsatı veya kamulaĢtırma gibi alternatif
taleplerini reddettiği son iĢlemin iptal edilmesi için baĢvurmuĢtur.
11. Avcılar Belediyesi 28 Ağustos 2008 tarihinde yerel imar planını
(1/1000 ölçekli uygulama imar planı kabul etmiĢtir. Söz konusu arsa yeĢil
alan olarak tahsis edilmiĢtir.
12. Ġdare Mahkemesi, 28 Ocak 2008 tarihli ilamı ile baĢvuranın talebini
reddetmiĢtir. Ġdare Mahkemesi özellikle, alt ölçekli yerel imar planının
(1/1000 ölçekli) üst ölçekli imar planına (1/5000 ölçekli) uygun olduğunu
tespit etmiĢtir. Ġdare Mahkemesi, imar planları arasındaki genel hiyerarĢi
ilkesine, belediye tarafından riayet edildiği kanaatindedir. Sonuç olarak,
ihtilaflı alanın “yeĢil alan” olarak ayrılması nedeniyle idare tarafından
baĢvurana yapı ruhsatı verilmemesi yürürlükteki kanun hükümleri ile
uyumludur. Ġdare Mahkemesi aynı zamanda, idarenin kamulaĢtırma
yapmaya zorlanılmasının mümkün olmadığını belirtmiĢtir.
13. DanıĢtay, baĢvurana 9 ġubat 2009 tarihinde tebliğ edilen 8 Ekim
2008 tarihli ilamı ile söz konusu kararı tüm hükümleriyle onamıĢtır.
MAHMUT SEZER / TÜRKĠYE KARARI
3
HUKUKĠ DEĞERLENDĠRME
I. SÖZLEġME’YE EK 1 NO.LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĠNĠNĠN
ĠHLAL EDĠLDĠĞĠ ĠDDĠASI HAKKINDA
14. BaĢvuran, SözleĢme’ye Ek 1. No.lu Protokol’ün 1. ve 13.
maddelerini ileri sürerek, arsasının yeĢil alan olarak belirlendiği için inĢaat
izni elde etmesinin imkânsızlaĢması nedeniyle taĢınmazından tam anlamıyla
istifade edememesinden Ģikâyet etmektedir.
15. Hükümet bu görüĢe karĢı çıkmaktadır.
16. Mahkeme baĢvurunun sadece, SözleĢme’ye Ek 1.No.lu Protokol’ün
1. maddesi kapsamında incelenmesinin uygun olacağı kanaatindedir.
A. Kabul edilebilirlik hakkında
17. Hükümet ihtilaf konusu yerel imar planına karĢı çıkmayan ve bu
planın iptal edilmesini talep etmeyen baĢvuranı eleĢtirerek iç hukuk
yollarının tüketilmediği itirazında bulunmaktadır. Hükümet ayrıca, ilgilinin
idare mahkemelerine 2577 sayılı Ġdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13
maddesine ileri sürerek maddi ve manevi tazminat davası açması gerektiğini
savunmaktadır.18.
Mahkeme, imar planının iptaline yönelik dava açılması
gerektiğine iliĢkin ilk hususla ilgili olarak, baĢvuranın söz konusu imar
planının kural dıĢı uygulanmasından değil, herhangi bir tazminat olmaksızın
taĢınmazına getirilen kısıtlamaların sonuçlarından yakındığı için açılacak
davanın mevcut baĢvuru üzerine etkisinin olamayacağı kanaatindedir. (Ziya
Çevik/Türkiye, No. 19145/08, § 27, 21 Haziran 2011, Hakan Arı/Türkiye,
No. 13331/07, § 28, 11 Ocak 2011, Rossitto/İtalya, No. 7977/03, § 19, 26
Mayıs 2009 ve Scordino/İtalya (No. 2) (Kabul edilebilirlik hakkında karar),
No. 36815/97, 12 Aralık 2002).
19. Mahkeme, idare mahkemeleri nezdinde maddi ve manevi tazminat
davası açılmasına iliĢkin ikinci hususla ilgili olarak, baĢvuranın ulusal
mahkemelere, idarenin inĢaat izni ve kamulaĢtırma yapılması gibi alternatif
MAHMUT SEZER / TÜRKĠYE KARARI
4
taleplerini reddeden kararının iptal edilmesi için baĢvurduğunda, baĢvuranın
iç hukuk yolarını tüketmiĢ olarak değerlendirilebileceği kanaatindedir. Bu
bağlamda Mahkeme, iç hukuk yollarının tüketilmesi kuralını aĢırı
formaliteye kaçmadan belli bir esneklik payı içerisinde ve ihtilaf konusunu
gerektiği kadar dikkate alarak uyguladığını hatırlatmaktadır. Ayrıca
Mahkeme, bir baĢvuru yolunun kullanımının uygulamada aynı amaca
hizmet eden baĢka bir baĢvuru yolunun kullanımını zorunlu kılmadığı
hususunu yinelemektedir (Kozacıoğlu/Türkiye [BD], No. 2334/03, §§ 39-43,
AĠHM 2009 ve Riad ve Idiab/Belçika, No. 29787/03 ve 29801/03, § 84,
AĠHM 2008). Dolayısıyla, dava koĢulları dikkate alındığında Mahkeme,
idare mahkemeleri nezdinde Hükümetin zikrettiği baĢvurunun yapılmaması
nedeniyle baĢvuranı suçlamanın abartılı olacağı kanaatindedir. BaĢka bir
ifadeyle Mahkeme, baĢvuranın iç hukuk yollarının tüketilmesinde
kendisinden makul olarak beklenen her Ģeyi yerine getirdiği kanısındadır
(İlhan/Türkiye [BD], No. 22277/93, § 59, AĠHM 2000-VII). Nitekim
Mahkeme, Hükümet tarafından baĢvuranın seçmiĢ olduğu baĢvuru yolunun,
söz konusu ihlale yönelik uygulanmasının elveriĢli ve uygun olmadığının
kanıtlanmadığını gözlemlemiĢtir. Mahkeme, 2577 sayılı Ġdari Yargılama
Usulü Kanunu’na iliĢkin yapılan baĢvurunun, baĢvuranın Ģikâyetlerinin
giderilmesini sağlayacak eriĢilebilirlikte ve elveriĢlilikte olduğu konusunda
ikna olmamıĢtır.
20.
Yukarıdaki hususlar göz önüne alındığında Mahkeme, Hükümetin ön
itirazlarını reddetmiĢtir.
21.
Öte yandan Mahkeme, baĢvurunun, SözleĢme’nin 35. maddesinin 3.
fıkrası anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını kaydetmektedir.
Ayrıca, söz konusu baĢvurunun herhangi bir kabul edilemezlik gerekçesiyle
örtüĢmediğini saptamaktadır. Dolayısıyla, bu Ģikâyet kabul edilebilir olarak
ilan edilmelidir.
MAHMUT SEZER / TÜRKĠYE KARARI
5
B. Esas Hakkında
22. BaĢvuran, bahse konu durumun SözleĢme’ye Ek 1. No.lu
Protokol’ün 1. maddesini ihlal ettiğini ileri sürmektedir. BaĢvuran, idarenin
taĢınmazını “yeĢil alan” olarak ayırmaya karar verdiği 1982 tarihinden
itibaren
mülkiyet
hakkının
kullanımına
müdahale
edildiğini
iddia
etmektedir. Bu süre zarfında, imara açık durumdaki taĢınmazına sürenin
belirtilmediği bir tarihe kadar inĢaat yapma yasağı getirilmesi sonucu,
taĢınmazın
kullanımının
idare
tarafından
kamulaĢtırıncaya
dek
kısıtlanılmasına neden olunmuĢtur. BaĢvuran söz konusu belirsizlikten
Ģikâyet etmektedir. Yetkilileri eylemsiz kalmakla suçlamakta ve bu nedenle
taĢınmazından tam anlamıyla istifade edemediğini ileri sürmektedir. Ġleri
sürülen durum dikkate alındığında, baĢvuran mülkiyet hakkına orantısız bir
müdahale olduğunu düĢünmektedir.
23. Hükümet ön itirazlarını yinelemektedir. Hükümet, ileri sürülen
kısıtlamanın kamu yararı için gerçekleĢtirildiğini ve bu durumun baĢvurana
aĢırı bir külfet yüklemediğini eklemiĢtir.
24. Mahkeme, baĢvuranın mülkiyet hakkının kullanımına yönelik bir
müdahale söz konusu olduğu kanaatindedir.
25. Mahkeme esasen, ilgilinin taĢınmazının, 1982 yılından itibaren tapu
sicilinde imara açık arsa olarak gözükmesine rağmen imar planında “yeĢil
alan” olarak belirlendiğini kaydetmektedir.
26. Bu durum sadece, arsanın imara kapatılmasına neden olmamıĢ ayrıca
söz konusu mülkün kullanılabilirliğinin de kısıtlanmasına neden olmuĢtur.
27. Ġdare
bununla
birlikte,
baĢvuranın
taĢınmazından
yoksun
bırakmamıĢtır.
28. Geriye, söz konusu müdahalenin SözleĢme’ye Ek 1. No.lu
Protokol’ün 1. maddesinin hükümlerini ihlâl edip etmediğinin belirlenmesi
kalmaktadır.
29. Mahkeme, Ģekil itibariyle mülkiyetten yoksun bırakma durumunun
gerçekleĢmediğini, zira hukukî açıdan baĢvuranın mülkiyet hakkına
MAHMUT SEZER / TÜRKĠYE KARARI
6
müdahalede bulunulmadığını kaydetmektedir. Bununla birlikte, mülkiyetin
intikali olmadığından, görünüĢün ötesine de bakmasının ve ihtilaflı durumun
gerçekliğini incelemesinin gerekli olduğunu hatırlatmaktadır (Sporrong ve
Lönnroth/İsveç, 23 Eylül 1982, § 63, Seri A No. 52 ve Van
Droogenbroeck/Belçika, 24 Haziran 1982, § 38, Seri A No. 50).
30. Bu bağlamda, baĢvuran tarafından Ģikâyet konusu yapılan söz
konusu ihtilaflı durumun etkilerinin tamamı mülkiyet hakkına getirilen
kısıtlamalar ve bu kısıtlamaların gayrimenkulün değeri üzerindeki
etkilerinden ileri geldiğini tespit etmiĢtir; dolayısıyla ihtilaflı durumun
tamamı,
ilgilinin
mülkiyet
hakkına
getirilen
kısıtlamalardan
kaynaklanmaktadır. Nitekim Mahkeme, geçerliliğini yitirmesine karĢın, söz
konusu hakkın ortadan kalkmadığını kaydetmektedir. Bahse konu
tedbirlerin etkileri, mülkiyetten mahrum bırakmayla bir tutulabilecek etkiler
değildir. BaĢvuran, arazisine eriĢim imkânını ve arazisi üzerindeki
hâkimiyetini kaybetmemiĢtir. Aynı zamanda, ilke olarak, mülkünü satması
her ne kadar zorlaĢsa da, baĢvuran bu imkâna sahip olmaya devam etmiĢtir..
Mahkeme bu koĢullarda, SözleĢme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1.
maddesinin
birinci
bendinin
ikinci
cümlesinin,
somut
davada
uygulanmasının mümkün olmadığı kanaatindedir (Scordino/İtalya (No. 2),
No. 36815/97, § 71, 15 Temmuz 2004 ve Matos e Silva, Lda. ve
diğerleri/Portekiz, 16 Eylül 1996, § 85, Karar ve Hükümler Derlemesi
1996-IV).
31. Bununla birlikte Mahkeme, baĢvuran tarafından Ģikâyet edilen
durumun, SözleĢme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ilk bendinin
konusuna girdiğini düĢünmektedir (Sporrong ve Lönnroth, anılan, § 65,
Erkner ve Hofauer/Avusturya,
23 Nisan 1987, § 74, Seri A No. 117,
Poiss/Avusturya, 23 Nisan 1987, § 64, Seri A No. 117, Elia S.r.l./İtalya, No.
37710/97, § 57, AĠHM 2001-IX, Scordino (No. 2), anılan, § 73,
Köktepe/Türkiye, No. 35785/03, § 85, 22 Temmuz 2008, Hakan Arı, anılan,
§ 37, Ziya Çevik, anılan, § 36 ve Hüseyin Kaplan/Türkiye, No. 24508/09, §
39, 1 Ekim 2013).
MAHMUT SEZER / TÜRKĠYE KARARI
7
32. Dolayısıyla Mahkemenin, toplumun genel menfaatinin gereklilikleri
ile baĢvuranın temel haklarının korunmasının zorunlulukları arasında adil
bir dengenin sağlanıp sağlanmadığını araĢtırması gerekmektedir (Sporrong
ve Lönnroth, anılan, § 69 ve Phocas/Fransa, 23 Nisan 1996, § 53, Derleme
1996-II).
33. Bu bağlamda Mahkeme, ilgilinin arsasının tapu sicilinde imara açık
olması nedeniyle baĢvuranın inĢaat ruhsatı elde etme beklentisinin meĢru
hakkı olduğu kanaatindedir. Oysa sonrasında, imar planı gereğince
kamulaĢtırılan ve “yeĢil alan” düzenlemesi için ayrılan bu arsaya imar
yasağı getirilmiĢtir. Söz konusu yasaklama halen devam etmektedir.
34. Mahkeme, arazi düzenlemesi gibi oldukça karıĢık ve güç bir alanda,
SözleĢmeci Devletlerin, ĢehirleĢme politikalarını yürütmek için geniĢ bir
takdir payına sahip olduklarına karar vermiĢ olduğunu hatırlatmaktadır
(Sporrongve Lönnroth, anılan, § 69). Mahkeme dava koĢullarında,
baĢvuranın mülkiyetine saygı gösterilmesini isteme hakkını kullanmasına
yapılan
müdahalenin,
kamu
menfaatinin
gerekliliklerini
karĢıladığı
kanaatindedir. Buna karĢın, kontrol yetkisini kullanmaktan vazgeçmesi yine
de mümkün değildir.
35. Mahkeme, söz konusu sürenin tamamında, baĢvuranın mülkiyetinin
akıbeti
hakkında
tam
bir
belirsizlik
içerisinde
kalmıĢ
olduğunu
gözlemlemektedir. 25 Mayıs 2011 tarihinde, ilgili hâlâ mülkünden yoksun
bırakılmamıĢtı.
36. Mahkeme, bu durumun imara açık arazi üzerinde inĢaat yapamayan
baĢvuranın
mülkiyet
hakkını
tam
olarak
kullanmasını
engellediği
kanaatindedir. Ayrıca bu durumun, baĢvuranın arazisini satma ihtimalini de
önemli ölçüde yitirmiĢ olması nedeniyle olumsuz etkileri olmuĢtur.
37. Mahkeme son olarak, baĢvuranın kaybının hiçbir Ģekilde tazmin
edilmediğini tespit etmektedir. Bu bağlamda, daha önceleri de belirtilmiĢ
olduğu üzere (bk. yukarıda geçen 19 paragraf), Hükümet, Mahkeme’ye, iç
hukukta baĢvuranın arsasının durumuna iliĢkin belirsizliği çözüme
kavuĢturabilecek her hangi bir mahkeme kararı sunmamıĢtır. Diğer bir
MAHMUT SEZER / TÜRKĠYE KARARI
8
ifadeyle, imar planının kabul edilip yerine getirilmediği zaman Mahkeme’ye
baĢvuru yapıldığı tarihte, Türk hukukunda, mağdur edilenler için herhangi
bir tazminat baĢvurusu öngörülmemiĢtir. (bu bağlamda bk. Ziya Çevik,
anılan, § 42).
38. Bu değerlendirmeler ıĢığında Mahkeme, baĢvuranın, bir yanda kamu
menfaatinin gereklilikleri ile öte yandan mülklerine saygı gösterilmesini
isteme hakkının korunması arasında olması gereken adil dengeyi bozan
hususi ve ölçüsüz bir yükün altında kalmıĢ olduğu kanısındadır (Hüseyin
Kaplan, anılan, § 47, Hakan Arı, anılan, § 46, Ziya Çevik, anılan, § 47,
Sporrong ve Lönnroth, anılan, §§ 73 ve 74, Erkner ve Hofauer, anılan, §§
78 ve 79, Elia, anılan, § 83, Rossitto, anılan, § 45, Skibińscy/Polonya, No.
52589/99, § 98, 14 Kasım 2006, Skrzyński/Polonya, No. 38672/02, § 92, 6
Eylül 2007, Rosiński/Polonya, No.17373/02, § 89, 17 Temmuz 2007,
Buczkiewicz/Polonya,
No.10446/03,
§ 77,
26
ġubat
2008
ve
Pietrzak/Polonya, No. 38185/02, § 115, 8 Ocak 2008).
39. Dolayısıyla Mahkeme, SözleĢme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün
1.maddesinin ihlâl edilmiĢ olduğu sonucuna varmaktadır.
II. SÖZLEġME’NĠN 6 § 1 MADDESĠNĠN ĠHLAL EDĠLDĠĞĠ ĠDDĠASI
HAKKINDA
40. BaĢvurana göre, idare mahkemeleri nezdinde ki yargılama süresinin
SözleĢme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasında öngörüldüğü Ģekilde “makul süre”
Ģartına uymamaktadır.
41. Mahkeme, SözleĢme organlarının “makul süre” (davanın karmaĢıklığı
ve baĢvuranlar ve yetkili makamların tutumları) ilkesi konusundaki
içtihatlarında belirtilen kriterler ıĢığında ve düzenlenen unsurların bütününü
göz önünde bulundurarak, bu Ģikâyetin, SözleĢme’nin 35. maddesinin 3.
fıkrasının a) bendi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olduğunu ve
SözleĢme’nin 35. maddesinin 4. paragrafı
gerektiğini düĢünmektedir.
gereğince reddedilmesi
MAHMUT SEZER / TÜRKĠYE KARARI
9
III. SÖZLEġME’NĠN 41. MADDESĠNĠN UYGULANMASI HAKKINDA
42. SözleĢme’nin 41. maddesi aĢağıdaki gibidir.
“Eğer Mahkeme bu SözleĢme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve
ilgili Yüksek SözleĢmeci Taraf’ın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen
ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir
tazmin verilmesine hükmeder.”
43. BaĢvuran maddi ve manevi tazminat için olarak 265.000 avro (EUR)
talep etmektedir. Özel bir Ģirketten değerlendirme raporu temin etmiĢtir.
44. Hükümet, Mahkeme’yi, aĢırı ve dayanaktan yoksun olarak
nitelendirdiği baĢvuranın iddialarını reddetmeye davet etmektedir.
45. Mahkeme benzer davalarda (bk. Özellikle Hakan Arı, anılan, § 57)
benimsediği
hesaplama
yöntemini
hatırlatma
gereği
duymaktadır.
Mahkeme, baĢvuranın arsasının 1982 yılından beri kullanılmadığını dikkate
almıĢtır. Makul çıkıĢ noktasının, arsanın söz konusu aynı tarihte, yani 1982
yılındaki olası değeridir. Mahkeme arsanın değeri tespit edildikten sonra,
diğer unsurlar olmaksızın, taĢınmazdan istifade edilemeyen dönemden ileri
gelen zararın ilgili bütün dönem için taĢınmazın değerine karĢılık gelecek
Ģekilde ödenecek yasal faiz oranıyla giderileceği kanısındadır (Hakan Arı,
anılan, § 57, Rossitto, anılan, § 64, Terazzi S.r.l./İtalya (adil tazmin), No.
27265/95, § 37, 26 Ekim 2004 ve Elia S.r.l./İtalya (adil tazmin), No.
37710/97, § 25, 22 Temmuz 2004). Buna karĢın Mahkeme, arsanın 1982
yılındaki değerini tespit edimesine yarayacak unsurlara haiz olmamıĢtır.
Mahkeme bu eksiklikler doğrultusunda, bu aĢamada, SözleĢme’nin 41.
maddesinin maddi tazminat gerektiren durumlarda uygulanamayacağı ve
davalı devlet ile baĢvuran arasında uzlaĢmaya varılma ihtimali göz önünde
bulundurularak bu hakkın saklı tutulması gerektiği kanaatine varmaktadır.
46. Buna mukabil manevi tazminat konusunda Mahkeme, dava
koĢullarını dikkate alındığında SözleĢme’nin ihlali sonucunda sözü edilen
dava, süreçteki belirsizlik nedeniyle baĢvuranın manevi açıdan belirli ölçüde
MAHMUT SEZER / TÜRKĠYE KARARI
10
haksızlığa uğradığını kabul etmektedir. Dolayısıyla Mahkeme, baĢvurana
hakkaniyete uygun olarak manevi tazminat baĢlığı altında 10.000 avro
ödenmesini uygun görmektedir.
47. BaĢvuran, masraf ve harcama taleplerine iliĢkin olarak bir rakam
belirtmemiĢ ve baĢlıklara göre ayırmamıĢtır. Bu durumda Mahkeme, bu
baĢlık altında herhangi bir meblağ ödenmemesi gerektiği kanaatindedir.
48. Mahkeme, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa
vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde
edilecek oranın uygun olduğuna karar vermiĢtir.
BU GEREKÇELERLE MAHKEME, OYBĠRLĠĞĠYLE,
1.
BaĢvurunun, SözleĢme’ye Ek 1. No.lu Protokol’ün 1. maddesine iliĢkin
Ģikâyet bakımından kabul edilebilir olduğuna ve geri kalan kısmının
kabul edilemez olduğuna;
2.
SözleĢme’ye Ek 1. No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edilmiĢ
olduğuna;
3.
a) SözleĢme’nin 44. maddesinin 2. fıkrası gereğince, kararın kesinleĢtiği
tarihten itibaren davalı Devletin üç ay içerisinde, baĢvurana her türlü
vergi tutarı hariç olmak üzere, manevi tazminat için 10.000 avro (on bin
avro) ödemesi gerektiğine;
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe
kadar, bu miktara Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli
olan faiz oranının üç puan fazlasına eĢit oranda basit faiz
uygulanmasına;
4.
Maddi tazminat için SözleĢme’nin 41. maddesinin bu aĢamada
uygulanmasına yer olmadığına, sonuç olarak;
a) Bu meselenin saklı tutulmasına;
MAHMUT SEZER / TÜRKĠYE KARARI
11
b) Hükümetin ve baĢvuranın, varabilecekleri her türlü uzlaĢmaya dair
Mahkeme’yi altı ay içinde haberdar etmeye davet edilmesine,
c) Sürecin saklı tutulmasına ve gerektiğinde baĢkanının izlenecek
süreci belirlemeye yetkili kılınmasına;
5.
Adil tazmine iliĢkin diğer taleplerin reddine;
karar vermiştir.
ĠĢbu karar Fransızca dilinde tanzim edilmiĢ olup; SözleĢme’nin 77 §§ 2.
ve 3. maddeleri uyarınca 23 Eylül 2014 tarihinde yazılı olarak tebliğ
edilmiĢtir.
Abel Campos
Yazı ĠĢleri Müdürü
András Sajó
BaĢkan
Download

23 Eylül 2014 tarihli Mahmut Sezer v. Türkiye Kararı