ARNAVUTLUK’TA TÜRKÇE ÖĞRETİMİ,
DİLİN İÇ VE DIŞ FORMLARINDAKİ GÖZLEMLERE DAYANARAK1
Dr. Adriatik DERJAJ
* Tiran Üniversitesi, Yabancı Diller Fakültesi, Slav ve Balkan Dilleri Bölümu, Türk Dili ve Edebiyatı Anabilimdalı
[email protected]
ÖZET
Her dil kendi sözdizimsel yapısına göre, belirli dilsel görüşünü, diğer dillerden farklı olarak ifade eder. Bütün
dillerin kendilerine has veya özel, kavrama ve düşünme tarzları vardır. Diğer yandan ise cümle kurmak için dilin
kendine özgün yapılara başvurulur. Farklı dillerin sözcükleri aynı kavramı gösterseler bile hiçbir zaman
gerçekten eşanlamlı değildirler. Dil öğrenimini yavaşlatan ve dolayısıyla öğretimini zorlaştıran en büyük
etkenlerden birisi de bütün dillerin özel bir dünya görüşünün ve iç düşünme yapısının olmasıdır. Aynı zamanda,
dillerin çeşitli oluşları yalnızca onlardaki öğelerin, göstergelerin, seslerin çeşitli olmasından kaynaklanmaz.
Dünya görüşlerinin çeşitliliği de dillere ayrı bir karakter verir, onları çeşitli yapar. Bir insanın yabancı bir dil
öğrenmesi, onun için yeni ve onun için farklı dış bir düşünme sistemine girmesi demektir. Arnavutça ve Türkçe
de şüphesiz bu kuralın dışında değildir. Üstelik Türkçe zengin çokanlamlılığıyla bambaşka bir dünya.
Bildirmizde, Arnavutça ve Türkçe arasındaki dil ilişkisinden doğan birliktelik dünya görüşünün türkçe
öğretimini nasıl kolaylaştırdığını ortaya çıkarmaya ve sözdizimsel yapılarındaki farklılıklarından yaşanan
zorluklar ve çözüm önerileri üzerinde durmaya çalışacagız.
Anahtar sözcükler: Dilin İç ve Dış Formu, Sözdizimi, Deyimbilim, Türkçe, Arnavutça
TURKISH TEACHING IN ALBANIA,
BASED ON OBSERVATIONS OF INNER AND OUTER FORMS OF
LANGUAGE
ABSTRACT
According to its syntactic structure each language, refers certain linguistic views unlike other languages. All the
languages have their own understanding and thinking styles. On the other hand to establish a simple sentence
language is resorted to its original structure. Even the words of the different languages shows the same concept
although they are never really synonymous. One of the most reasons who slows and makes difficult the language
learning phenomena, is the fact that languages have own world views and structure of the internal thinking. At
1
Bu makale 24-25 Nisan 2015 tarihleri arasında Belçika‟nın Gent şehrinde yapılan 1. Uluslararası Türkçe Öğretimi
Kongresi‟nde bildiri olarak sunulmuştur.
10
the same time, the variety of languages it does not consists only in the differences of the items, indicators, sounds
est. The diversity of world views gives a different character of the language, and makes them various. Learning
a new language, means entering in a new and a different thinking system. Albanian and Turkish undoubtedly
don’t have exception in this rule. Moreover, the Turkish which is rich in polysemy has a completely different
world. In this article, first we will try to show the differences on syntactic level between Turkish and Albanian
and difficulties on understanding the specified structures of them, and second, we will try to show, how makes
the unified word view between this languages more easier the teaching process of Turkish.
Keywords: Internal and External form of language, Syntax, Phraseology, Turkish, Albanian.
1. GİRİŞ
Arnavutça, Hint-Avrupa dil ailesinin dillerinden birisi olup, bu ailede Yunanca gibi diller tek başına; Latin,
Germen ve Slav dilleri ile hiçbir bağlantısı olmayan bir dildir. Komünist sistemde sadece ekonomik ve siyasi
açıdan kapalı olmayan Arnavutlar, komşu olan ve olmayan milletlerin dillerinden de yarım asır kopuk yaşadı.
Ancak bu kopukluk ve engelleme yabancı dil öğrenimini körleştiremedi bilakis onu kat kat artırdı. Bu sistemin
belirli dönemlerinde yabancı dil olarak resmi eğitim ve bilim dili Rusça‟ydı. Aynı şekilde Fen-Edebiyat
fakültelerinde kullanılan kaynak kitaplar da üstelik Rusçaydı. Hatta dil ideolojisi olarak Marksist-Leninist Dil
Felesefesi veya Kuramı yürürlükteydi (konumuzun dışında olduğu için bu konudan daha fazla söz etmeyeceğiz).
Günümüzde asıl nedenlerini anlamak zorsa da, vatandaşlarımız ortaokuldan üniversiteye kadar bu dili
öğrenmelerine rağmen, bir şekilde bu dile toplumca ısınamadı ve 90‟lı yılların sonlarında, komünist sistemin
çökmesiyle, birden bire bir kopma yaşandığına şahit olduk. Bu durum Arnavutlarda ikinci kez yaşandı. Benzer
bir duruma Osmanlı Devletinin 1912‟de bölgeden ayrılmasında da rastlanmıştı, o zamana kadar kullanılan
türkçenin birden bire kullanımdan çıkmasına rağmen, aşağıda da dile getireceğimiz gibi, Türkçenin iç şeklini
teşkil eden unsurlar kullanımdan çıkmadı, aksinde yeni yeni stilistik değerler kazandı.
Komunizm döneminde, yasak olmasına rağmen, insanlarımız, gizlice, el yapımı antenlerle komşu ülkelerin
(İtalya, Yunanistan ve Yugoslavya) radyo ve televiziyon kanallarını takip ederek bu dilleri kolayca öğrenmeye
başladı. Vurgulamak gerekir ki, halkın elinde İtalyanca veya Yunanca dilbilgisi kitapları yoktu. Diğer yandan
aynı dönemde eğitimli kitlelerin Fransızca veya İngilizce öğrendiklerini biliyoruz. Otodidaktik eğitim (kişisel
eğitim) olarak adlandırılan bu eğitim yöntemi öğretmensiz gerçekleşiyordu. Anlaşılabileceği gibi buna ancak
kişisel-görsel yabancı dil öğrenimi diyebiliyoruz. Zor şartlarda ve öğretmensiz olarak gerçekleştirilen bu yabancı
dil eğitim-öğrenim yöntemlerinin başarısı dilbilimcilerin neden nasıl sorularını sormalarına neden olabilir.
Toplumdilbilim veya ruhdilbilimle uğraşan dilbilimciler bu sorulara farklı cevaplar verebilirler ama bizim sadece
bir cevabımız var, o da yabancı bir dile karşı gösterilen sevgi ve sempatidir.
Sınırların açılması ve ülkemizin serbest piyasa ekonomisine girmesiyle durumlar 180 derece değişti. Şu anda
Arnavutluk‟ta Çinceden Arapçaya, dünyanın önemli dilleri resmi kurumlarca başarılı bir şekilde öğretilmekte.
Türkçe tabii ki bu konuda en önde gelen dillerden. Yerli ve yabancı kurumlarda türkçe öğrenen kontenjan,
bizlere, Arnavutluk‟ta, Türkçeye karşı gösterilen ilginin derecesini ve Türkçe eğitiminin en iyi şekilde verilmesi
gerektiğini gösteriyor.
11
Fakultemizde, öğrencilerimizin çoğu, lise sonrası yapılan üniversiteye giriş genel sınavını geçerek ve belirli bir
puan alarak bölüme gelmekteler. Yabancı dili bilmeden girenlere kolaylık sağlamak ve az da olsa bilenlere
yardımcı olmak amacıyla, bütün diller için, Pratik Ders olarak adlandırılan bir ders açıldı. Elimizde bulunan
Yabancılar İçin Türkçe kitaplarını (Ankara Universitesi, Gazi Universitesi veya Ankara / İstanbul TÖMER
kitapları, vb.) çok iyi değerlendirmeye çalışıyoruz ama bu kaynaklar, bizim için, görevlerini sadece belirli bir
yere kadar yerine getirebiliyorlar. Öncelikle bu kitaplar yabancı dil okulu sistemine uyacak şekilde
hazırlanmaları nedeniyle; öğrenciler okuma, dinleme ve dilbilgisi derslerini farklı saatlerde görecek, yukarıda
değindiğimiz otodidaktik alışkanlığımıza ters ve ders sayısının artmasını gerektiriyor. İkincisi ise, bu kitaplarda
öğrencilerimizin sorularına cevap verecek ayrımsal çalışmalar görmüyoruz.
Farklı dil ailelerine mensup olmalarına rağmen ve üstelik farklı coğrafyalara ait olmalarına karşın dillerimiz
birbirine çok bağlı ve içiçelik gösteren dilsel formlar paylasşmakta. Arnavutların türkçe ile tanışması Osmanlı
Dönemi öncesi ta 13.yüzyılın başında veya öncesinde, Arnavutların yaşadığı topraklar, bulundukları coğrafi
konumdan dolayı Oğuz – Türk dünyasından misyonerler tarafından hem dinî hem askerî amaçlarla sık sık ziyaret
edilmesiyle başlamıştır. Sarı Saltuk ve Balım Sultan gibi Hacı Bektaşi Veli‟nin mürid ve misyonerlerinin
Arnavutların yaşadığı coğrafyada yaptıkları hayırseverlik işleriyle konuştukaları diline karşı da bir sempati ve
çekicilik ivmesinin doğmasına neden oldu. Kanaatimizce, Arnavutlara türkçe öğretimini kolaylaştıran ilk temel
adım, kendi ailelerinden duydukları, Eski Anadolu Türkçesi döneminin özelliklerini barındıran dinî içerikli
kelime ve ifadelerdir; bunlardan en ilkleri, dua – dua, xhenet – cennet, xhenem, xhehenem – cehennem kurban –
kurban, harram – haram, gjynaf – günah, sevap – sevap, sadaka – sadaka, gibi kelimelerdir.
Arnavutçada yerleşmiş en eski Türkçe verintilerin, ve Oguz Turkçesinin en belirgin özelliklerinden birini
koruyan sözcük sonunda u, ű, i sesbirimini i„ye donusturen boru-bori örneginde oldugu gibi, ordu, askerlik ve
kamu yonetimi ile ilgili sözcükler. Bu sözcüklerle öğrencilerimiz ilk okuma kitaplarında bile karşılaşmışlardır.
Bunlardan, boru – bori, avlu – avlli, kumru – kumri, bıçak – biçak v.b. gibi sözcükler bazılarıdır.
Öğrencilerimiz, öğrenmekte oldukları bu yabancı dildeki kendi dilinin unsurlarını görünce, hemem bu
sözcüklere yani birliktelik değerleri yansıtan kültürel değeri olan bu kıvılcımlardan dolayı, türkçeye farklı bir
sempati ile yaklaşıyorlar. Ders notlarımızda kullanıdığımız metinlerde yer alan temel sözcüklerin
ezberlemesinde ise apayrı bir değer olarak gözlemlemekteyiz.
Kozmetik ve süs eşyalarında sözcükler ; gjerdan – gerdan, maniqyr – manikkür, bojë – boya, këna – kına,
myshk – misk.
Müzikle ilgili sözcükler; qemane – keman, saze – saz, zurna – zurna, aheng – ahenk.
Zirat alanı; bahçe –bahçe, bahçevan – bahçevan, zarzavate – zarzavat.
Biyoloji alanı; filizë – filiz, majdanoz – maydanos, bajame – bajam, fistiqe – fıstık, karpuz – karpuz, gonxhe –
gonca, hurmë – hurma, jasemin – jasemin, pambuk – pamuk, panxhar – pancar, patëllzhan – patlıcan, sheftali
– şeftali, zymbyl – sümbül, selvi – servi, misër – mısır, vishnjë – vişne, kajsi - kayısı.
İnşaat alanı; qemer – kemer, qereste – kereste, direk – direk, tullë – tuğla.
Hayvanlar ve kuşlar; bilbil, bylbyl – bülbül, çakall – çakall, kumri – kumru, lejlek – leylek.
12
Gemicilik ve marina; direk –direk, gjemi –gemi, hambar – ambar, kiç – kıç, bash – baş.
Akrabalık adları; atë – ata, babë – baba, hallë – hala, dajë – daya, teze – teyze.
Hayatın gerekçesi olan ve yabancı dil öğretiminde ilk aşamasında yer alan, ticaret ve alım satım, aile hayatı,
akrabalık ilişkileri v.b.,
konuşmalarda kullandığımız deyimler, ifadeler, kalıp sözler ve selamlaşmalar,
Arnavutça ve Türkçenin paylaştığı içsel ve dışsal dil formları öğrenimi hızlandıran temalardır. Bunlardan:
Türkçe
Arnavutça
Buyrun..,
Bujrum…
Helal olsun…
Tw qoftë hallall…
Kurban olayım
Tu bëfsha kurban
Pazara çıkmak
Dal për pazar
Pazar yapmak
Bëj Pazar
Bahşiş bırakmak
Lë bakshish
Trafikte takılmak
Ngec në trafik
Tavla oynamak
Luaj tavëll
Ve benzeri ifadeler, özellikle temel seviye aşamasındanki öğrenime katkı sağlayan en belirginlerindendir.
Çağdaş araştırmacılar, yabancı dil öğretiminde yaşanan sorunları anadil ile yabancı dil arasındaki en çok
çelişmenin olduğu alanda görüyor. Bu sorunla Türkçe öğretimi sırasında karşılaşmaktayız ve sorunu doğru
olarak tanımlayabilmek için biraz iki dil arasındaki sözdizimsel farklılıklara değinelim. Türkçe ve Arnavutça
arasındaki
en
büyük
ayrım,
Türkçede
kurallı
tümcenin
öğeleri,
yani
tümcenin
kurucuları
“Özne+Tümleç+Yüklem” dizilişini izlerken2, Arnavutçada bu diziliş “Özne+Yüklem+Tümleç” (Subject-VerbObject) sırasına göre oluyor3. Türkçede yüklem ile tümleç arasındaki bağlantı ad durum ekleriyle sağlanır,
Arnavutçada ise bu ilişki çeşitli ilgeçlerle (edat) gerçekleşmekte. (örnek: Ar. Toni doli nga shkolla Tr. Toni okuldan çıktı)
Ad tamlamasında baş ad Arnavutçada solda, Türkçede ise sağdadır. (örnek: Arn. Bodrum shtëpie Tr. Ev
Bodrumu)
Tüm eklemeli dillerde olduğu gibi Türkçede de ilgeçler adlardan sonra gelmektedir, Arnavutçada ise ilgeçler
adların önüne yerleşmekte.
Arn. Për babain
Me Tonin
Tr. Baba için
Toni ile
2
3
Gencan, Tahir Nejat. (1975), Dil Bilgisi, TDK Yayınları, 3. Baskı, İstanbul.
Gramatika e Gjuhës Shqipe (2002), Akademia e Shkencave e Shqipërisë, Tiranë.
13
Türkçede iyelik zorunlu bir öğe görünümünde; bu eki kullanmadan Türkçe konuşmaya başlarsak yabancı
olduğumuzu hemen belli ederiz. Arnavutçada ise daha yalın konuşulur. Bunu basit bir sorunun cevabı ile
açıklayabiliriz;
Tr. Ne yapıyorsun? (1) Ellerimi yıkıyorum (2) Elleri yıkıyorum*
Babamı gördüm
Babayı gördüm*
Arnavutçada ise bağlamdan yararlanarak iyelik ekinin ve iyelik önadının kullanımı gereksiz ve fazlalık haline
gelmiştir. Arnavutçada yukarıdaki sorunun cevabı (2) şıkta yer alan cevaba göre olacak.
Arn. Çfarë po bën? Po laj duart
Pashë babain
Bunlar gibi, dillerimizin farklı yapılarının yanına, Arnavutçanın karşılayamadığı veya farklı dilsel birimle
karşıladığı ek veya ilgeçlerin kullanımı, dil öğrenimini geciktiren önemli etkenlerdir.
Bu grupta, Türkçedeki –an, en, - mış, miş, muş, müş, - dık, dik, duk, dük; sıfat fiillerin kullanımı en belirginleri.
Anlamsal olarak bu eklerin karşılığı dilimizde – ki ilgeci ile olur, ancak. Eylemden sıfat ya da ad yapan
eklerimiz de vardır, ama bunu sadece belirgin eylemlerde görüyoruz.
Tr. Alan,
gönderen
Arn. Marrësi, dërguesi
Böylelikle cümle kuruluşunda aşağıdaki gibi hatalar yapıldığını görüyoruz:
Orada ağlayan çocuğa su verdim →Orada ağlıyor ki çocuğa su verdim*
Annem yanmış ekmeği çöpe attı →Annem yandı ki ekmeği çöpe attı*
Sıfat fiiller grubundaki eklerden eşdeğerliği sadece, geçmiş zamanı bildiren -dık, -dik, -duk, -dük ekinde
görüyoruz. Bu ekin kullanımı Arnavutçadaki kurallı -ki‟li tümcelerle denktir. Buna rağmen, dili yeni öğrenenler
Arnavutçadan Türkçeye aktararak tümce kurduklarında yukarıdaki hataya düşerler.
Onun aldığı kitabı beğenmedim →Onun aldı ki kitabı beğenmedim*
Bugün anlamadığımız konuları tekrar edeceğiz → Bugun anlamadık ki konuları tekrar edeceğiz*.
Bu örnek aslında, “yabancı dil öğreniminde yaşanan sorunların yalnızca her iki dilin büyük farklılık gösterdiği
alanlarda değil, benzer ya da çok az farklılığın görüldüğü alanda da çok büyük öğrenim sorunlarının
yaşandığını‟‟ ifade eden Helbig‟in (1981) görüşünü hatırlatıyor.
Her dil kendi sözdizimsel yapısına göre (Jackendoff 1998: 252), belirli dilsel görüşünü, diğer dillerden farklı
olarak ifade eder4. Bütün dillerin kendilerine has veya özel, kavrama ve düşünme tarzları vardır. Humboldt‟a
göre,5 farklı dillerin sözcükleri aynı kavramı gösterseler bile hiçbir zaman gerçekten eşanlamlı değildirler; dil
4
5
Jackendoff, R. (1998). Linguaggio e natura umana, Italya: Bologna
Aksan, D. (1998). Her Yönüyle Dil Ana Çizgileriyle Dilbilim 3. Ankara: T D K.
14
öğrenimini zorlaştıran en büyük etkenlerden birisi de bütün dillerin özel bir dünya görüşünün ve iç düşünme
yapısının olmasıdır. Aynı zamanda, dillerin çeşitli oluşları yalnızca onlardaki öğelerin, göstergelerin, seslerin
çeşitli olmasından kaynaklanmaz.
Dünya görüşlerinin çeşitliliği de dillere ayrı bir karakter verir, onları çeşitli yapar. 6 Bir insanın yabancı bir dil
öğrenmesi ise onun yeni ve onun için farklı dış bir düşünme sistemine girmesi demektir. Bizim dillerimiz de
şüphesiz bu kuralın dışında değildir. Üstelik Türkçe zengin çokanlamlılığıyla Arnavutçaya göre bambaşka bir
dünya. İnsan yabancı bir dile her zaman az ya da çok kendi öz dünya görüşünü, giderek kendi öz dil görüşünü de
taşıyor.
Türkçede yağmur yağmak olayı Arnavutçada düşmek eylemi ile anlatılıyor. (örnek: Tr. Yağmur yağdı, Arn.
Yağmur düştü)
Türkçede acıkmak ve susamak gibi durumlar özel birer eylemle anlatılıyor, Arnavutçada ise bu durum bir
nesneye benzetilerek –var eyleminin yardımıyla ifade ediliyor. Bu nedenle de Arnavutçadan Türkçeye yanlış
aktarımlar yapılabiliyor.
Arn. Kam uri
Kam etje
Tr. Acıkma var*
Susama var*
Üşümek eylemi de bu gruptandır; fakat Türkçeye çeviri yaparken dili yeni öğrenenler, soğuk kavramını
kullanırlar ve olumsuz bildirimi – yok eylemi ile söylerler.
Arn. Kam ftohtë, Nuk kam ftohtë Tr. Soğuk var; soğuk yok*
Türkçede bakmak eylemi yönelme durumunda bir tümleç alır; (örnek: Tr. tahtaya baktım, denize baktım, bana
bak gibi). Arnavutçada böyle bir tümcede belirtili nesne olarak nitelendirilen bir tümleç gerektirir. (örnek: Arn.
Pashë tabelën, pashë detin, më shiko mua Tr.
tahtayı baktım*, denizi baktım*, beni bak*)
Türkçede yazmak eylemi de yönelmeli bir tümleç alır; Tr. tahtaya yazdım, deftere yazdım gibi. Arnavutçada bu
eylem bulunma durumunda bir tümleç alır. (örnek: Arn. shkrova në tabelë, shkrova në fletore)
Çalmak eylemi de her iki dilimizde çokanlamlı sözcükler arasındadır. (örnek: Tr.
çalmak gibi... Arn. i bie ziles,
Zil
çalmak,
kapıyı
i bie kitarës, i bie derës). Ancak, Arnavutçada bu eylem birine vurmak
anlamında da kullanılmakta. Bu yüzden Arnavutçadan Türkçeye aktarımlar zile vurdum, kapıya vurdum gibi
olabilir.
Sonuç olarak, öğrenim süresince karşılaşılan sorunları tespit ederek, ayrımsal çalışmalara yer vererek ve
dillerimizin taşıdığı benzer ve yakın kültür miraslarımızı açığa çıkararak bu güçlüklerin giderilebileceğine
inanıyorum.
KAYNAKLAR
6Akarsu, B. (1998). W. Von Humboldt‟ta Dil-Kültür Bağlantısı. İstanbul: İnkılap Kitabevi, s. 64.
15
Akarsu, B. (1998). W. Von Humboldt’ta Dil-Kültür Bağlantısı, İnkılap Kitabevi, İstanbul.
Aksan, D. (1995). Her Yönüyle Dil Ana Çizgileriyle Dilbilim, TDK, Ankara.
Banguoglu, T. (2007). Türkçenin Grameri, TDK, Ankara.
Bauman, Z. (2015). Sosyolojik Düşünmek, Ayrıntı Yayınları, Istanbul.
Chomsky, N. (2001). Dil ve Zihin, Çev. Ahmet Kocaman, Ankara: Ayraç Yayınevi.
Derjaj, A. (2015). On Albanian Turkish Borrowings From Domestic Life And Related Phraseology. ANAS AlbShkenca, 9-10, Makedonya.
Derjaj, A. (2010). Arnavutça Türkçe Dil İlşkileri. Kastamonu Eğitim Dergisi, 18(3), 991-996.
Derjaj, A. (2014). Arnavutçadaki Türkçe kökenli deyimlerin sınıflandırlıması. Dialogue Between Balkan
Languages, UT. Arnavutluk.
Derjaj, A. (2007). Rreth Drejtshkrimit të turqizmave dhe emrave vetjakë me origjıne turke. 40 vjetori i
konsultës së Prishtinës, Kosova.
Ergin, M. (1998). Türk Dil Bilgisi, Bayrak Yayınları, İstanbul.
Gencan, T. N. (1975). Dil Bilgisi, TDK Yayınları, 3. Baskı, İstanbul.
Gramatika e Gjuhës Shqipe 2. (2002). (Sintaksa). Akademia e Shkencave e Shqipërisë, Tiranë.
Günay, D. (2003). Metin Bilgisi. İstanbul: Multilingual.
Historia e popullit shqiptar. (2004). V. III Akademia e Shkencave Tirane.
Jackendoff, R. (1994). Patterns in the Mind, Language and Human Nature. USA: BasicBooks
Jackendoff, R. (1998). Linguaggio e natura umana, Bologna, İtalya.
Martin, L. (1986). Eskimo Words for Snow: A Case Study in the Genesis and Decay of an Anthropological
Example. American Anthropologist, LXXXVIII.
Polisi, M. (2006). Leksiku İslam, Pjesë përbërëse e leksikut të shqipes. Terminologjia İslame, ASHAK,
Prishtinë.
Rifat, M. (2005). XX. Yüzyılda Dilbilim ve Göstergebilim Kuramları–2 /Temel Metinler, İstanbul, YKY, 2.Baskı,
Ankara.
Saussure, F. (1998). Genel Dilbilim Dersleri, Multilingual Yayınları, İstanbul.
Shkurtaj, G. (2003). Kahe dhe dukuri të kulturës së gjuhës shqipe, Tiranë.
Slobin, D. (1996). From Thought and Language to Thinking for Speaking in: J. Gumperz, S. Levinson (a cura
di), Rethinking Linguistic Relativity, USA: Cambridge.
16
Download

Full Article - Turkophone