DENIZ ILETIŞIM
Cep Telefonu Satış-Tamir ve Aksesuarları
Mustafa BİÇER
0535 268 18 68
Tel/Fax: 0 332 447 35 21
İzzetbey Mh. Gazi Cd. No:49 Çumra/KONYA
*YILBAŞI ÖZEL ÇEKİLİŞİ MİLLİ PİYANGO AMORTİ İKRAMİYELERİ ÖDENİR
*GAZETE *DERGİ *KONTÖR * FATURA ÖDEME NOKTASI
*TAPU HARCI ALINIR. *TAPU İŞLERİ *DİLEKÇE
*SİGARA *MEŞRUBAT ÇEŞİTLERİ *EMLAK
*FOTOKOPİ - FAX KONTÖRLÜ TELEFON
*KİMLİK *EHLİYET KAPLANIR
16/12/15
gündüzler
SARRAFİYE
BEYAZ EŞYA
2
22 AYAR TEL VE BURMA BİLEZİK
14 AYAR BİLEZİK KÜPE - ALYANS
VE HER TÜRLÜ SAAT ÇEŞİTLERİ
www.cumra26haziran.com
29 ARALIK 2015 SALI
20 Krş (KDV Dahil)
GÜNLÜK YEREL SİYASİ SÜRELİ GAZETE
Tel.:0332.447 27 52
Bağkur Çarşısı No.27/35-Çumra
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
Türkiye'nin ilk insansı robot Tüketemeden, ihraç edemeden kaybediyoruz
fabrikasının temeli atıldı
Türkiye Ziraat
Odaları Birliği (TZOB)
Genel Başkanı Şemsi
Bayraktar, tarımsal
ürünlerde kayıpların
büyük miktarlarda
olduğunu bildirerek,
“tüketemeden, ihraç
edemeden
Türkiye'nin ilk insansı robot
kaybediyoruz. Ürün
fabrikasının temeli, teknoloji ve
yetişirken, hasatta ve
yazılım firması Akınsoft
hasat sonrasındaki
tarafından Konya'da atıldı.
taşıma, muhafaza,
Konya merkezli yazılım şirketi
pazarlama ve tüketim
Akınsoft'un Yönetim Kurulu
aşamalarında
Başkanı Özgür Akın, Konya-Adan
karayolunun 10. kilometresindeki kayıplarımız büyük
boyutlarda. Tahılda
temel atma töreninde, 1995
kaybımız 1,8 milyon
yılında kurulan şirketlerinin
tonu buğday olmak üzere 2,9
robotik teknolojiler konusundaki
milyon tona yaklaşıyor. 45,7 milyon
AR-GE çalışmalarına büyük
önem verdiğini söyledi.
Bu doğrultuda 2009 yılında
robotik laboratuvarı kurduklarını
ifade eden Akın, 2011 yılı
itibarıyla "Akıncı", 2013 yılında da
bunların daha gelişmiş modeli
Selçuk
olan "Ada" ismini verdikleri
Üniversitesi (SÜ)
insansı robotları ürettiklerini
Ziraat
kaydetti.
Devamı s. 2 de
Fakültesinde
gerçekleştirilen
SOHBET
araştırmada,
Ahmet YILDIZ bazı bakteri
türlerinin yüksek
kireç ve
VAZMI GEÇİLİR?
kuraklığın neden
[email protected]
[email protected] olduğu olumsuz
koşullara karşı
Yazısı 2’de
bitki direncini
üzerine
arttırdığı
diYORUMki
çalışmalarının
belirlendi.
Recep ÖĞÜTÇÜ SÜ Ziraat
yıllardır devam
ettiğini söyledi.
Fakültesi Bahçe
Bitkileri, olumsuz
ODTÜ'DE MESCİD TARTIŞMASI Bitkileri Bölümü
Çevre
Öğretim Üyesi
[email protected] Doç. Dr. Ali Sabır, faktörlerinin
zararlı etkilerine
Yazısı 3’de
AA muhabirine
karşı nasıl
yaptığı
güçlendirebilecek
Mehmet Karabayır açıklamada,
lerini
yüksek kireç ve
araştırdıklarını
Mehmet Akif Ersoy'la kuraklık gibi
belirten
Sabır,
olumsuzluklara
Yapılan Son Röportaj
çalışmaları
karşı
bitkilerin
[email protected]
sırasında bazı
güçlendirilmesi
Yazısı 5’de
ton yaş sebze meyve üretimimizin
hesaplamalara göre en az 9
milyon tonu sofraya ulaşmadan
çöpe gidiyor” dedi.
Bayraktar, yaptığı
açıklamada, ülkemizde
tarımsal ürünlerin,
tarladan sofraya
ulaşıncaya kadar önemli
kayıplara uğradığını
belirtti. Kayıpların önemli
bir kısmının hasat ve
depolama aşamasında
gerçekleştiğini
vurgulayan Bayraktar,
zamanında ve uygun araç
gereçlerle yapılmayan
hasat işlemleri ve yeterli
şartları sağlamayan
depolama sistemleri
sonucu ürünlerimizin
önemli bir kısmının ziyan olduğuna
dikkati çekti. Devamı s. 6 da
Bakteriler bitkilerin "muhafız"ı Yumurtanın endüstriyeli de "organik"
Kapalı kafes
sistemiyle
üretilen
yumurta ile
piyasada daha
yüksek fiyatla
satılan organik
yumurta
arasında, lezzeti
ve besleyici
değeri
bakımından fark
toprak
olmadığı
bakterilerinin
belirtildi.
çeşitli yollarla
Yumurta
bitkilere fayda
Üreticileri Merkez
sağladığını
saptadıklarını dile Birliği (YUM-BİR)
Yönetim Kurulu
getirdi.
Başkanı Hasan
Sabır, bu
faydaların
Konya, AA
doğrudan veya
muhabirine
dolaylı yönden
yaptığı
olabildiğini
açıklamada, Türk
vurgulayarak,
şöyle devam etti. Gıda Kodeksi
Yumurta ve
Devamı s. 2 de
Yumurta Ürünleri
Tebliği'nde
yapılan
düzenlemenin
eski tarihli ve
üzerinde damga
olmayan
yumurtaların
raflardan
toplanmasını
öngördüğünü
hatırlattı.
Uygulamanın
vatandaşların
taze yumurta
tüketmesine
imkan
sağlayacağına
dikkati çeken
Konya, bazı
küçük
işletmelerin ise
bu düzenlemeye
hazır olmadığını
ifade etti.
- Tüketici güvenli
yumurtayı nasıl
fark edecek?
Devamı s. 3 de
SOHBET
Ahmet YILDIZ
VAZMI GEÇİLİR?
[email protected]
[email protected]
29 ARALIK 2015
SALI
Türkiye'nin ilk insansı robot
fabrikasının temeli atıldı
Bu robotların Cadde Meram Kafe ve Robotik
Uygulama Merkezi'nde garson robot olarak
görev yaptıklarını belirten Akın, "İnsansı
robotlar insanlığa en iyi hizmet etmek için
insan anatomisine uygun şekilde
geliştirilmiştir. Bilim ve teknolojiyle insanlığa
hizmet etmek için araştırma ve geliştirme
yapılmalıdır. Yüksek teknolojiye gereken
özeni göstermeyen milletler, kendi
topraklarında özgür olduklarını sanarak köle
olmaya mahkumdur" diye konuştu.
Akınsoft'un 20 yıldır yazılım teknolojileri
konusunda yüksek teknoloji, 6 yıldır da
robotik teknolojilerde ileri teknoloji
ürettiğini belirten Akın, "Şimdi hedefimiz
2023. Cumhuriyetimizin 100. yılı için
vizyonumuz, uzay teknolojileri konusunda
AR-GE faaliyetleri başlatmaktır" dedi.
Temeli atılan fabrikanın 2016 yılı sonunda
faaliyete geçeceği, seri üretimi gerçekleşen
robotların fiyat kriterleri oluşturulduktan
sonra satışa sunulacağı, hostes ya da garson
olarak görev yapacakları bildirildi.
Törene Türkiye Bilişim Derneği Başkanı İlker
Tabak ve Ankara Bilim Sanayi ve Teknoloji
Müdürü Vehbi Konarılı ile çok sayıda davetli
katıldı.aa
NÖBETÇİ
ECZANE
Y.MERKEZ ECZANESİ : 0.332 447 44 88
Günlük Yerel Siyasi Süreli Gazete
Kuruluş Tarihi: 1996
29 Aralık 2015 Salı
Yıl:20 Sayı:3315
Sahibi
Atila TAŞ
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Abdulkerim ŞEN
Yayın Türü
Yerel Süreli
Baskı
TAŞ OFSET MATBAACILIK
ÇUMRA
İdare Yeri
TAŞ OFSET MATBAACILIK
Hükümet Cd. No:26
Tel & Fax: 447 18 14
ÇUMRA
İLAN TARİFESİ
Öğrenci Zayi İlanı
: 10 TL (+ KDV)
Diğer Zayi İlanlar
: 10 TL (+ KDV)
Vefat Başsağlığı (1/2 Sayfa : 125 TL (+ KDV)
Özel İlanlar Pazarlığa tabidir.
ABONE ÜCRETİ
AYLIK : 6 TL YILLIK: 72 TL
Bu Gazete Basın Meslek İlkelerine
Uymaya Söz Vermiştir.
Yazılarımız takip eden
okurlarımın zaman zaman
serzenişleri oluyor. Telefonla,
meşajla, internet aracılığı ile veya
karşılaştığımız mekânlarda
soruyorlar.
--- Burada ne demek istedin?
Bende dilimin döndüğünce
açıklamaya çalışıyorum.
Ha.. bunun yanında böylesi
durumda memnun oluyorum. Memnun
olmadım veya sevinmedim dersem
yalan söylemiş olurum. Niye mi tabi
ki sevindim? Elbette okunur
olmaktan.
Yazılarımızın her kelime, cümle
anlamak için gayret
gösterilmesinden memnun oldum.
Bunların hepsi güzelliktir.
“Çanak-çömlek patladı”
Anadolu'nun vazgeçilmez oyunlarını
kurallarındandır. Eskilerden dem
vurup yarınlar için kapı aralayalım.
Diyoruz.
Hani derler ya; Cami önünde dana
kuyruğu kesen çok iltifat veya çok
tenkit alacaktır. Biz bunu baştan
kabullendik ki, her zaman siz
okuyucularımızın
huzurundayız.
Dükkanımızın kepenkleri
inşallah sizler sayesinde
her zaman açık
duracaktır.
Sizlerin duygularına
tercüman olmaya devam
edeceğiz.
1980 öncesinde Aşık Nuri
Çırağı o yıllarda Çumra'mızın
tek düğün salonu olan Kızılay
Düğün Salonunda sazı ile
okuduğu şiiri hala
hafızamdadırr. Gençlik
yıllarımızın deli çağında Aşık
Nuri Çırağı ne demişti mi “ VAZ
MI GEÇER?”;
*
Sinek ayranına konar.
Arı baldan vaz mı geçer?
Suç işleyen kendi yanar.
Mevlâ kuldan vaz mı geçer?
*
Bu varlığı beden bilir.
Dili tevhid eden bilir.
Hakk'a doğru giden bilir.
Yolcu yoldan vaz mı geçer?
*
Yeşeren ağaçta dal var.
Kâmilde bir ehli hal var.
Kötüye bin kere yalvar.
Fitne felden vaz mı geçer?
Kötünün kötü hevesi,
Geriye kalacak nesi?
Saz aşığın gam teknesi,
Parmak telden vaz mı geçer?
*
Çırağı vaadinde dursun.
Çalışan muradına ersin.
İster ise avcı vursun.
Turna gölden vaz mı geçer?
*
Evet, yıllar geçti. Hala kulağımda
çınlar. Allah selamet versin Aşık Nuri
Çırağı'ya bugün yetmiş yaşına
merdiven dayadı. Biz o günkü
notumuzu aldık ve Cenabı Allah fırsat
verdikçe yazmaya devam edeceğiz.
Herkesin kendine özel
sığınaklarıvardır. Öyle değil mi?
Avdul Köyümüzden dem
yazımızıokuyan Avdullu
okuyucularımız ayrıca teşekkür
ettiler. Cambaz Deli Osman'ı ve niye
Deli Osman Çiftliği dendiğini
anladıklarını ifade ettiler. Unutmadan
Cambaz Deli Osman'ın torunlarında
da teşekkür yazısı aldım.
Bütün okuyucularıma bende
samimiyetimle şimdiki deyişle
içtenliğimle dualarınıza dualarımla
katılıyor ve teşekkür ediyorum.
Doyurucu hem dem olduğumuz bizi
anlatan ve faydalı sohbetlerde
buluşmak ümidiyle yazımı
bitiriyorum…
*
Bakteriler bitkilerin "muhafız"ı
"Bitki gelişimini sınırlandıran
olumsuz koşullardan birisi
topraktaki yüksek kireç
içeriğidir. Bu koşullarda bitki
topraktaki besin elementlerini
yeterince kullanamıyor. Çeşitli
olumlu etkilere sahip olan
bakterilerin toprağa ilave
edilmesi sayesinde, yüksek
kirece bağlı olarak
kullanılamayan bitki besin elementleri
kullanılabilir forma
dönüştürülebilmektedir. Bacillus,
Agrobacterium, Azotobacter,
Azospirillum ve Alcaligenes grubu bazı
bakterilerin ürettiği özel salgılar ve
yapılar sayesinde, bitki için hayati
öneme sahip olan ancak kireç
nedeniyle bağlanmış olan besin
elementleri bitkiler tarafından alınabilir
özelliğe dönüşüyor. Bu sayede
bakteriler doğrudan etki ile bitkiye
fayda sağlıyor. Ayrıca, bakteriler bazı
özel yapılar oluşturarak bitkiler için
zararlı olabilecek bazı
mikroorganizmaların gelişimini
engelleyerek, yani dolaylı etkide
bulunarak, olumsuz koşullar altında
bitki direncini arttırabiliyor."
Kullandığımız bakterilerden
bazılarının, bitkilerin olumsuz çevre
koşullarına dayanıklılığını belirgin
şekilde artırdığını tespit ettik. Kireçli ve
kurak ortamlarda bakterilerin bitki
beslenmesine önemli katkı
sağladığını, sağlıklı bağcılık
yapılabilmesi için bakteri
uygulanmasının faydalı olacağını
ortaya koyduk."
- "Bitkilerde savunma
"Kışa
dayanıklılığını test edeceğiz"
mekanizmasını güçlendiriyor"
İç Anadolu'nun kuraklık ve yüksek Araştırma kapsamında bakterilerin
bitkilerde soğuğa dayanıklılığa etkilerini
kireç gibi olumsuz koşullarına
de test edeceklerine dikkati çeken Sabır,
bitkinin dayanıklı olmasını
sağlayacak biyolojik çalışmaların sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yaz döneminde bakteri yardımıyla
önemine işaret eden Sabır,
büyüttüğümüz bitkileri, kış döneminde
şunları kaydetti:
soğuğa maruz bırakacağız. Yaz
"Asmalar üzerine uzun süreli
boyunca bakteri desteğiyle yetiştirilen
araştırmalardan elde ettiğimiz
bitkileri, bakteri vermediğimiz ve 'şahit'
bulgular ışığında, bakterilerin
ya da 'kontrol grubu' diye tanımlanan
bitkilerde savunma
bitkilerle mukayese ederek, kış
mekanizmasını güçlendirdiği
soğuklarına
belirlendi. Asma toprağının kireç
içeriğini artırıp, kuraklık koşulları dayanıklılık bakımından bitkilerde ne
oluşturduk. Üreticilerin karşılaştığı gibi farklılık olduğunu araştıracağız.”
Sabır, tespit ettikleri yöntemin ilerleyen
sorunları yapay olarak sağladık.
Bu koşullara altında, bazı bakteri dönemde arazi koşullarında çiftçiler
tarafından da uygulanmasını
gruplarını farklı deneysel asma
sağlayacaklarını aktardı. Aa
materyallerine ilave ettik.
HADİS-İ ŞERİF
“Üç şey ölenin ardından (mezara) kadar
gider: Ailesi, malı ve ameli.Bunlardan ikisi
döner, birisi kalır. Dönenler ailesi ve
malıdır, kalan ise amelidir."
(Buhârî, "Rikak", 42; Müslim, "Zühd",
5)
Sarraf
AVDANLI HACI
Dolar
Euro
22 ayar
Çeyrek
Yarım
Tam
Alış
2,903
3,188
91,20
159,95
319,90
639,00
Satış
2,923
3,213
101,50
173,00
346,00
692,00
29 ARALIK 2015
SALI
Tel. : 0.332.447 83 95 - Yılmazlar Çarşısı No.22-ÇUMRA
pısırık değerlerine
yabancı rektörlerin
Recep ÖĞÜTÇÜ dönemi sona erecek,
üniversite kampüslerinin
en merkezi yerlerinde,
ODTÜ'DE MESCİD TARTIŞMASI kamu binalarının en geniş
odalarında, hatta bütün
okullarda mabetler
[email protected] açılacak.
Evet, modern hayatta
birçok değerlerimizi
kaybettik. Önce
Geçen hafta ODTÜ
tepe noktalara
camilerimiz
işlevini
kampüsünde mescit
kurulduğu, şehirlerin ve
kaybetti.
Peygamber
kavgasına şahit olduk.
eğitim kurumlarının
Bir grup öğrencinin cami (medreselerin) camilerin Efendimiz döneminde
veya mescid talebi
etrafında çevrelediği bir cami, devlet işlerinin
başka bir grubun
medeniyetten, mabetsiz görüşülüp karara
bağlandığı mekândı.
hışmına uğradı, namaz
şehirlere ve mabetsiz
Nikâhlar
camide
kılan veya kılmak
üniversitelere
isteyen öğrenciler ağır
sürüklendik. Çok şükür, kıyılıyordu, fakir- fukara
camide görülüyordu,
şekilde dövüldü. Yüzde
namaz kılmak
sosyal ihtiyaçlar camide
doksandan fazlası
isteyenlere bodrum
karşılanıyordu. Cami,
müslüman dediğimiz,
katlarda nemli ve
ibadet mekânı olduğu
asırlarca İslam'ın
havasız mekanların
bayraktarlığını yapan bir gösterildiği, gizli ve dar kadar bir iletişim,
yardımlaşma ve eğitim
milletin üniversitesinde
mekanlarda,
camiinin veya mescidin
kömürlüklerde tahta ve merkeziydi. Gazetelerin,
televizyonların, radyoların
olmaması, açılmasını
karton seccadelerin
ve
telefonların olmadığı
istemenin bile suç
üzerinde gizli namaz
zamanlarda
insanlar
sayılması, başta
kılındığı günlerden
camide
bilgileniyor,
rektörlerin buna karşı
üniversitelerde merkezi
haberleri camide alıyordu.
çıkması gerçekten çok
mekanlarda geniş
düşündürücü. Pekiyi biz mescidler, hatta camiler Camiler, sosyal
dayanışma ve kaynaşma
nereden nereye geldik?
talep edecek günlere
mekanları olarak Emevi,
Camilerin en
geldik. Bu şuurun
Abbasi, Selçuklu ve
yükseklere, İstanbul'da
önünde kimse
Osmanlı dönemlerinde de
olduğu gibi, yedi tepeye, duramayacak, korkak,
diYORUMki
bu işlevini devam ettirdi.
Selçuklu ve Osmanlı
dönemlerinde özellikle
Selatin camileri bir
külliye (üniversite)
olarak inşa edildi,
etrafına medrese
kuruldu, han- hamam
yapıldı, imarethaneaşevi açıldı.
Medeniyetimizde
camiler şehirlerin kalbi
oldu, şehirler camiler
etrafında kuruldu,
büyüdü. Yani önce cami
yapıldı, evler etrafında
kümelendi. Camiler
müslüman mahallenin
simgesi olurken,
çevresindeki han,
hamam ve
imarethaneler
dolayısıyla evsizlerin,
barksızların sığınağı
oldu.
Bugüne geldiğimizde
külliye dediğimiz
üniversiteler tarihe
karıştı, mabetsiz
üniversiteler kuruldu,
sekiz-on kişinin namaz
kılabildiği kömür
deposundan çevrilme
mescidler görünmez
mekanlara, bodrumlara
hapsedildi,
üniversitelerde cami
talep edenler gericilikle
ve yobazlıkla suçlandı,
“mescid veya cami
isteriz” diyen öğrencilere
sopalar atıldı. Bir kısım
kendini bilmez, cibiliyeti
bozuk öğrencilerin
yanında bir kısım
öğretim üyeleri de
camilere karşı çıkar
oldu. Öbür yanda
camiler sadece namaz
kıldıktan sonra boş
bırakılan, beş vakitte
yirmişer dakika açık
kalan mekanlar haline
geldi. Hocalar da adeta
namaz memuru gibi
görülmeye başladı.
Zaten adları da devlet
memuruydu.
Terörün, kapkaççılığın
şehirlerimizi yaşanmaz
hale getirdiği şu
günlerde külliyeyi
hatırlatan üniversiteleri
yeniden kurmalıyız. Din
Hocalarımız gençlikle
ilgilenmeli, camiler bir
eğitim ve dayanışma
merkezi olmalıdır.
Camiler üç- beş ihtiyarın
namaz kılıp birbiriyle
konuşmadan ayrıldığı
mekânlar olmaktan
çıkmalı, dertlerin
paylaşıldığı bilgilerin
tazelendiği, toplumun
dayanıştığı ve
kaynaştığı sıcak, huzur
ve güven veren
mekânlar olmalıdır.
Hocalarımız da tebliğ
edememenin, cemaat
bulamamanın ezikliği ve
sıkıntısından kurtulmalı,
camilerin çevresinde
yeni projeler geliştirmeli,
yanı başında çay ve
kahvelerin içildiği
kıraathaneler olmalı,
gençleri çeken mekânlar
yapılmalı, çocukların
oyun parkları hemen
camilerin yanı başına
yapılmalı, çocuklar o
yaşta camilerle
tanışmalı, hocalar
onların oyunlarına
katılmalı, camilerde
onlara müezzinlik gibi
görevler vermelidir.
Sonuç olarak, her
üniversitenin, her okulun
mutlaka mescidi veya
camisi olmalıdır.
Okulların, kurumların,
otogarların, otellerin
temiz ve geniş bir
mekânları mescid olarak
tahsis edilmelidir.
Müslüman ülkeye ve
Müslüman millete bu
yakışır.
Yumurtanın endüstriyeli de "organik”
Çarşı ve pazarlarda
"köy yumurtası" diye
satılan ürünleri alırken
tüketicilerin dikkatli
olmalarını isteyen
Konya, "Bu
yumurtalar, 'neden
ambalajlı, markalı
değil, yumurta
üzerinde işletme
numarası bulunmuyor'
diye sorgulandığında
işin rengi değişir. Bu
sorulara cevap
bulamayan
tüketicilerimiz, o
ürünü almasın. Nasıl
ki nüfus cüzdanlarında
vatandaşlık
numaralarımız varsa,
üretici firmaların
yumurta üzerinde
işletme numarası
vardır. Yumurtanın
üzerindeki bu numara
firma hakkında bilgi
verir. Üründe sakıncalı
durum olduğunda o
üretici bulunabilir"
diye konuştu.
Konya, Bakanlığın
standartlarını yerine
getiren işletmelere
'gıda onay belgesi'
verildiğine dikkati
çekerek, "Bunlar
varsa tüketicimiz
korkmasın. Gönül
rahatlığıyla tüketebilir
ama bu yoksa köşe
bucakta, semt
pazarlarında, açıkta,
saman içinde köy
yumurtası-organikdoğal diye satılan
ürünler sakıncalıdır.
Tüketiciler, üzerinde
işletme numarası
olmayan yumurtayı
almasın" tavsiyesinde
bulundu.
- Endüstriyeli de doğal
Hasan Konya, açıkta
satılan ve izni-markası
olmayan yumurtaların
sağlık açısında da
sıkıntı
doğurabileceğine
işaret ederek,
"Yumurtanın ne
şekilde elde edildiği,
besleme değeri nedir,
tavuğun aşılaması var
mıdır' bunlara dikkat
edilmiyorsa insanların
sağlığına zararı
olabilir" dedi.
"Organik-köy
yumurtası" adıyla bazı
ürünlerin diğerine
göre daha yüksek
fiyatla satıldığına
işaret eden Konya,
şunları kaydetti:
Yumurtanın
endüstriyeli ile halk
arasında, 'gezen,
yürüyen' olarak
bilinen hayvanlardan
elde edileni arasında
fark yok. Lezzet ve
besleyici değer
bakımından da fark
yok. İkisi de aynıdır.
Burada yanlış olan
şey; son birkaç yıldır
özellikle kanatlı
sektöründe bilgi
kirliliğinin olması. Çok
bilgisi olmayan,
kendisine ticari çıkar
sağlamak için
konuşan bazı kişilerce
ciddi derecede yanlış
algı yönetimi var.
Bunu da
değerlendiren bir
kısım üreticilerimiz
oluyor. 'Organiktir,
köy yumurtasıdır,
gezen-yürüyen
tavuktur' gibi
ifadelerle tüketiciyi
aldatacak
hareketlerde
bulunuyorlar. 'Doğal
yumurta' deniliyor.
Halbuki bizim
ürettiğimiz yumurta
da doğal."aa
SATILIK ŞANTİYE 25000M2
29 ARALIK 2015
SALI
Kullanılabilir Alan:25000 m²
Açıklama : Yatırımcıların dikkatine devlet yatırım teşvikli çiftlik
ihtiyaçtan dolayı satılıktır toplam alan 25.000 metre kare ve çok
amaçlı kullanılabilir içinde pre fabrik evleri santral ve su kuyusu
bulunmaktadır. kaçırılmayacak fırsat acilen satılıktır.
Tel : 0 553 207 79 04 - 0542.303 43 30
Mal değeri karşılığı takas yapılır
Yer : Alemdar yolu üzeri Eski Kanalet Fabrikası Arkası ÇUMRA
Y.B.T.01/10/2015
05/07/2012
Çocuğunuzun 'pantolon paça boyu' değişmiyorsa dikkat
Gazi Üniversitesi Tıp
Fakültesi Çocuk Sağlığı
ve Hastalıkları Anabilim
Dalı Başkanı Prof. Dr.
Aysun Bideci, "Aileler
çocuklarının önceki
yıllardaki kıyafetlerini
rahatlıkla giyebildiğini,
etek boyu ya da
pantolon paça boyunun
değişmediğini, sınıfta
yaşıtlarına göre
boyunun kısa olması gibi
bir durumu
gözlemliyorlarsa, boy
kısalığı ve büyüme
geriliğinden şüphe
etmeli" dedi.
Prof. Dr. Bideci, AA
muhabirine yaptığı
açıklamada, boy ve
ağırlığın yaşa, cinse
göre hazırlanmış normal
büyüme eğrilerinin alt
sınırının altında olması
ya da normal eğride
giderken aşağıya
inmesinin, "büyüme
geriliği" olarak
tanımlandığını bildirdi.
Normalde çocukların her
yaşta belirli oranlarda
büyüdüğüne dikkati
çeken Bideci, şöyle
devam etti:
"İlk bir yılda 25
santimetre, 1-2 yaş
arası ortalama 10-12
santimetre, 2-4 yaş
arası yılda 7 santimetre,
4 yaştan ergenliğe
kadar yılda 5 santimetre
boyda uzama olur.
Ergenlik boyunca
toplamda kızlar 20-25
santimetre, erkekler 2530 santimetre uzarlar.
Ayrıca çocuğun
boyunun, büyüme
eğrisinde yaşa göre
yüzde 3'ün altında
olması büyüme
geriliğinin habercisi
olabilir. Aileler
çocuklarının önceki
yıllardaki kıyafetlerini
rahatlıkla giyebildiğini,
etek boyu ya da
pantolon paça boyunun
değişmediğini, sınıfta
yaşıtlarına göre
boyunun kısa olması gibi
bir durumu
gözlemliyorlarsa, boy
kısalığı ve büyüme
geriliğinden şüphe
etmeli."
- "Çölyak
hastalığı
büyümeyi
etkiliyor"
Bideci, büyümeyi
etkileyen
faktörler
arasında genetik
özellikler,
beslenme,
hormonal denge,
kemik yapısı,
psikososyal
etkiler, kronik
hastalıkların yer
aldığına değindi.
Bideci, "Kronik
hastalıklarda çölyak
hastalığı önem arz eder.
Özellikle kilo azlığı ve
boy kısalığı olan
çocuklarda çölyak
hastalığı araştırılmalıdır"
dedi.
Hamilelik sırasında da
annenin iyi ve uygun
beslenmemesi, sigara,
alkol kullanması,
annenin
hipertansiyonunun
olması, enfeksiyon
geçirmesi, plasenta
yetersizliğinin de
bebeğin doğum
haftasına göre boy ve
kilosunun düşük olarak
doğmasına neden
olduğunu vurgulayan
Bideci, "Böyle doğan
tüm bebeklerin, süt
çocukluğu döneminde
yaşıtlarını yakalamaları
mümkün olmayabilir"
diye konuştu.
Prof. Dr. Bideci, genetik
faktörlerin de kişinin
boyunun
belirlenmesinde önemli
olduğunu aktardı.
Bideci, "Anne babası
topluma göre kısa olan
çocuğun boyunun
kısalığı her zaman
genetik özelliklerine
bağlanmamalıdır. Ailede
olabilecek boy kısalığı
nedenleri de
öngörülerek araştırma
yapılmalıdır. Anne
babası kısa olan bir
çocuk, kısa boylu olacak
diye bir kural söz
konusu değildir"
ifadesini kullandı.
- Beslenme boyu
etkiliyor
Büyümede en önemli
CALIHAN
İLETİŞİM VE EMLAK MÜŞAVİRLİĞİ
Muzaffer ÇALI : 0 542 615 42 36
Tel/Fax : 0 332 447 34 46
YENİ MERKEZ ADRESİMİZ :İzzetbey Mahallesi
Gazi Caddesi No:18/ÇUMRA/KONYA
*Yeni Mahalle Arsa 500 m2 19.000 TL.
*Çumra Şeker yolunda 10 dönüm yatırım için ideal TARLA
* Alibeyhüyüğünde m2 3 Tl’ye Tarlalar
*Alemdar yolunda yola cepheli merkeze 2 km. Çiftlik arazisi
*8 dönüm tarla
* Baraj Mh. Projeli Arsa 23.000 TL
* İstiklal Cadesinde Satılık daire110.000 TL.
Şeker Fabrikasına yakın yola sıfır 6,5 dönüm tarla 120.000 TL.
KİRALIK DAİRELER
etkenlerin başında
"beslenme"nin geldiğine
işaret eden Bideci,
beslenmesi bozuk olan
bir çocuğun boyda
artışının olmasının
beklenemeyeceğini
bildirdi.
Bideci, günümüzde
şişmanlığın çocukları
tehdit ettiğini belirterek,
şöyle dedi:
"Ailelerin beslenme
yetersizliğini önleme
çabaları sırasında,
çocuklarını şişman
yapmamaları, özellikle
abur cubur tüketiminden
uzak tutmaları, aktif
yaşama, spora
yönlendirmeleri gerekir.
Büyümeyi sağlayan
hormonların başındaki
büyüme hormonunun
salgılanmasındaki
fizyolojik faktörlerden
ikisi uyku ve egzersizdir.
Çocuklarımızın yaşlarına
uygun sürede
uyumalarını ve spor
yapmalarını
sağlamalıyız."
- Büyüme hormonu
eksikliği
Büyümeyi etkileyen
hormonların başında
tiroid hormonu ve
büyüme hormonunun
geldiğini anımsatan
Bideci, bu hormonların
eksikliğinde de diğer
bulgularla birlikte boy
kısalığı görülebileceğini
söyledi.
Büyüme hormon
eksikliğinin dünyada
yaklaşık 4 bin ila 10 bin
doğumda bir olarak
görüldüğünü anlatan
Bideci, "Büyüme
hormonu eksikliği olan
çocukların tanısında
26/04/2014
HER TÜRLÜ TARLA VE ARSALARINIZ
DEĞERİNDEN ALINIR SATILIR
öncelikle çocuk belli bir
süre izlenerek, yıllık
büyüme hızı saptanır. Bu
hız yetersiz ise boy
kısalığı nedenine yönelik
İLETİŞİM VE EMLAK MÜŞAVİRLİĞİ
bazı tarama testleri
yapılır ve kemik yaşı
mutlaka değerlendirilir.
"Uyarı testi" dediğimiz
bu testler, çocuk
endokrinoloji
merkezlerinde, çocuk
endokrinoloji uzman
hekimleri tarafından
yapılmalıdır" diye
konuştu.
Bideci,tedavide, eksik
olan büyüme
hormonunun çocuğa
belli yaşa gelene kadar
uygulandığını anlattı.
Bideci, tanıda geç
25/12/2015
kalındığında beklenen
cevabı alma olasılığının
düşük olacağını
vurguladı. Bu yüzden
çocuğu ilk gören ya da
izleyen hekimin,
büyümeyi iyi
değerlendirmesi,
beklenenden farklı bir
tablo olduğunda boy
kısalığı olan çocuğu ileri
merkezlere göndermesi
gerektiğini belirten
Bideci, ailelerin de
çocuklarını iyi
izlemesinin
öneminin altını çizdi.
Prof. Dr. Bideci, Turner
Sendromu gibi
kromozomal hastalıklar,
kemik ve kıkırdak
yapının büyüme
faktörlerine iyi cevap
veremediği durumlar ve
yapısal büyüme
gecikmesinin de boy
kısalığına neden
ZAYİİ : B sınıfı ehliyetimi ve Nüfus Cüzdanımı
olabileceğini kaydetti.
kaybettim hükümsüzdür.Emin ULUSAN - Çumra
Aa
ZAYİİ : E sınıfı ehliyetimi kaybettim hükümsüzdür.
Osman Nuri KELEŞ - Çumra
CALIHAN
SAHİBİNDEN SATLIK DAİRE
Bakkalbaşı Mh. Toki Konutlarında
3. Kat Güneybatı Cepheli
3/C Blokta Borcu Yok
Tel : 0507 944 13 66
Ç U M R A’ d a
SAHİBİNDEN
S A T L I K
D A İ R E
Mustafa Kemal Bulvarı
Yayla Sitesi 5. Kat
170 M2 Doğalgazlı
Ful Yapılı anayola cepheli
0542 640 63 00
ÇUMRA’da
ÇUMRA’da
SAHİBİNDEN SATLIK SAHİBİNDEN SATLIK
TRİPLEX VİLLA ÇİFTLİK
Bardakçı Mh. Samsun Sk.ta
Çift Cepheli Köşe
Tel : 0541 447 83 82
Okçu Mahallesi Çıkışında 20700 m2 alan içinde
2000 m2 kapalı alanı ve sağım hanesi bulunan
kenarları çiftle çevrili Takas imkanı ve uygun ödeme koşulları
Tel : 0541 447 83 82
12/12/2015
Mehmet Karabayır intibalarını
topladı.
Mehmet Akif Ersoy'la Günün birinde
Yapılan Son Röportaj sessiz sedasız
yola revan
[email protected]
olarak vatan
ufuklarını aşan
şair
Mehmet
İstiklal şairimiz
Akif, tam on bir yıl
Mehmet Akif
süren bu uzun
Ersoy'u ölümünün
seferin sonunda,
işte bembeyaz bir
79. yıldönümünde
hastane odasının
rahmetle anarken,
bembeyaz bir
şair ile vefatından
yatağında solgun,
önce yapılan son
mecalsiz ve bitap
röportaj ortaya
yatıyor. Başucundaki
çıktı.
sandalyeye
oturdum. Ak kılların
İstiklal şairimiz
çerçevelediği bu
Mehmet Akif Ersoy'u
sapsarı yüze, bu
ölümünün 79.
gevşemiş, sarkmış
yıldönümünde
rahmetle anarken, şair çizgilere bu yorgun
ve dalgın gözlere
ile vefatından önce
bakıyorum, zaman
yapılan son röportaj
denen şeyin
ortaya çıktı. İşte
kudretini hayat
Üstat' ın Yedi gün
denen efsanenin
dergisinde 1936'da
sırrını bilmek
yayımlanan son
istiyorum, sonra
röportajı:
yavaşça soruyorum
Mehmet .Akif
-Özledin mi bizi
TBMM'nin kendisine
üstat ?
verdiği 500 liralık
Dudaklarını hiç
büyük ödülü ret
kıpırdatmasaydı hiç
ederek kışın paltosuz
ses çıkarmasaydı
bir şekilde vatanına
bile, bu zehir gibi
hizmet etmiş gizli
kahramanlarımızdandır gülümseyişiyle her
. Allah rahmet eylesin şeyi söylemiş
olurdu. Özlemek mi
mekanı cennet olsun.
oğlum..Özlemek mi?
Şair Temmuz 1936
Bu acının
yılında Yedi gün
büyüklüğünü bir
dergisi adına muhabir
daha kendi içinde
yazar Kandemir bey
görmek ister gibi
Taksim`deki Mısır
gözlerini yumdu,
apartmanında hasta
sonra kesik kesik
yatağında yatan
konuştu;
Mehmet .Akif Ersoy'u
Mısır'dan üç gecede
ile röportaj yapmak
geldim. Bu üç gece
için merdivenlerden
çıkarken Mehmet .Akif otuz asır kadar uzun
sürdü.. Orada on bir
ile vefatından önceki
yıl kaldım ..fakat bir
son röportajı
an oldu ki, on bir
yapacağını bilmez.
gün daha kalsaydım
79 yıl sonra bu
çıldırırdım…
röportajı arşivlerden
-Hasret
bulup sizin için tekrar
Kupkuru
gün yüzene çıkarttık.
dudaklarında kendi
Türk Edebiyatına son
gibi solgun bir ses
devrin çok güzel
sızıyor;
şiirlerini hediye eden
-…Çok acı…
büyük şair Mehmet
-Ya kavuşmanın
Akif vatandan on bir
sevinci?
senelik bir ayrılıktan
-Onu sorma oğlum…
sonra tekrar aramıza
kavuştu .Fakat İstiklal Onu ben kendi
kendime bile
Marşı'nın milli his,
soramıyorum; ancak
milli heyecan ve milli
yazık ki vapurdan
şiir yaratan bu büyük
çıkar çıkmaz yatağa
şairi Akif yurda hasta
düştüm. hiç bir şey
döndü.. Şimdi
göremedim.
hastanede tedavi
Ve kendi kendine
altındadır. Yedi gün
söylüyor;
muharriri Akif'le
konuştu. Onun yurttan -Cennet gibi
yurdumdayım ya.
ayrı yaşadığı
günlerdeki hatıralarını, Çok şükür.
Hastalığı akla
geliyor;
Karaciğerim, dalağım
şişmiş; yattık
burada. Müşahede
altına aldılar, bakalım
ne olacak?
Eski hatıralarını
deşiyorum. Milli
Mücadele'nin ilk
günlerinde Ankara
istasyonunda
karşılaşışımız
hatırlıyorum.
Evet diyor.
İstanbul'dan,
mücahede aleyhine
fetva çıktığı gün
ayrılmıştım.
Üsküdar'dan araba
ile şimdi ismini
hatırlayamadığım bir
köye gittik, oradan
'Cuma'yı tuttuk. O
zaman Adapazarı'nda
karışıklıklar vardı,
kenarında geçtik, kah
öküz arabalarıyla,
kah beygirlerle
Lefke'ye geldik ve
trenle Ankara'ya
ulaştık..
Ankara Yarabbi ne
heyecanlı gün. .Ya
Sakarya günleri.
.fakat bir gün bile
ümidimizi
kaybetmedik, asla
ye'se düşmedik.
Zaten başka türlü
çalışabilir miydi? Ne
topumuz vardı, ne
tüfeğimiz. .Fakat
imanımız büyüktü'
Yorgun ,susuyor..
-İstiklal Marşı'nı nasıl
yazdınız?
Yavaşça yatağında
doğruluyor, yastıklara
yaslanıyor sesi birden
canlanıyor;
-Doğacaktır, sana
vaat ettiği günler
hakkın!...
Bu ümitle, imanla
yazılır. O zamanı
düşünün. .İmanım
olmasaydı yazabilir
miydim .zaten ben,
başka türlü düşünüp,
başka türlü
yazanlardan değilim.
Bu elimden gelmez.
İçimde ne varsa,
bütün duygularım
yazılarımdadır. Şu
var ki 'İstiklal
Marşı`nın şiir olmak
üzere bir kıymeti
yoktur. Ancak tarihi
bir değeri vardır'
Ve gözleri, yemyeşil
Şişli sırtlarında,
dilinde bir dua gibi
aynı nağme titriyor.
Kim bilir belki yarın
,belki yarından da
29 ARALIK 2015
SALI
17/08/15
yakın
-Ya büyük zafer
üstadım.. O anda ne
duydunuz ?
Kalbi durmuş gibi
sarsılıyor, sonra bir
anda yeniden
canlanmış gibi
nereden geldiği
bilinmez bir ışıkla
gözlerinin içi gülerek;
-Ah diyor;
Ve bir lahza bırakıyor
kendini bu essiz
sevincin koynuna..
Dalıyor
Ve ,sesini ta içiten
dudaklarına
dökülüşünü
seziyorum;
-Allah'ım ne
muazzam zaferdi o'
ortalık hercümerç
oldu… Beş altı saat
içinde bir başka
dünya doğdu. Tekrar
gözlerini yumuyor.
-ve biz mest olduk!
-O zaman bir şey
yazmadınız mı?
-Artık benim ne
düşünecek ,ne
duyacak, ne yazacak
hatta ne yaşayacak
takatim kalmıştı…
Bizim dilimiz
tutulmuştu. Ordu,
bizzat yazıyordu.
Üstadı ziyarete
gelenler,
görüşmemize ikide
bir birde fasıla
veriyorlar.
Hastabakıcı
hemşirenin getirdiği
yemek tepsisi odayı
bir parça boşaltıyor,
şimdi, o ağır ağrı
çorbasını içerken bir
yandan da benimle
konuşmak nezaketini
gösteriyor;
-Mısırda nasıl vakit
geçirdiniz ?
-Kahire'nin yirmi beş
kilometre cenubunda
Helvan vardır. Sakin
asude bi köşedir.
Orada oturdum.
Zaten, taban
münzevi bir adamım.
Gürültüyü sevmem.
İstanbul'da iken de
böyle idim. Mısır'da
da darülfünun işi
çıkıncaya kadar
Helvan 'da yaşadım.
son zamanlarda
Kahire'ye indim.
-Sevdiniz mi Mısır'ı?
-Var güzel tarafları
var. Bilhassa kışın .
hoş yazın da sıcak
iklimlerde
bulunduğum için
muzdarip olmazdım.
Orada sıcak da
sürekli değişir, evler
de ona göre
yapılmıştır. En sıcak
günlerde odaların
harareti yirmi sekiz,
otuzdan fazlaya
çıkmaz .Fakat bir yaz
günü İstanbul… Bu
doğup büyüdüğüm
,büyün dostlarımın
yaşadıkları İstanbul,
hele Boğaz
gözlerimin önüne
gelince…
-Mısır'da neler
yazdınız?
Geçmişten adam
hisse kaparmış. .Ne
masal şey!
Beş bin senelik kıssa
yarım hisse mi verdi?
Tarih'i 'tekerrür' diye
tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı,
tekerrür mü ederdi?
Ve üstadın Helva'nsa
yazdığı
Firavunla Yüz
Yüzesinden şu son
parçayı alıyorum;
Bileydim, ey koca
Mısır'ın ilahi üryanı!
Mezara, heykele ait
bütün bu velveleler
Bekan için mi
hakikat? Meramın
oysa heder;
Evet, bütün beşerin
hakkıdır beka emeli
Fakat bu hakkı ne
taştan, ne leşten
istemeli!
-Kolay mı yazarsınız?
dudaklarına
götürdüğü bardağı
yana çekerek;
-hayır. Diyor
Ve suyunu içtikten
sonra, devam ediyor;
-Çok uğraşırım.
Epeyi çalışırım.
Mevzuu uzun boylu
kafamda
işlerim..nihayet kağıt
üzerine naklederken
de hayli yorulurum..
-zevklerinizi sorabilir
miyim üstadım?
Hafifçe gülümsüyor.
ve ' zevk' diye
dünyada bir şey var
mı der gibi yüzüme
bakıyor;
-Zevk mi. Benim
zevklerim mi? eğer
sevdiği eserleri
okumak, hoşlandığı
mevzuları yazmak
için uğraşmak,
nihayet düşünmek,
yapayalnız, bir
köşeye çekilerek,
sessiz sedasız
düşünmek bir zevkse.
.eh benim de
zevklerim var
demektir.
Çorbasından başka bir
şeye el sürmeyen
şaire, hastabakıcı
hemşire, yalvaran bir
sesle öteki yemekleri
gösteriyor.;
Siz yorulmayın. .ben
vereyim.
-Yiyemeyeceğim.
-Bir parça sütlaç.
-Mümkün değil. Rica
ederim ısrar etmeyin..
ve bana dönüyor.
Eskiden beri yemekle
başım hoş değildir.
Sigara da içmem..
Şimdi doktorlar zorla
ye deyip duruyorlar.
Zorla ne olur ki,
yemek yenebilsin.
Tekrar yatağına
geçince, ben de
vedaya
hazırlanıyorum. Ve
ayaküstünde
soruyorum:
-Neler yazacaksınız?
-biraz kendime
gelirsem, yazacak
şeylerim hazır..
Eliyle birkaç defa
başına vuruyor.
-Var kafamda
hazırlanmış
mevzularım
-Ya en son yazınız?
Mısır'da geçen sene
bir resmimi
çekmişlerdi. Güneşli
bir hava idi gölgem de
upuzun, kumlarda
duruyordu. Bu resmin
altına şöyle
yazmıştım;
Hepsi göçmüş, hani
yoldaşlarının hiç biri
yok
Sen mi kaldın yalnız,
kafileden böyle uzak
Postu sermekse
meramın yola,
serdirmezler
Hadi, gölgenle beraber
silinip gitmene bak
Ve kupkuru kalın
dudaklar birbirine
yapışıyor…
Selam ve
sevgilerimle;
Görüşmek Dileğiyle
17/08/2015
Adres : İzzetbey Mh.Gazi Cad. İş Bankası Karşısı Kat :5 No:9-ÇUMRA
29 ARALIK 2015
SALI
TZOB Genel Başkanı Bayraktar: Tüketemeden, ihraç edemeden kaybediyoruz
Üreticilerimiz depo -36,6 milyon
ton tahılın 2,9 milyon tonu
kaybediliyor2013-2014 döneminde pirinç
hariç 36,6 milyon ton olan tahıl
üretiminin yüzde 7,85'i olan 2,9
milyon tonunun üretim ve kullanım
aşamasında kaybedildiğini bildiren
Bayraktar, şunları kaydetti:
“Toplam 2,9 milyon tonluk
kaybın, 1,9 milyon tonu üretim, 1
milyon tonu kullanımda meydana
geliyor. Tahılın 17,7 milyon tonunu
tüketiyoruz, 13,9 milyon tonunu
yemlik olarak kullanıyoruz, 2
milyon tonunu tohumluğa
ayırıyoruz. Endüstriyel kullanım ise
458 bin tonu geçiyor. Kaybedilen
tahıl, tohumluğa ayrılan tahıldan
900 bin ton daha fazla. Bu çok fazla
ve kabul edilebilir bir durum değil.
Sadece buğdayda 1 milyon 212
bin tonu üretimde, 621 bin tonu
kullanımda olmak üzere 1 milyon
833 bin ton kayıp var. Durum bizde
böyleyken, nüfusu 11,3 milyon olan
Belçika 1,8, 10,9 milyon nüfuslu
Yunanistan ve 8,6 milyon nüfuslu
Avusturya 1,6 milyon ton, 18
milyonluk Şili 1,5 milyon ton, 16,9
milyon tonluk Hollanda 1,3 milyon
ton buğday üretiyor. Bizim
kaybettiğimiz buğday onların
üretiminden fazla. Bu israfı
durdurmamız lazım. Buğdaydaki
ekonomik kaybımız 1,6 milyar lira
düzeyinde bulunuyor. Tahıldaki
toplam kayıp da 2,5 milyar liraya
yaklaşıyor.”
-Yaş sebze ve meyvede kayıp 911,5 milyon tonYaş sebze ve meyvede kaybın
tahıla göre çok daha yüksek
boyutlara ulaştığını belirten
Bayraktar, şu bilgileri verdi:
“Yapılan araştırmalara göre tür
ve çeşitlere göre değişmekle birlikte
yaş sebze ve meyvedeki kayıp oranı
yüzde 10 ile 30 arasında değişiyor.
Yaş sebze meyvede ortalama kaybın
yüzde 20-25 dolaylarında olduğu
tahmin ediliyor. Toplam yaş sebze ve
meyve üretimimizin 45,7 milyon ton
olduğu dikkate alındığında her yıl,
toplam yaş sebze ve meyve
üretimimizin en az 9 milyon tonu
sofraya ulaşmadan çöpe gidiyor. Bu
rakamın, 11-11,5 milyon tona kadar
ulaşabileceği de belirtiliyor.
Tahılda kayıpların maddi karşılığı
2,5 milyar liraya yaklaşıyor. Yaş
sebze ve meyvede kayıp da en az 11
milyar lira. Kaybın 13-14 milyar
liraya ulaşabileceği de tahminler
arasında. Türkiye, bu kadar büyük
bir parayı çöpe atacak kadar zengin
bir ülke değil. 2014 yılında 3,5
milyon yaş sebze meyve ihracatı
yaptığımız ve 2,3 milyar dolar döviz
kazandığımız düşünüldüğünde
kaybın boyutları çok daha iyi
anlaşılıyor.
Binbir emekle üretilen tarımsal
ürünlerindeki kayıpların en aza
indirilmesi temel politika olmalıdır.
Milyarlarca doların tüketim ve
ihracatta yöneleceğine, çöpe
gitmesine neden olan kayıplar en
aza indirilirse, milyonlarca ton
tarımsal ürünün ithalatı da
önlenmiş olur.”
-Kaybın sebepleriYapılan araştırmalara göre, yaş
sebze ve meyvede derim sırasında
yüzde 4-12, taşıma sırasında yüzde
2-8, pazara hazırlık evresinde yüzde
5-15, depolamada yüzde 3-10,
tüketici evresinde yüzde 1-5 kayıp
meydana geldiğini bildiren
Bayraktar, “Üreticilerimizin bin bir
emekle ürettikleri ürününü zayi
olmamasının yanı sıra ülke
ekonomisinin de kayba uğramaması
bakımından bu kayıpların mutlaka
önlenmesi gerekir” dedi.
-Ne yapmalıTahılda, hasatta biçerdöverlerden
kaynaklanan kayıpların önemli
boyutta olduğunu vurgulayan
Bayraktar, şunları kaydetti:
“Biçerdöverler minimum düzeyde
dane kaybına göre üretiliyor.
Arazinin durumu, biçerdöverlerin
ayarlarının iyi yapılmaması,
biçerdöverlerin ürün çeşidine ve
arazi yapısına göre uygun çalışma
hızında gitmemesi hasatta dane
kaybını artırıyor. Biçerdöverlerde
dane kaybının yüzde 3'ü aşmaması
gerekirken, ülkemizde bu oran
yüzde 5,5'lerde seyrediyor.
Biçerdöver sahipleri,
biçerdöverlerini operatör belgesi
olmayan sürücülere
kullandırmamalı,
Biçerdöver operatör belgesi
olmayan sürücüler, biçerdöverle
ürün hasadı yapmamalı, belgeli
olanlar eğitime tabi tutulmalı,
Biçerdöverlerinin tamir, bakım ve
ayarları tekniğine uygun bir şekilde
yapılmalı,
Biçerdöver uygun hızda
çalıştırılmalı,
Arazi tesviyesi iyi olmalı.
Dane kayıplarını en aza indirmek
için hasatta, üründeki rutubet
durumu dikkate alınmalı, çiğ
kalkmadan hasada başlanılmamalı
ve çiğ düşmeden önce hasada son
verilmeli,
Özellikle arazilerimizin engebeli
olan bölgelerde kayıpların
azaltılması amacı ile engebeli
arazilerde ve yatık ürünlerde,
biçerdöverlere sap ayırıcı ve başak
kaldırıcılar monte edilmeli.
Diğer taraftan depolamadan
kaynaklanan kayıpların en aza
indirilmesi için lisanslı depoculuğun
ülke genelinde yaygınlaştırılması
gerekmektedir.
Kayıpların azaltılması için önem
taşıyan bir konu da depolamada
ambar zararlılarıyla mücadeledir.
Ülkemizde, özellikle depolamadan
kaynaklanan kayıpların en aza
indirilmesi için lisanslı depoculuğun
teşvik edilmesi gerekmektedir.
Depolanacak tahılın nem içerikleri
düşük olmalıdır. Buğdayda yüzde
12-14 gibi. Gerekirse depolamadan
önce kurutulmalıdır.
Ürün depoya konulmadan önce
tahıllar kırık, hasar görmüş taneler,
yabancı tohum ve tanelerden
arındırılmalıdır.
Haşere ve enfekte olmuş tane
içeren tahıl kitleleri fumigasyon
(gazlama) yoluyla ilaçlanmalıdır.
seçimini yaparken tahılın ve yöre
ikliminin özellikleri göz önünde
bulundurarak; depo olarak
kullanılacak alanın nemsiz, kuru,
havadar ve aydınlık bir yer olmasına
dikkat etmelidirler.
Ayrıca depolar için en iyi sıcaklık
değeri +4°C'dir. Sıcaklık
yükseldikçe silolara aktarma
yapılmalıdır.
Özellikle buğday depolamada,
bir ton ürüne en az 1,5 metrekare
alan hesap edilmelidir ve depolara
zararlıların girmesini engelleyecek
tedbirler alınmalıdır.”
Yapılacak eğitim faaliyetleri ile
üreticilerimizin yetiştirme
tekniklerinin yanı sıra hasat
teknikleri konusunda da
bilgilendirilmesinin sağlanması
gerektiğine dikkati çeken Bayraktar,
“ürünler zamanında ve doğru
şekilde hasat edilmelidir.
Üreticilerimiz üretim sırasında yanlış
uygulamalar yapmamalı, hastalık ve
zararlılarla mücadele konusunda
dikkatli davranmalıdır. Ürünü
olgunlaşmadan önce veya aşırı
olgunlaşmış şekilde toplamamalı,
bahçede uygun meyve ve sebze
toplama kapları bulundurmalı,
ürünü güneşten korumalı ve
paketleme tesislerine teslimde veya
pazara taşımada gecikmemelidir”
dedi.
Hasat edilen sebze ve meyvelerin
uygun şekilde paketlenmesi,
taşınması ve depolanmasının
sağlanması gerektiğini belirten
Bayraktar, bu amaçla soğuk hava
depolarının sayısı ve kapasitesinin
artırılması ve bu tesislere verilen
desteklerin artırılarak devam
etmesi, ürünlerin uygun araçlarla ve
özelliğine göre ayrı ayrı taşınması
gerektiğini kaydetti.
Paketleme tesisinde
sınıflandırmanın iyi yapılması,
havalandırma ve soğutmanın yeterli
olmasının bir zorunluluk olduğuna
dikkati çeken Bayraktar, “Ürüne
bahçede, hasattan sonra
yüklemeden önce muhakkak ön
soğutma yapılmalıdır. Hijyen
koşullarına dikkat edilmelidir.
Tüketici de ürünü, kayba ve israfa
uğratmayacak miktarda ihtiyacı
kadar satın almalı; sebze ve
meyveye uygun saklama ve
kullanma şartlarına uymalıdır”
dedi.
KALİTEYİ UCUZA YEMENİN ADRESİ
L
A
V
NA
E
M
SOFRASI
FIRIN KEBABI
+ AYRAN
10 TL.
SAÇ KAVURMA
+ AYRAN
12 TL.
ETLİEKMEK
+ AYRAN
6 TL.
ADANA KEBAP
+ AYRAN
10 TL.
Tel : 0.332.447 42 43
İzzetbey Mh. Yıldız Sk.(Kaymakam Sokağı) No:19 - ÇUMRA
KİREMİT KÖFTE
+ AYRAN
9 TL.
TAVUK ŞİŞ
+ AYRAN
10 TL.
Aziz Yorulmaz
0.544.917 87 07
26/11/2015
Download

Çumra ve Akşehir`de 2 Mahallenin Daha Su Sorunu Çözüldü