Tutcası...
Türkçesi...
Derleyenler:
Mehmet Karakuş
Kamil Karakuş
Hacı Ali Turan
Abuzer Demir
01. Ağartı
: Sütü mayalayarak yoğurt yapmak için sulandırılmış yoğurt,
damızlık yoğurt
02. Ağdırmak
:Terazinin bir kefesinin veya herhangi bir yük hayvanının
sırtındaki yükün bir tarafının ağır olup aşağı çekmesi, sarkması
03. Ahdes
: İcat, buluş
04. Ahıt
: Salça; domates, biber veya nar salçası
05. Akdaracak : Sacda pişen yufka veya bazlama şeklindeki ekmeği çevirmeye
yarayan ağaçtan yapılmış yassı oklava
06. Alata
: Bozuk, çürük nesne veya vücudun bazı organlarının yeterince
iyi çalışmaması
07. Ayrıksağa : Aykırı, alışılmışa uygun olmayan davranış, kişi veya durum
08. Azaysız
: Yaramaz, ele avuca sığmayan çocuk veya genç
09. Azzağa
: Bezden veya herhangi bir kumaş parçasından yapılmış azık
bohçası
10. Baranlamak : Öküzle veya atla çift sürülürken her gidiş ve gelişte bir hat
açmak
11. Basdık
: Pestil
12. Başgaha
: Bile bile, kasıtlı
13. Bavılatmak : İte veya kediye vurarak bağırtmak
14. Bayak
: Demin, az önce, biraz önce
15. Beklik
: Genç kıza nişan, nişan takma
16. Bıldır
: Geçen yıl
17. Bılkımak
: Meyvenin ulma derecesinde olgunlaşması, yumuşaması
18. Bibi
: Hala, babanın kız kardeşi
19. Bigarre
: Biteviye, sürekli
20. Bitik
: Azıcık
21. Budama
: Meşe
22. Cağ
: Örgü şişi
23. Cascavlak : Çırılçıplak, kabuğu soyulmuş nesne veya parasız pulsuz kimse
24. Cımcılk
: Sırılsıklam ıslak
25. Cırrık
: Ağustos böceği, cırcır böceği
26. Cırtık
: Misket büyüklüğünde bir çeşit domates,cırtatan
27. Cor
: Gerekli gereksiz laf, lakırdı
28. Curun
: Üzümü veya dutu ezerek suyunu çıkartmak için kayaya
oyulmuş düzgün oyuk
29. Cümbüzzük : Uyuntu, elinden iş gelmeyen, yavaş hareket eden
30. Çağa
: Bebek, küçük çocuk
31. Çağal
: Tarladaki çakıl yığını
32. Çarpı
: Toprak evleri badanalamak için kullanılan kireç toprak
33. Çerik
: Üzüm salkımının her bir parçası
34. Çıhın
: Bohça, ekmek çıhını
35. Çıkla
: Sadece, saf, yalnızca
36. Çıngayaz
: Gökyüzünün temiz, aydınlık ve yıldızlarla dolu olan geceki hali
37. Çıtınak
: Çifte veya ikiz meyve, çıtınak nar veya ceviz
38. Çiğin
: Omuz
39. Çirgimek
: Bir şeyden veya bir kimseden usanmak, bıkmak
40. Çirgimek
: Derinin herhangi bir yerinin allerji olması veya pişik
: İncir toplarken incirin dallarını aşağıya çekmeye yarayan
ucu kendinden çengelli uzun ağaç sopa
42. Çömçe
: Çoğunlukla tahtadan veya metalden yapılmış kepçe
43. Çördük
: Yakılmak üzere budanmış asma dalları, çubuklar, asma
çalısı
44. Çörten
: Damdaki yağmur sularının akması için çoğunlukla ağaçtan veya
tenekeden yapılmış eğreti oluk
45. Çumbul
: Küçük üzüm salkımı
46. Dadanmak : Bir şeye, bir yere alışmak
47. Dandıllamak : Herhangi bir kimseyi, çocuğu el üstünde tutmak, kalbini
kırmamaya, üzmemeye çalışmak, olduğundan fazla değer
vermek
48. Dasdingil
: Tek başına ortada kalmak, yalnız kalmak
49. Değirmi
: Yuvarlak nesne
50. Dengisdek : Ne yaptığını bilememek, sersemleşmek, şaşırmak
51. Depik
: Tekme
52. Dırbalanmak : Zor veya sıkıntılı bir durumdan, bir yerden çıkmaya, kurtulmaya
çalışmak
53. Dıvrak
: Derli toplu, ince ve çabuk kişi veya davranış
54. Dikdeyin
: Sincap
55. Dolambaç : Eğri büğrü, dolambaçlı yollar
56. Dörpü
: Törpü
57. Döşlük
: Bebek önlüğü
58. Dutalga
: İnatçı bir alışkanlığa sahip olmak, onun da bir dutalgası var
59. Dulda
: Gölge
60. Düğürçü
: Kız istemeye giden kimse, elçi
61. Dümbelek : Darbuka
62. Dümbük
: Sahtekar, pezevenk
63. Dürgelemek : Taze pestili mendil gibi katlamak, dürge yapmak
64. Effağe
: Boş, gereksiz laf
65. Ehven
: Değersiz, verimsiz, zayıf nesne
66. Elleham
: Bana öyle geliyor ki
67. Ellik
: Eldiven
68. Elmahasıl : Yaramaz, şeytan kimse
69. Ersin
: Ocaktan ateş veya kül almak için küçük kürek
70. Essah
: Gerçek, hakiki
71. Eşelek
: Suyu sıkılmış dut veya üzüm artığı
72. Eşgere
: Açık açık yapılan iş, söylenen söz
73. Eşgilaş
: Dometes, biber ve patlıcanla yapılan sulu kazan yemeği
74. Evleklemek : Sürülmüş tarlayı karasabanla hemen hemen eşit
büyüklükteki bölümlere (evleklere) bölerek sulamaya hazır
hale getirmek
75. Evsmek
: Tahılları bir tepside veya sinide sallayarak sapından
samanından ayırma işi
76. Farsız
: Boş, anlamsız konuşmak, davranmak
77. Fırdolayı
: Çepeçevre
78. Fingirdemek : Cıvı cıvık oynamak
79. Fingitmek
: Bir şeyi amaçsız, rastgele uzağa atmak
80. Fos
: Çürük, çürük, içi boş ceviz
81. Gafla
: Beş on kişilik gurup, küme
82. Galbezen
: Çalışmaya alışmamış tembel insan veya hayvan
41. Çömbelek
83. Galın
84. Gamga
85. Gantara
86. Gapben
: Başlık parası
: Ağaç kıymığı
: Asma, bağdaki üzüm asması
: Belediyeye ait kantarın veya başka tartı aletlerinin olduğu
genişçe dükkan
87. Gara balıcan : Patlıcan
88. Garakmak : Bişeyi yapmayı göze alamamak, korkmak, çekinmek
89. Garamet
: Çamur veya kara çalma, asılsız suçlama
90. Garerti
: Eşya, gelin eşyası
91. Garz
: İpotek, para faydasız bostan kirasız
92. Gaslek
: Bile bile yapmak, kasıtlı
93. Gayim
: Sağlam, dayanıklı nesne veya duruş
94. Gaypitmek : Bişeyi yerinden oynatmak, kopartmak, çıkartmak
95. Gercik
: Gereksiz, sevimsiz konuşma ve davranış
96. Gevel
: Kabuğu soyulmuş fıstık, ceviz veya badem
97. Gever
: Kanalda, arktan ayrılan suyun ayrıldığı yer, su yolağı
98. Gınıkmak
: Zorda kalmak, ne yapacağınızı bilmemek, sıkışmak
99. Gınıktırmak : Kişiyi zorda bırakmak, sıkıştırmak
100.
Gırbız
: Biber
101.
Gırkmak
: Saç, yün veya kıl kesmek, traşlamak
102.
Gırtarmak : Bakımsızlıktan zayıf düşmek
103.
Gısmık
: Eli sıkı, yardım sevmeyen kişi
104.
Gızdırmak : Birisini kızdırmak-sinirlendirmek, birisini veya bir nesneyi
ısıtmak
105.
Gidik
: Oğlak
106.
Gopmak
: Koşmak
107.
Govalmak : Boşuna, gereksiz yere öğünmek veya öğmek
108.
Goz
: Ceviz, ayrıca ikambilde koz
109.
Göbelek
: Mantar
110.
Göğürmek : Bırakmak, meydana salmak
111.
Guma
: İkinci hanım, evlenilen ikinci kadın
112.
Guncuk
: Doğal ya da sonradan yapılmış yeredeki çukur
113.
Guşgana
: Bir çeşit büyük tas, kazanımsı
114.
Guzlacı
: Hamile, gebe
115.
Guzlamak : Doğurmak
116.
Güğüm
: İbrikten büyük su kabı
117.
Gülük
: Küçük ve ortası delik bazlama
118.
Gütmek
: Hayvan otlatmak
119.
Halik
: Tarladaki veya duvar yapımında kullanılan küçük taş
120.
Haphap
: Ağaçtan yapılan ayağa giyilen terlik
121.
Haplamak : Bir yerden atlamak
122.
Harık
: Ark, su kanalı
123.
Hasek
: Şiresiz kuru dut
124.
Hedik
: Haşlanmış sulu nohut yemeği, bebekler diş çıkardığında
yapılır ve dağıtılır
125.
Hellengaç : Salıncak, hamak
126.
Hellenmek : Salıncakta sallanmak
127.
Hengil
: Kulplu, bakır veya alüminyum su kabı, kova
128.
Hengişgavak: Tahterevalli
129.
Heykat
: Hikaye, masal
130.
Hımbıl
: Korkak, her denileni yapan, sessiz
131.
132.
133.
134.
135.
136.
137.
138.
139.
140.
141.
142.
143.
144.
145.
146.
147.
148.
149.
150.
151.
152.
153.
154.
155.
156.
157.
158.
159.
160.
161.
162.
163.
164.
165.
166.
167.
168.
169.
170.
171.
172.
173.
Hıra (Hıroş)
Hırbaz
Him
Hinik
Hoflenmek
Hofli
Homça
Hoplamak
Horanta
Horçum
Hortlek
: Zayıf, etsiz butsuz, kansız kimse
: Sinirli, kavgacı, uyumsuz kimse
: Duvarın temeli, temel
: Sümük
: Gece veya başka zamanlarda, ıssız ortamlarda korkmak
: Korkulu
: Kesilmiş ağacın kurumuş, odunlaşmış kök kısmı
: Yerde sıçramak, sıçrayarak oynamak
: Aile fertleri, ev halkı
: Elinden iş gelmeyen kimse, beceriksiz
: Oynak, duvar veya duvar gibi üst üste dizilmiş nesnelerin
yıkılacakmış veya bozulacakmış gibi duran halleri, oynak
toprak parçası
Hortlemek : Oynamak, bozulmak, şekil değiştirmek
Humsuruk : Beklentinin yerine gelmemesi, hayal kırıklığı
Hüsgüdük : Sessiz, köşesine kabuğuna çekilmiş
Işmar
: Gizli işaret, gözle kaşla işaret
Izar
: Kadınların örtündükleri uzun ve geniş kumaş, çarşaf
Izarlanmak : Çarşaf veya bir örtü (Izar) giyinmek, örtünmek
İmize
: Büyük erkek kardeş
İneğimsağma: Gökuşağı
İtağe
: Yerde ekmek yaparken ekmek tahtasının altına serilen
bez, un sofrası
İzinneme
: Resmi nikah
Keh
: Kenar, kapının veya pencerenin veya bir kabın kenarı
Kekeç
: Kekeme
Kepenek
: Kelbek
Kerc etmek : Dalga geçmek
Keskinmek : Yeltenmek, vurmaya kalkışmak
Kezbilenmek : Pestil, kuru üzüm veya kuru incir gibi şirelerin
şekerlenmesi
Kişiflemek : Takip etmek, gizlice ardından gitmek
Kişkirtmek : Kışkırtmak
Kölük
: Kulaksız keçi, minaresiz cami veya kayasız-ormansız
tepe, dağ
Külbe
: Küçük kazma
Küncü
: Susam
Kürtün
: Semer
Kürtünlemek : Semerlemek
Kürrük
: Sıpa, eşek yavrusu
Kürümek
: Kar temizlemek veya kar temizler gibi herhangi bir
nesneyi itmek
Küsük
: Ağaçtan kaldıraç, manivela
Küşük
: Elle ufalanarak içilecek hale getirilen tütün
Lenger
: Büyük tabak
Lüğlemek
: Yuvarlamak; herhangi bir nesneyi yuvarlak yuvarlak (top
top) yapmak veya herhangi bir nesneyi yuvarlayarak ileri
sürmek
Lüğlük
: Yuvarlak, top top nesne
Lüvan
: Geniş ve önü açık büyük salon
Mahallek
: Eğreti duran, temeli sağlam olmayan
174.
175.
176.
177.
178.
179.
180.
181.
182.
183.
184.
185.
186.
187.
188.
189.
190.
191.
192.
193.
194.
195.
196.
197.
198.
199.
200.
201.
202.
203.
204.
205.
206.
207.
208.
209.
210.
211.
212.
213.
214.
215.
216.
217.
218.
219.
Mahrama
Manca
Mangaş
Marem
Meses
: El ve yüz havlusu
: Domates salatası
: Cımbız
: Herhalde, bana öyle geliyor
: Çift sürerken öküzü sürmek için kullanılan ucu çivili uzun
sopa
Mızganmak : Uyuklamak, kısa uykuya dalmak
Musul olmak : Askıntı olmak, ayrılmamak, ardından gitmek
Müzevir
: Muhbir, fesat
Müzevirlemek: Muhbirlemek, ihbar etmek
Nahır
: Sığır sürüsü
Nuz
: Ekşimsi, mayhoş
Orgun
: Gizli
Oyulgamak : Eğreti dikmek, yamamak
Oyulganmak : Kuytuya kucağa saklanmak, girmek, oturmak
Ölütmek
: Herhangi sıvı bir karışımdaki maddelerin oranını istenilen
oran, kıvama getirmek
Örc (etmek) : Bahs (etmek)
Parpılamak : Hafif kavurmak
Parta
: Oyunda, yarışta berabere kalmak
Patlak
: İncir, yemiş
Pendek
: Büyük deste
Perenimek : Darmadağın olmak, dağılmak, kaçışmak
Perenitmek : Zor kullanarak, baskı yaparak, korkutmak, dağıtmak
Pipirik
: İhtiyar, eski nesne veya kimse
Pipirim
: Semizotu
Pisik
: Kedi
Pisikomacı : Kuru yufka ekmeğin ufalanarak domates, biber ve
peynirle yoğurulmasıyla elde edilen bir çeşit yoksul
yemeği
Potuk
: Deve yavrusu
Pöçük
: Çuvalın veya torbanın alt köşelerinden her biri
Puharik
: Ocak ile baca arası
Pücük
: Buzağı
Püdük
: Kuzu
Pürçek
: Ağaç veya bitki kökünün toprağın içindeki damarları
Pürçüklü
: Havuç
Sağen
: Tabak
Sahıtlı
: Eşek sürmeye yarayan ucu çivili sopa
Saplıcan
: Üşütmeyle gelen şiddetli karın ağrısı
Sekilemek : Toprağı veya evin önünü, çevresini düzlemek, geniş bir
düzlük veya kaldırım gibi (seki) yapmak
Seyim
: Hisse, pay
Sıtara
: İtibar, değer
Sohum
: Lokma
Somurtmak : Anlamsız ve suratsız sessizlik
Söğülcen
: Solucan
Surha
: Gönülsüz, parasız üstlenilen veya verilen iş, görev
Suvarmak : Sulamak, su vermek
Süllüm
: Ağaç merdiven
Süngel
: Kuş avalamak için çatallı lastik
220.
221.
222.
223.
224.
225.
226.
227.
228.
229.
230.
231.
232.
233.
234.
235.
236.
237.
238.
239.
240.
241.
242.
243.
244.
245.
246.
247.
248.
249.
250.
251.
252.
253.
254.
255.
256.
257.
258.
259.
260.
: Genellikle toprak damların kenarı, duvardan dışarda
kalan kısmı, saçak
Şaert
: Çırak
Şaplama
: Sille
Şaplatmak : Sille atmak, elle vurmak
Şavkı
: Aksi, yansıması
Şavkıl
: Çekül
Şelek
: Sırtta taşınan yük, saman veya buğday şeleği
Şıvga
: At sürmeye yarayan ince çubuk, ince sopa
Şişirtme
: Balon
Şoğra
: Çorba
Şörük
: Salya, bebek şörüğü
Tamatos
: Domates
Tapanlamak : Sürülmüş tarlayı ektikten sonra, karasabana takılan ağır
ve geniş bir kalasla düzeltmek
Tarbıslı
: Tam kurumamış, hafif ıslak-sulu tarla, pilav
Tarıkmak
: Tuvalet ihtiyacının bastırması, sıkştırması
Tatarhamı : Henüz olgunlaşmamış dut, dut çağlası
Teberik
: Hatıra, hediye eşya-nesne
Teltik
: Söylenmesi zor sözcük, çözülmesi karmaşık durum
Tereke
: Sığır
Tesmekeri : Abuk sabuk, saçma sapan, tuhaf davranış
Teşt
: Büyük leğen
Tezmek
: Sıvışmak, bir yolunu bulup gizlice kaçmak
TıpıklamakTıpışlamak : Hafif hafif elle veya yumuşak bir nesneyle vurmak
Tiritlenmek : Bişeyi elde etmek niyetiyle, elde etmek istenilen şeyin
etrafında dolaşmak, pislenmek
Tohaç
: Alt yüzeyi geniş ve düzgün, toprak damın saçaklarını
döğerek sıkıştırmak ve damın akmamasını sağlamak için
kullanılan büyük ve ağır sopa
Tombak
: Başı açık, şapkasız veya örtüsüz
Tombalak
: Takla
Tosbağa
: Kaplumbağa
Toş
: Kir, pasak
Tuman
: Uzun don
Tummak
: Suya dalmak
Uğunmak
: Acı veya sevinç halinde ağlarken veya gülerken
neredeyse nefes nefese kalmak, nefes alamayacak
duruma gelmek
Ürgelenmek : Nazlı nazlı, hüzünlü hüzünlü, yavaş yavaş sallanmak
Vala
: Delikli genişçe çuval. İçine yaş üzüm veya dut doldurulur
ve ayaklarla curun içinde ezilerek suyu çıkartılır
Vula
: Ulan
Yastık yeri : Taş veya kerpiçle yapılan evlerin kalın duvarlarında
bulunan, yastıkları üstüste koymaya yarayan kapaksız
doğal dolap
Yaldatmak : Kandırmak
Yaldanmak : Kanmak, inanmak
Yavıncımak : Yüzsüzce davranmak, yalvarmak, kendine acındırmak
Yazı
: Ova
Süyük
261.
262.
263.
264.
265.
266.
267.
268.
269.
270.
271.
272.
273.
274.
275.
276.
277.
278.
279.
280.
: Orta yere sermek, dağıtmak, saçmak
: Şaka
: Çok fazla, yığin şişman, yığin az
: Hafif
: Eğe
: Eğimli arazi
: Sığ
: Yıkamak
: Yıkanmak
: Banyo, hamamlık
: Taş veya kerpiçle yapılan evlerin kalın duvarlarında
bulunan, döşek ve yorganları üstüste koymaya yarayan
kapaksız doğal dolap
Yüklü
: Hamile
Zağlı
: Besili, bakımlı, etli
Zambır
: Öfke
Zıbarmak
: Pisipisine, kötü bir şekilde ölmek, ölümü hak etmek
Zıypıncak
: Kaygan
Zıypınmak : Kaymak
Zortuk
: Hayvan tekmesi, hayvani tekme
Zortuklamak : Hayvani tekme atmak, çifte savurmak
Zumzuk
: Yumruk
Yazmak
Yerennik
Yığin
Yığni
Yığe
Yörep
Yuha
Yumak
Yunmak
Yunnuk
Yük yeri
Download

Derleyenler - tutpekmezi