TARIM VE
TOPRAK
FAKTÖRLERİ
DOÇ. DR. MURAT AKKURT
 Hava
ve su gibi,
canlıların
yaşaması için
vazgeçilmez
unsurlardan bir
diğeri de topraktır.
 Toprak, bitki
örtüsünün
beslendiği
kaynakların ana
deposudur..
 Toprağın
üst tabakası
insanların ve diğer
canlıların
beslenmesinde temel
kaynak teşkil
etmektedir.
 1 gram toprağın
içerisinde milyonlarca
canlı bulunmakta ve
ekosistemin devamı
için bunların hepsinin
ayrı önemi
bulunmaktadır.
Tarımsal ekoloji yönünden toprak
denince, birbirleri ile karışım
halinde ve birbirleri üzerinde etkide
bulunan:
1- Kaya taş ve çakılların parçalanıp
ufalanması ile ortaya çıkan, kum, mil ve
kil gibi madensel (organik olmayan)
maddelerden
2- Organik (bitkisel ve hayvansal)
maddelerin biyolojik parçalanma
ürünleri olan humus ve küçük canlılar
(mikroorganizmalar)’dan
3- Hava
4- Su (suda erimiş tuzları da içeren toprak
suyu) oluşan bir karışım anlaşılır
Bu dört grup maddenin iyi bir tarla
toprağında hacim olarak ortalama
oranları:
Su
25%

Mineral maddeler

Organik maddeler

Hava

Su
%45
Mineral
madde
45%
%5
%25
%25
Hava
25%
Organik
madde
5%
Toprakların Oluşumu
Toprakların oluşumunda değişik faktörler
etkilidir. Bunların başlıcaları:
A- Ana kaya
B-İklim
C-Topoğrafya
D-Zaman
E-Biyolojik faktörler (bitkiler)
Ana kaya
Ana kayadan toprağın oluşumuna kadar geçen
süreyi başlıca dört devreye ayırabiliriz
 1- Ana kayanın mekanik (fiziksel) etkilerle
parçalanıp, ufalanması,
 2- Ufalanmış parçaların kimyasal
değişikliğe uğraması (mineral maddelerin
oluşması)
 3- Biyokimyasal değişme (bitkisel ve
hayvansal kaynaklar tarafından sağlanan
organik maddelerin biriktirilmesi)
 4- Değişen materyallerin olgunlaşması ve
toprağın oluşması
OLUŞ VE KÖKENLERİNE GÖRE
TOPRAKLAR
Yerli Topraklar : Ana kaya üzerinde,
daha çok yüksek yaylalarda görülür, pek
fazla derin değillerdir.
Genellikle iri çakıl ve taşlı, organik
maddece fakirlerdir.
 Taşınmış topraklar : Oluştukları ana
kayalar üzerinden alınıp taşınarak başka
yerlere birikmiş topraklardır.

Taşınmış topraklar, taşınış şekilleri ve
bulundukları yere göre beş gruba ayrılırlar:





Glasial topraklar:Buzullarla taşınmış topraklar
Lös topraklar: Çok küçük silt, kil ve kum
tanelerinin rüzgarlar tarafından taşınıp yığılması
ile ortaya çıkan topraklar
Aluviyal topraklar: Sularla taşınarak nehir
kıyılarında ya da düz alanlarda yığılan topraklar
Deniz (Marin) toprakları: Nehirler tarafından
taşınmış ve nehirlerin denizle birleştikleri
tabanda biriken çok ince tanecikli topraklar
Göl toprakları: Göl sularında yığılan topraklar;
bugün düz denecek arazilerin bir çoğu eski
zamanlarda var olup ta bugün kaybolmuş
göllerin birikintileridir.
Buzullarla taşınan glasial toprak
Lös toprak
Alüviyal toprak
TOPRAK DOKUSU
(Toprak Tekstürü)
 Toprağın
dokusu kavramından; toprağı
oluşturan mineral parçacıkların
büyüklükleri ya da hacimleri anlaşılır.
Mineral parçacıkların çapları küçüldükçe, bir gram toprakta
bulunan sayıları ve yüzey alanları büyük artış gösterir.
Yüzey alanlarındaki artış, bu gibi toprakların besin maddelerini ve
suyu tutma güçlerinin daha fazla olmasını sağlar.
Mineral Parçacıkların
Adları
Çap (mm)
1 g topraktaki
Sayıları
Yüzey Alanları
(cm2)
İnce çakıl
2.00 – 1.00
90
11.3
Kaba kum
1.00 – 0.50
722
22.7
Kum
0.50 – 0.25
5777
45.4
İnce kum
0.25 – 0.10
46213
90.7
Çok ince kum
0.10 – 0.05
722074
226.9
Mil
0.05 – 0.002
5776674
453.7
Kil
0.002
9260853860
11342.5
Belli bir toprak hacminde su ile yıkanabilen kil kolloidlerinin (çapları 2
mikrondan = 0.002 mm küçük parçacıklar) miktarları toprak tiplerini ve
özelliklerini belirlemede ele alınan önemli bir faktördür
Toprak Dokusu
Kumlu topraklar
Tınlı
–
topraklar
Kumlu
topraklar
kumlu
–
tınlı
Kumlu ve tınlı-kum toprakların genel olarak
Suda yıkanan kil havalanmaları, ısınmaları ve su sızdırmaları
kolloidlerinin
çok iyi, fakat besin maddeleri ve su tutma
oranı (%)
güçleri oldukça azdır. Bu nedenle iyi tarla
toprağı sayılmazlar.
5
5 – 10
10 – 30
Tınlı topraklar
30 – 40
Ağır tınlı topraklar
40 – 50
Kil topraklar
50 – 75
Ağır kil topraklar
75 – 90
Saf kil topraklar
90 - 100
Kumlu-tın ve tın toprakların ise
içlerinde yeteri kadar organik madde
bulunduğunda ısınmaları,
havalanmaları, su sızdırma, su ve
besin maddelerini tutma güçleri çok
iyidir. Bitki yetiştirme yönünden en iyi
topraklardır.
Su ile yıkanan kil kolloidlerinin oranı
%45-50’yi aşan topraklarda, artışla
doğru orantılı olarak besin maddelerini
ve suyu tutma güçleri artarken, ters
orantılı olarak ısınma ve havalanmaları
azalır.
Bu oranın %90-100’e ulaştığı ağır ve saf
killi topraklarda ise hava hemen hemen
hiç bulunmaz ve tarım yapılamaz.
TOPRAK YAPISI (Toprak Strüktürü)
Toprak agregatları halinde toprak
parçacıklarının birleşmeleri ve bunların
toprak içindeki düzeni
Toprak yapısının ortaya çıkışında:
Fiziko-kimyasal oluşumla toprak parçacıklarının
topaklar halinde birbiri ile birleşmeleri,
Biyolojik oluşumla toprak topaklarının şekillenmesi
ve düzenlenmesi olmak üzere başlıca iki olay etkili
olmaktadır.



Furda, tavlı, karışık yapılı topraklar:
Küçük kolloidal parçacıklardan oluşan, 1-5 mm
çapındaki agregatların bol bulunduğu topraklar en iyi
tarla topraklarıdır. Ekmek ufağı (granüle) yapıdadırlar,
süngerimsi bir durum gösterirler. Agregatlar arasında kalan
toprak boşlukları ne çok fazla büyük, ne de çok fazla küçüktür.
Bu nedenle bu toprakların su sızdırma, besin maddeleri ve
suyu tutma, havalanma ve ısınmaları çok iyi olur.
Teksel yapılı topraklar:
Agregatların çapları 1 mm’den küçük olduğunda, bunlar daha
iri toprak topakları arasında kalan toprak boşluklarını
doldurarak toprağın havalanmalarını önlerler.
Hafif topraklar:
Agregatların büyüklükleri normalin üzerindedir, aralarında
büyük boşluklar oluşturacaklarından su ve besin maddelerini
tutma güçleri çok düşük olur. Köklerin toprakla ilişkileri de
azalır.
Toprak yapısının özellikleri üzerine, agregatlar
arasında kalan toprak boşluklarının miktarından
çok bu boşlukların büyüklükleri etkili olmaktadır.




ÖRNEĞİN:
Kil topraklarda toprak boşluklarının miktarı kumlu
topraklara oranla daha fazladır. Ancak toprak boşlukları
çok küçük olduğu için su ve hava hareketleri çok yavaş
seyretmekte ve bitki yetiştirme açısından çok uygun bir
yapı göstermemektedir.
Kumlu topraklarda ise, toprak boşlukları fazla büyüktür.
Bu nedenle bu tip toprakların su tutma güçleri azalır yani
bitkilere yararlı olan kapilar suyun oluşturduğu tarla su
kapasitesi miktarı düşer.
Bu nedenle, kumlu topraklarda bir miktar sıkışma
(toprak hacmi yoğunluğunu artması ve boşlukların
küçülmesi) verimlilik üzerine olumlu etki yaparken, aynı
durum ince dokulu kil topraklarda tam aksi sonuçlar
ortaya çıkarır.
TOPRAK PROFİLİ
Toprağı incelemek amacı ile toprağın üst
yüzünden anakayaya doğru açılmış olan
düşey kesite “Toprak Profili” denir.




Bir toprak profili incelendiğinde, bu profilin
renk, tekstür (tanelilik), strüktür (tanelerin
dizilişi ve bağlanma şekli) v.b. özellikler
bakımından farklı olan ve birbiri üzerinde
yatan yatay tabakalardan oluştuğu görülür.
Bu yatay tabakalara birikinti topraklarda
(allüviyal, kolluviyal) “katman”, diğer toprak
gruplarında ise “horizon” denir.
Profil boyunca horizon veya katmanların
sınırları birbirinden kolayca ayırt edilebiliyor
ise, bu horizonlardan veya katmanların her
birinden ayrı torbalara, derinlikleri de
belirtilerek 1-1.5 kg kadar toprak örneği
alınır.
Toprak profilinde horizonlaşma veya
katmanlaşma belirgin değil ise, 30’ar cm
aralıklarla (0-30 cm, 30-60 cm, 60-90 cm,
90-120 cm gibi) herbirinden 1-1.5 kg kadar
toprak örneği alınıp, ayrı torbalara
doldurulur.
Toprak örnekleri alınırken, bulaşma
olmamasına dikkat edilmelidir. Bunun için
örnek alımı profilin derinliğinden yüzeye
doğru yapılmalıdır.
TOPRAK SUYU VE BESİN
MADDELERİ
Toprağın
canlılığı
ya
da
verimliliği,
içinde
bulundurduğu yarayışlı su ve besin maddelerinin
miktarı ile doğru orantılıdır.




Su, bitkiler için de en önemli ekolojik faktörlerden biridir:
Su bitkide gerçekleşen biyolojik olayların içinde ya ortam
görevi görür, ya da doğrudan doğruya kendisi biyokimyasal
olaylarda hammadde olarak yer alır.
Bitki hücrelerinin canlı kalabilmeleri, turgorlarını
koruyabilmeleri, hücre protoplazmalarının çalışmalarını
yapabilmeleri; bitkilerin gerekli suyu topraktan almaları ile
sağlanabilir.
Bitkinin yapısındaki ve çevresindeki yüksek sıcaklığın
düşürülmesi ve dengelenmesinde başlıca rolü oynayan serbest
yüzey buharlaşması (evaporasyon) ve fizyolojik buharlaşma
(transpirasyon) olaylarının ana kaynağı da toprakta bulunan

sudur.
Su bitkinin kuru madde yapımında (fotosentez) doğrudan
doğruya kimyasal oluşumlarda yer alır.



Toprakta bulunan besin maddelerinin
hemen hepsi, az veya çok miktarda
doğada en iyi iletken durumundaki
suda erir. Bitkiler için gerekli besin
maddeleri, ancak suda eridikten
sonra, su ile birlikte kök hücreleri
tarafından emilebilir
Buradan bitkinin özel dokuları
yardımıyla toprak üstü organlarının en
uç noktalarına kadar ulaştırılırlar.
Bu şekilde bitki yapısına giren suyun
bir bölümü fotosentezde kullanılır.
Diğer bölümü transprasyonla çevre
havasına iletilir. Bitkinin kökleri ile
topraktan aldığı 1000 g suyun 997 –
999 g’ı transpirasyonla havaya
verilmektedir.
TOPRAK SUYU







Toprak suyunun ana kaynağı: Yağışlar ve sulama
suyu’ dur. Yağış ve sulama suyunun toprağa işleme
miktarı önemlidir.
Buharlaşmayı ve yüzey akışını azaltan
faktörler, aynı zamanda suyun toprak içine
sızma miktarını artıran faktörlerdir.
Bu faktörler
Arazinin topoğrafik durumu
Toprak yüzündeki bitki örtüsü, anız ve anız
kalıntıları
Toprak dokusu ve yapısı
Toprakta bulunan su miktarı
Toprak sıcaklığı
Arazinin topoğrafik durumu


Meyili %0.4’e kadar olan
topraklar düz arazilerdir.
Düz arazilerde gelen
suyun toprak içine
sızdırılması daha fazla
olur.
• Arazinin meyili arttıkça,
meyil artışı ile doğru
orantılı olarak, akıp
giden ve buharlaşma ile
kaybolan su miktarı da
artar.
• Meyilli yamaçlar inişli,
çıkışlı bir durum
gösterirlerse, çukurlarda
bir miktar su
birikeceğinden buralarda
toprağa sızan su miktarı
daha fazla olmaktadır.
Toprak yüzündeki bitki örtüsü, anız ve
anız kalıntıları
Üzerinde bitki örtüsü, anız ya da kalıntıları
bulunan toprakların, çıplak olan topraklara
oranla su sızdırma güçleri yüksektir.
Bitkiler, bütün yağış sularını tutarlar ve yüzey
akışına uğramadan toprak içine sızmalarını
sağlarlar. Çünkü yağmur tanecikleri bitkiye
çarptıklarında yağmurun hızı azalır ve daha
yavaş bir hızla toprağa düşer
Toprak dokusu ve yapısı


Kaba yapılı, iri taneli kum topraklar ve karışık yapılı ve
Agregatları 5 mm’nin üstünde olan topraklarda, toprak
boşlukları daha büyüktür. Gelen yağış ya da sulama
sularının büyük kısmı kolayca toprağın alt katlarına
sızdırılabilir. Bu topraklar süzek topraklardır.
İnce yapılı kil topraklar yağışın ilk anlarında bolca su
emerler. Kısa bir süre sonra su ile şişen kolloid toprak
parçacıkları toprak gözeneklerini tıkar ve suyun
toprağa sızması yavaşlar ya da tam olarak engellenir.
Bunun sonucu olarak, yüzey akışı ve buharlaşma ile
su kaybı artar.
Toprakta bulunan su miktarı


Kuru topraklar özellikle yağışın ilk devrelerinde fazla
süzektir. Bu nedenle yağmur ya da sulama sularının
büyük bir bölümünü kolayca emerler.
Nemi bol olan topraklar daha az miktarda suyu
sızdırırlar. Yüzey akışı ve buharlaşma ile olan su kaybı,
bu gibi yerlerde daha fazla olur.
Toprak sıcaklığı

Hava ve toprak sıcaklığı arttıkça nisbi nem düşer ve
buharlaşma ile kaybolan su miktarı da artar.
TOPRAKTA SUYUN BULUNUŞ
ŞEKİLLERİ
Sızan su
Kapilar su
Higroskopik su
Su buharı
Sızan su (Yerçekimine uğrayan su)
Bol yağışlar ya da sulamalardan sonra yerçekimi ile
toprak içine sızan sulardır.
 Toprağın üst katmanlarından başlayarak toprak
katlarını ıslata ıslata tarla kapasitesine getirerek aşağı
doğru inmesini sürdürürler. Aşağı doğru inen su bol
ise sonunda taban suyuna ulaşır.
 Az yağışlar veya hafif sulamalarda sızan sular taban
suyuna erişemezler.
Kapilar su
Toprak parçacıkları etrafında ve kapilar boşluklarda
yüzey gerilim gücü ile tutulan suya kapilar su denir.
Kapilar su, yerçekimi etkisi ile toprağın alt
katmanlarına sızamaz.
Bu suları tutan adhezyon gücü (farklı cisimlerin
birbirini çekme gücü), yerçekimi gücünden daha
fazladır.





Toprakta tutulabilen toplam su miktarına tarla su
kapasitesi denir
Tarla su kapasitesinde kapilar suyun toprak
tarafından tutulma gücü 1 atmosferden düşüktür.
Kapilar su bitki kökleri ile tüketilmeye başlayınca
toprağın suyu tutma gücü hızla artar.
Bu artan güç, bitkilerin topraktan hiç su alamadıkları
‘sürekli solma noktası’nda 15 atmosfere ulaşır.
Bitkilerin topraktan kapilar suyu alma derecelerinde
birinci derecede etkili faktörler;
-Bitki köklerinin ve köklerdeki emici kılların sayısı
-Topraktaki kapilar suyun miktarı
Bitki köklerinin büyük çoğunluğu genellikle toprağın üst
katlarında bulunurlar. Bu nedenle üst katlarda kapilar
suyun tüketilmesi daha hızlı olur.
Higroskopik su
Kuru toprakta ve toprak havasında kalan ve
bitkilerin yararlanamadığı suya higroskobik su
denir.



Toprak parçacıkları tarafından iç ve dış yüzeylerde çok
sıkı bir şekilde tutulan higroskopik su, enerji birimi ile
ifade edilecek olursa 31 atmosferden daha büyük bir
kuvvetle tutulan sudur. Bitkiler, en çok 15 atmosfer
kadar kök emme basıncına sahip olabildiklerinden
higroskopik sudan faydalanamazlar.
Higroskopik suyun büyük bir kısmı buhar halinde
bulunduğundan topraktaki biyolojik aktiviteye çok azı
katılabilir.
Normal koşullarda bitki bu sudan yararlanamaz. Ancak
çok kurak koşullarda (yüksek sıcaklığın bulunduğu
hallerde) bu su buharlaşabilir ve çok az bir miktarı
bitkiler tarafından alınabilir.

Su buharı
Bitkiler tarafından normal koşullarda
kullanılmayan, ancak çok kurak hallerde,
çok az bir miktarından yararlanılabilen ve
toprak havasında bulunan su buharıdır.
Taban Suyu
Yerçekimi ile toprağın içinde yukarıdan aşağıya
doğru sızan sular su geçirmez bir kil katmanına
veya ana kayaya rastlayınca orada birikmeye
başlar. Toprakta biriken suyun bu şekline taban
suyu denir.
Taban suyu bazen 1-2 m gibi çok yüzeyde, 3-5 m
gibi normal derinlikte ya da 50-100 m gibi çok
derinlerde bulunabilir.
Taban suyunun derinliği üzerinde bitki örtüsünün
etkisi büyüktür.
Bol ağaçlı, ormanlık yerlerde, yonca gibi derin köklü
çok yıllık bitkilerin yetiştirildiği alanlarda taban
suyu daha derinlerdedir. Çünkü bu bitkiler
toprağın alt katlarından bol su emerler ve taban
suyunun aşağılara inmesine neden olurlar.
TOPRAK İÇİNDE SUYUN VE SU
BUHARININ HAREKETİ
Yukarıdan
aşağı
YERÇEKİMİ
Aşağıdan yukarı
ADEZYON VE
KOHEZYON
ÜÇ ANA HAREKET YÖNÜ
Yanlara
DİFÜZYON VE
OSMOTİK
BASINÇ
Adhezyon : Birbirinin aynı olmayan maddelerin
birbirini çekmesi ya da birleşmesi (suyun katı
toprak parçacıkları tarafından tutulması gibi)
 Kohezyon : Benzer özellik gösteren maddelerin
birleşmesi ya da birbirini çekmesi (Su
moleküllerinin yine su moleküllerini çekmesi gibi)
Bu güçler de suyun aşağıdan yukarıya doğru
hareketinde etkilidir.

Difüzyon : Bir maddenin kendisini meydana
getiren moleküllerin hareketi ile bir yerden diğer
bir yere geçişi
 Ozmatik basınç : Organizmada hücre zarının her
iki tarafında bulunan ortamlarda yoğunluk farkı
olduğunda ortaya çıkan basınç.
Bu güçlerin etkisi ile su, az yoğun ortamdan
çok yoğun ortama doğru hareket eder.

TOPRAK İÇİNDE SUYUN VE SU
BUHARININ HAREKETİ



Kapillarite ( Kılcallık):
Suyun kıl kalınlığındaki ince toprak boşlukları
tarafından çekilip tutulması olayıdır.
Toprak suyunun toprak kılcal boruları (kapilarlar)
içinde, kapilar güç (adhezyon ve kohezyon) ile
aşağıdan yukarıya doğru hareketi; yalnız taban
suyundan başlamak üzere, çok ince (çapları çok
küçük) kapilar borucuklarda olur.
Taban suyundan suyun kapilarite ile yukarı çıkma
yüksekliği, kapilar boşlukların incelik derecesi ile ters
orantılıdır. Kapilar borucukların çapı daraldıkça, suyun
yukarı çıkma yüksekliği artar.
Su yüzeyinden taban suyunun
kapilarite ile yükselmesi
•



Kaba dokulu (kumlu) topraklarda çok
hızlı; fakat çıkabildiği yükseklik azdır
İnce dokulu (killi) topraklarda yükselme
yavaş; fakat uzun süreli ve ulaşılan
yükseklik daha fazladır
Islak topraklarda hızlı; kuru topraklarda
yavaş
Toprakta kapilar su miktarı ne kadar çok
ise suyun kapilar gerilimle yukarı
hareketi o kadar o kadar hızlı olur.
Kapilarite ile toprak işleme ilişkisi



Kapilarite ile toprakta suyun yalnız taban
suyundan belli bir yüksekliğe çıkabildiği çoğu kez
atlanmaktadır.
Suyun taban suyundan toprak yüzüne bu şekilde
ulaşabilmesi için, taban suyunun en çok 1.5 – 2 m
derinlikte olması gerekir.
Bu durum unutulduğu için, taban suyu 3 – 5 m’nin
altında olan yerlerde, kapilarite ile topraktan su
kaybını önleyeceğiz diye, tarım topraklarının üst
yüzeyleri derin ve alt üst edilerek işlenmiş ve
böylece artan su ve rüzgar erozyonu ile ciddi
toprak kayıplarına neden olunmuştur.
Su yüzeyinden taban suyunun kapilarite
ile yükselmesine ilişkin araştırmalar


Arnon (1972) :Toprak suyunun kaybolmasında
temel olayın bitkilerdeki transprasyon olduğu,
evaporasyonla su kaybının daha düşük
düzeylerde bulunduğu; hele kurak alanlarda kısa
sürede kuruyan birkaç cm’lik üst yüzeyin
topraktan buharlaşma ile su kaybını büyük ölçüde
önlediğini belirtmiştir.
Hughes ve Metcalfe (1972) : Özellikle taban
suyunun 2-3 m’den daha aşağı olduğu yerlerde,
pullukla devirerek toprak işlemenin, bir yandan
topraktan buharlaşma ile daha fazla su kaybına
neden olduğu, diğer yandan da toprakları
kısırlaştırdığı ve erozyonu artırdığını
bildirmektedir.
TOPRAK SUYUNA İLİŞKİN BAŞLICA
TERİMLER
Tarla su kapasitesi : Belli hacimdeki toprağın
sızdırmadan tutabildiği su miktarının ağırlık ya da
hacim olarak ifadesi (%)
 Suca doygun hale getirilen birim hacim ya da
birim ağırlıktaki (çoğunlukla 100 cm3 ya da 100 g
olarak alınır) tarla toprağı, sızma kesilinceye
kadar bekletilir. Topraktan suyun sızması
kesildikten sonra, toprağın içinde kalan su
miktarına, bekleme süresinde buharlaşma ile
kaybolan su miktarının eklenmesi ile elde edilen
su miktarının % olarak ifadesidir.
Örnek: 100 cm3 toprak sızma kesilinceye kadar
bekletilince 18 g su bulunduruyor ve sızma
kesilinceye kadar buharlaşan su miktarı da 2 g
ise bu toprağın tarla su kapasitesi
[(18+2/100)x100=%20] %20 dir.



Sürekli solma noktası : Toprakta yalnız
higroskopik suyun kaldığı (toprak parçacıklarının
su tutma gücünün 15 atmosferden daha yukarıya
çıktığı) kuraklık miktarı
Bu noktadan başlayarak bitkiler kökleri ile
topraktan su alamadıklarından yapraklarında
turgor basıncı düşmeye ve sararmaya başlar
Bitkilerde su
yetersizliği sonucu
büyümenin durduğu an
Bitkinin tamamen
canlılığını kaybettiği an
Solma süresi
Özellikler
Kil
Toprak su kapasitesi 28.4
Sürekli solma noktası 13.4
Kapillar (faydalı) su 15.0
Tın
Toprak tipleri
Milli tın Kumlu tın İnce kum
21.7
10.3
11.4
16.1
7.5
8.6
9.5
2.9
6.6
3.2
1.0
2.2
Suyun verim gücü
Bitkilerin birim kuru madde üretimi
için harcadıkları su miktarı anlaşılır.
 Genel olarak bitkiler 1 g kuru madde
meydana getirebilmek için 1002000g arasında su tüketirler.
 Birim kuru madde için ne kadar az
su tüketilirse suyun verim gücü de o
kadar fazladır.

Suyun verim gücünü etkileyen faktörler aşağıdaki
gibidir:
 Bitki tür ve çeşidi
 Nispi nem
 Sıcaklık
 Toprak nemi ve verimliliği
Bitki tür ve çeşidi: Aynı koşullarda yetiştirilen bitki
türlerinden mısır, sorgun, nohut gibi türlerin su
tüketimi az, buğday, arpa, yulafın orta, yonca
bitkisinin ise çoktur.
Nispi nem: Çevre havasının nispi nemi düşük ise
kaybettiği su miktarı fazla olmakta, suyun verim gücü
azalmaktadır.
Sıcaklık: Bitki tür ve çeşitlerine göre etkisi farklı olabilir.
Transpirasyon artmışsa suyun verim gücü azalır.
Toprak nemi ve verimliliği: Aşırı fazla ya da az toprak
nemi suyun verimliliğini olumsuz etkilemektedir.
SU İSTEKLERİ YÖNÜNDEN
BİTKİLERİN SINIFLANDIRILMASI
SU İSTEKLERİ YÖNÜNDEN
BİTKİLERİN SINIFLANDIRILMASI
 Hidrofitler
 Mezofitler
 Kserofitler
– Efemer bitkiler
– Sukulent bitkiler
– Sukulent olmayan bitkiler
Hidrofitler
 Su
içinde, bataklıklarda ya da sulu
topraklarda yetişen bitki topluluğudur.
Bu gibi bitkilerin; kökleri yüzlek ve az
dallıdır. Solunumlarını suda erimiş
halde bulunan oksijenden yararlanarak
sürdürürler
 Sıcak iklim tahıllarından, suda büyüyen
ve kökleri suda erimiş oksijenden
yararlanan çeltik hidrofit’tir.
Mezofitler




Morfolojik ve fizyolojik özellikleri bakımından
kserofitler ve hidrofitler arasında yer alırlar.
Genel olarak kültür bitkilerinin hepsi bu gruptadır.
Mezofit bitkiler, kısmen kurak, kısmen nemli
bölgelerde yetişebilirler. Aşırı kurak ve aşırı nemli
yerlerde yaşamlarını sürdüremezler.
Aşırı kurağa uzunca süre dayanabilen sorgum
kserofit
Kserofitler
Kurak koşullarda yaşamlarını sürdürebilirler.



Efemer bitkiler
Sukulent bitkiler
Sukulent olmayan bitkiler

Efemer Bitkiler: Hayat devrelerini 20-40 gün arasında
tamamlayabilen, çok kısa ömürlü çöl bitkileridir. Kökleri
yüzlek olup, toprak kuraklığına fazla dayanıklı değildirler.
Buna karşılık toprak üstü organlar kurakçıl bitki özelliği
gösterdiğinden hava kuraklığına oldukça iyi derecede
dayanıklıdırlar. Tohumları kurak devrelerde uzun zaman
bekleyip yağmurlu devreye kavuştuklarında hızla çimlenip
büyüyerek ömürlerini kısa sürede tamamlarlar.

Sukulent bitkiler: Bünyelerinde bol su bulunduran etli
yapraklı bitkilerdir. Hücreler arası boşluklarını yer yer aşırı
miktarda genişleterek bünyelerinde suyu tutan özel dokular
oluştururlar. Dokularında depo ettikleri bu suyu çok yavaş
kullanırlar. Transpirasyon çok yavaş seyreder. Ör:
Kaktüsler: gündüzleri yaptıkları transpirasyon geceleri
yaptıklarından daha azdır. Bu bitkiler gündüz saatlerinde
stomalarını kapatmakta, hava neminin yüksek olduğu gece
saatlerinde ise açmaktadırlar. Bol su içerdiklerinden bitki
sıcaklığı, çevre havası sıcaklığına oranla daha yavaş değişim
göstermektedir.

Sukulent olmayan bitkiler:
Derinlere inen çok dallanan kök sistemleri ve
küçük sağlam bol tüylü toprak üstü organlarına
sahip olmaları nedeniyle kurağa dayanıklılık
gösterir. Hücre öz suları yüksek ozmotik basınca
sahip olduğundan suyu diğer bitkilere oranla
daha kolay absorbe edebilirler. Toprak üstü
organlarında kütiküle tabakası kalın olup mum
tabakası veya tüylerle örtülüdür.
TOPRAK BESİN
MADDELERİ
TOPRAK BESİN MADDELERİ
Bitkilerin hayatlarını sürdürebilmeleri için
topraktan mutlaka almaları gereken
elementlerin (mineral ve mineral olmayan)
tümü anlaşılır.
 Makro elementler ve mikro (iz) elementler
olmak üzere gruplandırılırlar.
 Bitkinin yaşamı boyunca bol miktarda
ihtiyaç duyduğu makro elementler:
Nitrojen (N), fosfor (P), potasyum (K),
kükürt (S), kalsiyum (Ca) ve magnezyum
(Mg) bazı bitkiler içinse ilaveten sodyum
(Na).

Azot, negatif yüklü nitrat (NO3)- iyonu ya
da pozitif yüklü amonyum (NH4)+ iyonu
halinde alınır.
 Potasyum, Kalsiyum ve magnezyumu
katyon (+ yüklü); fosfor ve kükürdü
anyon (- yüklü) şeklinde alınır.

MİKRO elementler ise
demir (Fe), mangan (Mn), bakır (Cu),
çinko (Zn), molibden (Mo), bor (B), klor
(Cl) ve Ni (Nikel) dir.
 bor (B), klor (Cl), iyot (I) anyon, diğerleri
katyon şeklinde alınırlar.
 Tümü topraktan suda erimiş halde bitki
emici kök tüyleri ile alınır.

Toprağın bitkilere yarayışlı formdaki
katyonları tutabilme özelliğine
“toprağın katyon değişim kapasitesi”
denir.
 Bu değer birim toprakta (meq)
olarak ifade edilir.
 “toprağın katyon değişim kapasitesi”
içerisinde bulundurdukları organik
madde ve kil minerallerine göre
farklıdır.

Toprakların katyon değişim kapasiteleri üzerine;
1- Toprağın içerisinde bulunan organik madde ve kil
minerallerinin miktarı etkilidir.
Bitkilere yarayışlı katyon halindeki iyonların
%99’undan fazlası organik maddelerin ve kil
minerallerinin yüzeyinde tutulur.
2- Toprak pH’sı etkilidir.
Bu etkileme kil mineralleri ve organik maddelerde
farklıdır.
Kil minerallerinin çoğunda:
k.d.k. artar
pH = 6
Organik maddede pH etkisi daha fazla
k.d.k. belirgin şekilde
artar
pH = 4
asitlik
k.d.k. sabit
k.d.k. belirgin şekilde azalır
TOPRAK HAVASI

Toprağın gaz fazı veya toprak havası
verimlilik yönünden en az toprağın katı
ve sıvı fazları kadar önemli kısmını
oluşturur
Gaz fazı bitki kökleri, mikroorganizmalar
ve toprak hayvanlarının solunumu için
gerekli oksijenin girişini ve solunum
artığı karbondioksitin çıkışını sağlar.
Toprak kitlesinin yaklaşık % 25’ini
oluşturur.
Toprağın hava kapasitesi;
“toprak su ile maksimum su tutma
kapasitesine kadar doyurulduğu zaman
içerdiği hava oranı” olarak tanımlanır.
Buradaki maksimum su tutma
kapasitesi ile, toprak su ile
doyurulduktan bir gün sonra serbest
drenaj koşulları altında kalan su ifade
edilmek istenmektedir ki, bu da tarla
kapasitesindeki nem kapsamına eşittir.
Gazların toprak içindeki hareketleri oldukça yavaş seyreder. ---- Fakat yağışlarla ya da sulama yolu ile toprak boşluklarına su
dolmaya başlayınca, toprak içine giren suyun hacmi kadar hava
topraktan dışarı verilir.
- Toprağa giren su, bir yandan yerçekimi kuvveti ile
toprağın alt katlarına doğru inerken, diğer yandan bitki
kökleri tarafından kullanılır.
- Aynı zamanda, toprağın üst katlarından (en fazla 7-8 cm) toprak
içindeki su buharlaşarak toprak üstü havasına karışır.
Toprak içi boşluklarında azalan suyun yerine yukarıdan taze ve temiz
hava dolar.
Kökler, mikroorganizmalar ve toprakta yaşayan diğer canlıların
solunumları sonucu sıcaklığı artan toprak havası hafifler ve
yukarıya doğru hareket ederek toprak üstü havasına karışır.
Dışarıya verilen havanın yerine ise O2 ce zengin, daha ağır ve serin
atmosfer havası gelir.
Böylece toprak havasının devamlı olarak değişimi sağlanır.
Toprağın havalanmasında etkili
faktörler:
-toprak doku veya yapısı
-uygulanan kültürel işlemler
Kaba kumlu topraklarda toprak parçacıkları arasında kapilar
olmayan boşluklarda su tutulamaz ve hızla aşağılara geçirilir.
İnce yapılı kil toprakların kapilar boşluklarında su tutma gücü yüksek
olduğundan, bu gibi toprakların havalanmaları iyi olmaz.
Toprak içi havasının
O2 miktarı azalıp,
CO2 miktarı arttığında ;
Bitkilerde bazı
morfolojik ve fizyolojik
değişimler olur.
Morfolojik değişimler:
1. Kök hücre zarları incelir
2. Kök emici kıllarının çoğalımı duraklar
3. Köklerin dallanması azalır
4. Kök kuru madde ağırlığı azalır
5. Kök sistemi yüzlek olur, kökler derine inemez
6. Bitkilerin toprak üstü organlarının yüzeyleri, özellikle yaprak
yüzeyleri ve sayıları azalır
Fizyolojik değişimler:
1. Solunumlarını aerob (oksijenli) yapan
kökler yaşantılarını anaerob
sürdürmeye çalışırlar
2. Kök hücre zarlarının geçirgenliği
azalır.
3. Kök hücre suyunun pH derecesi düşer
(asitliği artar)
4. Köklerin su ve suda erimiş besin
maddelerini emme gücü azalır
5. Bitkide transprasyon hızı azalır
6. Bitkide fotosentez çok yavaşlar ve
yaprakların rengi sararır
7. Generatif devre yavaşlar ya da
tamamen durur
TOPRAK REAKSİYONU VE BİTKİ
İLİŞKİLERİ
TOPRAK REAKSİYONU VE BİTKİ
İLİŞKİLERİ


Toprak reaksiyonu (pH) : 1 litrede bulunan
gram olarak hidrojen (H) iyonu miktarının
resiprokal logaritması’ dır. (pH= log 1/H+)
pH toprak solüsyonundaki hidrojen (H) ve
hidroksil (OH) iyonlarının konsantrasyonunu
açıklar.
(H) iyonlarının fazlalığı : asitliği
 (OH) iyonlarının fazlalığı: alkaliliği ifade
eder

Genel olarak tarla topraklarının pH
değerleri 4-8 arasındadır. Kültür
bitkilerinin büyük çoğunluğu için en
uygun pH değerleri 6.5 – 7 arasındadır.
Toprak asitliğinin ortaya
çıkışında birinci derecede
etkili olan faktör;Toprakta
Ca iyonlarının azalmasıdır.
Bu nedenle, asitliği fazla
olan topraklar, kireç ile
gübrelenerek toprağın asit
miktarı düşürülür.
Toprakta alkaliliğin ortaya çıkışı;
kalsiyum (Ca), magnezyum (Mg),
sodyum (Na) gibi madenlerin klorür,
karbonat, bikarbonat ve sülfatlar halinde
tuzlarının birikmesi sonucu oluşur.
Bu tuzların toprakta fazlalığı toprak suyunun yoğunluğunu artırır.
Bitkilerin topraktan su ve suda erimiş besin maddelerini almaları
güçleşir, çoğu kez tamamen durur. Toprak tuzluluğunda artış bitki
köklerinin toprak solüsyonundan daha az su alabilmesine neden olur.
Bu durum sıcak ve kurak koşullarda rutubetli koşullara göre daha
belirgin bir etki yapar.
Yüksek toprak tuzluluğu aynı zamanda topraktaki iyonların bitkilere
daha toksik bir etki yapmasına neden olur.
TOPRAK TUZLULUĞU
Toprak tuzluluğu, toprak satürasyon
ekstraktının elektriki kondaktivitesi (EC)
bulunarak belirlenir.
Elektriki kondaktivite (Elektriksel
geçirgenlik) santimetrede milimhos
(mmho/cm) olarak belirlenir.
1 mmho/cm = 640 ppm tuz
demektir.
Elektriki kondaktivite (EC) için
test edilmesi gereken iyonlar şunlardır :
Klor (Cl), Karbonat (CO3), Sülfat (SO4),
Kalsiyum (Ca), Magnezyum (Mg)
Sodyum
Absorbsiyon
Oranı
(SAR) : Toprakta, sodyum analizi yüksek
suların sulama suyunda kullanımı sonucu
meydana gelir ve sodisite olarak bilinir.
Tuzluluğun ortaya çıkışı
1) Toprakta dağılmış halde bulunan
tuzların, sulama yapıldığında suda
erimesi ve topraktan suyun
buharlaşması (evaporasyon) ile toprak
yüzeyinde birikmeleri
2) Aşırı miktarda sulamalarla taban
suyunun yükseltilmesi sonucu, taban
suyunda erimiş halde bulunan tuzların,
yükselen taban suyu içinde toprağın üst
katlarına çıkması
3) Sulamalarda tuzlu suların kullanılması
Tuzluluğa Karşı Bitkilerin Reaksiyonları
TUZLULUK
(Ece, mmho /cm 25 C'de)
BİTKİLERİN REAKSİYONU
0-2
2-4
4-8
8 - 16
16 dan fazla
İhmal edilebilir tuzluluk
Hassas bitkilerde verim sınırlanabilir
Çoğu bitki için riskli
Sadece tolerant bitkiler yeterli verim gösterir
Sadece birkaç tolerant bitki yeterli verim
gösterir
TOPRAK CANLILIĞININ KORUNMASI
Dünyamızda ilk medeniyetlerin ortaya
çıktığı Yakın Doğu’da, zaman
içerisinde, topraklarda tuzluluğun
artışı ve verimliliğin azalışı, buralarda
birçok medeniyetlerin ortadan
kalkmasına neden olmuştur.
Bu gibi yerlerde uygulanan yanlış
sulama, toprak işleme, ekim nöbetleri
vb işlemler sonucu, doğal
ekosistemlerden açılan organik
maddece zengin tarım toprakları
artan rüzgar, su ve dikey erozyonlarla
kısa sürede verimsiz hale
dönüşmüştür. Bu durum daha çok
kurak iklim koşullarının hakim olduğu
yerlerde gerçekleşmiştir
Halen dünya tarım
alanlarının %80’inden
fazlasında kurak iklim
koşullarının hakim olduğu
düşünüldüğünde konunun
önemi ortaya çıkmaktadır.
Bilgili bir tarım kültürü uygulanmazsa
kısa sürede, özellikle de 3-5 yıl içinde
organik madde miktarı hızla
azalmaya başlar. Bu azalmanın
derecesinde uygulanan yetiştirme
yöntemleri yanında, seçilen bitki
çeşidi de büyük önem taşır
Ekim Nöbeti: Ekim nöbetinin amacı üst üste ekim
sonucu besin maddelerinin toprakta azalmasının
önüne geçilmesi, hastalık ve zararlıların
çoğalmasının önlenmesi, bitki çeşitliliğinin
sağlanması, toprakta kökleriyle azot tutan baklagil
bitkilerinin ekim nöbetine girmesi ve hayvancılığa
yem kaynağı sağlanmasıdır.
Bitki çeşitliliğinin sağlanması tarımsal ekosistemde
biyotik ve abiyaotik stres faktörleriyle mücadele
etmede ve sistemin kendi kendini idamesinde
büyük öneme sahiptir.
Çiftçiler aynı yetişme döneminde farklı ürünler
yetiştirmelidir.
Örneğin kışlık ekimlerde buğdayın yanında bazı
tarlalara arpa, kanola, macar fiği; yazlık ekimde ise
mısırın yanında ayçiçeği, nohut, mercimek, susam,
patates, soya, yerfıstığı, pamuk, kavun ve karpuz
gibi ürünlerden kendi yöresinin iklim koşullarına
göre uygun olanını ekebilir.
EROZYON
Toprak biliminde
Yeryüzündeki ana materyalin
çeşitli etkenlerle aşınıp
taşınması olayıdır.
Meraların aşırı
derecede otlatılması,
ormanların tahrip
edilmesi ile daha az
korunan toprak, su ile
kolayca
taşınabilmektedir ve
erozyon
hızlanmaktadır.
Su
Erozyonu
Hareket halindeki
suyun, toprak
parçacıklarını bir
yerden başka bir yere
sürükleyerek arazi
yüzeyinde yatay ve
toprağın derinliklerine
doğru dikey olarak
yaptığı aşındırıcı,
taşıyıcı, biriktirici
etkilerine su erozyonu
denir.
Su Erozyonu İle Ortaya Çıkan Toprak Kaybına
Etkide Bulunan Faktörler
1. Yağış durumu
2. Toprak doku ve yapısı
3. Arazinin meyil derecesi ve uzunluğu
4. Uygulanan tarım kültürünün özellikleri
5. Erozyon kontrolünün durumu
Toprakta en fazla kayıp yüzey akışı ile
gerçekleşmektedir. Yüzey akışını önleyen;
Uygun yetiştirme yöntemleri, ekim nöbeti
uygulaması ve erozyon kontrolü yapılarak
toprak erozyonu önemli ölçüde azaltılabilir.
Arazi
Kullanımı
Poa (çayır)
(İşlenmemi
ş gen
toprak)
MısırBuğdayüçgül ekim
nöbeti
Devamlı
buğday
Devamlı
mısır
Pullukla
işlenmiş,
ekim
yapılmamış
Yıllık toprak
kaybı
(ton / ha)
0.76
6.23
22.63
44.19
92.06
10 cm
toprak
kaybı için
geçen süre
(yıl)
1711
207
56
28
13
1 CM TOPRAĞIN OLUŞUMU İÇİN GEÇEN SÜRE EN İYİ KOŞULLARDA
100-400 YIL. BUNUN TARIM YAPILABİLİR BİR FORMA
DÖNÜŞMESİ 3000-12000 YIL
Toprak işleme yönteminin su erozyonu ile toprak kaybına
etkisi
Toplam yağış
(mm)
Anızlı nadas
Yüzey akışı
(mm)
Toprak kaybı
(kg/ha)
Yüzey akışı
(mm)
Toprak kaybı
(kg/ha)
217.3
2.0
999
34.8
7682
Kara nadas
Anızlı nadas: alttan ve yüzlek işlenen ve üzerinde anız örtüsü olduğu
gibi bırakılan
Kara nadas: Pullukla derin ve devirerek işlenen, üzerinde anız örtüsü
bırakılmayan
Yüzey akışı ve su erozyonu ile kaybolan toprak miktarı, anızlı nadas
alanlarında daha az olmuştur.
Rüzgâr erozyonu
Rüzgârın toprak parçacıklarını bir yerden
bir yere sürükleyerek arazide taşıyıcı,
aşındırıcı, biriktirici etki yapmasına denir.
Rüzgar erozyonu
zararları
- Bitki kökleri açıkta
kalır, ya da bitkiler
tamamen sökülerek
rüzgar tarafından
taşınırlar.
- Rüzgar tarafından taşınan toz- toprak vb
maddeler, rüzgarın hızının kesildiği yerde
bitkiler üzerinde birikir. Toz tabakası kalınlığı
2-3 mm’yi aştığında bitkilerde aşırı su kaybı,
gaz alışverişlerinin engellenmesi nedeniyle
canlılıklarını kaybeder ve ölürler.
Toprakların rüzgar erozyonundan
etkilenme dereceleri
1. Toprak agregasyonunun iyi
olduğu (ekmek ufağı yapısında)
yerler erozyona karşı
dayanıklıdır.
2. Toprak yüzünün sıkı yapılı
olması,
3. Toprakta nem miktarının yüksek
oluşu,
4. Toprak yüzeyinde bitki ya da
anız kalıntılarının bulunması,
5. Arazi meylinin azlığı erozyonu
azaltır.
Rüzgarın olumsuz etkilerini
önlemede kullanılan yöntemler
-Rüzgarkıranlar
-Uygun toprak işleme
-Ekim, gübreleme, sulama yöntemleri
TOPRAK İŞLEME-EROZYON
Özellikle kurak ve yarı kurak bölgelerde her
türlü toprak işleme yöntemi, rüzgar
erozyonunu artırıcı etkide bulunur.
Özellikle kurak bölgelerde,
rüzgar, su erozyonu ve dikey
erozyonu en fazla ortaya
çıkaran işleme yöntemi
Toprak İşleme Yöntemleri
1. Derin ve devirerek işleme
2. Yırtarak işleme
3. Yüzlek ve alttan işleme
4. Kimyasal ile yabancı ot
kontrolü
Toprak kulaklı ve diskli
pulluklar ya da diskli tırmıklar
gibi aletlerle derin ve devirerek
işlendiğinde
Altta bulunan organik
madde ve nemce
zengin toprak
tabakası yukarıya
çıkarılır ve toprağın
havaya verdiği yüzey
artar.
Toprağın havalanması kısa bir süre
için iyileşir. Bunun sonucu olarak;
- Artan mikroorganizma faaliyeti ile
toprakta bulunan organik maddeler
hızla tüketilir
- Toprak nemi, ısınan toprak havası
ile beraber kolayca buharlaşarak
çevre havasına karışır.
Toprakta nemin ve organik maddelerin tüketilmesi ise, toprak
canlılığını sağlayan toprak topaklarının (agregatların) kısa sürede
parçalanmasına ve toprağın çok ince ve kuru toz zerreciklerine
ayrılmasına (un ufak olmasına) neden olur.
Bu şekilde ortaya çıkan ince toprak zerrecikleri (teksel yapıdaki
kolloidal kil parçacıkları), hızı çok fazla olmayan rüzgarla bile
uzaklara taşınabilirler.
ÖZELLİKLE KURAK BÖLGELERDE, TOPRAĞI DERİN VE
DEVİREREK İŞLEYEN VE İŞLEME DERİNLİĞİNDE TOPRAKLARI
KURU TOZ ZERRECİKLERİ HALİNE GETİREREK RÜZGAR, SU VE
DİKEY EROZYONU ARTIRICI ETKİDE BULUNAN ALETLERLE
TOPRAKLARI İŞELEMEKTEN KAÇINMAK GEREKİR.
Yırtarak toprak işleme
Kültivatör, taban yırtan pulluk, dişli tırmık vb..
Toprak erozyonu yönünden ikinci derecede zararlıdır.
Çünkü bunlar toprağı işlerken yırtma sırasında iki ayak arasında
erozyon duvarı denilen dar ya da genişçe işlenmemiş (gen) bir alan
bırakırlar.
Bu işlenmemiş kısım, bir dereceye kadar erozyonu azaltıcı etkide
bulunur.
Toprağı alttan ve yüzlek işleme yöntemi
kazayağı,kırlangıç kuyruğu vb.
Toprak erozyonu yönünden üçüncü derecede zararlıdır.
Toprağı alttan işleyerek yabancı otları kök taçlarından kesen aletler,
özellikle kurak ve yarı kurak bölgelerde erozyonu azaltma yönünden
en uygundurlar.
Bu aletlerle yapılan işlemelerde toprak yüzünde anız örtüsü olduğu
gibi bırakılır, toprak en az karıştırılır ve toprak yapısı en az bozulur.
Diğer işleme yöntemlerine göre daha ekonomiktir.
Kimyasal ile yabancı ot kontrolü
Yabancı otların herbisitlerle öldürülmesi
Toprak sadece ekim zamanı, çim yatağı açmak, tohum ekimi için 5-8
cm derinlikte işlenir.
Erozyonu azaltma yönünden en etkili olanıdır. Çünkü bu yöntemde
toprak içinde oluşan canlı kanallar bozulmaz, erozyon zararı hem
kurak hem de nemli bölgelerde azaltılır.
Sakıncalar:
Ot öldürücüler genç bitkilerin büyüme noktalarında kimyasal
mutagen etkide bulunabilir, genom anormallikleri ortaya çıkabilir,
toprak ve toprak suyu kirliliğine neden olabilir.
Bu nedenlerle özellikle kurak bölgelerde kimyasal yöntem önerilmez.
Her türlü toprak işleme,
toprak yapısının az ya da
çok bozulmasına ve
erozyonun ortaya
çıkmasına neden olabilir.
Ancak: tarla alanlarının
yabancı otlardan
arınabilmesi, ekim
yapılabilmesi vb için
toprak işleme gereklidir.
TOPRAĞA EN AZ ZARAR VERECEK ŞEKİLDE TOPRAK İŞLEME YAPILMASI
Toprağı alttan ve yüzlek (5-8 cm derinlikte) işleyebilen kırlangıç kuyruğu
ve kazayağı gibi aletler.
TOPRAK İŞLEME ZAMANI VE YÖNÜ
Toprak işleme meyile ve yörenin hakim rüzgarlarına dik olarak
yapılmalıdır.
Toprağın üst katı alatavda iken ve güneşli bir saatte, yabancı otlar
birkaç yaprak halinde iken işleme yapılmalıdır.
EKİM ŞEKLİ – EKİM NÖBETİ –
GÜBRELEME
En uygun ekim şekli : Şeritvari ekim, sıraya
arkvari ekim
Şeritler ve şeritlerdeki ekim sıraları bölgenin
hakim rüzgarlarına dikey yönde yapılmalıdır.
Şerit genişlikleri arazinin meyil derecesine ve
yönüne göre ayarlanmalıdır.
Uygun ekim nöbeti ve gübreleme ile toprakta organik madde
miktarı artırılarak erozyon önemli ölçüde azaltılabilir.
TOPRAK VERİMLİLİĞİ VE
TOPRAK
MİKROORGANİZMALARI
TOPRAK MİKROORGANİZMALARI
Bakteriler
Aktinomisetler
Funguslar
Algler
Protozoalar
Çok hücreli küçük hayvansal toprak canlıları :
Nematodlar
Solucanlar
Artropotlar
Mikroorganizma Sayısı ve Canlı Ağırlık
Toprakta sayısal olarak en çok bakteriler bulunur.
Bunu sırası ile aktinomisetler, mavi-yeşil algler,
funguslar ve protozoalar izler.
Organik maddenin daha fazla bulunması nedeni
ile, toprağın üst katlarındaki mikroorganizma
sayısı, toprağın alt katlarına göre daha fazladır.
Toprak Organik Maddeleri
Toprak içi ve üstünde bulunan organik kökenli tüm
maddeler.
Toprak organik maddeleri : Bitki kalıntıları + hayvan
ölüleri + insan ve hayvan dışkıları + ölen
mikroorganizma kalıntıları
Toprak organik maddelerinin parçalanması : bitkisel
organik maddelerin dekompozisyonu
Dekompozisyon: Organik materyalin
kimyasal değişikliklere
uğratılarak yeniden
düzenlenmesi olayıdır.
Organik materyalin mikroorganizmalar
tarafından parçalanması
Organik materyalin kimyasal yapısı ve çevre
koşulları birinci derecede etkilidir.
Karbonhidratlar ve proteinler kısa sürede
dekompoze olurlar. Ligninli ve mumsu yapılar çok
yavaş değişikliğe uğrarlar.
Organik maddenin karbon ve azot miktarı,
mikroorganizmaların üreme, çoğalma ve
çalışmalarında büyük önem taşır.
Organik maddede azot miktarı az olursa,
mikroorganizmalar toprak azotunu tüketmeye
başlar, bu durumda toprak yorgunluğu denilen
verimsizlik ortaya çıkar.
Organik materyalin mikroorganizmalar
tarafından parçalanması
Az miktarda azot içeren organik maddenin
parçalanması daha uzun sürer.
Bu nedenle organik maddede C/N oranı 10-30
arasında olması en uygunudur.
Toprakta nem ve sıcaklık gibi çevre faktörleri
mikroorganizmalar için uygun durumda ve organik
maddenin azot miktarı da yeterli durumda ise,
mikroorganizmalar hızla üremeye ve organik
maddeler üzerinde çalışmaya başlarlar. Organik
madde üzerinde fungus ve algler, bakteriler ve
aktinomisetler biyokimyasal reaksiyonlarını yürütürler.
Humufikasyon (Humik sistem) : Organik
maddelerin mikroorganizmalar tarafından
parçalanarak humusa dönüşmesi.
Bitkiye yarayışlı azotu sağlar.
Humusun belirlenebilen temel maddeleri:
Fulvik asitler
Humik asitler
Huminler
Humik sistemin şematik gösterimi
Ölü
organizmalar
Organik bileşikler
Selüloz, ligninler,
proteinler
Biyokimyasal
parçalanma
Parçalanma ürünleri
Fenolik bileşikler
Mikrobiyal sentez
Parçalanma halkası
Mikroorganizmalar için
azot ve karbon kaynakları
Dönüşümler
Oksidasyon
Hidroksilasyon
Birleşme
Dekarboksilasyon
Humik maddeler
Temel formasyon
Fulvik ve humik asitler
Huminler
Parçalanma ürünleri
HUMİK MADDELERİN BİTKİ
YETİŞTİRİCİLİĞİNE ETKİLERİ
1. Yüksek moleküler ağırlığa sahip olmaları
nedeniyle toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik
özelliklerini olumlu yönde etkilemeleri ve iyi bir
bitki yetiştirme ortamı sağlamaları
2. Daha az moleküler ağırlığa sahip humik
maddelerin bitkiler tarafından doğrudan alınması
ile bitki metabolizmasına olan dengeleyici etkileri
3. Toprak organik maddelerinin bitkilere yarayışlı
formda bulunmayan diğer besin maddelerinin
yarayışlı formlara dönüştürülmesi
4. Toprakların katyon değişim kapasitelerinin
artırılması
TOPRAĞA BİYOLOJİK YOLLA AZOT BAĞLANMASI
Asimbiyotik fiksasyon: Toprakta serbest yaşayan
organizmaların biyolojik yolla toprağa azot bağlamaları
Simbiyotik fiksasyon : Rhizobium bakterileri – Baklagiller
arasındaki ortak yaşam
Belli Rhizobium türleri, kendilerine has konukçu baklagil bitkisinin köklerinde
oluşturdukları yumrular içinde yaşarlar ve yumrularda havanın azotunu
biriktirirler. Bakteriler kendilerine gerekli besin maddelerini konukçu bitkiden
sağlarlar, konukçu bitki de kök nodüllerinde bakterinin biriktirdiği azottan
yararlanır.
Semi - simbiyotik fiksasyon: Tropikal bölgelerde bazı
buğdaygil otlarının kök çevresinde yaşayan ve azot bağlayan
bakterilerin varlığı.
Azotobakter, Pseudomonas, Athrobacter
Download

TOPRAK DOKUSU