SAKARYA ÜNİVERSİTESİ
ARAPÇA I
Hafta 8
Doç. Dr. Ahmet BOSTANCI
Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Sakarya Üniversitesi’ne aittir. "Uzaktan Öğretim" tekniğine uygun olarak
hazırlanan bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan izin almadan ders içeriğinin tümü ya da bölümleri
mekanik, elektronik, fotokopi, manyetik kayıt veya başka şekillerde çoğaltılamaz, basılamaz ve dağıtılamaz.
Her hakkı saklıdır © 2011 Sakarya Üniversitesi
ÜNİTE
8
İsm-i Fâil ve Ameli
Mübalaga Sîgaları ve Ameli
İÇİNDEKİLER
8.1. İsm-i fâil ve ameli
8.1.1. İsm-i fâilin tanımı
8.1.2. İsm-i fâilin yapılışı
8.1.2.1. Sülâsî fiillerden ism-i fâil yapılışı
8.1.2.3. Sülâsî dışındaki fiillerden ism-i fâil yapılışı
8.1.3.Ayet-i Kerimeler ve Hadis-i Şeriflerden Örnekler
8.1.4. İsm-i fâilin ameli
8.2. Mübalaga Sîgaları ve ameli
8.2.1. Mübalaga sîgalarının tanımı
8.2.2. Başlıca mübalaga sîgaları
8.2.3. Mübalaga sîgalarının ameli
8.3. İ‘rab örnekleri
8.4. Alıştırmalar
8.5. Değerlendirme soruları
8.6. Kaynaklar
2
HEDEFLER
Bu üniteyi çalıştıktan sonra;
ü İsm-i fâil ve mübalaga sîgası kavramlarını tanımlayabilecek,
ü İsm-i fâil ve mübalaga sîgalarının amel etme şartlarını açıklayabilecek,
ü İsm-i fâil ve mübalaga sîgalarının amelini cümleler üzerinde gösterebilecek,
ü Karşılaştığınız cümlelerde dilbilgisine uygun çeviriler yapabileceksiniz.
ÖNERİLER
Bu üniteyi daha iyi kavrayabilmek için okumaya başlamadan önce;
• Üniteye ait videoyu dikkatli bir şekilde izleyiniz.
• Amil-ma‘mûl ve amel kavramlarıyla ilgili 7. Üniteyi tekrar okuyunuz.
• M. Meral Çörtü’nün Arapça Dilbilgisi (Sarf) adlı eserinden “İsm-i Fâil” ve
“Mübalaga Sîgaları” konularını okuyunuz.
3
İsm-i Fâil ve Ameli
Mübalaga Sîgaları ve Ameli
8.1. İSM-İ FÂİL VE AMELİ
Arapçada ism-i fâiller şibh-i fiil (fiil benzeri/fiilimsi) denilen ve belirli bazı şartları
taşıdıkları zaman fiil gibi fâil alıp merfu‘, meful alıp mansûb yapabilen kelimeler
içerisinde kabul edilirler.
8.1.1. İsm-i Failin (Etken Ortaç/Sıfat Fiil) Tanımı
Fiilden türeyen, fiilin ifade ettiği işi yapan, etken sıfat fiile “ism-i fâil” denir.
‫( ﹶﻗﺎِﺗﻞﹲ‬öldüren), ‫( ﺁ ِﻛﻞﹲ‬yiyen), ‫ﻋﺎﻟِﻢ‬ (bilen) gibi.
8.1.2. İsm-i Failin Yapılışı
İsm-i fâil yapımı sülâsî (üç harfli) fiillerle sülâsî dışındaki diğer fiillerde farklılık
göstermektedir. Bu sebeple iki ayrı başlık halinde ele alınacaktır.
8.1.2.1. Sülâsî fiillerden ism-i fâil yapılışı
Sülâsî fiillerin ism-i fâili ( ‫ )ﻓﺎﻋِﻞ‬vezninde gelir. Çekimi şu şekildedir:
‫ﺍﳉﻤﻊ‬
‫ﺍﻟﺘﺜﻨﻴﺔ‬
‫ﺍﳌﻔﺮﺩ‬
(Çoğul)
(İkil)
(Tekil)
‫ﻌﹶﻠﺔﹲ‬ ‫ ﻓﹶ‬،‫ﻌﻞﹲ‬ ‫ ﻓﹸ‬،‫ﺎﻝﹲ‬‫ ﻓﹸﻌ‬،‫ﻓﹶﺎ ِﻋﻠﹸﻮﻥﹶ‬
‫ﻓﹶﺎﻋِﻼ ِﻥ‬
‫ﻓﹶﺎ ِﻋ ﹲﻞ‬
‫ﺍ ِﻋﻞﹸ‬‫ ﹶﻓﻮ‬،‫ﺕ‬
 ‫ﻓﹶﺎﻋِﻼ‬
‫ﻓﹶﺎ ِﻋﻠﹶﺘﺎ ِﻥ‬
‫ﻓﹶﺎ ِﻋ ﹶﻠ ﹲﺔ‬
4
‫ﺍﳌﺬﻛﺮ‬
(Eril)
‫ﺍﳌﺆﻧﺚ‬
(Dişil)
‫‪Aksâm-ı seb‘aya göre örnek çekimler:‬‬
‫ﺍﻟﺴﺎﱂ )‪(Sâlim‬‬
‫ﺍﳌﺬﻛﺮ‬
‫)‪(Eril‬‬
‫ﺍﳌﺆﻧﺚ‬
‫)‪(Dişil‬‬
‫ﺍﳌﻔﺮﺩ‬
‫ﺍﻟﺘﺜﻨﻴﺔ‬
‫ﺍﳉﻤﻊ‬
‫)‪(Tekil‬‬
‫)‪(İkil‬‬
‫)‪(Çoğul‬‬
‫ﺐ‬
‫ﻛﹶﺎِﺗ ‪‬‬
‫ﻛﹶﺎِﺗﺒ‪‬ﺎ ِﻥ‬
‫ﻛﹶﺎِﺗﺒ‪‬ﻮﻥﹶ‪ ،‬ﹸﻛﺘ‪‬ﺎﺏ‪ ،‬ﻛﹸﺘ‪‬ﺐ‪ ،‬ﻛﹶﺘ‪‬ﺒ ﹲﺔ‬
‫ﻛﹶﺎِﺗ‪‬ﺒ ﹲﺔ‬
‫ﻛﹶﺎِﺗﺒ‪‬ﺘﺎ ِﻥ‬
‫ﻛﹶﺎِﺗﺒ‪‬ﺎﺕ‪ ،‬ﹶﻛﻮ‪‬ﺍِﺗﺐ‪‬‬
‫ﺍﳌﻀﺎﻋﻒ )‪(Muzâaf‬‬
‫ﺍﳌﺬﻛﺮ‬
‫)‪(Eril‬‬
‫ﺍﳌﺆﻧﺚ‬
‫)‪(Dişil‬‬
‫ﺍﳌﻔﺮﺩ‬
‫ﺍﻟﺘﺜﻨﻴﺔ‬
‫ﺍﳉﻤﻊ‬
‫)‪(Tekil‬‬
‫)‪(İkil‬‬
‫)‪(Çoğul‬‬
‫ﻣ‪‬ﺎ ‪‬ﺩ‬
‫ﻣ‪‬ﺎﺩ‪‬ﺍ ِﻥ‬
‫ﻣ‪‬ﺎﺩ‪‬ﻭﻥﹶ‪ ،‬ﻣ‪‬ﺪﹼﺍﺩ‪ ،‬ﻣ‪ ‬ﺪﺩ‪ ،‬ﻣ‪‬ﺪ‪ ‬ﺩﺓﹲ‬
‫ﻣ‪‬ﺎﺩ‪ ‬ﹲﺓ‬
‫ﻣ‪‬ﺎﺩ‪‬ﺗﺎ ِﻥ‬
‫ﻣ‪‬ﺎﺩ‪‬ﺍﺕ‪ ،‬ﻣﻮ‪‬ﺍﺩ‪‬‬
‫ﺍﳌﻬﻤﻮﺯ )‪(Mehmûz‬‬
‫ﺍﳌﺬﻛﺮ‬
‫)‪(Eril‬‬
‫ﺍﳌﺆﻧﺚ‬
‫)‪(Dişil‬‬
‫ﺍﳌﻔﺮﺩ‬
‫ﺍﻟﺘﺜﻨﻴﺔ‬
‫ﺍﳉﻤﻊ‬
‫)‪(Tekil‬‬
‫)‪(İkil‬‬
‫)‪(Çoğul‬‬
‫ﺁ ِﺧ ﹲﺬ‬
‫ﺁﺧِﺬﺍ ِﻥ‬
‫ﺁ ِﺧﺬﹸﻭﻥﹶ‪ ،‬ﹸﺃﺧ‪‬ﺎﺫﹲ‪ ،‬ﹸﺃﺧ‪‬ﺬﹲ‪ ،‬ﹶﺃ ‪‬ﺧ ﹶﺬ ﹲﺓ‬
‫ﺁ ِﺧ ﹶﺬ ﹲﺓ‬
‫ﺁﺧِﺬﺗﺎ ِﻥ‬
‫ﺁ ِﺧﺬﹶﺍﺕ‪ ،‬ﺃﹶﻭﺍ ِﺧﺬﹸ‬
‫ﺍﳌﻔﺮﺩ‬
‫)‪(Tekil‬‬
‫ﺍﳌﺬﻛﺮ‬
‫)‪(Eril‬‬
‫ﺍﳌﺆﻧﺚ‬
‫)‪(Dişil‬‬
‫ﺍﳌﺜﺎﻝ )‪(Misâl‬‬
‫ﺍﻟﺘﺜﻨﻴﺔ‬
‫)‪(İkil‬‬
‫ﺍﳉﻤﻊ‬
‫)‪(Çoğul‬‬
‫ﺻ ﹲﻞ‬
‫ﻭ‪‬ﺍ ِ‬
‫ﻭ‪‬ﺍﺻِﻼ ِﻥ‬
‫ﺻ ﹶﻠﺔﹲ‬
‫ﺻ ﹲﻞ‪ ،‬ﻭ ‪‬‬
‫ﺻﻠﹸﻮ ﹶﻥ ‪ ،‬ﻭﺻ‪‬ﺎ ﹲﻝ‪ ،‬ﻭ ‪‬‬
‫ﻭ‪‬ﺍ ِ‬
‫ﺻ ﹶﻠ ﹲﺔ‬
‫ﻭ‪‬ﺍ ِ‬
‫ﺻﻠﹶﺘﺎ ِﻥ‬
‫ﻭ‪‬ﺍ ِ‬
‫ﺻﻞﹸ‬
‫ﺕ‪ ،‬ﹶﺃﻭ‪‬ﺍ ِ‬
‫ﺻﻠﹶﺎ ‪‬‬
‫ﻭ‪‬ﺍ ِ‬
‫‪5‬‬
‫ﺍﻷﺟﻮﻑ ﺍﻟﻮﺍﻭﻱ )‪(Ecvef-i vâvî‬‬
‫ﺍﳌﺬﻛﺮ‬
‫)‪(Eril‬‬
‫ﺍﳌﺆﻧﺚ‬
‫)‪(Dişil‬‬
‫ﺍﳌﻔﺮﺩ‬
‫ﺍﻟﺘﺜﻨﻴﺔ‬
‫ﺍﳉﻤﻊ‬
‫)‪(Tekil‬‬
‫)‪(İkil‬‬
‫)‪(Çoğul‬‬
‫ﻗﹶﺎِﺋ ﹲﻞ‬
‫ﻗﹶﺎِﺋﻠﹶﺎ ِﻥ‬
‫ﻗﹶﺎِﺋﻠﹸﻮﻥﹶ‪ ،‬ﻗﹸﻮ‪‬ﺍﻝﹲ‪ ،‬ﻗﹸ ‪‬ﻮﻝﹲ‪ ،‬ﻗﹶﺎﻟﹶﺔﹲ‬
‫ﻗﹶﺎِﺋ ﹶﻠ ﹲﺔ‬
‫ﻗﹶﺎِﺋﻠﹶﺘﺎ ِﻥ‬
‫ﻗﹶﺎِﺋﻠﹶﺎﺕ‪ ،‬ﹶﻗﻮ‪‬ﺍِﺋﻞﹸ‬
‫ﺍﻷﺟﻮﻑ ﺍﻟﻴﺎﺋﻲ )‪(Ecvef-i yâî‬‬
‫ﺍﳌﺬﻛﺮ‬
‫)‪(Eril‬‬
‫ﺍﳌﺆﻧﺚ‬
‫)‪(Dişil‬‬
‫ﺍﳌﻔﺮﺩ‬
‫ﺍﻟﺘﺜﻨﻴﺔ‬
‫ﺍﳉﻤﻊ‬
‫)‪(Tekil‬‬
‫)‪(İkil‬‬
‫)‪(Çoğul‬‬
‫ﺑﹶﺎِﺋ ‪‬ﻊ‬
‫ﺑﹶﺎِﺋﻌ‪‬ﺎ ِﻥ‬
‫ﺑﹶﺎِﺋﻌ‪‬ﻮ ﹶﻥ‪ ،‬ﺑ‪‬ﻴ‪‬ﺎﻉ‪ ،‬ﺑ‪‬ﻴﻊ‪ ،‬ﺑ‪‬ﺎﻋ‪‬ﺔﹲ‬
‫ﺑﹶﺎِﺋ ‪‬ﻌ ﹲﺔ‬
‫ﺑﹶﺎِﺋﻌ‪‬ﺘﺎ ِﻥ‬
‫ﺕ‪ ،‬ﺑ‪‬ﻮ‪‬ﺍِﻳﻊ‪) ‬ﺑﻮ‪‬ﺍِﺋﻊ‪(‬‬
‫ﺑﹶﺎِﺋﻌ‪‬ﺎ ‪‬‬
‫ﺍﻟﻨﺎﻗﺺ ﺍﻟﻮﺍﻭﻱ )‪(Nâkıs-ı vâvî‬‬
‫ﺍﳌﺬﻛﺮ‬
‫)‪(Eril‬‬
‫ﺍﳌﺆﻧﺚ‬
‫)‪(Dişil‬‬
‫ﺍﳌﻔﺮﺩ‬
‫ﺍﻟﺘﺜﻨﻴﺔ‬
‫ﺍﳉﻤﻊ‬
‫)‪(Tekil‬‬
‫)‪(İkil‬‬
‫)‪(Çoğul‬‬
‫ﺩﺍﹶﻉٍ )ﺍﻟﺪ‪‬ﺍﻋِﻲ(‬
‫ﺩ‪‬ﺍﻋِﻴﺎ ِﻥ‬
‫ﺩ‪‬ﺍﻋ‪‬ﻮﻥﹶ‪ ،‬ﺩﻋ‪‬ﺎ ﹲﺓ‬
‫ﺩ‪‬ﺍ ِﻋ‪‬ﻴ ﹲﺔ‬
‫ﺩ‪‬ﺍ ِﻋﻴ‪‬ﺘﺎ ِﻥ‬
‫ﺩ‪‬ﺍ ِﻋﻴ‪‬ﺎﺕ‪ ،‬ﺩﻭ‪‬ﺍﻋِﻲ‬
‫ﺍﳌﻔﺮﺩ‬
‫)‪(Tekil‬‬
‫ﺍﳌﺬﻛﺮ‬
‫)‪(Eril‬‬
‫ﺍﳌﺆﻧﺚ‬
‫)‪(Dişil‬‬
‫ﺍﻟﻨﺎﻗﺺ ﺍﻟﻴﺎﺋﻲ )‪(Nâkıs-ı yâî‬‬
‫ﺍﻟﺘﺜﻨﻴﺔ‬
‫)‪(İkil‬‬
‫ﺍﳉﻤﻊ‬
‫)‪(Çoğul‬‬
‫ﺭ‪‬ﺍ ٍﻡ )ﺍﻟﺮ‪‬ﺍﻣِﻲ(‬
‫ﺭ‪‬ﺍﻣِﻴﺎ ِﻥ‬
‫ﺭ‪‬ﺍﻣ‪‬ﻮﻥﹶ‪ ،‬ﺭﻣ‪‬ﺎ ﹲﺓ‬
‫ﺭ‪‬ﺍ ِﻣ‪‬ﻴ ﹲﺔ‬
‫ﺭ‪‬ﺍ ِﻣﻴ‪‬ﺘﺎ ِﻥ‬
‫ﺭ‪‬ﺍ ِﻣﻴ‪‬ﺎﺕ‪ ،‬ﺭ‪‬ﻭﺍﻣِﻲ‬
‫‪6‬‬
(Lefîf-i makrûn) ‫ﺍﻟﻔﻴﻒ ﺍﳌﻘﺮﻭﻥ‬
‫ﺍﳉﻤﻊ‬
‫ﺍﻟﺘﺜﻨﻴﺔ‬
‫ﺍﳌﻔﺮﺩ‬
(Çoğul)
(İkil)
(Tekil)
‫ﺍ ﹲﺓ‬‫ ﹸﻃﻮ‬،‫ﻭﻥﹶ‬‫ﻃﹶﺎﻭ‬
‫ﺎ ِﻥ‬‫ﻃﹶﺎ ِﻭﻳ‬
(‫ﻃﺎ ٍﻭ )ﺍﻟﻄﺎﻭِﻱ‬
‫ ﻃﹶﻮﺍﻭِﻱ‬،‫ﺎﺕ‬‫ﻃﹶﺎ ِﻭﻳ‬
‫ﺘﺎﻥ‬‫ﻃﹶﺎ ِﻭﻳ‬
‫ﺔ‬‫ﻃﹶﺎ ِﻭﻳ‬
‫ﺍﳌﺬﻛﺮ‬
(Eril)
‫ﺍﳌﺆﻧﺚ‬
(Dişil)
(Lefîf-i mefrûk) ‫ﺍﻟﻔﻴﻒ ﺍﳌﻔﺮﻭﻕ‬
‫ﺍﳉﻤﻊ‬
‫ﺍﻟﺘﺜﻨﻴﺔ‬
‫ﺍﳌﻔﺮﺩ‬
(Çoğul)
(İkil)
(Tekil)
‫ﻭﻗﹶﺎ ﹲﺓ‬ ،‫ﺍﻗﹸﻮﻥﹶ‬‫ﻭ‬
‫ﺎ ِﻥ‬‫ﺍ ِﻗﻴ‬‫ﻭ‬
(‫ﻕ )ﺍﻟﻮﺍﻗِﻲ‬
ٍ ‫ﺍ‬‫ﻭ‬
‫ﺍﻗِﻲ‬‫ ﹶﺃﻭ‬،‫ﺎﺕ‬‫ﺍ ِﻗﻴ‬‫ﻭ‬
‫ﺘﺎ ِﻥ‬‫ﺍ ِﻗﻴ‬‫ﻭ‬
‫ﻴ ﹲﺔ‬‫ﺍ ِﻗ‬‫ﻭ‬
‫ﺍﳌﺬﻛﺮ‬
(Eril)
‫ﺍﳌﺆﻧﺚ‬
(Dişil)
Nakıs ile lefîf fiillerin ve mezîdlerinin ism-i fâilleri, ism-i mengûs (Son harfi ‫ ي‬ve
sondan önceki harfinin harekesi kesra olan isim) olup ilgili irab hükümlerine tabidir. Ism-i
mengûsların ref ve cer halleri takdiran, nasb halleri ise lafzendir. Örneğin (ٍ‫ ﻗﺎﺽ‬/‫) ﺍﻟﻘﺎﺿﻲ‬
kelimesi ism-i mengûstur. Kelime (‫" )ﺟﺎء اﻟﻘﺎﺿِﻲ‬Kadı geldi" cümlesinde fâil (özne)
olduğundan ref' konumundadır. Merfu'luğu ise takdirandır yani var kabul edilen bir ötre ile
merfu'dur. (‫ ﻋﻠﻰ اﻟﻘﺎﺿِﻲ‬‫ﻤﺖ‬ ‫ﻠ‬‫" )ﺳ‬Kadıya selam verdim" cümlesinde (‫ )اﻟﻘﺎﺿِﻲ‬kelimesi takdiran
mecrurdur yani varlığı kabul edilen bir kesre ile mecrurdur. (َ‫ )رأﯾﺖ اﻟﻘﺎﺿِﻲ‬cümlesinde ise
(َ‫ )اﻟﻘﺎﺿِﻲ‬kelimesi sonundaki fetha ile mansûbtur.
(‫ﻕ‬
ٍ ‫ﺎ‬‫ﺪ ﺍﻟﻠٰﹼ ِﻪ ﺑ‬ ‫ﻨ‬ ‫ﺎ ِﻋ‬‫ﻭﻣ‬ ‫ﻨ ﹶﻔﺪ‬‫ﻳ‬ ‫ﻢ‬ ‫ﺪﻛﹸ‬ ‫ﻨ‬‫ﺎ ِﻋ‬‫" ) ﻣ‬Sizin elinizdekiler tükenir, ama Allah’ın elinde olanlar
bakidir""1 ayetindeki ism-i mengûs olan (‫ﻕ‬
ٍ ‫ﺎ‬‫ )ﺑ‬kelimesi haber konumunda ve takdiran
merfudur. (‫ﻴ ِﻪ‬ ‫ﻋﹶﻠ‬ ‫ﻢ‬ ‫ﺎ ٍﺩ ﹶﻓﹶﻠۤﺎ ِﺍ ﹾﺛ‬‫ﻭﻟﹶﺎ ﻋ‬ ‫ﻍ‬
ٍ ‫ﺎ‬‫ﺮ ﺑ‬ ‫ﻴ‬ ‫ ﹶﻏ‬‫ﺿﻄﹸﺮ‬
 ‫ﻤ ِﻦ ﺍ‬ ‫" ) ﹶﻓ‬Kim mecbur kalırsa başkasının hakkına
tecavüz etmemek ve zaruret miktarını geçmemek şartıyla bunlardan yemesinde günah
1
en-Nahl, 16/96.
7
yoktur."2 Ayetinde muzafun ileyh konumunda olan (‫ﻍ‬
ٍ ‫ﺎ‬‫ )ﺑ‬kelimesiyle ona atfedilen (‫ﺎ ٍﺩ‬‫)ﻋ‬
kelimesi takdiran mecrurdur. (‫ﺎ‬‫ﺎِﺗﻨ‬‫ﻢ ٰﺍﻳ‬ ‫ﻴ ِﻬ‬ ‫ﻋﹶﻠ‬ ‫ﺘﻠﹸﻮﺍ‬ ‫ﺗ‬ ‫ﻦ‬
 ‫ﻳ‬‫ﺪ‬ ‫ﻣ‬ ‫ﻫ ِﻞ‬ ‫ﺎ ِﻓﻲ ﹶﺍ‬‫ﺖ ﺛﹶﺎ ِﻭﻳ‬
 ‫ﻨ‬‫ﺎ ﻛﹸ‬‫ﻭﻣ‬ ) "Sen Medyen halkı
arasında oturmuş da, âyetlerimizi onlardan okuyarak öğrenmiş de değilsin."3 ayetinde ise
(‫ﺎ‬‫ )ﺛﹶﺎ ِﻭﻳ‬kelimesi (‫)ﻛﺎﻥ‬nin haberi konumundadır ve öncekilerden farklı olarak takdiran değil
lafzen fetha ile mansûbtur.
8.1.2.2. Sülâsî dışındaki fiillerden ism-i fâil yapılışı
Sülâsî dışındaki fiillerden (rubâî mücerred, rubâî mezîd ve sülâsî mezîd fiilerden) ism-i
fâilin yapılışı şöyledir: Muzârî fiilin ma'lûmunun muzâraat harfi atılır yerine ötreli bir mîm
getirilir. Sondan bir önceki harfin harekesi eğer kesra değilse kesraya dönüştürülür.
‫ﻒ‬
ٍ ‫ﺼ ﹶﻄ‬
 ‫ ﻣ‬/ ‫ ﺍﺻﻄﻔﻰ – ﻳﺼﻄﻔﻲ‬،‫ﺘﻬِﺪ‬‫ﺠ‬
 ‫ ﻣ‬/ ‫ ﺍﺟﺘﻬﺪ – ﳚﺘﻬﺪ‬،‫ﻠﱢﻢ‬‫ﻣﻌ‬ / ‫ ﻋﻠﹼﻢ – ﻳﻌﻠﹼﻢ‬örneklerinde olduğu gibi.
Örnek çekimler:
‫ﺍﳉﻤﻊ‬
‫ﺍﻟﺘﺜﻨﻴﺔ‬
‫ﺍﳌﻔﺮﺩ‬
(Çoğul)
(İkil)
(Tekil)
‫ﻮ ﹶﻥ‬‫ﺘ ِﻤﻌ‬‫ﺠ‬
 ‫ﻣ‬
‫ﺎ ِﻥ‬‫ﺘ ِﻤﻌ‬‫ﺠ‬
 ‫ﻣ‬
‫ﻊ‬ ‫ﺘ ِﻤ‬‫ﺠ‬
 ‫ﻣ‬
‫ﺎﺕ‬‫ﺘ ِﻤﻌ‬‫ﺠ‬
 ‫ﻣ‬
‫ﺘﺎ ِﻥ‬‫ﺘ ِﻤﻌ‬‫ﺠ‬
 ‫ﻣ‬
‫ﻌﺔﹲ‬ ‫ﺘ ِﻤ‬‫ﺠ‬
 ‫ﻣ‬
‫ﺍﳉﻤﻊ‬
‫ﺍﻟﺘﺜﻨﻴﺔ‬
‫ﺍﳌﻔﺮﺩ‬
(Çoğul)
(İkil)
(Tekil)
‫ﺼ ﹶﻄﻔﹸﻮ ﹶﻥ‬
 ‫ﻣ‬
‫ﺼ ﹶﻄﻔِﻴﺎ ِﻥ‬
 ‫ﻣ‬
(‫ﺼ ﹶﻄﻔِﻲ‬
 ‫ﻒ )ﺍﳌﹸ‬
ٍ ‫ﺼ ﹶﻄ‬
 ‫ﻣ‬
‫ﻄﹶﻔِﻴﺎﺕ‬‫ﻣﺼ‬
‫ﺘﺎ ِﻥ‬‫ﺼ ﹶﻄ ِﻔﻴ‬
 ‫ﻣ‬
‫ﻴﺔﹲ‬‫ﺼ ﹶﻄ ِﻔ‬
 ‫ﻣ‬
‫ﺍﳌﺬﻛﺮ‬
(Eril)
‫ﺍﳌﺆﻧﺚ‬
(Dişil)
‫ﺍﳌﺬﻛﺮ‬
(Eril)
‫ﺍﳌﺆﻧﺚ‬
(Dişil)
Sülâsî mezîd fiillerin en çok kullanılan bâblarından aksâm-ı seb'a'ya (fiilin yedi kısmı)
göre ism-i fâiller tablo halinde şöyle gösterilebilir:
2
3
el-Bakara, 2/173.
el-Kasas 28/45.
8
‫ﻗﹶﺒِﻞﹶ‬
‫ﻣ‪‬ﺪ‪‬‬
‫ﺃﹶﻣ‪‬ﺮ‪‬‬
‫ﻭ‪‬ﺻ‪‬ﻞﹶ‬
‫ﻗﹶﺎﻡ‪‬‬
‫ﺭ‪‬ﻣ‪‬ﻰ‬
‫ﺭ‪‬ﻭ‪‬ﻯ‬
‫ﺇﻓﹾﻌ‪‬ﺎﻝﹲ‬
‫ﺗ‪ ‬ﹾﻔﻌِﻴﻞﹲ‬
‫ﻣ‪‬ﻔﹶﺎ ‪‬ﻋ ﹶﻠﺔﹲ‬
‫ﺍِ‪‬ﻧﻔِﻌ‪‬ﺎﻝﹲ‬
‫ﺍِ ﹾﻓﺘِﻌ‪‬ﺎﻝﹲ‬
‫ﺗ‪‬ﻔﹶﻌ‪‬ﻞﹲ‬
‫ﺗ‪‬ﻔﹶﺎﻋ‪‬ﻞﹲ‬
‫ﺍِ ‪‬ﺳﺘِ ﹾﻔﻌ‪‬ﺎﻝﹲ‬
‫ﻣ‪ ‬ﹾﻘِﺒﻞﹲ‬
‫ﻣ‪ ‬ﹶﻘﺒ‪‬ﻞﹲ‬
‫ﻣ‪‬ﻘﺎِﺑﻞﹲ‬
‫‪‬ﻣ‪‬ﻨ ﹶﻘﺒِ ﹲﻞ‬
‫‪‬ﻣ ﹾﻘ‪‬ﺘﺒِ ﹲﻞ‬
‫ﻣ‪‬ـ‪‬ﺘ ﹶﻘﺒ‪ ‬ﹲﻞ‬
‫ﻣ‪‬ﺘﻘﹶﺎِﺑ ﹲﻞ‬
‫ﻣ‪‬ﺴ‪‬ﺘ‪‬ﻘﹾﺒِﻞﹲ‬
‫ﻣ‪ِ ‬ﻤﺪ‪‬‬
‫ﻣ‪ ‬ﻤﺪ‪‬ﺩ‪‬‬
‫ﻣ‪‬ﻤﺎﺩ‪‬‬
‫ﻣ‪‬ﻨ ‪‬ﻤﺪ‪‬‬
‫ﻣ‪ ‬ﻤ‪‬ﺘﺪ‪‬‬
‫ﻣ‪‬ﺘ ‪‬ﻤﺪ‪‬ﺩ‪‬‬
‫ﻣ‪‬ﺘﻤ‪‬ﺎﺩ‪‬‬
‫ﺴ‪‬ﺘ ِﻤﺪ‪‬‬
‫ﻣ‪ ‬‬
‫ﻣ‪ ‬ﺆ ِﻣﺮ‪‬‬
‫ﻣ‪ ‬ﺆﻣ‪‬ﺮ‪‬‬
‫ﻣ‪ ‬ﺆﺍﻣِﺮ‪‬‬
‫ﻣ‪‬ﻨﹶﺄ ِﻣﺮ‪‬‬
‫ﻣ‪ ‬ﺆ‪‬ﺗ ِﻤﺮ‪‬‬
‫ﻣ‪‬ﺘﹶﺄﻣ‪‬ﺮ‪‬‬
‫ﻣ‪‬ﺘ‪‬ﺂ ِﻣ ‪‬ﺮ‬
‫ﻣ‪‬ﺴ‪‬ﺘ‪‬ﺄﹾﻣِﺮ‪‬‬
‫ﺻﻞﹲ‬
‫ﻣ‪‬ﻮ ِ‬
‫ﻣ‪ ‬ﻮﺻ‪‬ﻞﹲ‬
‫ﺻﻞﹲ‬
‫ﻣ‪‬ﻮ‪‬ﺍ ِ‬
‫ﺻ ﹲﻞ‬
‫ﻣ‪‬ﻨ ‪‬ﻮ ِ‬
‫ﺼﻞﹲ‬
‫ﻣ‪‬ﺘ‪ِ ‬‬
‫ﻣ‪‬ﺘ ‪‬ﻮﺻ‪‬ﻞﹲ‬
‫ﺻﻞﹲ‬
‫ﻣ‪‬ﺘﻮ‪‬ﺍ ِ‬
‫ﻣ‪‬ﺴ‪‬ﺘ‪‬ﻮ‪‬ﺻِﻞﹲ‬
‫ﻣ‪‬ﻘِﻴﻢ‪‬‬
‫ﻣ‪ ‬ﹶﻘﻮ‪‬ﻡ‪‬‬
‫ﻣ‪‬ﺘﻘﹶﺎ ِﻭﻡ‪‬‬
‫ﻣ‪‬ﻨﻘﹶﺎﻡ‪‬‬
‫ﻣ‪ ‬ﹾﻘﺘ‪‬ﺎﻡ‪‬‬
‫ﻣ‪‬ﺘ ﹶﻘﻮ‪‬ﻡ‪‬‬
‫ﻣ‪‬ﺘﻘﹶﺎ ِﻭﻡ‪‬‬
‫ﺴ‪‬ﺘﻘِﻴ ‪‬ﻢ‬
‫‪‬ﻣ ‪‬‬
‫ﻣ‪ ‬ﺮ ٍﻡ‬
‫ﻣ‪ ‬ﺮﻡ‪‬‬
‫ﻣ‪‬ﺮ‪‬ﺍ ٍﻡ‬
‫ﻣ‪‬ﻨ ‪‬ﺮ ٍﻡ‬
‫ﻣ‪ ‬ﺮ‪‬ﺗ ٍﻢ‬
‫ﻣ‪‬ﺘ ‪‬ﺮﻡ‪‬‬
‫ﻣ‪‬ﺘﺮ‪‬ﺍ ٍﻡ‬
‫ﻣ‪‬ﺴ‪‬ﺘ‪‬ﺮ‪‬ﻡٍ‬
‫ﻣ‪ ‬ﺮ ٍﻭ‬
‫ﻣ‪ ‬ﺮﻭ‪‬‬
‫ﻣ‪‬ﺮ‪‬ﺍ ٍﻭ‬
‫ﻣ‪‬ﻨ ‪‬ﺮ ٍﻭ‬
‫ﻣ‪ ‬ﺮ‪‬ﺗ ٍﻮ‬
‫ﻣ‪‬ﺘ ‪‬ﺮﻭ‪‬‬
‫ﻣ‪‬ﺘﺮ‪‬ﺍ ٍﻭ‬
‫ﻣ‪‬ﺴ‪‬ﺘ‪‬ﺮ‪‬ﻭٍ‬
‫‪8.1.3. Ayet-i Kerimeler ve Hadis-i Şeriflerden Örnekler‬‬
‫‪İsm-i fail, ayetlerde ve hadislerde de sıklıkla karşılaşacağınız üzere Arapçada çok‬‬
‫‪kullanılan kelime çeşitlerindendir. Aşağıda geçen ayet ve hadislerdeki sülâsî ve sülâsî‬‬
‫‪dışındaki fiillere ait ism-i fail olan kelimeleri inceleyiniz.‬‬
‫‪Ayetler:‬‬
‫ﺕ‬
‫ﺕ ‪‬ﻭﺍﻟﺼ‪‬ﺎِﺑ ِﺮﻳﻦ‪ ‬ﻭﺍﻟﺼ‪‬ﺎِﺑﺮ‪‬ﺍ ِ‬
‫ﲔ ‪‬ﻭﺍﻟﺼ‪‬ﺎ ِﺩﻗﹶﺎ ِ‬
‫ﺕ ‪‬ﻭﺍﻟﺼ‪‬ﺎ ِﺩِﻗ ‪‬‬
‫ﲔ ‪‬ﻭﺍﹾﻟﻘﹶﺎِﻧﺘ‪‬ﺎ ِ‬
‫ﺕ ‪‬ﻭﺍﹾﻟﻘﹶﺎِﻧِﺘ ‪‬‬
‫ﲔ ‪‬ﻭﺍﹾﻟﻤ‪ ‬ﺆ ِﻣﻨ‪‬ﺎ ِ‬
‫ﺕ ‪‬ﻭﺍﻟﹾﻤ‪‬ﺆ‪‬ﻣِﻨِ ‪‬‬
‫ﺴِﻠﻤ‪‬ﺎ ِ‬
‫ﲔ ‪‬ﻭﺍﹾﻟﻤ‪ ‬‬
‫ِﺍﻥﱠ ﺍﻟﹾﻤ‪‬ﺴ‪‬ﻠِﻤِ ‪‬‬
‫ﺕ ‪‬ﻭﺍﻟﺬﱠﺍ ِﻛ ِﺮﻳﻦ‪‬‬
‫ﲔ ﻓﹸﺮ‪‬ﻭ ‪‬ﺟﻬ‪ ‬ﻢ ‪‬ﻭﺍﹾﻟﺤ‪‬ﺎِﻓﻈﹶﺎ ِ‬
‫ﺕ ‪‬ﻭﺍﹾﻟﺤ‪‬ﺎِﻓ ِﻈ ‪‬‬
‫ﲔ ‪‬ﻭﺍﻟﺼ‪ۤ‬ﺎِﺋﻤ‪‬ﺎ ِ‬
‫ﺕ ‪‬ﻭﺍﻟﺼ‪ۤ‬ﺎِﺋ ِﻤ ‪‬‬
‫ﺼﺪ‪‬ﻗﹶﺎ ِ‬
‫ﲔ ‪‬ﻭﺍﹾﻟﻤ‪‬ﺘ ‪‬‬
‫ﺼﺪ‪ِ‬ﻗ ‪‬‬
‫ﺕ ‪‬ﻭﺍﹾﻟﻤ‪‬ﺘ ‪‬‬
‫ﲔ ‪‬ﻭﺍﹾﻟﺨ‪‬ﺎ ِﺷﻌ‪‬ﺎ ِ‬
‫‪‬ﻭﺍﻟﹾﺨ‪‬ﺎ ِﺷ ِﻌ ‪‬‬
‫ﺕ ﹶﺍ ‪‬ﻋﺪ‪ ‬ﺍﻟﻠٰﹼﻪ‪ ‬ﹶﻟﻬ‪ ‬ﻢ ‪‬ﻣ ‪‬ﻐ ِﻔ ‪‬ﺮ ﹰﺓ ‪‬ﻭﹶﺍ ‪‬ﺟﺮ‪‬ﺍ ‪‬ﻋ ِﻈﻴﻤ‪‬ﺎ ﴿‪﴾35‬‬
‫ﺍﻟﻠٰﹼ ‪‬ﻪ ﹶﻛِﺜﲑ‪‬ﺍ ‪‬ﻭﺍﻟﺬﱠﺍ ِﻛﺮ‪‬ﺍ ِ‬
‫‪4‬‬
‫ﺤ ِﺮ ِﻫﻤ‪‬ﺎ‪...‬‬
‫ﺴ‪‬‬
‫ﺿﻜﹸ ‪‬ﻢ ِﺑ ِ‬
‫ﺨ ِﺮﺟ‪‬ﺎﻛﹸ ‪‬ﻢ ِﻣ ‪‬ﻦ ﹶﺍ ‪‬ﺭ ِ‬
‫ﻗﹶﺎﻟﹸﻮۤﺍ ِﺍ ﹾﻥ ٰﻫﺬﹶﺍ ِﻥ ﹶﻟﺴ‪‬ﺎ ِﺣﺮ‪‬ﺍ ِﻥ ﻳ‪ِ ‬ﺮ ﻳﺪ‪‬ﺍ ِﻥ ﹶﺍ ﹾﻥ ﻳ‪ ‬‬
‫ﺤﺮ‪‬ﺓﹸ ﺳ‪‬ﺠ‪‬ﺪ‪‬ﺍ ﻗﹶﺎﻟﹸﻮۤﺍ ٰﺍ ‪‬ﻣﻨ‪‬ﺎ ِﺑ ‪‬ﺮﺏ‪ٰ ‬ﻫﺮ‪‬ﻭ ﹶﻥ ‪‬ﻭﻣ‪‬ﻮﺳٰﻰ ﴿‪﴾70‬‬
‫ﺴ‪‬‬
‫ﹶﻓﺎﹸﹾﻟ ِﻘ ‪‬ﻲ ﺍﻟ ‪‬‬
‫ﺿﺎۤﻟ‪‬ﺎ ﹶﻓ ‪‬ﻬﺪٰﻯ ﴿‪﴾7‬‬
‫‪‬ﻭ ‪‬ﻭ ‪‬ﺟ ‪‬ﺪ ‪‬ﻙ ‪‬‬
‫‪5‬‬
‫‪6‬‬
‫‪7‬‬
‫ﲔ ﴿‪﴾ 7‬‬
‫ﻀﺎۤﻟﱢ ‪‬‬
‫ﺏ ‪‬ﻋﹶﻠ‪‬ﻴ ِﻬ ‪‬ﻢ ‪‬ﻭﻟﹶﺎ ﺍﻟ ‪‬‬
‫ﺖ ‪‬ﻋﹶﻠ‪‬ﻴ ِﻬ ‪‬ﻢ ﹶﻏ‪‬ﻴ ِﺮ ﺍﹾﻟ ‪‬ﻤ ‪‬ﻐﻀ‪‬ﻮ ِ‬
‫ﻁ ﺍﻟﱠ ِﺬﻳ ‪‬ﻦ ﹶﺍ‪‬ﻧ ‪‬ﻌ ‪‬ﻤ ‪‬‬
‫ﺻﺮ‪‬ﺍ ﹶ‬
‫ِ‬
‫ﺱ ﻟﹶﺎ ﻳ‪ ‬ﺆ ِﻣﻨ‪‬ﻮ ﹶﻥ ﴿‪﴾59‬‬
‫ﺐ ِﻓ ﻴﻬ‪‬ﺎ ‪‬ﻭ ٰﻟ ِﻜﻦ‪ ‬ﹶﺍ ﹾﻛﹶﺜ ‪‬ﺮ ﺍﻟﻨ‪‬ﺎ ِ‬
‫ِﺍﻥﱠ ﺍﻟﺴ‪‬ﺎ ‪‬ﻋ ﹶﺔ ﹶﻟ ٰﺎِﺗ‪‬ﻴ ﹲﺔ ﻟﹶﺎ ‪‬ﺭ‪‬ﻳ ‪‬‬
‫‪8‬‬
‫‪9‬‬
‫‪4‬‬
‫‪el-Ahzâb, 33/35.‬‬
‫‪Tâhâ, 20/63.‬‬
‫‪6‬‬
‫‪Tâhâ, 20/70.‬‬
‫‪7‬‬
‫‪ed-Duhâ, 93/7.‬‬
‫‪8‬‬
‫‪el-Fâtiha, 1/7.‬‬
‫‪9‬‬
‫‪el-Mümin, 40/59.‬‬
‫‪5‬‬
‫‪9‬‬
10
11
﴾85 ﴿ ِ‫ ِﻌﻴﻢ‬‫ ِﺔ ﺍﻟﻨ‬‫ﺟﻨ‬ ‫ﺭﹶﺛ ِﺔ‬ ‫ﻭ‬ ‫ﻌ ﹾﻠِﻨﻲ ﻣِﻦ‬ ‫ﺟ‬ ‫ﺍ‬‫ﻭ‬
...‫ﺤﻴٰﻰ‬
 ‫ﻴ‬‫ﻙ ِﺑ‬ ‫ﺮ‬‫ﺒﺸ‬‫ﻪ ﻳ‬ ‫ﺏ ﹶﺍﻥﱠ ﺍﻟﻠٰﹼ‬
ِ ‫ﺍ‬‫ﺤﺮ‬
 ‫ﺼﻠﱢﻲ ﻓِﻲ ﺍﹾﻟ ِﻤ‬
 ‫ﻢ ﻳ‬ ‫ﻮ ﹶﻗۤﺎِﺋ‬ ‫ﻭﻫ‬ ‫ﻤٰۤﻠِﺌ ﹶﻜﺔﹸ‬ ‫ ﺍﹾﻟ‬‫ﺗﻪ‬‫ﺩ‬ ‫ﺎ‬‫ﹶﻓﻨ‬
12
13
...‫ﺪﻩ‬ ‫ﺒ‬‫ﻋ‬ ‫ﻑ‬
ٍ ‫ ِﺑﻜﹶﺎ‬‫ﺲ ﺍﻟﻠٰﹼﻪ‬
 ‫ﻴ‬‫ﹶﺍﹶﻟ‬
﴾34﴿ ‫ﻕ‬
ٍ ‫ﺍ‬‫ﻦ ﻭ‬ ‫ﻦ ﺍﻟﻠٰﹼ ِﻪ ِﻣ‬ ‫ﻢ ِﻣ‬ ‫ﺎ ﹶﻟﻬ‬‫ﻭﻣ‬ ‫ﺷﻖ‬ ‫ﺮ ِﺓ ﹶﺍ‬ ‫ ﺍﹾﻟ ٰﺎ ِﺧ‬‫ﻌﺬﹶﺍﺏ‬ ‫ﻭﹶﻟ‬ ‫ﺎ‬‫ﻧﻴ‬‫ﺤﻴٰﻮ ِﺓ ﺍﻟﺪ‬
 ‫ﺏ ﻓِﻲ ﺍﹾﻟ‬
 ‫ﻋﺬﹶﺍ‬ ‫ﻢ‬ ‫ﹶﻟﻬ‬
14
... ‫ﻭﺍ‬‫ﻦ ﹶﻛ ﹶﻔﺮ‬ ‫ﻦ ﺍﻟﱠ ِﺬﻳ‬ ‫ﻙ ِﻣ‬ ‫ ﹶﻄ ِﻬّﺮ‬‫ﻭﻣ‬ ‫ﻚ ِﺍﹶﻟﻲ‬
 ‫ﺍِﻓﻌ‬‫ﻭﺭ‬ ‫ﻚ‬
 ‫ﻮﻓﱢﻴ‬ ‫ﺘ‬‫ﻲ ﻣ‬‫ﺎ ِﻋﻴﺴٰﻰۤ ﺍِﻧ‬‫ ﻳ‬‫ِﺍ ﹾﺫ ﻗﹶﺎ ﹶﻝ ﺍﻟﻠٰﹼﻪ‬
Hadisler:
‫ﻨﻮﺍ‬‫ ﻓﺄﻣ‬‫ﻣﻦ ﺍﻟﻘﺎﺭﺉ‬ ‫ﺇﺫﺍ ﺃ‬
“Okuyan amin dediğinde siz de amin deyin” (İbn Mâce, Nesâî, Müsned)
‫ﻦ ﳍﺬﺍ‬ ‫ﺒ‬‫ﺪ ﱂ ﺗ‬ ‫ﻫﺎ ﺍﷲُ ﻋﻠﻴﻚ ﻓﺈﻥ ﺍﳌﺴﺎﺟ‬‫ﻴﻘﹸﻞﹾ ﻻ ﺭﺩ‬‫ﻣﻦ ﲰﻊ ﺭﺟﻼ ﻳﻨﺸﺪ ﺿﺎﻟ ﹰﺔ ﰲ ﺍﳌﺴﺠﺪ ﻓ ﹾﻠ‬
“Kim mescidde kaybettiği bir şeyi bulmak için ilan eden birisini görürse “Allah
buldurmasın” desin. Zira mescidler bu tür işler için yapılmamıştır.” (Müslim, Ebû Dâvûd)
‫ﺾ‬
 ‫ﻤﺮِﻳ‬ ‫ﻭﺍ ﺍﹾﻟ‬‫ﻮﺩ‬‫ﻭﻋ‬ ‫ﻊ‬ ‫ﺎِﺋ‬‫ﻮﺍ ﺍﹾﻟﺠ‬‫ﻭﹶﺃ ﹾﻃ ِﻌﻤ‬ ‫ﻲ‬ ‫ﺎِﻧ‬‫ﻓﹸﻜﱡﻮﺍ ﺍﹾﻟﻌ‬
“Esiri kurtarın, açları doyurun, hastaları ziyaret edin…” (Buhârî, Müsned)
‫ﻴﺎ‬ِ‫ﺘﻘﺎﺿ‬‫ﻴﺎ ﻭﻣ‬‫ﺿ‬
ِ ‫ﺣِﺘﻪ ﻗﺎ‬ ‫ﺴﻤﺎ‬
 ‫ﻨ ﹶﺔ ِﺑ‬‫ﻞﹲ ﺍﳉ‬‫ﺭﺟ‬ ‫ﺩﺧ ﹶﻞ‬
“Bir adam borcunu öderken ve alacağını alırken müsamahalı davrandığı için cennete
gitmiştir.” (Müsned)
‫ﺲ ﻓِﻲ ﹶﻗ ﹾﻠِﺒ ِﻪ‬
 ‫ﻴ‬‫ﻣﺎ ﹶﻟ‬ ‫ﺎِﻧ ِﻪ‬‫ﻳﻘﹸﻮﻝﹸ ِﺑِﻠﺴ‬ ‫ﺼﻞﱟ‬
 ‫ﻦ ﻣ‬ ‫ﻢ ِﻣ‬ ‫ﹶﻛ‬
“Nice namaz kılan kimse vardır ki kalbinde olmayanı diliyle söyler.” (Buhârî, Müslim)
8.1.4. İsm-i Fâilin Ameli
İsm-i fâil, kendisinden türetildiği malum fiil gibi amel eder. Eğer türetildiği fiil lazım
ise fâil, müteaddi ise hem fâil ve hem de meful alır; fâili merfu‘, mef‘ûlü ise mansûb yapar.
.‫ﻆ ﻋﻦ ﺧﺼﺎﺋﺺ ﺍﻷﻃﻔﺎﻝ‬
‫ ﺍﻟﻴ ِﻘ ﹸ‬‫ﺱ‬‫ﻣﺎ ﻏﺎﻓﻞ ﺍﳌﺪﺭ‬
“Uyanık öğretmen çocukların özellikleri konusunda gafil değildir.”
Örnekte, (‫ )ﻏﺎﻓﻞ‬ism-i fâili amel ederek, (‫ﺱ‬
 ‫ﺭ‬ ‫ )ﺍﳌﺪ‬kelimesini kendisine fâil olarak almıştır.
10
eş-Şuarâ, 26/85.
Âl-i İmrân, 3/39.
12
ez-Zümer, 39/36.
13
er-Ra'd, 13/34.
14
Âl-i İmrân, 3/55.
11
10
.‫ ﺍﻟﻌﺎﻗﻞﹸ ﻋﻤﻞﹶ ﻳﻮﻣﻪ ﺇﱃ ﻏﺪ‬‫ﻣﺎ ﻣﺆﺧﺮ‬
“Akıllı kişi bugünün işini yarına ertelemez.”
Örnekte, (‫ﺮ‬ ‫ )ﻣﺆﺧ‬ism-i fâili amel ederek, (‫ )ﺍﻟﻌﺎﻗﻞﹸ‬kelimesini kendisine fâil, (‫ )ﻋﻤﻞﹶ‬kelimesini
de meful olarak almıştır.
.‫ﺎﻝﹶ ﺣﻘﻮﻗﹶﻬﻢ‬‫ﻌﻤ‬ ‫ ﺍﻟﻌﻤﻞ ﺍﻟ‬‫ﻊ ﺭﺋﻴﺲ‬ ‫ﻣﺎ ﻣﺎﻧ‬
“Çalışma sorumlusu işçilerin haklarını engellemiyor.”
Örnekte, (‫ )ﻣﺎﻧﻊ‬ism-i fâili amel ederek, (‫ﺲ‬
 ‫ )ﺭﺋﻴ‬kelimesini kendisine fâil, (‫ﺎﻝﹶ‬‫ﻌﻤ‬ ‫ )ﺍﻟ‬kelimesini
birinci meful, (‫ )ﺣﻘﻮﻕ‬kelimesini de ikinci meful olarak almıştır.
8.1.3. 1. İsm-i fâilin amel etme şartları
İsm-i fâilin, fâilini ismi zahir olarak alabilmesi için iki ademî (yani olmaması gereken),
beş vücudî (bulunması gereken) şart vardır. Ademî şartlar her halükârda olmamalıdır. Bu
ademî şartlar tahakkuk ettikten sonra vücudî şartlardan bir tanesinin bulunması ism-i fâilin
zahir ismi fâil olarak alabilmesi için yeterlidir.
8.1.3.1.1. Ademî şartlar (bulunmaması gereken şartlar)
1- Musağğar olmamalıdır (yani ism-i fâil, ism-i tasğîr sigasında olmamalıdır)
2- Mevsuf olmamalıdır (yani ism-i fâil bir sıfatın mevsufu olmamalıdır)
Eğer ism-i fâil olan kelimenin başında lam-ı tarif (el takısı) olursa ism-i fâilin ameli için
bu şartlardan başka herhangi bir şart aranmaz.
15
‫ﺰﻛٰﻮ ﹶﺓ‬ ‫ﻮ ﹶﻥ ﺍﻟ‬‫ﺆﺗ‬ ‫ﻤ‬ ‫ﺍﻟﹾ‬‫ﻠٰﻮﺓﹶ ﻭ‬‫ﲔ ﺍﻟﺼ‬
 ِ‫ ِﻘﻴﻤ‬‫ﺍﹾﻟﻤ‬‫ﻭ‬
“…O namaz kılanlar, zekât verenler,…”
Ayetinde (‫ﲔ‬
 ِ‫ﻤﻘِﻴﻤ‬ ‫ )ﺍﹾﻟ‬ism-i fâili el takılı olduğu için başkaca bir şart aranmaksızın amel
etmiş ve (‫ﺼﻠٰﻮﺓﹶ‬
 ‫ )ﺍﻟ‬kelimesini mef‘ûl olmak üzere nasb etmiştir. Aynı ilişki (‫ﻮﻥﹶ‬‫ﺗ‬‫ﺆ‬‫ )ﺍﻟﹾﻤ‬ism-i fâili
ile (‫ﺰﻛٰﻮﺓﹶ‬ ‫ )ﺍﻟ‬kelimesi arasında da söz konusudur.
16
‫ﺱ‬
ِ ‫ﺎ‬‫ﻋ ِﻦ ﺍﻟﻨ‬ ‫ﲔ‬
 ‫ﺎ ِﻓ‬‫ﻭﺍﹾﻟﻌ‬ ‫ﻆ‬
‫ﻴ ﹶ‬ ‫ﻐ‬ ‫ﲔ ﺍﹾﻟ‬
 ‫ﻭﺍﹾﻟﻜﹶﺎ ِﻇ ِﻤ‬
“…kızdıklarında öfkelerini yutanlar, insanların kusurlarını affedenler…”
Ayetinde ise (‫ﻆﹶ‬‫ﻴ‬‫ )ﺍﻟﹾﻐ‬kelimesi (‫ﲔ‬
 ‫ )ﺍﹾﻟﻜﹶﺎ ِﻇ ِﻤ‬ism-i fâilinin mef‘ûlüdür ve mansûbtur. (‫ﲔ‬
 ‫ﺎِﻓ‬‫)ﺍﹾﻟﻌ‬
ism-i faili ise (ِ‫ﺎﺱ‬‫ )ﺍﻟﻨ‬kelimesini mef‘ûl-ü bih gayr-i sarîh olmak üzere mansûb yapmaktadır.
Aşağıdaki örnekleri de inceleyiniz.
.‫ﻪ ﻳﻔﻮﺯ ﰲ ﺍﻟﺴﺒﺎﻕ‬‫ﺩ ﺍﻟﻮﺍﺳﻌ ﹸﺔ ﺧﻄﻮﺍﺗ‬ ‫ﺍﻟﻌﺪﺍ‬
15
16
en-Nisâ, 4/162.
Âl-i İmrân, 3/134.
11
“Adımları geniş olan atlet yarışmada kazanır.”
Örnekte, (‫ )ﺍﻟﻮﺍﺳﻌﺔﹸ‬ism-i fâili amel ederek, (‫ )ﺧﻄﻮﺍﺕ‬kelimesini kendisine fâil olarak
almıştır.
.‫ﺽ ﺍﻟﻮﻃﻦ‬
 ‫ﺍﳉﻴﺶ ﻫﻮ ﺍﳊﺎﻣِﻲ ﺃﺭ‬
“Ordu vatan toprağını koruyandır.”
Örnekte, (‫ )ﺍﳊﺎﻣﻲ‬ism-i fâili amel ederek, (‫ﺽ‬
 ‫ )ﺃﺭ‬kelimesini kendisine mef‘ûl olarak
almıştır.
.‫ﻘﱠﻪ‬‫ﻖ ﺣ‬ ‫ ِﻄﻲ ﻛﻞﱠ ِﺫﻱ ﺣ‬‫ﺍﻟﻌﺎ ِﺩﻝﹸ ﻫﻮ ﺍ ﹸﳌﻌ‬
“Adaletli kimse, her hak sahibine hakkını verendir.”
Örnekte, (‫ )ﺍﳌﹸﻌﻄﻲ‬ism-i fâili amel ederek, (‫ )ﻛﻞﱠ‬kelimesini birinci mef‘ûl olarak, (‫)ﺣﻖ‬
kelimesini de ikinci mef‘ûl olarak almıştır.
Eğer ismi fâilin başında “lamı tarif” olmazsa, amel edebilmesi için vücudî şartlar
dediğimiz aşağıdaki şu şartlardan birinin bulunması gerekir.
8.1.3.1.2. Vücudî (bulunması gereken) şartlar
1) İsm-i fâilin mübteda’ya itimad etmesi (yani mübteda’dan sonra gelip kendisinin
haber konumunda olması)
.‫ﻬﺎ ﰲ ﺳ ﹼﻠﻤِﻬﺎ‬‫ ﺭﻛﹼﺎﺑ‬‫ﺍﻟﻄﺎﺋﺮﺓ ﺻﺎﻋﺪ‬
“Yolcular uçağın merdivenlerine çıkmıştır.”
(‫ﺪ‬ ‫ )ﺻﺎﻋ‬ism-i fâili cümlede haber konumundadır. (‫ﺏ‬
 ‫ )ﺭﻛﹼﺎ‬kelimesini fâili olmak üzere ref
etmiştir.
.‫ﺪ‬ ‫ ﺍﻟﻮﻋ‬‫ ﳐﻠِﻒ‬،‫ﻦ ﺍﻷﻣﺎﻧﺔﹶ‬ ِ‫ﻣﻦ ﻋﻼﻣﺎﺕ ﺍﳌﻨﺎﻓﻖ ﺃﻧﻪ ﺧﺎﺋ‬
“Emanete ihanet etmesi ve sözünü yerine getirmemesi münafığın alametlerindendir.”
(‫ )ﺧﺎﺋِﻦ‬ism-i fâili cümlede haber (“enne”nin haberi) konumundadır. (‫ )ﺍﻷﻣﺎﻧﺔﹶ‬kelimesini
mef‘ûlü olmak üzere nasb etmiştir. Aynı durum (‫ﻒ‬
 ‫ )ﳐِﻠ‬ism-i fâili için de geçerlidir.
‫ﺇﱐ ﺟﺎﻋ ﹲﻞ ﰲ ﺍﻷﺭﺽ ﺧﻠﻴﻔﺔﹰ‬
“Yeryüzünde bir halife yaratacağım.”17
Ayette (‫ﻞ‬
‫ )ﺟﺎﻋ ﹲ‬ism-i fâili haber (“inne”nin haberi) konumundadır. (‫ )ﺧﻠﻴﻔ ﹰﺔ‬kelimesini
mef‘ûlü olmak üzere nasb etmiştir.
2) Mevsufa itimad etmesi (yani kendisinin sıfat konumunda olması)
17
el-Bakara, 2/30.
12
.‫ﺳﺎ‬ ‫ﺮ‬ ‫ﺐ ﹶﻓ‬
ٍ ‫ ٍﻞ ﺭﺍ ِﻛ‬‫ﺮﺟ‬ ‫ﺕ ِﺑ‬
 ‫ﻣﺮﺭ‬
“Ata binen bir adama rastladım.”
Bu cümlede (‫ﺐ‬
ٍ ‫ )ﺭﺍﻛ‬ism-i fâili (‫ )ﺭﺟﻞ‬kelimesinin sıfatı konumundadır. (‫ )ﻓﺮﺳﺎ‬kelimesini
mef‘ûlü olmak üzere nasb etmiştir.
.‫ﺪﻩ‬ ‫ﻋ‬ ‫ﻭ‬ ‫ﺠﺰ‬
ِ ‫ﻨ‬ ‫ ﻣ‬‫ِﻨﻲ ﺻﺪﻳﻖ‬‫ﺠﺒ‬
ِ ‫ﻌ‬‫ﻳ‬
“Sözünü yerine getiren arkadaş hoşuma gider.”
Bu cümlede (‫ﻨﺠِﺰ‬ ‫ )ﻣ‬ism-i fâili (‫ )ﺻﺪﻳﻖ‬kelimesinin sıfatı konumundadır. (‫ﺪ‬ ‫ﻋ‬ ‫ﻭ‬ ) kelimesini
mef‘ûlü olmak üzere nasb etmiştir.
ِ‫ﺎﺱ‬‫ ِﻓﻴﻪِ ﺷِﻔﹶۤﺎﺀٌ ﻟِﻠﻨ‬‫ﻪ‬‫ﺍﻧ‬‫ ﹶﺍﹾﻟﻮ‬‫ﻠِﻒ‬‫ﺘ‬‫ﺨ‬‫ﺏ ﻣ‬
 ‫ﺍ‬‫ﺷﺮ‬ ‫ﺎ‬‫ﻄﹸﻮِﻧﻬ‬‫ﻦ ﺑ‬ ‫ ِﻣ‬‫ﺝ‬‫ﺨﺮ‬
 ‫ﻳ‬
“Onların karınlarından renkleri çeşit çeşit bir şerbet çıkar ki onda insanlara şifa
vardır.”18
Ayet-i kerimesinde ise ism-i fâil olan ( ‫ﻠِﻒ‬‫ﺘ‬‫ﺨ‬‫ )ﻣ‬kelimesi (‫ﺏ‬
 ‫ﺍ‬‫ﺷﺮ‬ ) kelimesinin sıfatı
konumundadır. Gerekli şartları taşıdığı için amel etmekte ve ( ‫ﺍﻥﹸ‬‫ )ﺃﻟﹾﻮ‬kelimesini faili olmak
üzere ref etmektedir.
3) Zi’l-hâle (hal sahibine) itimad etmesi (yani kendisinin cümle içersinde hal olması)
.‫ﻪ‬‫ﺪ ﺭﺍ ِﻛﺒﺎ ﻏﹸﻼﻣ‬ ‫ﺟﺎ َﺀ ﺯﻳ‬
“Zeyd oğlu ata biniyor halde geldi.”
Bu cümlede (‫ )ﺭﺍﻛﺒﺎ‬ism-i fâili hâl konumundadır. (‫ )ﻏﻼﻡ‬kelimesini fâili olmak üzere ref
etmiştir.
‫ﻦ‬ ‫ﻳ‬‫ ﺍﻟﺪ‬‫ﲔ ﻟﹶﻪ‬
 ‫ﺼ‬
ِ ‫ﺨ ِﻠ‬
 ‫ ﻣ‬‫ﻮﻩ‬‫ﺩﻋ‬ ‫ﺍ‬‫ﻭ‬
“İhlasla, ibadetinizi yalnız O’nun rızası için yaparak Allah’a kulluk ediniz!”19
Ayette ism-i fâil olan (‫ﲔ‬
 ‫ﺼ‬
ِ ‫ﺨِﻠ‬
 ‫ )ﻣ‬kelimesi hâl konumundadır. (‫ﻳﻦ‬‫ )ﺍﻟﺪ‬kelimesini mef‘ûlü
olmak üzere nasb etmiştir.
4) İstifhama itimad etmesi (yani ism-i fâilin istifham harflerinden birinden sonra
gelmesi)
‫ﻨﺎ ﺍﳌﻨﺴﻮﺟﺎﺕِ ﺍﻷﺟﻨﺒﻴﺔ؟‬‫ﺃﻓﺎﺋﻘ ﹲﺔ ﻣﻨﺴﻮﺟﺎﺗ‬
“Dokumalarımız yabancı dokumalara üstün gelir mi?”
Cümlede (‫ )ﺃﻓﺎﺋﻘﺔﹲ‬ism-i fâili istifham hemzesinden (‫ )ﺃ‬sonra gelmiştir. (‫ﺕ‬
 ‫ )ﻣﻨﺴﻮﺟﺎ‬kelimesi
onun fâili olmak üzere merfu ve (‫ﺕ‬
ِ ‫ )ﺍﳌﻨﺴﻮﺟﺎ‬kelimesi ise mef‘ûlü olmak üzere mansubtur.
18
19
en-Nahl, 16/69.
el-A‘râf, 7/29.
13
.‫ﻧ ِﺔ‬‫ﻣﺎ‬ ‫ ﹶﺔ ﺍﻷ‬‫ﻙ ِﻗﻴﻤ‬ ‫ﻭﹶﻟﺪ‬ ‫ﺭ‬ ‫ ﹶﻘﺪ‬‫ﹶﺃﻣ‬
“Oğlun emanetin kıymetini takdir eder mi?”
Cümlede (‫ﺭ‬‫ ﹶﻘﺪ‬‫ )ﻣ‬ism-i fâili istifham hemzesinden ( ‫ )ﺃ‬sonra gelmiştir. (‫ﻭﹶﻟﺪ‬ ) kelimesi onun
fâili olmak üzere merfu ve (‫ﻤ ﹶﺔ‬ ‫ )ﻗِﻴ‬kelimesi ise mef‘ûlü olmak üzere mansubtur.
5) Nefî harfine itimad etmesi (yani ism-i fâilin nefî harflerinin birinden sonra gelmesi)
.‫ ﺍﻟﺸﻌﻮﺏ ﰲ ﺍﻟﻘﻀﺎﺀ ﻋﻠﻰ ﺍﻻﺳﺘﻌﻤﺎﺭ‬‫ﻣﺎ ﳐﻔﻘﺔﹲ ﺟﻬﻮﺩ‬
“Halkın sömürgeciliği yok etme konusundaki gayretleri başarısız değildir.”
Cümlede (‫ )ﳐﻔﻘﺔﹲ‬ism-i fâili, nefî harfi olan ( ‫)ﻣﺎ‬dan sonra gelmiştir. (‫ﺩ‬ ‫ )ﺟﻬﻮ‬kelimesi onun
fâili olmak üzere merfudur.
.ِ‫ﻦ ﺇﻟﻴﻪ‬ ‫ﺴ‬
ِ ‫ﺧﻮﻙ ﺍﳌﹸﺤ‬ ‫ﺮ ﺃ‬ ِ‫ﻣﺎ ﺷﺎﻛ‬
“Senin kardeşin kendisine iyilik yapana teşekkür etmez.”
Cümlede (‫ﻛﺮ‬
ِ ‫ )ﺷﺎ‬ism-i fâili, nefî harfi olan ( ‫)ﻣﺎ‬dan sonra gelmiştir. (‫ﻮ‬‫ )ﺃﺧ‬kelimesi onun
fâili olmak üzere merfudur. (‫ﺤﺴِﻦ‬
 ‫ )ﺍ ﹸﳌ‬kelimesi de mef’ûlü olmak üzere mansûbdur.
Bu saydığımız şartlar, biraz önce de söylediğimiz gibi ism-i fâilin fâilini zahir isim
olarak alabilmesi için şart koşulmuştur. Çünkü ism-i fâilin, gizli fâil alabilmesi için her
hangi bir şarta ihtiyacı yoktur. İsm-i fâilin zahir ismi mef‘ûl olarak alıp amel edebilmesi
için, bu şartlarla beraber hal (şimdiki zaman) veya istikbal (gelecek zaman) zamanlarından
birine delalet etmesi de şarttır.
İsm-i fâil bazen bir oluşu, meydana getirmeyi ifade etmekten çıkmış olabilir. ( ،‫ﺍﻟﻘﺎﺿِﻲ‬
...‫ ﺍﻟﺼﺎﻧِﻊ‬،‫ ﺍﻟﺰﺍﺭِﻉ‬،‫ )ﺍﶈﺎﻣِﻲ‬kelimelerinde olduğu gibi. Bu durumda fiil gibi amel etmez.
8.2. MÜBALAGA SÎGALARI VE AMELİ
8.2.1. Mübalaga Sîgalarının Tanımı
Bir varlıkta bir niteliğin aşırı derecede bulunduğunu gösteren, fiilden türeyen, sıfat
cinsinden kelimelerdir.
(çok bilen) ‫ﻢ‬ ‫ﻋﻠِﻴ‬ (çok bilen) ‫ﺔ‬‫ﻋﻠﹼﺎﻣ‬ (çok yalan söyleyen) ‫ﺏ‬
 ‫ ﹶﻛﺬﹼﺍ‬gibi.
8.2.2. Başlıca Mübalaga Sigaları
‫ﺍﺏ‬‫ ﺗﻮ‬،‫ﺎﺏ‬‫ ﻭﻫ‬،‫ﺎﻙ‬‫ ﺿﺤ‬،‫ﻛﺬﹼﺍﺏ‬
‫ﺎ ﹲﻝ‬‫( ﹶﻓﻌ‬1
‫ﺎﺑﺔ‬‫ ﻧﺴ‬،‫ ﻛﺬﹼﺍﺑﺔ‬،‫ﺎﻣﺔﹲ‬‫ ﻓﻬ‬،‫ﻋﻠﹼﺎﻣﺔ‬
‫ﺎﹶﻟ ﹲﺔ‬‫( ﹶﻓﻌ‬2
14
‫ﻑ‬
 ‫ﻭ‬‫ﺭﺅ‬ ،‫ ﹶﻛﺬﹸﻭﺏ‬،‫ﻮﺭ‬‫ﺻﺒ‬

‫ﻮ ﹲﻝ‬‫( ﹶﻓﻌ‬3
‫ﻖ‬ ‫ﺻﺪِﻳ‬
 ،‫ﺷﺮِﻳﺮ‬ ،‫ﺭﺣِﻴﻢ‬ ،‫ﻋﻠِﻴﻢ‬
‫( ﹶﻓﻌِﻴ ﹲﻞ‬4
‫ﺕ‬
 ‫ ﺳﹶﺎﻛﹸﻮ‬،‫ﻭﻕ‬‫ﻓﺎﺭ‬
‫ﻮ ﹲﻝ‬‫( ﻓﹶﺎﻋ‬5
‫ﻖ‬ ‫ﻳ‬‫ﺻﺪ‬
ِ ،‫ﻳﺲ‬‫ِﻗﺪ‬
‫ﻴ ﹲﻞ‬‫( ِﻓﻌ‬6
‫ﻡ‬ ‫ﺿﺨﺎ‬

‫ﺎ ﹲﻝ‬‫( ﹸﻓﻌ‬7
‫ﻨ ﹲﺔ‬‫ﻌ‬ ‫ ﻟﹸ‬،‫ﻣﺔﹲ‬ ‫ﻮ‬ ‫ ﻧ‬،‫ﺤ ﹶﻜﺔﹲ‬
 ‫ ﺿ‬،‫ﺰﺓﹲ‬ ‫ﻤ‬ ‫ ﻟﹸ‬،‫ﺰﺓﹲ‬ ‫ﻤ‬ ‫ﻫ‬
‫ﻌﻠﹶﺔﹲ‬ ‫( ﻓﹸ‬8
‫ ِﻣﻜﹾﺜﺎﺭ‬،‫ ﻣِﻘﹾﺪﺍﻡ‬،‫ﻌﺎﻡ‬‫ِﻣﻨ‬
‫( ﻣِﻔﹾﻌﺎﻝﹲ‬9
‫ﲑ‬ ‫ﺴ ِﻜ‬
 ‫ ِﻣ‬،‫ ِﻣ ﹾﻜِﺜﲑ‬،‫ﺴ ِﻜﲔ‬
 ‫ِﻣ‬
‫( ِﻣ ﹾﻔﻌِﻴ ﹲﻞ‬10
‫ﻡ‬ ‫ ِﺗ ﹾﻠﻘﹶﺎ‬،‫ِﺗﻜﹾﻼﻡ‬
‫ﺎ ﹲﻝ‬‫( ِﺗ ﹾﻔﻌ‬11
‫ﺑ ﹲﺔ‬‫ِﺗﻠﹾﻌﺎ‬
‫ﺎﹶﻟ ﹲﺔ‬‫( ِﺗ ﹾﻔﻌ‬12
8.2.3. Mübalaga Sîgalarının Ameli
İsm-i fâilin mübalaga sigalarından bazıları da ism-i fâilin ameli için gerekli şartları
taşıdıkları zaman fiil gibi amel ederler. Bu açıdan ism-i fâil ile mübalaga sigaları arasında
fark yoktur.
Amel eden mübalaga sîgaları (‫ﻝ‬
‫ﺎ ﹲ‬‫) ﹶﻓﻌ‬, (‫ﻮ ﹲﻝ‬‫ ) ﹶﻓﻌ‬ve (‫ )ﻣِﻔﹾﻌﺎﻝﹲ‬sîgalarıdır. Bu sigaların mef‘ûlde
amel etmeleri için ism-i fail ve ism-i mef‘ûlden farklı olarak hâl (şimdiki zaman/geniş
zaman) ve istikbal (gelecek zaman) anlamı taşımaları gerekmez.
.‫ﲔ‬
 ‫ﺏ ﺍﻟﺘﺎﺋﺒ‬
 ‫ ﺫﻧﻮ‬‫ﺇﻥ ﺍﷲَ ﻫﻮ ﺍﻟﻐﻔﻮﺭ‬
“Allah tevbe edenlerin günahlarını bağışlayandır.”
Bu cümlede (‫ )ﺍﻟﻐﻔﻮﺭ‬mübalaga sigası (‫)ﺇﻥ‬nin haberi konumundadır ve dolayısıyla amel
etme şartı taşımaktadır. Bu sebeple (‫ﺏ‬
 ‫ )ﺫﻧﻮ‬kelimesini mef‘ûlü olarak nasbetmiştir.
.‫ﺭ ﺃﺑﻮﻩ‬ ‫ﺷﻜﹸﻮ‬ ‫ﺣﺴﻦ‬
“Hasan, babası çok şükreden bir kimsedir.”
Bu cümlede (‫ﺭ‬ ‫ﺷﻜﹸﻮ‬
 ) mübalaga sigası, ( ‫ﻦ‬ ‫ )ﺣﺴ‬mübtedasının haberi konumundadır ve
dolayısıyla amel etme şartı taşımaktadır. Bu sebeple (‫ )ﺃﺑﻮ‬kelimesini faili olarak
merfu‘yapmıştır.
15
‫‪8.3. İRAB ÖRNEKLERİ‬‬
‫‪Aşağıda ism-i fâil ve mübalaga sîgasının ameline dair irab örnekleri verilmiştir. İlk iki cümle‬‬
‫‪ism-i fâilin sonuncusu da mübalaga sîgasının ameline örnek olarak konulmuştur. Bunları dikkatli‬‬
‫‪bir şekilde inceleyerek amel etme şartlarını tespit etmeye çalışınız.‬‬
‫ﻧﻤﺎذج ﻓﻲ اﻹﻋﺮاب‬
‫ﺃ ‪ -‬ﺃﻓﺎﻫ ‪‬ﻢ ﻋﻠﻲ ﺩﺭﺳﻪ؟‪.‬‬
‫ﺃﻓﺎﻫﻢ‬
‫‪ :‬ﺍﳍﻤﺰﺓ ﻟﻼﺳﺘﻔﻬﺎﻡ‪ .‬ﻓﺎﻫﻢ‪ :‬ﻣﺒﺘﺪﺃ ﻣﺮﻓﻮﻉ ﺑﺎﻟﻀﻤﺔ ﺍﻟﻈﺎﻫﺮﺓ‪.‬‬
‫ﻋﻠﻲ‬
‫‪ :‬ﻓﺎﻋﻞ ﻟﻔﺎﻫﻢ ﺳﺪ ﻣﺴﺪ ﺍﳋﱪ ﻣﺮﻓﻮﻉ ﺑﺎﻟﻀﻤﺔ‪.‬‬
‫ﺩﺭﺳﻪ‬
‫‪ :‬ﺩﺭﺱ ﻣﻔﻌﻮﻝ ﺑﻪ ﻟﻔﺎﻫﻢ ﻣﻨﺼﻮﺏ ﺑﺎﻟﻔﱴ‪ ،‬ﻭﻫﻮ ﻣﻀﺎﻑ ﻭﺍﳍﺎﺀ ﺿﻤﲑ ﻣﻀﺎﻑ ﺇﻟﻴﻪ‪.‬‬
‫ﺏ ‪ -‬ﻣﺎ ﻣ‪‬ﺎﻧ ‪‬ﻊ ﺻﺪﻳﻘﹸﻚ ﻣﻌﺎﻭﻧﺘ‪‬ﻚ‪.‬‬
‫ﻣﺎ ﻣﺎﻧﻊ‬
‫‪ :‬ﻣﺎ ﻧﺎﻓﻴﺔ‪ ،‬ﻣﺎﻧﻊ ‪ .‬ﻣﺒﺘﺪﺃ ﻣﺮﻓﻮﻉ ﺑﺎﻟﻀﻤﺔ‪.‬‬
‫ﺻﺪﻳﻘﻚ‬
‫‪ :‬ﺻﺪﻳﻖ ﻓﺎﻋﻞ ﳌﺎﻧﻊ ﺳﺪ ﻣﺴﺪ ﺍﳋﱪ ﻣﺮﻓﻮﻉ ﺑﺎﻟﻀﻤﺔ ﻭﺍﻟﻜﺎﻑ ﺿﻤﲑ ﻣﻀﺎﻑ ﺇﻟﻴﻪ‪.‬‬
‫ﻣﻌﺎﻭﻧﺘﻚ‬
‫‪ :‬ﻣﻌﺎﻭﻧﺔ ﻣﻔﻌﻮﻝ ﺑﻪ ﳌﺎﻧﻊ ﻣﻨﺼﻮﺏ ﺑﺎﻟﻔﱴ ﻭﺍﻟﻜﺎﻑ ﺿﻤﲑ ﻣﻀﺎﻑ ﺇﻟﻴﻪ‪.‬‬
‫ﺟـ‪" -‬ﺍﻟﻔﺎﺭﺱ ‪‬ﹶﺎﺏ‪ ‬ﺟﻮﺍﺩﻩ ﺍﻷﺭﺽ"‬
‫ﺍﻟﻔﺎﺭﺱ‬
‫‪ :‬ﻣﺒﺘﺪﺃ ﻣﺮﻓﻮﻉ ﺑﺎﻟﻀﻤﺔ ﺍﻟﻈﺎﻫﺮﺓ‪.‬‬
‫‪‬ﺎﺏ‪‬‬
‫‪ :‬ﺧ ‪‬ﱪ ﻟﻠﻤﺒﺘﺪﺃ ﻣﺮﻓﻮﻉ ﺑﺎﻟﻀﻤﺔ ﺍﻟﻈﺎﻫﺮﺓ ﻭ ﻫﻲ ﺻﻴﻐﺔ ﻣﺒﺎﻟﻐﺔ‪.‬‬
‫ﺟﻮﺍﺩﻩ‬
‫‪ :‬ﺟﻮﺍﺩ‪ .‬ﻓﺎﻋﻞ ﻟﺼﻴﻐﺔ ﺍﳌﺒﺎﻟﻐﺔ ﻗﺒﻠﻪ‪ ،‬ﻭﻫﻮ ﻣﻀﺎﻑ ﻭﺍﳍﺎﺀ ﺿﻤﲑ ﻣﻀﺎﻑ ﺇﻟﻴﻪ‪.‬‬
‫ﺍﻷﺭﺽ‪‬‬
‫‪ :‬ﻣﻔﻌﻮﻝ ﺑﻪ ﻟﺼﻴﻐﺔ ﺍﳌﺒﺎﻟﻐﺔ ‪..‬‬
‫‪16‬‬
‫ﺍﻟﺘﺪﺭﻳﺒﺎﺕ‬
‫‪8.4. ALIŞTIRMALAR‬‬
‫ﺇﺳﻼﻡ ﺃﰊ ﺍﻟﺪﺭﺩﺍﺀ‬
‫ﻛﺎﻥ ﺃﺑﻮ ﺍﻟﺪﺭﺩﺍﺀ ﻭﻋﺒﺪ ﺍﷲ ﺑﻦ ﺭﻭﺍﺣﺔ ﻣﺘﺂﺧﻴﲔ ﰲ ﺍﳉﺎﻫﻠﻴﺔ‪ ،‬ﻭﳌﺎ ﺟﺎﺀ ﺍﻹﺳﻼﻡ‪ ،‬ﺩﺧﻞ ﻓﻴﻪ ﺍﺑﻦ ﺭﻭﺍﺣﺔ ﻭﺃﻋﺮﺽ ﻋﻨﻪ‬
‫ﺃﺑﻮ ﺍﻟﺪﺭﺩﺍﺀ‪ ،‬ﻭﻣﻊ ﺫﻟﻚ ﻇﻞ ﺍﺑﻦ ﺭﻭﺍﺣﺔ ﻳﺰﻭﺭ ﺃﺑﺎ ﺍﻟﺪﺭﺩﺍﺀ ﻭﻳﺪﻋﻮﻩ ﺇﱃ ﺍﻹﺳﻼﻡ‪ ،‬ﻭﻳﻨﺎﺷﺪﻩ ﺃﻥ ﻳﺘﺮﻙ ﻋﺒﺎﺩﺓ ﺍﻷﺻﻨﺎﻡ‬
‫ﻣﻨﺎﺷﺪﺓ‪ ،‬ﻭﻳﻘﻮﻝ ﻟﻪ‪ :‬ﺇﻧﲏ ﺁ ‪‬ﺳﻒ‪ ‬ﻋﻠﻰ ﻛﻞ ﻳﻮﻡ ﳝﻀﻲ ﻋﻠﻴﻚ ﻭﺃﻧﺖ ﻣﺸﺮﻙ‪.‬‬
‫ﻭﰲ ﺃﺣﺪ ﺍﻷﻳﺎﻡ‪ ،‬ﻋﺎﺩ ﺍﳌﺴﻠﻤﻮﻥ ﺇﱃ ﺍﳌﺪﻳﻨﺔ ﻣﻦ ﺑﺪﺭ ﻣﻨﺘﺼﺮﻳﻦ‪ ،‬ﻭﺑﻴﻨﻤﺎ ﻛﺎﻥ ﺃﺑﻮ ﺍﻟﺪﺭﺩﺍﺀ ﰲ ﺩﻛﺎﻧﻪ‪ ،‬ﻣﺸﺘﻐﻼ ﰲ‬
‫ﲡﺎﺭﺗﻪ‪ ،‬ﻛﺎﻥ ﺍﺑﻦ ﺭﻭﺍﺣﺔ ﻳﻜﺴﺮ ﺍﻟﺼﻨﻢ ﺍﳌﺴﺘﻘِﺮ ﰲ ﺑﻴﺖ ﺃﰊ ﺍﻟﺪﺭﺩﺍﺀ‪ ،‬ﻭﺣﲔ ﺭﺟﻊ ﺃﺑﻮ ﺍﻟﺪﺭﺩﺍﺀ ﺇﱃ ﺑﻴﺘﻪ‪ ،‬ﻭﺭﺃﻯ ﻣﺎ ﺻﻨﻊ‬
‫ﺍﺑﻦ ﺭﻭﺍﺣﺔ ﺑﺼﻨﻤﻪ‪ ،‬ﻗﺮﺭ ﺃﻥ ﻳﻨﺘﻘﻢ ﻣﻨﻪ‪ ،‬ﻟﻜﻨﻪ ﻣﺎ ﻟﺒﺚ ﻗﻠﻴﻼ ﺣﱴ ﺳﻜﻦ ﻏﻀﺒﻪ‪ ،‬ﻭﺗﺄﻣﻞ ﺍﻟﺼﻨﻢ ﺍﳌﻜﺴﻮﺭ‪ ،‬ﰒ ﻗﺎﻝ ﰲ‬
‫ﻧﻔﺴﻪ‪ :‬ﻟﻮ ﻛﺎﻥ ﰲ ﻫﺬﺍ ﺍﻟﺼﻨﻢ ﺧﲑ ﻟﺪﻓﻊ ﺍﻷﺫﻯ ﻋﻦ ﻧﻔﺴﻪ‪ .‬ﻭﱂ ﳝﺾ ﻭﻗﺖ ﻃﻮﻳﻞ ﺣﱴ ﺍﻧﻄﻠﻖ ﺃﺑﻮ ﺍﻟﺪﺭﺩﺍﺀ ﺇﱃ ﺍﺑﻦ‬
‫ﺭﻭﺍﺣﺔ‪ ،‬ﻭﺫﻫﺐ ﻣﻌﻪ ﺇﱃ ﺭﺳﻮﻝ ﺍﷲ ﺻﻠﻰ ﺍﷲ ﻋﻠﻴﻪ ﻭﺳﻠﻢ‪ ،‬ﻭﺃﻋﻠﻦ ﺇﺳﻼﻣﻪ ﻃﺎﺋﻌﺎ ﳐﺘﺎﺭﺍ‪.‬‬
‫‪1. Yukarıdaki metinde geçen ism-i fâilleri belirtiniz.‬‬
‫) ﻋﲔ ﺍﺳﻢ ﺍﻟﻔﺎﻋﻞ ﰲ ﺍﻟﻘﻄﻊ ﺍﻟﺴﺎﺑﻘﺔ‪(.‬‬
‫‪2. Aşağıdaki cümlelerde geçen ism-i fâilleri ve fiillerini belirtiniz.‬‬
‫)ﻋﲔ ﺍﺳﻢ ﺍﻟﻔﺎﻋﻞ ﻓﻴﻤﺎ ﻳﺄﰐ‪ ،‬ﻭﺍﺫﻛﺮ ﻓﻌﻠﻪ‪( .‬‬
‫ﻆ ﻭﺍﻟﻌﺎﻓﲔ ﻋﻦ ﺍﻟﻨﺎﺱ‪ ،‬ﻭﺍﷲ ﳛﺐ ﺍﶈﺴﻨﲔ{‬
‫ﲔ ﺍﻟﻐﻴ ﹶ‬
‫‪ -1‬ﻗﺎﻝ ﺗﻌﺎﱃ‪}:‬ﺍﻟﺬﻳﻦ ﻳ‪‬ﻨﻔﻘﻮﻥ ﰲ ﺍﻟﺴ‪‬ﺮﺍﺀ ﻭﺍﻟﻀ‪‬ﺮﺍﺀ‪ ،‬ﻭﺍﻟﻜﺎﻇﻤ ‪‬‬
‫ﺻﻔﺎﺕِ ﺍﻟﺮ‪‬ﺟ‪ِ ‬ﻞ ﺃﻥﹾ ﻳﻜﻮ ﹶﻥ ﺻﺎﺑﺮﹰﺍ ﺷﺎﻛﺮﺍﹰ‪ ،‬ﻻ ﺟﺎﺯﻋﺎﹰ ﺟﺎﺣﺪﺍﹰ‪.‬‬
‫‪ِ -2‬ﻣﻦ ﺧﲑ ِ‬
‫ﻉ ﰲ ﺍﳌﻴﺪﺍﻥ ﻣﺴﺘﻌﺬِﺏ‪ ‬ﺍﳌﻮﺕ ﰲ ﺳﺒﻴﻞ ﺍﷲ‪.‬‬
‫‪ -3‬ﺍﻟﺸﺠﺎ ‪‬‬
‫‪ -4‬ﺍﻟﻔﺎﺭﺱ‪ ‬ﻣ‪‬ﺴ‪‬ﺘﻘِﻞ ﺟﻮﺍﺩﻩ‪.‬‬
‫ﺴ‪‬ﺘ ِﻌﺪ‪ ‬ﻟﻼﻣﺘﺤﺎﻥِ‪.‬‬
‫ﺐ ﻣ‪ ‬‬
‫‪ -5‬ﺍﻟﻄﺎﻟ ‪‬‬
‫‪ -6‬ﺍﻟﻘﺎﺋﺪ‪ ‬ﺍﳌﺎﻫﺮ‪ ‬ﻳﻌﺮﻑ‪ ‬ﺣ ِﻘﻴﻘﺔﹶ ﻋﺪﻭ‪ِ ‬ﻩ‪.‬‬
‫‪3. Aşağıdaki cümlelerde geçen mübalaga sigalarını belirtiniz.‬‬
‫)ﻋﲔ ﺻﻴﻎ ﺍﳌﺒﺎﻟﻐﺔ ﰲ ﺍﳉﻤﻞ ﺍﻵﺗﻴﺔ‪(.‬‬
‫‪ -1‬ﺍﳌﺆﻣﻦ ﺻﺒ‪‬ﻮﺭ‪ ،‬ﻻ ﺣ‪‬ﺴ‪‬ﺎﺩ ﻭﻻ ﻣ‪‬ﺨﺘﺎﻝ‪.‬‬
‫‪17‬‬
‫ﺨ‪‬ﻴ ِﺮ ﻣ‪ ‬ﻌ‪‬ﺘ ٍﺪ ﹶﺍِﺛﻴﻢٍ ﴿‪﴾12‬‬
‫ﻉ ِﻟ ﹾﻠ ‪‬‬
‫ﲔ ﴿‪ ﴾10‬ﻫﻤ‪‬ﺎ ٍﺯ ‪‬ﻣﺸ‪ۤ‬ﺎ ٍﺀ ِﺑ‪‬ﻨ ِﻤﻴﻢٍ ﴿‪ ﴾11‬ﻣﻨ‪‬ﺎ ٍ‬
‫ﻑ ‪‬ﻣ ِﻬ ٍ‬
‫‪ -2‬ﻗﺎﻝ ﺗﻌﺎﱃ‪ :‬ﻭﻟﹶﺎ ﺗ‪ِ ‬ﻄ ‪‬ﻊ ﻛﹸﻞﱠ ‪‬ﺣﻠﱠﺎ ٍ‬
‫‪20‬‬
‫‪ -3‬ﺍﻟﻄﺎِﻟﺐ‪ ‬ﹶﻓ ‪‬ﻬﺎﻡ‪ ‬ﺩ‪‬ﺭ‪‬ﻭ ‪‬ﺳﻪ‪.‬‬
‫‪ -4‬ﺍﻟﻜﺮﱘ‪ ‬ﻣﻨﺤﺎﺭ ﻣﺎﺷﻴِ‪‬ﺘﻪ ﻟﻀ‪‬ﻴﻮِﻓ ِﻪ‪.‬‬
‫‪4. Aşağıdaki cümlelerde fiil yerine ism-i fâil getiriniz ve ism-i fâilin amelini açıklayınız.‬‬
‫)ﺿﻊ ﺑﺪﻝ ﻛﻞ ﻓﻌﻞ ﰲ ﺍﳉﻤﻞ ﺍﻵﺗﻴﺔ ﺍﺳﻢ ﻓﺎﻋﻞ ﻭﺑﲔ ﻋﻤﻠﻪ‪(.‬‬
‫‪ -1‬ﺍﻟﻘﺎﺿِﻲ ﺍﻟﻌﺎﺩِﻝﹸ ﻳ‪‬ﻌ ِﻄﻲ ﺍﻟﻨﺎﺱ‪ ‬ﺣ‪‬ﻘﻮ ﹶﻗﻬﻢ‪.‬‬
‫‪ -2‬ﺃ‪‬ﻳﻬ‪ِ ‬ﻤﻞﹸ ﺻﺪﻳﻘﹸﻚ ِﺯﻳﺎﺭ‪‬ﺗﻚ‪.‬‬
‫‪ -3‬ﺍﻟﻌﺎﻗِﻞﹸ ﻳﺘﺮ ‪‬ﻙ ﻣ‪‬ﺼﺎﺩ‪‬ﻗ ﹶﺔ ﺍﻟﻜﹶﺴ‪‬ﻮﻝِ‪.‬‬
‫‪ -4‬ﻣﺎ ‪‬ﻳﺴ‪‬ﺘﻐ‪ِ‬ﻨﻲ ﺇﻧﺴﺎ ﹲﻥ ‪‬ﻋﻦ ﺍﻟﻌِﻠﹾ ِﻢ‪.‬‬
‫ﺐ ﺍﳋﲑ‪ ‬ﻟﻠﻨﺎﺱِ‪.‬‬
‫ﺤ ‪‬‬
‫‪ -5‬ﻳ‪‬ﻌ‪‬ﺠ‪‬ﺒِﻨﻲ ﺻﺪﻳﻖ‪ ‬ﻳ‪ ‬‬
‫‪el-Kalem, 68/10-12.‬‬
‫‪18‬‬
‫‪20‬‬
‫)اﻣﻸ اﻟﻔﺮاﻏﺎت ﺑﺎﺳﻢ ﻓﺎﻋﻞ( ‪4. Tablodaki boşlukları istenilen ism-i fâillerle doldurunuz.‬‬
‫ﳎﺮﺩ‬
‫ﺏ‬
‫ﺿ ‪‬ﺮ ‪‬‬
‫‪‬‬
‫ﺏ‬
‫ﺿﺎ ِﺭ ‪‬‬
‫ﹶﻓﺮ‪‬‬
‫ﻓﹶﺎ ‪‬ﺭ‬
‫ﹶﺃ ِﻣ ‪‬ﻦ‬
‫ﺇﻓﹾ ‪‬ﻌﺎ ﹲﻝ‬
‫‪‬ﺗ ﹾﻔﻌِﻴ ﹲﻞ‬
‫ِﺍ‪‬ﻧ ِﻔﻌ‪‬ﺎ ﹲﻝ‬
‫ﻣ‪‬ﻔﹶﺎ ‪‬ﻋ ﹶﻠ ﹲﺔ‬
‫ﺏ‬
‫ﻀﺮ‪ ‬‬
‫ﻣ‪‬ﺘ ‪‬‬
‫ﺻﻞﹲ‬
‫ﻣ‪‬ﻨ ‪‬ﻮ ِ‬
‫ﻧﺎِﺋﻢ‪‬‬
‫ﻋ‪‬ﻔﹶﺎ‬
‫ﻑ‬
‫ﻣ‪‬ﻌ‪‬ﺎ ٍ‬
‫ﹶﻃﻮ‪‬ﻯ‬
‫ﺍﳌﺬﻛﺮ‬
‫ﻣ‪‬ﺴ‪‬ﺘ‪‬ﻀ‪‬ﺮِﺏ‪‬‬
‫ﻣ‪ ‬ﺆ ِﻣﻦ‪‬‬
‫ﺻ ﹶﻞ‬
‫‪‬ﻭ ‪‬‬
‫ﻧﺎ ‪‬ﻡ‬
‫ِﺍ ﹾﻓِﺘﻌ‪‬ﺎ ﹲﻝ‬
‫‪‬ﺗ ﹶﻔﻌ‪ ‬ﹲﻞ‬
‫‪‬ﺗﻔﹶﺎﻋ‪ ‬ﹲﻞ‬
‫ِﺍ ‪‬ﺳِﺘ ﹾﻔﻌ‪‬ﺎ ﹲﻝ‬
‫ﻣ‪ ‬ﹾﻄ ٍﻮ‬
‫ﻣﻔﺮﺩ‬
‫ﻣﺜﲎ‬
‫ﻧﺎﺻِ ‪‬ﺮ‬
‫ﻧﺎﺻِﺮﺍ ِﻥ‬
‫ﲨﻊ‬
‫ﻣﺜﲎ‬
‫ﻣﻔﺮﺩ‬
‫ﲨﻊ‬
‫ﻓﹶﺎ ‪‬ﺭ‬
‫ﻣﻔﺮﺩ‬
‫ﻣﺜﲎ‬
‫ﲨﻊ‬
‫ﺁ ِﻛ ﹲﻞ‬
‫ﺍﳌﺆﻧﺚ‬
‫ﻣﻔﺮﺩ‬
‫ﺍﳌﺬﻛﺮ‬
‫ﻣﺜﲎ‬
‫ﲨﻊ‬
‫ﻭﺍﺟِﺪ‪‬‬
‫ﻣﺜﲎ‬
‫ﻣﻔﺮﺩ‬
‫ﲨﻊ‬
‫ﻗﺎﺋِﻞﹲ‬
‫ﻧﺎﺋِﻞﹲ‬
‫ﺍﳌﺆﻧﺚ‬
‫ﻧﺎﺋﻠﺔ‬
‫ﻣﻔﺮﺩ‬
‫ﺍﳌﺬﻛﺮ‬
‫ﻣﻔﺮﺩ‬
‫ﻣﺜﲎ‬
‫ﲨﻊ‬
‫ﻣﺜﲎ‬
‫ﲨﻊ‬
‫ﻑ‬
‫ﻋ‪‬ﺎ ٍ‬
‫ﻣﺜﲎ‬
‫ﻣﻔﺮﺩ‬
‫ﲨﻊ‬
‫ﺽ‬
‫ﺭ‪‬ﺍ ٍ‬
‫ﻣﻔﺮﺩ‬
‫ﻣﺜﲎ‬
‫ﲨﻊ‬
‫ﺭﺍﻭٍ‬
‫ﺍﳌﺆﻧﺚ‬
‫ﻣﻔﺮﺩ‬
‫ﺍﳌﺬﻛﺮ‬
‫ﻣﺜﲎ‬
‫ﲨﻊ‬
‫ﻃﺎ ٍﻭ‬
‫ﻣﺜﲎ‬
‫ﻣﻔﺮﺩ‬
‫ﲨﻊ‬
‫ﻣ‪‬ﺴ‪‬ﺘ‪‬ﻐ‪‬ﻔِﺮ‪‬‬
‫ﻣﻔﺮﺩ‬
‫ﻣﺜﲎ‬
‫ﲨﻊ‬
‫ﻣ‪‬ﺠ‪‬ﺎ ِﻫﺪ‪‬‬
‫ﺍﳌﺆﻧﺚ‬
‫ﻣﻔﺮﺩ‬
‫ﺍﳌﺬﻛﺮ‬
‫ﺤ‪‬ﺘﻞﱞ‬
‫ﻣ‪ ‬‬
‫ﻣﺜﲎ‬
‫ﲨﻊ‬
‫ﻣﺜﲎ‬
‫ﻣﻔﺮﺩ‬
‫ﺴ‪‬ﺘﻘِﻴ ‪‬ﻢ‬
‫‪‬ﻣ ‪‬‬
‫ﲨﻊ‬
‫ﻣﻔﺮﺩ‬
‫ﺸ‪‬ﺘ ٍﺮ‬
‫ﻣ‪ ‬‬
‫ﺍﳌﺆﻧﺚ‬
‫‪19‬‬
‫ﻣﺜﲎ‬
‫ﲨﻊ‬
‫‪6. Aşağıdaki fiillerin mübalaga sigalarını yazınız.‬‬
‫)ﻫﺎﺕ ﺻﻴﻎ ﺍﳌﺒﺎﻟﻐﺔ ﻣﻦ ﺍﻷﻓﻌﺎﻝ ﺍﻵﺗﻴﺔ‪(.‬‬
‫ﻓﻬﻢ ‪............................‬‬
‫ﻗﺪﺭ ‪............................‬‬
‫ﺑﲎ ‪.............................‬‬
‫ﺴ ‪‬ﻢ ‪............................‬‬
‫‪‬ﺑ ‪‬‬
‫ﺷﻜﺮ ‪............................‬‬
‫ﻗﺘﻞ‬
‫‪............................‬‬
‫‪‬ﻫ ‪‬ﺪﺭ ‪............................‬‬
‫ﺟﺎﻝ ‪............................‬‬
‫‪7. Boşlukları ism-i fâil veya mübalaga sigalarının mef‘ûlleriyle doldurunuz.‬‬
‫)ﺿﻊ ﰲ ﻛﻞ ﻣﻜﺎﻥ ﺧﺎﻝ ﳑﺎ ﻳﺄﰐ ﻣﻔﻌﻮﻻﹰ ﺑﻪ ﻻﺳﻢ ﺍﻟﻔﺎﻋﻞ ﺃﻭ ﺻﻴﻐﺔ ﺍﳌﺒﺎﻟﻐﺔ‪ ،‬ﺃﻭ ﻣﻔﻌﻮﻟﲔ ﺇﻥ ﺍﻗﺘﻀﻰ ﺍﻷﻣﺮ ﺫﻟﻚ‪(.‬‬
‫‪ -1‬ﻣﺎ ‪‬ﻣﻬ‪ِ ‬ﻤﻞﹲ ﺃﺧ‪‬ﻮﻙ ‪.........................‬‬
‫‪ -2‬ﺍﳌﺴ‪ِ ‬ﺮﻑ‪ِ ‬ﻣﺘ‪‬ﻼﻑ‪......................... ‬‬
‫ﺖ ‪............................‬‬
‫‪ -3‬ﺃ ‪‬ﺷﻜﹸﻮ ‪‬ﺭ ﺃ‪‬ﻧ ‪‬‬
‫‪ -5‬ﺍﷲُ ﺗﻌﺎﱃ ﻏﻔﱠﺎﺭ‪.......................... ‬‬
‫ﻂ ‪.......................‬‬
‫ﺠﺒ‪ِ‬ﻨﻲ ﺭﺟﻞﹲ ﻣ‪‬ﻌ‪ٍ ‬‬
‫‪ -6‬ﻳ‪‬ﻌ‪ِ ‬‬
‫‪ -7‬ﻫﺬﺍ ﺍﻟﺸﺎﻫِﺪ‪ ‬ﻗﻮ‪‬ﺍ ﹲﻝ ‪.......................‬‬
‫‪ -8‬ﺃﻣ‪‬ﻜﹾ ِﺮﻡ‪ ‬ﺃﺧﻮﻙ ‪..........................‬‬
‫‪20‬‬
21
ÖZET
İsm-i fail: Fiilden türeyen, fiilin ifade ettiği işi yapan, etken sıfat fiile “ism-i fâil” denir.
‫( ﻗﹶﺎِﺗ ﹲﻞ‬öldüren), ‫( ﺁﻛِ ﹲﻞ‬yiyen), ‫ﻢ‬ ‫ﺎِﻟ‬‫( ﻋ‬bilen)gibi.
Sülâsî fiillerin ism-i fâili (‫ )ﻓﺎﻋِﻞ‬vezninde gelir. Çekimi şu şekildedir:
‫ﺍﳉﻤﻊ‬
(Çoğul)
‫ﺍﻟﺘﺜﻨﻴﺔ‬
(İkil)
‫ﺍﳌﻔﺮﺩ‬
(Tekil)
‫ﻠﹶﺔﹲ‬‫ ﻓﹶﻌ‬،‫ﻞﹲ‬‫ ﻓﹸﻌ‬،‫ﺎﻝﹲ‬‫ ﻓﹸﻌ‬،‫ﻓﹶﺎﻋِﻠﹸﻮﻥﹶ‬
ِ‫ﻓﹶﺎﻋِﻼﻥ‬
‫ﻓﹶﺎﻋِﻞﹲ‬
‫ﺍﳌﺬﻛﺮ‬
(Eril)
‫ﺍﻋِﻞﹸ‬‫ ﻓﹶﻮ‬،‫ﻓﹶﺎﻋِﻼﺕ‬
ِ‫ﻓﹶﺎﻋِﻠﹶﺘﺎﻥ‬
‫ﻓﹶﺎﻋِﻠﹶﺔﹲ‬
‫ﺍﳌﺆﻧﺚ‬
(Dişil)
Sülâsî dışındaki fiillerden (rubâî mücerred, rubâî mezîd ve sülâsî mezîd fiilerden) ism-i
fâilin yapılışı şöyledir: Muzârî fiilin ma'lûmunun muzâraat harfi atılır yerine ötreli bir mîm
getirilir. Sondan bir önceki harfin harekesi eğer kesra değilse kesraya dönüştürülür.
‫ﻒ‬
ٍ ‫ﺼ ﹶﻄ‬
 ‫ ﻣ‬/ ‫ ﺍﺻﻄﻔﻰ – ﻳﺼﻄﻔﻲ‬،‫ﻬِﺪ‬‫ﺘ‬‫ﺠ‬‫ ﻣ‬/ ‫ ﺍﺟﺘﻬﺪ – ﳚﺘﻬﺪ‬،‫ﻠﱢﻢ‬‫ﻣﻌ‬ / ‫ ﻋﻠﹼﻢ – ﻳﻌﻠﹼﻢ‬örneklerinde olduğu gibi.
Arapçada ism-i fâiller şibh-i fiil (fiil benzeri/fiilimsi) denilen ve belirli bazı şartları
taşıdıkları zaman fiil gibi fâil alıp merfu‘, meful alıp mansûb yapabilen kelimeler
içerisinde kabul edilirler.
İsm-i fâil, kendisinden türetildiği malum fiil gibi amel eder. Eğer türetildiği fiil lazım ise
fâil, müteaddi ise hem fâil ve hem de meful alır; fâili merfu‘, mef‘ûlü ise mansûb yapar.
İsm-i fâilin, fâilini ismi zahir olarak alabilmesi için iki ademî (yani olmaması gereken),
beş vücudî (bulunması gereken) şart vardır. Ademî şartlar her halükârda olmamalıdır. Bu
ademî şartlar tahakkuk ettikten sonra vücudî şartlardan bir tanesinin bulunması ism-i
fâilin zahir ismi fâil olarak alabilmesi için yeterlidir.
İsm-i fâilin, fâilini ismi zahir olarak alabilmesi için iki ademî (yani olmaması gereken),
beş vücudî (bulunması gereken) şart vardır. Ademî şartlar her halükârda olmamalıdır. Bu
ademî şartlar tahakkuk ettikten sonra vücudî şartlardan bir tanesinin bulunması ism-i
fâilin zahir ismi fâil olarak alabilmesi için yeterlidir.
Amel edebilmesi için ism-i fâil, musağğar (yani ism-i tasğîr sigasında) ve mevsuf (yani
bir sıfatın mevsufu) olmamalıdır. Eğer ism-i fâil olan kelimenin başında lam-ı tarif (el
takısı) olursa ism-i fâilin ameli için bu şartlardan başka herhangi bir şart aranmaz.
Eğer ism-i fâilin başında el takısı yoksa şu şartlardan birisini taşıması gerekir: 1. İsm-i
fâilin mübteda’dan sonra gelip kendisinin haber konumunda olması, 2. sıfat konumunda
olması, 3. cümle içersinde hal olması, 4. istifham harflerinden birinden sonra gelmesi, 5.
nefî harflerinin birinden sonra gelmesi. İsm-i fâilin zahir ismi mef‘ûl olarak alıp amel
edebilmesi için, bu şartlarla beraber hal (şimdiki zaman) veya istikbal (gelecek zaman)
zamanlarından birine delalet etmesi de şarttır.
22
Mübalaga sîgası: Bir varlıkta bir niteliğin aşırı derecede bulunduğunu gösteren, fiilden
türeyen, sıfat cinsinden kelimelerdir.
(çok bilen) ‫ﻢ‬ ‫ﻋﻠِﻴ‬ (çok bilen) ‫ﺔ‬‫ﻋﻠﹼﺎﻣ‬ (çok yalan söyleyen) ‫ﺏ‬
 ‫ ﹶﻛﺬﹼﺍ‬gibi.
( ...‫ﺎﻝﹲ‬‫ ﹶﻓﻌ‬، ‫ﺎﻟﹶﺔﹲ‬‫ ﹶﻓﻌ‬،‫ﻮﻝﹲ‬‫ )ﹶﻓﻌ‬gibi pek çok sîgaları vardır. İsm-i fâilin mübalaga sigaları da ism-i
fâilin ameli için gerekli şartları taşıdıkları zaman fiil gibi amel ederler. Bu açıdan ism-i
fâil ile mübalaga sigaları arasında herhangi bir fark yoktur.
8.5. DEĞERLENDİRME SORULARI
1. (.................. ‫ﺧﻮﻙ‬
 ‫ ِﻤ ﹲﻞ ﺃ‬‫ﻣﻬ‬ ‫ )ﻣﺎ‬cümlesindeki boşluğa aşağıdaki kelimelerden
hangisi uygundur?
a) ‫ﻪ‬‫ﻭﺍﺟﺒ‬
b) ‫ﻪ‬‫ﻭﺍﺟﺒ‬
c) ‫ﻭﺍﺣِﺒ ِﻪ‬
d) ‫ﻭﺍﺟﺐ‬
e) ٍ‫ﻭﺍﺟﺐ‬
2. (‫ﻰ‬
 ‫ﻗ‬‫ )ﻭ‬fiilinin ism-i fâili aşağıdakilerden hangisidir?
a) ‫ﻭﺍﻗِﻲ‬
b) ‫ﻭﺍﻕ‬
c) ٍ‫ﻭﺍﻕ‬
d) ‫ﻭﺍﻗِﻊ‬
e) ‫ﻭﺍﻗﹰﺎ‬
3. (.‫ﻚ‬‫ﻊ ﺻﺪﻳﻘﹸﻚ ﻣﻌﺎﻭﻧﺘ‬ ‫ﺎﻧ‬‫ )ﻣﺎ ﻣ‬cümlesinde ism-i fâilin amel etme sebebi nedir?
a) Harf-i tarif alması
b) İstifham edatından sonra gelmesi
c) Haber olarak gelmesi
d) Nefî edatından sonra gelmesi
e) Hâl konumunda olması
4. ( .................. ‫ﻂ‬
ٍ ‫ )ﻳﻌﺠﺒﲏ ﺭﺟﻞ ﻣﻌ‬cümlesinde boşluğu aşağıdakilerden
hangisi en uygun şekilde tamamlar?
a) ‫ﻗﻠﻤﺎ‬
b) ‫ﻋﻘﻠﻪ‬
23
c) ‫ﺍﻟﻌﺎﻗﻞﹸ ﺭﺃﻳﻪ‬
d) ‫ﻋﺎﱂ‬
e) ‫ﻛﻞﱠ ﺫﻱ ﺣﻖ ﺣﻘﹼﻪ‬
5. Aşağıdakilerden hangisi mübalaga sigasının amel etme şartlarından biri
değildir?
a) İstifham edatından sonra gelmesi
b) Haber olarak gelmesi
c) Nefî edatından sonra gelmesi
d) İsm-i tasgir kalıbında olması
e) Hâl konumunda olması
DEĞERLENDİRME SORULARI CEVAP ANAHTARI
1) A
2) C
3) D
4) E
5) D
24
8.6. KAYNAKLAR
Birgivî, Muhammed, İzhâru’l-esrâr, Erzurum 1998.
Çöğenli, Mehmet Sadi, Arapça Dilbilgisi Sarf, İstanbul 2008.
Çörtü, Mustafa Meral, Arapça Dilbilgisi Sarf, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları,
Altıncı Baskı, İstanbul 2006.
el-Hâmid, Abdullah b. Hâmid ve diğerleri, Silsiletu Ta‘lîmi’l-lugati’l-‘Arabiyye: es-Sarf, Câmiatu
Muhammed b. Suûd el-İslâmiyye Ma‘hedu Ta‘lîmi’l-lugati’l-‘Arabiyye li gayri’-nâtıkîne bihâ, İkinci Baskı,
Riyad 1994.
el-Hamlâvî, Ahmed, Şeze’l-‘arf fî fenni’s-sarf, el-Mektebetu’l-‘Asriyye, Beyrut 2008.
Yıldırım, Suat, Kur'an- ı Hakim ve Açıklamalı Meali, İstanbul 2001.
25
Download

ﺪﻣ - sauPORT - Sakarya Üniversitesi