'BiZi BURAYA SiZ GETiRMEDiNiZ'
Dünya Ekonomik Forumu'nun İstanbul'daki
özel toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı
Erdoğan, "Biz sizinle, medyanın attığı
başlıklarla buraya gelmedik.
D
ünya Ekonomik Forumu'nun "Bölgesel Kalkınma
için Kaynakların Ortaya Çıkarılması" başlıklı özel
toplantısı dün İstanbul'da başladı. Bugün sona
erecek toplantıya 70'ten fazla ülkeden yaklaşık 600 üst düzey
katılımcı iştirak edecek. Cumhur-
başkanı Recep Tayyip Erdoğan, forumun açılış toplantısında
yaptığı konuşmada, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarına tepkisini sürdürdü. Erdoğan, bunlara 'Hadi siz yolunuza, biz yolumuza' denilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Biz
kredi derecelendirme kuruluşlarıyla, medyanın attığı başlıklarla
buraya gelmedik ki. Biz, işadamlarımız, çiftçimiz ve sanayicimizle buraya geldik. Bundan sonra da yine onlarla beraber
yürüyeceğiz. Eğer bu tür kuruluşlar, siyasi kararlar vererek
ülkelerin kaderi üzerinde baskı oluşturmaya çalışırlarsa, bu
dünyada ekonomik noktada da adaletin maalesef tamamıy la
yok edilmiş olması anlamına gelir" ifadelerini kullandı.
onom
HERKES iÇiN EKONOMi POLiTiKA
30 EYLÜL 2014 Salı
KDV dahil 25 Krş
www.ekonomigazetesi.net
G-20 BAŞKANLIĞIMIZDA KÖPRÜ
GöREViüSTLENECEGiZ
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Türkiye'nin 1 Aralık
itibariyle G20 dönem başkanlığını alacağını belirterek,
bu görev sırasında gelişmiş ülke ler ile gelişmekte olan
ülkeler arasında köprü görevi göreceklerini söyledi.
D
ünya Ekonomik Forumu (WEF) toplantısında
yaptığı konuşmada Babacan, "Bu dönemde
KOBİ'lerle ilgili özel bir çalışmamız olacak.
KOBİ'lerin önemini gelişmiş ve gelişen ülkelerin gündemine getireceğiz. En az gelişmiş ülke grubu ile
gelişmiş ülkeler arasında köprü görevi yapacağız"
dedi.
Türkiye'nin içinde bulunduğu coğrafyanın zor bir
coğrafya olduğunu söyleyen Babacan, bölgedeki
ekonomik işbirliklerinin güçlenmesinin kalıcı ve istikrarlı barış ortamının gereği olduğunu vurguladı.
cağını düşünüyoruz. Ekonomik bağlılık doğru kurgularla yapılırsa bu kalıcı barış için önemli hale geliyor"
dedi.
Türkiye'nin son 12 yılda önemli bir dönüşüm yaşadığını
söyleyen ve OECD içinde gelir dağılımını en hızlı düzelten ülke olduğunu söyleyen Babacan, önümüzdeki
dönemdeki öncelikleri, gerçek bir hukuk devleti olmak,
tasarruf oranlarını artırmak, yüksek katma değerli
ürünlere yönelmek ve eğitimde reform olarak sıraladı.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da WEF kapsamında
dün yaptığı konuşmada, 1 Aralık 2014'den itibaren
Türkiye'nin G20'nin dönem başkanlığını üstleneceğini
Babacan, "Kuzey Afrika, Ortadoğu, Kafkaslar ve
Orta Asya'yı düşündüğünüzde bazı ülkeler doğal belirterek, "Uluslararası ticaretin ve yatırımların
desteklenmesine önem veriyoruz. Çok taraflı ticaretin
kaynaklar açısından zengin, bazısı daha fakir.
güçlendirilmesini temel öncelik olarak belirledik.
Biz bu ülkelerin ekonomik olarak birbirlerine
Altyapı başta olmak üzere yatırımlara önem vereceğiz"
bağlanmaları ile istikrar ve barışın daha kalıcı
dedi.
olaBaşta IMF olmak üzere gelişmekte olan
piyasaların temsilinin iyileştirilmesine
devam edileceğini kaydeden Erdoğan, "Dengeli finansman ve
düşük gelirli ülkelere ilBaşbakan Ahmet
işkin güçlü vurgu
önceliklerimiz
Davutoğlu, AVM'lerde esnafa özel
arasındadır"
mekânlar ayıracaklarını belirterek, "Bu
dedi.
E KURBAN
Y
'
M
ET
V
A
M
I
F
A
B
N
merkezlerde yüzde 5 kota sağlayacağız. Esnafı
AVM'ye kurban etmeyeceğiz" dedi.
ES
aşbakan Ahmet
Davutoğlu, Ahilik Haftası
için gittiği Kırşehir'den
esnaf ve sanatkârlara güvence
verdi. "Esnafı AVM'lere kurban etmeyeceğiz"
diyen Davutoğlu, alışveriş merkezlerinin içinde
esnafa yüzde 5 kota ayrılacağını söyledi.
Davutoğlu, "Bunu yapmayan AVM'ler faaliyetlerini
de yerlerine getiremeyecekler. Yine bu merkezlerde
unutulmuş sanatlarla ilgili yerler, özel mekânlar
ayıracağız" dedi. Davutoğlu, alışveriş merkezlerindeki
işadamlarına da seslenerek, bir gelenek başlatmalarını
istedi.
DUA BEREKETİ
Alışveriş merkezlerindeki mağaza sahiplerinin de
duayla işe başlamasını öneren Davutoğlu, şöyle
konuştu: "Nasıl Ahilik her zaman duayla açar. Siz
de alışveriş merkezlerini dualarla, helal rızıkla
bereketlendirin. Dükkânlarınızı açarken, işinize
başlarken bu Ahilik geleneğini oralara taşıyın."
Davutoğlu, esnafı, "toplumun omurgası" olarak
tanımladı.
EY
i
Z
DOLAR iÇiN
endişe etmeyin
enizli'de bulunan Ekonomi Bakanı
Nihat Zeybekci, dolardaki hareket
lilik konusunda endişeye gerek olmadığını söyledi. Vatandaşa "rahatsız olmayın"
mesajı veren Zeybekci, "Dolarda 2.15-2.25 aralığının bizim istediğimiz aralık oldu ğunu hep
söyledik. İhracatımızı teşvik edici, ithalatımızı
da cazip olmaktan çıkarıcı bir seviyedir. Endişe
etmemek lazım. Bunu speküle edenlerin spekü
lasyonlarına da alet olmamak lazım" dedi. Zeybekci, eylül ihracatının ilk 8 ayın ortalamasının
üzerinde olacağını da vurguladı. S.16’da
D
HiSARCIKLIOĞLU DEİK
YÖNETiMiNDEN AYRILDI
OBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu,
Ekonomi Bakanlığına bağlı olarak
kurulan yeni DEİK Yönetim Kurulu
Üyeliği'nden istifa etti. Hisarcıklıoğlu, yazılı
açıklamasında, Yeni DEİK'in bugün yapılacak
ilk yönetim kurulu toplantısı öncesinde, 27
Eylül saat 19.00'da toplanan TOBB Yönetim
Kurulunda yeni DEİK'in yönetim kurulunda
yer almaması hususunda görüş birliğine
vardığını bildirdi. Haberi S.2’de
T
TüRKiYE BüYüK BiR
REKORA IMZA ATTI!
KIRŞEHİR'E HIZLI TREN
Davutoğlu, Kırşehir'in rüyasını bildiğini
belirterek, şehre hızlı tren müjdesi verdi.
Kırşehir-Aksaray-Ulukışla hattının
açılacağını söyleyen Davutoğlu, "Bunların
proje çalışması tamamlandı. Uygulama
aşamasına gelindi. Bundan sonra Kırşehir
ile ilgili her adımı atacağız" dedi.
Doların kaymağını kim yedi? Tüketici güven endeksi arttı B
ürkiye'de kriz algısı oluşturmak
için yapılan $ operasyonu reel sektöre 27.3 milyar TL'ye mal oldu. Kamuya 17 milyarlık fatura çıkarken, paralarını
dövizde tutanların 20 günlük kârı ise 18 milyar
TL'ye ulaştı.Türkiye'yi siyasi olarak dizayn etme
planı sandıktan dönen lobinin haftanın son işlem
gününde, kaos görüntüsü oluşturmak için gerçekleştirdiği operasyonun faturası millete çıktı. $ ve
faizdeki oyunun kaymağını ise her zaman olduğu
gibi küçük bir zümre yedi.Türkiye'de kriz
havası oluşturmak için yapılan bu operasyonun en ağır faturası reel sektöre yani üreten, istihdam yaratan ve ülkeyi büyüten sanayiciye çıktı.
Türkiye'de haziran sonuda reel sektörün döviz açık
pozisyonu 179.4 milyar $ seviyesinde bulunuyor.
T
Ekonomi
3
DEİK’İN YENİ BAŞKANI
BELLİ OLDU!
BORSA
üketici güven endeksi, eylülde bir önceki aya göre yüzde 1 arttı.
Ağustosta 73,2 olan endeks, eylülde 74 değerine yükseldi. Türkiye
İstatistik Kurumu (TÜİK), eylül ayına ilişkin tüketici güven endeksi verilerini açıkladı.TÜİK ve Türkiye Cumhuriyet Merkez
Bankası işbirliği ile yürütülen tüketici eğilim anketi sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi, eylül ayında bir önceki
aya göre yüzde 1 arttı. Ağustosta 73,2 olan endeks, eylülde
74 değerine çıktı.Ağustos ayında 99,8 olan genel
ekonomik durum beklentisi endeksi yüzde 2,3 artarak, eylülde 102,1 oldu. Bu artış, gelecek 12
aylık dönemde genel ekonomik durumun
daha iyi olacağı yönünde beklentisi olan
tüketicilerin sayısının bir önceki aya
göre arttığını gösteriyor. Gelecek 12 aylık
dönemde işsiz sayısı beklentisi endeksi 1,3
artarak, eylülde 78,7 değerine yükseldi.
T
5
Muhasebe
BAĞ-KUR’LULARIN
BORCU SİLİNECEK Mİ?
Gündem
8
KiMSE TÜRKiYE'Yi
TEHDiT EDEMEZ
ilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı
Fikri Işık, Türkiye'nin son 3 yılda
Avrupa KOBİ Haftası etkinliklerinde
37 ülke arasında üst üste birinci olarak büyük
bir rekora imza attığını belirtti. Işık, Avrupa
KOBİ Haftası dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, Avrupa KOBİ Haftası etkinlikleriyle KOBİ'lerin ülke gündeminde daha fazla yer
tutmasının amaçlandığını ifade etti. S.3’de
Faruk BAKAÇ
Güne Bakış
Gündemde Neler Var?
Yazısı S.4’de
Evina Méne
RONİ
YÜREK BUNA NASIL DAYANSIN?
Yazısı S.10’da
Süleyman GÖKSU
KURBANDA TEMİZLİK VE
ETİN MUHAFAZASI
Yazısı S.10’da
2
30 EYLÜL 2014
Ekonomi
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
BESİ İTHALATINA 100 BAŞ SINIRI
urban Bayramı’ndan sonra fiilen
başlaması beklenen ithalat için
K
100 baş hayvan sahibi olma şartı
getirildi. İşletmesinde 100 baş
hayvanı olmayan kişi ve işletmelerin
ithalat başvurusu dikkate
alınmayacak.Besilik dana ithalatı
yapmak isteyen kişi veya işletmelerin
en az 100 baş besi hayvanın sahip
olma şartı getirildi. Kurban Bayramı
sonrasında başlayacak ithalatın
şartları belirlendi. Buna göre bir kişi
veya işletmenin besilik dana ithal
edebilmesi için en az 100 baş besi
hayvanına sahip olması gerekiyor.
İşletmesinde 100 baş hayvan
olmayanların başvuruları dikkate
alınmayacak. Ayrıca 100 baş hayvan
sahibi kişi veya işletme en çok 40 baş
besi ithal edebilecek. Gıda, Tarım ve
Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık
Genel Müdürlüğü, besilik dana
ithalatında uygulanacak şartları
belirledi. Besilik Sığır İthalatı Teknik
Şartnamesi’ne göre, bakanlığın
internet sayfasında yayınlanan ve
hastalık nedeniyle yasak konulan
ülkeler dışında kalan tüm ülkelerden
besilik dana ithalatı yapılabilecek.
İthal hayvanların satışı yasak
Şartnamede ithal edilecek
hayvanlarda aranacak şartlar ise
şöyle sıralanıyor: “İthal edilecek
besilik sığırlar etçi ve kombine ırkların
saf veya melez erkekleri olacaktır.
Sütçü ırklar ile bunların melezleri
alınmayacak. Ülkeye girişte
hayvanların her birinin yaşı 12 aydan
küçük ve ağırlığı 300 kilogramdan az
olacak. Hayvanlar, kendi ırk
özelliklerini taşıyacak ve herhangi bir
fiziki kusur (ayak, göz, kulak vb.
kısımlarında) bulunmayacak.
Seçilecek hayvan üzerinde bireysel
tanımlamayı sağlayan işaret (küpe ve
elektronik kulak küpesi/mikroçip)
bulunacak. Ayrıca hayvan, bireysel
tanımlama numarası, yaş, cinsiyet ve
ırk bilgileri ile uyumlu kimlik
belgesine sahip olacak. Sağlık ve
teknik muayenesi yapılmayan ve
kontrolden geçirilmeyen, seçim
heyetince seçilmeyen ve hazırlanan
seçim listesinde kulak küpe numarası
yer almayan hiçbir hayvanın
ithalatına izin verilmeyecek. İthal
edilecek hayvanlar bakanlığı
tarafından belirlenen sağlık ve teknik
şartlarına uygun olmalı.”
En az 100 baş fiili kapasiteli ve
karantinaya uygun işletmesi olan kişi/
firmaların ithalat başvurularını kabul
edecek Gıda, Tarım ve Hayvancılık
Bakanlığı ithal edilecek hayvanların
satışını da yasaklıyor. Besilik Sığır
İthalatında Uyulması Gereken Usul ve
Esaslar Hakkında Talimatı’nda
ithalatta uyulması gereken kurallar
ise şöyle: “İthalatına izin verilecek
besilik sığır sayısı, işletme kapasitesi
ve işletmede mevcut yerli orijinli
erkek besi hayvanı sayısı dikkate
alınarak belirlenir.
İşletme sahibi, işletmesindeki mevcut
Erdoğan Türkiye'nin sloganını açıkladı
Cuhmurbaşkanı Erdoğan TİM "Türkiye Markası" tanıtım programında konuştu.
uhmurbaşkanı Erdoğan TİM "Türkiye
Markası" tanıtım programında
C
önemli açıklamalarda bulundu:
İşte Erdoğan'ın o konuşması:
Bugün tüm dünya tarafından tanınacak
Türkiye Markası beni heyecanlandırıyor.
Paramızdan 6 sıfır attığımızda da önce
yeni banknot çıkardık. Sonra bu yeni
ismini de kaldırarak Türk Lirası'nı eski
itibarına kavuşturduk.
"GÜCÜ KEŞFET"
Başka bir deneyimi de Türk Lirası
Logosunda yaşadık. Bugün de ekonomi
bakanlığımız ve TİM tarafından
hazırlanan logomuzu tanıtıyoruz.
Türkiye'de üretilen ürünlerde bundan
sonra made in Turkey yerine bu logo
kullanılacak.
Sloganımız: Gücü keşfet
Çeviri de potansiyel yerine de güç
kelimesinin kullanılacağının daha iyi
olacağını düşünüyorum. Emeği geçen
herkese teşekkür ediyorum.Şu andan
itibaren slogana ve logoya eleştiriler
gelecektir. Türk Lirası'nda da böyle
olmuştur. Milletimiz logoyu ve Türk
Lirası'nı hemen benimsedi.Bizim
ihracatçılarımız, kobilerimiz yeniliğe
hemen alışıyorlar.
THY BUNU DÜNYAYA TAŞIYACAK
THY gibi markamızın bu logo ve slogana
sahip çıkmasını ve dünyadaki tüm
ülkelere taşıyacağını biliyorum.
Barcelona'yı taşırsın ama asıl bunu
taşımak zorundasınız.
Bu logoyu basacak çok daha fazla
markamız olması lazım. Türkiye
ekonomisi marka ihtiyacına ihtiyaç
vardır. Enerjimizin bir kısmını bu marka
konusuna odaklanmalıyız.Yenilikçi bir
gençliğe sahibiz. Dünyanın her yerinde
girişimcilerimiz var.ABD'ye gittiğimizde
bir teknoloji firmasının dükkanının 24
saat açık olduğunu gördük. İnsanlar bu
telefona sahip olabilmek için sıraya
giriyorlar. Aslında satılan telefon değil o
telefonun markası.
Bunlar devletçi bir mantıkla olmadı.
Özel sektörün önünü açtık. Ya yol
bulacağız ya da yol açacağız.Belli
çevrelerden pompalanan karamsarlığa
kimse inanmasın. Türkiye'nin
ekonomisi hiç olmadığı kadar güçlü.
DÜNYADA 3. SIRADAYIZ
Bazı kredi derecelendirme kuruluşları
var. Batmakta olan ülkelerin notunu 6
derece yükseltiyor. Türkiye'nin notunu
düşürüyorlar. Güya Türkiye'yi dünyada
küçük gösterecekler. Biz buraya
bunlarla gelmedik.Biz buraya
esnafımızın, çiftçimizin,
sanayicilerimizle geldik. Biz manşetlerle
BÜYÜK MARKALARA İHTİYACIMIZ VAR
ABD ekonomisini ayakta tutan ve
büyütenler bu tür markalar. Türkiye
geçmişte yaşanan tüm olumsuzluklara
rağmen büyük markalar oluşturdu.
Bunlar bir elin parmakları kadar. Daha
fazla tanınmış markalara ihtiyacımız
var.
Türkiye ihracatçılar Birliği'ne teşekkür
ediyorum. Hedeflerine ve hedeflerimize
ulaşacaklarını biliyorum. Asla
vazgeçmeyin.2023 hedeflerini hayal gibi
görenler sizi karamsarlığa itmesin. 2002
yılında 230 milyar dolarken. 2013'te 820
milyar dolar olacağını söyleseler buna
kim inanırdı?
2013 büyümemiz yüzde 4. Bu oranla en
çok büyüyen ülkeler arasındayız. İkinci
çeyrekte yüzde 2.5 bile büyük bir başarı.
Sizler çalıştınız ve başardınız. Son
Ağustos ayında 157 milyar dolarlık
ihracat yapıldı ve yeniden rekor kırıldı.
HİSARCIKLIOĞLU, DEİK
YÖNETİMİNDEN İSTİFA ETTİ
ifat Hisarcıklıoğlu, yazılı
açıklamasında, Yeni DEİK'in
R
bugün yapılacak ilk yönetim
kurulu toplantısı öncesinde, 27
Eylül saat 19.00'da toplanan
TOBB Yönetim Kurulunda yeni
DEİK'in yönetim kurulunda
yer almaması hususunda
görüş birliğine vardığını
bildirdi.
dışa açılma hamlesinin bir
parçası olarak, Türkiye
Türkiye
Odalar ve Borsalar
(TOBB)
Odalar ve Borsalar Birliği Birliğinin
18 Temmuz 1986
tarihli yönetim
(TOBB) Başkanı Rifat
kurulu
Hisarcıklıoğlu, Ekonomi
kararıyla
kurulan DEİK,
Bakanlığına bağlı olarak kurulan 28 yılı aşan
deneyimiyle
yeni Dış Ekonomik İlişkiler Türk
iş
dünyasının yurt
Kurulu (DEİK)
dışındaki faaliyetlerini
DEİK'in yeni yapısıyla daha
büyük başarılara imza atması ve
Türkiye'nin dış ekonomik
ilişkilerinde hareket alanını daha da
geliştirmesi temennisinde bulunan
Hisarcıklıoğlu, bugüne kadar ilgili tüm
kamu kurumlarıyla eşgüdümlü çalıştıkları
ve ellerinden gelen desteği verdikleri gibi
bugünden sonra da yeni DEİK'e gereken
desteği vereceklerini kaydetti. Torba Yasa
ile feshedilen ve Ekonomi Bakanlığına
bağlı olarak yeniden oluşturulan DEİK'in
yeni yönetiminin 20 Eylül'de yayımlanan
yönetmelikle Ekonomi Bakanlığı
tarafından atandığını hatırlatan
Hisarcıklıoğlu, Ekonomi Bakanı Nihat
Zeybekci'ye gönderdiği istifa mektubunda
şu ifadelere yer verdi:
"Türkiye'nin 1980 sonrasında
gerçekleştirdiği reformlar ve ekonominin
değil alın teriyle ileri gideceğiz.Gücü
keşfet diyor ya slogan. 5 yıl önce gücü
keşfedemeyenler şimdi bu gücü
keşfediyorlar.2013'te milli gelirimizin
binde 23'ünü mazlumlara ayırdık. Acil
ve insani yardımlarda dünyada ABD ve
İngiltere'den sonra 3. sıradayız. Biz
mazlumların yanında olduk.
destekleyici ana unsur
olmuştur. Bu süreçte Türkiye'nin ihracatı 8
milyar dolar düzeyinden 150 milyar doların
üzerine çıkmış; Türk müteahhitleri yurt
dışı operasyonları ile dünyanın en büyük
ikinci gücü olmuş; Türkiye, İtalya ile Çin
arasındaki geniş coğrafyanın en büyük
imalat gücü haline gelmiştir. DEİK de bu
dönemde operasyonlarını giderek
genişletmiş, Türk özel sektörünü küresel
piyasalarda desteklemeyi kendisine şiar
edinmiştir. Ayrıca DEİK, dış ekonomik
ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla Dışişleri
Bakanlığımız, Ekonomi Bakanlığımız,
Kalkınma Bakanlığımız, Gümrük ve Ticaret
Bakanlığımız, Başbakanlık Yatırım Destek
ve Tanıtım Ajansı, Türk İşbirliği ve
Koordinasyon Ajansı başta olmak üzere
tüm kamu kurum ve kuruluşlarımızla
eşgüdüm içinde birçok faaliyet
yürütmüştür. Özellikle 2001 yılında TOBB
Başkanı olmam sonrasında DEİK'in
yapısının güçlendirilmesi ve kurumsal bir
yapıya kavuşturulması için büyük bir çaba
gösterdik. 2004 yılında TOBB Kanunu'nun
yenilenmesi çalışmaları kapsamında
DEİK'e ayrı bir tüzel kişilik
kazandırılmasını sağlamak üzere, 5174
sayılı TOBB Kanunu'na DEİK'e ilişkin özel
hükümler konulması önerimiz, yüce
meclisimiz tarafından kabul gördü.
Böylece, 1986'dan 2004'e kadar TOBB'un
bir parçası olarak faaliyet gösteren DEİK,
özel sektör kuruluşlarının ortaklaşa
kurduğu ve yönettiği kurumsal bir yapıya
kavuştu. Bu kapsamda, 2001'de TOBB dahil
9 olan Kurucu Kuruluş sayısı, 2014
itibarıyla 42'ye yükseldi. 2001 öncesi
finansal sıkıntılar çeken DEİK, 2014
itibarıyla kendi ayakları üzerinde
durabilen bir kurum haline geldi.
81 ilimizdeki iş insanlarımıza daha iyi
hizmet verebilmek adına kurucu
kuruluşların Anadolu'daki teşkilatları
nezdinde 265 DEİK temsilciliği oluşturuldu.
Kurucu kuruluşlarımızla gerçekleştirilen
ortak etkinliklerle söz konusu kuruluşların
üye tabanlarının da DEİK
koordinasyonunda dışa açılmaları
sağlandı. 2001'de 65 olan ikili İş Konseyi
sayımız, Türkiye'nin dünya genelinde
artan etkinliğine bağlı olarak Ağustos 2014
itibarıyla 119'a yükseldi. Ülkemizin hizmet
ihracat kapasitesinin arttırılmasına katkı
sağlamak amacıyla sağlık turizmi, eğitim
ekonomisi, enerji, lojistik, uluslararası
teknik müşavirlik sektörel iş konseyleri
kuruldu.
26 Aralık 2007 tarihli DEİK Yönetim Kurulu
kararı ile yurt dışındaki Türk iş
diasporasının etkin örgütlenmesini
hedefleyen "Dünya Türk İşadamları
Konseyini (DTİK)" kurduk. Türk iş
insanlarının olduğu her ülkede ülke ve
şehir temsilcilikleri kurularak,
örgütlenmenin tabana yayılması sağladık.
Yurt dışındaki Türklerin bir araya
getirilmesinde, aralarında kalıcı iletişim
kurulmasında, ana vatan ile bağlarının
güçlendirilmesinde oldukça önemli ve
anlamlı bir görev üstlendik.
Tunuslu bakandan
Türklerle yatırım çağrısı
unus Endüstri, Enerji ve Maden
Bakanı Bennaceur, Türkiye'deki
T
girişimcileri enerji alanında
yatırım yapmak için ülkesine davet
etti
Tunus Endüstri, Enerji ve Maden
Bakanı Kamel Bennaceur,
ülkesinin 2011'den bu yana
özellikle enerji yatırımı için güvenli
ve istikrarlı hale geldiğini
belirterek, "Türk hükümetini ve
Türk yatırımcıları Tunus'a davet
ediyoruz" dedi.
Bennaceur, Dünya Ekonomik
Forumu'nca düzenlenen
"Gelecekteki Bölgesel Kalkınma
için Kaynakların Ortaya
Çıkarılması" başlıklı toplantıya
katılmak için geldiği İstanbul'da
AA muhabirinin sorularını
yanıtladı.
Enerjinin özellikle Kuzey Afrika'nın
gelişmesi için önemli bir unsur
olduğunu vurgulayan Bennaceur,
Tunus'un komşu ülkeleri Cezayir
ve Libya gibi enerji potansiyelinin
ortaya çıkarılması için yoğun
şekilde çalıştıklarını belirtti.
Bennaceur, Ocak 2011'den bu yana
Tunus'un özellikle enerji yatırımı
yapmak açısından güvenli ve
istikrarlı hale geldiğine dikkati
çekerek, Türk hükümetini ve Türk
girişimcileri enerji yatırımları için
ülkesine davet etti.
Yenilenebilir enerji mevzuatında
iki hafta önce yeni düzenlemeler
gerçekleştirdiklerini anlatan
Bennaceur, "Yeni güneş enerjisi
planı çerçevesinde 1.800
megavatlık güneş ve 1.700
megavatlık rüzgar enerjisi
potansiyelini kullanılır hale
getirmek istiyoruz" diye konuştu.
Enerji yatırımları olmaksızın,
ekonomik gelişmenin mümkün
olmadığının altını çizen Bakan,
Tunus'un uzun vadede
yenilenebilir enerji kaynaklarını
etkin şekilde kullanmayı
hedeflediğini söyledi.
Sadece yenilenebilirde değil tüm
enerji alanlarında da Tunus'un ilgi
odağı olduğunu vurgulayan Bakan
Bennaceur, ülkesinde 60'tan fazla
uluslararası şirketin petrol ve
doğalgaz aramaları yaptığını
kaydetti. Bakan Bennaceur, "Türk
Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO)
ile de bir çok konuda görüşüyoruz
ve görüşmelerin etkin bir şekilde
sonuca bağlanmasını arzu
ediyoruz" ifadesini kullandı.
3
30 EYLÜL 2014
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
DEİK’in yeni başkanı belli oldu!
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Bakanlığı'na eski MÜSİAD
Başkanı Ömer Cihad Vardan getirildi.
0 Eylül tarihinde Resmi
Gazete'de yayınlanan Dış
2Ekonomik
İlişkiler Kurulu ve İş
Rona Yırcalı, Pınar Eczacıbaşı,
Çetin Nuhoğlu ve Zeynep Bodur
Okyay görev alacak.
Konseyi Çalışma Usul ve Esasları
Hakkında Yönetmelik ile
görevlendirilen Dış Ekonomik
İlişkiler Kurulu'nun (DEİK) yeni
Yönetim Kurulu ilk toplantısını
bugün yaptı. Yönetim Kurulu
Başkanlığı'na, aynı zamanda
İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV)
Başkanlığı'nı da yürüten Ömer
Cihad Vardan seçildi.
DEİK Yönetim Kurulu Başkanı
Ömer Cihad Vardan, yaptığı
açıklamada, yeni oluşturulan
DEİK'in, "2023 Vizyonu"
çerçevesinde, Türkiye'nin küresel
ekonomideki ağırlığının ve Türk
şirketlerinin küresel değer
zincirindeki konumu ile marka
değerinin artması için çalışmalar
yapacağını söyledi. Yeniden
şekillenen DEİK'in, çalışmalarını
katılımcı, şeffaf ve paydaşlarına
hesap verebilir bir anlayışla
yürüteceğini dile getiren Ömer
Cihad Vardan, geçiş döneminin en
kısa zamanda tamamlanacağını,
DEİK çalışanlarının ise herhangi
bir hak kaybı oluşmadan yeni
DEİK'te görev alabileceğini
belirtti.
DEİK'ten yapılan yazılı
açıklamaya göre, Çırağan
Sarayı'nda yapılan ve açılış
kısmına Cumhurbaşkanı Recep
Tayyip Erdoğan ile Ekonomi
Bakanı Nihat Zeybekci ve Kültür
ve Turizm Bakanı Ömer Çelik'in de
katıldığı toplantıda, halen İktisadi
Kalkınma Vakfı (İKV) Yönetim
Kurulu Başkanlığı'nı da yürüten
Ömer Cihad Vardan, DEİK
Yönetim Kurulu Başkanlığı'na
seçildi. Yönetim Kurulu ilk
toplantısında görev dağılımı
yaparak, Başkan Yardımcıları,
Sayman Üye ve İcra Kurulu
Üyelerini belirledi. TOBB, TİM,
MÜSİAD, TÜSİAD ve TMB
temsilcileri Yönetim Kurulu
Başkan Yardımcılıklarına seçildi.
Sayman Üye olarak Remzi Gür
belirlendi.
İcra Kurulu üyeliklerinde ise Ömer
Cihad Vardan (Başkan), TOBB,
TİM, MÜSİAD, TÜSİAD, TMB
temsilcileri dışında, Berna İlter,
Latif Aral Aliş, Başaran Ulusoy,
TÜRKİYE BÜYÜK BİR
Çin'den Türkiye'ye
''serbest ticaret'' teklifi
New York'ta bulunan Çin Dışişleri Bakanı
Wang Yi başkanlığındaki Çin heyeti, Dışişleri
Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'na Türkiye ile serbest
ticaret anlaşması yapılması teklifinde
bulundu.
dile getirildiği bildirildi.Görüşmede ayıca ikili
ticaretin arttırılması konusu ele alınırken, Türk
tarafının BM Güvenlik Konseyi geçici adaylığı
konusunda Çin'in desteğini talep ettiği
belirtildi.
Birleşmiş Milletler (BM) 69. Genel Kurul
görüşmeler çerçevesinde New York'ta bulunan
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Wang Yi ile bir
araya geldi. İkili ve bölgesel ilişkilerin
gündeme geldiği görüşmede, Çin tarafının
Çavuşoğlu başkanlığındaki Türk Dışişleri
heyetine, bir serbest ticaret anlaşmasının
imzalanmasının faydalı olacağı düşüncesini
dile getirdiği belirtildi.
Parlamentolararası ilişkilerin geliştirilmesinin
talep edildiği görüşmede, BM ve BM
kuruluşlarıyla işbirliğinin arttırılması
konusunun da gündeme geldiği kaydedildi.
Görüşmede, yüksek hızlı tren projesi hakkında
görüş alışverişinde bulunulurken, savunma ve
nükleer enerji konusunda da işbirliğinin
önemine vurgu yapıldığı bildirildi.
Görüşmede, önümüzdeki dönemde yapılacak
ziyaretlere değinilerek, Çin tarafının
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Çin
Halk Cumhuriyeti'ni ziyaret etme beklentisinin
REKORA İMZA ATTI
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Türkiye'nin son 3 yılda Avrupa KOBİ Haftası
etkinliklerinde 37 ülke arasında üst üste birinci olarak büyük bir rekora imza attığını belirtti.
güçlerinin geliştirilmesi gibi
çok önemli hususlar da yine
Avrupa KOBİ Haftası
çerçevesinde gündeme
aldığımız ana başlıklar.
Ülkemiz son üç yılda Avrupa
KOBİ Haftası etkinliklerinde
37 ülke arasında üst üste
birinci olarak büyük bir
rekora imza attı"
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu bugün ayrıca Laos,
Guatemala, Çin, Kostarika, Singapur,
Afganistan, Eritre, Pakistan, Tayland ve
Kamboçya Dışişleri Bakanları'yla ikili
görüşmeler gerçekleştirdi.
Enerji yatırımları
Maliye'ye yaradı
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) enerji piyasasında dağıttığı
lisanslar, Maliye Bakanlığına gelir olarak döndü. EPDK, geçen yıl
beklentileri yüzde 42 aşarak net 195 milyon 767 bin 758 liralık gelire ulaştı.
Işık, Avrupa KOBİ Haftası
Kamu Koordinatörlüğü
görevini yürüten KOSGEB'in
2013 yılında 300'ün üzerinde
etkinlik gerçekleştirdiğini ve
15 bin kişiye doğrudan
ulaşarak farkındalık
sağladığını belirtti.
- "Kurumsallaşma ve
markalaşma süreçlerine
odaklanacağız"
şık, Avrupa KOBİ Haftası dolayısıyla
yaptığı yazılı açıklamada, Avrupa
IKOBİ
Haftası etkinlikleriyle KOBİ'lerin
ülke gündeminde daha fazla yer
tutmasının amaçlandığını ifade etti.
Avrupa Birliği fonlarından
yararlanmaları için KOBİ'lere rehberlik
ve yönlendirme hizmetlerinin artarak
devam ettiğini belirten Işık, Avrupa
İşletmeler Ağı (AIA) gibi KOBİ'leri
uluslararası ölçekte ön plana çıkaracak
programları da uygulamak için
çalışmaların sürdürüldüğünü kaydetti.
Türkiye'deki işletmelerin ve sivil
toplum kuruluşlarının son 2 yıldır
KOSGEB'in öncülüğünde yapılan
başvurular sonucu Avrupa Girişimciliği
Teşvik Ödülleri'ni aldığını vurgulayan
Işık, şu bilgileri verdi:
Bilim, Sanayi ve Teknoloji
Bakanı Işık, 29 Eylül-5 Ekim
tarihlerinde kutlanacak
Avrupa KOBİ Haftası
dolayısıyla Türkiye'de
KOBİ'lerin kurumsallaşma ve
markalaşma süreçlerine
odaklanacaklarını kaydetti.
"Böylece çalışmalarımızın meyvesini de
toplamış oluyoruz. Avrupa KOBİ Haftası
etkinlikleri kapsamında, KOSGEB
Hizmet Merkezi Müdürlüklerinin kamu
ve sivil kuruluşlarıyla
gerçekleştirdikleri konferans ve
toplantılarla KOBİ ve girişimcilik
konusundaki bilinci artırıyoruz. Aynı
zamanda, AB ile olan ilişkilerin
arttırılması, dış ticaret hacmimizin
yükseltilmesi, KOBİ'lerimizin
uluslararası piyasalarda rekabet
Yıl boyunca konusunda uzman
akademisyen ve profesyonellerin
katılımıyla düzenleyecekleri toplantı,
seminer ve konferanslarla bu iki
konuya dikkat çekeceklerini belirten
Işık, "Ülke ekonomimize katma değer
sağlayacak ürün ve hizmet koşullarını
masaya yatıracak, 2023 vizyonumuza
uygun stratejileri araştırarak daha
güçlü ve etkin kurumsallaşma ve
markalaşma çalışmalarına ağırlık
vereceğiz" ifadesini kullandı.
Türkiye'nin not indiriminde şüpheler artıyor
Maliye
Bakanı
Şimşek,
"Türkiye'ye
ilişkin bir not
indirimi
bence, Sayın
Cumhurbaşk
anımızın
ifade ettiği
gibi 'başka
saiklerle
olabilir'
şüphesini
artırıyor"
dedi.
aliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Türkiye'ye
ilişkin bir not indirimi bence, Sayın
M
Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi 'başka
saiklerle olabilir' şüphesini artırıyor. Büyük
resim, Türkiye'nin mevcut notunun devam
ettirilmesine işaret ediyor" dedi.
"Büyük resme bakmak lazım"
Maliye Bakanı Şimşek, uluslararası kredi
derecelendirme kuruluşu Fitch'in, Türkiye'nin
kredi notu ve görünümüne ilişkin yapacağı
değerlendirmenin sorulması üzerine de şunları
söyledi:
"Şunu görmemiz lazım. Bölgemizde sıkıntılar var
ve bu Türkiye'ye yansıyor ama Türkiye'nin
temelleri sağlam. Bugün kamu maliyesi dengesi
ve bankacılık sektörünün sağlamlığı anlamında
en iyi ülkelerdin biri Türkiye. Türkiye'de cari açık
yüksek ama daralıyor. Bir tek enflasyon problemi
var ama o da geçmiş 12 ayı yansıtan bir enflasyon.
Önümüzdeki 12 aya baktığımızda, enflasyonun
tekrar aşağı yönlü trende girmesi yüksek olasılık.
Şimdi tüm bunları gözardı etmeyelim. Tüm bu
jeopolitik risklere rağmen Türkiye, makul
düzeyde büyüyor. Daha düşük, daha ılımlı bir
büyüme ama daha sürdürülebilir büyüme.Şimdi
büyük resme bakalım; Siyasi istikrar var, kamu
maliyesinde güçlü bir duruş var, Türkiye'nin borç
düzeyi düşük, açığı düşük, cari açık daralıyor,
enflasyon neredeyse zirveyi buldu ve büyüme
makul, sürdürülebilir düzeyde. Peki böyle bir
resme baktığınız zaman sırf jeopolitik gerginlikler
arttı veya Amerikan Merkez Bankası faiz
artırabilir diye Türkiye'nin kredi notunun aşağı
yönlü revize edilmesi bence yanlış olur. Her ne
kadar Amerikan Merkez Bankasının parasal
sıkılaştırmaya gitmesi olasıysa, Avrupa merkez
Bankası deflasyon riskiyle karşı karşıya, onlar da
para politikasını gevşetiyorlar, bunu da
görmemiz lazım. Dolayısıyla büyük resme
bakarsak, Türkiye'ye ilişkin bir not indirimi
bence, Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği
gibi 'başka saiklerle olabilir' şüphesini artırıyor.
EPDK verilerine göre, kurum, geçen
yıl gelir tahminlerini aştı. Kurumun
E
2013 bütçe gelirleri 137 milyon 290 bin
lira tahmin edilirken, yıl sonunda 195
milyon 247 bin liralık gelir seviyesi
yakalandı. Böylece bütçe gerçekleşme
oranı yüzde 142 oldu.
EPDK, geçen yıl en fazla geliri, yeni
yatırım kararları ve devreye giren enerji
yatırımları dolayısıyla malları kullanma
veya faaliyette bulunma izninden
sağladı. Kurum, bu kapsamda 174
milyon 834 bin 619 lira gelir elde etti.
İzin gelirlerinin 72 milyon 330 bin 942
lirası petrol piyasası, 44 milyon 889 bin
688 lirası elektrik piyasası, 36 milyon
597 bin 479 lirası doğalgaz piyasası, 21
milyon 16 bin 509 lirası LPG
lisanslarından sağlandı.
Geçen yıl kurum gelirlerinin, giderlerini
karşılamasıyla oluşan fazla nedeniyle
Maliye Bakanlığına gelir aktarımında
bulunuldu. Kurumun gelir fazlasını
ertesi yılın mart ayı sonuna kadar genel
bütçeye aktarması gerekiyor. Bu
kapsamda, EPDK geçen yıl için genel
bütçeye gelir kaydedilmek üzere 97
milyon 929 bin 170 lira gelir fazlasını
Maliye Bakanlığına sundu. Böylece
2012'de 82 milyon 674 bin 832 lira gelir
fazlası aktaran EPDK, geçen yıl bu
miktarı yaklaşık yüzde 18 artırmış oldu.
Kurumun geçen yıl aktardığı gelir fazlası
2001'den bu yana en yüksek ikinci
miktara karşılık geldi. EPDK, 2006'da
129 milyon 85 bin 873 liralık gelir
fazlasının aktarımını gerçekleştirmişti.
11 yılda 719 milyon lira aktardı
EPDK, 11 yılda 719 milyon 277 bin 803
lira gelir fazlası aktarımı gerçekleştirdi.
4
30 EYLÜL 2014
Borsa Finans
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
Gündemde Neler Var?
10:00_Türkiye Tüketici Güven
Endeksi (Eylül) Önceki: 73.2
Faruk BAKAÇ
·
15:00_Almanya Eylül ayı
TÜFE (öncü-aylık) Beklenti: %0.1 Önceki: %0.0
Şirket Haberleri
KAP Haberleri
·
Asya Bank, 30 Eylül’den itibaren
Gözaltı Pazarı’nda işlem görmeye
başlayacak. Bank Asya, Gözaltı
Pazarı kararına karşı yasal haklarını
kullanacağını açıkladı.
·
Borsa Yönetim Kurulu, Beşiktaş
Futbol'un finansal yapıda alacağı
tedbirleri yıl sonuna kadar
açıklamasını istedi. Devam eden
finansman sıkıntısı ve sermayenin
%60’nın kaybetmesi nedeniyle
uyaran BIST, 31/05/2016
finansallarına yansıyacak şekilde
düzelme olmadığı takdirde payların
pazar değişikliği de dahil olmak
üzere aksiyonların alınacağını
açıkladı.
durumunda ve özsermayesinde
herhangi bir düzelme olmadığı
takdirde Borsa tarafından alınacak
aksiyonların, Şirket paylarının pazar
değişikliği de dahil olmak üzere
belirlenmesi amacıyla konunun
yeniden değerlendirilmesine karar
verildi.
·
Işıklar Yatırım Holding, birleşme
sonrası 1 Ekim'den itibaren Borsa
kotundan çıkarılacak.
·
Aksel Enerji, %100 bağlı
ortaklığı Libadiye Petrol'ü 400 bin TL
bedelle satıyor.
·
Bimeks, Electroworld ile
devralma yoluyla birleşmek
amacıyla eksik evrakları
tamamlayarak yeniden SPK'ya
başvurdu.
Corporation'ın Asya'daki tesislerinde
üretilen ürünleri Sharp markası adı
altında Avrupa'da münhasıran
satıcısı olacak. Anlaşma kapsamında
operasyonların 1 Ocak 2015 itibariyle
başlaması hedeflenmektedir.
·
TSKB, Citi’den 40 milyon dolar
kredi sağladı. 30 milyon doları
ABD’nin resmi kalkınma finansmanı
kurumu Overseas Private Investment
Corporation (OPIC) garantisi altında
bulunan kredi, enerji verimliliği ve
yenilenebilir enerji projeleri ile
küçük ve orta büyüklükteki
işletmelerin finansmanında
kullanılacak.
·
Emlak GYO, yıl sonuna kadar
269 mn lota kadar hisse alımı
konusunda Genel Müdürlüğe yetki
verilmesine karar verdi. Geri alım
kapsamında Nisan ayından bu yanan
alınan pay adedi ise 110,8 mn lot.
·
Çimentaş'ın 4 bağlı ortaklığı ve
iştiraki birleşme kararı aldı.
·
Borsa Yönetim Kurulu,
Fenerbahçe Futbol'u finansal
durumunun düzeltilmesi hususunda
uyardı. Neden olarak şirketin artan
zarar ile birlikte işletme sermayesi
açığının önemli oranda artması
gösterildi.
·
Ansa Yatırım Holding,
sermayesinde Turgay Bektaş'ın sahip
olduğu %16,29 oranındaki toplam
1.629.490 TL nominal değerli
payların, Toptan Satışlar Pazarı'nda
satışı bugün gerçekleştirilecek.
·
Borsa Yönetim Kurulu, Taraf
Gazetecilik'i uyardı. Finansal
durumunu düzeltmesi ve
özsermayesini güçlendirmesi
konusunda alacağı tedbirleri
ivedilikle KAP'ta açıklamasına, söz
konusu tedbirlerle ilgili gelişmelerin
takip edilmesine, Finansal
·
Vestel, Sharp’ın Avrupa’daki
pazarlama ve satış faaliyetlerini
devraldı. Sharp markası lisansı
altında beyaz eşya ürünlerinin
geliştirilmesi, üretimi ve Avrupa'da
satış ve pazarlaması kapsamında
Vestel Beyaz Eşya, kendi
fabrikalarında ve Sharp
·
Şeker Piliç, iflas erteleme ile
ilgili davanın hisse satış görüşmeleri
nedeniyle 21 Kasım’a ertelendiğini
bildirdi.
·
NBG, Finansbank'ın %5 payını
IFC'den aldı, pay oranı %99,81'e
ulaştı.
Basında Şirket ve Sektör Haberleri
·
Doğalgaz ve elektrik zammı ile
ilgili karar bugün verilmesi
bekleniyor. Enerji bakanı Yıldız,
doğalgaz ve elektrik zamları
konusunda ”Zam için Pazartesi’ye
kadar zamanımız var” dedi.
Dolar Merkez Bankası'nın müdahale
açıklamasına rağmen yükseliyor
·
15:30_ABD Kişisel
Gelirler (Ağustos) Beklenti:
%0.3 Önceki: %0.2
·
15:30_ABD Kişisel
Tüketim (Ağustos) Beklenti:
%0.4 Önceki: -%0.1
·
17:30_ABD Dallas Fed
İmalat Sanayi Aktivite Endeksi
(Eylül) Beklenti: 10.5 Önceki:
7.1
·
Hazine ihaleleri…
Çarşamba günü 12,4 mr TL’lik
itfası bulunan Hazine, ikisi
bugün ikisi yarın olmak üzere
bu hafta toplam 4 adet tahvil
ihracı gerçekleştirecek. Hazine
bugün 5 yıllık sabit kuponlu
tahvilin yeniden ihracı ile 10
yıllık TÜFE’ye endeksli
tahvilin ilk ihracını
gerçekleştirecek.
DÜNYA
·
Libya, terör grupları ile
mücadele için uluslararası
yardım istedi… Libya Dışişleri
Bakanı Agile Saleh Essa, BM
Genel Kurulu'nda yaptığı
konuşmada, ülkesindeki
durumun giderek kontrolden
çıkmakta olduğu uyarısında
bulunarak, terör grupları ile
mücadele için uluslararası
yardım çağrısı yaptı.
TÜRKİYE
·
Türkiye’nin beyaz listeye
dâhil edilmesini sağlayacak
özel ekibin Ankara’ya geldiği
bildirildi… Star Gazetesi'nden
Ercan Baysal'ın haberine göre,
Türkiye’ye kara para aklama
ve terörün finansmanının
önlenmesine yönelik
çalışmalar konusunda karne
verecek ekibin notu beyaz
listeye çıkış için kritik öneme
sahip. Maliye Bakanı Mehmet
Şimşek’in yanı sıra, Mali
Suçları Araştırma Kurulu
(MASAK), Türkiye Bankalar
Birliği (TBB) ile de bir araya
gelen heyetin raporunun
ardından Türkiye’nin Ekim
ayında yapılacak toplantıda
gri listeden kurtulup beyaz
listeye çıkmasına karar
verilecek.
·
Barroso: Üyelik için
kestirme bir yol yok… AB
Komisyonu Başkanı Jose
Manuel Barroso, Türkiye için
üyeliğe giden kestirme bir yol
olmadığını belirterek,
"Türkiye’nin bu kamusal
tartışmadan da, reformlardan
da, AB ile gerçek bir ortak
angajmandan da geçmesi
gerekiyor." dedi. Hürriyet
Gazetesi'nden Cansu
Çamlıbel'e açıklamalarda
bulunan Barroso, "Avrupa
Birliği’nin Türkiye’nin
reformlarına her zaman arka
çıktığını vurgulamak isterim.
Türkiye, AB’ye katılım öncesi
yardım fonlarından en fazla
yararlanan ülke. 2007-2013
arasındaki dönemde
toplamda 4.8 milyar Euro
yardım aldı. Bir sonraki
dönemde, yani 2014-2020
arasında, Türkiye 4.5 milyar
Güngör URAS
Elektrik ve gazda zam
an meselesi
Enerji Bakanı Taner Yıldız müjdeyi verdi(!).
‘Doğalgaz ve elektrik zammı gecikti’ diye üzülenler
(büyük olasılıkla) akşama - sabaha muratlarına
erecek. Doğalgaz ve elektrik zamları açıklanacak.
Doğalgaza Ekim 2011’de yüzde 14.3, 1 Nisan 2012’de
yüzde 18.7 ve 1 Ekim 2012’de 9.8 zam yapılmıştı.
2011 - 2012 döneminde doğalgaza yapılan zam
toplam yüzde 48.9 idi.
Aynı dönemde elektriğe de sırasıyla yüzde 9.57,
yüzde 8.10 ve yüzde 9.81 zam yapıldı. Elektrik
fiyatları 3 zamdan sonra yüzde 30 arttı.
Son zammın yapıldığı 1 Ekim 2012 tarihinde dolar
1.78 TL idi. Dolar şimdilerde 2.25 TL’den satılıyor.
Dolar fiyatı yüzde 26 dolayında arttı. (Doğalgaz
ithal fiyatlarının ne olduğu ve nasıl değiştiği ise
açıklanmıyor.)
BD’de faizlerin beklenenden
erken ve daha hızlı artaA
cağına ilişkin işaretlerin art-
de doların yükselişinde etkili
oluyor.
masıyla tırmanıyşa geçen dolar
2.28 lirayı da aştı. Dolar 2,2840
TL ile 8 ayın zirvesine ulaştı.
BU HAFTA GÜNDEM ÇOK
YOĞUN
Bu hafta yurtiçinde Fitch'in
Cuma günü kredi görünümümüz
hakkında yayınlayacağı değerlendirme raporu haftanın en
önemli gündem maddesi olacak.
Bunun haricinde enflasyon ve
PMI verileri takip edilecek.
Eylül ayı başında 2.15 lirada olan
dolar yeni haftaya 2.27 liranın
üzerinde başlayarak 2.2840 liraya kadar çıktı. Dolar 8 ayın
zirvesini gördü. Saat 11:50
itibariyle dolar 2.2820 TL'de
seyrediyor.
merkez bankası, geçen hafta
doların 2.26 lirayı aşması üzerine
haftalık döviz satış miktarını 10
milyon dolardan 40 milyon
dolara yükselttiktan sonra dolar
haftanın son günü 2.25 lira
düzeyine gerilemişti.
Ancak geçen hafta ABD'de geçen
haftanın son işlem gününde beklentiler doğrultusunda yüzde 4,6
arttığı açıklanan 2. çeyrek gayri
safi yurt içi hasıla (GSYH) verisi
Gedik Yatırım piyasa bülteninde
enflasyondaki yüksek seyir ve
kredi notu ya da not
görünümünde bir revize gelmesi
ihtimali nedeniyle her iki
gelişme de piyasasının seyri
açısından son derece önemli
olumlu olduğu belirtildi. Uzmanlar jeopolitik gelişmelerin de
doların hareketi üzerinde önemli
olabileceğini Türkiye'nin IŞİD'e
karşı askeri harekatına katılması
için Perşembe TBMM'ye gelecek
teskerenin de piyasaların
odağına girebileceğini belirtiyor.
olar sabah saat 8'den itibaren
yükselip 2.28 TL seviyesine kadar
yaklaştı.
"MERKEZ BANKASI ÇOK AGRESİF OLMAYACAK"
Peki Merkez Bankası yükselen
dolara karşı müdahale yoğunluğunu artıracak mı?
Halk Yatırım Ekonomik Araştırmalar Müdürü Banu Kıvcı
Tokalı'ya göre Merkez Bankası
çok agresif olmayacak. Merkez
Bankası'nın doların yükselişini
küresel faktörlere bağladığını belirten Banu Kıvcı Tokalı "Mevcut
küresel risk algılamasında, TL
üzerindeki baskıları kontrol altında tutumak için, likidite yönetimi ve döviz satış ihaleleriyle
yetineceği izlenimi alıyoruz.
Volatilite artışının ekonomik
dengelerde kalıcı bir bozucu etki
yaratma riskinin belirmesi durumunda ise, döviz likiditesini
artırıcı diğer önlemleri (döviz
satış ihalesini daha da artırma;
zorunlu karşılık oranları, rezerv
opsiyon katsayıları ve döviz depo
oranlarında ayarlama; en son
olarak da doğrudan müdahale
gibi) gündeme getirmesi beklenebilir" diye konuştu.
DOLARIN 2.30 TL'YE ÇIKMASI
BEKLENEBİLİR
Global Menkul Değerler Kıdemli
Analisti Filiz Sarı Özcan'a göre
Dolar/TL’deki harekette
Türkiye’ye özgü bir durum yok.
Doların, global çapta artan talep
artışına bağlı değer kazandığını
belirten Filiz Sarı Özcan "Dolar
endeksi 4 yılın zirvesini aştı. Bu
talep, Fed’in piyasayı faiz
artırımına hazırlamaya başlaması ve beklenenden önce faiz
artırımı gerçekleşebileceğine ilişkin beklentilerden kaynaklanıyor. ABD’de veriler iyi
gelmeye devam ettikçe de bu
beklenti güçlenecektir. Dolara
talep global çapta olduğu için,
Merkez Bankası'nın hamleleri bu
hareketin önüne geçemeyecek.
Dolar/TL’de 2,30 seviyesine
doğru hareketin devam etmesi
beklenebilir" diye konuştu.
Geçen hafta sonu doların 2.25’leri bulduğunu ve
bunun Türkiye için çok ciddi tehdit olduğuna işaret
eden Enerji Bakanı, “Dövizle alıp, TL ile satan bir
ülke olduğumuz için” her maliyet artışının direnç
noktamızı etkilediğini söyledi ve “Doğalgaz ve
elektrik zammı için pazartesi akşamına kadar
vaktimiz var” dedi. Demek ki zammı belirleme
süresi bu akşam doluyor.
Zam artık kaçınılmaz
Gerçeği görelim: Zam kaçınılmaz. Çünkü devlet
doğalgazı paralı alıyor. Ucuza satıyor.
Kime satıyor? Doğalgazın yüzde 46’sını elektrik
üreten santraller alıyor. Yüzde 25’ini sanayi
kurulu?ları, yüzde 20’sini evler kullanıyor.
İşte bunun için doğalgaz zammı, önce elektrikte
zamma yol açacak. Sanayide zamma yol açacak.
Evlerde kullanılan gazın fiyatını artıracak. Ama
sonunda faturanın tamamını halkımız (Ayşe hanım
teyzem ile Ali Rıza Bey amcam) ödeyecek.
Çünkü elektrik faturası büyüyecek. Tarım ve
sanayide üretim yapanlar elektrik zammını
fiyatlara bindirecek. Halkın sadece doğalgaz ve
elektrik faturası değil, tüm ihtiyaçları için yaptığı
ödemeler artacak. Buğdaya, ekmeğe, maydanoza,
soğana, peynire, fasulyeye zam gelecek. Kısaca
enflasyon canavarı gene başını kaldıracak.
Bunu kim ister? Tabii ki Büyük Türk Büyükleri de
istemez. İşte bunun içindir ki, 2012 Ekim ayından
bu yana hükümet, doğalgazdaki fiyat artışlarını
içerideki satış fiyatlarına yansıtmamaya çalıştı.
Normal olarak petrolde olduğu gibi her ay ufak
fiyat ayarlamalarının yapılması gerekiyordu. Bu
yapılabilse idi, tüketici zammı daha kolay
“hazmedebilir” idi. Halkımız ufak zamlara kolay
alışır. Büyük zamlara da alışır ama alışmak biraz
zaman alır.
Doğalgaza bağımlıyız
Hükümet, Merkez Bankası’nın enflasyonu aşağıya
çekme çabasına taş koymamak için, doğalgaz ve
elektrik zammını geciktirdikçe geciktirdi. Bunun
tabii ki bir faturası oldu. Pahalı alarak ucuz satan
devlet kuruluşu Botaş bu nedenle (resmen
açıklanmayan) 3 - 4 milyar TL dolayında tahmin
edilen bir zarar faturasını üstlendi. Botaş’ın zararı
önce bütçeden karşılanır ama, sonunda onu da
halkımız öder.Daralan ekonomi nedeniyle
kaynakları kuruyan bütçenin bundan sonra
doğalgaz zararını karşılayacak gücünün
kalmaması doğalgaz zammını kaçınılmaz hale
getirdi.Bizim doğalgaz tüketimimizi artıran,
elektrikte doğalgaza bağımlı hale gelmemiz.
Toplam doğalgaz tüketiminde elektrik
santrallerinin payı yüzde 46. Biz toplam elektrik
üretiminin % 44’ünü doğalgaz yakarak gerçekleş
tiriyoruz. Toplam elektrik üretiminde doğalgazla
üretimin dünya ortalaması % 24 oranında.
Euro’dan faydalanacak.
Stratejik öncelikler arasında,
hukukun üstünlüğü ve insan
hakları dahil olmak üzere,
siyasi reformlar ve
demokratikleşme, sosyal
gelişme ve sosyal içerme,
düşük karbon salınımlı,
kaynak verimli bir ekonomiye
doğru ilerleme, artan
arabağlantısallık ve AB
müktesebatına uyum yer
alıyor."
AVRUPA
·
ECB, varlık alım planının
detaylarını bu hafta
açıklayacak… Financial Times
gazetesinin haberine göre
Avrupa Merkez Bankası Euro
Bölgesi'ni ekonomik
durgunluktan kurtarmak için
yüz milyarlarca euro tutarında
özel sektör varlığı satın alma
planının detaylarını bu hafta
açıklayacak. ECB Yönetim
Konseyi'nin Perşembe günü
Naples'de biraraya geleceğini
ve hangi varlığa dayalı
menkul kıymetlerin ve
teminatlı tahvillerin satın
alınacağına karar vereceğini
belirten FT, yapılacak
alımların orta derecede kredi
değerlendirmesine sahip
dilimleri devlet garantisi
olmadan kapsamayacağını
öngördü. FT, alımların 2016
sonuna kadar ECB
bilançosunu 1 trilyon euro
artırmasının beklendiğini de
vurguladı.
·
Rusya, yabancıların
medya şirketlerinde yüzde
20'den fazla pay sahibi
olmalarını yasaklıyor…
30 EYLÜL 2014
Muhasebe
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
5
Yılın son çeyreğinde hisse senedi cazibesini yitiriyor
Fon Yöneticileri Üç Aylık Beklenti Anketi'ne göre, son çeyrekte piyasaların yönünü Fed kararlarının
belirlemesi beklenirken, yatırım için hisse senedi cazibesini yitirmiş görünüyor.
yılın 4. çeyreğinde yatırım için
hisse senedi cazibesini yitirmiş
görünüyor. Kurumsal Yatırımcı
Dergisi'nin düzenlediği "Fon
Yöneticileri Üç Aylık Beklenti
Anketi" Türkiye Kurumsal
Yatırımcı Yöneticileri Derneği
(TKYD) üyelerinin katılımıyla, 2226 Eylül tarihleri arasında
gerçekleşti. Anketi 19 fon
yöneticisi cevapladı.
Ankete göre, dördüncü çeyrekte
piyasaların yönünü yine ABD
Merkez Bankası'nın (Fed)
kararlarının belirlemesi
beklenirken, yatırım için hisse
senedi cazibesini yitirmiş
görünüyor. Beklenti anketinde,
yatırım kararlarında üçüncü
çeyrekten sonra yılın son çeyreği
için de FED'in varlık alım
programının seyrinin takip
edileceği sonucu alındı. Ankete
katılan fon yöneticilerinin yüzde
79'u bu yönde seçim yaptı.
Geçen çeyreğin en fazla tercih
edilen yatırım aracı olarak öne
çıkan hisse senedi son çeyrek
anketinde aldığı yüzde 15 oyla
cazibesini yitirmiş görünüyor.
Anketin ilk sırasında, yüzde 32'şer
oyla kısa vadeli hazine bonosu ve
özel sektör tahvili yer aldı. Onları
BAĞ-KUR’LULARIN
BORCU SİLİNECEK Mİ?
Odalarına
ödenmeye
mecbur
bırakılan
zorunlu üyeliğin
kaldırılması ve
zorunlu yıllık ve
munzam
aidatların derhal
kaldırılması
gerektiğini
düşünüyorum.
orba yasayla birlikte
hem SGK ve hem de
T
vergi borçları yeniden
yapılandırma
kapsamına alındı. Ancak
torba yasada
beklenenin aksine
Bağ-Kur borcu
olanlara bu
borçlarını sildirme
hakkı verilmedi.
Kamuoyunda 24
aydan fazla
Bağ-Kur pim
borcu
olanların
borçlarının
silinmesi yönündeki
beklenti gerçekleşmedi.
Dolayısıyla Bağ-Kur borcu
olan sigortalıların hem
borçlarını yeniden
yapılandırmaları ve hem
de taksitle ödemeleri
mümkün olacak, ama borç
silinmeyecek. Sadece
30/04/2014 tarihi öncesine
ait Bağ-Kur borçlarının
gecikme zammı ve
gecikme cezaları silinecek,
borç asılları enflasyon
oranında güncellenerek 2
ayda bir ödenmek şartıyla
18 taksite kadar
ödenebilecektir.
Emekliler dikkat!
Maaşınız kesilmesin
Yıllarca çalışıp, primlerini
ödeyen ve emekli olanlara
ödedikleri primlere ve
prim gün sayılarına göre
SGK tarafından bir emekli
maaşı bağlanmaktadır.
Özellikle emekli aylığını
birikmesi ve toplanacak
parayla bir ihtiyacını
karşılamak için biriktiren
emeklilere SGK tarafından
bir sürpriz yapılarak
aylıkları
durdurulmaktaydı. SGK
uygulamasında emekli
maaşı 6 ay içinde
çekilmediğinde aylıkları
Ticaret ve
Sanayi
durduruluyor.
Torba yasayla yapılan
düzenlemeye göre, üst
üste 6 ay çekilmeyen
emekli maaşların
durdurulması 12 aya
çıkarılmıştır. Dolayısıyla
emekli aylıklarının 12 ay
çekilmemesi halinde
emekli maaşı
durdurulacak ve başvuru
olması halinde yeniden
bağlanacaktır.
Ticaret odası aidatları
kalkacak mı?
Pazartesi günü Sayın Yiğit
Bulut Gazetemizdeki
köşesinde “Bir DEVRİM
oldu! Farkında mısınız!”
başlığıyla kaleme aldığı
yazısında önemli bir
sorunu gündeme getirdi.
Aslında milyonlarca kişiyi
ilgilendiren ve tacirin,
şirketlerin üzerindeki en
büyük kamburlardan birisi
olan Ticaret ve Sanayi
Odalarına ödenmeye
mecbur bırakılan aidatlar
bir çok kişiyi mağdur
ediyor.
Köşe yazısında özellikle
Ticaret ve Sanayi
Odaları
“Kayıt
Ücreti ile
Yıllık Aidat ve
Munzam Aidatın
Tespiti ve Ödenmesi
Hakkında Yönetmelik”
hükümlerine göre, üyeler
(şirket veya gerçek kişiler)
oda veya borsaya kayıt
sırasında kayıt ücreti ve
her yıl için yıllık aidat
ödemekle yükümlüdür.
Hatta ayrıca bilanço kârı
üzerinden bir de munzam
aidat ödenmektedir.
Bunun tespiti için de vergi
dairelerinden esasen
mahrem bilgiler olan
veriler alınarak hesaplama
yapılmaktadır. Ticaret ve
Sanayi Odalarınca her yıl
için; gerçek kişi tacir ve
sanayicilerin gelir
vergisine ilişkin
beyannamelerinde
gösterilen ticarî kazanç
toplamı; tüzel kişi tacir ve
sanayicilerin ise
ödeyecekleri kurumlar
vergisine ilişkin
beyannamelerinde
gösterilen ticarî bilanço
kârı üzerinden binde beş
oranında munzam aidat
tahsil olunmaktadır.
Çalışma alanları içinde
birden fazla şubesi
bulunan üyelerin munzam
aidatı, bütün şubelerden
elde ettikleri gelir veya
kurumlar vergisine matrah
teşkil eden ticarî kazanç
veya ticarî bilanço kârı
üzerinden hesaplanır.Bir
şirket ticari hayatını
devam ettirmek için
üretiyor, pazarlıyor,
aylarca çeklerinin
ödenmesini bekliyor,
bazen sattığı ürünlerin
parasını tahsil edemiyor
ama karda etse, zarar da
etse Ticaret ve Sanayi
Odalarına “zorunlu aidat”
ödüyor. Üstüne bir de
ticarî kazanç veya ticarî
bilanço kârı üzerinden
onbinlerce liraya varan
munzam adiat ödüyor.
Zorunlu yıllık ve munzam
aidatları ödemekle
kalmıyor, her aldığı belge
ve yazı için de ayrıca
dünyanın parasını da
ödüyor.
Bu nasıl bir düzen,
anlayabilmiş değilim.
Şirketler elde ettiği
gelirden kurumlar vergisi
ödüyor, KDV ödüyor,
çalışanlarının SGK
primlerini ve vergilerini
ödüyor, bunlar yetmezmiş
gibi bir de odalara ödeme
yapılıyor.
Gerçekten de Dünyanın
hiçbir yarı gelişmiş
ülkesinde dahi ticaret
erbabından ve şirketlerden
“zorunlu aidat ve cirodan
pay alma” gibi
düzenlemeler yok.
Ticaret üzerindeki en
büyük kamburlardan birisi
olan Ticaret ve Sanayi
Odalarına yıllık aidat ve
munzam aidat gibi
zorunlu ödemeler ve
zorunlu üyelik
kaldırılmalıdır.
yüzde 21 oyla avro/dolar izledi.
Ankete göre, altın son çeyrek için
hiçbir fon yöneticisi tarafından
tercih edilmedi.
Enflasyon verileri ekonomide yine
belirleyici gösterge oldu
İlk iki çeyrekte döviz kurunu
yakından izleyen fon yöneticileri,
üçüncü çeyrekte dikkatlerini
enflasyona çevirmişti. Yılın son
çeyreğinde de bu eğilim
değişmemiş görünüyor. Anket
katılımcılarının yüzde 57'si en
yakından takip edilecek gösterge
olarak "enflasyon" verilerini işaret
etti. "Döviz kuru" yüzde 32 ile
ikinci sırada yer aldı. "Büyüme" az
nılan kanunla getirilen vergi ile
A
ilgili düzenlemelerde daha önce
6111 sayılı Kanun’la getirilmiş olan;
% Matrah ve vergi artırımı,
% Stok affı, sabit kıymet affı,
% İnceleme ve tarhiyat safh asındaki
alacaklara ilişkin kolaylıklar,
% Dava aşamasındaki alacaklara
ilişkin kolaylıklar, gibi düzenlemeler
yer almamaktadır. Kanunda yer alan
vergi düzenlemelerine ilişkin
hususlar ise özet olarak aşağıda
açıklanmıştır: Anılan kanunun
73’üncü maddesi kapsamında, vergi,
resim, harç ve bunlara ilişkin
cezalar, gecikme faizi ve gecikme
zammı alacakları ile vergi dışındaki
diğer amme alacakları, belediyelerce
Fon yöneticilerinin küresel hisse
senedi piyasalarında beklenen
performansla ilgili olarak, yılın ilk
üç çeyreğinde olduğu gibi son
çeyreğinde de en çok ABD piyasası
tercih edildi. Dördüncü çeyrek için
favori görülen fon türlerinin
başında, TKYD fon
sınıflandırmasına göre, likit ve
kısa vadeli tahvil bono fonlarını
içeren para piyasası fonları yer
aldı. Bu kategoriyi özel sektör
tahvil bono fonları takip etti.
TMS/TFRS Uyarınca Finansal Tablo
eğerli okurlarımız daha önceki
D
yazılarımızda Kamu Gözetimi,
Muhasebe ve Denetim Standartları
düzenlemeler yapmaya yetkilidir”
düzenlemesi yer almaktadır.
Kurumunun hangi şirketlerin TMS/TFRS
uyarınca finansal tablo
düzenleyeceklerine yönelik kararını ele
almıştık.Sonrasında ise “VUK’a göre
bağımsız denetim olur mu?” başlıklı
yazıyı kaleme almıştık. Gelen tepkilerden
gördüğüm kadarıyla özellikle “VUK’a
göre bağımsız denetim olur mu?” başlıklı
yazımızda anlatılandan farklı anlamlar
çıkarılmıştır. Bu yazı ile konu açıklığa
kavuşturulacaktır.
Ancak, bağımsız denetime tabi olan
şirketlerden bir kısmının TMS/TFRS
uyarınca finansal tablo
oluşturmayacağını düşünecek olur isek,
bu karar ile bağımsız denetim
bakımından oldukça ilginç bir sonuç
ortaya çıkmaktadır. Konu adı geçen
yazımızda detaylı bir şekilde
açıklanmıştı.
Kamu Gözetimi Kurulunun Kararından
anladığımız kadarıyla Kurum sadece
saydıkları şirketlerin TMS/TFRS uyarınca
finansal tablo oluşturacaklarını
söylemektedir. Ancak, kararda bağımsız
denetime tabi olan tüm şirketlerin
TMS/TFRS uyarınca finansal tablo
düzenleyeceklerine yönelik bir belirleme
yoktur. Belirleme yapılan şirketler SPK
kapsamındaki şirketler, Bankalar, Aracı
Kuruluşlar gibi şirketlerdir.
Kurumun böyle bir yetkisi var mıdır diye
soracak olur isek, bu sorunun cevabı
evet vardır. Yeni TTK’nın Geçici 1/4
maddesinde, “Kamu Gözetimi,
Muhasebe ve Denetim Standartları
Kurumu, değişik işletme büyüklükleri,
sektörler ve kâr amacı gütmeyen
kuruluşlar itibarıyla Türkiye Muhasebe
Standartlarından muaf olacakları tespit
etmeye veya bunlar için ayrı
Kasa ve Ortaktan Alacakların Affı
tahsil edilen alacaklar ve bazı idari
para cezası alacakları
yapılandırılmaktadır.
Kanunun 74’üncü maddesi ile;
“kayıtlarda yer aldığı halde
işletmede bulunmayan kasa
mevcudu” ve “ortaklardan
alacaklar” konusunda getirilen af
düzenlemesi yapılmıştır. Kanunun
79’uncu maddesi ile ise; Karayolları
Trafik Kanunu uyarınca araç
muayenelerini yaptırmaları gerektiği
halde muayenelerini süresinde
yaptıramamış olan araç sahiplerine,
kanunda belirtilen süre içerisinde
muayenelerini yaptırmaları halinde,
geç muayene yaptırmalarından
kaynaklanan aylık %5 oranındaki
fazla yerine enfl asyon nispetinde
güncellenen oranda bir faiz ödeme
imkanı verilmek suretiyle araçların
muayenelerinin yaptırılması imkanı
getirilmektedir. Anılan kanunun
vergi konusunda getirdiği
“kayıtlarda yer aldığı halde
işletmede bulunmayan kasa
mevcudu” ve “ortaklardan
alacaklar” aff ına ilişkin olarak 74.
maddede öngörülen düzenlemeler
şöyle özetlenebilir: Bu uygulamadan
sadece bilanço esasına göre defter
tutan kurumlar vergisi mükellefl eri
yararlanabilecektir.
sayıda fon yöneticisinin takibinde
görünürken, "cari açık" ise fon
yöneticileri tarafından öncelikle
takip edilen bir gösterge olarak
belirtilmedi.
31/12/2013 tarihi itibarıyla
düzenlenen bilançolarda
görülmekle birlikte işletmelerde
bulunmayan
% Kasa mevcutları ve
% İşletmenin esas faaliyet konusu
dışındaki işlemleri dolayısıyla
(ödünç verme ve benzer nedenlerle
ortaya çıkan) ortaklarından alacaklı
bulunduğu tutarlar ile ortaklara
borçlu bulunduğu tutarlar
arasındaki net alacak tutarları (bu
tutarın belirlenmesinde, tek düzen
hesap planında yer alan “131.
Ortaklardan Alacaklar” ve “231.
Ortaklardan Alacaklar”
toplamından “331. Ortaklara
Borçlar” ve “431. Ortaklara Borçlar”
toplamının çıkarılması sonucunda
kalan net tutar dikkate alınacaktır)
Yasanın yayımlandığı tarihi izleyen
3. ayın sonu olan 31.12.2014 tarihine
(bu tarih dahil) kadar vergi
dairelerine beyan edilerek yasal
kayıtlar düzeltilebilecektir. Bunun
için verilecek beyanname örneği
www.gib.gov.tr'de Tebliğ Taslağı’nın
5 nolu ekinde bulunmakta olup,
kurumlar vergisi beyannamelerini
elektronik ortamda göndermek
zorunda olan mükelleflerin bu
beyannameyi de elektronik ortamda
göndermesi zorunludur.
Her ne kadar Kurulun Kararından
bağımsız denetime tabi tutulan
şirketlerden bir kısmının TMS/TFRS
uyarınca finansal tablo
düzenlemeyebilecekleri sonucu çıksa da
bu bağımsız denetimin ruhuna aykırıdır.
Hemen vurgulamak gerekir ki, bağımsız
denetim kapsamına girecek veya
kapsamdan çıkacak firmaları belirleme
yetkisi Bakanlar Kuruluna aittir. Yoksa,
Kamu Gözetimi Kurumu, Sermaye
Piyasası Kurulu (SPK), Enerji Piyasası
Düzenleme Kurumu (EPDK) gibi
kurumların bağımsız denetime girecek
veya bağımsız denetim dışı kalacak
firmaları belirleme yetkisi
bulunmamaktadır. Bağımsız denetime
girecek veya çıkacak firmaları yani
bağımsız denetimin kapsamını Bakanlar
Kurulu belirlemeye yetkilidir. Yukarıda
da değindiğimiz üzere Kurulun hangi
firmaların TMS/TFRS uyarınca finansal
tablo düzenleyeceklerini belirleme
yetkisi bulunmaktadır.
ISSN 1308 7606
urumsal Yatırımcı Dergisinin
K
düzenlediği "Fon Yöneticileri
Üç Aylık Beklenti Anketi"ne göre,
Yıl:70 Sayı:24937 Tarih:30 Eylül 2014 Salı
Yayın Sahibi İmaj İç ve Dış Tic. A.Ş.
Genel Yayın Yönetmeni
Reyhan AYTEKİN
Sorumlu Müdür Yazı İşleri Müdürü Yayın Sahibi Temsilcisi
Bilal ÇETİN
Kübra ERENER
Şüheda YILDIRIM
Sayfa Editörü
Sayfa Editörü
Gülşan KURT
Yasemin ERENER
İstihbarat Şefi
Caner ERDOĞAN
Haber Müdürü
İnternet Site Editörü
Kenan KURTOĞLU
Yücel TANOL
İdari Merkez
Tevfik Bey Mah. Tahsin Tekoğlu
Cad. No:2 Sefaköy/
Küçükçekmece/İST
Reklam Pazarlama ve Dağıtım
Tevfik Bey Mah. Tahsin
Tekoğlu Cad. No:2
Sefaköy/ Küçükçekmece/İST
Tel :0212 540 40 45 Fax 0212 540 39 99
www.ekonomigazetesi.net .
[email protected]
Tel :0212 540 40 45
Fax 0212 540 39 99
www.ekonomigazetesi.net .
[email protected]
Ankara Temsilciliği
Macun Mah.3. Cadde No:2
Yenimahalle /ANK.
Tel :0312 397 91 40 41
Fax 0312 397 41 5254
ANKARA İRTİBAT
Tel :0312 397 91 40 41
Fax 0312 397 41 5254
İstanbul Dağıtım
DORUKKAYA MATBACILIK YAY. REKL. MADENCİLİK ENERJİ VE İNŞAAT A.Ş
ALKIM BASIM YAYIN DAĞITIM
Yayın Türü: Yerel Ticari Süreli
Basıldığı Yer İstanbul
Alkım Basım Yayın Dağıtım Tic.A.Ş.
Tevfik Bey Mah. Tahsin Tekoğlu Cad. No:2 Sefaköy/ İSTANBUL
Tel : 0212 540 40 45 Resmi ilanlarınızı internet sitemizden de
görebilirsiniz (www.ekonomigazetesi.net)
EKONOMİ Basın Meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
6
30 EYLÜL 2014
Dış Haberler
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
JAPONYA
Japonya’da dün püskürmeye başlayan Ontake yanardağının zirvesine
yakın 31 dağcının cesedine ulaşıldığı bildirildi.
Turistik bir bölge olan
Ontake dağının yamaçlarında yaklaşık 250
kişinin mahsur kaldığı,
ancak çoğunun artık kurtarıldığı ifade ediliyor.
Japonya’nın başkenti
Tokyo’nun yaklaşık 200
kilometre batısındaki yanardağ, dün aniden patlayarak çevreye kül ve
kayalar saçmaya başladı.
Dağın aniden patlaması
ile çok sayıda kişi mahsur
kalmıştı. Görgü tanıkları
yanardağın patlaması ile
kayaların dolu gibi
yağdığını söyledi. Yanardağ patlaması sonucu
yaklaşık 50 kişinin geceyi
dağın yamaçlarında
geçirdiği kaydediliyor.
CİHAN
ALMANYA
Irak ve Suriye’de IŞİD'e
karşı verilen mücadele
tüm hızıyla devam ederken, yaklaşık 30
kadar Iraklı
Peşmerge’nin Alman ordusu tarafından Bavyera eyaletinde eğitime
alındığı bildirildi.
Alman medyası Federal
Savunma Bakanlığı’nın
söz konusu
Peşmergelerin
tanksavar roketlerin
kullanımı konusunda
eğitildiğini yazdı. IŞİD’e
karşı mücadele için
Peşmergelere bu
tanksavarlardan 500
adet,
16 bin tüfek ve milyonlarca mermi verilmesi
planlanıyor. Almanya’nın 10 bin
savaşçıyı silahla donatması hesaplanıyor.
Alman ordusuna ait
silahların Kuzey Irak’a
sevkiyatının perşembe
günü başladığı açıklanmıştı.
CİHAN
SchleswigHolstein İçişleri
Bakanı istifa etti
lmanya'da iki yıldan fazla süredir
Schleswig-Holstein İçişleri
Bakanlığı yapan SPD’li Andreas
Breitner aile hayatına zaman ayıramadığı gerekçesiyle ani bir kararla istifa etti. Breitner’in istifa etmeden bir
gün önce Kuzey Almanya Konut Şirketleri Direktörlüğü (VNW) görevine
seçildiği öğrenildi.
A
Yazılı bir açıklamayla istifasını duyuran
Breitner, “Kuzey Almanya Konut Şirketleri Birliği beni birliğin direktörlüğüne
seçti. 1 Mayıs 2015 tarihinde VNW’de 1
Temmuz 2015 tarihinde ise direktörlük
görevine başlayacağım. Yeni heyecan
verici görev için hem seviniyorum hem
de sabırsızlanıyorum” dedi.
Breitner,politikadan ekonomiye geçmenin kendisi için çok kolay olduğunu
ifade etti.
Breitner istifasıyla ilgili Schleswig Holstein Başbakanı Torsten Albig’e ve
hükümet üyelerine bilgi verdiğini ve
teşekkür ettiğini söyledi.Başbakan
Albig Breitner’in istifasını hemen
geçerli olacak şekilde kabul ettiğini belirtti.SPD’nin Yeşiller ve SSW ile üçlü
koalisyonla iktidarda bulunduğu
Schleswig-Holstein’de iki hafta öncede
hakkında rüşvet ve dolandırıcılık şüphesiyle soruşturma başlatılan, bakanlıktaki bürosu ve evi aranan Eğitim ve
Bilim Bakanı Waltraud “Wara” Wende
(bağımsız) görevinden istifa etmişti.
CİHAN
Şok tehdit: 100 yıl geriye gideceksiniz
Suriye'de
savaşan
gruplardan
Nusra
Cephesi,
''Batı
savaşın
faturasını
ağır
ödeyerek,
100 yıl geriye
gidecek.''
tehdidinde
bulundu.
uriye'de savaşan gruplardan
Nusra Cephesi, muhalif grupları,
ABD öncülüğünde oluşturulan
uluslararası koalisyona katılmamaları
konusunda uyardı.
S
Nusra Cephesi komutanlarından
Muhammed el-Culani, Nusra Cephesi'ne ait yayın kuruluşu "Menaratu'l
Beyza"da yayımlanan ses kaydında,
ABD öncülüğünde IŞİD'e karşı oluşturulan uluslararası koalisyonu "şer antlaşması" olarak nitelendirdi.
Sahada dürüstçe çarpışan tüm grupların, batı ve ABD'ye, IŞİD zulmünü,
komutanların öldürülmesi ve zenginliklerin istila edilmesi gibi amaçlar için
kullandırmamaları gerektiğini vurgulayan Culani, "Bu grupları cihat
alevini söndürmeyi hedefleyen şer ittifakına katılmamaları ve batıya boyun
eğmemeleri konusunda uyarıyorum"
ifadesini kullandı.
Nusra Cephesi’nden ‘koalisyon’a tehdit
Culani, bu grupların IŞİD'e karşı
savaşmasını ya da saldırılarını
püskürtmesini isteyenlerden "haçlı
koalisyonuna" katılmamaları
çağrısında bulunarak, şunları kaydetti:
"Batı ve ABD'nin, Müslümanları
zulümden kurtarmak için geldiğini
sanmayın. Esed, üç yıldır Sünni halkın
başına ölüm yağdırdı, esarete mahkum
etti, işkence yaptı,
kimyasal silahla saldırdı. Ölü ve yaralı
sayısı 1 milyona ulaştı. Bu batının
sözünü ettiği uluslararası barış ve
güvenliği tehdit etmiyor muydu?"
"Nusra, haçlı saldırısını elindeki
imkanlarla Şam'dan püskürtecek"
Culani, batının, uzaktan yürütülen
savaşın kendisini yıpratmayacağını
sandığını savunarak, "Bu doğru bir
tespit değil. Batı savaşın faturasını ağır
ödeyerek, 100 yıl geriye gidecek. Nusra
Cephesi, rejimle mücadeleye devam
edecek ve haçlı saldırısını elindeki
imkanlarla Şam'dan püskürtecek" diye
konuştu.
Öte yandan, Suriye rejiminin yanında
savaşan Hizbullah'ın, Lübnan'ı iç
savaşa sürüklediğini öne süren Culani,
Lübnan'daki Sünni Müslümanları
"Şam'daki kardeşlerine yardım etmeye
ve Hizbullah'a karşı ayaklanmaya"
çağırdı ve "Sınır kasabası Arsal'da
yaşananların sonrasında ve öncesinde,
Lübnan ordusunun, Hizbullah'ın
hakimiyeti altında olduğu herkes
tarafından anlaşıldı" değerlendirmesinde bulundu.
Koalisyon güçleri, geçtiğimiz günlerde
Nusra Cephesi'ne ait 4 karargahı bombalamış, hava saldırısında aralarında
Kanas Timi Komutanı Ebu Yusuf elTürki'nin de bulunduğu 18'i keskin
nişancı, 51 kişi hayatını kaybetmişti.
Saldırı sonrası bölgeye gazeteciler ve
yerel aktivistler de dahil kimse alınmamıştı.
AA
YENİ BULUŞLAR-TEKNOLOJİ
Sosyal medya dolandırıcılığı "cep" yakıyor
NORVEÇ
Belçika’daki yeni
görevi NATO Genel
Sekreterliği için
Norveçli koruma
isteyen eski Norveç
Başbakanı Jens
Stoltenberg'in talebi
Dışişleri Bakanlığı’nca
rededildi. Bakanlık
yetkilileri, 1 Ekim'den
itibaren NATO Genel
Sekreterliği görevine
başlayacak Jens
Stoltenberg'in Norveçli
koruma talebinin,
Norveç hükümeti için
aktüel bir mesele olamayacağını belirtti.
Stoltenberg'in 8 yıl korumalığını yapan
Norveçli görevlilerin de
vazifelerine devam
etmek için meclise bir
dilekçe yazdığı duyuruldu. Norveç Adalet
Bakanlığı, Dışişleri
Bakanlığı'nın red sebebini, Norveçli korumaların yıllık
maaliyetinin devlete
pahalıya patlayacağı
olarak açıkladı. CİHAN
PAKİSTAN
Pakistan’ın kuzeyinde
başlatılan askeri operasyon sebebi ile evlerinden ayrılmak
zorunda kalan mültecilerin bulunduğu
kampa, bombalı saldırı
düzenlendi. Kanlı
saldırı sonucu ilk gelen
bilgilere göre en az 7
kişinin öldüğü, 11
kişinin de yaralandığı
belirtildi. Hangu ilindeki bir kampta meydana gelen bombalı
saldırıda, ne tür bir
patlayıcı kullanıldığı
henüz bilinmiyor.
Saldırının bir suikast
bombacısı tarafından
mı yoksa uzaktan kumanda ile mi gerçekleştirildiği araştırılıyor.
CİHAN
pİnternette kullanıcıların hesaplarını
ele geçirdikten sonra iletişime geçtikleri kişilerin bir anlık dalgınlığından
faydalanan "sosyal medya
dolandırıcıları", mobil ödeme sistemini
kullanarak, haksız kazanç elde ediyor.
Sosyal medya şifresini ele geçirdiği kullanıcının hareketlerini bir süre takip eden
dolandırıcılar, kullanıcının sosyal medyada iletişim halinde olduğu kişileri
tespit ediyor. Hesabın gerçek sahibi gibi
hareket ederek, gözüne kestirdiği kullanıcılarla bir süre yazışıyor.
İ
Dolandırıcılar, hedefine aldığı kişilerin
güvenini kazandıktan sonra "yardım,
oyun isteği, yarışma veya hediye çeki
kazandırma" gibi bahanelerle cep telefonu
numarasını istiyor. Cep telefonlarına yollanan mobil ödemeye dair mesajı, bir
anlık dalgınlıkla okumadan onaylayan
kullanıcıların cep telefonu faturalarından
60 liradan başlayan ücretler kesiliyor. Bu
yöntemi çok sayıda kişiye uygulayan
dolandırıcılar büyük maddi kazanç elde
ediyor.
"En çok dolandırıcılık Facebook'ta"
Uluslararası Sosyal Medya Derneği
(USMED) Başkanı Said Ercan, AA
muhabirine yaptığı açıklamada,
dolandırıcıların yeni mekanının sosyal
medya olduğunu söyledi.
Ercan, Türkiye'de sosyal medya kullanımının artmasından dolayıdolandırıcılık suçlarının hızla arttığına
dikkati çekerek, "Sosyal ağlar içerisinde
en çok dolandırıcılık faaliyeti Facebook'ta
görülüyor. Burası Türkiye'de 37 milyon
üyesi olan bir platform. Aileler, akrabalar,
arkadaşlar yani hemen hemen bütün
tanıdıklarımız, güvendiklerimizin hesabı
var" diye konuştu. Ercan, sosyal medya
dolandırıcılığıyla ilgili şunları
kaydett"Sosyal medyada tanışıklığı bir
avantaj olduğu gibi bir dezavantaja da
dönüşebiliyor. Facebook hesabının
çalınma vakaları her geçen gün artıyor.
Bunun sonucunda dolandırıcılık ve suistimaller de yeni mağdurlar oluşturuyor.
Daha önce sosyal medyadan kontör istenmesi gibi durumlara alışmıştık ama artık
direkt olarak sizin cep telefonu hattınızdan para topluyorlar. Bu paranın miktarı
düşük de olabiliyor çok yüksek de.
Dolandırıcılar bir akrabanız arkadaşınız
ya da tanıdığınızmış gibi size yazıyor.
Onun gibi konuşuyor. Böylece siz inanıyorsunuz. Dolandırıcılar, tanıdığınızın
sizinle olan mesajlaşma geçmişinizden
hitap şeklinizi öğreniyor. Son dönemde
sosyal medya 'messenger' uygulamalarında cep telefonunuzu vermek
mecburiyetinden dolayı böyle mağduriyetlerle sıklıkla karşılaşabiliriz."
Şifreniz en az 8 haneli olmalı
Dijital Marka Stratejisti ve Sosyal Medya
Uzmanı Kalust Şalcıoğlu ise sosyal medyada dolandırıcılığın hızla arttığını
söyledi. Şalcıoğlu, sosyal medya şifrelerini
ele geçirmenin birçok yolunun olduğunu
dile getirerek, "Burada şifre kırıcı yani al-
ternatifleri art arda on binlerce kez sıralayarak bulmaya çalışan bazı programlar
var. Şifreniz 'BCDE3456' gibiyse bu size
güvenli ve tahmin edilemez geliyor olabilir. Ama sıralı şifreler ve alternatifleri
yazılımlar için çantada keklik" diye
konuştu. Şifre seçmenin bazı püf noktaları
olduğunu kaydeden Şalcıoğlu, kullanıcılara şu tavsiyelerde bulundu:
"Şifrenizi en az 8 haneli olarak seçin.
İçinde mutlaka küçük harf, büyük harf ve
sayı barındırsın. Ayrıca Facebook, Twitter
ve Instagram başta olmak üzere bazı
sosyal medya mecralarında, hayatınızı kolaylaştırdığını zannettiğiniz bir yazılım ya
da size eğlenceli gelen, kaynağını
bilmediğiniz bir oyunu yüklediğinizde
uygulama sizden bazı izinler ister.
Bu izinler sosyal medyada genelde üç kategoride yetkilendirilir. "Sizi kimler
takipten çıkardı?", "Facebook profilinizi
kimler takip ediyor?" ya da "Instagram'da
fotoğraflarınızı en çok kimler beğeniyor?"
gibi uygulamalar özellikle de ücretsizse
genelde sizden aleyhinizde olabilecek
izinler ister.
Bu izinleri iyice okuyup anlamadan onaylamanız, ileride bir dolandırıcılığa maruz
kalmamıza ya da sosyal medya
hesabımızın elinizden alınmasına neden
olabilir." Kalust Şalcıoğlu, dolandırıcılığı
önleyebilmek için kullanıcılardan sosyal
medyadaki "Ayarlar" ve "Uygulamalar"
bölümünü seçerek, tanımadığını uygulamaların izinlerini kaldırmalarını ve mev-
Merkel: Okullar
dijital dünyayla
uyumlu olmalı
lmanya Federal
Başbakan Angela
Merkel (CDU),
okulların internet ve bilişim dünyasıyla uyumlu
olması gerektiğini söyledi.
Dijital dünyanın sürekli
değiştiğini ve buna bağlı
olarak eğitim müfredatının da zamanla
değişiklik göstermesi
gerektiğini ifade eden
Merkel, dijital medyanın
kullanımı ve kişi haklarının korunması
konusunu örnek vererek,
bunun nasıl
sağlanacağına eyaletlerin
karar vereceğini kaydetti.
Video mesajında öğretmenlere sağladıkları
katkıları için “Yürekten
teşekkür ediyorum“ diyen
Merkel, öğretmen eğitiminin özellikle kaliteli olmasından bahsetti.
Başbakan, federal ve
eyalet yönetiminin öğretmen eğitimi konusunda
ortak çalıştığını ve gelecek yıllarda federal yönetimin 500 milyon Euro
destek sağlayacağını ifade
etti. Öğretmenlerin
kendilerini sürekli yenilemeleri gerektiğini
hatırlatan Merkel, öğrencilerin okullara bilgisayar
dünyasıyla büyüyerek
geldiğini ve öğretmenlerinde bu alanı iyi
bilmelerinin bir zorunluluk olduğunu aktardı.
Temel eğitim öncesi
okullarda uygulanan Almanca dil testini
önemsediğini söyleyen
Merkel, göçmen ailelere
mensup çocukların Almancaya hakim olmasının önemine değindi.
Merkel, “Alman ailelerde
yetişen çocuklarda da Almanca destek ihtiyacı
oluyor. Dil olmadan içerik
anlaşılamaz. Bu nedenle
Federal Hükümet dil testini her zaman destekliyor“ ifadelerini kullandı.
Merkel ayrıca yarın Hessen eyaletinde GrossGerau Prälat- Diehl
Schüle’de öğrencilerle bir
araya gelerek liseyi
bitirme sınavı Abitur üzerine tartışacak.
CİHAN
A
30 EYLÜL 2014
Politika
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
CHP'li Kaleli:
Eğitimin hali
içler acısı, ne
öğretmen ne de
öğrenci memnun
HP Bursa Milletvekili ve Parti
Meclis Üyesi Sena Kaleli,
eğitim sisteminin çok kötü bir
durumda olduğunu söyledi. Kaleli,
"Türkiye’de eğitim sistemi, projelendirme, müfredat, sistem belirlenirken; katılımcı anlayışın
benimsenememesi sistemi deneme,
yanılma ve yapboz tahtasına benzetmiştir." dedi.
C
CHP Bursa Milletvekili ve Parti
Meclis Üyesi Sena Kaleli, Mudanya’da ilk, orta ve lise olmak
üzere 5 okulu ziyaret etti. Okul ziyaretleri sırasında yönetici, öğretmen, öğrenci ve velilerle yüz yüze
görüşen Kaleli, görüşmeler sonucu
ortaya çıkan, gözlemlenen ve tespit
edilen sorunları rapor haline getirdi.
Eğitim-öğretim sisteminde yaşanan
sorunların bugünün sorunu olmadığını belirten Kaleli, "AKP
hükümetlerinin iktidarda olduğu
son 11 yılda yapılan değişikliklerle
eğitim-öğretim sistemi adeta yapboza dönmüştür. Yangından mal
erkez Parti (MEP) Genel
Başkanı Abdurrahim
Karslı, Türkiye’de en çok
hukukun ihlal edildiğini söyledi.
Erzurum Barosu’nda gazetecilerle
bir araya gelen Merkez Parti
Genel Başkanı Karslı, parti olarak
bir hukukçular ordusu kurduklarını ifade etti. Karslı, "Merkez
Parti olarak başlattığımız bir
faaliyet var.
M
Biz bir hukukçular ordusu
kuruyoruz. Neden mi?
Çünkü bu memlekette en
çok hukuk ihlal ediliyor. Ne
demek bu hukukçular ordusu?
Evvela partinin genel merkezinde
sonra il merkezlerinde ve her ilçe
merkezinde derdinizi anlatacağınız bir hukukçu arkadaşımızı
bulacaksınız." dedi. Merkez Parti
olarak iktidara gelmeden icraat
yapmaya başladıklarını dile getiren Karslı, "Erzurum’da da özellikle konut sektöründe
usulsüzlükler yapılmaktadır,
kaçırırcasına, katılımcılıktan uzak,
'ben yaptım oldu bitti' mantığıyla
yapılan değişikliklerle eğitim sistemi içler acısı bir hale
dönüşmüştür." diye ifade etti. Okul
yerleştirmelerinde, istedikleri okula
yerleşemeyen öğrencilerin, tercih
etmedikleri halde imam hatip
okullarına yönlendirildiğini, ulaşım
mesafeleri gözetilmediği için yüklü
servis ücretleriyle eğitimin adeta
ücretli hale dönüştürüldüğünü vurgulayan Kaleli, 2014-2015 eğitim
öğretim yılı başından itibaren
yürürlüğe giren düzenlemelerle, var
olan sorunların adeta kangrene
çevrildiğini ifade etti.
Sena Kaleli raporunda şu ifadelere
yer verdi: "Yöneticilerde puan sisteminin seçimle gelen, kuralları
olan kurulların verdiği notlar oranlaması yüzde 40 kabul edilirken,
belki de yeni atanmış, kurulda bulunan öğretmenlerde aranan kriterin olmadığı dikkat çekmektedir.
Yapılan alan çalışması sonucu,
Türkiye’nin 4. büyük şehri Bursa’nın en medeni ilçesinin bile
eğitim-öğretim açısından durumunun çok vahim olduğu görülmüştür.
Eğitim sistemimizin baştan sona
eğitim, fiziki, sosyal, öğretmen
kadroları, atamalar, nakiller,
sürekli değiştirilen sistemler nedeniyle kaotik bir hal aldığı saptanmıştır.
Erzurum’da yaşayanlar
belki göremeyebilirler ama
dışarıdan bir bunu daha
iyi görür."
'İNSAFINIZ VARSA APO'YU
BÖĞÜRTEREK BU MEMLEKETTEN ÇIKARIN'
Abdurrahim Karslı 17 ve 25 Aralık
yolsuzluk operasyonlarına da
değindi. 17 ve 25 Aralık’ın paralel
yapının iktidarı alaşağı etmek
için yaptığı bir operasyon olduğunun gerçeği yansıtmadığını aktardı. PKK terör örgütünün
Karslı
bina yapılırken devletle müteahhitler kapı kapı dolaşarak icraat
yapmışlar sonra da millet perişan
olmuş. Erzurum’da da yeni kurduğumuz partinin il merkezinde
hukukçu arkadaşlarımız var.
Güneydoğu'da susmamasının sebeplerini sıralayan Karslı en
önemli nedenin usulsüz kara
para sirkülasyonu olduğunu ve
bunun içinde hükümetin de
olduğunu iddia etti.
Kimin derdi varsa katiyen
siyaset unsuru olarak
düşünmüyoruz, biz
hukukçuyuz diyoruz. Evvela her
şeyin bir zekatı sadakası var, biz
de ilmimizin zekatını sadakasını
vermek istiyoruz, her dertli
arkadaşımızın derdini dinlemek
istiyoruz." diye konuştu.
Keten ve kenevir tarlalarının hükümetten izinsiz ekilemeyeceğini ifade
eden Karslı sözlerini şöyle
sürdürdü: "PKK, keten kenevir
tarlalarını hükümetten izinsiz
ekemez. Onlar sadece komisyonunu alır, bütün bunların
içinde hükümet de var, bu mutlaka sorulmalı. Yıllardır hükümetle beraber çalıştıkları İdris Naim
Şahin neden kötü adam oldu? Bu
işlerde hükümetle beraber iş tutmadığı için. Bir şeye daha
üzülüyorum; şu an bizim
hükümetimizdeki Erzurumlular
bu işlerin tetikçiliğini yapıyorlar,
delilleri yok etmek için çalışıyorlar. Bunu halkın insafına bırakıyorum. Böğürte böğürte bilmem
kimleri buradan çıkaracağız
diyenler, insafınız varsa Apo’yu
ve teröristleri böğürterek bu
memleketten çıkarın, hayatını bir
şeylere vakfetmiş insanlara
değil."Döne YILDIRIM-EKONOMİ
Merkez Parti Genel Başkanı Abdurrahim Karslı, bir Erzurumlu
olarak şehrin görüntüsünün kendisini çok üzdüğünü söyledi.
Erzurum’un caddelerini, mahallelerini, camilerini gezdiğini belirten Karslı, şöyle konuştu:
"Erzurum sanki Suriye’nin bir
şehri yeni harpten çıkmış gibi
yıkık binalar, doğru dürüş tamir
edilmemiş yollar Erzurum şehir
olarak böyle bir şeye layık değil.
DP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, Başbakan
Ahmet Davutoğlu'nun
güvenlik güçlerine taş atan
milletvekili Aysel Tuğluk'a
yönelik sözlerine tepki gösterdi.
H
Yazılı bir açıklama yapan Yüksekdağ, Davutoğlu'nun
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın
izinden gittiğini her fırsata
gösterdiğini savundu.
Miting meydanlarında eril bir
histeriyle kendinden geçerek,
seçilmiş kadın siyasetçileri
yuhalatmak, bayağılaşmış ve
ahlaki değerlerini yitirmiş bir
siyasetin dışavurumu
olduğunu ileri süren Yüksekdağ, çoğunluğunu yaşlı, hasta
ve çocukların oluşturduğu insanlara gaz, su ve gerçek mermilerle müdahale edilerek bir
katliam provası yapıldığını
savundu.
Türkiye’de eğitim sistemi, projelendirme, müfredat, sistem belirlenirken; katılımcı anlayışın
benimsenememesi sistemi deneme,
yanılma ve yapboz tahtasına benzetmiştir. Yönetici, öğretmen, veli
ve çocuk taraflarının hiçbirisi bu
içler acısı durumdan memnun
değildir."
CİHAN
Çünkü kaç yıldan beri iktidarın
tarafında olanların yanında olan
bir şehir Erzurum. Büyükşehir
belediye başkanı olarak AKP iktidarı tarafından yönetildi. Şu an 6
milletvekili var, 5 tanesi AKP milletvekili ve bu iktidar döneminde
en az 1 tane bakan vardı, buna
rağmen böyle bir görüntü Erzurum’a yakışmıyor.
HDP’li
Yüksekdağ:
Başbakan,
Aysel Tuğluk’tan
özür dilemelidir
Kendileriyle aynı fikirde olmayan veya kendilerini
eleştiren kadınlara "edepsiz"
diyerek hakaret etmenin AKP
iktidarının eril zihniyetini
gösteren bir devlet geleneği
olduğunu savunan Yüksekdağ,
Başbakan'dan özür dilemesini
istedi.
Liselere mescit zorunlu yapılmaya
çalışılırken okullarda laboratuvar,
revir, sağlık personeli ve hizmetli
yoktur. okul yerleştirmelerinde
öğrencilerin tercihleri dikkate alınmamış, istedikleri okula yerleşemeyen öğrenciler, tercih
etmedikleri halde imam hatip
okullarına yönlendirilmiş, ulaşım
mesafeleri gözetilmediği için yüklü
servis ücretleriyle eğitim adeta
ücretli hale dönüştürülmüştür.
Bu memlekette en çok
hukuk ihlal ediliyor
'ERZURUM SANKİ YENİ
HARPTEN ÇIKMIŞ BİR ŞEHİR
GİBİ'
Türker: IŞİD’e
karşı kara
harekatını
Türk
askerlerin
yapması
isteniyor
7
SP Genel Başkanı Masum Türker, ABD ve
Avrupa ülkelerinin IŞİD’e yönelik yapılacak kara harekatını Türk askerlerinin
yapmasını istediğini öne sürdü. İl başkanları
toplantısında 25. dönem milletvekili seçimi
hazırlık çalışmalarına başladıklarını söyleyen
Masum Türker, gündeme ilişkin değerlendirmesinde Cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan’ın, her fırsatta IŞİD’in bir koalisyonla
ortadan kaldırılmasına karşı çıktığına yönelik
ifadelerini hatırlattı. Türker, "Aynı şekilde Irak
ve Suriye konularında farklı politikalar uygulayan Cumhurbaşkanı, ABD ziyareti sırasında
IŞİD ile ilgili düşünceleri değişti. Türkiye’nin
iki partili sisteme zorlanan yapısı birçok
ülkenin işine geliyor. Çünkü karşılarında diz
çökmeye, omurgasız davranmaya hazır bir
yönetim istiyorlar.
D
Türkiye'de herkese bağıran çağıran kişi, yurt
dışında tamamen değişiyor." dedi. IŞİD’e karşı
mücadele edecek koalisyona katılma kararı ile
Türkiye’nin tehlikeli bir yola girdiğini vurgulayan Türker, şunları kaydetti: "IŞİD’in bir
koalisyonla ortadan kaldırılmasına karşı çıkan
AKP, Türkiye’yi ABD’de iken koalisyon ülkeleri
arasına katmak zorunda kaldı. ABD ve Avrupa
ülkeleri, IŞİD’e yönelik yapılacak kara
harekatını Türk askerlerinin yapmasını istiyor.
Böyle bir durum Türkiye’yi zor durumda
bırakacaktır. ABD, şimdiden vatandaşlarını
Türkiye’ye gitmemeleri konusunda uyarıyor.
Güneydoğu’da bulunan illerimize çok büyük
göç yaşanmaktadır. Bu durum ülkemiz için
ciddi tehlike oluşturmaktadır."
'TÜRKİYE’DE NE YAZIK Kİ EKONOMİ PAMUK
İPLİĞİNE BAĞLI'
Türkiye’nin, her şeyin ele alınarak yeniden
değerlendirilmesi gereken önemli bir dönüm
noktasında olduğunu söyleyen Türker,
"Türkiye’de ne yazık ki ekonomi pamuk
ipliğine bağlı durumda bulunuyor. Ekonomiyi
yönetenler düne kadar faizlerin düşmesi gerektiğini söylüyorlardı. Bugün ise aynı kesimler
dövizdeki artışı olumlu buluyorlar. Dövizi
baskı altında tutarak, enflasyonu gümrük
kapılarında bırakan sistem Merkez Bankası’nın
kontrolü dışına çıktı. İçinde bulunduğumuz
bölgedeki siyasi durum dolayısıyla riskli
ülkeler arasına girdik. Sıcak paranın ve sabit
yatırım taleplerinin ülkemize yönelme ihtimali
azaldığı için dövizin değeri artmaktadır.
Türkiye’yi ekonomik yönden zor günler bekliyor." açıklamasında bulundu.
'EN KISA SÜREDE GENEL SEÇİMLER İÇİN
ADAY ADAYLARIMIZI BELİRLEYECEĞİZ'
DSP olarak Haziran ayında yapılması
muhtemel olan genel seçim için çalışmalara
başladıklarını söyleyen Türker, "DSP, iktidar
olmuş ve ülkenin nasıl yönetilmesi gerektiği
deneyimine sahiptir. En kısa sürede genel
seçimler için aday adaylarımızı belirleyeceğiz.
DSP olarak vatandaşlarımızın beklentilerine
ve ihtiyaçlarına cevap vereceğiz." dedi.
CİHAN
"Son olarak aralarında vekilimiz Aysel Tuğluk’un da bulunduğu nöbet noktasında bir
taraftan sınırı geçmek isteyenler gaza boğulup, işkenceye
uğrarken, diğer taraftan
Suruç’ta bekleyen halk IŞİD’in
attığı roketlerin hedefi oldu.
Vekilimiz ve halkımız kıl payı
bir katliamdan kurtuldu."
diyen Yüksekdağ, şöyle devam
etti: "Artık sözlerin kifayetini
yitirdiği vahşet ve saldırı ortamı içinde vekilimiz Aysel
Tuğluk’un tavrı, eli, kolu, insanlık onuru ve vicdanı olan
herkesin ve özellikle de kadınların gözünde meşru ve
ahlakidir.
Orada bulunan Kürt halkı ve
seçilmişleri, halka uygulanan
bu vahşet ve zulmü kabul etmemiş ve demokratik tepkilerini dile getirmişlerdir.
Milletvekilimiz Aysel Tuğluk,
halkı savunmak için sembolik
olarak bir taş attı.
Peki Davutoğlu kendisini
seçen, vekalet veren halkı
savunmak için ne yapıyor,
esas bunun hesabını vermelidir. Davutoğlu Suruç’taki
halkın Başbakanı değil mi?
Kafa kesen çetelere, taş atan
vekile gösterdiği tepkinin
çeyreğini göstermiyor.
Bu mudur edep? Başbakan
Davutoğlu; askerlerin halka
uyguladığı vahşete ve her türlü
hakarete sessiz kaldı ve hatta
bu vahşeti onayladı.
Fakat Aysel Tuğluk'a yönelik
sözleriyle, bir halka ve temsilcilerine ve kadınlara yönelik
nefret içeren hakaretlerde bulunmakta sakınca görmüyor.
HDP Meclis Grubu’ndaki
kadınlar, tüm kadın yapımız
ve parti olarak siyasal iktidarın kadınlara yönelik nefret
ve hakaret içeren söylemlerini
hiçbir zaman kabul etmedik,
etmeyeceğiz.
Kadınlara edepsiz demek,
Başbakan dahi olsa kimsenin
haddi değildir. Davutoğlu’nu
bu cinsiyetçi hakaretlerinden
dolayı kınıyor ve vekilimiz
Sayın Aysel Tuğluk şahsında,
Kürt halkından ve tüm kadınlardan bir an önce özür
dilemesini bekliyoruz."
CİHAN
9
8
Darbecilerle aynı MİT'in büyük operasyonuyla kurtarıldık Kimse Türkiye'yi tehdit edemez
karede yer almam
Başbakan
30 EYLÜL 2014
Gündem
30 EYLÜL 2014
Gündem
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
IŞİD tarafından rehin alındıktan 101
gün sonra operasyonla kurtarılan
Musul Başkonsolosluğu personellerinden özel harekat polisi Veysel
Can, hakkında çıkan haberler nedeniyle üzüntü yaşıyor.Gaziantep
merkez Şahinbey ilçesinde yaşayan 3
çocuk babası Can, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, Musul'da görev
yaparken IŞİD tarafından kaçırıldıklarını ve bilmedikleri bir yere
götürüldüklerini belirtti.Tutsak oldukları süre içerisinde sürekli yerlerinin
değiştirildiğini anlatan Can, IŞİD'in
elindeyken Türkiye Cumhuriyeti'ne
her kıtadan temsilcilerin temsil edildiği bir
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin olması
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yani
lazım. Daimi üye, geçici üye ayrımının olmaması
15 üyeden mi oluşacak 15 üye ama bu 15,
"Antidemokratik yollarla iş lazım.
iki yılda bir değişebilir veya yılda bir değişebilir.
değişmek suretiyle, şu anda 193 üyesi
başına gelenlerle aynı Sürekli
bulunan Birleşmiş Milletler üyesi tüm ülkere
orada sıra gelmelidir. Benim kaderim sürekli o 5
üyenin iki dudağı arasında olmamalıdır. Şu
karenin içinde fotoğraf ver- tane
anda Suriye'de, Irak'ta zulüm var. Karar verilirken
deniliyor; 'Birleşmiş Milletler Güvenlik
mem, yer almam" dedi. neKonseyi
ne der' veya '5 üye ne der', geç onu o '5
üyenin
içinde
herhangi bir üye ne der'. 'Hayır'
umhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bazı
diyorsa mesele bitmiştir. Kimse onu değiştiremez.
ülkelerde rejimlerin halklarına karşı
C
Peki, tüm dünya bir üyenin iki dudağı arasına
yürüttükleri sindirme ve şiddet politikaları,
arkasında ağır enkazlar bırakmaya devam ediyor.
Terör daha fazla küreselleşmek, daha geniş
coğrafyalara sirayet etmek suretiyle küresel barışı
tehdit eder bir boyuta ulaşıyor" dedi. Erdoğan,
Dünya Ekonomik Forumu'nun Hilton Bomonti
Otel'deki açılış toplantısında yaptığı konuşmada,
uluslararası sistemde önemli kırılmaların
yaşandığı, dünyanın her köşesinde siyasi,
ekonomik ve sosyokültürel fay hatlarının belirgin
olmaktan öte bir sürece girdiği bir dönemden
geçildiğini, ekonomik krizlerin, yoksulluk ve gelir
dağılımındaki dengesizliklerin, bunun yanında
enerji kaynakları üzerindeki baskılar, ülkeler ve
toplumlar üzerinde çeşitli buhranlar
oluşturduğunu ifade etti. Bazı ülkelerde
rejimlerin halklarına karşı yürüttükleri sindirme
ve şiddet politikalarının arkasında ağır enkazlar,
izler bırakmaya devam ettiğini belirten Erdoğan,
"Terör daha fazla küreselleşmek, daha geniş
coğrafyalara sirayet etmek suretiyle küresel barışı
tehdit eder bir boyuta ulaşıyor. Şu anda
Türkiye'de, bir defa ulusal anlamda bir terörü
yaşıyoruz, bölgesel bir terörle şu anda karşı
karşıyayız, bir de uluslararası terörle iç içeyiz.
İklim değişikliği, Ebola tarzı salgın hastalıklar,
çevre kirliliği, göç, yabancı düşmanlığı ve ırkçılık
gibi sorunlar da küresel gündemin ilk
sıralarındaki yerini muhafaza ediyor" diye
konuştu. Erdoğan, bütün bu sorunların sadece
belli ülkeleri, bölgeleri değil, artık yerkürenin
tamamını tehdit eder boyuta ulaştığını dile
getirerek, şöyle devam etti: "Ülkelerin tek başına
bu sorunların üstesinden gelebilmesi, artık
mümkün görülmüyor. Küresel siyasi ve ekonomik
örgütlerin yüzyılımızın bu sorunlarıyla baş
edebilmek için güç birliği yapmaları, artık gerekli
bir hal almıştır. Esasen bu düşüncelerimi hafta
içinde katıldığım New York'taki Birleşmiş
Milletler 69. Genel Kurulu'nun açılışında da ifade
ettim. Gerek oradaki muhataplarımızla
yaptığımız baş başa görüşmelerde, gerek iklim
zirvesinde, gerekse genel kurulda bütün bu
sorunların insanlığı ciddi manada tehdit eder
hale geldiğini ve acil tedbir alınması gerektiğini
vurguladım. Başta Birleşmiş Milletler olmak
üzere uluslararası siyasi ve ekonomik örgütler
insanlığı tehdit eden sorunlar karşısında tedbir
almakta maalesef etkisiz kalıyorlar. Burada bir
kez daha vurgulamak isterim ki bunu genel
kurulda da söyledim, Başbakanlığım döneminde
de birçok yerlerde de söyledim, şimdi burada
tekrar ediyorum; dünya 5'ten büyüktür. Dünyanın
kaderini bu 5 ülkenin eline bırakamayız. Artık
dünya, İkinci Dünya Savaşı'nın şartlarını yaşayan
bir dünya değildir."
Dünya bir üyenin iki dudağı arasına
mahkum mu?
New York'ta yaptığı iki tüm görüşmelerde ülkele
rin devlet başkanları veya hükümet başkanlarının
"Çok haklısın, doğru söylüyorsun, dünya 5'ten
büyüktür" dediklerini ama kürsüye çıkıldığında
kimsenin bunu konuşmadığını anlatan Erdoğan,
"Mesele buna inanıyorsak, BM'nin reforme
edilmesi gerektiğine inanıyorsak, o zaman bu
alanda ne gibi adımlar atılması lazım, bunun
planlamasını yapalım. Fakat bu konuda ne yazık
ki adım atılmıyor. Herkes bir şeylerden çekiniyor.
'Acaba ben bunu konuşursam bana A ülke ne
der? Acaba konuşursam B ülke ne der, şu ülke ne
der, bu ülke ne der?' Sayın Obama konuşmasında
şu ifadeyi kullandı; 'Haklının güçlü olduğu bir
dünya'. İşte isteğimiz bu zaten. Haklının güçlü
olduğu bir dünyayı istiyorsak, o zaman bu 5 ülke
dünyanın kaderine hükmetmemelidir" ifadelerini
kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlamda
olması gerekenin, dönerli sistem olduğunu dile
getirerek, şunları kaydetti:
mahkum mu? Bunun değişmesi gerekiyor. Bunu
dillendirmemiz lazım. 193 ülkenin üye olduğu
Birleşmiş Milletler'de kararların Güvenlik Konseyi
daimi üyesi 5 ülkenin dudakları arasında olması
izah edilebilir bir durum değildir. Aynı şekilde
uluslararası birçok siyasi ve ekonomik örgütün
küresel sorunlar karşısında insani ve vicdani bir
duruş yerine, çıkar odaklı bir duruş
sergilediklerini görüyor, bunun da tehditleri
teşvik ettiğini hep birlikte hissediyoruz. Küresel
sorunlar karşısında sergilenen kayıtsızlık,
sorunların büyümesindeki en büyük etkendir."
"Kendimi o zaman halkıma anlatamam"
Ortadoğu'daki demokratik halk hareketlerine ve
hak arayışlarına karşı sergilenen vurdumduymaz,
çifte standartlı, ön yargılı ve adaletsiz tutumun
"terörün oksijeni" olduğuna işaret eden Erdoğan,
sözlerini şöyle sürdürdü:
"Şimdi ben soruyorum; şu anda genelleme
yaparak dünyada demokratik rejimlerden yana
mı olacağız, yoksa otokratik rejimlerden yana mı
olacağız? Otokratik rejimlerin içerisinde öyle
ülkeler var ki halkı rejimden memnundur. Halk
memnun olduğuna göre söyleyecek bir şey
yoktur. Ama öyle de rejimler var ki halk orada
korkuyor, herhangi bir şey söyleyemiyor.
Demokratik rejimlere geldiğimiz zaman,
demokratik rejimlerde de 'halkın iradesine saygı
duyulması gerekir' diyoruz. 'Halk neyi murat
ettiyse, neyi istediyse ona saygı duyulması
gerekir' diyoruz. Ama bakıyoruz ki maalesef
halkın iradesinin tecelli ettiği bir ülkede, yüzde
52 ile geliyor kendi bakanı, darbesini yapıyor ve o
darbeyle beraber meşruiyet kazanıyor. Nerede?
Dünyanın değişik ülkelerinde. 'Demokrasinin
beşiği' denilen ülke bile bakıyorsunuz o
meşruiyetini kabul ediyor. Çok enteresan
Birleşmiş Milletler'de çıkıyor konuşma da
yapabiliyor. Şimdi Birleşmiş Milletler darbecilerin
konuşma yaptığı bir yer midir? Yoksa gerçekten
demokratik yollarla seçilmiş olanların gelip,
konuşma yaptığı bir yer midir? Veya halkının
memnun olduğu otokratik rejimlerden gelenlerin
konuşma yaptığı bir yer midir? Yok herkesin
konuşma yaptığı bir yerse ayrı mesele. Ama eğer
ben Tayyip Erdoğan olarak demokrasiye
inanıyorsam, dolayısıyla antidemokratik yollarla
iş başına gelenlerle aynı kare içerisinde fotoğraf
vermem, yer almam. Nitekim bu genel kurulda da
yer almadım. onlarla beraber olamam. Çünkü ben
kendimi o zaman halkıma anlatamam. Çünkü
demokrasi mücadelesi, öyle sıradan bir mücadele
değil. Bakınız yoksul, çaresiz ve haksızlığa
uğradığına inanan halk kesimleri terörün ve terör
örgütlerinin istismarına açık hale gelmiştir.
Türkiye olarak çok uzun süredir, sürdürülebilir
olmayan bu gidişe dikkatleri çekiyor, başta terör
ve İslamofobi olmak üzere yerel sorunların artık
küreselleşmeye başladığını ifade ederek,
yaklaşan sorunlar hakkında çağrılarımızı
yapıyoruz."
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye'de,
Şam rejiminin katlettiği insan sayısının 250 bine
ulaştığına, yer değiştirenlerin ise 7 milyon
civarında olduğuna, sadece Türkiye'de 1,5
milyona yakın Suriyeli göçmen bulunduğuna
vurgu yaparak, "Son haftalardaki göçmen
akınıyla bu sayı daha da arttı. Şimdi ben değerli
dostlarıma sesleniyorum, bakın bütün bu olanlar,
bütün bu gerçekler ortada fakat kimse 'ey Türkiye
1,5 milyon insan senin ülkene geldi acaba biz size
destek olarak, destek olarak ne yapabiliriz?'
diyen yok. Şu ana kadar bize Birleşmiş Milletler
Mülteciler Konseyi dahi olmak üzere gelen para
150 milyon.
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
güvendiklerini ve bu inançla kurtarılacakları günü beklediklerini vurguladı.MİT tarafından sürekli takip
edildiklerini tahmin ettiğini ifade
eden Can, "MİT'in büyük operasyonuyla kurtarıldık. Cumhurbaşkanımızın izlediği politika,
Başbakanımızın dirayetli, Dışişleri
Bakanımızın kararlı tutumu ve MİT
Müsteşarımızın çabaları neticesinde
sağ salim kurtulduk" dedi.
Konuşmalarımızı çarpıtarak servis ettiler
Çocuklarına kavuştuktan sonra tarif
edemeyeceği bir mutluluk yaşadığını
dile getiren Can, "MİT’e haber verilmediği için sınırda 4 saat bekletildikleri" yönünde hakkında çıkan
haberlerin hatırlatılması üzerine şöyle
konuştu:"Evime gelir gelmez tüm sevenlerimiz, eşimiz, dostumuz evimize
gelip hal hatır sordu, sevincimize
ortak oldular. Evime geldikten 2 gün
sonra bir gazeteci mutluluğumuzu
paylaşmak için yanımıza geldi,
kapımızı açtık. Kendisini farklı tanıtarak bizimle görüştü. Ama bu
görüşmeden sonra özgürlük
sevincimiz gölgelendi. Çünkü konuşmalarımızı çarpıtarak servis ettiler.
Bizi büyük bir özveriyle kurtaran MİT
ekibinin operasyonunu adeta küçümseniyormuş gibi yayınlar yapıldı. Oysa
ki biz, kurtulmamızda emeği geçen
herkese binlerce kez dua ediyorduk.
Devletimiz büyük bir devlet. Eğer devletimiz büyük olmasa başka
ülkelerin vatandaşı gibi ya kurşuna
dizilirdik ya da kafamız kesilirdi. O
yüzden açıklamalarımızın çarptırılmasına kahrolduk. Çünkü devletin
her aşamasında en ince detayın bile
düşünülerek yapıldığı operasyon,
itibarsızlaştırılmaya çalışılıyordu.
Oysa ki ülkemiz her zaman yanımızdaydı, milletimizin de dualarını
hissediyorduk.
Obama'dan
"IŞİD'i hafife
aldık" itirafı
BD Başkanı Barack Obama,
Amerikan istihbarat kuruluşlarının
A
IŞİD'in Suriye'de oluşturduğu tehdidi
zamanında hafife aldığını ve Irak
ordusunun bu örgüte karşı savaşma
kabiliyeti ve iradesini ise gözünde
büyüttüğünü kabul etti.CBS
televizyonunda yayınlanan "60
Minutes" (60 Dakika) programına
verdiği mülakatta Obama, bir soru
üzerine, ABD Ulusal İstihbarat
Direktörü James Clapper'ın, ABD'nin
"Suriye'de olanları hafife aldığı"
yönündeki sözlerine katıldığını belirtti.
Obama, programda Clapper'ın, "Irak
ordusunun (IŞİD'e karşı) savaşma
yeteneği ve iradesini gözümüzde büyüt
tük" sözünün hatırlatılması üzerine de
"Bu kesinlikle doğru" ifadesini kul
landı. Bir yandan Suriye'de Beşşar
Esed rejimine karşı çıkarken, diğer
yandan da Esed rejimine cephe alan
IŞİD militanlarıyla savaşmanın yarat
tığı çelişkinin de farkında olduğu mesa
jını veren Obama, şöyle devam etti:
Yardımcısı
Yalçın Akdoğan,
"Kandil'den
yapılan so rumsuz birtakım
açıklamalar
var, tehditvari. Kimse
Türkiye'yi
tehdit ede mez" dedi.
aşbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan,
Türkiye'yi kimsenin tehdit edemeyeceğini
B
belirterek, "Blöf yapıyor demişim de bize
göstereceklermiş vesaire. Bu tehditvari şeyler
doğru değil. Senin bir şey yapmaya gücün
yetiyorsa git IŞİD'e yap, Türkiye'ye ne meydan
okuyorsun? Var mı bir gücün kardeşim? Niye
Türkiye'den yardım istiyorsun o zaman? Yani
uçmayı bilmiyor, çıkmış çatıya konuşup
duruyor. Kandil'de yan gelip yatıyor,
Kobani'dekilerle ilgili edebiyat yapıyor. Sen
orada konuşacağına, git o zaman orada
mücadele et. Böyle bir kandırmaca,
sahtekarlık olmaz" dedi. Akdoğan, Kanal 7
televizyonunda yayınlanan "Başkent Kulisi"
programında gündeme ilişkin soruları
yanıtladı.
ABD Başkanı Obama,
Amerikan istihbarat kuruluşlarının IŞİD'in
Suriye'de oluşturduğu
tehdidi zamanında hafife
aldığını kabul etti.
"Çelişkili bir kararda ve çelişkili bir
koşuldaki çelişkinin farkındayım.
(Korkunç katliamlar yapan) Esed
yönetimi altında Suriye'de istikrar
sağlayamayız. Suriye'nin birleşik
kalabilmesi için, Esed'in tüm bu süreci
yönetmesi mümkün değil. Diğer
taraftan, ABD'ye yönelik acil tehditler
açısından, IŞİD, Horasan örgütü,
bunlar Amerikalıları öldürebilir."
"IŞİD, Esed'den daha acil bir tehdit"
Obama, sunucunun, "Yani bu
aşamada onların (IŞİD'in) Esed'den
daha önemli olduğunu mu
söylüyorsunuz" sorusunu, "Söylediğim
şu; bunların hepsi birbiriyle bağlantılı
ancak uğraşılması gereken daha acil
bir tehdit var" diye yanıtladı.
ABD'nin, Irak ve Afganistan'da olduğu
gibi karada büyük çapta bir askeri
varlık bulundurmayacağının da bir kez
daha işaretini veren Obama, "Kendi
topraklarında, kendi askerleriyle olan
çok ciddi bir savaşta Irak'a yardımcı
oluyoruz. Bu, 'IŞİD'e karşı Amerika'
durumu değil. Bu, güvenlik
ortaklığımızın olduğu bir ülkeye
yardım etmek için Amerika'nın
uluslararası camiaya liderlik etmesi"
dedi.IŞİD'in sadece bir terör şebekesi
değil, toprak arzuları ve ordulara
mahsus bazı strateji ve taktiklerin bir
karışımını temsil ettiğini anlatan
Obama, ABD Irak'tan çekildiğinde
"bozulmamış bir demokrasi, iyi
donanımlı bir ordu ve kendi yollarını
çizebilme yeteneği" bıraktığını ancak
bu fırsatın "kendi Şii tabanını
güçlendirmeye çok daha fazla ilgi
duyan (eski) Irak Başbakanı Nuri elMaliki tarafından harcandığını"
söyledi.Şimdiki Başbakan Haydar elİbadi'nin ise şu ana kadar "doğru
sinyaller" verdiğini ifade eden Obama,
"Biz bunu onlar adına yapamayız
çünkü bu sadece askeri bir sorun değil,
siyasi bir sorun" diye konuştu.
İslam medeniyeti IŞİD ile anılamaz
planlamasını Türkiye'nin en seçkin
beyinleriyle yapma iradesini ortaya
koyduklarını belirtti.Davutoğlu, "Açıkça
söylemiştim arkadaşlarıma, 'Yalnız
bunlar sadece protokoller, açılış
törenleri olmasın, her birimizin kendi
birikimini aktardığı açılış dersi
niteliğinde olsun'. O zaman nerede ve
nasıl başlamak istersiniz dediklerinde,
ilk aklıma gelen şehir Samsun oldu ve
ilk aklıma gelen üniversite de Ondokuz
Mayıs Üniversitesi oldu" dedi.
Samsun'u seçmesine ilişkin "Bunun
çok farklı bir gerekçesi var" ifadesini
kullanan Davutoğlu, şunları söyledi:
Başbakan Davutoğlu, "İslam
ve İslam toplumlarının
oluşturduğu medeniyet, IŞİD
ile anılamaz, IŞİD de İslam'la
anılamaz" dedi.
bugün IŞİD'i görenlerin bence ortak
özelliği cahillikleridir. IŞİD'in de bugün
geldiği barbarlık, kendi cehaletinin
ürünüdür. İslam ve İslam toplumlarının
oluşturduğu medeniyet, IŞİD ile
anılamaz, IŞİD de İslam'la anılamaz"
dedi.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Ondokuz
Mayıs Üniversitesinin (OMÜ) yeni
akademik yıl açılışı dolayısıyla
düzenlenen törene katılarak, "Yeni
Türkiye Vizyonu ve Üniversiteler"
konulu ders verdi.Davutoğlu,
konuşmasında, "İslam denildiğinde
Davutoğlu, 62. hükümetin güvenoyu
almasının ardından yaptıkları bir
istişarede yeni dönemde
üniversitelerde mümkün olduğu kadar
daha çok bulunmak, üniversitelerle
dertleşmek, halleşmek ve gelecek
"Ben her şehrimize gittiğimizde o
şehirle ilgili, o şehrin bizim
kültürümüz, medeniyetimiz, irfanımız,
siyasetimiz ve tarihimiz içindeki yeriyle
ilgili bir isimlendirme yaparım. Bundan
birkaç sene önce Büyükelçiler
Konferansı için Mardin'e gittiğimizde ki Mardin büyüleyici bir şehirdir'Medeniyetimizin biblo şehri' demiştim.
Mardin'e baktığınızda hiç yorulmaz
gözleriniz, bütün Mezopotamya'ya
hakim Artuklu'dan bugüne gelen güzel
bir şehrimiz. Daha sonra Konya'ya,
memleketimde bir konferans verdiğim
de 'merkez şehir' dedim. Çünkü
Anadolu'nun merkezinde ilk
payitahtımız. Erzurum'a gittiğimde
'kale şehir' dedim, çünkü 93
Harbi'nden bu yana da daha önce de
Erzurum sanki Anadolu'yu bekleyen bir
kale gibi durur. İzmir'de yine
Büyükelçiler Konferansı vesilesiyle
toplantıda yaptığım konuşmada İzmir
için 'ufuk şehir' demiştim. Anadolu'ya
gelen atalarımızın ufuk olarak çizdiği
ve Akdeniz'den ötesini bir ufuk olarak
belirleyen şehir."
panzehiridir, reçetesidir. Bunun karşı
kutbunda olan felsefedir" diye konuştu.
Türkiye'nin 150 bin kişiye kapısını açtığını, iyi
niyetli davrandığını söyleyen Akdoğan,
sözlerine şöyle devam etti:
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın
ABD ziyaretinin ardından, IŞİD'e karşı
oluşturulan koalisyona verilecek destek
konusunda ABD'nin ve Türkiye'nin ne
istediğine ilişkin soru üzerine Akdoğan,
Türkiye'nin yol haritasını kendisinin
belirleyeceğini kaydetti. Akdoğan, "Türkiye,
kendi iradesiyle, kendi milli çıkarları neyi
gerektiriyorsa onu yapar ve bugüne kadar da
onu yapmıştır. Bu, müttefiklerimizle işbirliği
yapmamamız anlamına gelmiyor. Elbette
onlarla işbirliği yaparız ama Türkiye
Cumhuriyeti kendisi bu kararı verir. Bu
noktada, sanki ABD işbirliği için Türkiye'yi
zorluyormuş gibi bir yaklaşım, bence son
derece büyük bir yanılsama olur" diye
konuştu.
Askeri işbirliğinin sadece "kurşun sıkmak"
anlamına gelmediğine dikkati çeken
Akdoğan, "Bunun birçok farklı boyutu var.
'Askeri işbirliği yapacağız ama kesinlikle
sıcak temasın içinde olmayız', bunu önceden
zaten öngöremezsiniz. Bu işin tabii bir
parçasıdır, tabii bir riskidir. Önemli olan
bunun bir şekilde planlanmasıdır" ifadesini
kullandı.
"Biz de Amerika istiyor diye değil kendi
çıkarımız için bunları yapıyoruz"
"ABD ile bir anlaşma sağlanmış değil
herhalde, bir rol paylaşımı, eşgüdüm..."
ifadesi üzerine kimin hangi katkıda
bulunabileceğinin değerlendirildiğini
belirten Akdoğan, "Her şey önceden
öngörüldüğü gibi olamayabiliyor. Suriye'ye
daha önce de birtakım askeri operasyonlar
yapılacaktı, bir hafta sonra her şey rafa kalktı
veya hiç beklemediğiniz sıkıntılar çıkabiliyor,
yeni planlar devreye girebiliyor. Bu biraz
şartların göstereceği bir durum"
değerlendirmesini yaptı.
ABD Genelkurmay Başkanı Martin
Dempsey'in "Tampon bölge, belli bir noktada
mümkün olabilir ama şu anda bu bizim
kampanyamızın bir parçası değil" sözlerinin
ve Beyaz Saray'dan yapılan "Amerika'ya iyilik
olsun diye değil ulusal çıkarı için Türkiye'den
işbirliği göreceğimizi umuyoruz"
açıklamasının hatırlatılması karşısında da
Akdoğan, "Biz de Amerika istiyor diye değil
kendi çıkarımız için bunları yapıyoruz
elbette. Kendi ulusal güvenlik meselemiz için
yapıyoruz" dedi.
IŞİD'e karşı hava harekatlarının yapıldığını
ancak bunun meseleyi çözmek için yeterli
olmadığını dile getiren Akdoğan, daha
kapsamlı bir Suriye politikasının ortaya
koyulması gerektiğini kaydetti. "Orada IŞİD,
Özgür Suriye Ordusu, PYD, rejim ordusu var.
Hepsi birbiriyle savaşıyor. Siz bir tanesine
seçici davranıp müdahalede
bulunuyorsunuz. Peki sorun çözülüyor mu"
diyen Akdoğan, daha kapsamlı, çok boyutlu
bir mücadele stratejisine ihtiyaç olduğuna
vurgu yaptı.
"Şartlar öne sürmenin doğru olduğunu
düşünmüyorum"
Türkiye'nin "Suriye'nin geleceğine dair
planlamalarda Esed rejiminin devrilmesini
"İyi bir şey yapıyor, teşekkür etmiyorsan,
devlete, hükümete etmiyorsunuz, millete
edin bari. Bu aziz millet, 1 buçuk milyon
Suriyeliye, 150 bin Kürde gönlünü, kapısını
açtı. Kıt imkanlarını onlarla paylaşıyor, siz
çıkıp da teşekkür etmek yerine taş
atıyorsunuz, gerilim çıkarıyorsunuz. 'Kampa
gitmeyin' diye engel oluyorsunuz. Adam can
havliyle kaçmış, yanında çocuk, yaşlı, kadın,
sığınacak bir merci arıyor. Devlet orada
imkan kurmuş, oraya gitmesinler diye bir
sürü tezvirat, engelleme yapıyorsunuz. Bu
nasıl bir insanlıktır?
Biz hem yardım yapmakla uğraşıyoruz, hem
bunlarla uğraşıyoruz. Dönüp teşekkür bile
etmek yerine hükümeti suçluyorlar. Her şeyin
faturasını hükümete kesiyorlar. Türkiye
burada yapması gerekenleri yaptı, bundan
sonra da yapar. Ama Suriye bağlamında
herkes de nerede durduğunu iyi bilecek, iyi
karar verecek. Sırtını kime dayıyorsun,
kiminle işbirliği yapıyorsun? Türkiye'ye karşı
genel duruşun nedir? Bunları da yeni baştan
değerlendirmek gerekiyor."
"Cemil Bayık diyor ki 'Savaşa biz karar veririz,
ateşkes bozma yetkisi bizde ve yönetimimizde
ama barışa, sürecin devamına önder Apo
karar verir. Onun rolü farklı bizimki farklı
birbirini tamamlayan roller" denilmesi
üzerine Akdoğan, "Bunların sözlerini
muhatap alarak yorumlamayı doğru
bulmuyorum" karşılığını verdi. Akdoğan,
şunları söyledi:
dahil ederseniz biz varız" görüşünde mi
olduğunun sorulmasına karşılık Akdoğan, şu
yanıtı verdi:
"Bu bir şart koşma meselesi değil. Bu
sorunların göğüslenmesi için işbirliğine
ihtiyacı olan, işbirliğini yıllardır zorlayan
taraf Türkiye. O yüzden birtakım şartlar öne
sürmenin çok doğru olduğunu
düşünmüyorum ama Türkiye'nin,
müttefiklerin nasıl bir Suriye öngördüğünü
görmesi, bu konuda belli bir noktaya
gelinmesi lazım. Yoksa diğer sıcak hadiseler
konusunda bakılır, kim nasıl bir katkı
verebilecekse bu katkıyı verir.
Orada birbiriyle mücadele eden dört unsur
var. Sizin bir tanesine bir şey yapmanız
sorunu çözmüş olmuyor. Sizin, ayağı yere
basan, arazideki müttefikiniz kim olacak? Bu
soruya cevap verilmesi gerekiyor. Siz bir
örgütü bombalayarak orada netice
alamıyorsunuz, diğer mücadele eden
unsurlardan hangisini destekliyorsunuz?
Özgür Suriye Ordusu'na tavrınız ne olacak,
onu ne kadar destekleyeceksiniz? Yerde sizin
için birisi kurşun sıkacak, kimdir o kurşunu
sıkacak adam? Orada mücadele eden bu
örgütlerle siz bir doğal işbirliği geliştirmek
durumundasınız, onları desteklemek
durumundasınız. Bu noktada, Özgür Suriye
Ordusu'na daha ciddi destek verilmesi
gerektiği kanaatindeyim."
"Ahmet Türk'e kızmadım tabii"
Başbakan Yardımcısı Akdoğan, "Kobani'nin
düşmek üzere olduğu yönünde haberler var.
Kandil'den yapılan 'çözüm sürecini bitirme'
açıklamaları, tehditleri... Sizin de Mardin'de
'Suriyeli Kürtler doğal müttefikimiz'
açıklamanız oldu. İşin bu ayağında ne
oluyor?" sorusunu yanıtlarken, çözüm
sürecinde, içeride kırılganlık üretenler
olduğunu, dışarıda da süreci zorlaştıran
birtakım gelişmeler yaşandığını söyledi.
Yaşanan asayiş ve şiddet olaylarının içeride
kırılganlık ürettiğini kaydeden Akdoğan,
eylemsizlik kararının içerisinde bunların da
olması gerektiğini dile getirdi. Akdoğan, yol
kesme, haraç alma, iş makinesi ve okul
yakmalara rağmen eylemsizlik kararı
bulunduğunun söylenmesinin kandırmaca
olduğunu ifade etti. Suriye'nin kuzeyinde
yaşananların çözüm sürecinin ana
konularından biri olmadığını, süreci dolaylı
olarak etkilediğini belirten Akdoğan, şöyle
konuştu:
"Bu konu sürecin tabii unsuru değildir. Öyle
olursa yarın, öbür gün Irak'ta, İran'da veya
başka yerlerde yine Kürtlerin veya PKK
uzantısı birtakım örgütlerin yaşadığı
hadiseler, her konu... Türkiye kendi içinde bir
soruna çözüm bulmaya çalışıyor, bütün bölge
ülkelerinin Kürt sorunlarını çözmeye
çalışmıyoruz çözüm süreciyle. Onlar farklı
farklı meseleler, kendi bağlamında ayrıca
değerlendirilmesi gereken konular. Elbette
bunların da önem taşıyan birtakım boyutları
var, bizim içerideki meselemizle bağlantılı
birtakım boyutları var. Ama her konuyu
bununla ilişkilendirmek bu işi tamamen
çözümsüzlüğe mahkum etmek anlamına
gelir. Bu yüzden ayırmak lazım.
Ben dünkü konuşmada, biraz da sert çıkıyor
gibi bir görüntü oluştu, 'Ahmet Türk'e mi
kızdın' dediler bana. Ben Ahmet Türk'e
kızmadım tabii. Kandil'den yapılan sorumsuz
birtakım açıklamalar var, tehditvari. Kimse
Türkiye'yi tehdit edemez."
"Esed seni getirdi getirdi, bak orada yalnız
bıraktı"
Akdoğan, Ahmet Türk'ün "Kobani'de bunlar
yaşanırken, kadınlarımıza tecavüz ediliyor,
Türkiye suskun seyrediyor, haletiruhiyem
uygun değil konuşamayacağım'" sözleri
üzerine kendisinin de "Benim haletiruhiyem
de uygun değil, üç polisimiz şehit oldu, daha
onların naaşını toprağa vermeden, bu
konuları konuşmak bana da çok anlamlı
gelmiyor" dediğini aktardı. Türk'ün "Bölgeye
hiçbir şey yapılmıyor" ifadesine karşılık da
GAP çerçevesinde 55 katrilyon yatırım
yapıldığını hatırlattığını söyleyen Akdoğan,
sözlerini şöyle sürdürdü:
"Duble yollar, otoyollar, hastaneler belli.
Bunları hem kullanıp da hem hiçbir şey
yapılmıyor demek doğru olmaz. Onunla ilgili
polemiğimiz bu çerçevedeydi. Ama onun
ötesinde söylediğim şeyler, doğrudan
Kandil'den yapılan sorumsuz birtakım
açıklamalara dönük. 'Blöf yapıyor' demişim
de bize göstereceklermiş vesaire. Bu
tehditvari şeyler doğru değil. Senin bir şey
yapmaya gücün yetiyorsa git IŞİD'e yap,
Türkiye'ye ne meydan okuyorsun? Var mı bir
gücün kardeşim? Niye Türkiye'den yardım
istiyorsun o zaman? Yani uçmayı bilmiyor,
çıkmış çatıya konuşup duruyor. Kandil'de yan
gelip yatıyor, Kobani'dekilerle ilgili edebiyat
yapıyor. Sen orada konuşacağına, git o
zaman orada mücadele et. Böyle bir
kandırmaca, sahtekarlık olmaz.
Benim, Suriye Kürtleri ile ilgili söylediğim
'doğal müttefik' elbette baktığımızda,
Suriye'deki Kürtler, Esed rejiminin değil
Türkiye'nin tarihi dostu ve müttefikidir. Bizim
onlarla akrabalık ilişkilerimiz var, bir köy
ortadan bölünmüş, yarısı bu tarafta yarısı o
tarafta. Bizim oradaki Kürtlerle bugüne kadar
hiçbir sorunumuz olmamış, akrabalık
ilişkilerimiz var, tarihi olarak dostumuz. Esed
rejimi değil onların dostu. Orada benim
eleştirim şuydu, sen sırtını nereye
dayayacağını iyi düşüneceksin. Sırtını yanlış
yere dayadığında, başın sıkıştığında da 'Biz
kardeşiz, niye beni kurtarmıyorsun' diye bana
bağırmayacaksın. O zaman böyle zor
durumda kalırsın. Bütün bunları bir tarafa
bırakıp, artık yeni dönemde yeni pozisyonlar
belirlemek gerekiyor. Kiminle ittifak
kuracaksın, kimin yanındasın? Esed rejimi
seni parmağında oynattı, sen de 'bekle gör'
dedin, orada bir menfaat sağlarım dedin, onu
karşına almadın. Esed seni getirdi getirdi,
bak orada yalnız bıraktı şimdi. Bu ilişkileri
yeni baştan tanımlamak gerekiyor, kimin
nerede durduğunu yeniden düşünmek
gerekiyor. Bizim Suriye'de yaşayan Kürtlerle
hiçbir sorunumuz yok. İki günde 150 bin
insana kucağımızı açtık. Hem biz kucağımızı
açacağız hem biz bu yükü göğüsleyeceğiz
hem insani, ahlaki duruşu sergileyen biz
olacağız, ondan sonra siz bizi eleştirecek ve
taşlayacaksınız. Bu, istismar siyasetidir."
"Hükümete, devlete etmiyorsan millete
teşekkür edin bari"
"Türkiye'nin yaşanan insani meseleye
duyarsız kaldığı" yönünde bir
dezenformasyon yapıldığını dile getiren
Akdoğan, her konuda "Süreci bitiririz,
ateşkes biter" ifadelerinin kullanılmaması
gerektiğini belirtti. Süreç çok olumlu
giderken bile öngörülemeyecek birtakım
sorunların yaşanabileceğine işaret eden
Akdoğan, "Her sorun çıktığında bu tür
tehditler yapmak doğru mudur? Sorunlar
oturulur, konuşulur" dedi.
"Türkiye'nin IŞİD'e yardım ettiği" gibi bir
iddianın da gündeme taşındığının
hatırlatılması üzerine Akdoğan, "Türkiye
neden IŞİD'e yardım etsin? Bu, Türkiye'de
paralel medyanın zaman zaman uydurduğu
zaman zaman da Türkiye'yi belli bir noktaya
getirmek için, uluslararası medya kanalları
üzerinden Türkiye'yi baskı altına almak için
uydurulan bir şey. Türkiye'nin bu konudaki
tavrı son derece açık. Biz geçen yıl bu örgütü
terörist ilan etmişiz" ifadelerini kullandı.
AK Parti'nin temel felsefesinin IŞİD
zihniyetine ve yöntemine karşı olduğunu
vurgulayan Akdoğan, "Silahlı mücadele,
terör, şiddet, masum insanların öldürülmesi,
bir vahşet görüntüsüdür. AK Parti bunun
"Neticede bu 7 kocalı Hürmüz işine
dönmemesi lazım. Her kafadan bir ses çıkıyor
herkes kendine göre bir şey açıklarsa bu çok
sağlıklı bir durum olmaz. Burada bugüne
kadar öne çıkardıkları kişi Öcalan'dır, heyet
de Öcalan ile görüşmektedir. Bunun ötesinde
bunlar paralel birtakım otoriteler icat
ediyorlarsa, söylem açısından söylüyorum,
bu çok sağlıklı bir durum olmaz."
"Bunlar sadece konuşup ideolojik reklam
yapıyorlar"
İmralı'ya giden HDP heyetinin, aralarında
kendisinin de bulunduğu bazı görüşmeler
yaptığı hatırlatılarak, "Bu görüşme trafiğiyle
gerilim gitti mi, süreç tekrar rayına oturdu
mu" sorusuna Akdoğan, "Bizimle
Türkiye'deki siyasi aktörler arasında bir
gerilim yok ki" karşılığını verdi.Heyetin
kendisine hayırlı olsun ziyaretinde
bulunduğunu, görüşmede çözüm sürecinin
de değerlendirildiğini ifade eden Akdoğan,
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş ile
görüşmesinin ise AFAD ve bölgedeki insani
yardımlarla ilgili olduğunu söyledi.
Devletin bölgede yaptığı mükemmel bir kamp
olduğunu ve bunun henüz tamamen
dolmadığına dikkati çeken Akdoğan, şöyle
konuştu:
"Bu insanlar sağa sola dağıldılar. Yakın bir
zamanda muhtemelen bunları da
göğüsleyemeyecekler. Onlara insanca bir
yaşam imkanı sunamayacaklar, belediyeler
birtakım insanları sağa sola götürmüşler.
Bunların hepsi yarın yine devlete, hükümete
kalacak. Çünkü bunların hizmet verme
kabiliyeti yok. Bunlar sadece konuşup
ideolojik reklam yapıyorlar. O insanlar yine
mağdur kalacak, bu sefer dönüp gelecekler
yine hükümet bunlara sahip çıkacak."
"Devletin sahip çıkması mı rahatsız ediyor?"
sorusu üzerine Başbakan Yardımcısı
Akdoğan, "Küçük, ucuz siyasi hesaplar
bunlar. Bunlara gerek yok" ifadesini kullandı.
Türkiye'nin çok sayıda insanı sınırlarına
aldığını, onlara kucak açtığını vurgulayan
Akdoğan, şunları kaydetti:
"Bunun Türkiye'ye ayrı birtakım maliyetleri
var, sadece ekonomik olarak değil. Bunları
yaparken siyasi hesap mı yapıyoruz. Bu bir
kere öngörülebilir bir şey değil. Yarın başka
göç dalgalarının yaşanıp yaşanmayacağını
biliyor muyuz? Bilmiyoruz. Bunun üzerinden
siyasi hesap yapılmadı ama bunlarda böyle
bir şey var. Yani yaşanan her şeyi ya zehir
ediyorlar ya siyasi gerilim konusu yapıyorlar.
Yani sizin yaptığınız şeyleri de murdar
etmenin mücadelesi içindeler. Bu son derece
yanlış bir şey. Orada insan mağdur, adam can
havliyle yalın ayak geliyor; çoluk, çocuk,
yaşlı, kadın, kan ter içinde, sen onu orada
siyaset yapıyorsun. Yok 'Öyle olsun, böyle
olsun'. Birilerini getirmişler orada bağırıp
çağırıyorlar, yardım edenleri taşlıyorlar, bu
kötü bir görüntü. Orada herkes el birliğiyle ne
yapabilirize bakacaklar. Sivil toplum
kuruluşları, bizim bir sürü insani yardım
kuruluşumuz gitmiş, belediyeler, hükümet,
AFAD, asker kim varsa birlikte ne yapabilirize
bakmak lazım. Orada siyasi kamplaşma,
kutuplaşma yani bir kamp birilerinin bir
kamp birilerinin, böyle görüntülere gerek
yok. Bu yüzden bunlar görüşülüyor."
"Bunu bir problem olarak görmemek lazım"
Diyalog olmadığı zaman yanlış anlamaların
ortaya çıkabileceğine vurgu yapan Akdoğan,
şöyle devam etti:
"Mesela birtakım açıklamalar var Kandil'den
benimle ilgili, dün yapıldı. Uydurma sözler.
Kendi çalıyor kendi oynuyor. Benim hiç
söylemediğim sözler üzerine bir şey uydurup
kendi kendine gerilim üretip tehdit
savuruyorlar. Bunları bırakmak lazım.
10
30 EYLÜL 2014
Basın-Kritik
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
Evina Méye-RONİ
Süleyman GÖKSU
Yürek buna nasıl dayansın?
KURBAN
ir ay önce Ezidiler şimdi de Kobani
B
ve Telayablılar… Manzara içler acısı
ve dehşet! Aman Allah’ım! Demek insanoğlu zaman zaman Şeytanlara taş
çıkartacak fiillere imza atarken, birleri
yakıp yıkacak, diğerleri de onları durdurmak için tepelerine bombalar indirecek. Mazlum ve mağdurlar ise iki
kıskacın ararsında kalmanın mazlumiyeti ile kaçacak yer arayacaklar…
Şu anda Kobani ve Telayab’daki insanların acı durumu bunu göstermektedir.
Ellerine ve sırtlarına aldıkları birkaç
parça yiyecek ve eşya ile düştüler yollar,
onlara ensarlık edecek bir topluluk ve
mekân aramaktadırlar. Mevsim Sonbahar ama bölge olarak yaz günlerinden
birini yaşamaktadır. Ortalık sımsıcak,
yollar toz duman, evinizde, çoluk
çocuğunuzla işlerinizle meşgulken birileri çıkıp sizi bu sımsıcak atmosferden
çıkmaya zorluyor.
Sebep ne olabilir? Ne suçunuz var ki
size bunlar reva görülmektedir? Ya o
güçsüz anneler, babalar, dedeler, yavrular, acizler… Onların ne suçu olabilir?
Ah insanoğlu! Allah’ın(celle celaluhu)
beyan buyurduğu şekliyle “Muhakkak
ki insan zalim ve cahildir.” Olanları
görüp seyredince bu ayeti kerimeye
nasıl da iman etmeyelim? Bir tarafta
sırtında yaşlı annesi, babası; diğer
tarafta ayağında ayakkabısı bile olmadığı halde kilometrelerce yol
yürüyen körpe yavrular ve acizler…
Gözü yaşlı hamile kadınlar, yavrularına
yedirecek bir bardak suya, bir parça ekmeğe muhtaç perperişan insanlar,
umuda ve bilinmezliğe yolculuklara çıkmışlar. Daha önce şen, şakrak oturup
kalktıkları evlerinden, gezip dolaştıkları
sokak ve caddelerinden, mera ve
bahçelerinden zorla ve can korkusu ile
uzaklaşmanın ve ayrı kalmanın verdiği
perişaniyet ve mahrumiyetin acı tablosu
ile yüz yüze gelmişler. Sonucu belli olmayan, bir lokma için ele muhtaç bulunmanın sıkıntısı ve derdi ile nereye
gideceklerini, ne yapacaklarını bilememenin hicran dolu günlerini yaşamaktadırlar…
Şu anda kimse Telayab’da, Kobani’de
yaşamak istemez. Çünkü bir tarafta IŞİD
cahiller topluluğunun Yüce İslam dini
adına sergilediği insanlık dışı
muameleler, diğer tarafta da onun bu
vahşetini bahane ederek gökten bombaları o topraklara yağdıran çıkarcı,
çıkarının olmadığı yerde de seyirci
kalan, olduğu yerde de senaryoyu hazırlayıp işgale kalkan sömürgeci, talancı,
zalim süper güçler…
İki zor kıskacın arasında kalan mağdurlar, mazlumlar ve biçareler… Nasıl
olacak, sonu nereye varacak, bu zulme
ve seviyesizliğe kim dur diyecek?
Görülen o ki kalbi taşlaşmış, ruhu ve
beyni sömürgecilikten başka bir şeyi
görmeyen zalim ve müstekbirlerin bu
manzarayı görmesi mümkün değildir.
Mutlaka görürler; görmemeleri
mümkün mü? Dedim ya çıkarları ol-
unca, leşe koşan karga ve akbaba misali
onlar petrolün olduğu yeri görürler.
Ülkemizin ve milletimizin başına salınan teröre kim ne şekilde silah verip
bizi birbirimize vuruşturduysa IŞİD ve
PYD’yi karşı karşıya getirip vuruşturanlar da aynı eller ve zalim mahfiller: Talancı sömürgeciler, silah tüccarları,
petrol medyunları, Petrolu hayatlarının
ve varlıklarının gayesi edinen zalim ve
zorbalar…
İnsanlık var olduğu günden beri, benzer zalimliklere ve insanlık dışı
muamelelere şahit olmaktadır. Tıpkı yıllar önce olanları, “Lâkin o ne hüsrandı
ki: Hissetmedi gözler; Kaç bin senedir,
hâlbuki bekleşmedelerdi! Nerden görecekler? Göremezlerdi tabî'î: Bir kere,
zuhûr ettiği çöl en sapa yerdi; Bir kere
de, ma'mure-i dünyâ, o zamanlar,
Buhranlar içindeydi, bugünden de beterdi.
Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;
Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri
yerdi! Mısraları ile şiirleştiren Merhum
Mehmet Akif’i haklı çıkarırcasına… Hissetmeyen kalplerin ve nazarların,
yırtıcılıkta sırtlanları bile geçen beşerin
olduğu bir dünyada bunlar çok olmasa
gerek. Rabbim, şu anda katlanılması
çok zor günleri yaşayan Telayab ve
Kobani’deki kardeşlerimize yardım
etsin. Onlara hayatı dar etmeye kararlı
zalim, zorba, sömürgeci güçlerin uşaklarına da fırsat vermesin. Yar ve yardımcıları olsun.
B
u yıl Kurban Bayramı 4
Ekim-7 Ekim tarihleri
arasında 4 gündür.
mana senede bir kere Kurban
Bayramı günlerinden birinde
kurban kesmek vâcibdir.
Kurban, bayramın ilk günü
bayram namazından itibaren
üçüncü günü, güneş batıncaya kadar kesilir.
KURBANDA TEMİZLİK VE
ETİN MUHAFAZASI
Cuma kılınmayan küçük
köylerde, fecirden sonra,
bayram namazından önce de
kesilebilir.
Gece kurban kesmek, caizse
de mekruhtur. Şafii’de,
bayramın dördüncü günü de,
kesilebilir.
Nafile, akika ve adak hayvanı, her zaman kesilebilir,
ama bayramda kesilmesi iyi
olur.
Zilhicce ayının onuncu, on
birinci, on ikinci günleri ile
on birinci, on ikinci
gecelerinde ibâdet ve Allâh'a
yakınlık niyeti ile kesilen beş
nevi hayvan (deve, koyun,
keçi, manda ve sığır)a kurban denir.
Zarûrî ve aslî ihtiyaçları ve
borçlarından sonra nisâb
miktârı malı olan her Müslü-
Hastalıksız ve sağlık kontrolleri yapılmış hayvanlar alınmalıdır.
Hayvanların kesilmesi,
yüzülmesi, parçalanması,
etin nakli, muhafazası ve
pişirilmesinde temizliğe son
derece dikkat edilmelidir.
Sakatat ile etler aynı yerde
bulundurulmamalıdır.
Kesme, yüzme ve parçalama
işleri serin yerlerde yapılmalı; kan, bağırsak vs. atıklar gelişi güzel etrafa
atılmamalı ve akarsulara
dökülmemelidir.
Etler, kesildiği sıcaklıkta
buzdolabına, poşet içine
veya hava almayacak şekilde
büyük parçalar halinde üst
üste konulmamalı; etin sıcaklığı düştükten sonra buzdolabına konulup 12 saat
dinlendirilmelidir.
Hemen yenilmeyecek etler
bu dinlendirmeden sonra,
ihtiyaca uygun miktarlarda
derin dondurucuya konulmalı veya kavurma yapılarak
muhafaza edilmelidir.
Et, buzdolabında 2-3 gün,
kıyma ise 1 gün dayanır. Eğer
daha uzun müddet
muhafaza edilecekse küçük
parçalar halinde buzdolabının buzluğunda veya
derin dondurucuda saklanması gerekir.
Donmuş etler, çözülmesi için
buzdolabının alt raflarında
bekletilmeli, kalorifer ve
soba üzerinde veya oda sıcaklığında bekletilmemelidir.
Pişmiş etler sıcak iken derin
dondurucuya konulmamalı,
oda sıcaklığında 2 saatten
fazla da kalmamalıdır. Zehirlenme tehlikesine karşı
dikkatli olunmalıdır.
Çiğ eti hazırlamadan önce ve
sonra eller iyice yıkanıp kurulanmalıdır.
Çiğ etler için kullanılan
kesme tahtası, meyve ve sebzeler için kullanılmamalıdır.
Dubai'den 495 kaçak telefon
getirdi, savcılığa bile çıkarılmadı
Çalıntı otomobilden
pompalı tüfek çıktı
Dubai'den getirdiği 495
kaçak cep telefonu ile
Atatürk Havalimanı'ndan
yakalanan
Yusuf A. ile
gümrüklü
alandan
geçişini
sağlayan
havalimanındaki bir iş yeri
sahibi,
savcılığa bile
çıkarılmadan
ifadesinin alınmasının ardından serbest
bırakıldı.
Kağıthane’de, sahte plakalı çalıntı
otomobili inceleyen polis ekipleri
2 adet pompalı tüfek ele geçirdi.
stanbul Emniyet Müdürlüğü
İlüğü'nden
Basın Protokol Şube Müdüryapılan yazılı açıklamada, Atatürk Havalimanı Şube
Müdürlüğü görevlilerince 22
Eylül 2014 tarihinde yapılan
çalışmalarda Dubai’den gelen
Yusuf A. (41) isimli şahsın beraberindeki bagajlarında şüphe
üzerine yapılan incelemede,
değişik markalarda 495 adet
kaçak cep telefonunun ele geçirildiği belirtildi. Yusuf A.'nın, cep
telefonlarını havalimanında bu-
lunan bir iş yeri çalışanı
aracılığıyla kaçak yollarla gümrüklü alandan çıkarttığının
tespit edildiği belirtildi. Soruşturma kapsamında 5607 sayılı
Kaçakcılık ile Mücadele Kanunu'na muhalefet etmek suçlamasıyla ifadesi alınan Yusuf A.
ile iş yeri sahibi olan
arkadaşının, savcılık talimatı ile
Atatürk Havalimanı Şube Müdürlüğü'nden serbest bırakıldıkları
öğrenildi.
Murat BÜLBÜL-EKONOMİ
racı kullanan şahsın bir motosikA
letle olay yerinden kaçtığı, araçtaki bir kadının ise gözaltına alındığı
öğrenildi. Emniyet ekipleri
yakalanan silahların ne amaçla kullanılacağına yönelik araştırma
başlattı. Olay, Hamidiye Mahallesi
Ferman Caddesi’nde gerçekleşti.
İddialara göre, geçtiğimiz Cumartesi
otomobili çalınan Kemal Baltacı
aracını sahte plaka takılmış olarak
Kağıthane’de gördü. Aracın peşine
düşen Baltacı, Ferman Caddesi’nde
söz konusu aracı durdurdu. Araç
sürücüsüne otomobilin kendisinin
olduğunu ve polise bildireceğini anlattı. Bunun üzerine kimliği henüz
belirlenemeyen şahıs, aracın kiralık
olduğunu belirterek araç sahibi ile
tartışmaya başladı. Tartışmanın uza-
ması üzerine
şüpheli şahıs
olay yerine
gelen motosikletle hızla uzaklaştı.
'1 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI, ARAÇ
DİDİK DİDİK İNCELENDİ'
Olay yerine polis ekipleri de geldi.
Polisler araçtaki bir kadını gözaltına
aldı. Otomobilde inceleme yapan
polisler, koltuk altına saklanmış 2
adet pompalı tüfeği görünce olay
yerine kapsamlı inceleme yapması
için olay yeri inceleme polislerini
çağırdı. Otomobilin etrafı güvenlik
şeridi ile çevrildi.
Olay yeri inceleme polisleri araçta
titiz bir çalışma yürüttü. Koltukların
altına bırakılan 2 pompalı tüfek delil
torbalarına konularak inceleme
yapılmak üzere emniyete götürüldü.
Otomobilde parmak izi incelemesi
vaşlayan
en yolcular, ya urdu.
in
la
yo
e
in
rd
lcueri iteleyerek du
ğında gelen yo
k- metrobüsl nluk nedeniyle yine binearamidere dura
be
s
bü
ro
et
m
kika
Ancak yoğu
erle tartıştı.
lar, onlarca da n vatandaşlar,
ndaşlar şoförl
ta
la
va
ka
ç
en
ge
ey
m
ne
ri
ledi. İşle
sayıda
büsleri
yle
akta duran az
patarak metro
yolu trafiğe ka adı. Bazı vatandaşlar Dur büslere ise yoğunluk nedeni
kl
ro
et
ru
m
yum
cak binebildi.
ukları
ise önüne durd durdurmaya birkaç kişi an
rek
sonrası
metrobüsü ite
lanan bu olay
ar
kr
te
ca
ar
al
Def
çalıştı.
n yine kurtular beklemekte durduran
aş
nd
ta
va
r metrobüsü
niyle uzun süre
lamadı. Boş bi n açılmaması üzerine
Yoğunluk nede a kalan
rı
nd
yolcular kapıla ı. Bu araçta yolcu albeklemek zoru nda boş bir
ad
kl
nu
aracı yumru
vatandaşlar, so llarına devam
etti. Bir süre
yo
yoluna devam
an
ad
m
sü önüne
a
metrobüsü ile
a boş metrobü
idere durağınd
sonra bir başk
r
la
edebildi. Haram bekleyen ve
aş
nd
vata
kın
çerek durduran erine araca
ge
ı
yarım saati aş
as
am
üz
ası
slerin durm
kapıların açılm
CİHAN
gelen metrobü lar isyan etti.
aş
ti.
et
nd
m
ta
cu
hü
üzerine va
er
durmaması üz
Metrobüslerin
İşe geç kalan yolcular
H
metrobüsü iterek durdurdu
Yağmur yağdı, kurbanlıklar çamur içinde kaldı
ağmurun iki gündür etkili
Y
olduğu Bursa'da, kurban
pazarlarını su bastı. Yağmurla birlikte gece saatlerinde fırtınanın etkili olması sebebiyle birçok kurban
çadırı uçtu. Kurbanlıklar yağmur altında kalırken, satıcılar çamur
içerisinde satış yapmak zorunda
kaldı. Duruma tepki gösteren kurbanlık satıcıları, İsabey Modern Kurban Kesim ve Satış Yeri'nde
çamurda kalmalarını türkülerle
eleştirdi. Yağmurun etkili olduğu
Bursa'da bazı kurban pazarlarını da
su bastı. Gece fırtınayla birlikte etkili
olan yağış sebebiyle çadırlar
söküldü. Hal böyle olunca küçükbaş
kurbanlıklar açıkta kaldı. Hayvanlar
yağmur altında kalırken satıcılar
duruma tepki gösterdi. Satıcılar,
hayvanların bulunduğu yerlerin
çamur içinde olduğunu dile getirdi.
Hayvan pazarının pisliği, kurbanlıkların sağlık denetiminin yetersizliği
gibi konularda yetkililerin duyarsızlığından şikayetçi olan hayvan
satıcıları, satış yeri karşılığında bin
500 ile 2 bin 500 lira arasında
değişen oranlarda kira bedeli
ödediklerini söyledi. Satıcılardan
Selami Yaşar, "Belediyenin bize
verdiği hizmet bu. Paramızı alıp bizi
pisliğin içinde bıraktılar. Bu zamana
kadar yağmurdan dolayı hayvan satamadık. Ben bin 500 lira kira
verdim. Su bastığı için çadırı söktük" dedi. Bir başka satıcı da şu
görüşleri dile getirdi: "Yerimiz
düzgün değil. Benden 2 bin 500 lira
kira aldılar. Ben hayvanı da borçlu
aldım. Bu yüzden memleketime
gidemiyorum. Bizi pisliğin içinde
bıraktılar. Sözde belediye burayı
temizleyecekti. Çadırı gece su bastı.
Bize yazıktır, günahtır. Hayvanların
soğukta titriyor." Erzurum'dan gelen
kurbanlık satıcısı Kemal Araslı ise
söylediği türküyle çamur içerisinde
kaldıklarını anlattı. Türküyle
gazetecilere çağrıda bulunan Araslı,
çamur içerisinde satış yapmaya
mecbur kaldıklarını kaydetti. CİHAN
de yapıldı. Bu sırada çevrede de
geniş güvenlik önlemi alındı. Ferman Caddesi’nde trafik akışı tek
şeritten sağlandı. Yaklaşık bir saat
otomobilde inceleme yapan polisler
otomobili de emniyete götürdü.
GÖRGÜ TANIKLARI: ARAÇ SAHİBİ
İLE ŞÜPHELİ ŞAHIS KAVGA ETTİ
Araç sahibi Kemal Baltacı da olay
yerinde bir süre çalışmaları izledi.
Baltacı, aracının geçtiğimiz günlerde
çalındığını ve söz konusu adreste
aracı durdurduklarını ifade etti.
Olayın görgü tanıklarından Yılmaz
Topal ise bir süre araç sahibi ile
şüpheli şahsın boğuştuğunu polisin
daha sonra olay yerine geldiğini belirtti. Görgü tanığı bir kadının da
olay sonrası polisler tarafından
gözaltına alındığını dile getirdi.
CİHAN
Yaşlı kadın otobüsün altında kalarak can verdi
eye çalışan yaşlı kadın, İETT
otobüsünün altında kalarak feci
şekilde can verdi.
adıköy'de yaşlı bir kadın,
K
yolun karşısına geçerken
İETT otobüsünün altında
kalarak can verdi. Olay yerine
gelen kadının kızı ve yakınları
gözyaşlarına boğuldu. Kaza;
Farehatten Kerim Gökay Caddesi'nde meydana geldi. İddialara
göre marketten alış veriş yaptıktan sonra yolun karşısına geçm-
Adının Emine Gülyolan Sayat
(68) olduğu öğrenilen yaşlı
kadın polisin incelemesi sonucu
otobüsün altında çıkarılarak cenaze aracıyla Dr. Lütfi Kırdar
Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırıldı.
Otobüs şoförü Engin Kaya ise
gözaltına alındı. Görgü tanıkları
da yaşlı kadının karşıya
geçerken otobüsün altında
kaldığını belirtti.
CİHAN
30 EYLÜL 2014
Eğitim
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
YÖK Başkanı Çetinsaya:
YÖK lağvedilmeli
11
Kimliğini unutan öğrenci, 8 dakika
geç kaldığı sınava alınmadı
YÖK Başkanı Prof. Dr. Çetinsaya, yükseköğretimin yeniden yapılandırılmasının YÖK'ün
lağvedilmesinden geçtiği tespitinde bulundu.
Y
üksek Öğretim Kurulu (YÖK)
Başkanı Prof. Dr. Gökhan
Çetinsaya, "Türkiye Yükseköğretimi İçin Bir Yol Haritası" başlıklı
raporunda, yükseköğretimi
yeniden yapılandırmanın bir yolunun da YÖK'ü lağvedip kötü
hatıralarıyla tarihin derinliklerine göndermek olduğunu kaydetti.
amu Personel Seçme SıK
navı (KPSS) Ortaöğretim
Sınavı'na girmeye hazırlanan
"YENİ TÜRKİYE ÜNİVERSİTELERDEN GEÇER"
Bunun sadece bir vesayet aracı
şekilde kullanılmış YÖK'ü ortadan kaldırmak anlamına
gelmediğini, bürokratik olarak
işlemez hale gelen kurumu
dönüştürmek olduğunu belirten
Çetinsaya, "Yeni Türkiye'nin yeni
yükseköğretim yol haritasını
hazırlayabilmek için en nitelikli
beyinleri akademiye gelmeye
ikna etmeliyiz.
Hükümetimiz 1 Ekim'den itibaren
öğretim üyelerinin özlük haklarını gündemine alacağının
sözünü verdi. Yeni Türkiye'nin
yeni bir koordinasyon kurumuna
ihtiyacı var.
Yeni Türkiye'yi kuracak olan,
nitelikli insan gücü ve yetkin bilimsel araştırmalardır. Ve bunun
merkezi de üniversitelerdir" dedi.
"YÖK BUGÜNÜN YÜKÜNÜ
ÇEKEMİYOR"
D
Ü
N
K
Ü
Ç
Ö
Z
Ü
M
Ç
E
N
G
E
L
B
U
L
M
A
C
A
Fatih Aslan (22) isimli
öğrenci, kimliğini unuttuğu
için sınav salonuna alınmadı. Aslan, nüfus müdürlüğüne giderek yeni bir
kimlik çıkarmasına rağmen,
sınava 8 dakika geç kaldığı
için 1 yıldır hazırlandığı sınava giremedi.
Prof. Çetinsaya, YÖK
dönüştürülürken yapılması
gereken ev ödevlerini ve yapılması gerekenleri de de şöyle sıraladı:
"30 yıl önce askeri rejim döneminde 27 üniversite için dizayn
edilmiş YÖK bugünkü yükseköğretimin yükünü çekemiyor.
5.5 milyon yüksek öğretim
öğrencimizin yüzde 47'si açık
öğretimde okuyor.
17-22 yaş grubuna yüz yüze eğitim
vermek zorundayız. 12 yıllık
zorunlu eğitimle birlikte her yıl
1milyon 250 bin öğrenciye üniversite eğitimi vermek zorundayız.
Küreselleşmenin gereği olarak
her yaş grubuna üniversiteleri
açmak zorundayız. En kritik
mesele üniversite, sınıf, laboratuvar, öğrenci var ama öğretimiz
üyemiz yok.
Öğretim üyesi başına düşen
öğrenci sayısı 48, OECD
ülkelerinde 16. 60 bini doktoralı,
145 bin öğretim üyemiz var. 20
bin doktoralı 45 bin öğretim elemanına ihtiyaç bulunuyor."
Haber Merkezi
saatlerinde okula gelen
Aslan, yanında ehliyeti olmasına rağmen yetkililerce
sınav salonuna alınmadı.
Yetkililerin sınav evrakı
almak için kendisini emniyet
müdürlüğüne yönlendirdiğini dile getiren
Aslan, yanlış yönlendirildiği
için sınava geç kaldığını vurguladı.
Sınav görevlilerinden
şikayetçi olacağını belirten
Aslan, "Nüfus müdürlüğüne
gidip kimliğimi çıkardım. 8
dakika geç kaldığım için
sınav görevlileri beni içeri almadı. Benim mağduriyetimin
hesabını kim verecek?" diyerek tepki gösterdi.
Aslan, "Bana en başta nüfusa gidip kimlik çıkar deselerdi ben ona göre fotoğraf
çektirirdim. Sabah 09.30'da
ben iki tane Emniye Müdürlüğü'nü gezdim, kağıt vermediler. Sonrasında nüfusa
gittim, kağıt vermediler, fotoğraf çektirmem gerektiğini
söylediler.
KPSS Ortaöğretim düzeyi
yapılan sınava 1 yıldır hazırlanan Fatih Aslan (22) isimli
öğrenci, kimliğini unuttuğu
için sınava alınmadı.
Gaziantep Şehitkamil Adnan
A.Ş. Ortaokulu'nda sınava
girmek için sabahın erken
En son çarşıda bir fotoğraftçı
buldum. Aradaki mesafe 20
dakika." dedi. Yanlış yönlendirme yüzünden sınava
geç kaldığını belirten Aslan,
"Kimliğimi çıkardım, 8
dakika geç kaldım. Sınav
görevlileri beni içeri almadı.
1 yıldır ben bu sınava hazırlanıyorum. Benim 1 senemin
hesabını kim verecek. Beni
yanlış yönlendirmese direk
nüfus dese, basıp oraya
giderim. Benim mağduriyetimin hesabını kim
verecek. Bu işler oyuncak
değil ki, bu benim hayatım.
Yetkililere sesleniyorum ama
boş yani. Ancak bizim bir
tanıdığımız olmalı.” diye
konuştu. Kendisinin yerinde
bir bayan olsa onun sınava
alınacağını söyleyen Aslan,
"Partilerin birinde dayım ya
da amcam olsaydı bir telefonumla beni içeri alırlardı.
Bizim kimsemiz yok diye mi
mağduruz. Memur
çocuğuyuz diye mi böyle
bizim halimiz?” diyerek tepkisini ortaya koydu. Sınav
görevlileri hakkında suç
duyurusunda bulunacağını
söyleyen Aslan, maddi ve
manevi tazminat davası açacağını sözlerine ekledi.
CİHAN
ÖSYM, görevlendirmeyi sınav günü iptal etti
lçme Seçme ve YerÖ
leştirme Merkezi (ÖSYM),
Bünyami Gökbaş'ın Kamu
Personeli Seçme Sınavı
görevlendirmesini sınavın
olduğu gün iptal etti.
27-28 Eylülde yapılacak
KPSS'de görev almak istemediğini belirten Bünyami
Gökbaş, "Daha önce Şehit
Binbaşı Adil Karagöz
Anadolu Lisesi'nde müdür
olarak görev yapıyordum.
Yapılacak olan KPSS 'de
görev almak istemediğimi
belirttim. ÖSYM kimim
müdür olacağı belli olmadığı
için beni görevlendirdi. Beni
telefonla arayarak okulda sınavla ilgili bir sıkıtı olup ol-
madığını sordular, ben de
'sorun yok' dedim. Bina yöneticisi olarak cuma günü
gerekli görevlendirme yazımı
ve görevli kartımın çıktısını
aldım.
Sınav sabahı okula gittiğimde benim görevimin
iptal edildiğini söylediler.
Görevimin iptal edildiği
bana bildirilmediği için mağdur edildim. " dedi CİHAN
12
30 EYLÜL 2014
Sağlık
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
Kalp krizi
ansızın gelir
Karaciğerini seven bitkisel ürünlerden uzak dursun
Ahmet Rasim KÜÇÜKUSTA
itkisel ilaç ve gıda takviyelerinin
B
sebep olduğu karaciğer hasarlarının son on senede yüzde 7’ den
göre çok daha kolay olması, bu tür
ürünlerin daha tehlikeli olmalarına
yol açıyor” diyor.
yüzde 20’ ye çıktığı belirlendi.
Araştırmada, vücut geliştirme
amacı dışındaki takviyelerin daha
ağır hasarlara, karaciğer nakline ve
ölümlere yol açtığı ve orta yaşlı
kadınlarda daha fazla görüldüğü de
bildirildi.
Hepatology isimli dergide yayınlanan araştırmada, 2004-2013
seneleri arasında parasetamol
dışında kalan ilaçlara veya bitkisel
ilaç ve gıda takviyelerine bağlı
karaciğer hasarı olan 893 hastaya
ait veriler analiz edildi.
Karaciğer hasarlarının 45’ inin
vücut geliştirme haplarından, 85’
inin vücut geliştirme dışında kalan
besin desteklerinden ve 709’ unun
da ilaçlardan kaynaklandığı belirlendi.
İlk iki senede bitkisel ilaç ve gıda
takviyelerine bağlı karaciğer hasarlarının oranı yüzde 7 iken, on sene
sonra bu oran yüzde 20 olarak bulundu.
Vücut geliştirme için kullanılanlar
dışındaki takviyelere bağlı
karaciğer hasarı için karaciğer
nakli gerekmesi, konvansiyonel
ilaçlara bağlı hasarlar için
karaciğer nakli gerekmesine göre
daha fazla idi (yüzde 13’ e yüzde 3).
Vücut geliştirme desteklerinin genç
erkeklerde uzamış sarılık
vakalarına yol açtığı ama bu
yüzünden hiçbirine karaciğer
naklinin icap etmediği de belirlendi.
Araştırmanın uzmanlarından
Navarro “Bitkisel ilaç ve gıda
takviyelerinin onay alması ilaçlara
Amerikalıların gıda takviyesi merakı artıyor
USA’ da bitkisel ilaç ve gıda
takviyesi kullanan erişkinlerin
sayısı giderek artıyor ve şu anda
bunların yarısının bu tür ürünleri
kullandıkları biliniyor.
Kalp damar hastalığı
riskinizi öğrenmek için
şu sorulara cevap
vermeniz yeterli
olacaktır: Kolesterol
(kötü huylu kolesterol)
seviyenizi biliyor
musunuz? Kan şekeri
seviyenizi biliyor
musunuz?
Araştırmalar bu tür ürünlerin
kadınlar, 40 yaşın üzerinde olanlar
ve eğitim düzeyi yüksek olanlar
tarafından daha çok kullanıldığını
gösteriyor.
ürkiye’de bir numaralı ölüm
T
sebebi olarak karşımıza
çıkan bu hastalıklar söz konusu
NHANES III (National Health and
Nutrition Examination Survey) verilerine göre, en çok tercih edilen
ürünler içinde multivitaminler,
mineraller, kalsiyum ve balık
yağları ilk sırada geliyor.
olduğunda şu anda herhangi
bir kalp ve damar hastalığı
olsun ya da olmasın risk herkes
için geçerlidir. İyi haber ise kalp
ve damar hastalıklarının
önlenebilir hastalıklar arasında
olmasıdır.
Gelelim neticeye
Bitkisel ilaçlar ve gıda takviyeleri
USA’ da olduğu gibi bizde de çok
rağbet görüyor. Elimde bir veri olmamakla beraber gözlemlerim,
bunlara ülkemizde de erkeklerden
çok kadınların ve gençlerden
ziyade orta yaş üzerinde olanların
daha çok düşkün oldukları şeklinde.
Tüketicilerin (!) çoğu bu ürünlerin
faydası olmasa bile hiç değilse
zararı olmadığını sanıyor ama bu
araştırmanın da ortaya koyduğu
gibi gerçek hiç de öyle değil.
Bitkisel ürün, gıda takviyesi, mineral, vitamin, antioksidan ya da adı
ne olursa olsun bunlar elbette
sağlıklı yaşamamız için gereklidir
ancak çok özel durumlar dışında
ilaç olarak alınmaları doğru
değildir. Bitkisel ürünlere kanmayın, yağmurdan kaçarken
doluya yakalanmayın.
Her beş erkekten biri ve sekiz
kadından biri kalp
hastalıklarından ölmektedir.
Kalp ve damar hastalıkları her
yaşta görülebilmekle birlikte,
bu hastalıkların sıklığı özellikle
erkeklerde 45 yaş sonrası
kadınlarda ise menopoz
sonrası artmaktadır.
60 yaş üzeri her yüz kişiden
87’si kalp hastalıklarından
ölmektedir. Kalp damar sağlığı
konusunda yapılan en büyük
yanlışların başında hiç kalp
hastası olmayacağını
düşünmek gelmektedir. Diğer
yanlışlar ise hareketsiz ve
stresli yaşam tercihi yapmak,
risk faktörlerinin farkınd
olmamak ve sigara
kullanmaktır.
Memorial Antalya Hastanesi
Kardiyoloji Bölümü’nden Uz.
Dr. Nuri Cömert, 29 Eylül
Dünya Kalp Gününde, kalp ve
damar sağlığı konusunda
yapılan en büyük yanlışlardan
birinin hiç kalp hastası
olmayacağını düşünmek
olduğunu vurguladı ve kalp
krizi anında hastanın ve
yakınında bulunan kişilerin
yapması gerekenleri anlattı.
Doktorunuzdan hangi risk
grubunda olduğunuzu öğrenin
Risk faktörlerinin farkında olun
Zerdeçal beyni iyileştiriyor
H
int ve doğu tıbbında sıkça
kullanılan zerdeçalın,
beynin kendini iyileştirme kabiliyetini artırabileceği belirtildi.
Alman bilim adamları tarafından yapılan ve "Stem Cell Research and Therapy" dergisinde
yayımlanan bir araştırma,
zerdeçalda bulunan bir maddenin, beynin iyileşmesinde rol
alan sinir hücrelerinin
gelişimine yardımcı olduğunu
gösterdi.
Almanya'nın Jülich kentinde bulunan Nörobilim ve Tıp Enstitüsü'ndeki araştırmacılar,
zerdeçalın içinde bulunan aromatik-turmeron isimli bir
bileşenin fareler üzerindeki etkilerini inceledi. Bileşenin enjekte
edildiği farelerin beyinleri incelendiğinde, sinir hücrelerinin
gelişimiyle bağlantılı olduğu bilinen beynin bölgelerin daha
aktif olduğu görüldü. Yapılan
diğer araştırmalar, zerdeçalda
bulunan kurkumin adlı maddenin, hem kanserin tedavisinde
hem de kanserin önlenmesinde
oldukça etkili olduğunu gösteriyor.
Bilim adamları, fareler üzerinde
yaptıkları deneylerde elde ettikleri bulgulara dayanarak, felç ve
alzeihmer hastalıkları için ilerde
ilaç üretilebileceğini, fakat insanlar üzerinde denenmesi için
daha fazla araştırma yapılması
gerektiğini belirtiyor.
AA
ktif ve pasif sigara içicilA
iğinin, hastalıklara, sakatlıklara, psikolojik sorunlara ve
ölümlere neden olarak kişi ve
toplum sağlığını tehdit ettiğini
vurgulayan Kemik, "Sistematik
bir mücadele verilememesi
halinde sigaranın neden olduğu
ölümlerin artacağı, 2000-2024
döneminde 150 milyon insanın
sigaraya bağlı hastalıklardan
öleceği tahmin edilmektedir.
Sigaranın neden olduğu kanser
ölümlerine bakıldığında da
sorunun ne kadar ciddi olduğu
açık olarak görülmektedir.
Kanser korunulabilir bir
hastalıktır. Çevresel etkenler
kanser oluşumunda yüzde 9095 oranında etkilidir. Kanser
oluşumunda etkisi olan çevresel
faktörlerin başında da sigara
gelmektedir.
Dolayısıyla sigara kullanımının
önlenmesi çalışmalarının önemi
her geçen gün artmaktadır'
ifadelerini kullandı. Sigaranın
kamu bütçesine de önemli
ölçüde ekonomik zarar verdiğini
kaydeden Kemik, sigaranın
maliyetinin sadece ona verilen
para olmadığına işaret ederek,
şöyle devam etti: 'Sigaraya bağlı
ortaya çıkan hastalıklardan
dolayı tedavi amaçlı ülke bütçesine verdiği zarar ve çalışma
Kimi zaman kalbin alt yüzeyini
besleyen damar tıkanıklarında
ilk şikayet bulantı, kusma ve
baygınlık hissi olabilir. Kalp
krizinin belirtilerini bilmek ve
farkında olmak erken
müdahalenin temel esasıdır
çünkü kalp krizi zamana karşı
bir yarıştır. Kalp krizi öncesi
hissedilen göğüs ağrısının
farkında olmak erken tanı ve
tedavi açısından bir şans
olabilir.
Kan basıncınızı
(tansiyonunuzu) biliyor
musunuz? Bu sorulardan
herhangi birine yanıtınız
HAYIR ise kesinlikle sadece bu
değerleri öğrenmek adına kalp
kontrolüne gitmelisiniz. Temel
testler sonrası bulunduğunuz
risk grubuna göre doktorunuz
muayene ve kontrol sıklığını
belirleyecektir.
Yüksek riskli gruptaki kişilere
senelik kontroller önerilirken
düşük risk grubundaki kişiler
için kontrol aralıkları uzun
tutulabilir. Kalp hastalıkları
önlenebilir hastalıklar
grubundadır. Erken teşhis
edilen ve kalbinizin korunmuş
olduğu durumdaki tedaviler
son derece yüz güldürücüdür.
krizinde en önemli durum kalp
ve solunum durmasıdır.
Ailesinde kalp hastalığı olan
bireylerin ilk yardım
konusunda eğitim almaları
kalp masajı ve yaşam desteği
durumunda müdahaleyi
bilmeleri önemlidir. Kalp
hastası olan kişiler ilaç listesi
yapmalı ve bunu yanında
bulundurmalıdır.
AA
Kalp krizi nasıl geliyorum der?
150 milyon kişi risk altında
İstirahat halinde, göğüs orta
hattında huzursuzluk, ezici,
baskı veya yanma tarzında
bazen sol kola, sırt ve omuza
yansıyan ağrı hissediyorsanız
kalp krizi geçiriyor olabilirsiniz.
Ani gelişen nefes darlığı, soğuk
terleme ve ölüm kaygısı da kalp
krizi habercisi olabilir.
Sigaranın zararları kon
bir açıklama yapan Ha usunda yazılı
lk
Kemik, sigara kullanım Sağlığı Müdürü Dr.
tehdit eden ve mutlaka ının, halk sağlığını
m
lenmesi gereken bir soruücadele edilerek önn olduğunun altını
çizdi.
hayatının sekteye uğraması, bu nedenle iş gücü
ve üretim potansiyeli kaybı
dahil tüm boyutlarıyla
değerlendirildiğinde ortaya çıkan kayıp çok
büyük miktarlara ulaşmaktadır. Bu açıdan bakıldığında
onlarca kronik ve öldürücü
hastalığa neden olan sigara
bağımlılığı ile savaş ve genel
olarak tütün kontrolü konusu
halkın sağlığının geliştirilmesi
alanında en öncelikli konudur.
İlimizde Sigara Bırakma Poliklinikleri'ne 2014 yılı ilk 6 ay
içerisinde bin 143 kişi başvuruda bulunmuş, bunlardan
308'i sigarayı bırakmıştır.' Uzmanı Dr. Mustafa Ersöz, katılımcılara sigaranın sağlığa
zararlarını anlattı. Dr. Ersöz,
özellikle ev içerisinde sigara
içiliyorsa çocukların ortalama
günde 5 sigara içmiş kadar etk-
ilendiğini, bebek hastalar için
hastaneye üç kat daha fazla
başvuruda bulunulduğunu dile
getirdi. Yine ani bebek ölüm
riskinin 2,5 kat arttığının altını
çizen Ersöz, bebeklerde kolik
tarzı karın ağrısının 2 kat arttığını, çocuklarda astım ve solunumsal enfeksiyon riskinin 2
kat arttığını, çocuklarda akciğer
kanseri, kronik bronşit sıklığının arttığını, eşi sigara içen
kadınlarda akciğer kanserinden
ölüm riskinin 2-3 kat arttığını
ifade etti.
Sigarayı bırakmada en büyük
engelin yine bireyin kendisi
olduğunu belirten Ersöz, bu
süreçte sigara bırakma
konusunda kararlılığın önem
arz ettiğini, sigarayı bıraktıktan
sonra ise en büyük tehlikenin
"Bir kereden bir şey olmaz"
düşüncesi olduğunu sözlerine
ekledi.
AA
Türkiye'nin tamamında olumsuzluklara yol açan şiddetli rüzgar ve yağış Pazartesi etkisini hafifletiyor. Batıda
rüzgarın hızı 70 km'den ortalama 40 km'ye inecek. Yağışlar ise hızını azaltarak Marmara'nın doğusu, İç
Anadolu ve Karadeniz'de etkisini sürdürecek. Yağışın risk yaratacağı kesim ise Trabzon, Rize, Artvin dolayları. Salı'dan itibaren yüksek basıncın etkisiyle Türkiye'de hava açıyor ve sıcaklıklar yeniden artışa geçiyor.
İstanbul yeni haftaya da rüzgarlı başlıyor. Ama hızı 70 km'den 35 km'ye inecek. Yağış aralıklı, güneş de görülebilir,
sıcaklık en fazla 19-20 derece. Ankara'daki kuvvetli yağışlar da zayıflıyor ve kesiliyor, sıcaklık 17 derece. İzmir güneşli
ama yine rüzgarlı ve serin, sıcaklık 24 derece. Bursa hafif yağmurlu, Adana'da yağış kesiliyor. Marmara yeni haftaya
girerken yağışlar hafifleyecek. Trakya'dan itibaren güneş de görülebilir. Ama rüzgar yine kuvvetli, hızı yer yer 40 km'yi
geçecek. Salı günü yüksek basınçın etkisiyle hava açıyor ve biraz ısınıyor. İç Anadolu'da kuvvetli yağmur Pazartesi zayıflayarak devam edecek. Yozgat, Sivas, Nevşehir boyunca kuvvetli rüzgar olumsuzluklara yol açabilir. Sıcaklık en
fazla 14-16 derece, gece ise 5 dereceye kadar iniyor. Ege'nin kuzeyinde fırtına bir gün daha sürecek. Güney Ege'de ise
öğleden sonra etkisini kaybediyor. Kıyılarda yağış yerini güneşe bırakacak. Bölgede 1 hafta önemli bir yağış yok, sıcaklıklar hafta ortası 4-5 derece yükselecek. Akdeniz kıyılarında yağış kesiliyor, güneş yüzünü gösterecek ama iç kesimlerde hafif yağmurlar yine sürebilir. Güneydoğu'da da yeni hafta boyunca yağış görülmeyecek. Diyarbakır bulutlu,
sıcaklık 22 dereceye indi. Doğu Anadolu'da yağmur Erzurum, Kars, Ağrı, Van ve Hakkari dolaylarında sürecek. Bölgenin
orta kesimlerinde hava bulutlu. Erzurum 12, Malatya 21 dereceye indi. Karadeniz'in batı ve orta kesimlerinde yağışlar
zayıflıyor. Ama Doğu Karadeniz'de yaşayanlar dikkatli olmalı. Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin boyunca Pazartesi şiddetli yağmur ve rüzgar etkili olacak. Su baskını ve taşkın riski var. Salı günü yağışlar Karadeniz'i de terk ediyor.
ANKARA
İS TAN BUL
Bugün
30 Eylül Salı
20
Bugün
30 Eylül Salı
Rüzgar
14
14
Nem
%63
18
Rüzgar
13
4
AN TAL YA
İZ MİR
Bugün
30 Eylül Salı
Nem
% 76
26
Bugün
30 Eylül Salı
Rüzgar
22
14
Nem
% 96
30
Rüzgar
20
15
Nem
% 72
30 EYLÜL 2014
Turizm
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
13
Turistler, baharat turlarıyla yöresel
ürünleri ve Türk mutfağını tanıyor
ngiliz, Alman, İskandinav ve
Rus turistler, baharat turları ile
İAntalya'nın
yöresel ve doğal
ürünlerini tanıyor. Turizm seyahat acenteleri, Antalya'ya gelen
turistleri Manavgat'ta kurulan
uluslararası pazartesi ve
perşembe pazarına getirerek
yerinde yöresel ve doğal yetişen
baharatları yerinde gösteriyor.
Turistler, tanıtıma bağlı pazardan
en fazla Manavgat susamı,
kavrulmuş yer fıstığı, defne,
çörekotu, kimyon, kekik, rezene,
çam fıstığı, fesleğen, nane,
safran, kişniş, kakule, tarçın,
zencefil, kuş üzümü, hardal,
biberiye, vanilya ve pul biber
alıyor. Turizm seyehat acenteleri,
pazarlarda baharat turlarını en
yoğun ilgiyi Alman ve Rus turist-
lerin ilgi gösterdiğini belirtiyor. Es
Es Turizm Seyehat Acentesi sahibi
Levent Akgün, Antalya'ya tatile
gelen Alman turistleri, haftanın 2
günü Manavgat'ta baharat
turlarına çıkardıklarını söyledi.
Özellikle Alman bayan turistlerin
yöresel ürünler ve baharatlara ilgisinin diğer millet turistlere göre
yüksek olduğunu belirten Akgün,
Alman hanımların da kek, pasta
ve unlu mamullerde susam,
çörekotu, kuş üzümü ve çam
fıstığı kullandıklarını kaydetti.
Baharat turlarının aynı zamanda
Almanların Türk mutfağını yakından tanımasını sağladıklarını belirten Akgün, "Baharat turları
yılın 12 ayı oluyor. Turlarla Alman
turistler aynı zamanda bölgede
yetişen yöresel ve doğal ürünleri
yakından tanımış oluyorlar. Bu
aynı zamanda Türk mutfağını
yakında tanıma öncülük etmelerini sağlıyor." diye konuştu.
Rus Lenter Turizm Seyehat Acentesi Genel Müdürü Latali Baranov, Rus turistlerin, baharat
turlarına ilgilerinin yüksek
olduğunu söyledi.
Rus bayanların kekik, nane,
karanfil, defne, kuş üzümü,
rezene, kişniş, fesleğen, sumak,
hardal ve safran aldığını belirten
Baranov, "Rus bayanlar, tatil
bitimi öncesi ülkelerine dönmeden önce Antalya, Manavgat
ve Alanya'da baharat turlarına
çıkarak ihtiyaçlarını karşılıyor.
Ruslar, kek yapımında Manavgat
susamı ile kavrulmuş yer fıstığını
seviyor. Ruslar, turpu sumaksız
yemiyor. Sumağı Antalya'dan alıyorlar." dedi. Kültür turizmi uzmanı Mehmet Reşat Akıl,
İskandinav ve Avrupalı turistlerin, Türk yemeklerinin tadını
beğenmeye bağlı semt
pazarlarında baharatçıları dolaşmayı sevdiğini söyledi. Akıl, baharat turlarının, Avrupalı
turistlerin Antalya bölgesinin
yöresel ürünleri tanıtılmasına
katkı sağladığını kaydetti. Manavgatlı baharat satıcısı Oktaş Baharatçılık sahibi Bekir Oktaş,
pazartesi ve perşembe günleri
açtıkları baharat turu günlerine
en fazla Alman turistlerin ilgi gösterdiğini söyledi. Alman turistlerin, çoğu baharat türlerini
Türkiye'den karşıladığını anlatan
Oktaş, işlerinin turlara bağlı yılın
12 ayını iyi olduğunu kaydetti.
Oktaş, turistlerin, mutfak kültürlerine bağlı kimyon, tarcın, pulbiber, sumak, susam, çörekotu,
defne, kekik, hardal, rezene, çam
fıstığı, zencefil, kakule, safran,
nane, fesleğen, karanfil, vanilya,
kişniş, toz biber, kına, kaya tuzu,
papatya kurusu, çam fıstığı ve
kuş üzümü aldıklarını kaydetti.
Oktaş, "Turlar sayesinde işlerimiz
yılın 12 ayı iyi. Tura gelen turistler, bölgemizde yetişen yöresel
ürünler ve baharatlarla ilgili Almanca ve İngilizce bilgilendirme
yapıyoruz. Baharat turları başta
Almanlar olmak üzere Avrupalı
turistlerin Türk mutfağını yakından tanımasını sağlıyor. Manavgat'ta yaşayan yerleşik
yabancılarda baharat türlerini
genelde bizim yemek
kültürümüze göre alıyor."
ifadesini kullandı.
CİHAN
mizliği yaptı
te
e
vr
çe
r
tle
ris
tu
ı
nc
ba
ya
ve
rli
ye
'te
is
ar
Marm
uğla'nın Marmaris ilçesindeki
yerli ve yabancı turistler, koy
M
temizliği yaptı. Temizliğe İçmeler Martı
Türkiye'ye 8 ayda 25.7 milyon yabancı ziyaretçi geldi
ültür ve Turizm Bakanlığı'nın Emniyet Genel Müdürlüğü'nden elde
K
ettiği geçici verilere göre; 2014 yılı Ağustos ayında Türkiye'yi ziyaret
eden yabancı sayısı geçen yılın aynı ayına göre % 7,08 'lik bir artışla 5
Resort ve La Perla otelleri yöneticileri,
Deniz Temiz Derneği, Turmep ve Marmaris Belediyesi yetkilileri de katıldı.
milyon 296 bin 323 oldu. Ağustos ayında gelen ziyaretçilerin % 5,6'sını
günübirlikçiler oluşturdu. 2014 yılı Ocak-Ağustos döneminde gelen yabancı sayısı ise geçen yılın aynı dönemine göre % 6,89 artış gösterdi.
Bu dönemde Türkiye'yi ziyaret eden yabancı sayısı geçen yılın aynı
dönemine göre % 6,89 artış göstererek 25 milyon 749 bin 063 oldu.
La Perla Oteli İşletme Müdürü Çetin
Erzenci, her ay bu tür deniz ve
sahillerde çevre temizliği yaptıklarını
belirterek, "Bu tabiat, yaşayan varlıklar biz yokken de vardı.
8 aylık dönemde gelen ziyaretçilerin % 4,47'sini günübirlikçiler oluşturdu. 2014 yılı Ağustos Ayında en çok ziyaretçi gönderen ülkeler
sıralamasında Almanya % 15,29 (809 981) ile birinci, Rusya Fed. %
14,66 (776 642) ile ikinci, İngiltere % 8,22 (435 302) ile üçüncü sırada
yer aldı. İngiltere'yi, Gürcistan ve İran izledi. 2014 yılı Ocak-Ağustos
döneminde en çok ziyaretçi gönderen ülkeler sıralamasında ise Rusya
Fed. % 13,62 (3 506 084) ile birinci, Almanya % 13,38 (3 445 366) ile ikinci, İngiltere % 7,07 (1 819 658) ile üçüncü sırada yer aldı. İngiltere'yi,
AA
Gürcistan ve İran izledi..
Doğal hayata saygı duymak zorundayız. Bizlerin onlara, onların da bizlere ihtiyacı var. Turizm için de
bunun ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Gelecek nesillere, temiz ve yaşanabilir
bir çevre bırakma istiyoruz." dedi.
CİHAN
Diyarbakır'da 'Anadolu Ateşi' rüzgarı esti Bursa'da bir tarihi yapı da restore edilecek
Mustafa
Erdoğan'ın
sanat yönetmenliğini yaptığı
'Anadolu Ateşi'
dans topluluğu
Diyarbakır'da
gösteri
yaptı.
A
kGösteri, son günlerde büyük
dramların yaşandığı Şengal, Rojava, Kobani ve Gazze isimlerinin dev
ekrana yansıtılmasıyla başladı. Diyarbakır'da düzenlenen kültür ve
karpuz festivali kapsamında Anadolu
Ateşi, Atatürk Stadı'nda gösteri yaptı.
Anadolu'nun 7 bölgesinden derlenen
yüzlerce halk dansı motifinden oluşan
koreografileriyle Anadolu kültürünü
yansıtan topluluğun gösterisi nefes
kesti. Genel sanat yönetmenliğini
Mustafa Erdoğan'ın yaptığı gösteri, yaklaşık iki saat sürdü. Diyarbakırlı folklor
ekibi öğrencilerinin yer aldığı gösteri,
görkemli kostüm ve dekorlarıyla dikkat
çekti. Gösteri arasında sosyal mesajların
verilmesi ise dikkat çekti. Dev ekranına
yansıtılan çocuk işçi fotoğrafının üzerine 'Yeni Türkiye', iki küçük kız çocuğunun fotoğrafı üzerine ise Tirkiye Nû(Yeni
Türkiye) yazıldığı görüldü. Yeni benzer
fotoğraflar üzerine Türkçe ve Kürtçe birlik, kardeşlik ve eşitlik mesajları yazıldı.
Gösteri arasında zaman zaman sürprizler yapan yönetmen Erdoğan, bir
ekrana Diyarbakırlı ünlü şairlerden Süleyman Nazif, Celal Güzelses, Cahit
Sıtkı Tarancı, Kürt yazar Mehmed Uzun,
Diyarbakırlı Ermeni yazar Mıgırdıç Morgasyon ile Ahmet Kaya ve Yılmaz
Güney'in fotoğraflarını yansıttı.
Erdoğan'ın bir diğer sürprizi ise Kürt
Destanı Zebılfıroş'u canlandırması oldu.
Ünlü Kürt Sanatçı Şivan Perwer'in türkü
eşliğinde bazı dansçılar destanı canlandırdı. Bu sırada Diyarbakır'da bulunan Zembilfıroş burcu da ekrana
yansıtıldı. Gösteri kapsamında Diyarbakırlı Gıda Tarım ve Hayvancılık
Bakanı Mehdi Eker ise Kürtçe şiir
okudu.
10 YIL SONRA DİYARBAKIR'DA SAHNEYI ÇIKAN ROJİN AĞLADI
Bu arada gösterinden önce Kürt sanatçı
Rojin sahne aldı. Konserden önce kısa
bir konuşma yapan Rojin, "Doğrusu bir
süreden sonra Diyarbakır'dayım. 10 yıl
önceydi gelmiştim. Yıllardır burada olmanın özlemini çekiyordum. Herkese
teşekkür ediyorum. Kobanîyi, Şengali
anmadan geçemeyeceğim. Çok büyük
bir acı duyuyorum. Şarkılarımın hepsi
onlar için bu gece. Ortadoğu'da yalnız
başımıza bırakılmamız çok büyük bir
acı. Umarım bu acılar geçecek. Kobani
ve Şengal'a selamlar." diye konuştu.
Ahmet Kaya'nın bir eserini de okuyan
Rojin, konserin sonunda duygulandı.
Rojin vedalaşırken "Gönlüm hep sizinle.
Bu gece benim için bir milattı. Yıllardır
sizinle birlikte olamamanın.. (ağladı) Sizleri çok seviyorum." diyerek sahneden
ayrıldı. Rojin'in, sahnenin arkasında duvara yaslanarak ağladığı görüldü.
Konser ve gösteriye Diyarbakırlıların ilgisi beklenilen düzeyde olmadı. 12 bin
kişilik Diyarbakır Atatürk Stadı'nın
sadece protokol tarafındaki alt bölümü
doldu.
Festivalin açılışı konuşmasını yapan Diyarbakır Valisi Hüseyin Aksoy ise binlerce yıllık tarihinde çok sayıda badire
yaşayan, ancak bunlardan sıyrılarak
dimdik ayakta durmayı başaran sevgi ve
hoşgörü kenti Diyarbakır'ın, her
dönemde bulunduğu bölgenin imalat,
ticaret, kültür ve sanat merkezi
olduğunu kaydetti. Aksoy, "Diyarbakır;
tarım, sanayi ve turizmde sahip olduğu
potansiyeli ve coğrafi konumu nedeniyle ülkemizin ve Avrupa’nın Ortadoğu’ya açılan kapısı konumundadır.
Ülkemiz ekonomisi açısından çok
önemli bir yere sahip olan Diyarbakır’ın
bu potansiyeli, son 30 yılda Bölgemizde
yaşanan asayiş olayları ve yoğun göç
nedeniyle yeterince değerlendirilememiştir." dedi.
CİHAN
B
ursa Büyükşehir
Belediyesi tarafından
trafiğe kapatıldıktan sonra
tramvay ulaşımı ve cephe
sağlıklaştırma ile kentin en
prestijli caddesine dönen
Cumhuriyet Caddesi üzerindeki harabe halindeki
Cumhuriyet dönemi sivil mimarlık örneği yapıda
restorasyon çalışmaları
başlıyor. Büyükşehir Belediye
Başkanı Recep Altepe,
restorasyon için kiralama yöntemini uyguladıklarını ve
çalışmalar bittiğinde tarihi
yapının sosyal kültürel aktivitelerin yapılacağı bir
mekan olarak bölgeye değer
katacağını söyledi. Tekel Meydanı karşısında bulunan ve eskiden zemin katı fırın, üstteki
iki katı da işyeri olarak kullanılan binanın sahibi ile kiralama karşılığı anlaşıldı.
Özellikle ana arterler üzerinde
bulunan ve bakımsızlık nedeniyle görüntü kirliliğine yol
açan sivil mimarlık örneği tüm
yapıları ayağa kaldırmaya
çalıştıklarını dile getiren
Büyükşehir Belediye Başkanı
Recep Altepe, binanın Bursa
dışında yaşayan sahibine
ulaşıp, anlaşmaya vardıklarını
söyledi. Tarihi değerlerin
kente kazandırılması için tahsis, kamulaştırma, kiralama,
satın alma gibi tüm yöntemleri
devreye aldıklarını ifade eden
Başkan Altepe, "Burada da kiralama yöntemi uygulandı.
Restorasyonu yapacağız ve
belli bir süre yapıyı biz kullanacağız. Tramvay hattı ve
cephe düzenlemeleriyle
Bursa’nın en güzel caddesi üzerindeki bu görüntü kirliliği de
ortadan kalkmış olacak.
Restorasyonun ardından
burası sosyal ve kültürel aktivitelerin yapılacağı önemli
bir merkeze dönecek." diye
konuştu.
CİHAN
Asırlık Taş Han eski ihtişamına dönüyor
arabük’ün Eflani ilçe
K
merkezinde bulunan,
1888 yılında yapılan ve bir
süre kullanıldıktan sonra
atıl kalan Taş Han, yeniden
ayağa kalkmaya başladı.
2011 yılında mahkeme kararı
ile kamulaştırılan Taş Han,
kısa adı BAKKA olan Batı
Karadeniz Kalkınma
Ajansı’na, Eflani Belediyesi
tarafından sunulan projenin
kabul edilmesinden sonra
restore edilmeye başlandı.
Çalışmalar sonucunda Taş
Han gün yüzüne çıkmaya
başladı. Aslına uygun olarak
gerçekleştirilen restorasyon
çalışmaları sonucunda dış
cephesinin bir kısmı bitti,
bir kısmının ise kısa sürede
bitirilerek iç kısımların
restorasyonuna geçileceği
bildirildi. Restorasyon bittiğinde içinde Eflani yemek-
lerinin yapılarak servis
edildiği, el sanatları bölümlerinin ve Eflani değerlerinin
tanıtıldığı bir mekan haline
getirilerek halkın hizmetine
CİHAN
sunulacak.
14
30 EYLÜL 2014
Magazin-Tv
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
ARDA TURAN'IN YENİ AŞKI!
ir gazetenin haberine göre Spiker Diyar Onat’la birlikte olduğu iddia edilen Arda
B
Turan, İdil Fırat ile gözlerden
uzak bir aşk yaşıyor.
İkili, Fırat’ın babası
Önder Fırat’tan
çekindiği için
Madrid’de buluşuyor. 14
EYLÜL’DE
MADRİD’E UÇTUSosyetik güzel İdil
Fırat, Sinem
Kobal’dan ayrılan
Arda Turan’la birlikteliğini gözlerden uzak
sürdürüyor.
Gülben Ergen
ve Erhan
Çelik Evlendi!
ülben Ergen ve Erhan Çelik
yakın dostları Taşkın Sabah
ve Ciner Holding Yönetim Kurulu
Başkanı Kenan Tekdağ'ın şahitlik ettikleri nikah töreniyle
dünyaevine girdiler.
G
Selçuk Belediye Başkanı Dr. Dahi
Zeynel Bakıcı'nın kıydığı nikah
törenine çiftin yakın dostları
katıldı.İlk olarak STAR TV'de
yayınlanan STAR LIFE magazin
programının duyurduğu
düğünde çok özel anlar yaşandı.
İşadamı babası Önder Fırat’ın ilişkiye
karşı çıkmasından dolayı Arda Turan ile Madrid’de buluşmayı tercih eden Fırat, 13 Eylül’de İspanya’ya uçan
milli futbolcudan hemen bir gün sonra soluğu
Madrid’de aldı.
FIRAT, İLİŞKİYİ SAKLIYOR
Nikah için seçilen mekan ise
Ege'nin şirin dağ köylerinden
birinin asırlık konağı oldu.
Nikah konsepti olarak taze başak
ve taze lavanta kullanıldı.
Madrid'de buluşup gözlerden uzak vakit geçiren ikiliye, Arda Turan’ın kardeşi Okan Turan ile onun
sevgilisi Katre Yırtıcı da eşlik etti.
Futbol yaşamını İspanya’nın Atletico Madrid
takımında sürdüren Turan’ın İspanya’da yaşamasından dolayı sık sık bu ülkeye giden Fırat’ın, bu birlikteliğin açığa çıkmaması için büyük çaba harcadığı
öğrenildi. HABER MERKEZİ
TUBA VE ONUR
HAKKINDA ŞOK
İDDİA
GÜLBEN’DEN DUYGUSAL YAZI
Gülben Ergen, nikahın ardından
Instagram hesabında duygusal
bir yazı yayınladı:
“
Önce “güven” dedi, aşktan önce
gelir kabul mü? dedi, evet
dedim... Sonra saygı dedi, kabul
mü? Evet dedim. Senin anneliğin
, benim babalığım bir ömür boyu
önceliğimiz dedi.
Kabul mü diye sormadı. Sevgili
olmayı ailemizin çatısında yaşayalım, senin gülün bende hiç solmayacak, söz dedi. Kalbim
dedim. Soyadı artık soyadım.”
HABER MERKEZİ
Tuba Büyüküstün ve Onur Saylak evliliğinin üzerinde kara bulutlar dolaşıyor.
Rol aldıkları 'Gönülçelen' dizisindeki rol
arkadaşlığını ilişkiye döndürüp evlilik
kararı alan Tuba Büyüküstün ve Onur
Saylak cephesinde ayrılık dedikoduları
dolaşıyor.
m
i
h
a
r
b
İ
r
e
n
e
Ş
t
Deme
ını
r
a
r
a
K
n
o
S
i
t
f
i
Ç
Kutluay
Verdi
Aralarının bir hayli açık olduğu konuşulan çiftin evliliklerini bitirme noktasına
geldiği iddia ediliyor.
Büyüküstün iddialar öncesinde arasının
açık olduğu eşi Onur Saylak olmadan ikizleri Maya ve Toprak'ı yanına alarak annesinin Bodrum'daki yazlığının yolunu
tutmuştu.
Demet Şener ile İbrahim
Kutluay hakkında son 2
yıldır sık sık gündeme getirilen boşanma haberleri
doğru çıktı.
Büyüküstün, önceki senelerde eşi Onur
Saylak'ı yanından ayırmadığı bilinirken
yalnız tatil yapması ortaya atılan iddiaları güçlendirdi.
AYRILIK HABERLERİNİ
YALANLAMIŞLARDI
Gizlice boşandıkları
konuşulan çift, her defasında çocuklarıyla
basının karşısına çıkıp
ayrılık söylentisini yalanlamıştı. Son olarak Şener'in Bebek'te yürüyüş
yaparken arkadaşlarına
"Boşanıyoruz, ev arıyorum"
dediği öğrenildi.
İtalya'ya çekime gidiyor
Tuba Büyüküstün, rol aldığı 'Kara Para
Aşk' dizisinin çekimleri için İtalya'ya
gidiyor. Bayram tatilinde İtalya'da geçirecek olan Büyüküstün, ikiz kızları Maya ve
Toprak'ı da yanında götürecek.
Büyüküstün bu günlerde kızlarına vize
almak için çaba gösteriyor.
9 yıldır evli olan Kutluay ve
Şener uzun süredir beraber
görüntülenmiyor. HABER
MERKEZİ
Onur Saylak ise eşi Büyüküstün'e ve kızlarına eşlik etmeyecek. Saylak'ın bayramda eşi Büyüküstün ve kızlarının yanına
gidip gitmeyeceği merak konusu oldu.
HABER MERKEZİ
KANAL AKIŞLARI
08:35Böyle Bitmesin
10:40Beni Böyle Sev
13:00Haber
13:15Spor
13:18Hava Durumu
13:25 1 Çorba
13:30Küçük Hanımefendi
15:25Hayat Yokuşu
16:25Zengin Kız Fakir Oğlan
18:20Yoldaki Haber
19:00Ana Haber Bülteni
19:45Spor
19:50Hava Durumu
19:55Kızılelma
21:55Reis-i Cumhur
07:00Oynat Bakalım
08:30Batman
09:00Casper
09:30Duck Dodgers
10:00Aramızda Kalsın
12:15Özge İle Güzel Bir Gün
14:30Batman
14:55Casper
15:25Duck Dodgers
15:45Oynat Bakalım
16:45Söyle Söyleyebilirsen
18:00Batman
20:00O Ses Türkiye
04:5020 Dakika
05:20Geniş Aile
06:45İki Aile
08:30Kadın İsterse
10:00Dürüye'nin Güğümleri
12:00Aramızda Kalsın
14:00Medcezir
16:45En Güzel Bölüm
17:15Benim Kuaförüm
19:00Star Haber
06:00Geniş Aile
08:00Galip Derviş
10:00Küçük Ağa
12:00Çok Güzel
Hareketler Bunlar
14:00Akasya Durağı
16:30Arka Sokaklar
19:00Kanal D Ana Haber
20:00Çarkıfelek
21:45Canlı Canlı
06:30Cennet Mahallesi
07:30Ayı Kardeşler
08:00Pepee
08:30Hayat Bilgisi
10:00Elveda Dostum
12:00Ender Saraç ile
Sağlıklı Günler
14:00Dila Hanım
16:30Fatih Harbiye
19:00Show Ana Haber
20:00Güldür Güldür Show
22:00Muhteşem Yüzyıl
06:05Benim Annem
Bir Melek
07:00Doksanlar
08:40Selena
10:25Karadayı
13:10Adanalı
15:10Çocuklar Duymasın
17:10Alemin Kıralı
18:55ATV Ana Haber
20:00Akrep Kral 2
22:00Şifre Merkür
07:00Her Sabah
08:45Gagguk
09:15Dünyayı Geziyorum
10:20Burada Ne Yenir?
11:20Yeter Ki Sen Kazan
12:30Öğle Haberleri
12:50Derya'nın Dünyası
14:30Fatmagül'ün Suçu Ne?
16:30Dolu Dolu Anadolu
17:55Sıcak Gündem
18:15Ana Haber
18:50Ekip
19:50Uçuş 93
01:00Gossip Girl
01:405 Yıldızlı Şefler
02:10Kanıt
03:30Acemi Pilotlar
05:00Gossip Girl
06:00Shappies
07:30Ejder Avcıları
08:305 Yıldızlı Şefler
09:10Elveda Derken
11:10Kavak Yelleri
13:10Çalıkuşu
15:10Kuzey Güney
17:30Ejder Avcıları
18:30Gossip Girl
19:30Yalan Dünya
21:30Anneler ve
Kızları
23:20The Killing
08:45Lifestyle
08:55 Hava Durumu
09:00Haber Merkezi
09:15Ekonomi Piyasalar
09:20Spor
09:30Ekonomi Notları
10:00Haber Merkezi
10:15Ekonomi Piyasalar
10:20Spor
10:30Seçim Aktüel
10:45Spor
10:55Hava Durumu
11:00Haber Merkezi
11:15Ekonomi Piyasalar
11:20Spor
11:30Haber Merkezi
11:35Ekonomi Piyasalar
11:40Spor
02:00Gece Haberleri
02:15Tarafsız Bölge
04:00Gece Haberleri
04:155N1K
05:20Serra ile İtalyan İşi
06:00Güne Merhaba
07:40Spor
07:50Güne Merhaba
08:40Spor
08:49Güne Merhaba
09:00Parametre
10:00Haber
10:35Paranın Gündemi
11:00Haber
12:00Bugün
13:48Hava Durumu
14:00Günlük
14:50Hava Durumu
05:00Rizzoli and Isles
06:30Sullivan and Son
07:00Geri Sayım
09:45Cnbc-e.com'da Bugün
10:00Piyasa Ekranı
10:30Piyasaya Bakış
11:00Piyasa Ekranı
12:00Finans Cafe
14:00Piyasaya Bakış
14:30İş Dünyasından
15:00Piyasaya Bakış
15:30Piyasa Ekranı
16:00Kapanışa Doğru
17:00Son Baskı
17:30Piyasaya Bakış
18:00Planet Sheen
18:30Penguins of Madagascar
11:35Spor Bülteni
11:55Hava Durumu +
Yol Durumu
12:00Ajans Bugün
12:35İşin Sırrı
12:503 Dakika
12:55Hava Durumu +
Yol Durumu
13:00Ajans
13:50Hava Durumu
13:55Yol Durumu
14:00Ajans
14:30Spor Bülteni
14:50 3 Dakika
15:00Ajans Gün İçi
15:25Bize Sorun
16:00Ajans Gün İçi
16:30Spor Bülteni
01:15Ruhumun Aynası
03:00BKM Güldür Güldür
04:45Komedi Türk
05:30Çocuklar Duymasın
07:30İsmail Küçükkaya
ile Çalar Saat
10:00BKM Güldür Güldür
12:00O Hayat Benim
14:30Ruhumun Aynası
16:30Çocuklar Duymasın
19:00Fatih Portakal ile FOX
Ana Haber
19:30Ruhumun Aynası
21:00Ruhumun Aynası
23:00Kocamın Ailesi
12:00Haber Masası
12:25Dünya Raporu
12:35Ekonomide Görünüm
12:45Spor Bülteni
13:00Gün Ortası
13:35Ekonomide Görünüm
13:45Spor Bülteni
14:00Gün Ortası
14:45Ekonomide Görünüm
15:00Güne Bakış
15:35Ekonomide Görünüm
15:45Spor Bülteni
16:00Güne Bakış
16:35Ekonomide Görünüm
16:45Spor Bülteni
17:00Akşam Haberleri
18:00Akşam Raporu
20:00Televizyon Gazetesi
30 EYLÜL 2014
Spor
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
Spor Toto Süper Lig’de deplasmanda Akhisar Belediyespor'a 20 yenilen Fenerbahçe'de Teknik Direktör İsmail Kartal, iyi hazırlandıkları amaçı kaybettikleri için üzgün
olduklarını söyledi.
Kartal: İyi hazırlandığımız
maçı kaybettik
M
aç sonu düzenlenen
basın toplantısında
konuşan Fenerbahçe
Teknik Direktörü İsmail
Kartal, maçta Akhisar
Belediyespor'un kendilerinden daha istekli ve
arzulu oynadığını söyledi.
Akılcı oynadıklarını kaydeden Kartal, "Yakaladıkları
pozisyonları gole çevirmeyi bildiler. Biz değerlendiremedik.
İkinci yarıya daha temkinli
yaklaşmayı beklerken,
yediğimiz golle demoralize
olduk. Pas hataları yapmaya başladık. Rakibimizin oyunu ortaya
çıktı. Rakip iyi mücadele
etti, tebrik ediyoruz. Biz de
iyi mücadele ettik. Bundan
sonra önümüzdeki
maçlara bakacağız.
Oyuncularımızı tebrik
ediyoruz." dedi. Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Kartal, "Oyunlar
içinde zaman zaman
düşüşler çıkışlar olabilir.
Biz şu anda teknik ve fiziksel olarak baktığımız
zaman takımın her geçen
gün yükseldiğini görebiliyoruz. Elimizdeki verilere
göre takip ediyoruz.
Sakatlıklar var diye bahanelere sığınmayacağız.
Belki günümüzde değildik,
yenildik." diye konuştu.
Bir gazetecinin günün en
iyileri olan Gekas ve Bilal’e
önlem alınıp alınılmadığı
ile ilgili soruyu yanıtlayan
Kartal, "Bizim tarzımıza
uygun olmayan yeterli
derecede topu yere indiremedik. Oyunu dengeleyemedik.
Dengelediğimiz zaman bir
anda lüzumsuz, geriden
uzun toplarla oynamaya
başladık. Bu dönen
toplarla rakibimizin öndeki hızlı adamları çabuk
oyuncularıyla boş alanlar
buldular, onlarda
yakaladıkları pozisyonları
iyi değerlendirdiler. Maçı
kazandılar, bundan ders
çıkaracağız." şeklinde
cevap verdi.
Akçay: Fenerbahçe gibi
çok güçlü bir takımı
yenerek altın değerinde 3
puan aldık
Spor Toto Süper Lig'de
kendi sahasında Yunan
golcüsü Gekas'ın attığı iki
gol ile Fenerbahçeyi 2-0
mağlup eden Akhisar
Belediyespor'da teknik direktör Mustafa Reşit Akçay,
Fenerbahçe gibi çok güçlü
bir takımı yenerek altın
değerinde üç puan aldıklarını söyledi. Maç sonu
düzenlenen basın toplan-
tısında konuşan Akhisar
Belediyespor Teknik Direktörü Mustafa Reşit Akçay,
bugün Fenerbahçe gibi
ülkede ofansif futbolu iyi
oynayan, güçlü silahları
olan hatta 4 kenar forvet
ile oynayabilecek kadar
geniş kadro ve disipline
sahip bir takım ile oynadıklarını ifade etti.
Akçay, şöyle konuştu:
"Bütün hedefimiz, rakibimizin etkin silahlarını
durdurmak, sonra
oyunumuzla alakalı
gelişmeleri sahayı yansıtmaktı planımız. Özellik
Bilal Kısa'nın bugün çok
iyi oynaması, topa şekil
vermesi, bu şekillendirmesi bizi oldukça iyi
duruma getirdi. Bütün
bunları bir araya getiren
takım olarakta hem savunmada, hem iştahta, öne
gitmekte iştahlı bir takım
olarak bugün Fenerbahçe
gibi çok güçlü bir takımı
yenerek altın değerinde bir
3 puan aldık. Çok mutluyuz. Bütün
arkadaşlarımı kutluyorum.
Gekas'ında bugün sahne
alması, şarkıyı iyi
söylemesi bizi biraz daha
güçlü kıldı." Akçay bir
soruya, "İlk yarı için 18 ile
25 arası bir puan planlıyorduk. Umarım inşallah
buna ulaşabiliriz. Çünkü
bu ligde kalıcı olmak istiyorsak bu puanlara ihtiyacımız var. İlk yarı bu
puanları toplamak zorundasınız. İkinci yarı işler
çok daha zor oluyor." diye
cevap verdi.
CİHAN
Çebi: "Bilic mutlaka
analiz yapmıştır"
Süper
Lig’de Eskişehir
karşısında
öne
geçmesine
rağmen
Olimpiyat
ne ihtiyaç
döneminde de
2.
ın
Stadı’nda SiyBaşahkabenyaı vezlılFuartbol Şube , vaHedrsaefonimuizdaşamkapipayotancaolğımz.ak
Çebi
i
beraber- Sokaruybmedluilsuen ApuhmanetlaNrıurn ıtelafi hyaerpmkesaküszotürunendadü.şeŞaniçminpiyonen
nun
andığın
olunacak ve bu yorsa
edileceğine in kımın son
ki
ta
likle
re
,
ge
ic
yapılması
belirtip “Bil
görüp
di.
yapılacak” de
halini mutlaka tır.
ış
pm
ya
ayrılan
i
in
analiz
ADI
OLİMPİYAT ST
in
iç
un
N
oy
A
tü
Beşiktaş’ta Böydbleirsiinköi alacaktır. Takımın DEPLASM
te
ı’nın hem
Olimpiyat Stad min
her geçen gün yukarı
yönetim,
ze
de
ın
n
ulaşım hem
performansı
k
ca
olduğunu
an
tü
r,
kö
ki
re
da
ge
ın
anlam
teknik di- çıdukmrağaasınlık yaşıyoruz”
“Bu
bi
vurgulayan Çe arımızla
ft
ı.
ra
pt
ta
nedenlerle
yorumunu ya
şamıyoruz.
rektör
maalesef bulu
A
YL
SI
ZLA
GEREKENİ FA
saha
Slaven
IK
PT
Bu da kendi iç dan
YA
ta
or
ı
ız
avantajım
ın
ın
at
ıc
St
ır
.
şt
or
lı
ıy
Bilic ve fut- Hsoırruvantlaçara en kısa sürede kabuldsıırkıntıyı yaşabimteakne kadar
z.
ğına
durumundayı
çözüm bulaca tını çizen
bolcularla
al
ın
ın
inandıklar
ı
arkadaşlarım
limpiyat Stad
Çebi “Ben ve
la Bence O
ıy
as
zl
fa
z
i
bir araya
bi
n
ve
ke
deplasman
yapması gere
an 4 maçta 8
nilen
deplasmanlard adelerini
yapıyoruz. İste
k.
di
ir
şt
le
if
rçek
geldi.
puan çıkarttık” er Merkezi
transferleri ge sorun
Hab
.
r mali
Oyuncula
transfer
yaşamıyor. Ara
kullandı
Cavcav'dan TFF'ye teşvik çağrısı
Tüm konuşmalara rağmen kararından geri
adım atmayan Aysal,
daha önce söylediği"Sen
aday ol ben seni desteklerim" sözünü de tekrarladı.
Ancak iddialara göre
Aysal bu konuşmada ilginç de bir laf etti ve
gelecek için de işaret
verdi... Şu anda aday olmayacağını belirten
Aysal, "Bu seçimde
kesinlikle yokum. Ancak
önümüzdeki yıllarda
yeni bir kongrede cami-
kendisini mutlu ettiğini belirterek, Türkiye
Futbol Federasyonu'na (TFF) genç oyuncu
teşviği konusunda çağrıda bulundu.
5 oyuncuyla başladıklarını ifade ederek,
"Bunu yapan başka bir takım var mı?
Federasyon yabancı sayısıyla uğraşmak yerine altyapıdan yetişecek oyuncularla ve o
oyuncuları A takımlara kazandırmakla
uğraşsın" diye konuştu.
İlhan Cavcav, Spor Toto Süper Lig'in 4. haftasında Balıkesirspor'u 3-1 yendikleri
karşılaşmaya, kendi altyapılarından yetişen
"BAŞARI FEDERASYONUN OLUYOR"
"Yabancı sayısını sınırladık da bütün takımlar eksiklerini altyapılarından mı kapattı
sanılıyor? Hayır yine transfer yapıldı" diyen
Cavcav, şöyle devam etti: "Altyapı oyuncusu
oynattığınızda teşvik adı altında komik bir
ödül veriyorlar.
Bu ödül de çocuk 30 maç oynarsa dişe
dokunur bir meblağ oluyor. Laf olsun, sırf
'teşvik ediyoruz' diyebilmek için... Altyapıları
böyle teşviklerle geliştiremezsiniz. '18 kişilik
maç kadrosunda 5, ilk 11'de de 2 tane altyapı-
Vural'dan Arda için F.Bahçe açıklaması!
nlü teknik direktör Yılmaz
Ü
Vural, konuk olduğu
Söylemezsem Olmaz
programında çarpıcı
açıklamalar yaptı.
"Allah canımı yeşil sahalarda
alsın" diyen Vural, Arda Turan
içinse, "Fenerbahçe'nin teklifini
kabul etseydi bugünkü Arda
olmazdı." yorumunda bulundu.
Yılmaz Vural'ın açıklamaları
şöyle; Zeki Müren hep derdi ya
"Allah canımı sahnede alsın."
diye Allah benim de canımı yeşil
Aysal son
noktayı
koydu!
S
eçimli genel kurul
kararı sonrası aday olmayacağını açıklayan
Ünal Aysal için camianın
önemli bir bölümü
kararını değiştirmesi için
seferber oldu.
irGençlerb ü
b
liği Kulü n
lha
İ
ı
n
a
k
ş
Ba
Cavcav l
tbo
u
F
e
y
i
k
Tür
Federasy
aonu'na y
bancı
ası
m
a
l
r
ı
n
ı
s
da
n
u
s
u
n
o
k
irilt
ş
e
l
e
t
r
se
u.
d
n
u
l
u
b
erde
ençlerbirliği Kulübü Başkanı İlhan CavG
cav, Balıkesirspor maçında altyapıdan
yetişen genç oyuncularla sonuca gitmenin
15
sahalarda alsın. Arda
Fenerbahçe'nin teklifini kabul
etseydi bugünkü Arda olmazdı.
Büyük popoyla yurtdışına
gidenler, küçük popoyla geri
dönüyor.
duymuyorlarsa yaptıklarından,
bize yalnızca konuşmak düşer.
Aziz Yıldırım, Ersun Yanal
konusunda yanlış yaptı. Yeni bir
"Hababam Sınıfı" filmi
çekilecek.
Türkiye'de profesyonel bir kadın
ekibi var, rahat bırakmıyorlar
Arda'yı. Çünkü parasının
peşindeler. Caner'in teknik
direktörü olsaydım ona yardımcı
olmaya çalışırdım. Belki bir
psikolojik travma vardır içinde.
Muhatap olanlar rahatsızlık
Rol almam için bana da teklif
yaptılar. Hatta teklif için beni
yakın dostum Nuri alço aradı.
İyi bir eş değilim. İşimi de çok
sevdiğim için ailem benim için
hep ikinci planda kaldı.
Sanatçıların hayatı da öyle değil
midir?
Haber Merkezi
dan oyuncu olacak' dersen işte o zaman
senin, ülke futbolu ve altyapı konusunda
samimi olduğunu düşünürüm.
Altyapı hocalarını biz yetiştiriyoruz, bu
çocukları biz yetiştiriyoruz, kendimizi riske
atarak bu çocuklara şansı biz veriyoruz ama
ileride bir başarı geldiğinde, bu, yabancı
sınırı diye bir garabete imza atan federasyonun başarısı oluyor."
AA
anın bana ihtiyacı
olduğunu görürsem ve
görev çağrısı gelirse o
zaman başkanlığa aday
olabilirim"sözleriyle gelecek için yeniden göreve
dönebileceğinin sinyallerini verdi.
ADAYLAR İÇİN 4 GÜN
Öte yandan G.Saray'da
başkanlık için son haftaya da giriliyor... 17-25
Ekim'de yapılacak
başkanlık seçiminde
yarışmak isteyen adayların başvuru yapması
için son tarih 2 Ekim
Perşembe...
Şu ana kadar sadece eski
başkanlardan Alp Yalman daylığını resmen
açıklarken başka bir isim
ise ortaya atılmadı. Alp
Yalman'ın karşısına bir
aday çıkarılması için
önemli çalışmalar da
yapılırken adaylar üzerindeki görüşmeler
daha da hızlanacak.
AA
onom
HERKES iÇiN EKONOMi POLiTiKA
30 EYLÜL 2014 Salı
KDV dahil 25 Krş
www.ekonomigazetesi.net
E
NDiŞE
etmemek
LAZIM!
Ekonomi Bakanı Zeybekci, dolardaki
hareketlilikle ilgili, "Doların bu seviyelerinin, 2,15-2,25 aralığının bizim
istediğimiz aralık olduğunu hep
söyledik. Endişe etmemek lazım" dedi.
TiM: 'MARKA OLAN
TüRKiYE'NiN KENDiSi'
TİM Başkanı Büyükekşi, ihracatta bundan sonra kullanılacak
'Turkey, Discover the Potential'
ortak işaret ve markasına ilişkin,
"Discover the Potential… Bu bir
marka değildir. Marka olan
Türkiye'nin kendisidir" dedi.
aTürkiye İhracatçılar Meclisi
(TİM) Başkanı Mehmet
Büyükekşi, ihracatta bundan
sonra kullanılacak "Turkey, Discover
the Potential" ortak işaret ve
markasına ilişkin, "Discover the Potential… Bu bir marka değildir. Marka
olan Türkiye'nin kendisidir" dedi.
B
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla gerçekleşen
"Türkiye Markası" çalışmasının lansmanında konuşan Büyükekşi,
Türkiye'nin halk tarafından seçilmiş
ilk Cumhurbaşkanı'nın huzurunda
konuşuyor olmaktan Türk milleti
adına gurur duyduğunu belirtti.
Büyükekşi, 2023 hedeflerine ilişkin
çalışmaların sistemli bir şekilde
devam ettiğini belirterek, "Önümüze
büyük hedefler koyduk. 2023 yılında
500 milyar dolar ihracat yapacak ve
kişi başına 25 bin dolarlık gelir seviyesine ulaşacağız. Dünyanın 10.
büyük ekonomisi olacağız. İnsani
kalkınmışlık endeksinde en üst
sıralara ulaşacağız. Bu hedefleri
gerçekleştirmek için çok çalışmamız
gerekiyor. Çok çalışmak da yetmiyor,
zira bugün dünyadaki rakiplerimiz de
çok çalışıyorlar. Bir yandan çok
çalışırken öte yandan doğru hamleleri zamanında yapmamız
gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Türk ihracat çevrelerinin bugün
doğru bir hamlenin başlangıcını yaptığına dikkati çeken Büyükekşi, şöyle
devam etti:
"Bu hamleye çok ihtiyacımız var.
Bugün, bir dağınıklıktan, bir karmaşadan kurtuluyoruz. Bugün, tüm
paydaşlarıyla Türkiye kendisini
dünyaya tanıtmak noktasında yeni
bir değer kazanıyor. Bugün, bir kez
daha hikayemizi dünyaya anlatmak
için yeni bir atağa odaklanıyoruz.
Bugün Türkiye, ihraç mallarında ve
tanıtım materyallerinde kullanacağı,
ortak kimlik işareti, alameti farikasını
lanse ediyor. Discover the Potential…
Bu bir marka değildir. Marka olan
Türkiye'nin kendisidir. Turkey… Discover the Potential bir tekliftir. Turkey
Discover the Potential'la tüm
dünyaya bir teklif yapıyoruz; gel, bu
potansiyeli keşfet. Keşfet ve kendine
değer kat. Keşfet ve kendini tamamla.
Keşfet ki kendini keşfetmiş ol. Keşfet
ve zenginleş. Keşfet ki hepimiz
kazanalım. Keşfet ki insan medeniyeti
zenginleşsin. Keşfet ki hep birlikte
mutlu olalım."
"Yeni bir silkiniş çağından geçiyoruz"
Bu teklifin, sıradan bir reklam sloganı
veya tanımlayıcı bir işaretten ibaret
olmadığını ifade eden Büyükekşi,
"Biz, kalıcı itibarın gerçek kaynağının
samimiyetten geçtiğine inanıyoruz.
Dünya insanlarını çıkarlarımız istikametinde bir şeylere inandırmak
ve buradan maksimum fırsat elde
etmek yarışmasına katılmayı reddediyoruz. Biz, son derece güçlü bir
medeniyetin mirasçısıyız. Üzerinde
yaşadığımız topraklar, insan
medeniyetine çok şey katmıştır ve
daha çok şey katmaya adaydır. Biz,
medeniyetin öteki yarısının
neredeyse tamamını temsil edecek bir
renk ve çeşitliliğe sahibiz. edeniyetler
ittifakı çağının en önemli
savunucusuyuz" diye konuştu.
"Türkiye'nin duyan kulaklara,
mühürlenmemiş kalplere anlatacak
çok hikayesi var" diyen Büyükekşi,
"Kendimizle yüzleşecek cesaretimiz,
hatalarımızdan dersler çıkartacak
samimiyetimiz, bizi anlamayanlara
tekrar tekrar anlatacak arzu ve
basiretimiz var. Her gün bir feraset ve
yetenek kazanıyoruz. Unuttuğumuz
haslet ve yeteneklerimizi tekrardan
hatırladığımız, yeni bir silkiniş çağından geçiyoruz. Bu vizyonla, Turkey
kelimesini oluşturan işaret dili, ilhamını bu topraklar üzerindeki
medeniyet hazinesinin temel sembollerinden alıyor. Bu yüzden logomuz
sadece Türkiye Cumhuriyetini değil,
onu besleyen tüm kadim medeniyetlerin esintilerini taşıyan bir sentez
niteliğindedir. Bu logo açıkça şunu
söylemektedir, 'Yeni Türkiye, artık
kendisini besleyen tüm evrensel ve
kadim değerlerle barışık bir sentezdir'
Turkey Discover the Potential, bu teklif, bu işaret, tüm paydaşların birlikte
çalışmasının, en geniş katılımlı iş birliğinin sonucudur" ifadelerini kullandı.Turkey Discover the Potential'ı,
"Türkiye'nin tanıtımıyla doğrudan ilgili olan neredeyse tüm kurum ve kuruluşların birlikte geliştirdiği ortak
bir teklif, ortak bir işaret" şeklinde
tanımlayan Büyükekşi, şunları kaydetti:
ürkiye'de geçen yıl yaklaşık 9,5 milyon
konut abonesi, toplam 9 milyar metreküp doğalgaz tüketti. Konut başına
ortalama doğalgaz tüketimi 956 metreküp,
doğalgaz için yapılan ödeme bin 23 lira
oldu. Bayburt'taki bir konut abonesinin yıllık doğalgaz ödemesi ortalama bin 331,
Van'da bin 327, Gaziantep'te bin 279, Eskişehir'de bin 242 lirayı buldu.Enerji Piyasası
Düzenleme Kurumu (EPDK) verilerine göre,
2013 sonu itibarıyla 64 dağıtım bölgesi kapsamı içerisinde yer alan 69 ilde konutlarda
ve sanayide doğalgazın kullanılması sağlandı.Doğalgaz dağıtım ağının yaygınlaşmasıyla konut abone sayısı geçen yıl
T
sonunda 9 milyon 484 bin 324'e yükseldi.
Konutlarda yıl boyunca tüketilen doğalgaz
miktarı ise 9 milyar 65 milyon 146 bin 726
metreküpe ulaştı.Doğalgaz konut
abonelerinin 3'te birinden fazlası İstanbul'da bulunuyor. İstanbul'daki doğalgaz
konut abonesi sayısı 3 milyon 498 bin 203'ü
buluyor. İstanbul'u 1 milyon 458 bin 975
konut abonesiyle Ankara izliyor. Bursa'da
ise 726 bin 768 konut doğalgaz kullanıyor.
Bu üç ili 379 bin 926 aboneyle Kocaeli, 284
bin 139 aboneyle İzmir, 229 bin 513 aboneyle
Eskişehir, 221 bin 828 aboneyle Konya ve 217
bin 828 aboneyle Kayseri izledi.Konut
başına ortalama doğalgaz tüketimi 956 metreküp, doğalgaz için yapılan ödeme bin 23
lira oldu.Konutlarda ortalama doğalgaz
tüketiminin en fazla olduğu il Bayburt oldu.
Bayburt'ta konut aboneleri yılda ortalama
bin 244 metreküp doğalgaz tüketti. Doğalgaz tüketiminde ikinci sırada Van geliyor.
Van'da doğalgaz aboneleri konutlarında
geçen yıl ortalama bin 240 metreküp doğalgaz kullandı.
E
Zeybekci şöyle konuştu:
"Çok daha farklı şeyler söylenebilir. Türkiye'nin
(döviz bazında borçlarından dolayı) borçlarının artığı
yönünde belki bir yorum olabilir. Fakat doların bu seviyelerinin, yani 2,15-2,25 aralığının bizim istediğimiz
aralık olduğunu hep söyledik. İhracatımızı teşvik
edici, ithalatımızı da cazip olmaktan çıkarıcı bir seviyedir. Endişe etmemek lazım. Bunu speküle edenlerin spekülasyonlarına da alet olmamak lazım.
Türkiye ekonomisinin çok güçlü olduğunu söylememize gerek duyacak bir ortam da yok. Önümüzdeki
dönemde ihracatımızı artırarak devam edeceğiz. İlk 8
aylık ihracatımıza baktığımızda, eylül ayı ihracatı ilk
8 ayın ihracatının ortalamasının üzerinde olacak. İkinci çeyrekte ihracatın büyümeye katkısının yüzde 2,9
olarak gerçekleşeceği varsayımıyla, ihracatın büyüme
olumlu katkısın devam edecek."
BM Genel Kurulu Görüşmeleri
Zaybekci, yöneltilen bir soru üzerine, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki temaslara değindi. Avrupa
Birliği üyesi ülkelerin ilgili bakanlarıyla yaptıkları
görüşmelerde, Gümrük Birliği'ndeki Türkiye'yi rahatsız eden yapı ile ilgili rahatsızlıklarını her fırsatta ortaya koyduklarını aktaran Zeybekci, ayrıca ABD ile
AB arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması
görüşmelerinin içinde Türkiye'nin de olmasının
zorunluluğunu, yer almamasının Türkiye'yi çok rahatsız edeceğini dile getirdiklerini belirtti. BM Genel
Kurulu ele alınan önemli konulardan birinin de
Türkiye'nin komşularında yaşanan gelişmeler
"Türkiye'nin hikayesini dünyaya an- olduğunu ifade eden Zeybekci, "Suriye ve Irak'taki
yaşanan, terör örgütünün bölgeyi, insanlığı, İslamı ve
latma işini tam bir kolektif eyleme
herkesi rahatsız eden aktiviteleriyle ilgili görüşmeler
dönüştüreceğiz. Bu çerçevede,
oldu. Türkiye'ye oradaki iradesini çok net şekilde orönümüzdeki dönemde hikayemizi
taya koydu. Önümüzdeki süreçte Türkiye, kendi
dünyaya anlatma konusunda,
coğrafyasında, kültür coğrafyasının her noktasında
Türkiye'nin tüm pozitif güçlerini
yanımıza alarak, hep beraber uzun ve bu tarz aktivitelere kayıtsız kalmayacağı gibi birkaç
yüz kilometre mesafede yaşanan bu drama da duzorlu bir maratona çıkacağız.
yarsız kalmasını kimse beklemesin. Türkiye bunun
Dünyaya hikayemizi anlatma ihtiyiçinde olacaktır ve gereğini sonuna kadar yapacaktır"
acına önce bizim inanmamız, bizim
diye konuştu.
sahip çıkmamız gerekiyor. Bu,
Türk'ün Türk'e propagandası değildir.
"Hiçbir zaman acz içinde bırakamayız"
Hikayesini kendi ülkesine inandıramamış bir ülke, hikayesine başkasını Türkiye'nin sığınmacılara yaptığı yardımın 3,5 milyar
dolar, diğer ülkelerden gelen desteğin ise 150 milyon
inandıramaz. Başka bir deyişle
söylersek, hikayesini kendi ülkesine dolar civarında olduğunu ifade eden Bakan Zeybekci,
satamamış bir ülke, başkasına hikaye Türkiye bu konuda "bir yerlerden yardım, destek
satamaz. Bu çerçevede ilk hedefimiz gelsin diye" beklentisiyle yola çıkmadığını söyleyerek
şöyle devam etti:
Türkiye'dir."
Kampanya 3 boyutlu
Kampanyanın, Türkiye içerisinde,
yurt dışı Türklerin yoğun yaşadığı
ülkeler ve küresel boyutta kampanyaları içeren bir maratonu kapsadığını anlatan Büyükekşi,
amaçlarının, Türkiye'nin kanaat liderlerinden başlayarak mümkünse
ülke insanını, bu yeni
işaretten ve böylece başlattıkları ataktan ülkenin haberdar kılınması ve deyim
yerindeyse hayır duasının
alınması olduğunu söyledi.
Doğalgaz faturasının en kabarık olduğu il Bayburt
Türkiye'de geçen yıl yaklaşık 9,5
milyon konut abonesi, toplam 9
milyar metreküp doğalgaz
tüketti. Ortalama doğalgaz
tüketiminin en fazla olduğu il
ise Bayburt.
konomi Bakanı Nihat Zeybekci, bazı açılış ve
etkinlikler için geldiği Denizli'de Laodikya Antik
Kenti'nde kahvaltıya katılarak, antik kentte incelemelerde bulundu.İncelemelerinin ardından
gazetecilerin soruları cevaplayan Zeybekci, "dolarda
yaşanan hareketlilik" konusunun sorulması üzerine,
bu konuda endişeye gerek olmadığını belirtti. "Beklemek, bunu speküle edenlerin birbiriyle bu
hesaplarını görmesini sağlamak lazım. Ama vatandaşın tedirginliğini de cevaplamak lazım" diyen Zeybekci, bu yöndeki hareketlerin Türk ekonomisini
rahatsız eden hareketler olmadığını, vatandaşın da
rahatsız olmamasını söyledi.
"Türkiye büyük devlettir. Oradaki Türkmenler,
Kürtler, Araplar bizim akrabalarımızdır. Biz onları
hiçbir zaman acz içinde bırakamayız. Bunun
karşılığını da hiç bir zaman parayla ölçmeyiz. Gönül,
yaşanan insanlık dramına dünyanın yeterince duyarlılık göstermesini, gerek Suriye'de gerekse Irak'ta
yaşanan katliama zamanında ve yeterince tepki
göstermesini isterdi. Şimdi burada çok daha fazla
konuşmanın kimseye bir faydası olmayacak.
Download

30 eylül 2014 - Ekonomi Gazetesi