SUÇIKAĞI PAŞA KARACA ORTAOKULU
Geleceğin güvencesi
sağlam temellere
dayalı bir eğitime,
eğitim ise öğretmene
dayalıdır.
YIL: 1
SAYI: 1
MAYIS 2014
2
İMTİYAZ SAHİBİ
Suçıkağı Paşa Karaca
Ortaokulu Adına
Aytaç YAMAN
Okul Müdürü
EDİTÖR
Gökhan SÖKER
YAYIN KURULU:
Hanefi ZOBAR
Hakan ÇOLAK
Çağla YUNUS BELLİ
YAZI İNCELEME
Hakan ÇOLAK
Hanefi ZOBAR
İLETİŞİM ADRESİ:
Suçıkağı Köyü
İskenderun /HATAY
Tel: 0 326 621 01 69
Mail: [email protected]
İÇİNDEKİLER
OKUL MÜDÜRÜ YAZISI
4
SUÇIKAĞI KÖYÜ ÇEVRE İNCELEME - GÖKHAN SÖKER
5
PERSONELLERİMİZ VE ÖĞRENCİLERİMİZ 6-7
PAŞA KARACA İLE RÖPORTAJ
8
İSKENDERUN BELEDİYE BAŞK. SEYFİ DİNGİL’E ZİYARET
9
TÜRK VE LİTVANYALI ÖĞRENCİLER KÜLTÜREL HALI DOKUYOR
10-11
ÖĞRENCİLER ARASINDA İŞBİRLİĞİ VE UZLAŞMA İLKELERİ
12-13
MATEMATİK EĞİTİMİ NİÇİN GEREKLİDİR - EMİNE OĞUZ
14
BASINDA OKULUMUZ
15
TEMİZLİK ALIŞKANLIĞI - FİLİZ KELEŞ TEKTAŞ
16
23 NİSAN OKUL ŞENLİĞİ
17
ETKİNLİKLERİMİZ18-19
Web:
pasakaracaortaokulu.meb.k12.tr
ETKİNLİKLERİMİZ 20-21
SOSYAL BİLGİLER NEDİR ? ARZU ÖRNEK
22
AKIL VE ZEKA ARASINDAKİ FARKLAR NELERDİR ? AYSUN BÖLÜKBAŞI 23
KARIN AĞRILARI - OPR. DR. SÜLEYMAN BELLİ
24
3
DEĞERLİ OKURLARIMIZ...
Kişinin duygu, düşünce ve davranışlarında gelişme ve
iyileşmeye yönelik süreçlerin tamamı eğitim olarak tarif
edilebilir. Üçlü sacayağı (aile,okul,öğretmen) üzerinde
meydana gelen eğitim faaliyetlerinde öğretmenliğin yeri
insanda hayat boyu tesirli olacak izler bırakacağı için çok
önemlidir.
Öğretmenin çocuk üzerindeki etkisi anne , baba ve
toplumdakinden çok daha fazladır. Çünkü öğretmen
gerçek insanlığın tohumlarını eken bir bahçıvan,
karşılaşılan problemleri çözmede yardımcı olan tecrübeli
bir rehber, dolayısıyla topluma ideal insan olma ufkunu
gösteren bir ışıktır, öyle de olmak zorundadır. Onun
vazifesi müfredatın darlığına ve okulun duvarları arasına
sıkıştırılamaz. Geçeceği yol engellerle dolu olsa bile buna
tahammül eden muhataplarını elindeki sevgi meşalesi
etrafında toplamayı bilen ayırıcı değil birleştirici, yıkıcı
değil yapıcı olan, kendini aşmış örnek insandır.
Öğretmen toplumun ruh dünyasının mimarıdır. Dolayısıyla
toplumdaki çürümüşlüklerin hepsinden sorumludur. Eğer
bir toplumda çocuklar birbirini yumrukluyor, büyükler
rüşvet alıyorsa; fazilet tarih kitaplarında bir efsane olarak
kalmış, çocuklar büyüklerden daha kurnaz, yaşlılarsa
küçüklerden ümitsiz hale gelmişse orada öğretmen
vazifesini yapmamış demektir.
Bir millet savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler
elde ederse etsin o zaferlerin olumlu netice vermesi
ancak öğretmenlerle mümkün olur. Tarihimiz boyunca
4
öğretmenlerin değerinin bilindiği devirlerde gücümüz ve
medeniyetimiz zirvelere tırmanmış, ona itibar edilmeyen
devirlerde ciddi sıkıntılar ve buhranlar yaşanmıştır.
Taşıdığı ağır sorumluluğun şuurunda olan bir öğretmen
daima gönüllere girerek ideal insan yetiştirme azmiyle
yanıp tutuşur, kendisini ülkesinin ve öğrencilerinin
geleceğine adar.O, yaşama hevesiyle değil yaşatma
arzusuyla doludur ve bu konuda gelecek nesillere güzel
örnek olur. Kafası günlük olaylarla, sanal dünyayla işgal
edilmiş, ruh dünyası kısır boğuşmaların baskısı altında
ezilmiş bir gence, hakiki insana ait duyguları aşılamak için
bir ömür ter döker. Bu yüzden gelecek nesillerin mimarı
olan öğretmen, öğrencilerine sevgiyi sevip, düşmanlığa
düşman olma hassasiyetini kazandırma adına durmadan
çalışır ve bir ömür bahar müjdesi bekler gibi öğrencilerinin
başarılı olmasını bekler.
Dergimizin çıkmasında katkısı olan öğretmen,öğrenci
ve sponsorlarımıza sonsuz teşekkür ederim.
Aytaç YAMAN
Okul Müdürü
SUÇIKAĞI
Suçıkağı köyü İskenderun’un doğusunda Amanos
dağları eteklerinde kurulmuştur. Denizden yüksekliği
150m-2000m arasında değişmektedir. Köyün bilinen
ilk adı Kavkırt’ tır. Bu ismin bir bitki adından geldiği
tahmin edilmektedir .Köyün bilinen adı Sakıt’ı ise
Hatay’ın Fransızlar tarafından işgal edildiği yıllarda
alındığı bilinmektedir. Kavkırtlı bir vatandaş bir
Fransız subayına yoğurt ikram etmek ister fakat
yoğurdu döker Fransız subay bozuk Türkçesiyle ‘Ne
sakıt insanlarınız var’ der. Böylece Sakıt bu yerleşim
yerine isim olarak geçer. 1960 yılına kadar da Sakıt
ismi kullanılır. 1960 yılında ise bazı yerleşim yerlerinin
adının değiştirilmesine karar verilir. Bunlardan bir de
Sakıt’tır. Köyde çok fazla su kaynağı olmasından dolayı
köye Suçıkağı adı verilir.
Köy halkının çoğu 24 oğuz boyundan salur
boyunun ulaşlı kabilesinin üyeleridir. Köylülerin,
1870-80 li yıllarda Osmaniye’nin Karait bölgesinden
geldikleri biliniyor. Osmanlı Devletinin 1860 yıllarda
başlattığı iskan siyasetinden etkilenip kaçmış olmaları,
kesin bilgiler bulunmasa da hatta Osmanlılara karşı
çatışmaya giren Yörüklerden oldukları düşünülebilir.
Köyün Hatay iline uzaklığı 68 km, İskenderun’a
uzaklığı ise 5 km’dir. Köyün ulaşımı son derece rahattır.
Köyde asfalt veya parke olmayan yol yok denecek
kadar azdır. Köyün iklimi, Akdeniz iklimi etki alanı
içerisindedir. Yazları oldukça sıcak geçer, kışları ise
şehirden yükseltisi fazla olduğu için soğuktur. Köyün
Yukarı Sakıt denilen kısmı kış aylarında kar yağışı da
alır. Şark rüzgarı denilen fırtınası meşhurdur. 2 gün ile
1 hafta arası devam eden bu fırtına ağaçları yerinden
sökecek kadar güçlüdür.
Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.
Suçıkağı dağlık bir alanda kurulduğu için köy geniş
tarım alanlarına sahip değildir. Genellikle kayısı
üretimi yaygındır. Öncesinde ise tütüncülük rağbet
görmekteydi. Tarım alanlarının azlığı ve köyün şehir
merkezine yakın olmasından dolayı köylülerin büyük
çoğunluğu İskenderun’da çeşitli işlerde çalışmaktadır.
Turizm bakımından önemli potansiyele sahip olan
Suçıkağı Türkiye’nin önemli sayılabilecek Yamaç
Paraşüt alanlarından birine sahiptir. Ayrıca doğal
güzellikler bakımından oldukça zengin olan köy,
özellikle bahar ve yaz aylarında piknikçilere ev sahipliği
yapmaktadır.
Köyde bir sağlık ocağı ve bir okul bulunmaktadır.
Okul yine bu köylü olan hayırsever Paşa Karaca
tarafından yaptırılmıştır. İlköğretim okulu olarak
yaptırılan bina günümüzde hem ilkokul hem de
ortaokul olarak hizmet vermektedir.
2012 yılında çıkarılan 6360 sayılı Büyükşehir yasası
ile Suçıkağı Köyü Tüzel kişiliği sona ermiş olup köy
2014 yerel seçimlerinden sonra İskenderun İlçesine
bağlı bir mahalle şeklini almıştır.
Gökhan SÖKER
Müdür Yardımcısı
5
6
7
Röportaj
üniversite okumak çok önemli.
6- En büyük hayaliniz ve gerçekleştirmek istediğiniz
projeleriniz nelerdir?
Başarılı olmak yaptığım işin en iyisi olmak insanların
güvenlerini boşa çıkarmamak diyebiliriz. Onun dışında Allah
‘a şükür yapmak isteğimiz işimizle alakalı projeleri teker teker
hayata geçiriyoruz.
8 -Küçükken ne olmak istiyordunuz?
Aslında hiç düşünmedim köy ortamında büyüdüm. Açıkçası
şimdiki çocuklar kadar bilinçli de değildik Ama askerlik dönüşü
müteahhit olmayı kendime hedef seçmiştim.
1-Merhaba; öncelikle sizi tanımak isteriz bize kısaca kendinizden
bahseder misiniz?
1954 yılında İskenderun´a bağlı Suçıkağı Köyünde dünyaya geldim .
İlkokulu Suçıkağı ilkokulunda tamamladım.
Köyde büyüdüğümden ve olumsuz şartlardan dolayı okuyamadım.
Bu içimde büyük bir ukde olarak kalmıştır.
2- Çok memnun olduk Hobileriniz ve sizi tanımlayacak
özelliklerinizi de bilmek isteriz
En belirgin özelliğim hırslı oluşumdur. Hangi konuda olursa olsun
yaptığım işin en iyisini yapmaya çalışırım. Açık söylemek gerekirse
çok fazla hobim yok çünkü zamanım yok çalışmayı seviyorum.Bunun
dışında daha çok evde vakit geçiririm ve televizyon seyretmeyi
severim.
3-İş hayatınıza nasıl atıldınız?
Askerlik dönüşü 1992 yılında inşaat işine girdim. Ufaktan başlayıp
yapsat modeliyle evler yaptım. Zamanla işlerimi büyüttüm. Bugün
müteahhitlik yapmaya devam ediyorum
4-Çevrenizdeki insanlara bu mesleği önerir misiniz? Önerileriniz
nelerdir?
Evet tabi ki öneririm. Müteahhitlik son derece zor ve sorumluluk
isteyen bir iş . Bu yüzden işi sevmek ve işe dört elle sarılmak çok
önemli.
5-Bizim gibi ileride meslek seçimi yapacak kişilere neler tavsiye
edersiniz ?
Öncelikle sevdiğiniz yapabileceğiniz yeteneğinizin olduğu meslekleri
seçin ve tabi ki eğitim yapacağınız mesleğin eğitimini almak,
8
9- Köyümüz ile bağlantınız devam ediyor mu?
Elbette devam ediyor Akrabalarım orda, onların iyi ve kötü
günlerinde yanlarında olmaya çalışıyorum. Bunun dışında
işten vakit bulabildiğim zamanlarda gezmeye de gidiyorum.
9- Köyümüzde yapmayı düşündüğünüz işiniz ile ilgili herhangi bir
projeniz var mı ?
Aslında bir ara bir yazlık projesi yapmayı düşündük ama sonra
vazgeçtik. Şartlar uygun olursa ileride buna benzer projeler olabilir,
bunu zaman gösterecek.
10- Köyümüzü ve çevresini çok iyi bilen biri olarak köyümüzün
kalkınması için ne gibi önerileriniz olabilir ?
Köyümüz gerek havası, gerek suyu gerekse manzarası bakımından
turizm potansiyeli oldukça yüksek bir köydür. Ulaşım imkanı çok
iyidir. Şehir merkezine uzaklığı sadece 5 km’dir. Bahar ve yaz
ayalarında günübirlik pikniğe ve gezmeye gelen insan sayısı hiçte
azımsanmayacak boyuttadır. Ayrıca yamaç paraşütü alanı gibi bir
imkana da sahiptir. Bu imkanların değerlendirilmesi gerekmektedir.
11- Hayırsever bir vatandaş olarak tanınıyorsunuz okulumuza
yaptığınız katkıları biliyoruz okulumuzun dışında yaptığınız
yardımlar nelerdir?
Belen’de 1000 metrekarelik 4 katlı Ökkeş Karaca Toplum sağlığı
merkezi 7500 metrekarelik 32 derslikli Paşa Karaca Anadolu
Öğretmen lisesi 5000 metrekarelik 5 katlı Emine Karaca öğrenci
yurdunu yaptırdım.
Allah kısmet ederse bir tanede annemin adına okul yaptırmak
istiyorum.
Bizleri ağırladığınız ve sorularımıza içtenlikle cevap verdiğiniz için
teşekkür ederiz.
Proje Ekibimizden Başkanımıza Ziyaret
İskenderun Suçıkağı Paşa Karaca Ortaokulu ve Litvanya
Raseiniu r.Girkalnio Ortaokulu’un beraber hazırladığı
“Türk ve Litvanyalı Öğrenciler Kültürel Halı Dokuyor”
isimli hayat Boyu Öğrenme Comenius İki Taraflı Okul
Ortaklıkları projesi kapsamında Litvanya’ya gidecek
öğretmen ve öğrencilerimiz Belediye Başkanımız Seyfi
Dingil’i ziyaret etti.
Makamda gerçekleşen ziyarete, İskenderun Suçıkağı
Paşa Karaca Ortaokulu Müdürü Aytaç Yaman, projenin
Türkiye Koordinatörlüğünü üstlenen Suçıkağı Paşa
Karaca Ortaokulu İngilizce Öğretmeni Hanefi Zobar ve
öğretmenler katıldı.
Ziyarette İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil’e
çiçek veren öğrenciler, yeni görevinde başarı dilediler.
“Türk ve Litvanyalı Öğrenciler Kültürel Halı Dokuyor”
isimli Hayat Boyu Öğrenme Comenius Projesi ile ilgili
Belediye Başkanımız Seyfi Dingil’e bilgi veren Okul
Müdürümüz Aytaç Yaman, “Projenin beşinci toplantısı
11 Mayıs-24 Mayıs 2014 tarihleri arasında Litvanya’nın
Raseiniu kentinde yapılacak” dedi.
Öğrenciler ve kurumlar arasında işbirliğiyle, öğrenciler
arasında kültürel farkındalığı arttırmak ve iletişim yoluyla
aslında farklı olduğu düşünülen kültürlerin, birbirlerine
benzer yönlerini göstermenin amaçlandığını belirten
Proje Koordinatörü İngilizce Öğretmenimiz Hanefi Zobar,
“Projemizin iki yıl sürecek olan aktivite programı boyunca,
öğrencilerimiz yerel danslar, yemek tarifleri, milli ve dini
bayramlar, çağdaş çocuk edebiyatı ile desteklenecektir.
Aynı zamanda video ve fotoğraf ve çizimlerle kültürler
arası paylaşımlarda bulunulacaktır. Öğrencilerimiz bu
bilgilerini sınıf değişimi zamanlarında kullanacaktır” diye
konuştu.
Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Belediye
Başkanımız Seyfi Dingil, “Çok güzel bir proje. Hem karşılıklı
kültürler tanınıyor, hem de çocukların öngörüleri, ufku
gelişiyor. Başarılar diliyorum” dedi.
İngilizce öğretmenimiz ve proje koordinatörü Hanefi
Zobar, Türkçe Öğretmenimiz Hakan Çolak ve 13 öğrencinin
katılacağı Litvanya’daki proje toplantısının iki hafta
süreceği, ortak okulda eğitim gören 7. Sınıf öğrencilerine
hem Türkçe kursu verileceği, hem de Suçıkağı Paşa Karaca
Ortaokulu öğrencilerinin ortak okuldaki derslerde yer
alarak Litvanyalı arkadaşlarıyla birlikte eğitim alacağı
belirtildi.
9
Türk ve Litvanyalı
Öğrenciler Kültürel
Halı Dokuyor
Comenius İki Taraflı Okul Ortaklıkları
Litvanya Raseiniu Girkalnis Pagrinde Mokyla ve
okulumuzun ortaklığıyla gerçekleşen,okulumuz
İngilizce Öğretmeni Hanefi ZOBAR’ın
koordinatörlüğünde,2013-2015 yılları arasında
okulumuzda uyguladığımız bu projemizin amacı,farklı
kültürler arasında benzerlik ve farklılıkları
bulup,kültürlerarası etkileşimi sağlamak bu sayede
farklı kültürlere saygıyı öğrenmektir.Projeye ilişkin
okulumuzda farklı aktivitelerin yanı sıra, Türkiye’ de
Litvanca kursu, Litvanya’da Türkçe kursu ile öğrenciler
desteklenmektedir.
Projemizin toplam bütçesi 15000 Avro olup,Mayıs
ayında 13 öğrenci 2 öğretmenden oluşan grubumuz,
Litvanya’ya hareket edecek ve proje çalışmalarına
katılacaktır.Proje çalışmalarına www.tulipsinaction.
org adresinden ulaşabilirsiniz.
10
11
12
Öğrenciler Arasında İşbirliği
ve Uzlaşma İlkeleri
Comenius Bölgesel
Ortaklıklar
Hatay İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve İskenderun İlçe
Milli Eğitim Müdürlüğü ortaklığıyla,okulumuz İngilizce
Öğretmeni Hanefi ZOBAR’ın koordinatörlüğünde,2011-2013
Yılları
arasında
okulumuzda
uyguladığımız
bu
projemizin amacı,öğrenciler arasında sosyal,kültürel
ya da ekonomik,farklı sebeplerle ortaya çıkan şiddeti
azaltmak,Feuerstein Metodu, ve diğer modern metotlar ile
öğrencilerin kişisel etkileşim becerilerine odaklanmaktır.
Proje süresince her ay birden fazla farklı resimlerle
öğrencileri farklı ortamlarda bulundurup duygu,düşünce
yapılarını öğrendik.Empati kurarak karşımızda kişileri nasıl
anlayacağımız üzerine çalışmalar yaptık.Proje kapsamında
yurtiçinde
Antakya,Gaziantep,İskenderun
gezileri
düzenleyip,öğretmenlerimizi de yurtdışı çalışmalarına
gönderdik. Projemizin sonunda tüm velilerimizi kapsayan
bir piknik ve konferans düzenleyip projemizi başarıyla
bitirdik.
13
Bir matematik öğretmeni
olarak: Matematik benim ne
işime yarayacak? Ben öğretmen
olmayacağım ki, bir ekmeğin 2/5’
inin fiyatı benim işime yaramaz
ki ben ekmeği hep bütün olarak
alırım, Matematik neden bu
kadar zor? Matematik dersinde
gördüğümüz formülleri yaşamın
hangi alanında kullanacağız?
Bu öğrendiklerimiz ileride ne
işimize yarayacak ki? Matematik öğrenirken çok zevk alamıyorum
gibi ifadelere hep rastlarım. Sahi nedir matematik? Söylenen bu
olumsuz fikirlerin doğruluğu nedir? Niçin matematik öğreniriz?
Niye matematik eğitimi önemlidir?
Öncelikle belirtmeliyim ki, matematik soyut bir bilimdir.
Soyut zekamızın gelişimi, disiplin kazanması, sayısal ve geometri
dünyasının gizemine yaklaşmak için temel bir bilimdir. Bu yüzden
öğrencilere anlaşılması zor veya çok karışık gelebilir. Ama nereden
bakarsak bakalım, matematik farkında olsak da olmasak da
yaşamımızın önemli bir parçasıdır.
Matematik, öğrencilerin analiz, sentez, kavrama, tümdengelim,
tümevarım gibi akıl yürütmelerine olanak sağlar. Öğrencilerin
kararlı, düzenli ve sistemli olmalarına yardım eder. Öğrencileri
ön yargılardan uzak tutar, sabırlı olmayı öğretir. Edinilen bilgilerin
günlük yaşama geçirilmesinde etkili olur. Yorum güçlerini geliştirir.
Edinilen bilgileri fen ve sosyal bilimlere aktarma olanağını sağlar.
Zihin ve yetenek gelişmesine yardımcı olur. Matematikte düzenli,
planlı ve sabırlı çalışma ile başarılı olunabilir. Soruları çözerken
yorumlara yer verilmeli, çok uygulama yapılmalıdır. Verimli
etkin çalışma ile düzenli tekrar teknikleri kullanılmalıdır. Hedef
belirlenmeli, program yapılarak kararlı bir biçimde uygulanmalı,
başarılı olunacağına inanılmalıdır.
Tarih öncesi zamanlardan beri insanoğluna doğaüstü görünen
pek çok olayın bilimsel açıklaması matematik ile yapılabilmiştir.
14
Evrenin mükemmel düzeni matematik ile ortaya konulmuştur.
Örneğin, gök cisimlerinin hareketi, insanoğlunun daima merak ettiği
hatta korktuğu olgulardandı. Şimdi Ay’ın ve Güneş’in tutulmasından
korkmuyoruz; hatta tutulmaların ne zaman ve nerede olacağını
çok önceden hesaplayabiliyoruz. Gök gürlemesinden, yağmurdan,
selden korkmuyor; barajlar kuruyor, evlere, fabrikalara enerji
akıtıyoruz. Dünyada ve hatta gezegenler arasında etkin bir
haberleşme ağı yaratıyor, üstün bir iletişim ortamı kuruyoruz.
Temeli matematiğe dayanan Elektrik ve Magnetizma Kuramı
olmasa günümüzün enerji ve iletişim sistemleri çalışmazdı; yani
radyolarımız çalışmaz, televizyonlarımız göstermez; barajlarımız
elektrik üretmezdi. Işığın nasıl yayıldığını kolayca açıklıyoruz. Işığı
yalnız aydınlatmada kullanmıyoruz; örneğin, x ışınlarını, lazer
ışınlarını insanlığın sağlığı, refahı ve mutluluğu için kullanabiliyoruz.
Süper bilgisayarlar üretiyor ve binlerce kişinin binlerce yılda
bitiremeyeceği işlemleri saniyelerde yapıyoruz. Bütün bunları
matematikle yapıyoruz.
Matematiğin uygulanmadığı hiçbir teknik alan yoktur...
Matematik yalnızca çağdaş bilim ve tekniğin temel aracı değildir.
Tıp, sosyal, siyasal, ekonomi, işletme, yönetim v.b. bilimler de
matematiksel yöntemlere dayanmak zorundadır. Kısaca matematik,
insan aklının yarattığı en büyük ortak değerdir. Bu nedenle,
matematik öğretimi bütün dünya ülkelerinde özel bir önem ve
önceliğe sahiptir.
Matematikten nasıl zevk alacağımız konusuna gelince, ilk
önerim matematikten korkmamak, matematik ile ilgili önyargıları
bir kenara bırakmak ve matematiğe doyumsuz bir merak duymaktır.
Ben bir matematik öğretmeni olduğum halde hala öğreneceğim
çok şey olduğuna inanıyorum. Sizlerin de öğrenmeye daima
açık olmanızı, hayat boyu problemlerin çözümünde matematiği
kullanmanızı istiyorum.
Bütün öğrencilerimize başarılar diliyorum.
15
Ağaç yaşken eğilir, demiş geçmişteki bilge atalarımız Kurumuş ağaç kolay kolay eğilmez, zorlansa da
kırılır İnsanlar da tıpkı ağaç gibidir Kişilikleri daha
küçükken şekillendiği için gelişimin hızlı olduğu
dönemde istenilen değişiklik yapılabilir ve verilmek
istenen şekil oluşturulabilir Fakat belli bir yaştan
sonra çocuğun kişilik yapısı oturduğu için, artık
değiştirmek güç olur, hatta imkânsız olabilir.
Özellikle
temizlik
alışkanlığı çocukluktan itibaren
verilirse, yaşam boyu temizliğe
önem veren biri olur; ama bu
alışkanlığı kendisi kazanır
diye düşünülürse, çocuğun bu
alışkanlığı kazanması zor olur.
Çocuklukta
temizliğin
önemi kavratılmamış birey,
bütün yaşamında bu önemi
anlayamaz ve temiz olma adına pek bir gayret gösteremez
.Yemeklerden önce ellerini yıkama alışkanlığını çocukken edinemeyen kişi, yetişkinlikte de bunu edinemez Eğer sosyal bir
ortamdaysa, mahcup olmamak için yıkar; ama yalnızken ellerini yıkama gereği duymaz Banyo yapmanın önemini çocukken
kavrayan biri, yıkanmak için çok sık banyo yapar, ama bu alışkanlığı olmayan birey, eşinin veya başka birinin dayatmasıyla
banyo yapar.
Her konuda olduğu gibi temizlikte de çocuklar, büyüdükleri ortamlardaki insanları model alırlar Eğer örnek aldığı kişiler
düzen ve temizliğe gereken önemi veriyorlarsa, çocukta da bu
alışkanlıklar gelişir Temizlik ve düzen alışkanlığının en iyi edinildiği yer, aile ortamıdır Ailedeki bireylerin temizliğe verdikleri
önem ölçüsünde çocukta temizlik alışkanlığı gelişir Ailede temizlik fazla önemsenmiyorsa, çocuk da temizliğe gereken önemi vermeyecektir Eğer okulda çocuğun öğretmenleri temizliğin
gerekliliğini çocuğa kavratırlarsa, bu alışkanlık gelişir; ama istenilen düzeyde olmayabilir; çünkü bu tür alışkanlıklar okul öncesi dönemde kökleşir ve kalıcılık kazanır Ayrıca okulda kazandırılmak istenen alışkanlık evde desteklenmezse, o alışkanlığın
16
olumlu yönde gelişmesi güç olur.
Belli aralıklarla çocuğa banyo yaptırılmalı, kendi yemeğini
yiyecek bir duruma geldiği zaman, yemekten önce ve sonra ellerini yıkaması sağlanmalı, giysileri gerekli durumlarda değiştirilmeli ve temizlikle ilgili diğer temel alışkanlıkları kazanması
sağlanmalıdır Düzenli olmak, temizlikle doğrudan bağlantılı bir
alışkanlık olduğundan dolayı, temizlikle beraber düzen alışkanlığının da çocuğa kazandırılması gerekir. Temizlik alışkanlığı
gelişen bir çocuk düzenli olur, temizliğe önem vermeyen çocuk,
düzenli de olamaz. Çıkardığı çorabı evin herhangi bir köşesine
atan, yemek yedikten sonra masayı olduğu gibi bırakan,
banyodan sonra banyoyu dağınık halde terk eden, yatağını
toplamayan bir çocuğun temizlik anlayışı da sağlıklı gelişmez.
Çocuğa verilmesi gereken öncelikli temizlik alışkanlığı, kişisel bakımla ilgili olmalı; yani el-yüz, baş, vücut ve giysi temizliği, sabah uyanır uyanmaz elini-yüzünü yıkamalı, yemeklerden
önce ve sonra ellerini yıkamalı, tuvalet temizliğini yapmalı, tuvaletten sonra ellerini bol su ve sabunla yıkamalı, belli aralıklarla banyo yapmalı, kirlenen giysilerini değiştirmelidir.
Diş temizliği de oldukça önemlidir Diş fırçalama alışkanlığı
edinebilmesi için, çocuğa iki yaşından itibaren sadece fırçayla
dişlerini fırçalaması öğretilmeli, 3 yaşından itibaren de çok az
miktarda macunla dişlerini fırçalaması sağlanmalıdır.
Temizlik alışkanlığı, bireyin hem beden sağlığı için hem de
sosyal hayata uyumu için gereklidir Temizliğe dikkat etmeyen
kişi, hem çok sık hastalanır hem de yaşadığı sosyal çevre tarafından dışlanır. Filiz KELEŞ TEKTAŞ
17
Ankara Gezimiz
18
Antakya ve
Polis Okulu Gezimiz
Kapadokya Gezimiz
19
Gaziantep Gezimiz
20
iskenderun
Meteoroloji ve
Denizcilik Müzesi
Iskenderun
Primemall Sinema
Etkinligimiz
21
Sosyal Bilgiler nedir
Sosyal bilgiler, ilköğretimde işlenen haftalık derslerden biridir. 1.
sınıftan 3. sınafa kadar ise hayat bilgisi olarak işlenir. Sosyal bilgiler
dersi öğrencileri toplumsal hayata hazırlayıp onların sosyal yanını
geliştiren bir ders olmasının yanında tarih, coğrafya ve vatandaşlık
konularını da içerir.
Sosyal bilgiler lisede birimlere ayrılır. Bunlar; tarih, coğrafya ve
felsefedir.
Sosyal Bilgiler; tarih, coğrafya, vatandaşlık bilgisi gibi günümüzde
ilköğretim okullarında yer alan ancak Sosyal Bilimler denilen
sosyoloji, ekonomi, siyaset, psikoloji, antropoloji, hukuk, eğitim v.b
disiplinlerden seçilerek ilköğretim yaşındaki öğrencilerin düzeyine
uygun, daha somut ve daha yakın özelliklere sahip duruma getirilen
konular içermektedir.
ABD’de Sosyal Bilgiler eğitimi alanında en etkin kurumlardan biri
olan ABD Sosyal Bilgiler Ulusal Konseyi (NCSS)’ne göre Sosyal Bilgiler;
sosyal bilim alanlarını insan şeref ve haysiyetini korumak amacı ile
oluşturulan demokratik bir toplumda bireyin rolünü inceleyen sosyal
olayları ve insan ilişkilerini irdeleyen faaliyet alanlarını kapsamaktadır.
Sosyal Bilgiler, bütün çeşitlilikleriyle yeryüzüne bağlı olayları
tanıtan, bunların oluş sebeplerini açıklayan, vatandaşlık hak ve
ödevlerinin, sorumluluklarının neler olduğunu belirten, kısaca insan
ve onun sosyal ve fiziki çevresiyle geçmişte, günümüzde ve gelecekteki
etkileşimini ortaya koyan bilgilerdir. Sosyal Bilgiler, toplumsal gerçekle
kanıtlamaya dayalı bağ kurma süreci ve bunun sonunda elde edilen
derin bilgiler olarak tanımlanabilir. Toplumsal gerçek denildiğinde,
toplumsal hayatı düzenleyen her türlü etkinlik akla gelebilir. İnsanın
hayatında kullandığı ve zorunlu olan, onun daha kolay, rahat,
mutlu yaşamasını kendini gizli yetenekleri doğrultusunda geliştirip,
gerçekleştirmesini sağlayan tüm toplumsal olgular ve ilişkiler bu
kavramın kapsamı içine girebilir. Bir bakıma tüm Sosyal Bilimler
felsefe ve diğer etkinliklerin kesiştiği bir alan olarak düşünülebilir..
Gerçekte Sosyal Bilgiler, eğitim alanının yarattığı bir kavramdır.
Bu disiplinler arası alan, Sosyal Bilimler alanındaki kavramsal ve
bilimsel gelişmelerin eğitim süreci İçinde ele alınarak bireyin toplum
içinde gelişmesini, yetiştirilmesini amaçlar. Sosyal Bilgiler; tarih,
coğrafya, yurttaşlık bilgisi (vatandaşlık) gibi günümüzde ilköğretim
programlarında yer alan, ancak gerçekte Sosyal Bilimler denilen
sosyoloji, ekonomi, psikoloji, antropoloji v.b. gibi disiplinlerden
seçilerek o yaşlardaki öğrencilerin düzeyine uygun, daha somut ve
daha yakın özelliklere sahip duruma getirilen konuları içerir. Temel
kültür öğelerini, birçok alandaki çalışmalardan sağlanan bulgulardan,
disiplinler arası bir yaklaşımla seçilip yoğrularak oluşturulmuş bilgileri
içinde bütünleştiren, ilköğretim düzeyinde (bilişsel, duyumsal) ve
çocuğun küresel algılama özelliğine uygun durumuna getirilmiş bir
derstir.
ARZU ÖRNEK / Sosyal Bilgiler Öğretmeni
22
Akıl ve Zeka arasındaki
Farklar Nelerdir?
Akıl aslında bir kabiliyettir, zeka da öyle
. İkisi arasındaki en önemli fark,
bir başkasından akıl alabilirsiniz ama
zekayı asla. O, her insanın kendisine
mahsustur.
Bir hastalık söz konusu olmadığı süre
ce şüphesiz herkesin aklı vardır.
Akıllı olmak, kendi davranışlarını bilm
ek, kontrol edebilmek, doğru ve
yanlışlarını değerlendirebilmek yete
neğidir.
Akıl, insanı hayvandan ayırt eden en
önemli faktördür. Hayvanlar yalan
söyleyemez ama insanlar sık sık bu yola
başvurur, işte insandaki yalanla
gerçeği, doğru ile yanlışı ayırabilme,
bir konuda fikir yürütebilme, görüş
belirtebilme yeteneği akıldır.
’Ah şimdiki aklım olsaydı’ lafını çok işitm
işizdir. Demek ki, akıl insan
olgunlaştıkça da değişiyor ve insanın
kendisi de bunun farkına varıyor. Bir
insan değişik fikirlerle diğerinin aklın
ı karıştırabilir. Hayret verici, şaşırtıcı
şeyler insanın aklını durdurabilir.
Bir şeyin içeriğini anlamamak ’akıl erdi
rememek’ olarak nitelendirilirken
başkalarının çözemediği bir sorunu çöze
n kişiye ’bir tek o akıl etti’
denilir. Birine bir yol göstermek ona
’akıl vermek’tir. Bir şeyi hatırlamak,
unutmamak ’akılda tutmak’tır. ’Akılsız
tanımı ise doğru ve isabetli
düşünemeyen anlamında kullanılır.
Zeka ise bir olayı önce anlama, ilişkileri
kavrama, yargılama ve açıklayarak
çözme yeteneğidir. Genel olarak zeka
nın 12 yaşına kadar hızla geliştiği sonr
a
gelişme hızının yavaşlayarak 20 yaşına
kadar sürdüğü, orta yaşlarda ise zeka
seviyesinin sabit kaldığı kabul edilir.
Zeka hayvanlarda da vardır. Hayvanl
arda zeka bir nevi içgüdüsel olaydır.
Şüphesiz hayvan zekası insana göre
gelişmemiştir ama her iki zeka türü
de sinir sistemi ile ilgilidir. İnsanı ayıra
n, evriminde oluşmuş konuşabilme
özelliği, dik durabilmesi, el yapısı ned
eniyle aletleri kullanabilmesi ve
gelişmiş beyin ve sinir sistemidir.
Zeka, bir insanın her türlü olay karşısında aynı yeteneği gösterebileceği anlamına gelmez. Bir
müzik bestecisi kendi duygusal yapısının içerisinde en karışık eserleri aklıyla değil zekası sayesinde
oluşturur. Biz bu kişilere ’müzik dehası’ diyoruz. Ancak bu müzik dehaları en basit bir matematik
problemini bile çözemeyebilirler.
Sonuç olarak zeka, ruhsal olaylara, algı ve hafıza yeteneğine, tutkulara, eğilimlere, iradeye ve bilgi
edinme isteğine göre farklılıklar gösterebiliyor. Akıl somut olarak ölçülemez ama zeka pek sağlıklı
olmasa da IQ denilen bir testle ölçülmeye çalışılır.
AYSUN BÖLÜKBAŞI
3-A SINIF ÖĞRETMENİ
23
Karın Ağrıları
Toplumumuzda en çok görülen karın ağrısı
nedeni nedir?
Erişkinlerde en sık görülen karın ağrısı
sebeplerinin başında kadınlarda jinekolojik
kaynaklı ağrılar,erkeklerde mide ve bağırsak
hastalıklarına bağlı ağrılar geliyor.Kadınlarda
ikinci sırada safra kesesi taşlarına bağlı ağrılarıyla
karşılaşılır. Çocuklarda ise en sık bazı bakterilerin
ve parazitlerin neden olduğu mide , bağırsak
hastalıkları nedeniyle karın ağrısı görülür.
Opr. Dr. Süleyman BELLİ
Genel Cerrah Uzmanı
İskenderun Devlet Hastanesi
Karın
boşluğu birçok organı
barındırmaktadır. Bu organların her
biri çeşitli hastalıklara ve ağrıya neden
olabilir. Batında ağrı vakit geçirilmeden
değerlendirilmesi gereken bir belirtidir.
Karın ağrılarında neden belirlenmeden ağrı
kesici verilmesi son derece sakıncalıdır.
Apandisite Bağlı Ağrılar: Apandisit
apendiks İltihabın gelişmesi ile önce künt,
orta derecede ve sürekli bir ağrı başlar.
Ağrı önce 3-5 saatlik bir süre için göbek
çevresinde hissedilir. Daha sonra karnın
sağ alt bölgesinde sabitleşir. Bu bölgenin
elle muayenesinde aşırı hassasiyet gözlenir.
Karın duvarı sertleşmiştir. Hafif ateş vardır.
Ağrı kesici verilmeden önce tanı konması
ve hastaya gerekli diğer girişimlerde
bulunulması gerekir. Tedavisi cerrahidir.
Safra Kesesine Bağlı Ağrılar: Safra
yollarının ani olarak taşa bağlı olarak
tıkanması, safra kesesinin iltihapları veya
taşı batının sağ üst dörtte birinde ve
göbekte şiddetli batma tarzında ağrılara yol
açar.Özellikle orta yaştaki kadınlarda daha
sık görülmektedir. Ağrının yanı sıra bulantı
ve kusma vardır. Safra kesesi iltihabında
hafif ateş yükselmesi görülebilir. Belirgin
hazımsızlık vardır.
Safra taşlarının safra yollarını tıkaması
ile ağrının yanı sıra ani sarılık gelişebilir.
İdrar rengi koyulaşır.
Bazı hastalarda ise safra kesesi alındıktan
sonra da ağrı ve hazımsızlık devam eder.
Özellikle
yemek yedikten sonra bulantı, kusma ile
birlikte ağrı baş gösterir.
Ülsere Bağlı Ağrılar: Önce ülseri iki
şekilde incelemek gerekir:Mide ülseri ve
onikiparmak bağırsağı ülseri.
Mide ülseri hemen her yaşta ortaya
çıkabilir. Daha çok orta yaşlarda görülür.
Kadın ve erkeklerde eşit orandadır. Batının
üst kısmında yemeklerden 1-1.5 saat sonra
başlar. Ağrının yanı sıra iştahsızlık, hafif kilo
kaybı ve bulantı vardır. Hastalar nadir olarak
kusar. Hasta ağrıyan bölgeyi tam göbeğinin
üzerinde gösterir.
Onikiparmak bağırsağı ülserleri ise
göbekte batının merkezinde veya sağ
kaburga kenarında ağrıya neden olur. Ağrı
bele doğru yayılabilir. Mide ülserinin aksine
açken ortaya çıkar. Yemek yiyince azalır.
Ağrı belirli aralıklarla ve birkaç günden bir
kaç haftaya kadar sürecek şekilde seyreder.
Arada aylarca ağrısız dönemler vardır.
Özellikle bahar aylarında artar. Sigara, alkol,
asitli yiyecekler ağrının şiddetlenmesine
neden olur. Ağrının yanı sıra hazımsızlık
vardır. Bulantı ve kusma seyrek görülür.
Pankreasın Ani ve Sürekli İltihaplarına
Bağlı Ağrılar: Safra kesesinde taş bulunması
aşırı şişmanlık, aşırı alkol gibi nedenlere
bağlı olarak pankreas iltihabı gelişebilir.
Göbek üzerinde ve göbek çevresinde çok
şiddetli ve sürekli bir ağrı vardır. Vakaların
yarısında ağrı bele, sırta ve kasıklara vurur.
Hasta sırtüstü yatamaz, oturur halde durur.
Ağrı zaman zaman hecmelerle seyreder.
Hassas Kişilerde Görülen Bağırsaklardan
Kaynaklanan Ağrılar (Bağırsak enfeksiyonu,
iltihabi kolon ve İrritabl Kolon hastalığı):
İrritabl Kolon hastalığı Aşırı
duyarlı
insanlarda
barsak
alışkanlıklarının
da
değişmesine bağlı olarak
nedeni tam belli olmayan
bir ağrı gelişebilir.
Ağrı
özellikle
batının sağ alt
ve sol alt
24
bölgelerinde daha belirgindir.
}
İltihabi kolon hastalığı:En sık iki nedeni
Crohn Hastalığı ve Ülseratif Kolittir. Her iki
hastalık da alevlenmeler ve yatışmalar ile
seyreder. Karın ağrısı:Kramplar şeklinde
olabilir. Kanlı ishal dışkıda sümük benzeri
akıntı (mukus) olması, sürekli tuvalete
gitme isteği( Rektumdaki iltihap nedeniyle)
olur. Kilo kaybı, kansızlık ta görülür.
Karın Ağrısı’nda Mutlaka
Gidilmesi Gereken Haller:
Doktora
•Şiddetli, tekrarlayıcı, artan ve devamlı
karakterde ağrılar
•Ağrı ile nefesin kesilmesi, baygınlık
hissi, kanama, kusma ve yüksek ateş olması
•Karın ağrısının göğse, boyuna ve
omuza yayılması
•Dışkıda kan görülmesi
•Karında gerginlik ve şişme olması
Bu araştırmalar sırasında hekimin
deneyimi, görgü ve bilgisi büyük önem
taşımaktadır.
Tedavi tamamen saptanan soruna göre
düzenlenir. Mide ve bağırsak bozuklukları,
böbrek taşları, kadın ve erkek üreme
organlarının hastalıkları, şeker hastalığı,
böbrek üstü bezi hastalıkları, kadınlarda
adet sancıları, bazı kan hastalıkları, kurşun
ve morfin gibi maddelerin zehirlenmeleri ve
zona gibi hastalıklar nedeni ile karın ağrısı
oluşabiliyor. Sadece karın boşluğundaki
organlar değil, akciğer iltihapları, kalp
krizleri, anemiler, ailevi akdeniz ateşi ve
kaburga kırıkları karın ağrısı yaratabiliyor.
Ön planda ilaçlarla tedavi planlanır.
Apandisit sorunu gibi cerrahi bir
sorun saptanması halinde acil ameliyat
öneriyoruz. Safra kesesinde taş olduğunda
laparaskopik cerrahi öneriyoruz.
Karın ağrısı olmaması dileğiyle…
DENİZSPOR
Spor Malzemeleri, İmalat
Toptan, Perakende Satışı
Salih Hakkı ARICA
Kanatlı Cad. 78/B 31200 İSKENDERUN
Tel: (0326) 617 29 93 - 613 89 78
PAŞA KARACA İNŞAAT
Paşa KARACA
Çay Mah. Ulucami Cad. Yılmazlar iş merkezi Kat:5 D: 32 İSKENDERUN
Tel: 0 326 614 34 59
www.pasakoykonutları.com www.pasakaraca.com
KÖRFEZ SERVİSÇİLİK
0.326. 621 01 23
e-mail:
[email protected]
25
26
27
FİLLİ BOYA
FİLLİ BOYA
FİLLİ - FAWORİ BOYA HATAY
DİSTRİBÜTÖRLÜĞÜ
TEL.: 0326 618 67 77
FAX : 0326 618 43 73
İnönü Mah. İbrahim Karaoğlanoğlu Cd. No: 119 İSKENDERUN
E-mail: [email protected]
28
Download

dergi - Tepebaşı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü