SOLUNUM SİSTEMLERİ
Besin maddelerinin parçalanarak enerji (ATP) elde edilmesi olayına hücre
solunumu denir. Hücrenin kendisinin, kan ya da diğer vücut sıvılarının aracılığıyla
yaptığı gaz alış verişine iç solunum denir. İç solunumda oksijen kandan hücreye,
karbondioksit ve su hücreden kana difüzyonla geçer. Solunum organlarıyla yapılan
gaz alış verişine dış solunum denir. Oksijenin solunum yüzeyi ile alınıp kan
yardımıyla hücrelere taşınması difüzyonla olur. Aynı şekilde karbondioksit ve su
aynı solunum yüzeyinden difüzyonla dışarı atılır.
Bir Hücrelilerde Solunum:
Bir hücreli canlılar, yaşadığı ortamla doğrudan temas halindedirler. Gaz değişimi
difüzyonla olur. Sudaki oksijenin kaynağı,
atmosfer ve sularda fotosentez yapan canlılardır.
Sudaki oksijenin miktarı havadakine göre daha az
olmasına karşın sudaki diğer gazlara göre oranı
havadakiyle aynıdır. Yani oksijenin diğer gazlara
göre kısmi basıncı havadaki gibidir. Sudaki
oksijenin hücreye alınabilmesi için hücre
yüzeyindeki oksijeni azalmış suyun devamlı
olarak değiştirilerek hücre içi ile hücre dışı
derişim farkının korunması gerekir.
Bitkilerde Solunum:
Bitkilerde difüzyonla gaz alış verişini gerçekleştiren stoma ve lentiseller bulunur.
Genç bitki köklerinde epidermis hücrelerinden oksijen alınır ve karbondioksit
verilir.
Omurgasızlarda Solunum:
Süngerlerde ve sölenterelerden hidrada sudaki erimiş oksijen vücut yüzeyinden
difüzyonla alınır.
Planarya ve toprak solucanında deri
solunumu vardır. Planaryada, oksijen
nemli deriden çözünerek alınır ve
vücudun iç kısımlarına iletilir. Toprak
solucanında ise oksijen, nemli
deriden çözünerek, difüzyonla kılcal
damarların içindeki kana geçer.
Dolaşım sistemindeki kan, oksijeni
alır ve hücrelere taşır. CO2 de aynı
yolla dışarıya verilir.
Eklembacaklılarda ve böceklerde trake solunumu görülür.
Bu solunumda oksijen hücrelere kadar trake denilen boru sistemi ile taşınır.
Böceklerin karın halkalarının alt tarafında
stigma denilen küçük açıklıklar vardır.
Böceklerin vücutlarını gevşeterek aldığı
hava stigmadan içeri girer. İç organlara
kadar trake borularıyla taşınır. Trake
boruları vücudu bir ağ gibi sarar ve içi sıvı
dolu olan trakeol ile sonlanır. Bu sıvı
dokular ile borucuklar içindeki O2 ve CO2
nin difüzyonunu kolaylaştırır. Böceklerde havanın dar borucuklardaki difüzyon
hızı az olduğundan böceklerin belirli bir vücut büyüklüğünün üstüne çıkması
olanaksızdır. Ancak, ekvatorda sıcaklığın artmasına bağlı olarak difüzyon hızı da
arttığından burada yaşayan böceklerin
vücutları daha büyüktür.
Akreplerde ve örümcekgillerde kitapsı akciğer
solunumu görülür. Bu solunum organında,
kanın ön duvarı içeri doğru çökerek bir cep
meydana getirir. Bu cep stigma ile dışarı açılır.
Bu cebin iç duvarı bir kitabın yaprakları gibi
katlanarak lameller meydana getirir. Stigma bir
hava odasına açılır. Stigmadan giren hava bu
odadan lamellere geçer. Lamellerin içi kan
boşlukları ile doludur ve lamel yüzeyinden gaz
alış verişi yapılır.
Omurgalılarda Solunum:
Omurgalılarda deri, solungaç ve akciğer solunumu görülür.
Sularda yaşayan solucanlar, kabuklular yumuşakçalar, tulumlular, balıklar ve
kurbağa larvalarında solungaç solunumu görülür. Balıklarda solungaçlar başın iki
yanında yer alır. Solungaçların gaz alış verişini sağlayan yapı birimi solungaç
yapraklarıdır. Solungaç yaprakları kıkırdaktan yapılmış olan solungaç yayına
bağlıdır. Solungaç yayları dört tanedir. Solungaç yaprakları ince epitel doku ile
örtülüdür ve kan damarlarınca zengindir. Balık solunum yaparken ağzını açıp içinde
çözünmüş O2 bulunan suyu, solungaç yapraklarına doğru yutar. Suda erimiş
oksijen solungaç yaprakları üzerinden geçerken difüzyon ile epitel hücrelerinden
kana, kanda bulunan CO2 ise aynı yolla suya geçer. Havada %21 su da %1,2
oranında oksijen bulunur. Bu nedenle balık, sürekli olarak büyük miktarda su
değiştirmek zorundadır. Kılcal damarlarda gaz alış verişi oldukça etkindir. Çünkü
kılcal damarlar içerisindeki kan akımı su akış oğrultusuna terstir. Buna ters akım
alış verişi denir.
solunum aşağı yukarı 1/4’nü oluşturur. Fakat CO2’nin %60-65’i deri ile dışarıya
atılır.
Sürüngenler, akciğer solunumu yaparlar. Yılanların yalnız sağ akciğerleri
gelişmiştir. Sürüngenlerin akciğerleri derin bölmeli bir yapı göstererek solunum
yüzeylerini artırıcı bir yapı kazanmıştır.
Kuşlarda bir çift akciğere ek olarak, vücut
boşluğunun büyük bir kısmını dolduran
sekiz veya dokuz hava kesesi bulunur.
Hava keseleri, gaz alışverişinde doğrudan
görev almaz, akciğerlere hava akışını bir
körük gibi yönlendirir. Ayrıca hem soluk
alırken hem soluk verirken temiz havanın
akciğerden tek yönlü akmasını sağlar. Kuş
akciğerinde parabronş adı verilen çok
sayıda küçük hava borucukları bulunur. Bu
hava borucuklarının çevresindeki kılcal
damarlar içerisindeki kan akışı, hava
Balıklarda bulunan yüzme keseleri, balığın bulunduğu herhangi bir derinlikte
akışına ters yöndedir. Ters akım alış verişi
dengeli bir şekilde kalabilmesini sağlar. Bu keseler, O2, N2ve CO2 gibi gazlarla
sayesinde kana havadan çok miktarda O2
doldurulup boşaltılarak çeşitli derinliklere dayanma sağlanır. Bu keselere gazlar,
girer. Kuş solunum sistemi: Kuşlar soluk
özel bir sistemle aktif taşıma yaparak alınıp verilir.
aldığında ön ve arka hava keseleri genişler. Arkadaki hava keseleri dışarıdan gelen
Kurbağa, sürüngen, kuş ve memelilerde solunum akciğerler ile yapılır. Karada
temiz hava ile dolarken öndeki keselere akciğerden çıkan kirli hava girer. Soluk
yaşayan omurgalılarda solunum yüzeyinin nemli tutulabilmesi için, solunum
verirken her iki grup hava keseleri de kasılır, arka keselerdeki temiz hava akciğerlere
organları vücudun içinde
geçerken ön keselerdeki kirli hava dışarı çıkar. Alveol bulunmaz.
yer alır.
Memeli akciğerlerinin solunum yüzeyi alveol denilen kesecikler sayesinde çok
Kurbağalar larva dönemini
genişlemiştir. Alveollerin yüzeyi ince ve nemli olup kılcal damarlarla çevrilmiştir.
tamamen suda geçirirler. Bu Dipneusti’de solungaçların yanı sıra yutağa bağlı hava kesecikleri vardır. Balık su
dönemde solungaç
yüzeyine çıktığında bu keseler hava ile doldurulur.
solunumu yaparlar.
Hayvanlardaki solunum organlarının ortak özellikleri şunlardır:
Kurbağaların akciğerleri
1. Solunum yüzeyleri daima nemlidir.
torba gibidir. Solunum
2. Solunum organlarının hücre çeperleri ince ve yarı geçirgendir.
yüzeyini artırıcı bölmeler
3. Solunum organları gaz alış verişini etkinlikle yapabilmek için oldukça geniş bir
henüz gelişmeye
yüzey oluşturur.
başlamıştır. Bu nedenle
4. Solunum yüzeyinde gaz alış verişi difüzyonla olur.
nemli ve ince derileriyle de
İNSANDA SOLUNUM SİSTEMİ
deri solunumu yaparlar. Bu İnsanda solunum sistemi burun, yutak, gırtlak, soluk borusu ve akciğerlerden oluşur.
akciğerlerden yapılan
Yutakta mikropların iltihap oluşturması faranjite sebep olur. Gırtlak yutak ile soluk
borusunu birbirine bağlar.
Kıkırdaktan yapılmıştır. Solunum için
alınan havayı yutaktan soluk borusuna
iletir. İç yüzeyindeki epitel doku,
gırtlağın yan duvarlarında bir çift
kıvrıntı yaparak ses tellerini oluşturur.
Ses telleri sayesinde seslerin oluşması
sağlanır.
Gırtlaktaki
seslerin
konuşmaya dönüşmesinde yutak, ağız,
dil, diş ve dudaklar da rol oynar.
Normal olarak hava verilirken
konuşulur. Ancak vantriloglar nefes
aldıkları zaman da konuşabilirler. Gırtlağın iltihaplanmasıyla laranjit hastalığı
oluşur. Soluk borusu gırtlak ile akciğer arasında bulunur. Üç tabakadan oluşur:
1. İç tabaka: Silli silindirik epitelden oluşur. Goblet hücreleri vardır.
2. Orta tabaka: Yemek borusuna bakan kısmı düz kas, diğer kısmı ise at nalına
benzeyen C harfi şeklinde kıkırdak halkalardan yapılmıştır.
3. Dış tabaka: Bağ dokusundan oluşmuştur.
Soluk borusu iki kola ayrılarak bronşları meydana getirir. Kıkırdak halkaları tam
halka şeklindedir. Bronşların iltihaplanmasına bronşit denir. Her broş bir akciğere
girerek akciğer içinde bronşçuk denilen kıkırdaksız küçük kollara ayrılır.
Akciğerler pleura denilen iki yapraklı akciğer zarıyla çevrilmiştir. Arası kaygan sıvı
ile doludur. Bu sıvı akciğerleri korur ve çalışmasını kolaylaştırır. Sıvının
iltihaplanmasıyla zatülcenp hastalığı ortaya çıkar.
Sağ ve sol olmak üzere iki akciğer bulunur. Sağ üç, sol iki loptan oluşur.
Bronşçuklar üzüm salkımı görünümündeki hava petekleri ile, bunlarda alveollerle
sonlanır. Bir alveol 0.2 mm çapındadır. Bir akciğerde 300 milyon kadar bulunur.
(70-100m2) Alveol hücrelerinin salgıladığı lipoprotein, alveolde ince bir tabaka
oluşturur. Lipoprotein alveolün yüzey gerilimini düşürmeye yarar. Yüzey
geriliminin düşmesi, suyun korunması ve havanın dışarı atılması için daha az kas
gücünün kullanılmasını sağlar.
SOLUK ALIP VERME MEKANİZMASI
Göğüs boşluğu ile karın boşluğunu birbirinden ayıran özel kasa diyafram denir.
Soluk Alma
Soluk Verme
 Diyafram kası kasılarak karın
 Diyafram kası gevşer ve yukarı
boşluğuna doğru iner
doğru kubbeleşir.
 Kaburgalar arası kaslar kasılarak
 Kaburgalar arası kaslar gevşer.
göğüs kafesini dışarı doğru
 Göğüs boşluğunun hacmi azalır.
genişletir.
 Göğüs boşluğunun basıncı artar. İç
 Göğüs boşluğunun hacmi artar.
basınç, atmosferdeki hava
 Göğüs boşluğunun basıncı azalır.
basıncından yüksektir.
İç basınç atmosfer basıncına göre
 Akciğer gazları dışarı çıkar.
daha düşük olur.
 Bu bir pasif yöntemdir.
 Atmosfer gazları akciğerlere girer.  Soluk verme, hem göğüs
 Bu bir aktif yöntemdir. Enerji
boşluğunun daralmasından oluşan
harcanır.
basıncın hem de akciğerlerin geri
yaylanma basıncının etkisiyle oluşur.
Bu basınç akciğerlerin yapısındaki
elastiki liflerle pleura boşluğundaki
sıvı tabakasının oluşturduğu yüzey
geriliminden doğar.
Yetişkin bir insanda akciğer, yaklaşık 6 litre hava alabilir. Solunum esnasında ise 3
litre hava alınıp verilebilir. Bunun ancak 0.5 litresi değiştirilebilir. Çok kuvvetli soluk
alıp vermede 4,5 litre hava akciğerlere girebilir. Buna canlı kapasite denir. Geriye
kalana artık hava denir. Artık hava sayesinde alveoller ve kılcal damarlar arasında
difüzyon sürekli tutulur. Akciğerlere giren hava ile akciğer içindeki artık hava
birbiriyle karışır.
*Soluk alış veriş hızı, kandaki CO2 miktarı ile ayarlanır.
*Soluk alış veriş hızı ve şiddeti sinirler tarafından denetlenir.
* Solunum refleksini omurilik soğanındaki ve beyindeki solunum merkezleri
düzenler.
*Beyindeki solunum merkezi ise istemli solunumu kontrol eder ve kısa bir süre
soluk tutulabilir.
*Kandaki O2 miktarının artıp azalması solunum hızını etkilemez.
İnsanda gerçekleşen terleme ve soluk alıp verme olayları homeostasisin
sağlanmasında doğrudan etkilidir.
Solunum Gazlarının Taşınması
Kanda solunum gazlarını taşıyan, protein ve metal iyonlarından oluşan solunum
pigmentleri bulunur. Solunum pigmentlerine sahip olan canlılarda kan renklidir. Bu
pigmentler oksijen ve karbon dioksit ile kolayca birleşip ayrılabildiğinden kanın
solunum gazlarını tutma ve taşıma kapasitesini arttırır. Hayvanlarda hemoglobin,
hemosiyanin, klorokrüorin, hemoeritin gibi farklı pigmentler bulunur. Trake
solunumu yapan hayvanlarda ise solunum pigmenti bulunmaz. Bu nedenle kanları
renksizdir. Solunum gazları trakelerle taşınır.
Karbondioksitin Taşınması:
Hücrelerde oluşan CO2 önce doku sıvısına, buradan da doku kılcallarına geçer. CO2
dokulardan akciğerlere üç şekilde taşınır:
1. %70’i HCO3- iyonları halinde
2. %23’ü Hb ile birleşerek
3. %7’si kan plazmasında çözünmüş olarak
karbonikanhidraz
Doku
kan plazması
alyuvar
CO2 + H2O
H2CO3
H+ + HCO3Hemoglobinle
Oksijen Taşınması:
İnsanda vücuda alınan oksijenin %98’i hemoglobinle,%2’si kan plazmasında taşınır.
Alveol
kan plazması
alyuvar
Hb + O 2
HbO2
O2 + Hb
HbO2
Doku sıvısı
Dokuda
Hücre
Kalp
kan plazmasında
Kalp
Akciğer kılcalları
(Alyuvarda) HCO3- + H+
Dışarı
OKSİJEN VE KARBONDİOKSİTİN TAŞINMASI:
iyonlaşma
karbonikanhidraz
H2CO3
CO2 + H2O
Alveol
Kan plazması
Vurgun: Vücut içindeki sıvılarda erimiş durumda bulunan gazların, basıncın çok
düştüğü durumlarda gaz haline geçerek, kılcal damarları tıkamasıyla vurgun ortaya
çıkar. (Azot Gazı)
Astım: Soluk borusu ve bronşların daralmasıdır. Hastanın soluk alıp vermesi
güçleşir.
Zatürree: Akciğer dokusunun iltihaplanmasıdır.
Boğmaca: Bakterilerin burun ve boğazda yol açtığı bir hastalıktır. Kuru, keskin ve
boğulma şeklinde öksürük, burun tıkanıklığı belirtileri vardır.
Anjin: Yutaklardaki bademciklerin ve bütün boğaz bölgesinin acı veren
iltihaplanmasıdır. Streptokok bakterisinin yol açtığı bir anjin tedavi edilmezse kalp
rahatsızlığına, romatizma hastalıklarına ve hatta damar kanamalarına yol açabilir.
● Anjin yüksek bir ateşle başlar.
●Bademcikler kızarır ve üzerlerinde beyaz noktalar oluşur. Boyun düğümleri şişer
ve acı vermeye başlar.
Uyku Apnesi: Uyku sırasında soluğun kesilmesidir. Üst solunum yollarında özellikle
yutakta daralma sonucu soluk alma zorlaşır. Yaşlılarda ve erkeklerde daha çok
görülür. Ciddi düzeyde horlama ile belirti verir. Şişman kişilerde yaygındır. Tedavi
edilmez ise kalp yetmezliğine yol açabilir. Normal uyku düzeninde bozulma ve gün
boyu uyku haline neden olur. Kilo vermek çoğu zaman çözüm olabilir. Doktorun
yapacağı lazer veya cerrahi müdahale gerekebilir.
KOAH (Kronik obstrüktif akciğer hastalığı): Nefes darlığına yol açan solunum yolu
hastalığıdır. Daha çok sigara içen, havası kirli yerlerde yaşayan, toz, duman, gaz ve
kimyasal maddelerle temasta bulunmayı gerektiren mesleklerde çalışan insanlarda
görülür.
Download

indir