T.C
Ege Üniversitesi
Diş Hekimliği Fakültesi
Periodontoloji Anabilim Dalı
PERİODONTAL CERRAHİ UYGULAMALARDA MODERN
YAKLAŞIMLAR
BİTİRME TEZİ
Stj. Dişhekimi Hasan Can AKGÜN
Danışman Öğretim Üyesi: Doç. Dr. Özgün ÖZÇAKA
İZMİR - 2014
ÖNSÖZ
“Periodontal Cerrahi Uygulamalarda Modern Yaklaşımlar” adlı tezimin
hazırlanmasında emeği geçen Stj. Dt. Hande ÇALIŞKAN’A, kaynak bulmamda bana
yardımcı olan asistanlarımız Dt. Gözde PEKER’E, Dt. Yağmur ŞAHİN’E, tez
hazırlama sürecinde büyük bir sabırla desteklerini hiç eksik etmeyen tez danışmanım
Doç. Dr. Özgün ÖZÇAKA’ya ve hayatım boyunca her konuda hep yanımda olan
aileme teşekkürü bir borç bilirim.
İZMİR-2014
Stajyer Diş Hekimi Hasan Can AKGÜN
İÇİNDEKİLER
SAYFA
1. Giriş ve Amaç ……………………………………………………………………..1
2. Lazer Cerrahi ……………………………………………………………………...2
2.1. Lazer Cerrahi Nedir? ..................................................................................2
2.1.1. Lazer Tanımı …...…………………………………………………….2
2.1.2. Lazer Tarihçesi ………………………………………………………2
2.1.3. Lazer Cihazların Çalışma Mekanizması ……………………………..3
2.2. Periodontolojide Kullanılan Lazer Çeşitleri ve Özellikleri …………….....4
2.2.1. CO2 Lazerler …………………………………………………………5
2.2.2. Argon Lazerler ……………………………………………………….7
2.2.3. Galyum Arsenik (Diyot) Lazerler ……………………………………7
2.2.4. Erbiyum, Krom: İtriyum-Selenyum -Galyum Garnet
(Er,Cr:YSGG) Lazerler ………………………….………………………….8
2.2.5. Kemikte Er,Cr:YSGG Lazer Kullanımı ……………………………..9
2.2.6. ER: YAG Lazerler ………………………………………………….10
2.2.7. Kemikte Er:YAG Lazer Kullanımı …………………………………11
2.2.8. Neodmiyum: YAG(Nd:YAG) Lazerler …………………………….11
2.3. Periodontolojide Lazerin Kullanım Alanları …………………………….14
2.4. Lazerin Canlı yapılar Üzerine Etkileri …………………………………..16
2.5. Konvansiyonel Periodontal Cerrahi ile Lazer Cerrahinin
Karşılaştırılması ………………………………………………………………19
3. Piezoelektrik Cerrahi …………………………………………………………….20
3.1. Piezoelektrik Cerrahi Nedir? …………………………………………….20
3.1.1. Piezoelektrik Cerrahi Tanımı ……………………………………….20
3.1.2. Piezoelektrik Cerrahi Tarihçesi …………………………………….20
3.1.3. Piezoelektrik Cihazların Çalışma Mekanizması ……………………21
3.2. Periodontolojide Kullanılan Piezocerrahi Sistemler ve Özellikleri ……...22
3.3. Periodontolojide Piezoelektrik Cerrahinin Kullanım Alanları …………..24
3.4.
Konvansiyonel
Periodontal
Cerrahi
ile
Piezoelektrik
Cerrahinin
Karşılaştırılması …………………………………………………………………….29
4. Özet ………………………………………………………………………………31
5. Kaynaklar ………………………………………………………………………...32
6. Özgeçmiş …………………………………………………………………………40
1. GİRİŞ VE AMAÇ
Periodontal cerrahide amaç; periodontal aletlerin kök yüzeyine ulaşabilmesi,
iltihabın eliminasyonu, periodontal dokuların rejenerasyonu, dişeti-alveoler mukoza
problemlerinin çözümü, periodontal dokuların protetik ve restoratif tedaviler için
uygun hale getirilmesi, estetik yönden iyileşmenin sağlanmasıdır. Bunun için
günümüzde pek çok yöntem uygulanmaktadır. Bilimin ve teknolojinin ilerlemesi ve
gelişmesi ile konvansiyonel periodontal cerrahi tedavilere alternatif olarak yeni
cerrahi yöntemler arayışı içine girilmiştir.
Günümüzde lazer cerrahi ve piezocerrahi en sık kullanılan alternatif
periodontal cerrahi yöntemlerdendir.
Lazerler farklı özelliklere sahip; dudak, dil, dişeti gibi yumuşak dokularda;
maksilla ve mandibua gibi kemik dokuda; mine, sement, dentin gibi diş dokularında
çalışma imkânı sunar.
Lazerler; artan hasta memnuniyeti, daha az travma, en aza indirgenmiş
postoeratif komplikasyonlar, daha az anesteziye ihtiyaç duyma gibi nedenlerden
dolayı son yıllarda oldukça popüler olmuştur. Lazerlerin hızla gelişmesi ve lazerlerin
biyolojik dokularla ilişkisinin daha iyi anlaşılmaya başlanması ile çeşitli lazer tipleri
diş hekimliği alanında kullanılmaya başlanmıştır.
Piezocerrahi; geleneksel cerrahi yöntemlere göre daha hassas ve güvenli
kemik kesim ihtiyacına bağlı olarak ortaya çıkmıştır. Piezoelektrik ultrasonik
titreşimler kullanarak, güvenli ve etkili osteotomiler yapılmasını sağlayan yeni bir
tekniktir. Piezoelektrik cihazı mikrometrik ve seçici kesim yapabilmesinden dolayı
güvenli ve hassas bir osteotomi işlemi sağlar. Cihaz sadece mineralize dokular
üzerinde çalıştığından dolayı; yumuşak dokuları korur, operasyon alanına
komşuluktaki sinirleri korur ve sinüs lifting operasyonu esnasında sinüs
membranının perfore olma riskini minimuma indirir.
Bu derlemenin amacı periodontal cerrahide güncel, modern ve popüler
yöntemlerden lazer cerrahisi ve piezoecerrahi hakkında bilgi vermek, lazer çeşitlerini
ve piezoelektrik cihazını tanıtmak, lazer cerrahisini ve piezocerrahiyi konvansiyonel
cerrahi yöntemlerle karşılaştırarak avantaj ve dezavantalarını ortaya koymak, lazer
cerrahinin ve piezocerrahinin periodontal cerrahideki kullanım alanları hakkında
bilgi vermektir.
2. LAZER CERRAHİ
2.1. Lazer Cerrahi Nedir?
2.1.1. Lazer Tanımı
‘Light Amplification by Stimulated Emission of Radiation’’ kelimelerinin ilk
harflerinden oluşturulan LASER terimi radyasyonun uyarılmış emisyonu ile ışığın
güçlendirilmesi anlamına gelir. Dilimizde “LAZER” olarak kullanılmaktadır. Lazer
ışığı, aktive olmuş doğal gazların, elementlerin, moleküllerin ve çeşitli kristallerin
etkileşimi ile yüksek yoğunlukta, paralel hareket eden, aynı dalga boyundaki
elektromanyetik radyasyondan oluşan ışıktır.(1)
Doğal
şartlarda
evrende
bulunmayan
lazer
ışını,
teorik
olarak
nitelendirilmektedir. Atomun dışarıdan elektron ile uyarılmasıyla bir ortama yaydığı
fotonlardan oluşur ve tek dalga boyuna sahiptirler. Uniform hareket gösterirler.
Saçılım göstermeyen bir ışın demetidir.(2)
2.1.2. Lazer Tarihçesi
Lazer
ilk
olarak
1917’de
Albert
Einstein
tarafından
teorik
olarak
tanımlanmıştır. 1960 yılında Thomas Maiman yakut kristalinden Ruby lazeri elde
etmiştir. İlk lazer ışını, 1960’da Thedore Harold Mainman, tarafından kromiyum
oksit ile kaplı alüminyum oksitten yapılmış sentetik bir ruby barı kullanılarak,
laboratuvarda deneysel olarak üretilmiştir. İlk sürekli etkili gaz kaynaklı lazer ise
Javan tarafından 1961’de kullanılmıştır. 1964’de Patel ve ark. Karbondioksit (CO2)
lazeri, aynı yıl Geusic neoymium:yttrium-aluminium-garnet(Nd:YAG) lazeri
geliştirmiştir. Lazer ışını tıpta ilk kez 1962 yılında dermatolog Goldman tarafından,
1963 yılında oftalmolojistler tarafından kullanılmaya başlamıştır. 1979 yılında
Horch, ilk kez kemik kesisinde frez yerine lazeri kullanmıştır. 1988’de Paghdiwala
2
erbium-doped yttrium aluminium gornet (Er:YAG) lazer dalga boyunu diş sert
dokularda kullanılacak dalga boylarını test etmiştir(4).
2.1.3. Lazer Cihazlarının Çalışma Mekanizması
Lazer aktif maddesi lazer enerjisinin kaynağıdır. Lazerler bu aktif maddesine
göre isimlendirilir (örn: CO2, Er:YAG, Argon gibi). Lazer aktif maddesi katı, sıvı
veya gaz fazında olabilir. Lazer sistemi şematik olarak pompalama sistemi, lazer
aktif
maddesini
içeren
rezonans
odası
ve
yansıtıcı
aynalardan
oluşmaktadır(3),(ŞEKİL 1).
ŞEKİL 1. Lazer Cihazlarının Çalışma mekanizması
Pompa sistemi ile lazer aktif maddesi içeren odaya dışarıdan enerji etki ederek
aktif madde uyarılır, elektronlar bir üst seviyeye çıkar ve eski yerlerine dönerken
foton yayarlar. Bu fotonlar yansıtıcı aynadan yansıyarak, rezonans odasındaki diğer
atomları etkilerler. Bu hareketli fotonlar, lazer ortamı içindeki diğer atomların
uyarılmasına ve yeni bir yayma oluşmasına neden olurlar. Bu olaylar zinciri devam
eder ve konsantre ışın demeti oluşur. Yansıtıcı aynalar konkav bir şekle sahiptirler.
Güçlenmiş olan ışın %90 yansıtıcı aynadan geçerek etki yerine ulaşabilir. Burada
ışınların dalga boylarını ve enerjilerini etkileyen iki önemli faktör vardır. Birincisi
3
sistemin hangi güçle ve ne kadar bir süreyle pompalandığı, ikincisi ise aktif maddeyi
oluşturan atomlar ve bunların güçleridir.(3,4)
Lazer cihazı, elektrik enerjisini ışık enerjisine dönüştüren bir apareydir ve üç
temel bileşeni vardır bunlar Aktif lazer ortamı; katı, sıvı, gaz formunda olabilir.
Optik rezonatör aktif ortamın koherent olmayan fotonlarına yeniden yön veren ve
çok parlak, doğrusal, tek renkli ve kohorent ışık oluşturan kısmıdır. Genellikle bir
tanesi ışığı hem yansıtan hem de geçiren iki içbükey aynadan oluşur. Aktif lazer
ortamının atomlarını uyaran başlangıç enerji kaynağıdır.
Oluşan ışık cihazın içerisinde lensler yardımıyla odaklanarak genellikle bir
fiberoptik iletici vasıtasıyla kullanılacak sahaya yönlendirilir. Bazı lazer sistemleri
kesintisiz, sürekli lazer ışığı sağlarken, bazı cihazlarda kullanılan metal perdeciklerle,
ışığın pulsatif akımı sağlanır. Lazer ışığında meydana gelen bu kesinti gözle fark
edilmeyecek kadar kısa zaman aralığında gerçekleşir.(4)
Lazer ışığının kesikli olarak kullanımı, yüksek güçte, kısa süreli atımlar
uygulayarak çevre dokuların ısınması ve hasarı için geçen sürenin minimumda
tutulmasını sağlar. (4)
2.2. Periodontolojide Kullanılan Lazer Çeşitleri ve Özellikleri
Günümüzde tıp alanında kullanılan çok sayıda lazer çeşidi mevcuttur. Bu lazer
çeşitlerinin bir kısmı diş hekimliği alanında da kullanılmaktadır. Periodontoloji
alanında kullanılan lazer çeşitleri genel endikasyonları ile birlikte şu şekildedir
(Tablo
1);
Dişeti
Cerrahisinde
CO2,
Nd:YAG,
Diode,
Argon
lazerler,
periimplantitiste Dekontaminasyon CO2 , Diode, Er:YAG, Er,Cr:YSGG lazerler,
preprotetik cerrahi CO2 , Nd:YAG, Diode, Er:YAG, Er,Cr:YSGG lazerler sıklıkla
tercih edilir(5,6,7), (ŞEKİL 2).
4
ŞEKİL 2. Periodontolojide Kullanılan Lazerlerin Dalga Boyları
TABLO 1. Periodontolojide Kullanılan Lazerlerin Endikasyonları
Lazer
Dalga boyu
Temas/Temassız
Endikasyon
Co2
10,600 nm
Temassız
Yumuşak doku
Argon
448-514 nm
Temassız
Pigmente
lezyonlar/vasküler
anomali
Nd:YAG
1,064 nm
Temas/ Temassız
Yumuşak
doku/
periodontal cerrahi/
pigmente lezyonlar
Er:YAG
2,940 nm
Temassız
Kemik
cerrahisi/
periodontal cerrahi
Er,Cr:YSGG
2.780
Temassız
Kemik
cerrahisi/
periodontal cerrahi
Diode
670-900 nm
Temas/ Temassız
Yumuşak dou /
periodontal cerrahi/
diş beyazlatma /
fotodinamik terapi
2.2.1. CO2 Lazerler
Su bazlı yumuşak dokulardaki mükemmel uyumluluğu nedeniyle 10.600 nm
dalga boyundaki CO2 lazer oral ve maksillofasiyal cerrahide en sık kullanılan
lazerdir. Birçok yumuşak doku cerrahisinde ağız dışı veya ağız içi olarak
5
kullanılabilmektedir. Dalga boyu 10,6 µm olan bu lazerler kesikli veya sürekli ışın
yayabilirler.(5) CO2 lazer ışını elektromanyetik spektrumun kızılötesi bölgesinde yer
alır ve görünmezdir. CO2 lazer ışın demeti kırmızı indikatör ile kullanılabilir. Bu
indikatör, cihaz çalışmadan önce hedef bölgeye tutulur. CO2 lazer enerjisi selektif
olarak su tarafından absorbe edilir. Sağlam mine CO2’ den bu yüzden az etkilenir,
çürüklerde ise su ve karbon oranı arttığından, CO2 lazeri daha fazla absorbe olur ve
su buharlaşarak siyah görüntü veren karbonize artıklar bırakır. B nedenlerden dolayı
CO2 lazer, çürük başlangıcında teşhis amaçlı kullanılabilir.(6) Dentin hassasiyetinin
tedavisinde, apikal forameni tıkama girişiminde, pulsasyonlu şekli ile kanal
tedavisinde minimal termik hasar ile kanal genişletmede, kanal dezenfeksiyonunda,
kök ucu rezeksiyonunda kök yüzeyinin dezenfeksiyonu ve operasyon alanının kansız
olması gibi avantajları nedeniyle tercih edilebilir.(5,6)
Oral ve maksillofasiyalcerrahide ise protez öncesi cerrahide, iyi ve kötü huylu
lezyonlarda, vasküler lezyonların eksizyonunda, koagülopatik hastaların tedavisinde
bu lazerler kullanım alanı bulmuşlardır.(7) Lazerin lenfatikleri tıkayıcı etkisi nedeni
ile malign melanom gibi biyopsinin tümörün yayılımına yol açtığı durumlarda lazerle
biyopsi almak son derece avantajlıdır. Retromolar kabartı ve tüber bölgesindeki aşırı
yumuşak dokuların azaltılmasında, epulislerin, papilller, hiperplazilerin alınmasında,
vestibuloplasti operasyonlarında lazer kullanılabilir. bukkal mukoza, damak ve ağız
tabanındaki; liken planus, müköz membran pemfigoidi, kandidiazis, çeşitli
hiperkeratotik büyümeler gibi beyaz lezyonların lazer ile alınmaları oldukça başarılı
sonuçlar vermektedir.(8) Beyaz lezyonlarda en uygun lazer tipi CO2 lazerdir.(7,8)
CO2 lazerin koagülasyon, buharlaştırma ve karbonizasyon özellikleri diğer
tedavi yöntemlerine göre en önemli farklılıklarıdır. CO2 lazer cerrahisinde yaranın
sterilizasyonu da sağlanır. Postoperatif olarak diğer cerrahi yöntemlere göre ağrı,
6
ödem ve kanama olasılığı çok azdır. CO2 lazer cerrahisi sonrası yara büzülmesinin az
olması, skar dokusunun oluşmaması da diğer önemli özelliklerdendir. Sert dokuda
kullanılması
kemik
nekrozuna
neden
olduğu
düşüncesiyle
tavsiye
edilmemektedir.(6,8)
2.2.2. Argon Lazerler
Dalga boyu 487-502 nm olup, nabızsal veya devamlı ışın veren lazerlerdir.
Argon lazerleri gözle görülebilen mavi-yeşil spektrumda ışık demeti oluştururlar.(5)
Rezin polimerizasyonu ve diş beyazlatma işleminde kullanılabildiği gibi, dişetinin
estetik şekillendirilmesinde, oral ülserlerin tedavisinde, frenektomi işleminde,
gingivektomide yani yumuşak doku cerrahisinde kullanılabilmektedir. Argon
lazerlerin en büyük özelliği, hemoglobin tarafından absorbe edilebilen bir dalga
boyuna sahip olmasıdır ki, bu da mükemmel hemostaz sağlar.(6) Oral ve
maksillofasiyal cerrahide argon lazerleri, geniş vasküler komponentli labial ve oral
lezyonlar için bir tedavi aracı olarak gösterilirler. Argon lazerler eritrositteki
hemoglobin, melanositteki melanin ve diğer koyu pigmentler gibi pigment
bulunduran dokular tarafından absorbe edilir. Argon lazerler suda az absorbe olur ve
üst epidermal tabakaların hasar görmesini engeller. Derin dokularda etkili
değildir(7).
2.2.3. Galyum Arsenik (Diyot) Lazerler
Diyot lazerler alüminyum yada indiyum, galyum ve arsenik birleşimleri
kullanılarak yarı iletken kristallerden yapılmışlardır. Dalga boyları 904 nm’ dir.
Nabızsal ya da devamlı dalga şeklindedirler. Lazer ışınları dokulara esnek fiberler ile
taşınırlar. Az yer kaplarlar, daha ucuz ve etkilidirler, kolay taşınabilirler. Diyot lazer,
805-980 nm dalga boyundadırlar(5,6). Klinik vakaya göre sürekli ya da kesikli atış
modlarında temas eden ya da temas etmeyen başlıklarla kullanılabilirler. Nd: YAG
7
lazerlerine göre daha az optik penetrasyon özelliği vardır. Yüzeyel ya da çatlak
lezyonların tedavisinde daha faydalıdır. Diyot lazerler periimplantitis tedavisinde
implant yüzey değişimine neden olmadan bakterisid etki sağlarlar. Dudak ve
yanaktaki
müköz
retansiyon
kistlerin
ve
ranulaların
eksizyon
veya
marsüpyalizasyonunda, oral mukozada premalign lezyonların tedavisinde, düşük
rekkürrens gözlendiği için kullanılabileceği söylenmektedir.(14)
2.2.4.Erbiyum, Krom: İtriyum-Selenyum -Galyum Garnet (Er,Cr:YSGG)
Lazerler
Er,Cr:YSGG lazerler 2.,9 µm dalga boyunda aktif maddesi olarak Erbiyum ve
kromiyum üzerine itriyum, skandiyum, galyum garnet solit kristallerinin kaplanması
ile oluşmuştur. Fotonlar, fiber bir uç yardımı ile el aletine iletilir. Cihazın
en ucundaki safir başın çapı750 mm’dir. El aleti hava ve su spreyine sahiptir. Sistem
2,9 µm dalga boyuna, 140-200 mikrosaniye süreli ve 20 hertz tekrarlama oranına
sahip fotonlar yayar, nabızsal şekilde ışın oluşturur.(5) Su taneciklerini atomize hale
getirerek, doku yüzeyinde lazer enerjisi ile atomize su zerreciklerini birleştirmekte ve
doku yüzeyinde, istenilen etki çok daha net sağlanabilmektedir. Bu nedenle sisteme
hidrokinetik sistem adı da verilmektedir.(5,6) Yeni geliştirilmiş olan bu lazerler mine
ve dentini etkili ve güvenli bir şekilde uzaklaştıran YSGG lazer enerjisi ve hava-su
soğutma sistemi içerirler. Hava-su spreyi cihaza bitişiktir ve ışın demeti yayılırken,
safir uca doğru hava-su akışı olur. Er,Cr:YSGG lazer cihazında bulunan hava-su
spreyi
pulpa
ve
periodontal
dokular
üzerinde
zararlı
termal
etkiler
oluşturmadığından, mine, dentin, sement ve kemikte kesim yapılmasına olanak
sağlar. Bu dalga boyundaki lazer enerjisi de su molekülleri tarafından maksimum
derecede emilir. Sert ve yumuşak dokuları kapsayan geniş kullanım alanına sahiptir.
Son zamanlarda, Erbiyum lazerler sert doku prosedürlerinde en etkili lazer olarak
8
bilinmektedir. Erbiyum lazerlerde enerji, su ve hidroksiapatit tarafından iyi bir
şekilde absorbe edilerek, mine, sement ve kemiği lazerle uzaklaştırılması sırasında
termal hasar meydana gelmez. Sert dokunun çıkarılması mekanizmasında
hidrokinetik etki olarak isimlendirilen, su spreyi ile lazer enerjisi arasındaki ilişki
önemlidir.(6,7) Lazerlerle kesi hattının kesin olması, operasyon bölgesinde
sterilizasyon sağlanmasının kemik cerrahisinde etkili olan parametreler olduğu
düşünülmektedir.
Er,Cr:YSGG lazerleri sınıf I,II,III,IV ve V kavitelerin preperasyonlarında ve
çürüğün uzaklaştırılmasında etkilidir. Er,Cr:YSGG lazerleri ile hazırlanmış diş
yüzeyleri SEM ile incelendiğinde yüzeyin temiz ve düzgün olduğu, mine prizmaları
ve dentinal tübül yapısının korunduğu gözlenmiştir. Er,Cr:YSGG lazerleri kök kanalı
preperasyonu, genişletilmesi ve sterilizasyonunda da kullanılabilir.(13) Hava-su
spreyi ile birlikte Er,Cr:YSGG lazer uygulamasının kavite preperasyonu esnasında
çok az ısı artışına neden olur.Rezin materyallerin Er,Cr:YSGG lazer ile kesilmiş
mine yüzeyine bağlanma direnci kompozit rezinlerin asit ile pürüzlendirilmiş mine
yüzeyine bağlanma direnci ile karşılaştırılabilir düzeydedir.
Oral
ve
maksillofasiyal
cerrahide
yumuşak
dokuda,
gingivoplasti,
gingivektomi, fibromların eksizyonunda, yumuşak doku kesilerinde, gingival
hiperpigmentasyonda, depigmentasyon işlemlerinde kullanılabilmektedir. Aynı
zamanda oral implantolojide kontamine sağlıksız implantların yüzey temizliğinde
kullanılmaktadır.(13)
2.2.5. Kemikte Er,Cr:YSGG Lazer Kullanımı
Eriksson ve Albrektson 44-47°C ısının doku nekrozuna neden olabileceğini,
kemik için ise kritik ısının 47 °C olduğunu belirtmişlerdir. Fazla nekrotik doku alanı
dokunun ayrılması ve iyileşmenin engellenmesi ile sonuçlanmaktadır. Eğer nekrotik
9
kemik kritik limitten fazla olursa, vücut tarafından nekrotik dokular kolay atılamaz.
Er,Cr:YSGG lazerle kemik aşındırma işleminin mekanizması hala açıklık
kazanmamıştır.
Günümüzde iki teori öngörülmektedir. 1. teori; lazerin termal etkisinin kemik
dokusunu direkt olarak buharlaştırdığı, 2. Teori ise lazerin suda absorbsiyonu ile
enerji, termal enerjiye dönüşmekte ve lokal konsantrasyonda su ısınıp kaynamaya
başlamakta ve mikro patlamalar meydana gelfiği düşünülmektedir. Kemikte
çalışırken 2-4 W arası güçte çalışılması önerilmektedir.(13)
2.2.6. Er: YAG Lazerler
Er:YAG Lazerler: Er:YAG lazerleri 1975’de Zhariksu icat etmiş, Hibst ve ark.
1988’de ilk kez diş sert dokularında, Paghdiwala 1989’da mine, dentin,
aşındırmasında kullanmıştır. Kayano ve ark. Er:YAG lazerin çürük temizlemede
etkili olduğunu, minimal termal hasar oluşturduğunu göstermiştir. Bakterisit ve
detoksifikasyon etkisi vardır.(6) Bakterisit etkisi sadece bakterilere karşı değil, aynı
zamanda toksinleride nötralize eder. Er:YAG lazerin dalga boyu kızılötesi yarı ve
orta sınırında, spektrumun görünür bölgesinde yer almaktadır. Erbiyum üzerine
itriyum, alüminyum, grant kristallerinin kaplanmasıyla oluşmuştur. Dalga boyu 2940
nm, aktif medium katı ve kristaldir. Suda yüksek oranda absorbe olur. Teorik olarak,
CO2 lazerden 10 kat daha fazla suda absorbe olur.(6,11) Er:YAG lazer, Er,Cr:YSGG
lazerden iki kat daha fazla suda absorbe olur. Suda fazla absorbe olma özelliğinden
dolayı doku dejenerasyonu, ısı artışı minimaldir. Hem yumuşak dokuda hem sert
dokuda minimal termal hasar ile kullanılabilen, periodontolojide kullanımı tavsiye
edilen lazerlerdir, karbonizasyon gözlenmez.(11)
10
2.2.7. Kemikte Er:YAG Lazer Kullanımı
Kemik ve diş sert dokuları inorganik yapılar, su ve hidroksiapatitler, organik
apılardan oluşmaktadır. Birçok araştırmacı kemik için kritik ısının 44-47°C arası
olduğunu ve bu dercelerde osteonekroz oluşabileceğini belirtmişlerdir. Er:YAG
lazerin dalga boyu su ve hidroksiapatit tarafından absorbe olur. Birçok
araştırmacı,mid-kızılötesi bölgesinde 2,9-11µm dalga boyundaki lazerlerin kemik
kesisinde etkili olduğunu belirtmişlerdir(5). Genel olarak Er:YAG lazer sisteminin
hızlı enerji depozisyonu yüzeyel, mineralize doku katmanlarında, kortikal kemiğin
kolay ayrılmasına olanak tanır. Aynı zamanda operasyonun temassız olması ve
kemiğe stres veya mekanik basınç uygulanmaması nedeniyle avantajlıdır(6).
Özellikle alt çenedeki osteomilerin döner aletle yapılan osteomiye göre hastaların
daha iyi tolere edildiği belirtilmiştir. Kemiğin Er:YAG lazer uygulamasından sonra
biyostimüle olduğu söylenmektedir.
Er:YAG
lazer
periodontolojide
granülasyon
doku
temizlenmesi
için
kullanılabilir. Cerrahlar için diğer önemli bir özellik keskin ve net kesilerin
yapılabilmesidir(6,12). Er:YAG lazer radyasyonundan sonraki kemik iyileşmesinin,
CO2 ve döner alet uyguladıktan sonraki kemik iyileşmesinden daha hızlı geliştiğini
ışık ve elektron mikroskobunda belirtmişlerdir. Periimplantitis tedavisinde bakterisit
etkisinden yararlanılabilir. İmplant yüzeyine zarar vermeden kalkulus ve plak
temizliği yapılabildiği ve implant yüzeyinde ısı artışı meydana gelmediği,
implantlarda subgingival yüzey temizliğinde, ısı artışı oluşmadan birçok çalışmada
gerçekleştirilmiştir(12).
2.2.8. Neodmiyum: YAG(Nd:YAG) Lazerler
Nabızlı Nd:YAG lazerin Myers ve tarafından keşfi ile 1989’da intraoral
yumuşak doku cerrahisinde kullanılmaya başlanmıştır. Dalga boyu1064 nm ve
11
kızılötesi spektrumun yakınında yer alır. Bu lazer sistemleri dişetinin estetik
şekillendirilmesi, oral ülserlerin tedavisi, frenektomi ve gingivektomi işlemlerinde
kullanılmaktadır.(6) Bu lazerler minimal yüzey dokusu absorbsiyonu ve maksimal
penetrasyon sağlamaktadır. Nd:YAG lazerin dalga boyu suda 60 mm penetre olur.
Yüksek oranda siyah renkte absorbe olur. Bu yüzden bu lazer yumuşak dokuda
kesmede koagülasyonla hemostaz sağlar.(9) Aynı zamanda, bu lazerle diş yüzeyinde
kavite açmak imkansızdır. Sert dokularda kullanıldığında termal etkileri fazladır. Sert
dokuya uygulandığında proteinlerin denatürasyonu sonucu karbonizasyon meydana
gelir. Nd: YAG lazerleri dentin hassasiyetinin tedavisi amacı ile de kullanılmıştır.
Nd: YAG lazerler ayrıca eksizyon ve koagülasyon durumlarında kullanılmak için
eşsiz bir araçtır.(5,9) Bu özellikleri damarlı lezyonların koagülasyonunda, kanama
problemlerinde hemostazisi, TME hastalıklarında artroskopikcerrahi dahil olmak
üzere birçok maksillofasiyal prosedürde kullanılmaktadır. Nd:YAG lazerlerinin bazı
dezavantajları da vardır(10).
Dental cerrahi girişimleri sırasında kullanılan lazer sistemleri arasında en
derine penetre olabilen lazerlerdir. Bunun anlamı lazerin dokuların altınada penetre
olmasıdır. Bu durumda lazer özellikle alttaki kemik ve pulpada yan etkiler
oluşturabilir(5,10),(Tablo 2).
12
TABLO 2. Periodontolojide Kullanılan Er:YAG ve Diyot/Nd:YAG lazerlerin
karşılaştırılması
KAYNAK
ERBİUM (SU,HA)
DİYOT/NEODYMİUM
PENETRASYON
SIĞ
DERİN
GENEL
ENDİKASYONLAR
-SERT DOKU
ENSİZYONUEKSİZYONU
-YUMUŞAK DOKU
ENSİZYONUEKSİZYONU
-DEEPİTELİZASYON
-DEPİGMENTASYON
-YUMUŞAK DOKU
ENSİZYONUEKSİZYONU
-ENDODONTAL,
PERİODONTAL,
CERRAHİ
MÜDAHELELERDE
DERİN DEZENFEKSYON
-CEP İÇİ
DEEPİTELİZASYON
-KOAGÜLASYON
-BİOSTİMÜLASYON
AVANTAJLAR
-ÇOK AZ ANESTEZİ
GEREKSİNİMİ VEYA
ANESTEZİSİZ ÇALIŞMA
-HEM SERT HEM
YUMUŞAK DOKUDA
ÇALIŞILABİLMESİ
-PERİİMPLANTİTİS
TEDAVİSİDEZENFEKSYONU
-SÜTUR İHTİYACINI
ORTADAN KALDIRMASI
/BÜYÜME,
FRENEKTOMİ)
-HEMORAJİSİZ
ÇALIŞILABİLMESİ
-HEMANJİOM TEDAVİSİ
-DERİN
DEZENFEKSYON
-BİOSTİMÜLASYON
-SÜTUR İHTİYACINI
ORTADAN KALDIRMASI
/BÜYÜME,
FRENEKTOMİ)
DEZAVANTAJLARI -DERİN DEZENFEKSYON
YAPAMAMSI
-TAM HEMOSTAZ
SAĞLAYAMAMASI
13
-ANESTEZİ
GEREKTİRMESİ
-YAVAŞ ÇALIŞMA/ ISI
BİRİKİMİ
-NİSPETEN GEÇ
İYİLEŞME
2.3. Periodontolojide Lazerin Kullanım Alanları
Periodontal tedaviler başlangıç periodontal tedavi ve cerrahi periodontal tedavi
olarak iki ana tedaviden oluşur. Lazer günümüzde hem başlangıç periodontal
tedavisinde hem de cerrahi periodontal tedavide kullanılmaktadır. Periodontolojide
lazer destekli tedavinin başarılı sonuçlarını ortaya koyan çalışmalar vardır(15,16).
Başlangıç periodontal tedavisinde
mekanik tedaviye ek olarak kullanılması
önerilmektedir(17). Periodontal ceplerdeki yumuşak dokunun epitel duvarı
uzaklaştırılır. Antimikrobiyal etkisi ile kimyasal ajanlara ek olarak kullanılır(17).
CO2 ve Nd:YAG lazerlerin çok iyi ablasyon, bakterisit ve hemostatik etkileri vardır.
Mekanik olarak ulaşılması zor olan bölgelerde daha etkin bir tedavi olanağı
sağlar(18). Sert doku lazeri olan Er:YAG lazerler kök yüzeyi düzleştirilmesinde
kullanılmaktadır.(19) Yapılan araştırmalara göre lazer ile yapılan başlangıç
tedavisinin mekanik olarak yapılan başlangıç tedavisine göre kesin bir üstünlük
sağladığı gösterilmemiştir(20,21).
Cerrahi periodontal tedavide lazerin kullanım alanları daha geniştir:
Yönlendirilmiş doku rejenerasyonunda Er:YAG lazerler kök yüzeyindeki;
lipopolisakkaritleri, smear tabakasını, diş taşını, nekrotik sementi ve endotoksini
uzaklaştırdığından yeni ataşmanın oluşmasına yardımcı olur(22).
Diyot, CO2, Nd:YAG lazerlerin hemoglobinler tarafından adzorbsyonu
kuvvetli hemostaz oluşturmasını sağlar. Bu durumda periodontal cerrahi sırasında
kanama kontrolü ve iyi bir görüş alanı sağlar. Cerrahi sonrası iyileşmede skar
oluşumunu minimuma indirir.
Diyot, CO2, Nd:YAG ve Erbium lazerler frenektomi-vestibül derinleştirmeiritasyon fibromu gibi yumuşak doku cerrahisinde hızlı çalışma olanağı ve minimum
14
anestezi gereksinimi sağlaması nedeniyle tercih edilir. Uygulaması kolay, hızlı ve
kanamasızdır bu nedenle operasyon sonrası hasta konforu daha yüksek olur(9).
Er:YAG lazerler ısı oluşturmaması nedeniyle minimum anestezi gereksinimi
sağlar. Kron boyu uzatma operasyonunda ısı yaymaması nedeniyle gingival
seviyenin biyolojik genişliğe göre değişmemesini sağlar(23).
Mukogingival
işlemlerde
serbest
doku
grefti
için
alıcı
bölegenin
hazırlanmasında lazerler çok tercih edilmezken verici bölgenin koagülasyonu ve yara
iyileşmesinin daha konforlu olması için termik etkili lazerler kullanılabilir(23).
Lazer destekli implant tedavisi ve periimplantitiste lazer kullanımı; lazer çekim
sonrası soket dezenfeksiyonunu takiben immediat implant yerleştirilmesinde, rond
frez yerine implant kavite yerinin belirlenmesinde, periimplantitis tedavisi sırasında
titanyum yüzeylerinin detoksifikasyonunda ve keratinize mukoza kaybına sebep
olabilmekle birlikte ikinci cerrahide implant üstü açılmasında kullanılabilir. Rehber
aparatlar eşliğinde implant kavitesinin hazırlanmasında da kullanılabilir(24).
İmplant kavitesinin lazer ile hazırlanmasının büyüme faktörlerini uyararak iyileşmeyi
hızlandırdığını gösteren çalışmalar vardır(25,26). Bunun yanı sıra implant
çevresindeki yumuşak dokunun şekillendirilmesinde de kullanılabilmektedir(26).
İmplant yüzeyinde de doğal diş yüzeyinde olduğu gibi mikrobiyal dental plak
birikir ve diş taşı oluşur. Ancak metal küretler ve ultrasonik aletler titanyum üzerine
zarar verir. Bu nedenle, implant çevresinin temizliğinde lazerler düşünülmüştür.
Nd:YAG lazerler implant yüzeyine
zarar verdiğinden dolayı implant yüzeyine
uygulamak için uygun değildir(27).
Er:YAG ve CO2 lazerler daha kontrollü kullanılabildiğinden implant yüzeyine
zarar
vermez.
Bu
nedenle,
periimplantitis
tedavisinde
bu
lazerler
kullanılabilir(28,29). Yapılan çalışmalarda periimplantitis tedavisinde en etkili
15
lazerin Erbiyum lazer olduğu çeşitli çalışmalar ile gösterilmiştir(24). Bununla
birlikte, implant idame tedavisinde lazer uygulamalarının güvenilir olduğunun
görülebilmesi için daha çok sayıda ve uzun süreli çalışmalar gerekir(6).
2.4.Lazerin Canlı Yapılar Üzerine Etkileri
Lazerlerin canlı dokular üzerinde temel olarak 3 etkisi vardır:
- Analjezik etki
- Antienflamatuvar etki
- Biyostimülan etkisi
Hücre düzeyinde ise kollagen ve fibroblast aktivitelerinin stimülasyonu, DNA
sentezini arttırma, vazodilatasyon, enzim aktivitesini arttırma ve savunma sistemini
güçlendirme gibi etkileri vardır. Biyostimülasyon canlı organizmanın kendi kendini
tamir ve tedavi yeteneğinin uyarılması, canlandırılması, hızlandırılması demektir
Biyostimilasyon, lazerin kendine ait doğrudan etki ve lazeri kullanma tekniğine bağlı
dolaylı olarak lenfatik drenaj etkisi ile olur.
Lazer ışınına maruz kalan bölgede; ATP sentezinde % 200 artış görülmektedir.
Lazer ışınına muhatap bölgedeki iyileşme sürecinde, katalizör olarak rol oynayan
bazı biyoaktif maddeleri bulunduran parçalarda, kollajen fibrillerde artış, kan
damarlarının onarım ve yenilenmesinde artış, enzim aktivitesinde artış, yaraların
mikroorganizmalara karşı dayanıklılığında artış, hücre bölünmesindeki doğal
üretimde artış olaylarının olduğu görüşü ağırlıklı olarak kabul edilmiştir(5,6).
Dokular üzerinde olan etkileri 3 düzeyde özetlenebilir:
1.Düzey: 1. Aşamada sadece yüzeyden epitel tabakası kaldırılır. Bazal
membran seviyesine kadar olan epitel hücreleri uzaklaştırılmış olur. Bu etkinin
belirtileri dokuda beyazlaşma ve baloncuk oluşmasıdır. Epitel tabakasında hücre içi
16
ve dışındaki suyun lazer ışınının enerjisini emmesi ve buharlaşmasıyla baloncuk
oluşur. Daha derin tabakalar etkilenmişse bu iki belirti gözlenmez. Kanama yoktur.
2.Düzey: Epitel tabakasının tamamı ile beraber bir miktarda submukoza
tabakası uzaklaştırılır. 1.aşamadan sonra yüzeye dik olarak tutulan ışınlar 2. düzeyde
bir etki oluşturur. Dokuda yine bir miktar kabarcık gözlenebilir. Debris
uzaklaştırıldıktan sonra hedef yüzey sarı, pürüzlü bir hal alır(5,6).
3.Düzey: 3. Aşama oral mukozada çok nadir olarak kullanılmaktadır. Tüm
submukoza etkileneceğinden iyileşmede gecikme ve skar oluşumu gözlenir. 3.
aşamada iyileşme biraz gecikir. Bunu sebebi ısı ile zarar gören dokunun
epitelizasyondan önce fagositozla uzaklaştırılmasıdır. Termal zararın daha fazla
olmasından dolayı fazla zaman alır(5,6).
Lazerlerin yumuşak dokular üzerine etkileri; yumuşak dokuların farklı
elemanları tarafından lazer ışınının emilimi, ışının dalga boyuna bağlı olarak
değişkenlik gösterir(6). Yumuşak dokunun asıl bileşenlerinden olan su, 2 mikron
veya daha fazla dalga boyuna sahip olan lazer ışınını kuvvetle emer. Böylece lazer
ışınının penetrasyonu azalır(30).
Er:YAG ve CO2 lazerlerin, yumuşak dokuda penetrasyonları çok azdır. Bütün
enerji 0,5 mm’lik doku yüzeyince emilir. Bu yüksek emilim, düşük penetrasyon
özelliği, bu tip lazerlerin yumuşak doku hasarı oluşturmaksızın yumuşak dokuyu
kesmek için kullanılabilmesini sağlar(31). Nd:YAG lazer 1.06 mm’lik dalga boyu ile
su tarafından az emilir, bu da CO2 lazere göre daha derin dokulara penetre
olabileceğini göstermektedir. Bu tip lazerlerin melanin ve hemoglobin gibi pigmente
maddeler tarafından emilim özelliği kuvvetlidir. Bu da CO2 lazer kullanılsa da
kanama kontrolü sağlamak amacı ile
edilir(30,31).
17
Nd:YAG
lazerler daha fazla tercih
Lazerlerin sert dokular üzerine etkileri; ilk olarak 1960 yıllarında
araştırılmıştır. Birçok araştırıcı çeşitli avantajlarını göz önünde bulundurarak,
lazerlerin dental frezler yerine kullanılması düşüncesini desteklemiştir. Bu
avantajların başında, sert dokuya temas etmediği için konvansiyonel frezlere göre
daha az titreşim yapmasıdır(6). Özellikle Erbiyum lazerler gibi sert doku lazerleri
dental girişimler sırasındaki titreşimleri azaltır hatta ortadan kaldırır. Mikrofraktür
oluşumunu engeller ve hastanın yüksek devirli aletlerin kullanımı sırasında oluşan
baskı ve sesten duyacağı rahatsızlığında önüne geçilmiş olur(32).
Kesme işlemi sırasında sert dokuların aynı zamanda sterilize edilmesini de
sağlar. Dentin dokusu içindeki mikrotübülleri kapatarak mikroorganizmaların geçiş
yolunu engeller. Bu durum olası postoperatif hassasiyet ve enfeksiyonun oluşmasını
önler(33).
Lazerlerin sert dokular üzerinde istenmeyen etkileri de mevcuttur. Bu etkilerin
başında işlem sırasında oluşan yüksek ısı gelir. Yüksek ısı etkisi sonucu tedavi
uygulanan bölgeye komşuluktaki pulpa, periodontal ligament ve kemikte kalıcı
hasarlar meydana gelebilir. Özellikle mine dokusu üzerinde çatlaklar meydana
gelebilir. Dentin dokusu üzerinde ise lazer tedavisi sonrası karbonizasyon bulguları
görülür(34). Bu durumu önlemek için lazeri ilgili bölgede kısa süreli ve yüksek
enerjili uygulamak gerekir.
Lazerlerin bakteriler üzerine etkileri; kronik periodontitiste dental lazer ile
subgingival uygulamanın, lazer ile uyarılmış yeni ataşman oluşumu ve patojen
subgingival bakteri sayısında azalma gibi yararlı etkileri gösterilmiştir. Mikrobiyal
tabakanın kalınlığı, yoğunluğu, hücrelerarası matriks kalınlığı, mikrobiyal birikimin
renk ve su içeriği lazerlerin etkilerini değiştirir. Lazerlerin bakterisit etkisini araştıran
18
pek çok çalışma doz-yanıt ilişkisine işaret etmektedir. Bunlara göre güç ya da enerji
yoğunluğu artarsa, bakteri yıkımı da artar(35).
2.5.Konvansiyonel
Periodontal
Cerrahi
ile
Lazer
Cerrahinin
Karşılaştırılması
Operasyon sırasında minimum anestezi gereksinimi (bazı durumlarda
anestezisiz)
özellikle
dental
anksiyetesi
yüksek
bireylerde
önemli
bir
avantajdır(5,6,36).
Operasyon sırasında minimum kanama ve hemostaz kontrolü sağlaması
operasyon sırasında bakteriyemi riski ve iyi bir görüş açısı sağlaması yönünden
konvansiyonel cerrahi yönteme göre avantajdır(5,6,36).
Operasyon sonrası dikiş atmaya, yara ağızlarını primer olarak kapatmaya gerek
yoktur. Yara büzüşmesi ve skar doku oluşumu minimumdur. Operasyon sonrası
konvansiyonel cerrahi işlemlere göre akut enflamasyon, ağrı, ödem ve hiperemi
oluşumu riski daha azdır(5,6,36).
Lazerler dokuda lokalize yıkım yaptığından çevre dokulara zarar verme
ihtimali konvansiyonel yönteme göre daha azdır. Özellikle termik lazerlerin
kullanımı sırasında ortama yaydığı ısı dokuda lokal sterilizasyon oluşmasını
sağlar(5,6,36).
Operasyon süresinin konvansiyonel yönteme göre kısa olması, işlem sırasında
mekanik iritasyonun minimum oluşu, ağrının az oluşu, lazerle çalışırken ses
olmaması hasta konforu yönünden önemli avantajlardır(5,6,36).
Dokunma duyusu olmadan çalışmak hekim için kontrolü güçleştirir.
Konvansiyonel yönteme nazaran daha fazla deneyim, klinik ve teorik bilgi
gerektirir(5,7). Çalışma sırasında gerekli önlemleri almak gerekir aksi takdirde hekim
ve yardımcı personelde geri dönüşü olmayan retina hasarlarına neden olabilir(5,7).
19
Lazerlerin dağılım göstermesi kontrolü güçleştirir. Çevre ve yumuşak dokulara
zarar verebilir. Özellikle CO2 lazerleri sert dokulardan uzak bölgelerde kullanmak
daha uygundur(5,7). Ancak konvansiyonel yönteme göre daha pahalıdır.
3.PİEZOELEKTRİK CERRAHİ
3.1.Piezoelektrik Cerrahi nedir?
3.1.1.Piezoelektrik Cerrahi Tanımı
Kuartz gibi bazı kristallere basınç uygulandığında kristal yüzeyinde elektrik
sinyali elde edilmesi prensibine dayanan fiziksel bir olaydır(37,38).
Piezocerrahi,
yani
piezoelektrik
kemik
cerrahisi;
ultrasonik
mikro
vibrasyonlarla çalışan, yumuşak dokuya zarar vermeden kemiği kesmeye veya
aşındırmaya yarayan, hassas ve gelişmekte olan bir sistemdir(37,38,39).
Piezocerrahi, piezoelektrik kaynaklı ultrasonik titreşimleri kullanarak klasik
cerrahi yöntemlere göre daha güvenli ve etkili osteotomiler yapılmasını sağlayan
yeni bir tekniktir(40). Mikrometrik ve seçici kesim yapabilmesinden dolayı,
piezoelektrik cihazı, osteonekrotik hasaarlar vermeden güvenli ve hassas bir
osteotomi sağlar. Cihaz yumuşak doku ve kan desteğini koruyarak, sadece mineralize
dokular üzerinde çalışır(41).
3.1.2. Piezoelektrik Cerrahi Tarihçesi ve Gelişimi
Piezoelektrik etki ilk kez 1881 yılında Pierre Curie tarafından bulunmuştur.
Diş hekimliği alanında ultrsonik cihazlar, 1953 senesinde yüksek frekanslı ses
dalgalarının diş sert dokuları üzerinde ki kesme etkinliğinin bulunmasının ardından
temel olarak periodontoloji ve endodonti alanında kendilerine yer bulmuşlardır(37).
20
1975 yılında Horton ve arkadaşları tarafından ultrasonik osteotomi tekniği
Tanımlanmıştır(42). İlk kez 1998 yılında Vercolotti ve arkadaşları tarafından oral
cerrahide protez öncesi operasyonda alveolar kret tepesi genişletme ve sinüs lifting
de kullanıldı(43). 1997 yılında Vercoletti piezoelektrik kemik cerrahi fikrini ortaya
koyar(43). 1998 yılında ilk
sinus lifting operasyonu yapılır(43). 1999 yılında
Vercelotti bu yeni methoda piezocerrahi adını verir(42,43). 2000 yılında alt çene
kemiğinde ilk kemik bölme operasyonları yapılır. Kret genişletme konusunda ilk
vaka
çalışmaları
yayınlanır.
Piezocerrahi
aletlerinin
seri
çalışmalarına
başlanır(43,44). 2001 yılında ilk krestal sinus kaldırma operasyonları gerçekleştirilir.
2001 yılında piezocerrahi ile ilk Sinus kaldırma çalışmaları sunuldu. 2002 yıında
periodontal rezeksiyon cerrahi çalışmalarının gelişimi ile ilgili çalışmalar
yayınlandı(44). 2004 yılında daha güçlü ve ergonomik olan ikinci jenerasyon
piezocerrahi sunuldu(45). 2004 yılında İlk ortodontik mikrocerrahi operasyonları
yapıldı(45). 2005 yılında piezocerrahi konusunda 30dan fazla bilimsel makale
yayınlandı. 2005 yılında implant hazırlama operasyonlarında kullanıldı. 2007 yılında
implant hazırlama operasyonlarında kullanılmak üzere yenilikçi uçlar üretilerek ilk
çalışmalar sunuldu(46). 2009 yılında üçüncü Jenerasyon olan piezocerrahi 3
sunuldu(46).
3.1.3. Piezoelektrik Cihazların Çalışma Mekanizması
Bazı seramikler ve kristallerin üzerinden orta seviye frekanslı alternatif elektrik
akımı geçirildiğinde polaritenin yönünde
materyalin ekspansiyonu ve buna dik
olarak kontraksyonu şeklinde ultrasonik bir frekansta cihaz salınım yapmaya başlar.
Bu etkiye piezoelektrik etki denir(47,48).
Piezocerrahi cihazı, frekans ve kesme enerjisi açısından değişiklik yapabilen
21
mikrometrik ultrasonik piezoelektrik titreşimler kullanan çok amaçlı bir cihazdır
(ŞEKİL 3), (49).
ŞEKİL 3. Periodontolojide Kullanılan Piezoelektrik Cihazların Çalışma
Mekanizması
3.2. Periodontolojide Kullanılan Piezocerrahi Sistemler ve Özellikleri
Piezzocerrahi cihazı genel olarak 4 ana kısımdan oluşur. Bunlar; üzerinde
frekans, gücün ayarlandığı ve diğer parçaların bağlandığı güçlü bir ana platform, bu
platforma bağlı el parçası, ayak pedalı ve irigasyon solüsyonları ve el parçalarının
tutucularından meydana gelir(48).
Genellikle 23 ila 29 kHZ fonsyonel bir frekans aralığında cihaz çalışır.
Gerektiği durumlarda bu frekans 30 kHZ’ e kadar çıkarılabilir. Belirli bir frekans
22
aralığında cihazın çalışması uçların kemiğe gömülmesini ve kemik insizyounu
sırasında ısı artışının oluşmasını engeller(48,50).
Cihazın üzerinde hızı 0 – 75 ml/dk olarak ayarlanabilen steril solüsyon akışına
izin veren irigasyon sistemi mevcuttur(50,51).
Piezoelektrik normal ultrasondan 3-4 kat daha güçlüdür. Piezoelektriğin bu
özelliğinden dolayı yüksek derecede mineralize bir doku olan kemiği kesebilme
özelliği sağlar(48,50,51).
Azaltılmış titreşim mesafesi ve titreşim yönünün lineer olması klasik kemik
kesim metodlarına göre daha kolay intraoperatif kontrol ve daha hassas kemik
insizyonu yapmaya olanak sağlar.
Bu sistemlerin en büyük özelliği doku
mineralizasyon miktarını tanıyabilmesidir. Sert dokular üzerinde çalışan bir cihaz
olduğundan operasyon sırasında cihaz yumuşak dokular ile temas ettiğinde
kendiliğinden işlemi sonlandırmaktadır.
El parçası üzerine takılan sterilize edilebilir ve değişik özellikleri olan uçlar
mevcuttur. Bu uçlar teknik olarak 5W – 16W arasında bir değere sahip ultrasonik
güç tarafından 60 – 120 um mesafede lineer olarak hareket eder(48,50,51).
Piezoelektrik
sistemler
değişik
özelliklere
sahip
uçlardan
meydana
gelmektedir. Bu uçlar SL1, SL2, SL3, SL4, SC dir(49,53,54). Özellikleri kısaca şu
şekildedir; SL1 kemik transplantasyonu ve atravmatik horizontal emik insizyonu
için, SL2 atravmatik kemik osreotomisi için, SL3 sinüs lifting operasyonunda
membranı ayırmak için, SL4 kemik parçacıkları veya otojen kemik toplamak için,
SC alveoler sırtın bölünmesi, atravmatik vertikal kemik insizyonu ve hassas
osteotomiler için kullanılmaktadır(49,53,54).
23
3.3. Periodontolojide Piezoelektrik Cerrahinin Kullanım Alanları
Kemik Grefti elde etmek; kemik parçacıkları rejenerasyona yön vermede
(osteokondüksyon yoluyla) ve boşluk doldurmada rol oynar ayrıca kemik
iyileşmesini hızlandırmak için yara bölgesinde bulunan büyüme faktörlerinin
aktivitesini destekler. Teknik olarak kemik parçacıkları bir nakil işlemi değildir
çünkü osteositler kanyoluyla desteklenmediklerinde hayatta kalamazlar. İyileşme
periyodunda bu parçacıklar remodelasyon yolu ile kemik ile yer değiştirirler(58).
Otojen kemik parçacıkları delinmiş yüzeyden kolayca toplanabilirler fakat bu
kemik tozları çok hızlı rezorbe olurlar. Bu yüzden rejeneratif yönlendirme ve boşluk
oluşturma rollerini tam olarak yerine getiremezler. Parçacıklar için yeterli hacme
ihtiyaç duyulur(59). Klinik olarak 500 mikrometrelik parçacıklar en iyi sonucu
vermiştir.bu parçacık boyutu kemik yapıcılar tarafından sağlanabilir. Fakat kemik
yapıcılar yüksek maliyetlidir ve kemik materyaline zarar verir(60).
Piezoelektrik cihazı kemik parçacığı toplama işlemi için çok uygundur.
Osteoplasti no:1 ve no:3 tipi uçlar kemik yüzeyini nazikçe kazıyarak kemikten yeterli
greft materyalini sağlamak için kullanılırlar.Kemik parçacığı toplamak için serbest
bölge linea obliqua dır. İkinci bir cerrahi uygulamayı önlemek için operasyon bölgesi
çevresindeki kemik de kullanılabilir(55).
Periodontolojide otojen kemik altın standart olarak kabul edilir. Otolog kemik
grefti daha büyük iyileşme potansiyeline sahiptir. Defekti otojen kemik
materyalleriyle tedavi etmek daha avantajlıdır. Kemik osteoplasti no:3 uçlar ile
otojen kemik parçacıkları ilgili bölgeden alınıp defekt bölgesine yerleştirilebilir(56).
Deneysel çalışmalar geleneksel kesim cihazlarının yumuşak dokulara doğrudan
veya oluşturdukları ısı ile dolaylı olarak zarar vererek kan akımını bozduğunu ve
kemğin canlılığını yitirmesine yol açtığını göstermiştir.
24
Kortikova ve ark. (55) Piezoelektrik cerrahi cihazının seçici ve hassas kesim
yapabilme özelliğine sahip olmasından dolayı ince kraniyal kemiğe sahip yüksek risk
taşıyan hastalarda bile kalvaryal osteotomileri, dura materin yırtılması, hematom
oluşumu
ve
menenjit
gibi
komplikasyonlar
oluşturmaksızın
güvenle
kullanılabileceğini bildirmişlerdir(55).
Chiriac ve ark.(57) Yaptıkları bir in vitro çalışmada piezoelektrik cerrahi cihazı
ve konvansiyonel frezler ile elde edilen greft materyallerinde kemik hücrelerinin
canlılığını ve kemik partiküllerinin karakterlerini karşılaştırmışlardır.
Sonuçta, toplanan kemik partiküllerinin komşuluğundaki hücre gelişimine göre
geleneksel dönel frezler ve piezoelektrik ile elde edilen hücrelerin canlılığı arasında
istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Kemik partiküllerinin
morfometrik analizi sonucu piezoelektrik cihaz ile elde edilen parçacıklar istatistiksel
olarak geleneksel dönel cihazlarla elde edilen parçacıklara göre daha hacimlli
olduğunu göstermiştir(57). Otörler, piezoelektrik cihaz ile oluşturulan mikro
titreşimlerin, toplanan kemik partiküllerinin canlılığını etkilediği hipotezini ortaya
atmışlardır(57,58,59,60).
Otojen kemik grefti üzerinde yapılan çalışmalar otojen kemik partikülleri
toplamak için piezoelektrik cerrahi cihazının doğru bir seçim olduğunu
göstermektedir.
Kemik blokları; kemik iyileşmesinde başarı greft materyalinin stabilitesini
koruyamayan boşluklarda kullanılması ile sınırlanabilir. Kemikle çevrili boşluklarda
greft materyalini membranlarla birlikte kullanmak çok daha olumlu sonuçlar verir
ancak horizontal ve vertikal yöndeki büyüme sınırlı kalır. Bu gibi durumlarda kemik
blokları en iyi sonucu verir. Klasik donör alanları; mandibula symphiz bölgesi, linea
obliqua ve crista iliacadır (66).
25
Linea obliqua da işlem yaparken retromolar bölgedeki insizyon intrasulkuler
veya paramarjinal olarak ön bölgeye uzatılır. Premolar bölgesinde kemik ekspozu
için serbest kesi yapılır. Osteotomi lindeman freziyle veya yatay kesi için döner
disklerle yapılır. Periodontoloğun operasyon alanına kolay ulaşabilmesi ve yumuşak
dokuyu koruyabilmek için yatay osteotomi geniş yapılmalıdır. Piezocerrahi bu
girişimi kolaylaştırır. Alet ucunun geniş olmaması, seçici kesim özelliği ve optimal
soğutucu etkisi komşu yapıların hasar görmesini engeller. Preparasyonu zayıflatmaya
izin vererek küçük bir girişim yeterli olur(67).
Maksiller sinüs tabanının cerrahi olarak yükseltilmesi; maksillanın dişsiz
posterior bölgesinin implant operasyonu için düzenlenmesinde maksiller sinüs
tabanının cerrahi olarak yükseltilmesi en geçerli, diğer tekniklere oranla daha basit
ve sonuçları önceden tahminlenebilen bir yöntemdir.
Maksiller sinüse modifiye bir Caldwell-Luc
tekniği ile maksillanın dış
yüzünden bir kemik pencere kaldırılarak girilir, sinüs membranı maksillanın iç
yüzeyinden diseke edilerek ayrılır, yükseltilir, oluşan boşluk çeşitli greft materyalleri
ile doldurularak sinüs tabanının yükseltilmesi sağlanır. Bu cerrahi yöntemin en
büyük komplikasyonu, sağlıklı sinüs membranının çok ince ve yırtılabilir olmasından
dolayı, dönel aletlerle kemik pencere açılması sırasında sinüs membranının perfore
olmasıdır(67,68). Schneiderian membranı olarak adlandırılan maksiller sinüs
membranı yaklaşık 0.3-0.8 mm kalınlığındadır ve çok az miktarda elastik doku
içerdiğinden kemikten eleve edilmesi oldukça zor ve hassas bir işlemdir. Tüm cerrahi
vakaların yaklaşık %20-30 kadarında membran perfore olur. Bu perforasyonların
yaklaşık %10-40 ı membran elevasyonu sırasında meydana gelir. Bu risk ne kadar
periodontoloğun tecrübesine bağlı da olsa prosedürün tamamen öğrenilmesinden
sonra bile bu risk her 4-5 hastanın 1 tanesinde mevcuttur(67,68,69).
26
Maksiller sinüs yükseltilmesi işlemi sırasındaki diğer komplikasyonlar;
kanama,
bukkal
flebin
yırtılması,
infraorbital
sinir
yaralanması
olarak
gösterilebilir(59).
Bu komplikasyonların önüne geçebilmek için 1998 yılında Torella ve ark.(71)
Maksiller sinüse ulaşmak için yapılacak osteotomiyi, konvansiyonel bir periodontal
ultrasonik cihazın aktif ucuyla ve cihazdan bağımsız steril serum fizyolojik
irigasyonu yaparak uygulamışlardır. Tekniğin, komplikasyon riskini azalttığını ancak
güvenliğinin ve diğer tekniklere göre üstünlüğünün uzun dönem çalışma sonuçları ile
belirlenmesinin uygun olacağını rapor etmişlerdir(71).
Vercolottoi ve ark.(64) Sinüs membranı elevasyonunda piezoelektrik kemik
pencere osteotomisini, yeni ve basitleştirici bir teknik olarak yayımlamışlardır.
Piezoelektrik cihazı ile kemik pencere osteotomisi ve sinüs membran elevasyonu
uyguladıkları 21 hastanın sadece 1 tanesinde sinüs membranının perfore olduğunu ve
başarı oranının %95 olduğunu rapor etmişlerdir. Bu ileri implant cerrahisinde
uygulanan tüm sinüs yükseltme protokolleri arasında en büyük başarı oranıdır(64).
Piezoelektrik osteotomisinin avantajı; büyük bir sadelik ve hassasiyetle kemik
pencere kesimi, uygun boyuttaki uçların ultrasonik modüler titreşimlerle çalışarak
membranın perforasyon riskini azaltmasıdır. Bu da uçların nonmineralize dokularla
teması halinde cerrahi eylemin durması sonucu oluşur. Bunun yanında kompleks
anatomik varyasyonlara sahip olgularda bile piezoelektrik elevasyonun kullanılması
perforasyon riskini arttırmadan membranın yükseltilmesini sağlar. Endoosteumun
düz kemikten ayrılması; piezoelektrik elevatörlerin sinüs duvarlarının iç kısmında
ultrasonik vibrasyonla çalışması ve piezoelektrik kavitasyon sırasında fizyolojik
solüsyonun hidropnömatik basıncı ile oluşur(63,65).
27
Yazarlar, piezoelektrik cerrahi tekniğinin sinüs membranın yükseltilmesi
sırasında perforasyon riskini minimuma indirmesi, operasyon sırasında daha iyi bir
örüş sağlaması, konvansiyonel yöntemlere göre daha ince,
hassas ve koruyucu
kesiler yapması tekniğin en büyük avantajları olarak gösterilmiştir(63,65,66).
Alveol kret genişletmesi ve implant; piezzoelektrik kret genişletme tekniğinin
temeli; kemiği travma oluşturmadan kesebilen güçlü ve yararlı cerrahi olarak, değişik
frekanslarda piezoelektrik enerjisini kullanmaktır. Bu yöntem aşırı şekilde
mineralleşmiş vakalarda bile kemiğin kalitesi ne olursa olsun dişsiz kretin
genişletilmesine olanak sağlar.
Bu yöntem periodontoloğun implant yerleştirmesi sırasında 2-3 mm olan çok
mineralleşmiş bir kortikol alveol kretin (tip 1 kemik) genişletilmesine olanak verir.
Piezoelektrik cerrahinin dayandığı ana fikir, aşırı travma veya krete hasar verme riski
olmadan güçlü ve hassas bir enerji ile kemiği olgunun gerekliliklerine göre kesebilen
bir cerrahi güç kullanmaktır.
Piezoelektrik cerrahi yöntem kullanılarak yapılan kret genişletme operasyonu
tek seansta daha önceleri mümkün olmayan anatomik durumlarda bile implant
tedavisine izin verir. Vercolotti ve ark.(44) çalışmalarından elde ettikleri sonuçlara
göre; tüm dikey genişleme için tek seansta kalınlığı 2-3 mm olan bir dişsiz krette eş
zamanlı kret genişletme ve implant yerleştirme operasyonları uygulanabilir, kemik
flep tekniği değişik frekansta piezo elektrik skalpelleri kullanılması sayesinde sınıf 12 kalitede olan kemikte başarıyla kullanılmaktadır, piezoelektrik kret genişletme
tekniği bütün vakalarda, özellikle ilerlemiş olanlarda kret genişletmede yeni ve umut
vaat eden bir prosedürdür(44).
28
3.4.Konvansiyonel Periodontal Cerrahi ile Piezoelektrik Cerrahinin
Karşılaştırılması
Piezolektrik cerrahi cihazının kullanımı diğer konvansiyonel cihazların
kullanımından tamamıyla farklılık gösterdiği için yeterlli beceriyi kazanmak çok
önemlidir ve kullanımını öğrenmek biraz zaman almaktadır. Operasyon sırasında
herhangi bir problemin üstesinden gelmek için konvansiyonel tekniklerdeki gibi el
parçasının uygulama basıncını arttırmak yerine piezoelektrik cihazında doğru basıncı
bulmak gereklidir(72).
Piezoelektrik cerrahi sistemin kurulumu ve kullanımı kolaydır. Konvansiyonel
periodontal cerrahiye göre piezoelektrik cerrahinin kemiği kesme yeteneği daha iyi
ve daha az travmatiktir(72,73).
Piezoelektrik cerrahi sistemin Handpiece, tüp gibi parçaları otoklavla steril
edilebilir. Konvansiyonel periodontal cerrahi sisteme göre piezoelektrik cerrahi
sistemin kendine ait entegre edilebilen irigasyon sistemi mevcuttur(74).
Piezoelektrik cerrahi sistemin komplikasyonları konvansiyonel periodontal
cerrahi sisteme göre göreceli olarak daha az ve önceden tahmin edilebilir
özelliktedir. Piezoelektrik cerrahi sistem konvansiyonel periodontal cerrahi sisteme
göre daha güvenilir performansa sahiptir(63).
Piezoelektrik cerrahi sistem in konvansiyonel periodontal cerrahi sisteme göre
en büyük avantajı piezoelektrik cerrahi sistemin doku sertliğini tanıyabilme özelliği
ve sadece mineralize doku üzerinde cerrahi operasyonu gerçekleştirmesidir(75).
Piezoelektrik cerrahi sistemin konvansiyonel periodontal cerrahi sisteme göre
dezavantaj olarak sayılabilecek tek özelliği operasyon süresinin daha uzun
sürmesidir. Ayrıca piezoelektrik cerrahi sistemler konvansiyonel periodontal cerrahi
sistemlere göre göreceli olarak daha pahalıdır. Kemik üzerinde kesme işlemi, düşük
29
kesim etkinliğine bağlı olarak Lindeman frezi gibi konvansiyonel osteotomi
cihazlarına oranla daha fazla zaman alır. Kemiğin yapısına ve kalınlığına bağlı olarak
kemik kesim işleminin süresi piezoelektrik cerrahi sisteme göre 5 kat hatta daha
fazla zaman alabilir. Bundan dolayı daha sert özelliğe sahip kompakt kortikal kemik
varlığında ve
operasyon süresi uzun sürecek periodontal cerrahi prosedürlerde
piezoeletrik cerrahi sistemin kullanımı tavsiye edilmez(39,40,76). 30
4. ÖZET
Periodontal aletlerin kök yüzeyine ulaşabilmesi, iltihabın eliminasyonu,
periodontal dokuların rejenerasyonu, dişeti-alveoler mukoza problemlerinin çözümü,
periodontal dokuların protetik ve restoratif tedaviler için uygun hale getirilmesi,
estetik yönden iyileşmenin sağlanması amacıyla periodontal cerrahi işlemleri
uygulanmaktadır. Günümüzde pek çok cerrahi yöntem uygulanmaktadır. Bilimin ve
teknolojinin ilerlemesi ve gelişmesi ile konvansiyonel periodontal cerrahi tedavilere
alternatif olarak yeni cerrahi yöntemler arayışı içine girilmiştir
Bu derleme ile periodontal cerrahide güncel, modern ve popüler yöntemlerden
lazer cerrahisi ve piezoelektrik cerrahi hakkında bilgi vermek, lazer çeşitlerini ve
piezoelektrik cihazını tanıtmak, lazer cerrahisini ve piezocerrahiyi konvansiyonel
cerrahi yöntemlerle karşılaştırarak avantaj ve dezavantajlarını ortaya koymak, lazer
cerrahinin ve piezocerrahinin periodontal cerrahideki kullanım alanları hakkında
bilgi vermeyi amaçladık.
31
5. KAYNAKLAR
1. Einstein A. Zur Quantentheori der Strahlung (On the Quantum Mechanics of
Radiation). Physikalische Zeitschrift 1917, 18,S: 121-128.
2. Gould, R. (1959). The LASER, Ligth Amplification by Stimulated Emission of
Radiation. in Franken, P.A. and Sands, R.H. (Eds). The Ann Arbor Conference on
Optical Pumping, the University of Michigan, 1959,15-18,S:128.
3. Convissar RA. The biological rationale for the use of lasers in dentistry. Lasers in
clinical dentistry. Ed By T. Vassala, 4, WB Saunders Company New York 2004,
771-94,
4. Miller M, Truhe T, Lasers in dentistry: An overview. JADA 1993,124,S:32.
5. Academy Report. Lasers in Periodontics. J Periodontol 2002, 1231-39.
6. Aoki A, Sasaki KM, Watanabe H, Ishikawa I. Lasers in nonsurgical periodontal
therapy. Periodontol 2000 2004, 59-97.
7. Kuru B, Yılmaz S. Lazer ve periodontoloji. Türk Diş Hekimleri Birliği Dergisi
2002, 68-77.
8. Rossmann JA, Gottlieb S, Koudelko BM, Mc Quade MJ. Effects of CO2 laser
irradiation on gingiva. J Periodontol 1987, 423-25.
9. Gökçe M. Lazerlerin tarihi ve maksilofasiyal cerrahi uygulamaları. Türk Diş
Hekimleri Birliği Dergisi 2006.
10. Raffetto N. Lasers for initial periodontal therapy. Lasers in clinical dentistry Ed.
by T. Vassala, 4, WB Saunders Company New York 2004,923-36.
11. Coleton S. Lasers in surgical periodontics and oral medicine. Lasers in clinical
dentistry Ed. By T. Vassala, 4, WB Saunders Company 2, New York 004, 937-62,.
32
12. Watanabe H, Ishikawa I, Suzuki M, Hasegawa K. Clinical assessments of the
Erbium: YAG laser for soft tissue surgery and scaling. J Clin Laser Med Surg
1996,67-75.
13. Stock K, Hibst R, Keller U. Comparison of Er:YAG and Er:YSGG laser ablation
of dental hard tissues. SPID Proc 1997, 88-94.
14. Position Paper. Lasers in periodontics. J Periodontol 1996, 826-30.
15. Crespi R, Capparè P, Toscanelli I, Gherlone E, Romanos GE. Effects of Er:YAG
laser compared to ultrasonic scaler in periodontal treatment: a 2-year follow-up splitmouth clinical study. J Periodontol 2007 ,78(7),S:1195-200.
16. de Oliveira RR, Schwartz-Filho HO, Novaes AB, Garlet GP, de Souza RF, Taba
M, Scombatti de Souza SL, Ribeiro FJ. Antimicrobial photodynamic therapy in the
non-surgical treatment of aggressive periodontitis: cytokine profile in gingival
crevicular fluid, preliminary results. J Periodontol 2009 ,80(1),S:98-105.
17. Tal H, Oegiesser D, Tal M. Gingival depigmentation by Er:YAG laser. Clinical
observation and patient responses. J Periodontol 2003, 1660-67
18. Yukna RA, Carr RL, Evans GH. Histologic evaluation of an Nd:YAG laserassisted new attachment procedure in humans. Int J Periodontics Restorative Dent
2007 ,027(6),S:577-87.
19. Ting CC, Fukuda M, Watanabe T, Aoki T, Sanaoka A, Noguchi T. Effects of
Er,Cr:YSGG laser irradiation on the root surface: morphologic analysis and
efficiency of calculus removal. J Periodontol 2007 ,78(11),S:2156-64.
20. Ishikawa I, Aoki A, Takasaki AA. Potential applications of Erbium:YAG laser in
periodontics. J Periodontal Res 2004 ,39(4),S:275-85.
21. Ishikawa I, Aoki A, Takasaki AA. Clinical application of erbium:YAG laser in
periodontology. J Int Acad Periodonto. 2008 ,10(1),S:22-30.
33
22. Fiest SI, Micheli G, Carneiro S, Eduardo C, Miyagi S, Marques M. Adhesion and
growth of cultured human gingival fibroblasts on periodontally involved root
surfaces treated by Er: YAG laser. J Periodontol 2003, 1368-75.
23. Mehl A, Kremers L, Salzman K, Hickel R. 3D Volume ablation rate and thermal
side effects with the Er:YAG and Nd:YAG laser. Dent Mater 1997, 246-51.
24. Kotsovilis S, Karoussis IK, Trianti M, Fourmousis I. Therapy of peri-implantitis:
a systematic review. J Clin Periodontol 2008 ,35(7),S:621-9.
25. Schwarz F, Olivier W, Herten M, Sager M, Chaker A, Becker J. Influence of
implant bed preparation using an Er:YAG laser on the osseointegration of titanium
implants: a histomorphometrical study in dogs. J Oral Rehabil 2007 ,34(4),S:273-81.
26. Matsuyama T, Aoki A, Odo S, Yoneyama T, Ishikawa I. Effects of the Er:YAG
laser irradiation on titanium implant materials and contaminated implant abutment
surfaces. J Clinical Laser Med Surg 2003,7-17.
27. Kreisler M, Al Haj H, d’Hoedt B. Temparature changes at the implant-bone
interface during simulated surface decontamination with an Er:YAG laser. Int J
Prosthodont 2002, 15,S: 582-87.
28. Kreisler M, Kohnen W, Marinello C, Gotzh H, Duschner H, Jansen B, d’Hoedt
B. Bactericidal effect of the Er:YAG laser on dental implant surfaces: an in vitro
study. J Periodontol 2002, 73,S: 1292-98.
29. Weiner GP. Laser dentistry practice management. Lasers in clinical dentistry Ed.
by T. Vassala, 4, WB. Saunders Company New York 2004, 1105-26.
30. Crespi R, Barone A, Covani U, Caiglia RN, Romanos GE. Effects of CO2 laser
on fibroblast attachment to root surface. A scanning electron microscopy analysis. J
Periodontol 2002, 1308-12.
34
31. Ishikawa I, Sasaki KM, Aoki A, Watanabe H. Effects of Er:YAG laser on
periodontal therapy. J Int Acad Periodontol 2003, 23-8.
32. Tokita Y, Sunakawa M, Suda H. The effects of pulsed Nd:YAG laser on the
tooth pulp. Laser & Surg Med 1992, 369-70.
33.Folwaczny M, Thiele L, Mehl A, Hickel R. The effects of working tip angulation
on root substance removal using Er:YAG laser radiation: An in vitro study. J Clin
Periodontol 2001, 220-26.
34. Crespi R, Barone A, Covani U, Ciaglia RN, Romanos GE. Effects of CO2 laser
treatment on fibroblast attachment to root surfaces. A scanning electron microscopy
analysis. J Periodontol 2002, 1308-12.
35. Cobb CM. lasers in periodontics: A rewiew of the literature. J Periodontol 2006,
77,S: 545-64.
36. Weiner GP. Laser dentistry practice management. Lasers in clinical dentistry Ed.
by T. Vassala, 4, WB. Saunders Company 2004,1105-26
37. Schaller BJ, Gruber R, Merten HA, Kruschat T, Schliephake H, Buchfelder M,
Ludwig HC. Piezoelectric bone surgery: a revolutionary technique for minimally
invasive surgery in cranial base and spinal surgery? Technical note. Neurosurgery
2005, 57, 410.
38. Gruber RM, Kramer FJ, Merten HA, Schliephake H. Ultrasonic surgery--an
alternative way in orthognathic surgery of the mandible. A pilot study. Int J Oral
Maxillofac Surg 2005, 34, 590-593.
39. Robiony M, Polini F, Costa F, Vercelotti T, Polliti M. Piezoelectric bone cutting
in multipiece maxillary osteotomies. J Oral Maxillofac Surg 2004, 62, 759-761.
40. Değerliyurt M. K , Cerrahi yardımlı h ızlı maksiler genişletme vakalarında
konvansiyonel dönel aletler ve piezoelektrik cerrahi cihazının maksiler osteotomiler
35
sonrası fasial ödem, ağrı, hasta memnuniyeti ve operasyon süresi açısından
karşılaştırılması, Doktora tezi, Gazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Ağız,
Diş, Çene Hastalıkları ve Cerrahisi Ana Bilim Dalı, 2009
41. Robiony M, Polini F, Costa F, Zerman N, Politi M. Ultrasonic bone cutting for
surgically assisted rapid maxillary expansion (SARME) under local anaesthesia. Int J
Oral Maxillofac Surg 2007, 36, 267-269.
42. Sherman JA, Davies HT. Ultracision: the harmonic scalpel and its possible uses
in maxillofacial surgery. Br J Oral Maxillofac Surg 2000, 38, 530-532.
43.Horton JE, Tarpley TM Jr., Wood LD. The healing of surgical defects in alveolar
bone products with ultrasonic instrumentation, chisel, and rotary bur. Oral Surg Oral
Med Oral Pathol 1975, 39, 536-546
44.Vercelotti T. Piezoelectric surgery in implantology: a case report--a new
piezoelectric ridge expansion technique. Int J Periodontics Restorative Dent. 2000,
20, 358-365.
45. Brusati R, Gianni AB. Anterior mandibular apical base augmentation in the
surgical orthodontic treatment of mandibular retrusion. Int J Oral Maxillofac Surg
2005, 34, 846-850.
46. Morgan TA, Fridrich KL. Effects of the multiple-piece maxillary osteotomy on
the periodontium. Int J Adult Orthodon Orthognath Surg 2001, 16, 255-265.
47. Schultes G, Gaggl A, Kärcher H. Periodontal disease associated with interdental
osteotomies after orthognathic surgery. J Oral Maxillofac Surg 1998, 56, 414-417.
48. Farin G. Ultrasonic dissection in combination with high-frequency surgery.
Endosc Surg Allied Technol. 1994, 2, 211
49. Baldi D, Menini M, Pera F, Ravera G, Pera P. Sinus flor elevation using
osteotomes or piezoelectric surgery. Int J Oral Maxillofac Surg. 2011, 40,497.
36
50. Koudstaal MJ, Smeets JBJ, Kleinrensink GJ, Schulten AJ, van der Wal KG.
Relapse and stability of surgically assisted rapid maxillary expansion: an anatomic
biomechanical study. J Oral Maxillofac Surg 2009, 67, 10-14.
51.
Vercellotti M. Technological characteristics and clinical indications of
piezoelectric bone surgery. Minerva Stomatol. 2004, 53, 207-14
52. M. A. Nusrath , K. R. Postlethwaite. Newcastle General Hospital. British Journal
of Oral and Maxillofacial Surgery 2011, 49, 668-669
53. Landes CA, Stübinger S, Rieger J, Williger B, Ha TK, Sader R. Critical
evaluation of piezoelectric osteotomy in orthognathic surgery: operative technique,
blood loss, time requirement, nerve and vessel integrity. J Oral Maxillofac Surg
2008, 66, 657-674.
54. Robiony M, Polini F, Costa F, Vercelotti T, Polliti M. Piezoelectric bone cutting
in multipiece maxillary osteotomies. J Oral Maxillofac Surg 2004, 62, 759-761.
55. Kotrikova B, Wirtz R, Krempien R, Blank J, Eggers G, Samiotis A, Mühling J.
Piezosurgery--a new safe technique in cranial osteoplasty? Int J Oral Maxillofacial
Surg. 2004, 35, 461-5
56. Vercellotti T, Crovace A, Palermo A, Molfetta A. The piezoelectric osteotomy in
orthopedics: Clinical and histological evaluations (pilot study in animals). Med J
Surg Med. 2001, 9, 89-95
57. Chiriac G, Herten M, Schwarz F, Rothamel D, Becker J. Autogenous bone chips:
influence of a new piezoelectric device (Piezosurgery) on chip morphology, cell
viability and differentiation. J Clin Periodontol. 2005, 32, 994-9
58. Schlegel KA, Fichtner G, Schultze, Mosgau S, et al. Histologic findings in sinus
augmentation with autogenous bone chips versus a bovine bone substitute. Int J Oral
Maxillofac Implants. 2003, 18,S:53-58.
37
59. Artzi Z, Kozlovsky A, Nemcovsky CE, et al. The amount of newly formed bone
in sinus grafting procedures depends on tissue depth as well as the type and residual
amount of the grafted material. J Clin Periodontol. 2005, 32,S:193-199.
60. Cordaro L. Bilateral simultaneous augmentation of the maxillary sinus flor with
particulated mandible. Report of a technique and preliminary results. Clin Oral
implants Res. 2003, 14,S:201-206.
61. Proussaefs P, Lozada J. The use of resorbable collagen membrane in conjunction
with autogenous bone graft and inorganic bovine mineral for buccal/labial alveolar
ridgen augmentation: A pilot study. J Prosthet Dent. 2003, 90,S:530-538.
62. Hokugo A, Kubo Y, Takahashi Y, etal. Prefabrication of vascularized bone graft
using guided bone regeneration. Tissue Eng. 2004, 10,S:978-986
63.
Schlee M, Steigmann M, Bratu E, Garg AK. Piezosurgery: basics and
possibilities. Implant Dent. 2006, 15, 334-40
64. Vercellotti T, De Paoli S, Nevins M. The piezoelectric bony window osteotomy
and sinus membrane elevation: introduction of a new technique for simplification of
the sinus augmentation procedure. Int J Periodontics Restorative Dent. 2001, 21,
561-567.
65. Ness G. Maxillary Sinus Grafts and Implants. Fonseca RJ. Oral and Maxillofacial
Surgery Volume 7. Philadelphia: W.B Saunders Company, 2000,7, 266-267
66. Kaufmann E. Maxillary sinus elevation surgery. Dent Today. 2002, 21, 96-101.
67. Morgensen C,Tos M. Quantitative histology of the maxillary sinus. Rhinology
1977, 15(3), 129- 40.
68. Block MS,Kent JN.Sinus augmentation for dental implants: The use of
autogenous bone. J Oral Maxillofac Surg 1997, 55(1), 1281-6.
38
69. Pikos MA. Block autografts for localized ridge augmentation: Part I. The
posterior maxilla. Implant Dent 1999, 8, 279-85.
70. Güven O, Kaymak T. İmplantolojide maksiler sinüsün önemi ve sinüs lifting
işlemleri. Turkiye Klinikleri J Dental Sci-Special Topics 2010, 1, 31-9.
71. Torrella F, Pitarch J, Cabanes G, Anitua E. Ultrasonic ostectomy fort he surgical
approach of the maxillary sinus: a technical note. Int J Oral Maxillofac Implants.
1998, 13,S:697-700.
72. Horton JE, Tarpley TM Jr., Jacoway JR Clinical applications of ultrasonic
instrumentation in the surgical removal of bone. Oral Surg Oral Med Oral Pathol.
1981, 51, 236-42
73. Grenga V, Bovi M. Piezoelectric surgery for exposure of palatally impacted
canines. J Clin Orthod. 2004, 38, 446-8
74. Wolford LM. Periodontal disease associated with interdental osteotomies after
orthognathic surgery (Discussion). J Oral Maxillofac Surg. 1998, 56, 417 75.
Piezoelectric Osteotomy for Intraoral Harvesting of Bone Blocks.Dong-seok
Sohn,DDS, 2007, 2, 27
76. Hoigne DJ, Stübinger S, Von Kaenel O, Shamdasani S, Hasenboehler P.
Piezoelectric osteotomy in hand surgery: first experiences with a new technique.
BMC Musculoskeletal Disord 2006, 7, 36.
39
6. ÖZGEÇMİŞ
22.04.1991 yılında İzmir’ de doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Samsun Özel
Feza Kolajinde tamamladım. Lise öğrenimimi Samsun Özel Feza Fen Lisesinde
tamamladım. 2009 yılında Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesini kazandım.
40
Download

1210 - Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi