SÛFİ PERSPEKTİF / Kadir ÖZKÖSE*
Müslümanın
Bayram Sevinci
“Bizim bayramlarımız, tekbîr ve namazla başlar, bayramın açılışı
camide yapılır. Müslümanın bayramında çılgınlık, günah ve israf
yoktur. Müslümanın bayramı sadece neşe, sevinç ve gülüp oynama
serüveni değil, aynı zamanda özel bir ibadettir.”
R
amazan ayı, Müslümanın ibadet ve rahmet panayırıdır. Zira Ramazan’da ibadet
ve rahmet yoğunluğu göze çarpmaktadır.
Çünkü Ramazan ayı Müslümanlar için bir dolum
ayıdır. Diğer yandan Ramazan ayı, bizleri hayata hazırlayan bir okuldur. O, bizi mânen güzelliklerle tanıştırır, iyiliklerle donatır. Önemli olan
ise, onun bize kazandırdıklarını Ramazan’dan
sonra da sürdürebilmektir. Zira Müslümanlık
bize her zaman gerekli olan bir değerdir. İslâmî
güzellikler de her zaman bize yakışan erdemlerdir.
Bizlere ibadet yoğunluğunu yaşatan Ramazan, rahmet, mağfiret ve bereket ayı olarak
ruhumuzda ve hayatımızda derin izler bırakan
bir aydır. O aydaki kazanımlarımız, bir sonraki
Ramazan’a kadar sürmelidir. İşte ancak o zaman
Ramazan Okulu hedefine ulaşmış demektir.
Ramazan ayındaki oruç farzını eda ederek
Allah’ın ihsânına eren mü’minler, bayram günlerinde sevinç ve neşe içerisinde olurlar. Ancak gerçek bayram, orucu kabul olanların, sa’yi
makbûl olanların, günahları mağfûr olanların
hakkıdır. Kulun Allah’a isyan etmediği her gün
aslında bir bayramdır.
Ramazan ve Kurban bayramlarının gün ve
gecelerini ihyâ etmemiz en önemli hassasiyetlerimizden olmalı. Zira Peygamber Efendimiz
şöyle buyurmaktadır:
“Her kim Ramazan bayramı gecesiyle, kurban
bayramı gecesini ihyâ ederse kalblerin öleceği
gün onun kalbi ölmez.”1
Said Ebî Evs el-Ensârî (r.a.)’den rivâyet edilen bir hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz
şöyle buyurmaktadır:
“Ramazan bayramı günü olunca melekler
yollara durup; ‘Ey Müslümanlar topluluğu! Cömert olan Rabbinize koşunuz! O iyilik eder ve
bol ihsânda bulunur, siz gece ibadet etmekle
emrolundunuz, yaptınız. Gündüz oruçla emredildiniz, tuttunuz ve Rabbinize itâat ettiniz.
Mükâfatlarınızı alınız!’ diye seslenirler. Onlar
22 TEMMUZ 2014
namazlarını kılınca bir münâdî şöyle sesleniyor:
‘İyi dinleyiniz! Rabbiniz sizi bağışladı. Evlerinize, doğru yolu bulmuş olarak dönünüz. Bayram
günü mükâfat günüdür. Bu gün semâda mükâfat
günü olarak isimlendirilir.’”2
Ebû Hureyre (r.a.)’nin rivâyet ettiği bir diğer
hadîs-i şerîfte ise Peygamber Efendimiz şu hatırlatmada bulunmaktadır:
“Tekbîr getirmek suretiyle bayramlarınızı süsleyiniz.”3
Bayram ve Berraklık
Bayramların aslî hüviyetini Behlül-i Dânâ
şöyle ifade etmektedir: “Bayram, yeni elbiseler
giyinmek için değil, ilâhî azaptan kurtuluşa erip
selâmet ve emniyette olabilmeyi sağlayacak
merhamet tezâhürlerinin gerçekleşebilmesi
içindir. Bayram, güzel binitlere binmek için değil, hata ve günahları temizleyerek nefsi berraklaştırmak ve böylece Allah’a götürecek bir
kalb-i selîme sahip olmak içindir.”
Bizim bayramlarımız, tekbîr ve namazla başlar, bayramın açılışı camide yapılır. Müslümanın bayramında çılgınlık, günah ve israf yoktur.
Müslümanın bayramı sadece neşe, sevinç ve
gülüp oynama serüveni değil, aynı zamanda
özel bir ibadettir. Tutulan oruçlar, kılınan terâvih
namazları, okunan mukabeleler, yapılan hatm-i
şerifler, getirilen tekbîr ve tehlîller, kesilen kurbanlar, verilen fitre, zekât ve sadakalar, yapılan
ikramlar bireysel ve sosyal boyutta Müslümanın ibadet zevkini tatmasını sağlar.
Bayramlar gönüllerin zerâfete ermesini,
yetimlerin, yoksulların ve fakirlerin gözetilmesini sağlar. Cerrâhiyye şeyhlerinden Sefer
Dal Efendi’ye göre Kurban Bayramı “Cennette
Cemâlullâh’ı görmeye işarettir. Kurban edilen
hayvan, nefsi temsil eder. Kurban kesmek bir
remzdir. Mü’min nefsini Allah’a kurban ediyor
demektir.” Süleyman Hilmi Tunahan Hazretlerine göre ise kurban “şehid”dir. Kurbanın maddî
mânevî mühim faydaları vardır: Gazab-ı ilâhî’yi
söndürür. Rızâ-ı ilâhî’yi söndürür. Rızâ-yı ilâhî’yi
somuncubaba 23
celbeder. Kurbanda çoluk çocuk ve fakir fukarâ
için umûmî bir maslahat ve menfaat vardır. Kurban Bayramı’nda avf-ı umûmî tecelliî eder.4
Müslümanların bayram öncesi yardımlaşma ve
dayanışma ruhuna bürünmesi gerektiğinin en
açık örneğini ise şu şekilde sunabiliriz.
Müslüman bayramlarda sevinirken düşünmeye; kederlerini hayra tebdîl etmeye çalışır.
Bayram; neşelenmeye ve mutlu olmaya değer
işler yapmış olmanın sonucunda elde edilen
gerçek mutluluk ve sevinçtir. Bayram; sevinmeyi hak etmektir.5
Yüz dinardan başka bir şeyi olmayan bir
adam vardı. Bayram yaklaştığında, dostlarından
biri ona mektup yazıp; “Bayram geldi, ama çocukların ihtiyacını görecek hiçbir şeyimi yok.”
diyerek bir şeyler istedi. Bunun üzerine o zat,
yanında bulunan yüz dinarı bir keseye koyup
ağzını da mühürleyerek arkadaşına gönderdi.
Kese adama ulaştıktan bir müddet sonra, ona
da başka bir dostundan yazı geldi. O da elinin
daraldığını belirterek bayramdaki ihtiyaçları
için kendisine yardım etmesini istiyordu. Adam
kendisine gelen keseyi olduğu gibi bu arkadaşına gönderdi. Keseyi ilk gönderen kişi, elinde
bir şey kalmadığından o da başka bir arkadaşına mektup yazdı. Bu zat ise, dinarların ulaştığı
üçüncü kişiydi. O da elindeki keseyi mührüyle
birlikte dostuna gönderdi. Para kesesini alan
adam, bunun kendi gönderdiği kese olduğunu
görünce çok şaşırdı. Paraları yanına alarak dostuna gitti ve “Bana gönderdiğin bu kesenin durumu nedir?” diye sordu. O da durumu anlattı.
Bayram paylaşmaktır. Acıyı ve sevinci ortaklaşa karşılamaktır. Bayram sevmektir. Bayram
dostluktur. Bayram gözyaşlarını silmektir. Bayram birbirimizin ihtiyaçlarını candan karşılayabilmektir. Bayram sevincinin nasıl hâsıl olacağını Allah (c.c.) şöyle beyân etmektedir: “Sana
Allah yolunda kimlere ve ne harcayacaklarını
sorarlar. De ki: İnfâk edeceğiniz mal; anne-baba,
akrabâlar, yetimler, yoksullar ve yolda kalmış garipler için olmalıdır…”6
Kardeşinin bir ihtiyacını karşılayan Müslümanın ihtiyacını Allah giderecektir. Kardeşinin üzüntüsünü gideren Müslümanın kıyâmet
günündeki üzüntüsünü Allah giderecektir.7
24 TEMMUZ 2014
Meselenin anlaşılması üzerine adam; “Haydi,
diğer arkadaşımızın yanına gidiyoruz” dedi. Keseyi alıp beraberce diğer arkadaşlarının yanına
gittiler, aralarında konuştular ve keseyi açarak
içindeki parayı paylaştılar.8
Bayramlar Gönül Kaynaşmasıdır
Bayramların gelişi kaynaşmanın işaretidir. Dargınlıklar ve küskünlüklerin izâle
edilmesidir. Allah’ın; “…Akrabalık haklarına
riâyetsizlikten sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir.”9 buyruğuna sadâkattir.
Âyet-i kerîmede dikkat çekilen akrabalık hakkının ehemmiyetini Peygamber Efendimiz şu
şekilde belirtmektedir: “Âhirette cezâsını ayrıca
vermekle beraber, dünyada Allah Teâlâ’nın çabucak cezâlandırmasını en fazla hak eden günahlar, zulmetmek ve akrabâyı ihmâl etmektir.”10
Bayramlar, iman kardeşliğinin gerçek tezahür sahneleridir. Ölüm ötesindeki neşeli günlere bir rahmet meş’alesidir. Bayramlar ferdin
değil, toplumun mânevî sevinci, bu heyecanın
paylaşılması, gönül iklimine girme, bütün Müslümanları gönülden kardeş hissedebilmedir.
Sami Hocaoğlu bir makalesinde bayramların medeniyetleri temsil eden en önemli gösterge olduğundan bahseder. Bayram
kutlamalarının Yunan, Roma, Batı ve İslâm
medeniyetlerini nasıl birbirinden ayırdığını
ortaya koymaktadır. Şöyle ki: “Medeniyetlerin neyi temsil ettikleri bayramlarını nasıl
kutladıklarıyla doğru orantılıdır. Yunan, bayramı sahnede kutlardı. Anfi tiyatrolara dolu-
somuncubaba 25
kan unsurlardı. Zaten tene ve hazza tapan bir
toplumda sevgi ve şefkatin zemîni yok olurdu,
öyle de oldu. Batı, nefsi alabildiğine azdırmanın öbür adı olan tatil tasavvurunu, bayramın
yerine ikâme etti.
Bayram Medeniyeti
şan insanlar, akıl yarıştıranların eserlerinin
icrasına kilitlenirlerdi. Bu bir söz yarışına
dönüşürdü. Bayramlar insanların bütününü
kapsamaz, sadece seçkinleri kapsardı. Seçkinler için bayram, diğer kesimler için daha
fazla ıstırap ve iş yükü, daha fazla ezilme ve
yorulma demekti.
Roma kas uygarlığıydı, gücü kutsuyor ve
çıkarı temsil ediyordu. Roma kolezyum ve
arenalarda yaptı bayramı. Yunan nasıl söz
yarıştırdıysa, Roma da kas, yani güç yarıştırdı. Maviler, yeşiller, gladyatörler, aç aslanlar,
ölümle sonuçlanan vahşi düellolar güç yarışının araçlarıydı. Tek slogan vardı: Güçlü olan
kazansın. Güç yarışı vahşet yarışına dönüştü.
Böyle bir tasavvurun bayramında zayıfa, güçsüze, ezilene, yoksula yer olur muydu? Nitekim olmadı da…
Modern Batı ise ten uygarlığıdır. Modern
Batı teni kutsadı. Hazzı temsil ediyor. Batı, bayramı hep haz olarak algıladı. Bireyciydi, onun
için bayramı da bireysel bir haz yarışına dönüştürdü. Bu anladığımız mânâda bir bayramın
intiharı olduğu içindir ki, Batı’da bayram intihar etti. Hazzı artırmak için tene yatırım yaptı.
En iyi, en çok haz verendi. Böyle bir tasavvurda, hazzı azaltan her şey kötüydü. Dolayısıyla
güçsüz, muhtaç, yoksul, ezilen hazza limon sı-
26 TEMMUZ 2014
İslâm medeniyeti yüreği temsil eder; yani
yürek medeniyeti. İslâm medeniyetinin temsil
ettiği şey hayırdır. O bir hayır medeniyetidir.
İslâm bayramı mâbedde başlatıp toplumun
kılcal damarlarına kadar ulaştırdı. Bayramı
mâbedde başlatması, sevinç ile Allah arasında
bağ kurmak içindi. Hatırlayalım vahyin ölümsüz ifadesini: “Güldüren de O’dur, ağlatan da
O; öldüren de O’dur, dirilten de O.”11 Bu bağ
sayesinde sevinç hayra dönüşecektir. Eğer sevinç ile kutsal arasında bağ kurulmazsa, sevinç
hazza dönüşür. Bu da hayvânî ve şehvânî bir
hedonizm demektir.
Aklı kutsayan Yunan’a, gücü kutsayan
Roma’ya, teni kutsayan modern Batı’ya karşı
İslâm yüreği kutsadı. Yüreği kutsamak, yüreğin
en soylu meyvesi olan sevgiyi kutsamaktır. Bu
yüzden varlığın zirvesi, sevginin zirvesi oldu:
Allah.12
Muhammed Lütfi Mazlumoğlu (ö.1285/1956)
ismiyle bilinen Alvarlı Efe Hazretleri, bayramların serencâmını şiirlerinde şu şekilde dile getirmektedir:
Kānûn-i kadîmdir ezel ezelden
Kullarına sultân bayramlık verir
İhsânı umarlar vechi güzelden
Kullarına sultân bayramlık verir
İkramlar eylerler sabî sıbyâna
İhtirâm eylerler pîr ü civâna
Bayramda giderler mîr-i mîrâna
Kullarına sultân bayramlık verir
Sehâvetden sukût etme yamandır
Sehâvet erbâbı dost-ı Rahmân’dır
Sehâveti olan kâmil-i îmândır
Kullarına sultân bayramlık verir
Tâlib-i rızâ-yı Rahmân olanlar
Anlardır rahmet-i Rahmân bulanlar
Hakk’a kulluk edüp namaz kılanlar
Kullarına sultân bayramlık verir
Lutfî dirâz etme bugün bu sözü
Kur’ân’dan ayırma bu iki gözü
Her kim Allah’ına döndürse yüzü
Kullarına sultân bayramlık verir.13
Peki gerçek bayram nedir? Bayramın tadı
nasıl çıkarılır. Bunu da yine şiirinde Alvarlı Efe
şu şekilde dile getirir:
Mevlâ bizi afvede
Gör ne güzel ıyd olur
Cürm ü hatâlar gide
Bayram o bayram olur
Dildeki Rahmân olur
Derdlere dermân olur
Âzâde fermân olur
Bayram o bayram olur
Lutfî’ye lutf u kerem
Dâhil-i bâb-ı harem
Dâimâ Allah direm
Bayram o bayram olur.14
*
*
*
Merhamet eyleye merhamet kânı
Iyd-i udhiyyeniz mübârek olsun
Bahşede kalblere nûr -i irfânı
Iyd-i udhiyyeniz mübârek olsun
Kerem-i Kerîm’den ola merhamet
Enbiyâ evliyâ eyleye himmet
Gark ede dilleri feyz-i muhabbet
Iyd-i udhiyyeniz mübârek olsun
Îyd odur dildâr ile dil dâr -ı vahdet sadrına
Dilrubâlar ile meclis vuslata şâyân ola
Îyd odur cânân cemâlin perdesini kaldıra
Âfitâb-ı âlem-ârâ-veş dile mihmân ola
Îyd odur hubb-i sivâdan fâriğ ola gönlümüz
Hubb-i Mevlâ ka‘r -i kalbde dür ile mercân ola
Îyd odur Mevlâ kuluna “ente abdî” emr ede
Lutfiyâ tevfîk-ı Mevlâ dergehe derbân ola.16
Dipnot
* Prof. Dr. Kadir ÖZKÖSE
1. el-Münzirî, et-Tergib ve’t-terhib, c. II, s. 531.
2. el-Münzirî, age., c. II, s. 533.
3. el-Münzirî, age., c. II, s. 532.
4. Afet Ilgaz, İbnü’l-Vakt, İz yayıncılık, İstanbul 2000, s.
90-91.
5. Sami Şener, “Bayram Muhasebesi”, Yeni Şafak Gazetesi, 24.02.2002.
6. 2/Bakara, 215.
7. Buhârî, Mezâlim; 3.
8. Hatîb-i Bağdâdî, Târihu Bağdâd, c. XIV, s. 282.
Keremler erişe ol kerem-kândan
Güneşler göstere ism-i Rahmân’dan
Lutfî’ye erişe katre ummândan
Iyd-i udhiyyeniz mübârek olsun.15
9. 4/Nisâ, 1.
*
13.Lütfî, Hulâsatü’l-Hakâyık, s. 156-157.
*
*
Îyd odur cânân ile cânın berâber cân ola
Zevk-ı tevhîd ile cânın bir tâze civân ola
10.Ebû Dâvûd, Edeb, 43; Tirmizî, Kıyâme, 57; İbn-i Mâce,
Zühd, 23.
11.53/Necm, 44.
12.Sami Hocaoğlu, “Yürek Medeniyeti”, Yeni Şafak Gazetesi, 27.10.2006.
14.Lütfî, Hulâsatü’l-Hakâyık, s. 167.
15.Lütfî, Hulâsatü’l-Hakâyık, s. 344.
16.Lütfî, Hulâsatü’l-Hakâyık, s. 461-462.
somuncubaba 27
Download

Müslümanın Bayram Sevinci