SiYAKAT
Daha sonra Osmanlı Devleti'nde muhasipliğe ve defterdarlığa yükselerek öne çıkan
Beynizade Mehmed, Oğlan Memi, Selisi
Ahmed, Sünbül Memi çelebiler ve Matrakçı Nasuh ünlü siyakatnüvislerdendir.
Fatih Sultan Mehmed döneminden Sultan Abdülaziz dönemine kadar Osmanlı
Devleti'nin gizlilik isteyen resmi mali kayıtları, özellikle tahrir ve muhasebe defterleri, bunlardan çıkarılan notlar genelde
Farsça kalıplar kullanılarak siyakatle yazıl­
mıştır. Bilhassa İlhanlı geleneğinin de bir
yansıması olarak vergi kayıtlarını ihtiva
eden tahrir defterleri zamanla iyice stilize hale gelen siyakat yazısıyla kaleme alın­
mış, hatta bunların rakamları da siyakat
rakamları olarak belirtilmiştir. Osmanlı Devleti'nin iktisadi, idari, mali, sosyal ve kültürel hayatına ışık tutan bu kayıtların arşiv ve kütüphanelerde pek çok örneği bulunmaktadır.
Siyakat farklı bir yazı türü olmakla beraber her döneme ve katibine göre değişik
özellikler gösterir. Yerine göre nesih, nesta'lik, ince divan! ve rik'a kırması, kOfi hurdesine benzer bazı yazıların harfleri karıştırılmış olmasına rağmen yeterli olmamakla beraber harflerin müfred ve birleşik şekillerini gösteren siyakat elifbası düzenlenmiştir. Yazıda sürat ve ihtisarı sağ­
lamak için satırlar, kelimeler ve harfler katemin süratli, tabii akışının sonucu birbirine yaklaşmış, ilişmiş, harfler küçülmüş,
bazı ayrıntıları çıkarılmış, uzantılar, dik hatlar kısaltılmış, genellikle pe, çe, şin ve bazan nun harfi dışındaki noktalı harfiere
nokta konmamıştır. Nokta bazı harflerde
sona birer işaret şeklinde takılın ış, med
yalnız elif harfinin üstüne konmuş, çoğu
kere şedde konmamıştır. Genelde imla ba-
kendinden sonra gelen harfe biharfler resim ve sürat için bazan
diğer harfe bitişmiş, zamanla girift bir biçimde şifre haline gelen anahtar (miftah)
kelimeler oluşmuştur. Hatta bir kelimenin
birkaç şifre yazılışı ortaya çıkmıştır. Kef gibi keşldeye uygun harfler sonra gelen kelimelerin altında bir çizgi şeklinde devam
etmiş, ra harfi keskin köşeli bir dal harfine, dal harfi tabanı sola çıkintılı bir üçgene
dönüşmüştür. Siyakat yazısı ile beraber
kullanılan rakamların da özel bir sistemle
yazılış biçimleri vardır. Hint rakamları yerine Arapça sayı isimlerinin harfleri kısal­
tılarak şifreleştirilmiş, siyakat-ı Arabl, erkarn-ı Arabiyye, divanın mali ve muhasebe kayıtlarında kullanılması sebebiyle divan
rakamları denilmiştir. Emeviler zamanın­
da ortaya çıktığı tahmin edilen divan rakamlarının Selçuklular'a, sonra da İlhanlı
ve Osmanlılar'a geçtiği bilinmektedir.
rir Defteri 953 (1546), s. VI; Arı, MenakLb-L Hünerueran, s. 62; M. Cevdet, Siyakat Yazısı ve Rakkam/an (ayrı basım), İstanbul1937, s. 7, 11-13;
Mahmud Yazır. Siyakat Yazısı, İstanbul 1941, s.
5-7; a.mlf., Eski Yazılan OkumaAnahtan, İstan­
bul1974, s. 144, 145; Salahaddin Elker, Divan Rakamları, Ankara 1953, s. 21-23; A. Süheyl Ünver,
Türk Yazı Çeşitleri, İstanbul 1953, s. 22; a.mlf. ,
"Siyakat Yazısı ve Kuyud-ı Atika", istanbul Belediye Mecmuası, VIII/87 (ı5). İstanbul1931 , s.
92; Ömer Lutfi Barkan. Süleymaniye Camii ve
imareti İnşaatı (1550-1557), Ankara 1972, 1, 4;
Dündar Günday, Arşiv Belgelerinde Siyakat Yazı­
sı, Özellikleri ve Divan Rakam/an, Ankara 1974,
s. 1-4; İsmail atar, Risale-i Felekiyye: Kitabü'sSiyakat Hakkında, İstanbul, ts. (Formül Matbaası), s. 1; Mübahat S. Kütükoğlu, Osmanlı Belgelerinin Dili (Diplomatik), İstanbul 1994, s. 64-
Siyakat ve rakamları, defter tutma usulleriyle ilgili pek çok eser yazılmıştır. Bunlar arasında Ala-i Tebrlzl'nin Sa'adetname fi't-teressül ve kava'idü'd-defter'i
ile Muhammed b. Kiya el-Mazenderanl'nin Risale-i Felekiyye ii 'ilmi's-siya]fa
(Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 2756),
Matrakçı Nasuh'un Türkçe Umdetü'l-hisab (Nuruosmaniye Ktp., nr. 2984), Mulnüddin b. Abdülhillik'ın Kitabü'r-Resa'il
bi'l-Farisiyye (Süleymaniye Ktp., Fatih,
nr. 4074), Hamdullah el-Müstevfı'nin TariJJ-i Güzide (London ı 91 O). Rüşdü Efendi'nin Nuhbetü'l-etfal'i (İstanbul 1274) bilinen önemli eserlerdendir.
Abdülhaklm b. Şemsiddln
Muhammed es-Siyalkfıti
kırnından
tişmeyen
BİBLİYOGRAFYA :
İbn B!b!. el-Evamirü'l-Aliiiyye: Tarıh-i Selçükıyan-ı Rüm-i Türk1 ( Tevar11)-i Al-i Selcük içinde, ilavelerle tre. Yazıcızade Ali, nşr. Houtsma).
Leiden 1902, III, 253-254; istanbul Vakıflan Tah-
sıvakat
yazısı
ile yazılmış
bir belge
(BA, KK,
RG:znamçe,
nr. 1767 ,
vr. 19')
292
r.i0
67.
lJ!III!I MuHiTiiN SERiN
SiYALKÜTI
( .;,s:ı~ı)
(ö.
1067/1657)
Dil, belagat, tefsir, kelam
ve mantık alanlarında
haşiyeleriyle tanınan Hindistanlı
L
iilim.
~
Muhtemelen 988 (1580) yılında HindisPencap eyaletine bağlı Siyalkut'ta
doğdu. Hindi ve Pencabl nisbeteriyle de anı­
lır. Bazı kaynaklarda SiyalkOt şehri Silkut
diye kaydedilmekte ve bu sebeple kendisine Silkutl denmekteyse de (Leyla es-Sa bbağ, s. 446; EJ2 !ing.J, IX, 693) daha çok
Siyalkutl diye şöhret buldu. Hindistan'da
Babürlü hükümdarları Sultan Cihangir ve
Şah Cihan dönemlerinde yaşayan, onların
ilgi ve desteklerini gören ve Hanefi mezhebine mensup bulunan Siyalkutl, Mevlana Kemaleddin Keşmlri ve İmam-ı Rabbani'den ders aldı. Şah Cihan zamanında Hint
ulemasının reisi oldu, Lahor ve Siyalkfit'ta
ders verdi (Muhibbl, II, 318-319; Nüveyhiz, ı. 258; DMT, IX, 250). Talebeliğinden
beri İmam-ı RabbanT'yi tanıyan Siyalkutl
ilerleyen yaşlarında gördüğü bir rüya üzerine ona intisap etti. Kendisinin İmam-ı
RabbanT hakkında "müceddid-i elf-i sani"
unvanını kullanan ilk kişilerden olduğu ve
Rabtani'nin de ondan övgüyle söz ettiği
belirtilir. Hayatının sonuna kadar ilim ve
tedrisle meşgul olan Siyalkutl 18 Reblülevvel1067 (4 Ocak 1657) tarihinde Siyalkut'ta vefat etti.
tan'ın
Siyalkutl, Fahreddin er-Razi sonrası dönemde gelişen muhakkikler geleneğinin
XVII. yüzyıldaki en önemli temsilcisidir.
XV. yüzyıldan itibaren gelişen haşiye lite-
SiYALKOTT
nr. 1188; Köprülü Ktp., MehmedAsım Bey,
nr. 720), hem de Risdle ii 'ilmi'lldhi te'd-
ld (Süleymaniye Ktp., Kasidecizade Süleyman Sırrı , nr. 671) ve Risdle ii ta]J.ki]fi'l-'ilmi'l-ildhi (Süleymaniye Ktp , Çelebi Abdullah Efendi, nr 392) adıyla kayıtlı
Kehhale bu eserin ed-Dürretü's-seniyye adıyla da tanındığını belirtir (Mu'cemü'l-mü'ellifin, ll,
60). 10.lfdşiye 'ald Şerf:ıi lfüsdm el-Kati. Hüsamedd.in Hasan ei-Kat'i'nin lsagilci şerhi üzerine yapılmış bir haşiyedir (Süleymaniye Ktp., Kılıç Ali Paşa, nr. 645). 11.
lfdşiye 'ald Şerf:ıi'l-Hiddye. Merginanl'nin eserine yazılan bir şerh üzerine haşiye­
dir (Antalya Tekeli ilçe Halk Ktp., nr. 854).
1Z. el-Fevd'idü '1- 'dliye ve '1-ierd'idü '1giiliye (Balıkesir il Halk Ktp , nr. 608)
nüshaları bulunmaktadır.
Kaynaklarda Siyalkuti'ye şu eserler de
nisbet edilmektedir; lfdşiye 'ald Teisiri'lKeşşdi, lfdşiye 'ald Taşriii'l- 'İzzi,
lfd-
şiye
SiyalkOti'nin fjaşiye 'ala f:/iJ.şiyeti'l-/jayalf 'ala şerhi'l-'Ai):a'idi'n-Nese[iyye adlı eserinin ilk iki sayfası (Süleymaniye Ktp.,
Fatih, nr. 2976)
ratürünün temel özelliği dil, mantık, usul,
tefsir, fıkıh ve metafizik alanlarında yazı­
lan ana metinlerin önemli şerhleri üzerinden meselelerin tahkikinin yapılması, ilgili metinlerin manalarının belirginleştiril­
mesi, problemlerinin çözülmesi ve bu bağ­
lamda önceki yazarlarca yapılan incelemelerin tartışılması ve eleştirilmesidir. Siyillkütl'nin bu hususlardaki başarısı onun önemli ölçüde, Mısır'ı da içine alan ve Osmanlı
coğrafyasından Hindistan'a kadar uzanan
bölgede XX. yüzyılın başlarına kadar etkinliğini sürdürmesini sağlamıştır. Bu sebeple Siyalkütlnin yazdığı haşiyeler Osmanlı uleması tarafından okunmuş ve Osmanlılar'ın son döneminde basılmıştır.
Eserleri. 1. lfdşiye 'ald Envdri't-tenzil
ve esrdri't-te'vil (İstanbul ı 270; Kah i re
ı 271) Z. lfdşiye 'ald Şer}J-i'l-Mevd]fıf. Siyalkuti'nin en meşhur eseri olup önemli
ölçüde Hasan Çelebi b. Muhammed Şah eiFenarl'nin aynı adla anılan eserine reddiye olarak kaleme alınmıştır (İstanbul ı 3 ı ı;
Kahire ı325; Kum ı99ı; Beyrut 1998). 3.
13ı4) 4 . lfdşiye
'ald
Şerf:ıi
'A]fii'idi'l-
'Aı;iudiyye. Celaleddin ed-Dewan'i'nin İci­
nin el- 'A]fa'id'ine yazdığı şerhe dair bir haşiyedir ( İ stanbu ll306) . EsereGelenbevlve
Şeyhülislam Hasan Fehmi Efendi birer ta'likat yazmıştır. S. lfdşiye 'ald Ta]J.riri'l]favd'idi'l-mantı]fıyye. Kutbüddin er-Raz'i'nin Şer]J.u'ş-Şemsiyye'sine Seyyid Şe­
rif ei-Cürcanl'nin yazdığı haşiye üzerine bir
haşiyedir (İstanbul 1238; Kahire 1327) Ayrıca eserin tasawurat ve tasdlkat kısım­
ları lfdşiye 'ale't-taşavvurdt (İstanbul
1259, 1276, 1288, 1304,
'ale't-taşdi]fiit (İstanbul
ı320)
ve lfdşiye
1269, 1321) adıy­
la basılmıştır. 6. lfdşiye 'ald lfdşiyeti 'Ab-
dilgaiur 'ale'l-Fevd'idi'z-Ziyd'iyye (Taf:ı­
rfru Haşiyeti 'Abdilga{O.r). Molla Cami'nin
İbnü'l-Hacib'e ait el-Katiye şerhine Abdülgaflır-i Lari tarafından yazılan haşiye­
ye dair bir haşiyedir (Bulak ı256; istanbul
1307). 7.lfdşiye 'ale'l-Mutavvel. Teftazanlnin eseri üzerine yazdığı haşiyedir (İs­
tanbul 1227, 1241, 1266, ı3ı 1). 8. et-Taş­
Zübdetü'l-efkdr (Ta'lfkat 'ala Haşiyeti'l­
ljayalf, HB.şiye 'ala Şerf:ıi 'Aka'idi'n-Nesefi li't-Te{tazanf). Sa'deddin et-Teftazani'-
ri]J. bi-gavdmizi't-Telvif:ı. lfdşiye 'ale'lmu]faddimeti'l-erba'a adıyla basılmıştır
(İstanbul1283). 9. er-Risdletü'l-Ijd]fiiniyye ii ta]J.]fi]fi mebf:ıaşi'l- 'ilm. Siyalkuti'-
nin eserine Ahmed b. Musa el-Hayali tarafından yapılan haşiye üzerine bir haşiye­
dir (İstanbul ı235, ı257, 1273, 1285, 1306,
nin Şah Cihan adına telif ettiği, Allah'ın
ilim sıfatını konu edinen risalesinin hem
bu adla (Süleymaniye Ktp ., Esad Efendi,
'ald Şerf:ıi lfikmeti'l-'ayn, lfdşiye
'ale'l-Meybüdi, Şer]J.u'l-Miitdf:ı li'sSekkdki, lfdşiyetü Merdf:ıi'l-ervdf:ı, İş­
bdtü'l-imdme, el-Kavlü'l-muf:ıit, lfdşiye
'ald lfdşiyeti's-Seyyid 'ald Metdli'i'len?dr, lfdşiye 'ald lfdşiyeti 'Abdilgafı1r el-Ldri 'ale'l-'Avdmili'l-Cürcdniyye
(Zubaid Ahmad, s. 148; Abdullah Muhammed el-Habeşl, 1, 329, 596,628, 673; ll, 847,
1118, 1179, 1243, 1426; lll, ı 734, 2077, 2089;
Mu'cemü'l-mai].tO.tat, ll , 703; DMT, IX, 25025ı) . Siyalküt'i'nin ayrıca, Tettazanlnin Kazvlni'ye ait Tel{ıişu'l-Miitd]J.i'l- 'ulı1m üzerine kaleme aldığı el-Mutavvel isimli şer­
hin bir muhtasarını yaptığı belirtilmektedir (Leyla es-Sabbağ, s. 446).
BİBLİYOGRAFYA :
Keş{ü';;:-;;:unün,
II, 1148, 1894; Muhibbl, ljulall, 318-319; Brockelmann, GAL, ll,
550; Suppl., ll, 613-614; !ta/:ıu'l-meknün, ı, 140,
457; Rahman Ali, Te?kire-i 'Ulema-i Hind [tre. M.
EyyQb Kadir!). Karaçi 1961, s. 280-281; Hacı Muhammed Fazlullah, 'Umdetü'l-makamat, Lahor,
ts. , s. 160-161; Zubaid Ahmad, The Contribution of /nda-Pakistan to Arabic Literature, Lahor
1968, s. 36, 109, 112-113, 130, 148, 154, 201,
210, 278,282,323, 376,400,402,459; Nüveyhiz, Mu'cemü'l-müfessirfn, I, 258; Zirikl1, el-A'lam
[Fethullah), lll, 283; Leyla es-Sabbağ, Min A'lami'l-fikri'l-'Arabf fi'l-'aşri'l-'Oşmaniyyi'l-euuel,
Dımaşk 1406(1986, s. 446-447; Cezzar, Meda/].ilü'l-mü'ellifin, ll, 734-735; Ömer Rıza Kehhale,
Mu'cemü'l-mü'ellifin, Beyrut 1414(1993, ll, 60;
Salihiyye, el-Mu'cemü'ş-şamil, lll, 232-235; Abdullah Muhammed el-Habeşi, Cami'u'ş-şürü/:ı ue'l/:ıauaşf, EbGzabT 1425/2004, ı, 329, 596, 628,
673; ll, 847,1118, 1179, 1243, 1426; lll, 1734,
2077, 2089; Mu'cemü'l-mal].tül)iti'l-meucüde fi
mektebati istanbul ue Anatülf (haz. Ali Rıza Karabulut), [ baskı yeri ve tarihi yok[, ll, 703; "Siyalkılti " , EJ2 (İng . ), IX, 693; el-!famüsü'l-İslamf, lll,
581; Fer!de HüccetT, "Siyiilküti", DMT, IX, 250251.
CiJ
şatü'l-eşer,
M
MusTAFA AKÇAY
293
Download

TDV DIA - İslam Ansiklopedisi