PURITANIZMDEN
M/
mm
HEDONİZME
YENİ ÇALIŞMA ETIGI
•
V I
PÜRİTANİZMDEN
YENİ
HEDONİZME
ÇALİŞMA
VEYSEL
ETİĞİ
BOZKURT
PÜRİTANİZMDEN HEDONİZME
YENİ
ÇALIŞMA
ETİĞİ
DOÇ. DR. VEYSEL BOZKURT
ALESTA -
2000
Alesta: 1
Prütanizmden Hedonizme
YENİ ÇALIŞMA ETİĞİ
Veysel BOZKURT
Birinci Basım - Temmuz 2000
Montaj, Baskı ve C i l t : BAYRAK OFSET
Kapak tasarım ve dizgi: İ & N YURTSEVER
© Her Hakkı Saklıdır.
Kitabın tüm yayın hakları
Alesta Basım Yayım Dağıtıma aittir. Yayınevinden yazılı izin
alınmadan kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz, hiçbir şekilde kopya
edilemez, çoğaltılamaz ve yayımlanamaz.
MERKEZ
ALESTA Basım Yayım Dağıtım
Altıparmak Tahir sokak No: 21 / A
BURSA
Tel: (0 224) 2230745
ÖNSÖZ
M o d e r n / e n d ü s t r i y e l uygarlığın g e l i ş i m i n e paralel olarak,
püritan
çalışma
eriğinin
de
yükselişine
canık
olunmaktadır.
Pürican
e t i k , arzularını bastırmayı, kendini kontrol e c m e y i
öğücler;
çalışmayı yücelterek bir i b a d e c h a l i n e d ö n ü ş t ü r ü r ; o l a b i l d i ğ i n c e çok
üretil) az ti/ketmey'ı t e l k i n e d e r ; meslek k a v r a m ı n ı tanrı b u y r u ğ u
sayar; h e d o n i s t y a ş a m b i ç i m i ve gösteriş t ü k e t i m i n e karşı çıkar;
yaşama
zevkini
bırakıp,
çileri
(asketik)
varoluşu
cek
kabul
e d i l e b i l i r y a ş a m b i ç i m i o l a r a k görür.
A n c a k g ü n ü m ü z ü n pose-endiiseriyel ( p o s t - m o d e r n y a d a
geç-modern)
toplumların
varlığını
dönüşüm
simgesi
hissettiren
denetim
altına
işlevsellik-lerini
bak"
diyen,
çıkmaktadır.
bireyin
sürecinde,
haline
gelen,
rasyonel/eştirme,
alma
ve
çok
modern/endüstriyel
toplumun
bu
çalışma
dünya
gibi
her
için
püritan
Bir d i ğ e r ifade
sahip
değerler
"hayatın tadına
k a y b e t m e y e başlamıştır. O r t a y a
hedonist/narsist özelliklere
alanında
arzularını
yeni
ile k a p i t a l i z m i y a r a t a n
u
bir
etik
modern
ideal tip"\ olan p ü r i t a n , yerini karşıtı olan, a r z u l a r ı m
ö n e ç ı k a r t a n hedonist (hazcı) tüketiciye b ı r a k m a k t a d ı r .
6
M o d e r n l e ş m e / e n d ü s t r i l e ş m e s ü r e c i n d e g e ç k a l m ı ş bir
ülke
olan
Türkiye,
modern
toplumun
üretim
kültürünü
i ç s e l l e ş t i r e m e d e n , p o s t - m o d e r n çağın tüketim kültürünün a d e t a
istilası ile karşı karşıya k a l m ı ş t ı r .
T ü r k i y e ' d e ş i m d i l e r d e ü n i v e r s i t e ö ğ r e n c i s i olan g e n ç l e r ,
piyasa
televizyonun,
başarının,
köşeyi dönmenin, bireyselleşmenin ve tüketimin y ü c e l t i l d i ğ i
(ya da
liberal
yükselen
ekonomisinin,
değer
haline
çok
kanallı
geldiği),
s ü r e c i n e b a ş l a y a n ilk kuşaktır.
bir
dönemde
sosyalleşme
Bu k u ş a ğ ı n d e ğ e r ve t u t u m l a r ı ,
Türkiye'deki kültürel d ö n ü ş ü m ü anlamak bakımından
büyük
ö n e m taşımaktadır.
B u ç a l ı ş m a b e n i m "Bilgi v e T o p l u m " d e r g i s i n i n birinci
sayısında yayınlamış o l d u ğ u m
Endüstriyel
Toplum"
makalenin
yayınlanmasından
"Püritan Etiğin Sonu ve Post-
makalesine
d a y a n m a k t a d ı r . Adı
sonra
çok
sayıda
geçen
değerli
akademisyenle bu konuları k o n u ş m a imkanı .buldum.
B u n l a r ı n b a ş ı n d a Prof. D r . İ h s a n Sezai g e l m e k t e d i r . Prof.
Sezai,
her zaman
olduğu
gibi
bu
çalışmada
da
teşvik
o l m u ş - t u r . Yine Prof. D r . Ali Yaşar Sarıbay, Prof. D r .
Berkay
ve
Doç.
Dr.
Ahmet
Çiğdem'in
bazı
edici
Fügen
önerilerinden
yararlandım.
A n c a k a r a ş t ı r m a n ı n ortaya ç ı k m a s ı n d a e n b ü y ü k d e s t e k
Araş. G ö r . M e m e t Z e n c i r k ı r a n ile Araş. G ö r . A ş k ı n K e s e r ' d e n
gelmiştir. M e m e t ve Aşkın'ın 49 sorundan oluşan 500 anketi,
b ü y ü k bir sabır v e d i k k a t l e bilgisayara i ş l e y e r e k g e r e k l i tabloları
o r t a y a ç ı k a r t m a l a r ı , işlerimi b ü y ü k ö l ç ü d e h ı z l a n d ı r m ı ş t ı r .
7
Ayrıca
aşamalarda,
Kiiçükalp
Perspektif
bu
çalışmanın
Araş" Gör.
ve
Hülya
Aksoy
Kulübü'nün
hazırlanmasında,
Feridun
Yılmaz,
kackıda
üyeleri,
Araş
Gör.
bulunmuş;
anketlerin
değişik
Derda
Entelektüel
uygulanmasında
yardımcı olmuşlardır.
Adını a n d ı k l a r ı m ı n d ı ş ı n d a d a ç o k sayıda d e ğ e r l i i n s a n ı n
katkılarıyla h a z ı r l a n a n b u ç a l ı ş m a ile ilgili olarak, t ü m e m e ğ i
geçenlere teşekkür ediyorum.
Çalışmanın
hataları
ya
da
eksikleri
kuşkusuz
sadece
h a z ı r l a y a n a aittir.
Veysel B O Z K U R T
BURSA
İÇİNDEKİLER
ÖNSÖZ
5
İÇİNDEKİLER
9
GİRİŞ
11
BİRİNCİ
I. P Ü R İ T A N İ Z M D E N
BÖLÜM
HEDONİZME
YENt
Ç A L I Ş M A ETİĞİ
A/ÇALIŞMA" K A V R A M ı V K l ' U E - M O D E K N T O I M . I ' M L A R
1. Çalışma Kavramı
'.
2. I'rc-Modern Toplumlarda Çalışma
H.ENDOSTRİ
U Y G A R L I Ğ I N I N Y Ü K S E L İ Ş İ VE
l'ÜRİTAN
15
ıS
18
ETİK
1. I'iirican Etik
2 . I'üricanizmiıı Eleştirisi
IİEDONİ/.M.
EKSİK M O D E R N İ T E
İKİNCİ
II. P Ü R İ T A N İ Z M D E N
BÖLÜM
HEDONİZME YENİ
EVRENI,
34
34
36
44
VK TI'IRKİYE:....55
ÇALIŞMA
ULUDAĞ ÜNIVERSITESI ÖĞRENCILERI ÜZERINDE BIR
YARAŞTıRMANıN
21
21
32
C . l ' Ü R İ T A N İ Z M D E N H E D O N İ Z M E ÇALIŞMA ETİĞİ
l.l'üritani/.nıin Düşüşü vc I Icdoııi/.ıııin Yükselişi.....
l. I'ost-Eııdiistriyel Dönüşüm, l'üritanizm vc Yeni Çalığına Eliği
.V Hedonizm, Tüketim Toplumu, Narsisizm ve Eleştirel Söylem
D.l'İ'lRİTANİ/M,
15
YÖNTEMI VK ÖRNEKı.EMI
ETİĞİ:
65
UYGULAMA.65
65
».ARAŞTıRMAYA ILIŞKIN B U L G U L A R
6S
ı. G E N E L KARAKTERISTIKLER
6H
2. IMIRITAN ÇALIŞMA IÎTICÎİ
a Çalışmaya Verilen Önem
b.Dersleri İzleme ve Çalışma Düzeyi
c. İhtiyaç ve Sıkı Çalışma
d. Çilecilik ve Hayatın Anlamı
e. Sıkı Çalışma ve Karakter
t". Tembellik ve Başarısızlık İlişkisi
g. Sorumluluk ve İş Seçimi
h. İşinde İyi Olmak
ı. Başarı ve Sıkı Çalışma
i. Ölümden Sonra Hayat
71
71
76
80
82
85
87
89
93
94
100
3. H E D O N İ S T / N A R S İ S İ S T YENİ ÇALIŞMA ETİĞİ
a.BoşZamanın Anlamı.....
b.Başarıda Kişisel İlişkiler ve Şans Faktörü
c Kurnazlık
d. Kolay Yoldan Köşeyi Dönmek
c.Kendini Düşünmek
f. İyi Yaşamak
g. Her Şey Mubahtır
h Günümüz Gençliği Açısından Mizahın Önemi
.?.
ı. Hayatın Keyfini Çıkartmak
i.Siyasete İlgi Düzeyi
k. Ücret ve Kariyer
LCinsellik
,
104
104
111
113
116
120
123
126
130
132
145
148
150
4. O R T A L A M A L A R I M I N TOIM.U
l'ıiritan çalışın;! ctigi
153
154
DEĞERLENDİRMESİ
5 . Ü N İ V E R S İ T E Ö Ğ R E N C İ L E R İ N İ N T Ü R K İ Y E ' D E ÇALİŞMA E T İ Ğ İ N E
YÖNELİK G Ö R Ü Ş L E R İ
159
a. Liyakat ve Kayırmacılık
159
b. Egoizm ve Toplumsal Sorumluluk
161
c. Karşılıklı Samimiyet ve Sadakat
167
d. Gençler ve Başarı Kavramı
168
e. Çalışma. Çalma ve Kazanç
169
1*. Toplumsal Dayanışma
171
g. Günümüzde Kurnazlığın Takdiri
172
SONUÇ..
PÜRİTANİZMDEN HEDONİZME
"YENİ ÇALIŞMA ETİĞİ" ANKET FORMU
KAYNAKÇA
»75
187
»91
GİRİŞ
Post-endüstriyel d ö n ü ş ü m sürecini yaşayan toplumlarda,
m o d e m / e n d ü s t r i y e l toplumların simgesi
erik",
"rasyonelleştinne"
dünyanın
başka
ya
"iş disiplininin
da
bölgelerinde,
henüz
haline gelen
"son"ıı
"piiritan
tartışılırken,
modern
/kapitalist
t o p l u m u n "olmazsa o l m a z " ı olan " s e r b e s t piyasa d ü z e n i " n i tesis
e t m e v e " d ü n y a y a a ç ı l m a " çabası i ç e r i s i n d e k i ü l k e l e r d e , sosyal
t e o r i d e k i g e l i ş m e l e r a ç ı s ı n d a n , k a r ş ı m ı z a "ilginç" v e "çelişkili"
bir m a n z a r a ç ı k m a k t a d ı r .
Günümüz
Kırgız
dilinde,
günlük
yaşamda
k u l l a n ı l a n k a v r a m l a r d a n birisi "cönele"d\r. Bizim
"öylesine"
Türkçe'ye
olarak
çevirebileceğimiz
en
çok
kullandığımız
bu
"cönele"
k a v r a m ı a y n ı z a m a n d a , k ı s m e n "ekonomik modernleşme" s ü r e c i n i n
e t k i s i n d e k i Kırgızlar t a r a f ı n d a n , Kırgız k i m l i ğ i n i n bir a l a m c t - i
farikası
olarak
değerlendirilmektedir.
VVeber'in
"amaca yönelik
rasyonel davranış" k a v r a m ı n ı n t a m karşıtı bir a n l a m ihtiva e d e n
"cönele" davranış çerçevesinde,
b u ü l k e d e ç o k sayıda ü r e t i l m i ş
mizahi söylemlere tanık olunmaktadır.
Ayrıca
dilin
ötesinde,
"cönele" davranışın etkisi
dışarıdan
gelen
iş
arasında,
"iş disiplininin
günlük
yaşamın
her
baskın gözükmektedir.
adamlarının
en
yetersizliği
çok
karşılaştığı
gelmektedir.
alanında
Bu
ülkeye
sorunlar
Verilen
işin
12
istisnalar
dışında
"vs/Atinde"
yerine
getirilmemesinden
sıkça
şikayet edilmektedir.
Yine
konuyu
olsalar
"yabancı
ise,
püritanlar"ın
ekonomik
dahi,
bu
en
bakımdan
ülkede
çok
son
şaşırdığı
derece
"göster/ş//
insanların
bir
zor
başka
durumda
eğlence/cı"
için
m u t l a k a bir y e r l e r d e n k a y n a k b u l a b i l m e l e r i g e l m e k t e d i r .
Öte
yandan
sokaklarda,
yöneticilerin
"Adamı adam yapan ça/ışmaJttıı"
boyutlarda
astıkları,
şeklindeki,
dev
modern
t o p l u m u n "et/ıosn\x o l a n , bir t ü r "püıitan erik" y a r a t m a y a y ö n e l i k
d ö v i z l e r e sıkça t a n ı k o l u n m a k t a d ı r .
Aslında
bu
durum
sadece
Kırgızistan'a
özgü
değildir.
Pre-cndüstriyel ya da pre-kapitalist toplumların h e m e n h e m e n
tümünde
buna
benzer
kültürel
özelliklerle
karşılaşmak
m ü m k ü n d ü r . B u r a d a ilginç o l a n , sosyal t e o r i d e g i d e r e k d a h a
ç o k saldırıya u ğ r a y a n m o d e r n p a r a d i g m a n ı n b u ü l k e a ç ı s ı n d a n ,
özellikle
bu
çalışmanın
konusunu
oluşturan
"çalışma
etiği"
b a ğ l a m ı n d a s a h i p o l d u ğ u işlevselliktir.
Bu
kavramı
araştırmanın
ve
alındıktan
pre-modern
sonra,
birinci
bölümde,
toplumlarda
VVeber'in
ünlü
öncelikle,
çalışmanın
"Protestan
çalışma
anlamı
ele
Ahlakı
ve
K a p i t a l i z m i n R u h u " adlı e s e r i n d e n h a r e k e t l e , k u r t u l u ş a e r m e k
için, h a z a l m a y a y ö n e l i k h e r t ü r l ü a r z u y u bastıran, sıkı ç a l ı ş m a
disiplinini,
çok
üretip az tüketmeyi
savunan,
buna
karşılık
e l i n d e b i r i k e n k a y n a ğ ı r a s y o n e l olarak k u l l a n m a y ı v u r g u l a y a n
v e m o d e r n t o p l u m u n e t h o s ' u olan p ü r i t a n i z m s o r g u l a n a c a k t ı r .
Aynı z a m a n d a a r a ş t ı r m a n ı n t e o r i k ç e r ç e v e s i n i o l u ş t u r a n
b u b ö l ü m d e , m o d e r n p a r a d i g m a n ı n g e r i l e m e s ü r e c i n e paralel
13
o l a r a k , pliritan e t i ğ i n d e y e r i n i h e d o n i s t / n a r s i s i s t bir k ü l t ü r e
bırakması
Bell
ve
süreci
tartışılmaktadır. Christopher Lasch,
Zygmunt
püritanizmin
Bauman
gerilemesine
gibi
sosyologlardan
paralel
olarak
Daniel
hareketle
ortaya
çıkan
h e d o n i s t / n a r s i s i s t y e n i ç a l ı ş m a k ü l t ü r ü (etiği) i n c e l e n m e k t e d i r .
Yine birinci b ö l ü m d e , p ü r i t a n i z m v e h e d o n i z m b a ğ l a m ı n d a ,
kısaca T ü r k i y e ' d e ç a l ı ş m a etiği s o r g u l a n a c a k t ı r .
U y g u l a m a y a ilişkin ikinci b ö l ü m d e ise, t e o r i k a l a n d a ileri
sürülen
etiği
iddialar
açısından,
bağlamında
üniversite
tutumları,
öğrencilerinin
yapılan
çerçevesinde incelenmektedir.
bir
alan
çalışma
araştırması
U l u d a ğ Ü n i v e r s i t e s i n d e , farklı
ö z e l l i k l e r e s a h i p o l d u ğ u n a i n a n ı l a n İ k t i s a d i v e İdari Bilimler,
T ı p , İlahiyat ve
Mühendislik ve Mimarlık Fakültelerinden
500 öğrenci üzerinde
bir a n k e t çalışması y a p ı l m ı ş t ı r .
A n k e t f o r m u n d a , sorular ü ç g r u b a ayrılmıştır v e k i m l i k
soruları d ı ş ı n d a 4 2 soru m e v c u t t u r . . Birinci g r u p , ö ğ r e n c i l e r i n
püritan
etiğe,
serbest
zamana
ikinci
ve
grup
ı7/;ın
sorular ise,
keyfini
sıkı
çalışmaktan
çıkarmaya
n a r s i s i s t / h e d o n i s t bir n i t e l i ğ e s a h i p o l a n
vurgu
çok
yapan,
"yeni çalışma e t i ğ i " n e
yönelik tutumlarını anlamaya yöneliktir.
Anket formundaki
üçüncü
g r u p sorular ise,
üniversite
ö ğ r e n c i l e r i n i n T ü r k i y e ' d e k i ç a l ı ş m a e t i ğ i n i nasıl d e ğ e r l e n d i r ­
dikleri
belirlemeyi
amaçlamaktadır.
Konuyla
ilgili
akademik
l i t e r a t ü r ü n bir ç o k b a k ı m d a n d ı ş ı n a t a ş a n b u s o r u l a r d a k i e n
ö n e m l i h a r e k e t n o k t a l a r ı m ı z d a n birisini W e b e r " i n ü n l ü " İ n s a n
kalbinde
olanı
görür"
sözü • o l u ş t u r m a k t a d ı r .
Doğrudan
çalışmaya yönelik k e n d i tutumlarını açıklamakta n i s p e t e n t u t u k
olan
öğrenciler, T ü r k i y e ' d e
yönelik
sorularda,
içeriden
çalışma
birisi
etiğini
olarak,
değerlendirmeye
oldukça
rahat
bir
14
b i ç i m d e d ü ş ü n c e l e r i n i ifade e t m i ş l e r d i r . N i t e k i m ilk g r u p t a y e r
alan
püritanjzm
ve
hedonizme
yönelik
cevaplarını
d e ğ e r l e n d i r i r k e n , ü ç ü n c ü g r u p t a v e r i l e n soruların d a d i k k a t e
a l ı n m a s ı n d a yarar vardır.
A r a ş t ı r m a d a , k a n t i t a t i f y ö n t e m i n bazı e k s i k l i k l e r i d i k k a t e
alınarak,
mümkün
olduğunca
kalitatif
yöntemden
de
y a r a r l a n ı l m a y a çalışılmıştır. B u a m a ç l a , ç o k sayıda ö ğ r e n c i g r u b u
ile
yüz
yüze
görüşmeler
yapılarak,
çalışma
etiğine
yönelik
t u t u m l a r ı tartışılmıştır.
S o n u ç b ö l ü m ü n d e ise,
m e y e tabi t u t u l m u ş t u r .
b u l g u l a r g e n e l bir d e ğ e r l e n d i r ­
BİRİNCİ BÖLÜM
I.
PÜRİTANİZMDEN
YENİ
HEDONİZME
Ç A L I Ş M A ETİĞİ
A. "ÇALIŞMA" KAVRAMI VE
PRE-MODERN
TOPLUMLAR
1. Çalışma Kavramı
Ç a l ı ş m a k a v r a m ı n ı n etimolojisi, p r e - m o d e r n t o p l u m l a r d a ,
çalışmaya
yüklenilen
anlamlar
konusunda
oldukça
önemli
ipuçları v e r m e k t e d i r . Ö r n e ğ i n batı d i l l e r i n d e ç a l ı ş m a a n l a m ı n a
gelen
"travail",
Latince
işkence
aleti
t ü r e m i ş t i r . Yine R o m a l ı l a r ı n ç a l ı ş m a için
olan
"tripalium"dan
kullandıkları "labour"
(ya da labor) s ö z c ü ğ ü d e , "zahmef\ "yorgunluk", "aci", "tzdırap"
gibi çağrışımlara s a h i p t i r .
Yani
çalışmak
bir t ü r c e z a o l a r a k
g ö r ü l m e k t e d i r ( A r e n d t , s. 115; Savater,s. 100).
16
Bizde
arasında
de
ilişki
Türkçe'sinde
bazı
yazarlar,
"çalışma"
k u r m a k t a d ı r l a r (Savaşır,
çalışmak
yerine
ile
"çalmak"
Lordoğlu,
"işlemek",
kökü
s.l).
Azeri
Kırgızistan'da
da
"emgegr (yani e m e k ) s ö z c ü ğ ü k u l l a n ı l m a k t a d ı r . "Emek" s ö z c ü ğ ü
de y i n e
Batı
dilerindekine
bezer biçimde,
"yorgunluk" a n l a m ı n a g e l m e k t e d i r .
"sıkıntı",
"zahmef',
A n c a k z a m a n l a , g e r e k Batı
d i l l e r i n d e g e r e k s e T ü r k ç e ' d e ç a l ı ş m a k a v r a m ı n a farklı a n l a m l a r
yüklenmiştir.
Bir
tür
doğayı
değiştirme
çabası
olan
"çalışma"
k a v r a m ı n ı n t a m bir t a n ı m ı n ı v e r m e k son d e r e c e g ü ç t ü r . N e y i n
çalışma
sayılacağı,
bu
hareketin
gerçekleştirildiği,
spesifik
t o p l u m s a l k o ş u l l a r v e b u n l a r ı n nasıl y o r u m l a n a c a ğ ı ile alakalıdır.
Belli bir h a r e k e t i n , çalışma, b o ş z a m a n , ikisi b i r d e n ya da hiç
biri o l a r a k y a p ı l m a s ı , var olan z a m a n s a l , m e k a n s a l
koşullarla
sıkı
sıkıya
ilişkilidir.
Çoğu
sosyolojik
ve kültürel
araştırma,
ç a l ı ş m a k a v r a m ı ile ü c r e t l i çalışmayı k a s t e d e r . ( G r i n t , s.10-11).
Biz
bu
araştırmada,
"çalışma"yı' en
geniş
anlamıyla
k u l l a n m a k t a y ı z . B u n a g ö r e ç a l ı ş m a , bir k u l l a n ı m d e ğ e r i olan
m a l v e y a h i z m e t ü r e t e n h e r t ü r l ü e t k i n l i k t i r ; y a n i " i n s a n ı n yarar
s a ğ l a m a k a m a c ı y l a aklı, elleri, a l e t v e m a k i n e y a r d ı m ı y l a m a d d e
üzerinde
uyguladığı
ve
sonunda
insanı
etkileyerek
onu
d e ğ i ş t i r e n e y l e m l e r i n t ü m ü d ü r " 1 . B u a n l a m ı y l a , ufak t a m i r a t ,
öğrencilerin
ya da ev kadınlarının yaptıkları da çalışmadır
( B r e m o n d , G e l e d a n , s.168).
' Bremond ve Geledan (s.168), çalıma kavramının diğer anlamlarını şu şekilde
belirtiyorlar: Dar anlamda çalışma, ödüllendirilen çalışmadır. Çalışma belli bir ekonomik
çerçevede (ücretli, sanatkar, serbest meslek erbabı...) başkası için değer üreten etkinliktir
Ekonomik açıdan dikkate alınan esas itibarıyla ödüllendirilmiş iştir. Ara anlamıyla çalışma
ise. "başkası için değeri olan bir şeyler Üreten bir etkinliktir." Bu anlam, örneğin kişisel
temizlikle geçirilen zamanı dışarıda bırakarak, ama ailenin diğer bireyleri için bir değeri
olan ev kadının çalışmasını dahil etmek suretiyle işin anlamını sınırlamaktadır.,Ekonomik
anlamda çalışma ise, çalışanların tümünün üretken eltilikleridir.
17
"Haz
ilkesinin
karşıt?
bir
anlam
ifade
aralarındaki
fakın
ortaya
konulması
farklı
olan
zaman
çalışma
gerekir.
Applebaum'un
m o d e r n ç a ğ d a boş zamanı ç a l ı ş m a k ­
(s.50) da belirttiği ş e k i l d e ,
tan
eden
boş zaman k a v r a m ı ile
k a v r a m ı n ı n d a h a iyi a n l a ş ı l a b i l m e s i için,
veya
koşul
olarak
anlama eğilimimiz
vardır. Ç a l ı ş m a , gerginlik, ç a b a , g a y r e t ve z a h m e t içerir, oysa boş
zaman
çabasız,
zorlukla
rahat
yapılır,
ve
oysa
zevk
boş
vericidir.
zaman
Çalışma,
zorlama
zorlamasız
ve
ve
varoluşu
s ü r d ü r m e k için z o r u n l u d e ğ i l d i r .
Ç a l ı ş m a bir a m a c a y ö n e l i k bir araç olarak g ö r ü l ü r , oysa
b o ş z a m a n k e n d i i ç i n d e bir a m a ç olarak k a b u l edilir. Ç a l ı ş m a
diğerleri
h a r c a n m ı ş z a m a n d ı r , oysa boş zaman insanın kendi
için
zamanıdır. Ç a l ı ş m a n ı n
t o p l u m s a l olarak yararlı ve t o p l u m için
z o r u n l u l u k o l d u ğ u n a inanılır, oysa boş z a m a n ı n tadı b i r e y s e l
o l a r a k çıkartılır. Ç a l ı ş m a ,
ö d ü l l e n d i r i l i r , oysa b o ş z a m a n k e n d i
kendinin ödülüdür ve kendi kendini tatmin eder.
sıklıkla
rutin
özgürleşme
içinde
ve
veya
seçim
yeksenaktır,
tatildir,
yapmaya
öte
yandan
rutinden
imkan
örgütlenir,
sıkı
sıkıya
tarafından
düzenlenmiştir,
oysa
zaman
özgürleşmeye
sağlar.
başkalarınca
boş
Çalışma
Endüstriyel
programlanmış
boş
ve
bir
kendi
çalışma
ve
zamanda,
saatler
insan
işvereninden, zamanlamalardan, programlardan ve sistematikl e ş t i r m e l e r d e n k u r t u l m u ş t u r . Ç a l ı ş m a y ı , o y u n y a d a s a n a t gibi
başka
hoşa
giden
uğraşlardan
ayırt
zorunluluk ilkesidir ( S a v o t e r , s. 100).
etmenin
en
iyi
yolu,
18
2. Pre-Modern Toplumlarda Çalışma
"Çalışma"
kavramıdır.
ya
"çalışma
da
etiği1" . m o d e r n
çağın
bir
P r e - m o d e r n toplumlarda g ü n ü m ü z d e k i anlamıyla
bir ç a l ı ş m a söz k o n u s u d e ğ i l d i r v e p r e - m o d e r n i n s a n S o m b a r t ' ı n
"doğal"
deyimiyle
faaliyetler,
bir
sadece
düzenlenir;
insandır.
var
çiftçiler
ya
olmak
da
Bu
için
toplumlarda
yeterlilik
zanaatkarlar
ekonomik
ilkesine
çalışmaya,
göre
sadece
"geçimlerini sağlayacakları bir g ö z l e bakarlar ve d a h a fazla da bir
şey
beklemezler.
Buna
karşılık
iktisadi
yaşam,
atadan kalma
usullerle, g e l e n e k s e l kurallara g ö r e b i ç i m l e n i r ( S o m b a r t , s.39).
Ö t e y a n d a n "çalışma" d ü ş ü n ü r l e r a r a s ı n d a ö z e l l i k l e A n t i k
çağda
köle
sınıfa
değerlendirilmiştir.
"aşağılık"
özgü
Çünkü
çalışma
bir
"zorunluluk"
bir
"beden üzerinde bir denetim"
k u r m a sürecidir.
"zorunluluk"
bir
"özgürlük"
ve
değerlendirilmiş
ve
özgür
birinin
insanların
kavram
zıddı
olarak
gereği
Oysa Antik çağda
kavramlar
olarak
zorunlulukların
kölesi
o l a m a y a c a ğ ı v u r g u l a n m ı ş t ı r . N i t e k i m A n t i k ç a ğ d a filozoflar bir
çok
konuda
kölelere
ihtilaf
özgü
halinde
aşağılık
olmalarına
bir
iş
olduğu
rağmen,
çalışmanın
konusunda
ittifak
etmektedirler.
"Tembellik
belirttiği
şekilde
Hakkı"nın
bu
çağda
yazarı
bir ç o k
Lafargue'nin
şair
de
tembelliğe
(s.21)
övgüler
d ü z m ü ş t ü r ; ö r n e ğ i n P l a t o n C u m h u r i y e t adlı e s e r i n d e şunları
söylüyor: " D o ğ a , n e k u n d u r a c ı y a r a t m ı ş t ı r n e d e d e m i r c i . B u t ü r
uğraşlar,
1
onları
uygulayan
insanları,
o
aşağılık
ücretlileri,
Çalışma etiği, Üretken emeğe ya da çalışmaya, çalışanlar ya da bu emeği harcayanlar
tarafından kendi başına bir olgu olarak değer verilmesini: toplumsal baskıların, teşvik
primlerinin ya da işverenlerin işgüçlerinden azami çıktıyı elde etmek amacıyla geliştirdikleri
başka araçların sağlayabileceğinden daha fazla çaba harcanmasının özendirilmesini anlatan
birlerim (Marshall, s. 1 1 0 ) .
19
durumları
dolayısıyla
siyasal
hakları
olmayan
adsız
sefilleri
a l ç a l t m a k t a d ı r . Yalan s ö y l e m e y e v e a l d a t m a y a alışık t ü c c a r l a r a
gelince,
o n l a r a s i t e d e k a ç ı n ı l m a z bir k ö t ü l ü k o l a r a k k a t l a n a ­
biliriz a n c a k .
D ü k k a n ticareti ile alçalan y u r t t a ş , b u s u ç için
kovuşturulacaktır.
çaptırılacaktır.
Suçu
Suçun
belli
her
olursa
bir
yıl
yenilenişinde
hapis
ceza
cezasına
iki
katına
çıkacaktır."
Romalılar
ise
Antik
çağ
düşünürlerine
göre
çalışmak
k o n u s u n d a n i s p e t e n d a h a ılımlı g ö r ü n s e l e r bile ö z ü n d e , o n l a r d a
d a m o d e r n çağa ö z g ü ç a l ı ş m a y a y ö n e l i k o l u m l u t u t u m m e v c u t
değildir. Onlar,
soylu
askerliği kabul ederler.
meslek olarak sadece tarım ve
ve ö z g ü r
B u n a karşılık b ü t ü n y u r t t a ş l a r g e ç i m l e r i n i
s a ğ l a m a k için, yasal o l a r a k k ö l e l e r e ö z g ü
hiç bir "aşağılık iş"
(meslekleri böyle tanımlıyorlar) y a p m a k zorunda kalmıyorlardı.
Çiçero'nun
şu
sözleri
Romalıların
görüşlerini
yansıtması
açısından önemlidir: "Ticaret ne üretebilir namusuyla? D ü k k a n
a d ı n ı taşıyan hiç bir şey d ü r ü s t bir i n s a n a y a r a ş m a z . T ü c c a r l a r ,
yalan s ö y l e m e d e n k a z a n ç e l d e e d e m e z l e r , 'oysa y a l a n d a n d a h a
utanç
verici
ne
vardır!
Öyleyse
emeklerine
ve
zanaatlarına
aşağılık bir ş e y g ö z ü y l e bakabiliriz. Ç ü n k ü , h e r k i m k i e m e ğ i n i
p a r a karşılığında verirse,
kendini satmış ve köle d u r u m u n a
d ü ş m ü ş o l u r " ( A k . L a f a r g u e , s.21).
Ç a l ı ş m a , m o d e r n ç a ğ d a e n d ü s t r i l e ş m e s ü r e c i n e paralel
olarak,
toplumsal
yaşamda
merkezi
için
yapılan
olmamış
ve
bir
süreçtir
"özel alan"a
bir
"doğal insan"\
Pre-endüstriyel toplumların
ve
asla
önem
kazanmıştır.
için, ç a l ı ş m a g e ç i m
"toplumsal bütünlük"
hapsedilmiştir.
unsuru
"kamusal
Çalışmanın
alan"da g e r ç e k l e ş t i r i l m e s i , m o d e r n ç a ğ ı n bir ü r ü n ü d ü r .
pre-endüstriyel
toplumlarda
insanlar
şimdikinden
daha
Yine
az
20
a t a d a n k a l m a doğal
çalışmaktadırlar. Çalışma, b ü y ü k ölçüde
yaşama
ritmine
bağlı sezgisel bir hünerdir.
D a h a fazla k a z a n m a k için, k i m s e ç a b a s ı n ı y a y g ı n l a ş t ı r m a k
v e y a d e r i n l e ş t i r m e k f i k r i n d e değildir. İşçi m ü m k ü n o l d u ğ u n c a ,
fazla çalışarak g ü n d e n e k a d a r k a z a n a b i l i r i m d i y e değil,
bugüne
k a d a r k a z a n d ı ğ ı m geliri, t e m i n için n e k a d a r ç a l ı ş m a l ı y ı m d i y e
sormaktadır.
Nitekim
sanayileşmenin" başlangıç
yıllarında
işçilerin s ü r e k l i t a m g ü n ç a l ı ş m a y ı i s t e m e m e l e r i ilk fabrikaların
çökmesine
yol
"Çalışmazlarsa,
gerekenlere
açmıştır
(Gorz,
dünyanın
yoksul
sonu
diye
s.35).
Bu
konuda
geleceği
acımaya
için,
kalkarsak,
Burke,
çalışması
insanlığın
d u r u m u n u c i d d i y e a l m ı y o r u z d e m e k t i r . " (Ak. P o l a n y i , s . 131)
"iş
şeklindeki
ifadesiyle,
tehlikelerine
işaret e t m i ş t i r .
girişimcilerin
deyimiyle
bu
disiplini"ndeki
Bu
sebeple
"uyuşuk",
yetersizliğin
de
"tember
ilk
dönem
işgücünü
ç a l ı ş t ı r a b i l m e k için a d e t a y a ş a m a d ü z e y i n i n s ı n ı r ı n d a , d ü ş ü k
ü c r e t politikası i z l e n m i ş t i r .
Bir d i ğ e r ifade ile P ü r i t a n i z m i n ( T a b a l o d a b k . C a l v i n i z m )
öncesinde
karşılık
"boş zaman"
"çalışmak"
(leisure)
olumlu
karşılanmış,
olumsuz değerlendirilmiş ya
ç a ğ d a k i a n l a m ı y l a asla y ü c e l t i l m e m i ş t i r .
buna
da m o d e r n
21
Tablo.l.l.Antik Yunan, Roma, Erken Hıristiyanlık ve
Calvinizm'de Çalışma ve Boş Zaman Anlayışları.
Çalışına
Dönemler
Boş
zaman
Antik Yunan
kültürü
Olumsuz
Tefekkür
Roma kültürü
Amaçlan gerçekleştirmek için
gerekli
Daha çok çalışmak için
dinlenme
Krkcıı
1 Iristivanlık
İnsan ihtiyaçları için gerekli
(ulvini/m
C e n n e t e "seçilenler" arasına
girebilmek için bir araç
\
Hoş /aman:. Tanrının
tefekkürü
Serbest zaman: Tembellik
E. E. Bear , T h e Sensetive I, John YViley&Sons,Inc.,1975,
s.l8'den dönüştürülmüştür.
Epistemolojik
edersek
tartışmaları
bir
tarafa
modern/endüstriyel/kapitalist
paralel
olarak,
yüceltilmesi"'
ve
Horkheimer)
ağırlığını
daha
"püritan etik",
ya
da
bırakarak
uygarlığın
çok
ifade
yükselişine
"çalışmanın
hissettiren
"kapitalizmin ideolojisi" ( M a r k s ve
"kapitalizmin
ethos'ti"
(Weber
ve
Bell
)
haline gelmiştir.
B.
ENDÜSTRİ UYGARLIĞININ YÜKSELİŞİ
VE PÜRİTAN ETİK
1. Püritan Etik
K a p i t a l i s t / e n d ü s t r i y e l d ü z e n i n i n g e l i ş i m i n e paralel olarak,
büyük
miktarlarda işgücü
pre-endüstriyel toplumun
kazancın
peşindedir.
gereksinimi
ortaya ç ı k m ı ş t ı r .
"tembeF insanı, y a ş a y a b i l e c e ğ i
Kapitalist
girişimcinin
Oysa
kadar
fabrikasını
ç a l ı ş t ı r a b i l m e s i için ise d a h a fazlasına g e r e k s i n i m i vardır. Ö t e
22
y a n d a n köle e m e ğ i kullanımı, A d a m Smith'in de vurguladığı
şekilde,
kadar
pek
rasyonel
fazla
değildir;
yiyip,
çünkü
çalışabileceği
bir k ö l e ,
kadar
da
yiyebileceği
az
çalışmaya
b a k m a k t a d ı r ( S e e , s. 152).
Eğer
endüstri
Weber,
karşıtı
yoldan
"çalışma
devrimi
disiplinim
giderek
ifade
bir
zorunluluk
g e t i r m i ş t i r . Bazı yazarlara g ö r e ( N i g o h o s i a n ,
dönemde
kapitalist t o p l u m u n
etmiştir';
örneğin
bir
"Papaz
haline
1980) kilise, bu
"entelektüel ordusu"
idarecinin:
edersek,
gibi
hareket
sınıfının
etkisini
alabildiğine g ü ç l e n d i r m e k istiyorum. Ç ü n k ü keyfine bak diyen
felsefeyi değil,
öğreten
iyi
o n a b u d ü n y a d a acı ç e k m e k için b u l u n d u ğ u n u
felsefeyi
yayma
bakımından
güveniyorum
papaz
sınıfına" ş e k l i n d e k i sözleri m e v c u t ilişkiyi d e s t e k l e r n i t e l i k t e d i r
( L a f a r g u e , s . 11). Ö t e y a n d a n b u s ü r e ç t e ç a l ı ş m a etiği ile e ğ i t i m
a r a s ı n d a k i ilişkiyi d e i h m a l e t m e m e k g e r e k i r ( N a y l o r ; H e l l e r ,
Ruiz-Quinr,anilla,.s.5080).
eğitim,
"dakikliğr
t a r i h b o y u n c a insanları
harekete
Özellikle zorunlu
ve "disiplini' v u r g u l a m ı ş t ı r .
Bilindiği ş e k i l d e
>
din,
g e ç i r m e d e h e p e n g ü ç l ü u n s u r l a r d a n birisi o l m u ş t u r . W e b e r ,
m o d e r n k a p i t a l i z m i n o r t a y a ç ı k ı ş ı n d a asıl belirleyici u n s u r u n
P r o t e s t a n l ı k o l d u ğ u n u ifade e t m e k t e d i r . O ' n u n " P r o t e s t a n E t i k
ve
Kapitalizmin
Ruhu"
adlı
çalışmasında
ortaya
attığı
tez,
' E. Fromm'un (s.67) da belirttiği şekilde, kapitalizmin ekonomik gelişmesine, ruhsal
atmosferdeki önemli değişiklikler etki etmiştir. Ortaçağın sonlarına doğru bu dur durak
bilmezlik ruhu yaşamın içine girmiştir. Çağdaş anlamdaki zaman kavramı gelişmeye
başlamış ve dakikalar önem kazanmıştır. Bu yeni zaman duygusunun belirtisi, Nürnberg'de
saatlerin on altıncı yüzyıldan itibaren çanlarını çeyrek saatte çalması gerçeğidir. Bir çok
tatil bir talihsizlik olarak görülmeye başlanmıştır.
Zaman öylesine değerliydi ki, bunun
yayarlı olmayan hiçbir amaç için harcanmaması gerektiğine inanıldı. Çalışma, giderek en
büyük değer durumuna geldi. Çalışmaya yönelik yeni bir tutum gelişti ve öylesine güçlendi
ki, orta sınıf kilisenin kurumlarının ekonomik ürelkensizliğine karşı artan bir içerleme
duymaya başladı ve beceriklilik en büyük ahlaki özellik halini kazandı.
23
yayınladığı tarihten itibaren, l e h t e ve aleyhte geniş yankılar
uyandırmıştır.
Braudel
(s.65-6)
gibi
tarihçiler tarafından
"yüzeysei
ve
"abartılı"
olarak
değerlendirilmiştir.
Gerek
W e b e r ' d e n ö n c e , g e r e k s e W e b e r ' d e n sonra, ç o k sayıda tarihçi,
m o d e r n kapitalizmin o l u ş u m u n u ,
"sermaye birikimi",
"yahudi
etiği",
"rönesans"
"reform hareketleri"
ve
bunlarla
bağlantılı
"matematiğin, kantitatiflbilimsel d ü ş ü n c e n i n " gelişimi gibi (Nef,
s.93; S e e , s.25) P r o t e s t a n e t i k t e z i n i n d ı ş ı n d a f a k t ö r l e r l e
açıklamak yoluna gitmişlerdir4.
M a x W e b e r , " P r o t e s t a n E t i k v e K a p i t a l i z m i n R u h u " adı
altındaki
çalışmasında,
reddetmemekle
beraber,
diğer
kendine
gerekçeleri
özgü
bir
tümüyle
yaklaşım
ortaya
k o y m u ş t u r ; M a r k s ' ı n (s.20) " b i r e y l e r i n n e o l d u ğ u , ü r e t i m l e r i n i n
maddi
koşullarına
dayanır"
şeklindeki
anlayışına
karşılık,
geliştirilmiş
"idealisf
bir
olarak
cevap
"ekonomik
olan,
deteimìnìsf
"anti-marksisf
ve
(Turner,
s.22;
yorumlanmıştır
H a m i l t o n , R o s e , s.46; S c h r o e d e r , 1 9 9 6 , s.141) T a w n e y ' e ( I b )
göre
ise
Weber,
psikolojik
gelişimindeki
Ancak
16.
Protestan
ve
17
etik
koşulların
yüzyıldaki
tezinde,
etkisini
genel
siyasal,
kapitalizmin
araştırmaktadır.
ekonomik
ve
t o p l u m s a l k o ş u l l a r d a d i k k a t e a l ı n m a l ı d ı r ( B k z . T a b l o . 1.1).
4
Weber'in çalışmasına yönelik Giddens ve Sprinzak gibi yazarlar başka eleştirilerde
getirmişlerdir (Furnham, s.3): a. Weber hem protestan teolojiyi hem de katolik teolojiyi
yanlış anlamıştır, b. Weber tezini desteklemek için esasta Anglo Sakson materyallerle
sınırlamıştır; buna karşılık Almanya, Hollanda ve İsviçre gibi örnekler alınan diğer Avrupa
ülkelerinin verileri onun hipotezini desteklemekte yetersizdir, c. Weberin kapitalizmin ilk
formalarıyla modern formu arasındaki ayrımı yersizdir; çünkü, "kapitalizmin ruhu", çok
daha önce ortaya çıkmıştır, d. Modern kapitalizm ile püritanizm arasında olduğu varsayılan
ilişki, asılsızdır. Gerçekte, püritan ideoloji ve uygulamaları, daha önce tesis edilen ekonomik
değişmelerin ikincil bir fenomenidir.
24
Tablo. 1.2. Protestanizm ve Kapitalizm Arasındaki İlişkiye
Yönelik Yaklaşımlar
YAZAR
DÜŞÜNCELERİNİN ÖZETİ
Werner Sotnbard
l ( >02'dc"kapitalizmin ruhu" kavramını geliştirdi ve
Protestanizmin çok öncesinde kapitalizmin köklerinin mev­
cudiyeti kararına vardı. Sıımbart, kapitalist ruhun ana kay­
nağının, Yahudi elifti ve uygulamasında yattığını iddia etti.
(Ekonomist)
R. Stephen Warner
(Sosyolog)
HM
Robertson
(İktisat tarihçisi)
UH.
Tawnty
( iktisat tarif/çişi)
Kurt
Satnudson
((İktisat tarihçisi ve
gazete editörü)
H. Stutgard Hughes
(Tarihçi)
O'na göre, Kapitalizmin gelişiminde dinin önemini
ispatlamak için sistematik kanıtlar ileri süren Weber,
gelişmede, sınıf mücadelesinin rolü hakkındaki Marks'ın gö­
rüşlerini genişletti. Weber insan davranışının karmaşıklığını
doğru algıladı ve Weber'in iddiasını, kapitalizmin urtava
çıkmasında (ek belirleyici kavramdır şeklinde yanlış
unlamamız gerektiği görüşünü savundu.
Kobcrcson'a göre,
dinsel faktörlerin itmesiyle
değil, uygarlığın maddi koşullarının sonucunda ortaya
çıkmıştır. Fransız Katolik vaizleri, çalışan ve tutumlu yaşamı
Protestan papazlardan daha az vurgulamamalardır.
Kapitalizmin
ortaya
çıkmasında
Protestanizm
önemli bir faktördür ancak, bu süreçte sadece Calvinizm ve
l'ütitanizm değil bütün Protestanlar önemlidir.
Bunun
yanında 16. vc 17 yüzyıldaki genel siyasal, ekonomik ve
toplumsal koşullarda dikkate alınmalıdır.
Weber'in
yaklaşımı
Katolik
Belçika'nın
sanayileşmesini açıklayamaz. Kapitalizmi ortaya çıkartan
küçük tasarruflar değil, büyük miktarlarda risk, şans ve doğal
kaynaklardan ekle edilen büyük sermayedir. Weber teoriye
çok fazla, fakat olgulara (facts) çok az yer veriyor.
Weber'in yaklaşımı zor anlaşır ve geniş ölçekli. Weber,
dikkatli bir biçimde bilim adamı özelliklerinin yanı sıra ilgili
dokümanlar dikkati bir biçimde,
yaratıcı Cesaret ile
birleştirmiştir.
Biz Weber'in çalışmasını, kapitalizmin
gelişiminde Protestanlığı, tek belirleyici faktör değil,
etkileyen bir faktör olarak anlamalıyız.
Kay. Gren'den ak. Furnham, s. 4.
25
Bir a ç ı d a n , W e b e r
b u " e n ç o k t a n ı n a n v e e n ç o k yanlış
a n l a ş ı l a n " ( S e n n e t t ' i n , s.413) t e o r i s i n d e , k a p i t a l i s t uygarlığının
içsel
f a k t ö r l e r i n e v e ö z e l l i k l e d e d i n i n i n e t k i s i n e ağırlık ver­
m e k t e d i r . D i ğ e r taraftan d a W e b e r , P r o t e s t a n e t i k ( d a h a ö z e l d e
ifade e d e r s e k P ü r i t a n e t i k ) t e z i y l e , t a r i h s e l bir analiz o l d u ğ u
kadar,
hatta
ondan
anlamada
bir
nedeniyle
önem
"modernliğin
çok
analiz
daha
taşımakta
krizi"",
önemlisi
çerçevesi
"endüstri
ve
(yani
modern
"ideal
günümüzde
toplumunun
kapitalizmi
tip")
sunması
sosyal
sonu"
ve
teoride
"püritantn
ölümü" t a r t ı ş m a l a r ı n d a W e b e r çıkış n o k t a s ı n ı o l u ş t u r m a k t a d ı r .
tezi,
S c h c r o e d e r ' e (1996, s . 141) g ö r e ,
Weber'in Protestan etik
"Batı
büyüsünün
hakkında,
akılcılığı",
kendisinin
ve
"dünyanın
"kültürel
değişme
analizi"
bozulması"
içerisinde,
m e r k e z i bir y e r t u t a n s ü r e ç l e r e ilişkin, bir analizin parçasıdır.
Gert ve Mills, Weber* ın Protestan etiği y a z a r k e n ç a ğ d a ş
kapitalizmin k ö k e n i n d e düşüncelerin özerk rolünü vurgulamayı
a m a ç l a m a s ı n a d i k k a t ç e k i y o r . Weber, ç a ğ d a ş ' k a p i t a l i z m i n d o ğ u ş
aşamasında
özel bir kişilik tipine
(Chalcraft)
ihtiyaç
duyduğunu
d ü ş ü n m e k t e d i r . B u kişilik t i p i n i d e , f a r k ı n d a o l m a d a n k a p i t a l i s t
d a v r a n ı ş b i ç i m l e r i n e u y g u n kişilik t i p i n i n g e l i ş m e s i n e , yol a ç a n
bir dizi d ü ş ü n c e y e ,
inanmanın
psikolojik
sonucu
olarak
görmüştür'.
5
Protestan izm ve Calvinizmin psikolojik boyutuna ilişkin analizinde Fromm, bu
öğretilerin seslendirdiği toplumsal sınıfların ruhsal durumlarını tartışmanın yanında,
I ııther'in ve Calvin'in kişilik tiplerini de sorgular. Luther'in, bir insan olarak, tipik bir
"otoriter kişilik" olduğuna değinir. O n a göre, Luther, olağandışı ölçülerde katı bir baba
tarafından yetiştirildiği ve bir çocuk olarak daha az sevgi ya da güvenlik yaşadığı için,
kişiliği otoriteye yönelik değişmez bir ikilikle yoğrulmuştur; otoriteden nefret etmiş ve
otoriteye baş kaldırmış, ama aynı zamanda da hayranlık duymuş ve boyun eğme eğilimi
göstermiştir. Yaşamının tamamı boyunca her zaman için karşı çıktığı ve hayranlık duyduğu
otoriteler olmuştur: gençliğinde babası ve manastırdaki ustalar: daha sonra da papaz ve
prensler. İçini aşırı bir yalnızlık, güçsüzlük ve kötülük duygusu, ama aynı zamanda egemen
olma tutkusu doldurmuştur. Sadece zorlanımh bir kişiliğin (Devamı arka sayfada)...
26
Ç a ğ d a ş k a p i t a l i z m i n arka p l a n ı n ı n s p i r t u l i s t bir a ç ı k l a m a s ı n ı
veren
Weber,
bir
takım
dinsel
kavramlarla
yola
çıkmıştır
( G e r t & M i l l s , s . 6 4 ; ) . W e b e r ' d e n ö n c e ç o ğ u yazar, k a p i t a l i z m i n
kökenlerinde
dinin
böylesine
önemine
az
yer
vermişlerdir
( G i d d e n s S.729).
m o d e r n k a p i t a l i z m i n irrasyonel o l d u ğ u n a ilişkin
Marks'ın
i d d i a l a r ı n ı n t a m a k s i n e , W e b e r için m o d e r n k a p i t a l i z m i n e n
önemli
özelliği
k a z a n m a açlığı
olsa
onun
rasyonelliğidir.
ile a y n ı ş e y o l m a d ı ğ ı n ı ,
irrasyonel güdülerin dizginlenmesi ( e n
Kapitalizmin
azından
dengelenmesi ile) ö z d e ş l e ş t i r m e k t e d i r . A n c a k , y i n e
kazanç
süreciyle
özdeşleştirmektedir.
sürekli y e n i l e n e n ,
"kazanç"
ve
sınırsız
a n c a k , k a p i t a l i z m i olsa
O'na
"verimlilik"
rasyonel olarak
de k a p i t a l i z m i
göre
Kapitalizm,
peşindedir.
Böyle
o l m a k z o r u n d a d ı r . B ü t ü n bir e k o n o m i k s i s t e m i n kapitalist düzeni
içinde verimliliğe ulaşma
mahkumdur" ( W e b e r ,
imkanı taşımayan
bir işletme batmaya
1985, s. 14-15).
olabileceği ölçüde kuşkular altında kıvranmış ve sürekli olarak da içsel bir güvenlik duygusu
verecek ve onu belli bir belirsizlik işkencesinden kurtaracak bir şeyler aramıştır.
Başkalarından özellikle de kalabalıklardan nefret etmiş, kendinden yaşamdan nefret etmiştir.
Bunca nefretten tutkulu ve umutsuz bir sevilme özlemi doğmuştur. Varlığının tamamını
kuşkuyla, korkuyla ve içsel yalıtımla kaplamış ve bu kişisel temelde o. ruhsal açıdan çok
benzer olan bir konumdaki toplumsal grubun şampiyonu olmuştur (s. 74). Lııther, vaaz
verdiği toplumsal sınıflara zaten yayılmış olan önemsizlik duygusunu açığa çıkartmanın
ötesinde bir şey yapmamıştır; onlara bir çözüm önermemiştir.
Birey sadece kendi
önemsizliğini kabul ederek değil,
ayrıca kendi kendisini son kertesine kadar küçük
düşürerek, hem bireysel irade kırıntısından vazgeçerek, kendi bireysel gücünü reddedip
ayıplayarak, tanrı tarafından kabul edilmeyi umabilir. Luther'in tanrıyla olan ilişkisi tam bir
boyun eğme ilişkisidir. Psikolojik terimlerle onun inanç kavramı şu anlama gelir; eğer
hepten boyun eğersen kendi bireysel önemsizliğini kabul edersen, o zaman gücü tek olan
fanrı seni sevmeye ve kurtarmaya istekli olabilir (s. 87). Böylece Protestanlık öğretileri
yoluyla insan, çağdaş sanayi sisteminde oynayacağı rol için ruhsal olarak hazırlanmıştır
Lııther ve Calvin, insanı çağdaş toplumda üstlenmek zorunda olduğu rol (yani kendi özünün
önemsiz olduğu duygusu ve kendi yaşamını kendine ait olmayan amaçların hizmetine hepten
terk etmeye hazır olma), için psikolojik açıdan hazırlamıştır (s. ) 16).
27
E n d ü s t r i uygarlığının ( W e b e r b u n a k a p i t a l i z m diyor)
g e l i ş i m i n e paralel o l a r a k ev ile işin bir birinden ayrtlmtşttr.
Ö z e l l i k l e ç a l ı ş m a h a y a t ı n d a t o p l u m s a l ilişkiler formelleşmiş,
akılcı esaslara g ö r e d ü z e n l e n m i ş b ü r o k r a t i k k a i d e v e n i z a m l a r
h a k i m o l m u ş t u r . Ö r g ü t l e r d e duygusal ilişkiler'geri p l a n a itilmiş
v e m ü m k ü n o l d u ğ u n c a m e k a n i k bir anlayış ç e r ç e v e s i n d e ,
i n s a n i l i k t e n u z a k bir d ü z e n e g e m e n k ı l ı n m a y a çalışılmıştır.
A s l ı n d a büyü ve sihirden arınma ve rasyonelleştirme, s a d e c e
çalışma
hayatında
göstermektedir.
pratik
bir
O
amaca,
hesaplanmasıyla,
şeklinde
farklı
değil
toplumun
rasyonalizmi,
eldeki
her
alanında
"Kesin
verilerin
olarak
gitgide
kendini
belirlenmiş
daha
doğru
s.250).
metodik
olarak
varılmasıdır"(1986,
tanımlamaktadır.
Weber
farklı
akılcılaştırma
biçimleri
dönüştürmeye
dünyayı
kültür
olabileceğini
yönelik,
çevrelerinde,
söylüyor.
yukarıdaki
r a s y o n e l l e ş t i r m e n i n batıya özgü o l d u ğ u n u
belirtir.
Ancak
anlamda
Oysa
başka
k ü l t ü r l e r d e k i r a s y o n e l l i k (ör. Ç i n ' d e ) , d ü n y a y a egemen o l m a k t a n
z i y a d e , o n a uyum s a ğ l a m a s ü r e c i d i r ( Ö z l e m , s.58).
Habermas'a
kavramı
olan
ile,
göre
(s.38)
bilimsel-teknik
toplumların
"modernleştirme"
"Weber,
"rasyonelleştirme"
ilerlemenin
"modernleşmekte"
kurumsal
diye
çerçeveleri
bilinen
etkilerini
üzerindeki,
anlatmaya
ç a l ı ş m ı ş t ı r " . Bir d i ğ e r ifade ile, W e b e r , k ü l t ü r e l m o d e r n l e ş m e
s ü r e c i n i , sosyal e y l e m i n , b i ç i m s e l r a s y o n e l l e ş m e s i n d e k i artışı
o l a r a k t a n ı m l a m a k t a d ı r ( W a t e r s , s. 181).
W e b e r ' e göre
b i l i m s e l t e k n o l o j i k g e l i ş m e ( v e dolayısıyla
a k ı l c ı l a ş t ı r m a ) s a d e c e e k o n o m i k a l a n d a değil, h a y a t i m i z i n h e r
a l a n ı n d a u y g u l a n m a k t a d ı r ( S c h r o d e r , 1997, s.127).
Verimlilik
ilkesinden
toplumsal
hareket
eden
araçsal
akıl,
bütün
28
eylemleri,
fayda/maliyet
bedeninin
kendi
(hatta
hesabına
cinsel
indirgemiştir;
buna
a r z u l a r ı n ı n ) denetimi de
kişinin
dahildir
( T u r n e r , 1996, s.86).
Batı'da m o d e r n kapitalizmin gelişimini, kökleri P r o t e s t a n
etiğe
dayanan
rasyonelleştirme6
kavramı
çerçevesinde
açıklayan
W e b e r , b u s ü r e c i n , r e f o r m h a r e k e t l e r i y l e a ç ı k l a n m a s ı n a karşı
çıkmaktadır.
bir
O'na
göre
reform,
kilise
t ü m ü y l e kaldmlmast o l m a y ı p
üzerinden
anlamla
değiştirilmesidir.
otoritesinin
Ekonomik
yaşam
b i ç i m i n farklı
var olan
açıdan
gelişmiş
ü l k e l e r d e r e f o r m c u l a r kilise v e d i n i o t o r i t e n i n y a ş a m ü z e r i n d e k i
etkisinin
çok
olmasından
değil,
tersine
çok
az
olmasından
y a k ı n m ı ş l a r d ı r ( W e b e r , 1985, s.29).
Ülkenin
eğitim
daha
ile
dini
havası
ve
aile
kazanılan dini özellikler,
sonraki
mesleki
büyük " ö t e dünyalılığı",
kaderini
çevresinin
yönlendirdiği
kişinin meslek seçimini ve
etkilemektedir.
Katolikliğin
e n y ü k s e k ideali o r t a y a k o y a n asketik
(çileci) özelliği, taraftarlarına b u d ü n y a n ı n n i m e t l e r i k a r ş ı s ı n d a
b ü y ü k bir umursamazlık i ç i n d e o l m a y ı
öğretmiştir(1985,
s 31).
B u n a karşılık İngiliz, H o l l a n d a l ı , A m e r i k a l ı P ü r i t a n l a r d a d ü n y a
z e v k l e r i n i n k a r ş ı s ı n d a o l m a özellikleri ile t a n ı n m ı ş l a r d ı r ; a n c a k
onlar, K a t o l i k l e r v e d i ğ e r D o ğ u d i n l e r i n i n ç o ğ u n d a n d a h a fazla
bu dünyalı o l m u ş l a r d ı r . Bir d i ğ e r ifade ile iki m e z h e p t e b i r e y l e r e
arzularım
bastırmayı,
kendilerini
kontrol
etmeyi
öğütlüyor.
Ancak
b i r i n c i s i n i n ö t e d ü n y a l ı l ı ğ ı n a karşı ikincisi d a h a sektiler, y a n i bu
dünyalıdır.
Püritanların asketizmi,
d a h a çok üretmek,
b u n a karşılık,
d a h a az tüketmek ş e k l i n d e k e n d i n i gösterir. Meslek k a v r a m ı tanrı
" Weber'in rasyonalite kavramına yönelik tartışmalar için bkz. Ahmet
İmkan Olarak Modernité, s. 148-158.
Çiğdem, Bir
29
b u y r u ğ u o l a r a k k a b u l edilir ve çok çalışmak kutsal/aştırılır.
Adeta
b ü t ü n a h l a k i k u r a l l a r bir \m pragmatizme d ö n ü ş t ü r ü l m ü ş t ü r .
Protestanlık, Tanrı
ile
kul
arasındaki
aracı
kurumları
d e v r e d e n ç ı k a r t a r a k , kişiyi s a d e c e T a n r ı ile b a ş başa b ı r a k m ı ş t ı r .
Dolayısıyla
gelişmenin
önündeki
gelenekten
kaynaklana­
b i l e c e k e n g e l l e r i n tasfiyesi için u y g u n bir o r t a m d o ğ u r m u ş t u r .
Hedonist yaşam b i ç i m i n i
da
modern
ve gösteriş tüketimine karşı ç ı k m ı ş t ı r .
kapitalizmin
kendisini gelenekselliğin
gelişme
aşamasında,
ortaya
ayak bağlarından kurtarmış,
Bu
çıkan,
yaşama
z e v k i n i b ı r a k ı p , k e n d i s i n i ç a l ı ş m a y a v e r m i ş o l a n , akılcı p ü r i t a n
kişilik tipi, m o d e r n k a p i t a l i z m i n g e l i ş i m i için son d e r e c e u y g u n
bir e t h o s geliştirmiştir.
B ö y l e c e , A y d ı n l a n m a ' n ı n d a e n b ü y ü k ö z l e m i olan " a k l ı n
y ö n e t t i ğ i bir t o p l u m " u n h a k i m i y e t i ilan e d i l m i ş t i r . G e l e n e k s e l
d o ğ a l insan d e ğ i ş t i r i l m i ş
v e a r z u l a r b ü y ü k ö l ç ü d e bastırılmıştır.
W c b e r ' i n d e y i m i y l e , b a ş l a y a n a c ı m a s ı z r e k a b e t s a v a ş ı n d a saflık
b o z u l m u ş v e b u n a karşılık
b ü y ü k servetler kazanılmıştır; ancak
k a z a n ı l a n b u s e r v e t l e r , t e k r a r faize yatırılarak, para e k o n o m i k
y a ş a m a y e n i d e n s ü r ü l m ü ş t ü r . E s k i r a h a t v e sakin y a ş a m b i ç i m i ,
yerini
katı
kurallara
bırakmıştır.
Bu
sürece
katılanlar
y ü k s e l m i ş l e r d i r ; ç ü n k ü b u n l a r , t ü k e t m e k için değil k a z a n m a k
için yola ç ı k m ı ş l a r d ı r (1985, s.55-6).
Bir d i ğ e r ifade ile, d ü n y e v i a s k e t i k H ı r i s t i y a n l ı k ,
sahibi
olmanın
dünyevi
zevkine
var
gücüyle
karşı
mal
çıkmış,
t ü k e t i m i ö z e l l i k l e d e l ü k s t ü k e t i m i sınırlamıştır. B u n a karşılık
mal
kazancını
psikolojik
olarak
geleneksel
ahlakın
y a s a k l a r ı n d a n k u r t a r m ı ş , k a z a n ç u ğ r a ş ı n ı n zincirlerini k u r t a r ı p ,
b u n u y a l n ı z yasal h a l e g e t i r m e k l e k a l m a m ı ş , ayrıca d o ğ r u d a n
d o ğ r u y a t a n r ı n ı n isteği olarak g ö r m ü ş t ü r ( W e b e r , 1985, s. 137).
30
A n c a k k a p i t a l i s t r u h ile d o l u o l a n P ü r i t a n l a r , d ü n y a i ş l e r i n d e n
uzaklaştırdığı
için,
zamanla
kiliseye
karşı
da
kayıtsız
hale
g e l m i ş l e r d i r ( W e b e r , 1985, s.56).
Sonuçta, kendisini ritüel z e v k l e r d e n arındırmış, b e d e n s e l
nazlarını
denetim
altına
almış,
çalışmayı/üretimi
bir
ibadet
h a l i n e d ö n ü ş t ü r m ü ş , rasyonel d ü ş ü n m e y i v e d ü n y a y ı amaçları
doğrultusunda en ekonomik
şekilde
dönüştürmeyi
kendisine
ilke e d i n m i ş p ü r i t a n , m o d e r n / e n d ü s t r i y e l t o p l u m l a r ı n p r o t o t i p i
olmuştur7.
M o d e r n k a p i t a l i z m i n s i m g e s i olan p ü r i t a n e t i k v e o n u n
akılcılaştırma
olduğu
ilkeleri,
20.
ona
alternatif
kadar,
toplumlarda
da
benzer
Yüzyılda
kapitalist
olarak
şekillerde
ortaya
toplumlarda
çıkan
uygulamaya
sosyalist
geçirilmiştir.
Örneğin kapitalizmin çehresini değiştiren, Taylor'un "bilimsel
yönetim"
ilkelerini
uygulamak da
hiç
bir s a k ı n c a g ö r m e y e n
L e n i n , şöyle diyor: " S o s y a l i z m i n esas ü r e t k e n k a y n a ğ ı v e t e m e l i
olan b ü y ü k ölçekli m a k i n e sanayii, m u t l a k v e katı bir i r a d e
birliği
7
ister....
Katı
irade
birliği
nasıl
sağlanabilir?
Binlerce
ICkonomik eylemler yoluyla kurtuluşu ¡1 rayım püritan çalışma eriğini Kumlunu
( s . 2 ) 511 şekilde özetlemektedir:):». Ağır fiziki çalışmayla dolu bir luıyat normal ve dini
bir yükümlülüktür. Hu bazıları için sıkı çalışmak ve kendi amaçları için sıkıcı işlere
değer verilmesi anlamına gelir, h'iziki haz ve eğlenceden kaçınılmalıdır. Cefa ç e k m e y e
dayanan çileci (askerik) varoluş tek kabul edilebilir yaşam biçimidir, b. Kadın ve
erkcklcr, kişisel hoş zaman ve aylaklık için çok az zaman ayırması ve uzun süreler
çalışmasının beklenilmesi e. İşçiler işe gclıuczlik etmemeli (ya da geç kalmamalı;
kurallara riayet etmeli, d. İşçiler mümkün olduğunca yüksek verimli olmalı ve çok
sayıda mal ve hizmet üretmeli, e. Çalışanlar işyerlerine , mesleklerine ve işlerine bağlı
olmalıdırlar, f. İşçiler, yaptıkları iş ve ürünleriyle gurur duymalıdırlar, g. İşçiler başarı
oryantasyonlıı olmalı ve sürekli gelişime sağlamak için çalışmalıdır. Yüksek statülü
prestijli işler ve diğer insanların saygısı, iyi bir kişi olmanın en önemli göstergesidir. I>.
İnsanlar dürüst çalışarak zenginlik elde etmeliler fakat, onu akıllı yatırımlarla muhafaza
etmelidirler. Tutumluluk iyidir; fakat israf ve savurganlıktan kaçınılmalıdır»
31
i n s a n ı n k e n d i i r a d e l e r i n i t e k bir i r a d e y e b a ğ ı m l ı k ı l m a l a r ı y l a "
( A k A l b e r t , s.57).
Dolayısıyla
şekilde,
Gorz'un
Weber'in
"Hıristiyan"
yerine",
" k ü ç ü k burjuva
anlamı"
vs.
(s.46-57)
tanımladığı
haklı
olarak
belirttiği
Protestan
ahlakı
tezinde,
tapınma"
yerine"
"komünist",
"tene
bireyciliği", " k u t s a l a m a ç l a r " y e r i n e
konulduğunda,
tarihsel
olarak,
"tarihin
Stalincilikle,
M a o c u l u k l a v e C a s t r o c u l u k l a g e l i ş e n k o m ü n i s t a h l a k ı n , iyi bir
tanımını
elde ederiz.
Puritan
etik
ile k o m ü n i s t a h l a k ı n
bu
b e n z e r l i ğ i ö z ü n d e y a ş a m t a r z ı n ı n t ü m olarak akılcılaştırılması
h e m b u y a ş a m tarzının, T a n r ı
tarafından istenen, d ü n y a n ı n
d ü z e n e konmasıyla (püritanizm) u y u m içinde olmasını ve h e m
de
her
kişiler
bireyin
üstü
davranışının
k o l e k t i f yararlılığını
hedeflerine
uygunluğunu
ve
tarihin
gerektirmesinden
kaynaklanır.
Bir sanayi
gereken
işletmesinin
şeyler,
değildir;
sadece
giderlerini
öngörmeye,
programlamaya
gerekir.
ihtiyacı
bağlı
Sonuçta,
" m e s l e k etiği"
kendini
önceden
üretimini,
iktisadi akılsa/lığın
var o l a b i l m e s i
makinalar ham
vardır.
sosyalist
sürmesi
hesaplayabilmeye,
yatırımlarını
olduğu
ve
maddeler,
Bir
başka
unsurları
etik,
ve
Max
el
için
işçiliği
pazarlarını
amortismanlarını
değişle yönetimin,
da hesaplanabilir kılması
Weber'in
tanımladığı
ile çarpıcı b e n z e r l i k s u n a r . Ç ü n k ü p ü r i t a n ' d a
mesleğini
uygulamaya,
sistemli
olarak
adayarak,
m e s l e ğ i aracılığı ile k u t s a l s e ç i m i n i y a ş a y a m a z : H i ç bir ş e k i l d e
yarattıkları
tarafından
güdülenimi,
Tanrının
dünyanın
isteği v e
kurtarılamayacaktır.
akılcı
olarak
bu d ü z e n d e ,
Püritan
düzene
çileciliğin
konulmasını,
kendi yücelmesini
gördüğü
i n a n c ı y d ı ; t ı p k ı sosyalist " e m e k k a h r a m a n ı " n ı n g ü d ü l e n i m i n i n
Plan t a r a f ı n d a n i s t e n e n b u ç a l ı ş m a n ı n , Parti vasıtasıyla, e v r e n s e l
32
aklın zaferi için, tarih t a r a f ı n d a n k u l l a n ı l a n bir a l e t o l d u ğ u n a
i n a n m a k gibi ( G o r z , s.46-58).
2. Püritanizmin Eleştirisi
Endüstriyel
gelişme
süreci
açısından,
oldukça
olumlu
işlevler g ö r e n p ü r i t a n , farklı a ç ı l a r d a n y e n i d e n s o r g u l a n m a y a
başlamıştır.
Örneğin
Marks'ın
damadı
çalışmayı,
her
daha
olan
türlü
19.
Yüzyılda,
aynı
Lafargue,
(s.22)
düşünsel
yozlaşmanın
zamanda
kapitalist
ve
Kari
toplumda
organik
b o z u k l u ğ u n s e b e b i saymıştır. M a k i n a y ı ise, insanları aşağılık v e
ücretli işlerden kurtaracak, ona boş z a m a n ve özgürlük verecek
bir " T a n r ı " o l a r a k d e ğ e r l e n d i r m i ş t i r .
B u n a karşılık B. R u s s e l (s. 11), çalışma ya da iş a h l a k ı m ,
kölelerin
ahlakı
olarak
yorumlamış
ve
modern
dünyanın
k ö l e l i ğ e ihtiyacı o l m a d ı ğ ı n ı b e l i r t m i ş t i r .
Aslında
bir
"ideal
tip"
olarak
püritan
etik
kuramını
g e l i ş t i r e n W e b e r , b u k o n u d a k e n d i kişisel tavrını n e t o l a r a k
o r t a y a k o y m a m ı ş olsa b i l e ( T u r n e r , 1 9 9 6 , s.87) ç a l ı ş m a l a r ı n d a ,
p ü r i t a n i z m i n bir türevi olan h e s a p kitaplılığın, ö z g ü r l ü k değil,
demir
kafes
yaratacağını
vurgulamıştır.
Nitekim
özellikle,
y i r m i n c i yüzyılın ilk y a r ı s ı n d a , s a d e c e , araçsal aklın v e r i m l i l i k
ilkesi ç e r ç e v e s i n d e g e r ç e k l e ş t i r i l e n
çalışmalar, aynı
zamanda
bazı m a l i y e t l e r i n i d e b e r a b e r i n d e g e t i r m i ş t i r .
içinde
yaşadığımız
yüzyılda
bir
tarafta
Marcııse,
Habermas, Horkheimer ve Gorz öte yandan da post-modernite
tartışmaları ç e r ç e v e s i n d e p ü r i t a n i z m i n bir parçası h a l i n e g e l e n
r a s y o n e l l e ş t i r m e s ü r e c i n e y ö n e l i k son d e r e c e g e n i ş , e l e ş t i r e l bir
l i t e r a t ü r o l u ş m u ş t u r . Ö r n e ğ i n , r a s y o n e l l e ş t i r m e s ü r e c i n e ilişkin
33
olarak H o r k h e i m e r (s.69) ş u n l a r ı söylüyor: " B i r d ü ş ü n c e y a d a
sözcüğün
alet
"düşünme"
haline
gelmesiyle
birlikte,
onu
gerçekten
g e r e ğ i d e , y a n i o n u sözlü olarak ifade e d e r k e n
gerçekleştirilmesi g e r e k e n mantıksal e d i m l e r e duyulan ihtiyaç
d a o r t a d a n kalkar. Sık sık v e haklı olarak belirtildiği gibi, b ü t ü n
n e o - p o z i t i v i s t d ü ş ü n c e l e r i n m o d e l i olan m a t e m a t i ğ i n avantajı
da
bu
"düşünsel tasamıf tm
zaten.
Çetrefil
mantık
işlemleri,
matematiksel ve mantıksal simgelerin dayandığı, t ü m zihinsel
e d i m l e r i n ü s t ü n d e n atlayarak, y e r i n e g e t i r i l m e k t e d i r . B ö y l e bir
m e k a n i z a s y o n , s a n a y i n i n g e l i ş m e s i için g e r ç e k t e n z o r u n l u d u r ;
a m a b u , z i h i n l e r i n d e başlıca özelliği h a l i n e g e l d i ğ i n d e , aklın
k e n d i s i d e araçsallaşır, bir t ü r m a d d e s e l l i ğ e b ü r ü n ü r v e körleşir,
bir fetiş olur, d ü ş ü n s e l olarak y a ş a n m a k y e r i n e , ö y l e c e k a b u l
e d i l e n bir b ü y ü l ü varlık h a l i n e gelir." Yine H o r h e i m e r ' (s.161)
g ö r e , m ü h e n d i s i n kafası e n g e l i ş m i ş
haliyle e n d ü s t r i y a l i z m i n
z i h n i y e t i d i r , o n u n h e d e f i insanları a m a c ı o l m a y a n bir araçlar
toplamına indirgemektir.
Ö t e y a n d a n e s k i d ü z e n l e r i n t e r k e d i l m e s i n i n araçsal aklın
y a y ı l m a s ı n d a ç o k etkili o l d u ğ u n u
belirten C.
T a y l o r ' a göre,
(s.12) t o p l u m u n k u t s a l yapısı bir k e z o r t a d a n k a l k t ı ğ ı n d a , sosyal
d ü z e n l e m e l e r y a d a e y l e m tarzları
Tanrı
buyruğu
temeline
artık varlıkların d ü z e n i y a d a
oturmadığında,
bunlar
çıkar
için
k u l l a n ı l m a y a d a h a açık h a l e g e l m e k t e d i r ; araçsal aklın i l k e l e r
d o ğ r u l t u s u n d a b i r e y l e r i n m u t l u l u ğ u v e ilkeleri d o ğ r u l t u s u n d a
istenildiği gibi d ö n ü ş t ü r ü l e b i l i r . B e n z e r b i ç i m d e , ç e v r e m i z d e k i
varlıklar
varoluş
zincirindeki
konumlarının
getirdiği
önemi
k a y b e t t i k l e r i n d e , b i z i m tasarılarımız için, h a m m a d d e y a d a araç
olarak, g ö r ü l m e y e açık h a l e gelirler.
B u n u bir a ç ı d a n özgürleştirici b u l a n T a y l o r , ö t e y a n d a n ,
araçsal aklın yalnızca alanını
genişletmekle
kalmayıp,
aynı
34
z a m a n d a y a ş a m ı m ı z ı e l e g e ç i r m e t e h l i k e s i g ö s t e r d i ğ i n e ilişkin,
yaygın
rahatsızlığa
dikkat
çekiyor.
belirlenmesi g e r e k e n şeylerin,
ilkesine
göre
Başka
"verimlilik"
değerlendirmesi,
ölçütlere
ya da
yaşamımızı
göre
"fayda-maliyef
başlı
başına
y ö n l e n d i r m e s i b e k l e n e n b a ğ ı m s ı z a m a ç l a r ı n , faydayı m a k s i m i z e
e t m e t a l e b i n i n g ö l g e s i n d e b ı r a k m a k t a d ı r . Ö r n e ğ i n gelir d a ğ ı l ı m ı
v e ç e v r e gibi k o n u l a r d a s a d e c e kar-zarar y a d a
v e r i m l i k ilkesini
b a z alan y a k l a ş ı m l a r b u t e h l i k e y i d e s t e k l e r n i t e l i k t e d i r .
C. PÜRİTANİZMDEN HEDONİZME
ÇALIŞMA ETİĞİ
l.Püritanizmin Düşüşü ve
Hedonizmin Yükselişi
P u r i t a n i ş etiği k o n u s u n a D ; B e l l ' v e C . L a s c h gibi n e o muhafazakarlar düşünürler
(S.
Lasch,
s.42).
"tüketim toplumu",
playboy"
tipini
farklı bir a ç ı d a n , y a k l a ş m a k t a d ı r l a r
Giderek
D.
yaratmıştır.
hakimiyetini
daha
B e l l ' i n ifadesiyle,
Özellikle
çok
artıran
"gündüz püritan, gece
1950'li
yıllardan
sonra,
A m e r i k a ' d a çalışma eriğinde oldukça ciddi boyutta gerilemeler
o l d u ğ u k o n u s u n d a y a y g ı n bir i n a n ç vardır. D a h a ç o k yapısal
u n s u r l a r ı i n c e l e d i ğ i " P o s t - E n d ü s t r i y e l T o p l u m u n G e l i ş i " adlı
çalışmasında,
endüstri
sonrası
toplumlara
ilişkin
olarak
" i l e r l e m e c i " v e " i y i m s e r " bir t u t u m s e r g i l e y e n Bell, d a h a içsel
faktörleri
oldukça
ele
aldığı,. " K a p i t a l i z m i n
Kültürel
Çelişkileri"nde
" ö f k e l i " d i r ( W a t e r s , s.125). P o s t - E n d ü s t r i y e l t o p l u m
t e o r i s i n d e çizdiği, A y d ı n l a n m a c ı bir anlayışla, y e n i çalışan sınıfı
oluşturan
s. 148-154),
bilimsel-teknik
elitin
öne
geçtiği
(Bell,
1993,
i n s a n l a r ı n sıkıcı i ş l e r d e n ö z g ü r l e ş e c e ğ i ş e k l i n d e k i
35
i y i m s e r t a b l o y a karşın, d a h a s o n r a k i k ü l t ü r b o y u t u n u i n c e l e y e n
çalışmalarında,
modern
kapitalizmi
oluşturan
değerler
sisteminin ç ö z ü l d ü ğ ü n e d i k k a t ç e k m e k t e d i r . O ' n a göre püritan
değerler
kitle
meşruiyetini
üretimi
ve
pompalamaktadır.
yerine,
artık,
kaybetmeye
kitle
tüketimi,
Çalışmak
ve
nasıl harcamak,
geçmeye başlamıştır (Ak.
başlamıştır.
hedonist
başarmak
Kapitalizmin
bir
gibi
yaşam
püritan
biçimi
değerlerin
nasıl eğlenmeli tarzındaki normlar öne
Rose,
s.37;
Türkdoğan,
s.256;
Ritzer,
s. 176).
Bir d i ğ e r ifade ile y e n i y a p ı d a , ö n c e k i d ö n e m i y a r a t a n i ş
etiği
aşınmakta,
sorumluluk
ve
iş
disiplini
açısından
kriz
o l u ş m a k t a d ı r . B ö y l e c e y e t e r s i z ü r e t i m v e aşırı t a l e p bir araya
g e l m e k t e ve b u n d a n doğan sorunlar oluşmaktadır. D i n temelli
veya
seküler,
rasyonel
esasa
dayalı,
ahlak
da
değer
k a y b e t m e k t e d i r (Yılmaz, s. 105).
Çalışma etiğinde en
radikal d e ğ i ş m e n i n
ortaya çıktığı
iddia e d i l e n ü l k e l e r i n b a ş ı n d a A m e r i k a g e l m e k t e d i r .
Her ne
k a d a r abartıldığı k a d a r o l m a d ı ğ ı n ı o r t a y a k o y a n çalışmalar olsa
d a ( Y a n k e l o v i c h , s.28), ç a l ı ş m a e t i ğ i n i n g e r i l e m e s i k o n u s u n d a
o l d u k ç a c i d d i kaygılar vardır. Biraz d a b u kaygıların s o n u c u olsa
gerek,
b u ü l k e d e b u g ü n i ş l e t m e f a k ü l t e l e r i n i n ç o k b ü y ü k bir
b ö l ü m ü n d e çalışma/iş etiği d e r s l e r i o k u t u l m a y a b a ş l a m ı ş t ı r v e
ç o k sayıda a r a ş t ı r m a e n s t i t ü s ü k u r u l m u ş t u r . Bilindiği ş e k i l d e ,
ö z e l l i k l e 2 . D ü n y a S a v a ş ı n d a n s o n r a A l m a n y a v e J a p o n y a gibi
ülkelerin
rekabet güçleri
ile
iş
disiplinleri
arasında
sık
sık
ilişkiler k u r u l m u ş t u r .
Ancak
püritan
etiği
simgeleyen,
iş
disiplini,
kendini
d e n e t i m , ç o k çalışıp a z t ü k e t m e gibi k o n u l a r d a , A l m a n y a v e
Japonya'nın
da
dahil
olduğu
post-endüstriyel
dönüşümün
36
yaşandığı
toplumların
olunmaktadır.
"çalışına
Bugün
toplumu'1'na
"boş zaman
work),
çoğunda
benzer
gelişmelere
toplumu"ndan
(the
(the
society
tanık
society
of l e i s u r e )
of
doğru
g i d i l d i ğ i n e dair yaygın bir i n a n ç vardır. N i t e k i m , B a u d r i l l a r d ' a
(s.131) g ö r e , e n d ü s t r i t o p l u m u n u s i m g e l e y e n m a k i n a n ı n y e r i n i ,
post-endüstriyel
faydası
toplumda,
olmayan
şey
eğlendirici,
anlamına
Aydınlanma entelektüellerinin
gelen,
ancak
çoğu
"gadget"
zaman
almıştır.
k u r m a k ü z e r e yola çıktıkları,
aklın y ö n e t t i ğ i bir d ü n y a n ı n s a k i n i n i t e m s i l e d e n puritan, b u g ü n
bütün
karşıtına
ayrıntılarıyla
kendini yormaktan
kaçınan,
dönmüştür.
Yani
"rahatlık ilkesinin"
haz
için
bile
önderlik ettiği,
tüketin tipi ( B a u m a n , 1 9 9 6 , s.229).
K u m a r (s.196)
ise, b o ş z a m a n v e
k ü l t ü r e l faaliyetlerin
artarak, ç a l ı ş m a n ı n v e dolayısıyla p ü r i t a n e t i ğ i n " ç ö k ü ş ü " ile
post-endüstriyel
d ö n ü ş ü m ü m b i r b i r i n e eşlik e t t i ğ i n i
düşün­
mektedir.
2. Post-Endüstriyel Dönüşüm, Püritanizm ve
Yeni Çalışma Etiği
Geçmişte modern/endüstriyel
toplumların tanımlanma­
s ı n d a , g e l e n e k s e l tarım t o p l u m l a r ı n ı n r e f e r a n s n o k t a s ı o l a r a k
kullanıldığı
tanımlarken,
şekilde,
bugünde
post-endüstriyel
modern/endüstriyel
Bilindiği
şekilde
yapısal
endüstri
toplumları,
egemen
olduğu
toplumlardır.
iş/etmeler,
vasıfsız
ya
Marks'ın
proleteri),
endüstriyel
da
toplumlar
unsurlar
yarı
açısından
toplumları
kullanılmaktadır.
yaklaştığımızda,
mal
üretiminin
Sermaye
birikimi,
vasıflı
sınıf çatışmalarının,
mavi yakalı
püritan
(manifucture)
büyük
ölçekli
işgücü
(yani
etiğin
yukarıda
sıralanan çalışma disiplinin, rasyonelleştirmenin baskın olduğu
t o p l u m l a r d ı r ( K u m a r , 64-95; B a d h r m , s.7-25; Aron, s.85-92 ).
37
Oysa
post-endüscriyel
toplum
farklı
paradigmalara
d a y a n m a k t a d ı r (Bell, s.l 17; Toffler; M a s t ı d a , s.25-65).
Endüstri
u y g a r l ı ğ ı n d a ü r e t i m s ü r e c i n d e s t r a t e j i k u n s u r u n e n d ü s t r i y e l mal
ü r e t i m i , y e r i n i , bilgi üretimine bırakıyor. Dolayısıyla e n d ü s t r i y e l
m a l ü r e t i m i n e g ö r e v e mavi yakalı i ş g ü c ü n e g ö r e o l u ş t u r u l m u ş ,
" b i l i m s e l y ö n e t i m " ilkeleri y a d a "akılcı b ü r o k r a t i k " y ö n e t i m
kuralları g e ç m i ş t e k i işlevlerinin t a m a k s i n e , t e ş v i k edici değil,
ayak
bağı
haline
akılcılaştırma
gelmektedir.
sürecinin
sürdürebilmek
bir
isteyen
Yine
piyasanın
sonucu
firmalar,
olarak,
geçmişin
dayattığı,
varlığını
yüceltilen
a k ı l c ı l a ş t ı r m a i l k e l e r i n i s o r g u l a m a y a başlamışlardır.
Öte
yandan
modern
toplumun
ortaya
çıkışında
işin
a i l e d e n a y r ı l m a s ı n a özel bir ö n e m verilmiştir. B ö y l e c e ç a l ı ş m a
h a y a t ı n ı n r a s y o n e l kuralları, y e k s e n a k bir b i ç i m d e h e r k e s e a y n ı
ş e k i l d e u y g u l a n a b i l i r h a l e g e l m i ş t i r . B u n u n yanı sıra " ü c r e t s i z
aile işçiliği" b ü y ü k ö l ç ü d e y e r i n e " ü c r e t l i i ş g ü c ü " n e b ı r a k m ı ş t ı r .
O y s a p o s t - e n d ü s t r i y e l d ö n ü ş ü m s ü r e c i n e paralel olarak
yeniden
"ücretli
olunmaktadır".
işgücü"nün
Kendi
işini
oranında
bir g e r i l e m e y e
yapanlarla,
evde
tanık
çalışanların
oranlarında şu ana kadar endüstriyel toplumlarda görülmedik
* (.'. Ilandy. İşin Geleceği çalışmasında, işin kalıplarındaki değişmeleri şöyle açıklıyor:
a. lam istihdam toplumu, kısmi istihdamın bir parçası oldu: b. El/kol işçileri, işin temeli
olarak bilgi ile yer değiştiriyor: cEndüslri geriliyor ve hizmetler büyüyor: d. Hiyerarşiler ve
bürokrasiler, ağlar ve ortaklılıklarla yer değiştiriyor: e. Tek bir örgüt içindeki kariyer,
kariyerdeki değişime ve iş mobilitcsi ile yer değiştiriyor: t°. İstihdam-sonrası hayatın üçüncü
aşaması, giderek daha çok önemli hale geliyor: g. İş yerindeki ve evdeki roller arlık çok
fazla rijid değil; h. İş hem ülke içinde hem de dışında güneye kayıyor. Yine Handy'yc göre.
gelecekte daha az insan örgütlerde, kısa süreler çalışacak: Daha az dev bürokratik örgüt,
dalıa çok küçük işletme kalacak: Örgütle daha çok uzmanlara ve profesyonellere ihtiyaç
olacak: Sayılanıayan. informel ekonomiye daha çok önem verilecek: Küçük bir imalat
sökloriı. fakat daha büyük miktarda Üretim olacak; Daha çok eğitim talebi ve yeni sosyal
örgütler olacaktır (Kurnham. s. 245). Külün bunlarda da kuşkusuz çalışma eliğinde köklü
değişiklikler yapacaktır.
38
d ü z e y d e artışa t a n ı k o l u n m a k t a d ı r .
İnsanlar giderek daha çok
k e n d i işlerini y a p m a y a başlamışlardır.
Ö r n e ğ i n Toffler, p r o t e s ­
t a n e t i ğ i n gerileyişi ile ü c r e t l i çalışanların o r a n l a r ı n ı n azalması
a r a s ı n d a k i ilişkiye d i k k a t ç e k m e k t e d i r . O ' n a g ö r e t ü k e t i m için
üretimin
gelmesiyle
birlikte,
kişilik yapısı
da
etkilenecektir
(Toffler, s.348-9).
Özellikle mikro elektronik alanındaki gelişmeler, b e d e n
işi y a p a n i ş g ü c ü n e d u y u l a n g e r e k s i n i m i b ü y ü k ö l ç ü d e o r t a d a n
kaldırmıştır. Ö n ü m ü z d e k i d ö n e m d e m u h t e m e l e n giderek artan
b i ç i m d e z i h i n işleri d e bilgisayarlar t a r a f ı n d a n y a p ı l a c a k t ı r . H e r
n e k a d a r i ş t ü m ü y l e o r t a d a n k a l k m a s a bile ( A r o n o w i t z , s.56)
i ş g ü c ü n e d u y u l a n i h t i y a ç ç o k d a h a azalacaktır. N i t e k i m J a c q u e s
A t t a l i ' n i n d e belirttiği ş e k i l d e , (s.159-160),
19. y ü z y ı l d a yılda
o r t a l a m a b e ş bin saat çalışan i ş g ü c ü , 1900 y ı l ı n d a y ı l d a ü ç b i n iki
y ü z saat ç a l ı ş m a y a başlamıştır. B u o r a n g e l i ş m i ş ü l k e l e r d e , bin
s a a t e k a d a r d ü ş e c e k ve i n s a n y a ş a m ı n d a çalışmaya adanan süre
on
beşte
b i r e gerileyecektik.
Çalışanların' y a r ı d a n
fazlası
ücret
a l m a y a c a k v e ü c r e t l i l e r n e t a m z a m a n l ı çalışacak n e d e bir
i ş l e t m e y e sınırlı s ö z l e ş m e ile bağlı olacaktır.
İşyerine gitmeden
çalışma, i s t i h d a m ı n yarısını o l u ş t u r a c a k . İ n s a n l a r aynı z a m a n d a
h e m bir ç o k ş i r k e t i n ortağı h e m d e k e n d i işvereni o l a b i l e c e k t i r .
Bir ç o k s i m g e kullanıcıları, a v u k a t l a r , d a n ı ş m a n l a r , r e k l a m c ı l a r ,
işletme
ortaklan
telekomünikasyon
giderek
ağları
daha
fazla
sayesinde
kendi
çalışacaktır.
evlerinden,
İşin
yerini
a l a c a k olan bir ç o k e t k i n l i ğ e s a h i p olacaklar v e b u n l a r ı bir h i s s e
s e n e d i n i y ö n e t i r gibi y ö n e t e c e k l e r d i r . T ü k e t i m ile iş, y e t i ş m e
ile h o b i a r a s ı n d a k i fark azalacak, ç ü n k ü b ü t ü n b u e t k i n l i k l e r i n
'' Ancak Attali (s.160) yoksul ülkeler için oklukça rahatsı/ edici bir öngörüde
bulunmaktadır; O'na göre, gelecekte, ( i ü n e y ' d e yaşayan erkek, kadın ve çocuklar
yaşayabilmek için yarı kölelik koşullarını kabul etmek /.orunda kalacaklar.
39
d i ğ e r l e r i y l e o r t a k y ö n l e r i var v e bir t ü r k e n d i k e n d i n e ü r e t i m
etrafında diğerleriyle birleşmektedir.
Yine
yapılan
bir
başka
tahmine
göre
2000'li
yıllarda
ş i m d i k i i ş g ü c ü n ü n a n c a k b e ş t e biri i ş b u l a b i l e c e k t i r . B u d u r u m
toplumda
ve
yaratacaktır
(Young,
başlamış
çalışmanın
felsefesinde
Gamst).
ve
püritan
uzaklaşmıştır.
Çalışma
Aslında
etik
bu
çağın
disiplininde
de
bu
değişiklikler
değişim
şimdiden
ethos'u
olmaktan
gerilemeler olurken,
boş
z a m a n e t k i n l i k l e r i n d e ş i m d i y e d e ğ i n g ö r ü l m e d i k d ü z e y d e artış
ortaya ç ı k m ı ş t ı r .
T a m i s t i h d a m d a g e r i l e m e l e r ortaya ç ı k a r k e n , p a r t - t i m e
ç a l ı ş m a d a artış ortaya ç ı k m a k t a d ı r . Ö z e l l i k l e g e l e n e k s e l
bazı
işler t ü m ü y l e o r t a d a n k a l k a r k e n , o r t a l a m a ç a l ı ş m a s ü r e l e r i n d e
d e k ı s a l m a ortaya ç ı k m a k t a d ı r .
meslekler
ise
tümüyle
mesleklerdir.
Bu
bilgi
durum
B u n a karşılık o r t a y a ç ı k a n y e n i
yoğun
doğal
v e yaratıcılık
olarak
gerektiren
işgücünün
kültürel
ö z e l l i k l e r i n d e d e b ü y ü k bir k ü l t ü r e l e v r i m i n ortaya ç ı k m a s ı n a
yol a ç m a k t a d ı r .
Bazı yazarlar, b u t a d a n h a r e k e t l e g e l e c e ğ i n e t i ğ i n i n "boş
zaman etiğF ( F u r n h a m , s.222) olacağını b e l i r t i r k e n , bazıları da
"gönüllü çalışma etiği ( L o r d ) olacağını b e l i r t m e k t e d i r .
Nitekim
post-endüstriyel d ö n ü ş ü m sürecini yaşayan toplumlarda gönüllü
çalışma
etkinliklerinde
olağanüstü
artışlar
dayanan
üçüncü
Drucker'ın
ortaya
da
çıkmaktadır.
sektörün
hızla
belirttiği
Gönüllü
şekilde
çalışmaya
büyümesine
tanık
düzeyinde
büyük
olunmaktadır.
Ayrıca
oranlarda
işgücünün
artış
ortaya
eğitim
çıkmış
ve
ve
vasıf
motivasyon
faktörleri
de
40
farklılaşmıştır. İ n s a n l a r a r t ı k bu t o p l u m l a r d a işi y a ş a m a k için
g e r e k l i bir araç o l a r a k g ö r m e k t e n z i y a d e , benliğini gerçekleştirme
aracı o l a r a k d e ğ e r l e n d i r m e y e b a ş l a m ı ş l a r d ı r ( Y a n k c l o v i c h , s.4).
Ö t e y a n d a n , ü r e t i m i n n i s p e t e n sınırlı o l d u ğ u d ö n e m d e
gerek
kilise,
gerekse
okullar,
çok
çalışıp
az
tüketmeyi
y ü c e l t i r k e n , 1950'!i yıllardan s o n r a g e l i ş e n refah t o p l u m u n d a ,
b u t e l k i n l e r i n işlevsellikleri o r t a d a n k a l k m a y a başlıyor. O n u n
yerine, m e v c u t kitle üretimini m a s s e t m e y e yarayacak şekilde,
kitle tüketimi
v e global d ü z e y d e bir t ü k e t i m t o p l u m u k ü l t ü r ü
o l u ş m a y a başlamıştır.
U y g u l a m a d a , g ü n ü m ü z ü n e n p o p ü l e r y ö n e t i m guruları,
artık
firmalara,
"otorite"yi,
" d i s i p l i n " i,
" s t a n d a r t l a ş m a " y ı , salt "akılcılığı"
"homojenliği",
önermiyorlar. T a m aksine
H a m m e r ' i n d e d i ğ i ş e k i l d e , "sıfırdan b a ş l a m a y ı " ö n e r i y o r l a r . İki
y ü z yıllık e n d ü s t r i y e l y ö n e t i m s o n u c u , e l d e e d i l e n bilgeliğin bir
tarafa b ı r a k ı l m a s ı n ı , işin k i t l e ü r e t i m i ç a ğ ı n d a nasıl y a p ı l d ı ğ ı n ı
u n u t u p , ş u a n d a nasıl y a p ı l a b i l e c e ğ i n i d u ş ü n m e y i ( H a m m c r , s . 2 )
v e y a De B o n o gibi,
düşüutııe"y\
tavsiye
"mantık"\\\ıg\n sınırları d ı ş ı n a ç ı k ı p , "aykırı
ediyorlar.
Benzer şekilde
T o m P e t e r s , " E ğ e r bir y e n i l i k istiyorsanız,
bir
başka guru
geçmişi t ü m ü y l e
unutmalısınız tavsiyesinde bulunuyor".
Günümüzde
"entelektüel
sermaye"nin
giderek
önem
k a z a n d ı ğ ı bir d ö n e m d e , "fikri h a k l a r " a ilişkin b ü t ü n k o r u m a
ö n l e m l e r i n e r a ğ m e n s o n d e r e c e yaygın v e hızlı bir " k o p y a "
s ü r e c i m e v c u t . H e r h a n g i bir a l a n d a b e n i m s e n e n bir ü r ü n ü n
benzeri,
çok
kısa
bir
sürede
rakip
firmalarca
üretilebiliyor.
Dolayısıyla r e k a b e t t e ü s t ü n l ü ğ ü n ü k o r u m a k i s t e y e n , P o r t e r ' ı n
deyimiyle sürekli yenilik y a p m a kapasitesini muhafaza e t m e s i
gerekiyor.
Yeniliğin yolu da önceden belirlenmiş standart üretim
41
yöntemlerinden
mümkün
ve
standart
düşünceden
yerleşik
kuraların
olduğunca,
geçmiyor.
dışında
Tam
aksine,
düşünmekten geçiyor.
B u s e b e p l e bir ç o k a l a n d a o l d u ğ u gibi, firmaların i ç i n d e d e
" o t o r i t e " , " h i y e r a r ş i " v e katı
lıyor;
daha
anlayış
az
"hiyerarşik"
egemen
globalleşen
olmaya
rekabet
"bürokratik kurallar" yumuşatı­
"farklılıkların
ve
başlıyor.
düzeni
içinde
teşvik edildiği"
"yaratıcılığın"
Çünkü
varlığını
bir
teşviki,
sürdürebilmenin
olmazsa olmazı haline gelmiştir.
Birazda
temel
bu
unsuru
gerçeklerden
olan
hareketle,
rasyonelliğin
t o p l u m l a r d a yaratıcılığa bırakacağı
çıkmıştır.
puritan
yerini,
şeklinde
etiğin
en
post-endüstriyel
bir d ü ş ü n c e ortaya
H a g e ve P o w e r s (s.71) gibi bazı yazarlar,
rasyonel
p ü r i t a n m e n d ü s t r i t o p l u m u n u n kişilik t i p i n i t e m s i l e t m e s i n e
karşılık,
"yaratıcı
endüstriyel
ve
toplumun
etmektedirler;
çünkü
birleşik
benliğe"
kişilik
tipini
sahip
insanın
post-
oluşturacağını
post-endüstriyel
çağda
iddia
daha
çok
Yaratıcılığa g e r e k s i n i m duyulacağından bu çağ, i n s a n ı , " y a r a t ı c ı
v e birleşik belik'Me h a r e k e t e t m e y e zorlayacaktır.
Hage
ve
(creative m i n d )
Povves
zeka
(inteligence)
ile
yaratıcı
zihni
karşı karşıya k o y m a k t a d ı r . O n l a r a g ö r e birincisi
e n d ü s t r i t o p l u m u , ikincisi ise p o s t - e n d ü s t r i y e l t o p l u m u t e m s i l
etmektedir.
ürünlerin
Post-endüstriyel
icadı,
hayati
yeni yollar
toplumlarda
öneme
sahip
olacaktır;
vuku
ve
yeni
bulmamış
olaylar h a k k ı n d a s e n a r y o l a r y a z m a i m k a n ı b i z e "yaratıcı z i h i n "
( c r e a t i v e m i n d ) v e r e c e k t i r , z e k a değil; ç ü n k ü z e k a ( i n t e l i g e n c e )
öğrenilmiş
kurallara
kabiliyetidir.
Oysa
olanı
"yaratıcı
sembolleri
icat
göre,
sembolleri
post-endüstriyel
zihin"
etme
(creative
toplum
mind)
kabiliyeti
manipulc
veya
için
daha
etme
uygun
zekanın
aksine,
yeni
yeni
yollarla
eski
42
s e m b o l l e r i n u y a r l a n m a s ı n ı k a p s a r . Yaratıcılın var olan ölçütleri
ç o k iyi rafine e d i l m e m i ş t i r d e m e k t e d i r l e r .
G ö r ü ş l e r i n i d e s t e k l e m e k için d e G e t z e l v e J a c k s o n ' ı ı n
araştırmaları s o n u c u n d a ulaştıkları, "belli bir m i n i m u m d ü z e y i n
ö t e s i n d e , z e k a ile yaratıcılık a r a s ı n d a ç o k zayıf bir ilişki v a r d ı r "
şeklindeki görüşüne yer vermektedirler. Ancak her şeye
r a ğ m e n b a ş k a araştırmacıların, yaratıcılık için, e n a z z e k a
d ü z e y i n i ( I Q 125) olması g e r e k t i ğ i n i h a t ı r l a t m a k t a fayda vardır
( S u n g u r , s.55).
Yaygın k a n a a t , h e r i n s a n ı n
ancak,
ortalama
endüstri
insanın
toplumun,
çok
d o ğ a s ı n d a yaratıcılık vardır;
yaratıcı
yaratıcılı
olmamasının
nedeni,
etmekten
ziyade
teşvik
bastırmasıdır. Oysa post-endüstriyel t o p l u m d a üzerine d ü ş e n i
yerine
getirebilmek
için,
yaratıcılığa
muhtaç
olacaktır.
D o l a y ı s ı y l a H a g e v e Povvers'a ( s . l 0 8 ) g ö r e , v a r o l u ş u n r a s y o n e l
temelini
vurgulayan
sözü yerini,
varım"&
Descardes'in
post-endüstriyel
"düşünüyorum
öyleyse
varım"
"hissediyorum, öyleyse
toplumlarda,
bırakacaktır.
Öte
yandan,
beden
üzerindeki
denetimi
ve
r a s y o n e l l e ş m e y i s i m g e l e y e n , p ü r i t a n ı n ö l ü m ü k o n u s u n d a , farklı
d ü n y a g ö r ü ş l e r i n e m e n s u p bir ç o k y a z a r ı n bir f i k i r birliği olsa
bile,
"yeni
insan
tipi"
konusunda
tam
bir
uzlaşmadan
bahsetmek mümkün görünmemektedir.
B u s ü r e c e eleştirel y a k l a ş a n l a r d a n ö r n e ğ i n G o r z ' a
dünyanın
hissedilebilir
maddiliği
daha
ortadan
doğrusu
kalkmıştır.
göre,
Sadece
zihinsel faaliyet kalmıştır.
tamamen
düşünsel,
Husserl'in
"doğanın matematikleştirilmesi dediği
şeyin
Bu
nihai
zaferidir. Yani a n l a d ı ğ ı m ı z b i ç i m i y l e g e r ç e k l i k b ü t ü n hissedilir
43
niteliklerinden
yoksun
kalır,
temel
düşüncenin
yaşanması
d e v r e dışı bırakılır. Ç a l ı ş m a o r t a d a n k a y b o l m u ş t u r , ç ü n k ü , h a y a t
evrenden
çekilmiştir.
duyarsız ve
rakamlar
dilsiz
vardır.
Artık
kimse
oldukları
yoktur;
tartışmasız,
Operatöre
yaptığı
sadece
rakamları
işten
sessizce,
kovalayan
günün
sonunda
k e n d i s i n e h i ç bir şey k a l m a z . G ö r ü l e b i l i r , ölçülebilir hiç bir
fiziksel
y o k t u r . Hiç bir şty gerçekleştirmemiştir.
başarısı
duygusu
onu
tüketir:
Çalışma
günü
Bu
(veya g e c e s i )
hiçlik
boyunca
d u y u m s a l v a r o l u ş u n u bastırarak, k e n d i k e n d i s i n i i n k a r e d e r .
Salt
zihin
olarak
bozabileceğini
varolur.
Yerine
düşündüğü
getirmesi
için
gerektiği
gövdesiyle
ve
işlevi
gövdesi
aracılığıyla y a ş a m a r a s ı n d a k i k u r m u ş o l d u ğ u , b ü t ü n canlı bağları
bastırır, y o k e d e r . ( G o r z , s.109-10) Bir d i ğ e r ifade ile G o r z ' u n
analizinde
"yeni
işçi"nin,
sahip
olduğu
zaaflar
bakımından
p ü r i t a n d a n p e k fazla bir farkı y o k t u r .
Yeni i n s a n tipi k o n u s u n d a b u n u n t a m aksi i s t i k a m e t t e
y a k l a ş ı m l a r da vardır. Ö r n e ğ i n J o h n Carrol, ,yeni insanı
kişilik"
ve o n u n tarafından
k ü l t ü r " olarak tanımlıyor.
üretilen
kültürüde,
"barışık
"barışık
bir
"Barışık kültür, tanımı gereği ahlak
karşıtıdır. P ü r i t a n k ü l t ü r ü n d e o l d u ğ u gibi, a h l a k ç ı bir k ü l t ü r d e
t o p l u m u n t a l e p l e r i ile b i r e y i n a r z u s u a r a s ı n d a k i karşıtlık, bir
yasağın
uygulanması
ile
çözülür;
davranışları
yöneten
tartışmasız olarak b e n i m s e n m i ş normlar, panik ve u m u t s u z l u ğ u
yatıştıran
u n s u r l a r olarak,
işlev
görür.
Barışık
hazcının
tek
b i ç i m l i n o r m u , p ü r i t a n karşıtı o l m a k , s i m g e s e l o l a r a k anarşist
a h l a k i t a l e p l e r e - n o r m l a r a u y m a m a y ö n ü n d e k i zayıf b u y r u k l a r a uymak,
kuşku
önceki
duymak,
kuşaklardan
özel
önceliğini yadsımaktır.
durumudur...
Barışık
devralınmış
herhangi
bir
tüm
örgüt
veya
değerlerden
şahsiyetin
B u d u r u m , "kalıcı bir k ü l t ü r d e v r i m i "
bir
üslup,
zorunlu
olarak
kuralcıdır:
İ ç i n d e n geldiği gibi d a v r a n m a y ı , içtenliği, hazcı r a h a t l a m a y ı ,
44
d u y g u s a l açıklığı b e n i m s e r , o t o r i t e v e d e n e t i m i b e n i m s e m e / . ,
kınayıcı
konumu
kınar...
Ahlaksal
düzeyde,
barışıklık
tüm
g ü n a h l a r ı n affedilmesi t e m s i l e d e r ; k u r u m s a l d ü z e y d e ise t ü m
d e n e t i m l e r d e n k u r t u l m a y ı . . . S u ç u n n e s n e l t e m e l l e r i y o k edilir;
s u ç l a n a c a k hiç k i m s e v e h i ç bir ş e y y o k t u r , b i r e y i n taşıdığı t e k
sorumluluk,
zevklerini
başarılı
bir
şekilde
seçmesidir"
(ak.
B a n m a n , 1996. s. 182-3).
Bir b a ş k a
bilim
"post-modern insan tipi"
adamı
Rossenau'ya göre
ortaya çıkmıştır;
bu
de
yeni
post-modeın
bir
birey,
a ş k ı n n o r m l a r d a n v e insani d e ğ e r l e r d e n , g e l e n e k s e l bağlılık v e
s a d a k a t l e r d e n , topluluk kurallarından « ^ / / / o l m a y ı
post
modern
yöneliktir.
rahat
birey
ve
esnektir.
arar.
Duygu
O n a göre
ve
hislerine
"Kendin ol" t u t u m u n a s a h i p t i r . Aktif bir i n s a n d ı r ve
için k e n d i kişisel y o l u n u izler. Gerçek iddiasında bulunmaz.
anlam
Sürekli
plan
y e r i n e geçiciyi t e r c i h
eder.
Gelenek
ve
eskiyle
barışıktır. E g z o t i k , kutsal v e n a d i r o l a n a o l u m l u b a k a r . G e n e l v e
e v r e n s e l olan y e r i n e y e r e l e y ö n e l i k t i r . K e n d i y a ş a m ı y l a ilgilidir
ve t e k bir referans n o k t a s ı n a s a h i p d e ğ i l d i r (ak.Yılmaz, s. 12-3).
3. Hedonizm, Tüketim Toplumu,
Narsisizm ve Eleştirel Söylem
Bauman'a
göre
"tüketiciler toplumu"na,
toplumdan,
(1999,
yani
tüketim
s.
çalışma
10),
"üreticiler
etiğinin
cstetiğiyle
yol
yönetilen
toplumu"ndan,
gösterdiği
bir
bir
topluma
g e ç i y o r u z ; t ü k e t i m t o p l u m u v e seri i m a l a t artık k i t l e s e l e m e k
gücüne
ihtiyaç
duymuyor
ve
bir
zamanlar
"yedek
sanayi
45
ordusu"
olan yoksullar,
şimdi,
"defolu
tüketiciler"c dönü­
şüyor" 1 .
Ö t e y a n d a n , h e r t ü r l ü t ü k e t i m i n z a m a n alması, t ü k e t i m
t o p l u m u için bir f e l a k e t v e t ü k e t i m malları s a n c ı l a n *çin b ü y ü k
bir d e r t t i r . N o r m a l d e , t ü k e t i c i n i n t a t m i n i anlık olmalıdır; bu iki
a n l a m a gelir. T ü k e t i m malları, ö z e l bir h ü n e r v e u z u n bir t e m e l
ç a l ı ş m a g e r e k t i r m e d e n , h i ç g e c i k m e o l m a k s ı z ı n , anında t a t m i n
edilmelidir;
zamanın
ama
tatmin
bitiminde
indirilmelidir.
malların
sona
tüketilmesi
ermelidir
Tüketim
ve
bu
kapasitelerini
için
zaman
gerekli
en
aza
yükseltmek
için
t ü k e t i c i l e r e asla rahat v e r i l m e m e l i d i r . S ü r e k l i h e y e c a n v e asla
sönmeyen coşkunluk
cczbedici
yeni
halinde
isteklere
memnuniyetsizlik
ve
kalmaları
maruz
için,
devamlı
bırakılmaları,
güvensizlik
halinde
olarak
aslında
kalmaları
bir
gerekir
( B a ı ı m a n , 1999, s.42).
T ü k e t i m artık y e n i
dünyanın
ideoloji h a l i n e g e l m i ş t i r .
H e r n e k a d a r " d a h a fazla t ü k e t i m d a h a fazla ü r e t i m v e b u d a
daha
fazla
tüketimin,
bağımlı
refah
demektir"
kıldığını,
tüketiminden
insanların
de
ve
gerçek
en
mutluluk
vardır.
"atılmaya
ve
önemli
aldığını,
ve
varsa
refahın
olduğunu
toplumu,
eşyaların
da,
başkalarına
tüketimin
unsur
Tüketim
Aazı/'
düşünenler
elinden
geçmediğini
yabancılaşmasından
görüşler
şeklinde
insanın özgürlüğünü
nesne
insanın
ileri
süren
"atmaya
lıazıı}\
toplumu
olarak
da
"' Günümüz şirketlerimi; kazançlarını artırma için daha fazla işçiye ihtiyaçları yoktur.
Kğer buna ihtiyaç duyarlarsa onları, başka yerlerden ve yerli işçilere ödediklerinden daha iyi
ücretler karşılığında bulabilirler; bu durum, yerli yoksulların daha yoksullaşmasına yol açsa
da bunu yaparlar. Büyük şirketlerin dünyasında teknolojik gelişme canlı emeğin elektronik
yazılım ile daha çok ikamesi edilmesi anlamına gelirken, gelişme bugün her şeyden önce
"küçülme" anlamına gelmektedir (Baııman.. 1999 s. 94).
46
tanımlanmaktadır:
" T ü k e t i m t o p l u m u n d a , reklamların ve kitle
i l e t i ş i m l e r i n i n yarattığı v e s u n d u ğ u bir d ü n y a d a i n s a n l a r "herkes
kral olabilir",
"herkes
zirveye
çıkabilir"
illüzyonuna
sahiptir;
prestij v e s t a t ü yarışını k a z a n m a n ı n d i ğ e r l e r i n d e o l m a y a n ı e l d e
etmekten
geçtiği
davranışlarını
yöneltir.
anlayışı
başkalarının
Bir
vardır".
olumlu
"sosyal
çeşit
Tüketici,
tepkilerini
onay"
da
tüketim
almaya
denilebilir
doğru
buna
ve
s e m b o l l e r i n taşıdıkları a n l a m l a r ı n , b e n z e r b i ç i m d e y o r u m l a n ı p
anlaşıldığı d u r u m u belirtir. D i ğ e r taraftan t ü k e t i c i bir s e m b o l ü
kullanarak
kendisi
semboldür
ve
ile
de
iletişime
dolayısıyla
geçer.
bireyin
Ürünler
iletişim
birer
araçlarıdır
( O d a b a ş ı , s.19).
Featherstone'a
hedonizmi,
burada
dışavurumsal
g ö r e ' (s. 187),
tüketim;
kültürünün
şimdi
peşinde
koşulmasını,
ve
hayat
zevk
tarzlarının
narsisistik
yeşertilmesini,
ve
bencil kişilik t i p l e r i n i n g e l i ş t i r i l m e s i n i v u r g u l a m a s ı ç e r ç e v e s i n d e
d i n a ç ı s ı n d a n m u a z z a m yıkıcı o l m u ş t u r .
G e n e l d e dinin, özel
o l a r a k d a p ü r i t a n m i r a s ı n ö ğ r e t t i ğ i çilecilik, çalışkanlık, b a s i r e t
ve
tutumluluğun
felsefesiyle
aksi
"şimdi
istikamette,
tüketimciliğin
ruhsal
yaşa
fakirliğe
sonra
ve
öde"
hedonist
b e n c i l l i ğ e yol açtığı sıkça s a v u n u l m u ş t u r .
N a r s i s i s i z m , p ü r i t a n karşıtı h e d o n i s t t ü k e t i m t o p l u m u n ,
temel
karakteristiklerinden
birisi
haline
gelmiştir.
Aslında
n a r s i s i z m p s i k a n a l i z i n a l a n ı n a g i r e n bir k a v r a m ; a n c a k , s o s y o l o g
C.
"Narsisizmin
Laşch
boyutunu
ön
plana
Kültürü"
çalışması
çıkartmıştır.
Lasch'ın
ile,
bunun
kuramı
kültür
temelde,
F r e u d ' u n analizlerine dayanır.
F r e u d ' a g ö r e , n a r s i s i z m i n iki ayırt e d i c i özelliği vardır.
Bunlardan
birincisi
megalomani,
diğeri
ise
ilgilerinin
dış
47
dünyadan, yani insanlardan ve şeylerden uzaklaşmasıdır. Dış
d ü n y a d a n çekilen libido " b e n " e yönelir ve böylece narsisizm
adı v e r i l e b i l e c e k t u t u m a yol a ç a r " . "Kişi k e n d i s i n i b e ğ e n m e z s e
ö l ü r " a t a s ö z ü n d e o l d u ğ u gibi, b i r e y i n y a ş a y a b i l m e s i için belli
bir d ü z e y d e n a r s i s i z m e g e r e k s i n i m i n o l d u ğ u sıkça v u r g u l a n ı r .
F r e u d ' u n birincil n a r s i s i z m d e d i ğ i ş e k i l d e , d o ğ u ş t a n h e r i n s a n
" Freud Düşüncesinin Büyüklüğü ve Sınırları çalışmasında Fromm (s. 110), insanlarda
narsizmin azaltılmasının insancıl açıdan bakıldığında zorunlu bir şey olduğunu; ancak,
biyolojik açıdan insanı yaşamda kalmaya, yaşamaya itmesi bakımından da normal ve
arzulanan
bir duygu olduğunu belirtiyor.
Çünkü kendi amaç ve ihtiyaçlarını
başkalarınınkinin önüne almayan insanın hayatını sürdürebilmesi mümkün olmaz. Böyle bir
durumda, hayatı koruyan ve sürdüren egoizmin enerjik özellikleri yok olacağından, insanın
ölüme mahkum olması kaçınılmazdır. Her canlının kendi türünün devamı için, biyolojik
açıdan belli ölçülerde narsisizme ihtiyacı vardır. Ancak insanların dinsel ve ahlaki hedefleri
bu narsisizme sınırlar koyar ve onun aşırıya kaçmasını önler (s. 106). Narsisist bir insan için,
ona gerçek gelen tek şey, kendi kişiliğidir. Duyguları, düşünceleri, ihtirasları, istekleri,
bedeni ailesi, yani kısaca kendisi ve kendine ait olan her şeydir. İnandığı şeyler, sırf o
inandığı için doğrudur. Kendi kötü özelliklerini bile, kendi özellikleri oldukları için güzeldir.
Onunla ilgili her şey gerçektir ve renklidir. Onun dışında olanlar ve diğer insanlar ise,
cansız, tiksindirici ve anlamsızdır; sanki hiç yaşamamaktadırlar. Kendi ihtiyaçları ile
karşısındaki insanın yeteneklerini ayırt etme güçlüğü yaşar. Zeki, yetenekli olması halinde
durum değişir. Bunlarda narsisisizm bir engel değil, destektir; çünkü kişisel olarak ne
hissettiklerini dışa vurmaktadırlar. Narsisist insanı çekici kılan da, zaten onun narsisist
oluşudur. Tamamen kedisiyle doludur. Seyircilere, bedenini ve espri gücünü gurur duyarak,
değerli bir mücevhermişçesine sunar. Kendisine hayran olanların başında da yine kendisi
gelir. Görüntüleri, hep ortalama insanların olmak istediği görüntülerdir. Bu görüntü de onları
çekici kılar. Kendine güvenen, her durumda en güçlü olmasını bilen ve içinde en ufak bir
kuşku duymayan bir tip çizmeleri, onları diğerlerinden farklı kılar. Yeteneksiz bir kişide
görülen narsisizm . gülünç ve iticidir. Narsisist kişiler genellikle politikacılar arasında
bulunur. Freud'dan farklı olarak Fromm (s. 109) "kendine aşık olmak" diye tanımlanan
narsisizmi, gerçek sevginin karşıtı olarak görür. Çünkü O'na göre gerçek sevgi, insanın
kendisini unutup, sevdiği insana kendinden daha çok değer vermesidir. Çoğunlukla
egoizmle karıştırılır. Ancak bu yeterli değildir. Egoist bir insan, dünyayı tam olduğu gibi,
kafasında çarpıtmadan kavrayabilir. Egoizmde temel olan aç gözlülüktür. Her şeyi kendisi
için ister; hiç bir şeyi paylaşmak istemez. Başkalarını rakip olarak görür. Narsisist kişilik en
zor tanınanıdır. Kişi kendini yüceltir; kendi yanlışları ile sınırlarını göremez. Mükemmel bir
insan olduğuna kendini inandırmıştır. Şüphelenmek için nedeni yoktur. Fedakarlık/ yardım
arkasında da gizli narsisizm olabilir. Bilinçsizce kendi narsisist eğilimlerini gizleme çabası
da olabilir (s. II3).
48
narsisisttir;
benin
gelişmesi
u z a k l a ş m a y a bağlıdır.
olumsuz
koşullar
nesnelere
birincil
narsisizmden
A n c a k b i r e y i n g e l i ş i m s ü r e c i n d e , bazı
yüzünden,
yüklenen
bu
ağır
libidosunu,
güvensizlik
geri
durumlarında,
kendi
bedenine
ve
b e n l i ğ i n e y ö n e l t m e s i d u r u m u söz k o n u s u d u r ki, b u n a F r e u d
ikincil n a r s i s i z m d e r . B u d u r u m d a b i r e y dış n e s n e l e r e olan sevgi
ve
ilgi
bağlarını
Çevredeki
kendi
uyaran
ve
bedenine
nesnelere
ve
ilgileri,
benliğine
bağları
yöneltir.
azalır;
içine
k a p a n ı r v e g i d e r e k i ç d ü n y a s ı v e k e n d i uyaranları ile ilgilenir
(Oztürk,
s.29).
sosyolojik
Onlardan
analizlerinin
doyum
hareket
arar.
Aslında
noktasında
da
Lasch'ın
bu
ikincil
n a r s i s i z m vardır.
H e r ne kadar, gündelik hayatta k e n d i n i sevme, egoizmi
ifade e t s e d e ; F r e u d b a ş k a l a r ı n ı s e v m e y e t i s i n i d e ifade e d e n
k e n d i n i s e v m e olarak iddia e t m i ş t i r . İ n s a n bir nesneyi/kişiyi
b e n l i ğ i n i n bir parçası y a p a r a k k e n d i n i t a n ı m l a m a s ı v e b ö y l e c e
k e n d i n i bir b a ş k a s ı s a n m a s ı d ı r . N a r s i s i s t i k n e s n e s e ç i m i , i n s a n ı n
k e n d i s i y l e b e n z e r l i ğ i t e m e l i n d e o kişiyle ö z d e ş l e ş m e y i içerir.
İMSCII
modern
kösteklediğini,
ailede
toplumun
insanın
modernliğin
getirdiği
yaşanan
değişmelerin
sevgi
ve
bağlılık
toplumsal
narsisizmin
yetisini
değişmelerin
ötesine
ve
geçmeyi
g ü ç l e ş t i r d i ğ i n i iddia e t m i ş t i r . M o d e r n t o p l u m u n e g e m e n kişilik
türü,
içsel
b a k ı m d a n g ü ç s ü z l e ş t i r i l m i ş t i r . Abartılı
bir ş e k i l d e
k e n d i n i s e v m e v e k e n d i n d e n n e f r e t e t m e uçları a r a s ı n d a g i d i p
gelmektedir.
asalakça
Kendisine
ilişkilere
sevgisini
ihtiyaç d u y a n
güçlendirmek
kişiliktir.
amacıyla,
Ego gelişimindeki
n o k s a n l ı k t a n dolayı, h ü s r a n ı , y e t e r s i z l i k d u y g u s u n u v e g ü ç l ü
duyguları
tolere edebilmesi
mümkün
değildir.
Sağlığa spora
v e r i l e n ö n e m , s p o r d a k i başarı, 1960'ların Yeni S o l u ğ u , c i n s e l
özgürlük ve m o d e r n feminist hareketler,
fenomeni,
narsisizmin
göstergeleri
pek çok kültürel
olarak
sunulmuştur.
49
N a r s i s i s t kişilik ç o ğ u k e r e dış d ü n y a d a başarılıdır, fakat k e n d i
içinde boşluk hisseder
ve geleceğe yatırım y a p m a k yerine çoğu
k e r e d i k k a t i n i h a y a t t a k a l m a y a yoğıınlaştırır ( M a r s h a l l , s.522).
Günümüzde
seküler toplumlar daha çok
hedonist ve
şimdi merkezli olmakta ve boş z a m a n etkinlikleri daha çok ö n e
geçmektedir.
Lasch'ın
ilk
baskısı
1970'li
yılların
sonunda
bireyci rekabet kültürü,
kendiliğin
(self) mutluluk ve narsisistik meşgalesi ile yer değiştiriyor,
püritan iş
yayınlanan
çalışmasına
göre,
eriği geriliyor ve artan güvensizlik,
korku yaratıyor.
yer değiştiriyor ve yeni etik,
i n s a n l a r ı n hayranlığını, i m r e n m e ­
Ah I a k i
kod 1 a r
sini v e saygısını ç e k m e y i t e r c i h ediyor, fmajlar v e s e m b o l l e r
g e r ç e k b a ş a r ı d a n d a h a ö n e m l i h a l e geliyor. K a p i t a l i s t ü r e t i m d e n
t ü k e t i m e d o ğ r u geçiş, insanları y e n i sosyal d a v r a n ı ş kalıpları
g e l i ş t i r m e k z o r u n d a bırakıyor.
L a s c h , p ü r i t a n ç a l ı ş m a e t i ğ i n i n k a r ş ı n d a ağırlık k a z a n a n
narsisistik k ü l t ü r ü n ü n özellikleri ş u başlıklar a l t ı n d a inceliyor:
Tarihsel
zaman
duygusu
geriliyor
(s..l):
Şeylerin
sonun
geldiği d ü ş ü n c e s i , i n s a n l a r d a z a m a n p e r s p e k t i f i n i s ı n ı r l a m a k t a ;
güvenle
ileriye
engellemektedir.
Terapi
ya
da
romantik
Narsisistler,
Duygusu
(s.7):
olarak
geçmişe
bakmasını
sadece şimdide,
şimdi için yaşarlar.
Narsisistler,
kendi
iyilik
(self
vvellbeing), sağlık ve fiziki g ü v e n l i k l e r i için, s a ğ a l t ı m ararlar ve
t e r a p i s t l e r i , k e n d i n i k o n t r o l , a n l a m v e sağlık için kullanılır. Ö t e
IJ
R. Senncl'a göre "narsisizm modern çağın protestan ahlakıdır". O'na göre.
pürilanizmin çileciliği ile narsisizm arasında ortak noktalar vardır: Her ikisinde de "ne
hissediyorum" takıntısı vardır.
İler ikisinde de ötekilere kendi hissettiklerine ilişkin
denetimleri ve dürtüleri gösterme, benliğin bir değeri olduğunu göstermektedir. Yine ikisi
içinde, kişinin denetimi dışında, dünyevi denetime katılmak değil, benliğin dünyevi
\ ansıması söz konusudur (s.414).
50
y a n d a n terapistler de, bireyin iradesini k e n d i
kaderini
belirleyebileceği şeklindeki tezleriyle, izolasyonu ("isolation of
t h e şelf) t e ş v i k e t m e k t e l e r . .
Siyasetten kendini düşünmeye (s. 13): Siyasal teoriler, s o r u n l a r
v e ç a t ı ş m a l a r ö n e m s i z l e ş m i ş t i r . T a r t ı ş m a l a r siyasal g e r ç e k l e r ­
d e n , kişisel v e o t o b i y o g r a f i k f a k t ö r l e r e k a y m a k t a d ı r .
İtiraflar
eleştirel
ve
karşı
itiraflarfs.lö):
düşüncelerden
ziyade,
Yazarlar
kendini
ve
diğerleri,
açıklama
yoluna
gitmektedirler.
Boşluk
içinde
olmak
(21):
Psikolojik
huzur,. anlam
ve
bağlılık o l m a k s ı z ı n i n s a n , i ç b o ş l u ğ a d ü ş m e k t e d i r .
Özel hayata çekilmenin
(privatism)
eleştirisi
(s.25):
Şöhret
için k e n d i n i s ö m ü r ü , b a ş a r ı s ı z l ı k t a n k a ç ı n m a , h e r d e r d e d e v a
k o n u l a r , i n s a n l a r ı n , sosyal p r o b l e m l e r i kişisel p r o b l e m o l a r a k
t a n ı m l a m a l a r ı n a yol açıyor. Aşka, arkadaşlığa,
sınırlı bir y a t ı r ı m
yapıyor, bağımlıktan kaçınma ve an için yaşama söz k o n u s u .
Kaybetmekten
koruma etiği,
korkan
bireyler
için,
narsisizm
m o d e r n y a ş a m d a e n d i ş e l e r ve
kendini
ve
gerilimlerle
başa
ç ı k m a d a en iyi yol o l a r a k g ö r ü l ü y o r . Sevimlilik, sahte duyarlılık,
önüne gelenle yatıp
bağımlıktan
ölümden
kaçınma,
korku
gibi
kalkmak,
yas
pansexua/ite,
korumacı yüzeysellik,
tutmak yeteneksizliği,
narsisistik
kültürel
yaşlanmaktan
özellikler,
ya
da
ailede
ö ğ r e n i l i p , t o p l u m d a t a k v i y e ediliyor.
Narsisist,
kişiliktir.
çıkarlar
kendi kurallarım kendi koymayı seven anti sosyal bir
Geleceği
düşünmek
yerine
günlük
mutluluklar
ve
arar. Bu çıkarlar u ğ r u n a a l a b i l d i ğ i n e ihtiraslı bir t u t u m
51
Geleceğe de geçmişe
takınır.
de
ilgisi yoktur,
geçmişin
olumsuz
anıları ile y ü z l e ş m e k i s t e m e z ( L a s c h , s. xvi).
Yine L a s c h ' a g ö r e
narsisistler,
umursamaz; gösteriş
ritüelleri
ihtiyaçları ön p l a n d a d ı r ;
Hastalık
hastasıdııiar.
nezaketi,
etiği,
şöhretlerle
duygusu,
geleneksel
özdeşleşme
yas tutma y e t e n e k s i z l i ğ i söz k o n u s u d u r .
psikanaliz
Sürekli
ihtiyacı
duyarlar.
D i ğ e r l e r i n i k o n t r o l d e hilekarlık y ö n t e m l e r i n e b a ş v u r u r l a r .
Genç
olmak t a k ı n t ı l a r ı vardır. Hemen mutlu olma ihtiyacı duyarlar. A ş k
ilişkilerinde
saygıda
samimiyet
sadakatten
ve
uzaktırlar.
Kendi
kendine
rahattırlar.
Mutlak
doğru
Grup
inanmazlar.
değillerdir.
Onlar
diye
bir
için,
inanmazlar.
sağladığı
her yol mubahtır.
Suçluluk duygusu duymazlar.
konulardaki
şeye
sadakatinin
Herkesi
t u t u m l a r ı , püritan
Dogmalara
güvenliğe
de
sahip
Arzularında sınır yoktur.
r a k i p olarak görürler. Cinsel
olmaktan
ziyade,
her şeye açıktır.
Abartılı k e n d i n i s e v m e , k e n d i n d e n n e f r e t e t m e a r a s ı n d a g i d i p
gelirler. G e n e l l i k l e dış d ü n y a d a başarılı o l m a k l a b i r l i k t e , k e n d i
i ç l e r i n d e s ü r e k l i bir boşluk h a k i m d i r .
Narsisistik
kültürü
kışkırtan
medya,
temel
bir
s o s y a l l e ş t i r m e aracı olarak, aile ile y e r d e ğ i ş t i r m i ş t i r . M o d e r n
y a ş a m ı n h e r a l a n ı n d a narsisistik bir özelliğe s a h i p t i r . M e d y a ,
şan,
şöhret
gibi
narsisistik
hayallere
yoğunlaşma
mesajları
v e r e r e k , o r t a l a m a insanı yıldızlarla ö z d e ş l e ş m e y e ö z e n d i r m e k t e
ve
narsisistik
sosyal
karakteri
teşvik
etmektedir.
Yeni
bir
k ü l t ü r e l s ö y l e m y a r a t m a k t a d ı r ( G o l d m a n , Irvin).
Ayrıca m e d y a n ı n y a n ı n d a , y e n i e ğ i t i m m o d e l l e r i n i n d e
narsisizmi t e ş v i k e t t i ğ i iddiaları var. B u n l a r a g ö r e , ö r n e ğ i n biz
çocuklara
ilk
amacın
kendini sevmek
dediğimiz
zaman,
onlara
52
evrenin
merkezi olmayı
diğerlerinin
ihtiyaçlarını
Bu çocuğu
öneriyoruz.
umursamamaya
itebilir.
narsisizme ya
Kendini
da
sevmenin
ö n e m i tartışamamakla birlikte, sosyalleşme sürecinde o n u n ana
hedef
olarak
alınması
tartışılmaktadır.
Özellikle
orta-üzeri
t a b a k a l a r d a n a r s i s i z m i t e ş v i k e d e n e ğ i t i m m o d e l l e r i n i n ortaya
çıktığı, a n c a k g ü n ü m ü z d e ise t ü m g r u p l a r a y a y ı l m a y a başladığı
iddia e d i l m e k t e d i r ( R y a n , s. 233-8).
Bir taraftan m e d y a n ı n ( v e d i ğ e r k u r u m l a r ı n )
kışkırttığı
h e d o n i s t / n a r s i s i s t i k k ü l t ü r ü n baskısıyla a ş ı n a n , diğer taraftan d a
üretim
sürecindeki
farklılaşma
çıkmaktadır.
insanlar,
derece
günümüzde
içerisindedirler.
yaşayan
son
Özellikle
ülkelerde
eliğinde
Özellikle
anti-bürokratik
post-endüstriyei
eğitimliler
çalışma
dolayısıyla
oldukça önemli değişiklikler ortaya
dönüşüm
arasında
artık
genç
tutum
sürecini
iş
kendini
gerçekleştirme yolu olarak g ö r ü l m e k t e ve mali g ü v e n l i ğ i e s a s alan
pürican
iş
etiği
değerleri
onaylanmamaktadır.
Günümüzde
kişisel otonomi t a l e p l e r i b ü y ü k ö l ç ü d e a r t m ı ş t ı r ( F u r n h a m , s.ZZ2).
Serbest zamana daha çok değer verilmeye başlanmıştır.
Ö t e y a n d a n ö z e l l i k l e fınans a l a n ı n d a k i
gelişmelerin
bir
t a k ı m s p e k ü l a t ö r l e r e ç a l ı ş m a k s ı z ı n b ü y ü k paralar k a z a n d ı r m a s ı ,
sıkı
insanlarda
çalışmadan
da
büyük
kazanç/ar
elde
edeceği
zaman
büyük
duygusunu u y a n d ı r m ı ş c ı r .
Yeni
çalışma
eciği
k a z a n m a y a başlamıştır.
içerisinde
boş
İnsanlar daha çok kazanmak
kendilerine zaman
ayırmakcan vazgeçmek
Hayatta
çalışma
her
çalışmanın
iscemiyorlar.
şeyin
bağımsızlıklarını
Çoğu
olmadığını
ve
çalışmanın
iscememekeedirler.
düşünüyorlar.
özgürlerini
olmadığı
değer
uğruna,
Ayrıca
engellemesini
hayatın
daha
güzel
53
olacağını ve anlamsız ç a l ı ş m a n ı n
d ü ş ü y o r l a r ( F u r n h a m , s.222).
Özetle
çizilen
post-endüstriyel
kişilik
tipini
edilmesine
temsil
paralel
dönüşmeye
kültür,
eden
bir
insan
püritan,
fazla
olan
modernleşmiş
bu
için
ortadan
da
olsa
toplumunun
paradigmasının
farklı
medyanın
üretmek
inancı
edeceğini
farklı
endüstri
bir
Mikro-elektronik
spekülasyonlar,
daha
hasta
tipleri
sürecinde,
biçimde,
başlamıştır.
piyasasındaki
gerekliliğine
yeni
dönüşüm
kendilerini
kişilik
terk
tipine
devrim,
fınans
beraberinde
taşıdığı
daha
fazla
kaldırmıştır.
çalışmanın
Bugün
eksik
b i z i m gibi ü l k e l e r d e d a h i , m i k r o - e l e k t r o n i ğ i n
ç a l ı ş m a hayatı ü z e r i n d e k i e t k i s i y o ğ u n o l a r a k h i s s e d i l m e k t e d i r .
E n f o r m a s y o n d e v r i m i s a y e s i n d e , ç o k a z sayıda nitelikli
işgücüyle,
şimdikiyle
karşılaştırılamayacak
kadar
büyük
boyutlarda üretim yapılabilecektir. Bu süreç ş i m d i d e n başlamış
ve
devam
etmektedir.
Böyle
bir
dönüşüm
insanlılığın
y a ş a m ı n d a k ö k l ü d e ğ i ş i k l i k l e r g e t i r e c e k t i r ; 1 b u n a ç a l ı ş m a etiği
de dahildir.
Artık h a k i m anlayış p ü r i t a n ı n ( v e dolayısıyla akılcılığın)
öldüğü
ve
kökleri
Romantiklere
ya da
Nietzsche'yc
g i d e n , duyularını öne çıkartan, yaratıcı insan tipine ilginin
kadar
arttığını
g ö r ü y o r u z . N i t e k i m p o s t e n d ü s t r i y e l d ö n ü ş ü m s ü r e c i n i yaşayan
ülkelerde,
eğitimde
en
çok
vurgu
disipline
değil
yaratıcılığa
yapılmaya başlanmıştır.
Ö t e y a n d a n y e n i l i k v e yaratıcılığın, g e n e l l i k l e d ü z e n l i v e
s ü r e k l i ç a l ı ş m a d a n değil, k e s i n t i l i bir çalışma d ö n e m i n d e n v e
onun
ardından
gelen
düşünme,
okuma,
ufak
tefek
işler,
y o l c u l u k l a r , d u y g u s a l v e e n t e l e k t ü e l alışverişin ü s t ü n geldiği
54
d ö n e m l e r d e ortaya
sarılmanın,
ne
çıktığına;
ve çalışmaya
yaratıcılığa
nede
sürekli
verimliliğe
dört
elle
yarayacağına
( G o r z ; 279) dair y a y g ı n bir i n a n ç vardır. Bir d i ğ e r ifade ile
püritan
etik,
gördüğü
post-endüstriyel
işlevlerin
dönüşüm
tam
aksine
sürecinde
ayak
geçmişte
bağı
olarak
değerlendirilmeye başlanmıştır.
O y s a , d a h a ö n c e d e belirtildiği ş e k i l d e p r e - k a p i t a l i s t y a d a
pre-endüstriyel
değerlerin
baskın
olduğu
ülkelerde
temel
s o r u n , p ü r i t a n e t i k v e o n u n s o n u ç l a r ı olan disiplin, ç o k çalışma,
aşırı
rasyonelleşmenin
varlığından
değil,
tam
aksine
y o k l u ğ u n d a n k a y n a k l a n m a k t a d ı r . Dolayısıyla b u gibi ü l k e l e r d e ,
disiplinsiz,
denetimsiz,
irrasyonel,
tüketim eğilimi içindeki zihniyet,
yayılması
için
yetersiz
rüşvetin,
üretime
karşılık
aşırı
mafyanın ya da anarşinin
kolayca zemin hazırlayabiliyor.
B ö y l e bir t a b l o i ç i n d e , a r t ı k aklın, çalışma d i s i p l i n i n i n
ö l d ü ğ ü y a d a işlevselliğini yitirdiği ş e k l i n d e k i , p ü r i t a n e t i ğ i n
r e d d i n e d a y a n a n bir t u t u m , h e n ü z k u r a l l a r m y e r l e ş m e d i ğ i , bazı
yazarların
eş-dost
kapitalizmi
dediği, rasyonel
örgütlenme
modelinin uzağındaki eksik modernleşmiş toplumlarda, "amaca
y ö n e l i l T akılcı
d a v r a n ı ş " ı n t a m karşıtı
m e v c u t "cönele"'(öylesirie)
bir a n l a m ifade e d e n
y a ş a m tarzınızı m u h a f a z a s ı n ı ,
m e v c u t k a o s u n ç o k d a h a artışını
teşvik edebilir.
yani
Ekonomik
gelişme ve küreselleşme sürecine u y u m bakımında nispeten
d a h a g e r i d e olan Kırgızistan gibi ü l k e l e r için söz k o n u s u o l a n
k a r a k t e r i s t i k l e r , b a z ı b a k ı m l a r d a n T ü r k i y e için d e söz k o n u s u
olabilir;
55
D. PÜRİTANİZM,
HEDONİZM,
EKSİK
MODERNİTE ve TÜRKİYE:
T a r i h s e l bir p e r s p e k t i f i ç e r i s i n d e , W e b e r ' i n teorisini
T ü r k i y e ' y e u y g u l a y a n ilk ç a l ı ş m a Prof. Ü l g e n e r t a r a f ı n d a n
yapılmıştır.
O'nun
ilk
baskısı
1951'de yapılan
"İktisadi
Ç ö z ü l m e n i n A h l a k v e Z i h n i y e t D ü n y a s ı " eseri, b i z i m z i h n i y e t
d ü n y a m ı z ı a n l a m a k b a k ı m ı n d a n hala b ü y ü k ö n e m t a ş ı m a k t a d ı r ,
Ülgener'e
göre,
{s.
15),
Batıda
yeni
zamanlar
diye
a d l a n d ı r ı l a n v e g e r ç e k t e n d e h e r a l a n d a y e n i l e n m e ile b e r a b e r
y ü r ü y e n d e v i r b i z d e , p a r l a k bir t i c a r e t d e v r i n i n s o n u , katı v e
donmuş
ortaçağ değerlerine
taşıyor.
D e ğ e r anlayışında
dönüş
da
aynı
{orta çağlaşma)
surette
içe
karakterini
k a p a n m a ve
y a n i t e ş e b b ü s f o r m l a r ı n d a y e r alan esna)Hasma söz
katılaşma;
konusu.
B u n u n y a n ı n d a m e s l e k ve s a n a t taassubu {gelenekçilik) ile
en
küçük
ağalık
ve
bir y e n i l i ğ e
efendilik
aktardığı
zaman
bol
uzak
şuuru
göz yurnulmaması
dediği,
feodal
ve
nihayet O ' n u n
hayatın
asırdan
t ü k e t i m i n , gösterişin çekici e t k i s i n d e n
kalmamakla
birlikte,
kendini
günlük
aşıra
hiçbir
iktisadi
kaygıların ü s t ü n d e g ö r m e y e alışık, ü r e t i m i v e d e ğ e r y a r a t m a y ı
kendinden
başkalarının
sırtına
yüklenmiş
görmek
isteyen
zihniyet hakimdir.
B u n l a r ı n h e p s i d e Batı A v r u p a ' d a 15. v e 16. y ü z y ı l l a r d a n
beri
tarihe
örselenmeden
mal
olduğu
"yeni
hâlde
zamanlarca
d e ğ e r l e r i n d e n başka şeyler değillerdir.
bizde
bir
devredilmiş
çok
tarafları
"Ortaçağ"
1
56
Osmanlı'da,
pre-kapitalist,
henüz
maddeleşmemiş
bir
d ü n y a g ö r ü ş ü , g ü n d e l i k h a y a t ı n h e r t ü r l ü h a r e k e t v e faaliyet
şekillerini
iktisadi
düşüncenin
ayarlanmış
görmek
isteyen
bir
dışındaki
toplum
güdülere
anlayışı
göre
hakimdir.
İ M g e n e r ' e g ö r e (s.53-54), m o d e r n d ü n y a y ı y a r a t a n d e ğ e r l e r d e n
uzaklığın,
hemen
hemen
her
tabakada
kendisini
fazlasıyla
hissettirdiğini görüyoruz:
Üst tabaka'.
Yüzyıllardan beri d e v a m e d i p g e l e n ağalık ve
efendilik
şuurunun
anlayışını
gündelik
bu
tabaka
arasında
iktisadi kaygıların dışına,
hayat
ve
uzağına
toplum
taşımıştır.
A n c a k b u ü s t t a b a k a n ı n m a d d i e n d i ş e l e r d e n u z a k bir h a y a t
sürdüğü anlamına g e l m e m e k t e d i r . Aksine servetin, özellikle de
altın tutkusunun bu t a b a k a d a o l d u k ç a fazla o l d u ğ u n u g ö r ü y o r u z .
A n c a k m a l v e s e r v e t e d ü ş k ü n l ü ğ ü n g e r ç e k saiki, m u t a t iktisadi
faaliyetlerden
birisi
ile
zenginleşmek,
sermayesini
ve
onun
g e t i r d i ğ i geliri a r t ı r m a k d e ğ i l d i r . N ü f u z v e i k t i d a r s a h i p l e r i n i ,
o l d u m olası,
ve
m a l v e s e r v e t p e ş i n d e k o ş t u r a n saikleri a l e l a d e kar
rantabilite
aramalıyız.
b ü s b ü t ü n f başka
ölçüsünden
Bunların
Siyasi hayatta paye
yerine:
olmak; debdebe ve saltanat sürmek;
maksatlarda
ve
itibar sahibi
unvan ve asalet satmak;
nam ve
nişan p e ş i n d e başkaları ile y a r ı ş m a k t ı r . H e p s i d e feodal c e m i y e t
d ü z e n i n asırlarca ü s t ü n e yığılıp biriktirdiği, ağalık v e e f e n d i l i k
ş u u r u n u n , dışarıya v u r a n akisleridir. A s i l z a d e elini a n c a k paraya
h a c e t g e r e k ç e s i y l e sürer.
Orta tabaka: T i c a r e t ve s a n a t e r b a b ı n ı ,
olmayan
bir
görüyoruz.
defter
tutma
takım
Rasyonel
alışkanlığı
memleketler gönnek,
değer
ve
bir ticari
yok.
umulmadık
idealler
iktisadi-rasyonel
etrafında
sıralanmış
i ş l e t m e d e k i , dakik bir hesap ve
Macera
hevesi,
servetten
kavuşmak
ayak
basılmamış
merakı,
hatta
sırası gelince vurgun ve baskın arzusu vs. yok. i k t i s a d i f a a l i y e t t e en
57
fazla başarılı olmaları g e r e k e n s a n a t ve ticarec e r b a b ı da d a h i l
olmak
üzere,
değer
görüşünden alıyordu.
çok
derin
ölçülerini
Bu g ö r ü ş
farklar
maddileşmemiş
henüz
bir dünya
bir t a b a k a n d i ğ e r i n e g e ç t i k ç e , az
gösterir;
fakat
hepsi
"meta-ekonomik" bir
de
düşünce t e m e l i n e dayalı k a l m a k t a birleşir. B u t e m e l d ü ş ü n c e y i
bir c ü m l e
hayatın
ile ö z e t l e m e k
icapları
mümkündür:
dışında
düşünmemek, günü gününe yaşamak,
yavaşlık,
hırstan uzaklık,
çıkmamak,
tevekkül
insan-ı
maddi
kaygısızlığı,
iç aleme çekilmiştik,
'kanaatkarlık,
sahibi
Maddenin ve
Gelecek
kalabilmek!
yatını
ağırlık ve
alışılmış rutinden dışarıya
kamil
olmak
temel
değerler
her zaman,
kibir,
büyüklük
ile
iktisadi
arasında yer almaktadır.
Öte
yandan
ve gösterişle
düşünce
kazanma her yerde,
beraber yürümüştür.
son
yıllara
Bir
kadar,
diğer
ifade
modernliğin
simgesi
olan
ortaya
çıkan
" a k ı l c ı l a ş t ı r m a " s ü r e c i n i n u z a ğ ı n d a kalmıştır.
Modern
bir
toplum
yaratma
projesi
ile
C u m h u r i y e t d ö n e m i n d e ise, ö z e l l i k l e e ğ i t i m y o l u y l a p ü r i t a n bir
çalışma
kültürü
yaratma çabasına
tanık oluyoruz.
Atatürk'ün
"gençler sizden bir tek isteğim var,
bu
çok
çabayı
veciz
olarak
ifade
Örneğin
o da çalışmak"
etmektedir.
sözü
Nitekim
C u m h u r i y e t tarihi b o y u n c a d a h e p , ç o k çalışma, ç o k tasarruf v e
k a y n a k l a r ı n akılcı olarak k u l l a n ı l m a s ı gibi d a h a s e k ü l e r / p ü r i t a n
d e ğ e r l e r sıkça i ş l e n m i ş t i r .
Ancak
1980'li
yıllar
Türkiye'de
bazı
bakımlardan
kırılmanın y a ş a n d ı ğ ı yıllardır. B u d ö n e m aynı z a m a n d a d ü n y a d a
197()'li yılların k r i z l e r i n i n a r k a s ı n d a n g e l e n y e n i d e n y a p ı l a n m a
1980'li yıllardan i t i b a r e n d ü n y a d a küreselleşme s ü r e c i
yıllarıdır.
hız k a z a n m ı ş v e bir ç o k ü l k e a r t ı k o y u n u k ü r e s e l kurallara g ö r e
oynamanın
yıllarda
yolları
Türkiye'de
üzerinde
ise
düşünmeye
modernleşmenin
başlamıştır.
akılcı
1980'li
taşıyıcılığını
58
m ü h e n d i s l e r i n t e m s i l ettiği bir d ö n e m ortaya ç ı k m ı ş t ı r ( G ö l e ,
s . 138).
Özellikle
''köşeyi dönmek",
severim1''
ve
dönemin
"Renim
"Zengin
mühendis
memurum
müslüman
kökenli
lideri
işini biltf\
fakir
"Ren
müslümandan
Özal'ın
zenginleri
hayrrhdıf
t ü r ü n d e k i sözleri, bazı b a k ı m l a r d a n , b u d ö n e m e ö z g ü bir t ü r
a k ı l c ı / p r a g m a t i s t e t i k y a r a t m a arayışları olarak d a d e ğ e r l e n d i r i ­
lebilir.
Türkiye'de
sürecinde
en
1980'li
çok
yıllardan
belirleyici
sonra
kültürel
faktörlerden
birisini,
dönüşüm
şüphesiz
t e l e v i z y o n d a d e v l e t t e k e l i n i n kırılması v e ç o k kanallı y a y ı n a
geçiş
oluşturmuştur.
Yaşayabilmesi
için
ana
gelir
kaynağı
r e k l a m (dolayısıyla r e y t i n g ) o l a n kanallar, t o p l u m u o l a ğ a n ü s t ü
bir
tüketim
Lasch'ın
bombardımanına
Amerika
için
tutmuşlardır.
söylediği
1970'li
yıllarda
hedonist/narsisistik
kültürel
d ö n ü ş ü m e b e n z e r biçimde, biz de bireyler çok e r k e n yaşlardan
i t i b a r e n , a r t ı k t ü k e t i m t o p l u m u n kalıpları i ç i n d e sosyalleşir h a l e
gelmişlerdir1'.
•?
Geçmişin
gerektiğinde
tasarrufu,
kendini
feda
arzularını
etmeyi,
bastırmayı,
dünyaya
toplum
siyah
ve
için
beyaz
" Kozanoğlu, yayınladığı dönemde oldukça ilgi gören "Cilalı İmaj Devri" çalışmasında
!980'li yıllardaki değişime ilişkin şunları söylüyor: 80'Ii yılların ortalarından 90 küsurlara
uzanan süreçte, Türkiye gerçekten çok değişti. Cumhuriyet ideolojisin nüfuz alanı daraldı.
Ortaya çıkan boşluğu, dünyanın kuzeyinde "ideolojiler öldü" sloganıyla pazarlanan ve iyi
hasılat yapan tek tip ideolojini yerli versiyonu doldurdu, Özgürlük ve eşitlik projelerinin
utkundaki ütopyalar, özel operasyonlarla yıpratıldı. Onların yerini bir tür finansal
pragmatizmin servet ütopyaları aldı. Medyanın toplumsal belirleyiciliği ürkütücü noktalara
tırmandı. İletişim kanalları, "çağdaş elitistler"in, değişimi sorgulamaktan kaçınan ve hep
rüzgarın yönünde seyreden fazla uyanık, hayli asabi bir güruhun eline geçti. Değişim, tüm
toplumsal yapıyı diklemesine yaladı süpürdü. Birbirine İngilizce küfreden insanlar ortaya
çıktı. Arabesk kültür, ilginç bir çeşitleme sürecinden geçti. Yaşanamayan aşkların biçimi
değişti. "Business" kavramı yüceltildi. Tüketim gücü, en tepedeki statü sembolü haline
geldi (s. 7).
59
ş e k l i n d e s o n d e r e c e katı k u r a l l a r i ç i n d e b a k m a y ı v u r g u l a y a n
kültürünün yerine
1980'lerden
pragmatizmi,
formüle
edilen
hazcılığı,
tüketimi,
önce
"'köşe dönmek"
itibaren
göreceliliği,
kendini
düşünmeyi
ve
olarak
melezleşmeyi,
kültürel
bireyin
ne
v a t a n / m i l l e t n e d e b a ş k a bir şey için feda e d i l m e s i g e r e k t i ğ i n i
s a v u n a n (yani bireyi e n y ü c e d e ğ e r olarak g ö r e n )
v e b i z i m için
y e n i olan bir anlayış h a k i m o l m u ş t u r .
G e ç m i ş i n l i d e r l e r i n i n k a f a l a r ı n d a bir ideal t i p olarak var
olan
püritan
kültürün
bastıran/perhizci
anlayışı
yerine,
1 9 8 0 ' l e r d e n sonra, d a h a ç o k rahatlığa v u r g u y a p a n h e d o n i s t
bir
anlayış ö n p l a n a g e ç m i ş t i r . Ö z e l l i k l e t o p l u m u n orta ü s t ve. ü s t
gelir g r u p l a r ı
bu
sağlamışlardır.
s ü r e c e s o n d e r e c e hızlı
bir b i ç i m d e u y u m
E k o n o m i k yapıdaki d ö n ü ş ü m de büyük ölçüde
b u n a eşlik e t m i ş t i r .
Bugünün
kültürel
gençliği
atmosfer
de
içinde
büyük
ölçüde
şekillenmiştir.
yukarıdaki
Erken
hazcı
yaşlardan
i t i b a r e n , ç o k kanallı t e l e v i z y o n l a r ı n k a r ş ı s ı n d a , m o d e r n o k u l u n
üretim kültüründen daha çok postmodern. medyanın tüketim
k ü l t ü r ü n ü içselleştirmiştir.
Artık bir e ş a r p r e k l a m ı n ı n k u l l a n d ı ğ ı
"seçmek özgürlüktü?'
ş e k l i n d e k i anlayışıyla; s e ç m e k (yani tüketmek), ö z g ü r l ü k o l m a k
y a d a t o p l u m s a l s t a t ü i ç e r i s i n d e y e r a l m a k için e n belirleyici
unsur
olmuştur.
Bu
hedonist
tüketim
toplumuna
yönelik
k ü l t ü r e l d e ğ i ş m e s ü r e c i n d e n , e n p ü r i t a n olmaları b e k l e n i l e n
muhafazakar
çevrelerin
etkilenmişlerdir.
Onların
üst
da
gelir
grupları
"tesettür
da
giyim"
büyük
adı
ölçüde
altındaki
defileleri, t ü k e t i m t o p l u m u n a geçişin a s l ı n d a bir ara k a d e m e s i n i
o l u ş t u r m a k t a d ı r . Mevcut ekonomik gelişme süreci bu şekilde devam
ederse,
kuşkusuz
muhafazakar kesimle,
sektiler gruplar arasındaki
60
mesafe çok daha azalacak ve büyük bir bölümü hedonist tüketim
toplumu kültüründe bir araya geleceklerdir..
A n c a k b u r a d a asıl s a p m a , b u t ü k e t i m k ü l t ü r ü n e u y u m
sağlayamayanlar
arasında
azımsanamayacak
bir
olmaktadır.
bölümü,
Toplumun
kısa
yoldan
hiç
büyük
de
paralar
k a z a n ı r k e n , asıl ç o ğ u n l u ğ u o l u ş t u r a n g e n i ş kitleler, bir taraftan
tüketim
arzusu
ile
tüketememenin
düzene
tepki
sonunda
zaman,
doldurulurken,
verdiği
huzursuzluk
hareketlerine
yapılan
sektiler
dürüst/perhizci/püritan
oyların
Bülent
bir
taraftan
1990'larınların
dağılımına
Ecevit'in
kültüre
da
mevcut kurulu
yönelmişlerdir.
seçimlerde
kesimde
diğer
içinde
baktığımız
şahsında
yönelirken,
daha
sağda
m e r k e z d e n uzaklaşma bu tepki süreciyle yakından
ise
bağlantılı
gözüküyor.
A h m e t O k t a y (s.
Türk
toplumunun
altında
kaldığını
vurgulanması,
söylüyor.
başarının
küçümsenmesi,
dönüşmesi
baskılardan kuruluş,
herkes,
öne
ve
Yazın
12
durumda.
geçtiği
alanında,
ekonomik
düzenin
siyasetin
değerler
eğlence
Kültür
mitinin
bu
iyiden
arzusu,
eserin
ş ö h r e t estetikjartistik
"geçmiş
biçiminde"
Türkiye'de
yaptıklarının
içsel
ilkliğini
medyaya
bitişmiş
değerinin
önüne
iyiye
düzey
amentüye
narsisizm,
sektöründe,
kendi
dünyası
sonra
kuşatma"
çıkartılması,
bir k ü l t ü r ihtilalin yükselişi
Şöhret o l m a
için,
öne
biçimlendirilen
darbesinden
"narsisistik
Durmadan
karın
kendi başarısını ve biıicikiiğini,
sürüyor.
Eylül
deyimiyle
yükselen
sürecinde
beliriyor.
232-4),
Lasch'ın
aracılığıyla
kazanılır
o l m a k t a n çıkıyor, ö n c e d e n e d i n i l m e s i yolları aranıyor. Yazar da
şarkıcı da kitabın ya da kasetin tirajtyla övünüyor.
Gösterişçilik
ve
teşhircilik eğilimi, L a s c h ' ı n v u r g u l a d ı ğ ı b i ç i m i y l e , "iş h a y a t ı n d a
ve
bürokraside
organizatörü
kumarbaza
dönüştürmekle"
61
kalmıyor,
"eti iyi oynayan kazanır felsefesi" t ü m k ü l t ü r h a y a t ı ­
m ı z d a e g e m e n oluyor.
O k t a y , k e n d i l e r i n i starlaşmış sayan
s u n u c u l a r v e p r o g r a m c ı l a r ı n , m ü t h i ş bir k a y b e t m e k o r k u s u
i ç i n d e o l d u k l a r ı n ı v e k a y b e t m e m e k için h e r şeyi k a b u l e hazır
o l d u k l a r ı iddia e d i y o r .
Ö t e y a n d a n T U S İ A D ' ı n yayınladığı Krgiidcr, K s m e r v e
Kaiaycıoğlu'nun
yapmış
oldukları
bir
çalışmaya
göre
ise,
narsisistik/hazcı anlayışın k a r ş ı s ı n d a y e r alan, p ü r i t a n iş e r i ğ i n e
s a h i p olanların (yani bir a n l a m d a hayatı iş olarak g ö r e n l e r i n )
oranını,
Türkiye'de
toplam
yetişkin
nüfusun
yüzde
10'u
c i v a r ı n d a d ı r ( T Ö S İ A D , s.26).
Bir d i ğ e r ifade ile bir ç o k s a n a y i l e ş m e ve m o d e r n l e ş m e
sürecini
t a m a m l a y a m a m ı ş ü l k e l e r d e o l d u ğ u gibi, T ü r k i y e ' d e ,
belli bir ö l ç ü d e , akılcı, p ü r i t a n d e ğ e r l e r i n u z a ğ ı n d a kalmıştır.
Ö r n e ğ i n h a n g i d ü n y a g ö r ü ş ü n e s a h i p olursa o l s u n , ü z e r i n d e t a m
bir m u t a b a k a t s a ğ l a n a n k o n u l a r ı n b a ş ı n d a , sön d e r e c e irrasyonel
İşleyen
bir k a m u
idaresi
gelmektedir.
K İ T zihniyetinin
bir
t ü r e v i olarak, insanları d a h a akılcı kurallara d a y a n a r a k r e k a b e t
e t m e y e zorlayacak olan s e r b e s t r e k a b e t kuralları bir ç o k a l a n d a
y e t e r i n c e sağlıklı i ş l e m e m e k t e d i r .
Post-endiistriyel
dönüşüm
sürecini
yaşayan
ve
bugün
araçsallaştırmış akılcılığın, a n l a m y i t i m i , n o r m s u z l u k , g ü ç s ü z l ü k ,
yalnızlık gibi e t k i s i n i d a h a ç o k h i s s e t t i r e n s o r u n l a r karşısında,
kimlik
ve
yaratıcılık
arayışının
peşine
düşülen
bir
dünyada
( A k . S u n g u r , s.9) T ü r k i y e ' d e s o r u n l a r ı n ö n e m l i bir k ı s m ı n ı . Batı
A v r u p a ü l k e l e r i n i n y ü z k ü s u r yıl ö n c e yaşadığı bazı s o r u n l a r ı n
benzerleri
oluşturmaktadır.
Nitekim
işgücünün
dağılımı
gibi
yapısal u n s u r l a r a ç ı s ı n d a n d a T ü r k i y e aynı ş e k i l d e g e ç t i ğ i m i z
62
yüzyıldaki
Batı
toplumları
ile
benzer
oranlara
sahip
bulunmaktadır.
Ö t e y a n d a n , r e k a b e t i n globalleştiği, g e l i ş m i ş A B ü l k e l e r i
ile r e k a b e t e t m e k d u r u m u n d a k a l d ı ğ ı m ı z bir s ü r e c i d e
yaşıyoruz.
T ü r k i y e h e n ü z m o d e r n l e ş m e sürecini tamamlay a m a d a n , m o d e r n l i k sonra kültürel ve e k o n o m i k d ö n ü ş ü m ü n
avantajlarıyla b i r l i k t e , sıkıntılarını da y a ş a m a y a başlamıştır.
K ü r e s e l l e ş m e , bir ç o k ü l k e d e o l d u ğ u gibi, b i z d e d e m e v c u t
yapıları d e r i n d e n s a r s m a k t a d ı r .
B u n u n y a n ı n d a g e ç m i ş t e o l d u ğ u gibi, t o p l u m s a l d e ğ i ş m e
süreci,
birbirini
tamamlayan
gerçekleşmemektedir.
yaşıyor.
Türkiye'nin
Türkiye,
bir
kısmı
aşamalar
şeklinde
de
bütün
süreçleri
bir
arada
adeta
ortaçağın
toplumsal
d ü z e n i n i çağrıştıran k o ş u l l a r i ç i n d e y a ş a r k e n , b a ş k a bir b ö l ü m ü ,
en gelişmiş
gerisinde
ülkelerdeki
kalmış
standartlar içerisindedir.
toplumsal
g r u p l a r d a , ^en
Bu
sürecin
varlıklılar
kadar,
t ü k e t i m t o p l u m u n k ü l t ü r e l saldırısı ile karşı karşıyadırlar.
Ancak
rasyonel
geçemeden,
karşıya
ekonomide
kurallara
kültürde,
örgütlenmiş
post-endüstriyel
kalan,
kalıplarının
ve
göre
çağın
rasyonaliteden
hakim
olduğu
ve
dünyanın
ekonomisine
t ü k e t i m . baskısı
uzak
eksik
modern
piyasa
"cönele"
modernleşmiş
ile
karşı
davranış
ülkelerde
m e v c u t g e l i ş m e l e r , mafyayı v e anarşiyi ç o k d a h a a r t ı r m a riskini
de içinde barındırmaktadır.
Bu k o n u d a Orta Asyadaki T ü r k
C u m h u r i y e t l e r i , çarpıcı bir ö r n e ğ i o l u ş t u r m a k t a d ı r .
Ö t e yandan post-endüstriyel ya da post-modern toplum
s a v u n u c u l a r ı n ı n sıkça b a ş v u r d u k l a r ı , akıl ile yaratıcılığı birbiri­
nin
karşıtı
iki
zıt
anlayış
olarak
ele
alma
tarzlarının
da
63
sorgulanması gerekmektedir. M o d e r n dünyayı anlamada, b u g ü n
en t e m e l referans noktası haline gelen Weber, " M e s l e k Olarak
Bilim"
makalesinde
şöyle
diyor:
"Fikirler
bize
kendiliğinde
gelir, biz i s t e d i ğ i m i z z a m a n değil. E n iyi f i k i r l e r i n s a n ı n a k l ı n a
gerçektende
Iherng'in
tanımladığı
biçimde:
Mesela
divanda
p u r o i ç e r k e n . Y a d a H e l m h o l t z ' u n b i l i m s e l bir k e s i n l i k l e k e n d i
hakkında
anlattığı b i ç i m d e : Y u m u ş a k e ğ i m l i bir y o l d a y ü r ü y ü ş
yaparken.
H e r h a l d e fikirler b i z e onları b e k l e m e d i ğ i m i z bir
a n d a gelir; biz kafa y o r a r k e n y a d a m a s a m ı z d a arayış i ç i n d e
o t u r u r k e n değil. Yine d e ş u n u b e l i r t m e k g e r e k i r : M a s a m ı z d a
kafa
yormamış
ve
tutkulu
bir
şekilde
yanıtlar
olsaydık, aklımıza yeni fikirler hiç g e l m e z d i . "
aramamış
(Weber,
1986,
s.133) , Bir d i ğ e r ifade ile y e n i fikirlerin d o ğ u ş u ile b i z i m d a h a
ö n c e k i ç a l ı ş m a l a r ı m ı z a r a s ı n d a y a k ı n bir ilişki vardır.
Dolayısıyla, p o s t - e n d ü s t r i y e l çağın o l m a z s a olmazı o l a n
yaratıcılık,
bir
başka olmazsa olmazı
çalışmayı
işlevsellikten
uzaklaştırmaz.
birbirinin
karşıtı
gösterilmesi,
olarak
oluşturan
aklı
Bugün
bu
sansasyonel
ya
da
ikisinin
beklentiler
k a d a r , m o d e r n d ü n y a d a bir tarafın ( a k l ı n , p ü r i t a n d i s i p l i n i n ) ,
d i ğ e r tarafı (yaratıcılığı, arzuları) olağan ü s t ü d ü z e y d e b a s t ı r a c a k
şekilde ö n e geçmiş olmasıdır.
endüstriyel
çağın
İ k i n c i tarafa y a p ı l a n v u r g u , p o s t -
ihtiyaçları
doğrultusunda,
dengelenmesi
olarak d e ğ e r l e n d i r i l e b i l i r .
Ö z e t l e ifade e t m e k g e r e k i r s e , p o s t - e n d ü s t r i y e l d ö n ü ş ü m
s ü r e c i n e paralel olarak, m o d e r n / e n d ü s t r i y e l t o p l u m l a r ı n s i m g e s i
haline
gelen
toplumun
rasyonelleştirme,
çalışma
gibi
başlamıştır.
bu
her
dünya
alanında
için
püritan .değerler
varlığını
arzularını
hissettiren
denetim
işlevselliklerini
ve
çok
kaybetmeye
O r t a y a h e d o n i s t / n a r s i s i s t ö z e l l i k l e r e s a h i p y e n i bir
ç a l ı ş m a etiği ç ı k m a k t a d ı r . Bir d i ğ e r ifade ile m o d e r n k a p i t a l i z m i
64
y a r a t a n m o d e r n b i r e y i n " i d e a l t i p " i olan p u r i t a n , y e r i n i karşıtı
olan, ar/Ailarını ö n e ç ı k a r t a n h e d o n i s t t ü k e t i c i y e b ı r a k m a k t a d ı r .
Post-endüstriyel
cthos'a
sahiptir.
yaratıcılığa,
çok
toplum
Bu
çalışmaya
yapılmaya başlanmıştır.
kompütürize
nin
yerine,
farklı
toplumlarda
değil
bir b i r e y e
vurgu
boş
ve
artık
zaman
farklı
akla
bir
değil,
etkinliklerine
E n d ü s t r i y e l işlerin, g i d e r e k d a h a ç o k
olması, e n d ü s t r i y e l m a l ü r e t i m i ( m a n u - f a c t u r e )
entelektüel
sermaye
(menti-factııre)nin
geçmesi
kültür alanındaki bu gelişmeleri çok daha hızlandıracaktır.
Muhtemelen
"yaratıcılık"
gibi
insanın
d o ğ a s ı n d a m e v c u t olan
yetenekler,
geçmişten
farklı
"akıl"
olarak,
ve
post-
e n d ü s t r i y e l çağın ihtiyaçlarına g ö r e y e n i d e n y o r u m l a n a c a k v e
birlikle g e l i ş t i r i l e c e k t i r .
"kutsallaştırılan"
sorgulanması
Bizde
ise
Aydınlanmacı
anlamına
bu
durum,
aynı
paradigmanın
gelecektir.
Ancak
da
bu
zamanda,
daha
çok
sorgulama
s ü r e c i n d e p o s t m o d e r n y a d a p o s t e n d ü s t r i y e l d ö n ü ş ü m teorileri
kadar,
her
toplumun
kendi
özelliklerinin
bulundurulması büyük ö n e m taşımaktadır.
de
göz
önünde
İKİNCİ BÖLÜM
II. P Ü R İ T A N İ Z M D E N
HEDONİZME
Y E N İ Ç A L I Ş M A ETİĞİ:
Uludağ Üniversitesi Öğrencileri Üzerinde
Bir Uygulama
A. ARAŞTIRMANIN EVRENİ,
YÖNTEMİ
ve ÖRNEKLEMİ
Bu araştırmanın amacı, U l u d a ğ Üniversitesi öğrencilerinin
t u t u m l a r ı n d a n h a r e k e t l e , T ü r k i y e ' d e " ç a l ı ş m a e t i ğ i " n i sorgula­
maktır.
Çalışma, b ü t ü n t o p l u m u n ya da gençliğin t u t u m u n u
a ç ı k l a m a i d d i a s ı n d a değildir.
Ancak araştırmanın uygulandığı
dört fakültenin öğrencilerinden e l d e edilen sonuçların, son 20
yıldaki
kültürel
dönüşüm
h a k k ı n d a önemli ipuçları
vereceği
d ü ş ü n ü l m e k t e d i r . Ç ü n k ü h e n ü z üniversite öğrencisi olan b u
66
kitle, e k o n o m i d e ve k ü l t ü r d e ,
ekonomisinin,
kanallı
tüketimin,
televizyon
yayınlarının
sosyalleşme sürecine başlayan
Bu
kuşağın
önemlidir.
piyasa
yüceltildiği
ve
1980'li
başladığı
çok
yılarda
ilk kuşağı oluşturmaktadır.
değerlerindeki
kırılmanın
sonrasındaki
dışa a ç ı l m a n ı n , s e r b e s t
pragmatizmin
anlaşılması
değişim,
aslında
bakımdan
son
1980
derece
N i t e k i m b u k u ş a k , bir ö n c e s i n e g ö r e , dış d ü n y a y a ,
m e l e z d e ğ e r l e r e , t ü k e t i m e , n a r s i s i z m e , h e d o n i z m e , bireyselliğe
daha
açık
bir
kuşaktır.
Ancak
bu
kuşağın,
aynı
zamanda
modernliğin getirdiği püritan kültürü de t ü m ü y l e dışlamadığı
varsayılmaktadır.
A r a ş t ı r m a d a , 49 s o r u n d a n o l u ş a n beş ölçekli t u t u m a n k e t i ,
500 öğrenci ü z e r i n d e u y g u l a n m ı ş t ı r .
A n k e t t e kimlik sorulan
d ı ş ı n d a ü ç g r u p soru s o r u l m u ş t u r . B u n l a r d a n ilk g r u p t a k i sorular
p ü r i t a n i ş e t i ğ i n i b e l i r l e m e y e y ö n e l i k t i r , i k i n c i g r u p t a k i sorular
ise, ç a l ı ş m a k t a n v e b a s t ı r m a k t a n d a h a ç o k b o ş z a m a n a v u r g u
vapan,
h e d o n i s t / n a r s i s i s t k ü l t ü r e l u n s u r h r ı n ağırlık k a z a n d ı ğ ı
y e n i çalışma e t i ğ i n i a n l a m a y a y ö n e l i k t i r .
Üçüncü
görür"
grupta
sözünden
da
Weber'in
hareketle,
ünlü
öğrencilerin
"insan
kalbinde
içinde
olanı
yaşadıkları
t o p l u m u n ç a l ı ş m a e t i ğ i n e ilişkin görüşleri s o r u l m u ş t u r . Ç o ğ u
k e r e ilk iki g r u p t a k i s o r u l a r d a t u t u m l a r ı n ı t e d i r g i n açıklayan
ö ğ r e n c i l e r , b u g r u p t a g ö r ü ş l e r i n i d a h a r a h a t ifade e t m i ş l e r d i r .
Bu
araştırma,
uygulanmıştır.
Bu
Uludağ
Üniversitesinde
Fakülteler,
İktisadi
ve
dört
fakültede
İdari
Bilimler
Fakültesi (İİBF), Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi ( M M F ) ,
Tıp
Fakültesi
Fakülteler,
(TF)
ve
öğrencilerinin
İlahiyat
Fakültesidir
özellikleri
(İF).
bakımından,
Bu
farklı
67
sosyo-kültürel niteliklere sahip oldukları düşüncesiyle tercih
edilmiştir. Özellikle İlahiyat Fakültesi bu kitle içerisinde,
aldıkları
eğitimin
niteliği
ve
diğer
toplumsal
k a r a k t e r i s t i k l i l e r i n d e n dolayı,
p ü r i t a n k ü l t ü r e ; b u n a karşılık
d i ğ e r f a k ü l t e l e r i n h e d o n i s t k ü l t ü r e göreceli o l a r a k d a h a y a k ı n
olacakları varsayılmıştır.
A n k e t i n u y g u l a n d ı ğ ı d ö r t F a k ü l t e n i n ö ğ r e n c i d a ğ ı l ı m ı şöyledir:
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
Mühendislik-Mimarlık
Tıp
Fakültesi
ilahiyat
d i k k a t e alınmıştır.
Bu
12564
2336
1
Fakültesi
Araştırmanın örnekleminde,
ları
1
Fakültesi
1633
1431
F a k ü l t e l e r i n ö ğ r e n c i sayı­
amaçla ö n c e 500 a n k e t ,
öğrenci
sayılarına g ö r e F a k ü l t e l e r e p a y e d i l m i ş , s o n r a d a İ İ B F d ı ş ı n d a k i
ü ç F a k ü l t e y e 15'er a n k e t f a z l a d a n e k l e n i r k e n , İ İ B F ' d e n d e 4 5
a n k e t eksiltilmiştir. İ İ B F ' n i n ö ğ r e n c i k i t l e s i n i n ç o k fazla o l m a s ı
b u n a yol a ç m ı ş t ı r . Aksi
takdirde, diğer Fakülteler açısından
anlamlı verilere ulaşmanın güçleşeceği d ü ş ü n ü l m ü ş t ü r .
Tabakalı bir örneklem yöntemi izlenerek, kız ve
erkek öğrenci sayısı eşit tutulmuş ve sınıflar arasında
oranlara dikkat edilmiştir. Bunun yanı sıra, anketlerin bir
kısmı doğrudan sınıflarda uygulanırken, özellikle İİBF'de
devamın olmadığı dikkate alarak kantin ve kampus
içerisinde farklı mekanlarda da anketler uygulanmıştır.
Anketlerden elde edilen veriler, Statistica programı
kullanılarak değerlendirilmiştir.
68
B. ARAŞTIRMAYA İLİŞKİN BULGULAR
1. Genel Karakteristikler
Araştırmada 500 öğrenciye anket uygulanmıştır.
Bunların, yüzde 60'ını İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi,
yüzde 16'sını Mühendislik, yüzde 13'ünü Tıp, yüzde 11'i
de İlahiyat Fakültesi öğrencileri oluşturmaktadır.
T a b l o 2.1. Fakültelere G ö r e Dağılım
1
Fakülteler
IIBF
Mühendislik
T,pİlahiyat
Toplam
Sayı
300
80
65
55
500
Fakültelere G ö r e D a ğ ı l ı m
•o ....
%
60
16
13
1 1
100 1
69
C i n s i y e c e g ö r e o r a n l a r ı n b i r b i r i n e e ş i t o l m a l a r ı n a karşın,
a n k e t u y g u l a n a n l a r ı n y ü z d e 2 3 ' ü b i n c i sınıf, y ü z d e 19'u ikinci
v e ü ç ü n c ü sınıf v e y ü z d e 38'i ise 4 . sınıf v e ü z e r i n d e k i l e r d i r .
Öğrencilerin gelir düzeylerini belirlemek amacıyla
da harcamalarının sorulması yoluna gidilmiştir. Bir diğer
ifade ile harcama burada gelir yerine kullanılmaktadır.
Aylık h a r c a m a a ç ı s ı n d a n , d ü ş ü k gelirli g r u b u o l u ş t u r a n ­
ların;
(Yani aylık harcaması 60 milyonun altında olanların)
o r a n ı , yüzde 22'dir,
B u n a karşılık, alt-orta o l a r a k a d l a n d ı r a b i l e c e ğ i m i z g r u b u n
(Yani 60-120
yüzde 50'dir.
121-200 milyon
milyon
arası
harcayanların)
oranı,
a r a s ı n d a h a r c a y a n v e b u a r a ş t ı r m a d a üst-orta
g r u p olarak d e ğ e r l e n d i r i l e n l e r i n o r a n ı ise,
200 milyonun üzerinde
o r a n ı ise, yüzde 7'dir.
yüzde 21'dir.
h a r c a m a y a p a n ü s t gelir g r u b u n u n
T a b l o 2.2 Aylık O r t a l a m a H a r c a m a n ı z
HARCAMA
60 Milyondan az
60-120 milyon arası
121-200 milyon arası
200 milyondan fazla
TOPLAM
SAYI
%
110
22.00
250
50.00
105
21.00
35
7.00
500
100.00
70
Bir diğer ifade ile anketin uygulandığı kitlenin
büyük çoğunluğunu, orta düzeyde geliri (harcaması) olan
öğrenciler oluşturmaktadır. Ancak harcama düzeyleri
büyük ölçüde fakültelere göre değişmektedir.
Bu çalışmanın önemli değişkenlerinden birisi olan
gelir (harcama) açısından baktığımızda, gelir düzeyi en düşük
grubu İlahiyat Fakültesi oluşturmaktadır. Bu Fakülte'nin
öğrencilerin yarısı 60 milyon ve altında harcama ile
geçindiğini söylemektedirler. Buna karşılık yine aynı
Fakülte'de, üst-orta ve üst gelir gruplarından kimse
yoktur.
r
71
Tablo 2.3 -Fakültelere Göre Gelir (Harcama)
60
milyon
altı
FAKÜLTE
60-120
milyon
121-200
milyon
200
milyon
üstü
27
49.09%
0
0.00%
4
5.00%
1
1.54%
30
10.00%
35
500
gelir
açısından
İlahiyat
%
Mühendislik
%
T,p
%
IIBF
%
28
50.91%
20
25.00%
17
26.15%
36
45.00%
45
15.00%
156
52.00%
0
0.00%
20
25.00%
16
24.62%
69
23.00%
Toplam
110
250
105
Mühendislik
31
47.69%
ve
Tıp
Fakülteleri
Toplam
55
80
65
300
birbirlerine oldukça yakındırlar. Bu fakültelerin öğrencilerinin
yaklaşık
dörtte
biri
60
milyon
ve
altınca
bir
harcama
ile
yaşamaktadırlar.
H a r c a m a d ü z e y i n i n e n y ü k s e k o l d u ğ u g r u p ise, İ k t i s a d i v e
İdari B i l i m l e r F a k ü l t e s i ' d i r .
karşılık,
üst
gelir
grubu
Alt gelir g r u b u y ü z d e 1 5 o l m a s ı n a
yüzde
10
civarındadır.
Fakülteler
a r a s ı n d a k i b u gelir ( h a r c a m a ) farklılaşması, t u t u m l a r ü z e r i n d e
o l d u k ç a etkili o l m a k t a d ı r .
2. Püritan Çalışma Etiği
a.Çahşmaya Verilen Önem
P ü r i t a n çalışma e t i ğ i n i n e n ö n e m l i ö z e l l i k l e r i n d e n birisi,
i
çalışmayı
yücelterek
ibadet
haline
dışında,
sosyalist,
kapitalist ya
getirmesidir.
da
Dini
nasyonal
kurumların
sosyalist
bütün
72
y ö n e t i m biçimleri püritan
çalışmayı
Birinci
bakışı
yücelten
bölümde
bir kişilik tipi y a r a t m a k amacıyla,
kapsamlı
de
bir
belirtildiği
propaganda yürütmüşlerdir.
şekilde,
Lenin'in
çalışmaya
ile k a p i t a l i s t l e r i n ç a l ı ş m a y a bakışı a r a s ı n d a p ü r i t a n i z m
bağlamında
"çalışmak
fazla
insanı
k a m p l a r ı ile
bir
fark
özgürleştir"
yoktur.
diye
Ya
yazan
da
giriş
kapılarında
Nazilerin
toplama
m o d e r n bir t o p l u m y a r a t m a i s t e y e n d i ğ e r liderlerin
ç a l ı ş m a n ı n k u t s a l l a ş t ı r m a s ı n a y ö n e l i k çabalar a r a s ı n d a bir ç o k
b a k ı m d a n paralellikler y a k a l a m a k m ü m k ü n d ü r .
Yani rejim b i ç i m i n e o l u r s a o l s u n , m o d e r n d ü n y a n ı n
h e m e n h e m e n t ü m ü n d e p ü r i t a n bir k ü l t ü r y a r a t m a çabası söz
konusudur. E s m e r ve Kalaycıoğlu'nun " T ü r k i y e ' d e Değerler"
a r a ş t ı r m a s ı n ı n s o n u ç l a r ı n a g ö r e b i z d e y ü z d e 9,8'Iik bir g r u p ,
p ü r i t a n bir anlayışla, işi h a y a t t a k i e n ö n e m l i ş e y o l a r a k
tanımlıyor.
"Türkiye'de Değerler" araştırmasından farklı bir
yöntem uygulayarak bizim üniversite öğrencileri üzerinde
yaptığımız bu ankette ise, öğrencilerin büyük bir bölümü
(% 74.2), bu fikre karşı çıkmaktır. Sadece yüzde 17.6'lık
grup püritan bir anlayışla çalışmanın hayattaki en önemli
şey olduğunu söylüyor.
Tablo 2.4 Çalışmak Hayatta Her Şeyden Önemlidir
SAYI
Kesinlikle Katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim Yok
Katılıyorum
I Kesinlikle katılıyorum
İBoş
116
255
34
73
15
% .
23.20
51.00
6.800
14.60
3.00
1.40
H
73
Çalışmak Hayatta Herşeyden önemlidir
Öte
yoktur",
yandan
görüşüne
"İnşam çalışmak kadar mutlu
katılıyorum
cevabını
verenlerin
eden
bir şey
oranı
ise,
44,5'dir. B u s o r u d a d a y i n e ç o ğ u n l u k (bir ö n c e s i n d e k i d ü z e y d e
o l m a z s a b i l e ) , o l u m s u z c e v a p v e r m i ş t i r (%47,8).
Çalışmayı mutluluk kaynağı olarak görenlerin
oranlan özellikle gelir düzeyi yükseldikçe azalmaktadır.
Nitekim, gelir oranı en düşük grupta, katılıyorum ve
kesinlikle katılıyorum diyenlerin oranı toplam yüzde 55
iken, en üst gelir gruplarında yaklaşık yüzde 35'e
gerilemektedir.
Çalışmayı mutluluk kaynağı olarak
görmekle gelir arsında istatistiki olarak da anlamlı ilişki
bulunmuştur: Yüzde 5 anlamlık ve 12 serbestlik
derecesine göre X2 =28,24'dir.
75
Tablo 2.5. Aylık Harcama * Çalışmak Kadar İnsanı
Mutlu Eden Başka Bir Şey Yoktur
Kesinlikle
katılmı­
yorum
Katılmı­
yorum
Fikrim
yok
5
37
60 mil.
M
33.94%
4.5')'/,
%
Katılı­
yorum
Kesinlikle
katılıyorum
Top­
lam
7
45
15
109
6.42%
41.28%
13.76%
60-120
milyon
22
102
14
83
22
%
9.05%
41.98%
5.76%
34.16%
9.05%
121-200
milyon
15
37
5
38
7
243
102
%
14.71%
36.27%
4.90%
37.25%
6.86%
2 0 0 mil.
dan fazla
11
10
1
9
3
»
32.35%
29.41%
2.94%.
26.47%
8.82%
Toplum
AVtf
8 53
J7
175
34
47
4X,S
Y ü z d e 5 a n l a m l ı k ve 12 s e r b e s t l i k d e r e c e s i n e g ö r e X 2 =28,24
İnsanı
çalışmak
kadar mutlu
eden
başka
bir
şey yok
diyenler, en çok İlahiyat Fakültesi öğrencileri arasındadır.
Bu
F a k ü l t e ' n i n ö ğ r e n c i l e r i h a t ı r l a n a c a ğ ı gibi, gelir d ü z e y i olarak d a
en
düşük grubu
oluşturmaktadır.
İnsanı
çalışmanın
mutlu
e t t i ğ i n i d ü ş ü n e n l e r i n o r a n ı , İ l a h i y a t ' t a y ü z d e 60'ı b u l m a s ı n a
karşılık,
Tıp
Fakültesi'nde
M ü h e d i s l i k ' t e 38'dir.
46,
İİBF'de
yüzde
44,
76
r
Tablo 2.6 Fakülte * Çalışmak Kadar İnsanı Mutlu
Eden Başka Bir Şey Yoktur
Kesinlik­
le katıl­
mıyorum
Katıl­
mıyorum
Fikrim
yok
Katılı­
yorum
Kesinlikle
katılıyorum
Toplanı
1
1.89%
19
35.85%
1
1.89%
21
39.62%
11
20.75%,
53
%
Mühendislik
%,
8
10.26%
34
43.59«
6
7.69%
23
29.49%
7
8.97%
78
11
17.1 9%
19
29.69%
4
6.25%
22
34.38%
8
12.50%
64
%
33
11.26%
114
38.91%
16
5.46%.
109
37.20%
21
7.17%
293
%
Toplam sayı
53
186
27
175
47
488
|
İlahiyat
İİBF
|
|
I
B u l u n d u k l a r ı sınıfa g ö r e ö ğ r e n c i l e r i n b u s o r u y a v e r d i k l e r i
c e v a p l a r a r a s ı n d a a n l a m l ı bir farklılaşma y o k t u r .
Cinsiyete göre
k a r ş ı l a ş t ı r d ı ğ ı m ı z d a ise, kız ö ğ r e n c i l e r a r s ı n d a , ç a l ı ş m a n ı n i n s a n ı
m u t l u e t t i ğ i n i d ü ş ü n e n l e r i n o r a n ı e r k e l e r d e n d a h a fazladır.
b.Dersleri İzleme ve Çalışma Düzeyi
P ü r i t a n ç a l ı ş m a e t i ğ i n i n e n ö n e m l i ö z e l l i k l e r i n d e n birisi
de
ç a l ı ş m a disiplinidir. Ö ğ r e n c i l e r i n k e n d i h a y a t l a r ı n d a u y g u l a ­
dıkları b u d i s i p l i n i n ö n e m l i g ö s t e r g e l e r i n i n b a ş ı n d a , d e r s l e r i n e
düzenli
çalışmaları
derslerini
olduklarını
düzenli
gelmektedir.
takip
eden
ifade e t m i ş l e r d i r .
Öğrencilerin
ve
Yüzde
düzenli
5'i
fikrim
y a k l a ş ı k y ü z d e 42'si o l u m s u z c e v a p vermiştir.
yüzde
çalışan
yok
51'i
kişiler
derken,
Tablo 2.7 Düzenli Dersleri Takip Eden ve
Derslerine Çalışsan Bir Öğrenciyim
r
I Kesinlikle Katılmıyorum
Katılmıyorum
SAYI
%
64
12.80
195
39.00
F i k r i m Yok
27
5.40
Katılıyorum
164
32.80
Kesinlikle katılıyorum
49
9.80
X
.20
Boş
Derslerine Düzenli Çalışan Bir Öğrenciyim
I
1
78
Derslerine
yüksek
oranı
öğrencileri
düzenli
yaklaşık
çalıştığını
yüzde
oluşturmaktadır.
izlemektedir.
D ü z e n l i çalışma
düşük
ise
oranı
İİBF'de
İİBF
diğer
53
söyleyenler
ile,
Bunu
arasında
İlahiyat
Tıp
ve
Mühendislik
k o n u s u n d a y ü z d e 3 9 ile
öğrencileri
Fakültelerden
en
Fakültesi
en
oluşturmaktadır.
Bunda
farklı
devam
olarak
m e c b u r i y e t i n i n o l m a m a s ı ö ğ r e n c i l e r i n g e v ş e m e l e r i n e yol a ç m ı ş
olabilir.
Tablo 2.8 Fakülte * Düzenli Dersleri Takip Eden ve
Derslerine Çalışan Bir Öğrenciyim
Kesinlikle
katılmı­
yorum
Katlimi
yorum
Fikrim
yok
Katılı­
yorum
Kesin.
katılıyo
rum
3
5.45%
22
40.00%
1
1.82%
22
40.00%
7
12.73%
55
10
12.66%
32
40.51%
3
3.80%
•27
34.18%
7
8.86%
79
5
7.69%
26
40.00%
2
3.08%
27
41.54%
5
7.69%
65 1
%
46
. 15.33%
115
38.33%
21
7.00%
88
29.33%
30
10.00%
Toplam
64
195
27
164
49
İlahiyat
%
Mühend
- %
T.p
%
IIBF
Ayrıca
düzenli
devam
çalışanların
durumu
dikkate
oranının
daha
alındığında
da
düşük
Top
lam
1
300
499
İİBF'de
çıkması
b e k l e n m e k t e y d i . A n c a k a n k e t i n o k u l d a (veya k a t i n d e ) b u l u n a n
öğrencilere
uygulanmış
olması
ve
okula
ö ğ r e n c i l e r i n ö n e m l i bir k ı s m ı n ı n a n k e t t e
s o n u c u belli bir d ü z e y d e e t k i l e m i ş olabilir.
devam
etmeyen
yer almaması, bu
79
Tablo 2.9.Aylık Harcama * Düzenli Dersleri Takip
Eden ve Derslerine Çalışan Bir Öğrenciyim
60 mil. d an
az
%
60-120
mil.
%
121-200
milyon
%
200mil.dan
fazla
%
Kesin.
katlimi
yorum
Katılmı
yorum
6
34
5.45%
Fikri
m
yok
Katılı­
yorum
Kesin.
katılıyo
rum
Top
lam
sayı
7
46
17
110
30.91%
6.36%
41.82%
29
102
12
82
24
11.65%
40.96%
4.82%
32.93%
9.64%
19
47
6
27
6
18.10%
44.76%
5.71%
25.71%
5.71%
10
12
2
9
2
28.57%
34.29%
5.71%
25.71%
5.71%
64
195
27
164
49
Toplam
15.45% .
249
105
35
499
2
Y ü z d e 5 a n l a m l ı k ve 12 s e r b e s t l i k d e r e c e s i n e g ö r e X = 2 8 , 3 4
Aylık
harcama
ve
derslere
düzenli
çalışmayı
k a r ş ı l a ş t ı r d ı ğ ı m ı z d a , d ü ş ü k gelirli g r u p l a r ile ü s t gelir g r u p l a r ı
arsında
belirgin
bir
derslere düzenli çalışma
farlılaşma
vardır.
azalmaktadır.
Bu
Gelir düzeyi yükseldikçe
fark
neredeyse
iki
katına yaklaşmaktadır.
Derslerine düzenli çalışma konusunda, sınıflar
arasında anlamlı bir farklılaşma yoktur. Cinsiyete göre
karşılaştırdığımızda ise, belirgin bir şekilde, bayan
öğrenciler, erkelerden daha düzenli derslerini takip
80
ettiklerini ifade etmektedirler. Bayanlarda olumlu cevap
verenlerin oranları yüzde 58, erklerde işe yüzde 37'dir.
c.) İhtiyaç ve Sıkı Çalışma
Püritan etiğin bir başka önemli özelliğini, maddi
ihtiyaç
olmadığı
durumlarda bile sıkı
çalışma
oluşturmaktadır. Bu amaçla öğrencilere, piyangodan
büyük ikramiye çıksa hala sıkı çalışıp çalışmayacakları
sorulmuştur. Bu soruya öğrencilerin yüzde 44'ü olumsuz
cevap verirken, yüzde 39.2 'si olumlu cevap vermişlerdir.
Buna karşılık yüzde 16'sı ne olumlu ne de olumsuz görüş
beyan etmezken yüzde 0.8'i (4 kişi) cevap vermemiştir.
Tablo 2.10. Piyangoda Büyük İkramiye Bile
Çıksa Yine Sıkı Çalışırdım
SAYI
1 Kesinlikle
Katılmıyorum
1 Katılmıyorum
1 Fikrim Yok
[ Katılıyorum
D Kesinlikle katılıyorum
İBöş
%
81
16.20
139
27.80
80
16.00
141
28.20
55
11.00
4
.80
Fakülteler
karşılaştırdığımızda,
yüzde
60
ile
Tıp
ö ğ r e n c i l e r i y i n e sıkı ç a l ı ş ı r d ı m d e r k e n , y ü z d e 5 8 ile o n u İ l a h i y a t
öğrencileri izlemektedir.
İİBF
Bu soruya en y ü k s e k o l u m s u z c e v a p
öğrencilerinden gelmiştir.
Onu
a z farkla M ü h e n d i s l i k
öğrencileri izlemektedir.
Harcamaya
arttıkça,
Örneğin
yüzde
göre
karşılaştırdığımızda,
gelir
düzeyi
ç a l ı ş m a y a c a ğ ı n ı s ö y l e y e n l e r i n oranı d a a r t m a k - t a d ı r .
60
34,
milyonun
200
altında
milyonun
harcama
üzerinde
yapanların
harcama
yaklaşık
yapanların
y a k l a ş ı k y ü z d e 66'sı ç a l ı ş m a y a c a ğ ı n ı ifade e t m i ş l e r d i r .
ise
82
Tablo 2.11 Aylık Harcama * Piyangoda Büyük
İkramiye Bile Çıksa Yine Sıkı Çalışırdım
Kesin.
Kesin-
Katılmı­
Fikrim
Katılı­
yorum
yok
yorum
12
25
24
34
14
11.01%
22.94%
22.02%
31.19%
12.84%
31
68
43
77
28
12.55%
27.53%
17.41%
31.17%
11.34%
22
39
13
24
7
20.95%
37.14%
12.38%
22.86%
6.67%
16
7
0
6
6
%
45.71%
20.00%
0.00%
17.14%
17.14%
T o p l a m sayı
81
139
80
141
55
Katılmı­
yorum
60
mil.
az
%
60-120
milyon
%
121-200
milyon
%
2 0 0 mil.dan
fazla
Y ü z d e 5 a n l a m l ı k ve 12 s e r b e s t l i k d e r e c e s i n e
Öğrencilerin bulundukları
katılıyor
um
Top­
lam
109
247
105
35
496
g ö r e X 2 =45,01
sınıflara göre b u
konuda da
a n l a m l ı bir farklılaşma söz k o n u s u değildir. P i y a n g o d a n b ü y ü k
i k r a m i y e bile ç ı k s a sıkı çalışacağını s ö y l e y e n kız ö ğ r e n c i l e r i n
oranı (%47) e r k e k l e r d e n ( % 32) d a h a fazladır.
d.) Çilecilik ve Hayatın Anlamı
W e b e r p ü r i t a n e t i ğ i n özellikleri a n l a t ı r k e n çileciliğe
( a s k e t i z m e ) özel bir ö n e m verir. M o d e r n i t e n i n y ü k s e l i ş i n e
paralel olarak, u h r e v i çilecilik y e r i n i d ü n y e v i çileciliğe bırakır.
P ü r i t a n anlayış k u r t u l u ş a e r m e k için, b u d ü n y a y ı bir ç i l e h a n e
o l a r a k görür. B u a m a ç l a ö ğ r e n c i l e r e " E ğ e r sıkıntı ç e k m e s e y d i k
83
hayatın çok az anlamı o l u r d u " iddiası sorulmuştur. Öğrencilerin
b u n u W e b e r y e n çilecilik ş e k l i n d e a n l a d ı k l a r ı k o n u s u n d a - k u ş k u
o l m a k l a b i r l i k t e , ağırlıklı bir b ö l ü m ü (74.4) o l u m l u c e v a p
v e r m i ş t i r . B u n a karşılık y ü z d e 21'i b u iddiaya karşı ç ı k m ı ş t ı r .
Buna göre yaşanan sıkıntıların hayatı d a h a anlamlı hale
getirdiğini d ü ş ü n m e k t e d i r l e r .
Tablo 2.12 Eğer Sıkıntı Çekmeseydik,
Hayatın Çok Az Anlamı Olurdu
Kesinlikle Katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim Yok
Katılıyorum
Kesinlikle katılıyorum
Boş
SAYI
%
24
4.80
81
16.20
21
4.20
237
47.40
135
27.00
2
.40
84
Eğer Sıkıntı Çekmeseydik Hayatın Çok Az Anlamı
Olurdu
Bu
fikre
a r s ı n d a (%91),
katılım oranı
en
yüksek
İlahiyat öğrencileri
e n d ü ş ü k k a t ı l ı m ise M ü h e n d i s l i k ö ğ r e n c i l e r i
arşındadır (%64).
Üst
yaşanılan
gelir/harcama
sıkıntıların
konusunda
görüş
farkları
yükseldikçe bu kısmi
oranları
söz
daha
ile
alt
anlamlı
konusudur.
gruplar
hale
Gelir
arasında,
getireceği
oranları
çileci d ü n y a g ö r ü ş e n e karşı ç ı k a n l a r ı n
da a r t m a k t a d ı r .
dünya görüşünden
grupları
hayatı
Bir d i ğ e r ifade
uzaklaşma söz
konusudur.
ile gelir arttıkça, çileci
85
Tablo 2.13 Aylık Harcama * Eğer Sıkıntı Çekmeseydik,
Hayatın Çok Az Anlamı Olurdu
Kesinlikle
katılmı­
yorum
Katılmı­
yorum
Fikrim
yok
Katılıyo­
rum
Kesin,
katılıyorum
Top­
lam
109
6 0 mü.
az
4
15
5
53
32
%
3.67%
13.76%
4.59%
48.62%
29.36%
60-120
milyon
11
34
5
130
69
%
4.42%
13.65%
2.01%
52.21%
27.71%
121-200
milyon
4
22
9
44
26
%
.1.81%
20.95%
8.57%
41.90%
24.76%
2 0 0 mil.
fazla
5
10
2
10
8
%
14.29%
24
5.71%
21
28.57%
237
22.86%
Toplam
28.57%
81
135
Yüzde 5 anlamlık ve 12 serbestlik d e r e c e s i n e
Ö ğ r e n c i l e r i n b u l u n d u k l a r ı sınıflara
konuda
249
105
35
498
g ö r e X 2 =26,27
ve cinsiye göre bu
a n l a m l ı bir farklılaşama b u l u n a m a m ı ş t ı r .
e.) Sıkı Çalışma ve Karakter
Yine
püritan
anlayış
içinde
sıkı
çalışmanın
karakteri
g ü ç l e n d i r e c e ğ i n e d a i r bir i n a n ç söz k o n u s u d u r . Y a d a t e r s i n d e n
g i d e r s e k , sıkı ç a l ı ş m a d a n u z a k l ı k bir t ü r k a r a k t e r zayıflığıdır.
86
Tablo 2.14 Sıkı Çalışmadan Uzaklık
Genellikle Zayıf Bir Karakteri Gösterir
Kesinlikle Katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim Yok
Katılıyorum
Kesinlikle katılıyorum
Boş
SAYI
66
13.20
210
42.00
49
9.80
122
24.40
43
8.60
10
2.00
Sıkı Çalışmadan Uzaklık Genellikle Zayıf Bir
Karaketeri Gösterir
%
87
Ancak
ankete
katılanların
çoğunluğu,
sıkı
çalışmadan
uzaklığın,
zayıf karakterin göstergesi olduğuna inanmıyorlar (%55.2).
B u n a karşılık s a d e c e y ü z d e 3 3 ' ü b u g ö r ü ş e k a t ı l d ı ğ ı n ı ifade
ediyor.
Sıkı ç a l ı ş m a v e k a r a k t e r a r a s ı n d a k i ilişkiye y ö n e l i k ,
gelir, sınıf v e c i n s i y e t e g ö r e ç o k a n l a m l ı farklılaşma söz k o n u s u
değildir.
f) Tembellik ve Başarısızlık İlişkisi
»
Püritan
kültürde
tembellikten
uzaklığın
başarıyı
g e t i r e c e ğ i n e inanılır. Başarısız i n s a n l a r ise, t e m b e l l e r d i r . A n c a k
öğrenciler,
başarısızlığın
ana
nedenin
tembellik
olduğu
g ö r ü ş ü n e b ü y ü k ö l ç ü d e k a t ı l m a m a k t a d ı r l a r (%66.4). B u g ö r ü ş e
k a t ı l a n l a r ı n o r a n ı ise s a d e c e 24.6'dır.
Tablo 2.15 Hayatında Başarılı Olmayan
İnsan , Kesinlikle Tembeldir
i
1 Kesinlikle Katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim Yok
Katılıyorum
Kesinlikle katılıyorum
Boş
SAYF
%
101
20.20
231
46.20
40
8.00
86
17.20
37
5
•
.
7.40
1.00
"
88
Hayatında Başarılı Olmayan İnsan Kesinlikle
Tembeldir
Bu
görüşe
katılmayanların
Mühendislikte kısmen İİBF ve
oranı,
İlahiyat
ve
T ı p ' a göre daha yüksektir.
B a y a n l a r d a k a t ı l d ı ğ ı n ı s ö y l e y e n l e r i n oranları e r k e l e r d e n d a h a
fazladır.
Öğrenciler
başarısızlığı
daha
sonra
da
tartışılacağı
ş e k i l d e , çoğunlukla tembellik dışında faktörlere bağlamaktadır.
89
g) Sorumluluk ve İş Seçimi
P ü r i t a n k ü l t ü r ü n bir b a ş k a özelliği ise, s o r u m l u l u k a l m a k
konusunda
istekliliktir.
çalışmaya kendisini
Püritan
adamış kişidir.
bir
anlamda
sorumluğa
Öğrenciler sorumluluk
eğilimlerini tespit e t m e k amacıyla,
ücret ve benzeri
ve
alma
diğer
k o ş u l l a r ı n a y n ı o l m a s ı h a l i n d e , s o r u m l u l u ğ u fazla o l a n işi s e ç i p
seçmeyeceğini sorulmuştur.
oranı
toplam
35.8'dir.
Bu soruya olumlu cevap verenlerin
Buna
karşılık
46.2'lik
bir
grup
ise
o l u m s u z c e v a p vermiştir.
Tablo 2.16 Eğer Diğer Koşullar Tümüyle Aynı Olsa
Bile Sorumluluğu Fazla Olan İşi Seçerdim
Kesinlikle Katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim Yok
Katılıyorum
Kesinlikle katılıyorum
Boş
SAYI
%
54
10.80
177
35.40
85
17.00
140
28.00
39
7.80
5
1.00
90
Eğer Diğer Koşullar Tümüyle Aynı Olsa Bile
Sorumluluğu Fazla Olan İşi Seçerdim
F a k ü l t e l e r a r a s ı n d a b ü y ü k farklar o l m a z s a bile, İ l a h i y a t
Fakültesi
diğerlerine
göre
kısmen,
sorumluluk
almak
k o n u s u n d a d a h a istekli bir t u t u m sergilemiştir.
Sorumluluk almak konusunda,
e n - ü s t gelir ( h a r c a m a )
g r u b u , d i ğ e r l e r i n d e n d a h a istekli g ö r ü l m e k t e d i r . B u d a d ü ş ü k
gelirli
grupların
konusunda
nabilir.
daha
sorumluluk
temkinli
ve
dolayısıyla
davrandıkları
risk
şeklinde
almak
yorumla­
91
Tablo 2. 17 Aylık Harcama * Eğer Diğer Koşullar
Tümüyle Aynı Olsa Bile Sorumluluğu Fazla
Olan İşi Seçerdim
1 Kesinlik.
D kntılmı1
yorum
6 0 mil.
az
%
60-120
milyon
%
121-200
milyon
%
2 0 0 mil.
fazla
%
Toplam
Kesinlikle
katılıyoru
Fikrim
yok
Katıuyorum
43
23
27
7
6.54%
40.19%
21.50%
25.23%
6.54%
27
87
38
78
20
10.80%
34.80%
15.20%
31.20%
8.00%
12
36
19
28
9
11.54%
34.62%
18.27%
26.92%
8.65%
8
11
5
7
3
23.53%
32.35%
14.71%
20.59%
8.82%
54
177
85
140
39
7
Katılmı­
yorum
Top­
lam
107
250
104
34
.495
|
Ö t e y a n d a n bir i n s a n ı n ü s t l e n d i ğ i i ş t e sonuçları k e n d i s i n i
t a t m i n e d i n c e y e k a d a r k ö l e gibi çalışması g e r e k t i ğ i
iddiasına,
a n k e t e k a t ı l a n l a r ı n s a d e c e y ü z d e 27'si o l u m l u c e v a p vermiştir.
B u n a karşılık y ü z d e 63.4'ü k a t ı l m a d ı ğ ı n ı b e y a n e t m i ş t i r .
Tablo 2.18 Bir İnsan Üstlendiği İşlerde, Sonuçları
Kendisini Tatmin Edinceye Kadar Köle Gibi
Çalışmalıdır
Kesinlikle Katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim Yok
Katılıyorum
Kesinlikle katılıyorum
Boş
SAYI
%
123
24.60
194
38.80
45
9.00
102
20.40
33
6.60
3
.60
Bir İnsan Üstlendiği İşlerde Sonuçları Kendisini
Tatmin Edinceye Kadar Köle Gibi Çalışmalıdır
.
3&8
.
93
h) İşinde İyi Olmak
P ü r i t a n k ü l t ü r , i n s a n l a r ı n i ş l e r i n d e n e k a d a r iyi o l u r s a ,
gerek
Tann'nın
gerekse,
toplumun
gözünde
daha
iyi
o l a c a k l a r ı n a i n a n ı r . İşini iyi y a p a n i n s a n l a r b u k ü l t ü r d e b ü y ü k
t a k d i r görürler. " B i r i n s a n ı n d e ğ e r i n i , e n d o ğ r u o n u n i ş i n d e n e
k a d a r iyi o l d u ğ u ile ö l ç e b i l i r i z " s o r u s u n a , ö ğ r e n c i l e r i n y ü z d e
69.6'sı o l u m s u z c e v a p v e r m i ş t i r .
B u n a karşılık 2 5 . 4 ' ü b u g ö r ü ş e
katıldıklarını b e y a n etmişlerdir.
Bu
cevapta
ankete
katılanların
öğrenci
olmaları
ve
yaşlarının e t k i s i d i k k a t e a l ı n m a l ı d ı r .
A n c a k y i n e , gruplar halinde
yaptlan
değer
görüşmelerde
de
öğrencilerin
ölçüleri
içerisinde,
çalışmanın çok önemli bir yere sahip olmadtğı görülmüştür.
T a b l o 2.19 B i r İ n s a n ı n D e ğ e r i n i , E n D o ğ r u O n u n
İşinde N e K a d a r İyi O l d u ğ u İle Ölçebiliriz
1
SAYI
I Kesinlikle K a t ı l m ı y o r u m
Katılmıyorum
%
110
22.00
238
47.60
22
4.40
Katılıyorum
95
19.00
Kesinlikle katılıyorum
32
6.40
3
.60
Fikrim
Boş
Yok
G e n e l d e fakülteler arsında bu soruya verilen cevaplarda
ö n e m l i bir farklılaşma o l m a z s a bile, İ l a h i y a t ö ğ r e n c i l e r i k ı s m e n ,
daha
az
olumsuz
öğrencileri
cevap
arasında,
vermelerine
diğerlerine
göre,
karşın,
az
da
Mühendislik
olsa,
karşı
ç ı k a n l a r ı n o r a n ı fazladır.
ı) Başarı ve Sıkı Çalışma
Batı A v r u p a ' d a k i e k o n o m i k g e l i ş m e süreci ile sıkı ç a l ı ş m a
arasında
bir ilişki
başarıyı
getireceğine
kurulmaktadır.
ilişkin
Buna göre
inanç,
önemli
sıkı
çalışmanın
bir
motivasyon
95
faktörü
olmuştur.
Türkiye
ve
Nitekim
İran'ın
VVeber'in
kuramından
karşılaştırmasının
da
hareketle,
yer
aldığı
M c . C l e l l a n d ' ı n "Başarılı T o p l u m " çalışması, T ü r k i y e ' d e 1950'Ii
ve
1 9 6 0 ' h yıllarda başarı m o t i f i n i n ,
İran'a göre daha y ü k s e k
olduğunu ve Türkiye'nin ekonomik gelişme sürecinde İran'dan
başarılı o l m a s ı n d a d a b u m o t i f i n e t k i l i o l d u ğ u n u
McClellendd'a
daha
çok
iddia e t m i ş t i r .
insanlar kişisel başatı elde edecekleri durumda
göre,
çalışmaktadırlar.
Başarının
yüceltildiği
kültürde
insanlar, iyi bir a r k a d a ş l a d e ğ i l d e , g e r ç e k bir u z m a n l a çalışmayı
tercih etmektedirler.
Türkiye
kalmışsa
her
da,
ne
kadar,
modernleşme
günümüzde
küçümsenemeyecek
düzeydedir.
geldiği
Nitekim
ö ğ r e n c i l e r i n y ü z d e 72'si sıkı ç a l ı ş m a n ı n
inanmaktadırlar.
sürecinde
aşama
hiç
ankete
geri
de
katılan
başarıyı g e t i r e c e ğ i n e
S a d e c e y ü z d e 19.4'ü b u n u n d o ğ r u o l m a d ı ğ ı n ı
düşünmektedir.
Türkiye
bugün
McLelland'ın
d ö n e m i n çok ötesine geçmiş ve
araştırmasını
yaptığı
başarıya v e r i l e n ö n e m b ü y ü k
ö l ç ü d e artmıştır.
Tablo 2.20 Sıkı Çalışırsanız Başarılı Olursunuz
Kesinlikle Katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim Yok
Katılıyorum
Kesinlikle katılıyorum
Boş
SAYI
%
17
3.40
80
16.00
28
5.60
235
47.00
126
25.20
14
2.80
96
T ı p F a k ü l t e s i ö ğ r e n c i l e r i a r a s ı n d a , sıkı çalışıldığı t a k d i r d e
başarılı o l u n a c a ğ ı n a ilişkin i n a n ç , d i ğ e r l e r i n d e n d a h a g ü ç l ü d ü r
( % 85.72).
D i ğ e r i n d e b u o r a n , İ İ B F ' d e 73.54, İ l a h i y a t ' t a 72.22,
M ü h e h d i s l i k ' t e ise 6 9 . 2 3 ' d ü r .
Sıkı Çalışırsanız Başarılı Olursunuz.
k&riüde
KAlmymm
KEOlrrrjmtn
Hkrimttk
KJılıyaun
KsrtMe
taılıyaım
T
97
Tablo 2.21 Fakülte * Sıkı Çalışırsanız
Başarılı Olursunuz
ilahiyat
%
Kesinlik
katılmı­
yorum
1
1.85%
4
5.13%
0
0.00%
Müh.
%
Tıp
%
Fikrim
yok
12
22.22%
13
2
3.70%
16.67%
8
12.70%
4.12%
47
16.15%
17
80
28
12
Toplam .
Kesinlikle
katılıyorum
Katılıyo­
rum
26
141
48.45%
. 13
24.07%
2J
26.92%
19
30.16%
73
25.09%
235
126
48.15%
33
42.31%
7
8.97%
1
1.59%
18
6.19%
IIBF
%
Katılmı­
yorum
35
55.56%
|
| Toplam
|
1
54
78
63
•
291
486
G e l i r e v e sınıfa g ö r e v e r i l e n c e v a p l a r a r a s ı n d a ö n e m l i bir
farklılaşma o l m a k l a b i r l i k t e , c i n s i y e t e g ö r e ç o k a z
söz k o n u s u d u r .
bir faklılaşma
E r k e k ö ğ r e n c i l e r i n y ü z d e 70'i sıkı ç a l ı ş m a n ı n
başarıyı g e t i r e c e ğ i n e i n a n m a l a r ı n a karşılık,
kız öğrencilerde bu
oran y ü z d e 78.28'e y ü k s e l m e k t e d i r .
Öğrenciler
inanmalarına
çalışmamak olduğu
oranda
sıkı
çalışmanın
rağmen,
başarıyı
getireceğine
başarısızlığın e n ö n e m l i
konusunda, yukarıdaki
paylaşmıyorlar.
Nitekim
yüzde
nedenin
düşünceyi
48'i
bu
sıkı
aynı
görüşe
k a t ı l a m a d ı k l a r ı n ı b e y a n e t m i ş l e r d i r . B u n a karşılık y ü z d e 44.8'i
başarısızlığın
ana
göstermektedirler.
1
nedeni
olarak
sıkı
çalışmamayı
98
Tablo 2.22 Eğer Bir İnsan Başarılı Değilse
Yeterince Sıkı Çalışmıyordur
SAYI
40
200
33
181
43
1
Kesinlikle Katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim Yok
Katılıyorum
Kesinlikle katılıyorum
İBoş
1
Eğer Bir İnsan
B a ş a r ı l ı D e ğ i l s e Y e ter ince
3
%
8.00
40.00
6.60
36.20
8.60
.60
1
Sıkı Çalışmıyordur.
Gelir, cinsiyet ve fakülteye göre verilen cevaplar
arasında önemli bir fark olmamakla birlikte, 4. sınıf ve
üzerindeki öğrenciler, başarısızlık ve sıkı çalışma arsındaki
ilişkiye diğerlerinden daha çok katıldıklarını ifade etmişlerdir
(%50.80).
99
Sıkı
püritan
(%63).
çalışmanın
bir
insanı
anlayışı,
iyi
bir
öğrencileri
kişi
yapacağına
çoğunluğu
ilişkin
reddetmektedir
K a t ı l a n l a r ı n s a d e c e y ü z d e 26.6'sı sıkı ç a l ı ş m a n ı n i n s a n ı
d a h a iyi bir kişi y a p a c a ğ ı n ı d ü ş ü n m e k t e d i r l e r .
Tablo 2.23 Çok Çalışmak,
İnsanı Daha İyi Bir Kişi Yapar
Kesinlikle Katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim Yok
Katılıyorum
Kesinlikle katılıyorum
Boş
%
I SAYI
85
17.00
230
46.00
48
9.60
110
22.00
23
4.60
4
.80
Çok Çalışmak İnsanı Daha İyi Bir Kişi Yapar
Kesinlikte
Kalı
Kaiılmıyorum
I
Fikrim Yok
mjyoruın
Kaiılıyomm
Kesinlikle
katıl iyonim
100
Fakülteler
arasında
bu
görüşe
en
çok
İlahiyat
F a k ü l t e s i n d e o l u m l u y a k l a ş ı l m a k t a d ı r (%33). Karşı ç ı k a n l a r ı n
oranlarının
en
yüksek
olduğu
Fakülte
ise
Mühendislik
ve
M i m a r l ı k F a k ü l t e s i ' d i r (%70.88).
Tablo 2.24 Fakülte * Çok Çalışmak , İnsanı Daha
İyi Bir Kişi Yapar
ilahiyat
%
Müh.
%
Tıp
%
Kesinlik
katılmı­
yorum
Katılmı­
yorum
Fikrim
yok
Kanlı­
yorum
Kesinlik
katılı­
yorum
3
5.56%
28
51.85%
3
5.56%
13
24.07%
7
12.96%
54
18
22.78%
38
48.10%
12
15.19%
0
0.00%
79
17
26.56%
26
40.63%
6
9.38%
11
13.92%
12
18.75%
3
4.69%
64
47
138
46.15%
27
9.03%
74
13
299
15.72%
24.75%
4.35%
85
230
48
110
23
İİBF
%
Toplam
Yüzde 5 anlamlık ve 12 serbestlik d e r e c e s i n e
Verilen
cevaplarda,
cinsiyet
ve
Toplam
496
g ö r e X 2 =29,32
sınıf gibi
değişkenlere
g ö r e , a n l a m l ı bir fâklılaşma söz k o n u s u değildir.
i) Ölümden Sonra Hayat
W e b e r ' i n ü n l ü ç a l ı ş m a s ı n d a d a ortaya k o n u l d u ğ u ş e k i l d e ,
püritan
oldukça
k ü l t ü r ü n ortaya ç ı k ı ş ı n d a b a ş l a n g ı ç t a d i n i i n a n ç l a r ı n
önemli
etkisi
olmuştur.
Bizde
öğrencilerin
dini
inançlarını ö l ç m e k amacıyla, d o ğ r u d a n inanıp inanmadıklarını
s o r m a k y e r i n e , dini i n a n ç l a r ı n t e m e l şartı p l a n , ö l ü m d e n s o n r a
hayat olup olmadığı sorulmuştur.
101
A n k e t e k a t ı l a n l a r ı n y ü z d e 70.1 ' i ö l ü m d e n s o n r a h a y a t ı n
var o l d u ğ u n a i n a n ı y o r u m d e r k e n , y ü z d e 15.6'sı ö l ü m d e n s o n r a
hayatın
varlığını
reddetmiştir.
Yüzde
12'si* ise,
fikrim
yok
demiştir.
Tablo 2.25 Ölümden Sonrada Hayat Olduğuna
İnanıyorum
Kesinlikle Katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim Yok
Katılıyorum
Kesinlikle katılıyorum
Boş
47
9.40
31
6.20
60
12.00
122
24.40
233
46.60
7
1.40
Ölümden S o n m Hayat Olduğuna lnanı\orum
50,0
f
102
Ahiret
İlahiyat
hayatının
Fakültesi
olduğu
görüşüne
öğrencilerinin
(bir
k a t ı l d ı ğ ı n ı b e y a n e t m i ş l e r d i r (%98.19) .
hatayatı
olduğuna
inanların
oranı,
din
kişi
eğitimi
hariç)
alan
tümü,
B u n a karşılık a h i r e t
T ı p öğrencilerinde
84.62,
M ü h e n d i s l i k ö ğ r e n c i l e r i n d e 68.36, İ İ B F ö ğ r e n c i l e r i n d e , 6 5 . 3 l ' e
gerilemektedir.
İİBF
B u r a k a m l a r a g ö r e d i n i inançları e n zayıf g r u b u ,
öğrencileri
oluşturmaktadır.
Ayıca
Tıp
öğrencileri
a r a s ı n d a fikrim y o k c e v a b ı d a d a h a sınırlıdır.
Tablo 2.26 Fakülte * Ölümden Sonrada Hayat
Olduğuna İnanıyorum
Kesinlik
katılmı­
yorum
İlahiyat
%
Katılmı­
yorum
1
Müh.
1.82%
10
%
12.66%
. Fikrim
yok
Kanlı­
yorum
Kesinlik
katılıyo­
rum
Toplam
0
0.00%
0
0.00%
2
3.64%
52
94.55%
55
2
2.53$
13
16.46%
22 '
27.85%
32
40.51%
79
2
3.08%
22
33
50.77%
65
33.85%
Tıp
7
1
%
10.77%
1.54%
İİBF
29
9.86%
45
15.31%
76
25.85%
116
39.46%
294
9.52%
47
31
60
122
233
493
%
Toplam
28
Yüzde 5 anlamlık ve 12 serbestlik d e r e c e s i n e
göre X2 =74,78
Ö t e y a n d a n gelire (harcamaya) göre, dini inancın ayrılmaz
parçası o l a n ö l ü m d e n s o n r a h a y a t k o n u s u n d a , b ü y ü k bir g ö r ü ş
ayrılığı söz k o n u s u d u r .
altında
olan
düşük
Ö r n e ğ i n aylık h a r c a m a s ı 6 0 m i l y o n u n
gelirli
grupta,
ölümden
o l d u ğ u n a i n a n l a r y ü z d e 81.65 o l m a s ı n a karşın,
sonra
hayatın
b u o r a n gelir
arttığında gerilemektedir. 200 milyon üzerinde harcama yapan
103
üst
gelir
grubunda
ölümden
sonra
hayatın
d ü ş ü n e n l e r i n oranı, y ü z d e 57.14'e d ü ş m e k t e d i r .
1
olduğunu
Tablo 2.27 Aylık Harcama * Ölümden Sonrada
Hayat Olduğuna İnanıyorum
[ 6 0 mil.
az
%
160-120
milyon
%
121-200
milyon
%
I
2 0 0 mil.
|
dan fazla J
%
Toplam
|
Kesinlik
katılmı­
yorum
Katılmı­
yorum
Fikrim
yok
Katılıyo­
rum
Kesinlikle
katılıyo­
rum
Toplam
10
1
9
28
61
109
9.17%
.92%
8.26%
25.69%
55.96%
24
21
33
52
117
9.72%
8.50%
13.36%
21.05%
47.37%
7
6
12
32
45
1
6.86%
5.88%
11.76%
31.37%
44.12%
1
6
3
6
10
10
17.14%
8.57%
17.14%
28.57%
28.57%
|
47
31
60
122
233
I
247
102
35
493
B u c e v a p l a r b i z e , sık sık y ü z d e 98'i M ü s l ü m a n o l d u ğ u
ifade edilen T ü r k i y e ' d e eğitimli
v e ö z e l l i k l e d e varlıklı
k e s i m d e dini inançların önemli ölçüde gevşediğini g ö s t e r m e k t e d i r .
104
2. H E D O N İ S T / N A R S İ S İ S T
Y E N İ Ç A L I Ş M A ETİĞİ
Modern/endüstriyel
toplumlarla
birlikte
gelen
bir
çok
k ü l t ü r e l u n s u r gibi, p ü r i t a n ç a l ı ş m a etiği d e b u g ü n y e r i n i farklı
bir anlayışa bırakıyor.
Birinci b ö l ü m d e d e ü z e r i n d e d u r u l d u ğ u
şekilde modern dünyanın
"tüketim toplumu''na
çalış(ma)ma
etiği
hedonist/narsisist
"üretim toplumu"'ndan,
günümüzün
g e ç i ş s ü r e c i n e paralel olarak, y e n i bir
tartışılmaya
çalışma
eriğinin
başlanmıştır.
en
önemli
Bu
yeni
özelliklerinde
birisini b o ş z a m a n k a v r a m ı n a v e r i l e n ö n c e l i k o l u ş t u r m a k t a d ı r .
a. Boş Zamanın Anlamı
Yeni ç a l ı ş m a etiği, p ü r i t a n i z m i n sıkı ç a l ı ş m a a n l a y ı ş ı n d a n
ziyade boş zaman etkinliklerine vurgu yapmaktadır. Özellikle
post-endüstriyel
dönüşüm
sürecini
fazla b o ş z a m a n t a l e p l e r i ö n
amaçla
yaşayan
plana çıkmaya
ülkelerde,
daha
başlamıştır.
Bu
öğrencilere boş z a m a n a yönelik tutumları sorulmuştur.
A n c a k b u k o n u d a a l ı n a n c e v a p ç o ğ u n l u k l a o l u m s u z d u r . Yani
d a h a ç o k b o ş z a m a n ı n h a y a t ı m ı z ı d a h a a n l a m l ı k ı l a c a ğ ı n a ilişkin
görüşe
öğrenciler
katılmamaktadırlar
(%57.8).
Bu
görüşe
k a t ı l a n l a r ı n oranı, 2 5 . 4 ' d ü r .
Bu
cevaplarda
olmalarının
yanı
öğrencilerin
sıra,
boş
iş
zaman
dünyasının
kavramının
dışında
Batı'daki
a n l a m ı n d a n farklı çağrışımı d a e t k i l i o l m u ş olabilir. Yine b i z d e
B a t ı ' d a k i a n l a m ı y l a g e ç m i ş t e püritan bir kültür oluşmadığı için,
gerçek anlamda boş zaman talebine de ihtiyaç duyulmamıştır. B i z d e
boş
zaman
dendiğinde
insanların
iş
dışı
hobilerini
g e r ç e k l e ş t i r d i ğ i z a m a n o l a r a k algılayanların sayısı d a sınırlıdır.
105
T a b l o 3.1. E ğ e r D a h a Ç o k B o ş Z a m a n ı m ı z O l s a y d ı ,
Hayatımız D a h a Anlamlı Olurdu
%
SAYI
78
15.60
Katılmıyorum
211
42.20
Fikrim Yok
66
13.20
Katılıyorum
95
19.00
Kesinlikle katılıyorum
32
6.40
Boş
18
3.60
Kesinlikle Katılmıyorum
Eğer D a h a Ç o k B o ş Z a m a n ı n ı z O l s a y d ı , H a y a t ı n ı z
Daha Anlamlı Olurdu.
Boş z a m a n k a v r a m ı n a ilişkin olarak, F a k ü l t e l e r a r a s ı n d a
farklı
y a k l a ş ı m l a r söz k o n u s u d u r . En çok boş zaman talebi, ders
106
programlarının diğerlerine göre çok daha yoğun olduğu sıkça dile
getirilen Tıp Fakültesi öğrencilerinden gelmektedir (%45.54).
Bunu
y ü z d e 26.82 ile İ İ B F v e % 25.64 ile M ü h e n d i s l i k F a k ü l t e s i ,
ö ğ r e n c i l e r i i z l e m e k t e d i r . Boş z a m a n k o n u s u n d a e n a z t a l e p k â r
olan İ l a h i y a t F a k ü l t e s i ö ğ r e n c i l e r i d i r (%5.46).
Tablo: 3.2. Fakülte * Eğer Daha Çok Boş
Zamanımız Olsaydı, Hayatımız Daha
Anlamlı Olurdu
Kesinlik
katılmıyo
mm
İlahiyat
%
Müh.
%
Katılmı­
yorum
Fikrim
yok
Katılıyo­
rum
Kesinlik
katılıyo­
rum
Toplam
55
17
29
6
2
1
30.91%
52.73%
10.91%
3.64%
1.82%
10
35
12.82%
44.87%
.
13
17
3
16.67%
21.79%,
3.85%
12
78
8
21
6
15
12.90%
33.87%
9.68%
24.19%
43
126
41
61
•
14.98%
43.90%
14.29%
21.25%
5.57%
Toplam
78
211
66
95
32
Tıp
%
İİBF
%
62
19.35%
16
I
|
287
|
482
|
|
|
Yüzde 5 anlamlık ve 12 serbestlik d e r e c e s i n e göre, X2 =39.41.
Aylık
gelirfharcama)
biçimde
harcamaya
göre
düzeyi yükseldikçe
çalışmaktan
ziyade
boş
karşılaştırdığımızda
gelişmiş
zaman
ülkelerdekine
talebi
ise,
benzer
artmaktadır.
Ö r n e ğ i n e n alt gelir g r u b u n d a d a h a ç o k b o ş z a m a n ı n h a y a t ı n
d a h a a n l a m l ı h a l e g e l m e s i n e y a r d ı m c ı olacağını d ü ş ü n e n l e r i n
oranı
y ü z d e 2 0 o l m a s ı n a karşılık, e n ü s t gelir g r u b u n d a b u o r a n
yüzde 44.12'ye yükselmektedir.
107
Tablo: 3.3.Aylık Harcama * Eğer Daha Çok Boş
Zamanımız Olsaydı, Hayatımız
Daha Anlamlı Olurdu
6 0 mil.
az
%
60-120
milyon
%
121-200
milyon
%
200
mil.fazla
V"
Kesinlik,
katılmı­
yorum
Katılmı­
yorum
Fikrim
yok
Katılıyo­
rum
Kesinlikle
katılıyo­
rum
Toplam
21
49
14
21
0
105
20.00%
46.67%
13.33%
20.00%
0.00%
38
110
36
44
16
15.57%
45.08%
14.75%
18.03%
6.56%
13
42
13
21
10
13.13%
42.42%
13.13%
21.21%
10.10%
6
10
3
9
6
17.65%
29.41%
8.82%
26.47%
17.65%
78
211
66
95
32
244
99
34
482
|
I Toplam
Yüzde 5 anlamlık ve 12 serbestlik d e r e c e s i n e göre, X2 =20.59
Ayrıca ç o k a z d a olsa e r k e k ö ğ r e n c i l e r d e b o ş z a m a n t a l e b i
kız ö ğ r e n c i l e r e g ö r e d a h a fazladır.
Öte
yandan
kısalmaktadır.
Bunda
günümüzde
150
yıl
çalışma
önce
yıllık
süreleri
5000
sürekli
saati
bulan
ç a l ı ş m a s ü r e l e r i , g e l i ş m i ş ü l k e l e r d e b u g ü n 1500 s a a t e i n m i ş t i r
v e ö n ü m ü z d e k i d ö n e m d e d e b u o r a n ı n 1000 s a a t e d ü ş m e s i
beklenilmektedir.
A n c a k b i z d e ö ğ r e n c i l e r i n y ü z d e 48'i ç a l ı ş m a s ü r e l e r i n i n
k ı s a l t ı l m a s ı n a y ö n e l i k e ğ i l i m e karşı ç ı k m a k t a d ı r . B u n a karşılık
y ü z d e 34.8'i ise b u s ü r e c i d e s t e k l e d i ğ i n i ifade e t m e k t e d i r .
108
Tablo: 3.4 Çalışma Sürelerinin Kısaltılmasına
Yönelik Günümüzdeki Eğilim Desteklenmelidir
Kesinlikle Katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim Yok
Katılıyorum
Kesinlikle katılıyorum
Boş
SAYI
%
53
10.60
187
37.40
74
14.80
127
25.40
47
9.40
12
2.40
Ç a l ı ş m a S ü r e l e r i n in K ı s a l t ı l m a s ı n a Y ö n e l i k
G ü n ü m ü z d e k i Eğilim
40.0
Desteklenmelidir.
|
109
Fakültelere
göre
baktığımızda,
İlahiyat
dışındaki
f a k ü l t e l e r i n oranları b i r b i r i n e eşittir. B u k o n u d a e n ç o k karşı
ç ı k a n l a r İ l a h i y a t ö ğ r e n c i l e r i d i r (% 66.03).
Ö t e y a n d a n ç a l ı ş m a n ı n o l m a d ı ğ ı bir h a y a t ı n ö ğ r e n c i l e r
tarafından
daha
kazanmaktadır
güzel
(%81.8).
olmayacağı
Böyle
bir
görüşü
hayatın
ağırlık
daha
güzel
olacağını s ö y l e y e n l e r i n oranı ise, s a d e c e y ü z d e 10.4'dür.
T a b l o : 3.5 Ç a l ı ş m a n ı n O l m a d ı ğ ı H a y a t
D a h a Güzel Olurdu
SAYI
%
Kesinlikle Katılmıyorum
158
31.60
Katılmıyorum
251
50.20
Yok
28
5.60
Katılıyorum
29
5.80
Fikrim
Kesinlikle katılıyorum
»Boş
•
23
11
4.60
«
Çalışmanın Olmadığı Hayat Daha Güzel Olurdu
2.20
.
110
B u k o n u d a göreceli olarak e n çok olumlu c e v a p T ı p
F a k ü l t e s i ( % 14.52); e n a z ise İ l a h i y a t F a k ü l t e s i ö ğ r e n c i l e r i n d e n
(% 5.77) g e l m i ş t i r .
Tablo: 3.6 Aylık Harcama * Çalışmanın Olmadığı
Hayat Daha Güzel Olurdu
6 0 mil.
az
%
60-120
milyon
%
121-200
milyon
%
2 0 0 mü.
Fazla
%
\ Toplam
ı
Kesinlik
katlim i y o
rum
Katılmı­
yorum
Fikrim
yok
Katılı­
yorum
Kesinlikle
katılıyo­
rum
Toplam
31
57
6
8
4
106
|
29.25%
53.77%
5.66%
7.55%
3.77%
86
134
10
8
6
244
1
35.25%
54.92%
4.10%
3.28%
2.46%
35
47
8
7
8
33.33%
44.76%
7.62%
6.67%
7.62%
6
13
4
6
5
17.65%
38.24%
U.76%
17.65%
14.71%
158
251
28
29
23
105
34
i
489
1
Yüzde 5 anlamlık ve 12 serbestlik d e r e c e s i n e göre X2 =33.22
Ö t e y a n d a n gelire göre karşılaştırdığımızda,
arttıkça
çalışmanın
sayılarında
bir artış
olmadığı
söz
bir hayat
konusudur.
daha
güzel
Örneğin
en
oludu
gelir düzeyi
diyenlerin
düşük
gelir
g r u b u n d a k i ö ğ r e n c i l e r i n y ü z d e 11.32'si b u s o r u y a o l u m l u c e v a p
v e r i r k e n , ü s t gelir g r u b u n d a b u o r a n y ü z d e 32.36'ya ç ı k m ı ş t ı r .
Bir d i ğ e r ifade ile gelir a r t ı k ç a ç a l ı ş m a dışı e t k i n l i k l e r e y ö n e l i k
ilgi d e a r t m a k t a d ı r .
B u n u n y a n ı n d a ü s t sınıflarda v e e r k e k l e r d e
c e v a p l a r ı n s a y ı s ı n d a k ı s m i bir artış söz k o n u s u d u r .
olumlu
b) Basanda Kişisel İlişkiler ve Şans Faktörü
P ü r i t a n k ü l t ü r başarı için sıkı ç a l ı ş m a k a v r a m ı n a v u r g u
yaparken,
vurgu
günümüzde
yapılmaya
sıkı
çalışmanın
başlanmıştır.
Aslında
dışındaki
bizim
faktörlere
kültürümüzde
b a ş a r ı d a kişisel ilişkilerin v e ş a n s ı n ö n e m i n e o l a n i n a n ç y e n i
değildir.
Ancak
günümüzün
spekülasyonlara
dayan finansal
kapitalist düzeni ve medya s a y e s i n d e kısa s ü r e d e m e ş h u r o l m a n ı n
getirdiği
imkanlar,
bizim
"dayi
kavramı
içerisinde
ettiğimiz kültürel özelliklerimizle de birleşerek,
ifade
i n s a n l a r ı n sıkı
çalışmaya yönelik güvenlerini daha da zayıflatmaktadır.
N i t e k i m a n k e t e k a t ı l a n l a r ı n 40.6'sı kişisel ilişkilerin v e
ş a n s ı n b a ş a r ı d a ç a l ı ş m a d a n d a h a ç o k rolü o l d u ğ u n u s ö y l e r k e n ,
y ü z d e 43'ü bu görüşü r e d d e t m e k t e d i r .
•
Tablo: 3.7 Hayatta Kişisel İlişkiler Ve Şans , Başarı
İçin Çalışmadan Daha Önemlidir
1
1 Kesinlikle Katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim Yok
Katılıyorum
Kesinlikle katılıyorum
Boş
SAYI
%
54
10.80
161
32.20
75
15.00
145
29.00
58
11.60
7
1.40
112.
Kişisel
Mühendislik
ilişkiler
ve
Fakültesi
şansa
en
çok
öncelik
ö ğ r e n c i l e r i d i r (%53.85).
verenler
En
düşük
o l u m l u c e v a p ise İ l a h i y a t F a k ü l t e s i n d e n g e l m i ş t i r ( % 27.27).
Tıp
ve
İİBF
öğrencileri
ise
birbirine
yakın
vermişlerdir.
Hayatta Kişisel İlişkiler ve Şans, Basan İçin
Çalışmadan Daha Önemlidir.
cevaplar
113
Tablo 3. 8. Fakülte *Hayatta Kişisel İlişkiler ve Şans,
Başarı İçin Çalışmadan Daha Önemlidir
Kesinlik
katılmı­
yorum
Katılmı­
yorum
Fikrim
yok
14
25.45%
22
40.00%
4
7.27%
Müh.
6
%
7.69%
18
23.08%
Tıp
10
15.63%
T İlahiyat
Kesinlikle
katılıyo­
rum
Katılıyo­
rum
12
3
12
21.82%
27
5.45%
15
15.38%
34.62%
18
28.13%
11
17.19%
20
31.25%
19.23%
5
%
24
8.11%
103
34.80%
48
16.22%
86
29.05%
Toplam
54
161
75
145
%
%
ÎİBF
Toplam
~55
1
.
• 7.81%
35
11.82%
58
Yüzde 5 a n l a m h k ve 12 serbestlik d e r e c e s i n e
göre
ı
78
|
1
64
ı
296
1
493
1
I
1
ı
1
J
1
X 2 =29.62
G e l i r , sınıf v e c i n s i y e t e g ö r e d e v e r i l e n c e v a p l a r a r s ı n d a
ç o k a n l a m l ı ilişiler b u l u n a m a m ı ş t ı r .
c) Kurnazlık
McClelland,
vurgu
yapar.
O'na
Orîa-Doğu
göre,
kültürlerinde
modern
kurnazlık
dünyada
kavramına
sahtekarlık
olarak
y o r u m l a n a n b u tarz ö z e l l i k l e r O r t a _ D o ğ u ' d a olumlu bir n i t e l i k
o l a r a k k a b u l edilir. M c C l e l l a n d ' a g ö r e İ r a n h i k a y e l e r i n i n
ikisinde hilekarlık en önemli k o n u d u r .
üçte
İran'daki kadar olmazsa
bile, M c L e l a l l a n d ' a g ö r e T ü r k i y e ' d e d e h i l e k a r l ı k t e m a s ı vardır;
ancak
olumlu
anlamını,
uzun
yönde
değişmektedir.
dönemli kişisel başarıya
değiştirmişlerdir ( M c C l e l l a n d ,
s 186-7).
Ayrıca
katkıda
Türk/er hilekarlığın
bulunacak
biçimde
114
M c C l e l l a n d ' ı n y a k l a ş ı k 4 0 yıl ö n c e s i n i n T ü r k i y e ' s i n e
ilişkin
belirttiği
kültürel
m o d e r n l e ş m e sürecinin
özellik,
etkisinde
önemli
kalmış
düzeyde
kültürel
öğrenciler arasında
hala m e v c u t t u r . N i t e k i m b u ç a l ı ş m a e s n a s ı n d a g ö r ü ş m e y a p ı l a n
ö ğ r e n c i l e r b u k o n u y u a ç ı k ç a b e y a n e t m i ş l e r d i r . Ö r n e ğ i n bazı
öğrenciler, grup
sohbetlerinde
mutlaka
k e n d i yaptıkları
bir
kurnazlık hikayesini anlatarak eğlendiklerini dile getirmiştir.
Bu
amaçla
öğrencilere,
"İnsan
çok
çalışarak
değil,
k u r n a z l ı k l a a k l ı n ı k u l l a n a r a k z e n g i n olabilir" ş e k l i n d e k i i d d i a y a
katılıp
görüşe
katılmadığı
sorulmuştur.
katıldıklarını
beyan
Öğrencilerin
etmişlerdir
çoğunluğu
(%
bu
%50).
K a t ı l m a d ı k l a r ı n ı s ö y l e y e n l e r i n o r a n ı ise, y ü z d e 3 4 . 4 ' d ü r .
T a b l o : 3.9. İ n s a n Ç o k Ç a l ı ş a r a k D e ğ i l , K u r n a z l ı k l a
Aklını K u l l a n a r a k Zengin Olabilir
SAYI,
%
Kesinlikle K a t ı l m ı y o r u m
51
10.20
24.20
Katılmıyorum
121
Fikrim Yok
76
15.20
Katılıyorum
183
36.60
Kesinlikle katılıyorum
67
13.40
2
.40
Boş
115
Yıllarca T ü r k i y e ' d e k a m u k a y n a k l a r ı n d a n b e s l e n e n ç ı k a r
ç e v r e l e r i ile s o n d ö n e m l e r c e h a k k ı n d a s ı k ç a yazılar yazılan y e r
altı e k o n o m i s i , p r e - m o d e r n d ü n y a y a özgü k ü l t ü r e l Özellikler ile
birleşince,
oldukça
önemli
bir
kültürel
kurnazlığı kültürel hayata taşımaktadır.
karakteristik
olarak
116
d) Kolay Yoldan Köşeyi Dönmek
T ü r k i y e ' d e ekonomi, kültür ve toplumsal hayatta önemli
dönüşümlerin
unsuru
1980'lt
yaşandığı
"köşeyi dönmek" kavramı,
yıllarda
itibaren,
gündeme gelen
aslında, yeni çalışma etiğinin
olan pragmatizmi ifade ediyordu.
En
azından
önemli bir
bu
kavramı
ortaya atanların y a p m a y a çalıştıklarının bu olduğu söylenebilir.
Bu
anlayışın
Türkiye'de
ilk
gündeme
geldiği
yıllarda
s o s y a l l e ş m e s ü r e c i n i n h e n ü z b a ş ı n d a olan b u g ü n ü n ü n i v e r s i t e
öğrencileri,
aslında
oluşturmaktadır.
çıkarken,
yüzde
bu
yeni
Bu görüşe
25.4'ü
kolay
anlayışın
da
ilk
kuşağını
ö ğ r e n c i l e r i n y ü z d e 64.8'i
yoldan
köşeyi
karşı
dönmenin
o l d u ğ u n u ifade e t m i ş l e r d i r .
Tablo: 3.10 Kolay Yoldan Köşeyi Dönmek İyidir
Kesinlikle Katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim Yok
Katılıyorum
Kesinlikle katılıyorum
Boş
SAYI
%
135
27.00
189
37.80
49
9.80
81
16.20
46
9.20
0
0
iyi
117
Kolay Yoldan Köşeyi D ö n m e k İyidir.
K o l a y y o l d a n k ö ş e y i d ö n m e k k o n u s u n d a gelir o r t a l a m a s ı
en
yüksek grubu
oluşturan
İİBF
öğrencileri
%28
oranında
k a t ı l d ı k l a r ı n ı b e y a n e d e r k e n , gelir o r t a l a m a s ı e n d ü ş ü k g r u b u
oluşturan
İlahiyat
gerilemektedir.
öğrencilerinde
bu
oran
yüzde
10'a
118
Tablo 3. 11 Fakülte * Kolay Yoldan Köşeyi
Dönmek İyidir
l
_
Kesinlik,
katılmıyo
rum
Katılmı
yorum
Tıp-
26
21
47.27% • 38.18%
33
18
22.50%
41.25%
25
21
%
32.31%
1İBF
70
23.33%
I İlahiyat
%
Müh.
%
%
38.46%
110
Fikrim
yok
2
3.64%
8
10.00%
3
Katılıyo­
rum
Kesinlik
kanlıyor
um
6
0
10.91%
11
13.75%
10
0.00%
10
12.50%
80
6
65
15.38%
36.67%
4.62%
36
12.00%
54
18.00%
9.23%
30
10.00%
189
49
81
46
135
Toplam
Yüzde 5 a n l a m h k ve 12 serbestlik d e r e c e s i n e
300
|
500
|
göre X2 =24.99
N i t e k i m aylık h a r c a m a y a g ö r e k a r ş ı l a ş t ı r d ı ğ ı m ı z d a , gelir
düzeyi
arttıkça kolay yoldan köşeyi
d ö n m e k iyidir d i y e n l e r i n
o r a n ı d a a r t m a k t a d ı r . Aylık h a r c a m a s ı e n d ü ş ü k g r u b u n i ç i n d e
b u g ö r ü ş e k a t ı l a n l a r ı n o r a n ı , y ü z d e 20.2 o l m a s ı n a karşın, b u o r a n
en
üst grupta
yüzde
%5'lik anlamlılık ve
bulunmuştur.
42.86'ya
yükselmektedir.
Ayrıca
yüzde
2
=25.15
12 serbestlik derecesine göre
X
119
Tablo 3.12 Aylık Harcama * Kolay Yoldan
Köşeyi Dönmek İyidir
6 0 mü.
az
%
60-120
milyon
%
121-200
milyon
%
2 0 0 mil.
dan fazla
%
| Toplam
Kesinlik
kaülmıyo
mm
Katılmı­
yorum
Fikrim
yok
30
50
7
18
-S.
27.27%
45.45%
6.36%
16.36%
4.55%
80
91
26.
32
21
32.00%
36.40%
10.40%
12.80%
8.40%
21
35
13
23
13
20.00%
33.33%
12.38%
21.90%
12.38%
4
3
13
11.43%
37.14%
8.57%
135
189
49
Katılıyo­
rum
8
22.86%
81
Kesinlik.
katılıyo­
rum
7
Toplam
110
250
105
35
20.00%
46
500
1
Yüzde %5'lik anlamlılık ve 12 serbestlik d e r e c e s i n e göre
2
X =25.15
Cinsiyete
göre
ise,
kolay
yoldan
köşeyi
k o n u s u n a e n ç o k itiraz b a y a n l a r d a n g e l m e k t e d i r ,
dönmek
Bayanların
y ü z d e 73.6'sı b u n a karşı çıktığını ifade e d e r k e n , e r k e k l e r d e b u
oran y ü z d e 56'ya i n m e k t e d i r .
120
Tablo: 3.13 Cinsiyet * Kolay Yoldan Köşeyi
Dönmek İyidir
Kesinlikle
katılmıyo­
rum
Katılmı
yorum
Fikrim
yok
Kanlı­
yorum
Kesinlikle
Katılıyorum
75
30.00%
109
43.60%
25
10.00%
32
12.80%
9
3.60%
250
60
24.00%
80
32.00%
24
9.60%
49
19.60%
37
14.80%
250
135
189
49
81
46
500
Bayan
%
Erkek
_%
Toplam
Toplam
Y ü z d e 5 a n l a m l ı k ve 4 s e r b e s t l i k d e r e c e s i n e g ö r e X 2
=26.74
e) Kendini Düşünmek
Günümüzde
narsisistik
kültür,
giderek
artan
önüne
koyan
giderek yaygınlık
bireylerin
kendileri
kazandığı
dışındakileri
bir biçimde kendi çıkarlarını
bir
anlayışı
ön
plana
her türlü
ifade
edilen
umursamayan
ve
toplumsal çıkarın
çıkartmaktadır.
Nitekim
A m e r i k a ' d a 1993 y ı l ı n d a y a p ı l a n bir a n k e t ç a l ı ş m a s ı n d a ( N O R C
General
Survey),
başkalarını"
"İnsan
şeklindeki
önce
kendini
soruya
düşünmeli
gençlerin
yüzde
sonra
58'i
katıldıklarını beyan etmişlerdir.
B i z d e ise, b u
44.4'ü
k o n u y a ilişkin s o r u y a ö ğ r e n c i l e r i n y ü z d e
katılıyorum cevabı vermiştir.
B u n a karşılık y ü z d e 46'sı
b u g ö r ü ş e karşı ç ı k m ı ş t ı r . B u d u r u m b i z d e d e b i r e y s e l çıkarları
ö n plana çıkartan k ü l t ü r d e h e m e n h e m e n yolu yarıladığımızı
gösteriyor.
121
İnsan Ünce Kendini Düşünmeli, Sonra
Başkalarını..
Bu soruya en y ü k s e k olumlu cevap İ İ B F öğrencilerinden
gelmiştir (%
50.84);
Bunu
M i m a r l ı k , y ü z d e 35.77
y ü z d e 42.50
ile
Mühendislik
ile T ı p v e yüzde" 29.63
ile
Fakültesi öğrencileri izlemektedir.
Tablo: 3.. 14 İnsan Önce Kendini Düşünmeli,
Sonra Başkalarını
Kesinlikle Katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim Yok
Katılıyorum
Kesinlikle katılıyorum
Bos
I
ve
İlahiyat
SAYI
%
69
13.80
161
32.20
46
9.20
155
31.00
67
13.40
2
.40
A s l ı n d a b i z aldıkları e ğ i t i m g e r e ğ i İ l a h i y a t F a k ü l t e s i
ö ğ r e n c i l e r i n d e b u o r a n ı n ç o k d a h a a z çıkacağını u m m a k t a y d ı k ;
bu
ancak
kesimleri
sonuçlar,
bile
mevcut kültürel dönüşümün
oldukça
hatırı
sayılır
bir
en
muhafazakâr
biçimde
etkilediğini
göstermektedir.
Tablo: 3. 15 Fakülte * İnsan Önce Kendini Düşünmeli,
Sonra Başkalarını
Kesini.
Katılmı­
yorum
Müh.
%
T.p
%
IIBF
Katılıyo­
rum
Kesinlikle
katılıyorum
Toplam
13
21
4
7.41%
13
24.07%
3
5.56%-
54
38.89%
9
11.25%
. 28
35.00%
9
11.25%
26
32.50%
8
10.00%
80
9
13.85%
30
46.15%
6
9.23%
15
23.08%
5
65
7.69%
82
27
9.03%
101
33.78%
51
17.06%
299
46
155
67
498
38
12.71%
%
Fikrim
yok
24.07%
ilahiyat
%
Katılmı­
yorum
Toplam
69
Ancak
asıl
27.42%
161
anlamlı
farklılaşma
gelir
gruplarına
1
göre
o r t a y a ç ı k m a k t a d ı r . E n alt gelir g r u b u n d a i n s a n ö n c e k e n d i n i
sonra başkalarını d ü ş ü n m e l i diyenlerin oranlan y ü z d e 29.63
olmasına
karşılık,
çıkmaktadır.
kendini
düşünme
Bir
en
diğer
eğilimi
de
üst
ifade
gelir
grubunda
ile gelir arttıkça,
artmaktadır.
yüzde
50.84'e
insanlarda
önce
123
Tablo: 3. 16 Aylık Harcama * İnsan Önce Kendini
Düşünmeli, Sonra Başkalarını
Kesini.
Katılmı­
yorum
Katılmı­
yorum
"Fikrim
yok
Katılıyo­
rum
^
""Kesinlikle
katılıyorm
6 0 mil.
az
13
21
4
13
%
24.07%
38.89%
7.41%
24.07%
5.56%
60-120
milyon
9
28
9
26
8
%
11.25%
35.00%
11.25%
32.50%
10.00%
121-200
milyon
9
30
6
15
5
%
13.85%
46.15%
9.23%
23.08%
7.69%
80
65.
200
mil.fazla
38
82
27
101
51
%
12.71%
27.42%
9.03%
33.78%
17.06%
Toplam
69
161
46
155-^
Toplam
299
67
498
Yine i n s a n ö n c e k e n d i n i s o n r a b a ş k a l a r ı n ı d ü ş ü n m e l i d i y e n
kız v e e r k e k ö ğ r e n c i l e r i n oranları h e m e n h e m e n aynıdır.
f) İyi Yaşamak
Hedonist/narsisisist
unsurlarından
birisi
de
yeni çalışma k ü l t ü r ü n ü n en ö n e m l i
yartn
tüketim
eğilimidir.
Bizde
artıran
tüketim
toplumun
etkilenenler
gençler
düşüncesinden
uzaklık
de giderek hakimiyetini
kültürel
olmaktadır.
kalıplarından
Bu
amaçla
en
Ankete
katılanları
yüzde
61.4'ü
hızlı
öğrencilere
" K e f e n i n cebi yok, dolayısıyla'hayatını yaşamaya b a k "
sorulmuştur.
aşın
ve
daha çok
bu
iddiası
iddiaya
k a t ı l d ı ğ ı n ı , b u n a karşılık y ü z d e 31.4'ü ise k a t ı l a m a d ı ğ ı n ı i f a d e
etmiştir.
124
Tablo: 3. 17 Kefenin.Cebi Yok, Dolayısıyla Bu Dünyada
İyi Yaşamaya Bak
Kesinlikle Katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim Yok
.Katılıyorum
Kesinlikle katılıyorum
Boş
i' •
SAYI
%
58
11.60
99
19.80
21
4.20
207
41.40
100
20.00
15
3.00
'
t'.
ı|:
Kefenin Cebi Yok, Dolayısıyla Bu Dünyada İyi Yaşamaya Bak.
125
Tüketim
eğilimi
İlahiyat
fakültesi
dışındakilerde
b i r b i r i n e y a k ı n d ı r . B u g ö r ü ş e k a t ı l a n l a r ı n İ İ B F ' d e oranı y ü z d e
68.51 'dir.
Bunu
Mühendislik
yüzde
67.69
izlemektedir.
ile
Tıp,
İlahiyatta
yüzde
ise
bu
66.21
oran
ile
yüzde
25.92'dir.
Tablo: 3. 18 Fakülte * Kefenin Cebi Yok, Dolayısıyla Bu
Dünyada İyi Yaşamaya Bak
Kesini.
Katılmıyo­
rum
İlahiyat
Fikrim
yok
19
1
1.85%
13
1
24.07%
1.85%
2
2.60%
31
20
40.26%
25.97%
12.31%
20
37.04%
%
35.19%
Katılıyo­
Kesini,
katılıyoru
m
Katılmı­
yorum
rum
Müh.
10
14
.
%
12.99%
18.18%
7
11
3
%
10.77%
16.92%
4.62%
36
55.38%
21
55
19.03%
15
5.19%
127
71
7.27%
43.94%
24.57%
58
99
21
207
Tıp
İİBF
%
Toplam
Y ü z d e 5 a n l a m l ı k ve
4 serbestlik derecesine
54
77
8
"
Toplam
65
289
100
485
2
göre X =63.99
Gelir grupları arasında b ü y ü k fark o l m a k l a birlikte, en üst
gelir k ı s m ı n d a bu görüşe katılanların sayısında kısmi bir artış vardı
(%78.78).
Bunun
yanında
eğilimleri erkelerden
%
bayan
öğrenci/erin(%67);
59.5 daha fazla çıkmıştır.
tüketime
yönelik
126
g) Her Şey Mubahtır
M u t l a k d o ğ r u y a d a m u t l a k yanlışın varlığı A n t i k ç a ğ d a n
veri s ü r e k l i tartışılan t e m e l s o r u n l a r d a n d ı r . G ü n ü m ü z ü n p o s t modernleri
doğru
ya
antik
da
çağın
mutlak
sofistlerine
yanlış
benzer
diye
bir
biçimde
şeyin
mutlak
olmayacağını
s a v u n m a k t a d ı r l a r . Prof. S a r ı b a y ' ı n çevirisi ile h e r şey m u b a h t ı r
(anyhings
goes)
diye
ifade
edilen
post-modern
görecelilik
t e z i n e b i z i m ö ğ r e n c i l e r i m i z i n katılıp k a t ı l a m a d ı ğ ı s o r u l m u ş t u r .
Tablo: 3. 19 Mutlak Doğru Ya Da Mutlak Yanlış Diye
Bir Şey Yoktur
Kesinlikle Katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim Yok
Katılıyorum
Kesinlikle katılıyorum
Boş
SAYI
%
47
9.40
84
16.80
43
8.60
223-
44.60
99
19.80
4
.80,
127
Mutlak Doğru ya da Mutlak Yanlış Diye Birşey Yoktur.
0,8
O l d u k ç a ilginç bir b i ç i m d e ,
temel
iddiası
ile
öğrencilerin
b i z d e de post-modernlerin bu
tutumları
arasında
büyük
paralellik
o r t a y a ç ı k m ı ş t ı r . N i t e k i m a n k e t e katılanları y ü z d e 6 4 ' ü m u t l a k
doğru
ya
da
mutlak
yanlış
diye
bir
şeyin
olmadığını
düşünmektedirler.
D i n e ğ i t i m i alan İ l a h i y a t F a k ü l t e s i ile d i ğ e r f a k ü l t e l e r
a r a s ı n d a ç o k belirgin bir farklılaşma vardır. N i t e k i m b u g ö r ü ş e
k a t ı l a n l a r ı n oranı M ü h e n d i s l i k e ğ i t i m i alan ö ğ r e n c i l e r d e , y ü z d e
73.42, Sosyal b i l i m l e r e ğ i t i m i alan İ İ B F ö ğ r e n c i l e r i n d e y ü z d e
68.46, T ı p e ğ i t i m i a l a n l a r d a 61.14 o l m a s ı n a karşılık İ l a h i y a t ' t a
3 1 . 4 9 ' a g e r i l e m e k t e d i r . A n c a k a l ı n a n e ğ i t i m d i k k a t e alınırsa b u
oranında yine de azımsanmaması gerekir.
128
Tablo: 3. 20 Fakülte * Mutlak Doğru Ya Da Mutlak
Yanlış Diye Bir Şey Yoktur
Kesini.
Katılmıyorum
Katılmı­
yorum
Fikrim
yok
Katılıyo­
rum
Kesini.
Katılı­
yorum
Toplam
ilahiyat
12
22.22%
19
35.19%
6
11.11%
14
25.93%
3
5.56%
54"
%
Müh.
6
7.59%
9
11.39%
6
7.59%
38
48.10%
20
25.32%
79
6
9.23%
9
13.85%
7
10.77%
37
56.92%
6
9.23%
65
23
7.72%
47
15.77%
24
8.05%
134
44.97%
70
23.49%
298
%
Toplam
47
84
43
223
99
496
%
Tıp
%
IIBF
Y ü z d e 5 anlamlık ve 12 serbestlik d e r e c e s i n e göre X2 =43.07
üst
Ayrıca
artmaktadır.
gelir
Örneğin
en
gruplarında
kültürel
görecelilik
alt
yüzde
55.55
grupta
eğilimi
olan
bu
g ö r ü ş t e k i ö ğ r e n c i sayısı, e n ü s t gelir g r u b u n d a , y ü z d e 8 0 ' e
çıkmaktadır.
Bir d i ğ e r i f a d e ile gelir artıkça insanların dünyaya
bakışı çok daha esnek ve kurallardan uzak hale gelmektedir.
Yine en
ü s t gelir g r u b u t o p l u m s a l k u r a l l a r ı d a h a a z u m u r s a m a k t a v e
b u n u n y e r i n e m ü m k ü n o l d u ğ u n c a kendi kurallarını uygulamaya
çalışmaktadır.
129
Tablo: 3. 21 Aylık Harcama * Mutlak Doğru Ya Da
Mutlak Yanlış Diye Bir Şey Yoktur
Kesini.
Katılmı­
yorum
Katılmı­
yorum
Fikrim
yok
Katılı­
yorum
Kesini,
katılıyorum
Toplam
108
6 0 mil.
az
12
22
14
48
12
%
11.11%
20.37%
12.96%
44.44%
11.11%
60-120
milyon
22
36
19
116
57
%
8.80%
14.40%
7.60%
46.40%
22.80%
121-200
milyon
12
22
8
45
16
%
11.65%
21.36%
7.77%
43.69%
15.53%
200
mil.fazla
1
4
2
14
14
%
2.86%
11.43%
5.71%
40.00%
40.00%
Toplam
47
84
43
223
99
Yüzde 5 a n l a m l ı k ve
'
1
250
•
|
103
35
İ
|
496
|
12 serbestlik derecesine g ö r e X = 2 2 . 8 0
Kız ö ğ r e n c i l e r ,
e r k e k öğrencilere göre,
sonu
" h e r şey
m u b a h t ı r " a çıkan, göreceli yaklaşıma daha yakın durmaktadırlar
(%71.66).
E r k e k ö ğ r e n c i l e r d e ise, m u t l a k d o ğ r u y a d a y a n l ı ş
y o k t u r d i y e n l e r i n oranı y ü z d e 5 8 . 2 4 ' d ü r .
130
Tablo: 3. 22 Cinsiyet * Mutlak Doğru Ya Da Mutlak
Yanlış Diye Bir Şey Yoktur
Bayan
%
Erkek
"/<
Kesini.
Katılmı­
yorum
Katılmı­
yorum
Fikrim
yok
Katılı­
yorum
Kesinlikle
Katılı­
yorum
13
5.26%
37
14.98%
20
8.10%
126
51.01%
51
20.65%
247
34
13.65%
47
18.88%
23
9.24%
97
38.96%
48
19.28%
249
47
84
43
223
99
496
Toplam
Toplam
Yüzde 5 anlamiık ve 4 serbestlik d e r e c e s i n e göre X 2 = 1 4 . 6 3 .
Bir başka açıdan da
da 1970'lerin
günümüz gençliği, dünyayı 1960'larm ya
"tek yol" anlayışı çerçevesinde görmemektedir.
Onlara
göre tek yol diye bir şey yoktur, birden fazla yol vardır ve her yol,
kendi
bağlamı
içerisinde
doğrudur.
Tek
ve
mutlak
doğru
kavramı ç e r ç e v e s i n d e dünyayı değerlendirenlerin sayısı oldukça
sınırlıdır:% 26.2.
h) Günümüz Gençliği Açısından Mizahın Önemi
Günümüz
gençliğinin
bir
başka
kültürel
özelliği
ise,
birinci b ö l ü m d e de dile getirildiği ş e k i l d e mizaha verilen b ü y ü k
önemdir.
Gününüzün
üniversite
gençliği,
geçmişin
"büyük
idealler" p e ş i n d e koşan, parkalı ve y ü z ifadesine daha bir sertlik
katan türden bıyıkları olan g e n ç l i ğ i n d e n farklı bir g ö r ü n ü m e
sahiptir.
Geçmişin
"insanlığı
kurtarmaya
yönelik"
ideolojik
tartışmaları g ü n ü m ü z d e daha çok marjinal sayılabilecek gruplar
arasında sıkışmıştır.
131
Tablo: 3. 23 İnsanların Mizah Yeteneği Önemlidir
Kesinlikle Katılmıyorum
Katılmıyorum
SAYI
%
7
1.40
22
4.40
Fikrim Y o k
34
6.80
Katılıyorum
279
55.80
Kesinlikle katılıyorum
154
30.80
4
.80
Boş
İnsanların tvlzah Yeteneği Önemlidir.
KntılınyDium
kaülıyorum
Günümüz
üniversite
gençliği,
püritanizmin
ağırbaşlılığından
da
uzaktır.
Onun
yerine
çoğunluk,
hedonist/narsisist
kültürün e ğ l e n c e anlayışına daha yakın
durmaktadır.
Geçmişten
farklı
olarak
insanların
mizah
132
yeceneğine b ü y ü k değer v e r m e k t e ve k e n d i dışındakileri çok
umursuyor görünmemektedirler.
Ö ğ r e n c i l e r i n y ü z d e 86.2'si m i z a h ı n
önemli olduğunu
düşünmektedir.
B u g ö r ü ş e k a t ı l m a y a n l a r ı n o r a n ı ise, s a d e c e
5.8'dir. B u k o n u d a F a k ü l t e l e r a r a s ı n d a d a ç o k b ü y ü k fark
yoktur; örneğin en d ü ş ü k orana sahip olan İlahiyat F a k ü l t e s i n d e
m i z a h y e t e n e ğ i n i n çok ö n e m l i o l d u ğ u n u d ü ş ü n e n l e r i oranı
y ü z d e 80'dir.
B u n u n y a n ı n d a e n alt gelir g r u b u n d a insanların m i z a h
y e t e n e k l e r i ç o k ö n e m l i d i r d i y e n l e r i n oranları y ü z d e 81.65
o l m a s ı n a karşılık, e n ü s t gelir g r u b u n d a b u o r a n y ü z d e 9 4 . 2 8 ' e
yükselmektedir.
ı) Hayatın Keyfini Çıkartmak
R e k l a m l a r d a "hayatın
tadına bal?
diyen
mesajlarla
sosyalleşen g ü n ü m ü z ü n i v e r s i t e
gençliği,
insanın mümkün
olduğunca, hayatın keyfini çıkartması gerektiğini düşünüyor.
(% 82.4). B u n a karşı çıkanların oranı sadece y ü z d e 11.8'dir. Y ü z d e
4 ise fikrim y o k demektedir.
133
Tablo: 3.24 İnsan Mümkün Olduğunca Hayatın
Keyfini Çıkarmalıdır
1
I Kesinlikle
Katılmıyorum
1
Katılmıyorum
J Fikrim Yok
1 Katılıyorum
I Kesinlikle
katılıyorum
İBoş
SAYI
%
15
3.00
44
8.80
20
4.00
278
55.60
134
26.80
9
1.80
İnsan Mümkün Olduğunca Hayatın Keyfini Çıkartmalıdır..
134
İ n s a n h a y a t ı n keyfini ç ı k a r t m a l ı d i y e n anlayış, e n ç o k
% 9 2 ile T ı p , y ü z d e 9 1 ile M ü h e n d i s l i k , y ü z d e 8 8 ile İ İ B F için
g e ç e r l i d i r . B u soruya o l u m l u v e r i l e n c e v a p l a r a r a s ı n d a e n d ü ş ü k
o r a n İ l a h i y a t F a k ü l t e s i ' n e aittir.
Bu
F a k ü l t e n i n öğrencilerini
s a d e c e y ü z d e 4 3 ' ü b u soruya o l u m l u c e v a p v e r m i ş t i r .
Tablo: 3. 25 Fakülte * İnsan Mümkün Olduğunca
Hayatın Keyfini Çıkarmalıdır
Kesinlik
katılmı­
yorum
Katılmıyo­
rum
Fikrim
yok
Katılıyo­
rum
Kesini,
katılıyor
um
7
12.%%
20
37.(14%
4
7.41%
22
40.74%
1
1.85%
0
•
t).(M)%
3
3.80%
4
5.06%
40
50.63%
40.51%
1
1.56%
2
3.13%
2
3.13%
44
68.75%
%
7
2.38%
19
6.46%
10
3.40%
172'
58.50%
23.44%
86
29.25%
Toplam
15
44
20
278
134
İlahiyat
%
Müh.
1
%
Tıp
%
İİBF
•
Toplam
~54
79
32
64
15
I
294
49Î~İ
B u n u n y a n ı n d a gelir d ü z e y i y ü k s e l d i k ç e i n s a n m ü m k ü n
o l d u ğ u n c a h a y a t ı n keyfini ç ı k a r t m a l ı ş e k l i n d e k i h e d o n i s t k ü l t ü r
anlayışını
grubunda
savunanların
insan
oranları
mümkün
artmaktadır.
olduğunca
En
düşük
hayatın
gelir
keyfini
ç ı k a r t m a l ı d ı r d i y e d ü ş ü n e n l e r i n oranı y ü z d e 7 3 . 4 ' d e n , alt-ortada
8 4 , 7 4 ' e ü s t - o r t a d a 88,77'ye, e n ü s t gelir g r n b u n d a ise 9 7 , 1 5 ' e
yükselmektedir.
135
Tablo:
3. 26 Aylık Harcama * İnsan Mümkün
Olduğunca Hayatın Keyfini Çıkarmalıdır
Kesini.
Katılmı­
yorum
Katılmı­
yorum
Fikrim
yok
Katılıyo­
rum
Kesinlik
katılıyo­
rum
Toplam
7
15
7
60
20
109
%
6.42%
13.76%
6.42%
55.05%
18.35%
60-120
milyon
7
21
10
150
61
6 0 mil.
Az
249
%
2.81%
8.43%
4.02%
60.24%
24.50%
121-200
milyon
1
7
3
56
31
98
%
1.02%
7.14%
3.06%
57.14%
31.63%
200
mil.fazla
0
1
0
12
22
%
0.00%
2.86%
0.00%
34.29%
62.86%
15
44
20
278
134
Toplam
—
1
35
491
!
1
Kız ö ğ r e n c i l e r , e r k e k ö ğ r e n c i l e r e gör,e, az bir farkla da
olsa i n s a n ı n h a y a t ı n keyfini ç ı k a r t m a l ı i d d i a s ı n d a ö n d e d i r l e r .
Yine
mümkün
bu
soruyla
olduğunca
şeklinde
içinde
bir b a ş k a soru
benzer
anlama
bulunduğu
anın
gelebilecek,
keyfini
daha sorulmuştur.
"insan
çıkartmalıdrı*''
Öncellikle yeni
anlayışın, yani hedonist/narsisist t ü k e t i m t o p l u m u k ü l t ü r ü n ü n
önemli
bir parçası
yaşamak
anlayışı
olan geçmişten ve gelecekten kopukluk
konusundaki
tutumları
ve anı
belirlenmeye
çalışılmıştır.
Buna göre, yine yukarıdaki cevaplara b e n z e r biçimde,
ö ğ r e n c i l e r i n y ü z d e 84.2'si, i n s a n l a r ı n m ü m k ü n o l d u ğ u n c a i ç i n d e
bulunduğu
görüyoruz.
anın
keyfini
Sadece
karşı ç ı k m a k t a d ı r l a r .
11.2'si
çıkartmalı
püritan
düşüncesinde
olduğunu
bir y a k l a ş ı m l a b u
anlayışa
136
Tablo: 3. 27 İnsan Olabildiğince , İçinde Bulunduğu
Anın Keyfini Çıkartmalı
Kesinlikle Katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim Yok
Katılıyorum
Kesinlikle katılıyorum
Boş
SAYI
%
14
2.80
44
8.80
15
3.00
259
51.80
164
32.80
4
.80
İnsan Olabildiğince, İçinde Bulunduğu Anın
Keyfini Çıkartmalıdır.
60,01
137
E n ç o k T ı p F a k ü l t e s i ö ğ r e n c i l e r i y ü z d e 92,19 ile
içinde
bulunduğu
anın
g ö r ü ş ü ş e katılıyorlar.
Mimarlık
keyfini
çıkartmalıdır
B u n u y ü z d e 91,25
Fakültesi,
yüzde
86,92
insanın
şeklindeki
bir
ile M ü h e n d i s l i k v e
ile
İÎBF
öğrencileri
izlemektedir. Bu hedonist/narsisistik anlayışta en d ü ş ü k oran
ise y ü z d e 57,26 ile g e n e l d e
p ü r i t a n niteliği d a h a b a s k ı n o l a n
İ l a h i y a t ö ğ r e n c i l e r i n e aittir.
Tablo: 3. 28 Fakülte * İnsan Olabildiğince , İçinde
Bulunduğu Anın Keyfini Çıkartmalı
Kesini.
Katılmı­
yorum
Katılmı­
yorum
Fikrim
yok
Katılıyo­
rum
Kesinlik
katılı­
yorum
8
14.81%
13
24.07%
1
1.85%
28
51.85%
4
7.41%
54
0
0.00%
4
5.00%
3
3.75%
35
43.75%
38
47.50%
80
0
0.00%
4
6.25%
1
1.56%
37
57.81%
-22
34.38%
64
6
2.01%
23
%
7.72%
10
3.36%
159
53.36%
Toplam
14
44
15
259
İlahiyat
%
Müh.
%
T.p
%
™°TTBF
,
Öte
bulunduğu
yandan
anın
az
da
keyfini
olsa
gelir
çıkarmalıdır
.
Toplam
100
298
33.56%
164
arttıkça
1
496
insan
görüşünde
içinde
artış
söz
konusudur.
Kız ö ğ r e n c i l e r , e r k e k ö ğ r e n c i l e r e g ö r e i n s a n ı n i ç i n d e
b u l u n d u ğ u a n ı n keyfini ç ı k a r m a k k o n u s u n d a d a h a ç o k o l u m l u
görüşe sahiptirler.
Yine ö ğ r e n c i l e r i n ö n e m l i bir k ı s m ı i n s a n l a r ı n i ç l e r i n d e n
geldiği
gibi y a ş a m a l a r ı
gerektiği
d ü ş ü n c e s i n d e l e r (%
73.14).
138
B u n a itiraz e d e n ö ğ r e n c i l e r i n oranı ise, y ü z d e 21.2'dir. Bir d i ğ e r
ifade
ile g ü n ü m ü z g e n ç l i ğ i p o s t - m o d e r n k ü l t ü r ü n
"kendin of
anlayışına daha yakın durmaktadırlar; geçmiş kuşaklardan daha
rahat
ve.
doğaldıûat.
Tablo: 3. 29 İnsan İçinden Geldiği Gibi Yaşamalıdır
SAYI
[Kesinlikle Katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim Yok
Katılıyorum
Kesinlikle katılıyorum
Boş
24
4.80
82
16.40
20
4.00
234
46.80
133
26.60
7
1.40
İrcaı İçinin CHdğ Oh' YSçmiıck
KitıkiMnııı
%
ladanım
139
E n fazla İ İ B F ö ğ r e n c i l e r i i n s a n l a r ı n i ç l e r i n d e geldiği
gibi
yaşamaları
gerektiğini
düşünüyorlar
M ü h e n d i s l i k ' t e oranlar, İ İ B F ' e y a k ı n d ı r .
(%77.78).
Tıp
ve
E n d ü ş ü k oran ise,
İ l a h i y a t ö ğ r e n c i l e r i a r a s ı n d a d ı r (%54.71).
Bunun
yanında
ana
büyük
vurgu
yapan
narsisisist
k ü l t ü r ü n g e l e c e ğ i p e k fazla u m u r s a m a d ı ğ ı d a h a ö n c e d e ifade
edilmişti.
Nitekim
kaçırmamalıdır
"İnsan
şeklindeki
gelecek
soruya
için
bugünün
öğrencilerin
keyfini
yüzde
40,8'i
k a t ı l d ı ğ ı n ı , b u n a karşılık, 41,2'si ise k a t ı l m a d ı ğ ı n ı ifade e t m i ş t i r .
Bu
da
öğrencilerin
önemli kısmının geleceği yeterince umursamayan
narsisist kültür anlayışına yakın durduğu ş e k l i n d e y o r u m l a n a b i l i r .
Tablo: 3.30 İnsan Gelecek İçin Bugünün
Keyfini Kaçırmamalıdır
Sayı
Kesinlikle Katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim Yok
Kanlıyorum
Kesinlikle katılıyorum
Boş
%
66
13.20
190
38.00
37
7.40
136
27.20
68
13.60
3
.60
140
İnsan Gelecek İçin Bugünün Keyfini
Kaçırmamalıdır.
Özellikle
Mühendislik
öğrencileri,
yüzde
48.1
ile
bu
g ö r ü ş e katıldığını ifade e t m i ş t i r . E n d ü ş ü k o r a n ise, 2 9 . 0 9 ile
İ l a h i y a t ö ğ r e n c i l e r i n e aittir. B u n u n y a n ı sıra gelir arttıkça, ant
yaşamaya ilginin artığım ve bir anlamda da gelecek kaygısının da
azaldığını görüyoruz.
141
Tablo: 3.31 Aylık Harcama * İnsan Gelecek İçin
Bugünün Keyfini Kaçırmamalıdır
Kesini.
Katılmı­
yorum
60
mil.
az
%
60-120
milyon
%
Fikrim
yok
Katılıyo­
rum
Kesinlik
kanlı­
yorum
Toplam
109
21
41
9
30
8
19.27%
37.61%
8.26%
27.52%
7.34%
31
97
21
70
30
12.45%
38.%%
8.43%
28.11%
12.05%
6
46
7
26
19
5.77%
44.23%
6.73%
25.00%
18.27%
121-200
milyon
%
Katılmı­
yorum
200
249
mü.
dan fazla
8
6
0
10
ıı
%
22.86%
17.14%
0.00%
28.57%
31.43%
Toplam
66
190
37
136
68
I
Yine
Lasçh,
"Narsisizmin
Kültürü"
104
35
497
1
çalışmasında,
g e ç m i ş i n d e a r t ı k u m u r s a n m a d ı ğ ı n ı ifade t e m e k t e d i r . Ö z e l l i k l e
yüz y ü z e görüşmelerimizde, öğrencilerin tarihe giderek azalan
bir
ilgisine
tanık
olunmuştur.
Bazı
öğrencilerden
"Allah'ın
Osmanlısını Öğrenip de ne yapacağız"
şeklinde şikayetler d u y d u k .
Ancak
bunların
anketten
alınan
sonuç
azınlıkta
olduğunu
gösteriyor. T a r i h i n anlamı olmadığını d ü ş ü n e n l e r i n oranı y ü z d e
15.2'dir.
Buna
karşılık a k s i n i
düşünenlerin
oranı
ise
yüzde
79.4'dür. Ancak bu oran bizim yüz yüze görüşmelerden elde
e t t i ğ i m i z s o n u ç l a r l a t ü m ü y l e ö r t ü ş m e d i ğ i n i b e l i r t m e k t e yarar
var.
T a b i i b u r a d a g e ç m i ş t a r a f t a n o l d u ğ u futbol t a k ı m ı n ı n tarihi
o l a r a k algılanmışsa, o z a m a n d u r u m d e ğ i ş m e k t e d i r .
142
Tablo: 3.32 Geçmişin (Tarihin) Çok Fazla Anlamı
Olmadığını Düşünüyorum
SAYI
%
Kesinlikle K a t ı l m ı y o r u m
176
35.20
Katılmıyorum
221
44.20
30
6.00
Katılıyorum
49
9.80
Kesinlikle
24
4.80
0
0
Fikrim
Yok
katılıyorum
Boş
Geçmişin (Tarihin) Çok
FAZLA ANLAMı
Kesinlikle Kanlmyorum fikrim Yok
Kanlmyorum
Olmadığını Düşünüyorum
Katılıjorum
Kesinlikle
katılıyorum
143
G e ç m i ş i n (tarihin) ç o k fazla anlamı olmadığına ilişkin en
b ü y ü k itiraz İlahiyat öğrencilerinden g e l m e k t e d i r (%96,36). Bu
oran
biraz
da
aldıkları
eğitimin
etkisiyle
Mühendislik
öğrencilerinde y ü z d e 6 6 , 2 5 ' e gerilemektedir.
Ö z e l l i k l e hedonistlnarsistik kültürün etkisinde daha çok kalan
en yüksek gelir grubundaki öğrencilerde, tarihin bir anlamı olmadığını
düşünenlerin oranı yüzde 4Û'a yükselmektedir. Oysa bu oran
diğerlerinde y ü z d e 15'in altında kalmaktadır.
Tablo: 3. 33 Aylık Harcama * Geçmişin (Tarihin) Çok
Fazla Anlamı Olmadığını Düşünüyorum
Kesini.
Katılmı­
yorum
6 0 mil.
Az
Katılmı­
yorum
Fikrim
yok
Katılı­
yorum
Kesini.
Katılı­
yorum
Toplam
110
44
43
6
12
5
40.00%
39.09%
5.45%
10.91%
4.55%
60-120
milyon
89
123
11
20
7
%
35.60%.
49.20%
4.40%
8.00%
2.80%
35
45
10
9
6
8.57%,
5.71%
"A
121-200
milyon
%
33.33%
42.86%
9.52%
2 0 0 mil.
dan fazla
8
10
3
8
6
%
22.86%
28.57%
8.57%
22.86%
17.14%
Toplam
176
221
30
49
24
Ayrıca
olmadığını
fazladır
(%
kız
öğrenciler
düşünenlerin
17.20);
oranı
arasında
erkek
erkeklerde
ise
tarihin
250
105
35
500
fazla
öğrencilere
bu
oran
göre
yüzde
anlamı
daha
12'ye
gerilemektedir. H e r ş e y e rağmen teorik d ü z e y d e de olsa tarihin
anlamı o l d u ğ u n u d ü ş ü n e n l e r i n oranı g e n e l d e yüksektir.
144
Günümüz
gençliğine
karakteristiklerden
birisi,
yönelik
onların
en
önemli
idealizmden
kültürel
uzaklaştıkları
ş e k l i n d e d i r . Yani o n l a r a r t ı k 6 0 ' l a r ı n y a d a 7 0 ' l e r i n ö ğ r e n c i l e r i
gibi d ü n y a y ı d e ğ i ş t i r m e i d d i a s ı n d a d e ğ i l l e r d i r . B u iddialara g ö r e
i d e a l i z m g ü n ü m ü z g e n ç l i ğ i için e s k i m o d a bir k a v r a m d ı r . O y s a
ö ğ r e n c i l e r e b u k o n u y u s o r d u ğ u m u z d a ö n e m l i bir k ı s m ı i d e a l i s t
o l m a n ı n e s k i m o d a bir k a v r a m o l m a d ı ğ ı n a k a t ı l m a d ı k l a r ı n ı i f a d e
e t m i ş l e r d i r (%73,2).
İ d e a l i s t o l m a n ı n e s k i m o d a bir k a v r a m
o l d u ğ u n u d ü ş ü n e n l e r i n o r a n ı ise y ü z d e 15.2'dir,
Tablo: 3.34 İdealist Olmak Eski Moda Bir Kavramdır
Kesinlikle Katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim Yok
Katılıyorum
Kesinlikle katılıyorum
Bos
SAYI
%
120
24.00
246
49.20
52
10.40
39
,
7.80
37
7.40
6
1.20
1
İdealizmin
görüşe en
büyük
eski
itiraz
moda
bir
kavram
olduğuna
İlahiyat öğrencilerinden
ilişkin
gelmektedir.
(%88.28).
1
Bu
görüşe
Mühendislik
(%21.52).
ve
katılanlar
Mimarlık
arasında
Fakültesi
eh
yüksek
öğrencilerine
oranda
aittir
İ İ B F ' d e k a t ı l a n l a r ı n o r a n ı y ü z d e 16.83, T ı p t a ise,
11.11'dir.
i)Siyasete İlgi Düzeyi
Yine narsisist k ü l t ü r tartışmaları
i ç i n d e v u r g u l a n a n bir
b a ş k a özellik, s i y a s e t e o l a n ilginin a z a l m a s ı d ı r . B i z d e ü n i v e r s i t e
146
öğrencilerinin
yüzde
35,4'ü
siyasetin
i l g i l e n d i r m e d i ğ i n i ifade e t m e k t e d i r l e r .
kendilerini
B u n a karşılık y ü z d e
5 6 . 4 ' ü b u g ö r ü ş e karşı ç ı k m a k t a d ı r .
Tablo: 3.35. Siyaset Beni Çok İlgilendirmiyor
. . .
Kesinlikle Katdmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim Yok
Katılıyorum
Kesinlikle katılıyorum
Boş
SAYI
%
99
19.80
183
36.60
38
7.60
132
26.40
45
9.00
3
.60
147
Siyaset
KantUe
KAmıyaun
Beni
Ktdnıyaun
Çok
ilgilendirmiyor.
BumYok
Kahyanın
Kontilde
kaubyıun
B*
Siyasete ilginin en düşük olduğu grubu ise Mühendislik
öğrencileri oluşturmaktadır (% 47.43). Bunu yüzde 40 ile
İlahiyat, yüzde 38,46 ile T ı p ve yüzde 31,11 ile de İİBF
öğrencileri izlemektedir.
• Tablo: 3.36 Cinsiyet * Siyaset Beni Çok İlgilendirmiyor
37
92
15
80
Kesini.
Katılı­
yorum
25
14.86%
36.95%
6.02%
32.13%
10.04%
Kesini.
Katı İnli­
yorum
Bayan
%
Erkek
%
1 Toplanı
Katılmı­
yorum
Fikrim
yok
Katılı­
yorum
62
91
23
52
20
25.00%
36.69%
9.27%
20.97%
8.06%
99
183
38
132
45
Toplam
249
248
497
148
Siyasete ilgi bayan öğrenciler arasında erkelere göre daha
sınırlıdır. Bayanların yüzde 42,17'si siyasetin kendilerini
ilgilendirmediklerini ifade etmektedirler. Erkeklerde bu oran
yüzde 29,03'dür.
k) Ücret ve Kariyer
Günümüzde öğrencilerin yüksek ücret talebini kariyerin
önüne aldıklarına ilişkin bir iddia söz konusudur. Bu amaçla,
yüksek ücretin kariyerden daha önemli olup olmadığı
konusunda ne düşündüklerini sorduğumuzda öğrencilerin
yüzde 24.6'sı bu görüşe katıldıklarını ifade ederken, yüzde
64.2'si katılmadıklarını ifade etmişlerdir.
Tablo: 3. 37 Yüksek Ücret, İyi Bir Kariyerden Daha
Önemlidir
Kesinlikle Katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim Yok
Katılıyorum
1 Kesinlikle katılıyorum
1 Boş
SAYI
76
245
49
84
44
2
%
15.20000
49.00000
9.80000
16.80000
8.80000
.40000
149
Yüksek Ücret, İyi Bir Kariyerden daha Önemlidir.
Özellikle de İlahiyat öğrencileri kariyerin yüksek
ücretten daha önemli olduğunu düşünmektedirler (%81,8). Tıp
Fakültesi'nde kariyere önem verenlerin oranı yüzde 71,8,
İİBF'de yüzde 61,33 ve Mühendislikte 58,75'dir.
Bunun yanında gelir düzeyi arttıkça kariyere verilen
önemde bir gerileme söz konusudur (% 44).
Yüksek ücrete atfedilen önem erkek öğrencilerde kısmen
de olsa kızlardan fazladır.
150
I) Cinsellik
Narsisistik/hedonist kültürün, m o d e r n dünyanın simgesi
o l a n p e r h i z c i p ü r i t a n k ü l t ü r d e n e n ö n e m l i f a r k l a r ı n d a n birisini
c i n s e l l i k . o l u ş t u r m a k t a d ı r . P ü r i t a n h e r a l a n d a o l d u ğ u gibi b u
alanda
da
arzularını
(dolayısıyla
cinselliğini)
bastırmayı
s a v u n u r k e n , g ü n ü m ü z ü n h e d o n i s t k ü l t ü r ü t a m tersi g ö r ü ş t e d i r .
Cinsellik
konusunda
tutumlarını
öğrenmek
amacıyla
"kızların e v l e n m e d e n önce bekaretlerini korumaları, gereksiz
e s k i m o d a bir laftır"
i d d i a s ı n a y ö n e l i k görüşleri s o r u l m u ş t u r .
Öğrencilerin
yüzde
30,8'i
bastırmanın)
gereksizliğini
bekaretin
(dolayısıyla
düşünmektedirler.
arzularını
Bu
gruptaki
ö ğ r e n c i l e r , bekaret kavramım savunanlar için "antika" kavramını
kullanmaktadırlar.
Buna
karşılık
öğrencilerin
yüzde
54.6'sı
bu
görüşe
katılmadıklarını ifade etmektedirler.
Tablo: 3.38 Kızların Evlenmeden Önce Bekaretlerini
Korumaları, Gereksiz Eski Moda Bir Laftır
1
SAYI
%
Kesinlikle Katılmıyorum
174
34.80
Katılmıyorum
99
19.80
Fikrim
61
12.20
Katılıyorum
75
15.00
Kesinlikle katılıyorum
79
15.80
Boş
12
2.40
Yok
151
Kızların Evlenmeden Önce Bekaretlerini Korumaları, Gereksiz Eski Moda Bir
Laftır.
Katılmıyorum
Bu
edileceği
konuda
şeklide
katılıyorum
en
büyük
Fakülteler
farklılaşma
arasında
kolayca
ortaya
tahmin
çıkmaktadır.
İ l a h i y a t F a k ü l t e s i n i n t ü m ö ğ r e n c i l e r i ( % 1 0 0 ' ü ) b u g ö r ü ş e karşı
o l d u k l a r ı n ı ifade e d e r k e n , T ı p F a k ü l t e s i ' n d e y ü z d e 6^,54'e,
İ İ B F ' d e 4 9 , 4 8 ' e , M ü h e n d i s l i k ' t e 44,16'ya g e r i l e m e k t e d i r .
152
Tablo: 3.39 Aylık Harcama * Kızların Evlenmeden Önce
Bekaretlerini Korumaları, Gereksiz
Eski Moda Bir Laftır
I
Kesini.
Katılmı­
yorum
Katlimi»
yorum
Fikrim
yok
Katılı­
yorum
Kesinlik
katılı­
yorum
Toplam
6 0 mil.
az
54
23
15
11
5
108
%
50.00%
21.30%
13.89%
10.19%
4.63%
60-120
milyon
85
46
32
40
44
%
34.41%
18.62%
12.%%
16.19%
17.81%
121-200
milyon
27
24
12
16
20
27.27%
24.24%
12.12%
16.16%
20.20%
8
6
2
8
10
%
23.53%
17.65%
5.88%
23.53%
29.41%
Toplam
174
99
61
75
79
12%
0 0 mil.
dan fazla
247
99
34
488
Sınıflar yükseldikçe bekaretin eski moda bir görüş
olduğunu düşünenlerin sayılarında kısmi bir artış gözleniyor.
Bunun yanı sıra gelir düzeyi yükseldikçe, arzularım bastırmanın
(yani bekaretin) gereksiz oluğunu düşünenlerin oranında önemli bir
artış söz konusudur. Örneğin en düşük gelir grubunda gereksiz
eski moda bir laftır diyenlerin oranı yüzde 14.82 iken bu oran
en üst gelir grubunda, 52.94'e yükselmektedir.
153
4. ORTALAMALARIMIN
TOPLU
DEĞERLENDİRMESİ
Çalışma etiğinin (dolaysısıyla kültürel dönüşümün) bir
yol haritasını çıkartmayı amaçlayan bu çalışmada, sosyal teoride
modern dünyanın alamet-i farikası olan püritan çalışma etiği
ortalaması (M=2,87), hedonist etik ortalamasının (M=2,94)
gerisinde kalmıştır.
Tablo: 4.1 Genel Ortalamalar
Püritan çalışma etigi
Hedonist etik
1
1
M=2,87
M=2,94
Püritanizm v e H e d o n i z m i n G e n e l O r t a l a m a s ı
3T
Hedonizm
s 2.*4
2.9
Paritanızm
*2.»7
2.8 -
2,7
2.6
2.5 C
0.5
1
- POrftanlzm
1.5
•Hedonizm
2
2.5
154
B u d u r u m m e t i n i ç e r i s i n d e k i ayrıntıya ilişkin a n a l i z l e r d e
d e g ö r ü l d ü ğ ü gibi T ü r k i y e ' d e t o p l u m u n e n eğitimli k i t l e s i n i
o l u ş t u r a n ü n i v e r s i t e ö ğ r e n c i l e r i a r a s ı n d a p ü r i t a n k ü l t ü r belli
mesafeye
olarak
gelmiştir.
Yani
algılamamakla
etmiyorlar.
tüketimi
Ancak
birlikte,
gerek
kışkırtan
gençlerin
geneli
tümüyle
yaşlarının
kültürün
çalışmayı
de
umursamamazlık
gerekse
etkisiyle,
yönelik eğilimleri, çalışmanın önüne geçmiştir.
ibadet
son
dönemde
narsisistik/haza
Yani
kültüre
hedonist
etik
ortalaması, püritan etik ortalamasından daha y ü k s e k çıkmıştır.
Ö z e l l i k l e gelir arttıkça, arzularını b a t ı r m a y ı , aşırı d ü z e y d e
t ü k e t m e k yerine elindeki kaynakları daha rasyonel kullanmayı,
yarına yatırım yapmayı öngören püritan k ü l t ü r ü n yerine, daha
hazcı
bir
ölçekte,
kültürün
en
yükselişine
düşük
gelir
ortalaması (M=2,97),
tanık
oluyoruz.
grubunun
Nitekim
beşli
çalışma
etiği
püritan
hedonist etik ortalamasının (M=2,79)
ü z e n d e d i r . Yani d ü ş ü k gelirli ö ğ r e n c i l e r , d a h a a z h e d o n i s t , d a h a
çok püritandırlari
Gelir
arttıkça
gerilemesine
tanık
püritan
çalışma
olunmaktadır.
etiğinin
60-120
de
milyon
sürekli
arasında
h a r c a m a y a s a h i p o l a n alt-orta g r u b u n p ü r i t a n i z m o r t a l a m a s ı
M=2,89'a
gerilerkeh,
hedonizm
ortalaması
3,72'ye
yükselmektedir.
Buna
arasında)
karşılık
püritan
üst-orta
etik
grupta,
biraz
(yani
120-200
d a h a . gerilerken
milyon
(M=2,80),
h e d o n i z m d e artış g ö z l e n m e k t e d i r .
B a s t ı r m a y ı e s a s alan p e r h i z c i p ü r i t a n k ü l t ü r ü n e n zayıf
o l d u ğ u g r u b u ise,
e n y ü k s e k gelirliler o l u ş t u r m a k t a d ı r . B u
g r u p t a p ü r i t a n ç a l ı ş m a e t i ğ i n e y ö n e l i k soruların o r t a l a m a s ı e n
155
düşük
düzeyde
(M=2,69)
olmasına
karşılık,
hedonizm
ortalaması en y ü k s e k d ü z e y d e çıkmıştır (M=3,36).
Tablo: 4. 2. Gelire Göre Ortalamalar
[
1
Gelir/Harcama
Düzeyler
Püritanizm
Hedonizm
60 milyondan az
2,97
2,79
60-120 arası
2,89
121-200 arası
2,80
2,91
3,04
2 0 0 m i l y o n d a n fazla
2,69
3,36
^
Püritanizm ve Hedonizmin Ortalamaları (Harcama/Gelire
4.5
4
3.5
3,04
3
2,5
2,79
2
.89
2,8
2
1,5
1
0,5
0
60 milyondan az
60-120 milyon arası
121-200 milyon ara»
— Püritanizm - Hedonizm
156
Araştırmanın
düzeyinin
püritan
yapıldığı
düşüklüğü,
çalışma
etiğinin
dört
gerekse
en
Fakülte
aldıkları
güçlü
çıktığı
içinde
g e r e k gelir
eğitimin
Fakülte,
etkisiyle
İlahiyat
o l m u ş t u r ( M = 3 , 1 0 ) . B u n a karşılık narsisist/hazcı k ü l t ü r d ü z e y i
en d ü ş ü k yine aynı F a k ü l t e d e d i r (M=2,41).
P ü r i t a n ç a l ı ş m a e t i ğ i n i n g ü ç l ü o l d u ğ u ikinci g r u b u ise T ı p
Fakültesi oluşturmaktadır (M=2,98). Bu F a k ü l t e d e h e d o n i z m
püritanizmin gerisindedir (M=2,92).
Tablo: 4.3 Fakültelere Göre Ortalamalar
Fakülteler
PUritanizm
Hedonizm
İlahiyat
3,10
2,41
Tıp
2,98
2,92
İİBF
2,85
3,01
2,73
3,14
Mühendislik
157
Hedonist
kültürün,
püritan
çalışma
etiğinden
güçlü
o l d u ğ u iki F a k ü l t e y i ise, İ İ B F v e M ü h e n d i s l i k o l u ş t u r m a k t a d ı r .
İİBF'de
püritanizm
ortalaması
Mühendislikte M=2,73'dür.
2,85
olmasına
karşın,
Yine h e d o n i z m ortalamaları iki
Fakültede de 3'ün üzerindedir.
Daniel
Bell'in
"gündüz
püritan,
gece
playboy"
b e n z e t m e s i n e u y g u n bir b i ç i m d e b a y a n ö ğ r e n c i l e r , h e m p ü r i t a n
çalışma eriğinde, h e m d e h e d o n i z m d e e n y ü k s e k ortalamayı
almışlardır'. E r k e k l e r i n püritanizm ortalaması M = 2 , 8 0 olmasına
karşılık, b a y a n l a r d a b u o r a n M = 2 , 9 5 ' e ç ı k m ı ş t ı r .
Tablo: 4.4 Cinsiyete Göre
Cinsiyet
Püritanizm
Erkek
Bayan
2,80
2,91
2,95
2,97
1
Hedonizm 1
' Bir yazar, kadınlar ve erkekler arasındaki değer farklılıklarını şu şekilde ifade ediyor:
Kadın
Erkek
Nitel değerler ve hedefler
Nicel değerler ve hedefler
İnsani gelişme
Ekonomik büyüme
Örgütsel değerler ve hedefler
. Kişisel ve kişiler arası değerler ve hedefler
Para değeri
Gerçek ihtiyaçlar ve istekler
Sözleşme ilişkileri
Karşılıklı değişim ve ilişkiler
Entelektüel, rasyonel, yansız
Sezgisel, deneyime dayalı ve empatik
Eril öncelikler
Dişil öncelikler
Çok yönlü yetenek
Uzmanlaşma/yardım istememe
Kendine güven
Teknoloj i/bağıml 11 ık
Lokal
Merkezileşme
Kent
Ülke çapında
Avrupalı
Yeryüzüne ait
İnsan merkezli
Ekolojik
Furnham, s. 246.
158
Pürjlani/m
* e H « d o n u m ia O r u l o m a s ı
( C ı ıı s t\ c ı c ü d rc l
3 ,5
3 .2
2 .9
2 .» 1
2 6
1 3
Purilarıı?m
Hedonizm
- •• K a d ı n
E rte e k
Yurc d ı ş ı n d a y a p ı l a n bazı ç a l ı ş m a l a r d a b a y a n ö ğ r e n c i l e r i n
ahlaki
değerlerle
daha
çok
ilgili
olduğuna
ilişkin
bulgular
( G a l b r a i t h , S t e h e n s o n , s.227) y a n ı n d a F u r n h a m (s.246) gibi
d o ğ r u d a n p ü r i t a n e t i k k o n u s u n d a ç o k sayıda ç a l ı ş m a y a p m ı ş
araştırmacılara göre, p ü r i t a n i z m b a ğ l a m ı n d a k a d ı n ve e r k e k l e r i n
değerleri
arasında
önemli
bir
farklılaşma
olmadığı
iddia
e d i l m i ş t i r . Bizim ç a l ı ş m a m ı z d a kız ö ğ r e n c i l e r i n h e m p ü r i t a n i z m
h e m d e h e d o n i z m eğilimlerinin y ü k s e k çıkması, birer ö n e r m e
biçimde
sunulan
sorulara,
kızların
birazda
yetiştirilmesi
b i ç i m l e r i g e r e ğ i e r k e k l e r d e n d a h a a z karşı g ö r ü ş b e y a n e t m e
özellikleri, rol o y n a m ı ş olabilir.
159
5. Ü N İ V E R S İ T E Ö Ğ R E N C İ L E R İ N İ N
T Ü R K İ Y E ' D E Ç A L I Ş M A ETİĞİNE
YÖNELİK GÖRÜŞLERİ
İlk
iki
grupta
püritan
ve
hedonist
çalışma
etiği
konularında doğrudan öğrencilerin kendi tutumları sorulmuştur.
Üçüncü
gruptaki
sorularda
da
öğrencilerin
(özellikle de öğrenciler arasındaki)
Türkiye'deki
çalışma etiğine yönelik
görüşleri sorulmuştur.
a) Liyakat ve Kayırmacılık
M o d e r n l e ş m e s ü r e c i a i t a m l a y a m a m ı ş t o p l u m l a r d a , kişisel
ilişkilerin ve
kabile bağların, ç o ğ u
ger/iği sıkça ifade e d i l m i ş t i r .
k e r e kurumsal ilişkilerin önüne
B i z d e de "dayı"
k a v r a m ı y l a ifade
e d i l e n v e kayırmacılığı e s a s alan, rasyonaliteclen u z a k s i s t e m i n
m e v c u d i y e t i n e ilişkin y a y g ı n bir k a n a t vardır.
N i t e k i m b u a m a ç l a " B i z d e ç o k çalışan değil, dayısı o l a n
k a z a n ı r " ş e k l i n d e k i i d d i a y a ö ğ r e n c i l e r i n ç o k b ü y ü k bir b ö l ü m ü
(%72) katıldığını ifade e t m i ş t i r .
" D a y ı " faktörünün önemimi
r e d d e d e r e k ç a l ı ş m a y ı ö n e p l a n a g e ç i r e n l e r i n o r a n ı y ü z d e 17.2
gibi ç o k k ü ç ü k bir g r u p l a sınırlı k a l m ı ş t ı r .
160
Tablo: 5.1 Bizde Çok Çalışan Değil, Dayısı Olan Kazanır
Kesinlikle Katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim Yok
1 Katılıyorum
1 Kesinlikle katılıyorum
İBoş
SAYI
%
32
6.400
54
10.800
26
5.200
208
41.600
152
30.400
28
5.600
Bizde Çok Çalışan Değil Dayısı Olan Kazanır.
45,0
161
Bu
büyük
anlayış
ölçüde
"Çalışmadan
19
gençlerin
kırmaktadır.
çalışmaya
yönelik
Örneğin
bir
motivasyonu
İİBF
da kazanmak mümkünse neden çalışayım"
yaşında
bir
başka
erkek
öğrenci,
öğrencisi,
diyor.
"Çalışarak
Yine
bir
yere
gelinemeyeceğini öğrenen öğrenciler, gününü gün edip sadece (benim
gibi) hayatın
tadım çıkarmaya bakıyorlar"
Yine yıllardır h a k i m olan
gençlerde
bu
düşünceyi
demektedir..
"yağmacı siyaset"
pekiştirmektedir.
anlayışı
Oysa
da
gençlerin
gerçek potansiyelinin h a r e k e t e geçirilmesi, b ü y ü k ölçüde bu
anlayışın kırılması ile y a k ı n d a n ilişkilidir.
b) Egoizm ve Toplumsal Sorumluluk
G ü n ü m ü z d e i n s a n l a r ı n e s k i s i n d e n d a h a fazla k e n d i s i n i
d ü ş ü n d ü ğ ü n e ilişkin b i r iddia vardır. Ö z e l l i k l e g e ç m i ş i n p ü r i t a n
anlayışı i ç e r i s i n d e r e d d e d i l e n k e n d i n i d ü ş ü n m e ,
genel
k a b u l g ö r e n bir anlayış h a l i n e g e l m i ş t i r .
öğrenciler
"Günümüzde
düşünüyorlar"
iddiasına
insanlar
ilişkin
sadece
görüşlerini
günümüzde
Bu
amaçla
kendilerini
sorduğumuzda,
y ü z d e 86'sı b u g ö r ü ş e k a t ı l d ı k l a r ı m b e y a n e t m i ş l e r d i r . S a d e c e
y ü z d e 9,2'lik bir g r u p b u n a k a t ı l m a d ı ğ ı n ı ifade e t m i ş t i r .
162
Tablo: 5.2 Günümüzde İnsanlar
Sadece Kendilerini Düşünüyorlar
SAYI
%
6
1.20
Kesinlikle Katılmıyorum
Katılmıyorum
40
8.00
Fikrim
19
3.80
Katılıyorum
284
56.80
Kesinlikle
146
29.20
5
1.00
Yok
katılıyorum
Boş
i
G ü n ü m ü z d e İnsanlar S a d e c e Kendilerini
Düşünüyorlar.
j
163
Öte
üniversite
yandan
öğrencileri,
kendi
sorumluluk sahibi olmadığını düşünüyorlar (%67'.8).
yaşında
bir
gününü
gün
İlahiyat
öğrencisi
etmeye
şöyle
çalışıyorlar.
diyor:
Çalışan
yaşıtlarının
Örneğin
19
"Öğrencilerimiz
ve
ideal
sahibi
ö ğ r e n c i l e r i m i z i n sayısı ç o k az. D a h a r a h a t bir y a ş a m için ( y a n i
m a d d i y a t için)
her
türlü
yola, b a ş v u r u y o r l a r .
Gençliğimizde
m a t e r y a l i s t bir d ü ş ü n c e h a k i m " . Yine 2 4 y a ş ı n d a p ü r i t a n bir
İİBF
öğrencisine
göre,
disiplinsiz,
ilkesiz,
tembel,
idealsiz,
e z b e r c i , y o z bir e ğ i t i m i n ç a r k ı n a k a p ı l m ı ş , t o p l u m s a l k o n u l a r a
d u y a r s ı z g ü n ü n ü g ü n e t m e y e çalışan bir g e n ç l i k yetişiyor.
Tablo: 5.3 Günümüzde Gençlerin Yeterince Sorumluluk
Duygusuna Sahip Olduklarına İnanmıyorum
™——™—*
SAYI
'
%
8 Kesinlikle K a t ı l m ı y o r u m
28
5.60
1 Katılmıyorum
104
20.80
1 Fikrim Yok
26
5.20
1 Katılıyorum
218
43.60
121
24.20
3
.60
1 Kesinlikle katılıyorum
İBos
1
•"
164
Günümüzde Gençlerin Yelerince Sorumluluk
Duygusuna Sahip Olduklarına inanmıyorum
Özellikle
yeterince
İlahiyat
sorumluluk
d ü ş ü n ü y o r l a r (%80).
sorumluluk
sahibi
M ü h e n d i s l i k t e 62.53,
Sonuçta
çoğunluk
desteklemektedir.
Fakültesi
duygusuna
öğrencileri,
sahip
yaşıtlarının
olmadıklarını
Diğer F a k ü l t e l e r d e , öğrencilerin yeterince
olmadığını
düşünenlerin
oranı
T ı p t a 68,74, İ İ B F ' d e ise y ü z d e 67,56'dır.
bütün
fakültelerde
ı bu
görüşü
165
Tablo: 5.4 Fakülte * Günümüzde Gençlerin Yeterince
Sorumluluk Duygusuna Sahip Olduklarına
İnanmıyorum
Kesini.
Katılmı­
yorum
Katılmı­
yorum
Fikrim
yok
Katılı­
yorum
Kesinlikle
katılıyorum
3
5.45%
6
10.91%
2
3.64%
27
49.09%
17
30.91%
4
5.06%
16
20.25%
10
12.66%
32
40.51%
17
21.52%
1
2
3.13%
15
23.44%
3
4.69%
33
51.56%
11
17.19%
I
19
6.35%
67
22.41%
11
3.6H%
126
42.14%
76
25.42%
299
28
104
26
218
121
497
ilahiyat
%
Müh.
%
Tıp
%
ÜBF
L *
1 Toplam
Toplam
55
79
64
G e l i r d ü z e y i b a k ı m ı n d a o r t a d a y e r alan gruplar, ü s t v e
alttaki gruba göre
öğrencilerin
yüzde
bu görüşe daha çok katılmaktadır.
75.6'sı
günümüzde
gençlerin
Ayrıca
günü
e t m e y e çalıştıklarını d ü ş ü n ü y o r l a r .
Tablo: 5.5 Günümüzde Gençler Çoğunlukla Gününü
Gün Etmeye Çalışıyor
r~
Kesinlikle Katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim Yok
[Katılıyorum
Kesinlikle katılıyorum
Boş
SAYI
%
14
2.80
73
14.60
35
7.00
249
49.80
129
25.80
0
0.00
gün
Bayan
bir
İİBF
öğrencisi,
"Günümüzde
öğrenciler
g e r ç e k t e n d e g ü n ü g ü n e t m e y e çalışıyorlar. K o l a y y o l d a n n o t ,
kolay yoldan para p e ş i n d e l e r " d e m e k t e d i r .
167
c) Karşılıklı Samimiyet ve Sadakat
Çağımızda yaygınlık kazandığı
kültürün
bir
başka
yoksunluktur.
Buna
özelliği
göre,
de
ifade e d i l e n n a r s i s i s t i k
samimiyet
samimiyet
ve
ve
sadakatten
sadakatin
g i d e r e k " s a h t e d u y a r l ı l ı k l a r " a l m a y a başlamıştır.
yerini,
Öğrenciler
" g ü n ü m ü z d e insanların ilişkilerinde samimiyet ve sadakat diye
bir ş e y y o k " ş e k l i n d e k i i d d i a y a ilişkin görüşleri s o r u l d u ğ u n d a ,
y ü z d e 69,6'sı b u n a k a t ı l d ı ğ ı n ı ifade e t m i ş l e r d i r .
Günümüzde İnsanların İlişkilerinde Samimiyet ve
Sadakat Diye Birşey Yok.
50,0
-ı
45,0
40,0
35,0
30,0-
21,8 .
168
Günümüzde
düşünenler
en
Fakültesindedir.
samimiyet
çok
yaklaşık
Yine
bayan
ye
sadakatin
yüzde
70
ile
öğrencilerde
olmadığını
ÎİBF
bu
ve
Tıp
düşünceye
k a t ı l a n l a r ı n o r a n ı , e r k e k ö ğ r e n c i l e r d e n d a h a fazladır.
d) Gençler ve Başarı Kavramı
Öğrenciler,
kendilerine
köşeyi
dönmek
konusunda
fikirleri s o r u l d u ğ u n d a d a h a sınırlı d ü z e y d e k a t ı l ı y o r u m c e v a b ı
vermelerine
karşılık,
diğer
gençlerin
başarı
için
büyük
bir
ç o ğ u n l u k l a h e r şeyi y a p a c a ğ ı n ı d ü ş ü n ü y o r l a r (%56,6). A s l ı n d a
başarı motifi e k o n o m i k g e l i ş m e a ç ı s ı n d a n son d e r e c e ö n e m l i bir
f a k t ö r olarak d e ğ e r l e n d i r i l m i ş t i r ; a n c a k t o p l u m s a l s o r u m l u l u k l a
yeterince donatılmamış bireylerde, bu motif bazen toplumsal
s a p m a l a r a yol a ç a b i l m e k t e d i r .
Tablo: 5.6 Günümüzde Gençler Kendi Başarıları İçin
Herşeyi Yaparlar
Kesinlikle Katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim Yok
Katılıyorum
Kesinlikle katılıyorum
Boş
SAYI
%
15
3.00
115
23.00
83
16.60
222
44.40
61
12.20
4
.80
169
Günümüzde Gençler Kendi Başarılan İçin Herşeyi Yaparlar.
e) Çalışma, Çalma ve Kazanç
E k o n o m i k gelişme sürecinin gerisinde kalmış ve rasyonel
bir e k o n o m i k ö r g ü t l e n m e y i tesis e d e m e m i ş t p p l u m l a r d a k a z a n ç
genellikle
çok
çalışmaktan
değil,
siyasi
nüfuz
kullanarak haksız kazanç e l d e e t m e k t e n geçer.
vb
yolları
170
N i t e k i m b i z d e d e ü n i v e r s i t e ö ğ r e n c i l e r i n i n y ü z d e 60,8'i
Türkiye'de
çok
çalışanın
değil,
çok
çalanın
kazandığı
görüşündedir.
B ö y l e bir g ö r ü ş ü p e k i ş t i r e n u n s u r l a r ı n b a ş ı n d a
da
rasyonel
kuşkusuz,
gelmektedir.
Siyaset
kurallardan
neredeyse
uzak
gençlerin
yönetim
anlayışı
gözünde,
kamu
kaynaklarını yağmalaması sanatı şeklinde yorumlanmaktadır.
Tablo: 5.7 Bu Toplumda Çok Çalışan Değil,
Çalan Kazanır
Kesinlikle Katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim Yok
Katılıyorum
Kesinlikle katılıyorum
Boş
SAYI
%
49
9.80
105
21.00
39
7.80
185
37.00
119
23.80
• 3
Bu Toplumda Çok Çalışan Değil, Çalan Kazanır.
.60
171
f) Toplumsal Dayanışma
İçinde
yaşadığımız
çağın
bir
başka
toplumsal
karakteristiği de dayanışmanın giderek çözülmesidir. N i t e k i m
ankete
katılanlar,
öğrenciler arasında dayanışmanın son derece zayıf
o l d u ğ u n u d ü ş ü y o r l a r (%68.8).
Bu görüşe katılmayanların oranı
ise y ü z d e 2 4 , 4 ' d ü r . Y ü z d e 5.8 ise f i k r i m y o k c e v a b ı n ı v e r m i ş t i r .
Tablo: 5.8 Öğrenciler Arasında Dayanışma
Son Derece Zayıf
Kesinlikle Katılmıyorum
Katılmıyorum
1 Fikrim Yok
1 Katılıyorum
Kesinlikle katılıyorum
Boş
SAYI
%
21
4.20
102
20.40
29
5,80
245
49.00
99
19.80
4
.80
öğrenciler Arasında Dayanışma Son Derece Zayıf.
.
172
Öte
yandan
Kazakistan'dan
dayanışmanın
yüz
gelen
yüze
görüşmelerde
öğrenciler
mevcut olduğu
arasında
gözlenmiştir.
özellikle
büyük
Örneğin
bir
bursu
k e s i l e n bir K a z a k ö ğ r e n c i n i n masrafları, y i n e a y n ı e v d e k a l a n
diğer Kazak öğrenciler karşılanmaktadır.
g) Günümüzde Kurnazlığın Takdiri
Sıkı ç a l ı ş m a k t a n d a h a ç o k , k u r n a z l ı ğ ı n t a k d i r g ö r m e s i n i n
b i z i m k ü l t ü r ü m ü z d e ö n e m l i bir yeri o l d u ğ u d a h a ö n c e d e d i l e
getirilmiştir.
çoğunluğu,
Nitekim
kumazltğtn
öğrencilerin yüzde
bizde takdir gördüğünü
72,4 gibi
ifade
büyük
bir
etmektedir.
Tablo: 5.9 Günümüzde Kurnazlık Çok Çalışmadan Daha
Çok Taktir Görüyor
Kesinlikle Katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim Yok
Katılıyorum
Kesinlikle katılıyorum
Boş
I
I
1
SAYI
13
2.60
82
16.40
41
8.20
242
48.40
120
24.00
2
.40
%
|
173
Gümüzde Kurnazlık Çok Çalışmadan Daha Çok
Takdir Görüyor.
B u s o n u ç l a r a s l ı n d a b i z i m bazıların p o s t - m o d e r n b a z ı l a r ı n ı n d a
geç-modern
değerlerimizle
dedikleri
bu
bir
çağda,
çağın
birleştirdiğimizi g ö s t e r m e k t e d i r .
pre-modern
değerlerini
büyük
kültürel
ölçüde
SONUÇ
Genel Değerlendirme
P o s t - e n d ü s t r i y e l ( p o s t - m o d e r n y a d a g e ç m o d e r n ) çağ,
farklı bir b i r e y e v e e t h o s ' a s a h i p t i r .
akla
değil,
yaratıcılığa,
etkinliklerine
çok
yapılmaya
Bu toplumlarda vurgu artık
çalışmaya
başlanmıştır.
boş
zaman
Endüstriyel
değil
işlerin,
giderek daha çok kompütürize
olması, endüstriyel mal üretimi
(manu-facture)
entelektüel
nin
yerine,
sermaye
(menti-
facture)nin geçmesi kültür alanındaki bu gelişmeleri çok daha
hızlandırmaktadır.
gelişmeler,
sıkı
Özellikle
çalışmaya
ve
mikro
işgücüne
elektronik
alanındaki
duyulan
gereksinimi
azaltmıştır.
Bazılarına
göre
de
modern
göre
"post-modern
birey,
"gündüz püritan, gece playboy",
insan tipi"
aşkın
ortaya
normlardan,
çıkmaktadır;
geleneksel
s a d a k a t l e r d e n , topluluk kurallarından özgür o l m a y ı
esnektir;
duygularını
ön
plana
çıkartır.
bazılarına
"Kendin
arar;
of1
bu
post-
bağlılık
ve
rahat ve
tutumuna
176
s a h i p t i r . A k t i f bir i n s a n d ı r v e a n l a m için k e n d i kişisel y o l u n u
izler.
Gerçek
iddiasında
bulunmaz.
tercih
eder.
Kendi
yaşamıyla
Sürekli
ilgilidir
y e r i n e geçiciyi
plan
ve
tek
bir
referans
noktasına sahip değildir
Mevcut
kültürel
yaklaşan
yazarlara
artıran
tüketim
ise,
toplumu,
pompalamaktadır.
yerine,
dönüşüm
göre
Çalışmak
artık,
nasıl
sürecine
giderek
hedonist/narsisist
başarmak
ve
harcamalı,
daha
eleştirel
hakimiyetini
gibi
nasıl
bir
daha
yaşam
çok
biçimini
püritan
değerlerin
eğlenmeli
tarzındaki
anlayışlar ö n p l a n a g e ç m i ş t i r .
Hedonist/narsisist
arayışları
ön
plana
tüketim
geçmeye
anlık
toplumunda,
başlanmıştır.
tatmin
Eşyaların
ve
d e ğ e r l e r i n e s k i a n l a m l a r ı k a l m a m ı ş ; h e r ş e y işlevsellik a ç ı s ı n d a n
d e ğ e r l e n d i r i l m e y e b a ş l a n m ı ş t ı r . T o p l u m s a l bağlar v e s o r u m l u k
d u y g u s u zayıflamış, narsisistik v e b e n c i l bir kişilik tipi o r t a y a
çıkmıştır.
ve
Püritan
tutumluluğun
felsefesiyle
ö ğ r e t t i ğ i çilecilik, çalışkanlık,
kültürün
aksi
"şimdi
istikamette,
tüketimciliğin,
hedonist
yaşa
basiret
sonra
öde"
yol
açtığı
bencilliğe
savunulmaktadır.
Çağımızın
mutlak
yanlış
diye
Hedonist/narsisist
sınır yoktur.
görürler.
hedonist/narsisist
bir
şeyin
bireyler
için,
kültürü,
varlığını
her yol
Suçluluk duygusu duymazlar.
Cinsel konulardaki
mutlak
ve
reddetmektedir.
mubahtır,
Herkesi
t u t u m l a r ı , püritan
doğru
hmulartnda
rakip olarak
olmaktan
ziyade,
her şeye açıktır. G e n e l l i k l e dış d ü n y a d a başarılı o l m a k l a b i r l i k t e ,
kendi
içlerinde
sürekli
bir
boşluk
hakimdir.
Bu
boşluğu
d o l d u r m a n ı n en iyi a r a ç l a r ı n d a n birisi ise d a h a ç o k tüketimdir.
177
Bir taraftan' m e d y a n ı n ( v e d i ğ e r k u r u m l a r ı n )
kışkırttığı
h e d o n i s t / n a r s i s i s t i k k ü l t ü r ü n baskısıyla a ş ı n a n , d i ğ e r taraftan d a
üretim
sürecindeki
oldukça
önemli'değişikliklerortaya
Çağımızda
farklılaşma
insanlar
çalışma
dolayısıyla
eriğinde
çıkmaktadır.
daha
çok
kazanmak
uğruna,
kendilerine zaman ayırmaktan vazgeçmek istememektedirler.
Hayatta
her
şeyin
çalışmanın
çalışma
olmadığım
bağımsızlıklarını
ve
düşünüyorlar.
özgürlerini
Ayrıca
engellemesini
istemiyorlar.
Özellikle
post-endüstriyel
dönüşüm
ülkelerde, özellikle eğitimli gruplar
sürecini
yaşayan
artık iş kendini
arasında
gerçekleştinne yolu olarak g ö r ü l m e k t e ve mali g ü v e n l i ğ i e s a s alan
püritan
iş
etiği
değerleri
onaylanmamaktadır.
Günümüzde
kişisel otonomi t a l e p l e r i b ü y ü k ö l ç ü d e a r t m ı ş t ı r
Öte
yandan
elektronik
devrim,
medyanın
post-endüstriyel
fınans
beraberinde
toplumlarda
piyasasındaki
taşıdığı
kültür,
mikro-
spekülasyonlar
daha fazla
üretmek
ve
için
daha sıkı çalışmanın gerekliliğine olan inancı z a y ı f l a t m a k t a d ı r .
Ancak,
pre-kapitalist
ya
da
pre-endüstriyel
değerlerin
baskın olduğu ülkelerde t e m e l sorun, püritan etik ve o n u n
sonuçları
disiplin,
olan
varlığından
değil,
Dolayısıyla
bu
yetersiz
rüşvetin,
üretime
tam
gibi
hazırlayabiliyor.
çalışma,
a k s i n e yokluğundan
rasyonelleşmenin
aşırı
kaynaklanmaktadır.
ü l k e l e r d e , disiplinsiz, denetimsiz,
karşılık
mafyanın ya
çok
da
aşırı
tüketim
eğilimi
anarşinin yayılması
irrasyonel,
içindeki
için
kolayca
zihniyet,
zemin
178
B ö y l e bir t a b l o i ç i n d e , a r t ı k aklın, ç a l ı ş m a d i s i p l i n i n i n
ö l d ü ğ ü y a d a işlevselliğini yitirdiği ş e k l i n d e k i , p ü r i t a n e t i ğ i n
reddine dayanan
eş-dost
modelinin
uzağındaki
y ö n e l i k akılcı
h e n ü z kuralların yerleşmediği,
bir t u t u m ,
yazarların
kapitalizmi
dediği
eksik
rasyonel
modernleşmiş
davranış"ın tam
mevcut "cönele"(öylesine)
karşıtı
bazı
örgütlenme
toplumlarda,
bir a n l a m
"amaca
ifade e d e n
yaşam tarzının muhafazasını,
yani
m e v c u t kaosun ç o k d a h a artışını t e ş v i k e d e b i l i r .
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de,
geçmişin
tasarrufu,
arzularını
bastırmayı,
t o p l u m için g e r e k t i ğ i n d e k e n d i n i f e d a e t m e y i , d ü n y a y a siyah v e
beyaz
şeklinde
son
derece
katı
kurallar
içinde
vurgulayan kültürün yerine
1980'lerden itibaren
olarak
pragmatizmi,
formüle
edilen
melezleşmeyi, hazcılığı, tüketimi,
ne
vatan/millet
ne
de
başka
"köşe dönmek"
göreceliliği,
kültürel
önce kendini düşünmeyi ve
bir
şey
için
feda
bakmayı
bireyin
edilmemesi
g e r e k t i ğ i n i s a v u n a n (yani bireyi e n y ü c e d e ğ e r o l a r a k g ö r e n )
ve
b i z i m için y e n i o l a n bir anlayış y ü k s e l i ş t r e n d i n e girmiştir.
G e ç m i ş i n l i d e r l e r i n i n k a f a l a r ı n d a bir i d e a l t i p o l a r a k var
olan
püritan
kültürün,
bastıran/perhizci
anlayışı
yerine,
1 9 8 0 ' l e r d e n sonra, d a h a ç o k rahatlığa v u r g u y a p a n h e d o n i s t
bir
anlayış ö n p l a n a g e ç m i ş t i r . Ö z e l l i k l e t o p l u m u n o r t a - ü s t v e ü s t
gelir g r u p l a r ı b u s ü r e c e s o n d e r e c e hızlı bir b i ç i m d e u y u m
sağlamışlardır.
E k o n o m i k yapıdaki d ö n ü ş ü m de b ü y ü k ölçüde
b u n a eşlik e t m i ş t i r .
179
Günümüzün
yukarıdaki
üniversite
hedonist
kültürel
gençliği
de
atmosfer
büyük
içinde
ölçüde
şekillenmiştir.
E r k e n yaşlardan itibaren, çok kanallı televizyonun karşısında,
modern okulun
üretim
k ü l t ü r ü n d e n daha çok
post-modern
m e d y a n ı n t ü k e t i m k ü l t ü r ü n ü içselleştirmiştir.
Alan Araştırmasına ilişkin Bulgular
Uludağ Üniversitesinde,
üzerinde yapılan
dört fakülteden 500 öğrencisi
v e s o n u ç l a r ı a ş a ğ ı d a v e r i l e n alan a r a ş t ı r m a s ı ,
aynı z a m a n d a son 20 yılda ortaya çıkan kültürel d e ğ i ş m e n i n de
y ö n ü n ü orta k o y m a k t a d ı r . Ç ü n k ü b u k u ş a k , dışa a ç ı l m a n ı n ,
serbest
piyasa
yüceltildiği
ekonomisinin,
dönem
olan
tüketimin
1980
ve
pragmatizmin
sonrasında
sosyalleşmeye
b a ş l a y a n ilk k u ş a k t ı r . A l a n a r a ş t ı r m a s ı n d a n e l d e e d i l e n b u l g u l a r
şunlardır:
Ortalamalar
•
a r a s ı n d a y a p ı l a n ç a l ı ş m a d a , hedonizm
Üniversite öğrencileri
ortalaması
(m=2,94),
,daha yüksek
çıkmıştır.
tamamlamaya
aynı
püritanizm
Bir
çalışan
zamanda
taraftan
Türkiye'de,
post-modern
hedonist/narsisist
ortalamasından
(ya
kültüründen
(m=2,87)
modernleşme
üniversite
da
geç
büyük
sürecini
öğrencileri,
modern)
ölçüde
çağın
etkilenmiş
görülüyor.
•
Özellikle
gelir
hedonist/narsisist
arttıkça
kültürün
püritan
kültürün
yükselişine
tanık
yerine,
oluyoruz.
daha
Yani
d ü ş ü k gelirli ö ğ r e n c i l e r d a h a ç o k p ü r i t a n ( m = 2 , 9 7 ) , d a h a a z
hedonist
(2,79)
olmalarına
karşın,
en
üst
gelir
grubundakiler, daha çok hedonist (m=3,36), daha az püritan
(m=2,69) çıkmıştır.
180
•
F a k ü l t e l e r a ç ı s ı n d a n b a k ı l d ı ğ ı n d a ise, g e r e k gelir d ü z e y i e n
d ü ş ü k ö ğ r e n c i l e r i n y e r aldığı, g e r e k s e aldıkları e ğ i t i m g e r e ğ i
d a h a m u h a f a z a k a r bir k a r a k t e r e s a h i p o l a n İlahiyat öğrencileri
püritanizmde en yüksek o r t a l a m a y ı ( m = 3 , 1 0 ) e l d e e t m i ş l e r d i r .
B u n a karşılık h e d o n i z m d e d e e n d ü ş ü k o r t a l a m a ( m = 2 , 4 1 )
y i n e b u F a k ü l t e ö ğ r e n c i l e r i n e aittir. P ü r i t a n i z m b a ğ l a m ı n d a
Tıp
ikinci
sıradadır.
Mühendislik
ve
Buna
Mimarlık
karşılık
Fakültesi
İİBF
ve
öğrencileri
özellikle
büyük
de
ölçüde
hedonist d e ğ e r l e r i n b a s k ı n o l d u ğ u g r u p l a r ı o l u ş t u r m a k t a d ı r .
Püritan Elik Sonuçlan:
•
"Çalışmak
hayatta her şeyden önemlidir"
g ö r ü ş ü n e katılanların
o r a n ı s a d e c e .yüzde 17.6, b u g ö r ü ş ü r e d d e d e n l e r i n oranı ise,
y ü z d e 74,2'dir.
•
"Çalışmak kadar inşam
mutlu
eden
o r a n ı ise, 4 4 . 5 ' d i r . Y ü z d e 47,8
İlahiyat
öğrencilerinde
katılanların
gruplarla
oranları
ve
bir şey yoktur^
düşük
artmasına
diğer fakültelerde
diyenlerin
b u g ö r ü ş e karşı ç ı k m a k t a d ı r .
bu
geliflilerde
karşılık,
görüşe
bu
görüşe
yüksek
gelirli
katılanların
oranı
gerilemektedir.
•
Öğrencilerin
yüzde
çalışmayacaklarını
44'ü
ifade
ihtiyaçları
etmektedir.
Buna
olmazsa
karşılık
sıkı
ise,
y ü z d e 39,2'si p i y a n g o d a n b ü y ü k i k r a m i y e çıktığı t a k d i r d e
d a h i çalışacaklarını ifade e d i y o r l a r .
•
Öğrencilerin
büyük
bölümü,
eğer sıkıntı çekmeseydik hayatın
çok az anlamı olurdu d i y e d ü ş ü n ü y o r l a r (%74,4). A n c a k gelir
yükseldikçe
bu
görüşe
katılanların
oranlarında
gerileme
o r t a y a çıkıyor.
•
Sıkı
çalışmadan
uzaklığın,
genellikle
zayıf
bir
karakterin
göstergesi olduğu ş e k l i n d e k i p ü r i t a n anlayışa ise, ö ğ r e n c i l e r i n
ç o ğ u n l u ğ u karşı ç ı k m a k t a d ı r l a r (%55,2).
181
•
•
Yine
hayatta
başarılı
görüşünü
kabul
çoğunlukla
tembellik
"Diğer koşulların
olamayan
insanların
etmemektedirler
dışı faktörlere
aynı
da
tembel oldukları
Başarısızlığı
(%66,4).
bağlamaktadırlar.
olması halinde sorumluluğu yüksek
olan
işi seçerdim" d i y e n ö ğ r e n c i l e r i n o r a n ı ise (%35,8), s e ç m e z d i m
d i y e n (%46,2) ö ğ r e n c i l e r i n g e r i s i n d e k a l m a k t a d ı r .
•
"Bir insan
üstlendiği
işlerde,
kadar köle gibi çalışmalıdır"
sonuçlan
kendisini
tatmin
şeklindeki
püritan
anlayışa
edene
da
ö ğ r e n c i l e r i n ç o ğ u n l u ğ u karşı ç ı k m a k t a d ı r (%63,4).
•
Ankete
katılanların
sıkı
çoğunluğu
çalışmanın
başarıyı
getireceğini düşünüyorlar (%85,72).
•
"Eğer
bir
insan
görüşüne
başarılt
değjlse
katılanların
yeterince
oranı
sıkı
(%44,8),
çaltşmtyordur"
katılmayanların
o r a n ı n d a n (%48) d a h a geridir.
•
Öğrencilerin
kişi
"Sıkı çalışmanın
çoğunluğu
yapacağı"
şeklindeki
insanı
püritan
daha
görüşü
iyi bir
kabul
e t m e m e k t e d i r l e r (%63).
•
Ö l ü m d e n sonra hayatın o l d u ğ u n a inanıyorum diyenlerin
o r a n ı , 70,1 o l m a s ı n a karşılık, i n a n m ı y o r u m d i y e n l e r i n oranı
yüzde
15.6'dır.
farklılaşmaktadır.
Bu
durum
Gelir
fakültelere
arttıkça
bu
ve
gelire
inancın
göre
zayıfladığına
tanık olunmaktadır.
Hedonist/narsisist Etik Sonuçlan
•
Boş
zaman
kavramına
yönelik
olarak,
post-endüstriyel
d ö n ü ş ü m sürecini yaşayan toplumlarda gözlenen t u t u m l a r
ile ç o k fazla paralellik o r t a y a ç ı k m a m ı ş t ı r . G e r e k a n k e t e
katılanların
öğrenci
geçmişinde
koşulların
püritan
olmaları,
bir
kültürü
teşekkül etmemesi
gerekse
toplumsal
dolayısıyla, boş zaman talebine
ihtiyaç ortaya
çıkmamıştır.
Benzer
kısaltılmasında
da
konusudur.
söz
Türkiye'nin
oluşturacak
d u r u m çalışma sürelerinin
Nitekim
çalışma
182
sürelerinin
kısaltılmasına
yönelik
günümüzdeki
eğilim
d e s t e k l e n m e l i d i r d i y e n l e r i n o r a n ı (%34,8), karşı ç ı k a n l a r ı n
o r a n ı n d a n (%48) d a h a geridir. Yine ö ğ r e n c i l e r i n ç o ğ u n l u ğ u
çalışmanın
olmadığı
hayat
daha
güzel
olurdu
görüşüne
k a t ı l m a m a k t a d ı r . A n c a k gelir a r t t ı k ç a ç a l ı ş m a n ı n o l m a d ı ğ ı
h a y a t d a h a g ü z e l o l u r d u d i y e n l e r i n oranları d a a r t m a k t a d ı r .
•
"Hayatta
kişisel ilişkiler ve şans,
önemlidir''
görüşüne
başarı
katılanlarla
için
(%43) oranı b i r b i r i n e o l d u k ç a y a k ı n d ı r .
önemli
aklını
bir
"İnsanın
kısmı,
kullanarak
zengin
çalışmadan
(%40,6),
çok
Ancak öğrencilerin
çalışarak
olabileceğini"
daha
katılmayanların
değil,
düşünüyor
kurnazlıkla
(%50).
Bu
g ö r ü ş e k a t ı l m a y a n l a r ı n o r a n ı ise, y ü z d e 34.4.
•
Bunun yanında
oranı
ise,
oram
belirgin
grubunda
Gelir yükseldikçe
bir şekilde
kolay
oranı y ü z d e
•
"kolay yoldan köşeyi dönmek iyidir" d i y e n l e r i n
25,4'dür.
artmaktadır.
yoldan
köşeyi
bu
görüşe
Örneğin
dönmek
katılanların
en
üst
iyidir
gelir
diyenlerin
42,86'ya çıkmaktadır.
G ü n ü m ü z d e arttığı sıkça ifade e d i l e n . n a r s i s i s t i k k ü l t ü r ü n
önemli
unsurlarından
düşünmesi gerektiği
fikri
birisi
olan
öğrenciler
k a b u l g ö r m e k t e d i r (%44,4).
insanın
arasında
önce
kendisini
önemli
oranda
E h y ü k s e k gelir g r u b u n d a b u
oran, yUzde 50,84'e çıkmaktadır.
•
Yine h e d o n i s t / n a r s i s i s t k ü l t ü r ü n b i r b a ş k a özelliği o l a n iyi
yaşamak
düşüncesi,
görmektedir.
dolayısıyla
öğrencilerden
Öğrencilerin
iyi
genel
bir
çoğunluğu,
kefenin
bak
şeklindeki
yaşamaya
kabul
cebi
yok
görüşe
k a t ı l m a k t a d ı r ( % 6 İ , 4 ) . B u n a karşı ç ı k a n l a r ı n oranı ise, y ü z d e
31.8'dir.
Özellikle
bayan
öğrencilerin
tüketim
eğilimleri,
e r k e k ö ğ r e n c i l e r d e n d a h a fazla ç ı k m ı ş t ı r .
•
Öğrenciler
çoğunlukla
mutlak
doğru
ya
da
mutlak
yanlış
yoktur ş e k l i n d e k i , k ö k l e r i sofistlere k a d a r g i d e n g ü n ü m ü z ü n
post-modemlerinin temel iddiasına katılmaktadır. Sonu her
183
ş e y m u b a h t ı r a ç ı k a n b u g ö r ü ş e k a t ı l a n l a r ı n o r a n ı y ü z d e 64,4;
k a t ı l m a y a n l a r ı n o r a n ı ise y ü z d e 26,2'dir. B u o r a n f a k ü l t e l e r e
göre
değişmektedir.
Günümüz
üst
Ayrıca
göreceliliği destekleyenlerin
oranı
üniversite
gelir
gruplarında
kültürel
artmaktadır(%80).
gençliği,
geçmişin
insanlığı
kurtarmaya yönelik b ü y ü k iddialarından uzak durmaktadır.
Çok
daha
günümüz
kendilerine
gençliğinin
gelmektedir.
en
ve
çok
Öğrencilerin
duygularına
yüzde
86,2'si
Mizah
dönüktür.
değer verdiği
özelliklerin
basında
"İnsanların
mizah
yeteneğinin önemli olduğunu" düşünmektedirler.
"hayatın tadına bak"
Ö t e yandan gençlerin çoğunluğu
bir
anlayışa
olduğunca
oranı
daha
hayatın
yüzde
yakın
"İnsanın
durmaktadırlar,
keyfini çıkartması gerektiğini
82,4'dür.
Özellikle
gelir
k o n u d a d a k a t ı l a n l a r ı n oranı a r t m a k t a d ı r .
diyen
mümkün
düşünenlerin
yükseldikçe
bu
Yine ö ğ r e n c i l e r i n
ç o k b ü y ü k bir b ö l ü m ü i n s a n ı n i ç i n d e n geldiği gibi y a ş a m a s ı
g e r e k t i ğ i n i s a v u n m a k t a d ı r l a r (%73,14).
bir b a ş k a özelliği olan, gelecek
Hedonist/narşisist kültürün
için
bugünün
keyfini
öğrencilerin
40,8'i
kaçırılmaması
gerektiği
görüşüne
ise,
Özellikle
de
katılmaktadırlar.
M ü h e n d i s l i k ö ğ r e n c i l e r i b u h e d o n i s t / n a r s i s i s t anlayışa y a k ı n
durmaktadırlar.
geçmişin
Ancak öğrencilerin
(tarihin)
fazla
katılmamaktadırlar(%79,4).
ise,15,2'dir.
farklar
anlamı
Bu
bir
olmadığı
görüşe
bölümü
görüşüne
katılanların
oranı
B u k o n u d a f a k ü l t e l e r v e gelir grupları a r s ı n d a
vardır.
Osmanlısını
bir
önemli
Özellikle
öğrenip
de
üst
gelir
ne yapacağız"
gruplarında,
şeklinde
"Allahın
ifadeler
söz
konusudur.
Yine
günümüzün
görünmelerine
idealizmin
(%73,2).
öğrencileri
rağmen,
eski moda
bir olduğu
idealizmden
ankette
fikrine
büyük
karşı
çok
uzak
çoğunlukla
çıkmaktadırlar
B u k o n u d a F a k ü l t e l e r a r a s ı n d a farklılaşma söz
184
konusudur.
Yine
siyaset
beni
ilgilendirmiyor
diyenlerin
oranı 3 5 , 4 ' d ü r . S i y a s e t e ilginin e n d ü ş ü k o l d u ğ u g r u b u ise
M ü h e n d i s l i k F a k ü l t e s i ö ğ r e n c i l e r i o l u ş t u r m a k t a d ı r (47,43).
•
Yüksek
ücretin
kariyerden
daha
önemli
olduğunu
d ü ş ü n e n l e r i n oranı ise y ü z d e 24,6'dır. Ö t e y a n d a n y ü z d e
64,2'si
bu
görüşe
katılmadıklarını
ifade
etmişlerdir.
Özellikle İlahiyat ve T ı p F a k ü l t e l e r i n d e kariyere daha çok
ö n e m verilmektedir.
B u n a karşılık k a r i y e r e e n a z ö n e m
Mühendislik Fakültesi'nde verilmektedir. B u n u n yanında
gelir a r t t ı k ç a k a r i y e v e r i l e n ö n e m d e a z a l m a söz k o n u s u d u r .
•
H e d o n i s t / n a r s i s i s t k ü l t ü r ü n , p ü r i t a n k ü l t ü r d e n ayrılan e n
ö n e m l i ö z e l l i k l e r d e n birini cinsellik o l u ş t u r m a k t a d ı r .
her
alanda
olduğu
savunurken,
hedonistler
konusunda
evlenmen
görüşlerini
önce
iddiasına
gibi,
aksi
korumaları
görüşleri
de
Püritan
bastırmayı
görüştedir.
öğrenmek
bekaretlerini
yönelik
Öğrencilerin
cinselliğini
Cinsellik
"kızların
amacıyla,
eski
moda
öğrencilere
bir
laftır"
sorulmuştur.
y ü z d e 30,8'i, b e k a r e t i n (dolayısıyla a r z u l a r ı n ı
bastırmanın)
eski
savunmaktadırlar.
moda
Buna
bir
karşılık y ü z d e
görüş
olduğunu
54,6'sı
bu
görüşe
karşı ç ı k m a k t a d ı r l a r . En üst gelir grubunda bekaretin eski moda
bir laf olduğunu
Ayrıca
düşünenlerin
Fakülteler
Örneğin
İlahiyat
çıkmaktadırlar.
oranı yüzde 52,94'e yükselmektedir.
arasında
da
öğrencilerinin
Bu
oran
farklar
söz
tümü
bu
Mühendislikte
konusudur.
görüşe
yüzde
karşı
44,16'ya
gerilemektedir.
Türkiye'de Çalışma Etiğine Yönelik Görüşleri:
•
Ankete
katılan
üniversite öğrencileri
Türkiye'de çok çalışan
değil, dayısı olanın kazanacağını d ü ş ü n m e k t e d i r (%72).
Biraz
185
da
bu
kazanmak
anlayışın
etkisiyle
mümkünse,
neden çalışayım"
bazı
"çalışmadan
öğrenciler
demektedirler.
Yine ö ğ r e n c i l e r i ç o k b ü y ü k bir b ö l ü m ü günümüzde insanların
sadece
kedilerini
düşündükleri
görüşündedirler
(%86).
Bu
g ö r ü ş e k a t ı l m a y a n l a r ı n o r a n ı s a d e c e y ü z d e 9.2'dir.
Üniversite
olmadığını
Ankete
öğrencileri
katılanların
günümüzde
Nitekim
bir
günü
İİBF
sorumluluk
sahibi
(%67,8).
yüzde
gençlerin
yaşttlanntn
kendi
düşünmektedirler
75,6
gün
gibi
büyük
ettikleri
öğrencisi,
bir çoğunluğu
görüşündedirler.
"Günümüzde
öğrenciler
g e r ç e k t e n d e g ü n ü g ü n e t m e y e çalışıyorlar. Kolay y o l d a n
n o t , kolay y o l d a n para p e ş i n d e d i r l e r " d e m e k t e d i r .
Y i n e a n k e t e k a t ı l a n l a r ı n y ü z d e 69,9 gibi b ü y ü k bir o r a n ı ,
günümüzde,
insanlar
şeyin olmadığını
arasında
samimiyet
ve
sadakat
diye
bir
düşünmektedirler.
Günümüzde gençler başatı
için
her şeyi yaparlar
şeklindeki
i d d i a y a ilişkin o l a r a k ise, ç o ğ u n l u k k a t ı l d ı ğ ı n ı ifade e t m i ş t i r
(%56,6).
Ancak belki
cevaplardan
kazanır"
yüzde
de
üzerinde
birisini,
sorusu
60,8'i
en
çok
"günümüzde
düşünülmesi
çalışan
oluşturmaktadır.
Türkiye'de
çalışanın
değil,
Üniversite
değil,
gereken
çalan
öğrencilerinin
çalanın
kazandığı
görüşündedir. B ö y l e bir anlayışı p e k i ş t i r e n u n s u r l a r ı n b a ş ı n d a
kuşkusuz
rasyonel
kurallardan
uzak
yönetim
anlayışı
öğrenciler
arasında
gelmektedir.
Yine
ankete
dayanışmanın
katılanlar,
son
derece
çoğunlukla
zayıf
olduğu
görüşündedirler
(9668,8).
Nihayet
öğrenciler
kurnazlığın
günümüzde
sıkı
daha çok takdir gördüğü d ü ş ü n c e s i n d e d i r l e r (%72).
çalışmadan
186
Kısaca ifade
tutumları,
Püritan
e t m e k gerekirse,
püritanizmden
değerleri
daha
bütünüyle
üniversite
ziyade
öğrencilerinin
hedonizme
dışlanmamakla
yakındır.
birlikte;
post-
m o d e r n (ya d a g e ç - m o d e r n ) ç a ğ ı n h e d o n i s t / n a r s i s i s t k ü l t ü r ü n ü ,
b ü y ü k ö l ç ü d e kendi kültürel özelliklerimizle k a y n a ş t ı r m a k t a d ı r l a r .
PÜRİTANİZMDEN HEDONİZME
"YENİ ÇALIŞMA ETİĞİ" ANKET FORMU
Not: Bu anket, çalışma sosyolojisi alanında, sadece bilimsel amaçlarla
yapılmaktadır. Elde edilen veriler, tümüyle gizli kalacak ve anonim olarak
değerlendirilecektir.
Lütfen anket formuna isminizi yazmayınız.
Katkılarınız için teşekkür ederiz
Yaşınız.
Cinsiyetiniz
. . A ) Kız
B) Erkek
Fakülteniz.
Kaçıncı sınıftasınız.
Aylık ortalama harcamanız:
A) 60 milyondan az...
B) 60-120 milyon arası....
O 1 2 1 - 2 0 0 arası..
D) 200 milyondan,fazla
Aşağıda belirtilen konulardaki görüşlerinizi, lütfen
karşısına işaretleyiniz.
Çalışmak kadar insanı Mutlu
eden başka bir şey yoktur.
Kesinlikle .
katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
Kesinlikle
katı'mıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
Piyangoda büyük ikramiye
bile çıksa,yine sıkı çalışırdım.
Kesinlikle
katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
Eğer
sıkıntı
çekmeseydik,
hayatın çok az anlamı olurdu.
Kesinlikle
katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
Sıkı çalışmadan uzaklık genel­
likle, zayıf bir karakteri gösterir.
Kesinlikle
kalı İm iyonun
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
Hayatında
başarılı
olamayan
insan, kesinlikle tembeldir.
Kesinlikle
katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Düzenli dersleri takip eden < ve
derslerine çalışan bîr öğrenciyim.
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
188
Eğer diğer koşullar tümüyle aynı
olsa bile, sorumluluğu fazla olan
işi seçerdim.
Kesinlikle
katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
Kesinlikle
katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
başarılı
Kesinlikle
katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
Eğer bir insan başarılı değilse,
yeterince sıkı çalışmıyordun
Kesinlikle
katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
Çok çalışmak, insanı daha iyi bir
kişi yapar.
Kesinlikle
katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
Ölümden sonra da
olduğuna inanıyorum
hayat
Kesinlikle
katılmıyorum
Katilmıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
• Kesinlikle
kanlıyorum
şeyden
Kesinlikle
katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
Bir insan üstlendiği işlerde,
sonuçları
kendisini
tatmin
edinceye
kadar,
köle
gibi
çalışmalıdır.
Kesinlikle
katılmıyorum
Kaı ılınıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
Kesinlikle
katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle'
katılıyorum
Kesinlikle
katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
Kesinlikle
katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
Kesinlikle
katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
Kesinlikle
katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
İnsan önce kendini düşünmeli,
sonra başkalarını.
Kesinlikle
katılmıyorum
Katıl iniyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
Kefenin cebi yok, dolayısıyla bu
dünyada iyi yaşamaya bak.
Kesinlikle
katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
Mutlak doğru ya da mutlak
yanlış diye bir şey yoktur.
Kesinlikle
katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
İnsanların
önemlidir.
Kesinlikle
katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
Bir insanın değerini, en doğru
onun işinde ne kadar iyi olduğu
ile ölçebiliriz.
Sıkı
çalışırsanız
olursunuz.,
Çalışmak hayatta
önemlidir.
her
Eğer daha çok boş zamanımız
olsaydı, hayatımız daha anlamlı
olurdu.
Çalışma
sürelerinin
kısal­
tılmasına yönelik günümüzdeki
eğilim desteklenmelidir.
Çalışmanın olmadığı hayat daha
güzel olurdu.
Hayatta kişisel ilişkiler ve şans,
başarı için çalışmadan daha
önemlidir.
Kolay yoldan "köşeyi dönmek"
iyidir.
mizah
yeteneği
189
İnsan
mümkün
olduğunca
hayatın keyfini çıkarmalıdır
Kesinlikle
kahlrniyorum
İnsan olabildiğince içinde bu­
lunduğu anın keyfini çıkartmalı
Katılmıyorum
Fikrîm
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
Kesinlikle
katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
İdealist olmak eski moda bir
kavramdır
Kesinlikle
katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
Siyaset, ben i çok ilgilendirmiyor;
Kesinlikle
katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
İnsan içinden geldiği gibi ya­
şamalıdır.
Kesinlikle
katıl m t yorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
Kesinlikle
katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Kanlıyorum '
Kesinlikle
katılıyorum
Kesinlikle
katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
. yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
Kesinlikle
katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
Kesinlikle
katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
' Kesinlikle
katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
Bizde çok çalışan değil, dayısı
olan kazanır.
Kesinlikle
katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
•ünümüzde
insanlar
kendilerini düşüyorlar.
Kesinlikle
katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
Kesinlikle
katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
Kesinlikle
katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
Kesinlikle
katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
Bu toplumda çok çalışan değil,
;alan kazanır.
Kesinlikle
katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
öğrenciler arasında
son derece zayıf
Kesinlikle
katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
Kesinlikle
katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
Kızların
evlenmeden
önce
bekaretlerini korumaları, gerek­
siz ve eski moda bir laftır.
İnsan gelecek için bugünün
keyfini kaçırmamalıdır.
Yüksek ücret, iyi bir kariyerden
daha önemlidir.
İnsan çok çalışarak değil, kur­
nazlıkla aklını kullanarak zengin
olabilir.
Geçmişin (tarihin) çok fazla an­
lamı olmadığını düşünüyorum.
sadece
•ünümüzde gençlerin yeterince
sorumluluk
duygusuna
sahip
olduklarına inanmıyorum.
•ünümüzde
insanların
ilişkilerinde samimiyet ve sadakat
diye bir şey yok.
•ünümüzde
gençler
kendi
başarıları için her şeyi yaparlar.
•ünümüzde
çalışmadan
görüyor.
dayanışma
kurnazlık,
daha çok
çok
takdir
190
Günümüzdeki gençler çoğunlukla
günü gün etmeye çalışıyorlar.
Kesinlikle
katılmıyorum
Katılmıyorum
Fikrim
yok
Katılıyorum
Kesinlikle
katılıyorum
N o t . "Çalışma" ve "yaşama" ikileminde, öğrencilerin tutumları
h a k k ı n d a , varsa, g ö r ü ş l e r i n i z i ilave e d i n i z .
KAYNAKÇA
Albert, M.;Hahnel, R. (1994); Geleceğe Bakmak, Çev. O. Akınhay, Ayrıntı
yayınları, İstanbul.
Applebaum, H.; (1997), İş Ve Boş Zaman, Cogito, s.12.
Aronowitz, S.; Difazio, W. (1995); The Jobless Future, Sci-Tech and the
Dogma, of Work, University of Minesota Press.
Attali, J.;
İstanbul.
(1999J 21. Yüzyıl Sözlüğü, Çev. K. Sarıogıu,ouncel Yayıncılık,
Badham, R.,(1984); T h e Sociology
Societies, Curret Sociology, Vol.32, N . l .
of Industrial
and
Post-industrial
Bauman, Z., (1993); Post-modern Ethics, Blackwell Publishers.
Bauman, Z., (1996);. Yasa Koyucular ile Yorumlayıcılar, Metis Yayınları,
İstanbul
Bauman, Z.; (1999); Çalışma, Tüketicilit ve Yeni Yoksullar, Çev. Ü. Ökçem,
Sarmal Yayınları, İstanbul.
Bear,E.E.,(1975);7/feSensitive I:People in Business, John Wjley&Sons, Inc.
Bell, D. (1973) The Camming of Post-Industrial Society, A Venture in Social
Forecasting, Basic Boks, Inc., Publisher, Newyork.
192
Bell, D., (1989), Communication Thecnology; For Beter or For Worse?
The Information Society, Edit. Jerry L. Savaggio, Lawrence Erlbaum Assciates,
London.
Boudrillard, J. (1997), Tüketim Toplumu, Ayrıntı Yayınlar.İstanbııl.
Bozkurt, V.,(1997); Enformasyon Toplumu ve Türkiye, Sistem Yayınları,
İstanbul
Braudel, F., (1996); Medeniyet ve Kapitalizm, Çev. M. Özel, 2. Baskı. İz
Yayıncılık.
Bremond J./Geledan, A.; (1981), İktisadi Ve Toplumsal Kavramlar Sözlüğü,
çev. E. Özkök, Remzi Kitapevi, İstanbul.
Chalcraft, D., (1994),; Bringing t/ıe Text Back im On the Ways of Reading in
Iron Cage
Çiğdem, A.; (1997),
İstanbul.
Bir İmkan Olarak Modernité, İletişim Yayınları,
Drucker, P.F.;(1994); Managing The Non Profit Organizations, Buttenworth
Ltd. ,Oxford.
Erkal, M.; (1992); İktisadi Kalkınmanın Kültür Temelleri, İstanbul.
Featherstonc, M.; (1996), Postmodernizm ve Tüketim Kültürü, Çev. M.
Küçük, Ayrıntı Yayınları, İstanbul.
Freud, S.; (2000), Narsizın Üzerine ve Schreber Vakası, Metis Yayınları,
İstanbul.
Fromm, E.; (1997),
Özgürlükten Kaçış, Çev. S. Budak, Öteki Yayınevi,
Ankara.
Fromm, E.; (1997),; Freud Düşüncesinin Büyüklüğü ve Sınırları, Çev. A.
Arıtan, Arıtan yayınları, İstanbul.
Fıırnham, A., (1990); The Protestant Work Ethic, T h e Psychology of WorkRelated Beliefs and Behaviours, Routledge.
193
Galbraich, S.; Stephenson, H.B.; (1993), Decision Rules Used by Male and
Female Business Students in Making Ethical Value Judgements: Another
{oak. Journal of Business Ethics, 12.
Gamse, F.C., (1995); Cosiderations of Wort, in Meaning
Considirations for Twenty-first Centry, Edit. By F.C. Gamst.
of
Work,
Giddens, A,, (1993) Sociology, Polity Press, Printed in Germany.
Goldman, I.; (1991), Narcissism/Social Character, and Communication: A.
Q-methodological Perspective, Psychological Record, Summer 1991, Vol. 41.
'
Gorz, A. (1995), iktisadi Aklın Eleştirisi, Ayrıntı Yayınları, İstanbul.
Göle.N. (1986); Mühendisler ve İdeoloji, İletişim Yayınları, İstanbul.
Grint, K. ; (1998), Çalışma Sosyolojisi Çev. Ed. V. Bozkurt, alfa Yayınevi,
İstanbul.
Haarmon, R.L., ( 1 9 % ) ; İsi
İstanbul.
Yeniden Yaratmak, Çev. Z. Dicleli, Töfaş,
Habermas, J., (1993); İdeoloji Olarak Bilim Teknik, Yapı Kredi yayını,
İstanbul.
Hage, J.H.; Powes, C.H.; (1992); Post-industrial Lives,
Relationships in the 21 st Century, Sage Publications.
Roles
and
Hamilton, R.F., (1995); Max Weber's T h e Protestant Ethic, A
Commentary on the thesis and Its Reception in the Academic Community,
Centre for Advenced Study in the Social Science,WorkingPaper, Internet:
http!//home.march.es/ijm/ceacs/HAMILTON.HTM
Hammer, M.;Champy, J., (1994), Değişim Mühendisliği, Çev. S. Gül, Sabah
Yayınları, İstanbul.
Heller, F.; Ruiz-Quintanilla, (1996) Work ethic, international Encyclopedia
of Business and Management.
Horkheimcr, M., (1190), Aid Tutulması, Metis Yayınları, Istanbul.
194
Kozanoğlu, C; (1995), Cilalı İmaj Devri, İletişim Yayınları, İstanbul.
Kumar, K., (1978); Prophency and Progress, T h e Sociology of Industrial and
Post-Industrial Societies, Penguen Press.
Lafargue, P., (1998); Tembellik Hakkından Seçmeler, Cogito, Sayı.12.
Lasch, C; (1979); The Culture of Narcissism: American Life in an Age of
Diminishing Expectations, W.W. Noıton&Company, N e w York.
Lasch, S., (1992); Sociology of Past-modernizm, Routledge, London.
Lord, S.C. (?) Redifining the Protestant Work Ethic for the Year 2000.
Depauw University. Internet: http-Jlwww.depauw.edulvoluteerlslordeth.htm
Lordoğu, K. (vd.); (1999), Çalışma Ekonomisi, Beta Yayınları, Istanbul.
Marks, K., Engels, F.;(1990); Alman İdeolojisi, Çev. H.Erbil, Melsa
Yayıcılık, Istanbul.
Marshall, G.;(1999) Sosyoloji Sözlüğü, Çev. O. Akınhay ve D. Kömürcü,
Bilim ve Sanat Yayınevi, Ankara.
McClelland, D.; (1974), Ulusal Özellik ve Türkiye ve İran'da Ekonomik
Gelişme, TODAİE Dergisi, c.7, s.3.
Nef, J. (1980); Sanayileşmenin Kültür Temelleri, Çev. E. Güngör, Kalem
Yayınları, İstanbul.
Nigohosian, R.H., (1980); T h e Effect of the Protestant Work Ethic on
Capitalism and
Poor,
Rodos,
İnternet:
http://www.slcc.edu/distance/
İnet/ecn274/paper2.html
Odabaşı, Y.; (1999) Tütelim Kültürü, Sistem Yayınları, Sistem Yayınları,
İstanbul.
Oktay, A.; (1995), Medya ve Hedonizm, Yön Yayıncılık, İstanbul.
Öztürk, O.; (1998), Psikanaliz ve Psikoterapi,
Ankara.
Bilimsel T ı p Yayınları,
195
Polanyi, K.(1986); Büyük Dönüşüm, Çev.A.Buğra, Alan Yayıncılık, İstanbul.
Pool, R., (1993); Modernlik ve Ahlak, Ayrıntı Yayınları, İstanbul.
Ray; L.J., Reed.; Metaphor in the T w o Editions of Protestant Ethic, in
Organizing Modernity, New Weberian Perspectives on Work, Organization and
Society,, Routledge, London.
Ritzer, F., (1997); Postmodern Social Theory, T h e Mc Graw Hill Companies
Inc.
Rose, M.A., (1992); The Post-modern and Post-industrial, A critical Analysis,
Cambridge University Press.
Ryan, F.J.; (1997), Narcissism And T h e Moral Sense: Moral Education In
T h e Secondary Sociology Classroom, Social Studies, Sep/Oct97, Vol.88.
Savaşır, İskender, (2000), Çal...(ış...) ma..., Yeni BinyılIBinyıl Pazar,, 4
Haziran, 2000.
Savater; F. ; (2000) Gençlerle Politika Üzerine, Çev. Ş. Karadeniz, İletişim
yayınları, İstanbul.
'
Schroder, R., (1996); Max Weber ve Kültür Sosyolojisi, Çev.M. Küçük.Bilim
ve Sanat Yayınevi, İstanbul.
Schroder, R., (1997); T h e Sociology of Science and Technology after
Relativism, in Sociology After Postmodernizn, Edit. D.Oven, Sage Publications.
S e e , H., (1972); Modern Kapitalizmin Oluşumu, Çev. S.Özmen, İstanbul.
Senge, P., (1993); Besinci Disiplin, Çev. A. İldeniz, A. Doğu kan. Yapı Kredi
Yayını, İstanbul.
Sennect, R., ( 1 9 % ) Kamusal insanın Çöküşü, Ayrıntı Yayınları, İstanbul.
Sombart, W., (1993); Kapitalizm Öncesi İktisadi Görüş, Der. M. Özel,
Kapitalizm ve Din içinde Ağaç yayınları, İstanbul.
Sungur, N.; (1997), Yaratıcı Düşünce, Evrim Yayınevijstanbul.
196
Tawney, R.H., (1971), Foreword to The Protestant Ethic and the Spirit of
Capitatizm,, M. Weber, Unwin University Press. London.
Taylor, C, (1991), Modernliğin Sıkıntıları, Ayrıntı Yayınları, İstanbul.
Turner, B.S.(1996); The Body and Society, Explonations in Social Theory,
Sage Publications, Second edition-.
Türkdoğan, O., ( 1 9 % ) ; İslam Ekonomik Sistemi ve VVeberci Görüşler,
Turan yayıncılık, İstanbul.
T Ü S İ A D , (1991); Türk Toplumunun Diğerleri, İstanbul.
Ülgener, S.,(1981); İktisadi Çözülmenin Ahlak ve Zihniyet Dünyası, Der
Yayınları, İstanbul.
Waters, M.,( 1994); Modern Social Theory, Sage Publications
Watwrs, M., (1996), Daniel Bell, Routledge.
Weber,
A.;
(1993), Felsefe
Tarihi,Çev.
H.V.
Eralp, Sosyal
Yayınları,
İstanbul.
Weber, M., (1986), Sosyoloji Yazıları, Çev. T. Parla, Simavi Yayınları, İstanbul.
Weber, M., (81985); Protestan Ahlatı ve Kapitalizmin Ruhu, Çev. Z. Anıoba,
Hil Yayınları, İstanbul.
Yankelovich, D.; vd..
1984); US Industry and T h e Work Ethic, Dialog,
N.66-4
Yılmaz, A. (1995); Modernden Postmoderne Siyasal Arayışlar, Vadi Yayınlaarı,
Ankara.
Young.R., Reconstituting Technology: Chips, Genes.Spaces. Internet:
http://www.shef.ac.uk
Modem, endüstriyel uygarlığın gelişimine paralel olarak,
püritan çalışma eliğinin de yükselişine tanık olunmaktadır.
Kırılan ctık, aızulannı bastırmayı, kendini kontrol etmeyi
Ö£'ll!ı.>
, d >#•
</ <(• >
;i'k
OİJ.VİulL-l'.l t
'.'•>
< • ' . ' . İM!
'! l ' . l ' V ı l n i ı
•. I •
.
i J ı C I l ) «.«-.i
.lılJUl
lllck-lı
krvramım tanrı buyruğu sa>ar: hedonist yaşam biçimi ve
gö.sieriş tüketimine karşı çıkar: yaşama zevkini bırakıp,
çileeı (asketik) varoluşu tek kabul edilebilir yaşam biçimi
olarak görür.
Ancak günümu/ün post-endüstriyel (post-modern ya da
geç-modern)
dönüşüm
sürecinde,
modern/endüstriyel
toplumların simgesi haline gelen toplumun her alanında
varlığını hissettiren ras>onelleştirme, bu dün>a
için
arzulanın denetim altına alma ve çok çalınma gibi püritan
değerler, işlevselliklerini kaybetmeye başlamıştır. Ortaya
"hayatın tadına bak "diyen, hedonist/narsisist özelliklere
sahip yeni bir etik çıkmaktadır. Bir diğer ifade ile kapitalizmi
yaratan modern bireyin "ideal tip"i olan püritan, yerini
karşıtı
olan.
arzularını
öne
çıkartan
hedonist
(hazcı^nyÂtfnaVcbırakmaktadır.
Modcrnlcşmc'endüstrileşme sürecinde geç kalmış bir ülke
olan
Türkiye,
modern
toplumun
üretim
kültürünü
içselleştircnıedeıı, post-modem çağın tüketim kültürünün
adeta isti lası ile karşı karşıya kalmıştıı.
Mevcut
Mii.Mİ.tiVı
kültürel
dönüşüm
bağlamında
> e s n ı J i l c d e en: 1 e . M U - nuıc
\:s<
tutumları
.»lan je-V-kı.
piyasa ekonomisinin, çok kanallı televizyomın. başarının,
/ f n
"'• /'••. ı - t
'r.rmın< ' n t u ı c I ı l l ı ' ı Ç ' i
(ya da yükselen değer haline geldiği), bir dönemde
»osyulleşme sürecine başlayan ilk kuşaktır Bu kuşağın değer
•<.
11Jı• 11r> 1 ıi'.
l ı ı r M U ı i . l
1
L.ıllıııJ
bakımından büyük önem taşımaktadır
•loniMnııu
•II'J:Ü.<I
Download

Püritanizmden Hedonizme Yeni Çalışma Etiği