GÜNDEM KONSEPT
Duvarları aşıp kentle bütünleşmek
Kapalı sitelerin ortaya çıkış nedenlerini ve olumlu-olumsuz yanlarını, sınırlayıcı duvarları
projelerinde tercih etmemeyi seçen Anadolu Gayrimenkul ekibinden Batuhan Tarkan ve
Burcu Başar ile konuştuk.
1
1980 sonrası Türkiye’sinde ortaya çıkan
yeni kentlilerin “kaliteli yaşam” arayışları,
karşılığını kapalı konut sitelerinde buldu.
Ancak günümüzde insanların gerçekten kapalı site beklentisi var mı yoksa bu bir yaptırım ya da statü göstergesi midir? Bu bir
soru işareti. Esasında, topluluk oluşturmak,
kentte tanımlı kapalı bir alan yaratmak için
duvarlara ihtiyaç yok. Yaratıcı tasarım kararları ile bu durum çözülebiliyor.Ayrıca
projelerin duvarlarını kaldırdıklarında çevrelerini ve kenti olumlu etkilemeleri de cabası. Geliştirmekte oldukları ve gelecekteki
projeleri için duvarsız olmayı tercih eden
Anadolu Gayrimenkul ekibi ile kapalı siteler üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.
SEDEF GÜNEŞ: Kapalı site kavramının
(gated community) çıkış noktası nedir
ve Türk geliştiricilerin başlangıçta bunu
tercih sebebi neydi sizce? BATUHAN
TARKAN: Aslında bu kavram şehrin içindeki sosyal ve ekonomik dengesizlikler sonucunda ortaya çıkıyor. İlk olarak da gelir
dengesizliğinin çok olduğu ülkelerde tercih ediliyor. Bunlar, Güney Amerika ülkeleri ve Çin başta olmak üzere hızla gelişen
Asya ülkeleri. Kapalı siteleri yaparken asıl
amaç bir bölgenin içinde kurtarılmış bölgeler yaratmak.
Bu, İstanbul’da öncelikle bir tercih olarak ortaya çıktı. İnsanlar bu siteleri daha
güvenlikli diye tercih ettiler. Yükseldiği
nokta da 99 depremi sonrası. Bu tarihlerde birçok insan şehir merkezini daha
tehlikeli bularak çeperlere yerleşmeye
başladı. Çekmeköy’ün Çekmeköy olduğu,
34
Gayrimenkul TÜ RK İYE
KASIM-ARALIK 2014
Ümraniye’nin Ümraniye olduğu zaman tam
da bu tarihlere denk gelir. Sağlam zemin,
yeni binalar, güvenlikli bir sosyal çevre
beklentileri bulunuyordu. 40-45 yaşlarında,
çocukları ilkokul-ortaokulda olan aileler
için alanlar oluşturuldu. Sonra benim gözlemime göre şu oldu: ilk başta insanlar bu
sitelerde ikamet etmeye başladılar, her şey
başlangıçta güzeldi. Ancak sonra şehrin
sosyal hayatından uzak kaldılar. Özellikle
toplu taşımanın zayıf olması ve özel araç
ile gidip-gelmenin de zorlaması ile tercihler değişmeye başladı. Ayrıca çocukların
da ortaokuldan sonra sosyal hayatın içinde
olmak istemeleri sebebiyle tekrar kentin
merkezine geri dönüş başladı. Dolayısıyla,
kapalı sitelerin müthiş bir talep sonucunda
oluşturulan bir arz olduğunu düşünmüyorum. Daha çok arzdan oluşmuş bir talep
gibi geliyor bana.
Biz AND projesinde insanlar hakikaten
ne istiyor sorusuna cevap bulmak için birkaç anket çalışması yaptırdık. Evet, insanların kapalı site beklentisi var. Ancak biraz
daha derinlikli sorular sorduğunuzda aslında hiç kimsenin duvarlarla örülü olması
ile ilgili bir beklentisi olmadığını görüyorsunuz. Sadece güvenli olması ile ilgili beklentisi var. Siz ne zaman ki sitenin güvenlik
problemini fiziki bariyerler de olmadan
GÜNDEM KONSEPT
1 “Village” olarak tanımlanan 8 metre
yüksekliğinde atrium boşluğu olan ikili ofis
kullanıcılarının sosyal mekanı.
Village, sosyal mekan hiyerarşisindeki
en küçük mekan.
2 Projenin önünde yaratılan meydan
kentlinin kullanımına açık.
halledebilirseniz işte o zaman kent ile bütünleşmiş olursunuz. Çevresine, komşuluk
birimlerine, kente saygılı üniteler yapılmış
oluyor. Bunun için de sadece birazcık zeka,
birazcık tasarım bilgisi gerekiyor. BURCU
BAŞAR: Bence aslında Türkiye’de bu kavram sadece bir pazarlama argümanı olarak
kullanılıyor. Belli bir yaşam tarzı olan topluluklar yaratılmaya çalışılıyor. Çevrilmiş
duvarlar ile insanlara bir aidiyet hissi yaratılmaya çalışılıyor. Bu sitelerde yer almak
aynı zamanda orta sınıfın, sınıf atladığını
hissedebileceği bir ortam yaratıyor. Aslında bu durum kendi içinde de çelişiyor bir
yandan. Bir aidiyet hissi yaratılmaya çalışılırken dışarıdaki dünyadan tamamen
kopuk bir hal yaratmış oluyorlar. Bu siteler
içinde mahalle hissiyatı yaşatabilmek de
ayrı bir konu.
SG: Bu sitelerdeki yüksek aidatlar da insanları yoruyor. Belki gündelik hayatın yoğunluğundan faydalanamadıkları bir sosyal aktivite alanının aidatını da ödemek zorunda
kalıyorlar. Bu durum sosyal faaliyet alanlarını da şekillendiriyor mu? BT: Dünyada
sadece gayrimenkulde değil, birçok şey
“her şey dahil”den çıkıp “kullandığın kadar
öde” sistemine dönüyor artık. Örneğin önceden merkezi sistem ısıtma vardı. Şimdi
tercih değişti. Kullandığın kadar ödediğin
bir sistem var. Kapalı siteler ilk zamanlarda sosyal tesislerdeki bütün kısımlar da-
“Bir aidiyet hissi yaratılmaya
çalışılırken dışarıdaki
dünyadan tamamen
kopuk bir hal yaratmış
oluyorlar.” Burcu Başar
2
hil bir aidat istiyorlardı. Şimdi ise örneğin
spor salonuna gideceksen, ekstra olarak
üye oluyorsun ya da ücretsiz açık havuzdan faydalanabiliyorsun ancak kapalısına
gideceksen ekstra ücret ödüyorsun. Şimdi
aidatlar bu sayede biraz biraz düşüyor.
SG: İlk ve şimdilik tek projeniz AND’de
kapalı-güvenlikli olma konusunda nasıl
bir yaklaşım var? BT: Öncelikle güvenlik
açısından baktığımızda lokasyon olarak
iyi bir yerdeyiz. Etrafımızda kendimizi ayrı
tutmak istediğimiz bir şey yok. Özellikle
bu kadar düzensiz bir şehir içinde böyle düzenli bir yerde olmak aslında büyük
şans. İkincisi, bu bir vizyon ve strateji.
Biz zaten başından beri çevresine kapalı binalara karşıydık. Duvarların kenti
öldürdüğüne inanıyoruz. Örneğin Batı
Ataşehir’de bir yerden bir yere yürüyerek
gitmek mümkün değil. Her tarafta duvarlı-güvenlikli siteler, hepsinde dikenli teller
ve yayayı düşünmeyen yaklaşımlar. Yan
siteye gitmek için bile arabaya binmeniz
gerekiyor. Ayrıca Ataşehir dediğiniz yer,
şehirde en yüksek fiyatların görüldüğü,
şehrin merkezi sayılabilecek inanılmaz bir
lokasyon. Örneğin Avrupa’da buna benzer
bir lokasyonda, sokaklarında yürüyemediğiniz bir yer gördünüz mü, ben görmedim.
Biz de kentin merkezinde olduğumuz için
tasarım kriterlerimizden bir tanesi duvarsız güvenlik oldu. Bunu da sağlamak çok
zor değil aslında. Aslında güvenlik bile tartışmalı bir konu. Avrupa’da hiçbir binada
güvenlik yok. Bu kent inanılmaz tehlikeli
bir kent değil. Alışveriş merkezlerinde güvenlik var, ama bunun eski alışkanlıklardan kaynaklandığını düşünüyorum. Dolayısıyla güvenliği sağlamanın yolu kapıya
güvenlik koyup etrafı tellerle çevirmek
değil. Biz de projemizde güvenliği farklı
yöntemlerle sağlayabiliyoruz.
Gayrimenkul T ÜRK İ YE
KASIM-ARALIK 2014
35
GÜNDEM KONSEPT
SG: Kentsel dönüşüm ile sanırım geliştiricilerin tercihleri de değişmeye başladı.
Örneğin bir proje başlıyor ancak çevresi
henüz dönüşmüş durumda değil. Bunun
için de uzun da bir zaman gerekiyor. Ancak
proje duvarlarını kaldırdığında çevresine
etkisi de süreci hızlandırıyor. Bu konuda ne
düşünüyorsunuz? BT: Ben yine AND projesinden örnek vermek istiyorum. Arka parsellerde binalar var. Yanımızda bir hastane
var. Biz bu projeyi yapmaya başladığımızda
bölgenin değeri arttı. Projenin önünde bir
meydan yaratıyoruz ve aslında kamunun
yapması gereken sosyal alan oluşturma
yükümlülüğünü yerine getirmiş oluyoruz.
Ve bu kamusal değeri insanlarla da paylaşmış oluyoruz. Hem de çevredeki binaların
maddi değeri de artmış oldu. Ayrıca yakın
çevremizde olumlu yönde bir mahalle baskısı da yaratmış olduk bile. Örneğin bizim
projeye başlamamızla paralel, karşı binalar
cephelerini boyamaya başladılar. Sizin yaptığınız herhangi bir güzel girişim; sokak,
mahalle ve hatta kenti etkiliyor. O yüzden
entegrasyon bu işin temeli.
GYODER’in bir etkinliğinde bir sunum hatırlıyorum. Kolombiya’nın başkenti
Bogota’nın eski belediye başkanının bir
sunumuydu. Bogota aslında çok ciddi bir
kentsel dönüşüm geçirdi. Düzgün bir iş çıktı ortaya. Biz kentsel dönüşümde bir strateji
belirledik ve kesinlikle izin vermeyeceğimiz birkaç tane temel konu var demişti.
Bunlardan birisi kapalı site. İşte Türkiye’de
de, özellikle büyük şehirlerde ya Bogota
modelini ya da Johannesburg gibi dikenli
telli ve elektrikli duvarları olan yerleşimleri
tercih edeceğiz. İlki daha iyi sanırım.
SG: Belediyeye kendi parselinizin yakın
çevresi ile ilgili sunduğunuz öneriler var
mı? BT: Biz belediye ile ortak geliştirebileceğimiz projeler üzerinde konuşuyoruz.
36
Gayrimenkul TÜ RK İYE
KASIM-ARALIK 2014
Önümüzdeki sokağın bütün döşeme taşlarının, sokak mobilyalarının değiştirilip
proje alanıyla entegre edilmesini istiyoruz.
Proje alanının yakın çevresiyle beraber
kendi içinde yeni bir alt bölge oluşturmasını hedefliyoruz. Eminim ki bu değişim
diğer sokakları da etkileyecektir.
“Projenin önündeki meydan
ile kamunun sosyal alan
oluşturma yükümlülüğünü
yerine getirmiş oluyoruz. ”
Batuhan Tarkan
SG: Bu taşıdığınız haklı kaygıları yapının
içine de yansıtabilir miyiz acaba? Ortak
alan kullanımlarını, ofis alanlarını aynı
fikirlerle dönüştürebilir miyiz? Örneğin
farklı kiracıların olduğu bir ofis bloğunda
bir topluluk oluşturmaya çalışıyor muyuz?
BT: AND örneğinden gidersek; binanın
içinde de ofis kullanıcıları için sosyal alanlar planlıyoruz. Her birimde dikeyde ve düşeyde ortak buluşma alanları yaratıyoruz.
Bunları meydanlar hiyerarşisi olarak düşünüyoruz. Bina içerisinde “village” olarak
tanımladığımız 8 m yüksekliğinde atrium
boşluğu olan ikili ofis katları tasarlandı. Bu
alanlar ofis kullanıcılarının sosyal mekanı.
Bu iki katta 250 kişiden bahsediyoruz. Bu
250 kişinin buluşma noktası orası. Hiyerarşideki en küçük meydancık diyebiliriz burası için. -1. katta yer alan, toplantı odaları,
yemekhane ile lobide yer alan kafeterya
da yine sosyal alanlardan bazıları. Son olarak da avlu dediğimiz açık alan/meydan.
BB: Aslında bizim başından beri yapmak
istediğimiz de zaten binaya bu şekilde bir
kimlik verebilmek. İç mekan tasarımında;
sosyal alanlar ve kat koridoru, lobi gibi ortak alanlarda bina içerisinde bir bütünlük
sağlayacağız. AND markası için en ince
detayları düşündük, mesela kurumsal bir
pattern oluşturduk. İletişimde de ortak bir
dil oluşturmaya çalışıyoruz. Bunu da projemize en iyi şekilde yansıtmak istiyoruz.
BT: Bu kimlik konusu önemli. Zaten bizde eksik olan da bu. Bu tek başına bir işe
yaramıyor. Bunu yaşatmak da gerekiyor.
BB: Bunun için de bina faaliyete geçtikten
sonra işletmede olmasını istediklerimiz
üzerine şimdiden çalışıyoruz. Örneğin binanın kendi portalı olsun dedik. Binanın
içinde sergiye ya da benzer etkinliklere ev
sahipliği yapmayı planlıyoruz. BT: Bunlar
tabii daha tasarım briefinden oluşan fikirler. Tabii geliştirme süresince de dahil olan
fikirler var. Kesinlikle topluluk, kulüp oluşturmayı önemsiyoruz. Bununla da bina
kullanıcılarında bir aidiyet duygusu oluşturmaktan bahsediyoruz.
T:(0216) 410 61 35 F:(0216) 410 61 53
www.altensis.com [email protected]
facebook.com/altensis twitter.com/altensis
Download

Duvarları aşıp kentle bütünleşmek