Ortaçağ…
Prof. Dr. Nesrin Hisli Şahin
PSK 301
Başkent Üniversitesi
Fen-Edebiyat Fakültesi
Psikoloji Bölümü
Ortaçağ öncesinde “birey” kavramı
 İnsanın biyolojik yapısı 100 000 ya da 50 000 yıldır pek değişmemiş
bile olsa, insana bakış açısı Homeros zamanından itibaren
değişmiştir
 İnsanın değeri ve doğasına yönelik değerlendirmeler kültürden
kültüre değişir
 “Bireyin” değerine ya da “devletin” değerine ilişkin görüşler de
kültürden kültüre değişmektedir
 Psikoloji bireyle ilgili bir bilimdir
 Kültürlerin bireye bakış açısı psikoloji için önemlidir
 Kültürün bireye bakış açısına bağlı olarak da psikolojinin kültürlere
göre gelişimi değişmektedir
 Eğer psikoloji bireysel zihin ile ilgileniyorsa, bireyin ortaya çıkışı
olan Ortaçağ ve Rönesans dönemleri özel bir önem taşımaktadır
Ortaçağ öncesinde “birey” kavramı
 Bronz çağında “birey”den söz etmek pek mümkün değildir
 Büyük adamlar ve kadınlar çıksa da bireysel zihin, kendilik gibi kavramlar
pek söz konusu değildir
 Bireyselliğe vurgular edebiyatta ve dinlerdeki günah kavramıyla gelmiştir
 Klasik Yunan oyunlarında tanrıların kontrollerinden bağımsız karakterler
vardır
 Dinler sayesinde ruhun öbür dünyadaki hayatı gündeme gelmiştir.
 Eski Mısır’da sadece firavun öte dünyaya gidebilecekken, daha sonra
aileleri, akrabalarına da bu yol açılmıştır
 Antik Yunan ve Roma’da sadece kendi ailelerinin bireyleri önemli iken
 Tek tanrılı dinlerle artık kişiler bu dünyadaki yaşantılarıyla, öbür dünyadaki
yerlerini ayarlamaya çalışmaktadırlar ; suçluluk ve sorumluluk kavramı
 Ancak ,“Erken dönem ortaçağ”da tekrar Bronz çağı birey anlayışı gelmiştir
1
Ortaçağ Dönemleri
• Erken Dönem Ortaçağ (Karanlık çağlar) (476-1100)
• Yüksek (Aydınlık) Dönem Ortaçağ (1100-1350)
• Geç Dönem Ortaçağ (Rönesans) (1350-1600)
Erken Dönem Ortaçağ (476-1100):
Karanlık Çağlar
 Dönemin sosyo-ekonomik yapısı
 Psikoloji
 “Birey”in yok oluşu
Erken Dönem Ortaçağ (476-1100): Karanlık Çağlar
Dönemin sosyo-ekonomik yapısı














Ortaçağ yaşantısı Roma imparatorluğunun son dönemlerinde başlamış
Ekonomik çöküş
Küçük çiftçilerin toprağa bağlanması
Serfliğin ortaya çıkışı
Para ekonomisinin yerini, değiş-tokuş ekonomisinin alması
İletişimin kopması
İmparatorluk ordusunun paralı orduya dönüşmesi
Nüfusun azalması
Doğu Roma’nın Batı’yı sömürmesi
Avrupa’nın doğu edebiyatı ile bağlantısının kopması
Barbarların akınları
İlk gelenlerin barışçıl biçimde yerleşmesi
Daha sonra gelenlerin kan döküşleri
İmparatorluğun daha az Romalı daha çok çoklu-kültürlü oluşu
2
Karanlık Çağlar
Dönemin sosyo-ekonomik yapısı
Yaratıcı düşüncenin çöküşü
Ekonomik, demografik, entelektüel çöküşler
Arada bazı parıltılar (Şarlman Rönesansı: 768-814)
Yeni politik formlar
Teknolojik gelişmeler: Ağır sabanın icadı
Modern at koşumları
Felsefi mantığın teolojiye uyarlanması
Canterbury’li Aziz Anselm (1033-1109):
“Mantığını arayan inanç”
 Hristiyanlık inancının mantıksal açıklamalarının
sunulması








Erken Dönem Ortaçağ:
“Birey”in yok oluşu
Toplumsal yapı










Birey, incelenecek kadar önemli bir şey değildir
Köylüler tarlada çalışır
Asiller avlanır
Özgür erkekler savaşır
Yaşam fazlasıyla tek düzedir
Gübrenin bulunuşu, sabanın icadıyla, ürünlerin ekiminin rotasyona
bindirilmesiyle daha çok verim elde edilse de hayat çok az değişmiştir
Nüfustaki vebaya bağlı düşüş tarlalarda ücret karşılığı çalışmayı
getirmiş, kişiler para kazanmaya ve biriktirmeye başlamışlardır
Ama yasal hakları yoktur
Sosyal roller stereotipiktir
Yöneticileri değiştirmenin tek yolu iç savaşlardır
Erken Dönem Ortaçağ:
“Birey”in yok oluşu
 İnsan zihni sadece evrenselleri bilir
 Önemli olan evrensel doğrulardır
 Karşımızdaki insana baktığımızda “o” insanı değil, onda tüm
“insanlığı” görürüz
 Her insan “insanoğlu”nu temsil eder
 Önemli olan kişinin kendisi değil yasal statüsüdür
 Filozofun ilgisi bireysel farklılıklarda değil, evrensel “hassas ruh”,
“özgür irade”, “imajinasyon”, “düşünme” gibi yeteneklerdedir
 Popüler kültürde “birey”
 “Azizler”, “Dini Şehitler”in öyküleri
 Hristiyan değerlerinin dile getirildiği oyunlar
 “İhtiras oyunları”
 “Ahlak oyunları”..”Psychomachia”
3
Erken Dönem Ortaçağ:
”Kadın”a Bakış












Hristiyanlığın ilk dönemlerinde kadınlar tam katılımcı
Karma manastırlar
Çok güçlü kadın figürler
Hrıstiyanlık Klasik kültür ile harmanlandıkça Roma’nın “kadın
düşmanlığı”nı, Platon’un “cinsellik nefreti”ni alıp özümsemiştir
Rahiplere evlenme yasaklanmış; kadınların kutsal emanetlerin yanına
girmesi, vaaz vermesi yasaklanmıştır
Kadınlar “ikinci sınıf”, “erkeğin yardımcısı” konumuna
döndürülmüşlerdir
Aziz Jerome (340-420), kadını şeytanla bir tutmuştur
Bakire kadın ve “eve” ayırımı başlamıştır
Kadınlara yönelik ikircikli tutumlar
Kadın korkusu
Kadının toplumsal hayatın dışına itilmesi
Daha sonraki dönemlerde “aşk şarkıları”
Erken Dönem Ortaçağ Felsefesi
 Yunanlılar gibi Ortaçağ filozofları da insan mantığının ölümsüz
doğruyu bilebileceğine inanıyorlar
 Tanrının doğrusu ile felsefi doğrular aynıdır ve sentezlenebilir
 İnsanların kavramlarının karşılığında gerçek Tanrısal “formlar”
vardır
 Clavirvaux’lu Aziz Bernard gibi bazı mistik rahipler felsefe ile
Tanrıya ulaşılamayacağını
 Tanrı’ya ancak “inanç” ile ulaşılabileceğini savunuyorlar
 Nominalistler de evrensellerin sadece ağızdan çıkan kelimelerle
hissedilen “hava/nefes”ten başka bir şey olmadığını söylüyorlar
 Ama, 1300’lere kadar, Yunanlılardan gelen bu görüş kabul görüyor
Erken Dönem Ortaçağ Hristiyan
Düşünürleri
 Peter Abelard (1079-1142)
 Aristo’dan etkilenmiş







Metafizik-gerçekçi yaklaşımın anlamsızlığını görmüş
Kavramların sadece etiket, zihinsel imajlar olduğunu
Kavramların karşılığı olan “gerçek evrensel formlar” olmadığını
Evrenselleri tartıştığımızda bu etiketleri tartıştığımızı söylüyor
Ona göre evrenseller metafizik varlıklar değil psikolojik olgular
Onun bu akımının adı “kavramsalcılık”
Oackham dönemine kadar marjinal bir akım
4
Erken Dönem Ortaçağ (476-1100)
Dönemin Psikolojisi: İslam Psikolojisi
“Kendi ruhunu bilen yaratıcısını da bilir”
 Avrupa’da Augustine geleneğiyle “introspektif
psikoloji”
 Tanrı’yı bilmek için kişinin içine dönmesi
 Bellek, anlama, irade insanın Tanrı’ya yaklaşıp,
hayatını yönetmesi için gerekli zihinsel yetenekleri
 İslam Dünyası’nda, Aristo geleneğinde “doğal
psikoloji”
 Yeni Platon’cu geleneğin, Aristo ile yorumlanıp,
İslam tıbbı ile sentezlenmesi
 Doktor-Filozof İbni Sina (Avicenna); Aristo
felsefesini, Galen tıbbı ile birleştirmiş ve zihinsel
fakülteleri beyin içinde olarak düşünmüştür
İslam Dünyası ve Felsefe/Bilim
 Arap-İslam kültürü Helenizm mirasını aktif bir biçimde almış ve
yaratıcı bir çizgiye taşımıştır.
 Bu edinim 16. ye 17. yüzyıllardaki bilimsel devrime kadar
Avrupa’da da entelektüel faaliyete hakim olacak yeni bir bilimsel
geleneğin kaynağıydı.
 Suriye, İran ve diğer yerlerde yaşayan bir Helen felsefe ve bilim
geleneği vardı.
 Buralarda, Aristo ve diğer Yunan filozoflarının eserleri erken bir
devirde tercüme edilmişti.
 Kültürel geçişteki büyük gelişme Bağdat'ta Abbasi halifeleriyle
birlikte ortaya çıktı.
 Harun-Reşid'in saltanatı (786-809) Arap dünyasındaki ilk
kapsamlı Helenistik Rönesans'ın başlangıcını işaret ediyordu.
5
 Harun Reşid büyük bir tercüme projesiyle başladı. İlkin çalışmanın
büyük kısmı, Hıristiyanlar tarafından kültürel dilleri olan
"Süryanice" ile tamamlandı.
 El Reşid Yunanca çalışanlarla, Yunan felsefî ve bilimsel eserlerini
tercüme eden alimleri aktif bir biçimde destekliyordu.
 Batıya Yunan el yazmaları satın almaları için elçiler gönderiyordu.
 Tercüme çalışmasının önemli bir kısmı, Yunanca karşılıklarına
tekabül eden Arapça felsefî ve bilimsel kavramlar geliştirmekten
oluşuyordu.
 Huneyn bin İshak (808-873), bu süreçte önemli bir rol oynamıştır.
 Yunan kültürünün önemli bölümleri bu zenginleştirilmiş dilin bir
parçası oldu
 Araplar için ilgiye değer bulunmayanlar hitabet, şiir, drama ve tarihti
 İlgiye değer bulunanlar ise felsefe (Aristo, Platon ve NeoPlatonculuk), optik, matematik, astronomi gibi bilimler ile, simya ve
büyü gibi gizemli ilimlerdi
 9. yüzyılın sonunda Bağdat, bir Arap bilgi merkezi olarak tesis edildi.
 Arapların edindiği sadece Helen kültürü değildi. Doğuda İran, Hindistan
ve Çin ile önemli bir temas vardı.
 9. yüzyıl kadar erken bir tarihte matematikçi El-Harezmi (yaklaşık 800847); Arap rakamları denilen Hindistan şifrelerini aritmetik hesaplarda
kullanıyordu.
 Büyük tercüme ve kültürel arabuluculuk görevi, genellikle cami ve
medreselere bağlı bulunan yeni kütüphanelerin çıkışını beraberinde
getirdi.
 10. ve 11. yüzyıllarda Arap dünyasında geniş kitap koleksiyonlarıyla
yüzlerce kütüphane mevcut bulunuyordu.
 Bağdat'taki kütüphanenin hemen hemen 100.000 el yazmasına ev
sahipliği yaptığı söylenir.
 Aynı dönemde, Sorbonne (Paris) 14. yüzyılda 2000 el yazmasına sahipti
 Roma'daki Vatikan kütüphanesinde de 2000 kadar kitap vardı
 Araplar, 8. yüzyılda Çinlilerden nasıl kağıt yapılacağını öğrenmişlerdir
 10. yüzyılda, kağıt kullanımı yaygınlaşarak papirüs kullanımından
vazgeçildi
 Kağıt üretimi Avrupa'da ilk olarak 1150 civarında İspanya'daki Araplarla
etkileşimden sonra başladı
 Arapların bilime en önemli katkıları tıp, astronomi ve optik alanlarında
oldu.
 Rhazes (865-925) olarak anılan Arap hekim ve filozof Ebubekr Er-Razi'nin,
kızamık ve suçiçeği gibi çocuk hastalıklarını çalışan ilk kişi olduğu
düşünülmektedir.
 Razi sadece Araplar arasında değil, Batıda da geniş bir alanda yayılan
birkaç ders kitabı yazmıştır. Eserleri 17. yüzyılda Latince'ye çevrilmiştir.
 İbn Sina, diğer adıyla Avicenna (980-1037) Razi'nin çalışmasına destek
olmuştur.
6
 Arap bilim adamları tarafından birkaç alanda çarpıcı katkılar
yapılmıştır
 Bunların arasında İbn el-Heysem ya da el-Hazen (965-1039) eşsiz bir
yer tutar.
 Optik çalışması, bu disiplin için bir çok şekilde önemli bir gelişme
sayılır.
 İbn el-Heysem ayrıca, mercek ve küresel ve parabolik ayna
araştırmalarında büyük ilerlemeler gerçekleştirmiştir.
 Optik fenomenlere deneysel yaklaşımın saygın bir temsilcisiydi
 Gözün nasıl çalıştığına dair dikkatli bir analiz yaptı.
 Bugün, İbn el-Heysem en büyük Arap fizikçisi diye bilinir.
 Roger Bacon, Johannes Kepler ve Isaac Newton da dahil olmak
üzere pek çok Batılı bilim adamını büyük oranda etkilemiştir.
 Araplar astronomi alanında da ilerlemişlerdi.
 Özellikle, teori ve gözlem uyuşmazlığını çevreleyen problemleri
çözmek için matematik modellerin gelişimi üzerinde çalışmışlardır.
 İran'daki Meragha Gözlemevi'nde ibn el-Şatir (1375) Batlamyus
sistemini öylesine düzeltmiş ve ilerletmişti ki sistem geniş oranda
matematik olarak daha sonraki Kopernik sistemine eş halde idi
 Kopernikus'a kadar Arap astronomik modelleri Batıdakilerden çok
daha ilerideydi.
 Astronomi, matematik, tıp ve optiğin hemen hemen her alanında Arap
bilim adamları Orta Çağ'da en ilerlemiş olanlar arasındaydı.
 6 yüzyıldan fazla bir süre Araplar teknik ve bilimsel olarak Batının
önündeydi.
Razi
 İslam dünyasının yetiştirdiği ender filozof ve bilimcilerden biridir.
 Tıp ve kimya sahasında Ortaçağ İslam ve Batı dünyasının yegane
otoritelerindendi.
 Bilimsel kimyanın kurucusu sayılır. Modern kimyanın doğuşuna
kadar Doğu’da ve Batı’da fikirleri hakim görüştü.
 Tıp alanındaki en büyük buluşlarından birisi, kızıl ve kızamık
arasındaki farkı ortaya koymasıdır.
 Eserlerinden çoğu Latince, İbranice ve diğer batı dillerine çevrilmişti.
 Batılılar arasında ismi Rhazes, Alrazes ve Albubator olarak
Latinceleştirilmişti.
7
Razi felsefesi









Pisagor ve Platon gibi Ruh’u ezeli bir Cevher olarak kabul eder.
Ruh bedenle (maddeyle) birleşince önemsizleşir
Ruh bedenden çıktıktan sonra yeniden ölümsüz ruhla birleşir
Platon gibi, İslama ve Aristoculuğa aykırı olarak, tenasüh
(metephyschos) teorisini kabul eder. Bunun için de, canlıların
öldürülmesine karşıdır.
Platon’cu ve Pisogor’cu bir ahlak anlayışını benimser
Ruh ve nefsin arındırılmasına önem verir
“Felsefi Hayat” veya “Felsefe Yolu” nu, nefsin ihtiraslarından,
zevklerden uzak, ideal hayat tarzı görür.
Kendisi böyle bir hayat yaşamaya çalışmıştır.
Muayene ettiği hastalardan çoğu kez hiç para almadığı gibi, özellikle
fakir hastalara para vermiş ve kazancını fakirlere paylaştırmıştır.
“Allah’ın varlığını tanımak, iyi ve kötüyü ayırt
etmek için dinlere ve peygamberlere ihtiyaç
yoktur…
Bu konularda akıl yeterlidir…”
Razi
 Bütün insanlar yaratılıştan eşittir. Peygamberlerin hiç bir akli ve
ruhi üstünlükleri yoktur.
 Mucizeler birer gerçek olay değil, efsanedir; tek olan ezeli hakikate
aykırıdır.
 Savaşların çıkmasına ve insanlığın mahvolmasına dinler sebep
olmaktadır.
 Din adamları felsefi düşüncenin ve ilmi araştırmaların en büyük
düşmanı ve engelidirler.
 Filozofların eserleri, insanlık için mukaddes kitaplardan daha çok
faydalıdır.
 Dine bağlı olmanın sebepleri, taklit, alışkanlık, ananecilik,
tembellik, baskı ve hadiselerin meydana getirdiği korkudur.
8
Razi
 Bu görüşleriyle, Aydınlanma çağının Diderot ve
Voltaire gibi materyalist ve hümanist yazarlarının
öncüsüdür
 Günümüz Marksistlerinin, din ve inançların korkudan
doğduğunu söyleyen ve bu bağlamda doğacılığın
kurucusu sayılan Max Müller’in de öncüsüdür
Farabi





Aristo mantığın kurucusu
Mantığın sistemleştiricisi ve geliştiricisi
Mantık hakkında açık seçik felsefe yapmıştır
Mantığın dilbilim ile yakın ilişkisini kurmuştur
Felsefe öğrenmeden önce dilbilim, matematik ve mantık
öğrenilmesini öne sürmüştür
“Doğrular değişken midir?
Ezeli midir?”
Doğruluğun dayandığı şartlar ve
ortam değişmedikçe doğrular sabittir.
9
İbni Sina (980-1037)
16. Yüzyıla kadar Avrupa’da norm
olan psikoloji
Evrenselleri düşünebilen zeka
Pratik zeka
Mantıksal Ruh
İştah/Motivasyon
Hassas/Duygusal
Ruh
İçsel
Duyumlar
Dışsal
Duyumalar
Bitkisel Ruh
• Bitkisel
Hazlara yaklaşma
Acıdan kaçınma
Hatırlama; Sezgileri bellekten geri çağırma
Depolama; Değerlendirme sezgilerini depolar
Tartma/Değerlendirme; kar/zarar sezgileri
Bütünleştirici insani imgeleme; Yaratıcı imgeleme
Bütünleştirici hayvansal imgeleme; Birleştirici imgeleme
Tutucu imgeleme; Nesneleri kopyalama
Sağ duyu; Beş duyuyu birleştirme
Görme
İşitme
Dokunma
Tatma
Kokma
Üreme
Büyüme
Beslenme
ruh (Bedene ait)
•Bitkilerde, hayvanlarda, insanlarda ortak
• Hassas/Duygusal ruh (Beyine ait)
•Hayvanlarda, insanlarda ortak; Hayvanlardaki sezgiler, klasik
koşullanma tarzı birleştirmeler; insanlardaki sezgiler,
duyumlardan elde edilmiş, nesnenin özüne ilişkin fikirler;
Bellekteki nesneler, deneyimlerden çıkarılmış soyutlamalar
•Motivasyon
• Rasyonel ruh (Maddesel beden ve beyni aşan; Ruha ait)
•Sadece insanlara özgü
•Pratik zeka, bedeni yönetmek, iyi davranışları sürdürmek,
evrenselleri düşünebilen zekanın kendini gerçekleştirmesini
sağlamak; gündelik işleri yerine getirmek için
•Evrenselleri düşünebilen zeka; Pasif zeka; Dıştaki, doğaüstü
“Aktif zeka” ile aydınlatılıyor (İbn-i Rüşt)
10
İbn-i Rüşd (1126-1198)
(Averroes) ve Averroism
 Felsefe, tıp, matematik gibi alanlarda çalışmış ve uzun süre doktorluk
yapmıştır
 Aristoteles’ten etkilenmiş, onun sistemini de bazı noktalarda
eleştirmiştir
 Batı entelektüel dünyasını 300 yıl kadar etkilemiştir; ama Klise onun
görüşlerini hazmetmemiştir
 Evrenin başlangıcı olan Tanrı, tüm varlıkları belli bir düzene göre
yaratan sınırsız bir irade ve zorunlu bir varlıktır
 Tanrı, dünyayı kendisinden türeyen "ilk akıl’la yönetir.
 Bu ‘ilk akıl’dan da diğer akıllar türemiştir.
 Bütün insan akılları öz bakımından aynıdır
 Genel bir insan aklı vardır
 İnsan “ruh”ile değil, ‘ebedi akıl’la ölümsüzlüğe ulaşır.
 Bilgi insan aklıyla kavranabilir
 Mutluluk bu dünyada mümkündür
İbn-i Rüşd
 Evren ezelidir
 İnsan, özü gereği bağımsızdır
 Kendi eylemlerinden, yaşamından dolayı sorumludur; ama kendisi
dışındaki olaylar karşısında sorumlu değildir
 Felsefenin konusu maddi varlıkları incelemektir
 Tanrı’ya ulaşmanın yolu da, beş duyu ile algılanacak somutluğu
incelemekle mümkündür
 Vahiy yoluyla (sunulanlar) edinilen doğrular ile, mantık yoluyla
(bulunanlar) ulaşılan doğrular arasında her zaman bir çatışma
olacaktır
 İbn-i Rüşd, etkisi daha çok İslam Dünyası'nda değil, Batı
Dünyası'nda olmuştur.
 İbn-i Rüşdücülük diye sonradan bir akım olmuştur
 Descartes de ileride Averroism’cilikle suçlanmış ve kitapları Kilse
tarafından 1663’te “yasaklı kitaplar” listesine girmiştir
Yüksek Dönem Ortaçağ (1100-1350)
Dönemin Sosyo-politik Yapısı
1000’lere doğru ekonomi düzelmiş, nüfus artmış
1300’lere kadar böyle devam etmiş
İlk şehirler kurulmuş ve dünya tarihini değiştirmiş
Şehirlerle beraber, kişiler daha özgür
Şehirleri kontrol eden asiller yok, feodal sorumluluklar yok
Kişiler kendi işlerini kurup, para kazanıyorlar
Ticaret ve kar amaçlı ilk işletmeler, bankalar kuruluyor
Teknoloji gelişiyor ve benimseniyor
Köleler olmadığı için makineler geliştiriliyor (değirmenler,
dokuma tezgahları, saatler, vb.)
 Büyük gemilerle ticaret yapılıyor, açık denizlere çıkılıyor,
dünyanın diğer bölgeleriyle temaslar









11
Yüksek Dönem Ortaçağ
“Birey”e bakış
 “Birey”i bulmak için topluma değil, popüler kültüre
sanata, edebiyata bakmak daha uygundur
 Popüler kültürde
 Kadına, cinselliğe bakış, romantik aşkın ortaya çıkışı,
evliliklerin değişmesi
 Aşk şarkıları, şiirleri, öyküleri
 Şövalyelerin aşkları, aldatmaların öyküleri
 “Carmina Burana”
 “Trisdan und Isolde”
 Sanatta
 Biyografiler, Otobiyografiler
 Portreler
 Venüs, Cupid, Gül
 Teknolojide
 Cam aynanın icadı
Yüksek Dönem Ortaçağ
“Kadın”a bakış
 İdealize edilen bir kadının aşkı
 Eş olan kadının kocasının oyuncağı olarak görülmesi
 Bazı kadınların haz nesneleri olarak algılanması
Yüksek Dönem Ortaçağ (1100-1350)
Dönemin Evrene Yaklaşımı
Evrenin de çalışması bir makineye benzemektedir
O halde evren de sistematiği anlaşılabilir bir şeydir
Aristo yeniden keşfedilmiştir
Muhteşem Romanesk ve Gotik kliseler inşa edilmiştir
İngiltere’de modern politik formlar geliştirilmiş ve kralın yetkileri
sınırlandırılmıştır; 1215 “Magna Charta”
 Edebiyatta insana özgü, bireysellik motifleri işlenmeye
başlamıştır





12
Yüksek Dönem Ortaçağ (1100-1350)
Dönemin Psikolojisi: Hristiyan Psikolojisi
 Entellektüel Rönesans
 Aristo ve diğer Yunan düşünürlerinin İslam düşüncesiyle sentezlenmiş
halleri, İspanya, Sicilya ve Istanbul’dan gelerek Batı düşününü etkiliyor
 Aristo’nun doğacı, dinsel olmayan felsefesi Hristiyanlıkla pek
uyuşmuyor
 Aziz Thomas, bu ikisini uyuşturmaya çalışıyor; Kendisinin de
neredeyse başı derde giriyor
 Oackham’lı William, inanç ve mantığı birbirinden ayırıyor
 12. ve 13. yüzyıllarda eğitimde artış söz konusu; felsefeciler artıyor
 İki temel görüş:
 Platonik-Augustinci mistik yol
 Aristocu-Tomasçı inançla sınırlandırılmış doğal mantık
Yeniplatoncu Hristiyan Psikolojisi:
Aziz Bonaventure (1221-1274) (Protestanlıkta sürdürülmektedir)
• Kesin bir dualist; zihin-beden ayırımı
• Ölümsüz ruh, dünyadaki varlığı sırasında ölümlü bedeni kullanır
• İnsanın özü ruhudur
• Dört zihinsel fakülte:
• Bitkisel,
• Duygusal,
• Entellekt (alt düzey, üst düzey),
• İrade
• Ruh iki türlü bilgiyi bilebilir
•Gözlemler ve deneyimle, dış dünyanın bilgisi
•Bireysel nesnelerden soyutlamalar yaparak evrensellere ulaşmak
•sadece soyutlamalar yetersizdir
•Tanrısal “ışık”la aydınlatılmalıdır
•İçe dönük düşünme ile ulaşılan maneviyat bilgisi
•İiçimizde aydınlanan Tanrı bilgisi; duyumlara gerek yoktur
Aristocu Hristiyan Psikolojisi:
Aziz Thomas Aquinas (1225-1274) (Katolik Klisesi’nde sürdürülmektedir)
Hayatını, bilimsel doğacılığını, klisenin öğretileriyle bütünleştirmeye
adamış
•Aristo, tek filozof; Tanrı sözünün devreye girmediği noktada, insan
mantığının gücünü ve sınırlılıklarını göstermeye çalışmış
• Teoloji ve felsefenin uyuşması için her ikisinin birbirinden kesin şekilde
ayrı tutulması gerekir
•Mantık bu dünyanın, doğanın bilgisine uygulanır
•Tanrının bilgisi ancak doğadan yordanarak çıkarılır, inancın alanıdır
•Din dışındaki tüm konuları felsefi olarak ele almıştır
•Psikolojisi Aristo ve İbn-i Sina’dan etkilenmiştir
•İbn-i Sina’nın yaklaşımına bazı katkılarda bulunmuştur
•
13
Aquinas’ın Psikolojisi
Rasyonel Ruh
Biliş: Evrensellerin bilgisi
Entelektüel İştah/İrade
Hassas İştah
Hareket/Motivasyon
Güçleri
İçsel Duyumlar
Hassas Ruh
Dışsal Duyumlar
Bitkisel Ruh
Aktif zeka: Evrenselleri soyutlar
Pasif zeka: Evrenselleri kavrar
: Evrensel iyiyi araştırır
Duyumsanan nesnelere yaklaşır
Hedeflere yönelik engellere direnç gösterir
İmajinasyon: Olmayan nesneleri düşünür
Bellek: Nesnelerin imajlarını saklar
Tartma: İstemsiz/İstemli (Cogitava)
Sağduyu: Özel duyumları bütünleştirir
Görme
İşitme
Koku alma
Tat alma
Dokunma
Beslenme: Bedenin sürdürülmesi
Büyüme: Bedenin normal büyüklüğü
Üreme
Aquinas’ın Psikolojisi
 İnsanlarla hayvanlar arasındaki farklılıklar:
 Rasyonel kontrol altındaki, istemli tartma sadece insanlarda
 Entelektüel iştah, irade insanlarda
 Aktif zeka, İbn-i Sina’dan farklı olarak insanın bir özelliği
 Bilgi, kutsal bir hediye değil, insan düşüncesinin ürünü
 Beden, ruh için bir mezar değildir
 İnsan zihni ve bedeniyle bir bütündür
 Ruh insanı aşsa da yeri bedendir
 Mahşerde bedenler dirilince o da ahirete gidecektir
 İnsan zihni ancak daha önce duyumlarla deneyimlenenleri
doğrudan bilebilir
 Doğuştan getirilen bilgi yoktur
 Ruhun ve Tanrının bilgisi ise dolaylı yollarla bilinir
 Ruhu bilmek için davranışlarımızı, Tanrıyı bilmek için onun
evrendeki işini incelemeliyiz
 Tanrıyla ve özümüzle doğrudan bütünleşme mümkün değildir
Geç Dönem Ortaçağ (1350-1600) Dönemin
Sosyo-politik yapısı











Veba salgını Avrupa’nın üçte birini yok ediyor
Korku, panik dönemi
Laik ve dinci liderler arasındaki gerginliğin artması
Luther’in Reformasyon akımı Katolik Klisesinin otoritesini sarsıyor
Çok büyük sosyo-politik çalkantıların olduğu bir dönem
Aristo’nun bilimsel yaklaşımı geliştiriliyor
Doğanın bilimsel yöntemle incelenmesine başlanıyor
Yunan ve Romalı’ların eserleri keşfedildikçe Rönesans’a doğru geçiş
Aynı zamanda yaratıcı yok edişlerin dönemi
Feodalizm ve Klise otoritesi yıkılıyor
17. Yüzyıl modern yaşantısına yol açılıyor
14
Geç Dönem Ortaçağ: “Birey”e Bakış
 Daha bireysel ve içsel olarak kavramlaştırılan zihin
 Popüler Kültür




Dante Aligheri (1265-1321)
Geoffrey Chaucer (1343-1400)
William Shakespeare (1564-1616)
Miguel Cervantes (1547-1616)
 Akademik Düşünce
 Etik
 Günah, Günah çıkarma
 Mistisizm
 Aziz Fransis (1182-1226)
 Tanrı’yla doğrudan ilişiki
 Sade, tek başına meditasyona dayalı bir hayat
Geç Dönem Ortaçağ (1350-1600)
Oackham’lı
William (1290-1349): Metafizik yerine psikoloji








Veba salgınına kadar son dönem ortaçağ yaratıcı bir dönem
En önemli düşünür Oackham’lı William
Deneyimciliği ve metafizik yerine psikolojiyi getiriyor
O zamana kadarki Yunan ve ortaçağ düşünürlerine göre tek
gerçek bilgi evrenin bilgisi
Rasyonel ruh evrenselleri bilebilir
Soyutlanan evrenseller, özler metafizik olarak doğrudur
Oackham bu yüzyıllarca süren varsayımları sarsmıştır
Metafizik bilgi yerine psikolojiyi, zihinsel işleyişi koymuştur
Oackham’lı William










Bilgi sezgisel bilişle, nesne ile doğrudan etkileşimle başlar
Sezgisel bilişte dünya ile ilgili doğru ve yanlışlar ortaya çıkar
Bu “şeyler”in bilgisinden sonra, soyutlanan bilişlere geçilir
Evrenseller sadece zihinsel kavramlar olarak vardır; zihinden başka bir yerde
varlıkları yoktur
Soyut kavramlar doğru da olabilir yanlış da
Soyut bilişler tamamen hipotetiktir
Sorumuz, herkeste bu soyutlamaların bulunup bulunmadığı değildir
Sorulması gereken soru, biz sadece özellerle etkileşirken bizim zihinlerimizin
bu evrenselleri nasıl oluşturduğudur
Onun yanıtına göre, zihin özellerdeki benzerlikleri kaydeder, benzerliklere
göre sınıflamalar yapar
Evrenseller, bazı nesnelere uyan bazılarına uymayan ve nesneler arasındaki
benzerliklere işaret eden mantıksal çıkarımlardır
15
Oackham’lı William











Ruh ve zihinsel yetenekler birbirinden ayrı değildir
Ruh irade ya da düşünme fakültelerine (yeteneklerine) sahip değildir
Bizim fakülte (yetenek) dediğimiz şey sadece bir zihinsel harekettir
İrade, irade davranışı içinde olan ruhu tanımlar; düşünme, düşünme davranışı
içinde olan ruhtur
Oackham’a göre bu “fakülteler” aslında bazı zihinsel işlevlerden yapılan
çıkarımsal varlıklardır
Kavramlar, deneyimlerden oluşturulan zihinsel “alışkanlıkar”dır
Bu alışkanlıklar sayesinde tek tek nesneleri değil nesnelerin ortak özelliklerini
düşünürüz
Formlar yoktur, o yüzden de formlar düşünülmez
Biz yordanan, alıştığımız kavramlarla düşünürüz
Kavramlar olmadan dışsal uyarıcılara basit tepkiler veren hayvanların durumuna
düşeriz
Oackham davranışçı değildir; sözünü ettiği kavramlar zihinsel kavramlardır
Oackham’lı William
 İnanç ve mantık arasında kesin ayırım vardır
 Deneyimlerimiz, sezgisel bilişlerimizde ölümsüz
bir ruhumuz olduğuna inanmamızı gerektiren
hiçbir kanıt yoktur
 Felsefe ve mantığa göre bedenimizle birlikte
zihnimiz de yok olacaktır
 Ölümsüz ruh bilgisi ancak inanç ile ilgili olabilir
 Mantık ve inanç farklı zihinsel işlevlerdir
Deneyimciliğin sonu: Ortaçağ kuşkuculuğu
 14. Yüzyılda evrensel insan bilgisinin analizi sonucunda insanların
bilebilecekleri şeylerin çok sınırlı olduğu görüşü hakim
 Daha önceleri Abelard’ın, sonra da Oackham’ın söyledikleri, evrensellerin
“formsal” karşılığının gerçekten varolduğu görüşünü sarsıyor
 Onların ileri sürdüğü görüşlere kadar, bilginin kanıtlanması için sadece
“formlar”ın varlığını ya da “Tanrı kelamı”nı ileri sürmek yeterliydi
 Ama artık sorular değişmişti
 Soru: “Eğer evrenseller kutsal formların yansıması değilse, insanların
bilgisine dayalı ise, bilgimizi ve onun doğruluğunu nasıl kanıtlayacağız?
 Bu kanıtlama yapılırken Tanrı’ya ve “formlar”a başvurmadan hangi yolları
izleyeceğiz?
 Tanrı eğer herşeye kadirse, istediği anda bir şeyi “var” gibi gösterebilir, ama
aynı anda onu “yoketmiş” de olabilir. Bu durumda algıladığımız o şeyin
varlığı doğru mudur?
 İnsan bilgisinin doğruluğuna ne kadar inanılabilir? Hangi koşullarda
inanılabilir?
16
Ortaçağ kuşkuculuğu
 Autrecourt’lu Nicholas’ın yanıtı (1300-?)
 Zihinde formlar yoktur, işlevler vardır
 Bilgi elde etmek için görünene en yakın knumda olmak, gözlemler
yapmak gerekir
 Bilebileceğimiz tek şey duyu organlarımızla aldıklarımızdır
 Bilgi deneyimde saklıdır
 En iyi bilgi de deneyime en yakın olanıdır
 Duyumlardan “formlar”a, “özler”e atlamak uygun değildir
 Gözlenen her şeyin gerçek olması ihtimali, gerçek olmaması
ihtimalinden daha geçerlidir, işlevseldir, mantıklıdır
Rönesans: Sosyo-politik Durum
Sanatta ve bilimde yaratıcılık dönemi
Toplumsal olarak büyük kargaşalar dönemi
Savaşlar
Veba salgını ve diğer hastalıklar
Kıtlıklar
Feodal düzenin yıkılışı
Stress, anksiyete, ölüm obsesyonları
Kuşkularla, belirsizliklerle dolu bir dönem
Günah keçisi arayışları: Cadılar, museviler
Hümanistlerce insanın özelliği ve güzelliği vurgulanırken, gerçek hayatta
olumsuzlukları yaşanmaktadır
 İnsanın doğasının kötülüğüne ilişkin görüşler
 Tarikat tarzı büyüsel yöntemler
 Michel Montaigne (1533-1592), insanın sınırlılıklarını ve evrendeki özel olmayan,
diğer canlılarla eşit yerini vurgulamıştır










Rönesans: Rönesans: “Hümanizma”nın
Dönüşü”






Sanatta yaratıcılık dönemi
Ortaçağdan Modern zamanlara geçişi başlatmış
“Hümanizma”nın geri gelişi
Bu dünyada yaşamakta olan bireyin vurgulanması
Her konuda Klasik döneme dönme arzusu
Aristo dışındaki diğer Yunan düşünürlerinin yeniden
keşfedilmesi





Fransesco Petrarch (1304-1374)
Leonardo da Vinci (1452-1519)
Andreas Vesalius (1514-1564)… Ayrıntılı anatomik incelemeler
Francis Bacon (1561-1626)… Deneyler
Niccolo Machiavelli (1469-1527).. Politik güç için insanın
incelenmesi
17
Rönesans: “Doğacılık”
Din ve çağdaş bilim arasında bir yerde
Mıknatıslar ve kendi özellikleri
Kapalı kaptaki yemeğin bozulmayışı
Yaşam ve zihnin açıklanmaya çalışılması
Canlıların hareket etmesinin açıklanmaya
çalışılması
 Bu açıklamalar hep nesnenin dışındaki değil
içindeki bazı doğal güçlere bağlanması şeklinde





Reformasyon
17. Yüzyılda psikolojinin gelişimini etkilemiş
1517’de Martin Luther ile başlamış
Aquinas felsefesine karşı Augustine felsefesi
Törenleri, aracı ruhban sınıfını reddeden, Tanrı ile
doğrudan ilişkiye geçmeyi sağlayan bir din arayışı
 Kanlı iç savaşlar; Yüz yıl, Otuz yıl savaşları




Dönemin sonuna doğru…
 İnanç ve bilgi/mantığın ayrılması sonucunda
 Deneyimcilik, gözlenebilen ve bilinebilen fiziksel
dünyaya doğru yönelmiştir..
 Fiziksel bilimler 14. Yüzyılda doğmuştur
18
Sonuç: Klasik-Ortaçağ-Rönesans Bakış Açısı
 Rönesans, klasik kültürde varolan ve ortaçağda gelişmiş olan dünya
görüşünü mükemmelleştirmiştir
 Evrendeki her şey birbiriyle bağlantılıdır ve birbirini temsil eder
 Dünya bir kitap gibidir ve her şey bir sayfa olarak bir diğeri hakkında
bilgi verir
 İnsan bedeni, fiziksel dünyanın temsilidir
 İnsan zihni, görünmez dünyanın temsilidir
 İnsan doğaüstü makrokozmozun temsili olan bir mikrokozmozdur
 İnsanın rasyonel ruhu meleklerle eşdeğerdir, çünkü sadece
meleklerde mantık vardır
 Rasyonel ruh ve dünyevi beden arasında da imajinasyon ve sağduyu
gibi insansal yetiler vardır
 Bu yetiler beyinde yerleşmiştir
 17. Yüzyılda bu dünya görüşü yıkılmıştır
 Yolu gösteren Montaigne, Sir Francis Bacon ve Galileo’dur
19
Download

Ders 3 EK OKUMA - Başkent Üniversitesi