Tek rota, onlarca bağ,
yüzlerce lezzet
‹çindekiler
Trakya Bağ Rotas› ................................................................................................................................................ 2
K›rklareli ...................................................................................................................................................................................... 4
Vino Dessera Bağlar› ...................................................................................................................................... 7
Arcadia Bağlar› ............................................................................................................................................................ 8
Chamlija Bağlar› ........................................................................................................................................................ 9
Tekirda€ ................................................................................................................................................................................... 10
fiatoNuzun Bağlar› ........................................................................................................................................... 13
Barel Bağlar› ................................................................................................................................................................ 14
Umurbey Bağlar› ................................................................................................................................................. 15
Barbare Bağlar› ..................................................................................................................................................... 16
fiarköy ........................................................................................................................................................................................... 17
Melen Bağlar› .............................................................................................................................................................. 20
Gülor Bağlar› ............................................................................................................................................................... 21
Chateau Kalpak Bağlar› ...................................................................................................................... 22
Gelibolu ..................................................................................................................................................................................... 23
Gali Bağlar› ..................................................................................................................................................................... 26
Suvla Bağlar› ................................................................................................................................................................ 27
Gezin 1 Yiyip-‹çin 1 Konaklay›n 1 Al›flverifl Yap›n ............. 28
Gastronomi ....................................................................................................................................................................... 30
Edirne ............................................................................................................................................................................................ 32
Trakya Bağ Rotas›
Trakya Bağ Rotası, ana yoldan uzaklaşıp yeni yerler keşfetmeyi tercih eden gezginlere,
dağları, ormanları ve üç denize kıyısının sağladığı sayısız mikro kliması ve tarihi geçmişinin
birleşiminden doğan zengin kültürü ile İstanbul’un hemen yanı başında, yeni, heyecan verici
ve lezzetli bir alternatif sunuyor.
Birbirinden güzel dört ana bölgede toplanan bağları ziyaret ederek toprakla temas etmek,
üreticilerle tanışmak, yeni lezzetler keşfetmek ve köy hayatını deneyimleme fırsatı sunan
Trakya Bağ Rotası, çevredeki tarihi mekânlar, kültürel aktiviteler ve doğal güzellikleri ile
daha da zenginleşiyor.
İstanbul’dan çıktıktan bir buçuk ila iki saat sonra Trakya’nın bağlarına ulaşabilirsiniz.
Trakya’da beni ne bekliyor?
Bağlara yapılan gezilerde, gittiğiniz yerle iletişim kurabilir, üreticilerle tanışma, üretim hakkında bilgi edinme olanağına sahip olur, gezdiğiniz yere dair çok daha zengin anılarla
ayrılabilirsiniz. Toprakla temas edip, bağların içinde bütün gün keyifli zaman geçirebilirsiniz.
Bağların uyandığı ilkbahar aylarının başından, hasadın sona erdiği Ekim sonuna kadar, hangi
mevsimde giderseniz gidin, bağlara giden yolların kendisi bile sizi dinlendirmeye yetecektir.
Trakya’nın farklı lezzetlerini tanımak, üretildikleri yerde tatmak isterseniz, peynir imalathanelerini ziyaret edebilir, köylerde zeytin, zeytinyağı, keçi peyniri, köy ekmeği, köy yumurtası,
pekmez, bal gibi bölgeye özgü doğal lezzetlere ulaşabilir, bağların içinde veya çevresinde
yeralan restaurantlarda sizlere özel hazırlanmış mönülerle Trakya’nın zengin mutfak kültürünü
deneyimleyebilirsiniz.
2|
Diğer aktiviteler
Rota boyunca Traklar’ın, Bizans’ın, Osmanlı’nın izlerini takip edebilir, tarihi mekanları keşfedebilir, her bölgenin özgün yapısına göre farklı güzelliklerle tanışma fırsatı bulabilirsiniz.
Kırklareli Istranca Dağları ve Longoz Ormanları’nda ve Şarköy’de Ganos’un antik patikalarında
yürüyüş veya trekking yapabilir, manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Dağların ve ormanların
içinde tarihin izini sürebilirsiniz. Uçmakdere’de yamaç paraşütü, Şarköy’de sörf gibi farklı
aktivitelere katılabilirsiniz. Şarköy rotasında Gaziköy ve Uçmakdere’de veya Gelibolu rotasında
Saros’da, dalış yapabilir, Kuzey Ege’nin cennet plajlarının tadını çıkarabilirsiniz.
Detaylı bilgi ve aktivite listesine www.trakyabagrotasi.com adresinden ulaşabilir, Apple Store
ve Google Store’dan Trakya Bağ Rotası uygulamasını indirebilirsiniz.
Teşekkürler
Fotoğraf katkıları için, Trakya Kalkınma Ajansı’na, Tekirdağ İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ne,
Kırklareli İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ne, EFOD’e, TEFOD’e ve KIFSAD’a; fotoğraf ve metne
katkıları için, Kırklareli İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ne ve projeye değerli katkıları için
Ömer Genç’e teşekkür ederiz. Lucienne Şenocak ve Murat Yankı’ya katkılarından ötürü teşekkür
ederiz.
|3
K›rklareli
Antik tarih boyunca Trakya’da bağcılık genel hatlarıyla üç bölgede yoğun olarak görülür;
Kırklareli ve civarı, Ganohora diye adlandırılan Uçmakdere-Şarköy arasında uzanan Tekirdağ
bağlıkları ve Edirne’ye bağlı Uzunköprü ilçesi ve Enez civarında yoğunlaşarak Gelibolu
yarımadasına doğru uzanan bölgedir. Trakya’nın Kuzey doğusunda Karadeniz’e kadar uzanan
Kırklareli, tarih boyunca bağcılık açısından önemli bir bölge olmuştur. Grek, Balkan ve RomaBizans kültürleriyle harmanlanmış bu topraklar, tarihte rivayetlerle, mitolojik söylencelerle
kendine yer edinen Dionysos kültürünün izlerini taşır.
Kırklareli ve civarında insan eliyle kayalara oyulmuş,
bağcılık ürünlerinin sularının dinlendirildiği, şırasının çıkartılıp, çökeltildiği düşünülen havuzcuklar bulunmuştur.
Bu yapıların Traklar döneminden kaldığı düşünülmektedir.
Trakya’nın iç kesimlerinden birleşerek gelen tarihi şarap
yolları, Kırklareli ve Üsküp’te kesişir. “Tarihi Diyonissos
Şarap Yolu” adını alan bu yolun, Istranca Dağları üzerinden
İğneada ve Midye (Kıyıköy) limanlarına ulaştığı bilinmektedir.
Doğal güzelliklerinin yanında kültürel ve tarihi zenginlikleri açısından da yüksek değer taşıyan Kırklareli, ormanları, mağaraları, plajları, antik kalıntıları, Doğu Roma ve
Osmanlı eserleri ile ziyaretçilerini bekliyor.
4 | Kırklareli
Lüleburgaz
Sosyokültürel yapısı tarih boyunca farklı uygarlıklarla beslenen bu coğrafyada gastronomik
mirasına verilen önem devam etmektedir. 2014 Mayıs ayında Lüleburgaz Belediyesi Lezzet
Akademisi adı altında bir mutfak sanatları okulunu hizmete açacaktır.
Gastronomi
“Kırklareli’nde yöre halkının çoğunluğunu Amuca Kabilesi, Arnavutlar, Boşnaklar, Gacallar, Muhacirler, Pomaklar ve Tatarlar oluşturmaktadır. Yemek kültürünü zengin kılan da bu kültürlerin
bir arada yaşamasıdır. Halk arasında Balkan ya da dağ köyleri diye tabir edilen bölgelerde hayvancılık beslenme alışkanlıklarında ön plana çıkarken, ova olarak tabir edilen yerleşim yerlerinde
tarımsal faaliyetlere dayalı beslenme alışkanlıklarının ön plana çıktığını, kıyı kesimde ise deniz
ve deniz ürünlerinden yapılan yemeklerin tüketildiğini görüyoruz.” Ali Çakır, Kırklareli Mutfağı
Trakya kıvırcık kuzusu, her köyün kendi adı ile ürettiği çeşit çeşit sucuklar, Trakya kaşarı ve
keçi kaşarı başta olmak üzere çeşit çeşit peynirler, yöreye has evlerde hazırlanan bir baharat
çeşidi olan kokulu tuz, sonbaharda toplamaya çıkılan çeşit çeşit mantar ve mevsiminde tazecik
Karadeniz hamsisi, kalkanı, lüferi ve palamudu, av etleri, tavşan köftesi, yöreye özgü envai
çeşit tuzlu ve tatlı börekler ve üzüm suyuna hardal tohumları katılması ile hazırlanan hardaliye saymakla bitmeyen Kırklareli lezzetlerine örnekler.
Vize
Trakya’da Roma dönemine ait rastlanan tek odeon yapısı Kırklareli’nin Vize ilçesindedir.
Bölgede yapılan kazılarda bulunan ve Dionysos betimlemeleri içeren sahne rölyefleri Kırklareli
Müzesi’nde sergilenmektedir.
Yakın zamanlarda başlayan ve kısa sürede bütün dünyaya yayılan ‘sakin şehir/citta-slow’ uygulamasının son örneklerinden olan Vize, sadece bu özelliği ile bile görülmeye değer bir yer. Aynı
zamanda bölgenin en zengin Doğu Roma kalıntılarına da ev sahipliği yapıyor. Gazi Süleyman
Paşa Camii olarak da bilinen ve 6. yüzyıla tarihlenen Küçük Ayasofya Kilisesi, Çömlektepe
Kazı Alanı’nda ortaya çıkartılan ve muhtemelen Roma Dönemi’ne ait olan amfi tiyatro, Kıyıköy
yakınlarındaki kaya-oyma Aya Nikola Manastırı, Vize’yi önemli bir uğrak noktası yapmaya
yetecek eserlerden.
Trakya Kalkınma Ajansı desteği ile hazırlanmakta olan “Örnek Trak Köyü” de yakın zamanda
tamamlanarak ziyarete açılacak.
Kırklareli | 5
Istranca, Longoz Ormanları, Dupnisa
UNESCO Biosfer Alanı olarak ilan edilmesi planlanan ve Avrupa kıtasındaki en büyük yüzölçümüne sahip longoz olarak kayda geçen; beşyüzün
üzerinde bitki türüne, çok çeşitli balık-kuş populasyonuna sahip olan İğneada Longoz Ormanları;
muhteşem manzaralar eşliğinde oldukça iyi trekking parkurları sunan Istranca Dağları ve Mahya
Tepesi; mübadele öncesi sahip olduğu karakteristik
Rum mimarisini hala koruyan Hamdi Bey Köyü de
Trakya Bağ Rotası’nın Kırklareli Ayağı’nda yer alan
destinasyonlardır.
Istranca’lara giderken ormanın içinden, akarsuların arasından geçerek ulaşılan Dupnisa Mağarası,
Kırklareli’nde araştırılıp değerlendirilmeyi bekleyen
elliyi aşkın mağara arasında ziyarete açık tek mağara olup, Türkiye’deki en önemli mağaralar
arasında sayılmaktadır. Onaltı değişik türden yaklaşık altmış bine yakın yarasa türünün mekan
tuttuğu, kuru ve sulu bölümleriyle eşsiz bir mağara sistemi olan Dupnisa, ışıklandırma sistemi
ve gezi yollarıyla, oldukça çekici bir uğrak noktasıdır. Yaklaşık 180 milyon yıl önce oluşmuş
olan Dupnisa Mağarası güzelliği ile son yıllarda doğa tutkunları ve fotoğrafçıların vazgeçilmez
rotası olmuştur.
Dokuzhöyük
İsmini çevredeki Trak mezarlarından alan, nev-i şahsına münhasır Dokuzhöyük Köyü meydanındaki post modern heykelle ziyaretçileri şaşırtmakta, insanın doğa karşısındaki pozisyonunu
ünlü heykelin altındaki; “tee bre yeni! Şımardı çıktın üstüme! Kökün yok saçağın yok! Dal yaprak çiçek açar, meyve verebilir misin? “ sözüyle özetlemektedir. Bir televizyon, bir futbol topu,
bir kola şişesi ve su borusundan oluşan bu parçayı görüp, üzerinde düşünmekte fayda var.
Demirköy
Tunç Çağı ile ve Trak dönemi ile bağlantısı kurulabilecek bir başka yerleşim yeri de Demirköy.
Antik dönemlerden beri süren metal üretimi, anlaşılan o ki Osmanlı döneminde de devam
etmiş. Demirköy’deki bu geleneksel iş kolunu dikkate alan Osmanlı da, adını aldığı II. Mehmet
döneminden epey sonra, 16. yüzyıldan itibaren burasını bir metal işliği olarak kullanmış. Özellikle top ve top güllelerinin yapıldığı Fatih Dökümhanesi, yarı mamül ürünlerini İğneada’dan
deniz yoluyla Tophane-i Amire ve Tersane-i Amire’ye yollarmış. 20. yüzyılın başlarına kadar
faaliyette kalan dökümhanede 2001 yılında başlayan kazılar halen devam ediyor.
Merkezden uzaklaşıp kuzeye doğru devam edildiğinde karşınıza çıkacak İğneada yakınlarındaki
Mert ve Erikli Gölleri de, yürüyüşçülerin ve kuş gözlemcisi gezginlerin favori ziyaret alanı
olmaya aday destinasyonlardan sadece ikisi.
6 | Kırklareli
Ahmetçe Köyü No: 75 Kırklareli www.vinodessera.com T. +90 532 564 50 26
Havaalanına uzaklık: Çorlu 126 km, İstanbul Atatürk 195 km
K›rklareli
Vino Dessera Bağlar›
Vino Dessera Bağları’nın başlangıcı eski bir Anadolu geleneğine dayanıyor. Vino Dessera Bağları’nın sahibi
Dönmez Ailesi, hem ilk torunlarının doğumunu hatırlamak, hem de dünyaya yeni gelen bu güzel kız çocuğunun ‘çeyizini’ hazırlamak için Kırklareli’nin hemen dışındaki Ahmetçe köyüne ceviz ağaçları dikmeye karar
veriyor. Zaman içerisinde bölgenin teruarı, geçmişi ve şartları Dönmez ailesini bağ kurmaya teşvik ediyor;
cevizle başlayan bu gelenek bugün bağcılıkla devam ediyor.
Ailenin tabiat sevgisi, köylünün sabrı ve günümüzün bağcılık yöntemleri birleşince Ahmetçe’nin kumlu ve
çakıllı toprağı ile Cabernet Sauvignon, Merlot, Öküzgözü ile kavuşuyor. Barbera, Sangiovese, Narince, Muscat,
Shiraz ve Cabernet Franc ile aile ekili bağ alanlarını daha da genişletiyor. Trakya’nın yüzyıllardır süregelen
geleneği Ahmetçe’de bir kere daha canlanırken; birbirinden güzel üzümler Vino Dessera Bağları’ndan fışkırıyor.
Vino Dessera Bağları Kırklareli kentinin hemen kuzey çıkışında, Ahmetçe köyünde, Istranca Masifi’nin yamacında kurulmuştur. Teruarın özelliği ve yoğun aromalı üzümler yetiştirmeye müsait olup, yaz mevsimindeki
gündüzleri yüksek hava sıcaklığı üzümlerin şeker seviyesini yükselterek, geceleri ise ciddi sıcaklık düşüşleri
sayesinde tadı ve kokusu derin ürünler yeiştirmeye imkan tanımaktadır. Toplam 110 hektarda tarım ile
uğraşan Dönmez ailesi, bunun 20 hektarını bağlarına ayırmıştır.
Vino Dessera Bağları’nın hemen arkasında Profesör Dr. Mehmet Celal Özdoğan’ın kurduğu “Kazı Evi”
bulunmaktadır. Bugüne kadar defalarca ödüle layık görülmüş olan ‘Kazı Evi’nde sergilenen Aşağı Pınar
Höyüğü buluntuları, Trakya’nın ilk yerleşimcileri Traklara ışık tutulmaktadır. Vino Dessera Bağları’nın hemen
yakınındaki Kırklareli Kent Müzesi ise Prehistorik dönemden Cumhuriyet dönemine kadar geniş bir zaman
yelpazesindeki bulguları sergilerken, müze binasının kendisi kentin eski mimari dokusunu temsil etmektedir.
Kırklareli, tarihi olduğu kadar neşeli bir bölge olmasıyla da öne
çıkmaktadır. Üç gün, üç gece süren düğünler, meşhur Hıdırellez kutlamaları, Kakava festivali, Bulgar sirkleri Kırklareli’ni bölgenin eğlence
ve kültür merkezi haline getirmektedir. Vino Dessera üzümleri, bu
tarihi bölgede, yerel halkın neşesiyle yetişmektedirler.
Vino Dessera Bağ Gezileri
Trakya bölgesinin belki de en güzel “çeyizini” barındıran bu geleneksel bağları, Ocak ve Şubat ayları hariç, her gün 10.00 ile 18.00
arasında ziyaret etmek; üzüm türleri, bağ bakımı, hasat hakkında
bilgi almak mümkün. Bağların içinde bir otel ya da restaurant bulunmuyor ama eğer şanslı bir gününüzde
iseniz; Saniye Hanım’ın muhteşem yemekleri ve Yetkin Bey’in tatlı sohbetiyle çok keyifli saatler geçirebilir,
tabiata duyulan sevgi ve harcanan emeği daha iyi anlayabilirsiniz.
Vino Dessera Bağları, hemen hemen her mevsim “Bağ Piknik” gezileri de düzenliyor; yerel tatların cömertçe
paylaşıldığı bu organizasyonlarda yer almak için şimdiden rezervasyon yaptırmanızı tavsiye ediyoruz.
Kırklareli | 7
Hamitabat Köyü Lüleburgaz Kırklareli www.arcadiavineyards.com T. + 90 533 514 14 90
Havaalanına uzaklık: Çorlu 89 km, İstanbul Atatürk 165 km
K›rklareli
Bölge Adi
Arcadia Bağlar›
İsmini Lüleburgaz’ın eski adı Arcadiapolis’ten alan Arcadia bağları, Kırklareli bölgesinde Cumhuriyet
döneminde yapılan ilk büyük modern bağ yatırımı olarak 2000’li yıllarda kuruldu.
Lüleburgaz ve Istranca Dağları arasında, Tarihi Şarap Yolu’nun geçtiği bağlarda bulunan Sauvignon
Blanc, Narince, Cabernet Sauvignon, Cabernet Franc, Merlot ve Öküzgözü ve Papaskaraı cinsi üzümler
yetiştiriliyor. En eski üzüm çeşitleri arasında sayılan Sauvignon Gris ve Pinot
Gris cinsi üzümlerini ise Türkiye’de yetiştiren tek bağ.
Kuzeyde Bulgaristan, kuzey doğuda Istranca Dağları ile çevrili bölgede, bağlara genel olarak karasal iklim hakim. Özellikle yazın sıcak gündüzlere karşı
serin geçen geceler üzümlerin dengeli olgunlaşması ve teruarın eşsiz lezzetinin oluşmasında büyük rol oynuyor. Bağlara hakim rüzgar kuzey doğudan
dağlardan doğru eserek, yaz ayları boyunca üzümler için sağlıklı bir ortam
sunuyor. Sürdürülebilir bağcılık ve minimal müdahale felsefesini benimseyen Arcadia Bağları’nda doğada
ve üzümde kalıntı bırakan kimyasallar kullanılmıyor.
Toprağın jeolojik yapısı eski deniz dibi olması sebebiyle büyük ölçüde alüvyon özellikli siltli kil, kum ve
granit substratı içeren tortudan oluşuyor. Doğal dengeyi koruyarak teruarın lezzetlerini öne çıkarmayı
hedefleyen Arcadia’da, dikimden önce ilk iki yıl organik hayatı canlandırmak için toprak ıslahı yapıldı.
Bağ arazisi rakımı 100 ila 150 m arasında değişen birçok minik tepe ve vadiler ve vadi içlerindeki meşe
koruları ile hem farklı parsellerde oluşan farklı mikro klimalar yaratarak derinlikli lezzetler, hem de
ziyaretçilere keyifli bir doğa tecrübesi sunuyor.
Hamitabat ve Çeşmekolu köyleri arasında konumlu Arcadia, kuşların göç yolu üzerinde olduğundan,
mevsimine göre birçok farklı kuşa rastlamak da mümkün.
Arcadia Bağ Gezileri
Arcadia Bağları, 200 hektarlık bir arazi içine kurulu bağları, şato tipi üretimhanesi, meyve bahçeleri,
bostanları, meşe koruları ve irili ufaklı çiftlikleri ile doğa içinde bir gastronomi merkezi olarak tasarlandı.
Günübirlik rehberli gezilerde bağcılık ve üretim teknikleri hakkında bilgi alabilir, bağların ve koruların
arasındaki patikalarda yürüyüş yapabilir, dilerseniz mevsimine göre üzüm,
kiraz, armut, yaban kekiği, kuşburnu, kuzukulağı, mantar toplayabilir, tepedeki Kamelya’da manzaranın ve lezzetli mönülerin tadını çıkarabilirsiniz. Özel
davet organizasyonları için grup rezervasyonu da alınıyor.
Geziyi biraz daha uzatmak ve çevreyi ziyaret etmek isteyenler için, Arcadia
Bağları butik oteli Istranca dağları manzaralı 21 odası, gurme restaurantı ve
SPA’sı ile Ağustos 2014’te açılıyor.
8 | Kırklareli
Bayır Sokak 30 Büyükkarıştıran Lüleburgaz www.chamlija-wine.com T. +90 288 436 13 49
Havaalanına uzaklık: Çorlu 88 km, İstanbul Atatürk 155 km
K›rklareli
Chamlija Bağlar›
Merkezi Büyükkarıştıran’da olan Chamlija’nın bağları, her farklı üzüm çeşidi için en doğru
toprak yapısını ve iklim özelliklerini yansıtabilmek amacıyla Küçükkarıştıran, Akçaköy, Sütlüce,
Tozaklı, Poyralı, Soğucak, İslambeyli ve Akören’e kadar uzanan oldukça geniş bir alana yayılmış
durumda. Chamlija Istranca zirvesi ile kucak kucağa bağları ile sezon içindeki 17 derecelik
ortalama ısıya sahip serin iklim bağcılığını Türkiye’ye taşıyor.
Chamlija markasının yaratıcısı olan Çamlıca ailesi, Lüleburgaz’ın Büyükkarıştıran kasabasında
1936 yılından beri çiftçilik ile uğraşan bir aile. Ailenin ilk nesli 1936 yılında, filoksera hastalığı sonrası
Bulgaristan’da dikilen ilk Amerikan anacı asmaların
anısına, adı ‘Bağlık Yer’ anlamına gelen Loznitsa
olarak değiştirilen Kubadın’dan göç etmiş Türkiye’ye.
Üçüncü kuşaktan Mustafa Çamlıca bir ‘finewine’ şarap yatırımcısı ve bu girişimin arkasındaki isim.
Şirket ismi, Mustafa Çamlıca’nın kızı ve aynı zamanda şirketin ürettiği ürünlerin etiketlerinin yaratıcısı
İrem Çamlıca’dan geliyor.
Chamlija Bağları, Trakya’nın kuzeyinde yer alan ve Istranca Dağları’nın güney eteklerinde
300-400 rakımda konuşlanmıştır. Istranca masifi olarak adlandırılan metamorfik ve magmatik kayaların ve bunlar üzerindeki meta volkanitlerin yüzmilyonlarca yıllık birikimi ve
hemen önünde yer alan 60 milyon yaşındaki bol deniz kökenli fosiller içeren resif kökenli
kireç taşları, Chamlija’nın nihaî tüketicinin beğenisine sunduğu Merlot, Cabernet Sauvignon,
Cabernet Franc, Petit Verdot, Malbec, Alvarinho, Papaskarası, Chardonnay, Viognier, Savignon
Blanc, Narince, Pinot Noir ve Reisling üzümlerinden üretilen ürünlere karakteristik yapısını
kazandıran başlıca etmen. Hektar başına ortalama sayısı 5 bin ilâ 6 bin, hatta kimi bağlarda
10 bine kadar ulaşan yoğunluktaki asmaların kökleri, bu yoğun yerleşim nedeniyle toprağın
derinlerine yönelerek, Istranca masifinin ve hemen önünde yer alan 60 milyon yaşındaki bol
deniz kökenli fosiller içeren resif kökenli kireç taşının özelliklerini tüketicinin damağına daha
keyifli bir şekilde yansıtıyor.
Chamlija Bağ Gezileri
Chamlija Bağları, 15 Ağustos - 15 Ekim arası hariç olmak üzere haftanın her günü 09.00-17.00
saatleri arasında gezilebilir. Büyükkarıştıran bağlarının hemen yanındaki Çamlık Restoran da
yıl boyu 12.00-24.00 saatleri arasında ziyaretçilerin hizmetinde.
Kırklareli | 9
Tekirda€
Tekirdağ sınırları içinde de yaşamış olan Traklar hakkındaki bilgiler son derece kısıtlıdır.
Hemeros (M.Ö. 9. yüzyıl) İlyada adlı destanında at besleyen Traklar’dan, onların kralları
Rhesos’tan, Trakyalı kahramanlardan ve savaşçı kişiliklerden bahsetmektedir.
Trakya M.Ö. 7. yy’da Grek kolonilerinin kurulmasıyla ticarete açılmıştır. Bu dönemde Trakya’nın
Marmara kıyılarında Megaralı ve Samoslu Kolonistler tarafından kentler kurulmuştur. (Selymbria,
Bizanthe, Perinthos)
M.Ö. 514-513 yıllarında Trakya Pers egemenliğine girmiştir. M.Ö. 5. yüzyılın ikinci yarısında,
Trakya’nın Pers işgalinden kurtulmasından sonra en kuvvetli kabile olan Odrys hanedanının
yönetimi altında bir Trakya Krallığı kurulmuştur.
M.Ö. 342 yılında Makedonya Kralı II. Philip, Trakya’yı topraklarına katarak Odrys Krallığı’nı
kendisine bağlamış, İskender’in ölümünden sonra Trakya Lysimakhos’un egemenliğine girmiştir.
M.S. 19’da Roma İmparatoru Tiberius’un Trakya’ya bir vali göndermesiyle başlayan gelişmeler,
M.S. 46 yılında İmparator Claudius’un Trakya’da Roma eyaletini kurmasıyla sonuçlanmış ve
Trakya uzun yıllar Roma hakimiyetinde kalmıştır. M.S. 395 yılında İmparatorluğun ikiye ayrılmasıyla Doğu Roma İmparatorluğu içinde kalan Trakya 1453 yılında İstanbul’un fethinden
sonra Osmanlı hakimiyetine girmiştir.
Trakya’nın en eski adı Bizanthe’dir. Antik Çağda Yunanlılar bu kenti Rhaidestos; Romalılar ise
Rhaedestus diye adlandırmışlardır. Kente Ortaçağda Rodosto adı verilmiştir. Kent bugünkü adını
güneybatısındaki Tekfur Dağı’ndan almıştır.
10 | Tekirdağ
Tekirdağ Müzesi
Tekirdağ Müzesi, 1967 yılında bugün Beden Terbiyesi Müdürlüğü’nün bulunduğu binada hizmete girmiştir. 1976 yılında Vali Konağı olarak kullanılan binanın Kültür Bakanlığı’na tahsis
edilmesiyle müze bugünkü binasına kavuşturmuştur. Tekirdağ Müzesi düzenlemelerin ardından
1992 yılında ziyarete açılmıştır.
Perinthos (Marmara Ereğlisi), Heraion (Karaevlialtı), Byzante (Barbaros), Apri (Kermeyan) ve
Tekirdağ’ın diğer ilçe sınırları içindeki örenyerlerinde bulunmuş steller, adak stelleri, heykeller,
heykelciklerden oluşan taş eserler ile Naip Tümülüsü odası buluntuları sergilenmektedir.
Tarih öncesi çağlardan Bizans dönemine kadar olan süre içinde yapılmış olan eserlerden pişmiş
toprak ana tanrıça kabı, günlük kullanım kapları, krater ve amphoralar, madeni heykelcikler,
kaplar, mızrak uçları, ok uçları, fibulalar, cam ve taş takılar, koku şişeleri, süs eşyaları ile
madeni paralar sergilenmektedir.
Rüstem Paşa Camii
Tekirdağ’daki duraklar arasına Rüstem Paşa Camii’ni de eklemek gerek. 1552-1553 tarihli
bu cami, Mimar Sinan’ın İstanbul’daki kalfalık eseri Süleymaniye ile Edirne’deki ustalık eseri
Selimiye arasında bir yerde inşa edilmiştir. Kanuni Sultan Süleyman’ın sadrazamlarından ve
kızı Mihrimah Sultan’la evliliğinden damadı olan Rüstem Paşa için yaptırılmıştır. Camii özgün
haliyle medrese, imaret ve kervansarayın da içinde bulunduğu bir külliyenin parçasıdır.
Külliyeye ait vakfiyeden anlaşıldığı kadarıyla bu yapılara ek olarak mektep, çifte hamam,
tabakhane ve dükkanlarla, depolar gibi bölümleri de varmış. Bu dizi yapılardan bugüne çok
azı kalabilmiştir. Özgün olarak var olan camii, kısmen izlenebilen medrese ve yeniden inşa
edilmiş hamam dışındaki bölümler tamamen yok olmuştur.
Tekirdağ’a yukarıdan bakan konumu kadar, gerek dışarıdan, gerekse iç mekanda izlenebilen
tek ve büyük kubbesi mimarının dehasını yansıtmaktadır.
Namık Kemal Evi
Vatan şairi Namık Kemal’in 1840 yılında Tekirdağ’da doğduğu evin yakınında, 19. yüzyılın tipik
kent evleri örnek alınarak Tekirdağ Namık Kemal Derneği tarafından 1993 yılında yeni inşa
edilmiştir. Toplam üç kattan oluşan ve bahçesi bulunan müze-ev 1994 yılından beri ziyarete
açıktır. Namık Kemal Evi, Tekirdağ mutfağı, baş odası ve yatak odasını canlandıran etnografik
eşyalar ile düzenlenmiştir. Evde büyük şair ile ilgili yazılmış eserler de sergilenmektedir.
Namık Kemal yurtseverlik, hürriyet, millet kavramlarını görünür kılan bir Osmanlı aydınıdır.
Osmanlı dönemi edebiyatının ilk romanı olan “İntibah”ı ve o dönemde edebi yazının tiyatro
sahnesine çıkan ilk eseri olan “Vatan yahut Silistre”yi yazdı. Yönetim karşıtı sivri yazıları
nedeniyle Mağusa’da sürgün hayatı yaşadı. Sürgün dönüşü Ege adalarında mutasarraflık gibi
çeşitli görevlere atandı. 1888’de Sakız Adası’nda öldü. Naaşı daha sonra Gelibolu’ya nakledildi.
Tekirdağ | 11
Perinthos Antik Kenti
Truva’nın düşmesinden sonra kıyıları kolonileştiren Egeli istilacıların kurduğu sanılan Perinthos
(Marmara Ereğlisi) ve Bisanthe (Barbaros), bölgenin bilinen en eski yerleşimleri. Bisanthe’den
geriye pek bir şey kalmamış olsa da, Büyük İskender’in babası Kral Filip’e teslim olmayarak
ün salmış Perinthos kalıntıları halâ gezilebilir halde.
M.Ö. 600 yılında Samoslu Kolonistler tarafından kurulan yerleşim yerinin ilk adı Perinthos’tur.
Trakya’nın ticarete atılmasından sonra kurulan kent, iki doğal limana sahip olması nedeniyle
tüm çağlarda önem kazanmıştır. 3. yüzyılda Herakleia adını alan yöre, sahip olduğu Yunan,
Roma ve Bizans dönemi eserleriyle bir çeşit açık hava müzesi konumundadır.
Rakoczi Müzesi
Frenc Rakoczi, 18. yüzyılın hemen başında, meşhur Habsburg Hanedanlığı işgalindeki Macar
topraklarında bağımsızlık savaşı başlatan, önceleri başarılı olup Macaristan prensi ilan edilen,
sonra Avusturya ordularına yenik düşünce hayatı Polonya-İngiltere-Fransa sürgünlerinde geçen,
son olarak da Pasarofça Antlaşması gereği Osmanlı himayesine girip Tekirdağ’a yerleşen ve
hayatının sonuna kadar orada yaşayan bir Macar Prensidir.
Racokzi Tekirdağ’da birbirine yakın 24 evde
yaşamıştır. Sonradan bunlar birleştirilmiş ve
bir konak görünümünü almıştır. Bu yapılardan günümüze gelebilen tek yapı konağın
yemekhanesidir. Racokzi’nin ölümünden
sonra Macaristan’da onun adına bir müze
yapılması düşünülmüş, bunun için evin bezemeleri, iç donanımı Racokzi’nin külleri
ile birlikte götürülmüştür. Ancak I. ve II.
Dünya Savaşları nedeniyle Macaristan’da
bu müze fikri gerçekleşememiştir. Bunun
üzerine Macaristan Hükümeti Tekirdağ’daki yapıyı 1931-1932 yıllarında bir Macar
mimar tarafından restore ettirmiş ve müze
haline getirmiştir. Bundan sonra 1981-1982
yıllarında Tekirdağ’daki evin resterasyonu
birkez daha yaptırılmıştır.
12 | Tekirdağ
Çeşmeli Köyü Marmara Ereğlisi Tekirdağ www.satoNuzun.com T. +90 530 871 42 50
Havaalanına uzaklık: Çorlu 15 km, İstanbul Atatürk 90 km
Tekirdağ
fiatoNuzun Bağlar›
ŞatoNuzun’un kurucuları Nazan ve Necdet Uzun, Kaliforniya’da geçen yılları esnasında, Trakya
Bölgesi’nin de bağcılık konusunda en az Napa Vadisi kadar uygun olduğunu görüp, Türkiye’ye
dönüp 2005 yılında Marmara Ereğlisi yakınlarındaki Çeşmeli Köyü’nde 146 dönüm bir arazinin
yaklaşık yarısında bağlarını kurmaya başlamışlar. Üç yıl sonra da, butik üretime yönelik olarak
tasarladıkları tesislerinde ilk üretimlerini gerçekleştirmişler. Şu andaki yıllık üretim 25-30 bin litre
kadardır ve arazinin kalanı da bağ yapıldığında yıllık üretim yaklaşık 60 bin litreyi bulacaktır.
Tüm bağları için geçerli olan organik tarım sertifikasının öngördüğü yöntemlerle, Cabernet Sauvignon, Merlot, Pinot Noir,
Syrah, Zinfandel ve Öküzgözü üzümlerinden yaptıkları kupaj ve
monosepaj ürünlerini, nihaî tüketiciye, aylarca Fransız meşe fıçılar ve daha sonra da şişelerde dinlendirdikten sonra sunuyorlar.
İyi ürünün ancak iyi üzümden yapılabileceği bilinciyle üretimini, sadece kendi yetiştirdikleri ve böylece kalitesini kontrol edebildikleri
üzümlerden yapmayı seçen ŞatoNuzun, gereksiz müdahalelerden kaçınan minimalist bir anlayışla,
üzümün kendi potansiyelini ortaya çıkartan bir yaklaşımı benimsemiş gerçek bir butik üretici.
ŞatoNuzun Çeşmeli bağları 41:03:90 N ve 27:81:16 E de 130 m rakımda bir tepeye kurulmuştur.
Arazinin topoğrafik yapısı eğimli olup bir kısmı zirveden doğuya %11, bir kısmı zirveden
güneye %18 ve bir diğer kısmı da zirveden kuzeye doğru %8 eğimlidir. Bu nedenle çok
değişik mikro klimalar oluşmakta ve değişik üzüm çeşitlerinin kendine uygun klimayı sağlayan
parselde yetiştirilmesi mümkün olmaktadır. Teruarın toprak yapısı çakıl formasyonudur (çakıl
taşı, kum taşı ve kil taşından oluşmaktadır).
ŞatoNuzun Bağ Gezileri
Tesisini kurarken daha baştan turizme yönelik planlarını yapan ŞatoNuzun, 1-2 yıl içinde 4
odalı bir butik otel ve restaurantı bağlarında hizmete açmaya hazırlanıyor.
Bağlar ve üretim tesisi, Cumartesi ve Pazar günleri 14.00 ve 16.00 olmak üzere iki seans
halinde gezilebiliyor. Diğer zamanlarda rezervasyon gerekiyor. Havuz başında barbekü partisi,
küçük bir şirket toplantısı veya liseden sınıf arkadaşlarınızla yapacağınız bir buluşma gibi özel
etkinlikler de bağlarda gerçekleştirilebiliyor.
ŞatoNuzun Bağları’nı yılın her mevsiminde gezebilirsiniz ancak Ağustos ve Eylül ayları en popüler aylardır. Bu turlarda bağlarda dolaşılıp üzüm salkımları tanıtılıyor, tatlarına bakılabiliyor,
teruar hakkında bilgi veriliyor.
Tekirdağ | 13
Karaevli Köyü Derince Mevkii 2. Km Tekirdağ www.barelvineyards.com T. +90 543 322 18 04
Havaalanına uzaklık: Çorlu 40 km, İstanbul Atatürk 100 km
Tekirdağ
Barel Bağlar›
Bugünkü Tekirdağ Karaevli Köyü’nün, Eski Bağlar Mevkisi’nin deniz kıyısına kurulu olan
Hera’nın Surları (Heraion Teichos), o günlerde bir liman kentiydi. Bu limandan gemilerle
Avrupa’ya gönderilen ürünlerin başında da bölgenin leziz şarabı gelirdi. O günden bugüne
her dönem Karaevli’de bağcılık yapıldı. Çünkü bölgenin verimli topraklarını çevreleyen Ganos
Dağları’nın kazandırdığı ılıman iklim, bölge kıyılarına vuran Marmara’nın sert rüzgarlarıyla
birleştiğinde tadına doyulmaz üzümler yetişmesini sağlıyordu.
Bu bereketli topraklarda geçmişten beri yetişen Cabernet Sauvignon, Merlot, Chardonnay, Syrah
cinsi üzümler, Barel Bağlarında sabahın ilk ışıklarında elle salkım salkım hasat ediliyor ve hiç
beklemeden bağların içinde bulunan işletmeye alınıyor. Şato tipi üretim denilen bu yöntemle
bölgenin leziz üzümleri yüksek kaliteli ürünlere dönüşüyor.
1997 yılında kurulduğundan bu
yana 150 dönüme ulaşan bir alanda,
modern bağcılık ve tekniklerin uygulandığı Barel Bağları, Trakya’nın
mucizevi teruarında yetişen üzümlerin en doğru şartlarda işlenmesi
amacı ile kaliteye odaklı bağcılık
teknikleriyle geliştiriliyor.
İlhamını keyifli ve samimi dost sohbetlerine tanıklık eden sofralardan,
lezzetini ise Trakya’nın bereketli topraklarından alan Barel, 1997 yılında Akın ailesi tarafından
hayata biraz daha tat katmak amacı ile kurulmuş. Barel ismi ise ailenin iki çocuğu Elif ve
Barkın Akın kardeşlerin isimlerinden geliyor.
Günden güne lezzetlenen bu tadı başka damaklara da ulaştırmak ve paylaşmak isteyen Akın
ailesinin en genç ferdi Barkın Akın, tutkusunu gençliği ve profesyonelliği ile birleştirerek,
bugün 150 dönüme ulaşan bağların ürünlerini yepyeni dostlara ulaştırıyor.
Barel Bağ Gezileri
Barel Bağları ziyaretçilerini rezervasyonla 11.00-18.00 saatleri arasında kabul ediyor. Tesisin
içinde yer alan Barel Cafe & Restaurant aynı saatler arasında açık ve kişiye/gruplara özel mönülerle hizmet veriyor. Nisan ayından itibaren bağların içindeki Barel Bağ evinde misafirlerini
ağırlayan firma, önümüzdeki yıllarda 12 odalı bir butik otel açmayı planlıyor.
14 | Tekirdağ
Yazırköyü Tekirdağ www.umurbeyvineyards.com T. +90 282 229 20 05 - 02
Havaalanına uzaklık: Çorlu 72.6 km, İstanbul Atatürk 138 km
Tekirdağ
Umurbey Bağlar›
Umurbey Bağları, 1993 yılında Trakya’da, Tekirdağ’a 12 km uzaklıkta bulunan Yazır bölgesinde
Umur Arıner tarafından kurulmuştur.
Bölgenin tarihsel geçmişine bakıldığında, ilk olarak
Traklar’a rastlanır. Milattan önce yaşamış olan Traklar,
yaşadıkları bölgede iklim yapısı ve toprak nedeniyle
tarım ile uğraşır, bağcılık yaparlar.
Umurbey’in bağlarının bulunduğu topraklarda milattan önceki yıllarda da bağcılık yapılıyor olması, firmanın şato tarzındaki üretim özelliği ile bütünleşir.
Üzümün verim-kalite dengesinin korunması, kullanılan tarım ilaçları ve zamanında ilaçlama ve hasat
zamanı konularında titiz davranıyor olmak, Umurbey’in sağlıklı ve lezzetinin doruğunda ürün
elde etme amacına hizmet ediyor. Bu amaca da ancak üreticinin kendi kontrolündeki bir
bağda yapılacak üretimle ulaşılabileceği inancıyla, şato tipi üretim tesisi bağların 500 m kadar
yakınına kurulmuş. Umurbey, Türkiye’de üretiminin tamamını kendi üzümleriyle gerçekleştiren
ilk üretici olmakla da gurur duyuyor.
Üzümlerde zarif kokular ve tanenler oluşturmaya
uygun bir iklime sahip bölgenin sunduğu bütün bu
avantajlardan yararlanarak yetiştirdikleri Sauvignon
Blanc, Chardonnay, Merlot, Syrah ve Cabernet
Sauvignon cinsi üzümlerle, butik üretimin bütün
gereklerini yerine getirmeye çalışan Umurbey, sahip
olduğu ISO 9001 ve ISO 22000 belgeleri, kaliteli
üretim çabalarının karşılık gördüğünün nişanesi.
Kumun toprakta drenaj vazifesi gördüğü, kilin ise
gereken su ve mineralleri tuttuğu Trakya’nın killi ve kumlu toprağında Kuzey-Güney ve
Doğu-Batı eğimli 200 m rakımlı bağlarda yetişen üzümlerin yetiştiği bağlarda gezmek, keyifli
vakit geçirmek için Tekirdağ’ı 12 km geçtikten sonra solunuzda kalacak olan Yazır tabelasına
sapmak yeterli.
Umurbey Bağ Gezileri
Umurbey Bağları konuklarını 08.00-18.00 saatleri arasında rezervasyonsuz kabul etmektedir.
Tekirdağ | 15
Yazır Köyü Karaağaçlık Mevkii Tekirdağ www.barbarewines.com T. +90 212 257 07 00
Havaalanına uzaklık: İstanbul Atatürk 138 km
Tekirdağ
Barbare Bağlar›
Asmadan kadehe uzanan eşsiz bir yolculuk. Ve bu yolculuğun en güzel anlarını simgeleyen eşsiz bir lezzet.
En kaliteli üzümleri farklı hikayelerle buluşturan Barbare, yıllar geçtikçe daha da değer kazanan hikayelerle
aranızda bağ kurmaya devam ediyor.
Can Topsakal’ın, 2000 yılında tutkusu olan bağ işine girmek istemesi ile uygun toprağı ve konumuyla 230
dönümlük bağlarda Barbare hikayesi başlar. Fransa’da önemli şatoların da danışmanı olan Xavier Vignon
ile yola çıkar.
Tekirdağ’ın Barbaros kasabası ile Yazır köyü arasında
yer alan, Marmara denizi kıyılarında, küçük bir tepenin
üzerine kurulan bağlar, güneşin ısısı ve denizin serinletici
özelliğinin ideal kombinasyonu ile dünya standartlarında
üzümler yetiştirmeye imkan vermektedir. Bölgede bağcılık binlerce yıllık bir gelenektir ve günümüzde kurulan
modern bağlar sayesinde bölge tekrar bu alanda söz
sahibi olmaya başlamıştır.
Cabernet Sauvignon, Merlot, Syrah, Grenache ve
Mourvedre üzümlerinin dikildiği bağlarda organik,
biyodinamik ve sürdürülebilir bağcılık yapılmaktadır. Kaliteli ürün yapımı bağda başlar felsefesini
benimseyerek, düşük verim uygulaması ile yetiştirilen bu üzümlerden muhteşem renkli, kompleks
aromalı ve yumuşak tanenli, görkemli ürünler elde edilebilmektedir.
Üzümler hasadın ardından hiç bekletilmeden bağın içinde bulunan üretimhanenin kapısına ulaşır. Bu sayede
taşıma sırasında üzümün zarar görmesi ve en iyi şırasını yolda kaybetmesi engellenir. Bu şekilde “şato
tarzı” üretim yapılması kaliteyi arttıran en önemli etkenlerden biridir. Barbare’de ilk üretim 2007 yılında
gerçekleşmiş ve Nisan 2011 tarihinden itibaren de tüketici ile buluşmuştur.
Barbare Bağ Gezileri
Barbare Bağları içinde yer alan üretimhane ve mahzenin yanı sıra bir de 6 odalı Barbaros Bağ Evi Butik
Oteli ve restaurantı gurme gezginlerini ağırlamaktadır. Günübirlik veya konaklamalı bir programla ziyaret
edebileceğiniz bağlarda, bahar aylarında bağların uyanışına şahit olup, yaz aylarında güneşle lezzetlenen
üzümleri tadabilir ve 15 Ağustos sonrasında yeterli olgunluğa erişen Cabernet Sauvignon, Merlot, Syrah,
Grenache ve Mourvedre üzümlerinin sabahın erken saatlerinde toplanarak “şato tarzı” üretimle işlenmesine
eşlik edebilir, gün batımı yaklaşırken barbekü eşliğinde bir önceki hasadın ürünlerini tadabilirsiniz. Bağ
evi restaurantında ünlü konuk şeflerlerle yemekler, atölye çalışmaları, özel davet organizasyonları da
yapılmaktadır. Sürekli yenilenen takvimi web sitesinden takip edebilirsiniz.
Her hafta ünlü şeflerin konuk olduğu bağ evinde farklı lezzetler yöresel tatlarla sunulmaktadır. İstanbul’a
1,5 saat mesafede ve Atatürk Havalimanı’na sadece 1 saat mesafede bulunan bağ evi 12 ay boyunca hizmet
vermektedir. Toprakla aranızdaki bağa hoş geldiniz!
16 | Tekirdağ
fiarköy
Marmara Denizi’nin kuzey sahilindeyiz. Arkamızdaki dağlar Akdeniz ikliminin sınırı, karşımızda
Marmara, Avşa, Ekinlik ve Hayırsız Ada...
Antik Yunan coğrafyacısı Strabon, Uçmakdere-Şarköy arasındaki yerleşimlerin M.Ö. 7. yy’da
Yunanlılar tarafından ufak koloni şehirleri olarak kurulduğunu söylüyor. Ancak bölgedeki
yerleşimin geçmişi 2009’da yapılan yüzey araştırmalarına göre M.Ö. 5000’lere kadar gidiyor.
Bölgenin bağcılık yönünden zenginliği ve amfora atölyeleri, şarabın yerinde üretilip ‘şişelendiğini’
gösteriyor. Yenikapı’da bulunan amfora yüklü batıklardan bazıları (Yenikapı Batığı 11) bu bölgeden yola çıkıyor. İçinde kiraz çekirdeklerinin bulunduğu sepetle birlikte. Demek ki aylardan
Mayıs veya Haziran’dı ve o zamanlarda da
bölgenin kirazı meşhurdu.
Traklardan beri kutsal kabul edilen Ganos
Dağı’nın, Antik Yunan’da boğazlardan geçen denizcilerin haç amaçlı uğradıkları bir
yer olduğu biliniyor. Geçmişte Ganohora
olarak anılan bu bölge, çok sayıda manastırı, ayazması ve kilisesiyle önemli bir
dini merkezdi.
Bölgede bu kadar çok manastır boşuna
kurulmamış olmalı, bu manastırların etraŞarköy | 17
fının bağlarla çevrili olduğunu ve şarap ürettiklerini de düşünürseniz. Bölgenin teruarı büyük
şaraplar yapabilmenin gerekli koşullarının tamamına sahip. Özel bir toprak yapısı var, aynı
bağ alanı içinde farklı toprak yapılarını gözlemleyebiliyorsunuz. Bu da aynı bağ alanında
farklı üzümler yetiştirebilmeyi ve özel kupajlar yaratabilmeyi kolaylaştırıyor. Denize dik inen
yamaçlardaki bağlar gece gündüz ısı farkının avantajını zengin bir aroma olarak yansıtma
imkanına sahip. Sürekli esen rüzgarlar ve bağbozumu öncesinde olması istenen yağmursuz bir
buçuk aylık dönem, bölgenin bir bağ bölgesi olarak kalitesini daha da arttırıyor. Bir deprem
bölgesi olmasının talihsizliği ise, bağların bulunduğu toprağı mineral açıdan zenginleştirerek
bağlar konusunda şansa dönüştürüyor.
St. Ioannis Theologos Manastırı
Hoşköy’den Güzelköy’e doğru giderken
Melen Bağları’nın içerisinde yer alan St.
İoannis Theologos Manastırı, Ganohora’nın
toplam altı manastırından günümüze
ulaşan tek örnek olma özelliğine sahip.
Kalafatis adlı bir rahip tarafından 1865
yılında dereden taş taşıyarak 49 yılda
yapılmış bu manastır, yapım tarihi tam
olarak bilinmeyen daha erken dönem bir
Bizans manastırının kalıntıları üzerine
inşa edilmiş. Manastırın içinde yer aldığı
arazi 1955 yılında satışa çıkartıldığında
Çetintaş Ailesi tarafından alınmış. Aile
tarihinde de önemli bir yeri olan manastır, restore edilerek yeniden ayağa kaldırılmaya
çalışılıyor. Eşsiz manzarası ve büyüleyici atmosferi ile Melen Bağları’nın içerisinde yer alan
manastırı, önceden randevu alarak ziyaret etmek mümkün.
Uçmakdere Köyü
Hoşköy sahilinden Tekirdağ istikametine doğru giderken yol üzerinde, doğal güzelliğiyle Marmara
kıyılarının keşfedilmeye değer ender köşelerinden Uçmakdere var; Eski evleriyle, büyük çınar
ağaçlarının denize uzandığı sahiliyle tam bir keyif durağı.
Uçmakdere’de yamaç Paraşütü
625 m yüksekliğindeki Nişantepe’den atladığınızda, önünüzde Marmara Adası, sağınızda
Uçmakdere, Hoşköy, Şarköy, (hava açıksa) Çanakkale Boğazı’nın girişi, sol tarafınızda Kumbağ,
Barbaros, Tekirdağ, altınızda yemyeşil Ganos ormanları ve masmavi Marmara Denizi’ni
seyrederek Ayvasıl Plajı’na güvenli bir iniş yapabilirsiniz. Tekirdağ Yamaç Paraşütü Kulübünün
eğitmenleri, yılın neredeyse 300 günü boyunca size 10 dakika ila 2 saat arasında değişen
sürelerle Uçmakdere’de uçma keyfi vaat ediyor.
18 | Şarköy
Şarköy’de Rüzgar Sörfü
Rüzgar, deniz ve spor deyince akla gelen bir diğer
etkinlik de rüzgâr sörfü elbette. Şarköy’ün mavi bayraklı plajında yer alan Şarköy Windsurf Merkezi’nin
VDWS belgeli profesyonel eğitmenleri, 35 eğitim bordu, 50 orta-ileri seviye bordu ve 80 yelkenle bu
sporun meraklılarına eğitim veriyor. Zaten biliyorum
diyenlere de kiralama hizmeti sunuyorlar.
Hora Feneri
Hoşköy’de görmeye değer yerlerden biri de, Sultan Abdülmecit döneminde Fransızlara yaptırılan
1861 tarihli Hora Feneri. Birçok filme ve diziye ev sahipliği yapmış olan bu 20 metrelik fener,
denizin hemen kıyısından yükselen bir tepe üzerinde, demir plakaların kaynak kullanılmadan
cıvatalarla birbirine tutturulmasıyla kurulmuş. Kendi etrafında 20 saniyede dönen ve her
dönüşte 4 defa çakan fenerin ışığı, 96 kristalli bir aynadan yansıyarak güçleniyor.
Kutman Şarap Müzesi
Bağ rotası turunun Şarköy ayağını yine şarapla
bitirmek isterseniz, önerimiz Mürefte sahilinde yer
alan Kutman Şarap Müzesi olur. Mürefte’nin köklü
ailelerinden Kutman Ailesi’nin şaraba dair hikayesiyle
birlikte, Türkiye’deki ilk ve tek örnek olma özelliğine
sahip olan bu özel ve değerli müze, bölgenin şarap
tarihine ışık tutuyor.
Kartaltepe / Bakacaktepe
Tekirdağ Bölgesi’nin en yüksek dağı olan Ganos Dağı’nın (Işıklar Dağı) zirvesinde yer alan, hem
bir kale hem de bir kutsal alan yerleşmesi olan Kartaltepe/Bakacaktepe, bölgenin adı antik
kaynaklarda da geçen en önemli kutsal alanıdır. Burası antik çağda Hieron Oros, yani ‘kutsal
dağ’ olarak adlandırılmıştır. Burada Tekirdağ Müzesi tarafından 1985 yılında yapılmış olan kısa
süreli kurtarma kazısında ele geçen buluntular, Bulgaristan’daki Rodop Dağları kutsal alanları
buluntuları ile benzerlik göstermektedirler.
Çeşitli buluntuların ışığında, Bizans Devri’ne kadar kullanıldığı saptanan kutsal alan, Klasik Devir
(M.Ö. 5. ve 4. yy) ve daha sonrasında, Bizanslı Palaiologoslar Dönemi’nde de bir kale yerleşmesi
olarak kullanılmıştır. Trak boyları arasında, özellikle M.Ö. 5 ve 4. yy’da en güçlüleri haline gelmiş
olan Odrys Sülalesi krallarının savunma kalesi konumunu taşımıştır. Alanda kaleye ait savunma
duvarı ve kapı yapıların ait orijinal taş blokları gözlemlenebilmektedir.
Şarköy | 19
Sahil Yolu No:6 Hoşköy Şarköy Tekirdağ www.melenwinery.com T. +90 282 538 60 05
Havaalanına uzaklık: Çorlu 90 km, İstanbul Atatürk 180 km
fiarköy
Melen Bağlar›
Arkadaşlarının taktığı ismiyle Matyoz Ahmet ve Rum arkadaşı Şimo’nun Osmanlı’nın son demlerinde başlattıkları
macera, Hüseyin Çetintaş’ın emeğinden süzülüp, üçüncü kuşak Cem Çetintaş’ın omuzlarına yüklenmiş. Ama hiç
şikayetçi değil Çetintaş; Her rekoltenin, yaratıcısının ruhundaki sırları yansıttığına olan inancıyla kolları sıvayıp, bu
köklü mirasın kendine düşen kısmına hak ettiği değeri vermeye çalışıyor.
Geçmişte Ganohora olarak anılan bu bölgede, bağcılık kültürü, Antik Yunan’dan beri devam ediyor. Manastırlarıyla
ünlü Ganohora’nın şarapları, yine burada yapılan amforalarla Mısır’dan Rusya’ya kadar çok geniş bir coğrafyaya
gönderiliyor. Bugün bu manastırlardan sadece biri ayakta; Melen Bağları içerisinde yer alan St. İoannis Manastırı.
Melen’in emeğiyle yeşeren bağlar, bu kadim yapının da
eski günlerdeki gibi giyinip kuşanmasına sebep oluyor.
Hoşköy’ün denize bakan rüzgarlı yamaçlarında yer alan
bağ, sırtını Ganohora’nın 945 m’ye ulaşan dağlarına yaslıyor. Denize 600 m mesafede, 200 m yükseklikte yer
alıyor. Bu yüzden gündüzleri çok sıcak, geceleri soğuk ve
rüzgarlı. Manastır’ın taşlı, çakıllı, kuru toprağındaki modern bağlar, dört ana üzüm çeşidinin dörder asil klonuyla
kurulmuş. 150 dönümlük bağda, Cabernet Sauvignon, Merlot, Tempranillo ve Şiraz yer alıyor. En iyi üzümü vermesi
için sık dikim yapılarak, az ve kaliteli üzüme zorlanan bağdaki her bir omcadan yılda sadece 1 kg üzüm alınıyor.
Bizans ve Osmanlı dönemlerinde bölgeden şarap ihracatı yapıldığı yazılı kaynaklarda da belirtilmesine
rağmen, bu durumun tek somut kanıtı yakın zamana kadar Prof. Dr. Nergis Günsenin tarafından
Gaziköy’de yapılan kazılarda bulunan ve Melen logosuna hayat veren simgeden tanıdığımız bölge
damgasını taşıyan amforalar. Yenikapı’da bulunan Saklı Liman batıklarında ele geçen Ganos tarzı amforalar,
bu yörenin, İmparatorluğun en önemli kentlerine 8. yüzyılda şarap sevkiyatı yapmış olduğunun en yeni kanıtı.
Melen Bağ Gezileri
Mayıs ayından itibaren Hoşköy’e gelmeyi planlayan özel gruplar ve turlar için Melen’in hazırladığı program, HoşköyGüzelköy arasında yer alan Melen Bağlarında başlıyor. Bağ içindeki eski Rum-Ortodoks Manastırı’nın bahçesinde
bölgenin tarihi ile ilgili sohbeti, Ayazma başında bağlarla ilgili bilgilendirme izliyor. Yine aynı noktada Marmara ve
Avşa adalarını gören muhteşem bağ ve deniz manzarasına karşı öğle yemeğiyle program devam ediyor. Bölgeye
özgü yerel lezzetlerden oluşan öğle yemeği gelen konuklar için özel olarak hazırlanıyor. Kısa bir sunumun da yer
aldığı sohbetin ardından bağlar ve zeytinlikler arasından yarım saatlik bir doğa yürüyüşü ile Hoşköy’e 1920’lerde
dede Çetintaş’ın üretim yapmaya başladığı tarihi üretim tesisine gidiliyor. Tesisin önünde yer alan Melen Cafe’de
tatlı ve kahve sunumuyla program sona eriyor.
En az 10 kişilik gruplarla gerçekleştirilen özel program için rezervasyon gerekiyor. Sayı 10’dan az olduğunda
konuklar Hoşköy’de Melen Cafe’de ağırlanıyorlar. Burada bölgeye özgü peynirler, köy ekmeği ve günün menüsü
eşliğinde tadım yapıp bağları gezebiliyorlar. Melen Cafe Pazartesi hariç her gün 24.00’e kadar, Melen Butik ise her
gün 09.00-22.00 arası hizmet veriyor.
20 | Şarköy
Eriklice Köyü, Şarköy T. +90 282 522 45 71 - +90 530 290 53 28
Havaalanına uzaklık: Çorlu 150 km, İstanbul Atatürk 220 km
fiarköy
Gülor Bağlar›
Gülor, Fransız ve İtalyan araştırmacıların yaptığı
iklim ve toprak araştırmaları sonucu Tekirdağ ili
Şarköy ilçesinin Eriklice köyünde 1993 yılında kurulmuştur. O yıllarda ülkemizde bağ sistemlerinin
neredeyse tamamı goble sistemiydi. Ülkemizdeki
üretim kalitesini uluslararası standartlara yükseltmeyi amaçlayan Türkiye’nin ilk butik üreticilerinden Gülor, kendi bağ alanlarını geliştirip kaliteli
üzüm yetiştirip kaliteli ürünler çıkmasını sağladı.
Şato tipi üretim yapan Gülor bağlarında, üzümlerden Fransız orijinli Cabernet Sauvignon,
Merlot ve Sauvignon Blanc üzümlerini, İtalyan ve Fransız araştırmacıların belirlediği uygun
teruara sahip bölgelere dikimini gerçekleştirmiştir. Daha sonrasında İtalyan orijinli
Sangiovese, Montepulciano ve Fransız orijinli Shiraz ile ilklere devam edilmiş, son
olarak da Fransız orijinli Malbec ve Petit
Verdot üzümleri ile aile tamamlanmıştır.
Gülor Bağları Trakya Yarımadası’nın Şarköy
Eriklice köyünde konumlanmış olup, denize
1 km uzaklıkta, 47 m rakımda ve 40° 37’
enlemi ile 27° 09’ boylamlarına arasında
yer almaktadır.
Gülor Bağ Gezileri
Gülor bağları önceden randevu alarak gezilebilir.
Şarköy | 21
Gelibolu Yolu 7. km Şarköy Tekirdağ T. +90 532 277 11 37
Havaalanına uzaklık: Çorlu 148 km, İstanbul Atatürk 244 km
fiarköy
Chateau Kalpak Bağlar›
Uzun seneler Amerika ve Paris’te yaşadıktan sonra, ‘tek bağ tek şato” düşüncesiyle toprağa
yönelen ve kapsamlı bir toprak araştırmasından sonra Şarköy civarında karar kılan Bülent
Kalpaklıoğlu, Chateau Kalpak serüvenini 1993’te başlatır.
İstediği arazileri toplamak için geçirdiği 12 sene boyunca, deneme bağlarında çeşitli anaçlar,
üzüm klonları, dikim teknikleri ve tel/budama sistemleri araştırıp uygular. Bağların hazırlanmasına 2004 yılında başlasa da, tesisin kurulması ve ilk üretimin yapılması için 6 yıl daha
geçmesi gerekir; 3 senelik olgunlaşma sürecinin ardından, ilk ürünler nihai tüketiciyle ancak
2013 yılında buluşur. Bu kısa hikaye, şato tipi üretimin olmazsa olmazlarının da özeti adeta
bilgi, emek, sabır ve sevgi. Hedefe ulaşmak için de Cabernet Sauvignon, Merlot, Cabernet
Franc ve Petit Verdot üzümlerinde karar kılıp, en uygun anaç ve klonlarını dikip üst seviye
bilimsel bir bağcılık uygular.
Fransa’dan getirtilen anaçlar, denizden 300-320 m yükseklikte güney-güneybatı bakışlı, çakıllı,
kireçli, bir araziye ve sadece yamaç bağcılığı yaklaşımı gözetilerek dikilmiş. Hem Marmara,
hem de Ege Denizi’nin -Saros Körfezi’nin- esintilerini direkt alan bağlar için, rüzgarın taşıdığı
deniz tuzunun olumsuz etkilerinden korunsun diye, en yakın kıyıdan 5 km uzakta bir arazi
seçilmiş. Bu özel klima ve teruarın sağladığı avantajlar ve uygulanan bağcılık teknikleri
sayesinde, üzümlerin olgunlaşma dönemini Ekim ayına kadar uzatabildiklerini, böylelikle de
ürünlerin kalitesini yükselttiklerini söylüyor Bülent Kalpaklıoğlu.
Chateau Kalpak Bağ Gezileri
Ziyaretçi odaklı tasarlanmış modern Chateau Kalpak tesisi ve bağları rezervasyonla gezilebilir.
Tesiste bulunan Kafe Kalpak’ta da Yunan Semadirek Adası’ndan, Marmara Adası’na kadar
“deniz-orman-bağ” manzaralı terasta özel aperatifler eşliğinde tadım yapabilirsiniz.
22 | Şarköy
Gelibolu
Gelibolu Bağ Rotası, yakın ve uzak tarihin tam ortasından geçer. İlkinden yaklaşık 3 bin sene
sonra, ikinci bir Truva Savaşı’na, Gelibolu muharebelerine tanıklık etmiş bu topraklar, bedeli
çok ağır da olmuş olsa, sadece Türklerin değil, Avustralyalıların ve Yeni Zelandalıların da
‘ulus’ olmalarını sağlamış, dünya tarihinde benzeri görülmemiş ‘düşman dostluklarına’ tanıklık
etmiştir. Bu topraklar sadece bunun için bile çok değerli ve özel.
Suvla bağlarına adını veren Suvla Körfezi, bağlardaki siperler, şiddetli yağmurlardan sonra
yapacağınız bağ gezilerinde ayağınıza takılacak yüz yıllık mermiler, şarapnel parçaları,
bütün bu uzak ve yakın tarihin
maddi tanıkları.
Gelibolu Yarımadası’nın güney
tarafı Çanakkale Boğazı’nın
durmadan değişen akıntılarına
ve çalkantılı denizine kıyıyken, kuzeye bakan yamaçları
Saros Körfezi’nin dingin Ege
sularıyla birleşip, yerleşimden
uzak bir kumsal ve sualtı meraklıları için muhteşem dalış
imkanları sunuyor.
Gelibolu | 23
Saros 144 çeşit balık, 34 çeşit sünger ve 78 çeşit deniz bitkisine ev sahipliği yapan zengin bir körfezdir.
Kaptan Cousteau 70’li yıllarda Saros’a gelir ve hayran kalır. Ardından birçok dalış okulu açılır, günümüzde çok popüler bir dalış bölgesi olur. Başlıca
dalış noktaları; İbrice limanı, Göbektaşı, Toplar Burnu, Tünel Mevkii, Minare Kayalığı, Despot Kayalıkları,
Minnoş Adası ve Resifleri, Kömür Limanı, Büyük ve
Küçük Kemikli’dir.
Gelibolu Yarımadası, tarihi, doğası ve yöre özellikleri
açısından lezzet meraklıları için de özel bir rota olmuştur. Seyahat tutkunları, Gelibolu’dan 45
dakika mesafedeki Eceabat’a, el değmemiş çam ormanları arasından Çanakkale Boğazı kıyılarından ulaşabiliyor, sonrasında 15-20 dakikada nostaljik arabalı vapurlarla Anadolu yakasına,
Çanakkale’ye uzanabiliyorlar. Doğa, tarih ve lezzet eksenindeki bu rotada, Gelibolu’nun küçük
rıhtım balıkçılarında boğazda yemek yeme zevkinin yanısıra, mevsiminde özel hazırlanan
meşhur Sardalyası’nı, ünlü peynirlerini ve damaklarda yer eden ünlü yöresel Peynir Helvası’nı
tatma şansı yakalıyorlar.
Gelibolu Mevlevihanesi
Dünyanın en büyük mevlevihanesi, asithanesi ve semahanesi özelliklerini elinde bulunduran bu
yapı 1621 yılında ilk postnişi Azade Mehmet Dede ve dervişleri tarafından inşa edilmiş. Yüzyılın
başından beri derin uykuda olan bu önemli kültür mirası, 2005 yılında restore edilerek ziyarete açılmıştır. Her ay düzenli olarak mesnevi sohbetleri gerçekleştirmekte, sema yapılmaktadır.
Kavakköy
Denize kıyısı olmayan bir balıkçı köyü görmek ilginizi çekerse, Kavakköy’ü ziyaret etmenizi
tavsiye ederiz; köyden denize ulaşımı sağlayan dere, aynı zamanda köyün balıkçı barınağı.
İstanbul’un bazı büyük restaurantlarının balık kaynağının Kavakköy olduğunu öğrenince, balığı
yerinden alma isteğine karşı koymakta güçlük çekeceğinize eminiz.
Gelibolu Kalesi (Tarihi Liman) ve Piri Reis Müzesi
Evliya Çelebi’nin anlattığına göre, kale dik ve kesik kayalara kuruluymuş ve 70 kulesi
bulunuyormuş. XVII. Yüzyılın ortalarında içinde 300 tek katlı evin, kethüda, topçubaşı ve
cebeci başının konaklarının, su sarnıçlarının bulunduğu kaleden bugün sadece iki burç kalmış.
24 | Gelibolu
Gelibolu feribot iskelesinin arkasında, balık pazarının hemen yanında yer alan Piri Reis Müzesi
işte bu eski kalenin burçları içinde yer alıyor. Önünde de tarihi liman...
Sardalye’yi kentin markası haline getiren Gelibolu, gerçek bir balık cenneti. Tuzlu ve konserve
sardalye konusunda Türkiye’nin en eski üreticilerinden Alaeddin Konserve’nin tarihi binasını
görmeden, konservelerin, ançüezin tadına bakmadan dönmeyin... Onun karşısındaki balık
pazarında denizden yeni çıkmış istiridyeler gerçekten çok leziz.
Salı ve Cumartesi günleri kurulan Gelibolu Köylü Pazarında peynir cinslerinden, envai çeşit
sebzeye varıncaya kadar hemen her tür ürünün en doğalını bulabilirsiniz.
Tarihi Gelibolu Yarımadası Milli Parkı
Avrupa kıtasının Anadolu yakasına geçmeden önceki son durağı olan Eceabat’ta, Çanakkale
Savaşı’nın izleri, anıları ve dönem ruhu her köşede hissedilir. Mimar Sinan’ın eseri olan
Kilitbahir Kalesi, tabyalar, Kabatepe ve Alçıtepe’deki şehitlikler, Conk Bayırı, Anzak Koyu,
Şehitler Abidesi ve yarımadada geniş milli parka yayılmış anıtlar yine eşsiz, el değmemiş doğa
eşliğinde gezilebilir. Kilitbahir’deki Seyit Onbaşı Anıtı, cephanelikler, Yarbay Mustafa Kemal’in
bir süre karargah olarak kullandığı, “ben size ölmeyi emrediyorum!” sözüyle meşhur Anzak
çıkartmasının haberini aldığı Biga Köyü Atatürk Evi ve Bolayır’daki Namık Kemal Mezarı ve
Gazi Süleymanpaşa Anıt Mezarı da bu ziyareti anlamlı kılacak duraklardan sadece birkaçı.
Gelibolu | 25
Doğan Aslan Mevkii Gelibolu www.gali.com.tr T. +90 212 671 19 91
Havaalanına uzaklık: İstanbul Atatürk 230 km
Gelibolu
Gali Bağlar›
Lozan’da mühendislik eğitimi alan Hakan Kavur, komşu Fransa’nın kadim bağcılık geleneği ile tanışınca,
dededen gelen ‘toprak adamlığı genleri’ devreye girmiş olmalı ki, ülkeye döndüğünde ilk işi Gelibolu
Yarımadası’nda yer alan Doğan Arslan bölgesinde 48 hektar toprak alıp bağ kurmak olmuş.
Arazi seçiminde, Saros Körfezi’nden Ege Adaları’na, tüm Gelibolu Yarımadası’ndan Çanakkale Boğazı
ve Marmara Denizi’ne uzanan panoramik manzaranın yanı sıra, Marmara ve Ege’den esen hakim
rüzgarlar, toprağın tınlı-killi, magnezyumlu ve demirli yapısı da önemli rol oynamış.
Yaklaşık 240 dönümlük bir bölümde kurulan bağlar, arazinin yamaçlarını düzlüklere bağlayan kısımlarına yerleştirilmiş; bu da doğal bir drenaj oluşturarak, bağların sulamaya gerek kalmadan ürün
vermesini sağlamış. Dışarıdan müdahale olmayınca da, her sene değişen iklim koşulları, ortaya çıkan
ürünlerde özgün farklılıklar yaratmış.
Bağların en önemli özelliklerinden birisi iki denizi de aynı
anda görmesidir. Bağlar sol tarafta Marmara Denizi ve
Çanakkale Boğazına bakmaktadır. Bu yamaçlara tepeden
aşağıya doğru Merlot ların değişik klonları ekilmiştir. Arazinin Saros Körfezi’ne bakan yamaçlarında Cabernet Sauvignon
ekilidir. Arazi içindeki değişik yapıdaki parsellerde, değişik
klonların dikilmesi sebebiyle, tat katmanları oluşmaktadır.
Bağlar Doğan Arslan tepesinde, Lysimacia ve Kardia antik kentinin kurulmuş olduğu bölgededir. Bağ
arazisi içinde eşi görülmemiş bir komuta mevzii yer almaktadır. 2. Dünya Savaşı döneminden kalmış
olan dağların içine oyulmuş tüneller ve 16 odadan oluşan komuta mevziileri görülmeye değerdir.
Gali markası, adını Rumca “güzel şehir” anlamına gelen Kallipolis’ten almış. Zamanla Gelibolu’ya dönüşen
isim, Osmanlıcada da ‘pahalı, kıymetli, haddini aşan’ anlamına gelen Gali kelimesine kaynaklık etmiş;
“hem toprağın tarihi ile bağlantılı hem de ürünleri tanımlayacak daha şık bir isim olamazdı herhalde”
diyen Hakan Kavur, markasının amblemini de yine yörenin tarihinde bulmuş. Büyük İskender’in ölümüyle
dört dev parçaya ayrılan imparatorluğun Anadolu-Trakya bölümünü yönetmeye başlayan Lysimakos, Gali
Bağlarının hemen yakınlarına düşen bölgede kendi adıyla Lysimakia kentini kurup, yine kendi adına sikke
basmış - sene MÖ 305. Bugün bu kentten geriye hemen hemen hiçbir şey kalmamış olsa da, generalin
‘Aslan Avcısı’ İskender’in anısına bir yüzüne aslan figürü, diğerine de İskender’in portresini bastırdığı
sikkeler, bugün Gali’nin etiketleri üzerinde sonsuz hayatına devam ediyor.
Gali Bağ Gezileri
Gali bağları önceden randevu alarak gezilebilir. Ziyaret saatini de yine karşılıklı görüşmeyle belirlemekte yarar
var. Çanakkale Boğazı ve Saros Körfezi manzaralı bağların içinde bulunan bağ evinde, gruplara randevulu
olarak sunulabilecek leziz Trakya kuzusu ve mevsiminde tabii ki sardalye ve taze istiridye spesiyaliteleri vardır.
26 | Gelibolu
İsmetpaşa Mah. Çınarlıdere No:11 Eceabat Çanakkale www.suvla.com T. +90 286 814 10 00
Havaalanına uzaklık: Çanakkale 20 dk. (feribot ile)
Gelibolu
Suvla Bağlar›
Toprak, asma, insan... En iyiyi üretebilmek idealinde yorulmak bilmez bir adanmışlık ve birliktelik. Bağcılık
için çok elverişli bir coğrafyanın güçlü teruar desteği, yüksek teknolojik altyapı ve insan gücünün dengeli
birleşimi ile tutkuyla üretilen Suvla, Kabatepe bölgesinde deniz manzaralı çam ormanları ile çevrelenmiş,
yoğun iyot ve reçine kokuları içindeki 11 yaşındaki aile bağları Bozokbağ’da yetişen üzümlerden üretiliyor.
Tarihi Gelibolu Yarımadası’ndaki aile bağları ile ait oldukları muhteşem coğrafyayı ve tarihle dolu bir geçmişi
geleceğe taşımayı hayal ediyor.
Tarihi yarımadanın Kuzey Ege ve Marmara denizleri arasında yer alan, güçlü karayel ile şekillenen, killi
toprak yapısı ile güçlü teruar özellikleri taşıyan 640 dönümlük organik bağlarda yetişen varyeteler; Cabernet
Sauvignon, Merlot, Shiraz, Cabernet Franc, Grenache Noir, Petit Verdot, Chardonnay, Sauvignon Blanc,
Roussanne, Marsanne; yerliler ise tarihi yarımadaya özgü Kınalı Yapıncak ve Karasakız’dan oluşuyor. Pınar ve
Selim Zafer Ellialtı tarafından 2003’te kurulan Bozokbağ, yaz kış demeden bağlarda çalışan onlarca kadının,
hiç ara vermeksizin büyük sadakatle yöre köylerden gelerek, büyük emekler verdiği onbir yaşındaki çocuğu
gibi. Her bir bağbozumu ve kış budaması onlar için ayrı bir heves, ayrı bir heyecan.
Yüksek kalitede şato tipi üretim yapabilmek için üzümlerin
en doğru şartlarda işlenmesi amacıyla kaliteye odaklı bağcılık
teknikleri ile ve en yakın mesafe prensibine göre Eceabat’ta
konumlandırılan Suvla tesisi, yerçekimi sistemi, özel soğuk
hava odaları ve özel iklimlendirilmiş kavı ile, gelişmiş teknoloji
ve doğal yöntemlerin kullanıldığı çağdaş bir üretim merkezi.
Suvla, dünya çapındaki önologların danışmanlığı ve yine
alanında uzman bir ekibin titiz çalışmasıyla, 2010’dan günümüze, bağ verimine bağlı olarak ortalama 650 tonluk üretimi
ile, sektör için çok kısa sayılabilecek bir zaman dilimi içerisinde kalitesini ulusal ve uluslararası ödüllerle
taçlandırmış, aranılan ve beğenilen markalardan biri olmayı şimdiden başarmış durumda.
Suvla Bağ Gezileri
Suvla, doğal tarım ürünleri markası Kilye ile birlikte düzenlediği ‘Suvla Bağ Gezileri’nde lezzet severlere
unutamayacakları bir serüven sunuyor.
Yöresel lezzetlerle bezeli eşleşmeli öğle ve akşam mönüsüyle birlikte seyahatlerinin arka planını renkli bağ
hikayeleriyle süslemek ve bağda akıp giden hayatın bir parçası olmak isteyen konuklar, Suvla Bağları’nı
haftanın her günü 09.00-22.00 saatleri arasında ziyaret edebilirler. Suvla, Eceabat’taki konsept mağazası
ve lokantasındaki gustosu ve enerjisiyle çok farklı ve keyifli bir lezzet durağı niteliğinde. Suvla ürünlerinin
yanısıra, sadece yörede yetişen sebze, meyve ve zeytinlerin fabrikada doğal şartlarla işlenmesi ile elde edilen
Kilye Doğal Ürünler de bulunmaktadır.
Büyük gruplar için rezervasyonun rica ediliyor.
Gelibolu | 27
Gezin
1 Yiyip-‹çin 1
K›rklareli Bölgesi
Tekirdağ Bölgesi
Gezin
Gezin
•Lüleburgaz Sokollu Külliyesi-Lüleburgaz Merkez
•Lüleburgaz Belediyesi, Gastronomi ve Mutfak
Sanatları Merkezi-Lüleburgaz Merkez, Pazaryeri
Karşısı
•Istranca Dağları-Orman yürüyüşü parkuru,
yürüyüş, trekking
•Mahya Tepesi Zirve
•İğneada ve Kıyıköy
•Dupnisa Mağarası-Demirköy Yolu
• Longoz Ormanları (UNESCO biosfer koruma alanı adayı)
•Vize “Yavaş Şehir”, Bizans Kalıntıları ve Vize
Antik Tiyatro
•Kırklareli Höyüğü (Arazi), Arkeolojik Kazı Alanı
(Aşağı Pınar ve Kanlıgeçit)
•Açık Hava Müzesi Asilbeyli Köyü Yolu Üzeri, 1. km
•Trakya Araştırmaları Merkezi (Kazı Evi)-Ahmetçe Köyü
•Kırklareli Arkeoloji Müzesi-Kırklareli Merkez
Mustafa Kemal Bulvarı
•Yayla Mahallesi-Kırklareli Merkez
•Tekirdağ Müzesi-Ertuğrul Mah. Barbaros Cad. No: 1
Tekirdağ +90 282 261 20 82
•Marmara Ereğlisi Müzesi ve Antik Kent-Marmara
Ereğlisi Sahili
•Rakoczi Müzesi-Ertuğrul Mah. Vali Konağı Cad.
No: 12 +90 282 263 85 77
Yiyip-İçin
•Defneli Bahçe-Lüleburgaz Yılmaz Mah. Eski Edirne
Cad. No:16 Lüleburgaz +90 288 417 43 34
•Masal Bahçesi-Lüleburgaz +90 532 138 90 05
•Çamlık Restaurant-Büyükkarıştıran
+90 288 436 12 78
•Kaynarca Restaurant-Kaynarca +90 288 645 72 24
•Taşmekan-İğneada Yolu 4. km Demirköy
+90 288 681 64 73
Konaklay›n
•Arcadia Bağları Butik Oteli-Lüleburgaz Kırklareli
Yolu, Hamitabat Çeşmekolu köyleri arası, düzlük
tepesi 2. km +90 533 514 14 90
•Lüleburgaz Ezgi Resort Ezgi Resort Otel-Dere
Mahallesi Edirne Bayırı Mevkii Lüleburgaz
+90 288 412 67 77
Al›flverifl Yap›n
•Hamitabat Köyü Et ve Sucuk KooperatifiHamitabat Köyü
•Istranca Peynirleri Halka Satış Dükkanı
•Kırklareli Turist Yolu Satış Noktası-Mustafa
Kemal Bulvarı Meral Apt. Altı Turist Yolu
•Istranca Lezzet Noktası Satış MağazasıKırklareli Belediye Karşısı +90 288 212 31 80
•Istranca Lezzet Noktası Fabrika Satış
Mağazası-Istranca Çiftilği Poyralı Köyü
Pınarhisar +90 288 665 80 06
28 |
Yiyip-İçin
•Umurbey Winehouse-Atatürk Bulvarı 32/1 Sahil
Yolu Tekirdağ Merkez +90 282 260 13 79
•Özcanlar Köftecisi
•Özcanlar Sahil Tekirdağ Merkezi Liman Karşısı
+90 282 263 40 88
•Özcanlar Beyazköy +90 282 231 31 31
•Yengenin Yeri-Marmara Ereğilisi Sahil Cad.
+90 282 613 23 39
•Ada Balık-Marmara Ereğlisi Sahil Cad. Balıkçı
İskelesi Karşısı +90 282 613 17 50
•Tekirdağ Öğe Tesisleri
•Yenice Öğe +90 282 624 00 11
•Yeniçiftlik Öğe +90 282 644 10 02
•Arif’in Yeri-Kumbağ Sahili
•Balkan Pastanesi +90 282 263 09 10
•Trakpet Restaurant-İstanbul Yolu Üzeri 6. Km Karaevli
Köyü Deniz Boyu Mevkii +90 282 624 97 32
•İlker & Soner Balık Restaurant-Kumbağ Sahil Boyu
No.3 Liman Yanı Kumbağ +90 282 283 44 40
•Arda Lokantası (Cunda Meze Balık)-Ertuğrul
Mah. Atatürk Bulvarı Serez Apt. No.34 Tekirdağ
+90 282 264 11 66
•İlhan Restaurant-Atatürk Bulvarı Eski Kumbağı
Sapağı No:55 Tekirdağ +90 282 261 15 07
Konaklay›n
•Barbaros Bağ Evi Butik Oteli-Yazır Köyü
+90 212 257 07 00
•Yeniçiftlik Ennis Inn +90 282 644 56 44
•Divan Oteli-Çorlu +90 282 673 64 00
•Ramada Otel-Tekirdağ +90 282 229 29 29
•Siverside Otel-Seymen Köyü Çorlu Havaalanı
Karşısı Çorlu Tekirdağ +90 282 684 27 00
•Grand Eren Otel-Sağlık Mah. 59850 Marmaracık
Tekirdağ +90 282 686 55 55
•Otel 59-Meşhur Direkleraltı Mevki Muratlı Cad.
Star Medica Hastanesi Karşısı No: 2 Merkez
Tekirdağ +90 282 260 39 59
Konaklay›n 1
Al›flverifl Yap›n
fiarköy Bölgesi
Gelibolu Bölgesi
Gezin
Gezin
•Uçmakdere’de Yamaç Paraşütü-Tekirdağ Yamaç
Paraşütü Kulübü +90 282 227 10 37 /
+90 533 314 39 93
•St. Ioannis Theologos Manastırı Hoşköy Melen
Bağları-Hoşköy +90 282 538 60 05 (Ziyaret
Rezervasyon ile)
•Uçmakdere Köyü
•Hora Feneri-Hoşköy (1861)
•Şarköy Rüzgar Sörfü-İstiklal Mah. İ. Hakkı Özgen
Cad. Şarköy +90 282 518 08 00
•Kutman Şarap Müzesi-Mürefte +90 212 476 85 85 /
+90 544 207 16 56
•Kartaltepe / Bakacaktepe-Bölgenin adı antik
kaynaklarda da geçen en önemli kutsal alanıdır.
•Atatürk Evi-Bigalı Köyü
•Kilitbahir Onbaşı Seyit Anıtı ve Cephanelikler
•Saros Körfezi-Doğal Kum, Plaj ve Sörf Yeri, Dalış
•Güneyli Köyü
•Namık Kemal Mezarı-Bolayır
•Kavakköy-Balıkçı Köyü
Yiyip-İçin
•Megali Balık-Sahil Yolu Hoşköy +90 534 357 61 25
•Melen Cafe-Sahil Yolu Hoşköy +90 282 538 60 05
•Uçmakdere Mocamp Kır Lokantası-Uçmakdere
Sahili +90 532 422 00 07
•Kafe Kalpak-Semadirek ve Marmara Adası manzaralı
teras, aperatifler, tadım +90 553 222 77 99
•Deniz Restaurant-Şarköy +90 536 372 63 88
•Balıkname-Şarköy Limanı +90 282 518 71 02 /
+90 532 785 15 17
•Ganohora Restaurant İğdebağlar Köyü
+90 282 518 49 74-+90 532 302 09 33
•Yakamoz Restaurant-Eriklice Şarköy
+90 532 226 00 20
Yiyip-İçin
•Yalova Restaurant-Çanakkale +90 286 217 10 45
•Güner Balık Restaurant-Kocaçeşme (köy içinde
çok uygun fiyatlı, taze balık yenebilir)
•İlhan Balık Restaurant-Gelibolu +90 286 566 11 24
•Suvla-Kilye Lokanta, Suvla Restaurant-Eceabat
+90 286 814 10 00 (Yöresel tatlar, öğle ve
akşam gurme yemekler. Taş fırından sıcacık
lezzetler.)
•Gali Bağ Evi-Gelibolu +90 532 255 35 62
(Bağın içinde, Marmara Denizi ve Çanakkale
Boğazı’na bakan provance bağ evinde, randevulu
olarak gruplara sunulabilecek leziz Trakya kuzusu
ve mevsimine göre deniz ürünü spesiyalleri
vardır. Öğlen veya akşam yemekleri.)
Konaklay›n
•Otel Hamzakoy-Gelibolu Sahil +90 286 566 23 50
•Orfoz Otel-Güneyli Köyü +90 286 572 63 00
•Gelibolu Evleri +90 286 814 26 50
•Kum Otel-Eceabat +90 286 814 14 66
•Gelibolu Butik Otel
Konaklay›n
Al›flverifl Yap›n
•Ganohora Otel-Hoşköy +90 534 357 61 25
•Yapıncak Otel-İskele Meydanı, Mürefte
+90 282 528 84 44 / +90 542 282 58 71
•Beyaz Balina Otel-Cumhuriyet Mah. 17 Kasım
Cad. Şarköy +90 282 518 43 24
•Coşkun Otel-İstiklal Mah. Öğretmen Faruk Doğan
Sok. No:27 Şarköy +90 282 518 49 00
•Kilye Doğal Ürünler Dükkanı
•Gelibolu Pazarı (Salı ve Cumartesi)
•Suvla-Kilye Doğal Ürünler Konsept MağazaEceabat +90 286 814 10 00
Al›flverifl Yap›n
•Şarköy Çiftlik-Yerel lezzetler +90 282 518 99 96
•Ganohora Doğal ve Yöresel Ürünler-Peynir ve ev
yapımı ürünler. Cumhuriyet Mah. Sarıcapaşa Cad.
No:87/D Şarköy +90 282 518 98 05
| 29
Gastronomi
Tarihin en büyük iki imparatorluğunun başkentlerinin yanı başında, Doğu Roma ve Osmanlı
İmparatorluğu’nun merkezinde konumlanan Trakya bölgesi, gastronomik çeşitliliği ile Türkiye’nin
büyük bir bölümünü yansıtma özelliğine de sahiptir. Trakya’nın sahip olduğu kısa mesafelerde
farklıklar gösteren iklim koşulları zengin tarihi geçmişiyle birleştiğinde bu küçük bölgede çok
çeşitli ve zengin bir mutfak kültürü yaratmıştır.
Sürekli hareket halinde olan Greklerin gittikleri coğrafyalardan getirdikleri rafine lezzetler
Trakya’da Akdeniz mutfak kültürünün temelini oluşturur. Bu kültür, Türklerin Orta Asya’dan ve
Anadolu’dan getirdikleri, Balkanlarda daha da zenginleştirdikleri yörük kültürünün lezzetleriyle
birlikte başka bir boyuta taşınır. Bu çok kültürlü ve hareketli yapı beraberinde birbirinden
etkilenerek gelişen zengin bir mutfak ortaya çıkartmıştır. Daha sonra savaşlar sebebiyle bölgede yaşanan zorunlu göçler, beraberinde Balkanların farklı bölgelerinden etkilenmiş mutfak
kültürlerini de getirmiştir.
Üç kıta arasındaki ticari ve kültürel alışverişin kavşak noktasında bulunan ve 1500 yıl boyunca
iki büyük imparatorluğun başkenti olan İstanbul mutfağı yüzyıllardır Trakya’nın verimli ovalarından ve denizlerinden beslenir. Üstelik bu ovaların ve denizlerin lezzeti hiçbir zaman sıradan
olmamıştır. Trakya coğrafi konumu sebebiyle şanslı bir bölgedir. Üç iklimin sınırlarının kesişim
noktasındadır, Akdeniz ikliminin sınırındadır, ancak sıcaklık çok yükselmez, Karadeniz ikliminin
30 |
sınırındadır, fakat Karadeniz kadar yağışlı değildir, iç bölgeleri karasaldır, ancak Anadolu’nun
iç bölgeleri ve doğusu kadar sert bir iklim yaşanmaz. Bu özel mikro klimalar, bölgede yetişen
meyve ve sebzelerin çok aromatik ve lezzetli olmasını sağlar. Bölgenin bir diğer önemli özelliği
de birçok farklı toprak yapısına sahip olmasıdır ki bu da farklı ürün çeşitlerinin yetiştirilmesine olanak sağlar. Bu yüzden Trakya’nın tarımsal ürün yelpazesi oldukça geniştir.
Marmara sahili boyunca Gelibolu’ya kadar olan bölgede zengin bir balık menüsü, zeytinyağı
ve dağda kekikle beslenen keçi/oğlak eşlik etmektedir. Orta ve kuzey bölümde ise, Trakya
Kıvırcığı’nın başrolde olduğu zengin bir et menüsü, taze ot yemekleri, tuzlu ve tatlı börekler,
Karadeniz balıkları, meraklısına sunulan av etleri ve alabalık ile tamamlanmaktadır. Etler,
ızgara, taşfırın, kuyu ve tandır başta olmak üzere farklı pişirme teknikleriyle çok özel lezzetler
olarak karşımıza çıkmaktadır. Trakya Bağ Rotası’nın en keyifli gurme lezzetlerinden biri de
peynirdir. Balkan mutfak kültürünün de bir parçası olarak peynir üretimi bölgede çok önemli
bir yere sahiptir. Tekirdağ-Keşan arasında, Şarköy’de, Kırklareli ve Edirne’de peynir imalathaneleri bulunmaktadır. Uçmakdere’den Gelibolu’ya kadar olan sahil şeridinin dağ köylerinde ve
Istranca’larda ise keçi peyniri yapılmaktadır.
Bağbozumu döneminde pekmez, pekmezle yapılan bulama, Kırklareli ve Edirne’de hardaliye
rotanın kendine özgü lezzetleri olarak karşımıza çıkar.
| 31
9
Edirne
Tarihi geçmişi M.Ö. 2000-3000’li yıllara dayanan Edirne,
yüzyıllar boyunca Roma ve Bizans başta olmak üzere
farklı uygarlıklara ev sahipliği yapmıştır. Edirne Osmanlı
İmparatorluğu’nun üç başkentinden biridir.
Edirne saraylarından geriye sadece Adalet Kasrı kalmış olsa da, kentteki mimari çeşitlilik bir dönemin
görkemini hatırlatmak için yeterlidir. Arasta Çarşısı
ve Darüşşifa da dönemin sosyal hayatını anlamak
için değerli ipuçları sunar. Mimar Sinan’ın ustalık
eseri Selimiye Camii, UNESCO kültür mirası listesinde
de yer almaktadır.
Bu çok tanınmış başlıca eserlerin yanı sıra birçok başka hazine saklı Edirne’de: Kaleiçi’ndeki Katolik Kilisesi,
Kıyık’taki Sveti Georgi Bulgar Kilisesi, Kirişhane’deki
Konstantin - Helena Ortodoks Kilisesi ile Türkiye sınırları içindeki en büyük, Avrupa’nın ikinci büyük havrası
olan Büyük Sinagog bunlardan bazıları.
Bir başka ilgi çekici yapı da, tarihi neolitik çağlara
kadar uzanan yağma taş mezarları, dolmenler. İşin
ilginç yanı, komşu Balkan ülkelerde de rastlanan bu
dolmenlerin benzerlerinin, Türkiye sınırları içerisinde
bir tek doğu sınırında Kars’ta olması.
Edirne’nin bu ihtişamlı geçmişi zengin bir gastronomi kültürü de kazandırmış kente. Osmanlı
İmparatorluğu’nun başkenti olmasıyla saray mutfağı
ile tanışan Edirne, birçok şenliğe ve eğlenceye de ev
sahipliği yaptığından, bunun etkileri mutfağa fazlasıyla yansımış. Edirne ciğeri ve köftesi, badem ezmesi,
badem kurabiyesi, mamzana, kandilli mantı, peynir
helvası, Edirne peyniri ve saray şerbetleri Edirne’de
gezginleri bekleyen lezzetlerin en bilinenleridir.
Görülecek yerler
1. Selimiye Camii
2. Arasta Çarşısı
3. Adalet Kasrı
4. Sultan II. Beyazıd Darüşşifası
5. Aziz Georgi Kilisesi
6. Konstantin - Helena Ortadoks Kilisesi
7. Edirne Büyük Sinagogu
8. Uzunköprü
9. Gala Gölü
10.Enez Ainos Antik Kenti
11.Kırkpınar Güreşleri
32 |
10
6
3
1
8
2
5
Trakya Bağ Rotası Projesi
Trakya Turizm İşletmecileri Derneği
Ertuğrul Mh. Orduevi Cd. No. 2/B Merkez Tekirdağ
+90 507 078 93 99 [email protected]
www.trakyabagrotasi.com
Trakya Bağ Rotası
trakyabagrotasi
trakyabagrotasi
Apple Store
Google Store
Trakya Kalkınma Ajansı 2012/2013 yılı Sosyo - Ekonomik Kalkınma Mali Destek Programı kapsamında hazırlanan bu yayının içeriği
Trakya Kalkınma Ajansı ve/veya Kalkınma Bakanlığı’nın görüşlerini yansıtmamakta olup, içerik ile ilgili tek sorumluluk
Trakya Turizm İşletmecileri Derneği’ne aittir.
Download

Tek rota, onlarca bağ, yüzlerce lezzet