DERLEME REVIEW
Rutin Karaciðer Testleri
Prof. Dr. Sebati Özdemir
Ýstanbul Üniversitesi, Cerrahpaþa Týp Fakültesi, Ýç Hastalýklarý AD, Gastroenteroloji BD, ÝSTANBUL
ÖZET
adlandýrma olarak da rutin karaciðer testleri kullanýlmaktadýr. Bu yazýda karaciðer hastalýðýna yönelik rutin
olarak araþtýrýlan serum aminotransferaz, alkali fosfataz,
gamma glutamil transferaz enzimleri ile bilirubin, albumin
ve protrombin zamaný testleri incelenmiþtir.
Karaciðer hastalýðýný yansýtan laboratuvar incelemeleri
sýklýkla karaciðer fonksiyon testleri olarak adlandýrýlmaktadýr. Bu adlandýrma yanlýþ olmasýna karþýn yerleþik
bir alýþkanlýkla sürdürülmektedir. Bunun yaný sýra
karaciðer paneli, karaciðer biyokimyasý ya da hepatik
profil gibi tanýmlamalar yapýlýrken diðer bir alternatif
• Anahtar Kelimeler: Karaciðer hastalýðý, laboratuvar,
test, rutin. Nobel Med 2009; 5(2): 5-9
ABSTRACT
or hepatic profiles have been used. An alternative term is
routine tests of the liver. This article reviews routine tests
for liver disease including serum aminotransferases, alkaline
phosphatase, gamma glutamyl transferase, bilirubin, albumin
and prothrombin time.
ROUTINE TESTS OF THE LIVER
Laboratory investigations reflecting liver disease are commonly
termed as liver function tests. Although this term is misnomer,
it has been traditionally continued to use by clinicians.
Meanwhile, some terms such as liver panels, liver biochemistries
• Key Words: Liver disease, laboratory, test, routine.
Nobel Med 2009; 5(2): 5-9
NOBEL MEDICUS 14
5
|
CÝLT: 5, SAYI: 2
G‹R‹Þ
ken, ALT sadece sitozolde bulunmaktadýr. AST karaciðer,
miyokard, iskelet kasý, böbrek, beyin, pankreas, akciðer,
lökosit ve eritrositlerde mevcuttur. ALT ise en yüksek
miktarlarda karaciðerde bulunmaktadýr; bu nedenle
karaciðer hasarýnýn daha spesifik bir göstergesidir.2, 3
Karaciðer ile ilgili testler baþlýca üç ana kategoriye ayrýlmaktadýr: Bunlar karaciðer hasarýný, karaciðerin fonksiyonel durumunu ve karaciðer hastalýðýnýn etyolojisini
saptamaya yönelik testlerdir.1, 2 Karaciðer hastalýðýna
iliþkin laboratuvar incelemeleri geleneksel olarak sýklýkla
karaciðer fonksiyon testleri olarak adlandýrýlmaktadýr.
Ancak bu adlandýrma yanlýþ olmasýna karþýn yerleþik
bir alýþkanlýkla sürdürülmektedir; örneðin serum aminotransferaz düzeyi, karaciðerin fonksiyonunu deðil hasarýný
gösteren testtir. Bunun yaný sýra karaciðer paneli, karaciðer biyokimyasý ya da hepatik profil gibi tanýmlamalar
yapýlýrken diðer bir alternatif adlandýrma olarak da
rutin karaciðer testleri kullanýlmaktadýr.1 Rutin karaciðer
testleri olarak genellikle aminotransferaz, alkali fosfataz,
gamma glutamil transferaz enzimleri ile bilirubin, albumin ve protrombin zamaný testleri kullanýlmaktadýr.
Rutin olarak kullanýlan bu testler, karaciðer hastalýðýna
özgü deðildirler. Etyolojiyi aydýnlat-maya yönelik olarak
viral hepatitler için serolojik testler, genetik hemokromatoz, Wilson Hastalýðý ya da alfa-1-antitripsin eksikliði
gibi metabolik hastalýklara yönelik; ya da otoimmün
karaciðer hastalýklarýný ortaya çýkaracak testler de mevcuttur. Bunlarýn yaný sýra tamamlayýcý/taný koydurucu
olarak da karaciðer biyopsisine gereksinim olabilmektedir.
Bu yazýda günlük pratikte karaciðer hastalýðý açýsýndan
sýklýkla baþvurulan testler incelenmiþtir.
Serum aminotransferaz düzeylerini yükselten baþlýca
hepatosellüler nedenler arasýnda kronik hepatit B ve
C, alkole baðlý karaciðer hasarý, yaðlý karaciðer, nonalkolik
steatohepatit ve metabolik karaciðer hastalýklarý yer
almaktadýr.3 Yakýn zamanda karaciðer dýþý neden olarak
çöliak hastalýðýnýn da kronik aminotransferaz yükselmesine
yol açtýðý bildirilmiþtir.4 20.000'e yakýn kan donöründe
yapýlan bir araþtýrmada sadece 99'unda ALT yüksekliði
saptanmýþ, bunlarýn da 12'sinde neden bulunabilmiþtir.5
Yüksek ALT düzeyi saptanan 100 kan donörünün
%48'inde alkol, %22'sinde yaðlý karaciðer, %17'sinde
hepatit C ve %4'ünde diðer nedenler saptanýrken,
%9'unda herhangi bir spesifik taný konulamamýþtýr.6
Kronik aminotransferaz yüksekliði saptanan 1124 hastanýn 81'inde herhangi bir neden saptanmamýþ, bunlarýn
yapýlan biyopsilerinde 41 hastada yaðlý karaciðer, 26'sýnda
steatohepatit, 4'ünde fibroz, 2'sinde siroz ve 8'inde
ise normal histolojik bulgular elde edilmiþtir.7
Serum ALT ve AST düzeylerinin oraný taný açýsýndan
yol gösterici olabilmektedir. Karakteristik olarak komplike
olmayan viral hepatitte ALT düzeyi AST'den fazladýr.
Nonalkolik steatohepatitte de kronik viral hepatitte
olduðu gibi AST/ALT oraný birden az bulunmaktadýr.8, 9
Bu her iki enzimin de ALT'nin daha fazla bulunduðu
kýsýmdan; sitoplazmadan salýnmasýna baðlanmaktadýr.
Ancak sitoplazmik komponentin yaný sýra hepatik mitokondrilerden de AST'nin salýnmasý durumunda AST
düzeyi ALT'ye oranla daha fazla bulunmaktadýr; bu
da hepatik hücre hasarýnýn daha fazla olduðuna iþaret
etmektedir.10
AMÝNOTRANSFERAZLAR
Pratikte, aminotransferaz ya da transaminazlar adýyla
kastedilen enzimler, amino asit metabolizmasýnda rol
oynayan alanin aminotransferaz (ALT; eski adýyla SGPTserum glutamik pirüvik transaminaz ) ile aspartat aminotransferazdýr (AST; eski adýyla SGOT-serum glutamik
okzaloasetik transaminaz). ALT enziminin etkisi ile
alaninin alfa amino grubu alfa-ketoglutarata aktarýlarak
glutamik asit ve pirüvik asit oluþmakta; AST ise aspartik
asitin alfa amino grubunu alfa ketoglutarata aktararak
glutamik asit ve okzalasetik asit meydana gelmektedir.
Bu iki reaksiyon çift yönlü olup her iki enzim de kofaktör olarak piridoksal-5-fosfata (B6 vitamini) gereksinim
göstermektedirler.2
Kronik viral hepatitin siroza dönüþümünde de AST
düzeyi ALT'ye kýyasla artýþ göstermektedir.11, 12 Sirozda
fibrozun aðýrlýðý serum AST düzeyini etkilemektedir.
AST'nin plazmadan klirensinin hepatik sinüzoidal hücreler tarafýndan düzenlenmesi nedeniyle fibrozis ve
sirozun ilerlemesi sonucu sinüzoidlerin bu fonksiyonu
bozulmakta, sonuçta serum AST düzeyinde relatif bir
artýþ ortaya çýkmaktadýr.13, 14 Kronik HCV enfeksiyonunda
AST ve ALT deðerleri, hastalýðýn aðýrlýðý ve histolojik
özellikleri ile paralellik göstermezken, bunlarýn oraný
hastalýðýn aðýrlýðý hakkýnda bir fikir verebilmektedir.
Kronik hepatit C'de AST/ALT oraný birden fazla bulunursa, bunun sirotik formu non-sirotik formdan ayýrmada
spesifik ve prediktif bir deðere sahip olacaðý düþünülmektedir.15, 16
Serum aminotransferaz düzeylerindeki artýþlar hepatosit
hasarýnýn en hassas göstergeleri olup hepatosellüler
hastalýklarýn ortaya çýkarýlmasýnda önemli testlerdir.
Her iki enzim de intrasellüler enzimler olup oldukça
yüksek miktarlarda hepatositlerde bulunmaktadýrlar.
Bu nedenle serum düzeylerindeki artýþ, karaciðer hücre
hasarýna iþaret etmektedir. Ancak membran geçirgenliðindeki artýþ bile yükselmelere yol açtýðý için, hepatosit
yýkýmý ile serum aminotransferaz düzeyleri arasýnda
tam bir paralellik bulunmamaktadýr.2 Hepatositlerde,
AST'nin %80'i mitokondri ve %20'si sitozolde bulunur-
Alkole baðlý karaciðer hastalýðýnda, olgularýn %90'ýndan
fazlasýnda AST/ALT oraný en az ikidir. Alkolik karaciðer
NOBEL MEDICUS 14
6
|
CÝLT: 5, SAYI: 2
hastalýðýndaki artmýþ AST/ALT oraný, ALT'nin serum
aktivitesinin düþüþü nedeniyledir. Bu oranýn artýþý,
alkolik karaciðer hastalýðý olan hastalarda alkole baðlý
olarak geliþen piridoksal-5-fosfat eksikliði nedeniyledir.
Bu eksiklik ise, alkoliklerde bu kofaktörün metabolizmasýndaki artýþ ve sellüler tutulumundaki azalma sonucu
ortaya çýkmaktadýr. Her iki enzim de kofaktör olarak
piridoksal-5-fosfata gereksinim gösterse de, karaciðerde
ALT sentezi, pridoksal fosfata AST'den daha fazla gereksinim göstermekte; böylelikle serum hepatik ALT düzeyi
AST'ye kýyasla daha fazla düþmekte; sonuç olarak bu
da AST/ALT oranýnýn artýþýna yol açmaktadýr.2, 17-19
lanlar ile serumun uzun süreli saklanmasý AF düzeyini
azaltabilmektedir.1
GAMMA GLUTAMÝL TRANSFERAZ
GGT, gamma glutamil gruplarýnýn glutatyondan diðer
peptitlere transferini kataliz eden bir enzimdir. Hepatosit
ve safra epitelinde bulunan GGT, hepatobiliyer hastalýðýn
varlýðý ya da yokluðuna iþaret eden önemli bir testtir;
ancak karaciðere spesifik olmamasý ve üç hafta gibi
uzun bir yarý ömre sahip olmasý nedeniyle yararlýlýðý
sýnýrlý kalabilmektedir. GGT, karaciðerin yaný sýra, kalp,
beyin, böbrek, pankreas, dalak ve semina vezikalis
gibi organlarýn hücre membranlarýnda da bulunmaktadýr.
Bu nedenle GGT düzeyinde yükselmeler pankreatik
hastalýklar, diyabet, miyokard infarktüsü, böbrek yetersizliði, kronik obstrüktif akciðer hastalýðý ve alkolizmde
de saptanabilmektedir.23, 24
ALKALÝ FOSFATAZ
Alkali fosfataz (AF) fosfat gruplarýnýn transferinde gerekli
bir izoenzimler grubundan oluþmaktadýr. Bu enzim
karaciðer, kemik, plasenta, barsak, böbrek ve lökositlerde bulunmasýna karþýn, %80'den fazlasý karaciðer
ve kemik kaynaklýdýr.1, 2 AF karaciðerde safra epitelinde
bulunmaktadýr. Hepatik AF, diðer dokulardan kaynaklanan AF'den izoenzim tayiniyle ayrýlabilmektedir. Ancak
bu yönteme nadiren baþvurulmaktadýr; çünkü gamma
glutamil transferaz (GGT) tayiniyle AF artýþýnýn kemik
kaynaklý olup olmadýðý anlaþýlabilmektedir.2 GGT,
kemik kaynaklý AF yükselmelerinde normal bulunmaktadýr. Bu enzimin yükselmesi durumunda, AF artýþý çok
büyük bir olasýlýkla karaciðer kaynaklýdýr. Karaciðer
kaynaklý serum AF artýþý düþünülen hastalarda kronik
kolestatik ve infiltratif karaciðer hastalýklarý göz önüne
alýnmalýdýr. Kolestaz, intrahepatik ya da ekstrahepatik
nedenlerle (taþ, tümör, safra yollarýna dýþarýdan basý,
ya da striktürler gibi) ortaya çýkabileceði gibi karaciðerin
infiltrasyonu sonucu (sarkoidoz, amiloidoz ya da yaygýn
metastaz gibi) ya da primer biliyer siroz, primer sklerozan
kolanjit, adult duktopeni ve kolestaza yol açan anabolik
steroid gibi bazý ilaçlarýn kullanýldýðý durumlarda da
geliþebilmektedir.2 ,3
GGT düzeyi AF ile paralel olarak kolestaz ve hepatosellüler hastalýklarda yükselmektedir. GGT, kemikte bulunmadýðý için AF artýþýnýn kemik kaynaklý olup olmadýðýnýn
ayrýmýnda kullanýlan önemli bir testtir.25 Keza gebelik
esnasýnda da AF'nin aksine normal sýnýrlarda kalmaktadýr.26 Alkol, fenitoin ve barbitürat gibi maddeler,
karaciðer hastalýðý bulunmaksýzýn enzimatik indüksiyon
aracýlýðýyla serum GGT düzeyini artýrmaktadýrlar.27, 28
Bu nedenle bazý yazarlar GGT tayinini, alkol alýmýnýn
bir indikatörü olarak kullanýlmasýný önermiþlerdir. Ama
alkoliklerin üçte birinde GGT düzeyi normal bulunurken;
bu bireylerde yüksek GGT düzeyinin duyarlýlýðý, %5294 arasýnda deðiþen oranlarda saptanmaktadýr.29, 30
Bu açýdan deðerlendirildiðinde GGT'nin klinik kullanýmýnda esas olarak, AF yükselmelerinin karaciðer kaynaklý
olup olmadýðýný doðrulamada ve yüksek aminotransferaz
düzeyleri saptanan hastalarda alkol kullanýmýný destekleme
yönünden önemli rolü vardýr.
BÝLÝRUBÝN
AF, bazý normal durumlarda 2-3 katýna kadar artabilmektedir. Gebeliðin son üç aylýk döneminde plasental kaynaklý, büyüme çaðýnda ise kemik kaynaklý AF artmaktadýr.
Gebeliðin sona ermesi ve kemik büyümesinin durmasý
ile birlikte AF de normal düzeylere inmektedir. Serum
AF düzeyinde, özellikle kadýnlarda olmak üzere 40
ila 65 yaþ arasýnda bir yükselme gözlenmektedir.20
O ya da B kan grubuna sahip bireylerde yaðlý yemeklerden sonra intestinal kaynaklý bir AF yükselmesi saptanabilmektedir.3
Hemoglobinin son yýkým ürünü olan bilirubin serumda
konjuge ya da direkt ve konjuge olmayan ya da indirekt
þekilde bulunmaktadýr. Hemoglobinin yýkýmýyla ortaya
çýkan hem, retiküloendotelyal sistemde hem oksijenaz
ile biliverdine; biliverdin ise biliverdin redüktaz ile
bilirubine dönüþmektedir. 1 gr hemoglobinin yýkýmý
sonucu 35 mg bilirubin meydana gelmektedir.2
Eritrosit yýkýmýnýn arttýðý durumlarda da artan serum
bilirubin düzeyi, karaciðer hastalýklarýnda karaciðerin
konjugasyon ve atýlým kapasitesini belirlemede kullanýlmaktadýr. Serum bilirubin düzeyinin %30'u direkt
%70'i ise indirekt formdadýr. Hiperbilirubinemi durumunda serum total bilirubinin %50'sinden fazlasýnýn direkt
olmasý durumunda direkt hiperbilirubinemi, %70'den
fazlasýnýn indirekt formda olmasý durumunda indirekt
Geçici AF yükselmeleri konjestif kalp yetersizliði ve
hipertiroidizm esnasýnda da görülebilmektedir. Hipotiroidi,
hipofosfatemi, pernisiyöz anemi ve Wilson Hastalýðý'nda
ise AF düzeyi azalmaktadýr.21, 22 Ayrýca asetaminofen,
sefotaksim gibi ilaçlar da AF yükselmelerine neden
olabilmekte, ancak EDTA, okzalat ve sitrat gibi antikoagüNOBEL MEDICUS 14
|
Rutin Karaciðer
Testleri
CÝLT: 5, SAYI: 2
7
hiperbilirubinemi söz konusudur. Ýndirekt bilirubin
plazmada albumine baðlý olarak dolaþmakta, 1 gr albumin 15 mg bilirubini baðlamaktadýr. Hipoalbuminemi, soðuk, asidoz, asfiksi, açlýk, serbest yað asitlerinde
artýþ ve bazý ilaçlar (diazepam, aspirin gibi) albuminin
baðlama kapasitesini azaltarak serbest bilirubin miktarýnýn
artmasýna neden olmaktadýr. Serbest bilirubin yað dokusuna kolayca oturmaktadýr. Eðer miktarý artmýþ ise
yað dokusundan zengin olan beyinde, özellikle bazal
ganglionlarýnda birikebilmekte ve aðýr nörolojik bulgulara
yol açabilmektedir (bilirubin ensefalopatisi).
için en sýk kullanýlan test olup normal serum düzeyi
3,5-4,5 g/dl'dir.2 Saðlýklý bir eriþkinde günde ortalama
15 g albumin sentezlenirken, bu deðer karaciðer sirozunda 4 g'a kadar düþebilmektedir.33 Diðer yandan karaciðerin sentez kapasitesi, albumin kaybý durumlarýnda
iki katýna kadar çýkabilmektedir.
Yarý ömrünün yaklaþýk 20 gün olmasý nedeniyle tayin
edilen serum albumin düzeyi, o anki gerçek durumu
yansýtmamaktadýr. Bunun yaný sýra volüm deðiþiklikleri
de serum albumin düzeyini etkilemektedir. Bu nedenlerden dolayýdýr ki serum albumin düzeyi akut karaciðer
hastalýklarýnda karaciðerin protein sentez yeteneðinin
güvenilir bir göstergesi deðildir.34
Ýndirekt bilirubin, Y proteininin (ligandin) görev aldýðý
bir aktif transport mekanizmasý ile karaciðer hücresine
girmektedir. Açlýk ya da karaciðer kan akýmýnýn azalmasý
gibi durumlar (örneðin yenidoðan döneminde ductus
venosus’un kapanmamasý) bilirubinin hücre içine
girmesini azaltmaktadýr.
Albumin sentezi karaciðer hastalýðýnýn yaný sýra beslenme
durumu, alkol kullanýmý, hormonal denge ve ozmotik
basýnç deðiþikliklerinden de etkilenmektedir.35 Diðer
yandan hipoalbuminemiye yol açan nedenler arasýnda
nefrotik sendrom, protein kaybettiren enteropati ve
malnütrisyon gibi nedenler de göz önünde bulundurulmalýdýr.
Bilirubin karaciðer hücresinde üridin difosfat glukuronil
transferaz (UDPGT) enzimi aracýlýðýyla glukronik asit
ile birleþerek konjüge bilirubine (bilirubin diglukronid
ve bilirubin monoglukronid) dönüþmektedir. Açlýk
ve aþýrý verilen K vitamini, bu konjügasyonu azaltmaktadýr.
Fenobarbital ve tiroid hormonlarý ise konjugasyonu
artýrmaktadýr.2 Konjuge bilirubin, safra asitleri ile birlikte
önce intrahepatik daha sonra da ekstrahepatik safra
yollarýna akarak duodenuma girmektedir. Eðer bu yollarda bir týkanýklýk (kolestaz) varsa konjuge bilirubinin
kanda birikmesi söz konusudur.
PROTROMBÝN ZAMANI
Karaciðer koagülasyon faktörlerinden faktör I (fibrinojen),
II (protrombin), V, VII, IX ve X'u sentezlemektedir.
Faktör V dýþýnda diðerlerinin sentezi K vitaminine baðlý
olup, K vitamini bu faktörlerin oluþumu için gerekli
glutamik asit artýklarýnýn karboksilasyonunda gerekli
bir kofaktördür.36, 37 Protrombin zamanýnýn uzamasý
karaciðer sentez fonksiyonunun deðerlendirilmesinde
önemli bir testtir. Bu nedenle akut ya da kronik karaciðer
hastalýklarýnda yararlý bir prognostik göstergedir. Akut
karaciðer yetersizliðinin gidiþi hakkýnda bilgi veren
en duyarlý test olup transplantasyonun zamanlamasýnda
kullanýlan kriterler arasýnda yer almaktadýr.38, 39 Diðer
yandan protrombin zamaný, kronik karaciðer hastalýðýnýn
Child-Pugh sýnýflamasýnda kullanýlan parametrelerden
biridir.40
Safraya atýlan bilirubin diglukronid ince barsak mukozasýnda ve bakterilerde bulunan beta-glukronidaz enzimi
ile indirekt bilirubin ve glukuronik aside dönüþür.
Bilirubin, bakteriyel floranýn etkisi ile ürobilinojen,
sterkobilinojen ve mezobilinojen gibi maddelere indirgenir.
Bu renksiz maddeler daha sonra oksitlenerek turuncukahverengi pigmentlere dönüþmekte ve dýþký ile atýlmaktadýrlar. Barsakta oluþan ürobilinojenin bir bölümü
emilerek portal dolaþým yoluyla karaciðere dönmekte
ve safra ile tekrar barsaða atýlmaktadýr (enterohepatik
dolaþým). Sistemik dolaþýma geçen ürobilinojenin bir
kýsmý ise böbreklerden atýlmaktadýr. Serum bilirubin
düzeyi, kronik karaciðer hastalýklarý; özellikle primer
biliyer siroz gibi kolestatik karaciðer hastalýklarýnýn
önemli prognostik göstergesidir.31 Akut karaciðer
yetersizliðinde prognostik bir öneme sahip deðildir.
Ancak akut alkolik hepatitli hastalarda 5mg/dl'yi aþan
deðerler kötü prognoza iþaret etmektedir.32
Protrombin zamanýnýn uzamasý karaciðer hastalýðýnýn
spesifik göstergesi deðildir. Akut ve kronik karaciðer
hastalýklarýnýn yaný sýra koagülasyon faktörlerinin doðumsal eksikliði durumlarýnda, tüketim koagülopatisi,
K vitamini eksikliði ve K vitaminine antagonist etki
gösteren ilaçlarýn kullanýldýðý durumlar ile yað emiliminin
(K vitamini yaðda eriyen bir vitamin olduðu için) bozulduðu tüm durumlarda da protrombin zamaný uzamaktadýr. Bu nedenle yað emilimi için gerekli safranýn barsaða
akýmýný kýsýtlayacak safra yollarýnýn hasarý, kaybý, darlýðý
ya da blokajýný saðlayan; dolayýsýyla yað emilimini bozan herhangi bir neden protrombin zamanýnda uzamaya
yol açmaktadýr. Bu durumlarýn göz önüne alýnmamasý
ise hastanýn yanlýþ deðerlendirilmesine neden olabilmektedir. Þöyle ki kronik karaciðer hastalýðý olan bir hastada
ALBUMÝN
Karaciðer albumin, fibrinojen, alfa-1-antitripsin, haptoglobulin, transferrin, seruloplazmin ve protrombin gibi
proteinlerin yapým yeridir. Serum albumin düzeyi,
rutin pratikte karaciðerin sentez gücünü araþtýrmak
NOBEL MEDICUS 14
8
|
CÝLT: 5, SAYI: 2
uygulamasýyla anlaþýlabilmektedir.1 Eðer olay verilen
örnekte olduðu gibi K vitaminine baðlý ise 10 mg parenteral K vitamininin veriliþini takiben 24 saat içinde
protrombin zamanýnda %30 oranýnda düzelme gözlenmelidir.
taþ ya da tümör gibi ikincil bir nedenle geliþen kolestaz
nedeniyle safra akýmý engellenecek, bu da protrombin
zamanýnda uzamaya yol açacaktýr. Protrombin zamanýndaki uzamanýn karaciðer yetersizliðine mi yoksa K vitamini eksikliðine mi baðlý olduðu parenteral K vitamini
ÝLETÝÞÝM ÝÇÝN: Prof. Dr. Sebati Özdemir, Ýstanbul Üniversitesi, Cerrahpaþa Týp Fakültesi, Gastroenteroloji BD, Cerrahpaþa/ÝSTANBUL [email protected]
GÖNDERÝLDÝÐÝ TARÝH: 12 / 03 / 2008
•
KABUL TARÝHÝ: 01 / 08 / 2008
KAYNAKLAR
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24 Goldberg DM. Structural, functional, and clinical aspects of gammaglutamyltransferase. CRC Crit Rev Clin Lab Sci 1980; 12:1-58.
25 Betro MG, Oon RC, Edwards JB. Gamma-glutamyl transpeptidase
in diseases of the liver and bone. Am J Clin Pathol 1973; 60: 672678.
26 Walker FB 4th, Hoblit DL, Cunningham FG, Combes B. Gamma
glutamyl transpeptidase in normal pregnancy. Obstet Gynecol 1974;
43: 745-749.
27 Rosalki SB, Tarlow D, Rau D. Plasma gamma-glutamyl transpeptidase
elevation in patients receiving enzyme-inducing drugs. Lancet 1971;
2: 376-377.
28 Keeffe EB, Sunderland MC, Gabourel JD. Serum gamma-glutamyl
transpeptidase activity in patients receiving chronic phenytoin therapy.
Dig Dis Sci 1986; 31: 1056-1061.
29 Orrego H, Blake JE, Israel Y. Relationship between gamma-glutamyl
transpeptidase and mean urinary alcohol levels in alcoholics while
drinking and after alcohol withdrawal. Alcohol Clin Exp Res 1985;
9: 10-13.
30 Moussavian SN, Becker RC, Piepmeyer JL, Mezey E, Bozian RC.
Serum gamma-glutamyl transpeptidase and chronic alcoholism.
Influence of alcohol ingestion and liver disease. Dig Dis Sci 1985;
30: 211-214.
31 Pasha TM, Dickson ER. Survival algorithms and outcome analysis
in primary biliary cirrhosis. Semin Liver Dis 1997; 17: 147-158.
32 Mezey E. Treatment of alcoholic liver disease. Semin Liver Dis 1993;
13: 210-216.
33 Tavill AS, Craigie A, Rosenoer WM. The measurement of the
synthetic rate of albumin in man. Clin Sci 1968; 34: 1-28.
34 Skrede S, Blomhoff JP, Elgjo K, Gjone E. Biochemical tests in
evaluation of liver function. Scand J Gastroenterol 1973; 19: 37-46.
35 Rothschild MA, Oratz M, Schreiber SS. Serum albumin. Hepatology
1988; 8: 385-401.
36 Sperling R, Furie BC, Blumenstein M, Keyt B, Furie B. Metal
binding properties of gamma-carboxyglutamic acid. Implications
for the vitamin K-dependent blood coagulation proteins. J Biol
Chem 1978; 253: 3898-3906.
37 Furie B, Furie BC. Molecular basis of vitamin K-dependent gammacarboxylation. Blood 1990; 75: 1753-1762.
38 O'Grady JG, Alexander GJ, Hayllar KM, Williams R. Early indicators
of prognosis in fulminant hepatic failure. Gastroenterology 1989;
97: 439-445.
39 Bhaduri BR, Mieli-Vergani G. Fulminant hepatic failure: pediatric
aspects. Semin Liver Dis 1996;16: 349-355.
40 Pugh RN, Murray-Lyon IM, Dawson JL, Pietroni MC, Williams R.
Transection of the oesophagus for bleeding oesophageal varices.
Br J Surg 1973; 60: 646-649.
Aranda-Michel J, Sherman KE. Tests of the liver: use and misuse.
Gastroenterologist 1998; 6: 34-43.
Friedman LS, Martin P, Munoz SJ. Laboratory evaluation of the
patient with liver disease. In: Hepatology: A Textbook of Liver
Disease. Eds. Zakim D, Boyer TD. 4th ed, Philadelphia, Saunders,
2003; 661-708.
Pratt DS, Kaplan MM. Evaluation of abnormal liver-enzyme results
in asymptomatic patients. N Engl J Med 2000; 342: 1266-1271.
Gonzalez-Abraldes J, Sanchez-Fueyo A, Bessa X, et al. Persistent
hypertransaminasemia as the presenting feature of celiac disease.
Am J Gastroenterol 1999; 94: 1095-1097.
Kundrotas LW, Clement DJ. Serum alanine aminotransferase (ALT)
elevation in asymptomatic US Air Force basic trainee blood donors.
Dig Dis Sci 1993; 38: 2145-2150.
Katkov WN, Friedman LS, Cody H, et al. Elevated serum alanine
aminotransferase levels in blood donors: the contribution of hepatitis
C virus. Ann Intern Med 1991; 115: 882-884.
Daniel S, Ben-Menachem T, Vasudevan G, Ma CK, Blumenkehl M.
Prospective evaluation of unexplained chronic liver transaminase
abnormalities in asymptomatic and symptomatic patients. Am J
Gastroenterol 1999; 94: 3010-3014.
Bacon BR, Farahvash MJ, Janney CG, Neuschwander-Tetri BA.
Nonalcoholic steatohepatitis: an expanded clinical entity. Gastroenterology
1994; 107: 1103-1109.
Sorbi D, Boynton J, Lindor KD. The ratio of aspartate aminotransferase
to alanine aminotransferase: potential value in differentiating
nonalcoholic steatohepatitis from alcoholic liver disease. Am J
Gastroenterol 1999; 94: 1018-1022.
Gitlin N. The serum glutamic oxaloacetic transaminase/serum
glutamic pyruvic transaminase ratio as a prognostic index in severe
acute viral hepatitis. Am J Gastroenterol 1982; 77: 2-4.
Sheth SG, Flamm SL, Gordon FD, Chopra S. AST/ALT ratio predicts
cirrhosis in patients with chronic hepatitis C virus infection. Am J
Gastroenterol 1998; 93: 44-48.
Giannini E, Botta F, Fasoli A, et al. Progressive liver functional
impairment is associated with an increase in AST/ALT ratio. Dig
Dis Sci. 1999; 44: 1249-1253.
Kamimoto Y, Horiuchi S, Tanase S, Morino Y. Plasma clearance
of intravenously injected aspartate aminotransferase isozymes:
evidence for preferential uptake by sinusoidal liver cells. Hepatology
1985; 5: 367-375.
Park GJ, Lin BP, Ngu MC, Jones DB, Katelaris PH. Aspartate
aminotransferase: alanine aminotransferase ratio in chronic hepatitis
C infection: is it a useful predictor of cirrhosis? J Gastroenterol
Hepatol 2000; 15: 386-390.
Healey CJ, Chapman RW, Fleming KA. Liver histology in hepatitis
C infection: a comparison between patients with persistently normal
or abnormal transaminases. Gut 1995; 37: 274-278.
Haber MM, West AB, Haber AD, Reuben A. Relationship of
aminotransferases to liver histological status in chronic hepatitis
C. Am J Gastroenterol 1995; 90: 1250-1257.
Matloff DS, Selinger MJ, Kaplan MM. Hepatic transaminase activity
in alocholic liver disease. Gastroenterology 1980; 78: 1389-1392.
Cohen JA, Kaplan MM. The SGOT/SGPT ratio: an indicator of
alcoholic liver disease. Dig Dis Sci 1979; 24: 835-838.
Diehl AM, Potter J, Boitnott J, et al. Relationship between pyridoxal
5'-phosphate deficiency and aminotransferase levels in alcoholic
hepatitis. Gastroenterology 1984; 86: 632-636.
Wolf PL. Clinical significance of an increased or decreased serum
alkaline phosphatase level. Arch Pathol Lab Med 1978;102: 497501.
Wilson JW. Inherited elevation of alkaline phosphatase activity in
the absence of disease. N Engl J Med 1979; 301: 983-984.
Willson RA, Clayson KJ, Leon S. Unmeasurable serum alkaline
phosphatase activity in Wilson's disease associated with fulminant
hepatic failure and hemolysis. Hepatology 1987; 7: 613-615.
Goldberg DM, Martin JV .Role of gamma-glutamyl transpeptidase
activity in the diagnosis of hepatobiliary disease. Digestion 1975;
12: 232-246.
NOBEL MEDICUS 14
|
Rutin Karaciðer
Testleri
CÝLT: 5, SAYI: 2
9
Download

to view the full-text article in PDF format.