Turkish Studies - International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 8/13 Fall 2013, p. 249-264, ANKARA-TURKEY
XIX. YÜZYILDA TATAR DİLİNDE SÖZ VARLIĞINI
ZENGİNLEŞTİRMEDE DİYALEKTOLOJİK BİRİMLERİN ROLÜ*
Alfiya YUSUPOVA**
ÖZET
XIX. yüzyıl, Tatar halkında eğitim-öğretim faaliyetlerinin
yaygınlaştığı, bilim ve kültür alanında yükselişe geçildiği bir yüzyıl
olarak dikkati çekmektedir. Pedogoji, bilim, kültür faaliyetleri ve sosyal
etkileşimler millî dili arayışa sevk etmiştir. Bu asırda Tatarcada dil
normları daha da kesinlik kazanmaya başlamış, millî özellikler artmış,
dilin iç imkânlarından ve dildeki çeşitli üslup yollarından
faydalanılmaya çalışılmıştır. Yazı dilinin zenginleşmesine imkân
sağlayan bu çalışmalarda diyalektolojinin önemi ortaya çıkmıştır. Edebî
dil ile yöresel ağızlar (diyalektler) sıkı bir ilişki içerisindedir. Edebî dil
diyalektlere etki ederken öte yandan kendi düzeni temelinde ağızlarla
bağlantılı olarak gelişir ve zenginleşir. Bu da dilin söz varlığına yansır.
Bu sebeple edebî dilin söz varlığını geliştirmede diyalektlere başvurmak
en güvenilir yoldur. Aşağıdaki makalede XIX. yüzyılda yayınlanan
Tatarca-Rusça ve Rusça-Tatarca sözlüklerde yer alan diyalektik sözler
tematik olarak gruplandırılmış ve her grup için örnekler verilmiştir.
Örnekler; “Tabiat durumları, ağaç, hayvan, böcek isimleri, bitki
isimleri, kap kacak isimleri, insanın beden yapısına dair sözler, meslek
isimleri, giyim-kuşam, kumaş ve süs eşyalarına dair adlandırmalar,
yiyecek-içecek adlandırmaları, akrabalık isimleri, insanı çeşitli
yönlerden karakterize eden söz birimleri, diyalektik sıfatlar, zarflar ve
edatlar” başlıkları altında sınıflandırılmıştır. Sözkonusu sözlük
unsurlarının o dönemdeki ve günümüzdeki kullanım alanlarına
değinilmiş, örnek sözcüklerin genel bir değerlendirmesi yapılarak XIX.
yüzyılda Tatar yazı dili ile Tatar ağızları arasındaki ilişki okuyucunun
dikkatine sunulmuştur.
Anahtar Kelimeler: Tatar Dili, Tatar Dili Diyalektleri, XIX. yüzyıl,
XIX. yy sözlük çalışmaları, Leksikoloji.
*
Bu makale Crosscheck sistemi tarafından taranmış ve bu sistem sonuçlarına göre orijinal bir makale olduğu
tespit edilmiştir.
**
Prof. Dr. Kazan Federal Universtesi, Tatar Filolojisi Bölümü, El-mek: [email protected]
250
Alfiya YUSUPOVA
THE ROLE OF DIALECTS IN TATAR LANGUAGE TO ENRICH
THE VOCABULARY IN THE 19TH CENTURY
ABSTRACT
For Tatar people, nineteenth century draws attention with the
increase of education and training activities and progress in science and
culture areas. Within the effect of Pedagogics, scientific and cultural
activities national language set off on a quest. This century, in Tatar
language language norms started to gain more certainity, national
features of the language increased and been tried to benefit from the
opportunity of the language and its literary styles. Dialects came into
prominence in this studies which enable to enrich written language.
There is a close relationship between the literary language and it’slocal
dialects. Literary language not only affects the dialects but also
improves and rises according to the dialects. This affects the vocabulary
of the language. Therefore, the safest way to rise the vocabulary of the
language is to apply to it’s dialects. İn this paper some dialectic
examples are given from the Russian-Turkish and Turkish-Russian
dictionaries which published in the 19th century. They are classified
thematically. Examples are classified under these topics: “Natural
asserts, name of trees, animals and insects, Name of plants, Name of
pots and pans, Words which are relevant to human body, Name of
professions, Name of clothes, fabric and knickknackeries, Name of foods
and drinks, Name of agnations, Words that describe various aspects of
people, Some adjectives, adverbs and prepositions in dialects”. Area of
usage of these words in 19th century and today will be given, dictinaries
will be assesed generally, and the relation between Tatar written
language and dialects in the 19th century will be discussed.
Key Words: Tatar Language, Tatar Dialects, 19th century, Works
about dictionaries, Lexicology.
Edebî dilin söz varlığını geliştirmede diyalektler ve ağızlar güvenilir yollardır. Edebî dilin
söz hazinesini zenginleştirmede diyalektik sözlerden faydalanmak, dilin gelişimini şuurlu biçimde
düzene sokar. Meşhur dilci M. Zekiyev edebî dilin söz zenginliğini arttırmada diyalektlerin rolünü
eksiksiz ve açık şekilde belirler (Zekiyev, 1965: 22).
Edebî dilin yazılı ve sözlü biçimi arasındaki münasebet çok eskiye dayanır. Bunlar için
üzerinde anlaşılmış belirli normlar olmasa da; şu ya da bu etnik topluluğun, halkın genel dil
normları asırlar boyunca şekillenerek günümüze ulaşır. Dilin bu iki formunu karşılaştırıp
incelemenin sonucunda millî edebî dile özgü manzara, yani edebî dil ile diyalektler arasındaki
ilişkinin kaideleri ortaya konur.
Edebî dil, geçen her yıl kendi iç kaynakları ölçüsünce başka diller ile arasındaki ilişki ve
etkileşim süreci zarfında olgunlaşır ve zenginleşmeye devam eder. Bu alanda yöresel ağızlar
oldukça önemli ve bitmez tükenmez kaynaktırlar. Edebî dil her zaman bunlar ile sıkı bir ilişki
içerisindedir; bunlara etki eder ve kendi düzeni temelinde ağızların oranı miktarında gelişir ve
zenginleşir. Bu da dilin söz varlığına yansır.
XIX. yüzyıl Tatar halkı arasında eğitim hareketinin yayılması, bilim ve kültür alanındaki
yükseliş ve yeni sosyal ilişkilere bağlı olarak edebî eserlerin dilinde büyük değişimler meydana
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 8/13 Fall 2013
XIX. Yüzyılda Tatar Dilinde Söz Varlığını Zenginleştirmede Diyalektolojik Birimlerin… 251
gelir. XIX. yüzyılda akımlar noktasında geniş çaplı fonksiyonel gelişim başlar. Bu dönemde dil
normlarının daha da kesinlik kazanması, millî özelliklerin artması ve dilin iç imkânlarından ve
dildeki çeşitli üslup yollarından geniş biçimde fayda sağlama amacı güdülür. Edebî eserlerde
sözlük hazinesinden faydalanma durumu, öncelikle gelenekler ve canlı konuşma özellikleri
temelinde ilerler. Aynı anlama sahip eşanlamlı (sinonim) sözlerin kullanımı geniş yer bulur
(Hakov, 2003: 156). Eşanlamlı sözler arasında alıntı unsurlar da, diyalektik sözler de oldukça
fazladır.
L.T. Mehmütova (TTDS, 1969: 5), “… Tatar dilinin ilk sözlükleri farklı ağızlara
dayandırılarak oluşturulur. Bunlardan Damaskin (1785), İ. Giganov (1801, 1804), N. P. Ostrovmov
(1876, 1892), A. Voskresenskiy (1894)‟nin sözlüklerini göstermek mümkündür” diye yazar.
Mehmütova, bu sözlüklerin Sergaç Mişerleri, Batı Sibirya Tatarları ve Kreşin Tatarları ağızlarının
söz varlığına dayandırılarak hazırlandığının altını çizer ve bunların tarihi yönden büyük öneme
sahip olduklarını ifade eder (TTDS 1969: 5).
Çeşitli sosyal temsilciler ve diyalekt temsilcileri yeni dilin şartlarına yaklaşıp bağlanırlar ve
bunların ağzı yabancı ağız tesirine girer; kendileri de başkalarının ağzına etki eder. Bu gibi süreçler
dildeki çeşitli yaşam biçimlerinin sınırlarının „azalmasını‟ sağlar. Bir yandan aydın dilinin kitap
biçimi kaybolur, diğer yandan edebî dilin alt sınırları konuşma dili ile birleşerek ilerler.
Bundan dolayı XIX. yüzyılda yayınlanan Tatarca-Rusça ve Rusça-Tatarca sözlüklerde yer
alan diyalektik sözleri tematik gruplara ayırıp ele almak yararlı olur.
Tabiat Durumları, Ağaç, Hayvan, Böcek İsimleri:
Örneğin; ُ‫ ا‬ann – zver “vahşi hayvan” [G. : 36], ٍ‫ اورغاج‬urġaçı – samka “dişi geyik” [G. :
36], ‫ اى رغاق‬irġaķ – somets “erkek geyik” [G. : 36],ُ‫ م رم ادا‬kerkadan – yedinorog “gergedan; deniz
gergedanı” [G.: 36], ‫ ى ى ضا‬yuşa – olen “geyik” [G. : 36], ‫ مى اك اق‬aķ kiyak – dikaya koza “yaban
keçisi” [G. : 36], ُ‫ اور ضا‬urşan – laska “gelincik” [G. : 37], ٔ ‫ وارت‬varte – burunduk “çizgili küçük
sincap” [G. : 37], ‫ ب ىغا‬buġa – poros “domuz” [G. : 37], ‫ سَ يل‬simelek – ovçarka “çoban köpeği”
[G. : 37]. An sözünün “hayvan” anlamı bugünkü Tatar dilinde korunmamıştır; yalnızca kuyan,
arıslan, bolan, erlen, yomran sözlerinin yapısında „an‟ kökü yansır. Tömen bölgesinin Kükrendi
yöresinde simelek “çok küçük köpek” anlamında, buna karşın Tobol yöresinde “çoban köpeği”
anlamında kullanılır [Tumaşeva1992 : 190].
Bitki İsimleri:
ُ‫ ت ي بادا‬tilbadan (balan “kar topu çiçeği, viburnum”) [G. : 41], ‫ اغاچً ق ىزوق‬ķuzuķ
aġaçı (kusık ağaç) “kusmuk ağacı” [G. : 41], ‫طىرّ ا م ىزچى ا‬turnaküztsiya (mük cilegé)
“frenküzümü” [G. : 41], ‫ م ىّ يل ئاعاﭽ‬künlük agatsé (ağaç töre) “ağaç çeşidi” [G. :
41], ٔ‫ ٍ ط ن‬meşke [G. : 41],ٓ‫ ك ت ر‬tirak – sosnyak “çam ormanı, çam kütüğü” [G. :
41], ٌ‫ ق اراعا‬karagay – sosna “çam (ağacı)” [G. : 41], ‫ ت ٔ ت اعاج‬tet agaç listvennitsa “melez
çamı” [G. : 41], ‫اعاج م ى سىك‬küsük agaç – kedr “sedir, dağ servisi” [G. : 42], ُ‫ ب اَ ال‬baylan – pihta
“laden ağacı” [G. : 42], ‫ٍ س تر‬mıstr– ryabina “üvez ağacı” [G. : 42], ‫ ٍىءه‬muyıl – çeremuha
“kuşkirazı” [G. : 42], ‫ق اراغاط‬karagat – smorodina
“kuşüzümü
çalısı
(ağacı)” [G. :42], ُ‫ا س تحىا‬astıḫvan – malina “ahududu ağacı” [G. : 42], ُ‫ َ ت بىرو‬étburun –
şipovnik “kuşburnu ağacı” [G. : 42], ‫و س قات‬utskat – jemolost “hanımeli” [G. : 42], ٔ‫ى ب ي‬
‫ ب و‬laplabel – svekla “pancar” [G. : 48], ٔ ‫ك زرت‬zartak – morkov “havuç” [G. : 48], ‫ت ىراب‬torob –
redka “beyaz turp”[G. : 48.], ِ ‫ق‬kın – struçok “badı., baklamsı sebze” [G. : 48], ٔ ّ‫ّ ا‬nana – myata
“nane” [G.
: 48], ‫ٍاره‬marul – salat
“marul” [G.
: 48],‫ق ىق ْار‬kuknar – mak
“haşhaş” [G.
: 48], ‫ ا ضسق‬aşzık – yaşçmen “arpa” [G. : 49], ‫ م روت‬kurut – pşeno “darı” [G. : 49]. Görüldüğü gibi
bitki isimleri farklı özellikte olmaları ile ayrılırlar. Nane, mısır, astıgan, uskat, sertek gibi sözlerin
tamamı da yalnızca Sibirya Tatarlarının ağızlarına has sözler olarak sayılmaktadırlar.
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 8/13 Fall 2013
252
Alfiya YUSUPOVA
Kap Kacak İsimleri:
‫ ا ض الو‬aşlav – korıto “geniş ağızlı kazan, çamaşır teknesi” (Giganov, 1801: 9
), ‫ ق اب ن ُر‬kapkir – polovnik “büyük kepçe” (Giganov, 1801: 7),‫ جَ بر‬çember – obruç “çember,
halka”
(Giganov,
1801:
9)
, ‫ ض با ال‬şabala –
lojka
“kaşık”
(Giganov,
1801:
9), ‫ ت رجىٍاه‬/ ‫ ت ارجَو‬tarcumal– utüg “ütü” (Giganov, 1801: 10). Badyan – drevannaya çaşka “eski
bir çeşit tas, ağaçtan yapılmış kap” anlamını bildirir (Ostrovmov, 1876: 55; 1892: 32). „Badyan‟
sözü günümüzde yalnız diyalektlerde kalmıştır. Örneğin, Kazan ardındaki Etne
ağzında badyan „ağaçtan yapılan kap‟ anlamını bildirmektedir ve bu anlamda halen
kullanılmaktadır. Tambov ağzında badyan sözünü „ağaçtan yapılan kova‟ için kullanmaktadırlar
(TTDS, 1993: 42). Tigana- naçevki “yalak, yem teknesi” sözü bütün bir ağaç parçasından oyularak
yapılan uzunca „yalak, kap, yemlik‟ anlamlarını bildirir (Ostrovmov 1876: 171; 1892: 195). A.
Voskresenskiy‟nin sözlüğüne bu söz alınmamıştır. Bugünkü yazı dilinde tigene sözü seyrek olarak
kullanılmaktadır; ancak diyalektlerde kullanım sıklığının epeyce yüksek olduğu görülmektedir.
Örneğin; Ulyanovsk Bölgesi‟ndeki Karsun, Kreşin, Mişer ağızlarında bu söz, tigene (tigenek),
tégene varyantlarında kullanılır (TTDS, 1993: 297) ve „oyularak yapılan yalak, kap‟ anlamını ifade
eder (TTAS III, 1979: 12). Lagun – malenkaya kadka “küçük çamaşır teknesi, fıçı” anlamını
bildirir (Ostrovmov 1876: 100; 1892: 145). Günümüz yazı dilinde bu söz kullanılmıyor; yalnızca
ağızlarda karşımıza çıkıyor. Örneğin; Sterlitamak, Hvalın ağızlarında lagun (laḫun),
loḫanka biçimleri yaşıyor; buna karşın Kreşin ağzında yalnızca lagun biçimi görülüyor ve bu da
„küçük ağaç fıçı‟ anlamını ifade ediyor (TTDS, 1993: 210). Langız – malenkoye vederko “küçük
kova” anlamını bildirmektedir (Ostrovmov, 1892: 146). Bugünkü yazı dilinde langız sözü
kullanılmamaktadır; ancak bazı bölgelerin çeşitli ağızlarında (Çistay, Çüpreli, Kreşin) aktif olarak
kullanılmaktadır ve aynı şekilde „küçük su kovası‟ anlamını vermektedir (TTDS, 1969:
294). Ulak – koloda “kütük; yalak, oluk, suyu, sıvı türden şeyleri süzmek için ağaçtan, taştan ya da
kalay gibi metallerden oyularak yapılan uzunca bir tür düzenek” (Ostrovmov, 1876: 129; 1892:
216). Ulak sözü bugünkü yazı dilinde neredeyse kullanılmıyor; ancak Melekes, Hvalın, Çüpreli
ağızlarında görülmektedir (TTDS, 1969: 454) ve aynı anlamı karşılamaktadır (TTAS III, 1979:
306).
Bu kategori içerisine kaplama “kapak”, tabak kaşığı “yemek kaşığı”, sablayak “cam
bardak, fincan, kâse”, bakraç “bakraç”, ceylev “tepsi”,cilpuç “un koymak için kullanılan yayvan
ağaç oluk” gibi sözler de girer. Kaplama (Yunusov, 1900: 83) sözü orta diyalektlerin Minzele
ağzında „bal, yağ, şeker koymak için kullanılan kapaklı ağaç kap‟ anlamını ifade eder (TTDS,
1993: 129). Yazı dilinde „yemek kepçesi‟ anlamındaki sözün 19. yüzyıl sözlüklerinde pek çok
biçimi gösterilmiştir. N. Ostrovmov tabak kaşığı (1892: 185), K. Nasırî ‫ ب اق راﭺ‬bakraç (1878: 14)
olarak verirler. Yukarıda gösterilen sözler çeşitli ağızlarda günümüzde de korunmuştur. Tabak
kaşığı Kazan ardındaki Mamadış (TTDS, 1993: 134), saplayak Karsun ağzında (TTDS, 1993:
263), bakraç Kargalı, Sterlitamak (TTDS, 1993: 43) ve Çistay ağızlarında (TTDS, 1969: 65)
kullanılmaktadır.
Kap kacak isimlerine cilpuç – lotok “tepsi” (KTRS, 1888: 19), kerneşe – kuzovok “sepet,
sandık” (Ostrovmov, 1892: 111), ceylev – çaynoye blyudeçko “fincan tabağı; tepsi” (Ostrovmov,
1892: 88), ُ‫ ت ى س ت عا‬tustagan “fincan, kâse” (Nasırî, 1878: 66), çapçak – kadka “üstü açık fıçı”
(Yunusov, 1900: 101), kulaşa – lotok “tepsi” (Ostrovmov 1892: 131; Yunusov, 1900: 77) gibi
sözleri de dahil etmek gerekir. Bu sözler, çeşitli diyalektlerde kullanılmaktadırlar. Tatar dilinin
diyalektolojik sözlüklerinde yer almışlardır (Naselennıye Punktı : 205).
Diyalektik sözlerin sözlük ve anlam tasnifinde farklı bir kategoriyi oluşturan kap kacak
isimleri çeşitli ağızlarda kullanılırlar, Tatar Dilinin diyalektolojik sözlüklerinde yer almışlardır.
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 8/13 Fall 2013
XIX. Yüzyılda Tatar Dilinde Söz Varlığını Zenginleştirmede Diyalektolojik Birimlerin… 253
Diyalektik sözler içerisinde insanın beden yapısına dair sözler de vardır: ٍ‫ت ىٍ ْ ن‬
‫ ف بق‬Tümenke kabak – podglazitsa “alt göz kapağı” (Giganov, 1801: 27) denilen birleşik sözün
yapısındaki tümenke sözü, Doğu diyalektinde „aşağı‟ anlamında kullanılır. Burada m ~ b denkliği
görülür (Tumaşeva, 1992: 220). ‫ صاٍاي‬Samay – viski “viski; içki” (Giganov, 1801: 27), Doğu
diyalektinde kullanılmaktadır (Tumaşeva, 1992: 184). ُ‫ ى اورو‬Yavrun – krıltsa “çatı, dam”
(Giganov, 1801: 28), Sibirya Tatar diyalektinde „omuz, ense, sırt, omuz başı‟ anlamlarında
yaşamaktadır (Tumaşeva, 1992:73). Mişer diyalektinde de görülmektedir. ‫ اَ رغاق‬Irgak – nebo vo
rtu “ağız boşluğu” (Giganov, 1801: 28), Doğu diyalektlerinde „damak‟ anlamını bildirir
(Tumaşeva, 1992: 253). ٌ‫ ت اغ‬Tagım – podkolenye “popliteal bölge, diz arkası” (Giganov, 1801:
29), Sibirya Tatar diyalektinde canlı biçimde kullanılmaktadır (Tumaşeva, 1992: 199). ‫ ا ضق‬Aşık –
lodıjka “ayak bileği, aşık” (Giganov, 1801: 29), Mişer diyalektinde (Sergaç, Lembre, Hvalın
ağızları) „topuk‟ anlamını ifade eder (Tumaşeva, 1992: 35). Çüpreli ağzında „aşık oyunu‟, „aşık
oynamak‟ gibi söz birimlerinde muhafaza edilmiştir. ‫ ب ىَ رك‬Böyrek – poçka “böbrek” (Giganov,
1801: 30), Orta diyalektte (Etne, Döbyez, Tav Yagı ağızları bölgesinde) „böbrek‟ anlamını
bildirir. ‫ ت اراٍص‬Taramış – suhaya jila “tendon, kas teli” tercümesiyle İ. Giganov‟un sözlüğünde
görülmektedir. Yazar bu sözün okunuşunu özellikle vermiş (Giganov, 1801: 26). Bu söz, „sinir‟
anlamında
Orta
diyalektin
İçkin
ağzında
kullanılmaktadır
(Tumaşeva,
1992:
203). ‫ َ اّ باش‬Yanbaş – holki, bedra “ense; omuz” (Giganov, 1801: 29) anlamında Doğu
diyalektlerinde „leğen kemiği‟ni, ً‫ اَ َا‬Aymam – gorst “avuç içi, avuç ayası” (Giganov, 1801: 28)
Kükrendi, Çeburga ağızlarında „avuç‟ anlamını bildirir (Tumaşeva, 1992: 68-19). ٔ‫ م ىم س‬Kükse –
grud “göğüs” (Giganov, 1801: 28); Kükse / Kögüs biçimlerinde Doğu diyalektlerinde „göğüs
kafesi‟ anlamında yaşamaktadır (Tumaşeva, 1992: 167). Bu söz Orta diyalektin Minzele ağzında da
görülmektedir ve aynı kökten küksev denilen başka bir söz daha meydana gelmiştir (TTDS, 1969:
281). ‫ م ُ نرت اك‬Кikértek – gorlo “boğaz, gırtlak” (Giganov, 1801: 28; Тумашева,1992:
98), ‫ ساظ چ ُرج قاق‬Çırşkak saç – kudryavıy “kıvırcık, kıvrık” (Giganov, 1801: 27) Sibirya
Tatarlarında kullanılır (Tumaşeva, 1992: 245). ٔ‫ٍىج‬Moça – tulovişçe “gövde, beden, vücut”
(Giganov, 1801: 29) Sibirya Tatarlarında “motsa” şeklinde telaffuz edilir ve „gövde‟ anlamını verir
(Tumaşeva, 1992: 153). ‫ اَ ي ُل‬İlik – kost pustaya “kemiğin içindeki boşluk” (Giganov, 1801: 26)
Doğu diyalektinde “ilik kemiği” – „baldır‟ anlamında (Tumaşeva, 1992: 78)
kullanılmaktadır. ‫ سَ نروك‬Simgirük – vozgri “haykırma; sümkürme” (Giganov, 1801: 27) Sibirya
Tatarlarında “siñgir” şeklinde telaffuz edilir; „sinir, tendon‟ anlamlarını ifade eder. Burada -mg- ~ ñ- ses hadisesi görülmektedir.
Meslek İsimleri:
‫ ضَاّ حٍا‬aşmantsı – horçevnik “aşçı” (Giganov, 1801: 35), ُ‫ ق ى‬kun – slujanka “kadın
hizmetçi; cariye” (Giganov, 1801: 33),‫ ٌشاعا ٌوا‬uy igası – hozyain “patron, sahip, malik, iye”
(Giganov, 1801: 33), ُ‫ق ىرا طى‬kura tun – monah “keşiş, karabaş” (Giganov, 1801:
33), ٍ‫ اّ ن س‬ankse – ohotnik “avcı” (Giganov, 1801: 34), şunu da belirtmek gerekir: Bu gruba dâhil
edilenler diğer gruplardakilerden epeyce eksiktir ve bunların hepsi yalnızca İ. Giganov‟un
sözlüğünde verilmiştir. Bu durumu, sözlüklerdeki meslek adlandırmalarının temelde alıntı sözler ile
bildirilmesi ve Arap, Fars sözlerini teşkil etmeleri ile açıklamak mümkündür.
Bir başka grup ise ev düzeni, yurt-yer, mekana dair sözlerden oluşmaktadır. Bu
gruba: çalġıy, endere, kebén, kundır, tümgek, küpçék, tumıran, boġıl, arça, laçinka, töşlék gibi
sözlük unsurları girmektedir. Kundır – priyut dlya noçlega “gece konaklanan yer, misafirhane”
anlamını bildirmektedir (Ostrovmov, 1892: 94; 1876: 94). Standart yazı dilinde „kundır‟ sözüne
rastlanmaz; ancak bütün diyalektlerde kullanılmaktadır. Örneğin; kundırga urnaştık “misafirhaneye
yerleştik” şeklinde Kazan ardı Kreşin diyalektinde görülmektedir (TTDS, 1993: 142). Küpçek –
poduşka “yastık, minder” anlamında kullanılır (Ostrovmov, 1876: 97; 1892: 139; Voskresenskiy,
1894: 216). N. Ostrovmov‟un sözlüklerinde bu leksik birime kübçek / küpçek biçimlerinde
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 8/13 Fall 2013
254
Alfiya YUSUPOVA
rastlanmaktadır ve „dış yüzü nakışlanmamış veya hafif bir tülle kaplanmış küçükçe yastık‟ anlamını
bildirir (TTAS II, 1979: 304). Bugün yazı dilinde bu sözün kullanım sıklığı oldukça düşüktür. Daha
çok diyalektlerde türlü fonetik biçimlerde kullanılıyor. Örneğin; Kama Kreşinlerinin
ağzında küpçek / küpçik, Çüpreli ve Ulyanovsk ağızlarında küptsek biçimleri bulunmaktadır
(TTDS, 1993: 207). Tumıran – tolstıy penek “kalın kütüki kesilmiş odun” anlamına sahiptir
(Ostrovmov, 1876: 125; 1892: 106). Bugünkü Tatar yazı dilinde bu söze oldukça az rastlanır.
Ancak diyalektlerde, Kreşin ağızlarında aktif bir biçimde kullanılmaktadır (TTDS, 1993: 307), ve
„yuvarlak biçimde kesilmiş odun‟ anlamını karşılar (TTAS III, 1981: 164). Bogol – stog sena “kuru
ot yığını, saman yığını” anlamını ifade eder (Ostrovmov, 1876: 59; 1892: 44). N. Ostrovmov‟un
sözlüklerinde bogol / bogon biçimlerinde kaydedilmiştir. Bogol sözü, bugünkü Tatar yazı dilinde
kullanılmıyor; lakin diyalektlerde korunmuştur. Örneğin; Kuznetsk, Hvalın, Çüpreli ağızlarında bu
söz etkin biçimde kullanılmaktadır (TTDS, 1969: 90) ve „koni biçiminde saman yığını‟ anlamını
ifade etmektedir (TTAS I, 1977: 173). Laçınka – nosilka “sedye, saman taşımaya yarayan araç”
(Ostrovmov, 1876: 100; 1892: 145). Bugün için yazı dilinde de konuşma dilinde de bu söz
korunmamıştır. Laçinka / laçınka sözü, bütün ağızlarda görülmektedir. Kazan ardı, Minzele, Böri,
Ural Tatarlarının ağızlarında aktif olarak kullanılmaktadır (TTDS, 1969: 251) ve „herhangi bir şey
için kullanılan araç, donanım, düzenek‟ anlamını karşılamaktadır. Cildérge– lıji “kayak, kızak”
anlamını bildirmektedir (Ostrovmov, 1876: 72). Diğer iki sözlükte bu sözün alınmadığı anlaşlıyor.
Günümüzde cildérge sözü, yazı dilinde de diyalektlerde de kullanılmamaktadır. Fakat XIX.
yüzyılda bu söz aktif biçimde kullanılmaktaymış ve „kızak‟ bilgisini ifade etmekteymiş. Sözün
kökünün cil “yel” olması gerekir. Tatar dilinde „çok hızlı‟ anlamını bildiren, cil kébék “yel
gibi”, cildey “yel gibi” vb. sözler bulunuyor. Demek oluyor ki cilderge „çok süratli gitmeye
yarayan alet‟ anlamını ifade ediyor. Otor – zagorojennoe mesto “çitle çevrili alan; padok, sığırları
kapatmak için çit ya da çalı” bilgisini ifade eder (Ostrovmov, 1876: 106, 1892: 159).
Sözlüklerde otar / utar biçiminde verilir.Utar sözünü Tatar boyutunda ele alırsak Tatar yazı
dilinde utar sözünün “1. Padok 2. Ağıl, etrafı çitle çevrili yer; çiftlik; bostan, tarla; arazi”
anlamlarında kullanıldığını görürüz. Tatarcanın yerli söylemlerinde utar “1. Hayvanı kapatmak için
kullanılan çit (Minzele, Zey-Kiremyan Ağızlarında), çiftlikteki ambar, dam vb. unsurlar (Kazan
ardı, Mamadış, Minzele, Nogaybek Ağızlarında) (TTDS, 1969: 458). G. F. Sattarov‟un
çalışmasında bu söz, çeşitli ağızlara bakıp tasnif edilerek şu şekilde incelenmektedir: utar “1. Ekin
ekmek için çevrelenmiş toprak, yer; tarla (Minzele Ağzında) 2. Arı kovanlarının konulduğu yer
(Çüpreli Ağzında) (Sattarov, 1973: 59).
Ev eşyaları ve düzeni, yer-mekân ve mülkiyete dair sözler arasında da diyalektik unsurlar
vardır. Örneğin; gürnaça (Ostrovmov, 1876: 58) sözü, Rus dilindeki gornitsa “(köylü evindeki)
misafir odası” sözünün anlamını ifade etmektedir. Günümüzde fonetik değişikliklere uğrayarak
gurinça biçiminde Mişer diyalektinin Temnikov, Karsun, Çüpreli ağızlarında kullanılmaya devam
etmektedir (TTDS, 1993: 80). Bunun yanında yazı dilindeki kimi sözler, 19. yüzyılda yayınlanan
sözlüklerde pek çok biçimde veriliyor. Ş. Gabdelgaziz (1893: 20) ve K. Nasırî (1878: 130) ٔ ّ ٓ‫ور‬
‫ پ‬nevrep, buna karşın N. Ostrovmov pugarep (1892: 395) biçiminde göstermektedir. Bu iki biçim
de Rusçadaki pogreb “bodrum, mahzen” sözünden meydana gelmiştir. Pugarep varyantında bir
epintez türü görülmektedir. Bu söz, Mişer diyalektinin ağızlarında oldukça etkin bir kullanıma
sahiptir (TTDS, 1969: 251). Nevrep sözü, Melekes, Çistay, Tav Yagı, Orenburg Mişerlerinin
ağızlarında da temel anlamıyla kullanılmaktadır (TTDS, 1969: 324). Fakat Mişer diyalektinin
Çüpreli ağzında nevrep ve pugarep sözleri paralel biçimde kullanılmaktadır. Nevrep sözünün Mişer
diyalekti ağızlarında nügrep varyantı da bulunmaktadır (TTDS, 1969: 325). Pugarepnevrep varyantlarında -g- ~ -ṿ-ses değişikliği gözlenmektedir. Bu ses geçişi Kıpçak lehçelerine
özgü bir durumdur ve tarihî Kıpçak yazma eserlerinde bu fonetik özellik sistemli bir biçimde yer
alır (Hakov, 2003: 111).
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 8/13 Fall 2013
XIX. Yüzyılda Tatar Dilinde Söz Varlığını Zenginleştirmede Diyalektolojik Birimlerin… 255
A. Troyanski‟nin sözlüğünde ٓ‫ ﭽٓ ﭽٓر‬çereçe – krıltso “eşik, kapı önündeki küçük merdiven;
sundurma” (Troyanski, 1833: 463) sözü yer almaktadır. Bu söz, bugünkü yazı dilinde yoktur;
yalnızca Orta diyalektin Minzele ağzı Egerci Beldesinde korunmuştur ve „hamam yahut evin önü‟
anlamını ifade eder. Diyalektolojik sözlüklerde alınmamıştır. Bu söz oldukça eskidir; Kaşgarlı
Mahmut‟un sözlüğünde aynı biçimde ve de „evin önü; avlu‟ anlamlarıyla verilmiştir. Bu konuda M.
Nogman şöyle yazar: “Eskiden lamba yerine çıra yakıyorlardı. Önceden hazırlanan çıralar evin
önünde, avluda saklanmıştır. Bundan dolayı evin önü, avlu – çıraça diye adlandırılmış olmalıdır.”
Bu söz, 19. yüzyıl sözlüklerinden L. Budagov‟un sözlüğünde yer almıştır (Nogman, 1969: 103).
Yort sözünün Tatar dilinde pek çok anlamı vardır: 1. Bina 2. Aile 3. Ülke, memleket 4.
Kapı önü, avlu” (TTAS I, 1977: 461). N. Ostrovmov‟un sözlüklerinde yort sözü dvor “kapı önü;
avlu, taşlık” anlamını karşılar. Aynı anlamda yort sözü Mişer diyalektinin ağızlarında da oldukça
etkin bir biçimde kullanılır (TTDS, 1993: 115). Çolan sözü Ş. Gabdelgaziz‟in (1893: 20)
sözlüklerinde ٔ‫ م ٔ ُ م ج‬kecenke şeklinde verilir. Bu söz, Minzele, Tav Yagı ağızlarında aktif olarak
kullanılmaktadır (TTDS, 1993: 199). Bu tema kategorisine carka – plaha “kütük” (Ostrovmov,
1876: 70, 1892: 189), uymır – polukrugloe doloto “oluklu marangoz kalemi, oyma kalemi”
(Ostrovmov, 1892: 214), bögece – koromıslo “saka sırığı, boyunduruk” (Ostrovmov, 1892: 44) gibi
sözleri de dahil etmek mümkündür. Verilen bu sözler günümüzde daha çok Kazan ardı
Kreşinlerinin ağızlarında muhafaza edilmiştir.
Bu dönemin sözlüklerine yansıyan ev düzeni, yer-yurt ve mekâna dair sözler içerisinde
çoğunluğun 19. yüzyılda aktif biçimde söz varlığında yer edindiği görülür. Günümüzde
kullanımdan düşmüş ve farklı diyalektlerde, ağızlarda karşılaşılan dil unsurları oldukları açıkça
görülmektedir.
Giyim-Kuşam, Kumaş ve Süs Eşyaları Adlandırmaları:
Giyim-kuşam, kumaş ve süs eşyaları adlarını ifade eden sözlük unsurları da vardır.
Örneğin;bişbarmak – perçatki “eldiven” (Yunusov, 1900: 31), ‫ ق ات ا‬kata – valenki “keçeden mamül
çizme” (Nâsırî, 1878: 84), ٓ‫ ك ت ُر‬tirek – uzor “desen, motif, nakış; resim” (Nâsırî, 1878:
45), sırga – sergi “küpe” (Ostrovmov, 1892: 182), çölke – çulki “çorap” (KTRS: 6), küterme –
kabluk “ökçe, topuk” (Yunusov, 1900: 14), ‫ت ْ براك‬tünbrak – plate “elbise” (Giganov, 1801:
16), ‫َ ق تا‬yekta – halat “sabahlık; bornoz” (Giganov, 1801: 12), ‫طاٍ باه‬tambal – ştanı “pantolon”
(Giganov, 1801: 17), işim, paypak – çulki “çorap” (Giganov, 1801: 17), atuz – içigi (Giganov,
1801: 17), kabıs – başmak “iskarpin, potin” (Giganov, 1801: 17), ‫م ي باش‬kelebaş – diviçiy kalpak
“genç kızlar için başlık” (Giganov, 1801: 18),ٔ‫م ام ت‬kakta – prikopotki, noski k çulkam “bir tür
çorap” (Giganov, 1801: 18), ‫ق طاط‬kıtat – kitayka “Çin ipeği” (Giganov, 1801: 18), ‫ٍ قَاه‬makmal barḫat “kadife” (Giganov, 1801: 18), ‫ سراوش‬sıravs – podtyajka na volosaḫ “saç tokası; tarak”
(Giganov, 1801: 18), kortya –fufayka “kazak” (Yunusov, 1900: 80), ‫ ّ ُ يت‬nilt – lenta “kurdele,
şerit, bant” (KN, 1878: 108), ‫ اَ ْهل‬aynek – oçki “gözlük” (Giganov, 1801: 3),mun caka – ojerele
“kolye” (Ostrovmov, 1892: 188), çaçak – deviçiy golovnoy ubor “genç kızların kullandığı bir çeşit
başlık” (Ostrovmov, 1892: 225), segatleme – çası “saat” (Yunusov, 1900: 56). Giyim kuşam ile
ilgili sözler arasında etnografizmlerin de olduğunu görüyoruz.
Bu grup içerisine keytan, oltan, astar, kevéş gibi sözler de girmektedir. Keytan – şnurok
“dantel, motif, nakış, sırmalarla işlenmiş bağ” anlamına sahiptir (Ostrovmov, 1876: 99, 1892: 144).
N. Ostrovmov‟un sözlüklerinde kaytan / keyten / gaytan biçimleri gösterilmektedir. Bu söz,
günümüz yazı dilinde kullanılmamaktadır; fakat bazı ağızlarda korunduğu görülmektedir. Örneğin;
Kazan ardı Kreşinleri, Layış, Ural ardı Tatarlarında gaytan / keyten biçimleri kullanılmaya ve aynı
anlamı bildirmeye devam etmektedir (TTDS, 1969). Astar (kadın kıyafetlerinde kullanılan astar) –
„kadınların başlıklarının iç tarafındaki astar‟ anlamını ifade eder. Bu söz, yazı dilinde oldukça az
kullanılır. Ancak pek çok ağızda aktif bir söz unsuru olduğu görülmektedir. Örneğin; Kazan ardı
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 8/13 Fall 2013
256
Alfiya YUSUPOVA
Baltaç, Kamışlı ağızlarında karşımıza çıkar ve „başlığın iç tarafı‟ anlamını bildirir (TTDS, 1969:
30). R.K. Rahimova, astar sözünü tastar şeklinde verir ve „süslü havlu benzeri başörtüsü, örtü”
olarak açıklar (Rehimova, 1983: 79). Astar (tastar) sözü, Mişerlerde ve Astrahan Tatarlarında
„başlık altından bağlanıp salınan örtü‟ bilgisine sahiptir (Bayazitova, 1997: 118). Oltan – podoşva
obuvi “ayakkabı tabanı, ayakkabının altı, taban biçimindeki ayakkabının alt kısmı” şeklinde
açıklanır (Ostrovmov, 1876: 106, 1892: 157). Bu leksik birim, günümüz yazı dilinde de
kullanılmaya devam ediyor. Fakat Kazan ardı, Kamışlı ağızlarında farklı bir aktif anlama sahiptir
(TTDS, 1993: 235, TTAS II: 467). Kevéş – jenskiy botinok “bayan ayakkabısı, kalın deriden, kalın
tabanlı olarak imal edilen eski bir tür ayakkabı” anlamına sahiptir (Ostrovmov, 1876: 100, 1892:
4). Eskiden kevéşin başı yukarı doğru kıvrık ve sivri uçlu olarak dikilirmiş. Kevéş, genellikle çizme
yahut patik üzerinden giyilirmiş. Bundan dolayı bu iki adlandırma ikileme biçiminde, birleşik
manada da kullanılmaktadır: Çitek-kevéş, kevéş-çitek (Rehimova, 1983: 94) ve „yumuşak deriden
dikilmiş konçlu ayakkabı‟ anlamında da kullanılır (TTAS II: 247). Bazı ağızlarda (Ulyanovsk gibi)
„ev işlerini yaparken giyilen ayakkabı, galoş, terlik‟ olarak da kevéş sözü kullanılmaktadır.
Kata sözü, tepekey (TTDS, 1993: 132), éçkén (TTDS, 1969: 193), çölke (Rusçadan çulki)
sözleri, Kazan ardı, Gey, Zey Kreşinlerinin ağızlarında (TTDS, 1969: 505); buna
karşın küterme sözü, Tav Yagı, Melekes, Kamışlı ağızlarında (TTDS, 1969: 287) görülmektedir.
Yiyecek – içecek Adlandırmaları:
Sözlüklerde bu adlandırmalara büyük bir yer verilmiştir. Bu gruba; durçmak, kort, bökme,
kortım, aybagar, talkan gibi sözlük unsurları dahildir. Durçmak – kruglıy belıy ḫleb “beyaz
yuvarlak ekmek, yuvarlak beyaz ekmek” anlamına sahiptir (Ostrovmov, 1876: 67, 1892:
62). Durçmak sözü, yazı dilinde kullanılmaz; ancak pek çok ağızda aktif bir sözlük birimi olarak
görülmektedir. Burada bu sözün anlam çeşitliliği dikkati çekmektedir. Örneğin; Alabuga
Kreşinleri, Mamadış ağızlarında duçmak, Minzele ağzında duréçmak, Tarhan ağzında
ise dürtpoçmak biçimlerinde kullanılmaktadır (Hayrutdinova, 1993: 38). Birinci grupta „içi
hamurdan yapılmış beyaz ekmek‟ anlamını bildiriyor olsa da, ikincisinde „içine ballı iç malzemesi
konularak pişirilen dörtkenar hamur aşı‟ anlamını ifade etmektedir. Kort – sır “peynir, lor”
anlamını ifade eder (Ostrovmov, 1876: 92, 1892: 127). Bugünkü yazı dilinde kort „kesilmiş sütü
hafif yanan ateşte uzun süre kaynattıktan sonra yapılan yiyecek, lor‟ anlamını karşılar (TTAS II:
161). Fakat XIX. yüzyıl sözlüklerinde görülen anlam (peynir), bugünkü yazı dilinde
kullanılmamaktadır. Ancak Minzele ağızlarında karşılaşılır ve „çörek büyüklüğünde yuvarlanarak
kurutulup yapılan süt azığı‟ manasını ifade etmektedir (TTDS, 1993: 139). Bökme – pirog s kalinoy
“çörek, içine ballı iç malzemesi sıkıştırılarak pişirlen yiyecek” (Ostrovmov, 1876: 59, 1892: 45).
Sözlüklerde bu leksik birim bökme / bökken fonetik varyantlarında kullanılmaktadır. Günümüz yazı
dilinde bu söz kaybolmuştur; ancak diyalektlerde türlü fonetik varyantlarda görmek mümkündür.
Örneğin; bökme / böke / büke şeklinde Perm, békme biçiminde Temnikov, Sergaç, Mişer,
Kreşin, böke / bögem şeklinde Sterlitamak ağızlarında bu sözlük unsurunun kullanıldığı
görülmektedir (Hayrutdinova, 1993: 29) ve „pancar, elma, havuç, lor peyniri konularak pişirilen
yiyeceği‟ ifade eder (TTDS, 1993: 49). Kortım – koja u svini vmeste s jirom “domuzdan elde
edilen yağ, domuz yağı” anlamına sahiptir (Ostrovmov, 1876: 96, 1892: 132). Bugünkü Tatar yazı
dilinde bu sözlük birimi kullanılmamaktadır. Ancak Zlatoust, Turbas ağızlarında korunmuştur ve
aynı anlamı ifade etmektedir (TTDS, 1993: 150, 1892: 132). Bugünkü Tatar yazı dilinde bu sözlük
birimi kullanılmamaktadır. Ancak Zlatoust, Turbas ağızlarında korunmuştur ve aynı anlamı ifade
etmektedir (TTDS, 1993: 150).Aybagır – podsolneçnik yazı dilinde “ayçiçeği, günebakan”
anlamlarını vermektedir (Ostrovmov, 1876: 64, 1892: 6) ve bu söz, XIX. yüzyılda oldukça aktif bir
kullanıma sahiptir. Çünkü bu dönem sözlüklerinin pek çoğunda bir madde başı
olarak aybagır sözüne rastlanmaktadır. Bugünkü Tatar yazı dilinde aybagır sözü kullanılmaz.
Ancak bazı bölgelerde, özellikle de Mişerlerde aybagır / aybagar fonetik varyantları ile
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 8/13 Fall 2013
XIX. Yüzyılda Tatar Dilinde Söz Varlığını Zenginleştirmede Diyalektolojik Birimlerin… 257
karşılaşılmaktadır (TTDS, 1993: 21). Örneğin, Melekes, Hvalın ağızlarında aybagır sözü aktif
olarak kullanılıyor olsa da, Çistay, Çüpreli, Ulyanovsk ağızlarında aybagar fonetik
biçimi könbagış (Tat. “ayçiçeği”) sözünün sinonimi (eşanlamlısı) olarak yaşamaktadır (TTAS I:
29). Talkan – tolokno “yulaf, yulaf ezmesi” anlamını bildirmektedir (Ostrovmov, 1876: 118, 1892:
187). Kreşin ağzında talkan sözünü daha çoktañkal, Temnikov, Nurlat ağızlarında
ise toñkal biçiminde kullansalar da, Çistay ağzında talkan / tolkan biçimi de kullanımdadır ve
„başaklı bitkilerin taneleri üzerindeki kabukları ovalayıp taneyi başak kılçığından ayırma‟ manasını
karşılamaktadır (Hayrutdinova, 1993: 139). Talkanı buğday ve karabuğday ununu kavurup tuzlu su
ilave ederek yaparlar.
19. yüzyılda çıkan sözlüklerde yiyecek, içecek, besin isimlerini bildiren diyalektik
sözlere ٍ‫اﭽَ ت ق‬açıtķı – kvas “bozaya benzer bir Rus içeceği” (KTRS, 1880: 9; Ş. Gas, 1893:
14), ُ‫ ب ىم نا‬bökken – pirog “turta; içine patates vb. konularak bükme biçiminde yapılan hamurdan
börek türü” (Ş. Gas. 1893: 13, V. 1894: 327, KTRS, 1880: 16, Nasırî 1878: 33), gerde – buloçka
“yuvarlak francala” (KTRS, 1880: 16, Ostrovmov, 1876: 64), duçmak, durçmak – lepeşka “çörek,
pide, kurabiye; bazlama” (Ostrovmov, 1876: 67), ٔ ‫ وش ى‬leveş – sladkiy pirog “turta, tatlı bir cins
börek” (Nasırî, 1878: 100), tebikmek (Ostrovmov, 1892: 211), ķaşıķ çumarı – kletskiy “hamurla
etin yoğrulmasıyla yapılan köfte” (Yunusov, 1900: 135), çuvaça – oladiy “gözleme, börek”
(Ostrovmov, 1892: 82), pirmeñke – pilmen “et suyunda pişirilen çorbalı bir cins mantı” (KTRS,
1888: 13), savum – svadebnıy gostinets “düğün tatlısı” (Ostrovmov, 1892: 172), biramaş –
prazdniçnoe kuşane “bayram yemeği, bayram aşı” (Troyanskiy, 1833: 197), ‫ ى ىخ چاۑ‬levḫ çey –
kirpiçnıy çay “sıkıştırılmış kerpiç görünümündeki en düşük kaliteli çay” (Nasırî, 1878:
100), ‫ پ ُراش‬piraş – pivo “bira” (Troyanskiy, 1833: 255), ٌ‫ ٍٔم رﭽ‬kerçeme – med varennıy, sladkiy
“marmelat, tatlı” (T. T2, 1835: 154), serte – sup, bulon “çorba, et suyu” (Giganov, 1801: 14,
Troyanskiy, 1833: 570), ‫ سى سى‬susu – suslo “püre, ezme” (Giganov, 1801: 15),ٍ‫اَ ط ت‬éştey – şçi
“lahana çorbası” (KTRS, 1880: 17, Giganov, 1893: 13), ‫ ق رّ دق‬ķırındıķ – kroşka “kırıntı, ekmek
kırıntısı” (Nasırî, 1878: 88),ُ‫ ص غى‬soġon – ugoşçeniye s ruki “yemek ikram eden, yemek dağıtan”
(Ostrovmov, 1892: 175) gibi sözleri de dahil etmek mümkündür.
Yukarıdaki sözlerden birkaçını açıklayalım: gerde sözü Tatar Türkçesine Farsçadan
gelmiştir. Orta diyalektin ağızlarında kullanılır. Tav Yagı - Norlat, Kazan ardı – Layış ağızlarında
“küçük ekmek”, “hayır için dağıtılan küçükçe yuvarlak biçimli ekmek” anlamında kullanıldığını;
ancak Kazan ardı – Kreşin ağızlarında “cenazenin defnedildiği gün veya mevtanın anıldığı gün
pişirilen ufak lokma benzeri yiyecek anlamında kullanıldığı görülmektedir (TTDS, 1969:
117). Savum sözü Kazan ardı, Tav Yagı, Zey-Kreşinleri, Kamışlı, Melekes, Çistay, Çüpreli,
Mordva-Karatay ağızlarında “düğüne götürülen yahut düğünde dağıtılan ikramlık yemek” anlamını
ifade eder (TTDS, 1969: 353).
N. Ostrovmov‟un sözlüğünde yer alan ُ‫ ص غى‬soġon – ugoşçeniye s ruki “yemek ikram
eden, yemek dağıtan” (Ostrovmov, 1892: 175) sözü, Sibirya Tatarlarının ağızlarında korunmuştur.
Ancak anlamı az da olsa değişmiştir. D. G. Tumaşeva‟nın değerli çalışmasında bu sözün iki anlamı
verilmiştir: 1. Yemek istemek, yemeğe heves etmek 2. Yiyip bitirmek (Tumaşeva, 1992: 191).
Sözlüklere yansıyan yiyecek-içecek, besin isimlerinin diyalektik varyantları günümüzde
Orta diyalektin Kazan ardı Kreşin, Mişer diyalektlerinin Kuznetsk ve Temnikov ağızlarında
görülmektedir.
Akrabalık İsimleri
Bu kategoriye ise şu madde başları girer: ‫ طىطا‬tuta – tetka “teyze” (KN, 1878: 76 ), peçkö –
svekrov “kaynana, kayın valide” (Ostrovmov, 1892: 161), béyém – svekrov “kaynana, kayın
valide” (Ostrovmov, 1876: 58, 1892: 39), ٔ‫ ﭙُﭽﮐٔﭽ‬péçkeçe – svoyaçina “baldız” (KN, 1878:
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 8/13 Fall 2013
258
Alfiya YUSUPOVA
36), canaġay – dever “kayınbirader” (KTRS 1888: 6), tutay - sestritsa “kız kardeş” (Ostrovmov,
1876: 125), tıvma – potomok “evlat, torunlar” (Ostrovmov, 1876: 126), olan – sın, ditya “oğul,
erkek evlat, oğlan” (Ostrovmov, 1876: 105), bikeç – supruga “eş, hanım” (Yunusov, 1900:
57). Akrabalık adları: ‫ ات ا اوى يى‬ullu ata, ‫ ب اب ا‬baba (babay) “dede, ata; dedenin büyük
kardeşi”, ‫حطىُ ب ىعاز‬buġaz ḫatun, ٍ‫حطىُ اَ ي‬ayle ḫatun, ‫ حطىُ اَ ن ُ قات‬ikéķat ḫatun (yöklé ḫatın
“gebe kadın”), ‫ب اغچ‬baġıç, ٓ‫ ر س ُد‬reside (citlékken “doğum zaman gelmiş olan; gelişim sürecini
tamamlamış olan”),‫ ب ىي‬buy (yeş “genç”). Bikeç sözü, Çüpreli ağzında „genç kadın‟ (TTDS, 1993:
54) anlamında kullanılır. Bu söz, M. Yunusov‟un sözlüğünde bikeç tüşegé (Yunusov, 1900: 57)
birleşik söz grubu olarak verilmiştir. Diğer sözlerin pek çoğu ise Kreşin ağızlarında
kullanılmaktadır.
Dedey (dede), „ağabey, yaşça büyük kişi, yetişkin erkek‟ anlamlarına sahiptir (Ostrovmov,
1876: 62, 1892: 53). Bu sözlük birimi Tatar yazı dilinde kullanılmamaktadır, ancak konuşma
dilinde aktif olarak kullanılmaktadır (TTAS I, 1979: 318). Tav Yagı Kreşinlerinin ağızlarında dadu
/ dadav biçimi (Bayazitova, 1997: 90), Kuznetsk, Sergaç, Temnikov, Mamadış ağızlarında dediy /
dedey biçimleri karşımıza çıkar (TTDS, 1969: 131). Tütey – sestra „abla, teyze‟ anlamını ifade
etmektedir. (Ostrovmov, 1876: 125, 1892: 206). Bu leksik birim, bütün diyalektlerde
korunmuştur. Tütey sözünün sıtıtay / sıtıy / tutay / tete / naçtutay biçimleri eski Tatar yazı dilinde
de oldukça aktif olarak kullanılmıştır. Tav Yagı Kreşinlerinin ağızlarında titu / teytav (tuti)
varyantları kullanılmaktadır (TTDS, 1993: 450, Bayazitova, 1997: 91). Tutay sözü, „Tutayev‟
soyadında ve Tataristan‟ın Apas bölgesindeki „Tutay‟ köyünün isminde de korunmuştur (Sattarov,
1990: 73). Péçke – svekrov „kaynana‟ anlamını karşılamaktadır (Ostrovmov, 1876: 108, 1892:
161). Bu sözlük birimi, 19. yüzyıl sözlüklerinde oldukça sık görülmektedir. Bugünkü yazı dilinde
bu söz artık yoktur; ancak farklı ağızlarda muhafaza edilmiştir. Örneğin; Kreşin ağzında péçke sözü
aktif biçimde kullanılır ve „kaynana‟ anlamını bildirir. Tav Yagı Kreşinleri péçke diye kaynanaya
seslenirler ama péçkeçe diye erkeğin kız kardeşine yani görümceye hitap ederler (Bayazitova,
1997: 92). Olan – ditya „çocuk‟ bilgisini ifade eder (Ostrovmov, 1876: 105, 1892: 156). Günümüz
Tatar yazı dilinde bu sözlük birim kullanılmamaktadır. Diyalektlerde, ağızlarda olan /
oglan biçimlerinde yaşamaktadır ve „delikanlı, genç erkek‟ bilgilerini karşılar. Bu söz daha çok
Mişer diyalektinde, Minzele ağızlarında görülmektedir (TTDS, 1969: 326) ve anlam farklılığı söz
konusudur. Az. oğlan, Trkm.olgan, Uyg. oğlan, Türkiye Türkçesinde bu sözlük birimi „hizmetçi‟
anlamını ifade eder; Gag. Oğlan, Kzk. ulan, Alt. Udlan, Tat. olan (küçük çocuk) biçimlerinde
fonetik varyantları mevcuttur. Tarihî yazmalarda bu sözlük birimi, „çocuk‟ anlamında
kullanılmıştır. –an ekinin çokluk gösteren arkaik bir morfem olduğu düşünülmektedir.
(Pokrovskaya, 1961: 15-16). Günümüzde olan biçimi yetişkin insanların yaşça büyük kimseleri
yakın görüp hitap ettikleri zamanda kullanılmaktadır (TTAS II: 466). Olgan > ogul Cengiz Han
soyundan gelen ve tahta çıkmayan hanedan üyelerinin de unvanıdır. Bu bilgiye delil niteliğindeki
Çukrıy olan (Çukri Ulanova) isminde bir köy adı da mevcuttur (Sattarov, 1990: 83).Tıvma –
potomok “evlat, torunlar, nesil, soy” anlamını ifade etmektedir (Ostrovmov, 1876: 126,
Ostrovmov, 1892: 208). Bu sözlük birimi günümüzde bazı ağızlarda kullanılmaktadır. Örneğin;
Hvalın ağzında tuvma varyantı görülmektedir (TTDS, 1969: 425). Bu söz „nesil, soy, bir kökten
doğup büyüyen insan‟ anlamını karşılamaktadır (TTAS III: 163).
Kebén – brakosoçetaniye “evlilik, evlenme” anlamını karşılamaktadır (Ostrovmov, 1876:
99, 1892: 193). Kebén sözü, tarihî dönemde Farsçadan alıntılanmış olsa gerek (Bayazitova, 1986:
157); ancak günümüzde diyalektlerde, Mişer, Glazov Tatarlarının ağızlarında (TTDS, 1969: 266)
aktif olarak kullanılmaktadır ve „kilisede hrıstiyan dinî geleneklerine göre kıyılan nikah‟ anlamını
bildirmektedir (TTAS II: 247).Kebén sözü, Nokrat, Perm Tatarları gibi Tatar halkının eski
geleneklerini koruyan ve bu açıdan ayrılan bazı grupların ağızlarında da kullanılmaktadır ve „islam
dini uyarınca nikahlanmayı‟ bildirir. Diğer bazı diyalektlerde ve lehçelerde farklı anlamlar ifade
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 8/13 Fall 2013
XIX. Yüzyılda Tatar Dilinde Söz Varlığını Zenginleştirmede Diyalektolojik Birimlerin… 259
edebilir. Örneğin; Farsçada kabin “kurallı, yasal”, Kumuk lehçesinde gebin “kadın”, Nogaybek
Kreşinlerinin ağızlarında kebénge kér- “kilisede evlenmek” manalarını bildirmektedir (Bayazitova,
1992: 27).
İnsanı Çeşitli Yönlerden Karakterize Eden Söz Birimleri:
kançık – hakatun „bağırarak gülen‟ anlamını bildirir (Ostrovmov 1876: 84, 1892:
109). Kançık sözü, bugün yazı dilinde kullanılmamaktadır; fakat Kazan ardı Mamadış Kreşin
ağızlarında karşımıza çıkar (TTDS, 1969: 191). İki anlam bildirir: a) Bağırarak gülen kimse b)
Oynak kadın-kız. İrdavay – leşiy “orman devi (halk inançlarında) çam yarması, iri kıyım”
anlamında kullanılmaktadır (Ostrovmov, 1876: 80, 1892: 97). Bugünkü Tatar yazı dilinde irdavay
sözü yoktur, ancak bazı diyalektlerde korunmuştur. Örneğin; Kazan ardı Kreşin ağzında bu leksik
birim oldukça sık kullanılır ve „1) çam yarması, iri yarı adam 2) kendisini erkek gibi gören kadın‟
anlamlarına sahiptir (TTDS, 1993: 101). Çirlaşka – bolnoy çelovek “hasta, hastalar, hasta kişi”
anlamını bildirmektedir (Ostrovmov, 1876: 134, 1892: 228). Yazı dilinde bu söz, oldukça seyrek
kullanılmaktadır; fakat pek çok ağızda aktif olarak kullanılır. Örneğin; Alabuga Kreşin ve Çüpreli
ağızlarında bu sözlük birimini oldukça aktif biçimde karşımıza çıkar (TTDS, 1969:
486). Çirleşke sözü bu ağızlarda „çok çabuk hastalanan‟ veya „hastalanıp yatan kişi‟ anlamlarını
ifade etmektedir (TTAS III: 431).Derviş – urod “garip, hoş olmayan, sevimsiz” anlamını ifade eder
(Ostrovmov, 1892: 82, 1876: 63) Sözlüklerde bu leksik birim derviş / derbéşbiçimlerinde
görülmektedir. İzahlı sözlükte derviş sözü için “hayatın zevklerinden vazgeçip ömrünü İslam
dinine adayan yoksul, dilenci” anlamını belirtmektedir (TTAS I: 319); diyalektlerde bu sözlük
birimi çeşitli fonetik varyantlarda derviş, dervéş kullanılmaktadır ve „garip, biçimsiz; yoksul”
manalarını taşımaktadır (TTDS, 1993: 89). Ukımış – uçenıy “âlim, bilim insanı” anlamına sahiptir
(Ostrovmov, 1876: 128, 1892: 92). 19. yüzyıl sözlüklerinde bu sözlük birimine oldukça sık
rastlanmaktadır. İzahlı sözlükte bu söz eski bir biçim olarak belirtilmiştir (TTAS, II: 305); fakat
bazı ağızlarda ukımış sözü „tahsilli, eğitimli; âlim‟ anlamlarını taşımaya devam etmektedir. Daha
çok Sergaç, Karsun ağızlarında tespit edilmektedir (TTDS, 1969: 454). Bugünkü Türkiye
Türkçesinde –mış sıfat fiil eki aktif olarak kullanılan bir ektir; buna karşın Tatar yazı dilinde bu ek,
arkaik bir özellik gösterir ve bir tek ukımışlı biçiminde karşımıza çıkan türemiş ve sıfat türündeki
bu sözün yapısında korunmuştur
Diyalektik Sıfatlar, Zarflar ve Edatlar
Elde edilen bu malzemeler başka bir kategorinin oluşmasını da sağladı. Bu kategori ise,
diyalektik sıfatlar, zarflar ve edatlar kategorisidir. Mesela; zamatta “çok çabuk” (Ostrovmov, 1892:
90), salpı – vyalıy “ağır, hantal” (Ostrovmov, 1892: 70), oron – sekretno “gizli, saklı” (Yunusov,
1900: 27), urıntın – tayno “gizlice, saklı şekilde” (Ostrovmov, 1892: 219), sartın – po-povodu
“yaklaşık, yaklaşık olarak, tahminen” (Ostrovmov, 1892: 171), umaza – nenasıtnıy “doyumsuz,
pisboğaz, açgözlü” (Ostrovmov, 1892: 216), rıskallı – sçastlivıy “şanslı; mutlu, sevinçli, neşeli”
(Kr, 1888: 45), kénegén – vçera “dün, geçen gün” (Ostrovmov, 1876: 90), aruv – çistıy “açık,
aşikar” (Yunusov, 1900: 7), alçak – privetlivıy “nazik, hassas” (Yunusov, 1900:
8). Zamatta sözü, zamat biçimiyle Kazan ardı Etne, Kamışlı, Melekes, Çistay ağızlarında
kullanılmaktadır (TTDS, 1969: 136). Salpı sözü, Tatar yazı dilinde salpı yagına salam
kıstıruv “Ağır tarafına saman balyası sıkıştırmak” deyiminde kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra,
Tav Yagı ağızlarında salpılık “sukunet, huzur; sessizlik” anlamlarını bildirmektedir (TTDS, 1969:
360). Oron ve urıntın sözleri aynı kökten gelmektedir. Bu sözler, Mişer diyalektinin ağızlarında
aktif olarak kullanılmaktadırlar ve „gizli, saklı; gizlice‟ anlamlarını ifade etmektedirler (TTDS,
1969:
328). Rıskallı sözü
ise beḫétlé “şanslı,
talihli,
mutlu”
sözünün
eşanlamlısı
(sinonim)dır. Rıskal unsuru, Arapça bir alıntıdır ve günümüzde bu söz, Mişerlerin Sergaç, Urta
diyalektinin Minzele ağızlarında görülmektedir (TTDS, 1969: 354). Alçak sözü, Kazan ardı,
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 8/13 Fall 2013
260
Alfiya YUSUPOVA
Berengi, Glazov, Minzele, Tav yagı ağızlarında „güleryüzlü, çekici, sevimli‟ anlamlarında
kullanılmaktadır (TTDS, 1969: 36). Bu sözler içersinde tespit edilen umaza, uñķıt sözleri de
ilginçtir. Günümüz Tatar yazı dilinde bu sözlerin anlamını Rus dilinden alıntılanan objora “obur,
pisboğaz, açgözlü” sözü ile karşılıyoruz. Fakat 19. yüzyılda bu anlamı yukarıda verilen umaza,
uñķıt sözleri bildirmiştir. Umaza, Zey Kreşinlerinin ağzında muhafaza edilmiştir (TTDS, 1969:
454); uñķıt ise, Gey, Krasno-Ufim ağızlarında bulunmaktadır (TTDS, 1969: 331). Şirép – krepkiy
“güçlü, sağlam” anlamlarını ifade etmektedir (Ostrovmov, 1876: 177, 1892: 236, Voskresenskiy,
1894: 115). Bugünkü Tatar yazı dilinde bu söz de yoktur; ancak ağızlarda korunmuştur. Örneğin;
Kreşin ağızlarında şirép sözü sık kullanılmaktadır ve „güçlü, sağlam‟ anlamlarını karşılamaktadır
(TTDS, 1969: 516). Aran – çut-çut “birazcık, az” anlamına sahiptir (Ostrovmov, 1876: 50).
Günümüz Tatar dilinde bu leksik birim kullanılmamaktadır; ancak bu söz de kimi diyalektlerde
korunmuştur. Örneğin; Kazan Ardı, Mamadış, Tav Yagı ağızlarında aran, aran-aran,
aranraķ sözleri konuşmada görülmektedir ve „zorlukla, zorla‟ anlamlarını bildirmektedir (TTDS,
1993: 30). Fakat Çuvaş lehçesinde aktif bir sözlük unsuru olarak kullanıldığını görmekteyiz
(Fedotov, 1996: 55).Algasaķ – laskovıy “nazlı, cilveli” anlamını bildirmektedir (Ostrovmov, 1876:
48, 1892: 13). Günümüz Tatar standart dilinde bu sözlük birimine rastlanmamaktadır; ancak Kazan
Ardı, Minzele, Etne ağızlarında kullanılmaktadır (TTDS, 1969: 34) ve „çekici, güleryüzlü‟
anlamlarını ifade etmektedir (RTS, 1997: 239). Cabaldaş – nizkiy “alçak, aşağı” anlamına sahiptir.
Bu sözlük biriminin yalnızca ağızlara özgü olduğu anlaşılıyor. Tav Yagı
ağızlarında cabaldaş sözünü günümüzde de kullanmaktadırlar (TTDS, 1969: 217). Téréklé –
krepkiy “güçlü, çabuk, hızlı” anlamlarını bildirmektedir (Ostrovmov, 1876: 212, 1892: 194).
Bugünkü Tatar yazı dilinde bu sözlük birimi kullanımda değildir; fakat farklı bölgelerde yaşayan
kimi toplulukların ağızlarında tespit edilebilmektedir. Örneğin; Ural Tatarları bu sözü sıklıkla
kullanıyorlar (TTDS, 1969: 407). Téréklé sözü, diyalektik bir sözlük birimi olarak değerlendirilir
ve 1) Güçlü 2) Salça 3) Hareket eden, hareketli anlamlarını bildirmektedir (TTAS, III:
80). Añnasaķ – dostupnıy “anlaşılır; ulaşılabilir” manasını karşılamaktadır (Ostrovmov, 1876: 49,
1892: 16). 19. yüzyıl sözlüklerinde añlayışlısözünün “añnasaķ” biçimi oldukça sık görülmektedir.
Ancak günümüz Tatar yazı dili içerisinde bu söz kullanılmamaktadır; sadece Minzele, Astırhan,
Çüpreli, Hvalın ağızlarında aktif olarak kullanılır ve “anlaşılır, anlaşılabilir” anlamlarını bildiri
(TTDS, 1993: 40). Tuķtamal – po-naprasnomu “boşuna, sebepsiz” anlamına sahiptir (Ostrovmov,
1876: 124). N. Ostrovmov‟un 1892 yılında basılan sözlüğünde tikmege (1892: 124) şeklinde bir
anlam bildirdiği ifade edilmektedir. Tuķtamal sözü, günümüz yazı dilinde korunmamıştır; ancak
diyalektlerde görülmektedir. Örneğin; Kazan Ardı, Mamadış ağızlarında tikmege, Kreşin
ağızlarında tuķtamal varyantları (TTDS, 1969: 412) “beklenmedik yerde, sebepsiz, boşuna”
anlamlarını
karşılamaktadır
(TTAS
III:
96).
Mişer
diyalektinin
Çüpreli
ağzında tuķtımalġa biçimindeki fonetik varyant kullanılır. Bejgek – bruzglivıy “söylenen; huysuz,
ters” anlamını ifade eder (Ostrovmov, 1876: 56, 1892: 42, Voskresenskiy, 1894: 14). Günümüzde
bu sözlük birimi eski bir diyalektik söz olarak görülür ve Minzele ağzında karşımıza çıkar. İzahlı
sözlükte bejgek sözü madde başı olarak alınmıştır ve de “söylenen, şikayet eden, homurdanan”
bilgisini ifade eder (TTAS, I: 143). Çaman – lenivıy “tembel, miskin” anlamlarını karşılamaktadır
(Ostrovmov, 1876: 133, 1892: 224). Tatar yazı dilinde bu sözlük birimi kullanılmıyor. Glazov,
Kazan Ardı, Kreşin ağızlarında görülür ve aynı anlamı belirtir (TTDS, 1969: 474; TTAS III,
407). Uyaz – nizmennıy “biçimsiz; taş yürekli” bilgilerini karşılar (Ostrovmov, 1876: 131, 1892:
222). N. Ostrovmov ve A. Voskresenskiy‟nin sözlüklerinde uyaz / üzen varyantları gösterilmiştir.
Yazı dilinde bu sözlük biriminin kullanımına rastlanmaz; ancak Kargalı ağzında aynı anlamı
koruyarak kullanıldığı görülür (TTDS, 1993: 327). Arıv – çistıy “açık, âşikar” anlamını verir
(Ostrovmov, 1876: 50); ancak N. Ostrovmov‟un 1892 yılında yayınlanan sözlüğünde (1892:
21) aruv – zdorova li tı “iyi misin” anlamıyla verilmiştir. Arıv / aruv tarihî Türk dili söz varlığına
ait bir sözdür. M. Kaşgari‟nin sözlüğünde, Ermeni harfli Kıpçak metinlerinde de görülmektedir
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 8/13 Fall 2013
XIX. Yüzyılda Tatar Dilinde Söz Varlığını Zenginleştirmede Diyalektolojik Birimlerin… 261
(Abdullin, 1974: 123). Arıv / aruv sözü, daha çok “kutsal, günahsız, suçsuz” anlamlarında
kullanılmıştır. Sonraları ise “güzel; açık, belirgin” manalarını ifade etmiştir. Aruv sözü, böylelikle
„selamlaşma‟ sözü olarak da yaşamıştır. - Arıvmısız séz? “İyi misiniz, Nasılsınız” – Arıv elé, bik
arıv ġına “İyi, oldukça iyiyim” örneğinde olduğu gibi Nogaybek ağzında “iyi, güzel” anlamıyla
kullanılmaktadır (Bayazitova, 1997: 88). Bu sözlük birimi günümüzde de pek çok ağızda
korunmuştur ve çeşitli anlamlarda kullanılmaktadır. Kazan Ardı Kreşin ağzında „iyi‟ hatta
„merhaba‟;Zlatoust ağzında „güzel‟, Çüpreli ağzında „açık, âşikar; zengin‟ anlamlarını işaret
etmektedir (TTDS, 1993: 32). Biltek – zaika “kekeme, tutuk” anlamını belirtmektedir (Ostrovmov,
1876: 59, 1892: 42) Günümüz Tatar yazı dilinde bu sözlük birimi oldukça seyrek kullanılır; ancak
ağızlarda sıkça kullanıldığı görülmektedir ve biltek / birtek fonetik biçimlerinde de karşımıza çıkar.
Örneğin; Hvalın, Çüpreli ağızlarında bu söz aktif bir anlama sahiptir ve “konuşması kusurlu olan
kimse” anlamını vermektedir (TTDS, 1969: 86). Calan – vsegda “her zaman, sürekli, daima”
anlamındadır (Ostrovmov, 1876: 69, 1892: 69). Calan / yalan, ıznay biçimleri farklı ağızlarda
görülen varyantlardır. Iznay sözü, daha çok Çüpreli, Hvalın ağızlarında, calan / yalan biçimleri ise
Mamadış, Minzele, Kreşin ağızlarında aktif olarak kullanılmaktadır ve yukarıda belirttiğimiz aynı
anlamı ifade etmektedir (TTDS, 1892: 383, RTS, 1997: 83). Şebérçék – isporçennıy “kokmuş,
bozulmuş yumurta” bilgisini karşılamaktadır (Ostrovmov, 1876: 138, 1892: 239). Günümüzde
Tatar yazı dilinde şebérçék sözü, kullanılmamaktadır; sadece bazı ağızlarda karşımıza çıkmaktadır.
Örneğin; Kazan Ardı, Mamadış ağızlarında şebérçék diye “yavru çıkmayan yumurta” bilgisini
adlandırırlar (TTAS III: 465, TTDS, 1969: 520).
Başka alanlara ait sözler için süreléke, bögélce, bilgé gibi sözlük birimleri
verilebilir. Süreke – çerpak s setkoyu dlya lovli rıbı “balık ağı; olta, ağ aparatları” anlamını bildirir
(Ostrovmov, 1876: 117, 1892: 183). Diyalektolojik sözlükte gösterilen anlam ile aynı olmadığı
görülüyor. Mişer diyalektinin Çüpreli ağzında söreke sözü, N. Ostrovmov‟un sözlüğündeki ile aynı
anlamda kullanılmaktadır; ancak diyalektoloji sözlüğe bu anlam alınmamıştır (TTZDS, 2009,
588). Bögelce – derevyannoye koltso “çember, halka” bilgisini karşılamaktadır (Ostrovmov, 1872:
44). Bögelce sözü günümüz yazı dilinde kullanılmaz; fakat bazı ağızlarda korunmuştur. Örneğin;
Perm Tatarlarının ağzında bu sözlük birimi aktif şekilde kullanılmaktadır ve „tam yuvarlak veya
yarım daire, çember biçimindeki nesne‟ anlamını göstermektedir (TTAS I: 213, TTDS, 1993:
65). Bilgé – znaçok “iz, işaret, sembol, damga konmuş şey” anlamını bildirmektedir (Ostrovmov,
1876: 56, 1892: 42). Günümüz Tatar yazı dilinde bilgé “iz, işaret, sembol, damga” bilgisini ifade
eder; ancak izahlı sözlükle bu sözlük birimi için “belirli bir nesnenin damga, mühür olarak
kullanılan biçimi, resmi” anlamı ile verildiğini görüyoruz (TTAS I, 163). Sterlitamak
ağzında bilgé sözü „sembol, damga” bilgisini karşılamaktadır (TTDS, 1993: 54).
19. yüzyıl sözlüklerine isimler, sıfatlar, zarfların yanı sıra diyalektik fiiller de alınmıştır. Bu
kategoriye; olaķ-, ķamaş-, çaġay-, borloķ-, ayġılda-, çurla-, arıvlandır-, tumır- gibi sözlük birimleri
girer. Fiillerin gösterilişinde belirli bir tarzın olduğunu söyleyemeyiz; bunlar çeşitli zamanlarda ve
şahıslarda gösterilmiştir. Olaķ- - udalitsya “1. Uzaklaşmak 2. Çekilmek, çekilip gitmek” anlamını
karşılamaktadır (Ostrovmov, 1876: 105, 1892: 156). Olaķ- sözü, diyalektlerde seyrek olarak
görülse de yazı dilinde kullanılmaktadır (TTAS II: 466). Kreşin, Perm Tatarlarının Çistay
ağızlarında bu sözlük biriminin aktif olarak kullanıldığı tespit ediliyor. Fakat olaķ- sözünün bu
kullanımlarında anlam bakımından bir çeşitliliğin olduğunu belirliyoruz: Kreşin ağzında olaķ“kaybetmek”, Perm Tatarlarının ağzında “alışmak, ısınmak; benimsemek”, Mamadış ağzında
“herhangi bir yere gidip kaybolmak” anlamlarını bildirmektedir (TTDS, 1993: 239). Ķamaş- pritupitsya “aşırı yorgunluktan ayakları uyuşmak; yürüyüş hızını kaybetmek” bilgisini
karşılamaktadır (Ostrovmov, 1876: 84, 1892: 108). Yazı dilinde bu sözlük birimi oldukça seyrek
görülür (TTAS II, 1979: 398 ). Fakat ağızlarda sıkça kullanılır ve iki anlama karşılık olarak verilir.
Çüpreli ve Ulyanovsk ağızlarında “1) Uyumak; yorulmak 2) Uzun süre çalışmak, uzun zaman
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 8/13 Fall 2013
262
Alfiya YUSUPOVA
geçirmek” bilgilerine eşanlamlı olarak gösterilmektedir (TTDS, 1993: 342). Çaġay- - podurnet
“kötüleşmek; eksilmek, azalmak” manalarını ifade etmektedir (Ostrovmov, 1876: 132, 1892: 223).
Bugünkü Tatar yazı dilinde çaġay- sözü “azalmak, eksilmek” anlamını belirtir (TTAS III: 398).
Ancak Hvalın, Kreşin ağızlarında bu sözlük birimi “çirkinleşmek, sevimsizleşmek” anlamına sahip
olarak kullanılmaktadır (TTDS, 1993: 342). Borloķ – zadumçivost “derin düşüncelere dalmak,
efkârlanmak” bilgisini karşılamaktadır (Ostrovmov, 1892: 46). N. Ostrovmov‟un 1876 tarihli
sözlüğünde bu sözün yer almadığı görülüyor. Borloķ sözü, günümüz Tatar yazı dilinde kullanımdan
düşmüştür; bu söze bir tek Kreşinlerin ağzında ratlamak mümkün (TTDS, 1969: 70). Ayġılda- gromko smeyatsya “bağırarak gülmek” bilgisini taşımaktadır (Ostrovmov, 1876: 42, 1892: 6).
İzahlı sözlükte bu sözün konuşma dilinde kullanıldığı ve “kakırdayarak gülmek” bilgisini ifade
ettiği belirtilmektedir (TTAS I: 29). Ayġılda- sözü, pek çok ağızda tespit edilmiştir. Bu leksik
biriminġayġılda- biçimindeki ses yansımasından (ġ) sesinin düşmesi neticesinde oluştuğu
söylenebilir. Sibirya Tatarlarının ağzında ayġal- / ayġılda- “uzun süre bir işle uğraşmak, uzun
müddet çabalamak” bilgisini ifade ettiği görülmektedir (Tumaşeva, 1992: 18) Arıvlandır- - oçişçat
“temizlemek, arındırmak, arınmak” anlamlarını karşılamaktadır (Ostrovmov, 1876: 50, 1892:
177). Arıv / aruv / aruvlandır- diyalektik sözlük unsurları olarak değerlendirilirler (TTAS I: 73) ve
Kazan Ardı, Çüpreli, Minzele, Zlatovus, Alabuga ağızlarında aynı anlamda olmak üzere
kullanılmaktadırlar (TTDS, 1993: 32). Tumır- - pererubit na çasti “büyük parçalar halinde kesmek,
büyükçe kesmek” anlamını bildirmektedir (Ostrovmov, 1876: 125, 1892: 205). Bu sözlük birimi,
günümüz Tatar yazı dilinde kullanılmaz, ancak bazı ağızlarda karşımıza çıkar. Örneğin; Perm
Tatarlarının ağzında Tuvar, Ural Tatarlarının ağzında tumır- biçimi kullanılır (TTDS, 1969: 426) ve
de “1) Gelişigüzel iş yapmak; kaba işler yapmak 2) Büyükçe kesilmiş ağaç” anlamlarını
bildirmektedir (TTAS III: 165). Çurla- - burçat “mırıldanmak” anlamına sahiptir (Ostrovmov,
1892: 85); fakat, N. Ostrovmov‟un 1876 tarihli sözlüğünde bu leksik birimin yer almadığı
görülüyor. Çurla- sözü, yazı dilinde oldukça seyrek görülür, lakin ağızlarda aktif ve çeşitli
anlamlarda kullanılır.
19. yüzyılda yayınlanan sözlüklerin pek çoğu, yazı dili sözlüğü olarak hazırlanmıştır.
Fakat, günümüz penceresinden baktığımızda diyalektik sözler de oldukça fazla yer almıştır. Bunun
nedenlerini ise kanıtlamak mümkün: Sözlük yazarları (K. Nasırî, G. Şihabetdin, S. Kuklaşev, M.
Yunısov), çalışmalarında kendi yaşadıkları bölgeye mahsus sözleri dahil etmişlerdir. Belki de bu
yazarlar, sözleri yazı dili biçimi olarak düşünmüşlerdir, fakat bilinçli şekilde yerli biçim olarak
dahil etmiş olmalılar. Misyoner yazarlar (N. Ostrovmov, A. Troyanskiy, A. Voskresenskiy),
diyalektik sözleri, daha çok da Kreşin ağzına dayanan sözlük birimlerini, çalışmalarında Arap-Fars
alıntılarında kurtulmak için faydalanmışlardır. Çünkü bunların amacı, Kreşin sözlerini yazı dilinin
çerçevesine dâhil edip yerleştirmektir.
İ. Giganov‟un sözlüklerinde doğu diyalektlerine özgü olan sözlük birimleri daha fazla
görülmektedir. Bu elbette, yazarın yaşayıp çalıştığı yer ile açıklanabilir.
19. yüzyıl Tatarca-Rusça ve Rusça-Tatarca sözlüklerine alınan diyalektik sözler, yerli
ağızların bu söz birimlerini aktif hale getirirler ve yazı dilinin söz varlığını zenginleştirirler.
Sözlüklerde diyalektik sözlerin yer almış olması, bu sözlerin çeşitli bölgelerin halkına yönelik
olması ve de bu sözlüklerden çeşitli diyalekt ve ağız temsilcilerinin kullanılması gibi durumlar göz
önünde bulundurularak hazırlandığını doğrular niteliktedir. 19. yüzyılda yazı dili ile diyalektlerin
sınırı yeni belirleniyor; bazı sözler elyazma sözlüklerde de yer buluyor; yazarların da bunları
dikkate almış olması muhtemeldir.
Gördüğümüz üzere 19. yüzyılın sonunda yayınlanan sözlüklerin söz varlığında kılıkkıyafet, süs eşyasını karşılayan pek çok söz yer bulmuştur. Bunların çoğu günümüzde kullanımdan
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 8/13 Fall 2013
XIX. Yüzyılda Tatar Dilinde Söz Varlığını Zenginleştirmede Diyalektolojik Birimlerin… 263
düşmüş yahut kullanım sıklığı oldukça azalarak pasifleşmiştir; ancak Tatar Türkçesinin farklı
ağızlarında aktif sözlük birimleri olarak karşımıza çıkarlar.
Biz, 19. yüzyılda yayınlanan bu sözlüklerin yardımıyla günümüzden bir asır öncesine ait
diyalektik özellikleri göz önüne getirebiliyoruz. Bunlar, günümüzde diyalektolojik sözlüklerde
tesadüf edilen sözlük birimleri olarak görülürler. Bu durum, konuşma dilinin karşılaştırılamayacak
kadar yavaş değiştiğinin kanıtıdır.
Dilde korunan diyalektik sözler ve özellikler, dilimizin çok eski dönemlerini, Türk
halklarının, boylarının, etnik grupların arasındaki ilişkileri yansıtmaktadırlar. Zamanla diyalektik
sözlük birimleri, kullanım sahalarını genişleterek, halkın genel anlaşma diline taşınırlar ve yazı
diline girerler.
KAYNAKÇA
BAYAZİTOVA, F. (1997). Kreşinner: Tél Üzénçelékleré hem Yola İcatı, Matbugat Yortı, Kazan.
BUDAGOV, L. (1869-1871). Sravitelnıy slovar tuetsko-tatarskih nareçiy, so vkluçeniyem
upotrebitelneyşih slov arabskih i persidskih i s perevodom na russkiy yazık (III), Akademia Nauk, Senpeterburg.
FEDOTOV, M. R. (1996). Etimologiçeskiy slovar çuvaşskogo yazıka. Çeboksarı.
GABDELAZİZ, Ş. (1893). Perevod s tatarskogo na russkiy yazı ili slovar. Kazan.
GİGANOV, İ. (1801). Slova korennıe, nujneyşiye k svedeniyu dlya obuçeniya tatarskomu yazıku,
sobrannıe v Tobolskoy glavnoy şkole uçitelem tatarskogo yazıka, Sofiyskogo sobora
svyaşçennikom İyosifom Giganovım,yurtovskimi mullami svidetelstvovannıe. Senpeterburg.
GÜLTEK, V. (2004). Rusça-Türkçe Sözlük. Bilim ve Sanat Yayınları. Ankara.
HAKOV, V. H. (2003). Tél-Tarih Közgésé. Tatarstan Kitap Neşriyetı. Kazan.
HAYRUTDİNOVA, T. H. (1993). Nazvaniya pişçi v tatarskom yazıke. İYALİ, Kazan.
(KTRS), (1880-1882-1886-1888-1891). Kratkiy Tatarsko-russkiy slovar s pribavleniem nekotorıh
slavyanskih slov s tatarskim perevodom. Kazan.
KUKLAŞEV, S. (1859). Slovar ki Tatarskoy Hrestomatiyi. Kazan.
NASIRİY, K. (1878). Tatarsko-russkiy slovar. Kazan.
NOGMAN, M. (1969). XVII-XVIII Yözlerdegé Rusça-Tatarça Kulyazma Süzlékler. Kazan
Universitetı Neşriyetı. Kazan.
OSTROVMOV, N. P. (1876). Pervıy opıt slovarya narodno-tatarskogo yazıka po vıgovoru
Kreşçenıh tatar Kazanskoy guberniyi. Kazan.
OSTROVMOV, N. P. (1892). Tatarsko-Russkiy Slovar. Kazan.
ÖNER, M. (2009). Kazan-Tatar Türkçesi Sözlüğü. Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara.
REHİMOVA, R. K. (1983). Tatar Télénéñ Hönerçélék Leksikası. Tatarstan Kitap Neşriyetı. Kazan.
SATTAROV, G. F. (1973). Tatarstan ASSR’nıñ Antropotoponimnarı. Kazan Universitetı Neşriyetı.
Kazan.
SATTAROV, G. F. (1990). Tatar Antroponimikası. Kazan Universitetı Neşriyetı. Kazan.
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 8/13 Fall 2013
264
Alfiya YUSUPOVA
(TTAS) (1977-1979-1981). Tatar Télénéñ Añlatmalı Süzlégé I-II-III. Tatarstan Kitap Neşriyetı.
Kazan.
(TTDS) (1969). Tatar Télénéñ Diyalektologik Süzlégé. Tatarstan Kitap Neşriyetı. Kazan.
(TTDS) (1993). Tatar Télénéñ Diyalketologik Süzlégé. Tatarstan Kitap Neşriyetı. Kazan.
(TTZDS) (2009). Tatar Télénéñ Zur Diyalketologik Süzlégé, Tataristan Kitap Neşriyatı, Kazan.
TROYANSKİY, A. A. (1833). Slovar tatarskogo yazıka i nekotorıh upotrebitelnıh v nem reçeniy
arabskih i persidskih, sobrannıy trudami i tşçaniyem uçitelya tatarskogo yazıka v
Kazanskoy seminariy svyaşçennika Aleksandra Troyanskogo i napeçatannıy s dozvoleniya
komissiyi duhovnıh uçilişç. Kazan.
TUMAŞEVA, D. (1992). Slovar diyalektov sibirskih tatar. Kazan Universitetı Neşriyetı. Kazan.
YUNUSOV, M. (1900). Tatarsko-Russkiy slovar naibolee upotrebitelnıh slov i vırajeniy. Kazan.
ZEKİYEV, M. Z. (1965). Nekotorıe voprosı razvitiya tatarskogo literaturnogo yazıka. Voprosı
tatarskogo yazıkoznaniya. Kazan.
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 8/13 Fall 2013
Download

XIX. Yüzyılda Tatar Dilinde Söz Varlığını