TERÖR VE TERÖRLE
MÜCADELE
E.Kur.Alb. M. Sadi BÝLGÝÇ
91
TERÖR VE TERÖRLE MÜCADELE
E.Kur.Alb. M. Sadi BÝLGÝÇ
GÝRÝÞ
Uzun bir tarihsel geçmiþe sahip olan, ancak stratejileri itibariyle modern çaðýn bir ürünü olan terörizm günümüzün en önemli sorunlarýndan birisi olmaya devam etmektedir. Baþlangýçta iþçi hareketleri þeklinde cereyan eden olaylar terör kapsamýnda deðerlendirilmiþtir. Ancak
sistemli olarak, 19. yüzyýlda Rus ihtilalcileri, 20. yüzyýlýn baþýnda da
milliyetçi gruplar tarafýndan baðýmsýzlýk hareketlerinde kullanýlan bir
araç olmuþtur. “Soðuk Savaþ” döneminde terör, bazý devletler tarafýndan “soðuk savaþ”ýn bir aracý olarak yaygýn þekilde kullanýlmýþ, iki kutuplu düzenin bozulmasýndan sonra da küresel bir nitelik kazanmýþtýr.
Bugün dünyada terörle mücadele çabalarý devam etmektedir. Ýngiltere, uzun yýllar IRA’ya karþý verdiði mücadeleyi aldýðý bazý siyasal önlemlerle sonuçlandýrmýþ, ayný þekilde Ýspanya’da ayrýlýkçý teröre karþý
demokratik yöntemler ve uluslar arasý iþbirliði yoluyla çözüm geliþtirmiþtir. 11 Eylül terör saldýrýsýndan sonra ABD olaya daha çok askeri güç
kullanma yöntemiyle yaklaþmýþ, ancak bu yolla sorun daha da karmaþýk bir hal almýþtýr. Henüz entegrasyon dönemini yaþamakta olan AB,
terörizme karþý ortak bir politika geliþtirme ve bunu hayata geçirme çabasý içerisindedir. Bugün terörizm konusunda kabul gören ortak bir tanýmýn olmamasý uluslararasý zeminde çifte standartlara yol açmakta ve
teröre karþý mücadelede uluslararasý iþbirliðini zorlaþtýrmaktadýr.
ABD’nin ölçüsüz güç kullanýmý ortaya çýkan iþbirliði fýrsatýnýn büyük
ölçüde heba edilmesine neden olmuþtur.
Uzun yýllar terörle mücadele etmek zorunda kalan Türkiye terör sorununu halen çözememiþtir. 1960’lý yýllardan itibaren sol terör ve saðsol çatýþmalarýyla büyük kayýplara uðrayan Türkiye, 1980’li yýllardan itibaren de büyük çaplý bölücü teröre maruz kalmýþtýr. Bu arada dini motifli terör örgütleriyle de mücadele etmiþtir. Bugün sol, sað ve dini mo92
tifli terör büyük ölçüde kontrol altýna alýnmýþsa da, bölücü terörle mücadele geniþ çaplý olarak sürdürülmektedir.
Türkiye uzunca bir süre terörle mücadelesinde aðýrlýklý olarak askeri
güç kullanýmý stratejisini benimsemiþ ve uygulamýþtýr. Ancak sorunun
bu yolla çözülememesi ve uzun süre devam etmesi, güvenlik boyutu
dýþýndaki diðer olanaklarýn da eþ zamanlý olarak devreye sokulmasýný
öngören yeni bir yaklaþýmýn benimsenmesine yol açmýþtýr. Bugün mücadele çok boyutlu olarak sürdürülmeye çalýþýlmaktadýr. Ancak yakýn
çevremizde meydana gelen geliþmeler, Türkiye açýsýndan risklerin daha
da artmasýna neden olmuþ ve daha uzunca bir süre bölücü sorunla uðraþýlacaðýnýn emarelerini vermiþtir. Bu da yeni bir terörle mücadele
stratejisi yanýnda uzunca bir süre hizmet edecek daha profesyonel bir
terörle mücadele yapýlanmasý ihtiyacýný ortaya çýkarmýþtýr.
Aþaðýdaki maddelerde; terörizmin tanýmý, kýsaca tarihçesi, özet olarak
terörün felsefi tabaný, teröre yönelme nedenleri ve dünyada uygulanan
terörle mücadele stratejilerine deðinilecek; daha sonra Türkiye’de yaþanmýþ ve yaþanmakta olan terör ayrýntýlý olarak ele alýnacaktýr. Bu kapsamda; bugün büyük ölçüde kontrol altýna alýnmýþ olan, sol, sað ve dini motifli terör örgütleri özet olarak, bölücü terör ise ayrýntýlý olarak incelenecektir. Bölücü teröre karþý yakýn zamana kadar uygulanan strateji eleþtirel
bir yaklaþýmla ele alýnarak sonuçlarý saptanmaya çalýþýlacak ve önerilen
yeni strateji ile yeni yapýlanma ana hatlarýyla ortaya konulacaktýr.
1.
TERÖRÝZMÝN TANIMI VE TARÝHSEL GELÝÞÝMÝ
1.1. Terör ve Terörizmin Tanýmý
Terör konusunda çalýþan araþtýrmacý ve bilim adamlarýnýn yaþadýklarý ülke koþullarýndan ve kendi çalýþma alanlarýndan etkilenmiþ olmalarý nedeniyle terörizm çok farklý þekillerde tanýmlanmýþtýr. Meydan Larousse’de terörizm; “ihtilalci gruplarýn giriþtiði þiddet eylemlerinin tümü, tedhiþçilik, bir hükümet tarafýndan uygulanan þiddet rejimi” olarak
tanýmlanmaktadýr. Encylopedia of Sciences’a göre ise terörizm; “önce93
Terör ve Terörle Mücadele
den belirlenmiþ amaçlarýna ulaþmak için, sistematik olarak þiddete baþvuran bir örgütlenmiþ grup ya da partinin kullandýðý yöntem” olarak
ifade edilmektedir.
Ýngiliz araþtýrmacý ve terör uzmaný Thackrah, terörizmi; “ yeni bir siyasal sistemin kurulmasýna destek saðlamak için, devrimci hareketlerde
korku ve þiddetin sistematik bir þekilde kullanýlmasýdýr.” þeklinde tanýmlarken; Ýsrailli araþtýrmacý Natenyahu; “ kasýtlý ve sistematik bir þekilde suçsuz insanlarý öldürme, sakat býrakma ve tehdit etmek suretiyle,
siyasi hedeflere ulaþmak için korku salma” olduðunu ifade etmektedir.
Mahir Kaynak, terörizme farklý bir þekilde yaklaþmaktadýr. Kaynak’a göre “terörist; çok daha büyük bir organizasyonun küçük bir parçasýdýr. Bir teröristin karþýsýndaki güçleri hiçbir þekilde yenmesi mümkün deðildir. O bakýmdan terörist, bilinen siyasi amaçlara ulaþmak için
büyük güçlerin kullandýðý küçük maþalardýr.”
Terör uzmaný Ýhsan Bal, terör ve terörizm kavramlarýna biraz daha
farklý yaklaþmakta ve þöyle ifade etmektedir: “terör silahlý eylemler marifetiyle kendisini ve davasýný duyurma; terörizm ise bu eylemleri savunan, stratejilerini anlatan, aktaran, geliþtiren bir düþünce disiplini veya
akýmýdýr denebilir. Teröristler yer altýna girerler, gizlilik içerisinde çalýþýr, eylemlerini yaparlar ve sonuçta bu eylemlerinin amaçlarý doðrultusunda propagandaya yönelirler. Terörizm ise bu aþamadan sonra devreye girer. Terör ve terörizm çoðunlukla karýþtýrýlýr, ancak birincinin
stratejik eylem, ikinci kavramýn ise stratejik söylem olduðunu belirtmek
gerekir. “
Burada ifade edilmeyen diðer tanýmlar da dikkate alýndýðýnda ortak
noktalar þu þekilde ifade edilebilir: Birincisi, bir ideoloji veya amaç doðrultusunda örgütlenmiþ bir grubun varlýðýnýn söz konusu olmasýdýr.
Ýkincisi, amaca ulaþmak üzere þiddetin bir araç olarak kullanýlmasýdýr.
Üçüncüsü ise; yapýlan eylemlerin türü, yeri ve zamanýnýn saptanmasýnda daha çok oluþturacaðý etki ve bunun sonucu olarak ortaya çýkan
propaganda deðerinin önem taþýyor olmasýdýr. Öldürülen kiþilerin ma94
E.Kur.Alb. M. Sadi BÝLGÝÇ
sum olup olmamalarýndan ziyade örgütün amaçlarý açýsýndan doðuracaðý etki önemlidir.
Terörizm konusunda ülkelerin üzerinde mutabakat saðladýðý ortak bir
tanýma ulaþmalarý aslýnda büyük önem taþýmaktadýr. Çünkü bugün bazý
faaliyetler, bir kýsým ülkelere göre terörü ifade etmekte iken, diðer bazý
ülkeler tarafýndan doðal bir kurtuluþ mücadelesi olarak görülebilmekte
veya temel hak ve özgürlükler kapsamýnda deðerlendirilebilmektedir. Bu
durum da uluslar arasý zeminde çifte standartlara yol açmakta ve teröre
karþý mücadelede uluslararasý iþbirliðini zorlaþtýrmaktadýr.
1.2. Terörün Kýsa Tarihçesi
Terör korku ve dehþet yoluyla baský kurma anlamýnda ele alýndýðýnda, tarihi bazý yazarlar tarafýndan 2000 yýl öncesine kadar götürülmektedir. Ancak stratejileri bakýmýndan ele alýndýðýnda terörün modern çaðýn bir ürünü olduðu genel kabul görmektedir.
Terörün bilinen en eski örnekleri arasýnda; Filistin’de (M.Ö. 66-73)
iktidar mücadelesi veren bir mezhep mensuplarýnýn (SCARÝÝ’LER) ileri
derecede örgütlü olarak yaptýklarý eylemler; 11-13. yüzyýllar arasýnda
Ýsmaililer mezhebine baðlý olarak Hasan Sabbah liderliðinde ortaya çýkan ASSASÝN (Haþiþiler)’lerin yürüttüðü siyasi terör eylemleri; Hindistan’da THUG’larýn yaptýklarý eylemler; daha yakýn zaman diliminde ise
Amerika’da 1865 yýlýndan sonra ortaya çýkan Ku Klux Klan örgütünün
eylemleri terör faaliyetlerinin örnekleri arasýnda sayýlabilir.
Terörün sistemli olarak ortaya çýkýþý 19. yüzyýlýn ikinci yarýsýndan itibaren baþlamýþtýr. Rus ihtilalcileri 1878-1891 yýllarý arasýnda ve 20. yüzyýlýn ilk yýllarýnda otokratik bir hükümete karþý; ayný þekilde radikal
milliyetçi, Ýrlandalý, Makedonyalý, Sýrp, Ermeni gruplar otonomi ve baðýmsýzlýk için terör faaliyetlerinden yoðun bir þekilde yararlanmýþlardýr.
Günümüzdeki þekliyle terör faaliyetlerinin Rusya’da cereyan eden
þiddet eylemleriyle baþladýðý ileri sürülmektedir. 2. Dünya Savaþýndan
95
Terör ve Terörle Mücadele
önce baþlayan ve 1947’de Hindistan’ýn parçalanmasýyla sonuçlanan faaliyetlerde de terör eylemlerinden önemli derecede yararlanýlmýþtýr. 2.
Dünya Savaþýndan sonra Filistin Ýç savaþý, Kýbrýs’ta EOKA, Cezayir’de
Fransýzlara karþý baðýmsýzlýk mücadelesi yürüten FLN, terörü bir araç
olarak kullanan gruplar arasýnda yer almýþlardýr. Özellikle FLN “þehir
gerillasý taktiklerinin bugünkü anlamda kullanýldýðý bir hareket olmuþ
ve kendisinden sonra gelenlere bir örnek teþkil etmiþtir. Mao, Castro ve
Guevera, þehir gerilla taktikleri yerine kýr gerilla taktiklerini esas almýþ
ve geliþtirmiþlerdir. Ýsrail devletinin kurulmasýnda da birçok Yahudi örgütü terör eylemlerinden yararlanmýþlardýr. Türkiye’ye yönelik olarak
1918 yýlýndan sonra baþlayan Ermeni terörü uzunca bir süre suskunluða büründükten sonra 1970’li yýllardan sonra tekrar gündeme gelmiþtir.
2. Dünya Savaþý sonrasýnda, “Soðuk Savaþ” döneminde oluþan iki
kutuplu dünya düzeninde, bazý devletler terörü soðuk savaþ aracý olarak yaygýn bir þekilde kullanmýþlardýr. Eski SSCB’nin daðýlmasý sonucu
iki kutuplu düzenin bozulmasýndan sonra, terör eylemleri küresel bir
nitelik kazanmýþtýr.
Terör uzmaný Ýhsan Bal, terörün tarihsel geliþimini 3 döneme ayýrmaktadýr. Birinci dönemi; 19. yüzyýldaki sanayileþme ve kentleþme sonucu daha çok iþçi kitlelerinin rahatsýzlýklarýndan kaynaklanan iþçi eylemleri þeklinde görülen dönem olarak; ikinci dönemi, 20. yüzyýlda, baðýmsýzlýk hareketleri yanýnda, bazý devletlerin terörü bir “Soðuk Savaþ”
vasýtasý olarak kullandýklarý dönem olarak; son dönemi ise “Soðuk Savaþ” dönemi sonrasýnda baþlayan “ küresel terör” dönemi olarak tasnif
etmektedir.
2. TERÖRÜN FELSEFÝ TABANI VE TERÖRE
YÖNELME NEDENLERÝ
2.1. Terörü Benimseyenlerin Felsefi Gerekçesi
Laqueur, 19. yüzyýlda yaþayan terörizm savunucusu Karl Heinzen’in eserinde þunlarý söylediðini ifade etmektedir: “… eðer öldürmek
96
E.Kur.Alb. M. Sadi BÝLGÝÇ
suç ise bu herkese yasak olmalý, eðer bu suç deðil ve bir kýsým güçler öldürme haklarýný kullanabiliyorsa bu herkes bakýmýndan kullanýlabilir
bir hak olmalý. Eðer bizim karþýmýzdakiler (devlet güçleri) bizleri öldürmeyi ayrýcalýklý bir iþ, hatta kahramanlýk olarak görüyorlarsa bizim de
ayný þekilde mukabele etme hakkýmýz vardýr. Ayrýca, terör uygulamak
suretiyle bizler savaþlarda olduðundan çok daha az masum insaný öldürerek çýkarlarýmýzý saðlamaya çalýþýyoruz, çünkü hiçbir terör hareketinde savaþlarda öldüðü kadar insan ölmemiþtir ve ölmeyecektir.”
Bakunin, Nacayev ve Most gibi diðer terör savunucularý da benzer
þekilde; terörün haklý, meþru ve onurlu bir mücadele yöntemi olduðunu savunmuþlardýr.
2.2. Teröristin Temel Özelliði Nedir?
Terörün simge isimlerinden Ernesto Che Guevara teröristin niteliklerini açýklarken bir çok þeye de ýþýk tutmaktadýr: “..düþmana karþý uzlaþmaz bir nefret, insanoðluna sýnýrlarýnýn ötesinde bir azim verir ve
onu etkili, þiddetli ve soðukkanlý bir ölüm makinesine dönüþtürür. Bizim askerimiz de böyle olmak zorundadýr. Nefretsiz bir halk, zalim
düþmanlarý yenemez. Savaþý düþmanýn gittiði yere kadar götürmek gerekir, evine, eðlence yerlerine kadar yaymak gerekir.”
Görüldüðü gibi Che’ye göre terörist, aþýrý derecede nefrete sahip
olacak ve her zaman ve zeminde acýmasýzca cinayet iþleyebilecektir.
Burada görüldüðü gibi, acýmasýzca cinayet iþlemenin yolu, aþýrý nefret
duygusundan geçmektedir. Terörün yaygýnlaþabilmesi için de, çatýþma,
kamplaþma ve gerilim ortamýnýn oluþturulmasý esas kabul edilmektedir. Nefretin doruða ulaþtýrýlmasýnda ise bu süreç içerisinde propaganda eksenli beyin yýkama iþleminden yararlanýlmaktadýr. Bu saðlanýnca
insan kolaylýkla bir ölüm makinesi haline gelebilmektedir.
Dini motifli terörde simge haline gelen Usame Bin Ladin, terörü
“cihad” kavramý ile ayný anlamda kullanmakta ise de gerçekleþtirdikleri
eylemlerin Ýslam’daki cihad kavramýyla bir ilgisi yoktur. Bin Ladin bu
97
Terör ve Terörle Mücadele
kavramla, Müslüman kitlenin desteðini elde ederek kendi nefret cephesine katýlmalarýný saðlamaya çalýþmaktadýr. Burke’a göre Bin Ladin,
terörist olarak niteleyenlere karþý kendisini þöyle savunmaktadýr; “
…bizim terörümüz Amerika’ya karþý. Bu övülesi terör, zalimi zulmünden defetmek ve çocuklarýmýzý katleden Ýsrail’den desteðini kaldýrmak
için yapýlmaktadýr” “…insanýn kendi nefsini korumasý nasýl terör olur?
O zaman hangi þey meþrudur ?”. Bin Ladin böyle bir gerekçeyle Müslümanlarý cihada davet etmekte ise de, Ýslam’ýn ilk yýllarýnda çok büyük
adaletsizlik ve baskýya maruz kalan Ýslam Peygamberi’nin böyle bir cihad anlayýþýnýn olmadýðý dikkate alýndýðýnda, aslýnda Bin Ladin’in Che
Guavera gibi terör stratejisini benimseyenlerden etkilenmiþ olduðu ve
bunu Ýslam ile özdeþleþtirmeye çalýþtýðý anlaþýlmaktadýr.
2.3. Ýnsanlar Neden Teröre Yönelir?
Bir insanýn terörist olmasý konusunda iki görüþ yaygýn olarak ileri
sürülmektedir. Birinci görüþe göre, terörizmi benimseyen insanlar kendi özel dünyalarýndaki sorunlar nedeniyle, baþka bir deyiþle hasta ruhlu
olmalarý nedeniyle terörist olmaktadýrlar. Bu görüþe göre, hasta olan bu
insanlar, teröre gerekçe oluþturduðu ifade edilen toplumsal sorunlar olsa da olmasa da terörist olacaklardýr. Bu görüþ, daha çok 19. ve 20. yüzyýllarda taraftar bulmuþ ise de, daha sonra yapýlan bilimsel çalýþmalar
bu görüþü pek desteklememiþtir.
Ýkinci görüþe göre, insanlar yaþadýklarý sorunlar dolayýsýyla teröre
yönelmektedirler. Bu görüþü savunanlar, teröristin kendisi yanýnda içerisinde yaþadýðý sosyo-kültürel, ekonomik ve siyasal çevreyi de beraber
incelemektedirler. Bu konuda yapýlan bilimsel çalýþmalarda; insanlarýn,
haklarýný elde etmede çaresiz kaldýklarýnda ve çevrelerinde yaþadýklarý
çeþitli sorunlarý siyasi bir çerçeveye oturtarak sonuca kýsa yoldan ulaþmayý düþündüklerinde terörizmi benimseyebildikleri anlaþýlmýþtýr. Bu
çalýþmalarda özellikle liderlerin, ruh hastasý olmaktan ziyade riski göze
alan, giriþimci, akýlcý, idealist ve cesur tipler olduðu görülmüþtür. Nitekim Türkiye’de 1960’lý yýllardan itibaren baþlayan ve 1980’li yýllara kadar yoðun olarak devam eden Marksist eksenli terör faaliyetlerinin fikri
98
E.Kur.Alb. M. Sadi BÝLGÝÇ
temelinde, sorunlarýn çözümünde terör stratejisinin etkili olacaðý ve kýsa zamanda sonuca ulaþabileceði düþüncesinin olduðu anlaþýlmýþtýr.
Bugün gelinen noktada bu görüþ daha fazla kabul görmektedir.
3. TERÖRLE MÜCADELE
3.1. Genel
Geliþen teknolojinin de kullanýmýyla etkisi daha fazla artan ve günümüzün en önemli sorunlarýndan biri haline gelen terör, baþlangýçta
sadece bir güvenlik sorunu olarak algýlanmýþtýr. Dolayýsýyla geliþtirilen
mücadele stratejileri de daha çok güvenlik güçleri ve istihbarat birimlerinin kullanýmýný kapsayan sýnýrlý bir çerçevede kalmýþtýr. Ancak sadece
güç kullanýlarak terörün üstesinden gelinemeyeceðinin anlaþýlmasý,
mücadele stratejilerinin geliþtirilmesinde daha kapsamlý ve bilimsel
yaklaþýmlarýn ortaya çýkmasýna neden olmuþtur. Bu kapsamda yapýlan
çalýþmalar, mücadeleyi sadece güvenlik boyutuyla ele alan tek eksenli
yaklaþýmdan çýkararak konunun bütün boyutlarýyla ele alýnmasýný saðlayacak þekilde çok boyutlu mücadeleyi ifade eden “teröristle mücadele
yerine terörizmle mücadele” zeminine taþýmýþtýr.
Terör bugün ulaþtýðý boyutlarýyla geçmiþe nazaran yaþamý daha fazla tehdit etmektedir. Kayýtsýz kalmak veya kaçmak mümkün olmadýðýna göre, bilimsel yöntemlerle etkili ve kapsamlý mücadele stratejileri
geliþtirmek ve uygulamak gerekmektedir.
3.2. Dünyada Teröre Bakýþ ve Maruz Kalan Ülkelerin Tutumlarý
3.2.1. ABD’nin Küresel Terörle Mücadele Politikalarý ve Uygulamalarýnýn Sonuçlarý
11 Eylül saldýrýlarýna kadar ciddi bir terör saldýrýsýyla karþýlaþmayan
ABD, bu saldýrýyla adeta paniðe kapýlarak ölçüsüz tepkiler vermeye
baþlamýþtýr. Mücadele kapsamýnda çýkardýðý vatanseverlik yasasý ile demokratik ve özgür yapýsýndan önemli ödünler vermiþ, meydana gelen
99
Terör ve Terörle Mücadele
aþýrý kaygý iktidarýn olaðanüstü yetkilerle donatýlmasýna neden olmuþtur. Bunun sonucu olarak da iþkence, kötü muamele ve savaþ açma da
dâhil olmak üzere askeri araçlarýn aþýrý derecede kullanýmý adeta olaðan
bir hale gelmiþtir. Biraz da tek kutuplu yapýnýn saðladýðý aþýrý güven kural tanýmazlýða dönüþmüþ, hatta ABD BM’nin varlýðýný bile göz ardý
eden bir tutuma girmiþtir.
Operasyonel faaliyetlerin yanýnda halkýn kazanýlmasý, en azýndan
ikna edilmesi terörle mücadelede önem taþýmakta iken, ABD’nin Afganistan ve Irak’a müdahalesinde büyük ölçüde operasyonel gereksinimleri ön planda tutmasý sadece o ülkelerde deðil bütün Ýslam coðrafyasýnda tepkiye neden olmuþtur. Ayrýca bu tutum, terörle mücadelede iþbirliði konusundaki inandýrýcýlýðýný büyük ölçüde kaybeden ABD’nin
müttefiklerinde güven kaybýna neden olurken; hedef ülke ve örgütlerdeki kin ve nefreti daha da artýrarak yeni terör olaylarýný tetikleyici bir
zemin hazýrlamak suretiyle orta ve uzun vadede terörün ekmeðine yað
sürmüþtür. Bu da sonuçta hem ABD’nin dünya üzerindeki imajýný ciddi
derecede zedelemiþ, hem de terör riskini ve güvenlik kaygýlarýný artýrmýþtýr. Diðer yandan “önleyici saldýrý doktrini” ile askeri seçenek ve iþkence uygulamalarý cereyan ederken ABD’nin diðer ülkeleri koþulsuz
olarak desteklemeye davet etmesi, küresel teröre karþý uluslararasý bir
iþbirliði fýrsatýnýn da heba edilmesine neden olmuþtur.
ABD’nin terörle mücadele konseptinin esasý, destekçileri ve yandaþlarý ile beraber küresel terör örgütlerinin kapasitelerini azaltmak veya ortadan kaldýrmak ve terör örgütlerine tolerans göstermemek þeklinde özetlenebilir.
3.2.2.Avrupa Birliði’nin Terörle Mücadele Politikalarý
Henüz entegrasyon aþamasýnda olan AB’nin, diðer alanlarda olduðu gibi güvenlik ve terör konularýnda da ortak politika geliþtirmesi ve
ortak düzenlemelere gitmesi her geçen gün giderek daha iyi bir noktaya gelmektedir. 11 Eylül saldýrýlarý AB üyelerini daha fazla iþbirliði yapma çabalarýný hýzlandýrmýþ ve küresel terörle mücadelede yeni vizyon
100
E.Kur.Alb. M. Sadi BÝLGÝÇ
ve strateji arayýþlarýna itmiþtir.
2003 yýlýnda yapýlan zirvede kabul edilen Güvenlik Strateji Belgesi’nde terörizmle ilgili olarak üç ana hedef belirlenmiþtir. Bunlar; tehdidi belirleme ve karþý koyma, AB’nin güvenliði için çevresindeki ülkelerin de güvenliðini saðlama ve uluslararasý sistemin düzenli iþleyiþini
saðlamadýr.
2004 yýlýnda kabul edilen Eylem Planý’nda özetle; terörizmle mücadelede uluslar arasý çabalarý artýrmak ve iþbirliðini saðlamak, BM çatýsý
altýnda hareket etmek, BM sözleþmelerine uymak, iç hukuku BM hukuku ile uyumlu hale getirmek ve ABD ile iþbirliði yapmak gibi hususlarda mutabakat saðlanmýþtýr. Terörün mali kaynaklarýný kurutmak, terörist faaliyetleri önlemeyi, araþtýrmayý, bulmayý ve yargý önüne çýkarmayý saðlayacak imkânlarý geliþtirmek, ulaþým ve sýnýr güvenliðini artýrmak, üçüncü ülkelerle iliþkilerde önceliði terörizme karþý olan ülkelere
vermek, üyelerin terörizmi ülkelerin iç meseleleri olarak görmemelerini
saðlamak ve iþbirliði içerisinde olmak, kullanýlacak vasýtalar olarak belirlenmiþtir.
Yapýlan düzenlemelerden anlaþýldýðý gibi; Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikasý (AGSP) terörle mücadele baðlamýnda; terörist tehdidi
önleme, tehdit ve saldýrý sonrasý koruma, saldýrý sonrasý askeri ve sivil
mekanizmalarla cevap verme ve üçüncü ülkelere terörle mücadele konularýnda yardým etme þeklinde özetlenebilecek dört temel amacý içermektedir.
Genel olarak bakýldýðýnda, AB’nin tutumunun ulusal boyuttan uluslararasý bir yaklaþýma kaydýðý ve terörizmle mücadelenin ortak dýþ ve
güvenlik politikasýna yansýtýldýðý görülmektedir. Ancak ABD’den farklý
olarak önleyici doktrin yerine çok taraflýlýk ilkesinin benimsendiði görülmektedir. Strateji olarak; küresel terörün yaþamasýna olanak veren
temel nedenlerin ortadan kaldýrýlmasý ve terörizmle mücadelede askeri
önlemlerden ziyade çok boyutlu olarak mücadele edilmesi ve önleyici
çalýþmalara öncelik verilmesinin esas alýndýðý anlaþýlmaktadýr.
101
Terör ve Terörle Mücadele
AB bu stratejiyi dokümanlarýna taþýmýþ olmakla birlikte, küresel terörle mücadelede etkili bir aktör olma araçlarýna henüz sahip deðildir.
Henüz entegrasyon aþamasýnda olan bir yapýnýn kýsa sürede ortak bir
tavýr geliþtirmesinin de kolay olmayacaðýný kabul etmek gerekir. Ancak
her geçen gün daha iyi bir noktaya geldiði görülmektedir.
3.2.3. Ýspanya’nýn Terörle Mücadele Politikalarý
Ýspanya, terörle mücadelede baþarýlý kabul edilen ve baþarýnýn da
ancak demokratik uygulamalarla mümkün olabileceðini gösteren örnek ülkelerden birisidir. Uzun yýllar ETA örgütüyle mücadelesi ona
ulusal çapta bir deneyim kazandýrmýþ, 11 Mart 2004 Madrid saldýrýsýyla
da bu deneyimi uluslararasý bir zemine doðru geniþlemiþtir.
Terör uzmanlarý Ýspanya’nýn terörle mücadelesini üç safhaya ayýrarak
incelemektedirler. Birincisi Franco dönemi, ikincisi demokrasiye geçiþ ve
AB süreci, üçüncüsü ise 2004 Madrid terör eylemi sonrasý dönemdir.
Birinci dönemde, Bask bölgesinin baðýmsýzlýðý için mücadele eden
ETA terör örgütüne karþý Franco tarafýndan sert önlemler alýnmýþ ve
mücadele stratejisi yasal düzenleme ve askeri mücadele eksenine oturtulmuþtur. Aþýrý baský ve yýldýrma politikasý göreceli ve geçici bir baþarý
saðlamýþ ise de, daha güvenli ve kalýcý bir çözüme ulaþamamýþtýr. Bu
dönemde Fransa örgüte sempatiyle bakmasýna raðmen, sorun sadece
ulusal bir çerçevede ele alýnmýþ ve uluslararasý bir destek arayýþýna girilmemiþtir.
Franco döneminden sonra Ýspanya, terörle mücadelede demokratik
açýlým yaklaþýmýný benimsemiþtir. Bu yaklaþýmla Ýspanya; terörün arka
planýný görmeye çalýþmýþ, teröristlerin eylem gerekçelerini ortadan kaldýrmaya gayret etmiþ, uluslararasý iþbirliðini saðlamýþ ve terörle mücadelede profesyonel uzman birimlerini devreye sokmuþtur. Terörle mücadele ederken þiddetle karþýlýk verme yerine demokratik araçlarla teröristlerin manevra alaný daraltýlmýþtýr. Demokratik uygulamalarýn
102
E.Kur.Alb. M. Sadi BÝLGÝÇ
baþlangýcýnda eylemlerde belli bir oranda artýþ olmuþ ise de demokratik
uygulamalara sabýrla devam edilmiþ ve AB sürecinden ödün verilmemiþtir. Bu süreç içerisinde Fransa ile iliþkiler arzu edilen noktaya gelmiþ, AET’ye üye olduktan sonra da ETA’yý uluslararasý alanda tecrit etmeyi baþarmýþtýr.
2004 Madrid saldýrýlarýndan sonra baþlayan üçüncü dönemde halk
ABD politikalarýna destek veren yönetimi deðiþtirmiþtir. Yeni hükümet
bazý ekonomik çýkarlar nedeniyle vazgeçilen ulusal terörle mücadele
stratejisini önce AB’ye sonra ise BM çatýsýna taþýmýþtýr. Ýspanya Hükümeti, ABD ve Ýngiltere’nin savaþý haklý gösterebilmek için dünyaya yalan söylediklerini ifade ederek terörle mücadelede farklý bir duruþ sergilemiþ, ayrýca terörizmin kaynaðýnýn sadece Ortadoðu olmadýðý, adaletsizlik ve yoksulluðun hüküm sürdüðü bütün bölgelerin ayný derecede
teröre katký saðladýðý þeklinde daha geniþ bir bakýþ açýsýný benimsemiþtir. Özetle son dönemde Ýspanya’nýn terörle mücadele stratejisi, kendi
ulusal stratejisi ile daha geniþ kapsamlý uluslararasý yaklaþýmýnýn bileþiminden oluþan yeni bir çerçeveye oturmuþtur.
3.2.4. Ýngiltere’nin Terörle Mücadele Politikalarý
Ýngiltere de terörle mücadele bakýmýndan uzun süreli deneyimlere
sahip olan ülkelerden birisidir. Ýngiltere’nin terörle mücadele yaklaþýmý
da baþlangýçta, diðer ülkelerde olduðu gibi, yeni yasalar çýkararak güvenlik güçlerinin yetkilerini artýrma ve terörü güç kullanma yoluyla
bastýrma þeklinde olmuþtur.
2001 yýlýnda terörle mücadelede kapsamlý yasal düzenlemeler yapýlmýþ, bu düzenlemelerde terör örgütlerinin bir listesi oluþturulmuþ ve
terörün tanýmý geniþletilerek yeni alanlar eklenmiþtir. Ancak Ýngiltere
IRA’ya karþý verdiði mücadelede baþarýya; sert terör yasalarý ile deðil,
terörle mücadelede devreye soktuðu siyasal ve sosyal önlemlerle ulaþabilmiþtir. Bu önlemler sonunda IRA silah býrakmýþ ve böylece terör dönemi sona ermiþtir.
103
Terör ve Terörle Mücadele
Ýstanbul, Madrid ve Londra saldýrýlarý sonrasýnda güvenlik güçlerinin yetkilerini artýran yeni yasal düzenlemelere devam edilmiþ ise de
bu düzenlemelerde, IRA deðil, El Kaide’ye karþý mücadele ön plana
çýkmýþtýr.
Kendisi terörle uzun yýllar boðuþmasýna raðmen Ýngiltere, ayný dönemde diðer ülkelerin muhaliflerinin ve terörist gruplarýnýn da rahatlýkla yaþadýklarý bir ülke haline gelmiþtir. PKK’nýn buradaki faaliyetleri,
Med TV’nin buradan yayýn yapmasý buna örnek olarak gösterilebilir.
Bu, ülkelerin teröre bakýþlarýndaki farklýlýklarý da yansýtmaktadýr. Kendisine yapýlýrsa terör, baþka ülkelerde olursa özgürlük mücadelesi veya
demokratik arayýþ þeklinde görülebilmektedir. Bu yaklaþým, bugün teröre karþý uluslararasý iþbirliði yapýlmasýndaki en önemli engellerden
birisini oluþturmaktadýr.
4. TÜRKÝYE’DE TERÖR VE TERÖRLE MÜCADELE
4.1. Genel
Sadece son dönemdeki istatistiksel sonuçlara bakýldýðýnda bile terörün Türkiye için ne ifade ettiðini anlamak mümkündür. Son dönemde
terör 30 binden fazla can kaybýna, binlerce insanýmýzýn sakat kalmasýna, 300 milyar dolar civarýnda da ekonomik kayba neden olmuþtur. Bu
rakamlar terörün Türkiye için ne kadar büyük bir sosyal ve güvenlik sorunu olduðunu açýk olarak göstermektedir.
4.2. Sol ve Milliyetçi Hareketlere Kýsa Bir Bakýþ
Marksist ideolojiyi esas alan sol hareketler 1960’lý yýllara kadar daha
çok fikri nitelikli mücadele þeklinde faaliyetlerini yürütmüþ, ancak 1960
darbesinden sonra hazýrlanan anayasanýn saðladýðý özgürlükçü ortam,
sol örgütlerin güçlenmesi için uygun bir zemin oluþturmuþtur.
Bu dönemde; Doðan Avcýoðlu’nun liderliðindeki YÖN hareketi,
1961 yýlýnda kurulan Türkiye Ýþçi Partisi, Mihri Belli liderliðindeki Milli
104
E.Kur.Alb. M. Sadi BÝLGÝÇ
Demokratik Devrim (MDD) hareketi sosyalist bir gençlik hareketinin
doðmasýna öncülük etmiþtir. Daha sonra bu gençlik, özellikle Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) aracýlýðý ile kendisini illegal örgütlenmeler
içerisinde bulmuþtur.
1968’li yýllarda dünyada da sol hareketler ciddi derecede ivme kazanmýþ, Türkiye’de bundan önemli ölçüde etkilenmiþtir. FKF 1969 yýlýnda Dev Genç adýný almýþ, ancak bundan sonra solda bölünmeler de
baþlamýþtýr. Doðu Perinçek grubu Mahir Çayan’dan ayrýlmýþtýr. Mahir
Çayan THKP-C’ye, Deniz Gezmiþ ise THKO’ya liderlik yapmýþtýr. Kýzýldere olaylarý ile bu iki örgüt fiilen sona ermiþ ise de, kalan unsurlarý
bundan sonra doðacak olan örgütlerin temelini oluþturmuþlardýr.
1971 Muhtýrasýndan sonra örgütsel faaliyetler büyük ölçüde kontrol
alýnmýþsa da, 1974 affýyla birlikte terör olaylarý tekrar týrmanmaya baþlamýþtýr. 1974 sonrasýnýn bir diðer özelliði, Marksist örgütlenmeler yanýnda bölücü örgütlenmelerin de filizlenmeye baþlamýþ olmasýdýr.
1974 sonrasýnda artan þiddet eylemleri karþýsýnda “milliyetçilik” temelinde karþý faaliyet ve örgütlenmeler de hýzlanmýþ, sonunda Türkiye
hýzla sað-sol çatýþmasý zeminine doðru kaymýþtýr. 1977 yýlýnda terör
olaylarýnda ölenlerin sayýsý 319 iken bu sayý, 1978 yýlýnda 1095’e,
1979’da 1362’ye ulaþmýþtýr.
12 Eylül askeri müdahalesi ile örgütler etkilerini önemli ölçüde kaybetmiþ, liderleri Avrupa’ya kaçmýþlardýr. 1983 yýlýnda demokratik düzene geçilmesinden sonra tekrar örgütlenmeye baþlamýþ iseler de, deðiþen dünya konjonktürü ve güvenlik güçlerinin de baþarýlý çalýþmalarýyla
eski güçlerine ulaþamamýþlardýr.
Halen aktif olan sol örgütler; DHKP/C, Devrimci Yol, TKP/ML, Türkiye Devrim Partisi (TDP), Türkiye Komünist Emek Partisi (TKEP/L) Türkiye Ýhtilalci Komünistler Birliði (TÝKB), Türkiye Devrimci Komünist Partisi
(TDKP), Marksist Leninist Komünist Parti (MLKP) olarak sýralanabilir.
105
Terör ve Terörle Mücadele
4.3. Bölücü Örgütlere Kýsa Bir Bakýþ
1973 yýlýnda Marksist ideoloji ekseninde temelleri atýlmaya baþlayan
PKK, 1978 yýlýnda kurulmuþtur. Baþlangýçta fazla etkinliði bulunmayan
örgüt, 12 Eylül askeri müdahalesinden sonra elemanlarýný Lübnan’a
kaydýrarak teori ve pratik alanýndaki eksikliklerini tamamlamýþ, 1984
yýlýndaki Eruh ve Þemdinli baskýnlarýyla etkili terör eylemlerine baþlamýþtýr. 1986 yýlýnda askeri kanadý oluþturan ARGK kurulmuþ, bu tarihten sonra bölgede yaptýðý kitle katliamlarý ile halkýn direncini kýrmýþ, bu
þekilde bir yandan eleman temin imkânlarýný artýrýrken diðer yandan
bölgedeki manevra alanýný geniþletmiþtir.
1988 yýlýnda örgütte hizipleþme baþlamýþ ve bocalama dönemine
girmiþtir. Ancak Öcalan, örgüt içi infazlarla kontrolü eline almýþtýr.
1990 yýlýnda baþlayan Körfez krizi Kuzey Irak’ta otorite boþluðuna neden olmuþ bu da PKK’nýn iþini kolaylaþtýrmýþtýr. Bu yýllarda PKK; genel
ayaklanma, Kürdistan Ulusal Kurtuluþ Meclisi’ni toplama ve Savaþ Hükümeti ilan etme gibi hedeflere ulaþmaya çalýþmýþtýr. Ancak Kuzey
Irak’a icra edilen bir seri harekât sonucunda PKK büyük darbeler almýþ
ve arzu ettiði hedefe ulaþamamýþtýr. 1994 ve 1995 yýlýnda bölgede yapýlan yoðun ve sürekli operasyonlar sonucu PKK gücünün önemli bir
kýsmýný kaybetmiþ, etkisini hissettirmek için de bölgede katliam türü
eylemlere baþlamýþtýr. Ancak bu da hem örgütün daha fazla darbe almasýna hem de dünya kamuoyunda kendisine karþý tepki duyulmasýna
neden olmuþtur. Bu ayný zamanda diðer ülkeler nezdinde yapýlan giriþimlerde Türkiye’nin daha etkili sonuçlar almasýna da imkân vermiþtir.
1990’larýn sonuna doðru, dýþ dünyada PKK’nýn terör örgütü olarak
kabul edilmesinin ardýndan Öcalan yakalanarak teslim edilmiþ, bundan
sonra da örgütün siyasal arayýþlarý baþlamýþtýr. Bugün gelinen noktada
siyasal çabalar hýzlý bir þekilde sürdürülmeye çalýþýlmaktadýr. Ancak zor
durumda kalan PKK çok boyutlu ve yönlü etkilere maruz kaldýðýndan
çok farklý güçler tarafýndan, çok farklý maksatlarla kullanýlan bir taþeron
örgüt haline gelmiþtir.
106
E.Kur.Alb. M. Sadi BÝLGÝÇ
4.4. Dini Motifli Terör Hareketlerine Kýsa Bir Bakýþ
1979 yýlýndaki Ýran devriminden sonra Sünni olmalarýna raðmen Þii
yazarlarýn eserlerinden etkilenen bazý radikal gruplar ortaya çýkmaya
baþlamýþtýr. Hizbullah baþta olmak üzere “Ýslami hareket” gibi dinsel
görüntülü terör örgütleri, büyük ölçüde mezhepsizliðe dayanan ancak
fikri temellerini Þii düþünür ve yazarlardan alan yeni bir din anlayýþýný
topluma taþýmaya baþlamýþlardýr. Bunun yanýnda ABD’ye karþý mücadele veren El Kaide ve benzeri bazý örgütlerin de etkileri görülmeye
baþlamýþtýr.
Güvenlik güçlerinin operasyonlarý sonucu ele geçirilen bazý örgüt
mensuplarýnýn ifadelerinden, örgüt mensuplarýnýn Ýran veya Afganistan ile baðlantýlý olduklarý, bazýlarýnýn teorik ve pratik eðitim almak
üzere bu ülkelere gittikleri anlaþýlmýþtýr. Ancak, Ýslam dininin gerçekte
teröre izin vermemesi ve Türkiye’de dini kimlikleri ile ön plana çýkan
birçok kanaat önderinin teröre kesin olarak karþý çýkmalarý, bu radikal
gruplarýn etkisini zayýflatmýþ ve manevra alanlarýný daraltmýþtýr. Bu örgütler, toplumdaki eðitim yetersizliði ve kültürel geri kalmýþlýktan istifadeyle toplumda taban bulmaya çalýþmaktadýrlar. Bu kapsamda Türk
Hizbullah Örgütü, Ýslami Hareket Örgütü, Ýslami Büyük Doðu Akýncýlarý (ÝBDA-C) adlý örgütleri sýralamak mümkündür.
Hizbullah Örgütü, Fidan Güngör ve Hüseyin Velioðlu’nun 1980’li
yýllarda kurduklarý Vahdet grubu ile baþlamýþtýr. PKK’nýn sindirme
amaçlý olarak bölgedeki dini kesimlerden bazýlarýný öldürmeleri 1991
yýlý ortalarýndan itibaren Hizbullah’ýn PKK ile çatýþmaya baþlamasýna
neden olmuþtur. 1991-1995 yýllarý arasýnda PKK-Hizbullah çatýþmasý
sonucu 400’den fazla PKK mensubu veya sempatizaný öldürülmüþtür.
Bunun sonucunda örgütsel anlamda þehir merkezlerinde kontrol Hizbullah’ýn eline geçmiþ, PKK þehir merkezlerinde barýnamaz hale gelmiþtir. Güvenlik güçlerinin yaptýðý operasyonlar sonucunda 600 civarýnda Hizbullah örgüt mensubu yakalanmýþ ve 100 civarýnda faili meçhul cinayet aydýnlatýlmýþtýr.
107
Terör ve Terörle Mücadele
Þiddet eylemlerine baþvurulmasýndan sonra örgütte baþlayan fikir
ayrýlýðý nedeniyle grup “Menzil” ve “Ýlim” grubu olarak ikiye bölünmüþtür. Menzil grubu Fidan Güngör liderliðinde, Ýran’a sýcak bakan ve
mezhep farkýný önemsemeyen bir bakýþ açýsýna sahiptir. Adýný Diyarbakýr’daki Menzil kitapevinden almaktadýr. Strateji olarak henüz teblið
aþamasýnýn bitmediði gerekçesiyle þiddet eylemleri ve PKK ile çatýþmaya girilmemesi gerektiðini savunmaktadýr.
“Ýlim” grubu, Diyarbakýr’da Ýlim kitapevi etrafýnda bir araya gelen
ve liderliðini Hüseyin Velioðlu’nun oluþturduðu gruptur. Bu grup daha
çok siyasi bir örgütlenme biçimine sahiptir. Liderlik ve baðlantý yönünden Ýran’a bakýþý nispeten soðuk olmakla birlikte yöntem olarak Ýran’ý
benimsemekte, Menzilcilerin aksine þiddet eylemlerini savunmaktadýrlar. PKK’nýn kendilerine karþý yaptýklarý eylemlere karþýlýk olarak PKK
mensuplarýna ve sempatizanlarýna þiddetle karþýlýk vermiþlerdir. Bu
grup ayrýca Menzil grubu ile de çatýþmalara girmiþ ve birçok mensubunu öldürmüþtür.
Bugün marjinal boyutlarda kalan ve etkisini büyük çapta kaybeden
diðer örgütler arasýnda, Ýslami Hareket Örgütü ve Ýslami Büyük Doðu
Akýncýlarý(ÝBDA-C) örgütlerini saymak mümkündür.
4.5. Bölücü Terörle Mücadelede Uygulanan Stratejiler
Bu bölümde; Türkiye’deki sol ve dini motifli terör örgütlerinin bugün etkilerini büyük ölçüde kaybetmiþ olmalarý nedeniyle, halen eylemlerine tanýk olunan ve gündemi meþgul etmeye devam eden bölücü
terör örgütüne karþý uygulanan mücadele stratejisi eleþtirel bir yaklaþýmla ele alýnacaktýr.
4.5.1. Baþlangýçtan Ýtibaren Uzun Süreli Olarak Uygulanan Strateji
ve Sonuçlarý
Terörle mücadelede esas sorumlu olmasýna raðmen sivil otorite, yakýn zamana kadar görevini, daha çok güvenlik güçlerinin ihtiyaç duy108
E.Kur.Alb. M. Sadi BÝLGÝÇ
duðu silah ve teçhizatý satýn almak ve ilave kaynak tahsis etmek þeklinde yapmaya çalýþmýþtýr. Bunun sonucu olarak ta, terörle mücadelede
askeri bürokrasi birinci derecede rol sahibi olurken sivil otorite ikincil
pozisyonda kalmýþ ve büyük ölçüde askeri bürokrasiye tabi olmuþtur.
Bunda, karakollarýn baskýna uðramasý ve zayiat vermesi sonucunda askerlerin kaçýnamayarak görevi adeta kucaðýnda bulmalarýnýn da etkili
olduðu söylenebilir.
Hâlbuki terörle mücadelenin ekonomik, eðitim ve sosyokültürel, idari
ve yasal, diplomatik, güvenlik vb. boyutlarý dikkate alýndýðýnda, TSK’nýn
görev alanýnýn bu boyutlardan sadece güvenlik bölümüyle örtüþtüðü, bunu da il ve ilçe merkezlerinin büyük kýsmýnda Emniyet Teþkilatý ile paylaþtýðý görülmektedir. Buna raðmen sivil otoritenin mücadelede ikincil derecede bir rol üstlenmesi anlaþýlýr olmaktan uzaktýr. Özetle, terörle mücadelede kullanýlacak araçlarýn ve olanaklarýn büyük kýsmýný elinde bulunduran sivil otoritenin, sorumluluðu birinci derecede üstlenmesi ve asli
görevini büyük ölçüde askeri bürokrasiye devretmemesi gerekirdi.
Terörle mücadelede TSK’nýn birincil rolü oynamasý, daha çok güç
kullanýmýna dayanan askeri stratejilerin ön plana çýkmasýna neden olmuþtur. Bu da;
Çok farklý düzlemlerde ve çok boyutlu unsurlarý içerecek þekilde yürütülmesi gereken terörle mücadeleyi, büyük ölçüde teröristle mücadele sýnýrlarýna hapsetmiþtir. Baþka bir deyiþle, askeri bürokrasinin birincil
derecede rol üstlenmesi mücadelenin güvenlik boyutu dýþýndaki diðer
alanlarýnda zafiyet doðmasýna neden olmuþtur. Bu da, katýlýmlarýn önlenememesine, dolayýsýyla operasyonlarla sürekli darbe vurulmasýna
raðmen örgütün gücünün bitirilememesine sebep olmuþtur.
Mücadelenin maliyeti çok artmýþtýr. Küçük gruplara karþý özel olarak eðitilmiþ ve donatýlmýþ özel birlikler kullanmak yerine çok sayýda
askeri birliðin kullanýlmasý operasyonlarýn maliyetini artýrmýþtýr. Resmi
makamlar tarafýndan PKK’nýn Türkiye’ye bugüne kadarki maliyetinin
300 milyar dolar olduðu ifade edilmekte ise de, bazý hesaplara göre 1
109
Terör ve Terörle Mücadele
trilyon dolarý bulduðu söylenmektedir. Bu maliyet içerisinde güç kullanýmýyla ilgili kýsým önemli bir yer tutmaktadýr.
Düzenli bir harekâta göre eðitilmiþ ve yapýlandýrýlmýþ olan askeri
birliklerin yoðun olarak kullanýlmasý nedeniyle daha fazla zayiat verilmiþtir. Bölgeye gitmeden çok iyi eðitilse bile, arazi ve iklim koþullarý çok
aðýr olduðundan, birlikler, bölgede aylarca operasyona çýktýktan sonra
ancak yeterli fiziki kondisyona ve çatýþma tecrübesine sahip olabilmekte, teröristin kullandýðý taktikleri öðrenebilmekte ve araziyi tanýyabilmektedir. Ancak bundan sonra etkili ve verimli operasyonlar yapýlabilmektedir. Bu intibak döneminde hem mücadelenin etkisi zayýflamakta
hem de daha fazla zayiat verilebilmektedir. Durum böyleyken tecrübe
kazanan askerler bir süre sonra terhis olmakta, yeni gelen askerler için
ayný döngü yeniden baþlamaktadýr. Özetle, silâhaltýna alýnan askerlerin, askerlik sürelerinin önemli bir kýsmýndan verimli ve etkili olarak
yararlanýlamamaktadýr. Birlik komando birliði olsa da, bu faktörlerden
kaçýnýlmaz bir þekilde etkilenmektedir. Hâlbuki normal askeri birlikler
yerine özel olarak eðitilmiþ ve donatýlmýþ özel görev gruplarý kullanýlsa,
onlardan çok uzun süreli olarak etkili ve verimli bir þekilde istifade etmek mümkün olabilecektir.
Çok sayýda birlikle operasyona çýkýlmasý, daha teröristle temasa geçilemeden operasyonun açýða çýkmasýna, bu da teröristin temasa girmekten kaçýnarak operasyonlarýn boþa çýkmasýna neden olmaktadýr.
Çok operasyon yapýlmasý teröristin arazide serbest hareketini önleme
gibi bir fayda saðlamýþ ise de, operasyonlarýn çoðundan sonuç alýnamamasý hem askeri birlikleri yormuþ, hem de birlikleri pusu ve mayýn gibi
ciddi risklerle karþý karþýya getirmiþtir. Ayrýca yoðun güç kullanýlmasýna
raðmen örgüte arzu edilen darbenin vurulamamasý, örgüte hem moral
hem de propaganda imkâný vermiþtir.
Terörle mücadelede yoðunluklu olarak askeri birlik kullanýmý,
TSK’nýn dikkatinin istemese de iç tehdide kaymasýna; operasyonel görevlerin öncelikli hale gelmesi de, bütçe imkânlarýnýn TSK’nýn dýþ tehdide uygun olarak modernizasyonu yerine terörle mücadeleye dönük
110
E.Kur.Alb. M. Sadi BÝLGÝÇ
teçhizat alýmýna ve cari kalemlere harcanmasýna neden olmuþtur.
Diðer yandan iç güvenliðe tahsis edilen birlikler küçük birlik seviyesinde eðitim yapmak zorunda kalmýþlardýr. Hâlbuki TSK’nýn normal
koþullarda, küçük birlik seviyesindeki eðitim ve tatbikatlardan büyük
çaplý manevralara kadar bir seri eðitimi yapmasý gerekmektedir. Terörle
mücadele, birliklere küçük birlik seviyesinde çatýþma tecrübesi kazandýrmýþ ise de, büyük birlik seviyesindeki eðitimin de bir ölçüde ihmale
uðramasýna neden olmuþtur. Dolayýsýyla TSK’nýn (Jandarma dýþýndaki
unsurlarýnýn) terörle mücadelede yoðun olarak kullanýlmasý; hem kaynaklarýn doðru kullanýmý ve birliklerin modernizasyonu, hem de birliklerin eðitimi bakýmýndan TSK’ya zarar vermektedir.
Türkiye’nin bekasý adýna riske girmemek için de hem dýþ tehdide
karþý hem de teröre karþý ayrý ayrý yeterli miktarda birliði silah altýnda
tutmak gerekir ki, bu da TSK’nýn çapýnýn büyümesi, ülkenin refahý için
diðer alanlarda yapýlmasý gereken harcamalarýn azalmasý demektir.
Terörle mücadelede güç kullanmanýn kaçýnýlmaz yan etkileri vardýr.
Öldürülen her teröristin yakýnlarýnýn devlete olan sempatisi ister istemez zayýflayacaktýr. Bu, bir terörist öldürülürken onlarca kiþinin devlete
olan sempatisinin azalmasý demektir. Bunun dýþýnda operasyonlar esnasýnda bölge insanýna istenmeden verilen rahatsýzlýklar, özellikle ölçüsüz ve dikkatsiz güç kullanýmý daha da vahim sonuçlar doðurabilmektedir. Bu da katýlýmlarýn tetiklenmesi ve örgütün ömrünün uzamasý
demektir. Dolayýsýyla terörle mücadelede güç, ancak zaruri durumlarda
ve gerektiði kadar kullanýlmalýdýr. Ayrýca gücü kullanan unsurlarýn çok
bilinçli ve hassas olmalarý gerekir.
Uygulanan stratejiyle örgütün kýsa sürede yok edilememesi bütün
dünyanýn dikkatini çekmiþ, bu da Türkiye üzerinde hesabý olan ülkelerin, Türkiye’ye daha fazla zarar verme adýna, örgüte doðrudan veya dolaylý yardým ve desteklerini artýrmýþtýr. Bu da örgütün güçlenmesini ve
daha uzun ömürlü olmasýný saðlayan bir baþka etken olmuþtur.
111
Terör ve Terörle Mücadele
Örgüt yapý olarak üç ana unsurdan oluþmaktadýr. Bu unsurlar parti,
ordu ve cephe teþkilatýdýr. En üst seviyedeki parti örgütü sevk ve idare
eden en yetkili organdýr. Ordu, eylemleri yapan dað kadrosudur. Cephe ise dað kadrosunun eylem yapabilmesi için ihtiyaç duyduðu her türlü idari, lojistik ve istihbarat desteðini saðlayan ve halkýn içerisinde yaþayan sivillerden oluþan unsurdur. Böyle bir yapýda kilit unsur, dað
kadrosuna eylem yeteneði kazandýran cephe kadrosudur. Cephe kadrosunun etkisiz kýlýnmasý halinde dað kadrosu savaþma yeteneðini kaybedeceðinden, örgütün yok edilmesinde cephe teþkilatýnýn çökertilmesi
büyük önem taþýmaktadýr. Bu da polis ile jandarmanýn çok yakýn bir iþbirliði ve koordinasyon içerisinde çalýþmasýný zorunlu kýlmaktadýr. Bu
konuda yaþanan aksaklýklar baþarýyý da önemli derecede etkilemiþtir.
Ýlk yýllarda, uygulanan mücadele stratejisinin bir parçasý olarak örgüte büyük çapta destek saðlayan köyler boþaltýlmýþtýr. Bu þekilde dað
kadrosunun lojistik kapasitesinin düþürülmesi amaçlanmýþtýr. Bu uygulama kýsa bir süre için dað kadrosunun iþini zorlaþtýrmýþtýr. Ancak, boþalan köylerden ayrýlan gençlerin çoðu iþsiz ve periþan olarak göç ettikleri il ve ilçe merkezlerinde örgüt tarafýndan istismar edilerek dað kadrosuna katýlmýþlardýr. Baþka bir deyiþle orta vadede bu strateji örgütün
daha fazla güçlenmesine neden olmuþtur. Yani köy boþaltmak suretiyle
uygulanan dolaylý strateji arzu edilen faydayý saðlamamýþtýr.
Yukarýda ifade edilen hususlar TSK’yý eleþtirmek için dile getirilmemiþtir. Mehmetçikler verilen görevleri kahramanca yerine getirmiþler,
gerektiðinde çekinmeden canlarýný vermiþlerdir. Burada ifade edilmek
istenen terörle mücadelede devlet olarak uygulanan stratejinin yanlýþlýðýdýr. Bu iþ sadece askeri birliklere havale edildiði takdirde yapýlabilecek
kahramanca mücadele ancak bu kadar olabilir. Ancak bu yaklaþým sorunu çözmediðine göre uygulanan mücadele stratejisini gözden geçirmek gerekmektedir.
112
E.Kur.Alb. M. Sadi BÝLGÝÇ
4.5.2. PKK ile Mücadelenin Bugünkü Durumu
4.5.2.1. Örgütün Stratejisi ve Uygulamalarý
Örgüt eski gücünü ve ideolojisini kaybederek büyük çapta deðiþime
uðramýþtýr. Özellikle ABD’nin Irak’a askeri müdahalesinden sonra, hayatta kalabilme uðruna bazý ülkeler tarafýndan taþeron olarak kullanýlan
bir örgüte dönüþmüþtür. Bu gün çok baþlý ve duruma göre birçok farklý
ülkenin amaçlarýna hizmet eden bir görünüm sergilemektedir.
Zayýflamasýna baðlý olarak yaptýðý eylem türleri de deðiþmiþ, daha
çok ses getiren ancak kendisi açýsýndan daha az risk taþýyan bombalama, uzaktan komutalý mayýn ve güvenlik güçlerine uzaktan zayiat verdirmeye dönük taciz eylemleri yoðunluk kazanmýþtýr. Bunun yanýnda
bölücü fikirlerin tabanýný geniþletme çabalarý yoðun olarak devam etmektedir.
PKK baþlangýçta küçük bir örgüt niteliðinde olmasýna raðmen sorunun uzun zamandan beri çözülememiþ olmasý, zaman içerisinde bölgede ayrýlýkçýlýk baðlamýnda sosyolojik bir dönüþümün de tetiklenmesine yol açmýþtýr. Baþka bir deyiþle baþlangýçta sýnýrlý ve marjinal nitelikte olan bölücülük sorunu, giderek bölgede yaþayan insanlar arasýnda
taraftar bulmaya baþlamýþtýr. Sorunda nitelik ve nicelik bakýmýndan
meydana gelen bu deðiþiklikler, bölgesel ölçekteki dýþ geliþmeler ve küresel yaklaþýmlarla birlikte ele alýndýðýnda ülke adýna daha riskli bir döneme girildiðini de göstermektedir. Ayrýca Türkiye’nin bu sorunla daha
uzun süre uðraþacaðý anlamýna gelmektedir.
4.5.2.2. Devletin Terörle Mücadele Stratejisi
Geçmiþteki uygulamalardan bazý dersler alýndýðý ve sivil otoritenin
konuyu daha da sahiplendiði, askeri bürokrasi ile daha yakýn bir koordine içerisinde olduðu, diplomatik boyutuyla ilgili önemli adýmlar attýðý
ve baþarýlar elde ettiði söylenebilir. Son olarak yapýlan sýnýr ötesi harekât öncesi yürütülen diplomatik çabalar, sivil ve askeri bürokrasi ara113
Terör ve Terörle Mücadele
sýndaki yakýn iþbirliði görüntüsü buna örnek olarak verilebilir.
Terörle mücadele kapsamýnda konunun güvenlik boyutu dýþýndaki
alanlarda ciddi sayýlabilecek adýmlar atýlmasý da olumlu geliþmeler olarak zikredilebilir. Saðlýk alanýndaki iyileþme, eðitim altyapýsýnýn güçlendirilmesi gibi bölgeye götürülen hizmetler ve GAP projesinin tamamlanmasý çabalarý, halkýn kazanýlmasý bakýmýndan büyük önem taþýmaktadýr.
Yukarýda belirtilen olumlu geliþmeler yanýnda, özellikle kýrsal kesimle ilgili güç kullanýmýnda ve operasyonel faaliyetlerde uygulanan
stratejide büyük çaplý deðiþiklik olmadýðý görülmektedir. Gene büyük
çapta askeri birlikler kullanýlmaya devam edilmektedir. Askeri görünürlüðün büyüklüðü ve dolayýsýyla hedef teþkil etmesi de örgütün
uzaktan komutalý patlayýcý eylemleriyle fazla zayiat verilmesine neden
olmaktadýr. Bunun yerine özel olarak eðitilmiþ ve donatýlmýþ, sivil araçlarla hareket edebilen özel görev gruplarýnýn kullanýlmasý hem operasyon maliyetlerini düþürülebilir, hem örgütün kullanmakta olduðu taktik boþa çýkarýlarak zayiat düþürülebilir, hem de örgüte ciddi darbeler
vurulabilir. Bu yönüyle bugüne kadarki uygulamalardan ders alýnmadýðý anlaþýlmaktadýr.
4.6. Bugünkü Terörle Mücadele Stratejisi Nasýl Olmalýdýr?
4.6.1. Önerilen Mücadele Stratejisinin Ana Hatlarý
Terörle mücadele kapsamýnda;
Mücadelenin, teröristin enerji kaynaðý olan nefret duygusunun
artmasýna neden olmayacak bir anlayýþ içerisinde yürütülmesi, bunun
için de bölge halkýna karþý þefkat eksenli yaklaþýmýn esas alýnmasý,
Nefret duygularýný dolayýsýyla terörü besleyen, çatýþma, kamplaþma ve gerilim ortamlarýnýn doðmasýna fýrsat verilmemesi,
Örgütün propaganda eksenli beyin yýkama ameliyesinin etkisinin
114
E.Kur.Alb. M. Sadi BÝLGÝÇ
kýrýlabilmesi için;
Bölgeye etkili eðitim hizmeti götürülerek bireylerin, özellikle
gençlerin tek tek kazanýlmasýna dönük projelerin geliþtirilmesi,
Temel haklar konusunda demokratik açýlýmlar yapýlarak örgütün
istismarýnýn önlenmesi,
Bölgedeki ekonominin canlandýrýlarak, iþ imkânlarý artýrýlarak fakirlik ve sefaletin önlenmesi ve asgari geçim olanaklarýnýn saðlanmasý,
Eylemler sonrasýnda medyanýn abartýlý ilgisinin önlenerek örgütün dolaylý propagandasýný yapmasýnýn önüne geçilmesi,
Temel ihtiyaçlarýn karþýlanmasýnda bütün bölgeye hizmet götürülmeye çalýþýlýrken, bütün bölge için geçerli genel strateji çatýsý altýnda;
halen kaybedilmemiþ olan alt bölgeler, kaybedilme yolunda olan alt
bölgeler ve kaybedilmiþ alt bölgeler belirlenerek, bunlara dönük ve
özelliklerine uygun mikrostratejiler de geliþtirilerek uygulanmasý,
Terörle mücadelenin hükümetlerin deðiþiminden etkilenmeyecek
bir yapý marifetiyle yürütülmesi, bu maksatla; kolaylýkla kaynak saðlanmasý ve bakanlýklara ait olanaklarýn koordinesi bakýmýndan Baþbakanlýða baðlý, ancak çalýþmalarý bakýmýndan yarý baðýmsýz bir stratejik karargâhýn oluþturulmasý (Bu karargah en üst düzeydeki karargâh olmalý,
Türkiye’nin terörle (teröristle deðil) mücadelesi buradan sevk ve idare
edilmeli, operasyon dýþýndaki diðer faaliyetler ve uygulamalarý koordine edebilmek için diðer alanlardan da yeteri kadar uzman ve bilim
adamlarýný bünyesinde bulundurmalý, üniversitelerle iþbirliði yapmalýdýr),
Entegre mücadele yapýlmasý, baþka bir deyiþle; ekonomik, siyasal,
diplomatik, eðitim ve sosyokültürel vb. önlemlerin bir bütün olarak,
hiçbiri ihmal edilmeden, tam bir orkestrasyon ve senkronizasyon içerisinde uygulanmasý,
115
Terör ve Terörle Mücadele
- Kalýcý bir çözüme ulaþabilmek için; bölgede meydana gelen sosyokültürel deðiþimin (Kürtçe konuþan vatandaþlarýn sahip olduklarý vatandaþlýk bilinci ve aidiyet duygularýndaki deðiþim) yönünün, niteliðinin ve derecesinin öncelikle doðru olarak saptanmasý ve bu deðiþimin
tekrar uygun bir istikamete çevrilebilmesi için, bölgeye götürülen hizmetler yanýnda, bölgede yaþayan insanlarýn aidiyet ve vatandaþlýk düþüncelerini olumlu istikamete çevirecek þekilde sosyokültürel entegrasyon projelerinin geliþtirilmesi ve uygulanmasý,
Dýþ boyutuyla ilgili yoðun diplomasi yapýlarak uluslar arasý iþbirliðine gidilmesi bu kapsamda;
Zor olmakla birlikte, terörizmin bütün ülkeler tarafýndan kabul
edilebilecek ortak bir tanýmýnýn yapýlmasý çabalarý sürdürülerek çifte
standardýn ortadan kaldýrýlmaya çalýþýlmasý,
Terörle mücadelede küresel iþbirliðinin saðlanmasýna katkýda bulunularak kendi mücadelemize destek saðlanmaya çalýþýlmasý,
PKK’nýn uluslar arasý alanda tecrit edilmesinin saðlanmasý.
Bilimin ve bilimsel yöntemlerin devreye sokulmasý bu maksatla
üniversitelerle iþbirliði yapýlmasý,
Resmi devlet organlarý yanýnda büyük çapta sivil toplum örgütleri
ve vakýflar vasýtasýyla bölgenin rehabilite edilmesi (eðitim, saðlýk, fakirlere yardým, ekonomik kalkýnmaya destek alanlarýnda),
Bölgedeki yabancý istihbarat ve özel kuvvet unsurlarýnýn tecrit
edilmesi,
Elebaþý durumundaki lider ve finans unsurlarýnýn etkisiz kýlýnmasý,
116
E.Kur.Alb. M. Sadi BÝLGÝÇ
Bilimsel nitelikli yoðun psikolojik faaliyet icrasý gerekmektedir.
Teröristle mücadele kapsamýnda;
ABD’nin Irak’a müdahalesinden sonra yaþanan geliþmeler, Rusya
Federasyonu’nun ekonomik durumunu düzelterek Gürcistan’a müdahale etmesi gibi giderek aktif bir tutuma yönelmesi, Çin’in ekonomik
ve askeri olarak güçlenmesi tek kutuplu yapýnýn giderek kan kaybedeceðinin emarelerini vermekte, en azýndan bundan sonra bir “Soðuk
Barýþ” dönemine girilebileceðini göstermektedir. Böyle bir dönemde
küresel çekiþmelerin yaþanacaðý bölgenin çok yakýnýnda hatta içerisinde bulunan Türkiye’nin, silahlý kuvvetleri teröre odaklanmýþ zayýf bir
görüntü yerine, dýþa dönük olarak tetikte bulunan silahlý kuvvetleri ile
güçlü bir görüntü vermesi büyük önem taþýmaktadýr. Bunun içinde ayrýntýsý müteakip madde de verilen bir Terörle Mücadele Görev Kuvveti
(TMGK) kurularak teröristle mücadelenin bu yapýya devredilmesi ve
Jandarma dýþýndaki TSK unsurlarýnýn asli görevine döndürülmesi,
Küçük ölçekli tehditlere (küçük terörist gruplar) karþý ekolojik
mücadele yapýlmasý (Doðada birçok böcek geceleyin nasýl avlanmaya
çýkarak çeþitli tekniklerle hedefini avlamakta ise; ayrýntýlarý müteakip
maddede açýklandýðý þekilde, kýrsal için, polis ve jandarma profesyonel
elemanlarýndan oluþturulacak Özel Görev Gruplarý teþkil edilmelidir.
Bu gruplar küçük gruplar halinde ve her türlü ileri teknoloji olanaklarýyla donatýlarak, kýrsalda daðýnýk halde bulunan sabit veya seyyar jandarma karakollarýnda üslenmelidir. Gece karanlýðýndan istifadeyle araziye çýkýp gerekirse günlerce arazide kalarak hedefi arayýp bulup imha
ederek dönmelidir. Elde yeterli istihbarat yoksa (hava fotoðraflarý, insansýz uçaklarýn saðlayacaðý bilgiler vb), istihbaratýný; gözetleme, iz takibi, ele geçirilen teröristlerden elde edilen bilgiler vb. yollarla kendisi
üreterek sürekli operasyonlar yapmalýdýr. Günlerce arazide kaldýktan
sonra üs bölgesine dönmeli, bir süre dinlendikten sonra tekrar operasyona çýkmalýdýr.
Daha büyük çapta veya farklý özellikteki tehdide karþý geçici ola117
Terör ve Terörle Mücadele
rak TSK’nýn diðer imkânlarýndan da yararlanýlarak topyekûn mücadele
yapýlmasý (Özel görev gruplarý dýþýnda TSK imkânlarýnýn da kullanýlarak, sýnýr ötesine kara ve hava operasyonlarý yapýlmasý gibi),
Örgütün zayýf taraflarýna yönelme (kýþ operasyonlarý gibi),
Teknolojik üstünlük kurma ve teknolojiden daha fazla yararlanma gerekmektedir.
4.6.2. Önerilen Terörle Mücadele Görev Kuvveti(TMGK)’nin
Yapýsý, Özellikleri ve Çalýþma Esaslarý:
Komuta yapýsý: Baþbakanlýða baðlý stratejik karargâhýn genel gözetiminde 3 kademeli bir komuta yapýsýna sahip olmalýdýr. Bunlar:
Operatif Karargah (Ýçiþleri Bakanlýðý bünyesinde yer alan ve teröristle mücadeleyi yürüten en üst düzeydeki karargah olmalý, personeli
polis ve jandarma teþkilatýndan alýnacak uzmanlardan oluþmalý, il ve ilçe merkezleriyle kýrsalýn tek elden sevk ve idaresi buradan yürütülmelidir).
Bölge karargâhlarý (Doðu/Güneydoðu Anadolu bölgeleri ile göçün yoðun olarak yaþandýðý illerde veya il gruplarýnda, bölgenin coðrafi
özellikleri ve sosyokültürel yapýsýna göre nispeten homojenlik arz eden
bölgeler dikkate alýnmak suretiyle sorumluluk sahalarý belirlenmelidir.
Personeli polis ve jandarma teþkilatýndan alýnacak uzmanlardan oluþmalýdýr. Operasyonlarýn bölgesel olarak sevk ve idaresi bu karargâhlardan yürütülmeli, emniyet ve jandarmanýn mevcut il teþkilatlarý operasyonlarda her türlü desteði saðlamalýdýr).
Taktik karargâhlar (Terörün yoðunluk derecesine göre bölge karargâhlarýna baðlý olarak il/ilçelerde kurulmalýdýr. Ýl/ilçe içerisindeki
operasyonlar bu karargâhlar tarafýndan sevk ve idare edilmelidir. Operasyonlarýn il ve ilçe içerisindeki sevk ve idaresi bu karargâh vasýtasýyla
yürütülmeli, emniyet ve jandarmanýn mevcut il ve ilçe teþkilatlarý ope118
E.Kur.Alb. M. Sadi BÝLGÝÇ
rasyonlarda her türlü desteði saðlamalýdýr).
Kuvvet yapýsý: Her il/ilçede, ihtiyaca göre yeterli miktarda aþaðýdaki görev gruplarý yer almalýdýr.
Þehir gerilla taktiklerine göre eðitilmiþ özel görev gruplarý (Emniyet teþkilatýnýn halen mevcut timleri geliþtirilerek).
Kýr gerilla taktiklerine göre eðitilmiþ özel görev gruplarý (Emniyet
ve Jandarmanýn profesyonel elemanlarýndan(içerisinde er olmayacak
þekilde) oluþturulmuþ timler).
Modüler yapýda olmalý (kuvvet miktarý artýrýlmaya ve azaltýlmaya
müsait bir esneklikte olmalý),
Normal zamanlarda asker ve polis üniformalarýndan farklý bir
üniforma taþýmalý (Bu husus asker ve polisin halk nezdinde yýpranmasýný önlemeye yardým edecektir),
Komuta ve koordinasyon iliþkileri, þehir ve kýrsalýn tek elden sevk
ve idaresini saðlayacak þekilde düzenlenmeli,
Güçlü bir istihbarat desteðine sahip olmalý (MÝT, Emniyet ve Jandarma, Gnkur. Ýsth. imkânlarýndan doðrudan istifade/koordinasyon ve
bilgi alma yetkisi),
Özel teçhizatla donatýlmalý (gece harekât imkânlarý, þiddetli kýþ
þartlarýnda harekât imkâný vb.),
Güçlü bir kriz sevk ve idare birimi/birimlerine sahip olmalý (özellikle þehirlerdeki halkýn geniþ ölçüde katýlýmýyla yapýlacak eylem türlerine müdahalede kullanýlmak üzere),
Bu kuvvette görev alanlara her türlü maddi ve manevi desteði
saðlayacak þekilde idari ve özlük haklarý düzenlemesi yapýlmalý, baþarý119
Terör ve Terörle Mücadele
ya endeksli bir terfi ve ödüllendirme politikasý takip edilmeli,
Burada görev yapacak personel; sözleþmeli personel statüsünde
olmalý, faydalý olanlar göreve devam ederken, yetersiz olan personel iþten uzaklaþtýrýlmalý, böylece bu yapýnýn kýsa zamanda verimsiz hale
gelmesi önlenmeli,
Görev yapacak personel, mümkün olduðu kadar genç, dinamik,
bölge halký ile iç içe yaþayabilecek, cesur, çalýþkan, hoþgörülü, dürüst,
tarafsýz, mütevazý yapýlý, zor coðrafi þartlarda çalýþabilecek derecede
güçlü bünyeye sahip ve azimli insanlardan seçilmeli.
SONUÇ
Verilen çok miktarda can kaybý yanýnda 300 milyar dolar civarýndaki
ekonomik kayýpla terör, Türkiye’nin önemli, öncelikli bir sosyal ve güvenlik sorunu olmaya devam etmektedir. Çevremizde cereyan eden
geliþmeler, bu sorunla daha uzun süre uðraþmak zorunda kalacaðýmýzýn da emarelerini vermektedir.
Mücadelenin çok uzamasý ve ABD’nin Irak’a müdahalesi sonrasý
geliþmeler, bölge insanýnýn zihinlerinde sosyolojik bir dönüþümü de tetiklemiþtir. Bu dönüþümün yönünün, niteliðinin ve derecesinin bütün
ayrýntýlarý ile saptanarak bölge insanýný yeniden Türkiye’ye kazandýracak þekilde entegrasyon projelerinin gecikmeden devreye sokulmasý
gerekmektedir.
Kendi mücadelemize de destek saðlayabilmek için dünyadaki terörle mücadele faaliyetlerine katký saðlamak ve diðer ülkelerle iþbirliði
yapmak önemlidir.
Büyük ölçüde askeri güç kullanýmýna dayanan strateji arzu edilen
düzeyde baþarýlý olamamýþtýr. Çok miktarda zayiat verilmesine, milyarlarca dolara eþdeðer kaynak kullanýlmasýna ve operasyonlarda taktik
baþarýlar elde edilmesine raðmen, stratejinin hatasý telafi edilememiþtir.
120
E.Kur.Alb. M. Sadi BÝLGÝÇ
Dolayýsýyla uygulanan stratejinin; teröristle deðil de terörle mücadelenin ruhuna uygun bir þekilde, güvenlik boyutu ihmal edilmeden, diðer
araçlar ve olanaklarýn da (ekonomik, sosyo-kültürel, eðitim, psikolojik,
diplomatik vb.) aðýrlýklý, entegre ve koordineli olarak kullanýmýný öngören bir stratejiye dönüþtürülmesi gerekmektedir.
Terörle mücadelenin güvenlik ve operasyon boyutu düzenli ordu
birliklerinin iþi deðildir. Ayrýca bu, ülkenin çok kritik dönemlerde gereksinim duyacaðý TSK’yý da yýpratmaktadýr. Diðer yandan dünyanýn
çok kutuplu bir “Soðuk Barýþ”a doðru gittiði bir dönemde TSK (Jandarma hariç), asli görevine dönerek dýþ tehdide karþý olan caydýrýcýlýðýný artýrmalýdýr. Bunun yerine terörist þartlarýnda yaþayan ve mücadele eden,
jandarma ve polis elemanlarýndan oluþacak özel görev kuvvetleri teþkil
edilerek asli mücadele unsuru olarak devreye sokulmalýdýr. Bu hem
ekonomik, hem de en etkili yoldur. TSK’nýn Jandarma haricindeki unsurlarýndan sadece, caydýrýcýlýk, sýnýr ötesi kara ve hava operasyonlarý
ve benzeri ihtiyaçlar ortaya çýktýðýnda geçici olarak istifade edilmelidir.
Terörle mücadelenin sevk ve idaresi Baþbakanlýða baðlý olarak kurulacak bir stratejik karargâha, güvenlik ve operasyon boyutuyla ilgili
sevk ve idarenin de Ýçiþleri Bakanlýðý bünyesinde kurulacak bir operatif
karargâha devredilerek, TSK gereksiz yükten kurtarýlmalý ve il, ilçe
merkezleri ile kýrsaldaki mücadelenin tek elden ve etkili olarak sevk ve
idaresi saðlanmalýdýr.
121
Download

indirmek için tıklayınız