EDEBiYAT
selelerinden. nihayet insanlığın ezeli ve
ebedi duygu ve davranışlarından izler
taşımaması düşünülemez . Böylece merkezini edebi metnin. çevresini ise yazar.
dar çevre (mahalli edebiyat). bölge. memleket ve millet. ümmet ve medeniyet, nihayet bütün insanlığın teşkil ettiği gittikçe genişleyen. iç içe daireler şeklinde
zihni bir şema edebiyatın insani ve milli
oluşunu açıklayacaktır.
Buraya kadar bir sanat eseri olarak
söz konusu edilen edebiyat kavramı bunun dışında konunun teorik bahislerini
de içine almaktadır. Diğer sanat alanlarında , plastik sanatlar için sanatkarın
dışında sanat tarihçisi , müsiki için müzikolog kelimeleri bulunmasına karşılık
edebiyatçı sözü hem sanatkar hem de
konunun teorik meseleleriyle ilgilenenler hakkında kullanılmaktadır. Bu anlamda edebiyat özel bir bilim alanı oluş­
turur. Bu alana edebiyat tar ihi, edebiyatçıların biyografileri. edebi metinlerin
tenkit ve değerlendirilmesi. edisyon kritik, edebiyat felsefesi. edebiyat psikolojisi. edebiyat sosyolojisi gibi alt bilim dalları girer.
BİBLİYOG RAFYA :
Alfred Weber. Fe lsefe Tarihi (tre. H. Vehbi
Era lpl, istanbul 1949, s. 3 18·321 ; Nermi Uy·
gur. insan Açıs ı ndan Edeb iyat, istan bul 1969;
M. Kaya Bilgegil. Edebiyat Bilg i ue Teorileri 1:
Belagat, Ankara 1980, s. 1·18 ; a.mlf.. "Edebiyat", TDEA, ll, 428·436; Orhan Okay, Sanat ue
Edebiyat Yaz ı ları, istanbul 1990, s. 13·33 ; TA,
XIV, 3 15 · 322.
r:;:ı
Jlllıiıı M.
Ü RHAN ÜKAY
EDEBiYAT
L
Aylık ed ebiyat ve sanat der gisi.
_j
Ankara'da Şubat 1969-Aralık 1984 ta rihleri arasınd a 157 sayı yayımlanan dergi. Nuri Pakdil'in ön cülüğü nde M. Akif
inan. Rasim Özdenören ve Erdem Bayazıt tarafından kurulmuş. Cahit Zarifoğ ­
lu. Alaeddin Özdenören. Bahri Zengin,
İsmail Kıllıoğlu gibi imzaların da katkı­
larıyla yayımını sürdürmüştür. Derginin
kadrosu daha sonra Osman Sarı. Ahmet
Yücel, Durali Yılmaz, Ebubekir Eroğlu .
Mustafa Miyasoğlu. Kamil Eşfak Berki,
M. Atilla Maraş . Atasoy Müftüoğlu, Ahmet Kot ve Tahir Yücel'in katılmasıyla
genişlemiş , 1975'ten itibaren Nuri Pakdil'in dışında diğer ilk isimler çekilerek
Arif Ay, Turan Koç, İbrahim DemireL Yaşar Kaplan . Ali Göçer, Mevlüt Ceylan. Cahit Yeşilyurt, Ali Ulvi Temel. Sezai Uğur­
lu, Necip Evlice. Fuat Altınsoy, Kamil Ay-
doğan , İrfan Çevik. Ali Karaçalı , İlhami
Çiçek gibi imzalardan meydana gelen
yeni bir kadro oluşmuştur. Zaman zaman ara vermek zorunda kaldığı yayı­
mını beş dönem halinde on altı yıla yakın bir müddet sürdüren derginin ilk üç
döneminde Ahmet Bayazıt. Nisan 1977'den itibaren de Arif Ay sahibi ve sorumlu yönetmeni görünmekle beraber dergiyi esas yöneten ve ona şekil veren.
Emin Ziyaioğlu takma adıyla da ya zan
Nuri Pakdil olmuştur. İlk dört döneminde ( ı 969- ı 974) düzensiz olarak birleşik
çıkanlarla beraber otuz sekiz sayı. 19751984 yıllarını kapsayan beşinci döneminde ise her ay düzenli şekilde 119 sayı ya-
gisini yeniden yakalamanın gereği üzerinde durulmuştur. Yabancılaşmanın edebiyatla geldiği ve yine bundan ancak
edebiyatla kurtulmanın mümkün olacağı savunulmuş , bunun şuurunda olan ve
gereğini çağdaş anlayışla yerine getiren
bir düşünür , sanatçı ve yazarlar kuşağı­
nın yetiştiği, ortaya koydukları çalışma­
larla bu durumun daha da belirginleşti ­
ği ifade edilmiştir .
Dergide okuyucunun. İslam medeniyeti coğrafyası içindeki Ortadoğu ve Afrika milletlerinin edebiyat ve kültür değerleriyle bağ ku rmasına ayrı bir önem
verilmiş, bu sebeple Batı dilleri aracılı­
ğıyla çağdaş Filistin, Suriye, Irak, Pakistan. Mısır, Libya. Cezayir. Fas, Tunus ve
Nüerya gibi ülkelerin altmış kadar edebiyatçısının şiir ve hikayelerinden çeviriler yayımlanmıştır. Ayrıca Yugoslav ve
zenci şiirini tanıtıcı örnekler e, Batı edebiyatlarından konuşma ve günlük türü
ağırlıkta olmak üzere şiir ve hikaye çevirilerine de yer verilmiştir. Dergide yer
alan Necip Fazı! Kısakürek ve Türkolog
Anna Masala ile yapılmış iki önemli konuşma da dikkat çekicidir.
yımlanmıştır.
Dergide özellikle edebiyatın önemi vurgulanarak alanı zaman zaman kültür ve
medeniyeti de içine alacak şekilde geniş tutulmuştu r. İdeolojilerin insanı dış­
tan, sanat ve edebiyatın ise içten etkilediğine , milleti oluşturan fertleri bir
arada tutma ve bütünleştirme görevini
de yüklendiğine işaret edilmiştir. Temelde daha önce Sezai Karakoç 'un geniş
boyutlarıyla ortaya koyduğu İslam medeniyetinin yeniden dirilişi tezine bağlı
kalan dergide bu temel görüş " uygarlık
yaklaşımıyla
düşünmek,
çağı
şekilde ve dilde dönemi için
bir görünüm ve üslüp ortaya koymuş, dil konusunda o dönemin
Türk Dil Kurumu çizgisindeki yenilikçi
tutumu okuyucu tarafından yadırganmış
ve İslami çevrelerden eleştiriler almış­
tır. Derginin hedefleri a rasında , kolaya
kaçan hazır okuyucu dışında yeni bir
okuyucu kuşağı yetiştirmek de vardır.
ilk yıl büyük ebatta, daha sonra biraz
daha küçük ebatta. normalde sekiz veya dört. bazan on iki sayfa olarak yayım­
lanan dergi kapaksız , görüntüsüz, fakat itina ile hazı rlanmış bir sayfa düzeniyle çıkmıştır.
Edebi yat,
alışılmamış
uygarlık
yaklaşımıyla
yorumlamak " gibi ifadelerle dile getirilmiş, sanat ve edebiyat islami bir anlayışla ele alınmıştır. Bundan
dolayı Edebi yat bazı çevrelerce "yeni islamcı akımın kümelendiği dergi" olarak
nitelendi rilmiştir.
Edebiyat'ta insanın bir medeniyetin
ürünü olduğu fikrinden hareketle İslam
medeniyetiyle yoğrulmuş bir topluma ülkü olarak Batıcılığın verilmesine karşı çı­
kılmış , bunun bir yabancılaşma hareketi
olduğu belirtilerek "yerli düşünce" çiz-
EDEBiYAT
*
AYLlK DERGI
RAS I~\
tanı
lu r
dorı.ınıı?
Bryııtndo
~~n;~::iıkn/'~~~-·•~.:;,~1~;
natk ııın n onun ııı..e.. ı do·
torlulne lnonına,...ıı. ya d"
71nlıt In anan lr.lt\l~r. lll bl·
:!.~~!~. ~:"" t:.ıf~"·~. .~
U on<-d~k.
Edebiyat
dergisinin
19. sayıs ı nın
ilk sayfas ı
lAral ı k 19711
)'IO. dolnt\hor.
n11
U n ;ı lı<e .
ır.cııı.
o
Bir do,.._
bd~r.
ou
ı ~nuu•
K.ltUio• l• r
ki,
ınandıtlon.yo dA ln Al'lıtl~
rllndll'llorl
utruna
lobUo
lt.oııdllorl ölınnde,
boıl<l.·
lnnnı , h ol kı ö!moyo kıt~ır ­
tırlu.
11r~n
Içlerine
nııı. vyıanıa
Ulll
t•m bir oc.\&4·
mA I~M<-dlr . Şeybn, tık
rı;ıuıı.o. b~ halk dllfmanıno
ı 6ı lıırvtmr. tuı.lthnılh lnl
Olllme
bir bl-
Klrlllonın ı~:ııct<kl k6111 ruh,
y:ıniiJ11"'4. lı\111 oclnbl<
II)Ur·t•=tnnıhh•lln i)'IO.·
(> )"llR
m<undAJım. &tırilr'll ·
dnrutu kt nc\1 k•ndl·
1111 t:dOrm•mdlr. dtu dlltG·
nU .)"'Irıl u Klrllln•. \'o 111~~ ••
~ıı ktndlnL ou. k•nd l \~In­
do ıı.-:ır.: (ollı m ol\1 biT ülllm·
tllm~n
:~·;,,:~\ ~~· .:~.~~~!': -,;~,':.
aı..ın
dlf".
Dlwrıea 6.:dorlG~Gml\
lnm•-
*
F1ATI IKI
v~
11\kln nn.oıo rko ndlılnl'"r
ıon ın t!lllıırptılı
6:ll.m
)1\ rı.de tl
uçmrunıııao clotru.BII
cin bir boba
o11111~r.
::~~ ::~-~
çok ••
toı>ht\Uiıı.
blr 7<>k
:: ~~:.,~
Katııılouı
tlmıo urdır.
Yordır.butoyo
Ama
b lrınlınt,.._
Jo.!lm.
Jlıu;~ t.ı!JII bir o!llm!lll KJ
t!!lo• 011men olur
ulu..un
~:~~~:~.~; ~~~...~:~~n~~!~~~~
Yo ~ n
ltıa n~ııı,
net ını ~mnnltllt. Kaın
tı·
ruh
~~~~~::;:.ı;· ı:ı'ı::ltl~l:
rrıadı~ ~·· b~ klll~ nıhlar , b~
.... ıan
*
AJV.LlK lf'l l
ıc:r~o:d'ıo
BIZIMLE
BAŞLAYANLAR
ICIN
vob\1\k·
o omm uçurumunun
~~·~~:.: !~1ı;n1 ~~::;. k~~~:
ın
IJ R.A
o!dotun\lfl
y lyooolu l ı,yo:Uut,çıııı..t a ­
k~u Junubi­
Tnnnyo, lr.aoraonol.:ınık.ken•
cl\ kl ti\Lkl< r lnılf bile luıb~l
<11<-bllmelorl ın11h.al olduAunıbn . bulacak inn tık o:ıtıfı m
7<'~• :nUbıırdı r. orıe de 1" :>
t ılar.
Ktr:UoY. bil cl l :ı\rktlk
l~lndtydl TAnn Yanıı, tıer
'~' O"nun lı~'tl rıe t6re otıır.
J<>lı::o.. hor VI tentm ı .ı~tl ·
me ~Jh dtmt"lr, llo6710
l•p:ıt•
~~:m
yat lnoUrdUrllr
tı r.
ulunı yıllar yılı kil\~
nıhları.alonetrn : .. enco·
n
tarln~ d• dol lldlr.
LOT DE RSI
Bir
+2
UÇONCO DONEM. 8AY1 (If)
OZOENOREN
bir
do m ıa
•Orli.!CnOn }'ll r t'flnd~yerhı~
m!lYil<llk n b~ ""'"""In·
Mnlar lr.~ıtuı.mıyauttır.
ONcr
6M n.A nı N t TOrıtAOı\
AYAIU.AYIP
llA(·t.ADU..IIK YURUM&Yli
-· K lYlDA BIIVLK I Ud" IŞ nlR ŞIIPKA
- · t.IMON ÇORUOU Kı:ı.ilom QILNTAIARI
-
OUYA
KASIŞI
KAROII.
CC'K 8110U.U DIIBIYORDU A YAXUıRl
\'URUDUI.DI. AÇIU)l AYAKLARı.
YAZI TIIKTII91NnA
Bin
&tlLtJO B-UYUME
~~~~~~NBI~~~~
Al:ahın IQ\1 ~ m ~ 7
t"ld,
orıe. KMI1 ...ıııann tU>llu·
tıındanclohırnılınu
l<l.lmıf
tı lrk nç tıınnk•ıl<ınrdıtJ'<"I"•
AHNE. OEI.. t:UYUT BU çXUKlJlRI
I:AD.\ !!IR $\IWB EXME:K Of:TlR
J1lzllnıled~.Ha'kdo1Uft·
n.tnaııc
rıluı
ti la lı
u:O.rl
n rdır.llkln
da cı knno~r t ,b ua ıo.
bir Jel ıtb: one~ft\C)'e
b"':a....ııtuıdal&batıye!ln l·
lllnıı:ran rı "ıtırıl&.f"rolın·
lu•. ftlr,lkl, clorkon.bahrrı n ı<b!ll!l n blrl<lPiwna yon-
=.
~·~: b:.:~ :~!~·:~d:
d<llru ıt ıı mrk ı.ı..e .. cııeı-
Biltc:kU clatalr
hl ~ blr
...
:",~"ı.:~~!~;~::;~~~•. ~~~
•• D::NJZ SORELEA!
- K.ITIIBI AÇ liUı.ıJRSUN
-ABYAo\JU:
KC;NUÇo."lo(A KAEARDI VE B!R "JUI'T.ÖIN TJ:ricı:ılJUlU
TUI'EKTE KIJRŞUN YOK
('"UNKU KURŞUN Ol.DURUR
1UF'.::KTE stı0DI\H 501.-\ DOCRU
r.Jıı llELOlT uı:ı.ı.l
:;~:ı~'ciı~:N~!~ARDIK
E8UBEXIRSOHUNOT
397
EDEBiYAT
Bİ BLİYOGRAFYA :
Türk iye 'de Derg iler A nsiklopediler (1849 1984), İstanbul 1984, s. 113·114 ; Vedat Günyol. Sanat ve Edebiyat Dergi/eri, istanbul 1986,
s. 72 ; Ahmet Kabaklı , Türk Edeb iyatı, İstanbul
1985, lll, 669·672 ; "Ede biyat", TDEA, ll, 437.
Iii
A LiM KAHRAMAN
EDEBiYAT-ı CEDİDE
(·..lt~ Ü~Jf)
L
Türk edebiyatında
1896- 1901 yılları arasında
faaliyet gösteren edebi topluluk.
_j
Çevresinde toplandıkları dergiden dobu gruba "Servet-i Fünün edebi topluluğu " da denilmektedir. 1859'da Şina­
si ile başlayan yeni edebi faaliyetler, devri içinde " Şinasi mekteb-i edebi " veya
" edebiyat-ı cedide" adlarıyla anılmıştır.
1896'ya kadar pek de yaygın olarak kullanılmayan bu isimler, belirli bir gruplaş­
mayı değil sadece divan edebiyatma tepki olarak yenileşmeyi belirtiyordu. Daha
sonra Servet-i Fümln dergisi etrafında
toplanan şair ve yazarlar, yeni bir edebi
akımı başlattıklarını ifade edecek şekil­
de kendilerinden ve yayınlarından "edebiyat-ı cedfde" diye bahsettiler. Önceki
yenilikleri benimseyenlerce bu hareket
bir süre "yeni edebiyat-ı cedideciler" şek­
linde hafife alındıysa da daha sonra kabul gördü. Bugün Servet-i Fünün edebiyatı ile Edebiyat- ı Cedfde adları , 18961901 yılları arasında özellikle şiir. roman
ve hikaye alanında verilmiş olan eserler
ve yazarlar hakkında kullanılmaktadır.
Edebiyat-ı Cedide hareketinin tarihi.
Servet-i Fümln dergisinin 1896 başla­
rında Tevfik Pikret ve arkadaşlarının idaresine geçmesi ve 1901 'de geçici olarak
layı
kapanması
arasındaki yayın
hayatının
tarihiyle paralellik gösterir.
Bu hareket Cedfde Türk edebiyatı tarihinde eski - yeni, yerli - Avrupai edebiyat çatışmalarının doğurduğu önemli
merhalelerden biridir. 1895 yılı sonlarında Hasan Asaf adlı genç bir şairin bir
beytinde geçen "abes" ( 4 ) - "muktebes" ( ~ ) kelimelerinin kafiye olup
olamayacağı konusunda başlayan tartış­
ma bu yeni edebiyat topluluğunun kurulmasına vesile olmuştur. Divan şiiri geleneğinde mukayyed katiyenin şartlarından
olan hurufat benzerliğinin bu kelimelerde bulunmadığı şeklinde yapılan itirazlara karşılık Recaizade Mahmud Ekrem ve taraftarları katiyenin göz için
değil kulak Için olduğunu ileri sürerler.
398
Tartışmanın merkezi olan Ma 'Jılmat dergisi bu konuda muhafazakar bir tavır
takındığından Ekrem Bey kendileri için
yeni bir yayın organı olarak Servet-i Fünıln 'u bulur. Birkaç yıldan beri Servet
adlı bir gazetenin ilavesi olarak çıkan
Servet-i Fünıln, Recaizade Ekrem'in
Mekteb-i Mülkiyye'den talebesi olan Ahmed İhsan' ın gayretleriyle bir süre sonra
seviyeli bir edebiyat dergisi haline gelir.
Recaizade'nin aracılığıyla 7 Şubat 1896
tarihli 256. sayısından itibaren Tevfik
Pikret derginin sanat ve edebiyat yöneticiliğine getirilir. Bu tarih , Edebiyat-ı
Cedfde ' nin itibari ku ruluş tarihi kabul
edilir. Aynı edebiyat anlayışına sahip olan
ve o zamana kadar değişik dergilerde
yazan şair ve yazarlar bu tarihten sonra yavaş yavaş Servet-i Fünıln dergisinde toplanırlar. Esasen Ahmed İhsan,
Tevfik Fikret, İsmail Safa. Hüseyin Cahit. Halit Ziya, Mehmed Rauf, Cenab Şa­
habeddin gibi gençler hocalık- öğrenci­
lik, okuyuculuk-yazarlık ve mektuplaş ­
ma gibi ilişkilerle Recaizade'nin etrafın­
da bir edebiyat ağı örmüş bulunuyorlardı.
Edebiyat-ı Cedide'nin edebiyat görüş­
lerini yansıtan belirli bir beyannamesi
yoktur. Mensuplarının dağınık birtakım
teorik yazılarından , romanlarındaki kahramanlarının -özellikle Halit Ziya'nın M ôi
v e Siyah'ta Ahmed Cemil'e söylettiği­
ifade ve davranışlarından, edebi ür ünlerinin ortak özelliklerinden, nihayet daha son raları kaleme alınan hatıraların­
dan dil, edebiyat, genel olarak sanat ve
hayat hakkındaki görüş ve düşünceleri­
ni öğrenmek mümkün olabilmektedir.
Mehmet Kaplan, Edebiyat-ı Cedideciler'i
bir araya getiren sebepleri tahlil ederken
aynı zamanda onların ortak özelliklerine de işaret etmiştir. Bunla rın başında ,
yazarları yalnız ferdi meseleler üzerinde
durmaya sevkeden amil olarak devrin
siyası durumunu dikkate almak gerekir.
1877'den itibaren Osmanlı - Rus Savaşı
(93 Harbi l ve mağlübiyeti, Meclis-i Meb'üsan ' ın kapatılışı, zamanla sansüre ve jurnallere dayanan bir rejimin oluşması. yazarları da siyaset ve toplum meselelerinde susmaya zorlamıştır. Bu durum
edebiyatta içe kapanma, kendi ıstırap­
larını dile getirme şeklinde tezahür etti.
Siyasi ve sosyal problemler yerine estetik değerlerde gelişme ve derinleşme görüldü. Bu tavır Abdülhak Hamid ve Recaizade Mahmud Ekrem nesiinin de özelliklerindendir. Edebiyat-ı Cedide bir bakıma bunların devamı sayılabilir. Nite-
kim Recaizade tam anlamıyla Edebiyat-ı
Cedfde' nin içinde bulunmasa da onun
kurucusu ve destekleyicisi olmuştu r.
Edebiyat-ı Cedide mensuplarını bir
araya getiren sebepler a rasında, bunların orta sınıf esnaf ve memur çocukları
olmaları , disiplinli, programlı ve yabancı
dil öğreten okullarda eğitim görmeleri
gibi benzer sosyal ve kültürel çevrelerde yeti şmiş bulunmaları da zikredilir.
Nihayet bu sebeplere birçoğunun psikolojik olarak içe kapanık, hissi hatta
marazi yaratılıştı şahsiyetler olduklarını
da eklemek gerekir. Bunlardan bazıla­
rı her ne kadar hatıralarında , nisbeten
serbest bir siyasi ortamda daha farklı
eserler meydana getirebileceklerini ifade etmişlerse de ll. Meşrutiyet'ten sonra eser verenlerinin çoğu Edebiyat-ı Cedfde'nin hemen aynı özelliklerini devam
ettirmiştir.
Bu edebiyata mensup olanların estetik değerlere önem vermeleri. en çok
edebi dilin teşekkül ve gelişmesinde kendini gösterir. Şiirde olduğu gibi nesirde
de uzun vokalli, ahenkli kelimeleri, Farsça terkipleri, vasf-ı terkibfleri bol bir dil
benimsemiş ler, bu yüzden Tanzimat' ın
başlangıcından beri tedrfci bir sadeleş­
meye doğru giden yazı dilini yeniden
ağırlaştırmakla suçlanmışlardır. Eski sözlüklerde mevcut olan "tiraje, şegaf, ibtika, püşfde, tekattur" gibi kelimelerle
Arapça ve Farsça 'da bile bulunmayan
"tebeşbüş, mükevkeb, müşemmes, mukmir, nevin" gibi kelimeleri etimoloji kurallarını zorlayarak kullanmışlardır . Şiir
ve romanlarındaki kadın ve erkek kah ramanların adları da Seza, Süha, Behlül,
Lamia, Bihter. Peyker, Pervfn gibi müzikal değeri olan, fakat pek kullanılma ­
mış isimlerdir. Biri mücerret. diğe ri müşahhas kelimelerden yapılmış, zihinde
yeni. imajlar uyandıran Farsça terkipler
de bu dilin özelliklerindendir: "Leyal-i girfzan, inkisar-ı hayal. teb- i ümmid, havf-ı
siyah" gibi. Aşırı hassasiyet, heyecan ve
teessür ifade eden ünlemler, yardımcı
ve ara cümlelerle bazan bir sayfa uzayan, bazan çok kısa , bazan da devrik
olan cümleler. çoğu Fransızca'nın tesiriyle ortaya çıkmış ifade şekilleridir.
Edebiyat-ı Cedideciler şiirde sadece
aruzu hemen hiçbir arıza (imiile vb.) göstermeden kullanmışlardır. Divan nazım
şekilleri ise tamamen terkedilmiş gibidir. Buna karşılık Fransız menşeli soneyi ve daha ziyade kural dışı nazım şekil­
lerini denemişlerdir. Müstezad şeklinin
her vezinde ve kuralsız kullanılışlarıyla
Download

EDEBiYAT - İslam Ansiklopedisi