5.
1. – 5. SORULARDA NUMARALANMIŞ CÜMLELERİN ANLAMLI BİR BÜTÜN OLUŞTURACAK
BİÇİMDE SIRALANMASI İÇİN HANGİLERİNİN
YER DEĞİŞTİRMESİ GEREKTİĞİNİ BULUNUZ.
1.
I. Getirdiği çağdaşlık, yarattığı alışkanlıklarla
terk edilemez kaleler ele geçirdi.
II. Disketi, yazıcısıyla geldiğine göre belli ki
geçici değil; yerleşmeye geliş onunki.
III. Artık, o, yalnızca birkaç oyun ya da yazım
kolaylığı getirmekle yetinmiyor.
IV. Bilgisayar, sonunda, gelip çalışma masalarımızın başköşesine kuruldu.
V. İlk sıcak ilişkiler, vazgeçilmez tutkulara dönüştü ve ona bağlandık artık.
A) II-III
B) III-IV
C) IV-V
D) I-II
E) I-IV
I.
Çevresine yabancılaşmış insanların çoğaldığı toplumlardaki ilişkiler değişimi hızlandırır.
II. Açlar, yoksullar, işsizler çoğaldıkça insanca yaşama düşüncesi ön plana çıkmaya
başlar.
III. İnsanca yaşama düşüncesini korkmadan
söyleyenler çoğaldıkça da değişim düşüncesi birikir.
IV. Çünkü toplumdaki olumsuzlukların yoğunluğu köklü değişim istemlerini sürekli besler.
V. Değişim düşüncesinin biriktiği toplumda
korkusuz kişiler amaçlarına süratle yaklaşırlar.
A) I-II
B) II-III
C) III-IV
D) IV-V
E) II-V
2.
I.
Çünkü okumanın yerini televizyon, mektuplaşmanın yerini telefon aldı.
II. Bugün, ne mektup yazıyor; ne de mektup
alıyoruz eskisi gibi.
III. Ama, yine de mektuba verilen emeği ve
mektubun kalıcılığını önemsiyorum.
IV. Zaten, bu önemsemenin ardında mektubun yazınsal bir tür oluşu vardır.
V. Yazınsal oluşu nedeniyle gençlerin mektup
yazmalarını geliştirici buluyorum.
A) III-V
B) I-II
C) III-IV
D) IV-V
E) II-III
6. – 10. SORULARDA, CÜMLE YA DA PARÇADAKİ BOŞLUĞU ANLAMCA EN UYGUN BİÇİMDE
TAMAMLAYAN SEÇENEĞİ BULUNUZ.
6. Kimi kitaplara ulaştığınızda, yazarın size uzattığı ………… demektir ki artık onunla ………….,
birlikte yeni bir dünyayı kucaklayabilirsiniz.
A)
B)
C)
D)
E)
3.
sevgiyi yakalamış – her sorunu çözebilir
anlayışı kazanmışsınız – her işe girebilir
dünyaya ulaşmışsınız – bilginizi sınayabilir
bilgilere ulaşmışsınız – her şeyi unutabilir
eli tutmuşsunuz – kol kola yürüyebilir
7. Birey …… biraz da yaptırımlar yoluyla …………
ailesinden alır.
I.
Gazetecilikle edebiyat birbirine ters düşen
uğraşlar sayılır.
II. Ben de onlar gibi gazetecilikle edebiyatçılığı bütünleştirdim.
III. Pek çok ünlü yazar, gazetelere yazarak ustalığa ulaşmıştır.
IV. Oysa, gazetecilik yazarlığa ters düşmez;
yazarı geliştirir.
V. O yüzden yazdıklarıma “yaşamı günü
gününe yorumlamak” deniyor.
A) I-II
B) II-III
C) II-IV
D) III-V
E) IV-V
A)
B)
C)
D)
E)
kendini tanıdığında – düzgün ahlakı
okul yoluna koyulduğunda – birey davranışını
doğduğu andan itibaren – asıl eğitimini
toplum içinde – insanları tanımayı
yaşam boyunca – sorunlarının çözümünü
8. Ben yazılarımı yazarken kendime ………. yazdıklarıma ………… ustasıyımdır.
A)
B)
C)
D)
E)
4.
I.
Başkaldırmanın siyasal anlamı dışında da
bir anlamı vardır.
II. Bu tür başkaldırma her şeyi yaşamak, ondan sonra bir gerçek yaratmaktır.
III. Kurallara uymadan başına buyruk yaşamak da bir tür başkaldırmadır.
IV. Hoş karşılanmaz böyle gerçek yaratmalar,
yoldan sapma sayılır.
V. Oysa bir tür aranmadır bu, kişinin kendini
bulmasıdır.
A) II-III
B) I-V
C) I-II
D) III-IV
E) IV-V
zorluk çıkarmanın – kusur bulmanın
moral vermenin – yön bulmanın
çevre aramanın – renk katmanın
yol çizmenin – okur bulmanın
destek bulmanın – bire bin katmanın
9. Elmas, nasıl, yontulmadan …………… insan da
acı çekmeden …………… .
A)
B)
C)
D)
E)
13
kıvamını bulamazsa – durulamaz.
kendini gösteremezse – işe yarayamaz.
satılamazsa – kendini ispatlayamaz.
mükemmelleşmezse – olgunlaşamaz.
işe yaramazsa – kendini tanıyamaz.
DGS 10-1
10. Sevgi, doğuşumuzla birlikte ………… elma
kurdunun …………… olduğu gibi.
A)
B)
C)
D)
E)
15. (I) Bir gün bile bize: “Yere çöp atmayın, yerdeki
kağıtları toplayın.” demedi. (II) Bir gün olsun yere
çöp atanı gördüğünde azarlamadı. (III) Eğitimin
böyle olmasını gerektiğini düşünüyorum. (IV) Yalnız, her teneffüste şaşkın bakışlarımız arasında
yerdeki çöp ve kağıtları toplardı. (V) Bizler de
saygımızdan yere çöp atamaz olduk.
bize yön verir – meyveden beslenmesi
bizim içimizdedir – meyvenin içinde
önümüze gelir – meyveyi kemirmesi
yaşamı renklendirir – meyvede yaşaması
dünyayı sevdirir – meyveden çıkamayışı
A) I
C) III
D) IV
A) I
B) II
C) III
D) IV
B) II
C) III
D) IV
B) II
C) III
D) IV
E) V
I. kol gezdiği bir yerde
II. eleştirinin olmadığı ortamda
III. neyin güzel, neyin doğru
IV. hele de korku ve baskının
V. neyin iyi olduğu anlaşılamaz
Bu sözler kurallı ve anlamlı bir cümle oluşturacak biçimde sıralandığında, hangisi baştan
ikinci olur?
A) I
E) V
B) II
C) III
D) IV
E) V
18.
I. eğitimden beklenen
II. ortaya koymak değil;
III. kafalar yetiştirmektir
IV. eleştirici düşünen,
V. birtakım robotlar
Bu sözler kurallı ve anlamlı bir cümle oluşturacak biçimde sıralandığında, hangisi ilk cümle olur?
13. (I) Sözü uzatmak, dallandırmak yoktur onda. (II)
Bu yüzden de konuşmasını dinlemek için can
atarsınız zaten hep kalabalıklar önünde konuşmuştur. (III) Konuşmalarını gereksiz sözcüklerle
doldurmaz. (IV) Ne diyecekse en açık, en doğru
biçimde sergiler. (V) Ama bu sözler bir araya geldi
mi, bir derinlik, bir anlam çoğalması yaratır.
A) I
E) V
17.
E) V
12. (I) Gülmece Türk edebiyatında her zaman yaşaya
gelmiştir. (II) Gülmece, her zaman acıyla iç içedir.
(III) Bir komedyen kahkaha tufanları yaratırken içten içe ağlar. (IV) Karikatüristin bir çizgisinde gülümseme kadar keder de vardır. (V) Nerede gülme varsa orada hüzün de vardır; gülme acıyla
ikizdir.
A) I
D) IV
I. düşünülmelidir
II. etkinlikler sonucu
III. kültürün, her zaman
IV. ortaya çıktığı
V. bilinçli yapılan
Bu sözler kurallı ve anlamlı bir cümle oluşturacak biçimde sıralandığında, hangisi baştan
üçüncü olur?
11. (I) Masallarda sınıf farklarının bir önemi yoktur. (II)
Yoksul bir adam zengin, varlıklı bir adam beş parasız olabilir. (III) Keloğlan padişah olabildiği gibi,
padişah da kolayca yerinden atılabilir. (IV) Masalların insana yakın gelmesinin altında bunlar yatar.
(V) Masallarda bir küpün üzerine binip binlerce kilometre uçabilirsiniz.
B) II
C) III
16.
11.– 15. SORULAR SIRASIYLA OKUNDUĞUNDA,
NUMARALANMIŞ CÜMLELERİN HANGİSİNİN
ANLAM BÜTÜNLÜĞÜNÜ BOZDUĞUNU BULUNUZ.
A) I
B) II
A) I
B) II
C) III
D) IV
E) V
E) V
19.
I. gerilemelerin görüldüğü çağdır
II. son evresi olan yaşlılık
III. fiziksel olarak
IV. organların görevinde
V. fiziksel yaşamın
Bu sözler kurallı ve anlamlı bir cümle oluşturacak biçimde sıralandığında, hangisi baştan
üçüncü cümle olur?
14. (I) Yazarlıkta ilk öğretmenim annemdir. (II) Annem
İstanbulluydu; ama, Anadolu’yu tanımıştı. (III)
Halkın dil ve düşünce gerçeklerini içine sindirmişti.
(IV) Edebiyat bilgisi kıt, sezgisi güçlüydü; yazdıklarımı en çok o yönlendirirdi. (V) Bütün büyük sanatçıların birilerinin ışığında yazarlığa başladığını
düşünüyorum.
A) I
B) II
C) III
D) IV
E) V
A) I
14
B) II
C) III
D) IV
E) V
DGS 10-1
20.
25. Emekliliğiyle ortaya çıkan boşluğu, hayvan
sevgisiyle doldurmuştu.
I. hırsızlığın nedenlerine eğilemeyen
II. namuslu düzen kuramayanların kafasıdır
III. amaçlayan kafalar
IV. toplumda erdem yaratmayı
V. hırsızların elini keserek
Bu sözler kurallı ve anlamlı bir cümle oluşturacak biçimde sıralandığında, hangisi baştan
dördüncü olur?
A) I
B) II
C) III
D) IV
A) Hayvanların insanlardan daha dost olduğunu
savunuyordu.
B) Emekli olduktan sonra insanlardan kaçar oldu.
C) Çalışırken yoğunluktan hayvanları göremiyordu.
D) Hayvanları ilkokul çağından beri çok severdi.
E) Emekli olduktan sonra yapacak işi pek yoktu.
E) V
21.
26. Öğretmenlerimizin hepsine çekinmeden yaklaşırdık da müdürümüzü görünce ödümüz kopardı.
I. bunlar yayın organlarında
II. ilgili, öyle fıkralar yaratır ki
III. görülmeseler de dilden dile
IV. halk zekası, devleti yönetenlerle
V. kısa bir sürede yayılıverir
Bu sözler kurallı ve anlamlı bir cümle oluşturacak biçimde sıralandığında, hangisi baştan
ikinci olur?
A) I
B) II
C) III
D) IV
A)
B)
C)
D)
E)
Müdürümüzle iletişim kurmak çok zordu.
Müdürümüzden öğretmenlerimiz de çekinirdi.
Müdürümüzün dışı sert, içi pamuk gibiydi.
Müdürümüz öğretmenlerimiz gibi değildi.
Müdürümüz öğretmenlere sert davranıyordu.
E) V
27. Aşağıdakilerin hangisinde deyim yanlış kullanılmıştır?
22.–26. SORULARDA BAŞTA VERİLEN CÜMLEDEN KESİN OLARAK ÇIKARILABİLECEK YARGIYI BULUNUZ.
22. Bir şarkı bir film, ilk anda halka çekici gelmeyebilir.
A)
B)
C)
D)
E)
A) Yaptığım sakarlıklara bıyık altından güldüklerini hissediyordum.
B) Bu günlere bileğinin hakkıyla geldi, kimseye
minnet borcu yok.
C) Ona hayrandık; birçok şeyi biliyor, bize bilgiçlik
taslıyordu.
D) Safın biriymişim meğer, her şeyin bilincine yeni varıyorum.
E) Hiçbirimizi dinlemiyor, yine kendi bildiğini okuyordu.
Sonradan güncel olan yapıtlar kalıcı olur.
Halk çekici bulduğu yapıtlara yönelmektedir.
Kimi sanat yapıtları etkisini sonradan gösterir.
Halkın çekici bulduğu yapıtlar gündem yaratır.
Sanat yapıtı, halkın tüm kesimlerine seslenebilmeli.
28. Eskimezlik deyince Yunus el eder yerinden.
Bu cümledeki altı çizili sözün cümleye kattığı
anlam, aşağıdakilerin hangisinde vardır?
23. Diğer konuşmalarının aksine, dünkü söyleşisinde mimarlığın bir yaratma işi olduğunu kabul ediyor.
A)
B)
C)
D)
E)
A)
B)
C)
D)
E)
Önceki konuşmaları kuşku yarattı.
Önceden böyle düşünmüyordu.
Mimarlarla önemli bir sorunu vardı.
Her konuşmasında başka şey söylüyor.
Böyle yaparsa inandırıcılığı kalmaz.
Başkanlık yarışının en güçlü adayıydı.
Sanatçı, öyküleriyle kendini dile getiriyor.
Yoklama sırasında Ahmet de sınıftaydı.
Yirminci yüzyılda, dünya, terörden çok çekti.
Her ortamda, dikkati çekmeyi bilirdi.
29. “Üniversite” sözcüğü aşağıdakilerin hangisinde
“genel” anlamda kullanılmıştır?
24. Bizimkiler kahvaltıdan sonra kahve içerler;
şimdi kahve ikram edelim.
A)
B)
C)
D)
E)
A)
B)
C)
D)
E)
Bizimkiler kahvaltılarını bitirdiler.
Kahvaltı, erken saatte veriliyor.
Bizde kahve sevmeyen yoktur.
Herkese yetecek kadar kahve var.
Kahvaltıdan sonra kahve iyi gider.
15
Üniversitenin kapısından gururla girdi.
Üniversite kampüsünde karşılaştı onunla.
Üniversite, gençler için dönüm noktasıdır.
Üniversiteye başladığım yıla döndüm.
Üniversite yıllarında bulmuştu kendini.
DGS 10-1
30. İlahi Komedya’yı İtalya’ya armağan etti Dante. Ve
sefalet içinde öldü. Ve elli yıl sonra bir ilah kalktı
mezarından, bir bayrak oldu. İtalyan birliğinin
bayrağı...
Parçadaki altı çizili sözün cümleye kattığı anlam aşağıdakilerin hangisinde vardır?
A)
B)
C)
D)
E)
34. (I) Heykel zor, bir o kadar da nankör sanat koludur. (II) Toprak, alçı, mermer, demir, bronz gibi
gereçleri, sert, kullanışsız, üstelik pahalıdır. (III)
Resim gibi, kolaylıkla elden çıkarılamaz; çünkü,
müşterisi pek yoktur. (IV) Seveni, anlayanı yoktur
dense yeridir. (V) Bütün bunlara rağmen, dünyanın her yanında bu sanata gönül verenler her gün
biraz daha artmaktadır.
Bu cümlelerdeki numaralanmış cümlelerin
hangisinde “heykel ile ilgili bir olumsuzluk” işlenmemiştir?
Çağları aşan bir sanatçı olmayı başardı.
Başarılarıyla toplumun önünde yüceldi.
O dönemlerde sanatının zirvesindeydi.
Toplumun siyasal yapısını biçimlendirdi.
Her zaman akıl danışılan biri oldu.
A) I.
B) II.
C) III.
D) IV.
E) V.
31. Aşağıdakilerin hangisi kanıtlanabilir bir yargıdır?
A) Birkaç yıl daha çalışsam, ekonomik durumum
düzelecektir.
B) Çocuklara güzel bir gelecek bırakmak, hepimizin görevidir.
C) Güzel bir film, hangimize, kaybettiklerimizin
değerini hatırlatmaz?
D) İlkokul öğretmenliği yaptığım o köyde, çok daha mutluydum.
E) Torosların insanları, yazları çalışmak için tarlalara iniyor.
35. (I) Ahmet Hamdi Tanpınar’ın 48 yıl önce yazdığı
“Huzur” adlı roman, bu yıl oyun olarak izleyici karşısına çıktı. (II) Kenan Işık’ın oyuna dönüştürdüğü
roman, Şehir Tiyatroları’nda sergileniyor. (III) “Huzur” hem bir aşk, hem de Tanpınar’ın İstanbul’a
duyduğu derin sevginin romanıdır. (IV) “Huzur” tiyatroya uyarlanmaya pek elverişli olmamakla birlikte, ortaya çıkan yapıt, izleyicinin beğenisini kazanıyor. (V) Tanpınar’ın Türkiye’de yaşanan uygarlık değişimine parmak bastığı yapıtı, Doğu’yla
Batı’nın sentezi peşinde.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde, sözü edilen yapıtın konusundan söz
edilmiştir?
32. Dili Behçet Necatigil, Oktay Rıfat gibi kullanmak
gerekmez; ama genç şairlerin bu ustalarla kendilerini eğitmeleri gerekir. Ne mutlu genç kuşak şairi
olmak; ustaların her biri büyük bir okul. Onlardan
beslenerek ne büyük şairler çıkacak kim bilir?
Aşağıdakilerin hangisinde, altı çizili sözle anlatılmak istenen anlam vardır?
A) I. ve II.
B) II. ve III.
D) IV. ve V. E) III. ve IV.
A) Gençliğimde, okuduğum sanatçılardan yararlanarak geliştim.
B) Ustaları taklit ederek de bir yerlere gelmek
mümkün.
C) Deneyimli sanatçılar gibi yazamamak moralini
bozuyordu.
D) Kimi gençlerin ustalardan da iyi olduğunu söyleyebiliriz.
E) Genç bir sanatçının ne olacağı ilk yapıtından
bellidir.
36.
I.
II.
III.
33. (I) İslamiyet’ten önceki yazılı ürünlerde Göktürk ve
Uygur alfabeleri kullanılmıştır. (II) Nazım birimi
olarak dörtlüğe yer verilmiştir ve uyak düzeni a–a–
a–b dizilişindedir. (III) Göktürk Yazıtları dışında
sözlü ve yazılı ürünler anonim niteliktedir. (IV) Dil,
yabancı etkiden uzak, anlatım doğaldır. (V) Destan, sagu ve koçaklamalar İslamiyet öncesi kültürünün ürünleridir.
Bu anlatımdaki numaralanmış cümlelerin hangisinde tanımlama yapılmıştır?
A) I.
B) II.
C) III.
D) IV.
C) III. ve V.
IV.
V.
Usta yönetmenlerin her çalışmasında aynı
başarıyı görmek mümkün değildir.
Yeteneğini özenle birleştiremeyen yönetmen ustalığın kapısını aralayamaz.
Yönetmenlikle ustalık, yalnızca yeteneğe
değil; çaba ve titizliğe de bağlıdır.
İşine önem veren yönetmen, yeteneği olmasa da kendini sonunda kabul ettirir.
Bir yönetmenin yeteneği eleştirilerle değil;
her şey bittikten sonra filmle belirir.
Bu cümlelerin hangi ikisi aynı düşünceyi anlatır?
A) I. ve II.
B) II. ve III.
D) IV. ve V. E) I. ve V.
C) III. ve IV.
E) V.
16
DGS 10-1
37. Tatilde okumak üzere kitap seçerken ödül kazanan kitaplardan başlayın.(I) Başta Nobel’den, diğer yabancı ödüllerden Türk ödüllerine kadar,
zevkinizi okşayacak birkaç kitap mutlaka vardır.
(II) Dünyada ve ülkemizde edebiyatın doruklarında yaşamanın zevkini yaşarsınız. (III) Ancak, yalnızca yabancı yazarlarla sınırlamayın kendinizi.
(IV) Çünkü, artık, dünya çapında kendini kabul ettirmiş Türk yazarları var. (V) Bunların sentezini iyi
kurarsanız, hem iyi bir tatil geçirirsiniz, hem de
dağarcığınız genişler.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisi, altı çizili cümlenin gerekçesidir?
A) I.
B) II.
C) III.
D) IV.
40. Yazarın altmışlı yıllarda başlattığı öykücülüğünü
iki binli yıllara yalnız iki kitapla taşıdığını görüyoruz. Otuz beş yılı aşkın bir sürede yalnızca iki öykü kitabı... Azımsadığımdan değil, yazarın daha
çok yazmasını istediğimden söylüyorum bunu.
Şunu da söylemeliyim yazar hakkında: Kuşaksız
bir yazar o. Kendi başına var olmuş, kendi çizgisini belirlemiş, sırtını belli bir kuşağa dayamamış...
Hep bir kıyıda edebiyatçılığını sürdüregelmiş.
Bu paragrafta sözü edilen yazar için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A)
B)
C)
D)
E)
E) V.
Uzun zamandır edebiyatla ilgilendiği
Kendi başına bir tavır geliştirdiği
Öykücülükte çizginin üstüne çıkamadığı
Özgün yaklaşım sağladığı
Az sayıda yapıt verdiği
41. Aşağıdakilerin hangisinde ikinci cümle, birinci
cümledeki altı çizili deyimin anlamını içermez?
38. (I) Siyah beyaz filmleri bilirsiniz. (II) Böyle filmler
için dekor en önemli ayrıntıdır. (III) Büyük bir köşk,
son derece gösterişli mobilyalar ve elinde bir tepsiyle her an hazır uşak... (IV) Genellikle de köşkün
önünde uçsuz bucaksız bir koru... (V) Yeni konu
ve anlatım bulamayınca görsel öğelere dayanmak, seyirciyi bunlarla etkilemek kaçınılmaz oluyordu.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisi, diğerlerinin nedeni olarak gösterilebilir?
A) I.
B) II.
C) III.
D) IV.
A) Kötü haberi alınca dünya başıma yıkıldı.
Bu durumdan inanılamayacak kadar kötü etkilendim.
B) Lafa daldık, işi öğleye kadar bitirecektik.
Konuşmayı sürdürünce işten geri kaldık.
C) O kadar iş varken yan gelip yattı.
Hiçbir şeyle ilgilenmeden keyfine baktı.
D) O kadar üstünde durdum; onu düzeltemedim.
Niyetini anlamaya çalıştım fakat olmadı.
E) Borçlarımızı ödedik de rahat bir nefes aldık.
Sıkıntılarımız sona erdi, ferahladık.
E) V.
42. Duvardaki yağlıboya Henri Matisse’ydi.
Bu cümlede olduğu gibi, kimi sözler benzetme
amacı gütmeden kendi anlamları dışında kullanılabilir.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde buna benzer
bir kullanım vardır?
39. Ölüm temasını işleyen aşağıdaki dizelerin
hangisinde “yaşamın sürdürülmesi dileği” vardır?
A) Dağların ardından ölüm çıkagelir
Kim bilir bu kez kime?
B) Ölmek her şeyden daha zor
Daha yaşanacak güzel günler var
C) Ölürüz diye mi üzülüyoruz.
Ne ettik, ne gördük şu fani dünyada.
D) Öldük, ölümden bir şeyler umarak
Bir büyük boşlukta bozuldu büyü
E) Kimse duymadan ölmeliyim
Sessiz sedasız bir ıssız köşede
A) Orhan Pamuk bu yıl da okurun elinden düşmedi.
B) İmza gününde ünlü yazarla tanışacağı için çok
heyecanlıydı.
C) Gök gürlemeye başlayınca hepimiz içeriye
kaçtık.
D) O rahat bir hayat sürerken biz ne sıkıntılar
çektik.
E) Doktor gelinceye kadar çocuğun ateşi düşmemişti.
17
DGS 10-1
43. Sanatta taklit, sanıldığı kadar kolay değildir. Alın
Picasso'nun bir resmini, Hugo'nun bir şiirini taklit
edin bakalım. Yaratıcı taklidi bir yana bırakın, kuru taklit bile uzun bir çaba ister. Önce taklit edeceğiniz kişinin yaratıcılığındaki sırları çözeceksiniz. Onun duygularını, düşüncelerini, davranışlarını iyi bileceksiniz, onu tanıyacaksınız, işinizin ustası olacaksınız. Unutmayın, sadece büyük sanatçıların taklit ettikleri eserlerde pençelerinin izi kalır.
Parçada asıl vurgulanmak istenen düşünce
aşağıdakilerden hangisidir?
45. Gerçekçilik, gerçeği yüceltir; ama sanatta eksilmeye yol açar. Varlıkların önemini arttırır; buna
karşılık sözcüklerin önemini azaltır. Maddelerin
anlatımında bir görüntü bin sözcüğe, hele devingen bir görüntü bir milyon sözcüğe bedeldir.
Artık sinemayla yarışmak zorunda olan roman,
gerçeği dile getirme çabasını bir yana bırakıp
daha çok hayal gücünü sözcüklerle harekete
geçirmelidir.
Bu parçada asıl vurgulanan aşağıdakilerden
hangisidir?
A) İnsanlar, kolay anlamayı sağlayan sinemayı,
romandan üstün tutar.
B) Sözcüklerin yerini görüntü aldığından, sözcüklerin canlandırma işlevi üzerinde durulmalıdır.
C) Gerçekçilik, kolay anlamayı sağlarken, sözcüklerin değerini azaltır.
D) Görüntülü anlatımla gerçek, insan zihninde
hemen şekillenir.
E) Romanın sinemayla yarışabilmesi günümüz
de olanaksızdır.
A) Taklit yoluyla sanat alanında sayısız eserler
ortaya çıkar.
B) Usta sanatçı taklit ettiği esere kişiliğinden bir
şeyler katar.
C) Taklit, kolay gibi görünse de çaba gerektiren
bir iştir.
D) Ünlü bir sanat eserini ancak ustalar taklit edebilir.
E) Taklit edilecek sanatçı her yönüyle tanınmalıdır.
44. Bana öyle geliyor ki tüm insanlar iyi. Ama onların
haklı ya da haksız, çıkarlarına dokunmayınız. Eğer
dokunulursa, iş değişiyor. Sizi seven, sayan; hatta baş tacı eden kimse, size en kötü sözlerle saldırabiliyor, onurunuzu bir paralık etmekten çekinmiyor. O sizin bildiğiniz kimse olmaktan çıkmıştır
artık.
Bu parçada asıl vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
46. Dünyamızı nasıl insansız düşünemezsek, insanı
da kitapsız düşünemeyiz. Beyninde düşünce kıvılcımının parladığı andan beri, insan, düşündüğünü ve duyduğunu türlü şekillerle eline ne geçirdi
ise ona yazmaktan kendini alamamıştır. O gün
bugün insan yazıyor, yazdığını okutuyor. Yıllar,
yüzyıllar geçiyor; bu arada kimi kitap unutuluyor,
kimi hatırlanıyor. Bunları doğanlar, yaşayanlar ve
ölenler olarak adlandırıyorum kendimce.
Parçada altı çizili sözlerle anlatılmak istenen
aşağıdakilerden hangisiyle örneklenebilir?
A) Bizi seven ve saygı gösterenlerin de bir gün
değişebileceğini unutmamalıyız.
B) İnsanlar, çıkarlarına ters olan durumlarda
umulmadık davranış gösterebilirler.
C) Her insan çıkarlarını gözetir, bize düşen bu
duruma saygı göstermektir.
D) İnsanların çıkarına dokunacak bir davranışımız varsa sonucuna katlanmalıyız.
E) Olaylar karşısında her insanın tepkisi aynı
olamaz.
A) Doğum, yaşam ne kadar doğalsa, ölüm de
doğaldır.
B) Ölüm, vefaya yenik düştüğü sürece güçsüzdür.
C) Dünyaya gelişin mutluluğuyla, sona varmanın hüznü yaşanır asırlardır.
D) Unutulmak, silinip gitmek evrenden; sonların
en acısıdır.
E) Tomurcuk patlar, meyve mevsime yenik düşer; ağaç daha yıllarca ayaktadır.
18
DGS 10-1
47. Günümüzde okuduğum birçok romanda filin bacağını yakalayıp sayfalarca anlatan yazarlarımız
var; bunlara tahammül edemiyorum. Filin bacağı
da bir şeydir elbet. Ama insan fili, dört bacağı ve
bütün haşmetiyle görmek istiyor.
Yukarıdaki parçada yazarın yakındığı aşağıdakilerden hangisidir?
A)
B)
C)
D)
E)
50. Büyüklenene hiçbir şey olmaz. Eğilen, gene doğrulur. Bu, suya benzer. Su bütün insanların işine
yarar; ama kimseyle didişmez. Dünyada su kadar
yumuşak, su kadar zayıf hiçbir şey yoktur; ama
sert olana, kuvvetli olana, saldırma etkisi bakımından ondan güçlüsü de yoktur. Zayıf güçlüyü,
yumuşak serti yener.
Bu parçada vurgulanmak istenen düşünceyi
en iyi destekleyen söz aşağıdakilerden hangisidir?
Konunun parçayla sınırlandırılması
Hep aynı konu üzerinde yazılması
Olayların farklı yansıtılması
Yazılarda derinliğin olmayışı
Yazıların doyuruculuktan uzak olması
A)
B)
C)
D)
E)
48. Baskıdan yeni çıkmış, mürekkebi kurumamış
günlük gazeteyi şöyle rahat rahat okumanın tadına doyum olmaz. Her sütun, her sayfa bizi
günlük olayların içine götürür. Böylece günün içinde yaşayan insan oluruz. Daha açığı, gazete
günün sorunlarını, yurt ve dünyayı, yerli ve yabancı kaynaklardan yararlanarak gözlerimizin
önüne serer. Bizi diğer insanlara bağlayarak bir
çeşit anten görevi yapar.
Yukarıdaki parçada aşağıdakilerin hangisinden söz edilmemiştir?
51. Şöyle bir çevreye bakın. Otobüste, vapurda, yolda
rastladığınız yaşlı insanların yüzlerini inceleyin.
Göreceksiniz ki bunların büyük bir çoğunluğu asık
suratlı, çatık kaşlıdır. Yaşla gelen, yüreklerine işleyen bencilliktir konuşan bu yüzlerde. Hani Yunus Emre “Biz dünyadan gider olduk, kalanlara
selam olsun.” demiş ya, nerede… Bu asık, yaşlı
suratlar “Biz dünyadan gider olduk, kalanların
canı cehenneme.” der gibidirler.
Yukarıda vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
A) Günlük gazeteler olayları sıcağı sıcağına
okuyucuya iletir.
B) Güncel haberlerle dolu bir gazeteyi okumak
oldukça keyiflidir.
C) Günlük olayları öğrenmenin tek yolu günlük
gazetedir.
D) Gazeteler salt yurt haberleriyle yetinmeyip
dünya haberlerini de bize iletir.
E) Gazete sayesinde dünyadaki diğer insanların
da sorunlarını öğrenip paylaşabiliriz.
A) Yaşlılığın bencilliğine yenilenler, sevgi ve hoşgörüyü de yitirirler.
B) Yaşlandıkça sorunlar arttığından, yüzdeki tebessüm azalır.
C) İnsanlar yaşlandıkça gençlerin davranışlarına
tahammül edemiyor.
D) Yaşlılık sıkıntıları da beraberinde getirdiğinden
mutsuzluk yaratır.
E) Yaşlıların çoğu yaşama sevincini kaybetmiş,
ruhsuzlaşmıştır.
49. “Uzaklarda mor dağlar... Güneş gören doruklar
pırıl pırıl... Yamaçlar, kuytu vadiler akşam karanlığına gömülürken dağ başlarında güneş bir taçtır.
Vakit geçer, lacivert gökte dağlar kapkara bir
silüettir artık.”
Parçada aşağıdakilerden hangisine başvurulmamıştır?
A) İkileme
C) Benzetme
E) Gözlem
Sessiz atın tekmesi, pek olur.
Boğaz dokuz bölümlüdür.
Sen bilirsin deyince, kavga olmaz.
Çok havlayan köpek ısırmaz.
Dinsizin hakkından imansız gelir.
52. (I) Asıl övgü, kendimizden üstün, hiç olmazsa
kendimize eşit kimselerden gelecek övgüdür. (II)
Bizi öven kişinin, düşüncelerini özgürce belirtmesi
gerekir. (III) Övmesi gerektiğini zorunluluk olarak
görenin sözleri, gerçeklerden uzaktır. (IV) Bu yüzden övgü zorunluluk değil, düşüncenin yansıması
olmalıdır. (V) Övülmek, insanları ateşleyen; insanların verimlilik kalitesini artıran bir olgudur.
Bu cümlelerin hangisi bir paragrafın giriş cümlesi olamaz?
B) Pekiştirme
D) Kişileştirme
A) I
19
B) II
C) III
D) IV
E) V
DGS 10-1
53.–54. SORULARI AŞAĞIDAKİ
GÖRE CEVAPLAYINIZ.
55. Bu parçada geçen “Afiş asma, her şeyden önce
ticari bir iştir.” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
PARAGRAFA
İlkel insan, çok erken bir dönemde, şiddetli soğuktan korunabilmek için hayvanların postu ile giyinmeyi akıl etti. Derileri ince derilerle ve bağırsaklarla dikmeyi öğrendikten sonra, lif fitilini çekip bükerek çok uzun iplikler yapmanın da yolunu buldu.
Zaten sapları, sarmaşıkları veya ağaç kabuğu şeritlerini örerek sepetçilik yapmayı eskiden beri biliyordu. Ağır kürkler, yerini birbirine dolanmış pek
sık ipliklerden yapılma maddelere bıraktığı gün
kumaş icat edilmiş oldu. Kumaşın insan yaşamına
girmesinden kısa bir süre sonra da şekilcilik, yani
moda kavramı gündeme geldi.
53. Aşağıdakilerden hangisi bu parçaya en uygun
başlık olur?
A)
B)
C)
D)
E)
A)
B)
C)
D)
E)
Afişte en önemli nitelik etkileyiciliktir.
Afişlerin her gün değişmesi gerekir.
Afişe gereksinim duymayan firma yoktur.
Afişler reklâm amacıyla asılmaktadır.
Afiş, firmanın kalitesinin de belirticisidir.
56. Bu parçanın son cümlesiyle aşağıdakilerden
hangisi arasında anlamca ilgi vardır?
A) Her yeni bir afiş, sokağa yeni bir dekor demektir.
B) Yönetimin her afişe hoşgörülü davranması gerekir.
C) Her afişin farklı bir dili, söylemi, güzelliği olmalıdır.
D) Afişlerin sokakları kirletmemesine özen göstermeliyiz.
E) Kentlerin renkli görünmelerinde afişler etkilidir.
Modanın Doğuşu
Modanın Kazandırdıkları
İşbirliği ve Moda
Modanın Güncelleştirilmesi
Modanın Öğrettikleri
57. Bu parçada aşağıdakilerden hangisinden söz
edilmemiştir?
54. Bu parçada aşağıdakilerden hangisi işlenmemiştir?
A)
B)
C)
D)
E)
A) Kumaşı bir biçime sokma düşüncesi deriyle
başlamıştır.
B) Kumaşın dokunmasıyla sepetin örülmesi ilişkilendirilebilir.
C) İnsanın kumaşa gidişi, aşama aşama gerçekleşmiştir.
D) Giyinme düşüncesi doğaya karşı koymaktan
doğmuştur.
E) Giyim anlayışı değişse de deri giyimler hep
güncel kalır.
Kent dekoru içinde afişler hep yenilenir.
Afiş kurumların rekabetini olumsuz etkiler.
Siyasi söylemde de afiş hazırlanabilir.
Afiş yerleri bir tür kazanç kapısıdır.
Afiş asmanın da kuralları vardır.
58.–60. SORULARI AŞAĞIDAKİ PARAGRAFA
GÖRE CEVAPLAYINIZ.
Asya’nın büyük uygarlıkları, toprağa bağlı çiftçilerin yaşadığı düzlüklerde yeşermiştir. Bu uygarlıklar Asya’nın koca dağlarıyla ve çölü andıran bozkırlarıyla birbirinden ayrılıyordu. Hiç kuşkusuz bu
uygarlıkların her biri özgünlüğünü bu ayrılığa
borçludur. Köylü yığınları dışında kalan yoksul
göçebe kavimler Çin Seddi ile İran kapıları arasında uçsuz bucaksız ve elverişsiz topraklarda
dolaşır dururlar; zaman zaman, Pekin, Delhi,
Benares veya Bağdat’taki zenginliğin büyüsüne
kapılırlardı. Bu kavimler sonu gelmeyen göçleriyle
uygarlıkların birbirine kaynaşmasına yol açmış ve
Asya halkları arasında bir dereceye kadar düşünce ve yaşam birliği sağlamışlardır.
58. Bu parçaya göre ”yoksul göçebe kavimlerinin
sağladığı” aşağıdakilerden hangisidir?
55.–57. SORULARI AŞAĞIDAKİ PARAGRAFA
GÖRE CEVAPLAYINIZ.
Afiş asma hakkı, her ülkede belli kurallara ve
yasalara bağlanmıştır. İsteyen, istediği yere, istediği afişi asamaz. Afiş asma her şeyden önce bir
ticari iştir. Kentlerde bu iş için ayrılan yerler belediyeninse belediye tarafından, özel kişilerinse sahipleri tarafından isteyenlere kiralanır. Çok işlek
yerlerde çok pahalı fiyatlar ödenir. Bunun için yapıları kaplayan tahta perdelerden bile yararlanılır.
Siyasi özdeyişler veya eylemci grupların sloganları da afiş sayılır. Ustalıkta kullandıkları çok uzun
saplı fırçalarıyla afiş yapıştırıcılar zaman zaman
süresi biten afişlerin yerine yenilerini asarlar. Bu
sürekli değişim sokakların dekorunu canlandırır,
yeniler.
A) Toplumların yerleşik yaşama geçmesinde yol
açma
B) Farklı toplumları, ortak bir noktaya getirme
C) Ünlü kentlerin tanıtımlarına katkıda bulunma
D) Toplumlar arasında ortak bir dil yaratma
E) Ülkelerin birbirleriyle haberleşmesini sağlama
20
DGS 10-1
59. Bu parçanın ilk cümlesinden aşağıdakilerden
hangisi çıkarılabilir?
62. Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A) Uygarlıkların yeşermesinde yerleşik toplum ve
tarım önemlidir.
B) Çiftçilerin uygarlıkların gelişmesine katkıları
büyüktür.
C) Tarıma elverişli olmayan topraklar uygarlığa
zarar verir
D) Toprağın işlendiği her yerde farklı bir uygarlık
belirir.
E) Düzlük araziyi tarıma elverişli hale getiren sudur.
A) Eski eğlenceler, yerini başka uğraşlara bırakmıştır.
B) Eski eğlenceler, her kesimin ilgisini çekebilmiştir.
C) Eskinin bayram eğlenceleri, artık anılarda kalmıştır.
D) Gençler, bilgisayar tutsağı olmaktan kurtarılmalıdır.
E) Günümüz teknolojisi sorunlu insanlar yaratmıştır.
60. Bu parçada aşağıdakilerden hangisinden söz
edilmemiştir?
63.–64. SORULARI AŞAĞIDAKİ PARAGRAFA
GÖRE CEVAPLAYINIZ.
Bir büyük A harfi çizen kimse, gerçekte bir öküz
başı çizdiğini aklına getirir veya bir M harfinin denizin dalgalarını belirttiğini düşünür mü? Oysa
harflerimizin her biri başlangıçta bir nesnenin
resmiydi. Sonradan bu resimlerin biçimi bozuldu
ve tanınmaz hale geldi. En eski yazı sistemlerinde
sadece somut nesneleri belirten resimler vardı:
öküz, güneş veya su yazmak için, bir öküz başı,
bir güneş, birkaç deniz dalgası çiziliyordu. Böyle
sistemler, Mısırlılarda, Hititlerde Amerika yerlilerinde çok yaygındı. Bugün de Çin yazısı kısmen
bu ilkeye dayanmaktadır. …………
63. Bu parçanın dil ve düşünce bağlantısına göre
aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanması gerekir?
A) Verimsiz topraklarda yaşayan toplumların yurt
edinemediğinden
B) Coğrafi şekillerin uygarlıkların belirlenmesinde
rol oynadığından
C) Göçebe kavimlerin toplumların kaynaşmasına
fırsat verdiğinden
D) Asya’nın uygarlığını göçebe kavimlerin yarattığından
E) Kentlerin görkeminin yoksul toplumları çok etkilediğinden
61.–62. SORULARI AŞAĞIDAKİ PARAGRAFA
GÖRE CEVAPLAYINIZ.
Atlıkarıncalar bütün bayram yerlerinde döner
dururdu. Oralarda, büyüklerin de küçüklerin de
sevdiği daha pek çok eğlence vardı. Raylar üzerinde hızla yükselip inen vagonlar, dönme dolap,
atışlar, piyangolar, halter kaldıran veya zincir kıran iri yarı adamlar, kılıç yutanlar, ateş kusanlar,
ayrıca koz helvacısıyla, şekercisiyle, keten helvacısıyla ve başka eğlencelikleriyle sayısız satıcılar… Ne kadar güzel değil mi? Şimdiyse çocukların dünyasında internet, dvd, msn var. Ondan…
Bu, insanlardan kopuk, sorunlu gençler ordusu…
A) Resimli yazıda, sanatsal nitelikten söz edilebilir.
B) Dünyanın her yanında insanlar yazıya gereksinim duymuştur.
C) Eski yazı şekilleri günümüz yazısından daha
gelişmişti.
D) Yazıyı geliştirebilmek nesneleri tanımakla gerçekleşebilir.
E) Yazıdaki her harf bir kavram veya varlığın simgesidir.
61. Bu parçada aşağıdakilerden hangisi vurgulanmaktadır?
A) Teknolojinin her insanda değişik etkiler yarattığı tartışılmaz.
B) Teknoloji geliştikçe bayramlar da farklı boyut
kazanmıştır.
C) Teknolojinin gelişmesi, insan ilişkilerini olumsuz etkilemektedir.
D) Teknolojinin tüm toplumu bir biçimde etkilediği
kesindir.
E) Teknoloji, eski bayramları tatlı bir anıya dönüştürmüştür.
64. Bu parçaya göre, aşağıdakilerin hangisinin bir
harfi anlattığı düşünülemez?
A) Tarak
D) Ay
21
B) Gözlük
E) Kanal
C) Yılan
DGS 10-1
67. Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?
65.–66. SORULARI AŞAĞIDAKİ PARAGRAFA
GÖRE CEVAPLAYINIZ.
Dünya ülkelerinin birçoğunda yakın zamana kadar
gezici ozanlar çoktu. Bunlar Aşık Kerem gibi oradan oraya gezerek kahvelerde, zengin konaklarında, köy odalarında saz çalar, türkü söyler, destan okurlardı. Bu anlatım; mim, müzik, hikaye, doğaçtan söz ve şiirin birbirine karıştığı çok yönlü bir
çeşit gösteridir. Ozan anlatımda her şeyden önce
belleğinden yararlanır (altmış bin dizeyi ezberinde
tutan Sırp ozanlarından söz ederler), ama aynı
zamanda anlattıklarını dinleyicilerin tepkilerine göre ayarlamaktan da geri kalmaz. Bu Hint’te,
Çin’de, Anadolu’da, Şili’de, Afrika’da hiç değişmez.
65. Bu parça, aşağıdakilerden hangisini açıklamaktadır?
A) Hokkabazlık, sokak ve panayırlardan lüks sokaklara yöneltilmiştir.
B) Fizik, kimya ve optik yasaları hokkabazlığın
büyüsünü bitirmiştir.
C) Hokkabazlarda diğer insanları imrendirecek nitelikler vardır.
D) Hokkabazlık, değişik oyunlarla para kazanmanın kolay yoludur.
E) Hokkabazlığın kökeninde insanlara değişik
duygular yaşatmak vardır.
68. Aşağıdakilerden hangisi “hokkabazların” gösteri yapma amaçlarından biri değildir?
A) Ozanların korunması, toplumun kültürünün
göstergesidir.
B) Dünyanın her yanında ozanlar aynı yolu izler.
C) Ozanlara ilgi duymayan bir toplum düşünülemez.
D) Bir toplumun dünya görüşü, ozanlarında ortaya çıkar.
E) Ozanların birçok yeteneği taşımaları gereklidir.
A)
B)
C)
D)
E)
69.–70. SORULARI AŞAĞIDAKİ PARAGRAFA
GÖRE CEVAPLAYINIZ.
İlk çağdan beri, denizlerde dolaşmak için gemiler
yapan insanoğlu, uzun süre kıyı boylarında dolaşmakla yetinmek zorunda kaldı. Ama yapım
tekniklerindeki ilerleme ve pusulanın icadı XVI.
yy.dan başlayarak insana uzaklara açılmak ve
gezegenin her yanını dolaşıp keşfetmek imkanını
verdi. Bugün sayısız gemiler denizlerde dolaşır,
bir ülkeden ötekine hammadde ve imal edilmiş
ürünler taşır. Deniz aynı zamanda insan için olağanüstü bir zenginlik kaynağıdır; insan, besinin
hiç de azımsanmayacak bir bölümünü (sözgelimi
Japonya’da) denizden sağlar. Teknik gelişmelerle
insanoğlu, deniz dibini incelemiş petrol ve doğalgaz yataklarını aramaya ve işletmeye başlamıştır.
Ama denizlerin bunca değerli olan biyolojik dengesi günümüzde, ne yazık ki, sanayi bakımından
gelişmenin bir ters yönü olan çevre kirlenmesiyle
bozulmaya başlamıştır.
69. Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?
66. Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A)
B)
C)
D)
E)
Yaşamlarını sürdürecek parayı kazanmak
Yaşamın alışılmış düzenini değiştirmek
Seyircilere keyifli anlar yaşatabilmek
Kalıcı bir sanat ortamı yaratabilmek
İzlemeye gelenlere kendilerini iyi hissettirmek
Gezici ozanlar geleneği artık değişmiştir.
Halk ozanları çok yönlü kişilik taşırlar.
Kültür geliştikçe ozana gereksinim azalır.
Kimi ozanların söz dağarcığı çok geniştir.
Ozanlar gösterilerini dinleyenlere göre ayarlar.
67.–68. SORULARI AŞAĞIDAKİ PARAGRAFA
GÖRE CEVAPLAYINIZ.
Hokkabazlık, her şeyden önce, el çabukluğuna,
parmakların becerisine bağlıdır. Ama hokkabazlar
yavaş yavaş fizik, kimya veya optik yasalarından
da yararlanarak, “numaralarını” geliştirdiler. Kendilerine “fizikçi” diye ad takılmasına yol açan denemelere giriştiler ve bu, hokkabazlığın “eğlendirici fizik” dönemi oldu. Sokaklarda, panayır yerlerinde, çalışan hokkabazlar birçok âlet yardımıyla,
sahnede gerçek gösteriler sunmaya başladılar.
“Ustaca hazırlanmış” malzemesiyle büyük büyü
gösterileri yapan büyücüler de yok değil. Bunlar
küçük mantar toplardan kadınlar, erkekler çıkarır;
küçük, hatta vahşi hayvanları yok eder, sonra yeniden ortaya çıkarırlar. Bütün bunları, eğlendirmek, güzel duygular yaşatmak, yaşamın tekdüzeliğini yok etmek, sıkıntıları unutturmak, bu arada
“günlük çorba paralarını çıkarmak” amacıyla yaparlar.
A) Denizlerin korunması, tüm kıyı ülkelerinin birleşmesiyle amaca ulaşabilir.
B) Denizlerin korunması konusunda bir gün bile
kaybedecek zaman kalmamıştır.
C) İnsan, birçok konuda yararlandığı denizin biyolojik dengesini önemsememektedir.
D) Denizlerin korunması için denize kıyısı olan
ülkelerin acil önlem alması gereklidir.
E) Denizlere yalnızca bugünle ilgili bakmak ondaki kaynakların tükenmesine yol açar.
22
DGS 10-1
70. Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
74. – 77. SORULARI AŞAĞIDA VERİLEN BİLGİLERE GÖRE CEVAPLAYINIZ.
A) Keşiflerin insanların denizlerde açılmalarını
sağladığına
B) Deniz yollarından ticari alanda yararlanıldığına
C) Kimi ülkelerin besinlerinin çoğunu denizden
çıkardığına
D) Denizleri korumanın gelişmiş ülkelerin işi olduğuna
E) Denizlerdeki verimliliğin giderek bozulmaya
başladığına
Ali, Burak, Can, Didem, Efe, Ferit ve Haluk isimli
arkadaşların, fizik, kimya ve biyoloji derslerinden
geçip kaldıklarıyla ilgili şu bilgiler bilinmektedir.
 Her dersten üç kişi kalmıştır.
 Efe ve Ferit bir dersten geçmiştir.
 Burak ve Didem iki dersten geçmiştir.
 Ali ve Haluk bütün derslerden geçmiştir.
 Burak ve Didem’in ortak olarak geçtiği tek ders
kimyadır.
 Efe Biyolojiden, Ferit fizikten geçmiştir.
Bu bilgilere göre;
74. Ferit hangi ders ya da derslerden kalmıştır?
71. – 73. SORULARI AŞAĞIDA VERİLEN BİLGİLERE GÖRE CEVAPLAYINIZ.
A) Fizik
B) Fizik-Kimya
B) Kimya
D) Kimya-Biyoloji
E) Fizik-Kimya-Biyoloji
Evet
Çekimser
Hayır
Akif
A
B C
Buket
B
A
Cemre
C
A C
Davut
A
B
C
Emre
B
C
A
Firuze
C A B
Hilal
A B C
Bir grubun kendi arasında yaptığı ve Akif, Buket
ile Cemre’nin aday olduğu başkanlık seçiminin
tablosu yukarıda verilmiştir. Oylamada:
 Evet, 1 puan
 Çekimser 0 puan
 Hayır ise –1 puandır.
 Adaylar kendine oy kullanabilir.
Bu bilgilere göre;
71. Seçimi kim kazanmış olabilir?
A) Akif
B) Buket
D) Akif – Cemre
75. Burak fizikten geçtiyse, Didem’in geçtiği dersler hangisidir?
A) Fizik
B) Fizik-Kimya
E) Kimya-Biyoloji
C) Cemre
E) Cemre – Buket
76. Fizikten geçenler kimler olabilir?
A)
B)
C)
D)
E)
72. Davut Cemre’ye EVET oyu atsaydı, adayların
sıralaması nasıl olurdu?
A)
B)
C)
D)
E)
B) Kimya
D) Fizik-Biyoloji
Ali-Burak-Can-Didem
Ali-Burak-Ferit-Haluk
Ali-Burak-Didem-Ferit-Haluk
Ali-Burak-Didem-Efe-Ferit
Ali-Burak-Can-Didem-Efe-Haluk
Cemre – Buket – Akif
Cemre – Akif – Buket
Akif – Cemre – Buket
Akif – Buket – Cemre
Buket – Cemre – Akif
77. Biyolojiden kalanlar kimler olabilir?
73. Emre Akif’e ÇEKİMSER oy kullansaydı adayların sıralaması nasıl olurdu?
A)
B)
C)
D)
E)
A)
B)
C)
D)
E)
1. Buket ve Cemre, 2. Akif
1. Akif ve Cemre, 2. Buket
1. Cemre, 2. Akif, 3. Buket
1. Akif, 2. Buket, 3. Cemre
1. Akif ve Buket, 2. Cemre
23
Burak-Can-Didem-Ferit
Burak-Can-Didem
Burak-Can-Didem-Efe
Burak-Can-Ferit
Ali-Can-Didem-Ferit
DGS 10-1
79. Durul hangi eşyayı almıştır?
78. – 80. SORULARI AŞAĞIDA VERİLEN BİLGİLERE GÖRE CEVAPLAYINIZ.
Cemil, Durul ve Elçin isimli arkadaşlar, vazo, resim, masa, kadeh ve tabağın satıldığı bir açık artırmaya katılmışlardır. Açık artırmanın kuralları ve
bu arkadaşların aldığı eşyalar ile ilgili şu bilgiler
verilmiştir.
 Açık artırmada, bir kişi fiyat vermediği bir eşyayı
alamaz.
 Üç arkadaş da üçer eşyaya fiyat vermiştir.
 En az eşyayı Durul almıştır.
 Kadehe sadece Elçin fiyat vermiştir.
 Cemil resme, Durul masaya fiyat vermemiştir.
 Vazo ve masaya iki arkadaş tarafından fiyat verilmiştir.
 Tabağa herkes tarafından fiyat verilmiştir.
 Masaya en yüksek fiyatı Elçin vermiştir.
Bu bilgilere göre;
A) Vazo
B) Resim
D) Kadeh E) Tabak
C) Masa
80. Elçin’in fiyat verip alamadığı eşya hangisidir?
A) Vazo
D) Kadeh
B) Resim
E) Tabak
C) Masa
78. Cemil hangi eşyaları almıştır?
A) vazo-resim-tabak
C) vazo-tabak
E) resim-tabak
B) resim-masa
D) vazo-masa
24
DGS 10-1
Download

dgs-1 sözel bölüm