ATEŞ
Maya Banks
Çeviri
Vedat Kaptanoğlu
-Arkamı her zaman kollayan harika dostlarıma.
Kim olduğunuzu biliyorsunuz. Sizleri Seviyorum.
5
6
BÖLÜM I
Jace Crestwell, Gabe Hamilton’un omzuna yavaşça vurdu. Gabe arkasını döndüğünde Jace sırıtarak, “Kardeşime
yeterince el koydun. Artık onunla dans etme sırası bende,”
dedi.
Gabe dansının yarıda kesilmesinden mutlu görünmüyordu. O ve Mia son bir saattir birbirlerine tutkalla yapıştırılmış
gibiydiler, yine de Gabe isteksizce de olsa geriye doğru bir
adım attı. Jace, Gabe’in yerini alırken Mia neşeyle gülümsedi.
Bentley Oteli’nin balo salonu Noel için süslenmişti, bunun nedeni sadece Noel’in yaklaşmış olması değildi elbette.
Mia, Noel’e bayılırdı. Gabe’in ise müstakbel nişanlısını mutlu etmek için hiçbir şeyden kaçınmadığı açıktı.
Ve evet, eğer Gabe bir şeyi elde etmek istiyorsa, başka
hiçbir şey düşünmeksizin hızlı hareket ederdi. Bu partiyi
Mia’nın parmağına yüzüğü taktığı andan itibaren planlamaya
başlamıştı. Hatta işleri yoluna koymadan Mia kararını değiştirecek diye bir ara epey korkmuştu.
Jace için arkadaşının bir kadına bu kadar bağlandığını gör7
mek aslında biraz komik sayılırdı. Hele söz konusu kadın
Jace’in kız kardeşi olunca tuhaf olduğu bile söylenebilirdi.
Ama Mia mutluydu ve bu da zaten Jace’in tek dileğiydi.
“Eğleniyor musun bari ufaklık?” diye sordu Jace, Mia’yı
dans pistinde döndürürken.
Mia’nın yüzü bir anda aydınlandı. “Bu muhteşem, Jace.
Bütün bu olanlar. Büyüleyici. Gabe’in bu kadar kısa sürede
bütün bunları ayarladığına inanamıyorum. Tek kelimeyle...
Mükemmel.”
Jace, kızın gülümsemesine karşılık verdi. “Mutlu olduğuna sevindim. Gabe sana karşı iyi olacak yoksa onun canına ot
tıkarım. Bunun altını daha en başından çizdim.”
Mia’nın gözleri kısıldı. “Şayet bana karşı iyi olmazsa,
korkması gereken tek kişi sen değilsin. Onun canına ot tıkayacak biri varsa o da ben olacağım.”
Jace başını arkaya atarak güldü. “Bundan hiç şüphem
yok. Her ne yaptıysan, onu şimdilik yola getirmeyi başardın.
Bunu takdir etmem gerek.”
Mia’nın yüzü bir an için hüzünlendiğinde, Jace’in kaşları
çatıldı. Jace, Mia’nın bulutların üzerinde olması gereken bir
gecede onu bu denli ciddileştiren şeyin ne olduğunu merak
etmişti.
“Benim için çok fazla şey yaptığını biliyorum,” dedi Mia
kısık ve sakin bir sesle. “Evlenip çocuk sahibi olmamanın sebebinin ben olup olmadığımı merak etmiştim hep.”
Jace, Mia’ya sanki kız kardeşi aklını oynatmış gibi bakıyordu.
“Belki de artık benim için bu kadar endişelenmeyi bırakmalısın, biliyorsun ki...”
“Yo, hayır bilmiyorum,” dedi Jace. Ardından başını iki
yana salladı. “Sen delisin, Mia. Öncelikle evlenmiş olman
8
benim senin için endişelenmeyi bırakacağım ve seni kollamaktan vazgeçeceğim anlamına gelmiyor. Bu bir gerçek,
buna alışsan iyi edersin. İkincisi, daha önce evlenmiş olsaydım, mesela özellikle sen daha gençken, bu işleri biraz daha
yoluna koymaz mıydı? Her ikimiz adına da? Aşırı korumacı,
aşırı buyurgan bir ağabey ile aynı yere tıkılıp kalmak yerine
destek alabileceğin bir anne figürü hayatında olabilirdi.”
Mia dansın ortasında bir anda durarak kollarını Jace’in
boynuna doladı ve ona sıkıca sarıldı.
“Beni yetiştirirken yaptığın tek bir şeyden bile şikâyet etmiyorum. Tek bir şeyden bile. Sen hep harikaydın ve bana
bahşettiğin şeyler için her zaman minnet duyacağım.”
Jace kızın sarılmasına karşılık verirken hâlâ başını sallıyordu. Deli. Gerçekten deliydi bu kız. Gabe ile yaklaşan düğünlerinin mutluluğunun ateşiyle parıl parıl parıldarken, şimdi
önem verdiği herkesin de aynı mutluluk ateşinden payını
almasını istiyordu. Tanrı biliyor ya, Ash ve Jace’in çoktan sürünerek ateş hattından uzaklaşmış olmaları gerekiyordu.
“Herhangi bir fedakârlıkta bulunmadım, Mia. Benim de
şikâyet edebileceğim pek bir şey yok. Peki, evlenmek ve çocuk sahibi olmak istemeyebileceğimi daha önce hiç düşünmedin mi?”
Mia kaşlarını çatıp bir adım geri çekildi ve ardından bakışları Gabe ile odanın diğer köşesinde duran Ash’e doğru
kaydı. “Evet, sanırım düşündüm.”
Jace ağzından kaçıverecek homurtuyu güçlükle bastırdı.
Görünen oydu ki Mia’nın söz konusu herhangi bir kadınla üçlü yapmak olduğunda, Ash’in ve kendisinin cinsel eğilimlerinin ne yönde olduğu hakkında güçlü fikirleri vardı.
Seks hayatının kız kardeşi tarafından bilinmesi bir ağabeyin
isteyeceği son şey olsa da, gerçek buydu. Jace’in yaşam tarzı
9
yüzünden özür dileyeceği filan yoktu ve yine aynı şekilde bu
konuyu bebek bakıcısıymış gibi davranan kardeşiyle tartışmaya niyeti de yoktu.
“Sert oyna, özgür yaşa,” dedi sadece, bir açıklama olarak.
Mia kaşlarını çatıp başını hafifçe yukarı kaldırdı.
Jace kahkaha attı, “Bu bizim mottomuz. Üçümüzün,
Gabe, ben ve Ash. Sen sadece Gabe’in oynadığı oyunu değiştirdin. Bu bizim de Gabe’in yolunu izleyeceğimiz anlamına
gelmiyor.”
Mia gözlerini devirdi, “Tanrı aşkına. Gabe’den kılıbığın
tekiymiş gibi bahsediyorsun.”
Jace, boğazını temizledi. “Yalan da değil...”
Mia, Jace’in omzuna yumruğuyla vurdu. “Bunu söylediğinden Gabe’e kesinlikle bahsedeceğim.”
Jace yine kahkahayı patlattı. “Gabe’in söz konusu sen
olunca kılıbık olmayı kabulleneceğinden adım gibi eminim.
Hem bu kötü bir şey değil. Sana doğru düzgün davranmasını
istiyorum.”
Aralarındaki konuşma Ash’in aralarına girip, Mia’yı kollarına almasıyla son buldu.
“Sıra bende,” dedi Ash. “Gabe’in seninle yeniden dans
edebilmek için epey beklemesi gerekecek, hazır ailesi onu
oyalıyorken ben de fırsatı kaçırmamaya karar verdim.”
Jace hafifçe öne doğru eğilerek, Mia’yı alnından öptü. “Bu
gece senin birtanem. Bu geceyi sonsuza kadar unutmamanı
istiyorum. Tadını çıkar.”
Mia’nın gülümsemesi bütün odayı aydınlattı. “Teşekkürler, Jace. Seni seviyorum.”
Jace, Mia’nın yanağına dokundu ve Ash kızı kollarından
alırken geriye doğru çekildi.
Jace, odanın uzak köşesine doğru çekildi ve bir köşede
10
durarak partide neler olup bittiğini izlemeye koyuldu. Parti,
Mia ve Gabe’in istediği gibi küçük ve birbirlerine olan sevgilerini doyasıya kutlayabilecekleri gibiydi.
Kulağa basmakalıp gelse de, ikisi de yuvadan uçmuş sayılırdı. Jace en yakın arkadaşının, küçük kız kardeşiyle takılması konusunda duygularından hâlâ emin değildi. Aralarında on dört yaş olması yetmezmiş gibi, üstüne Gabe’in cinsel
taleplerini de gereğinden fazla iyi biliyordu.
Birkaç hafta önce Gabe’in evine haber vermeden gittiğinde karşılaştığı manzarayı hatırlayınca ürperdi. Gözlerini o an
çamaşır suyuyla yıkamak istemişti, çünkü bir ağabeyin küçük
kız kardeşini görmesine gerek olmadığı durumlardan biriyle
karşılaşmıştı.
Mia’nın ne tür bir işe kalkıştığına dair bir fikri olup olmadığı konusunda ciddi endişeleri vardı, ancak söz konusu Mia
olduğunda, Gabe bambaşka biri oluyordu. Gabe kızı geri kazanabilmek için kendini New York şehrinin yarısının önünde rezil etmişti, bu yüzden Jace, Gabe ne halt etmiş olursa
olsun Mia’nın durumu idare edebileceğini tahmin ediyordu.
Artık bu konuyu düşünmeyi bırakacaktı.
Bakışlarını kalabalığın ve ikram masalarının üzerine doğru çevirdi. Mia, anne ve babasının araba kazasında ölmelerinin ardından Jace’in hayatının büyük bir bölümünü kaplar
olmuştu. Mia tam anlamıyla bir “tekne kazıntısıydı” ancak
hem Jace hem de anne babası ona tapıyordu. Anne ve babalarının ölümü onların hayatlarını değiştiren dönüm noktasıydı.
Jace üniversitede bira içip kızlara odaklandığı ve Ash ve
Gabe ile harika vakit geçirdiği dönemde 6 yaşındaki Mia’nın
tüm sorumluluğunu bir anda üstlenmek zorunda kalmıştı.
Gabe ve Ash, her ikisi de bu dönemde Jace’in en büyük des11
tekçisi olmuşlardı ve Mia da birçok yönden onların dostluklarını pekiştirmişti. Şu anda Jace’i ikna eden tek şey kardeşini
en yakın dostuna emanet ediyor olması ve kardeşinin bir yetişkin olarak kendi hayatını kurmasıydı.
Mia’nın artık bütünüyle onun sorumluluğunda olmaması
Jace’e yeni bir düzen getirecekti. Kendisinin de alıp başını
gitmeye niyeti olduğundan değil ama yine de durum artık
farklıydı. Ciddi bir ilişki içerisindeyken bile kardeşi sorunlarını Jace’e yansıtmamıştı. Jace’in rahatlamış olması gerekiyordu ama küçük kardeşinin kendisine eskisi kadar ihtiyaç
duymayacağını bilmenin üzüntüsü göğsünün üzerine çöküyordu.
Bakışları masalardan bardak ve tabakları toplayan genç kadının üzerinde odaklandı. Bu gece bakışları ikinci kez kadına
odaklanıyordu. Kadın çok fazla ortalarda dolaşmıyordu, düzenli olarak içeri girip boş tabak ve bardakları topluyordu.
Servis elemanı değildi. Jace onu, ordövr veya şampanya tepsisi taşırken hiç görmemişti. Üzerinde siyah pantolon, beyaz
gömlek ve önlük vardı.
Jace, ilgisini neden bu kadar çektiğini düşünmeden önce
kadını uzun süre inceledi. Kadın tamamen buraya ait değilmiş gibi duruyordu. Ve Jace’in bu izlenime nereden kapıldığına dair en ufak bir fikri yoktu. Kadını inceledikçe, onun
aslında bu partiye bir davetli olarak gelmesi gerektiğini düşünüyordu. Davetlilerin ardından ortalığı toplayan birisi olmamalıydı.
Kadının saçı ara sıra Mia’nın da yaptığı gibi dağınık topuz halindeydi. Toka ile sabitlenmişti ve bir adamın gelip de
kendilerini özgür bırakması için yalvarır gibiydi. Gece siyahı
saçlarındaki düzensiz buklelerin bazıları tokadan kurtulmuş,
boynundan aşağı doğru sallanıyordu.
12
Kadın narin ve ince yapılıydı, Jace’in hoşlandığı kadınlar
gibi kıvrımlı değildi. Dar kalçalı ve küçük göğüslüydü, ancak
göğüsleri beyaz gömleğini zorlayacak kadar kıvrımlıydı. Vücudunun geri kalanı ufak tefekti. Zarifti. Neredeyse kırılgan.
Kadın dönüp de yüzünü Jace’e gösterdiğinde, genç adamın nefesi bir anlığına kesildi. Kadının kemik yapısı inceydi.
Sanki büyük bir incelikle işlenmişti. Sanki aşırı kilo vermiş
gibi çıkık elmacık kemikleri ve ufak çenesi vardı. Fakat gözleri. Tanrım o gözler. Kadının farklı sayılabilecek kadar ufak
yüzünde oldukça iriydiler. Mavinin en harika tonlarındandı. Buza bakmak gibi sarsıcı bir maviydi. Saçlarının karasıyla
gözleri tezat oluşturuyorlardı.
Büyüleyiciydi.
Kadın telaş içerisinde hareketlendiğinde, kolları taşıdığı
tepsideki tabakların ağırlığıyla titriyordu. Jace bakışlarıyla
kadını odanın diğer tarafındaki mutfak kapısına varana dek
takip etti.
“Her zamanki tarifene pek uymuyor sanki,” diye mırıldandı Ash, hemen yanı başında.
Jace daldığı düşünceden sıyrılarak döndü ve Ash’in Mia
ile yaptığı dansın bitmiş olduğunu gördü. Şöyle bir göz attığında, dans pisti Gabe’in Mia’yı yeniden dansa kaldırdığını
ve ikisinin yine birbirlerine tutkalla yapıştırılmış gibi dans
ettiklerini gösteriyordu. Mia’nın gözleri neşe ve mutlulukla
parlıyordu. Bunu gördüğünde Jace’in önceki endişeleri biraz
olsun azaldı. Kardeşi emin ellerdeydi ve mutluydu.
“Neden bahsediyorsun, anlamadım? ” derken Jace’in sesi
mesafeliydi.
“Az önceki fıstık, masaları topluyordu. Seni izlerken fark
ettim. Kadını gözlerinle soydun resmen.”
Jace kaşları çatılmasına rağmen sessiz kaldı.
13
Ash, devam etti. “Ben de oyundayım. Kadın yakıyor!”
“Hayır.”
İtiraz, Jace’in dudaklarından söylemek isteyeceğinden
daha kararlı biçimde çıkmıştı. Bu kararlılığın nereden kaynaklandığına ya da birden neden bu kadar hassaslaştığına dair
bir fikri yoktu.
Ash güldü. “Sen ısınmaya başla. Sonuncusundan bu yana
epey zaman olmuştu. Ben gidip çekiciliğimi konuşturacağım.”
“Kıza yaklaşma bile, Ash” diye homurdandı, Jace.
Ancak Ash çoktan mutfağa doğru yönelmiş ve Jace’i yumrukları sıkılı vaziyette oracıkta bırakmıştı. Jace en iyi arkadaşına, düzenli olarak kadınlarını paylaştığı arkadaşı Ash’e,
kendisini bu kadının bir kilometre yakınında bile görmek
istemediğini nasıl açıklayabilirdi ki?
14
Download

Bölüm Oku