11 TEMMUZ 2014 CUMA
CUMHURİYET
SAYFA
ÇEVRECİLİKLE KURULAN KÖPRÜLER
13
Sağlıklı yaşam için kurulan organik pazar ürün çeşitliliğiyle sizi bir anda sarıyor
Şişli’de bir pazar var ki
Şişli Belediyesi sınırları içerisinde
yer alan, dışarıdan baktığınızda diğerlerinden farklı bir pazar görünümü vermeyen mekân, sağlıklı bir yaşam için
kurulmuş. Sokak aralarında kurulan
pazarlardan tek farkı, bu pazarın üstünün kapalı olması. Pazarın merdiveninden inerken kendinizi bir anda doğallığın ortasında buluyorsunuz. Ufak
çaplı bir pazar olmasına rağmen ürün
çeşitliliği azımsanamayacak ölçüde.
Tezgâhlarda, ürünlerin organik olduğunu gösteren sertifikalar var, ambalajlı ürünlerin üstünde “Fair Trade”(adil ticaret) sembolleri bulunuyor. Meyveler,
marketlerdeki parlak ve gösterişli meyveler kadar albenili değil belki ama genetikleriyle oynanmadığını doğal görünüşleriyle belli ediyor. Meyve ve sebzelerin kokuları ve tatları da en az dış
görünüşleri kadar doğal ve leziz. Öyle ki daha önce o sebzeyi hiç yememişsiniz hissi veriyor. Meyveler, Çatalca ve
İzmir’den getiriliyor.
Süt ürünleri standındaki süt, yoğurt
ve peynirler doğallığıyla çekiyor insanı. Peynir çeşidi çok değil ama market
peynirlerinde bulunmayan o nefis kokuları fark etmek ayrı bir haz veriyor.
Tezgâhta doğal yolla üretilmiş zeytin-
İdil Morsallıoğlu
yağı da satılıyor.
Pazarda yine doğal ürünlerden doğal
yollarla üretilmiş kozmetik ve temizlik
malzemeleri de var.
Nefis ve sağlıklı gözlemeler yapan
hanımlar; pazara ayrı bir güzellik ve
sıcaklık katıyor.
Neden Yerel Tohumlar?
Türkiye’de altı ekolojik pazarın kurulmasında Buğday Derneği’nin çalışmaları
yadsınamaz. Buğday Derneği’nde tohum
takas ağını yönlendiren ve bilişim koordinatörlüğü yapan Mehmet Gürmen’e
göre bu pazardaki tüm ürünler yerel to-
humlarla üretilmiş. GDO’lu hiçbir tohum, bu pazara giremez. Mehmet Bey,
yerel yani akıllı tohumların GDO’lu tohumlara göre daha sağlıklı ve güvenilir
olduğunu savunuyor.
Mehmet Gürmen bu konuyu, “Tohum
üretimi ve ticareti yapan firmalarda GDO’lu hibrit ürünler, gelecek yıl
ürün vermemek üzere programlanıyor. Programlanan bu tohumlar çiftçileri firmalara bağımlı kılıyor. Ekonomik bağımlılık, bu konudaki tek zarar
değildir. Bu yolla ürün çeşitliliği de
kısıtlanıyor. Geçmişteki binlerce tür
buğdaydan günümüze ne yazık ki yüzlerce çeşit kalmıştır. Nedeni ise bu firmaların yüzlerce tür ürün arasından
en verimlilerini seçmeleridir,böylece
biyolojik çeşitlilik azalmaktadır” şeklinde açıklıyor. Mehmet Gürmen, derneğin korumaya çalıştığı yerel tohumların ise yıllardır ekilip yenilenen tohumlardan oluştuğunu, en güçlü ve en dayanıklı tohumların ayıklanarak bir sonraki yılda kullanıldığını, böylece zamanla
olumsuz şartlara dayanıklı, genetiği güçlü akıllı tohumların oluştuğunu, bunların
da GDO’lu tohumlara göre çok daha üstün olduğunu vurguluyor.
Simay Güler- Mina Ceren Sever
Tüketilen besinlerin çoğu doğayı ve insanı zehirliyor
Ekolojik
Tarıma
‘Buğday’
desteği
Üzümünü ye bağını da sor
Bu ölümcül etkiyi veren besinlerin
üretimine ne pahasına devam ediliyor?
Yapay ve besin değeri neredeyse olmayan
ucuz ürünler satın alarak geleceğimize ne
kadar zarar verdiğimizin farkında mıyız?
Şişli’deki ekolojik pazarda yedi yıldır
stant kuran Cem Uygun süt ürünleri, et,
mantar, zeytinyağı ve bal satıyor. O,
ekolojik ürünlerin belirli bir kesime değil,
herkese ulaşması için azimle çalışan bir
doğasever. Bu ürünler ISO (Uluslararası
Standartlar Örgütü) standartlarına göre sık
sık test ediliyor ve sertifikalandırılıyor.
Kaliteyi belirleyen faktörlerden en önemlisi
ürünlerin kimyasal madde içermemesi.
Bu ürünler market tipi ürünlerden daha
İdil Morsallıoğlu
çabuk bozuluyor ve et yüzde 20, peynir
yüzde 30, süt yüzde 60, yoğurt yüzde
100 oranında pahalı. Ekolojik ürünlerin
üretim ve tüketimi yaygınlaştıkça fiyatları
uygunlaşacak. “Tüketicilerin büyük kısmı
bilinçsiz alışveriş yapıyor ve ekolojik
ürünler sınırlı bir kesime hitap ediyor,
yani ekolojik farkındalık ülkemizde
ancak yaygınlaşıyor” diyor Cem Uygun.
Türkiye’de şimdilik İstanbul’da Şişli,
Kartal, Beylikdüzü’nde olmak üzere üç;
İstanbul dışında da Kayseri, Konya ve
İzmir Seferihisar’da birer olmak üzere
altı ekolojik pazar var. İstanbul’daki
pazarlara ürünler 2-4 saatte ulaşıyor.
Cem Uygun “Verimli tarlalardan özenle
ürün seçilmesinin amacı yalnız kazanç
sağlamak değil; ekoloji kavramını herkese
benimsetmek ve sağlıklı bir Türkiye
yaratmak” diye devam ediyor.
Yasemin BAUER-Alpar GÜR
Nazan Kurthan, her cumartesi Türkiye’deki altı ekolojik pazardan biri olan Şişli Ekolojik Pazarı’nda, kendine ait Yeşil
Vadi Organik Tarım Çiftliği’nde ürettiği
doğal ürünleri İstanbullularla paylaşıyor.
GDO yani Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar hakkında ne düşünüyorsunuz?
NK: GDO hakkında çok bilgim yok
ama GDO’lu ürünlerin insan sağlığına
zararlı olduğunu biliyorum.
Neden organik tarım yapıyorsunuz?
NK: İnsanların ve çocukların sağlığını
düşündüğüm için GDO’lu ürünleri kullanmıyorum. Organik tarımı insan sağlığı için yapıyorum, para kazanmak için
değil. İnsanlar açlıktan ölmez ama GDO
Ege Sanin
İnsanların sağlığı daha önemli
nedeniyle hastalanıp ölebilirler.
GDO’lu bir ürün karşınıza çıkarsa
ne yaparsınız?
NK: Yemem ve yedirtmem. Doğal tohumları ekip doğal ürünler elde edebiliyoruz. Hayvanlarımıza da GDO’lu be-
sinler vermiyoruz. Böylece elde ettiğimiz ürünler de doğal oluyor.
GDO ithalatı yapan bir firmaya güvenir misiniz?
NK: Hayır, GDO ithalatı yapan firmalara asla güvenmem. İnsanların ve
çocukların sağlığı her şeyden önemlidir.
Kendi çiftliğinizi başka insanlara açmayı düşünür müsünüz?
NK: Zaten kapım herkese açık, ziyaretçilerimiz de oluyor. İnsanlara yardım
etmeyi, doğal yaşamı öğretmeyi çok isterim. Siz de isterseniz misafirim olabilirsiniz. Yeni kuşağa organik tarımın
nasıl yapıldığını öğretmeyi çok isterim.
Eren Şeftalioğlu - Ege Sanin- Simay
Güler-Can Akten
1990 yılında Viktor Ananias’ın Bodrum pazarında kurduğu tezgâhla başlayan Buğday Hareketi, günümüzde İstanbul’daki merkeziyle tüm ülkemize yayılmış
durumda.1998’den itibaren Buğday Ekolojik Yaşam Dergisi ile tanınan hareket,
2002 yılında Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği adıyla kurumsallaştı. Dernek, 2010 yılından beri üç ayda bir üyelerine ekolojik rehber yollamakta ve internet sitelerinde e-Bülten yayımlıyor. Günümüzde
derneğin üç bin beş yüz aktif üyesi, iki bin
gönüllü çalışanı, yirmi bin e-Bülten üyesi ve
tam gün çalışan on iki elemanı bulunuyor.
Derneğin gıda güvenilirliği, gıdaya ulaşabilme, ekolojik yaşam ve tohumlar gibi birçok alanda projeleri bulunuyor. Kültürel etkileşim için de önem taşıyan TaTuTa projesi, organik tarım yapan, aynı zamanda konaklama hizmeti veren çiftliklerde çalışmak
isteyenlere olanak sağlıyor. Bu tür çiftlikleri
her yıl binden fazla kişi ziyaret ediyor. Buğday Derneği, ülkemizdeki yerel tohumu korumak adına en kapsamlı projelerden biri
olan Tohum Takas Ağı’nı da yürütüyor. Bu
projeyle çiftçilerimizin yerel tohumlara daha
kolay ulaşması ve bilgi paylaşımında bulunması sağlanıyor.
Her yıl dünyanın dört bir yanından katılımcılar çeken Dünya Organik Kongresi’nde
Türkiye ilk kez bu yıl ekim ayında ev sahipliği yapacak. Binden fazla katılımcı beklenen
kongreyi Buğday Derneği organize ediyor.
Cengiz Ege SANİN-Sezen Ayka ALIŞKAN
Bu Program
Seçmeni
Etkiler mi?
Çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, “Nasıl
Bir Cumhurbaşkanı Olacağım?” sorusuna
dün açıkladığı temel bir bildirgeyle yanıt
verdi. Bunu bir program açıklaması olarak
da anlayabilirsiniz, bir siyasi ve toplumsal
hareket tarzı olarak da... Konuya bu açıdan
yaklaştığınızda, Ekmeleddin Bey’in dün
açıkladığı çeşitli konulara yaklaşım tarzı
seçmeni birleştirebilecek özelliktedir.
Çizilen tablo, oldukça geniş toplum kesimini
kucaklayıcıdır. Zaten kendisi, “CHP, MHP
özetle 5 partinin adayı değilim. Bütün
76 milyonun adayı olarak karşınızdayım”
düşüncesiyle bir siyaset tarzı ilan ediyor.
Orada türbanlı kızın özgürlüğü de var, Gezi
protestosuna katılanların ve şehit düşenlerin
özgürlüğü ve sahiplenilmesi de... Gençleri
yurtseverler olarak ilan ediyor ve toplumla
yeni bir diyalog öneriyor.
İhsanoğlu, RTE’yi tam cepheden
hedeflemiyor. Ama Gezi ve daha pek
çok konuda söyledikleriyle, Erdoğan ve
hükümetinin uygulamalarını eleştirici tutum
alıyor. Ekmeleddin Bey’in programı veya
düşünceler bildirgesi, tam bir “çatı aday”ın
anlam ve içeriğine uygun düşüyor. AKP’li
seçmeni de hedefliyor. Diyor ki, genel
seçimlerde git partine oy ver ama bu
genel seçim değil bir cumhurbaşkanı
seçimidir. Oyunu istiyorum...
Bildirgesi 4 temel kavram üzerinde: Sevgi
ekmek, dirlik ekmek, saygı ekmek, birlik
ekmek. RTE’nin dışlayıcı ve ötekileştirici, parti
ve seçmenlerin birbirinin boğazını kesecek
noktasına getiren parçalayıcı politikasına,
tamamen karşı bir politika... Huzur istiyor...
Halktan alacağı yetkiyi de ülkenin ana
politikalarında uyum için kullanacağını,
anayasayı esas alacağını vurguluyor.
İhsanoğlu’nun bilim adamı olmasına
rağmen, bilim ve teknolojiyi gündeme
getirmesi doğrusu şaşırtıcı oldu benim için.
Türkiye’de bilimde Nobelli bir insanımızın
olmadığını ve eğitim ve araştırmada en
geniş özgürlükler alanını açmak gerektiğini
vurgulaması önemliydi. Ekonomik faaliyette,
bilimi teknolojiyi, Ar-Ge’yi, inovasyonu büyük
bir etkinlikle üretmemiz ve kullanmamız
gerektiğini belirten bir cumhuşbaşkanı
adayı... Emek yoğun ekonomiden katma
değeri yüksek, bilgi, bilim-teknoloji yoğun bir
ekonomiye geçmemiz gerektiğini belirtiyor...
Bilimde de, ekonomide de ikinci ligden
birinci lige çıkmamızı sağlayacak bir ekonomi
politika... Bu yıllardır bizim Cumhuriyet Bilim
ve Teknoloji’de savunduğumuz politika...
İhsanoğlu, İslam İşbirliği Örgütü’nün genel
sekreterliğini yaptığı sırada da, İslam
ülkelerinde bilim ve teknoloji üretkenliğinin
gelişmesi için program uyguladı.
Ekmeleddin Bey’in geçmişi, ailesi vb.
ile ilgilenmek yerine, dünkü bu bildirgesini
esas alarak değerlendirmek gerekir.
Karşımda RTE’nin bir türevi vb. olduğunu
düşünmüyorum. Bu konuda söylenecek
her şey yanlış olur. Onu, bu bağlayıcı
konuşmasıyla değerlendirmeliyiz. Yargı
tarafsızlığı ve bağımsızlığı, kadınların
özgürlüğü, anadili vb. konularında çok
çağdaş görüşler savundu. RTE gibi
Cumhuriyet ve toplum ile ilgili tersine
mühendislik değil, tam tersine, yapıcı bir
mühendislik temelinde duruyor. Bu yaklaşım
seçmeni etkiler...
Yazılacak çok şey var, önümüzde de
zaman...
organik pazardan alışveriş yapanlar fiziksel değil ruhsal olarak da insanı beslediğini söylüyor
Ürünler emekle ve sevgiyle üretiliyor
Şişli Ekolojik Pazarı’nda alışveriş eden
Marmara Üniversitesi mezunu gazeteci Kemal Serdar (32) ve İstanbul Üniversitesi
mezunu medyacı Aybike Serdar (31) bu
pazarı neden tercih ettiklerini anlattılar.
Neden bu pazara geliyorsunuz?
A.S: Çünkü sağlıklı gıdaya en rahat ve
güvenilir şekilde ulaşabildiğim tek yerin
burası olduğuna inanıyorum. Herhangi
bir aracı olmadan üreticiyle tüketiciyi bir
araya getiriyor. Bu da üretici ve tüketici
arasındaki insani iletişimi güçlendiriyor.
“Organik” sözcüğü sizin için ne anlama geliyor?
K.S: Olması gereken ama son yıllarda sanayileşmeyle bozulan üretimin, eski
doğal haline dönmesi diyebiliriz. Aslında “organik gıda” olarak adlandırma-
mız bile çok acıklı. Ayrıca insanlara “organik gıda” dediğiniz zaman da “pahalı, zengin işi” gibi bir anlam kaygısı oluşmuyor değil.
Sizce organik tarım nasıl yapılmalı?
A.S: Makine kullanmadan sadece insan
emeğiyle ve sevgisiyle üretilen az fakat daha verimli ürünler elde ettiğimiz tarımdır.
Diğer insanları organik ürün almaya
nasıl teşvik edebiliriz?
A.S: Şöyle diyebilirim: “Organik ürün
neden pahalı?” diye bir soru var. Ben “Niçin diğer ürünler bu kadar ucuz?” sorusunu sormalarını ve herkesin temel ihtiyaç listesini gözden geçirmesi gerektiğini düşünüyorum. Evet, burada normal bir
pazardan yaklaşık iki kat fazla para harcayabiliyorsunuz ama temel ihtiyaç listenizi
Türkiye’den Özel ALEV Lisesi ve Almanya’dan
Bad Iburg Gymnasium (lisesi) Çevrecilikle Kurulan Köprüler projesinin üçüncü yılında “Ekolojik Pazarlar” konulu bir araştırma yaptılar.
2013-2014 döneminde Bad Iburg Gymnasiumdan Patrick MCcown, Jost Schowe, Leonie Bur-
hazırlarsanız ve gereksiz alışverişten kaçınırsanız bu gayet normal fiyatlarda olabiliyor. Ayrıca yapabildiğim her şeyi evde yapmaya çalışıyorum. Örneğin temizlik malzemelerini. Dolayısıyla onlardan
kazandığım parayı da burada mandalina
almak için kullanabiliyorum.
Buradan alışveriş yapmanın size kazandırdıkları nelerdir?
K.S: Buradan alışveriş yapmak sadece
fiziksel değil ruhsal olarak da insanı besliyor. Yani ulvi bir amaç için buradayız.
Bu insanların hepsi belki daha fazla ürün
yetiştirebilecekken azıyla yetiniyorlar.
Hayatınızın hangi alanlarında sürdürülebilirliği yaşattığınızı düşünüyorsunuz?
A.S: Bizim bu yaz, kırsal bir maceramız oldu. 2-3 ay sürdü fakat bu süreçte
ke, Jenny Fischer, Lena Heuer, Phillip Galow,
Nils Jäger,Vanessa Rathnasiri, Clemens Hagedorn, Niklas Pohlmann, Miriam Steinmann, Leoni Kersten,Verena Ossege,Vincent Stumpe, Max
Baumann, Jonas Tappmeyer, Johanna Müller,
Vivien Gramsch; Özel ALEV Lisesinden Ya-
hiçbir teknolojik alete ihtiyacımız olmadan ve sorgulamadan yaşadık. Şehirde bu
şekilde yaşamanın çok zor olduğunu kabul ediyorum ama doğaya kendinizi bıraktığınızda orada zaten her şeyin olduğunu fark ediyorsunuz.
K.S: Sürdürülebilirlik tanımı beni insan olarak hayatla kurduğumuz ilişkiye
kadar götürüyor. Orada da sormamız gereken şöyle bir soru var:15 milyon varlığın tek bir alanda hayatını sürdürebilmesi mantıklı bir şey mi? Şu anda kendi hayatımızda sürdürülebilirliği ne kadar uyguluyoruz, sorusunun cevabı ise: Çok çok
az çünkü doğal hayatta bunu uygulayabiliriz. Fakat amacımız da şu an yaşadığımız
ortamda o temel değişikliği yapabilmek.
Yağmur EVLİÇOĞLU-Melis SEZER
semin Bauer, Alpar Gür, İdil Morsallıoğlu, Ceren Sever, Berkay Yeten, Eren Şeftalioğlu, Ayka Alışkan, Cengiz Ege Sanin, Elif Ablak, Ali
AlpTamer, Simay Güler, Türker Gürakan, Yağmur Evliçoğlu, Melis Sezer, Cankat Zırhlıoğlu,
Ezgi Özçelikel ve Can Akten bu projeye katıldı.
C M Y B
‘Aleviler kime oy
vereceklerini bilir’
İstanbul Haber Servisi - Anadolu Alevi
Bektaşi Federasyonu tarafından, önceki
akşam “Kuran’ın Boyası, Ehlibeyt’in Mayası
Birlikten Dirliğe” söylemiyle iftar yemeği
düzenlendi. Renaissance Polat İstanbul
Otel’de düzenlenen iftar programında açılış
konuşmasını yapan federasyon genel başkanı
Cengiz Hortoğlu “Ehlibeyt sevgisi, Alevisi,
Sünnisi hepsinin ortak değeri olarak ortaya
çıkıyor. Tüm inanç gruplarını bir sofrada
buluşturmaya çalıştık. İslam dünyasında
büyük bir ateş yanıyor. Anadolu insanının
İslam anlayışı umut verecek özellikler
taşıyor” dedi. İftara Cumhurbaşkanı Abdullah
Gül de bir mesaj gönderdi. MHP Grup
Başkanvekili Oktay Vural da konuşmasında
Cumhurbaşkanlığı seçimine değinerek
“Uzlaşma ve diyaloğu yapabilecek bir
cumhurbaşkanı istiyoruz” diye konuştu.
Cem Vakfı Genel Başkanı İzzettin Doğan
ise kimsenin Alevilere kime oy vereceğini
söylemesini doğru bulmadığını belirterek
“Aleviler kâmil insanlardır. Kime oy
vereceklerini bilirler” dedi. İftara İstanbul
Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Bağımsız
İstanbul Milletvekili Hakan Şükür, eski Alevi
Bektaşi Federasyonu Başkanı Selahattin
Özel, İstanbul Müftüsü Rahmi Yaran, İhsan
Kalkavan ve Adil Işık, Orhan Gencebay,
Nuray Hafiftaş, Şafak Sezer ve Rıza
Çalımbay da katıldı.
Download

Ürünler emekle ve sevgiyle üretiliyor