İÇİNDEKİLER
VE
AYIN KONUSU
56 KANATLI SEKTÖRÜ DURUM DEĞERLENDİRMESİ
HABERLER
6 BAYRAKTAR SÖKE’DE
PAMUK HASADINA KATILDI
ÇİFTÇİ D ÜKÖY
N YA S I
TÜRKİYE ZİRAAT ODALARI BİRLİĞİ
İmtiyaz Sahibi
TZOB Adına
Genel Başkan Ş. Şemsi Bayraktar
Genel Yayın Müdürü
Bekir Şinasi Özdemir
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
34 SANAYİYE AKTARILAN SÜTTE
ARTIŞ DEVAM EDİYOR
Ebru Mine Esen
Yayın Kurulu
M. Hikmet Yavuzyiğit
Metin Türkyılmaz
Ömer Kaya
Dr. M. Fethi Güven
Hasan Hüseyin Coşkun
Dr. Fethi Güven
Prof. Dr. Mevhibe Albayrak
Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu
Prof. Dr. Erdoğan Güneş
Dr. Özden Hiçbirol
36 DÜNYA KADIN ÇİFTÇİLER GÜNÜ
40 CEVİZDE REKOLTEYİ DON VURDU
Görsel Katkı
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı
"Tarım ve İnsan" fotoğraf
yarışmasından alınmıştır.
58 KANATLI SEKTÖRÜ
60 ORGANİK TAVUKÇULUK
10 DÜNYA GIDA GÜNÜ
TARIM TOPRAKLARIMIZI KORUMALIYIZ
16 BAYRAKTAR’IN AYDIN TEMASLARI
42 YER FISTIĞI MEKANİZASYON BEKLİYOR
18 BAYRAKTAR KARACASU’DA
44 SOYADA ÜRETİM ARTIRILMALI
20 BAYRAKTAR KUYUCAK ZIRAAT ODASI
YENI HIZMET BINASINI AÇTI
46 DOĞAL AFETLER ÜRETİCİYİ VURDU
T ZOB DİYOR Kİ!
50 TARIM DIŞ TİCARET FAZLASI
VERMEYE DEVAM EDİYOR
62 TAVUKÇULUK ARAŞTIRMA İSTASYONU MÜDÜRLÜĞÜ VE TÜRKİYE
TAVUKÇULUĞUNDAKİ YERİ
64 KANATLI SEKTÖRÜ
70 ASPİR ÜRETİMİ, PAZARLAMASI VE KULLANIMI
ODALARIMIZDAN
67 ZIRAAT ODASI HIZMETE AÇILDI
24 GIDADA ENFLASYONUN SEBEBİ ARACILAR
68 ÜZÜM ÜZDÜ ZEYTİN GÜLDÜRDÜ
26 FASULYE "PAZARLAMA" MAĞDURU
69 FAKÜLTE MUTLULUĞU
28 SOĞAN REKOLTESİNDE DÜŞÜŞ BEKLENTİSİ
70 ALTERNATİF ÜRÜN SOYA FASULYESİ
31 ANTEP FISTIĞINDA DON VE KURAKLIK
HASADI ETKİLEDİ
71 ZEYTİN ÜRETİCİSİNİ SEVİNDİRDİ
32 MERALAR KORUNMALI
73 EN İYİ HAVUÇ ÜRETİCİSİ SEÇİLDİ
Yayın Türü
Yaygın Süreli Yayın
Basım Tarihi
14.11.2014
Dağıtım
MNG Kargo
Yönetim Yeri
Türkiye Ziraat Odaları Birliği
Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü
GMK Bulvarı No: 25
Demirtepe/ANKARA
Tel: 312 231 63 00
Fax: 312 229 65 38 - 231 30 77
e-mail:[email protected]
Baskı
Dorukkaya Matbaacılık Yayıncılık
Reklamcılık Madencilik
Enerji ve İnşaat A.Ş.
Macun Mahallesi 195. Cadde No: 2
Yenimahalle - ANKARA
Tel: 0312 397 11 97-98
Çiftçi ve Köy Dünyası dergisi
basın ahlak kurallarına uymayı
taahhüt eder. Yayımlanan yazıların
sorumlulukları sahiplerine ait olup,
Birliğimiz görüşlerini yansıtmamaktadır.
Dergide yayımlanan yazılar, kaynak
gösterilmek koşuluyla, diğer yayın
organlarında yayımlanabilir.
Gönderilen yazılar iade edilmez.
TÜRKİYE ZİRAAT ODALARI BİRLİĞİ
BAŞKANDAN
BAŞKANDAN
SESLENİŞ
Ziraat Odalarımızın değerli mensupları, sevgili çiftçi dostlarım,
Bütün dünyanın günümüzde, üzerinde ittifak ettiği en önemli konulardan
biri, gıda sektörünün, enerjiyle birlikte dünyanın en öncelikli sektörlerinden biri
haline geldiğidir. Gıda güvenliğini sağlayan ülkeler şanslı ülkelerdir. Her zaman söylediğimiz gibi, gelecekte gıdaya hükmeden ülkeler dünyaya da hükmedecektir.
Tarım sadece gıda üretimiyle de sınırlı kalmıyor; istihdam sağlıyor, ihracat
sağlıyor, birçok sektöre hammadde sağlıyor. Yani tarım geliştikçe sadece çiftçiler değil, bağlı olduğu bütün sektörler ve nihayetinde ülkeler de gelişiyor,
zenginleşiyor. Bu açıdan tarım, barındırdığı potansiyellerle ülkemiz için de
fevkalade önemli bir sektör. Sektörümüz, 6,5 milyon kişiye istihdam sağlıyor,
62,5 milyar dolarlık hâsıla üretiyor, 16 milyar doların üzerinde ihracat yapıyor.
76 milyon ülke nüfusunu, 35 milyon turisti besliyor. Ancak varmak istediğimiz
hedefler nazara alındığında alınması gereken daha çok uzun yollar, çözülmesi
gereken yapısal sorunlarımızın da olduğu muhakkak… Hedeflerimiz dikkate
alındığında sektörümüzün mutlaka çözülmesi gereken sorunları var. Bu sorunların çözümünü sadece kamuya da bırakamayız. Sektörün en önemli meslek kuruluşu olarak, çalışmalarımızı bu bilinçte geceli gündüzlü sürdürüyoruz.
Biliyoruz ki, sorunlarımız çözüldükçe hem üreticimiz hem tüketicimiz hem de
ülkemiz kazanacak.
Değerli arkadaşlarım, bir yandan sorunlarımızı çözme uğraşı içinde olurken, bir başka mücadelemiz ise elimizdeki kaynaklara sahip çıkmak; Allah’ın
bu ülkeye, ülke insanımıza bahşettiği doğal zenginliklerimizi; havayı, suyu, toprağı korumak mücadelesidir. Verimli arazilerinizi koruyamaz, suyunuzu kirletir,
israf eder heba ederseniz nasıl üretebilirsiniz? Dünya Gıda Günü dolayısıyla
yaptığımız basın toplantısında da vurguladığımız gibi, Türkiye’de tarım topraklarının tehdit altında olduğunu bildirerek, tarım topraklarımız tehdit altındadır;
bu alanların sürekli azaldığı bir ortamda, gıda güvencemizin zamanla sıkıntıya
gireceğini söylemek asla kâhinlik olmaz. Evet, tarım topraklarının korunması,
kollanması sanki çiftçinin sorunuymuş gibi algılanabilir. Tabii ki öncelikle bizin
sorunumuzdur. Ancak bu sorun uzun vadede herkesin, her sektörün ve bu ülkenin de çok önemli bir sorunudur. Bu böyle bilinmeli, böyle hareket edilmeli,
bu bilinç her kesimce kabul edilmelidir. Zira yine her vesileyle vurguladığımız
gibi, tarımın en ufak bir sorunu bile çiftçimizin, üreticimizin olduğu kadar ülkemizin de sorunudur. Sorunlar karşısında elde edilen her başarı sadece sektörümüz adına değilse bütün ülkemiz adına bir başarıysa, tarım açısından her
tehlikeli durum da ülkemiz açısından aynı ölçüde üzerinde durulması gereken,
çözülmesi gereken bir durumdur. Bu gerçekler bize toprağımızı çok iyi korumamız, önlemler almamız ve kullanmamız gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.
Verimli tarım arazilerinin imara açılmasını asla istemiyoruz. Bu konuda yerel
yönetimlere de büyük sorumluluklar düşüyor. Bu sorumluluk sadece bugünün
sorumluluk da değil. Bu sorumluluk, geleceğimizin, gelecek nesillerin, torunlarımızın da sorumluluğu aynı zamanda. Toprakla ilgili yetki kullanan bütün
Ş. Şemsi BAYRAKTAR
Türkiye Ziraat Odaları Birliği
Genel Başkanı
herkesin bu bilinçle hareket etmesi, kararlarını bu sorumluluğunun gereklerini yerine getirecek şekilde yerine getirmeleri en büyük beklentilerimizden biri.
Tarım topraklarımız, özellikle de Anadolu topraklarımız
için en büyük tehlikelerden, tarımsal üretimimize en büyük
darbe vuran etkenlerin en başında erozyon geliyor. Üretimdeki vazgeçilmez önemine rağmen, ülkemizde toprağın korunmasına, özellikle de onu aşındırarak yok eden
erozyona yeteri kadar önem maalesef verilmiyor. Oysa
ülkemiz her yıl bir Kıbrıs Adası kadar toprağını erozyon
nedeniyle kaybediyor. Kısaca, topraklarımız bir yandan
erozyonla aşınıp taşınıyor; çoraklaşma ve drenaj yetersizliği nedeniyle yararlanılamaz hale geliyor; bir yandan
da tarımsal amaçlar dışında kullanımlarla işgal ediliyor ve
kirletiliyor.
Tarım topraklarımızın sınırlı ve artırılamayacağı ortadayken yapılabilecek en kolay şey koruyup kollamaktır. Birçok
ülkenin milyar dolarlık bedellerle başka ülkelerin topraklarını kiralayıp satın aldığı günümüzde bizim kendi toprağımıza
sahip çıkmamız kadar hayati önemde başka bir konumuz
olamaz, olmamalıdır. Birçok ülke kendi toprakları dışında
tarım toprakları ararken, biz şuursuzca tarım topraklarımızı
imara açmamalıyız. Ülkemizin gıda güvencesinin devamı
isteniyorsa, insanlarımızın aç kalmaması isteniyorsa, elimiz
kolumuz bağlanmamalı, tarım topraklarımız imarla elimizden alınmamalıdır.
Değerli dostlarım, Ekim ayları sektörümüz açısından iki
önemli günü de bünyesinde barındırıyor. Bunlardan biri
Dünya Gıda Günü, diğeri ise Dünya Kadın Çiftçiler Günü…
Gıda Günü, bütün dünyada, beslenme için gıdanın, bu
çerçevede tarımın önemini vurgulamak, açlık tehlikesine,
bunun yanında aşırılığa ve israfa dikkatleri çekmek için bir
vesile oluşturuyor.
Dünya Kadın Çiftçiler Günü de bizler için ayrı bir ehemmiyet taşıyor. Zira bizler, sektörümüzün geleceği açısından
kadın çiftçilerimizi olmazsa olmaz olarak görüyoruz. Ülkemiz
tarımı için kadın çiftçilerimizin önemi, onların emeği asla inkâr
edilemeyecek değerdedir. Kadın çiftçilerimizin sektörde üstlendikleri roller çerçevesinde şunu çok iddialı bir şekilde dile
getiriyor ve diyoruz ki, şayet kadınlarımızı tam manasıyla eğitemezsek tarımda verimlilik bir hayal olarak kalacaktır.
Kendilerine verdiğimiz bu önem çerçevesinde, kadın
çiftçilerimize zirai kredilerde, devlet desteklerinde, projelerde öncelik ve ayrıcalık tanınmasını istiyoruz. Yine bu noktada bir başka talebimiz ise kadın çiftçilerimizin ödemesi
gereken sigorta primleri için de pozitif ayırımcılık yapılması
ve prim miktarının yüzde 60’ının devlet tarafından karşılanmasıdır.
Bütün çiftçilerimize doğal afet ve bütün olumsuzluklardan uzak çalışmalar; bütün Ziraat Odalarımızın yönetici ve
personeline de başarılar temenni ediyorum.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
5
HABERLER
HABERLER
BAYRAKTAR SÖKE’DE
PAMUK HASADINA KATILDI
Bayraktar: Ege bölgesinde dünyanın en kaliteli pamuğunu üretiyoruz
pamuk hasadına Aydın Vali Yardımcısı
Abdullah Aslan ile birlikte katılan Bayraktar, şunları kaydetti:
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Kaliteli pamuğu üretiyoruz ama
sıfır gümrükle ithal edilen pamuk
karşısında çok ciddi sıkıntılar
yaşıyoruz."
6
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, Aydın Söke’de
makinalı pamuk hasadı ve tarla günleri
etkinliğine katıldı.
Bayraktar, pamuk hasadı ve tarla günleri etkinliği için düzenlenen törende yaptığı konuşmada, “Ege bölgesinde dünya-
nın en kaliteli pamuğunu üretiyoruz ama
sıfır gümrükle ithal edilen pamuk karşısında çok ciddi sıkıntılar yaşıyoruz” dedi.
Şanlıurfa’dan sonra Türkiye’nin en büyük pamuk ambarı olan ve bu sezon yaklaşık 378 bin dekar alanda pamuk ekimi
yapılan Söke’de Yeniköy Mahallesi’ndeki
“Pamuk bölge ve Türkiye için çok
önemli bir ürün. Ege bölgesinde dünyanın en kaliteli pamuğu üretiliyor. Buna
rağmen, diğer ülkelerde üreticilere verilen
yoğun teşvikler nedeniyle ithalat önlenemiyor. Kaliteli pamuğu üretiyoruz ama sıfır gümrükle ithal edilen pamuk karşısında
çok ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Bu yıl dünyada pamuk üretimi yüzde 25 artarken
fiyatlarda yüzde 30 gerileme yaşanıyor.
Pamukta mukayeseli üstünlüğün yanı sıra
mutlak üstünlüğün de sağlanması gerekiyor.
2013 yılında yaklaşık 869 bin
ton sıfır gümrükle pamuk ithal
edilirken, bu yılın ithal edilen pamuk şimdiden,
8 ayda 650
bin tona
ulaştı. Bu yıl
sonu itibarıyla
800-850 bin
tonu da aşacağımızı gösteriyor.
Türkiye’de pamuk üreticilerini daha
fazla desteklemek ve pamuk üretiminde
bu ülkeyi kendine yeterli hale getirmek
lazım. Sadece bu değil, Türkiye yağlık
tohum, yağ ve küspe ithalatına 3,5 milyar dolar ödüyor. O zaman bizim yağlık
ihtiyacını karşılamak üzere üreticimizi
muhakkak surette tarlada tutmamız ve
üretmesini sağlamamız gerekiyor. Pamuk
üreticilerinin sorunlarını aynı zamanda da
yukarıya taşımak üzere buradayım.”
Pamuk üreticilerinin mutlaka desteklenmesi, acil olarak desteklerin artırılması
gerektiğini vurgulayan Bayraktar, şöyle
dedi:
“Prim yetmiyorsa prim artışını muhakkak surette isteyeceğiz. Bunun
dışında özellikle tarımsal girdilerde,
mazotta, elektrikte, gübrede vergi yükümüzün hafifletilmesini talep ediyorum.
Sayın Başbakan’a tüm bunları takdim
edeceğiz. Şu unutulmamalı, çiftçimiz
hapşırsa diğer sektörler nezle olur. Çiftçimizin tarlada kalması için vergi yükü
hafifletilmeli.
Acil tedbir alınmaması durumunda
pamuk üreticilerini gelecek yıl tarlada
görmek mümkün olmaz. Daha fazla ithalat yapmak zorunda kalırız. Elbette ciddi
manada destek verilmiyor değil. Ciddi
manada prim veriliyor ama makası kapat◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
7
HABERLER
HABERLER
mamız mümkün değil. Bu makası kapatmak
lazım. İthalatı önlemenin de başka yolu yok.
Doğal afetlerden zarar gören bütün üreticilerimizin de bazı borçlarının yapılandırılmasını
talep ediyoruz.”
Aydın’ın tarım potansiyeli bakımından ülkemizin önde gelen illerinden biri olduğunu
belirten Bayraktar, şunları söyledi:
“Aydın pamuk üretiminde Türkiye’de ikinci, incir, zeytin ve kestane üretiminde birinci,
çilek üretiminde üçüncü sırada bulunuyor.
340 bin büyükbaş ve 300 bin küçükbaş, 2
milyon kümes hayvan yetiştiriciliğiyle önemli
bir tarım ve hayvancılık kenti olan Aydın’ın,
yüzde 55’i tarımla geçiniyor. Bu ciddi bir potansiyel.”
Bayraktar, çiftçinin yaşadığı sorunların
çözümünde siyasetçiler ve diğer paydaş
kuruluşlardan destek istedi. Pamuk toplama
makinasının üzerine çıkan Bayraktar, pamuk
hasadı yaptı. Bayraktar, sezonun tüm üreticilere hayırlı olmasını diledi.
Diğer konuşmacılar
Söke Ziraat Odası Başkanı Kemal Kocabaş konuşmasında, pamuk üreticilerinden hasat yaptıkları pamuğun acil ihtiyaçlarını karşılayacak kadar olanı satmalarını,
tüccara emanet pamuk teslim etmemelerini istedi. Kurban Bayramı sonrası Söke
Ovası’nda, makinalı pamuk hasadın çok
hızlı bir şekilde gerçekleşeceğine dikkat
çeken Kocabaş, “Hasadını yaptığımız pamuğu bir anda elimizden çıkarırsak piyasada fiyat düşüşüne neden oluruz. Piyasayı
zorlayabilmemiz için ürünlerimizi bekletelim. Tariş Pamuk Kooperatifi’ne de pamuk
verelim. Mevcut 55 kuruşluk destekleme
primin en az 75 kuruş olmasını arzu ediyoruz” dedi.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Pamuk üreticilerinin mutlaka desteklenmesi lazım.
Prim yetmiyorsa prim artışını muhakkak surette isteyeceğiz.
Sayın Başbakan’a tüm bunları takdim edeceğiz."
8
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Söke Ticaret Borsası Başkanı S. Deniz Günal da umudunu alın terine, tarlaya
bağlayan pamuk üreticisinin hasat sezonu başında fiyatlardaki düşüşün şokunu
yaşadığını söyledi. Günal, “Biz pamuğa 4
lira fiyat beklerken, pamuğun 3,80’lerden,
hatta bugün de 3,50 liradan işlem görmesi, üreticimizde hayal kırıklığı yaşattı. Pamuk üreticisi pamuktan vazgeçerse 3 milyon kişinin istihdam edildiği tekstil sektörü
de bundan zarar görür. Bu kaçınılmaz.
Pamuk üreticisinin sorunlarına sahip çıkılmalı” dedi.
Törene katılan Aydın Gıda, Tarım ve
Hayvancılık İl Müdürü Mustafa Bircan,
Aydın ilinin pamuk üretiminde Türkiye’de
ikinci sırada yer aldığını söyleyerek,
“Türkiye’deki pamuk üretiminin yüzde
10,8’ini karşılayan Aydın’da ekim alanların sınırlı olması, birim alanından elde
edilecek verimin ve kaliteli yükseltilmesini zorunlu kılıyor” dedi. Makinalı pamuk
hasadının önemine değinen Bircan, üreticileri nemli pamuk toplamamaları konusunda uyarıda bulundu.
Hasat törenine TZOB Yönetim Kurulu
Başkan Vekili Nuri Sorman, Söke Kaymakamı Mehmet Demirezer, Söke Belediye Başkanı Süleyman Toyrani, Aydın
Efeler Ziraat Odası Başkanı Rıza Posacı, Söke Gıda, Tarım ve Hayvancılık İlçe
Müdürü M. Ali Körlü, Tariş Pamuk Kooperatifi Başkanı İsmail Özer, Söke Genç
İş Adamları Derneği Başkanı Mehmet
Yabancı, ilçedeki tarımsal kuruluşların
başkan ve yöneticileri ve yöre çiftçileri
katıldı.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
9
HABERLER
HABERLER
Kutlamanın amacı da dünyada yaşanan
yetersiz beslenmeye ve özellikle açlığa
duyarlılığı artırmak; dünyada gıda güvenliğine dikkat çekmektir. Birleşmiş Milletler
Gıda ve Tarım Örgütü, Dünya Gıda Günü
için bu yıl, ‘Aile Çiftçiliği: Dünyayı Besle,
Yeryüzünü Önemse’ sloganını ana tema
olarak benimsendi.
DÜNYA GIDA GÜNÜ
TARIM TOPRAKLARIMIZI KORUMALIYIZ
Aile çiftçiliği; hem gelişen, hem de gelişmekte olan ülkelerde, gıda üretiminde
tarımın en temel unsurudur. Açlık ve yoksullukla mücadele, gıda güvenliğinin ve
beslenmenin sağlanması, geçimin kolaylaştırılması ve doğal kaynakların yönetimi,
çevrenin korunması ve özellikle de kırsal
alanlarda sürdürülebilir kalkınma açısından, aile çiftçiliği son derece önemli.
Hem dünyada hem de ülkemizde tarımsal üretimin büyük bölümü, aile çiftçiliği ve küçük ölçekli çiftçilik yoluyla yapılmaktadır. Ülkemizin gıda güvencesinin
devamı açısından aile çiftçiliğinin vazgeçilmez bir konumda olduğu unutulmamalıdır. Önceliğimiz aile çiftçiliğimizi desteklemek olmalıdır.”
Büyük işletmeler, tek başlarına gıda
güvencesini sağlayamazlar
Büyük tarım işletmelerinin, tek başlarına ülkemizin gıda güvencesini sağlayamayacaklarını bildiren Bayraktar, şöyle
devam etti:
“Kar amacıyla çalıştıkları için yeterince kar elde edemedikleri durumda tarımdan çıkarlar. Sadece dünya piyasalarına
dönük ve tek ürüne dayalı üretim yapan
büyük uluslararası firmalar tarım için büyük risktir. Bunun örnekleri, Afrika, Latin
Amerika, Güney Asya ülkelerinde görülmüştür. Tek ürüne dayalı üretim, bu ülkelerde açlık ve yetersiz beslenmenin ana
nedenlerinden biridir.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Tarım topraklarının, sürekli
azaldığı bir ortamda, gıda
güvencemizin zamanla sıkıntıya
gireceğini söylemek kahinlik
olmaz."
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye’de tarım topraklarının tehdit altında olduğunu
bildirerek, “Tarım topraklarının tehdit altında olduğu, sürekli azaldığı bir ortamda, gıda güvencemizin zamanla sıkıntıya
gireceğini söylemek kahinlik olmaz” dedi.
Bayraktar, 16 Ekim Dünya Gıda Günü
dolayısıyla TZOB merkezinde düzenlediği
basın toplantısında, gıdanın önemi, açlık
10
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
ve yoksullukla mücadele, tarımsal üretimde aile çiftçiliğinin yeri, gıda üretiminin
sürdürülebilirliği açısından tarım toprakları, mera ve çayırların korunması gibi konularda değerlendirmelerde bulundu.
yarısını oluşturan kadınların, tarım sektörüne entegre edilmesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar, “kadın çiftçilerimizin
sorularını çözemezsek, eğitimini sağlayamazsak verimliliği yakalayamayız” dedi.
15 Ekim’in Dünya Kadın Çiftçiler günü,
16 Ekim’in de Dünya Gıda Günü olarak
kutlandığını belirten Bayraktar, tarımda
çalışan kadınların Dünya Kadın Çiftçiler
Günü’nü de kutladı. Tarımda istihdamın
Dünya Gıda Günü’nün her yıl 16
Ekim’de, eş zamanlı olarak dünyanın
birçok yerinde, çeşitli etkinliklerle kutlandığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti: “Gıda önemli. Yaşamın temel ihtiyacı.
Aile çiftçiliğimiz, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği, istikrarın devamı açısından
hayati konumdadır. Büyük işletmelerden
çok daha fazla desteği hak etmektedir. Aile
çiftçiliğimizi geliştirirsek, tarım topraklarının
parçalanmasını önlersek, tarımda toplulaştırma yaparsak, verimliliği yakalarız, gelecekte de gıda güvencemiz riske girmez.
Her insan, kaliteli ve yeterli miktarda
sağlıklı gıdaya ulaşabilmelidir. Bu onun
hakkı, devletin de bunu sağlamak görevidir. Dünyada nüfus artışı ve tüketim alışkanlıklarının değişmesi sebebiyle beslenme ihtiyacı artarak devam ediyor.
Son yıllarda yaşanan gelişmeler, dünyamızın çok zor bir süreçten geçtiğini
açıkça ortaya koyuyor. Tarım alanlarının giderek daraldığı, küresel ısınmanın
önemli bir tehdit olduğu günümüz dünyasında, yeterli ve güvenli gıdaya erişim,
tüm ülkelerin öncelikleri arasında bulunması şarttır.”
Dünyada 805 milyon insan aç
ve yetersiz besleniyor
Günümüzde dünya çapında yaklaşık
805 milyon insanın aç ve yetersiz beslendiğine dikkati çeken Bayraktar, şunları
söyledi:
“Dünyada beş yaşının altındaki her
dört çocuktan biri yetersiz beslenmeye
bağlı gelişim bozuklukları göstermektedir.
Türkiye nüfusunun 77 milyon olduğunu göz önünde bulundurursak, rakamın
ne kadar büyük olduğu daha iyi anlaşılır. Bu ortamda tarım sektörünün önemi
daha da artmıştır. Gelişmiş ülkelerin bugün bulundukları noktaya tarım sektörüne verdikleri destekler ve yatırımlarla
ulaştıkları bilinmektedir.
Biz de ülke olarak tarımsal üretimi
artırmak ve üreticilerimizi desteklemek
zorundayız. Dünyada tarım sektörü güçlü olmayan gelişmiş bir ülke olmadığını
bilelim. İklim değişikliği ve kuraklık gibi
doğal afetler yanında, gelişmiş ülkelerin
tarımsal ürün ticaretindeki korumacı politikaları, gıdaya olan talebin artması, tarımda girdi fiyatlarının yükselmesi, tarım
sektörüne yeterli yatırımın yapılmaması,
tarım ürünlerinin biyoyakıt üretiminde kullanılması gibi birçok etken, dünyada açlık
ve yetersiz beslenmeye neden oluyor.
Tarım kültürünün tam yerleşmemesi,
iç çatışmalar, savaşlar, yaşanan güvenlik sorunları zaten yeterli tarımsal üretimi
olmayan ülkelerde, gelir seviyesi düşük
insanların yeterli gıdaya ulaşmasını iyice
zorlaştırıyor.”
Türkiye’de 2013-2014 üretim yılının,
doğal afetler açısından çok sıkıntılı geç◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
11
HABERLER
tiğini, çiftçinin, 2013 yılı Ekim ayından
itibaren kuraklık, Mart ayı sonunda görülen don zararı başta olmak üzere, dolu,
fırtına, aşırı yağış, sel, su baskını gibi
hemen hemen bütün doğal afetlerle uğraştığını belirten Bayraktar, “Üreticimiz,
normalin dışındaki iklim koşulları yüzünden oluşan hastalıklarla da mücadele
etmiştir. Buğday, arpa, çavdar ve yulaf
üreticisi kuraklıktan, fındık, kayısı, elma,
ceviz başta olmak üzere birçok meyve
ve bazı sebze yetiştiricileri ise don zararı
kaynaklı büyük kayıpları göğüslemek zorunda kaldı” dedi.
Üretim kayıpları ve girdi maliyetleri
nedeniyle, üreticinin elde ettiği üründen
yeterli gelir sağlayamadığını ifade eden
Bayraktar, ürettiği ürünlerde aracıların
fazla olmasının bu ürünlerin tüketicilere
yüksek fiyatlarla ulaşmasına yol açtığını,
aradaki makas kapatılamadığı için üreticinin ürettiğini, tüketici çok pahalı tüketmek zorunda kaldığını, çiftçiye imkanlar
ölçüsünde verilen desteklerin artarak sürdürülmesi gerektiğini anlattı.
Tarım toprakları tehdit altında
Türkiye’de tarım topraklarının tehdit
altında olduğuna dikkati çeken Bayrak-
HABERLER
tar, şöyle konuştu: “Tarım topraklarının
tehdit altında olduğu, sürekli azaldığı bir
ortamda, gıda güvencemizin zamanla
sıkıntıya gireceğini söylemek kahinlik olmaz.
Anadolu topraklarının en büyük belası olan erozyon, tarımsal üretime büyük darbe vuran etkenlerin en başında
gelmektedir. Üretimde vazgeçilmez işlevine rağmen, ülkemizde toprağın korunmasına, özellikle de onu aşındırarak
yok eden erozyona yeteri kadar önem
verilmemektedir. Oysa, ülkemiz her yıl
bir Kıbrıs adası kadar toprağını erozyon
nedeniyle kaybetmektedir. Topraklarımız
bir yandan erozyonla aşınıp taşınmakta,
çoraklaşma ve drenaj yetersizliği nedeniyle yararlanılamaz duruma gelmekte,
bir yandan da tarımsal amaçlar dışında
kullanımlarla işgal edilmekte ve kirletilmektedir.
Tarım topraklarının sınırlı olduğu,
artırılamayacağını açıkça söyleyebiliriz.
Tüm tarımsal olanakları uygulayarak en
yüksek verimi elde etmeyi amaçlayan,
yoğun, intensif tarımda, topraktan ürün
alınmasında azalan verim kuralı geçerlidir.
Bu ortamda elimizde tek koz, tarım
arazilerimizin çok iyi korunması kalmaktadır. ABD, İngiltere, Suudi Arabistan,
Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Güney
Kore gibi ülkeler, kendi tarım arazilerini işlerken, Sudan, Uganda, Liberya,
Gabon gibi Afrika ülkelerinde, Ukrayna,
Rusya gibi Avrupa ülkelerinde, Pakistan,
Tacikistan, Filipinler gibi Asya ülkelerinde çok geniş tarım arazileri kiralayıp,
satın alarak üretim yapmaya çalışıyor.
Çin, Ukrayna’nın alanının yüzde 5’ini, 3
milyon hektarını yıllık 2,6 milyar dolarlık
bedelle kullanmak üzere anlaşma imzalamıştır.
Birçok ülke kendi toprakları dışında
tarım toprakları ararken, biz şuursuzca
tarım topraklarımızı imara açıyoruz. Ülkemizin gıda güvencesinin devamı isteniyorsa, insanlarımızın aç kalmaması isteniyorsa, elimiz kolumuz bağlanmamalı,
tarım topraklarımız imarla elimizden alınmamalıdır.”
Et ithalatı yapılmaması,
hayvancılığımız açısından
en önemli konu
Hızla gelişen hayvancılık için en
önemli unsurun, mera ve çayır alanları ol-
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Ülkemizin gıda güvencesinin
devamı isteniyorsa, insanlarımızın aç
kalmaması isteniyorsa, elimiz
kolumuz bağlanmamalı, tarım
topraklarımız imarla elimizden
alınmamalıdır."
duğunu, buna rağmen, mera alanlarının
sürekli azaldığını vurgulayan Bayraktar,
şunları söyledi:
“Hayvancılığımızın ucuz yem kaynağı,
tarım topraklarında olduğu gibi hayvancılığımızın teminatı olan meralarımızın
korunması da çok büyük bir zorunluluk
olarak önümüzde duruyor.
Et ithalatı yapılmaması, hayvancılığımız açısından en önemli konudur. 2008
ve sonrasındaki sıkıntının yeniden yaşanmaması, süt hayvanlarının kesime gitmemesi için et ithalatı yapılmamalıdır. Geçmişte yapılan ithalat, ülkemizden 3 milyar
doları bulan dövizin yurtdışına gitmesiyle
sonlanmıştır.
TZOB olarak, ette ithalat lobisiyle verdiğimiz mücadelede, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımızın da verdiği destekle başarılı olduk. Et ithalatı yapılmaması
çok olumlu bir gelişme olmuştur.
Kurban Bayramı’nda söylediğimizde
haklı çıktık. Üretici de kurban kesen
de sonuçtan memnun kaldı
Kurban Bayramı öncesi kurbanlık fiyatlarının yükselmediğini tespit ettik ve
yeterli kurbanlık hayvan bulunduğunu, fiyatların makul seviyede olduğunu, ithalat
yapılmasına gerek olmadığını ifade ettik.
Söylediğimizde de haklı çıktık. Sonuçta,
Kurban Bayramı’nda üreticimiz kurbanlık-
12
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
larını elden çıkarmış, kurban kesenler de
makul fiyatlarla kurbanlık bulabilmişlerdir.
Hem üretici hem kurban kesenler sonuçtan memnun kalmıştır.
Fiyatlardaki bir miktar yükselmenin
sebebi de başta yem olmak üzere, girdi
maliyetlerindeki artıştır. Maliyetleri aşağı
çektiğimizde fiyatların bir miktar azalacağı görülecektir.
Önemli olan üretimdir. Üretim arttığında halkımız uygun fiyatlarla et tüketme
imkanına kavuşacaktır.”
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, hem
mera ve çayır alanları hem de tarım alanlarının korunmasında belediye başkanlarına ve şehir plancılarına da büyük görev
düştüğünü belirtti.
2013 yılında yapılan yasal düzenlemeyle, büyükşehir belediye sayısının 30’a
yükseldiğini ve büyükşehir belediyelerinin
sınırlarının, il sınırları olarak belirlendiğini
bildiren Bayraktar, “Ülke tarımsal üretiminin büyük bölümünü üreten bu illerimizde, kırsal alanların sorumluluğu da büyükşehir belediyelerine verilmiştir.
Gıdanın teminatı olan tarımın geleceği
açısından, valilikler ve büyükşehir belediyeleri, tarım topraklarını, mera ve çayır
alanlarını, ormanları, su kaynaklarını, doğal hayatı korumayı, en öncelikli işleri olarak görmelidir” dedi.
Dünya genelinde 1 trilyon dolar
değerinde 1,3 milyar ton gıda
israf ediliyor
Bir yandan açlık ve yetersiz beslenmeden kaynaklanan hastalık ve ölümlerden bahsederken, diğer yandan da bazı
ülkelerde de aşırı beslenmeden kaynaklanan “obezite” hastalığının küçümsenemeyecek ölçülerde yaşandığını belirten
Bayraktar, şöyle konuştu:
“Dünyada aşırı gıda tüketiminden
dolayı 1,4 milyar fazla kilolu insan yaşamaktadır. Bu insanların yaklaşık üçte biri
obezdir ve ciddi sağlık sorunları yaşamaktadır.
Gelişmekte olan ülkelerde, depolama
imkanlarının yetersizliği ve gelişmiş ülkelerdeki aşırı israf nedeniyle dünyada üretilen gıdaların üçte biri ya bozularak ya da
çöpe atılarak israf edilmektedir.
ABD ve Kanada gibi gelişmiş ülkelerde, üretilen gıdanın yaklaşık yüzde 40’ı,
Avrupa Birliği’nde yüzde 30’u israf edilmektedir. Dünya genelinde değeri 1 trilyon dolar olan 1,3 milyar ton gıda israfa
gitmektedir. Dünyada kullanılan suyun
dörtte birinin hiç tüketilmeyen bu gıdaların üretiminde kullanıldığı göz önüne
alındığında, konunun önemi ve boyutu
ortaya çıkmaktadır. Bu kadar dünyada aç
varken, yapılan bu israfın kabul edilebilir
bir durumu yoktur, vicdanen de ahlaken
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
13
HABERLER
HABERLER
Dünyada yaşanan açık sorununun
çözümüne katkı sağlayabilecek ender ülkelerden biri Türkiye’dir. Var olan bu potansiyelin tamamını sürdürülebilir bir şekilde kullanarak, olası krizlere karşı gıda
güvencesini sağlamak zorundayız. Ülke
olarak geleceğe yönelik üretim hedeflerimizi belirleyip, bu hedeflerin gerçekleştirilebilmesi amacıyla uygun tarım politikalarını ortaya koymalıyız.
Başka bir ifadeyle gıda güvencesinin
ve güvenliğinin sağlanması için tarım
sektörümüzün rekabet gücünün yüksek
olması zorunludur. Amaç sadece yurt
içi talebi karşılamak değil, üretim potansiyelimizi kullanarak gelişen dünya tarım
ürünleri pazarından daha fazla pay almak
olmalıdır.
Dünya Gıda Günü’nde tarımın ne denli önemli ve vazgeçilmez bir sektör olduğu bir kez daha hatırlanmalıdır.
Açlığın ortadan kaldırılabilmesi için;
beslenme ve gıdaya yüzde 100 erişim
sağlanmalı, iki yaşının altındaki çocuklar
için beslenme çok daha önemsenerek
bodurluk sorunu çözülmeli, gıda sistemleri sürdürülebilir hale getirilmeli, tarımda
verimlilik artırılmalı, küçük çiftçiler için gelir en az iki katına çıkarılmalı, hasat sonrası kayıplar azaltılmalıdır.”
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"İmara açılan toprakları biz
ülkeyi karış karış gezdiğimizde
görüyoruz. Batıya doğuya, kuzeye
nereye giderseniz gidin.
Şehirlerimizde yapılaşmanın
tamamen verimli araziler üzerinde
olduğunu görürsünüz."
de doğru değildir. Görüldüğü üzere dünyada yeterli gıda üretimi yapıldığı halde,
bazı ülkelerde gelir seviyesi düşük insanlar yeterli gıdaya erişememektedir.
Dünyada açlık ve yetersiz beslenmenin ortadan kaldırılabilmesi veya azaltılabilmesi için öncelikle ve acilen gıda
israfının önlenmesi konusunda ulusal ve
uluslararası işbirliği yapılmalıdır.
Ülkemiz doğal kaynaklar bakımından
zengindir. Tarım alanlarının elverişliliği ve
ürün çeşitliliği ile gıda arzı ve sürekliliğini
sağlama açısından büyük bir potansiyele
sahiptir.
14
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
İnsanların yaşamına devam edebilmesi için gerekli gıdayı üreten çiftçilerin
sesine kulak verilmesi gerektiğini bildiren,
16 Ekim Dünya Gıda Günü’nü kutlayan
Bayraktar, konuşmasını “Tarımını ihmal
eden ülkelerin geri kalmaya mahkum olacağı unutulmamalıdır. Bütün insanlığın
barış ve huzur içinde yaşadığı, beslenme
ve barınma sorununun olmadığı bir dünya dileğiyle” şeklinde bitirdi.
manın verimli tarım arazileri üzerinde
olduğunu görüyoruz. Gayet açık ve net
gidin bir şehire hangi şehire giderseniz
gidin. Konya’ya gidin, Aksaray’a gidin,
Ege’de Muğla’ya gidin, Aydın’a gidin.
Batıya doğuya, kuzeye nereye giderseniz gidin. Şehirlerimizde yapılaşmanın
tamamen verimli araziler üzerinde olduğunu görürsünüz. Ama bir şey daha
görürsünüz. O şehirlerde yerleşim alanlarını kuranların verimli tarım arazilerinde yapılaşmaya gitmediğini de görürsünüz. Hepsi evlerini verimli olmayan
arazilerde kurmuşlar. Ama sonra yerleşenler verimli arazileri imara açmak
suretiyle yerleşmişler.
Biliyorsunuz Toprak Koruma Kanunu
var. Bir de Toprak Kurulları var. Toprak
Kurullarında kamu yararı diye bir madde var. Bunu maalesef esnetiliyor. Kamu
yararı diyerek bazı verimli tarım araziler
imara açılıyor. Biz bunu çok yanlış görüyoruz.
Ben Türkiye’nin her tarafına gittiğimde, değerli valilerimize ve belediye
başkanlarımıza oradan sesleniyorum.
Veya birebir görüşmelerimizde de söylüyorum. Cenabı Allah bu toprakları
bize üretim yapalım, insanları besleyelim diye bahşetmiş. Bu toprakları
başka bir maksatla kullanamayız. Ve
bu topraklar bizim için üstü açık bir
fabrika. Biz fabrika üstüne yapılaşma
yapamayız. Fabrika üstüne fabrika
yapamayız. Bunu kendilerine hatırlatıyorum. Bunun vebali vardır. Gelecek
nesillerimizin istikbali ile oynamaya da
kimsenin hakkı yoktur.
Toprak Kurullarında kamu yararı
maalesef esnetiliyor
Gıda, enerji ile beraber önemli ve
öncelikli bir sektör haline gelmiştir. Dolayısıyla önümüzdeki yıllarda gıda üretimi
önemli bir sektör haline gelmiştir. Dolayısıyla önümüzdeki yıllarda gıda sektörü
çok önemlidir. Gıda sadece çiftçimizin
değil.
“İmara açılan toprakları biz ülkeyi
karış karış gezdiğimizde görüyoruz.
Şehirleri gezdiğimizde bütün yapılaş-
Ülkemizin zenginliğine katkı sağlayacaktır. Bunu niye geç anlıyoruz. Bunu
niye anlamakta zorlanıyoruz. Bunu dünya anlamış. Afrika’ya gidiyor, Asya’ya
gidiyor, toprak kapmaya çalışıyor. Toprak kiralıyor. Kendi ülkesinin gıda güvencesini sağlamanın yanında dünya
ticaretinde önemli rol oynamak suretiyle ülkesine para kazandırmak gelirine
Bayraktar, “Az önce bahsettiğiniz tarım topraklarının şuursuzca imara açılması konusunda elinizde bir veri var mı?
İmara açılan tarım topraklarının oranı
nedir?” şeklindeki soruyu ise şöyle yanıtladı:
katkı sağlamaya çalışıyor. Biz bu şartlar
altında verimli topraklarımızı nasıl imara
açarız?
olun. Bunlara müsaade etmeyin’ dedik.
Onlarda toprak kurullarında görev yaparken bu konuda dikkatli oluyorlar.”
Fabrikalar verimli araziler üzerinde,
inşaatlar verimli araziler üzerinde. Çayır
ve meralarımızı korumamız lazım. Bu
hayvancılığımız için fevkalade önemli.
Bunları ıslah ederek, hayvancılığımıza
açmamız gerekirken bunları imara açamayız. Bu vebal getirir.
İnsanların yaşamına devam edebilmesi için gerekli gıdayı üreten çiftçilerin
sesine kulak verilmesi gerektiğini bildiren, 16 Ekim Dünya Gıda Günü’nü kutlayan Bayraktar, konuşmasını “Tarımını
ihmal eden ülkelerin geri kalmaya mahkum olacağı unutulmamalıdır.
Biz bu manada uyarılarımızı yapmaya
devam edeceğiz. Bu uyarılarımız önemli.
Neticede alıyoruz. Oda başkanlarımıza
bu konuda uyarıda bulunduk. ‘Dikkatli
Bütün insanlığın barış ve huzur içinde
yaşadığı, beslenme ve barınma sorununun olmadığı bir dünya dileğiyle” şeklinde bitirdi.
Bayraktar, açıklamalarının ardından
gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
TZOB Genel Başkanı, “gündemde olan meyve fiyatlarında ki artışı nasıl değerlendiriyorsunuz?” şeklindeki soru üzerine, özellikle 2013 yılının Ekim ayından
sonra kuraklık yaşadığını, bu kuraklıktan tahılların büyük ölçüde etkilendiğini bildirerek, “Bunu kabul etmek durumundayız. 2014 yılının Mart ayına geldiğimizde bir
don felaketiyle karşı karşıya kaldık. Bu don felaketi sonucunda da bazı meyvelerimiz ve bazı sebzelerimiz zarar gördü.
Meyve ve sebze üretimimiz oldukça zarar gördü. Sadece don felaketiyle kalmadı arkasından dolu aşırı yağışlar sel ve hortum gibi afetlere Türk çiftçisi maruz
kaldı. Tabii bunun doğal sonucu olarak özellikle bazı meyvelerde üretimde bir
gerileme yaşayacağımız görülüyor. Fiyatlarda ki bu yükselişi de doğal afetlere
bağlıyorum” dedi.
Bayraktar, bundan sonra da artış olup olmayacağına ilişkin soruyu da, “bundan sonra çok daha fazla bir artış beklemiyorum” şeklinde yanıtladı.
Şemsi Bayraktar, “gıda fiyatlarını düşürmek için bazı önlemlerden bahsediliyor. İthalat gibi. Vergilerin aşağı çekilerek. İthalatın önünün açılmasından bahsediliyor. Bunun tarıma ve çiftçiye etkisi ne olur. Bunun arkasında mısınız?” şeklindeki
soru üzerine şunları söyledi:
“Biz bu ülkede ithalata şunun için karşıyız. Yapılan ithalat ilk önce üreticiyi vuruyor. Üreticiyi vurduğunda üretimi olumsuz etkiliyor. Tüketiciyi koruyalım derken
üretimi baltalıyoruz. Tüketiciyi de yeterli ölçüde koruyamıyoruz. Bunu biz hayvan
ithalatında gördük. Dedik ki ‘ithalat yapmayın, üretim belli bir noktaya gidiyor’.
Bakın kurbanı nasıl rahat yaşadık. İthalat yapılmadı. Hayvan fiyatları makul bir
seviyede seyretti. Kurbanlık almak isteyenler makul fiyattan kurbana ulaştı. Üretici
de memnun kaldı.
Bugün diğer ürünlerde de ithalata başvurduğumuzda bu üretimi baltalar. Önümüzdeki yıl biz üreticiyi tarladan kaçırdığımızda ülkemizin gıda güvencesini tehdit
ve tehlike altına sokarız. Buna gerek yok diye düşünüyorum.”
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
15
HABERLER
HABERLER
BAYRAKTAR’IN AYDIN TEMASLARI
Bayraktar: Kurbanlık fiyatları makul seviyede kaldı. İthalat yapılmaması üreticiyi sevindirdi,
fiyatların artmaması nedeniyle tüketiciye de olumsuz bir etkisi olmadı
tar, bu sektörde, kendileri için bir hedef
koyduklarını, bu hedefin dünya ikincisi olmak olduğunu dile getirerek.
Bayraktar, şunları söyledi:
“İtalyanlar bizden zeytinleri ve yağımızı alıyor. Kendi markasını bastırıyor. Dünyaya satıyor. Oysa zeytin ve zeytinyağı
bizim. Ama İtalyan markası ile dünyaya
pazarlanıyor. Bunun için kendi Türk markamızı mutlaka hayata geçirmemiz lazım.
Hedefimiz dünya ikinciliği. O zaman
daha çok kazanacağız, bire beş kazanacağız. Biz bunun da mücadelesini veriyoruz. Dünyada ikinci olacaksın. Ama
markan olmayacak. Bu yanlıştır. Zeytin
alanları artıyor ama ben planlı bir artış
görmüyorum. Son yıllarda herkes zeytinci
oldu. Bunun arz talebe göre olması lazım.
Her şeye rağmen dünyada zeytinin bir piyasası var. Zeytinlik alanlar imara açılmıyor. Şimdi zeytinlikleri imara açmaya çalışıyorlar. Biz bunu önlemeye çalışıyoruz."
"Lobiler de iyi çalıştı. İki yıldır ithalat yapmaya
çalışıyorlar, biz müsaade etmiyoruz. Tepki
koyuyoruz, şu ana kadar bunda başarılı olduk"
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, kurbanlık fiyatlarının makul seviyede kaldığını, ithalat
yapılmamasının üreticiyi sevindirdiğini,
fiyatların artmaması nedeniyle tüketiciye
de olumsuz bir etkisi olmadığını bildirdi.
Bayraktar, Aydın’da Sultanhisar Ziraat
Odası’nı ve Köşk Ziraat Odası’nı ziyaretinde, iki yıldır hayvan ithalatı için baskı
yapıldığını ancak buna müsaade etmediklerini ifade etti. İthalat ne tüketiciye yarıyor, ne de üreticiye yarıyor. Önce üreticiyi eziyor. 'İthal mal getiriyorum, fiyat bu,
ister ver, ister verme' diyor. Anormal karlar elde ediyorlar. Tüketiciye de yaramıyor
bu iş” diyen Bayraktar, şunları söyledi:
“Kurban Bayramı öncesi ithalat yapılamamasına rağmen fiyatların artmadı.
İthalat ne tüketiciye yarıyor, ne de üreticiye yarıyor. Biz bunu iyi anlattık. Lobiler
16
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
de iyi çalıştı. İki yıldır ithalat yapmaya çalışıyorlar, biz müsaade etmiyoruz. Tepki
koyuyoruz, şu ana kadar bunda başarılı
olduk. Kurban öncesi de çok uğraştılar
ama doğru bilgiyi bizim verdiğimiz ortaya
çıktı. Biz, 'üretim yeterlidir' dedik. Elimizdeki kurbanlık rakamlarına baktığımızda
rakamlar bunu gösterdi. Geçen yılki fiyatlara çok yakın fiyatlardan kurban satılıyor
bu sene. Madem bu ülkede hayvan yok,
et yok da bu fiyatlar neden fırlamadı bugüne kadar? Fiyatlarda değişim yok. Allah korusun bir de ithalat olsa ne olacak?
Ahırları boşaltacaksınız, zarar edeceksiniz. Bakanlık da bizi dikkate aldı, ithalata sıcak bakmadı. Bu ithalat lobileri her
tarafa uzanıyor. İnşallah bu böyle devam
eder. Önemli olan, ithalat değil, üretimdir. Üretimi artıracak, arz talep dengesini
sağlayacaksınız. Bu ülkede herkes fiyatlara bakıyor. Yem fiyatlarına da bir bakın,
nereye gidiyor? Yem fiyatlarına ve maliye-
te hiç bakan yok. Vay et pahalandı, vay
süt pahalandı. Yem fiyatları nereye gidiyor, diyen yok. Bir de girdi maliyetleri nereye gidiyor, ona bakın. Kurbanlık fiyatları
pahalı değil. Üreticiyi ancak kurtaracak
rakam bu.”
Pamukta endişelerimiz var
Bu yıl pamukta endişeleri olduğunu
belirten Bayraktar, şöyle devam etti: “Pamuk için endişemiz var. Pamuğun fiyatı
1,5 -1,6 lira arası fiyat gidiyor. Üreticilerimiz bu fiyatın altına düşerse zorda kalır.
Dünya piyasalarında pamuğun fiyatı düşüyor. Pamukta geçen yıldan daha fazla
ithalat yapılacağa benziyor. Üretim çok
pahalı. Girdiler pahalı. Bunu hükümetimizle görüşüyoruz. Pamuk primlerinin yukarı çekilmesi için çalışacağız.”
Zeytin ve zeytinyağı üretimine ilişkin
değerlendirmelerde de bulunan Bayrak-
Toprağı kirleten işletme ve fabrika sahiplerine de seslenen Bayraktar, “Nedir
para, bugün var, yarın yok. Toprağın altına bir kefenle gidiyorsun. İnsanlara zarar
ver, çevreye zarar ver, doğaya zarar ver.
Sen o deredeki balıkları öldürdün, yetti
zaten. Dünyan gitti. İnsanı değil, balıkları
öldürdün değil mi? Bu kadar vicdansızlık
olur mu? Bunlar içinde gerekli önlemler
alınmalı. Gerekirse fabrikaları kapatmalı”
ifadelerini kullandı.
Kestane zararlarına karşı yapılan
çalışmalar
Genel Başkan Bayraktar, Sultanhisar
Ziraat Odası ziyaretinde, 3 yıldır sürdürülen kestane zararlılarına karşı yapılan çalışmalar hakkında Doç. Dr. Mehmet Karagöz ve Sultanhisar Ziraat Odası Başkanı
Bilal Tarhan tarafından bilgilendirildi.
Sultanhisar Ziraat Odası Başkanı Bilal Tarhan, Aydın’ın kestane üretiminde
Türkiye’de birinci sırada olduğunu ve doğal bitki örtüsü olan kestanenin korunması gerektiğini söyledi.
Son yıllarda görülen ve kestane ağaçlarını tehdit eden kestane zararlılarına
karşı, üç yıldır sürdürülen ön çalışmada
İngiltere’den getirilen tuzak ve feromonların oldukça etkili olduğunu ve feromon
tuzakları kullanarak kitlesel tuzaklamayla
bu zararlıların popülasyonlarının azaltılmasında başarılı sonuçlar elde edildiğini
bildirdi. Aynı zamanda kestane hasadı
sonrası gömü yerlerindeki zararlılar için
de bir çalışma içinde olduklarını ekledi.
Bu çalışmaların, Adnan Menderes
Üniversitesi (ADÜ) Ziraat Fakültesi Bitki
Koruma Bölümü, Fen ve Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü, İngiltere’nin Swansea Üniversitesi, Sultanhisar Ziraat Odası
işbirliğiyle yürütüleceğini ve bu projeyle
Aydın iline bağlı Sultanhisar İlçesindeki
önemli kestane yetiştirme alanlarında geniş çaplı bir uygulama ve araştırma yapılacağını söyledi.
ADÜ Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma
Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet
Karagöz, Bayraktar’a proje hakkında bilgi
vererek, proje kapsamında yapılanlar ve
bundan sonra yapılacaklar hakkında ve
bütün çalışmaların İngiltere’nin Swansea
Üniversitesi’nden Prof. Dr. Tariq Butt ve
ekibiyle birlikte sürdürüleceğini belirtti.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, sivil
toplum kuruluşları ile üniversitelerin daima işbirliği içinde olması gerektiğini ve
bu çalışmalara Ziraat Odaları olarak gereken desteğin verileceğini söyledi.
Bayraktar’a
Sultanhisar
Ziraat
Odası’nda olduğu gibi Köşk Ziraat Odası
ziyaretinde de çiftçiler sorunlarını anlattı,
kestanede üretim düşüklüğünden bahsettiler. TZOB Genel Başkanı, üreticiler ve
Ziraat Odası yetkililerine, ovalarda, tarımsal alanlarda yapılaşmanın engellenmesi
için ne gerekiyorsa onun yapılması için
çalışılması talebinde bulundu.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
17
HABERLER
HABERLER
BAYRAKTAR KARACASU’DA
Bayraktar: Bizler aile işletmelerini destekleyemezsek,
bu ülkenin gıda güvencesini sağlayamayız
olarak baktıklarından çıkışları çok kolay
olur ama aile işletmeleri inadına üretim
yapıyor, çünkü yapacak başka işleri yok.
Çocuklarına bu işi sevdirerek devam ettirmeye çalışıyorlar. Çocuklarımıza biz de
bu işi sevdirmeliyiz” dedi.
Karacasu’ya yatırım için yaptıkları girişimlerden sonuç alamadıkları için bu
tesisi inşa ettiklerini belirten Karacasu Ziraat Odası Başkanı İsa Sevinç ise şunları
söyledi:
bölgemize davet ettik, her türlü desteği
vereceğimiz söyledik ama sanayicilerimizi bölgemize getirmeye ikna edemedik.
Yük bizim üzerimize düştü. Biz de bu tesisi Karacasu ilçemize kazandırdık. Karacasu zeytin ve zeytinyağının tescilini ve
patentini de aldık. Karacasu’da üretilen
zeytin ve zeytinyağımızı, 'Antique Aphrodisias' markasıyla tüm Türkiye’de tanıtacağız. Üretim tesislerini kuramazsak,
çiftçimizi istediğimiz seviyeye çıkaramayız. Biz ihtiyaç olduğu için bu yatırımları
yapıyoruz. Bu tür tesisleri yatırımcılarımız,
sanayicilerimiz kurmalı.”
“Beş yıl önce projeyi dile getirdik.
Yatırımcı bekledik ama maalesef yatırım
için gelen olmadı. Karacasu olarak ham
zeytini çok iyi üretiyoruz ama bu zeytinleri işleyecek tesisimiz yoktu. Sanayicileri
Açılışa Aydın Vali Yardımcısı Abdullah
Aslan, TZOB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Nuri Sorman, Karacasu Kaymakamı Yavuz Gül, Belediye Başkanı Mustafa Büyükyapıcı, oda başkanları ve davetliler katıldı.
Oda Başkanı Sevinç; “Yatırım için
gelen olmadı. Tesisi inşa ettik”
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Büyük çiftlikler, büyük holdingler
ve büyük işletmelerle hiçbir
ülkenin gıda güvencesi
sağlama şansı yok."
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, ülkenin gıda
güvencesi için aile işletmelerinin gerekli
olduğunu bildirerek, “bizler aile işletmelerini destekleyemezsek, bu ülkenin gıda
güvencesini sağlayamayız. Büyük çiftlikler, büyük holdingler ve büyük işletmelerle hiçbir ülkenin gıda güvencesi sağlama
şansı yok” dedi.
Bayraktar, Aydın’ın Karacasu ilçesinde 1 milyon 250 bin liraya tamamlanan
18
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Karacasu Ziraat Odası Zeytin Entegre
Tesisi açtı. Tesisin açılışında konuşan
Bayraktar, ülke gıda güvencesi için aile
işletmelerinin önemine değindi, ülkelerin
gıda güvencesinin korunması için aile işletmelerinin gerekli olduğunu belirtti.
Zeytin entegre tesisi gibi bu tür tesisleri oda olarak zorunluluktan dolayı
yaptıklarını vurgulayan Bayraktar, “Büyük
işletmeler hizmete girdiğinde, eğer para
kazanamazlarsa olaya ekonomik faaliyet
Bayraktar, Aydın'ın Karacasu ilçesi Ataeymir
Mahallesi'nde zeytin hasadına katıldı. Zeytin hasadı
yaptı ve çiftçilerle sohbet etti.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
19
HABERLER
HABERLER
BAYRAKTAR KUYUCAK ZIRAAT ODASI
YENI HIZMET BINASINI AÇTI
BAYRAKTAR, NAZILLI’DE
Bayraktar: Tarım sektörü, Türkiye’nin ve Türk insanının zenginliğine,
GSMH'ye daha fazla katkı sağlayacak
Bayraktar: Biz görevimizi yapıyoruz. Her alanda gıda güvencesini sağlıyoruz,
dış talebe uygun üretim de yapıyoruz
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, üretilen ürünlerde marka olunmadığı takdirde dünyada tarım ürünlerinde, dünya ticaretinde
söz sahibi olma şansının bulunmadığını
bildirerek, “Biz görevimizi yapıyoruz. Her
alanda gıda güvencesini sağlıyoruz, dış
talebe uygun üretim de yapıyoruz. Ürünlerde marka oluşturma görevi sanayicilere
ve ihracatçılara ait” dedi.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Tarım sektörü, Türkiye’nin ve Türk
insanının zenginliğine, GSMH'ye
daha fazla katkı sağlayacak."
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, tarım sektörünün, Türkiye’nin ve Türk insanının zenginliğine, gayri safi milli hasılaya (GSMH) daha
fazla katkı sağlayacağını bildirerek, “Türk
tarımının, bu ülkenin zenginliğine katkıda
bulunması için geliştirilmesi ve desteklenmesi gerekir” dedi.
Bayraktar, Aydın Kuyucak ilçesinde Ziraat Odası yeni hizmet binasını açtı. Şemsi
Bayraktar, burada yaptığı konuşmada, her
şeyin devletten beklenemeyeceğini ama
çiftçinin de desteklenmesi gerektiğini belirtti.
Türkiye’de istihdamın dörtte birini sağlayan Türk tarımının, bu ülkenin zenginliğine katkıda bulunması için geliştirilmesi
ve desteklenmesi gerektiğini vurgulayan
Bayraktar, şunları söyledi: “Türk tarımı, doğal afetler sebebiyle bu sezonu kötü geçirdi. Tarım geleceğin en önemli sektörlerinden birisi olacak. Önümüzdeki süreçte
herkes kabul etmeli. Dünyada enerji, gıda
ve su, bunlar çok önemli sektörler. Bu ülke
için ne yapılması gerekiyorsa ona göre çalışıyoruz. Birinci önceliğimiz çiftçinin desteklenmesi, verimli arazilerimizi korumak.
Ülkemizin gıda güvenliği ve Türk tarımının
geleceği açısından tarım arazilerinde yapılaşma en büyük tehlike. Yapısal ve girdi maliyetlerinin yüksekliği ve örgütlenme
eksikliği de problem. Hasat döneminde
üreticinin ürününü stoklayacak kuruluşlara ihtiyaç var. Üretici birlikleri güçlü olursa
üreticimiz, pazarlama sorununu daha az
yaşar. Tarım sektörü, Türkiye’nin ve Türk
insanının zenginliğine, GSMH'ye daha fazla katkı sağlayacak. Burada her şeyi devletten bekleme anlayışı içende olmamamız
lazım. Türk tarımını bu ülkenin zenginliğine
katkıda bulunması için geliştirmemiz ve
desteklememiz gerekiyor.”
20
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Bayraktar, Nazilli’ye gelişinde, Nazilli
Ziraat Odası Başkanı Necdet İzgü ve diğer
ilçe Ziraat Odaları başkanları tarafından
karşılandı. TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Nazilli’de düzenlediği basın açıklamasının ardından meclis toplantısına katıldı.
Nazilli Ziraat Odası Başkanı Necdet İzgü,
Bayraktar’a, sorunlar ve önerileri içeren bir
dosya sundu.
Ziraat Odalarının yüzde 80’inin kendi binasına kavuştuğunu, oda başkanlarının makine parklarını da kurduğunu
aktaran Şemsi Bayraktar, “Odalarımız,
çiftçimize sahip çıkmak için ürün işleme tesisi kuruyorlar. 200’e yakın Tarım
ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu projesini hayata geçiriyorlar. Yeter
mi bu? Yetmez. Hizmetlerimizi artırarak
devam ettirmeliyiz. Odalarımıza alın teri
olarak gelen paraları çiftçimize hizmet
olarak çeviremezsek, bunun hesabını
veremeyiz” dedi.
Açılışa Aydın Milletvekilleri Ali Uzunırmak, Ali Kılınç, TZOB yönetim kurulu
Başkanvekili Nuri Sorman, Kuyucak Kaymakamı Alp Arslan, Kuyucak Ziraat Odası
Başkanı Kemal Emir, Ziraat Odası başkanları ve davetliler katıldı.
Şemsi Bayraktar, Nazilli Ziraat Odası’nı
ziyaretinde yaptığı konuşmada, Türk tarımının dünya ticaretinde hak ettiği yeri
bulabilmesi için üretimin yanında markalaşmaya da önem verilmesi gerektiğini
söyledi.
Türk çiftçisi üretim yapıyor
Türk çiftçisinin bütün zorluklara karşı
üretim yaptığını belirten Bayraktar, şöyle
konuştu: “Zeytin ve incirde olduğu gibi
kestane üretiminde de iyi bir yerdeyiz.
Zeytinde olduğu gibi kestanemize de katma değer katan tesislerimizi burada kuramadık. Soğuk hava tesisi açılmalı. Bunun
dışında, kestane soyma makinemiz yok.
Çinli bir ihracatçı, işlenmiş kestane bulamadığını söylüyor. Tesislerimiz yetersiz.
Biz dünyanın en iyi, en güzel kestanesini
bu bölgede üretiyorsak marka olmaz zorundayız. Kestanemizi bu bölgeden alıp
işleyerek, başka marka altında dünyaya
satıyorlar. Artık kestanede marka olmamız
lazım. Ürettiğimiz ürünlerde marka olmamız lazım. Marka olamadığımız takdirde
artık dünyada tarım ürünlerinde, dünya
ticaretinde söz sahibi olma şansımızın
olmadığını da bilmemiz lazım. Bizim çiftçimiz bu ülkede üretiyor. Zor koşullarda
da olsa verimli üretim yapıyor. Her şeyi
üretebiliyor. Biz görevimizi yapıyoruz. Biz
Türkiye’de her alanda gıda güvencesini
sağlıyoruz ve dış talebe uygun üretim de
yapıyoruz.”
Ürünlerde marka oluşturma görevinin
sanayicilere ve ihracatçılara ait olduğunu
vurgulayan Bayraktar, şöyle devam etti:
“Sanayici ve ihracatçılarımızı, Aydın’ın
bereketli topraklarına yatırım yapmaya davet ediyorum. Ürünlerimize katma değer
katmamız lazım. Ürün işleme tesisleri kurulması lazım. Sanayicimizin Aydın’da geri
kaldığını düşünüyorum. Bu verimli topraklarda agro sanayiyi mutlaka kurmamız
lazım. Marka ve yatırım için bizi zorlamasınlar, biz mecbur kalırsak bu yatırımları da
yapmak zorunda kalırız.”
Zeytinliklerin imara açılmasını
kabul etmiyoruz
Zeytinde Türkiye’nin dünyada söz sahibi olması için 25 dekarın altındaki zeytinlik alanların imara açılabilmesi uygulamasından vazgeçilmesi gerektiğini bildiren
Bayraktar, şunları söyledi: “Zeytinliklerin
imara açılmasını kabul etmiyoruz. Biz son
7 yılda zeytinde çok ciddi yatırım yaptık. 66
milyon civarında zeytin fidanı diktik. Madem bu zeytinleri sökeceğiz niye diktik?
Bu kadar niye yatırım yapıldı? Niye destek verildi? Bir de Türkiye zeytinde hedef
koydu, ‘İspanya’dan sonra dünya ikincisi
olacağız’ diye. Eğer trendi bu şekilde devam ettirirsek yakalarız. Ancak böyle bir
hedef koymuşken bizim böyle bir yasay-
la zeytinleri söktürmemiz, zeytinlik alanları
imara açtırmamız ve bu alanlara yatırım
yapmamız fevkalade abes. Benim anlamakta zorluk çektiğim olay bu. Zeytinyağı
tüketimi Türkiye’de 1 kilogramdan 2 kilograma yeni çıktı. Bunu bizim insan sağlığı
açısından 5–6 kilogramda çıkarmamız lazım. Tüketim yükseldiğinde bu zeytinyağını nereden bulacağız? Zeytin ve zeytinyağı
ithalatı mı yapacağız? Zeytin incirle birlikte
kutsal bir ürün. Tarım dışı sektörler açısından da fevkalade önemli olan bir ürün. Bu
yasa inşallah geri çekilir.”
Bayraktar’ı, Nazilli Ziraat Odası Başkanı Necdet İzgü ve çevre ilçelerin Ziraat
Odası başkanları karşıladı.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
21
HABERLER
DAVUTOĞLU KİK ÜYESI ODA VE SENDIKALARLA
ISTIŞARE TOPLANTISI YAPTI
Başbakan Ahmet Davutoğlu, TürkiyeAB Karma İstişare Komitesi (KİK) üyesi Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB),
TOBB, TESK, TİSK, TÜRK-İŞ, HAK-İŞ,
Memur-Sen'in Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinden il ve ilçe temsilcileriyle
bir araya geldi. Toplantıya TZOB adına
Yönetim Kurulu Başkan Vekili Nuri Sorman katılırken, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinden Ziraat Odası başkanları da hazır bulundu.
Toplantıdaki konuşmasında, Kobani
bahane edilerek, vandalizmde, şiddet
sarmalında, terör faaliyetlerinde 33 vatandaşın hayatını kaybettiğini, 2 polisin
şehit olduğunu, 135 polisin yaralandığını
bildiren Davutoğlu, “Suriye'deki zulmün
bir benzerini neredeyse kendi halkına
karşı terör ve şiddet eylemleriyle yapanlar
bilsinler ki Türkiye'yi hiçbir zaman bu kargaşa ve kaos sarmalının içine sokamayacaklardır" dedi.
Davutoğlu, “Yaraları saracağız ve
yolumuza devam edeceğiz. Bütün üyelerinize, döndüğünüzde bütün hemşehrilerinize selamlarımızın yanında şu mesajları da iletin; devletlerine güvensinler,
hiç tereddüt etmesinler. İnşallah bütün bu
yaraların sarılması yanında, kamu düzeni
ve çözüm süreci bağlamında atacağımız
adımlarla parlak bir gelecek onları bekliyor. Bu parlak geleceğin en önemli inşa
edicileri olarak sivil toplum kuruluşlarımızı, odalarımızı, sendikalarımızı görüyoruz"
diye konuştu.
22
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
TZOB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Nuri Sorman, toplantıda, “Güven ve
huzurun olmadığı bir ortamda, üretim
yapmak da zorlaşacak, kırsaldan göç
hızlanacaktır. İçinde yaşadığımız coğrafyada büyük bir kargaşa ortamı var.
Bundan ülkemiz de halkımız da olumsuz etkileniyor. Şu unutulmamalıdır ki
barışın olmadığı bir ortamdan bütün
vatandaşlarımız ve ülkemiz büyük zarar
görür. Bu ülkede yaşayan herkesin birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi
ve bütünlüğümüzü koruma zorunluluğu
vardır” dedi.
Tunceli Ziraat Odası Başkanı Mazlum
Arslan, Doğu Anadolu Bölgesi Ziraat Odaları adına yaptığı konuşmada, sağlanan
huzur ortamında sağlanan gelişmelere dikkati çekti; “Ancak son olaylar halkımızı ve
üreticilerimizi tedirgin etti. Yeniden eski kötü
günlere, dönüş olabileceği korkusunu yaşamaya başladık. Son günlerde siyasilerimizin, hassasiyetleri gözetmeyen konuşma
ve söylemleri de tedirginliğe yol açtı. Bölgemizde güvenlik birimlerimizin ve mülki amirlerimizin iyi niyetli davranışları bizi sevindirmektedir. Bu sağduyulu, olumlu davranışın
devam etmesini istiyoruz” dedi.
Sabırlı, sorumlu ve sağduyulu olmak
gerektiğinin altını çizen Sorman, “Bayrak ve Atatürk ortak değerlerimizdir. Sahip çıkmalıyız. Bu değerlerimize saldırıyı
asla kabul edemeyiz. Bu topraklardaki
bin yıllık kardeşliğimiz, devletimizin üniter
yapısı, vatanımızın bölünmez bütünlüğü
esastır. Hiçbir olay ve oyunun bunu bozamayacağına inancımız tamdır. Barış ve
huzur içinde olursak, zengin ve mutlu bir
geleceğe sahip olacağımız açıktır” diye
konuştu.
Şırnak’ın İdil İlçesi Ziraat Odası Başkanı Ahmet Yağan da Güneydoğu Anadolu
Bölgesi Ziraat Odaları adına yaptığı konuşmada, bütün olanları aşmak için toplumun
da büyük bölümünün onayladığı çözüm
sürecini desteklediklerini, hızlandırılmasını istediklerini bildirdi. Yağan, “Bu güzelim
coğrafyada mesleki faaliyetlerimizi tam olarak yapmak istiyoruz. Mesleki faaliyetlerimizi sürdürmekte zorlanıyoruz. Meralarımızı,
yaylalarımızı korkmadan kullanmak istiyoruz” görüşünü dile getirdi.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği, doğal afetler
nedeniyle bu yıl çok zor
bir üretim sezonu geçirilmekte olduğuna vurgu yapan, çiftçimizin ürettiği her
dilim, her salkım ve her danenin geçtiğimiz yıllardan çok daha fazla önemli hale geldiğine dikkati çeken, bu nedenle her türlü israftan kaçınılması
gerektiği mesajını veren bir kamu spotu hazırladı.
Radyo ve televizyonlar için ayrı ayrı hazırlanan; Radyo
ve Televizyon Üst Kurulu’nun “kamu yararına yönelik spot
film” onayından da geçen 45’er saniyelik spotlar hem üreticileri,
hem aracı kişi ve kuruluşları, israf konusunda uyarmak ve toplumsal
farkındalık ve bilinç geliştirilmesini sağlamak amacı taşıyor.
TZOB DİYOR Kİ!
TZOB DİYOR Kİ!
Bayraktar, önemli ürünler içinde
yer alan pirinçte tarla ile market fiyatları
arasında yüzde 194,97, nohutta yüzde
188,13, domateste yüzde 182,63, kuru
kayısıda yüzde 176,15, kırmızı mercimekte yüzde 160,95 gibi önemli farklarının
bulunduğunu da kaydetti.
Gıdada enflasyonun sebebi
aracılar
Sorumluluk
başka yerde
aranmalıdır
Türkiye
Ziraat Odaları
Birliği Genel
Başkanı Şemsi
Bayraktar, gıdada
enflasyonun sebebinin aracılar olduğunu bildirerek, “Gıdada
yapılacak ithalat üreticiyi vurur. Önemli
olan üretici-market arasındaki makası
daraltacak tedbirleri almaktır” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, çiftçinin mümkün olan en düşük fiyata binbir
emekle ürettiği ürününü sattığını fakat
fiyatın markete gelene kadar, 3-4’e katlandığını belirtti.
Şemsi Bayraktar, “Tarlada 14 kuruş
olan maydanoz, markette 79 kuruşa, 55
kuruş olan marul 2 lira 28 kuruşa, 1 lira 1
kuruş olan sivri biber 3 lira 58 kuruşa, 5 lira
olan kuru incir 16 lira 95 kuruşa, 1 lira 30
kuruş olan limon 4 lira 39 kuruşa satılıyor.
24
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Yine, tarlada 61 kuruş olan patlıcanı tüketici 2 lira 2 kuruşa, 1 lira 25 kuruş olan elmayı 3 lira 94 kuruşa, 54 kuruş olan havucu 1
lira 65 kuruşa, 3 lira 20 kuruş olan kuru fasulyeyi, 9 lira 73 kuruşa tüketebiliyor” dedi.
Şemsi Bayraktar, Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak, spekülatif hareketleri
önlemek için üreticiden tüketiciye, halkın
tamamını yakından ilgilendiren gıda fiyatlarındaki değişimleri, takip etmeye ve kamuoyunu doğru bilgilendirme amacıyla
açıklamalara devam ettiklerini bildirdi.
Son günlerde bazı yorumlarda, tarımın, çiftçinin enflasyonun sorumlusu
gibi gösterildiğini vurgulayan Bayraktar,
“rakamlar ortada. Tarımda üretici fiyatlarındaki artış, hemen her zaman gıda ve
alkolsüz içeceklerin, yani tüketici fiyatlarının altında kalıyor. Yine tarımdaki üretici
fiyatları çoğunlukla genel enflasyonun da
altında seyrediyor. Hal böyleyken, enflas-
yonun sorumlusu olarak tarımın gösterilmesini anlamak mümkün değildir” dedi.
Üretici-market fiyat farkı
Bayraktar, Eylül ayındaki, seçilmiş
ürünlerde üretici ve market fiyatları arasındaki fark incelediğinde, en fazla farkın
yüzde 464,29 ile maydanozda görüldüğünü bildirdi. Şemsi Bayraktar, marulda
yüzde 313,94, sivri biberde yüzde 253,64,
salatalıkta yüzde 247,12, kuru incirde yüzde 239, limonda yüzde 237,79, patlıcanda
yüzde 231,42, elmada yüzde 216,36, havuçta yüzde 205,97, kuru fasulyede yüzde
204,17 fiyat farkı bulunduğunu vurguladı.
“Maydanoz 5,6, marul 4,1, sivri biber,
salatalık 3,5, kuru incir ve limon 3,4, patlıcan 3,3, elma 3,2, havuç 3,1, kuru fasulye
3 kat fazlaya tüketiciye satılıyorsa bunun
sorumlusu çiftçi değildir” diyen Bayraktar, sorumluluğun başka yerde aranması
gerektiğini belirtti.
Ne
yapılmalı?
Tarladan markete fiyat artışının
en aza indirilmesi için, kısa vadede,
nakliye maliyetlerini azaltacak formüller üzerinde çalışmak gerektiğini bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:
“Yüksek akaryakıt fiyatları nedeniyle ulaşım giderleri perakende ürün
fiyatlarını artırmaktadır. Tarım ürünleri
taşıyan nakliye araçlarına ucuz mazot sağlanması, vergi oranlarının indirilmesi gibi çeşitli önlemler alınabilir.
Orta ve uzun vadede demiryolu
ağının yaygınlaştırılması, soğuk hava
depoları bulunan vagonların devreye
alınması nakliye giderlerini en aza indirecektir. Çiftçinin ekonomik örgütlülüğünün ve gücünün artırılarak, aracı sayısının azaltılması, ambalajlama,
depolama ve nakliye maliyetlerinin
asgari düzeye çekilmesi, üreticiden
tüketiciye kadar geçen süreçte kar
marjlarının makul seviyelere düşürülmesi için rekabet koşullarının oluşturulması gerekir.
Bütün bunlar, tarladan markete
oluşan fiyat farkını en aza indirecek,
fiyat istikrarını sağlayacaktır. Çiftçi
düzenli ve yeterli bir gelire kavuşacak, tüketici de makul fiyatlarla gıda
tüketebilecektir.”
TZOB Genel Başkanı, tarlada 2 lira 62
kuruş olan pirincin markette 7 lira 73 kuruşa, 2 lira 26 kuruş olan nohutun 6 lira 51
kuruşa, 1 lira 17 kuruş olan domatesin 3
lira 31 kuruşa, 13 lira olan kuru kayısının 35 lira 90 kuruşa, 2 lira 1 kuruş
olan kırmızı mercimeğin 5 lira 25 kuruşa satıldığı bilgisini verdi.
Market fiyatlarındaki değişimler
Eylül ayında market fiyatlarında
kuru soğan, kuru kayısı ve yumurta
fiyatlarında değişim görülmezken,
fiyat düşüşünün yüzde 34,46 ile
en fazla limonda olduğunu bildiren
Bayraktar, şunları kaydetti: “Limondaki fiyat düşüşünü markette yüzde
11,09 ile kuru üzüm, yüzde 9,52 ile
havuç, yüzde 7,22 ile yeşil mercimek, yüzde 6,52 ile yeşil fasulye,
yüzde 3,72 ile marul, yüzde 2,33 ile
yeşil soğan, yüzde 2,21 ile Antep
fıstığı, yüzde 1,42 ile ayçiçeği yağı
izledi.
Markette en fazla fiyat artışı ise
yüzde 31,8 ile fındıkta görüldü. Fındıktaki fiyat artışını yüzde 27,13 ile
domates, yüzde 17,04 ile kavun,
yüzde15,73 ile sivri biber, yüzde
15,60 ile patlıcan, yüzde 14,53 ile
kuru incir, yüzde 12,5 ile patates,
yüzde 10,59 ile kabak, yüzde 7,92
ile kuru fasulye, yüzde 7,06 ile kırmızı mercimek, yüzde 5,65 ile nohut, yüzde 4,98 ile kuzu eti, yüzde
4,71 ile elma, yüzde 3,81 ile pirinç,
yüzde 3,32 ile salatalık, yüzde 3,03
ile dana eti, yüzde 2,94 ile süt, yüzde 2,60 ile maydanoz, yüzde 2,34
ile tavuk eti, yüzde 1,87 ile mısırözü
yağı, yüzde 1,59 ile toz şeker, yüzde 0,78 ile zeytinyağı takip etti.”
Üretici fiyatlarındaki değişimler
Eylül ayında üretici fiyatlarında
marul, yeşil soğan, limon, kavun,
kuru incir, süt, patlıcan ve havuç fiyatlarında değişim olmazken, fiyat
düşüşü yüzde 7,14 ile en fazla kuru kayısıda görüldüğünü belirten Bayraktar, şu
bilgileri verdi:
“Kuru kayısıdaki fiyat düşüşünü üreticide yüzde 4,64 ile nohut, yüzde 1,89 ile
yeşil mercimek, yüzde 1,67 ile kuru üzüm,
yüzde 1,54 ile kuru fasulye, yüzde 0,99 ile
kırmızı mercimek takip etti.
Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde
110,53 oran ile kabakta görüldü. Kabaktaki fiyat artışını yüzde 66,67 ile kuru
soğan, yüzde 57,38 ile domates, yüzde
53,81 ile fındık, yüzde 23,48 ile sivri biber, yüzde 22,43 ile pirinç, yüzde 20 ile
patates, yüzde 17,33 ile elma, yüzde
14,56 ile salatalık, yüzde 10 ile zeytinyağı,
yüzde 7,94 ile Antep fıstığı, yüzde 7,73 ile
yumurta, yüzde 7,69 ile maydanoz, yüzde
4,62 ile yeşil fasulye, yüzde 3,24 ile kuzu
eti, yüzde 1,60 ile dana eti izledi.”
Fiyat değişimlerinin nedenleri
Üreticide fiyatı artan ürünlere bakıldığında, fiyatı en fazla artan ürün olan kabakta, hasadın sonuna gelindiğini, arzın
daraldığını, bunun da fiyatları artırdığını
belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“Kuru soğanda ise meydana gelen
dolu ve kuraklık nedeniyle rekoltedeki
düşüşe bağlı olarak fiyatlar artış gösterdi. Kabakta olduğu gibi domates, biber,
salatalık gibi ürünlerde hasat edilen ürün
miktarındaki azalmaya bağlı olarak fiyatlarda artış yaşandı. Fındıkta don ve Antep fıstığında don ve kuraklığın etkisi nedeniyle rekoltede meydana gelen düşüş
fiyatlara yansıdı. Pirinç fiyatları ise yeni
sezona ait fiyatlarıdır. Yeni sezon fiyatları,
geçen yıla göre yüzde 22,43 artış gösterdi. Hayvansal ürünlerde, artan üretim maliyetleri, fiyatları bir miktar artırdı.
Üreticilerde fiyatı düşen ürünlere bakıldığında, kayısıda talepteki daralma ile
birlikte fiyatlarda bir miktar gerileme yaşandı. Baklagillerde hasat ve pazarlama
dönemi olmasına bağlı olarak fiyatlarda
çok fazla olmamakla birlikte bir miktar
düşüş görüldü.”
Bayraktar, genel olarak arz ve talepteki değişime bağlı olarak fiyatlarda artış
ve azalışların meydana geldiğinin görüldüğünü bildirdi.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
25
TZOB DİYOR Kİ!
TZOB DİYOR Kİ!
Fasulye "pazarlama"
mağduru
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Kuru fasulye üreticisi son
yıllarda ürünün maliyetin
altında pazarlanması
nedeniyle sıkıntı
yaşıyor, yeterli
gelir elde
edemiyor."
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, Ağustos ayında başlayan fasulye hasadının önemli bir
kısmının tamamlandığını, sona gelindiğini
bildirerek, “Kuru fasulye üreticisi son yıllarda ürünün maliyetin altında pazarlanması nedeniyle sıkıntı yaşıyor, yeterli gelir
elde edemiyor” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2004
yılında 250 bin ton olan kuru fasulye üretiminin, yüzde 22 azalmayla, 2013 yılında
195 bin tona indiğini vurguladı. Üretimde
azalmanın yanı sıra, nüfus artışına paralel
olarak tüketimin artmasının bazı yıllarda
fiyat artışlarına sebep olduğu bilgisini veren Bayraktar, üretimde artış ve sürdürülebilirlik sağlamak yerine, iç piyasa fiyatlarının ithalatla düzenlenmeye çalışıldığını
belirtti.
Üretici gelirlerinin artırılması
gerekiyor
Üretimin artması ve sürekliliğinin devamı için üretici gelirlerinin artırılması geldiğini bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:
“Bunun sağlanması için öncelikle üreti-
26
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
ci, ürettiği ürünün elinde kalmayacağını
veya maliyetinin altında pazarlamayacağını bilmelidir. Dünya piyasalarındaki
fiyat düşüşlerinin yaşandığı veya ürün
arzının fazla olduğu yıllarda, fiyatlar tüccarın insafına bırakılmamalıdır. Üreticinin
maliyetinin çok altında ürün pazarlamak
zorunda kaldığı yıllarda, bu fiyat düşüşlerinden üreticilerin zarar görmemesi için
prim destekleri artırılmalıdır.
Üreticilerin kuru fasulye üretimine
özendirilerek üretimi artırıcı tedbirlerin alınması, gelecek yıllarda üreticinin
emeğinin karşılığını aldığı bol ve bereketli hasatların olması en büyük temennimizdir.”
Üretimde en fazla üretim Konya,
Karaman, Nevşehir, Niğde
ve Erzincan’da
Kuru fasulyenin Türkiye’nin hemen
hemen bütün bölgelerinde yetiştirildiğini, en fazla üretim yapılan illerin Konya,
Karaman, Nevşehir, Niğde, Erzincan,
Kahramanmaraş, Aksaray, Balıkesir ol-
duğunu belirten Bayraktar, şu bilgileri
verdi: “Baklagiller, Türk mutfağının ve
özellikle dar gelirli ailelerin protein kaynağını oluşturmaktadır. Ülkemizde üretimi
gerçekleştirilen 7 çeşit baklagil arasında
kuru fasulye toplam üretimden yüzde 19
oranında pay alarak nohuttan sonra ikinci
sırada yer almaktadır.
Kuru fasulye gerek lezzeti, gerek yüksek besin değeriyle dünya ve Türk mutfaklarının vazgeçilmezleri arasında yer
almaktadır. Halkımızın damak tadına olan
uyumu nedeniyle kuru fasulye tüketimi
vazgeçilmez ürünlerimizden biridir.
Bu yıl ilk tahmin sonuçlarına göre,
Türkiye’nin kuru fasulye üretiminde geçen yıla göre yüzde 12,8 oranında artış
beklenmektedir. Geçen yıl 195 bin ton
olan üretimin, bu yıl 220 bin tona ulaşacağı tahmin edilmektedir. Son yıllarda kuru
fasulye veriminde artış olmasına rağmen
çiftçinin üretimden vazgeçmesiyle üretim
artışı sağlanamamaktadır. Son 10 yılda
ekim alanlarında yüzde 45 oranında azalma görülmektedir.”
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
27
TZOB DİYOR Kİ!
TZOB DİYOR Kİ!
nan dolu ürünlere zarar verirken, hasadın
devam ettiği Ankara’da yaşanan kuraklık
rekolteyi olumsuz etkiledi.”
Üretim planlaması olmaması
önemli bir sorun
Soğan üretiminde üretim planlamasının olmamasının önemli bir sorun olarak ortada durduğunu belirten Bayraktar,
şöyle devam etti:
“Üretim planlamasının olmayışı üretimde dalgalanmalara neden olmaktadır.
Bu durum fiyatlara yansımakta, bir önceki
sezonda oluşan fiyat durumuna göre üretime karar verilmesi, piyasalardaki dengesizliği de beraberinde getirmektedir.
Bu yıl olduğu gibi zaman zaman yaşanan doğal afetler de üretimde dalgalanmalara yol açmaktadır. Bu durum doğal
olarak fiyatlara yansımaktadır. Geçen yıl
kilogramı 34 kuruştan alıcı bulan kuru soğan, rekoltedeki düşüş nedeniyle Eylül
ayı itibarıyla 50 kuruştan alıcı bulmuştur.
Binbir emekle üretim gerçekleştiren üreticinin elinden 50 kuruşa alınan soğan,
tüketiciye ulaşıncaya kadar 3 kata varan
oranlarda artış göstermektedir. Hasat
döneminde pazara arz edilen ürün fazlalığı, fiyatlarda o dönem için düşmelere
yol açmakta; üretimin pazara arz edilmediği dönemlerde de var olan talebin karşılanamaması durumunda fiyatlar yükselmektedir.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Bazı illerimizde dolu, bazı
illerimizde kuraklık
soğan hasadını olumsuz
etkiledi."
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, Amasya gibi
bazı illerde dolunun, Ankara gibi bazı illerde ise kuraklığın soğan hasadını olumsuz
etkilediğini bildirerek, “1,9 milyon ton olan
2013 yılı kuru soğan üretiminin bu yıl 1,8
milyon tonun altında kalacağını tahmini
yapılıyor” dedi.
Bayraktar, hasadın sona yaklaştığı
kışlık soğanla ilgili yaptığı açıklamada,
Türkiye’de yetiştirilen en önemli yumru ve
kök sebzelerden birinin de kuru soğan olduğunu belirtti. Bugün hemen hemen bütün yemeklerde kullanıldığı dikkate alındığında kuru soğanın mutfakların temel
ürünlerinden biri olduğuna dikkati çeken
Bayraktar, sofraların temel ürünlerinden
olan soğanda Türkiye’deki üretimin dal-
28
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
galı bir seyir izlediği bilgisini verdi. Kuru
soğanda üretimin bazı yıllar, 2011 yılında
olduğu gibi 2,1 milyon tonun üzerinde
gerçekleştiğini, bazı yıllar ise, 2012 yılında olduğu gibi 1,7 milyon tonlara kadar
indiğini bildiren Bayraktar, “2000 yılında
2,2 milyon ton olan kuru soğan üretimi,
2013 yılında 1,9 milyon ton düzeyinde
gerçekleşti. Yine 2000 yılında 1 milyon
dekar olan kuru soğan ekim alanı, 2013
yılında 616 bin 324 dekara indi. Birinci
tahmin verilerine göre, üretim, bu yıl 1
milyon 785 bin tonda kalacak. Tabii bu
ilk tahmin. Hasat tamamlanınca durum
daha net ortaya çıkacak” dedi.
Üretimde Ankara birinci,
Amasya ikinci
Ankara, Karaman, Hatay illerin taze
soğan, Ankara ve Amasya illerinin ise
kuru soğan üretiminde ilk sıraları paylaştığı bilgisini veren Bayraktar, şunları kaydetti:
kilemektedir. Pazarlama sorunlarının yaşandığı dönemde, düşük fiyat nedeniyle
üretici mağdur olurken, arzın daraldığı
dönemde, yüksek fiyat nedeniyle tüketiciler mağdur olmaktadır.”
“Yeterli örgütlenme olmaması
sorunları daha da derinleştiriyor
Üreticilerin ekonomik açıdan yeterince örgütlenememesi nedeniyle pazarlık
güçleri olmadığını, bunun yapıda yaşanan sorunları daha da derinleştirdiğini
vurgulayan Bayraktar, “Üreticilerimizin
kendi ürettiği üründe söz sahibi olabilmesi, sahip oldukları hakları etkin bir şekilde kullanabilmesi ancak örgütlenmeyle
mümkündür. Bu nedenledir ki Tarımsal
Üretici Birlikleri’ne gerekli kaynak aktarılarak finansman bakımından güçlendirilmeli, birlikler fonksiyonel hale getirilerek
bir müdahale kurumu gibi çalışmaları
sağlanmalıdır. Üretimde istikrarın sağlanması bakımından üretim planlaması
yapılmalı, çiftçi nerede ne kadar ürün
yetiştireceğini bilmeli, üretim Türkiye’nin
ihtiyaçlarına ve ihracat miktarına göre belirlenmelidir” dedi.
Soğan hasadının devam ettiği şu günlerde, planlı ve sürdürülebilir bir üretimin
gerçekleşmesi üreticilerimizin en büyük
beklentisidir. Üretimde meydana gelen dalgalanma ve pazarlama sorunları,
üreticiden tüketiciye tüm
tarafları derinden et-
“Kuru soğan üretiminde yüzde 22,5’lik
payla Ankara birinci. Bu ili yüzde 16,5 ile
Amasya, yüzde 9,2 ile Eskişehir, yüzde
8,6 ile Hatay, yüzde 7,9 ile Adana, yüzde
5,8 ile Çorum, yüzde 4,8 ile Tokat, yüzde 4,2 ile Bursa İlimiz izlemektedir. Hatay
ve Adana illerimizde daha çok yazlık soğan üretimi yapılırken, Amasya ve Ankara illerimizde kışlık soğan üretilmektedir.
2014 yılında yaşanan doğal afetler pek
çok üründe üretimi olumsuz etkilemiş,
rekoltede düşüşler yaşanmıştır. Etkilenen ürünlerden biri de soğandır. Hasadın
sonuna gelindiği Amasya ilimizde yaşa◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
29
TZOB DİYOR Kİ!
TZOB DİYOR Kİ!
Antep fıstığında don ve
kuraklık hasadı etkiledi
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Mart ayı sonunda meydana gelen
don afeti ve devamında yaşadığımız
bölgesel kuraklık Antep fıstığı üretimini
vurdu. Rekoltede düşüş bekliyoruz."
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, Antep fıstığında yaşanan don ve kuraklığın üretimi
etkilediğini bildirerek, “Mart ayı sonunda
meydana gelen don afeti ve devamında
yaşadığımız bölgesel kuraklık Antep fıstığı üretimini vurdu. Rekoltede düşüş bekliyoruz” dedi.
Üretici
kurbanlık
satışlarından
memnun
Bayraktar, hasadı büyük ölçüde tamamlanan Antep fıstığı konusunda yaptığı açıklamada, Antep fıstığında geçen yıl
88 bin 600 ton olan üretimin, bu yıl birinci
tahmin verilerine göre 95 bin tonu bulacağı tahmini yapılsa da üretimin geçen
yılın rekolte rakamının altında kalacağının
görüldüğünü, bunun bir sonucu olarak fiyatların da arttığını belirtti.
Kurbanlık hayvan satışlarının üreticileri memnun ettiğini, kurbanlık fiyatlarının
bayram öncesi basına açıkladıkları seviyelerde gerçekleştiğini bildiren Bayraktar,
şunları kaydetti: “Kurbanlık hayvan ithalatı yapılmaması, fiyatların geçen yıla yakın
seyretmesi, Türkiye’ye sığınan Suriyelilere yardım amacıyla vatandaşlarımızın kesime ilgi göstermesi, dernek ve vakıfların
hayvan talebinin geçen yıllara göre daha
fazla olması gibi faktörler, satışları olumlu
yönde etkiledi.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, üreticinin elinde hemen hemen büyükbaş kurbanlık
hayvan kalmadığını bildirerek, üreticilerin
çoğunun büyükbaş hayvanlarının tamamını sattığını belirtti.
Bayraktar, yaptığı açıklamada,
Kurban Bayramı öncesi ve bayram
sırasındaki kurbanlık satışlarını değerlendirdi.
30
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Üreticilerimizin çoğu büyükbaş hayvanlarının tamamını sattı. Üreticinin elinde hemen hemen büyükbaş hayvan kalmadı.
Bazı illerimizde büyükbaş kurbanlık
kalmadığından dolayı alıcılar, küçükbaşa
yöneldi. Bu da küçükbaş satışlarını hızlandırdı.
Fiyatların geçen yıla yakın, makul seviyelerde şekillenmiş olması talebi de artır-
Tarım ürünlerinin kayıt altına alınmasının çok önemli olduğunun altını çizen
Bayraktar, şu bilgileri verdi.
dı. Satılan hayvan sayısı, geçen yıla göre
daha fazla gerçekleşti.
Hayvan satışlarının iyi olması sonucu
üreticinin elinde hayvan kalmaması, tüccarın bu hayvanları ucuza kapatmasını
önledi.
Odalarımız, üreticinin elinde bir miktar
küçükbaş hayvan kaldığını, bunun çok
ciddi sorun teşkil etmediğini bildirdiler.”
“Fiyat artışından üreticimiz yararlanamıyor. Borçlu olan üreticimiz ürünü
ucuz fiyattan elden çıkarmak zorunda
kalıyor. Fırsatçılara, stokçulara, aracılara
gün doğuyor. Yetiştirdiği üründen para
kazanması gereken üreticimiz, maalesef
hak ettiğini geliri elde edemiyor. Tüketici ise daha pahalı ürün yemek zorunda
kalıyor.
Antep fıstığında yaşanan bu durum
sadece bu ürüne has bir olgu değil. Üreticimiz, depolama süresi uzun olan fındık,
Antep fıstığı, ceviz, badem, kestane gibi
tüm sert kabuklu meyvelerle, kuru kayısı, kuru incir, kuru üzüm gibi kurutulmuş
meyvelerde bu sorunu yaşıyor.”
Türkiye dünya çapında sert
kabuklu meyve ve kurutulmuş
meyve üreticisi
Türkiye’nin dünya çapında önemli
bir sert kabuklu meyve ve kurutulmuş
meyve üreticisi ülke olduğunu vurgulayan Bayraktar, şu bilgileri verdi:
“Bu bakımdan, Antep fıstığı, ceviz,
badem gibi meyvelerin son yıllarda insan sağlığına olumlu katkıları nedeniyle
sert kabuklu meyveler ve kurutulmuş
meyveler sektörü sürekli büyüyor. Bu
sektörde söz sahibi bir ülke olmamız
içten bile değil. Kaliteli üretimi artırarak,
pazarın istediği standartlarda ürün temini sağlarsak ihracat gelirimiz artar.
Ülkemizde Antep fıstığı sulama olmadan, kuruda üretilmektedir. Antep
fıstığı üretiminde geleneksel metotlar bırakılmalı, kalite ve verimi artıran sulamanın yapılabilmesi için yüzde 60’a varan
oranlarda su tasarrufu sağlayan basınçlı
sulama sistemleri kurulmalıdır. Bunun
için üreticimiz teşvik edilmeli, yeni bahçe tesisi için destek verilmelidir.
Depolama süresi uzun olan Antep
fıstığında, piyasada kaliteli ürünün her an
bulunabilmesi, fiyat istikrarı sağlanması
ve üreticimizin yeterli gelir elde edebilmesi için lisanslı depoculuk ve ürün ihtisas
borsaları kurulması bir zorunluluktur. Bu
işten üretici de sanayici de tüketici de ülkemiz de karlı çıkacaktır.”
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
31
TZOB DİYOR Kİ!
TZOB DİYOR Kİ!
alanlar, şehir içinde kaldığı zaman, bitkisel ya da hayvansal üretimde kullanılması zorlaşıyor ve zamanla üretkenliklerini
kaybediyor.”
Meralar
korunmalı
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, hayvancılıkta
kaba yem ihtiyacının karşılanması ve etsüt maliyetlerinin düşürülmesi bakımından çayır ve meraların öneminin büyük
olduğuna vurgu yaparak, “mera alanlarımız sürekli azalıyor. 1935 yılında 44 milyon hektar olan çayır mera arazisi, yüzde
66,8 azalmayla 2001 yılında 14,61 milyon
hektara geriledi. Türkiye, Arjantin, Brezilya, Uruguay, Yeni Zelanda gibi mera
zengini değil. Tespiti yapılan çayır mera
varlığımız sadece 10,14 milyon hektar ve
bu alanın 5,76 milyon hektarı tahdit edilmiş durumda” dedi.
32
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Hayvancılıkta kaba yem
ihtiyacının karşılanması ve
et-süt maliyetlerinin düşürülmesi
bakımından çayır ve meraların
önemi büyük."
Bayraktar, yaptığı açıklamada, çayır
mera alanlarının başta tarıma açılmak suretiyle geçmişte sürekli olarak azaldığına
dikkat çekti. Meralardaki tespit, tahdit ve
tahsis işlemlerine hız verilmesi gerektiğini belirten Bayraktar, şu ana kadar tespiti
yapılan çayır mera varlığının 10,14 milyon
hektarı bulduğunu bildirdi. Bayraktar, bu
alanın 5,76 milyon hektarının tahdit çalışmalarının bittiğini, ıslah edilerek, çiftçinin
hizmetine sunulan çayır mera alanının ise
4,71 milyon hektara tekabül ettiğini belirtti.
Meralara bakışın değişmesi lazım
Dünyanın her yerinde hayvancılık için
ucuz ve kaliteli yem girdisi sağlayan kaynağın meralar olduğunu belirten Bayraktar, şöyle devam etti:
“Ülkemizde ne yazık ki bu alanlara
farklı bakılıyor. Meralar, özellikle tarım
dışı sektörlerde yatırım yapılacak alan
olarak görülüyor. Bu bakışın değişmesi
lazım. Aksi halde hayvancılıkta sürdürülebilirlikten söz edilemez.
Gelişmiş bütün ülkelerde, yapılan şehir planlarında, doğal ortamlar ve tarım
arazileri korunmakta, çevreye zararları
minimize edilerek bu alanların sürdürülebilirlikleri garanti altına alınmaktadır.
Ülkemizde ise bilinçsiz bir şehirleşme, dolayısıyla bu şehirleşme içinde
kalan hayvancılık işletmelerinin ve tarım
alanlarının yok olmasıyla neticelenen bir
süreç yaşanmaktadır. Türkiye’de ne yeterince hayvancılık işletmesi kurulabilecek alan ne de bunlara ucuz yem kaynağı sağlayabilecek mera alanı ya da tarım
arazisi vardır. Bunun bilincine varılmalı,
bunları yok etmek yerine korumak için
çaba gösterilmelidir. Et ve süt başta olmak üzere, dünyada gıda fiyatlarının hızla arttığı dikkate alındığında, bu durum
ülkemiz açısından daha da büyük önem
arz etmektedir.”
Kaba yem ihtiyacı
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, şunları kaydetti: “Mera alanlarımız sürekli
azalıyor. 1935 yılında 44 milyon hektar
olan çayır mera arazisi, yüzde 66,8 azalmayla 2001 yılında 14,61 milyon hektara
geriledi. Ülkemiz, Arjantin, Brezilya, Uruguay, Yeni Zelanda gibi mera zengini değil. Tespiti yapılan çayır mera varlığımız
sadece 10,14 milyon hektar ve bu alanın
5,76 milyon hektarı tahdit edilmiş durumda. Islah edilerek, çiftçinin hizmetine
sunulan çayır mera alanı ise 4,71 milyon
hektara tekabül ediyor. Bu da meraları ve
tarım topraklarımızı gözümüz gibi korumamız gerektiğini bize gösteriyor.
Meraların korunmasında, tarım alanlarında olduğu gibi artık büyükşehir belediye başkanlarına ve şehir plancılarına
büyük görev düşüyor. Ülkemizde 30
büyükşehir var. Ülke tarımsal üretiminin
büyük bölümünü üreten bu illerdeki bütün kırsal alanlar da büyükşehir belediyelerinin sınırları içinde. Tarımın geleceği
açısından öncelikle büyükşehir belediyelerinin tarım topraklarını, mera ve çayır
alanlarını ve ormanları, su kaynaklarını,
doğal hayatı koruması gerekir. Şehir
plancılarına da büyük görev düşüyor.
Sürekli genişleyen şehirler, tarım arazileri ve meralar üzerine baskı yapıyor. Bu
Ülkemizin yıllık kaba yem ihtiyacının
52 milyon ton olduğunun bilgisini veren
Bayraktar, “Kaliteli kaba yem açığı yaklaşık 16 milyon ton civarında. Hayvancılığımızın gelişmesi için daha fazla ota
ihtiyacımız var. Bunun karşılanabilmesi
ve hayvancılıkta maliyetlerin düşürülmesi
için meraların amaç dışında kullanılmasının önüne geçilmeli ve meralar ıslah edilmelidir” dedi.
Meraların amacı dışında kullanılmasının önlenmesi kadar önemli olan diğer bir husus ise mevcut meralardan en
yüksek düzeyde faydalanmak olduğunu belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“Otlama kapasitesi, kuru ot üretimi gibi
meranın ne kadar verimli olduğu gösteren niceliklerini iyileştirmek gerekmektedir. Mera ıslah ve amenajman çalışmalarıyla yem verimi ve kalitesi artacak,
erozyonun olumsuz etkileri azaltılacak,
zehirli bitkiler kontrollü şekilde yok edileceği hayvan ölümleri azaltılmış olacaktır. Islahı yapılmış bir merada yem
bitkisinin verim ve kalitesinin artması,
orada otlayan hayvanların et ve süt verimlerinin artmasında da önemli katkılarda bulunacaktır. Yapılan araştırmalar
uygun ıslah ve amenajman yöntemleri
kullanılarak çayır ve meraların üretim
kapasitelerinin 4-5 yılda en az 3 kat artırılabileceğini göstermiştir.
Çayır meralar sadece hayvancılığa
hizmet etmiyor
Çayır ve mera alanları, aşırı baskı olmadan münavebeli otlatılarak kullanıldığı takdirde zaman içinde bitkilerin kendi
kendini yenileyebildiği doğal kaynaklardır. Mera ve çayırların doğal dengeye de
önemli bir katısı var.
Toprak yüzeyinde bitkiden bir kapak oluşturan ve geniş kök sistemleriyle
büyük toprak kitlelerini muhafaza eden
çayır ve mera bitkilerinin özellikle eğimli arazilerde erozyonu önlemede büyük
rolü bulunuyor. Yapılan araştırmalarda
yüzde 16 eğimli, milli ve tınlı bir arazide
18 santimetre kalınlığındaki toprak, nadasa bırakıldığında 7 yılda, sadece mısır
ekildiğinde 11 yılda, mısır-arpa-yonca
münavebe sisteminde 40 yılda erozyonla yok olurken, bu süre toprak üzerinde
sürekli çayır bitkilerinin bulunmasıyla 33
bin 600 yıla ulaşıyor.
Bununla birlikte sahip olduğu doğal
zenginlikler ve koşulları ile temiz hava
üreten çayır ve mera alanları, doğal gen
kaynağı olarak biyolojik çeşitlilik sağlamaktadır. Ayrıca, su toplama havzası
olarak görev yaparak taban suyunu zenginleştirir, akarsuları besler, yağan yağmurun tamamının yüzeysel akışa geçmesini önleyerek sel kontrolünü sağlar,
turizm açısından potansiyel alanlar oluşturur. Kırsal kesimde ucuz yem kaynağı
olarak hayvancılığı destekleyerek üreticinin gelir düzeyini yükseltir, ekonomik nedenlerle meydana gelen göçü önlemede
etkili olur.”
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
33
TZOB DİYOR Kİ!
SANAYIYE AKTARILAN
SÜTTE ARTIŞ DEVAM
EDIYOR
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, sanayiye aktarılan inek sütü miktarının Ağustos ayında
yüzde 10,98, Ocak-Ağustos döneminde
yüzde 9,87 arttığını bildirerek, “Ağustos
ayında 698 bin ton, son bir yıllık dönemde
8,48 milyon ton inek sütü sanayiye aktarıldı. Sanayiye aktarılan süt miktarında artış
devam ediyor” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2014
yılı Ağustos ayında sanayiye aktarılan
inek sütü miktarının geçen yılın aynı ayına
göre yüzde 10,98 artışla 628 bin 996 tondan 698 bin 098 tona yükseldiğini belirtti.
Şemsi Bayraktar, 2013 yılı Ocak ayında 637 bin 956 ton olan sanayiye aktarılan süt miktarının, Şubat ayında 622 bin
381 ton, Mart ayında 710 bin 712 ton, Nisan ayında 733 bin 380 ton, Mayıs ayında
772 bin 785 ton, Haziran ayında 692 bin
84 ton, Temmuz ayında 675 bin 158 ton,
Ağustos ayında 628 bin 996 ton, Eylül
ayında 594 bin 456 ton, Ekim ayında 605
bin 194 ton, Kasım ayında 611 bin 918
ton, Aralık ayında 653 bin 490 ton olduğu
bilgisini verdi.
2014 Ocak ayında sanayiye 710 bin
33 ton, Şubat ayında 684 bin 115 ton,
Mart ayında 789 bin 355 ton, Nisan ayında 793 bin 573 ton, Mayıs ayında 828 bin
417, Haziran ayında 767 bin 112, Temmuz ayında ise 743 bin 232 ton ve Ağustos ayında ise 698 bin 98 ton inek sütü
aktarıldığını belirten Bayraktar, şunları
kaydetti:
34
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
TZOB DİYOR Kİ!
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Sanayiye aktarılan inek sütü miktarı Ağustos
ayında yüzde 10,98, Ocak-Ağustos döneminde
yüzde 9,87 arttı."
“2013 yılında sanayiye 7 milyon 938
bin 510 ton inek sütü aktarılmıştı. Sanayiye aktarılan inek sütü miktarı Ağustos ayı
itibarıyla yıllık bazda 8 milyon 478 bin 992
ton ile 8,5 milyon tona yaklaştı. OcakAğustos dönemlerine bakıldığında 2013
yılında 5 milyon 453 bin 472 ton olan sanayiye aktarılan inek sütü miktarı, 2014
yılında yüzde 9,87 artışla 6 milyon 13 bin
935 tona ulaştı.”
Kanatlı sektörü
Bayraktar, tavuk yumurtası üretiminin
de Ağustos’ta yüzde 2,26, tavuk eti üretiminin ise yüzde 4,3 arttığını, Ocak-Ağustos döneminde yumurtada yüzde 11,95,
tavuk etinde yüzde 5,76’lik yükseliş olduğunu bil- dirdi. Bayraktar, “Ocak-Ağustos döneminde, 2013 yılında
10 milyar 797 milyon 601
bin olan tavuk yumurtası üretimi,
2014 yılında yüzde 5,76 artışla 11 milyar
276 milyon 176 bine yükseldi” dedi.
2013 yılı Ağustos ayında 151 140
bin 158 ton olan tavuk eti üretiminin,
yüzde 4,3 artışla 2014 Ağustos ayında 169 bin 212 tona yükseldiğini bildiren
Bayraktar, “Ocak-Ağustos döneminde,
2013 yılında 1 milyon 232 bin 418 ton
olan tavuk eti üretimi, 2014 yılında yüzde 5,76 artışla 1 milyon 271 bin 748 tona
yükseldi” bilgisini verdi.
Bayraktar, 2013 yılında 16 milyar 496
milyon 751 bin adet olan yumurta üretiminin Temmuz ayı itibarıyla yıllık bazda
16 milyar 965 milyon 327 bin ile 17 milyar
adede dayandığını, 1 milyon 758 bin 363
ton olan tavuk eti üretiminin ise Ağustos
ayı itibarıyla yıllık bazda 1 milyon 827 bin
693 ton olduğunu bildirdi.
Dış ticaret
Bayraktar, 2013 yılının tamamında
406 milyon 352 bin 441 dolar yumurta,
607 milyon 930 bin 13 dolar kümes hayvanı eti, sakatatı ve benzeri ürün, 285 milyon 776 bin 482 dolar süt ve süt ürünleri,
2014 Ocak-Temmuz döneminde ise 255
milyon 595 bin 090 dolar yumurta, 425
milyon 181 bin 253 dolar kümes hayvanı
eti, sakatatları ve benzeri ürün, 257 milyon 063 bin 362 dolar süt ve süt ürünleri
ihracatı yapıldığını da kaydetti.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
35
TZOB DİYOR Kİ!
TZOB DİYOR Kİ!
Dünya Kadın Çiftçiler Günü
"Kadınlarımızı eğitemezsek verimlilik hayaldir."
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, kadın çiftçi
eğitiminin tarım için çok önemli olduğunu bildirerek, “tarımda kadınların önemi,
emeği yadsınamaz bir gerçektir. Kadınlarımızı eğitemezsek verimlilik hayaldir”
dedi.
Bayraktar, 15 Ekim Dünya Kadın
Çiftçiler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, dünyanın, en önemli ekonomik,
sosyal ve siyasi problemlerinin, kadınların tam katılımı olmadan çözülemeyeceğini bildirdi.
Dünyada ve Türkiye’de tarımsal üretim ve gıda güvenliğinin sağlanmasında
kadınların, en önemli rolü oynadığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“Birleşmiş Milletler de bunu tespit
etmiş ve 15 Ekim’i Dünya Kadın Çiftçiler Günü ilan etmiştir. Birleşmiş Milletler
Gıda ve Tarım Örgütü, kadın çiftçilerin
tarım iş gücünün yüzde 43’ünü oluşturduğunu ve dünya genelindeki tüm gıdanın yarısından fazlasını ürettiğini raporlamaktadır.
Diğer taraftan yerli ve yabancı birçok
bilim insanı gelecek için yenilik, planlama ve aktarmada kırsal alandaki sorunların köklerine inmek gerektiğini, kırsal
alandaki en büyük etkeninde kadın olduğunu açıklamaktadırlar.
Tarımdaki istihdamın yarıya yakını
kadınlardan oluşuyor. 2,8 milyon kadın
tarımda çalışıyor. Tarım istihdamında
kadınların oranı artıyor. Ülkemizde tarım
sektöründe istihdamın yüzde 47,2’sini
oluşturan kadınlarımız, ailevi sorumluluklarının yanında yaşamın getirdiği diğer zorlukları da üstlenmektedirler.
36
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Büyük bir çoğunluğu küçük işletmelerden oluşan aile tarımında ücretsiz aile
işçisi olarak çalışan kadınlarımız, ailenin
en büyük destekleyicisi, toplumun sigortasıdır.”
Eğitim programları
Tarımın her safhasında yer alan kadınları, gelişmiş yayım metotlarıyla eğitmek, tarımsal üretimin artırılmasını sürdürülebilir tarım faaliyetleriyle ülkemizin
toprak, su gibi doğal kaynaklarını sürekli
kullanılabilir durumda tutarak tarımın yapılmasını sağlamak için, Türkiye Ziraat
Odaları Birliği, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlığı arasında “Kadın Çiftçi Eğitim
İşbirliği” protokolü imzalandığını ve kadın çiftçilerin eğitimlerini yaptığını bildiren Bayraktar, şöyle devam etti:
“Bu çerçevede, kadını hedef alan
eğitim çalışmalarımız, sosyal güvenlik,
kooperatifçilik, girişimcilik ve liderlik,
kadın haklarımız, toplumsal cinsiyet
eşitliği, iklim değişikliği ana eğitim konuları yanında, her türlü tarımsal faaliyetler
olarak yoğunlaşmıştır.
Kırsal alanda yapılan kadın çiftçi eğitimlerimizin dışında, 16 ilde Entegre ve
Kontrollü Ürün Yönetimi proje çalışmasıyla çiftçi aileleri hedef alınarak, anne,
baba ve genç çocuk eğitimleri verilmiştir.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği, Gıda,
Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve Türkiye İş Kurumu ‘Tarımsal Nüfus Gençleşiyor’ projesi kapsamında Genç Çiftçi
Eğitimleri düzenliyor.
2013 yılında 7 pilot ilde bu eğitimleri
verilmiştir. Hem Kadın Çiftçi hem de Ta-
rımsal Nüfus Gençleşiyor eğitimleri ülke
geneline yaygınlaştırılmaktadır.
Hiç şüphemiz yok ki eğitimlere katılan kadın çiftçilerimiz, önümüzdeki
yıllarda, değişikliğin güçlü temsilcileri
olmaya, yaşadıkları toplumun ve ülkemizin ilerlemesine katkı sağlamaya devam
edeceklerdir.
Eğitimlerin bir yararı daha oluyor.
Katılımcıları eğitime tabi tutarken, sosyal
güvenlik ve sigorta kapsamına alınmasını da sağlıyoruz.”
Sosyal güvenlikte yapılanlar
TZOB olarak, yaptıkları girişimlerle,
kadın çiftçilere ve çiftçilere yönelik çok
önemli yasaların çıkarılmasına da neden
olduklarını vurgulayan Bayraktar, “Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulu
Üyesi olmam sebebiyle, bu alanda da
çiftçimize hizmet etme imkanı buluyorum” dedi.
6111 sayılı kanunla, Ziraat Odası’na
kayıtlı çiftçilere, sattıkları ürün bedelleri
üzerinden 1994 yılından bu yana BağKur prim kesintisi ve geriye yönelik yapılandırma hakkı getirildiğine dikkat çeken
Bayraktar, şunları kaydetti:
zammı ödemediler. Bu konuda emeği
geçen herkese bir kez daha teşekkür
ediyoruz.
Yaklaşık iki yıldır, gerek raporlarımız,
gerekse hükümetimizin her kademesine
yazılı ve sözlü olarak ilettiğimiz talep olan
doğum borçlanması sorunu da son yapılan kanuni düzenlemeyle çözüldü. Tarım
Bağ-Kurlu kadın çiftçilerimize
doğum borçlanması hakkı
getirildi. Yasal düzenleme sonucu, 3 çocuğu
olan kadın çiftçi, 6
yıla kadar borçlanabilecek. Daha
önce bu hak,
2 çocuk için
geçerliydi ve tarım Bağ-Kurlular ve memurlar için uygulanmıyordu.
Yine çiftçilerimize prim borçlarını yapılandırma hakkı getirildi.”
Bayraktar, yapılanlara rağmen kadın
çiftçilerin henüz hak ettiği yerin çok uzağında olduğunu, kadın çiftçileri de hak
ettiği yere getirmek için gayret ettiklerini
belirtti.
Kadın çiftçilere yönelik talepler
Türkiye
Ziraat
Odaları Birliği olarak, kadın çiftçilere
zirai kredilerde, devlet
desteklerinde,
projelerde öncelik ve
ayrıcalık tanınmasını
istediklerini vurgulayan
Bayraktar, diğer istekleri
ise şöyle sıraladı:
“Tarımda çalışan kadın çiftçilerimizin ödemesi gereken sigorta
primleri için de pozitif ayırımcılık yapılmalı, prim miktarının yüzde 60’ı
devlet tarafından karşılanmalıdır.
Böylelikle ülkemizde tarımda çalışan kadınların üretim alanındaki
gelir düşüklükleri, sosyal güvenliğini olumsuz yönde etkilenmeyecek, kadınları, eşlerinin sosyal
güvenliğine bağımlı kalmaktan
kurtaracaktır.
Yıllardır ücretsiz aile işçisi
gibi görülen kadın çiftçilerimiz
de sosyal güvenlik hakkına
sahiptir ve devlet tarafından
desteklenmelidir.
Kadınların yatırım yapma ve risk alma
yeteneklerini kısıtlayan ve küreselleşme
karşısında dezavantajlı bir konumda olmalarına neden olan sorunlara çözüm
bulmak ve öneriler geliştirerek uygulamaya geçmek büyük önem taşımaktadır.
Gelir açısından eşine bağımlı olan
kadın çiftçilerimiz hiç sermayeye sahip
değildirler. Bundan dolayı yatırım desteklerinde devletin yüzde 70 destekte
bulunması sorunu çözmekte yetersiz
kalmaktadır. Çünkü yatırım harcamasının başlangıçta tümünü yapmak, kredi
için teminat göstermek kadınlarımız için
imkânsızdır. Unutulmamalıdır ki, kadınlar ekonomik ve sosyal alanda güçlendirildiğinde, ekonomik büyümeyi, sosyal gelişmeyi ve sürdürebilir kalkınmayı
sağlarlar, liderlik ve değişimin temsilcisi
olurlar.”
Bayraktar, tarımda çalışan tüm kadınların Dünya Kadın Çiftçiler gününü
kutladı.
Temmuz ayı istihdam rakamları
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, bugün açıklanan istihdam verileriyle ilgili
yaptığı açıklamada, Temmuz ayında tarımda 5 milyon 194 bin istihdam sağlandığını, toplam istihdamın yüzde 22,4’ü
tarımın oluşturduğunu bildirdi.
Tarımda 3 milyon 119 bin erkek, 2
milyon 794 bin kadının istihdam edildiğini belirten Bayraktar, sanayiden 671 bin
kişi daha fazla istihdam yaratan tarımın
genel işsizliği 2,3 puan düşürerek yüzde 12,1’den yüzde 9,8’e çektiğini ve tek
hanede kalmasını sağladığını vurguladı.
“Ancak kadınlarımız, 2003 yılı öncesi
dönem için, aile reisi kapsamında görülmemeleri nedeniyle borçlanamadılar.
2012 yılında bu mağduriyet giderildi. Kadın çiftçilerimize, 2003 yılı öncesi dönem
için aile reisi olmasalar bile geriye yönelik
borçlanabilme imkanı getirildi. Düzenlemeye istinaden tescil tarihlerindeki değişiklik nedeniyle sigortalılık durumları değişen kadın çiftçilerimiz, hak kazandıkları
dönem için gecikme cezası ve gecikme
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
37
TZOB DİYOR Kİ!
TZOB DİYOR Kİ!
Traktör sayısı 1,6 milyonu geçti
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, traktör sayısının
bu yılın Ocak-Ağustos döneminde, 34 bin
804 adet artarak 1 milyon 600 bini ilk kez
geçtiğini bildirdi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2013 yılı
sonunda 1 milyon 565 bin 817 adet olan
toplam traktör sayısının 2014 Ağustos ayı
sonunda 1 milyon 600 bin 621 adede çıktığını belirtti. Şemsi Bayraktar, 2004 yılında
1 milyon 210 bin 283 adet olan traktör sayısını 2005 yılında 1 milyon 247 bin 767’ye,
2006 yılında 1 milyon 290 bin 679’a, 2007
yılında 1 milyon 327 bin 334’e, 2008 yılında 1 milyon 358 bin 577’ye, 2009 yılında 1
milyon 368 bin 32’ye çıktığını bildirdi.
2010 yılında 1,4 milyon adedi geçerek
1 milyon 404 bin 872 adede yükselen traktör sayısının, 2011 yılında 1 milyon 466 bin
208’e, 2012 yılında 1,5 milyonu aşarak 1
milyon 515 bin 421 adede, 2013 yılında
ise 1 milyon 565 bin 817 adede yükseldiğini bildiren Bayraktar, en son Ağustos
ayı sonunda 1 milyon 600 bin 621 adede
ulaştığını belirtti. Bayraktar, Ağustos ayında traktör sayısının Temmuz ayına göre 4
bin 954 adet arttığını bildirdi.
38
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
İllerin traktör sayıları
Traktör sayısında Manisa, 77 bin 129
traktörle ilk sırada olduğunu bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:
“Manisa’yı 75 bin 618 traktörle Konya,
56 bin 293 adetle Balıkesir, 55 bin 603
adetle İzmir, 55 bin 493 adetle Bursa, 47
bin 504 adetle Ankara, 46 bin 819 adetle
Samsun, 46 bin 487 adetle Adana, 42 bin
927 adetle Denizli, 41 bin 707 adetle Antalya izledi. Aydın’da 38 bin 639, Tokat’ta
37 bin 514, Afyonkarahisar’da 36 bin 894,
Çorum’da 36 bin 43, Şanlıurfa’da 32 bin
470, Sakarya’da 32 bin 155, Mersin’de 30
bin 295, Kütahya’da 30 bin 101 traktör var.
Traktör sayısı Edirne’de 29 bin 235,
Çanakkale’de 29 bin 149, Yozgat’ta 28 bin
594, Tekirdağ’da 27 bin 545, Sivas’ta 27
bin 540, Muğla’da 26 bin 918, Gaziantep’te
26 bin 317, Kastamonu’da 25 bin 810,
Kayseri’de 24 bin 781, İstanbul’da 21 bin
750, Diyarbakır’da 20 bin 976, Eskişehir’de
20 bin 232, Malatya’da 20 bin 88’i buluyor.
Hatay’da 19 bin 400, Burdur’da 19 bin
213, Isparta’da 19 bin 38, Nevşehir’de 18
bin 971, Bolu’da 18 bin 932, Kırklareli’nde
18 bin 761, Amasya’da 17 bin 675,
Kahramanmaraş’ta 17 bin 310,
Kars’ta 16 bin 702, Uşak’ta 16 bin 417,
Aksaray’da 16 bin 304, Erzurum’da 15
bin 632, Niğde’de 14 bin 587, Kocaeli’nde
14 bin 582, Osmaniye’de 14 bin 435,
Adıyaman’da 13 bin 428, Çankırı’da 11
bin 734 traktör var.
Traktör sayısı, Karaman’da 9 bin 858,
Kırşehir’de 9 bin 755, Muş’ta 9 bin 747,
Bilecik’te 9 bin 595, Düzce’de 9 bin 350,
Mardin’de 9 bin 310, Zonguldak’ta 8 bin
803, Elazığ’da 8 bin 524, Ardahan’da 8 bin
445, Kırıkkale’de 8 bin 270, Sinop’a 7 bin
945, Van’da 7 bin 806, Ağrı’da 7 bin 443,
Erzincan’da 6 bin 56, Karabük’te 5 bin 69,
Batman’da 5 bin 64 adette kalıyor.”
Kilis’te 4 bin 795, Bartın’da 4 bin 667,
Iğdır’da 3 bin 671, Gümüşhane’de 3
bin 185, Bitlis’te 2 bin 915, Giresun’da
2 bin 799, Bayburt’ta 2 bin 700,
Yalova’da 2 bin 293, Siirt’te 2 bin 241,
Ordu’da 2 bin 144, Şırnak’ta 2 bin 74 traktör bulunduğunu bildiren Bayraktar,
“En az traktör 41 adetle Rize’de
bulunuyor. Tunceli’de 1306, Artvin 1077, Bingöl 975, Hakkari 765, Trabzon 186
traktörle son sıraları paylaşıyor” dedi.
En fazla aylık artış
270 adetle Konya’da
Bayraktar, traktör sayısında en fazla
artışın 270 adetle Konya’da görüldüğünü,
Konya’yı 201 adetle Manisa ve 152 adetle
İzmir’in takip ettiğini bildirdi.
Traktör sayısındaki aylık artışın
Adana’da 143, Afyonkarahisar’da 138,
Denizli’de 135, Şanlıurfa’da 134, Ankara’da
130, Balıkesir’de 125, Bursa’da 115,
Gaziantep’te, 113, Tekirdağ’da 111,
Sivas’ta 108, Yozgat’ta 107,
Sakarya’da 105 ve Aydın’da 102 adet olduğunu belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“Ağustos ayında traktör sayısı,
Samsun’da 96, Mersin’de 92, Erzurum’da
91, Tokat’ta 87, Kastamonu’da 86,
Adıyaman’da 84, Çanakkale’de 82,
Ardahan’da 81, Antalya’da 80, Muğla’da
78, Kayseri’de 77, Muş’ta 76, Çorum’da 75,
Kütahya’da 71, Diyarbakır ve Uşak’ta 70
adet arttı. Artış, Kırklareli’nde 67, Edirne’de
66, Kahramanmaraş’ta 63, Nevşehir’de
60, Aksaray ve
Elazığ’da
58,
Burdur’da
53,
Mardin’de
49
Bolu’da 48,
Osmaniye ve
Düzce’de 47
adet oldu.
Traktör sayısı, Ağustos ayında, Niğde ve Siirt’te 44, Hatay’da 42, Ordu’da
41, Karaman ve Bilecik’te 39, İstanbul ve
Amasya’da 38, Kilis’te 35, Kars’ta 34, Malatya, Kırşehir ve Şırnak’ta 33, Çankırı’da
32, Eskişehir ve Isparta’da 29, Van’da
26, Kırıkkale ve Erzincan’da 21 adet arttı.
Yalova’da 19, Kocaeli, Bartın ve Bitlis’te
18, Iğdır’da 17, Sinop’ta 16, Zonguldak’ta
15, Ağrı ve Batman’da 14, Gümüşhane’de
10 adet artış yaşandı.”
Rize’de traktör sayısı değişmedi,
Bingöl’de 2, Trabzon’da 3 adet arttı
Bayraktar, Rize’de traktör sayısı değişmezken, Bayburt’ta 9, Giresun ve Artvin’de
8, Tunceli’de 5, Karabük ve Hakkari’de 4,
Trabzon’da 3, Bingöl’de 2 adet arttığını
bildirdi.
Traktör sayısındaki artış, Ekim’de Eskişehir ve Niğde’de 49, Kastamonu’da 48,
Kırklareli ve Osmaniye’de 47, Kırşehir’de
46, Bilecik’te 45, Burdur’da 43, Uşak’ta
42, Hatay’da 40, Batman ve Van’da 39,
Tekirdağ ve Kilis’te 37, Çankırı, Düzce ve Siirt’te 36, Ağrı’da 35, Iğdır’da 31,
Edirne’de 24, Elazığ’da 22 oldu. Ekim ayında traktör sayısındaki artış, Kırıkkale’de 18,
Nevşehir’de 16, Bayburt’ta 14, Isparta’da
13, Erzincan’da 12, Bartın’da 11, Sinop ve
Gümüşhane’de 10, Yalova’da 8, Bingöl’de
7, Tunceli’de 6, İstanbul, Karabük, Bitlis
ve Hakkari’de 5, Şırnak’ta 4, Artvin’de 3,
Ordu’da 2, Rize’de 1’de kaldı.”
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
39
TZOB DİYOR Kİ!
sağlanan döviz miktarı ise 1,2 milyon
dolarken, 2013 yılında 46,8 milyon dolara yükseldi. Sonuçta 46,8 milyon dolarlık
ceviz ihracatı yapılsa da ithalat 106 milyon
doları buluyor. Anavatanı olduğumuz bu
üründe ithalatçı değil, ihracatçı olmalıyız.
Modern kapama bahçelerle üretim ve kaliteyi hızlı bir şekilde artırılabiliriz. Çok daha
fazla ihracat yapılabiliriz.”
Üretimde Çin birinci, İran ikinci,
ABD üçüncü, Türkiye dördüncü
Anavatanı Anadolu, Kafkasya ve İran
olan cevizin yetiştiriciliği dünya genelinde
50’den fazla ülkede yapıldığına dikkati çeken Bayraktar, şöyle devam etti:
Cevizde
rekolteyi
don vurdu
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Mart ayında yaşanan don zararı,
hasadı süren cevizde rekolteyi
önemli ölçüde etkiledi. Rekoltenin
geçen yılın 25-30 bin ton altında
kalacağı tahmin ediliyor."
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, Mart ayında yaşanan don zararının fındık, kayısı, elmada
olduğu gibi hasadı süren cevizde de rekolteyi önemli ölçüde etkilediğini bildirerek, “rekoltenin geçen yılın 25-30 bin ton
altında kalacağı tahmin ediliyor. 212 bin
ton olan üretimin, bu yıl 185 bin tonlarda
kalacağı tahmini yapılıyor” dedi.
Bayraktar yaptığı açıklamada, verilen
desteklerle son yıllarda hızla artan ceviz
üretiminin, ülkemizin iklimini sevmesine
rağmen daha çok tohumla yetişmesi, arazi sınırına dikilmesi, kapama ceviz bah-
40
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
çelerinin yeterince yaygınlaşmaması gibi
nedenlerle, 2004-2013 döneminde yüzde
68,3 artışla 126 bin tondan 212 bin tona
çıksa da tüketimin artması nedeniyle ihtiyacı karşılayamadığını bildirdi.
Son yıllarda ülke içi tüketimin de hızla
bir şekilde arttığını ifade eden Bayraktar,
şunları kaydetti: “Ülkemizin hemen tamamında yetişen cevizde, üretimimiz her yıl
artış gösteriyor. Cevizde tüketiminde de
önemli artışlar yaşanıyor. 2000 yılında 108
bin ton ceviz tüketilirken, 2011 yılına gelindiğinde bu rakam, yüzde 90,7 artışla 206
bin tona yükseldi. Oysa bu dönemde üre-
“Kabuklu ceviz üretimi dünya çapında,
1995-2012 döneminde 1,06 milyon tondan 3,41 milyon tona çıktı. 2012 yılında,
Çin 1,7 milyon ton üretimle ilk sırada yer
alırken, bu ülkeyi 450 bin tonla İran, 426
bin tonla ABD, 194 bin tonla Türkiye izledi.
Dördüncü sırada yer alan Türkiye’yi, Meksika, Ukrayna, Hindistan ve Şili takip etti. 8
ülke dünya ceviz üretiminin yüzde 89’unu
karşıladılar.”
Bahçe kurarken uzmanlardan
yardım alınmalı
Ceviz üretimi ve kalitesinin artırılması için iklim ve toprak şartlarına uygun
fidanlara ihtiyaç olduğunu dikkati çeken
Bayraktar, “meyve bahçelerinin oluşturulmasında yapılan hataların telafisi yok.
Üreticilerimiz ceviz bahçesi kurmaya karar verirken mutlaka uzman kişi veya kuruluşlardan teknik yardım almalıdır. Ceviz
bahçesi kurmak isteyen üreticilerimizin
fidan alırken dikkatli olmaları, güvenilir fidan kuruluşlarını tercih etmeli, aldıkları
fidanlar adına doğru kaliteli, sağlıklı olmalıdır” dedi.
Bayraktar, üreticilere verilen yurt içi
sertifikalı fidan ve standart fidan kullanım
desteği ile kapama ceviz bahçelerinin
sayısının arttığını ancak hala üretimin yeterli seviyeye ulaşılamadığını vurguladı.
Şemsi Bayraktar, öncelikli hedefin ceviz
üretiminde “kendine yeter ülke” olmak,
daha sonraki hedefin de pazarlama sıkıntısı çok fazla görülmeyen bu üründe
önemli ihracat rakamlarına ulaşmak olduğunu bildirdi.
tim yüzde 58 arttı ve 116 bin tondan
183 bin 240 tona çıktı. Bunun bir
sonucu olarak 2000 yılında 4 bin
210 tonu kabuklu olmak üzere 5
bin 600 ton olan ceviz ithalatı,
2013 yılında 26 bin tonu kabuklu olmak üzere 29 bin tona yükseldi. Ceviz ithalatına harcanan
döviz miktarı, 2000-2013 döneminde 3,54 milyon dolardan
106 milyon dolara çıktı.
Buna karşın, 2000 yılında 303
ton olan ceviz ihracatı, 2013 yılında
4 bin tonda kaldı. Ceviz ihracatından
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
41
TZOB DİYOR Kİ!
TZOB DİYOR Kİ!
Yer fıstığı
mekanizasyon
protein, yüzde 16-18 karbonhidrat, yüzde 5 mineral madde bulunuyor. Doğanın bizlere sunduğu
değişik güzelliklerden biri olan yer
fıstığı, meyvelerini toprak altında meydana getirmesiyle diğer ürünlerden ayrılıyor.
Meyveleri fosforca zengin bir ürün. Aynı
zamanda zengin bir B vitamini kaynağı.
Az miktarda da A, C, D ve E vitaminlerini
bünyesinde topluyor.
bekliyor
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Bu yıl maliyet nedeniyle üreticinin
alternatif ürünlere yönelmesi
nedeniyle, yer fıstığında rekoltenin
yüzde 13-14 düşüşle 120-122 bin
ton dolaylarında kalacağı
tahmin ediliyor."
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, bu yıl maliyet
nedeniyle üreticinin alternatif ürünlere yönelmesi nedeniyle, yer fıstığında rekoltenin yüzde 13-14 düşüşle 120-122 bin ton
dolaylarında kalacağının tahmin edildiğini
bildirdi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, yer fıstığında 2004-2013 döneminde ekim alanının da üretimin de verimin de arttığını,
2004 yılında 80 bin ton yer fıstığı üretiminin, 2013 yılına kadar yüzde 76,6 artarak
42
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
141 bin 264 tona çıktığını, bu dönemde
ekim alanlarının yüzde 54, verimin yüzde
15 arttığını belirtti.
Şemsi Bayraktar, 2013 yılında 39 milyon 810 bin ton olan dünya toplam yer fıstığı üretiminin, yüzde 1,5 oranında azalarak
Eylül ayı tahminlerine göre, 2014 yılında 39
milyon 190 bin tona indiğini bildirdi.
Türkiye’de, 17 ilde yer fıstığı üretilmesine rağmen, Adana ve Osmaniye’nin
toplam üretimin yüzde 78’ini karşıladığı-
yükselttiğini, yer
fıstığının yağ sanayinde değerlendirilememesine yol açtığını belirten Bayraktar,
şunları kaydetti:
“Bu durum üretim artışını sınırlıyor. Yer
fıstığı üretiminde makineleşmenin henüz
yeterince gelişmemiş olması, bu ürünün
üretim maliyetinin diğer yağlı tohumlu
bitkilere nazaran daha yüksek olmasına
neden oluyor. Yüksek maliyet nedeniyle
yağ sanayinde değerlendirilemeyince,
yer fıstığı ülkemizde çerez olarak tüketiliyor, çerez olarak ihraç ediliyor. Bileşiminde yüzde 45-55 yağ, yüzde 20-25
Özellikleri itibariyle yer fıstığı insan
sağlığına ve ülke ekonomisine büyük katkıda bulunabilecek bir ürün.
Yer fıstığı yağı yemeklik olarak katı ve
sıvı halde tüketilebildiği gibi balık konserveciliğinde, bisküvi, pasta, şekerleme ve
sabun yapımında da kullanılıyor. Daneleri ezilmek suretiyle fıstık ezmesi yapılıyor.
Yer fıstığının hayvan beslenmesinde de
önemi büyük.”
Bu üründe üretim alanlarının artması
için mekanizasyon sorununun çözümlenmesi gerektiğini bildiren Bayraktar,
“Mekanizasyon sorununun çözülmesiyle
maliyetler düşecek, ekim alanları ve üretim yükselecek. GAP bölgesinde büyük
bir potansiyel var” dedi.
na dikkati çeken Bayraktar, “Adana toplam 68 bin 375 ton üretimle ilk, Osmaniye, 42 bin 113 ton üretimle ikinci sırada
bulunuyor. Bu illerimizi Kahramanmaraş, Aydın, Antalya ve Mersin illeri takip
ediyor” dedi.
Maliyet nedeniyle
yağ sanayinde kullanılamıyor
Yer fıstığının Türkiye’de 90 yıllık bir
geçmişi olmasına rağmen ekim, hasat
ve harman teknolojisinin henüz yeterince
gelişmemiş olduğunu, bunun maliyetleri
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
43
TZOB DİYOR Kİ!
TZOB DİYOR Kİ!
Soyada
üretim
artırılmalı
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Son yıllarda üretimi hızla artsa da gıda sanayinde
yaygın olarak kullanılan, yem sanayinin en önemli
hammaddesi olan, yağlı tohum ithalatında birinci
sırada yer alan soyada, ülke ihtiyacını karşılamak
için çok daha fazla üretime ihtiyaç var."
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar,
son yıllarda üretimi hızla artsa da gıda sanayinde yaygın olarak
kullanılan, yem sanayinin en önemli hammaddesi olan, yağlı tohum ithalatında birinci sırada yer alan soyada, ülke ihtiyacını karşılamak için çok daha fazla üretime ihtiyaç bulunduğunu belirtti.
Bayraktar, “verilen desteklerle, 2004-2013 döneminde soya
ekim alanı yüzde 209, üretim miktarı 260, verim yüzde 16,5 arttı.
Bu dönemde ekim alanı 140 bin dekardan 432 bin 600 dekara,
üretim miktarı 50 bin tondan 180 bin tona, dekar başına verim
357 kilogramdan 416 kilograma çıktı” dedi.
400’ün üzerinde endüstriyel ürünün
üretiminde kullanılıyor
Şemsi Bayraktar, hasadı süren soya fasulyesiyle ilgili yaptığı
açıklamada, soya fasulyesinin, olağanüstü özellikleriyle sağlıklı
beslenmedeki öneminin yanı sıra tutkal, mürekkep, sabun, benzin, böcek ilacı, alkol, plastik ve lastik gibi 400'ün üzerinde endüstriyel ürünün üretimin de kullanılan ender tarla bitkilerinden
biri olduğunu belirtti.
Türkiye’de gıda sektöründe son yıllarda yaygınlaşmaya başlayan tüketiminin dışında soyanın, ağırlıklı olarak yem sektöründe kullanıldığını vurgulayan Bayraktar, yağı alındıktan sonra geriye kalan küspesinin bol miktarda protein içerdiğini, iyi bir hayvan
yemi olarak özellikle kanatlı yem rasyonlarında yüksek oranda
44
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
kullanıldığını bildirdi. Bayraktar, tam yağlı soya ve soya fasulyesi
küspesinin kanatlı yemleri hammaddesi olarak öncelikle, yüzde
25-35 oranında kullanıldığına dikkati çekti.
Adana soya fasulyesi üretiminde
açık farkla birinci
Soya üretimi için yeterli potansiyel bulunduğunu bildiren Bayraktar, şunları kaydetti: “Ülkemizde 2013 yılında 1,3 milyon ton
ihtiyacımız olmasına rağmen, 180 bin ton soya üretildi. Bu yıl
rekoltenin yüzde 15 gerilemeyle, 153 bin
ton dolaylarında kalacağı tahmin ediliyor.
18 ilimizde soya üretiliyor. Türkiye soya
üretiminin üçte ikisini Adana gerçekleştiriyor. Adana, 2013 yılında 119 bin 74 ton
soya üretti. Soya üretiminde açık farkla
birinci olan Adana’yı Mersin, Samsun
izliyor. Mersin, 2013 yılında 34 bin 298
ton, Samsun 10 bin 740 ton soya üretti.
Bu illeri, 6 bin 281 tonla Osmaniye, 5 bin
235 tonla Mardin, 1987 tonla Kahramanmaraş izledi.
Çukurova ve Ege Bölgesi ikinci ürün,
İç Anadolu, Karadeniz ve Marmara bölgeleri ise ana ürün olarak soya ekimine
oldukça uygun. Üretim çok daha fazla
artırılabilir.
Türkiye’nin soya üretimi için yeterli potansiyel olmasına rağmen, soya ve
soya ürünleri ithalatı oldukça fazla. Yağlı
tohumlar içinde en fazla soya ithalatı gerçekleştiriliyor. 2013 yılında toplam yağlı
tohum, yağ ve küspe ithalatı toplam 5,1
milyon tonu buluyor. Gerçekleştirilen toplam ithalatın yüzde 42’sini soya ve soya
ürünleri oluşturuyor.”
Soyada üretici çoğu zaman
ürün pazarlamada alıcı
bulamamaktadır
Türkiye’de soya üretiminde üretici fiyatlarının diğer ikame ürünlerle rekabet
edecek düzeyde olmadığını vurgulayan
Bayraktar, şu bilgileri verdi:
“Çiftçi soya fasulyesi yerine, düşük
maliyetle üreteceği buğday, mısır gibi diğer ürünlere yönelmektedir. Ayrıca, gümrük vergi oranlarının düşüklüğü ve dünya
fiyatlarının ülkemize göre daha az olma-
sı yüzünden sanayici ihtiyacının büyük
bölümünü ithal etmektedir. Üretici çoğu
zaman ürün pazarlamada alıcı bulamamaktadır.
Hayvancılık sektöründe hammadde
sıkıntısı yaşayan ülkemizin bunu dışa
bağımlı yem sanayiyle gerçekleştirmesi
mümkün değildir.
Soyanın hasadı, depolanması ve işlenmesiyle ilgili eğitim faaliyetleri artırılmalıdır. Yağlı tohum olduğunda çabuk
bozulan soyanın uygun şartlarda depolanması büyük önem arz etmektedir. Ülkemizde soyanın depolanması ile alakalı
kurutma ve depo tesisleri yeteri kadar bulunmamakta, bulunanlarda ise modern
teknolojiler yeterince kullanılmamaktadır.
Soya üretiminin artırılmasına paralel olarak soyanın işlenmesi ve depolanmasına
yönelik eksiklikler giderilmelidir.”
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
45
TZOB DİYOR Kİ!
TZOB DİYOR Kİ!
Doğal afetler
üreticiyi vurdu
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"TÜİK’in bitkisel üretim ikinci tahmin verileri doğal afetlerin üreticiyi vurduğunu,
üretim rakamlarına yansıdığını ortaya koyuyor."
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, TÜİK’in bitkisel üretim ikinci tahmin verilerinin doğal
afetlerin üreticiyi vurduğunun görüldüğünü bildirerek, “tahminler doğal afetlerin
üretim rakamlarına yansıdığını ortaya koyuyor. Anadolu’yu karış karış gezdik. Bu
durumu tespit etmiştik” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, bitkisel
üretim ikinci tahmin rakamlarını değerlendirdi. Şemsi Bayraktar, Türkiye İstatistik
Kurumu’nun (TÜİK) ikinci tahmin verilerine göre, 2014 yılında, geçen yıla göre,
tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde yüzde
6,5, meyvelerde yüzde 6,2 düşüş görüldüğünü, sebzelerde yüzde 0,7 oranında
artış yaşandığını belirtti. Bayraktar, tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde 2013 yılında
63,7 milyon ton olan üretim rakamının,
2014 yılında 59,6 milyon tona, meyvelerde 18,2 milyon ton olan üretim miktarının
17,1 milyon tona ineceğinin, sebzelerdeki
üretim rakamlarının ise 28,5 milyon tondan 28,7 milyon tona yükseleceğinin tahmin edildiğini vurguladı.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, üretimde yaşanan bu azalışa, 2013 yılı Ekim
ayında başlayan üretim sezonu boyunca
yaşanan kuraklık, don, dolu, aşırı yağış,
sel, su baskını, fırtına gibi doğal afetlerin
neden olduğunu bildirdi.
46
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Ülkenin büyük bölümünde yaşanan
kuraklık nedeniyle tahıllar içinde yer
alan buğdayda üretimin 22 milyon 50
bin tondan, yüzde 13,8 azalışla 19 milyon tona, arpada üretimin 7 milyon 900
bin tondan yüzde 20,3 azalışla 6 milyon
300 bin tona gerileyeceğinin tahmin
edildiğini vurgulayan Bayraktar, “Çeltik üretimi de yüzde 7,8 düşüşle 900
bin tondan 830 bin tona inecek. Mısır
iklim koşullarından olumsuz etkilenmedi. Üretimin 5 milyon 900 bin tondan 5
milyon 950 bin tona yükseleceği tahmin
ediliyor” dedi.
Bayraktar, şunları kaydetti: “Üreticimiz, üretmek istiyor ama bu sene
kazancı iyi olmayacak. Önümüzdeki
yıl tarlaya girebilmesi için acil desteğe
ihtiyacı var. Üreticimizin sadece banka
borçlarının değil, SGK ve elektrik borçlarının da yapılandırılmasını istiyoruz.
Özel bankaların da çiftçi borçlarında
acilen bir yapılandırmaya gitmesi lazım.
Ülkemizin her bölgesini gezdik ve bu
olayı gördük. Gezilerimizin bir kısmına
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı,
Hazine Müsteşarlığı ve Sosyal Güvenlik
Kurumu yetkilileri de katıldı. Rakamlar
olayın aciliyetini ortaya koyuyor. Önümüzdeki yılların gıda güvencesini sağlamak için çiftçimize bir an evvel yardım
edilmeli. Bu önemli.”
Nohutta yüzde 11,1, kırmızı
mercimekte yüzde 16,5 azalma
Baklagillerden geçen yıla göre kırmızı mercimek üretiminin yüzde 16,5, yeşil
mercimek üretiminin yüzde 9,1, nohut
üretiminin yüzde 11,1 azalacağının tahmin edildiğini belirten Bayraktar, şöyle
devam etti:
“Kuru fasulyede geçen yıl 195 bin ton
olan toplam üretimin yüzde 10,3’lük artışla 215 bin tona çıkacağı tahmin ediliyor.
Yağlı tohumlarda geçen yıl 2 milyon
25 bin 965 ton olan toplam üretimin, yüzde 4,2 artışla 2 milyon 111 bin 836 tona
ulaşacağı öngörülüyor. Yağlı tohumlarda
görülen bu artış, ayçiçeği rekoltesinde yaşanan artıştan kaynaklanmakta. Ayçiçeği
üretiminin geçen yıla göre yüzde 7,4’lık artışla 1 milyon 523 bin tondan 1 milyon 635
bin 118 tona çıkacağı hesaplanıyor.
Endüstri bitkilerine baktığımızda tütün
üretimi alıcı ülke talebindeki artışa bağlı
olarak yüzde 22,2 azalışla 90 bin tondan
70 bin tona gerileyeceği öngörülüyor. Şeker pancarında üretimin yüzde 2,3 artışla
16 milyon 483 bin 306 tondan 16 milyon
860 bin tona çıkacağı hesaplanıyor. Kütlü
pamuk üretiminin ise yüzde 4,4 artışla 2
milyon 250 bin tondan 2 milyon 350 bin
tona yükseleceği tahmin ediliyor.
Patateste ise geçen yıl 3 milyon 948
bin ton olan üretimin yüzde 5,4 artarak, 4
milyon 160 bin tona ulaşacağı öngörülüyor. Geçen yıl fiyatlardaki artışı gören çiftçilerimiz, patates ekimine yöneldi. Çiftçilerimizin fiyatlara duyarlılığı açık.”
Sebze üretiminde artış
Sebze üretimine bakıldığında ürün
bazında artış ve azalışlar olmakla birlikte
toplamda sebze üretimi 2013 yılında geçen yıla göre yüzde 0,7 artışla 28 milyon
448 bin 218 tondan 28 milyon 656 bin
249 tona çıkacağına işaret eden Şemsi
Bayraktar, şunları belirtti:
“Sebze ürünleri alt gruplarında üretim
miktarlarına baktığımızda, yumru ve kök
sebzelerde yüzde 4,9 azalış, başka yerde sınıflandırılmamış diğer sebzelerde
yüzde 2,3, meyvesi için yetiştirilen sebzelerde ise yüzde 1,4 artış olacağı tahmin
ediliyor.
Sebze grubunun önemli ürünlerinden
domateste yüzde 1,5, hıyarda 5,6, havuçta yüzde 0,4, brokolide yüzde 20,3,
karnabaharda yüzde 2,9, bayır turpta 6,2
kavunda yüzde 1,1, kırmızı lahanada yüzde 8,1 maydanozda yüzde 3,2 artış yaşanırken, kuru sarımsakta yüzde 0,2, kuru
soğanda yüzde 7,1, ıspanakta yüzde 6,2,
dolmalık biberde yüzde 6,9, kara yaprak
lahanada yüzde 11,2 ve bezelyede yüzde 3 oranında azalış bekleniyor.
Meyve üretiminde gerileme
Meyve üretimi ise 2014 yılında geçen
yıla göre yüzde 6,2 azalışla 18 milyon 239
bin 255 tondan 17 milyon 110 bin 924
tona inecek. Meyvelerde Mart ayında yaşanan don zararının etkisiyle, elma üretiminde yüzde 21, kayısı üretiminde yüzde
65, ceviz üretiminde yüzde 13,9 gerileme
bekleniyor.
Narda yüzde 4,4 ve zeytinde yüzde
5,5 oranında artış var.
Zeytinde yeni dikilen meyve fidanlarının verime yatması ile birlikte var ve yok
yılı arasındaki makas daralsa da periyodisite gösteren bir tür olması nedeniyle
rekoltede dalgalanmalar görülebiliyor.
Meyveler içinde yer alan turunçgillerden portakalda yüzde 0,4, limonda yüzde 0,2 azalma beklenirken, mandalinada
yüzde 12,1 artış öngörülüyor.
Sert kabuklu meyvelerden fındıkta
yüzde 25, Antep fıstığında yüzde 9,7 ve
cevizde yüzde 13,9 oranında düşüş olacağı tahmin ediliyor.
Fındıkta yaşanan don nedeniyle rekoltede düşüş yaşanırken, Antep fıstığında
da olumsuz hava koşulları rekoltede düşüşe yol açtı.
Toplam üzüm üretiminde yüzde 4,1,
incir üretiminde ise yüzde 0,5 oranında
artış olacağı tahmin ediliyor.
Çayda ise yüzde 1,7 oranında artış
beklenirken, ürün bazında artış ve azalışlar olmakla birlikte genel itibarıyla
2014 yılında bitkisel üretimde gerileme
görülmüş, üretimde yaşanan bu düşüş, bazı ürünlerin fiyatlarına da yansımıştır.”
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
47
TZOB DİYOR Kİ!
TZOB DİYOR Kİ!
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Ülkemizin en önemli bitkisel
ürünü olan buğdayda ekim
alanlarının, toplam ekilen alanın
yaklaşık yarısını kaplıyor."
bol ürün için toprak hazırlığı, ekim, bakım gibi kültürel işlemlerin tekniğine uygun yapılması gerekir. Üreticiler, ekimi
uygun bir toprak işleme sonucu yapabilir. Toprak işlemeyle iyi bir tohum yatağı
hazırlanmış, yabancı ot kontrolü sağlanmış, toprak yüzeyindeki bitki artıkları,
anız ve ahır gübresi gömülmüş olacaktır. Bu amaçları gerçekleştirebilmek için
değişik yapıda birçok toprak işleme aleti
geliştirilmiştir.
Üreticilerimizin toprak işlerken toprağın tavda olmasına dikkat etmeleri
gerekir. Toprak, işlemeye uygun olması
gerekenden daha nemli ve daha kuru
olmamalıdır. Toprak tavda iken, toprak
işleme aletlerine bulaşmaz, toprak sürüm sırasında helva gibi dağılır ve büyük tezekler oluşmaz. Tavın kaçırılması
sürümde iri tezeklerin çıkmasına neden
olmaktadır. Üreticilerimiz kesinlikle çok
nemli toprak koşullarında buğday ekimi
için pullukla sürüm yapmamalıdırlar.”
Buğdayda
Ekime Dikkat...
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye’nin
en önemli bitkisel ürünü olan buğdayda
ekim alanlarının, toplam tahıl ve diğer bitkisel ürünlerin ekilen alanın yaklaşık yarısını kapladığını bildirerek, “bundan dolayı
buğday ekimi çiftçimizin en fazla dikkat
etmesi gereken faaliyetlerin başında gelmektedir” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, farklı
ekolojilere sahip olan Türkiye’de, buğday ekiminin bölgelere göre Eylül’ün
ikinci yarısında başlayıp Kasım’ın sonuna kadar devam ettiğini bildirdi.
Türkiye’de 23,81 milyon hektar toplam
tarım alanı bulunduğunu, bunun 15,62
milyon hektarının tahıl ve diğer bitkisel
48
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
ürünlerin ekilen alanını oluşturduğunu
vurgulayan Bayraktar, bu alanın 7,77
milyon hektarının da buğday ekilen
alanlardan meydana geldiğini, buğday
alanlarının toplam tahıl ve diğer bitkisel
ürünlerin ekilen alanın yüzde 49,7’ünü
kapladığını belirtti.
Kuraklığın 2013-2014 üretim sezonunda buğday, arpa başta olmak üzere
tahıl üretimini çok olumsuz etkilediğini
bildiren Bayraktar, “kuraklık başta olmak
üzere hemen hemen bütün doğal afetlerin yaşanması nedeniyle, Türkiye İstatistik Enstitüsü, 2013 yılında 22 milyon 50
bin ton olan buğday üretiminin, 2014’de
yüzde 13,8 azalarak 19 milyon tona indiği
tahmin ediyor” dedi.
Türkiye’de buğday ekim alanının son
yıllarda azalmasına rağmen, 2013 yılında,
2012 yılına göre 243 bin hektar artarak 7
milyon 529 bin 600 hektardan 7 milyon
772 bin 600 hektara çıktığını belirten
Bayraktar, 2014 yılı ekilen alan miktarının
henüz açıklanmadığını, 2013 yılıyla aynı
düzeylerde olduğunu tahmin ettiklerini
bildirdi.
Sulama altyapı yatırımları tamamlanmadığı için Türkiye’de teknik ve ekonomik olarak sulanabilecek 8,5 milyon
hektar alanın 5,73 milyon hektarının sulanabildiğini, 2,77 milyon hektarın ise
henüz sulanamadığını vurgulayan Bayraktar, “Sulama altyapı yatırımları hızla tamamlanmalıdır. Sulanabilir bütün
Ekim zamanının, toprakta çimlenmenin hızlı bir şekilde olacağı, alatav riskinin (çimlerin kuruması) azaldığı ve kışa
girmeden önce iyi bir çıkışın sağlanacağı
şartları sağlayan zamanda yapılması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, şöyle devam etti:
alanların sulanmasıyla diğer ürünlerde
olduğu gibi buğdayda da önemli üretim
artışı olacak, ülkenin büyük bölümünde,
kuraklığın ürüne olumsuz yansıması görülmeyecek” dedi.
Toprak işleme ve tarla hazırlığı
en önemli işlem
Özellikle buğdayda kaliteli ve bol ürün
alabilmek için üretimin başlangıç aşaması olan toprak işleme ve tarla hazırlığının
en önemli işlem olduğunu bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:
“Birçok çiftçimizin tek gelir kaynağı
olması ve yılda sadece bir defa ürün
alınması nedeniyle buğdayda kaliteli ve
“Ekim zamanının belirlenmesi çok
önemli olup erken ekimlerde yüksek
toprak sıcaklığından dolayı tohumun
çimlenememesine veya çimlendikten
sonra yetersiz nem nedeniyle ‘alatav’
da denilen çimlerin kurumasına neden
olur. Geç ekimde, tohum kışa girmeden
çimlenmez veya yetersiz çimlenenler ise
kışa cılız girer, soğuklardan zarar görürler. Bu nedenle üreticilerimizin ekim
zamanını iyi gözlemleyip ekim yapmaları
gerekmektedir. Üreticilerimiz pratik olarak, tohum yatağındaki toprak sıcaklığı
8-10 derece olduğu zaman ekim yaparlarsa kök gelişmesi hızlı ve kök tacı da
derin olur.”
Bol ve kaliteli ürün için sertifikalı
tohumluk, tahlil sonuçlarına
göre gübre
Hububat yetiştiriciliğinde bol ve kaliteli ürün alabilmek için sertifikalı tohumluk kullanılmalı, toprak tahlil sonuçlarına
göre gübreleme yapılması gerektiğini
vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti: “Buğday tarımında yüksek ve kaliteli
ürün alabilmek için üreticilerimizin sertifikalı tohumluk kullanımı çok önemlidir.
Üreticilerimiz tohumluk belirlerken bölge şartlarına uyan, önceden ekileceği
bölgede denenmiş, değirmencilerin
istediği, tescilli veya üretim izinli, verim
potansiyeli ve sürme hızı yüksek, taneleri dolgun, hastalık ve zararlılara karşı
ilaçlanmış olması gibi kriterlere dikkat
etmeleri gerekmektedir.
Buğday tarımında gübre, üretim maliyetlerinde etkili bir girdidir. Bu nedenle
üreticilerimiz, bilinçli ve dengeli bir gübreleme yapmak için ekecekleri tarlayı temsil
edecek şekilde, usulüne uygun alacakları
toprak örneklerini analiz yaptırarak kendilerine önerilen tavsiyeye göre gübreleme
yapmalıdırlar. Böylece hem bilinçli gübreleme yapmış olacak hem de toprak analizi ve gübre desteğinden faydalanmış
olacaklardır.”
Buğday dünyada da
önemli bir ürün
Ülkemiz için oldukça önemli olan buğday üretimine diğer ülkelerin de büyük
önem verdiğini kaydeden Bayraktar, şu
bilgileri verdi:
“Türkiye, dünyada, 2013 yılında, 218,4
milyon hektar buğday ekim alanının 7,77
milyon hektarını, 713,1 milyon ton buğday üretiminin 22,05 milyon tonunu karşılamıştır.
2013 yılında buğday üretiminde Çin
121,72 milyon tonla birinci, Hindistan
93,51 milyon tonla ikinci, ABD 57,96 milyon tonla üçüncü, Rusya 52,09 milyon
tonla dördüncü, Fransa 38,61 milyon tonla beşinci, Kanada 37,5 milyon tonla altıncı, Almanya 25,01 milyon tonla yedinci,
Pakistan’ın 24,23 milyon tonla sekizinci,
Avusturalya 22,8 milyon tonla dokuzuncu, Ukrayna 22,7 milyon tonla onuncu ve
Türkiye 22,05 milyon tonla on birinci sırada yer almaktadır.
Buğday ekim alanında Hindistan
29,65 milyon hektarla ilk sırada olup, bu
ülkeyi 24,1 milyon hektarla Çin ve 23,3
milyon hektarla Rusya’nın takip etmektedir. Ülkemiz ise 7,77 milyon hektar buğday ekim alanı ile dokuzuncu sıradır.”
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
49
TZOB DİYOR Kİ!
TZOB DİYOR Kİ!
Tarım dış ticaret fazlası
vermeye devam ediyor
Bayraktar, tarım ve gıdada ihracat,
Haziran ayında yüzde 0,8, Temmuz ayında yüzde 10,6 gerilediğini, revize rakamlarla Ağustos ayında yüzde 16,1 artığını
hatırlattı.
9 ayda gıda ve tarımın, 3,7 milyar
dolar dış ticaret fazlası verdiğinin altını çizen Bayraktar, son 12 ayda tarım
ve gıdanın 5,94 milyar dolar dış ticaret
fazlasına ulaştığını belirtti. TZOB Genel
Başkanı, Ekim, Kasım, Aralık aylarında
dış ticaret fazlası olmasa bile 5,94 milyar dolarlık dış ticaret fazlasına ulaşılacağını, böyle gitmesi halinde dış ticaret
fazlasının 2014 yılında 6 milyar doları
aşacağını vurguladı.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"Tarım ve gıdanın 9 ayda verdiği dış
ticaret fazlası 3,7 milyar dolar. Böyle
giderse tarımın verdiği dış ticaret
fazlası, yıl sonunda
6 milyar doları aşacak."
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımın dış ticaret fazlası vermeye devam ettiğini bildirerek, “Tarım ve gıda 9 ayda verdiği
dış ticaret fazlası 3,7 milyar dolar. Böyle
giderse tarımın verdiği dış ticaret fazlası,
yıl sonunda 6 milyar doları aşacak” dedi.
Bayraktar, Ocak-Eylül döneminde
gıda ve tarımda ihracatın 2013-2014 yıllarında yüzde 5,8 artışla 11,95 milyar
50
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
dolardan, 12,64 milyar dolara çıktığını,
ithalatın ise 8,41 milyar dolardan 8,94
milyar dolara yükseldiğini belirtti. Şemsi
Bayraktar, yaptığı açıklamada, tarım ve
gıdada Eylül ayında ihracatın, geçen yılın
aynı ayına göre yüzde 5,4 artarak 1 milyar
428 milyon 152 bin dolardan 1 milyar 505
milyon 882 bin dolara, ithalatın ise yüzde
11,6 artarak 877 milyon 588 bin dolardan
979 milyon 434 bin dolara yükseldiğini
vurguladı.
Sıkıntılı bir sezonda bile Eylül itibarıyla
12 aylık ihracatın 17,67 milyar doları bulduğunu bildiren Bayraktar, son 12 aylık ithalatın ise 11,73 milyar dolarda kaldığına
dikkati çekti.
Şemsi Bayraktar, Eylül ayında genel
ihracatın yüzde 4,6 artarak 13 milyar 60
milyon dolardan 13 milyar 660 milyon
dolara çıktığını, genel ithalatın ise yüzde
0,2 düşüşle 20 milyar 621 milyon dolardan 20 milyar 585 milyon dolara indiğini
bildirdi.
Bayraktar, 2013 Ekim ayından başlamak üzere yaşanan kuraklık, don, fırtına,
dolu, aşırı yağış, sel gibi hemen bütün
olumsuz iklim koşullarıyla mücadele eden
tarım sektörünün, bütün bunlara rağmen,
gıda ve tarım ihracatının artmasını sağladığını, kronik bir şekilde dış ticaret açığı
veren Türkiye’ye, 2014 yılının 9 ayında
3,7 milyar dolarlık bir dış ticaret fazlasıyla
önemli katkıda bulunduğunu bildirdi.
En fazla ihracat meyve, sebze ve
bunlardan elde edilen ürünlerden
Eylül ayındaki gıda ve tarım ihracatının
üçte birinden fazlasının, yüzde 41,4’ünün
meyve, sebze ve bunlardan elde edilen
ürünlerden sağlandığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“Geçen yılın Eylül ayında 380 milyon
472 bin dolarlık olan yenilen meyveler ve
yenilen sert kabuklu meyve ihracatı 2014
yılının Eylül ayında 383 milyon 780 bin
dolara, 43 milyon 266 bin dolarlık yenilen sebzeler ve bazı kök yumrular ihracatı ise 46 milyon 338 bin dolara yükseldi. Sebzeler, meyveler, sert kabuklu
meyveler ve bitkilerin diğer kısımlarından
elde edilen müstahzarların ihracatı, Eylül
ayları itibarıyla 173 milyon 133 bin dolar-
dan 192 milyon 843 bin dolara, hububat,
un nişasta veya süt müstahzarları, pastacılık ürünleri ihracatı 129 milyon 740
bin dolardan 143 milyon 640 bin dolara, tütün ve tütün yerine geçen işlenmiş
maddeler ihracatı ise 53 milyon 38 bin
dolardan 102 milyon 315 bin dolara çıktı.
2014 Eylül ayında 248 milyon 789 bin
dolarlık hububat ithal edildi. Bunu 166
milyon 837 bin dolarla yağlı tohum ve
meyveler, muhtelif tane, tohum ve meyveler, sanayide ve tıpta kullanılan bitkiler,
saman ve kaba yem takip etti. 3 büyük
kalem olarak bunları 115 milyon 412 bin
dolarla gıda sanayinin kalıntı ve döküntüleri, hayvanlar için hazırlanmış kaba yemler izledi.”
Tarımdaki büyük potansiyel
Bayraktar, tarımın aşırı arazi parçalanması, sulama altyapısının tamamlanamaması, güçlü örgütlenme eksikliği
gibi yapısal sorunları bulunduğunu, bu
sorunların aşılması halinde, tarımda çok
büyük bir potansiyeli içinde barındıran
Türkiye’nin, rahatlıkla 2023 yılında, 150
milyar dolarlık tarımsal hasılaya, 40 milyar
dolarlık gıda ve tarım ihracatına ulaşabileceğini vurguladı.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
51
TZOB DİYOR Kİ!
Patates
hasadı
TZOB DİYOR Kİ!
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü’nün (FAO) ‘gizli
hazine’ olarak tanımladığı patatesin, tahıllardan sonra insan beslenmesinde önemli
bir paya sahip olduğunu vurgulayarak,
“patates, taşıdığı ekonomik önem ve besin değeriyle, dünyadaki açlığın ve kırsal
yoksulluğun azaltılmasına büyük katkı
sağlıyor” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, patates hasadının devam ettiği şu günlerde, planlı ve sürdürülebilir bir üretimin
gerçekleşmesinin üreticilerin en büyük
beklentisi olduğunu belirtti. Türkiye’de
patates üretiminde meydana gelen dalgalanma ve pazarlama sorunlarının üreticiden tüketiciye tüm tarafları derinden
etkilediğini bildiren Bayraktar, pazarlama
sorunlarının yaşandığı dönemde düşük
fiyat nedeniyle üretici mağdur olurken,
arzın daraldığı dönemde ise yüksek fiyat
nedeniyle tüketicilerin mağdur duruma
düştüğüne dikkati çekti.
Patatesin, tahıllardan sonra insan
beslenmesinde önemli bir paya sahip
olduğunu bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:
“Ucuzluğu, birim alandan fazla verim sağlanması, besin değerinin yüksek
oluşu, sindirim kolaylığı, endüstride farklı
şekillerde kullanılması ve her çeşit iklimde yetişmesi nedeniyle patates bugün
hemen hemen bütün dünya milletleri tarafından yetiştirilmekte ve tüketilmektedir.
Patates üreticisi örgütlenmeli
52
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Dünyada üretilen patatesin yaklaşık
yarısı taze olarak tüketilmekte, geri kalanı ise işlenmiş gıda ürünü, hayvan yemi,
endüstriyel nişasta ve tohumluk olarak
kullanılmaktadır. Taze tüketim daha çok
fırında pişirme, haşlama, kızartma şeklinde olurken, işlenmiş gıda dondurulmuş
parmak patates ve cips şeklindedir. Patates nişastası ise ilaç, tekstil ve kağıt endüstrilerinde yapışkan, tutkal şekillerinde
kullanılmaktadır. Patates kabuğu ve işlendikten sonra kalan diğer değersiz atıklar
ise nişasta yönünden zengin olduklarından sıvılaştırılabilmekte ve yakıt olarak
kullanılan etanol yapılmak üzere mayalanabilmektedir.
Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü (FAO) tarafından da taşıdığı ekono-
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
"FAO’nun ‘gizli hazine’ olarak
tanımladığı patates,
tahıllardan sonra insan
beslenmesinde önemli
bir paya sahip."
mik önem, besin değeri, dünyadaki açlığın ve kırsal yoksulluğun azaltılmasına
sağladığı katkı dolayısıyla patates, ‘gizli
hazine’ olarak tanımlanmıştır.
Dünya nüfusunun giderek arttığı dikkate alındığında, doğal kaynakların korunarak, bugünkü ve gelecek kuşakların
gıda güvencesinin sağlanmasında patates önemli bir ürün olarak karşımıza çıkmaktadır.”
Üretim alanlarında daralma
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2000 yılında 2 milyon 50 bin
dekar alanda, 5 milyon 370 bin ton patates üretildiğini, patates siğili hastalığının
2004-2005 yıllarında yaygınlaşmasıyla
uygulanan karantina tedbirleri sonucunda ekim alanlarındaki daralmaya bağlı
olarak üretim miktarının da düştüğünü
belirten Bayraktar, şu bilgileri verdi:
“2005 yılında 1 milyon528 bin dekar
alandan 4 milyon 60 bin ton ürün elde
edilmiştir. 2000 yılı ile karantina tedbirlerinin uygulandığı 2005 yıllarını
kıyasladığımızda, ülkemizin
patates ekim alanları yüzde 25 daralmıştır.
Üretimin yoğun
yapıldığı Nevşehir ve Niğde gibi
illerden
diğer
illere yayılmasıyla patates ekim alanının 2012 yılında
yeniden 1 milyon 720 bin dekar alana
yükseldiğini, üretimin de 4 milyon 795
bin tonu geçtiğini görüyoruz. Ancak
2012 yılında üretim bu kadar artınca,
yurt içinde ve ihracatta yaşanan pazarlama sorunlarıyla birlikte iç piyasada
patates fiyatları kilogramda 15 kuruşa
kadar geriledi. Üreticilerimizin ürünü
tarlada veya depoda kaldı. Zarar eden
üreticilerimizin ekimden vazgeçmesi
sonucunda 2013 yılında bir önceki yıla
göre ekim alanları yüzde 27 dolaylarında daraldı 1 milyon 250 bin dekara indi.
Üretim de 3 milyon 948 bin tonla uzun
yıllar sonra ilk kez 4 milyon tonun altına
geriledi.
Son yıllarda ekim alanları azalmakla
birlikte verimdeki artış nedeniyle üretim,
4-4,8 milyon ton arasında değişiyor.
Planlı ve sürdürülebilir bir üretimin gerçekleşmesi üreticilerin en büyük beklentisi.
Türkiye’de hemen hemen her ilde
patates üretimi yapılıyor. Üretim yoğun
olarak sırasıyla Niğde, İzmir, Konya, Afyonkarahisar, Kayseri, Bolu, Adana ve
Nevşehir illerinde gerçekleştiriliyor. Bu
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
53
Örgütlenme şart
Üreticilerimizin tam olarak örgütlenememesi nedeniyle pazarlık güçleri bulunmadığını ve bu yapıda yaşanan sorunların
daha da derinleştiğini belirten Bayraktar,
“üreticilerimizin kendi ürettiği üründe söz
sahibi olabilmesi, sahip oldukları hakları etkin bir şekilde kullanabilmesi ancak
örgütlenmeyle mümkündür. Örgütlenme
şart. Sorunun çözümüne yönelik olarak
üreticilerin örgütlenmesi ve örgütlenme
bilincinin oluşması eğitim ve yayım faaliyetlerine daha fazla ağırlık vermekle
mümkündür. Bunun yanı sıra, Tarımsal
Üretici Birlikleri’ne gerekli kaynak aktarılarak finansman bakımından güçlendirilmelidir. Birlikler bu şekilde fonksiyonel
hale getirilerek bir müdahale kurumu gibi
çalışmaları sağlanmalıdır” dedi.
Tarla ürünlerinde don ve kuraklık
sigorta kapsamına alınmalı
Üretimde istikrarın sağlanması bakımından üretim planlaması yapılması, çiftçinin nerede ne kadar ürün yetiştireceğini
bilmesi, üretimin Türkiye’nin ihtiyaçlarına
54
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
göre belirlemesi gerektiğini vurgulayan
Bayraktar, şunları kaydetti:
“Bilindiği üzere 2014 yılında yaşanan doğal afetler pek çok ürünümüzü
olumsuz etkilemiş rekoltede düşüşler
meydana gelmiştir. Nevşehir İlimizde de
verimde düşüş yaşanmıştır. Üreticilerimiz doğal afetler karşısında savunmasız
bırakılmamalıdır. Tarla ürünlerinde don ve
kuraklığın sigorta kapsamına alınması ve
üreticiler sigorta yaptırmaya özendirilmesi önemlidir.
Ülkemiz ekonomisi göz önüne alındığında, patates siğili hastalığı, tek geçim
kaynağı patates üretimi olan bölge üreticilerini mağdur etmektedir. Ülkemizde
patates üretiminin geleceğinin güvence
altına alınması bakımından hastalığın ırkının tespit edilmesi büyük önem taşımaktadır. Yurt dışında ırklara dayanım gösteren tohum çeşitlerinin ülkemizde görülen
ırklara da toleranslı olup olmadığı, ülkemiz koşullarına uygunluğu test edilmeden
girişine izin verilmemeli, üreticilerimiz bir
riskle daha karşı karşıya bırakılmamalıdır.
Yapılması gerekenler
Patates siğili hastalığından dolayı karantina uygulanan alanlarda alternatif ürün
yetiştiren üreticilerimize dekar başına 2010
yılından itibaren üç yılda bir olmak üzere
dekara 110 lira ödeme yapılmaktadır.
Hastalık nedeniyle üretim desenini değiştirmek zorunda kalan üreticilerimize yapılan ödeme miktarı artırılmalıdır.
Nevşehir ilimizde üreticilerimizin karşı
karşıya kaldığı en büyük sıkıntılardan biri
de sulamada kullanılan elektriktir. Elektrik birim fiyatın düşürülmesi bakımından;
elektrikte uygulanmakta olan yüzde 18
KDV, tarımda kullanılan elektrikte yüzde
1’e indirilmeli, pay ve fonlar kaldırılmalıdır.
Üreticilerimizin elektrik borçları nedeniyle zor durumda kalmaları neticesinde
6552 sayılı Kanun ile TEDAŞ’a ait olan
elektrik borçlarının yapılandırılmıştır.
Ancak, kanunda özelleştirilen elektrik
dağıtım şirketlerine ait olan borçların yapılandırılması ihtiyari bir karar olarak yer
almıştır. Kanundan beklenen faydanın
sağlanması bakımından özel dağıtım şirketlerine ait olan elektrik borçlarının yapılandırılması da sağlanmalıdır.
Üreticilerimizin verimli bir şekilde üretim yapabilmeleri bakımından ucuz girdi
kullanımı sağlanmalı, bu amaçla girdilerdeki vergi oranları indirilmelidir.”
AYIN KONUSU
illeri sırasıyla Aksaray, Bitlis, Sivas, Erzurum ve Eskişehir takip ediyor. Toplam
patates üretiminin yüzde 81,7’sini bu iller
gerçekleştiriyor.”
TAVUKÇULUK SEKTÖRÜ
TZOB DİYOR Kİ!
AYIN KONUSU
M. Nuri Şeyda Sorman
Türkiye Ziraat Odaları Birliği
Başkan Vekili
AYIN KONUSU
KANATLI SEKTÖRÜ
DURUM
DEĞERLENDİRMESİ
Ülkemiz genelinde organik tavukçuluk faaliyeti yapan 25 çiftçiden 13’ü
Manisa’da organik yumurta ve etçil piliç
yetiştiriciliği yapmaktadır.
2013 yılında Manisa’da 42 bin yarkadan 12 milyon 210 bin adet organik
yumurta alınmıştır. Yine ülkemizde yetiştirilen 152 bin 500 organik etçil
pilicin 103 bin 300 tanesi ilimizde yetiştirilmekte olup,
üretilen bin 619 ton piliç
etinin 930 tonu ilimizde
üretilmektedir.
Manisa kanatlı sektörü
mevcut durumu
Manisa ili Türkiye kanatlı sektöründe
çok önemli bir yere sahiptir. Kuluçkahane
sayısının %7,5’i damızlık işletme kapasitesinin %6,1’i etlik işletme kapasitesinin
%12’si ticari yumurtacı kapasitesinin ise
%10,5’i ilimizde bulunmaktadır.
Kapasiteye bağlı olarak ilimiz tavuk eti
ve yumurta üretiminde de önemli bir yere
sahiptir. 229,501 tonluk piliç eti üretimi ile
Türkiye üretiminin %13,3’ü 1,927,918,300
adet yumurta üretimi ile de Türkiye yumurta üretiminin %12,9’u Manisa ilimizde
yapılmaktadır.
Manisa’da organik tavuk ve
yumurta üretimi
Manisa ili organik piliç üretiminde yıllık
930 ton et üretimiyle ülke birincisidir. Organik hayvancılık faaliyetleri arasında yu-
56
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
KANATLI SEKTÖRÜNE YÖNELİK BEKLENTİLER
Ülkemizde, ihracat kapasitesi yüksek ürünler olan tavuk eti, hindi eti ve
yumurtada ülke üretiminin %10 düzeyinde bir ihracatı sağlayacak ek üretim
yapabilmek mümkündür. Pazar oluşturulduğunda bu ürünler için bu değerin
üzerine çıkabilmek, örneğin ülke üretiminin %20’si kadar ek üretim yapmak
da mümkündür.
Dolayısıyla özellikle son zamanlarda
gündeme gelen Rusya Pazarı sektör
açısından bu anlamda önemli bir Pazar olarak görülmektedir. Gerekli şartlar
sağlandığı takdirde hem ilimizin hem
de ülkemizin bu pazardan önemli bir
pay alması, üretimi daha da ileri seviyelere çıkarması mümkün olabilecektir.
ürünlerine olan yurtiçi talebin büyümesine neden olabilecektir.
• Bunun yanı sıra, Türkiye’nin coğrafi konumu ihraç pazarını geliştirmesine olanak sağlayacak önemli bir faktördür.
• Ayrıca Türkiye’de özellikle hazır
yemek sektörü (catering) ve Süper-hiper market sayılarında önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Bu sektörlerin
talepleri pazarın dolayısıyla artan talebe
bağlı olarak üretim hacminin de büyümesine katkı sağlayabilecektir.
Ayrıca Türkiye Kanatlı sektörünün
önünde gelişmeye yönelik önemli fırsatlar vardır.
Dolayısıyla sektörde ciddi bir atılım
yapabilme potansiyeli mevcuttur. Bunun için bazı sorunların öncelikle çözümlenmesine ve bazı konularda tedbirler alınmasına ihtiyaç vardır. Bunlara
bakacak olursak;
Örneğin;
• Nüfusun sürekli artması ve kişi
başı milli gelirdeki artış, ayrıca kırmızı et
üretiminde yaşanan fiyat farklılığı kanatlı
• Dünya yem hammadde fiyatlarının
hızla yükselmesi, ilerleyen dönemlerde
de düşme ihtimalinin olmaması, yüksek
maliyetli üretim yapmak zorunda kalan
üreticileri sıkıntıya sokmaktadır. Özellikle birçok yem hammaddesinde dışa
bağımlı olduğumuz düşünülecek olursa
özellikle soya, mısır, yem katkı maddeleri gibi hammaddelerin yerli üretiminin
ciddi oranda desteklenerek ihtiyacın
ülke içerisinden karşılanmasını sağlayacak politikaların hayata geçirilmesi
gerekmektedir.
• Kuş gribi başta olmak üzere hayvan hastalıkları ile etkin mücadele edilmeli,
• Damızlıkta dışa bağımlılıktan
kurtulmaya yönelik arge çalışmalarına
ağırlık verilmeli,
• Üreticinin örgütlenmesi teşvik
edilmeli, üretici örgütleri desteklenerek
güçlenmeleri sağlanmalı,
• Organik tavukçuluğa destek verilmeli,
• İhracat destekleri artarak devam
etmelidir.
murta tavukçuluğu en kolay
yapılabilecek bir üretim şekli
olduğundan ilimizde organik
kanatlı yetiştiriciliği giderek yaygınlaşmaktadır.
Tablo. Manisa ilinin Türkiye Kanatlı üretim altyapısı içindeki payı
Kuluçkahane sayısı
Damızlık
Pay (%)
80
7,5
İşletme sayısı
15
322
4,7
112
2086
5,4
1.048.919
17.226.284
6,1
697
9444
7,4
İşletme sayısı
Kümes sayısı
Kapasite
Ticari yumurtacı
Türkiye
6
Kümes sayısı
Kapasite
Etlik
Manisa
1340
13505
9,9
23.152.029
193.151.539
12,0
İşletme sayısı
23
994
2,3
Kümes sayısı
140
3103
4,5
8.725.620
83.048.395
10,5
Kapasite
Kaynak: Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
57
AYIN KONUSU
Dr. Sait Koca
Beyaz Et Sanayicileri ve
Damızlıkçıları Birliği Başkanı
AYIN KONUSU
Dünya nüfusundaki hızlı artış, 2010 yılında 6,9 milyar olan nüfusun 2050 yılında
9,2 milyara ulaşacağını gösteriyor. Hızla artan bu nüfusun beslenmesi, dahası
değişen kıta hâkimiyetleri çerçevesinde
daha iyi beslenmesi, dünyadaki en önemli
ana gündem maddelerinden birini oluşturmaktadır.
Artan dünya nüfusuna bağlı olarak
2050 yılına kadar sadece gıda üretiminin,
en az iki katı artması gerekiyor. Besin değeri açısından yüksek, maliyet açısından
ise diğer hayvansal protein ürünlerine
göre daha hesaplı olan kanatlı ürünleri, bu
ihtiyacı karşılamakta büyük rol oynuyor.
Nüfusun beslenmesinin önemli bir sorun olmasıyla birlikte dengeli
olarak beslenmesi ise
üzerinde önemle durulması, her birey
ve kurumun
ciddi
Kanatlı
Sektörü
olarak düşünmesi gereken bir sorundur.
Bu sorun eğer çözüme ulaşmaz ise her
geçen gün daha dramatik tablo ile karşımıza çıkacaktır.
Nüfus artışının gelişmiş ülkelerde durma noktasına gelmesine, hatta gerilemesine karşı; geri kalmış ve gelişmekte olan
ülkelerde çok yüksek seviyelerde olması
beslenme sorununu daha da çözülemez
duruma getirmektedir. Nitekim nüfus artışı
gösteren kesimin, aynı zamanda tarımsal
üretime katkısı da bir o kadar düşüktür.
Ülkemizdeki kanatlı eti üretiminin tamamına yakını (%95) entegrasyona sahip
firmalar tarafından gerçekleştirilmektedir.
Entegre firmalar güçlü bir yapıya
sahip olup, dünyadaki teknolojik gelişmeleri
çok yakından izleyerek süratle
uygulamaya koyabilmektedirler.
Bunun sonucu
olarak Türkiye'deki kanatlı
eti üretimi;
yetiştirme
koşulları,
kesimhane,
kesim, hijyen vb. kriterler açısından Avrupa standartlarının üzerine çıkmıştır.
Bugün dünyada en büyük piliç eti üreticisi 10 ülke ABD, Çin, Brezilya, Meksika,
Rusya, Hindistan, Arjantin, Türkiye, Tayland ve Endonezya olarak sıralanıyor. Türkiye ise listenin 8.sırasında yer almaktadır.
Türkiye’nin 2013 yılında toplam piliç
üretimi 1 milyon 930 bin ton olurken, 2019
yılında bu rakamın 2,7 milyon tona yükselmesi bekleniyor. Üretimin ise 2025 yılında
3,5 milyon ton olması ve 1,2 milyon ton
ihracat yoluyla 2,5 milyar dolar gelir elde
edilmesi hedefleniyor.
Elbette bunun gerçekleşebilmesi için
öncelikle yeterli sayıda yetiştirme kümesinin devreye girmesi gerekiyor. Kârlılıklar
devam ettiği sürece ve İhracatta sorun
yaşanmaz ise bu hedefe ulaşmak daha
kolay olacaktır.
Türkiye’de kanatlı eti tüketimi de üretim
artışına bağlı olarak arttı. Ancak bu artış,
ihracat nedeniyle üretimdeki artış oranının
altında kaldı. En büyük payı piliç eti aldı,
önümüzdeki yıllarda da benzer durumun
oluşacağı öngörülüyor.
Aynı durum tüketim için de geçerli.
Tüketimde de en büyük pay piliç etinde. Bu durumun en büyük sağlayıcıları
Türkiye’nin her köşesine ulaşım sağlayan
yaygın dağıtım ağı ve ürün çeşitlemesi.
Türkiye’de kişi başı kanatlı eti tüketimi;
kanatlı eti üretimi, nüfus ve ihracat rakamları dikkate alınarak hesaplanıyor. Sektördeki gelişim de bu rakamlardan izleniyor.
1990’da 3,8 kilogram olan kişi başı tüketim, 2000 yılında 9,7 kilograma, 2013’te
de 20,7 kilograma yükseldi. 2014’te piliç
dâhil kanatlı eti tüketiminde ise 21 kilogramlık bir öngörü var. 2025’te kişi başı
kanatlı eti tüketiminin 25 kg’ ye ulaşması
öngörülüyor.
2008’de ivme
kazanan kanatlı
eti ihracatı son
5 yıldır düzenli
olarak artarak
devam ediyor.
2013’te 395 bin
694 ton olarak gerçekleşen kanatlı
ihracatının
2014 yılında
454 bin 514
tona
ulaşması
bekleniyor. Kanatlı eti ihracatında 2025 yılı
öngörüsü ise
1,2 milyon
ton.
Bu
hesaplamalar
d o ğ rultusunda
2025 yılı
kanatlı
eti ihracat
hedefi 2,5
milyar doları
aşmaktır.
Piliç etinde ise bu yıl 5,3’lik bir büyüme gerçekleşti. 1990’da 162 bin ton
olan üretim 2013’te 11 kat artışla, 1 milyon 805 bin tona ulaştı.
Piliç eti tüketimi de yıldan yıla artış kaydetmektedir. 2001 yılında 8,51 kg olan
kişi başı tüketim, 2013 yılında 19,6 kg’ ye
çıkmıştır. 2014’te piliç etinde kişi başı 20
kg’lık bir tüketim projeksiyonu mevcut. Bu
rakamın 2025 yılında 24,04 kg’ ye ulaşmasını öngörülüyor.
Besin değeri açısından yüksek,
maliyet açısından ise diğer hayvan-
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Tavuk eti, bedensel ve zihinsel gelişim,
sağlıklı ve dengeli beslenme için tüketilmesi gereken başlıca protein kaynaklarından
bir tanesidir. Sindirilebilirliği % 91-100’dür.
Bu nedenle tavuk etinin proteini iyi kaliteli
protein kaynağı olarak değerlendirilmektedir. Tavuk eti proteinleri, elzem amino asit
bileşimleri vücut gereksinmesine uygundur ve sindirim sisteminde fazla kayba uğramadan vücuda alınırlar.
Tavuk eti, diğer etlere kıyasla daha az
yağlıdır ve bu nedenle de enerji değerleri
diğer etlere kıyasla daha düşüktür. Buna
paralel olarak tavuk etinin doymuş yağ ve
kolesterol içeriği de daha azdır.
Tavuk eti vitamin B2 (riboflavin), niasin, vitamin B6 ve vitamin B12 bakımından
da zengin besinler arasında sayılırlar. Sodyum içeriğinin çok düşük olması, tavuk etini düşük sodyumlu diyetlere son derece
uygun bir besin kaynağı durumuna getirir.
sal protein
ürünlerine göre
daha hesaplı olan kanatlı ürünlerden tavuk eti, insan
sağlığına yararlı olduğu kadar,
düşük maliyetiyle ve doğru beslenmedeki önemiyle dikkat çeki-
58
yor. Türkiye’nin genç nüfus yapısı da düşünüldüğünde tavuk eti tüketimi daha da
önemli bir hale geliyor.
Yüksek düzeyde biyolojik değere sahip olan tavuk eti, bütün bu özellikleri nedeniyle; obezite, kalp ve damar hastalıkları
gibi birçok sağlık sorununun tıbbi beslenme tedavisinde yer alabilir.
Tavuk eti; et, yumurta, kuru baklagiller
grubu içerisinde değerlendirilir. Bu grup
için günlük tüketilmesi önerilen miktar yetişkin, genç ve çocuklar için 2 porsiyon, gebe
ve emzikli kadınlar için 3 porsiyondur.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
59
AYIN KONUSU
Mustafa Çınar
Ziraat Yüksek Mühendisi
İncir Araştırma İstasyonu Müdürlüğü
AYIN KONUSU
ORGANİK
TAVUKÇULUK
Son yıllarda tüketiciler tükettikleri gıdaların sağlık üzerindeki etkileri ile daha
fazla ilgilenmeye başlamışlardır. Değişen
tüketici talepleri doğrultusunda, etlik piliç ve yumurta üretiminde kalite anlayışı
daha fazla önem kazanarak kantitenin
önüne geçmiştir.
Konvansiyonel sistemde üretilen piliç eti
ve yumurtadaki kalıntı ve direnç oluşturma
riskleri ile hayvan refahına ilişkin kamuoyu
endişeleri nedeniyle tüketicilerin organik
tavukçuluğa duydukları ilgi istikrarlı bir şekilde artış göstermektedir. Organik tavukçuluk sisteminin üretimle ilgili olarak yetkili
makamlar tarafından tanımlanmış sıkı kuralları mevcut olup tamamen organik olarak sertifikalandırılmış yem girdilerinin kullanılması zorunlu kılınan bir üretim sistemidir,
köy tavukçuluğu değildir. Organik tavukçuluk belirli standartların uygulanması ve tü-
Organik etlik piliç ve yumurta tavukçuluğunu
konvansiyonel yetiştiricilikten ayıran temel
başlıklar
Son yıllarda dünyada özellikle A.B.D.
ve A.B. ülkelerinde organik tavuk yetiştiriciliği büyük oranlarda artmaya başlamıştır. Bu ülkelerde organik tavuk yetiştiriciliği alternatif kanatlı yetiştiriciliği
olarak kabul görmüştür ve son yıllarda
toplam kanatlı üretimi içinde, özellikle
A.B.’nin önde gelen Fransa, İngiltere,
Hollanda, Almanya, Avusturya gibi ülkelerinde % 1-5 arasında değişen oranlarda pay almıştır. Diğer ülkelerde de
organik tavukçuluk gerek tavuk sayısı,
gerekse işletme sayısı yönünden artan
bir eğilim göstermektedir.
Ülkemizde 2009 yılında 9 üretici tarafından 111.760 adet kanatlı hayvan yetiştirilerek 34.500 kg piliç eti ve 11.767.300 adet
yumurta üretilmiş, 2012 yılında ise 11 üretici
tarafından 240.152 adet kanatlı hayvan yetiştirilerek 210.310 kg piliç eti ve 36.105.556
adet yumurta üretilmiştir. 2009-2012 yılları
arasında etlik piliç üretiminde 5 kat, organik
yumurta üretiminde de 2 kat artış olmuştur.
keticinin
istediği lezzeti
yakalaması açısından bir arayış, bir
yaklaşım, bir üretim çeşidi olarak karşımıza çıkıyor.
60
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Ülkemizde 2012 yılında organik etlik piliç üretimi konvansiyonel etlik piliç
üretiminin % 0,012’ si, organik yumurta
üretimi ise konvansiyonel yumurta üretiminin % 0,24’ üdür. Ülkemizde organik
piliç etine ve organik yumurtaya halen
potansiyel talep bulunmaktadır. Ülkemizde organik tavuk yetiştiriciliğinde istikrarlı
bir artışın devam edeceği görülmektedir.
Ulusal marketlerde organik piliç eti ve or-
ganik yumurta konvansiyonel ürünün 2,5
-4,0 katı fiyatla satılmaktadır.
Ülkemizde konvansiyonel etlik piliç
ve yemeklik yumurta üretiminde girdilerin çok sınırlı, üretim tekniklerinin çok
standart hale gelmesi nedeni ile rekabet olanakları çok daralmıştır. Bu durumdan özellikle küçük ve orta ölçekli
işletmeler çok fazla etkilenmekte ve çok
sayıda işletme kapanma tehlikesi ile
karşı karşıya kalmaktadır. İşletmelerin
yetiştirme ve manejman koşullarındaki
farklılıklar, yem hammaddelerinin çeşitliliği, besin madde içerikleri ve fiyatlardaki değişkenlikler organik tavuk yetiştiriciliğinde rekabet ve ürün çeşitliliğini
ortaya çıkaracağı gibi yerel ve yöresel
girdilerin kullanımına da fırsat oluşturacaktır. Organik tavuk yetiştiriciliği küçük
işletmeler için bir alternatif olabilecektir.
Ülkemizde çok sınırlı düzeyde yapılan
organik tavukçulukla ilgili bilimsel çalışmalara ve bu konudaki uygulama projelerine ihtiyaç bulunmaktadır.
Ülkemizde organik tarım 5262 sayılı
Organik Tarım Kanunu ve 27676 sayılı Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına
ilişkin yönetmelik çerçevesinde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın kontrol ve
denetimi altında yapılabilmektedir. Bu yönetmelikte organik kanatlı üretimi ile ilgili
yetiştirme besleme esasları ayrıntılı olarak
belirtilmiştir.
Organik piliç eti ve yumurta maliyetleri konvansiyonel üretime
göre daha yüksektir. Bütün masraflar içinde % 65-72’ si yem giderleridir. Organik yetiştiricilikte yavaş gelişen etlik piliçlerin daha kötü
yemden yararlanma kabiliyetine sahip olması, kesim yaşının 72-81
gün olması, tavukların gezinme alanına çıkarak doğal davranışlarını
sergilerken daha fazla yem tüketmeleri ve organik yem hammaddelerinin konvansiyonele kıyasla % 50-100 oranında daha pahalı
olması sebebiyle yem giderleri daha yüksektir. Maliyetlerin düşürülmesi için yemin alternatif kaynaklardan, daha düşük fiyatlara ve
sürdürülebilir şekilde temin edilmesine gerek vardır. Bu konularda
da yeni araştırmalara ihtiyaç bulunmaktadır.
İncir Araştırma İstasyonu Kanatlı Yetiştirme ve Besleme Bölümü’ nde organik tavukçuluk konusundaki çalışmalara 2005 yılında başlanmıştır ve halen çalışmalara devam edilmektedir. Ayrıca
Türkiye’ de ilk sertifikalı organik piliç üretimi 2006 yılında İstasyonumuz tarafından gerçekleştirilmiştir. Yürütülen projelerle üreticilere örnek model oluşturulmuştur. Uygulamaya aktarılmasını
sağlamak amacıyla bilgi talep eden tüm üreticiler teknik açıdan
bilgilendirilmektedir.
 Tavuklar kapalı barınaktan açık gezinme alanına çıkabilmeli ve bu alanda bir adet etlik piliç ve yumurta tavuğu için
4 m2 gezinme alanı verilmektedir.
 Kapalı barınakta yerleşim sıklığı 10 etlik piliç/m2, 6 tavuk/m2’ den daha fazla olamaz.
 Kafeste yetiştiricilik yapılmamaktadır.
 Gaga kesme, kanatları yolma gibi yöntemler uygulanamaz.
 Yemler organik olarak sertifikalı yem hammaddelerinden üretilmektedir.
 Yemlere sentetik aminoasitlerin katılması yasaktır.
 Antibiyotikler, koksidiyostatikler, tıbbi ürünler ile büyümeyi veya üretimi artırıcı diğer maddeler hayvan beslenmesinde kullanılamaz.
 Hayvansal kaynaklı yem hammaddelerinde sınırlamalar
bulunmaktadır.
 Kesim yaşı minimum 81 gün olmakla birlikte, organik
etlik piliç yetiştiriciliğinde yavaş gelişen genotiplerin kullanılması durumunda asgari kesim yaşı 72 gündür.
 Organik hayvan yetiştiriciliğinde, hayvan sağlığında koruyucu hekimlik esastır.
 İlaç ve aşı uygulamalarında sınırlamalar bulunmaktadır.
 Yumurtayı ve yumurta sarısını artırıcı ya da kaliteyi düzenleyici sentetik maddeler ile doğal olmayan yöntemler kullanılamaz.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
61
AYIN KONUSU
Dr. Serdar Kamanlı
Tavukçuluk Araştırma İstasyonu
Müdürü
AYIN KONUSU
1930 yılında kurulan Tavukçuluk
Araştırma Enstitüsü; Tavukçuluk araştırma hizmetlerinin yurt genelinde verimli
ve ekonomik şekilde gelişmesini sağlayacak teknik, ekonomik ve teknolojik
araştırmalar yapmak, alınan sonuçları
değerlendirerek illerde yayım teşkilatına
ve yetiştiricinin istifadesine sunmak için
çalışmalarımız devam etmektedir.
Ülkemizde tavukçuluk konusunda İstasyonumuz yanında ziraat,veteriner fakülteleri ve bazı araştırma kurumlarında
da bilimsel çalışmalar yapılmaktadır. Islah konusunda çalışma yapan tek kuruluş
Tavukçuluk Araştırma İstasyonu olmakla
birlikte diğer kuruluşlarda besleme, yetiştirme, sağlık ve kanatlı refahı konusunda
çalışmalar yapılmaktadır. Çalışmalar sonucu elde edilen bilimsel veriler, kurumumuzun bilimsel basılı yayın organı olan
“Tavukçuluk Araştırma Dergisi” ile birlikte
elektronik ortamda da (türkishpoultryscience.com) yayınlanarak ilgili birimlerin
kullanımına sunulmaktadır. İstasyonumuz, üniversite ve özel sektör ile birlikte
de projeler yürütmektedir.
Kurumumuzda yapılan
çalışmalar ve amaçları
 Mevcut araştırma koşullarında
en iyi performansı gösteren ebeveyn ve
hibrit genotiplerini geliştirmek,
 İthal edilen ebeveyn ve hibrit genotiplerini çeşitli verimler bakımından
karşılaştırmak ve analiz etmek,
 Hibrit ve ebeveyn kombinasyonlarının test edilmesi sonucunda en iyi
sonuç veren genotipleri saptamak ve bu
genotipleri, üzerinde durulan karakterler
bakımından uygun seleksiyon sistemleri
ile ıslah etmek,
62
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
TAVUKÇULUK ARAŞTIRMA
İSTASYONU MÜDÜRLÜĞÜ
VE TÜRKİYE
TAVUKÇULUĞUNDAKİ YERİ
Ülkemizde tavukçuluk sektörü gayet
gelişmiş bir sektör olup modern tesislerde
üretim yapmaktadır. Bunun yanında hayvan materyali konusunda hemen hemen
tamamen yurt dışına bağımlı olup, dışarıdan ithal edilen ebeveyn hatlardan hibrit
üretimi yapılarak yumurta üretimi bu hibritlerden karşılanmaktadır. Ülkemizin yıllık
ebeveyn ihtiyacı yaklaşık 500.000 adet
olup bu ithalat neticesinde 2.500.000 € civarında yurt dışına döviz çıkışı olmaktadır.
Enstitümüzde bulunan 6 adet kahverengi, 5 adet beyaz yumurtacı saf hat ile
ıslah ve araştırma faaliyetleri yürütülmektedir. Ebeveyn hatlar konusunda tamamen dışa bağımlılığı ortadan kaldırmak
için yapılan ıslah faaliyetleri neticesinde,
tüy rengine göre günlük yaşta cinsiyet ayrımı yapılabilen 2 adet kahverengi (Atak,
Atak-S), bir adet kanat tüylenme hızına
göre cinsiyet ayrımına olanak veren beyaz yumurtacı (Atabey) hibrit geliştirilmiştir. Geliştirilen bu hatların ebeveynlerinden 2014 yılında özel sektöre satış
gerçekleştirilerek kullanımının yaygınlaştırılması çalışmaları devam etmektedir.
 Araştırma koşullarında en iyi sonuç
veren ebeveyn ve hibrit genotipleri özel
sektör koşullarında teste tabi tutmak ve
ülkemiz düzeyinde yaygınlaştırmak,
 Günlük civcivlerde vücut rengine
ve kanat tüylenmesine göre cinsiyet ayırımını gerçekleştirmeye yönelik çalışmalar yapmak,
 Özellikle Grant Parent Stock seviyesinde kamu ve özel sektör kuruluşlarının damızlık ebeveyn ihtiyacını karşılamak ve bu kuruluşlar vasıtası ile özel
kuluçkacı işletmelerin damızlık ebeveyn
isteklerinin karşılanmasında gerekli koordinasyonu sağlamak,
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde
de ticari yumurta üretiminin tamamına
yakını kafes sistemli üretim kümeslerinde
yapılmaktadır. Beyaz yumurtacı hibritlerin cüsse olarak kahverengi yumurtacı
hibritlerden daha küçük olması, yem tüketimlerinin daha az ve salmonella gibi
hastalıklara daha dayanıklı olması sebebiyle kafes sistemlerinde kullanımları
artarak devam etmektedir. Bu gerçekten
yola çıkılarak istasyonumuzda geliştirilen
Atabey beyaz yumurtacı hibritimizin tanıtımı ve yaygınlaştırılması amacı ile YUMBİR
üyeleri ile yapılan toplantılar neticesinde
Ar-ge projeleri hazırlanarak yurt dışı menşeli hibritler ile verim performansları karşılaştırılmaktadır.
Konvensiyonel üretimin yanında organik üretim ve ürünlere talebin artışı ile
birlikte organik yumurta talebi de giderek artmaktadır. ATAK-S kahverengi yumurtacı hibritimiz yüksek yaşama gücü,
adaptasyon kabiliyetinin yüksek olması
ve yüksek yumurta verimi sebebiyle organik yumurta üretiminde giderek yaygınlaşmaktadır.
 Haymana-İkizce tesislerinde
üretimine devam edilen saf hatlardan
elde edilecek büyük ebeveyn ve ebeveynler ile ülkemizin damızlık materyal
ihtiyacını karşılamak, komşu ülkelerin
özellikle Türk Cumhuriyetleri ve Orta
Doğu ülkelerinin ihtiyaçları doğrultusunda ihracat imkanlarını araştırarak
söz konusu ülkelerin damızlık materyal
ihtiyaçlarını temin etmek ve pazar oluşturmak,
 Projelerde çalışan teknik elamanları eğitmek,
 Yetiştirme ve besleme konularında araştırmalar yapmaktır.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
63
AYIN KONUSU
Levent Genç
TZOB Teknik Müşavir
AYIN KONUSU
KANATLI
SEKTÖRÜ
Tablo. Seçilmiş ülkelerde yıllık kişi başı
ilk 20 ülke (2012)
yumurta tüketimi
piliç eti tüketimi
Üretim
(Ton)
Arjantin
242
Arjantin
36,7
ABD
24.269.046
17.038.000
Avustralya
216
Y. Zelanda
30,1
2
Çin
18.043.178
12.667.151
Avusturya
234
Avusturya
35,4
3
Brezilya
16.506.226
11.588.139
Brezilya
134
Brezilya
42,7
4
Rusya
4.670.639
3.279.006
Kanada
202
Kanada
30,1
5
Meksika
3.973.383
2.789.500
Çin
296
Çin
10,1
6
Hindistan
3.160.804
2.219.031
İspanya
233
Güney Afrika
33,2
7
İran
2.786.610
1.956.330
Fransa
222
Meksika
30,5
2012 yılında ilk 20 ülke 52.882.091 ton
yumurta üretmiş olup, üretimin değeri ise
43.845.716.000 $ olarak gerçekleşmiştir.
Üretimde ilk 3 sırayı Çin, ABD ve Hindistan almakta olup, Türkiye 931.923 tonluk
üretim miktarı, 772.926.000 $’lık üretim
değeri ile 10. sırada yer almıştır.
8
Endonezya
2.495.157
1.751.716
Almanya
212
Hong Kong
36,9
9
Türkiye
2.455.541
1.723.904
ABD
247
ABD
43,2
10
Arjantin
2.370.557
1.664.242
Japonya
329
Japonya
16,2
11
G.Afrika
2.120.429
1.488.640
Rusya
260
Rusya
22,9
12
Japonya
2.055.627
1.443.145
Ukrayna
305
Ukrayna
19,0
13
Polonya
2.014.524
1.414.290
TÜRKİYE
180
TÜRKİYE
19,3
14
İngiltere
1.989.654
1.396.830
2012 yılında ilk 20 ülke 69.518.902 ton
piliç eti üretmiş olup, üretimin değeri ise
15
Malezya
1.822.049
1.279.163
16
Tayland
1.799.536
1.263.358
17
Fransa
1.678.806
1.178.600
18
Peru
1.669.487
1.172.058
19
Kolombiya
1.585.389
1.113.017
20
İspanya
1.556.567
1.092.782
Toplam
99.023.209
69.518.902
Tablo. Dünya yumurta üretiminde
ilk 20 ülke (2012)
Üretim
değeri
(1000 $)
Üretim
(Ton)
Çin
20.320.030
24.500.000
2
ABD
4.507.868
5.435.168
3
Hindistan
2.985.800
3.600.000
4
Japonya
2.079.085
2.506.768
5
Rusya
1.935.462
2.333.600
6
Meksika
1.922.740
2.318.261
7
Brezilya
1.728.280
2.083.800
8
Ukrayna
892.256
1.092.800
9
Endonezya
878.543
1.059.266
10
Türkiye
772.926
931.923
11
Fransa
707.991
853.630
12
Almanya
690.026
831.970
13
İtalya
634.482
765.000
14
İspanya
574.735
692.962
15
Hollanda
557.349
672.000
16
Tayland
544.079
656.000
17
Malezya
532.965
642.600
18
Nijerya
530.808
640.000
19
Kolombiya
527.776
636.343
20
İngiltere
522.515
630.000
Toplam
43.845.716
52.882.091
Sıra
İlk
20 Ülke
1
Kaynak: www.fao.org
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Tablo. Seçilmiş ülkelerde yıllık kişi başı
Üretim
değeri
(1000 $)
Dünya yumurta ve piliç eti üretimi
64
Tablo. Dünya piliç eti üretiminde
Sıra
İlk
20 Ülke
1
Ülke
Tüketim
(kişi/adet/yıl)
Kaynak: yum-bir
ülke 43.2 kg ile ABD, en az tüketen ülke
ise 10.1 kg ile Çin’dir. Türkiye’nin piliç eti
tüketimi kişi başı 19.3 kg olup, diğer ülkelerle kıyaslandığında çok düşük olduğu
görülmektedir.
Tüketim
(kişi/adet/yıl)
Ülke
Kaynak: Besd-Bir
Türkiye kanatlı ürünleri üretimi
Türkiye’de 2009-2013 yılları arasında
yumurta üretimi %19,3 tavuk eti üretimi
%36,0 hindi eti üretimi ise %31 oranında
artış göstermiştir. 2013 yılı itibariyle yu-
Kaynak: www.fao.org
99.023.209.000 $ olarak gerçekleşmiştir.
Üretimde ilk 3 sırayı ABD, Çin ve Brezilya
almakta olup, Türkiye 1.723.904 tonluk
üretim miktarı, 2.455.541.000 $’lık üretim
değeri ile 9. sırada yer almıştır.
Yumurta ve piliç eti tüketimi
Seçilmiş ülkelerde yumurta tüketimine bakıldığında yıllık kişi başı tüketimin
134 adet ile 329 adet arasında değiştiği
görülmektedir. Seçilmiş ülkeler arasında yıllık olarak kişi başı en fazla yumurta tüketen ülke 329 adet ile Japonya, en
az tüketen ülke ise 134 adet ile Brezilyadır. Türkiye’nin yumurta tüketimi kişi
başı 180 adet olup, diğer ülkelerle kıyaslandığında çok düşük olduğu görülmektedir.
Seçilmiş ülkelerde piliç eti tüketimine
bakıldığında yıllık kişi başı tüketimin 10.1
kg ile 43.2 kg arasında değiştiği görülmektedir. Seçilmiş ülkeler arasında yıllık
olarak kişi başı en fazla piliç eti tüketen
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
65
AYIN KONUSU
ODALARIMIZDAN
muştur. İhracatımız görüldüğü üzere hızla
artmaya devam etmektedir.
Tablo. Seçilmiş ülkelerde yıllık kişi başı yumurta tüketimi
Yıllar
Tavuk yumurtası
(000 adet)
2009
13.832.726
1.293.315
30.242
Tablo. Türkiye kümes hayvanları etleri,
2010
11.840.396
1.444.059
31.965
2011
12.954.686
1.613.309
36.331
sakatları, vb. ürünleri ihracatı (2009-2013)
2012
14.910.774
1.723.919
41.931
2013
16.496.751
1.758.363
39.627
19,3
36,0
31,0
Değişim % (2009/2013)
Tavuk eti
(ton)
Hindi eti
(ton)
Kaynak: www.tuik.gov.tr
murta üretimi 16,5 milyon adete, tavuk eti
üretimi 1,8 milyon tona, hindi eti üretimi
ise yaklaşık 40 bin tona ulaşmıştır.
Türkiye yumurta ve kanatlı eti
dış ticareti
2009 yılında 126.614.396 $ olan yumurta ve yumurta ürünleri ihracatımız,
2013 yılında %220.9 oranında artarak
406.354.062 $ olmuştur.
2009 yılında 150.765.528 $ olan kanatlı eti ve ürünleri ihracatımız, 2013 yılında
%303,3 oranında artarak 608.066.271 $ ol-
Tablo. Türkiye yumurta ve yumurta ürünleri
ihracatı (2009-2013)
Yıllar
İhracat ($)
2009
126.614.396
2010
156.186.829
2011
284.209.143
2012
350.629.601
2013
406.354.062
Değişim %
(2013/2009)
Kanatlı sektöründe 334 damızlık ve kuluçkahane, 8
bin 908 ticari etlik, bin 72 ticari yumurtacı olmak üzere,
toplam 10 bin 314 işletme ve 16 bin 755 kümeste üretim
yapılmaktadır. Sektörde yaklaşık 500 bin kişi (üretici, çiftçi, esnaf, ilaç, yem, yan sanayi, nakliye, pazarlama dahil) istihdam edilmekte, 2 milyon kişi de buradan geçimini
sağlamaktadır.
Güçlü alt yapısıyla sektör, son zamanlarda gerek üretimde, gerekse dış ticarette hızlı bir ivme yakalamış olup, hızla
büyümeye devam etmektedir. Fakat buna karşılık birçok da
sorunla baş etmek durumunda kalmaktadırlar. Örneğin:
1- Yemde dışa bağımlı olunması ve yükselen yem fiyatları maliyetleri etkilemekte, üreticileri sıkıntıya sokmakta,
üretimin sürdürülebilirliğini ve karlılığını engellemektedir.
Dolayısıyla üreticiyi yemde dışa bağımlılıktan kurtaracak,
ucuza yem teminini sağlayacak destekler hayata geçirilmelidir.
2- Özellikle yumurta sektöründe tüketim azlığı ve fiyat
istikrarsızlıkları nedeniyle üretim kapasitesinin tamamının
kullanılamaması, başka bir değişle üretim planlaması yapılamaması çoğu zaman sıkıntı yaratmaktadır. Bu neden-
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
İhracat ($)
2009
150.765.528
2010
203.287.179
2011
385.362.733
2012
527.315.140
2013
608.066.271
Değişim %
(2013/2009)
Ziraat Odasının yeni binasının özellikle konferans salonunu çok
önemsediğini, burada gerekli eğitim çalışmalarının yapılarak çok
daha iyi hizmet verileceğine olan inancını dile getiren Sezgin, “Korkuteli mantarcılık denince akla gelen bir merkezdir. Ayrıca kompost
üretiminde de ülkemizde en büyük paya sahiptir. Bu nedenle tarım
ve hayvancılık denince Korkuteli’nin ayrı bir yere konulması gerekir.
Şimdiden Korkuteli Ziraat Odasının yeni hizmet binasında başarılı
bir hizmet anlayışını hayata geçirecekleri düşüncelerimle hepinizi
açılışımıza katılımınızdan dolayı teşekkür ediyorum” diye konuştu.
303,3
Kaynak: www.tuik.gov.tr
Korkuteli Ziraat Odası’nın yeni binası, Türkiye Ziraat Odaları
Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Bahadır Sezgin’in de katıldığı
törenle hizmete girdi.
Ziraat Odası Başkanı Musa Fikri Büyükçetin de binanın yapım
aşamalarını da anlattığı konuşmasında, “Birinci katı depo, ikinci
katı yönetim ve işlemler, üçüncü katı çok amaçlı salon ve son katı
konferans salonu olmak üzere çok daha kaliteli hizmet vereceğimiz
binamızı hizmete açtık. Bu binanın yapımında emeği geçen mimar,
mühendis, sıvacı boyacı ve fikirleriyle her daim destekçimiz olan
meclis üyelerimize teşekkür ediyorum. Armut ve mantar üretiminde
Türkiye’de önemli bir yere sahip olan Korkuteli’mizde laboratuvar çalışmalarımızla verimi, üretimi kaliteli hale getirerek çiftçilerimizin pazarlamada da eğitilmesi için artık daha geniş imkânlara sahibiz” dedi.
TZOB Yönetim Kurulu Üyesi, Akdeniz Bölge Sorumlusu ve
Osmaniye Ziraat Odası Başkanı Sezgin, törendeki konuşmasına,
TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’ın selam ve sevgilerini getirdiğini belirterek başladı.
Konuşmaların ardından Ziraat Odası Başkan Yardımcısı Şeyhali Kara, TZOB Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Bahadır Sezgin’e,
günün anısına bir plaket takdim etti. Plaket töreni sonrası protokol üyeleri tarafından kurdele kesilerek açılış yapıldı.
220,9
le üretim kapasite artışlarının
yumurta tüketimi ve ihracat
miktarlarına paralel bir seyir izlemesine, arz fazlası oluşmaması için
üretim planlaması yapılmasına, yurt dışı damızlık girişlerinin de bu planlamaya paralel hale
getirilmesine ihtiyaç vardır.
3- Sektörde örgütlenme hızla gelişmektedir. Örgütlerin
üreticilerin üretimden son aşamaya kadarki tüm süreçte
üyelerine etkin hizmet vermesi için iç ve dış kaynaklarla
desteklenmesi ve güçlendirilmelerine ihtiyaç vardır. Bu gelişim, üretici ve tüketici arasındaki farkında azalmasına aynı
tüketicilerin daha uygun fiyatla kanatlı ürünleri tüketmesine
neden olacaktır. Bu sayede kişi başı tüketim rakamlarında
da artışlar meydana gelebilecektir.
Korkuteli Ziraat Odası
Ziraat Odalarının Türkiye genelinde büyük bir gelişim gösterdiğine işaret eden Sezgin, “761 Ziraat Odamız var ve bunların yüzde 70’i kendi binalarında hizmet veriyorlar. Bununla
gurur duyuyoruz. Çünkü kendi binasında, rahat ve gelişmiş bir
binada daha iyi hizmet verileceğine inanıyoruz. Biz çiftçilerin
eğitilmesinin öneminin farkındayız. Eğitimli çiftçi temiz tohum
demektir. Verimin artması tarım ve hayvancılığın gelişmesi demektir” dedi.
Kaynak: www.tuik.gov.tr
Sorunlar ve öneriler
66
Yıllar
YENİ HIZMET BINASI AÇILDI
4- Sektörü her zaman hastalıkların tehdidi altındadır.
Yakın zamanda en çok baş ağrıtan hastalık kuş gribi olmuştur fakat bilindiği üzere Türkiye kuş gribi ile mücadelede önemli bir başarı göstermiştir. Ülkemiz için bu hastalığın
her zaman risk oluşturduğu düşünülerek, mücadelenin taviz verilmeden sürdürülmesi gerekmektedir.
5- Dış ticarette rekabette güçlü olabilmek, hem mevcut
pazarları korumak hem de yeni pazarlar elde etmek için verilen ihracat destekleri artırılmalıdır.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
67
ODALARIMIZDAN
ODALARIMIZDAN
ÜZÜM ÜZDÜ
ZEYTİN GÜLDÜRDÜ
Alaşehir Ziraat Odası
Devletin üzüm üreticisine daha çok
destekleme vermesi, mazot ve gübrede
özel indirimler uygulaması gerektiğini vurgulayan Türk, "Üzümcüye özel ÖTV’siz
mazot ve gübre verilmeli. Suma artırılmalı. Tariş de üzüm alımlarını daha fazla
yapmalı ve üzüm fiyatlarını daha erken
açıklayarak üreticiyi tüccarla baş başa bırakmamalıdır" diye konuştu.
Zeytin fiyatlarının bu yıl yüksek olduğunu belirten Türk, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Üretici için çok iyi ancak bu yıl rekolte düşük. Üreticilerimiz buna aldanmasın. Zeytin asla üzüme alternatif
olamaz. Alaşehir’de 7 bin dekar '58 bin
ağaç' sofralık, 9 bin dekar '97 bin ağaç'
yağlık olmak üzere 16 bin dekar alanda
zeytin üretimi yapılmaktadır. Bu yıl Ege
Bölgesi’nin genelinde rekolte düşüklüğü
yaşanmaktadır. Bu rekolte düşüklüğüne
bağlı olarak fiyatlar artmıştır. Fiyatların artması üreticiyi mutlu etti. Dileğimiz üzümcünün de yüzünün gülmesi."
Alaşehir ve çevresinde üzüm üreticileri fiyatların düşüklüğü ve üzümlerin elde
kalmasından dolayı mağdur olurken, zeytin üreticilerin yüzünü güldürdü.
Bolvadin Ziraat Odası
Ziraat Odasında düzenlenen plaket sunumunda konuşan
Başkan Fikret Dayı, kan ve kan bağışının önemine vurgu yaparak, şunları söyledi:
“Türk Kızılayımızın bu anlamlı kan toplama kampanyasını ilçemiz Bolvadin'de de yürütmeleri halkımız için yararlı görüyorum.
İlçemizde olası kan ihtiyacının karşılanmasının yanı sıra başka
yerlerde kan ihtiyacının karşılanması için kan toplama kampanyası büyük önem arz etmektedir. Türk Kızılayının daha verimli bir
çalışma sergilemesi için kan bağışında bulunulması ve kişilerin
bağış konusunda bilgilendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Kızılayımızın kan toplama kampanyasını, Bolvadin halkı adına destekliyor ve halkımızı da hayat kurtarabilmek adına kan vermeye
davet ediyoruz."
Başkan Dayı’nın plaketini Türk Kızılayı Bolvadin Şube Başkanı
Faik Karagüven sundu.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
İnegöl Ziraat Odası Başkanı Sezai Çelik, oda olarak hizmetlerine bugün bir yenisini daha eklediklerini belirterek, “Traktörlerin
fenni muayenesi için çiftçilerimizin ayağına gidiyoruz. Bundan 6
ay önce TÜV Türk müdürü ile yaptığımız görüşmede böyle bir talebimiz olduğunu söyledik. Bizden fenni muayenesi geçen traktör sayısını bildirmemizi istediler. Yaklaşık 2 bin traktörün fenni
muayenesinin olmadığını tespit ettik. Bunu TÜV Türk’e bildirdik.
Kendileri de Ulaştırma Bakanlığına iletti. Bu hizmet 28 gün sürecek. Bazı köyler tek tek gezilecek, bazı köylerde 3-4 köy birleşerek traktör sayısına göre muayeneler yapılacak. Bugün ve
yarın Maden'deyiz. Soğukdere, İclaliye ve Hamidiye mahalleleri
de buraya gelecek” dedi.
İnegöl Ziraat Odası ile TÜV Türk işbirliğiyle ilçede fenni muayenesi geçen yaklaşık 2 bin traktöre gezici muayene aracı ile hizmet verilecek. Fenni muayene aracı 28 günde 100 mahalleyi gezecek. Maden Mahallesi meydanında TÜV Türk Muayene Araç
İstasyonu Müdürü Tarık Türkoğlu ve 3 teknik personel tarafından
traktörlerin fenni muayeneleri yapıldı. Fenni muayeneleri geçen
yaklaşık 2 bin traktörün kontrol edilmesi hedefleniyor.
KIZILAY’DAN TEŞEKKÜR PLAKETİ
68
İnegöl Ziraat Odası
Bursa'nın İnegöl ilçesinde traktörler için gezici fenni muayene
hizmeti başlatıldı.
Alaşehir Ziraat Odası Başkanı Necdet
Türk, "Dileğimiz üzümde de memnun olmaktı, ancak üzüm üreticisi bu yıl en kötü
yılını yaşadı. Üzüm, yaş olarak 50 kuruşa, kuru olarak 1,5 TL’ye kadar düştü.
Zamanında üzümcünün sigortası olarak
yapılan suma, üretici için yeterli fiyat veremedi. Üreticiler bu yıl bankalara olan
borçlarını ödeyemez" dedi.
Afyonkarahisar’ın Bolvadin İlçesinde Türk Kızılayı, kan bağışı toplama kampanyalarına destek veren Bolvadin Ziraat Odası
Başkanı Fikret Dayı’ ya teşekkür plaketi verdi.
TRAKTÖRLER İÇİN GEZİCİ
MUAYENE
FAKÜLTE MUTLULUĞU
Adıyaman Ziraat Odası
Adıyaman Ziraat Odası Başkanı Kemal Şahin, Adıyaman’da
tarım sektörünün gelişmesine bilimsel katkı sağlayacak olan Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi’nin kurulmasının mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.
Başkan Şahin, Adıyaman’da tarımın gelişmesinde sulu
tarımdan sonra bilimsel araştırmaların tarımın gelişmesindeki en önemli etken olduğunu ifade etti. Güneşi ve iklimiyle
Adıyaman’ın tarım kenti olduğunu aktaran Şahin, “Tarım kenti
olan Adıyaman’ın bu potansiyeli değerlendirebilmemiz için alt
yapımızın iyi olması lazım. Verimliliği iş, istihdam ve ekonomiye dönüştürebilmek için altyapının oluşması lazım. Alt yapı için
önce tarımsal sulama, ardından bilimsel araştırma gelmektedir.
Dünyada modern ve gelişen tarıma ayak uydurup teknolojiyi kullanarak altyapısını oluşturmak lazım. Bunun da en büyük ayağı Tarım Bilimleri ve Teknoloji Fakültesi’nden geçiyor. Biz bunu
daha önce dile getirmiştik. Üniversitemizde bu yönde çalışmada
bulundu. Senatonun kararının ardından YÖK fakültenin kurulumunu kabul etti” dedi.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
69
ODALARIMIZDAN
ALTERNATİF ÜRÜN
SOYA FASULYESİ
ODALARIMIZDAN
Söke Ziraat Odası
ZEYTİN ÜRETİCİSİNİ SEVİNDİRDİ
Mut Ziraat Odası
Mut Ziraat Odası Başkanı Ali Çelik, bu yıl zeytin üreticisinin
emeğinin karşılığını fazlasıyla alacağını söyledi.
Söke Ovası’nda yıllardır pamuğa alternatif olabilecek ürünlerin deneme üretimleri yapılıyor. Bu ürünler zincirine soya fasulyesi de eklendi.
Çelik, yaptığı açıklamada, geçen yıl rekoltenin 160 bin ton olduğunu hatırlatarak, "Bu yıl zeytin yılı değil. Bir yıl ürün olur bir
yıl düşük olur. Bu yıl 130 bin ton zeytin rekoltesi, 20 bin ton da
zeytinyağı üretimi bekliyoruz" dedi.
Sökeli çiftçi Musa Muslu tarafından ekilen soya fasulyesinin
hasadı tarla günü etkinliği şeklinde yapıldı. Tarla günü etkinliğine
Söke Ziraat Odası Başkanı Kemal Kocabaş da beraberinde oda
meclis üyesi Ömer Gümüş ile katıldı.
İlçede 115 bin dekar sulak altı ve 160 bin dekarı kıraç alanda
olmak üzere toplam 275 bin dekar alanda zeytin üretimi yapıldığını belirten Çelik, "Kayıtlı 10 milyon 500 bin zeytin ağacı varlığına
ulaştık. Kayıt dışı ile beraber bu sayı 18 milyonunun üzerinde.
Bunların yüzde 25’i sofralık ve yüzde 75’i yağlıktır. Geçen yıl zeytinin kilosu 1 ile 1,50 lira arasında seyrederken bu yıl ise 2 ile 4
lira arasında satılıyor. Ayrıca geçen yıl 50 kuruş olan yağlık zeytin
ise bu yıl 1 liraya satılıyor. Bu yıl üreticinin emeğinin karşılığını
fazlasıyla alıyor" diye konuştu.
Sökeli çiftçi Musa Muslu’ya ait olan arazide gerçekleşen tarla
günü etkinliğinde, Söke Ovası’nda 15 yıl sonra ilk kez bu yıl ekilen soya fasulyesi hasadına katılan Başkan Kocabaş, alternatif
ürün olarak soya fasulyesinin önemine dikkat çekti.
Pamuğun çiftçi emeği ve alın terinin dikkate alınmadığı bir
ürün haline geldiğini belirterek, ana ürün pamuğun yanı başında
alternatif ürün arayışı içerisinde olduklarının altını çizen Kocabaş, “Bu yıl son 15 yılın ilkini gerçekleştiriyoruz. 15 yıl önce Söke
Ovası’nda soya fasulyesi ekimi gerçekleştirilmişti. 80’li yıllarında başında da soya ekimi yapılmıştı ancak, çok fazla bir sonuç
alınamamıştı. Burada bir ilki gerçekleştirmenin heyecanını bize
yaşattılar. Pamuk fiyatlarının düştüğü bir dönemde gündeme
gelmesi önümüzdeki yıllarda da Söke Ovası için de bir alternatif
haline geleceğini düşünüyoruz ” dedi.
ÇEREZLİK KABAK ÜRETİMİ
ARTIYOR
Nevşehir Ziraat Odası
Nevşehir'de, çerezlik kabak yetiştiriciliği son yıllarda yaygınlaşırken, bu yılki üretimin yaklaşık 10 bin ton olması bekleniyor.
DANIŞMANLAR ÇİFTÇİLERİ
BİLGİLENDİRİYOR
Zonguldak’ın Alaplı ilçesi Ziraat Odasında görevli tarım danışmanları tarafından ilçedeki çiftçilere yönelik sera bakımı, seracılık
uygulamaları, uygulamalı fındık dikimi ve bahçe bakımı konusunda bilgiler veriliyor.
Alaplı Ziraat Odası Başkanı Şeref Türkoğlu, oda bünyesinde
görevli tarım danışmanları ile ilçedeki çiftçilere yönelik sera bakımı ve seracılık uygulamaları, uygulamalı fındık dikimi ve bahçe
bakımı konusunda eğitim verdiklerini söyledi.
Oda bünyesindeki Ziraat Mühendisleri ile ilçedeki çiftçilere
hizmet verdiklerini belirten Türkoğlu, “Alaplı Ziraat Odası olarak
tarım danışmanlığı uygulamasını 2009 yılında başlatmıştık. Aradan geçen 5 yıllık süre zarfında danışmanlarımızın vermiş olduğu
hizmetin meyvelerini aldık. Danışmanlarımız köylere giderek çiftçilerimiz ziyaret ediyor. Ziyaretlerde sera bakımı ve seracılık uygulamaları hakkında bilgilendirme yapıyorlar, ayrıca uygulamalı
fındık dikimi, bahçe bakımı konusunda a eğitimler veriyorlar sorunu olan çiftçilerin sorunları hakkında tavsiyeler veriyorlar” dedi
70
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Alaplı Ziraat Odası
Nevşehir Ziraat Odası Başkanı Mustafa Ekiz, Nevşehir'de
geçtiğimiz yıllarda patates, buğday ve üzüm yetiştiriciliğinden
sonra gelen çerezlik kabak yetiştiriciliğinin son yıllarda büyük
bir gelişme göstererek üreticilerin en fazla rağbet gösterdiği
tarım ürünlerinden biri haline geldiğini söyledi. 2002 yılında il
genelinde 10 bin dekar alanda gerçekleştirilen kabak üretiminin 2014 yılında 160 bin dekara ulaştığını ifade eden Ekiz, bu
sayede Nevşehir’de kabak üretiminin patatesin önüne geçtiğini
ve bu yılki rekolte beklentisinin 10 bin ton olduğunu ifade etti.
Nevşehir kent merkezinin yanı sıra Ürgüp, Gülşehir ve Acıgöl ilçesinde de yoğunlukla yetiştirilen kabağın, iç bölümünde
bulunan çekirdeğinin alınmasının ardından kurutulduğunu ve
daha sonra fırınlarda kavrularak çerezlik kabak çekirdeği olarak piyasaya sürüldüğünü söyleyen Ekiz, Nevşehir'de üretimi
yapılan kabak çekirdeklerinin önemli bir kesimin ilgi ve dikkatini
çektiğini dile getirdi.
Kavrulmamış kabak çekirdeğinin şu anda 7-11 TL arasında
alıcı bulduğu belirten Ekiz: “Nevşehir’de üretilen kabak çekirdeği Türkiye'nin hemen hemen bütün illerine gönderiliyor. Tadı
itibarıyla şu anda Türkiye’nin en kaliteli kabak çekirdeği bölgemizde yetiştiriliyor. Üretimin ileriki yıllarda daha fazla artacağını
düşünüyoruz” dedi.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
71
ODALARIMIZDAN
ODALARIMIZDAN
SÜRÜ YÖNETİCİLİĞİ KURSU
DÜZENLENECEK
Malkara Ziraat Odası
Proje kapsamında, Malkara ilçesi Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, İlçe Ziraat Odası Başkanlığı organizasyonu ile
geçtiğimiz dönem Mestanlar Mahallesi'nde açılan Süt Sığırcılığı
Yetiştiriciliği Kursunun ardından, Çınaraltı, Deveci, Kermeyan ve
Bayramtepe Mahallerinde de 'Sürü Yönetimi Elamanı Kursu'nun
açılacağı bildirildi.
Tekirdağ'ın Malkara ilçesinde, çobanlığa teşvik amacıyla
'Sürü Yöneticiliği' projesi kapsamında eğitim verilecek.
Konuyla ilgili açıklamada bulunan Malkara Ziraat Odası
Başkanı Saim Özden, "Eğitim kapsamında, bir sürüde bilinmesi
gereken temel unsurlar, beslenme şartları, hayvan sağlığı, sürünün idaresi konularında temel bilgiler verilecek. Sürü yönetimi
elemanı kursu ile hem bu işe mesleki bir statü kazandırılacak
hem de çoban ihtiyacı karşılanacak. Bu kurslara il ve ilçelerimizde sonraki süreçte devam edilecek. Bu çerçevede halen
sürü yönetimi elemanlığı yapan veya sürü yönetim faaliyetlerini
gerçekleştirmek isteyen kişiler için eğitim programları düzenliyor. Böylelikle çobanlığın bir meslek haline gelmesi hedefleniyor" dedi
450 TON YER FISTIĞI HASAT
EDİLECEK
Silifke Ziraat Odası
karbonhidrat, yağ ve minerallerle önemli bir besin kaynağı olan
yer fıstığının, yüksek verimi ile fiyatı ise üreticisini sevindiriyor"
dedi.
Yağlı tohum bitkisi olan yer fıstığının daha çok yağ ve kuru
yemiş olarak tüketildiğini belirten Can, "Yer fıstığının küspesi ile
sapı, sunta ve yapay odun olarak değerlendiriliyor. Çiftçi, yılda iki
ürün ekimi yaparken, yan sanayi ürünleri ile de daha çok kazanıyor" diye konuştu.
72
ÇİFTÇİYE SERTİFİKALI
UCUZ TOHUM
Verimli toprakları
ile ünlü Kütahya’nın
tahıl ambarı konumundaki Simav
ilçesinde
Ziraat
Odası
tarafından
çiftçilere sertifikalı
ucuz tohumluk buğday satışı yapılıyor.
Bölge genelinde
bereketin habercisi
olarak adlandırılan
sonbahar yağmurlarının
düşmeye
başladığına vurgu
yapan Simav Ziraat
Odası Başkanı Kadir Bütüner, “Çiftçi tarlaya inmeden biz sertifikalı ucuz tohumluğunu hazırladık” dedi.
Simav’ın toprak ve iklim koşullarını göz önüne alarak Devlet
Üretme Çiftçilklerinden temin ettikleri Altay-2000, Tekirdağ, Müfitbey ve Bayraktar 75 türü tohumluk buğdayların kilosunu Bin 300
liradan çiftçilere satış yaptıklarını ifade eden Başkan Bütüner, “Ziraat Odası olarak biz her yıl sonbahar yağmurları düşmeden serti-
EN İYİ HAVUÇ
ÜRETİCİSİ SEÇİLDİ
fikalı ve verim oranı çok
yüksek olan buğday
tohumlarını çiftçilerimize
temin etmeyi bir gelenek
haline getirdik. Bu yıl da geleneğimizi sürdürerek çiftçimizin istediği
ve Simav şartlarında yüksek verim veren 4 çeşit tohumluk buğdayımızı odamızda hazır hale
getirdik. Satışlarımızı da başlattık. 50 kiloluk çuvalları 65 TL’den
satıyoruz” dedi.
Başkan Bütüner, asıl amacın çiftçilere yardımcı olmak ve
birim alandan daha yüksek verim elde etmesini sağlamak olduğunu söyledi.
Simav Ziraat Odası
Beypazarı’nda düzenlenen Hasat Günleri etkinliklerinde
sebze-meyve üreticileri yetiştirdikleri ürünleri sergileme fırsatı buldular. Türkiye’de kalite ve üretim açısından ilk sıralarda
bulunan Beypazarı havucu ve havuçla üretilen yiyecekler ilgi
odağı oldu. Beypazarı Ziraat Odası havuç suyunu ücretsiz olarak 7’den 70’e herkese ikram etti. Hazırlanan havuç maketi de
ilgi odağı oldu.
Mersin’in Silifke ilçesinde haşlamalık olarak ilk hasadı yapılan
taze yer fıstığı tezgahlarda 5 liradan satışa sunulmaya başlanırken, bu yıl bin 800 dönüm alandan 450 ton yer fıstığı hasadının
yapılacağı bildirildi.
Beypazarı Ziraat Odası tarafından etkinlikler kapsamında üç
gün boyunca ‘En İyi Havuç Üreticisi, En Hızlı Havuç Poşetleme,
En Hızlı Yaprak Sarma ve Çekirdek Çitleme’ yarışmaları düzenlendi. Yarışmalarda başarılı olanlara hediyeler verildi.
Silifke Ziraat Odası Başkanı Mahire Can, bu yıl bin 800 dönüm alandan 450 ton yer fıstığı hasadının yapılacağını kaydetti.
Geçen yıl hasat edildikten sonra kurutulan yer fıstığının kilosunun
2-5 TL'den satıldığını ifade eden Can, “Yörenin iklimi ve toprak
yapısının yer fıstığı üretimine elverişli olması nedeniyle bitki kısa
sürede büyüyüp, hasadı da kolaylıkla yapılıyor. İçerdiği protein,
Etkinliklere Ankara Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu
Başkanı ve Haymana Ziraat Odası Başkanı Halil İbrahim Balıkçı, Beypazarı Ziraat Odası Başkanı Mustafa Ateş, Sincan Ziraat Odası Başkanı Zekeriya Gülmez Tarım ve Kırsal Kalkınmayı
Destekleme Kurumu Ankara İl Koordinatörü Yunus Bayram ve
Beypazarı İlçe Tarım Müdürü Beytullah Ertan da katıldı.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Simav Ziraat Odası
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
73
TZOB
TZOB
Resmi Gazete’de Yayımlanan
Tarımla İlgili Kanun, Karar, Yönetmelik ve Tebliğler
03 Ekim 2014
■ Su Ürünleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
16 Ekim 2014
■ 2014/6849 Tarımsal Ürünlerin 5300 Sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu Çerçevesinde Lisans Alarak Faaliyet Gösteren Depolarda Muhafaza Edilmesi Halinde Kira Destekleme Ödemesi Yapılmasına İlişkin Karar
22 Ekim 2014
■ Şeker Kotalarının Düzenlenmesine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik
Yapılmasına Dair Yönetmelik
26 Ekim 2014
■ Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı Kapsamında Tarıma
Dayalı Ekonomik Yatırımların Desteklenmesi Hakkında Tebliğ (No: 2014/43)
31 Ekim 2014
■ 2014/6910 Doğal Afet Sigortaları Kurumu Tarafından Üstlenilen Zorunlu
Deprem Sigortası Riskleri İçin Devlet Tarafından Hasar Fazlası Reasürans
Desteği Sağlanmasına İlişkin Karar
Download

Ekim 2014 - Türkiye Ziraat Odaları Birliği