içindekiler
Başarının
devam
kaynağı
istikrardır
4
RTSO’da
birçok ilklere
imza attık
8
RTSO
Akredite
odalar
arasında
22
RTSO’dan
GSO ve GTO’ya
ziyaret
24
Erzurum’dan
Ovit Tüneline
tam destek
26
Hizmette
sınır olmaz
5
İşadamları
İftar
Yemeğinde
buluştu
13
TOBB
Rize’ye
Fen Lisesi
yapıyor
22
Denizbank’tan
RTSO üyelerine
uygun kredi
24
Rize ili
turizm swot
analizi
28
Odamıza
kaydolan
ve ayrılan
üyelerimiz
36
38
ÇaykurTübitak
İşbirliği
6
Rize’de
Turizm
14
Ovit Dağı
Kış Turizm
Merkezi
23
RİDOS
tesisleri
törenle
açıldı
25
Osman Can’ın
Arşivinden
“Geçmiş Zaman Olur ki”
34
İhtiyaç
Maddelerinin Perakende
Fiyatları
40
“Tüccar milletin emeğini ve üretimini kıymetlendirmek için,
eline ve zekasına emniyet edilen ve bu emniyete liyakat
göstermesi gereken adamdır.”
RİZE
TİCARET VE SANAYİ
ODASI
YIL: 16
SAYI: 128
ARALIK 2008
Rize
Ticaret ve Sanayi Odası
Adına Sahibi
Ömer Faruk OFLUOĞLU
(Yönetim Kur. Başkanı)
Genel Yayın Sorumlusu
ve
Yazı işleri Müdürü
Hüseyin KUTLU
(Yönetim Kur. Üyesi)
Yayın Koordinatörü
Osman CAN
Adres:
Rize Ticaret ve Sanayi Odası
Atatürk Cad. No: 359 - RİZE
Tel: 0.464 217 55 66 (pbx)
Fax: 0.464 212 22 00
Web:
www.rizetso.org
e-mail:
[email protected]
[email protected]
Tasarım
Rize Grafik
0.464 217 71 50
Baskı
FSF Printing Hause
0.212 690 89 89
İstanbul
2004 yılında seçimle görev almış Rize Ticaret ve Sanayi
Odası Meslek Komiteleri ve Meclis Üyelerinin 4 yıllık görev süreleri
tamamlanmıştır. Üyelerimiz 3 Ocak 2009 tarihinde yeni üye seçimlerini yapacaklar ve bazılarımız görevlerine devam edecek, bazılarımız
ise görevlerini yeni üye arkadaşlara devrecektir.
Saygıdeğer üyelerimiz,
Görevimiz süresince tüm faaliyetlerimizde kurumumuzun ve ilimizin menfaatlerini
herşeyin üzerinde tutmaya azami özen gösterdik. Böylesine köklü bir kurumda görev yapmanın bilinciyle ilimize ve üyelerimize hak ettikleri en iyi hizmeti sunmanın her zaman gayreti
içinde olduğumuzu belirtmek isterim.
Oda olarak 4 yıllık dönemimizde bir çok çalışma yaptık. Bunlardan en önemlilerini
kısaca hatırlatmak istiyorum. Ülkemizde organize sanayi Bölgesi olmayan iki ilden biri maalesef
ilimizdi. Bu çok önemli eksikliği ortadan kaldırdık. Organize Sanayi Bölgesi için yer sorununu
hallederek 550.000 metre kare arazinin tapu işlemlerini tamamladık. Arazinin altyapı sorunlarını hızla çözerken, yer tahsisi için bekleyen 50’ye yakın firma ile ön görüşmeleri başlattık..
Odamızın bütçe harcamaları üzerinde hassasiyetle durduk. Gelirlerimizi önemli ölçüde artırarak, devlet hastanemizde açık kalp ameliyatı yapılabilecek kardiyoloji ünitesinin
kurulmasında öncü olduk. Bir çok büyük ilde dahi olmayan bu ünitenin başarıyla hizmet
verdiğini görmek bizlere büyük gurur veriyor. Kurulan bu ünite ile binlerce insanımızı büyük
şehirlere gitmekten, onca eziyet ve masraftan kurtardık. Sağlık boyutunun yanında ekonomik olarakta düşünülürse, trilyonlarca ifade edilebilecek bir meblağın da bu sayede ilimizde
kalmış olmasını sağladık.
KOSGEB sinerji Odağı Bürosunu açarak 250 üye firmaya 16 milyon YTL faizsiz
kredi ve makina tesisat olanağı sağladık. Başarılı çalışmalarımızdan dolayı KOSGEB Genel
Merkezi ülkemizdeki bütün odalara tek örnek olarak odamızdaki büroyu göstermektedir.
4 yıl önce göreve geldiğimizde odamızın ekonomik durumunun pek de iyi olmadığını gördük. 300 milyarlık yıllık bir bütçe ve 346 milyarlık bir borç tablosu moralimizi çok
bozmuştu. Çok kısa bir sürede gelir gider dengemizi kurarak bu borcu sıfırladık. Bütçemizi
de her yıl katlayarak yıllık bütçeyi 2008 yılında 1.2 trilyona kadar çıkarmayı başardık.
Üst kuruluşumuz TOBB geçtiğimiz yıl 8 ile çok modern Fen Liseleri yaptırma kararı aldı. RTSO olarak ağırlığımızı koyarak bu sekiz ilden biri ve en ilki olarak bu projenin
ilimizden başlatılmasını sağladık. 2 yıl içerisinde eğitime başlamasını hedeflediğimiz bu okulun ilimiz eğitimine büyük katkı sağlayacağından eminiz.
Kurumsallaşma adına attığımız gayretli adımların neticesini görmek bizleri bu son
dönemde çok mutlu etti. Odamız ülke genelindeki 40 odadan biri olarak TOBB Akredite
Oda Statüsüne kavuştu. Bu ünvanı almak, hiç de kolay olmadı. İki yıl incelenme safhası geçirdik.Tüm birimlerimiz, çalışmalarımız, hizmet kalitemiz, hizmet verme süremiz, bilgisayar
alt yapımız, bütçemiz ve daha birçok unsur iki yıl boyunca çok dikkatlı takıp edildi. Odamız
bu zorlu aşamalardan başarıyla geçerek Avrupa Birliği nezdinde bir oda olduğunun ve gerçek
anlamda kurumsallaştığının bir ispatı olan bu belgeyi almayı başardı.
Çalışmalarımıza odamız çatısı altında bulunan herkesin katkısı önemlidir .Meclisimiz ve Yönetim Kurulumuz her zaman fedekarlık, olgunluk ve ciddiyetle çalışmalarını
yürütmüştür. Burada hiç birimiz kendi işlerimizi takıp etmek için görev yapmadık. Odamız
saygınlığına gölge düşürmedik. Şaibeli bir iş yapmadık, şaibeli bir işin içinde asla olmadık.
Siyasi amaçlarla şu veya bu yönde demeçlerle medya da yer almak gibi bir tarzı bu dönemde
RTSO’ da kabul etmedik.
Yeni dönemde de hep birlikte kazandığımız tecrübe ile daha iyi hizmetler gerçekleştireceğimize inanıyoruz. Odamızı kuran ve bugünlere taşıyan büyüklerimizi şükranla anıyor,
odamızın başarılarında asıl pay sahibi olan üyelerimize, destekleri için tüm Rizelilere, ilimizin bütün kurumlarına yönetim kurulu adına teşekkürlerimizi sunuyorum.
Hüseyin KUTLU
RİZE TİCARET VE SANAYİ ODASI
Başarının devam
kaynağı istikrardır
ABD de başlayan ekonomik krizin kısa
sürede Avrupa’ya Asya’ya ve ekonomilerin finans
sistemlerine sıçramasıyla derinleşen ekonmik kriz,
sonunda aralarında Türkiye’nin de olduğu tüm
ülkeleri etkilemiştir.
Ülkemiz bu global krize hazırlıksız yakanlandı diyebiliriz. Çünkü 2007 de iyice ortaya
çıkan yüksek cari açık iki haneye tırmanan enflasyon, yüksek faiz, kemikleşen yüksek işsizlik ve düşük büyüme gibi sıkıntılar içinde bulunuyorduk.
Türkiye ekonomisi, global krizle daha
riskli bir döneme girmiştir. Bütün bunlara rağmen, global krizi bir realite kabul edip Türkiye’nin
krizden daha az etkilenmesi için önlemler alınmalıydı. İki aydan bu yana kriz tam etkisini gösterip
dünyayı kasıp kavurmaktadır. Böyle bir durumda
Türkiye’nin etkilenmemesi tabii ki düşünülemezdi. Nitekim çeşitli kesimlerden yükselmeye başlayan sesler, büyük işletmelerden dahi işçi çıkarımları krizin en bariz görünen etkileridir.
Geçmiş yıllarda da bu tür global krizler
krizler yaşandı. Bu krizlerin ekonomik çöküntüleri oldu ama bu krizlerden bir şekilde çıkıldı. Aynı
şekilde bu krizden de çıkılacaktır, ancak kesin bir
tarih henüz saptanamadı. Bu nedenle hükümetin
alacağı tedbirler yanında iş çevrelerinin ve halkında bu konuda duyarlı hareket ederek bazı tedbirler
alması gerekmektedir. Ülkemiz ekonomisi 2001
yılında yaşanan kriz den daha iyi durumda olmasına rağmen yinede tedbirli olmak gerekir.
*** ***
***
Bir yılı daha geride bırakmaya hazırlandığımız bu günlerde bizimde Rize Ticaret ve Sanayı
4
Odasında dört yıllık görev süremiz dolmuş olacaktır. Yönetim kurulunun tesbit edeceği ocak ayı
içindeki bir tarihte odamızda meslek komiteleri ve
meclis üyeleri seçimi yapılacak ve yeniden bir yapılaşma oluşacak.
Meclis başkanlığını yaptığım bu dört yıllık süre içinde Rize Ticaret ve Sanayi Odası’nın
Rize’ye çok şeyler kazandırmasının gurununu taşıyorum.
Dört yıl önceyi düşünüyorum. Meclis üyeliği için aday olduğumda meclis başkanlığı diye bir
düşüncem yoktu. Ancak meclis üyeliğine seçilince
arkadaşlarımızın teveccühüyle, RTSO meclis başkanlığına seçildim. Bana güvenerek bu ulvi görevi
laik görenleri mahçup etmediğime inanıyorum.
RTSO kurulduğu günden bu yana belkide en faal
en başarılı vede Rize’ye en yararlı dönemini geçirmiştir. Meclis üyelerimizin desteğiyle ve yönetim
kurulumuzun alınan meclis kararlarının takipcisi olarak özverili, istikrarlı, çalışmalarıyla RTSO,
Rize’nin kangren olmuş olmazlarının olura çevrilmesinde başarılı olarak olmazların bir çoğu olura
çevrilmiştir.
Burada bir konuyu değerli üyelerimizin
dikkatine sunmak istiyorum. Grubumla aramda bu güne kadar hiçbir sorun olmamıştır. Birlikte çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Meclis üyeliği için de yine adayım. Seçilirsem mecliste, aynı
şevk ve azimle, Rize’nin , üyelerimizin menfaatleri doğrultusunda görevimi sürdüreceğim. Beni
bu göreve getiren üyelerimize ve çalışmalarımızda
bize destek olanlara teşekkürlerimi sunuyorum.
RİZE TİCARET VE SANAYİ ODASI
Hizmette
sınır olmaz
Ömer Faruk OFLUOĞLU
RTSO Yön. Kur. Başkanı
Aralık ayı ile birlikte 4 yıllık faaliyet dönemimizi
tamamlamış bulunuyoruz. Odamız bu 4 yıllık faaliyet dönemini yoğun bir tempoda geçirmiştir.
Türkiye de odaların görevleri konusunda çok net
bir fikir yoktur. Bazı üyelerimiz odadan her konuda çözüm
beklemektedir. Eskiden ekonomiler küçükken, odalar, şirketler kuran, bir çok ekonomik faaliyete doğrudan katılan,
sektörel bakımdan daha aktif olan kurumlardı. Oysa şimdi bir odanın yıllık geliri orta boy bir işletmenin geliri kadardır. Dolayısıyla artık odalar iş yapan değil fikir üreten,
üyelerine bilgi veren, üyelerinin sorunlarını dile getiren,
sorunlara çözüm öneren kurumlar halini almıştır.
Ticaret ve Sanayi Odaları, tam olarak bir sivil
toplum örgütü değil, piyasa ekonomisi içinde özel sektörü temsil eden, görev alanları kanunla belirlenmiş kamu
niteliğindeki meslek kuruluşlarıdır. Kamu ile üyelerimiz
arasında köprü görevini üstlenmekteyiz. Üyelerimizin ortak insiyatiflerine, ortak taleplerine haksızlık yaratmadan
karşılık vermek, gerçekleri göstermek, sorunları dile getirmek, çözüm önermek odamızın aslı görevleri arasındadır.
Odamız bu güne kadar sanayi, ticaret, çay tarımı ve turizm gibi her sektörde meclis ve meslek komiteleri
ile her gün sorunları dile getirmiş ve çözüm önerileri geliştirmiştir. Bunların bir kısmı hayata geçirilmiş, diğerleri
ise odamız tarafından gündemde tutulan ve takıp ettiğimiz
konulardır.
Birçok kez ilimizde kişiler yerine fikirler ve kurumlar üzerinde durulması, içe değil, dış dünyaya dönük
çalışılması gereğini dile getirmişimdir. Kamu kurumları,
kanunların ruhuna uygun, kişilere değil vatandaşa hizmet
için ve bir saat gibi uyumlu çalışması gereken kurumlardır.
Fikirler olayların arkasında kalmaya devam ettikçe görüntü
kurtarılsa da temelde gelişme sağlanamaz. Kurumlar arasında tam bir uyum olmadan ilimizin sağlıklı gelişmesi
mümkün olmaz.
Elbette tartışmalar olacak, elbette eleştiriler olacaktır. İnancımız, dar görüşlü zit tartışmalar yerine, gerçekleri tartışmak, ilimizin kazancı olacağıdır. Kentin tüm
aktörleri, yelpazenin tüm uçları bir arada tartışarak, işbirliği yaparak Rize’nin kaderini etkileyecek kararları birlikte vermek durumundadır. Ancak bu sayede daha sağlam
adımların atılabileceği gayet açıktır.
Rize Ticaret ve Sanayi Odası bu güne kadar ilimizin gelişmesine bir çok katkılar sağlamıştır. Odamız
tarihi boyunca her dönemde kuruluş misyonunun gereklerini yerine getirmiştir. Tüm faaliyetlerimizde kurumumuzun ve ilimizin menfaatlerini her şeyin üzerinde tutmaya
azami özen göstermekteyiz. Önemli projelerin her zaman
öncüsü olduk, destek verdik, ortağı olduk. Türkiye’nin ve
Rize’mizin önemli konularında, siyasi açıdan tarafsız kalmaya, doğru gördüğümüzü söylemeye özen gösterdik. Üyelerimizin duygularını istismara kalkmadık. Bazı konularda
üyelerimizin tepkilerini biz yatıştırdık. Çünkü biz günümüz Türkiye’sin de bağırıp çağırma ile iş yapılmayacağını
biliyoruz.
Bu güne kadar ki başarılarımız, ilerlediğimiz yolda bize, kendimize güvenmeyi öğretirken, daha yapacak
çok işimiz olduğunu da hatırlatıyor. Başarılı çalışmalarımız,
Yönetim kurulu arkadaşlarımızın, meclisimizin, meslek komitelerimizin ve personelimizin çabaları ile gerçekleşitirilmiştir. Emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkür ve şükranlarımı sunuyorum.
Ben odamızın bu güne kadar gösterdiği gelişmeyi
devam ettirecek, daha bir çok atılımı da gerçekleştireceğine
inanıyorum. Rize’nin geleceği için yapılacak her işte RTSO
ailesi her zaman elbirliği, gönül birliği içerisinde olacaktır.
Hepimiz bu asırlık çınarın gölgesi altında, bu ocakta yetişen, bu sorumluluğa sahip insanlarız. Arzumuz odamızın
ilimiz ekonomisine ve üyelerimize en büyük hizmeti vermesidir. Odamız her konuyu bundan sonra da kendisine ve
Rize’ye yakışan şekilde ele alacaktır.
Odamız ile bu güne kadar işbirliği içinde olmuş
kamu ve özel sektör kurumlarına ve yöneticilerine teşekkür
ediyor, Rize Ticaret ve Sanayi Odası’n da 4 yıl boyunca yürüttüğümüz bu onurlu görevde bizlere destek veren herkese yönetim kurulumuz ve şahsım adına şükranlarımı sunuyorum.
5
RİZE TİCARET VE SANAYİ ODASI
Çaykur - Tübitak
İşbirliği
Türkiye’de çay tarımı, olağan çay ekolojisinin, 420
kuzey enleminde Doğu Karadeniz Bölgesinin doğuda Sarp sınır kapısından başlayarak, batıda Ordunun
Fatsa ilçesine kadar olan alan içinde Artvin, Rize,
Trabzon, Giresun ve Ordu illerini kapsayan 415 km.
uzunluktaki kıyı şeridi ve 30 km.ye kadar giden iç bölgelerde kuytu bir mikroklimada yapılmaktadır. Bugün
itibariyle çaylık alanların %65’i Rize, %21’i Trabzon,
%11’i Artvin, %3’ü ise Giresun ve Ordu illerinde bulunmaktadır.
Ülkemizde çay tarım alanlarımız tohumla tesis edilmiştir. Çay bahçelerimizin verimini artırmak ve
dolayısıyla üreticilerimizin gelirini yükseltmek amacıyla öncelikli olarak ekonomik ömrünü doldurmuş
verimsiz çay bahçelerinin sökülüp yerine nitelik ve
kaliteleri belirli olan klon çay fidanları ile yenilenmesi
amacıyla “Çaylık Alanların Rehabilitasyonu” projesi
adı altında generatif üretimden ve getatif üretime dönüşüm projesi deneme çalışmaları, 2008 yılı Ocak ayı
itibariyle başlatılmıştır.
Bu amaçla hazırlanan proje Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca 2008-2011 Eylem Planına konulmuş, programa
uygun olarak çalışmalar yürütülmektedir. Doğu Karadeniz Bölgesinde 767 bin dekar çaylık sahada yaklaşık
204 bin üretici aile çay tarımı ile uğraşmakta, yıllık yaş
çay ürünü rekoltesi iklim ve tarımsal teknik koşullara
bağlı olarak 1.000-1.200 bin ton arasında değişebilmektedir. Ürün rekoltesinde olduğu gibi sektörün pazar hacminde de son yıllarda meydana gelen artışlarla
6
6
çay pazarı bugün 200-225 bin tona ulaşmıştır. Bölgede
üretilen yaş çay ürününün yıllara göre değişmekle birlikte yaklaşık %50-55’i Çaykur, %45-50’si Özel Sektör
tarafından satın alınmaktadır. Çaykur’un yurt içi kuru
çay piyasasındaki pazar payı yaklaşık %60-65’dir.
Çay, bölge ekonomisine iktisadi ve istihdam anlamında katkılar sağlayan en önemli tarımsal faaliyettir. Yine
çay, yaklaşık 1 milyon insanın geçim kaynağını teşkil
eden ve ülkemiz ekonomisine sadece Çaykur olarak 1
Milyar YTL, genel olarak da 1,5 Milyar YTL civarında kaynak oluşturan önemli bir üründür.
Çaylık Alanların Rehabilitasyonu” projesinden başka
yürüttüğümüz diğer iki önemli projeye bakacak olursak;
■ Çaykur olarak öncelikle dünyada üretimi yapılan
3,6 milyon ton kuru çay üretiminin, 700 bin tonluk
bölümünü oluşturan yeşil çayı ülkemizde de üretmek
amacıyla kendi imkanlarımızla başlattığımız proje kısa
sürede neticelendirilmiş ve 2005 yılından itibaren Türkiye de yeşil çay üreticisi ülkeler arasına katılmıştır.
Şimdi de ÇAYKUR-TÜBİTAK işbirliği ile başlatılan
“Türk yeşil çayının kalitesinin artırılması ve yeni ürünlerin geliştirilmesi” isimli proje TÜBİTAK tarafından
kabul görmüş ve çalışmalara fiili olarak başlanılmıştır.
Burada Projenin temel amacı, Türk yeşil çayının tüketimi yaygınlaştırmak ve ekonomik değerini artırmak
üzere bilimsel ve teknolojik çalışmalarla kalitesinin
iyileştirilmesi, yeşil çay bazlı yeni alternatif ürünler geliştirilmesi ve ürünlerin raf ömrünün belirlenmesidir.
RİZE TİCARET VE SANAYİ ODASI
Proje ile dünya piyasasındaki ihtiyaçlar ve tüketim alışkanlıkları dikkate alınarak yeşil çay bazlı katma değeri
yüksek alternatif ürünlerin geliştirilmesini sağlayacaktır. Bu bağlamda projede tablet yeşil çay, yeşil çay içeceği ve yeşil çay pudrası geliştirilecektir.
■ Organik Çay Üretim Projesi; Organik tarımın temeli, üretimde hiçbir kimyasal girdi kullanılmamasına
dayanır. Dünya çay piyasasındaki gelişmelere paralel
olarak ülkemiz çay tarımını ve sanayisini geliştirmek
amacıyla son yıllarda gittikçe önem kazanmaya başlayan ve bio çay olarak da adlandırılan organik çay üretiminin ülkemizde de gerçekleştirilmesi için, Artvin ili
Borçka ilçesi Muratlı Çay Fabrikası hinterlandı ile Rize
ili Çamlıhemşin ve Hemşin ilçeleri organik çay hinterlandı olarak belirlenmiştir.
Hemşin ilçesinden organik çay tarımı yapmak isteyen
353 gönüllü üretici 926 dekar çay bahçesinde organik
gübre uygulamasına başlamıştır. Ayrıca Teşekkülümüz
üreticiler adına Organik Ürün Sertifikası alınması için
gerekli çalışmaları tamamlamıştır. Konvansiyonel çay
tarımında olduğu gibi Organik çay tarımını da ülkemize yerleştirmek ve sanayisini geliştirmek amacıyla Rize
Hemşin bölgesinde Pazar çay fabrikamıza bağlı olarak
100 ton/gün kapasiteli bir çay işleme atölyesinin kurulmasının uygun olacağı düşünülmüş, bu doğrultuda
çalışmalar tamamlanma aşamasındadır. Yapılmakta
olan fabrikanın 2009 yılı yaş çay kampanyasında üretime geçmesi planlanmıştır.
Projenin temel amacı,
Türk yeşil çayının tüketimi yaygınlaştırmak ve ekonomik değerini artırmak üzere bilimsel ve teknolojik
çalışmalarla kalitesinin iyileştirilmesi, yeşil çay bazlı
yeni alternatif ürünler geliştirilmesi ve ürünlerin raf
ömrünün belirlenmesidir. Ayrıca, Türk yeşil çayının
biyoaktif özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır.
Böylelikle, sektörün rekabet gücünü geliştirmek üzere
üretimde kalite, verimlilik ve sürdürülebilirlik konusunda bilimsel bilgi üretilmiş olacaktır.
Dünyada yeşil çay üretimi ve ihracatı özellikle Çin,
Japonya, Endonezya, Vietnam, Hindistan tarafından
yapılmaktadır. En fazla üretim Çin tarafından yapılmakta olup 2005 yılında üretimleri 691.000 tondur.
Bunu 100.000 tonla Japonya izlemektedir. Vietnam ve
Endonezya diğer önemli üretici ülkelerdir.
Dünyada toplam yeşil çay üretimi 2005 rakamlarına göre 884.000 ton olup bunun 254.000 tonu ihraç
edilmektedir. Yeşil çay ihracatında da benzer biçimde
Çin 226.000 ton ile dünyada lider konumdadır. Bunu
sırasıyla Vietnam ve Endonezya izlemektedir. Çaykur günlük olarak 6.600 ton çay işleme kapasitesine
sahip olup, halen yeşil çay üretimi bunun çok küçük
bir bölümünü oluşturmaktadır. 2003 yılında Çaykur
kendi kurduğu deneme üretim ünitesinde Türk Yeşil
Çayı Üretim Projesi’ni gerçekleştirmiştir. Bu proje ile
dünyada mevcut Çin Usulü ve Japon Usulü Yeşil Çay
Üretim Yöntemlerine ilaveten Türk Usulü Yeşil Çay
Üretim Yöntemi belirlenmiştir. Mühendislik hizmetleri, tüm makine ve ekipmanları tamamen Çaykur’a
ait olan bu proje ile ülkemizdeki iklim şartlarına bağlı
olarak ve tüketicinin damak tadı göz önüne alınarak en
uygun yeşil çay üretim yöntemi belirlenmiştir.
Yeşil çayın üretim ve ihracat potansiyeli çok yüksek
olmasına rağmen yurt içinde tüketim alışkanlığının az
olması, Türk yeşil çayının tanınmaması, sağlık üzerine
etkilerinin yeterince bilinmemesi gibi nedenlerle üretim düşük kalmaktadır. Bu projenin en önemli hedefi
Türk yeşil çayının yurt içinde ve dışında tanınmasına,
ihracat potansiyelinin arttırılmasına yardımcı olabilecek bilimsel verilerin üretilmesidir.
Çaykur ürettiği yeşil çayın iç ve dış piyasalarda tanınmasını, rekabet gücünün artmasını ve tüketiminin
yaygınlaşmasını hedeflemektedir. Hedeflerine ulaşabilmesi için yüksek kalitede üretim yapabilmesi, Türk
yeşil çayının özelliklerini tanıtması ve toplumla paylaşması gerekmektedir.
Bu amaçla ürettiği yeşil çayın sahip olduğu biyoaktif
bileşiklerinin belirlenmesine ihtiyaç duymaktadır. Ayrıca, yeşil çay kalitesinin en üst seviyede olabilmesi için
üretim aşamalarının Ar-Ge çalışmalarıyla standardize
edilmesine, uygun ambalajlama ve depolama yöntemi
kullanılarak raf ömrünün uzatılmasına ihtiyaç duymaktadır.
Proje, dünya piyasasındaki ihtiyaçlar ve tüketim alışkanlıkları dikkate alınarak yeşil çay bazlı katma değeri
yüksek alternatif ürünlerin geliştirilmesini sağlayacaktır. Bu bağlamda projede tablet yeşil çay, yeşil çay içeceği ve yeşil çay pudrası geliştirilecektir. Proje, çayı sadece
çay olarak tüketme yerine diğer tüketim alternatiflerini
de hayata geçirerek Çaykur’un yerli ve yabancı özel sektör firmalarına karşı rekabet gücünü artıracaktır. Türk
tüketicisine de alternatif ürünler ve lezzetler sunulmasını sağlayacaktır.
Proje sonuçları, Çaykur tarafından gerek basın ve yayın organları ve gerekse tanıtım toplantıları ve reklam
programları yolu ile yurt içi ve yurt dışında tüketiciyi
bilinçlendirmek, yeşil çay tüketim alışkanlığını yaygınlaştırabilmek amacıyla kullanılacaktır.
7
7
RİZE TİCARET VE SANAYİ ODASI
RTSO’da organ seçimleri
3 ocak’ da yapılacak
Ofluoğlu:
“Dört yıllık hizmet
süresi içinde
zorları başararak
RTSO’da bir çok
ilklere imza attık”
Türkiye genelinde 2009 yılın ilk üç ayı içinde tamamlanması gereken Ticaret ve Sanayi Odaları
ile Ticaret Borsaları seçimleri için çalışmalar sürdürülüyor.
RTSO yönetim kurulu aldığı kararlarla
yeni meslek komiteleri ve meclis üyelerinin oluşacağı Rize’ Ticaret ve Sanayi Odası’nda seçim 3 Ocak
2009 cumartesi günü yapılacak .
Halen RTSO yönetim kurulu Başkanlığını
yürüten Ömer Faruk Ofluoğlu yeni dönemde de
aday olduğunu açıklarken Meclis Başkanı Selahattin Ataç’ta bu dönemde de mecliste görev alacağını
açıkladı. Ataç, dün olduğu gibi bugünde, yarında
Ofluoğlu’nun yanında olacağını ve desteğini her zaman devam ettireceğini söyledi.
Yeni odalar yasasına göre iki dönemden fazla
başkanlık görevinde bulunulamayacağını ifade eden
RTSO Yönetim kurulu Başkanı Ömer Faruk Ofluoğlu son hakkını da kullanarak bir dönem daha bu
görevi devam ettirmek istediğini belirtti. Ofluoğlu,
sorunlarını asgariye indirdikleri RTSO da yeniden
göreve gelmeleri halinde kazandıkları bilgi ve beceri-
8
lerle eksik kalmış projeleri tamamlayıp çok daha güzel başarılara imza atacaklarını, Rize’ye ve üyelerine
yeni hizmetler sunacaklarını söyledi.
RTSO Yönetim Kurulu Başkanı Ofluoğlu
dört yıl önce bu göreve talip olurken hedeflerinin
RTSO’yu kurumlaştırmak olduğuna dikkati çekerek
“ Üyelerimiz bize güvenerek bu göreve getirdiler. Yaptığımız çalışmalarla, verdiğimiz sözleri tutarak üyelerimize karşı mahcup olmadık. Bu gün Rize Ticaret
ve Sanayi Odası verdiği hizmetle Türkiye’nin önemli
odaları arasında yer almaktadır. Bu yalnız Türkiye ile
sınırlı kalmadı Türkiye de 360 oda ve borsa arasında
50 oda Avrupa Odalar ve Borsalar Birliği tarafından
akredite oda statüsüne sahip oldu, Kurumsallaşmayı kısa sürede en iyi şekilde başaran Rize Ticaret ve
Sanayi Odası 36. sırada bu odalar arasında yer alarak
önemli bir başarı sağlamıştır. Bu bizim ve tüm tüccarımız için çok önemlidir. Burada her uygulamamızın
Avrupa standartlarında olduğuna karar verildi. Rize
Ticaret ve Sanayi Odası bugün Avrupa Odalar ve
Borsalar Birliği tarafından akredite edilmiş bir oda
olarak, Avrupadaki odalarla eş değer konumdadır.”
RİZE TİCARET VE SANAYİ ODASI
Ofluoğlu bir çok ilklere imza attıklarını ifade edip, RTSO’da dört yıllık hizmetlerini değerlendirmesi yaparak;
“ Yönetime geldiğimiz zaman odanın geliri 380 milyar lira idi. Kasamızda 14
milyar lira bulunuyordu ve bunun yanında
346 milyar lirada borcu vardı. Biz önce Odanın borcu olmamalı diyerek 2 yıla yakın bir
sürede bu borçları kapattık. Bir yandan da
kimlik kazandırarak 2008 yılında geliri 1.2
milyon YTL olan bir oda haline getirdik.
Organize saniye bölgesi konusunda
da hiçbir sorun kalmadı.1997 yılında organize sanayi Bölgesi için adımlar atıldı. Ancak
bir metre kare yeri yoktu. Şu anda 550 bin
metrekare tapulu Organize Sanayi Bölgesi yerimiz var. Tarihinde bu kadar büyük bir alım
olduğunu sanmıyorum. Sayın Başbakan’ımız
ve bakanımızın destekleriyle bunu başardık.
Şu anda altyapı çalışmaları devam ediyor. Yer
tahsisi için de müracaatta bulunan 50 ye yakın firma ile görüşmeleri başlattık.
Organize sanayi bölgesi gibi
Rize’mizin kangren olmuş konularından biride Rize- Erzurum yoludur. Bu konuda da
RTSO olarak çalışmalarımız halen devam
ediyor de desteğini almayı başardık. Erzurum
Ticaret ve Sanayi Odası ile Rize’de ve Erzurum da toplantılar tertipleyerek ortak projeler hazırlamaya başladık. Bu konuda büyük
ilerleme olduğunu söyleyebilirim. Şu anda
bu yolun Rize-İkizdere arasındaki kısmı ihale edilerek yapım çalışmaları devam ediyor.
Bu yolun 12 ay açık olması Rizenin bugünkü
konumunu çok farklı şekilde değiştirecektir.
Bunun bilincinde bu yol RTSO’nun devamlı
takıp edeceği konu olacaktır.
RTSO olarak Rize Üniversitesinin kurulması için verdiğimiz destek kamu
oyunca bilinmektedir. Bu arada Rize Üniversitesine bağlı kurulan Tıp Fakültesi yalnız
Rizemiz değil bölgemiz için büyük önem
arz etmektedir. Oda olarak sağlık hizmetleri için imkanlar dahilinde desteğimiz devam
edecektir. Tıp Fakültesine devredilen Devlet
Hastanemiz de Kardiyoloji ünitesinin kurulması için öncü olduk ve bunu da başardık.
Artık Rize’de açık kalp ameliyatı ve anjiyo
9
RİZE TİCARET VE SANAYİ ODASI
yapılabiliyor. Bölge insanı büyük vilayetlere
gitmekten kurtulmuş oldu. Bu sayede en az 5
trilyon nun Rize’de kalmasını sağladık. Bundan daha önemlisi hastalarımız, İstanbul’a ,
Ankara’ya giderken yollarda hayatlarını kaybediyorlardı. Bu bence Rize tarihinde sağlık
açısından milat olmuştur. Şimdi hedefimizde kanser hastalığının çokça görüldüğü bölgemiz için önem arz eden
onkoloji
bolümünün kurulmasını gerçekleştirmek
vardır.
Sağlık yanında, RTSO olarak eğitime katkı için gerekenin de üzerinde çalışmalar yapıyoruz. Okullara rütün yardımlarımızı devam ettiriyoruz, TOBB-EDU
Teknoloji Üniversitesine altyapı hazırlamak
üzere TOBB sekiz ilde Fen Lisesi yapma kararı almıştı. Bunların arasında RTSO olarak
ağırlığımızı koyarak bir tanesinin Rize’de
yapılmasını kabul ettirdik. İlki Rize’de yapılacak TOBB Fen Lisesinin ihalesi yapıldı
önümüzdeki günlerde müteahhite yer teslimi yapılacak ve okul iki yıl içinde hizmete
girecek. RTSO olarak ilimiz eğitim ve öğretiminde büyük boşluğu dolduracak bu liseyi
Rize’ye kazandırmanın gururunu duymaktayız.
Odamız bünyesinde kurduğumuz
Kosgeb Sinerji Odağı büromuz sayesinde
üyelerimize kredi konusunda büyük desdek
olduk. Kosgeb büromuz yaptığı çalışmayla
Kosgep Genel Merkezi tarafından mevcut
84 oda arasında örnek oda olarak seçilmiştir. Buranın çalışması diğer bürolara örnek
gösteriliyor. Şu anda Kosgeb Sinerji Odağı
büromuza müracaatta bulunan 250 üyemiz
firmaya toplam 16 milyon YTL geri ödemesiz ve faizsiz kredi ile makine tesisat kredisi
verildi.
Oda olarak önemli bir etkinliğimizde Rize dışındaki iş adamlarımızla diyaloğumuzu en iyi şekilde devam ettirmemiz oldu.
Başbakanımızın da desteğiyle Rizeli iş adamlarımızın Rize’ye yatırım yapma konusundaki
çalışmaların içinde RTSO ön planda bulundu. Kurulan Rize Yatrım A.Ş. nin yönetimde
yer aldık. Ayrıca İcra komitesinde de yine
RTSO olarak varız. Rize Yatırım A.Ş.nın ilk
10
RİZE TİCARET VE SANAYİ ODASI
icratını herkes görüyor. Askoroz mevkiinde
yaptırmakta olduğu modern stadyum gelecek yıl hizmete girecek. Bu arada Rize Yatırım A.Ş.yi kuranlar Çaykur Rizespor’a da el
atarak Rizespor A.Ş. yi kurup Rizesporun
geleceği garanti altına alındı
Oda olarak ilklerden biri de yurt dışı
temaslarımız oldu. İran’ın Tebriz kentine
meclis üyelerimiz ve bazı iş adamlarımızla
yaptığımız ziyarette Rizemizi tanıtma fırsatı
bulduk. Tebriz Ticaret Odası iadeyi ziyarette bulunarak Rizemize gelip Rize limanında
incelemelerde bulundular. Erzurum- Rize
yolunun devamlı ulaşıma açılması halinde
Rize Limanını kullanabileceklerini kesin
söylemeleri bize bu yolun önemini bir kez
daha gösterdi. Bu arada Oda olarak AB Projeleri kapsamında sunduğumuz projelerin
kabul edilmesi nedeniyle AB fonlarından
finanse edilerek, yurt içinde üç yurt dışında
da iki fuara RTSO olarak katılıp Rizemizi ve
ürünlerimizi her yönüyle tanıtma fırsatını
bulduk.”
RTSO Yönetim kurulu Başkanı
Ömer Faruk Ofluoğlu Rize için yapacakları
bir çok projeleri daha olduğunu bu nedenle
bir kez daha aday olduğunu belirterek “Dört
yıllık görev süremizin en az iki yılı odamızın
sorunlarıyla geçti. Bunları halledip sağlam
bir yapıya kavuşturduk. İsteyen herkes odamızın internet sitesine girerek faaliyetlerimizden gelir giderimize kadar öğrenmek istediği her şeyi öğrenebilir. Zaman nedeniyle
yapımına başlayamadığımız projelerimiz var.
Bunları da hayata geçirmek için son bir kez
daha bu göreve talibim. Üyelerimizin kadir
şinaslığına inanıyorum. Bize güvenerek verdikleri görevi onlara laik bir şekilde yerine
getirip, tüccarımızın aynası olan odayı bulunduğu noktadan çok daha üst noktalara
taşıyarak, kendilerine sunulan hizmeti hiçbir
kusur etmeden yerine getirmenin kıvancını taşıyoruz. Tabi ki üyelerimizin verdikleri
destekle bu başarıya ulaştık. Kendilerinden
bir kez daha desdek bekliyorum” dedi.
11
RİZE TİCARET VE SANAYİ ODASI
12
RİZE TİCARET VE SANAYİ ODASI
Rizeli İşadamları
RTSO’nun İftarında
buluştu
Rize Ticaret ve Sanayi Odasının geleneksel
iftar yemeği Rize tüccarını bir araya getirdi. Yakamoz Restorantta verilen yemeğe ilgi büyük oldu.
Davetlileri RTSO Meclis Başkanı Selahattin Ataç
ve yönetim kurulu üyeleri kapıda karşıladı.
İftar öncesi Yakaomoz Restorantın bahçesinde “İftra Doğru” proğramını canlı gerçekleştiren Çay Tv.nin konukları Rize Valisi Kasım Esen,
RTSO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Ofluoğlu, Belediye Başkanı Halil Bakırcı, Çay İşletmeleri Genel Müdürü Ekrem Yüce ve Rize Üniversitesi
Rektörü Nazmi Okumuşoğlu oldu. Hasan Bakır ve
Orhan Yazıcı’nın yönettiği proğramda katılımcılar
kendi birim faaliyetleri ve Rize’nin ortak sorunları
konusunda açıklamalarda bulundular.
Rize’de ilk defa bir uygulamayla protokol
için özel masa yapılmadı. Prokol üyeleri ve davetliler karışık oturarak samimi bir havada birlikte iftarlarını açtılar. RTSO Meclis Başkanı Selahattın Ataç
yaptığı konuşmada, ramazan ayının sağladığı birlik
ve beraberliğin bir örneğini görmenin mutluğunu
yaşadıklarını, devlet millet kaynaşmasının bu tür etkinliklerle yaygınlaşmasını ümit ettiklerini söyledi.
13
RİZE TİCARET VE SANAYİ ODASI
8
RİZE TİCARET VE SANAYİ ODASI
9
9
Doğanın binbir renginin, yeşilin milyonlarca tonunun, tarihin bozulmayan yapısının,
sıcak kanlı insanların, tadı damaklarından silinmeyen yemeklerin ve tabii ki insanın kanını kaynatan müziğin buluştuğu ve yağmurun berekete
dönüştüğü ilimiz Rize.
Bölgenin en karakteristik özelliklerini
gösteren Rize, görkemli dağlarıyla yaylalara saçılan nefesi ile ünü dünyaya yayılmış çayı ile
turizmin her türlü gerçekleştirme imkanlarıyla,
dik yamaçlı vadileri, doruklara ulaşılabilir dağları, buzul gölleri, zümrüt yeşili yaylaları, tarihi
kemer köprüleri ve kaleleri, coşkun akan dereleri
ile çok özel bir turizm beldesidir.
Göz alabildiğine uzanan yeşil vadilerin
mimari ise yağmurdur.
Yağmurla yıkanan, olabildiğince uzanan
verimli topraklar, yılda birkaç kez ürün verir.
Burda bir taşın, bir damın yada bir evin üzerinde ekili ürünler görebilirsiniz.
16
Herbiri birer krıstal güzelliğinde ki yağmur damlalarına gelince onlar saf bereketin temsilcileridir.
Dünyada eşi olmayan doğal güzelliği ile
misafirleri hayran bırakan kent Rize, son yıllarda
yayla ve kış turizmi başta olmak üzere gerçekleştirdiği ataklarla uluslararası platformda kendinden söz ettirmektedir.
Dağların eteklerine düşen yağmurlar vadilerle bölünmüş derelere kavuşur. Bu dereler çeşitli yerlerde şelalelerle süslenir. Yoğun yeşil bitki
örtüsünün altında ilerlerken önce sesini duyacağınız şelaleler aniden belirir tüm görkemiyle. Gök gürlemesinaindıran
sesleriyle yamaçlardan aşağı akan
bembeyaz ve berrak sular doyumsuz bir seyir zevki sağlar izleyenlere. Rizenin en ünlü şelaleleri
arasında Çamlıhemşinle Ayder
arasında bulunan Kar Deresi vadisinde, yaklaşık iki kilometre yürüme mesafesinde bulunan Bulut
Şelalesi, Palovit Yaylası dibindeki
15 metrelik Palovit Şelalesi, Kalkanbel Vadisindeki 16 metrelik
Bandril Şelalelesi, İkizderedeki 15
metrelik Man ve 20 metrelik Cimil ve 13 metrelik Çayeli Ağıran
Şelaleri, yine İkizdere’deki Gelin
Tülü şelalesi yer alır. Burda aslında fazla sözede gerek yoktur.
Doğa tüm görkemi ve güzelliğiyle
kendisini anlatır.
Şelalelerden istemiyerek uzaklaşıp dere
boyu gidildiğinde eski bir gerdanlık gibi dereler üzerinde kurulmuş kemerli taş köprüler ilişir
gözünüze. Doğa ile son derece uyumlu ve zarif
bu köprüler yıllarca eşlik etmiş Rizelilere. Bir çoğunun üzerini kaplayan sarmaşıklar, bu uyumu
iyice pekiştirmektedir. Şenyuva Köprüsü, Zivane Köprüsü, Çinçiva Köprüsü,Güneyce Köprüsü, Köprüköy Köprüsü ve daha niceleri dereler
üzerinde dizilmişlerdir.
Günümüz yapımı yapılmış bazı köprüler
Rize’nin hırçın sellerinde yok olurken bu tarihi
eserlerin ayakta kalabilmesi ise akıllara şaşkınlık
verecek bir bilmecedir.
17
Genellikle Osmanlı döneminde yapılmış bu köprüler daha uzun bir
süre Karadere, İyidere ve Fırtına Deresinin hırçınlıklarına meydan okuyacak gibidir.
Sahil kesiminden başlayarak hiçbir boşluk bırakmadan 2000 ila 2200 metreye ulaşan
ormanlık alanlarda bir çok ağaç çeşidinin arasından geçerek mor, kırmızı ve diğer tonlarda
açan orman güllerinin kokusunu teneffüs ederek
yükseklerdeki yayla evlerine varıldığında eşsiz
görünümler karşısında, “Rizeliler buraları neden
şimdiye kadar tanıtmadılar, kendilerine mi sakladılar?” diye düşünürsünüz.
Yayla ve yaylacılık çok eski zamanlardan
kalan bir gelenektir. Rize’ de. mayıs sonlarıyla
eylül ayının ilk günleri arasında çıkılan yaylalara
hayvanların iyi beslenmesi, yağ, peynir, Çokerek
elde etmek maksadıyla gelinir. Yaylara çıkmak
destansı bir yolculuktur. Rakım devamlı artarken şehrin gürültüsünden yavaş yavaş uzaklaşılır. Doğa ve insan başbaşadır burda. Genel görünümünü yeşilin, bulutların ve sisin oluşturduğu
eşsiz güzelliklerin seyrine doyamazsınız. Yazın
en sıcak ve kavurucu günlerinde yaylalar taze
bir serinlik sunar. Rize’nin bellibaşlı yaylaları ise
Çağrankaya, Palovit, Elevit, Ovit, Anlakit, Hodoçur, Samısdal, Pokut, Çat, Hacivana, Karmik,
Hemşin, Ayder, Çermeş, Dahder ve Anzerdir.
Yayla evleri, her biri bir masaldan çıkmış
yada bir ressamın fırçasıyla çizilmiş bir sanat
18
eseridir. Bu sıcak evler Rizelilerin tabiata olan saygılarının ve doğayla barışık
olmalarının bir simgesidir. Tutamaklarından menteşelerine, ahşabından
pencerelerine Karadeniz zekası merdivenlerine kadar her unsuru ayrı
bir güzellik.
Kırsal bölgelerde görülen dağınık
ve seyrek yerleşimin aksine yaylalarda evler birbirine yakındır. Florolar içinde yerleşmiş bu evlerde
yaşamak gerçekten çok güzel.
Yıl boyunca durmadan
dinlenmeden çalışan yöre halkının buluşma,
kaynaşma yerlerinden biride hiç şüphesiz yayla
şenlikleridir. Sadece köyde yaşayanlar değil büyük
kentlere göç eden yöre halkıda şenliklere gelmek
için büyük gayret göstermekte işlerini şenliklere
göre ayarlamaktadır. Şenlikler yorgunluğun atıldığı, hasretin giderildiği eğlenme, kaynaşma yeridir. Genç kızlar ve kadınlar en güzel
takı ve elbiselerini kuşanırlar burda. Kenarları
işlemeli, sade renkli yada motivli çemberli, ge-
nellikle çember
üzerinde takılarak kullanılan yaşmaklı,
yazmalı, atkılı, peştamallı yada keşanlı, fistanlı.
rengarenk ve cıvıl cıvıl bir atmosfer oluşur kalabalıkta. Kimi zaman bu güzellikler sisler altında
kalsada değerinden hiçbir şey yitirmez.
Şenlikleri şenlik yapansa horonlardır.
Rize’de, Hemşin ve Rize olmak üzere iki türlü
horon vardır. Hemşin horonları genellikle tulum, Rize horonları ise kemençe eşliğinde oynanır. Rize horonları, İyidere, İkizdere’den Çayeli
sahillerini kaplayan bir alana yayılır. Çayeli’nin
dağlık kesimlerinden Fındıklı’yı da içine alan
bölümde ise Hemşin horonları vardır. Samimi
ve içten kalabalıklar bu geleneği yaşatırken oluşturdukları dinamizm oldukça izlenmeye değer.
Şenliklerın baş aktörleri kemece ile tulumdur..
Kemençenin Karadeniz’e nasıl geldiği bir sır
olsada tulumun Kafkaslardan geldiği söylenir.
Kemençe ile tulum kendine has sesleriyle yöre
insanıyla bütünleşmiştir. Horonlarda, yol havalarında, türkülerde hep bu iki sazın egemenliği
vardır. Dağlar, yaylalar, dereler, hikayeler, destanlar bu sazların seslerinde renk bulur. Sevgililer,
sevgilerini, kırgınlıklarını, komşular beklentilerini, dargınlar yergilerini, gurbetçiler özlemlerini anlatır türkülerle. Yaylalar daha uzun yıllar
yapısını koruyarak kuşaktan kuşağa aynı görkem
ve ihtişamla şenliklere ev sahipliği yapacaklar.
Karadeniz’in maceraperesler ve zirve tutkunları için kolay ama ilk defa çıkanlar için zor
olan tırmanışta, yukarıya doğru çıktıkça azanlan
oksijen zorlasa da her adımda karşınıza çıkan
muhteşem manzarayla devam ediyorsunuz yola.
Hedefe ulaştığınızda bunun eşsiz mükafatını
almanız işten bile değildir. Dağ tepelerinde henüz erimemiş kar kümeleri görmeniz mümkün.
Ayaklarınızın altında uzanan pamuk tarlalarıdır
sanki. Bulutlar kiprik uclarına dokunur adeta,
Geçilmesi zor bir kale edası ile uzanır Kaçkar
Dağları görebileceğiniz en son noktaya kadar.
Burada gün batımı bir başka. Güneş ağır ağır
ufka ilerlerken, renkler ışıklar ve manzara sürekli
yeni bir sanat eseri seriyor gözler önüne. Şafakta
bir yol çiziyor dağların ardında.
Dağ eteklerinde buz gölleri de doğanın
bir başka harikası. Aynı zamanda alabalık üretimide yapılan bu goller, berrak suları inanılmaz
manzarası ile en amatör fotoğrafcıları bile ustalaştıracak kadar yalın bir güzelliktedir. Ulaşımı
oldukça uzak ve zor olduğu için gerek halen bakir ve el değmemiş olan bu göller Rize’nin bitmek bilmez doğal kaynaklarının bir başka temsilcisidir.
19
RİZE TİCARET VE SANAYİ ODASI
Dağ zirvelerinden ayrılıp sisler ve bulutlar içinden ayrılıp aşağılara doğru indikçe sık sık
görülen bir manzarada arı kovanlarıdır. Bölgede
yetişen milyonlarca çiçeğin arılarla dansı eşsiz
ve dünyaca ünlü bala dönüşür. Arı yetiştiriciliği
bölgeye önemli bir ekonomik girdi sağlamaktadır. Türkiye’nin en seçkin ve meşhur ballarını bu
bölgede bulabilirsiniz. Özellikle anzer balı dünyaca bilinen bir marka haline gelmiştir. Kıyı kesimlerde nem oranı yüksek olduğundan arıcılık
yüksek bölgelerde ve özellikle yayla yakınlarında
yapılır. Dağlardaki bitki örtüsünün zenginliği ve
yoğunluğu bu sektörün daha da gelişeceğinin
bir göstergesidir.
Rize’nin dağları aşağıda vadilerle birleşir. Bu yemyeşil gür bitki örtüsüne sahip vadilerin en görkemlisi elbetteki Fırtına vadisidir.
Çamlıhemşin’de ki Fırtına Vadisi Türkiye florasının yüzde 28 ini oluşturmaktadır. Bu özelliği
ile Fırtına Vadisi Dünya çapında korunmada
öncelikli olarak kabul edilen 200 bölgeden biridir. Vadi boyunca 2460 değişik türden bitkiyi
görebileceğiniz, eşine az rastlanır bir hazinedir
Fırtına Vadisi.
Bölgenin en dikkate değer eserlerinden
biri de Zil Kale’dir. Fırtına deresinin batı yamaçları üzerinde kurulmuş kalenin üzerinde inşa
edildiği sarp kaya kütlesi denizden 750 metre,
dere yatağına yaklaşık 199 metre yüksekliktedir.
14 ile 15. yüzyıllarda inşa edildiği tahmin edilen
20
kalenin görkemli ve asıl görüntüsü turistleri bölgeye çekmeye yetiyor.
Fırtına deresinin bir diğer
kalesi olan Kale-i Bala ise Çamlıhemşin İlçesine 40 kilometre
uzaklıkta Hisarcık Köyü sınırları
içinde Fırtına Deresinin kaynaklarına hakim bir noktada kurulmuştur. Kaynaklarda geçen bir
diğer adıda Varoş Kaledir.
Diğer kaleler gibi oldukça
yüksekte olan Cihan Kale ve Kız
Kalesi de Rize’nin görülmeye değer tarihi eserleridir.
Vadide ilerlemeye devam ettiğinizde aniden bir rafting ekibiyle karşılaşırsınız. Özellikle
suların kabardığı bahar aylarında oldukça rağbet
gören bir spordur burda rafting. Bu maceracılar
beyaz ve köpüklü dere boyunca ilerlerken alabildiğine yüksek bir adrenalın zevkini çıkartırlar.
İyi yönlendirildiğinde ve teşvik edildiği takdirde
raftinge gelecekte daha çok rağbet olacağı muhakkaktır.
Dere boyunca ilerlerken sıkca görebileceğiniz uğraşlardan biri de alabalık yetiştiriciliğidir. Burada yöre insanının gelir kaynaklarından
bir kısmını da alabalık işletmeciliği oluşturuyor.
Suyun bolluğu nedeniyle işletmeye açılması nispeten düşük maliyetli olan bu sektör büyük bir
büyüme potansiyeline sahiptır.
Rize’nin comertliği sadece yağmurla gelen bereketten ibaret değildir. Kentin hemen
her ilçesinde bir ılıcaya veya kaplıcaya rastlamak
mümkündür. Bunlardan en meşhurları Çamlıhemşin Ayder kaplıcaları, İkizdere Cimil Yolu
üzerindeki Kaplıca ile merkeze bağlı Andon içmeleridir. Doğu Karadenize tur düzenleyen şirketlerin uğramadan geçmediği Ayder de son
yıllarda yapılan ahşap otel ve pansiyonlar ile
bölgenin en modern tesisleri olarak yeni hizmete giren İkizdere deki 260 yatak kapasiteli otel
ve kaplıca tesisleriyle konaklama konusunda
Rize’de önemli mesafe alındı.
RİZE TİCARET VE SANAYİ ODASI
20 yıl önce sadece yöredeki insanların
rağbet gösterdiği kaplıcalar bugün Türkiye’nin
her yerinden ve yurt dışından gelen turistlerle
dolup taşıyor.
Vadilerde, şehirlerde sık sık karşılaşılan
orijinal Rize evlerini diğerlerinden ayırt etmek
oldukça kolaydır. Yan yana dizilmiş pencereleri
ve simetrik yapısı ile kendini gösteren bu mimari sitil Rize’ye aittir. Rize evlerinin yapımında
geleneksel yapı malzemeleri ve teknikleri kullanılmıştır. Bu evler yığma taş ve dolma göz tekniğiyle yapılmış duvarlar dört yana eğimli kiremitle kaplı çatılara sahip. Şehir evleri genellikle
iki veya üç katlıdır. Zemin katta genellikle ahır
kiler gibi servis hacimleri kullanılır. Birinci katta
mabeyn sofa ve odalar bulunmaktadır. Odalar
geleneksel olarak tasarlanmıştır.
Rize evlerinin yapı özelliği haricinde
manzarası insanı hayrete düşürecek kadar muhteşemdir. Kültür Bakanlığı tarafından istimlak
edilen Cumhuriyet Alanı yanındaki Kuvel Zade
Şükrü Beyin yaptırdığı sarı ev ile torunu Mamuşoğlu Celal (Celal Memişoğlu) ın evi (beyaz
ev) örnek olarak koruma altına alınmıştır. Sarı
ev müze müdürlüğü, beyaz evde Çaykur müzesi
olarak kullanılıyor.
Rize’yi başkenti yapan çay bölgenin tek geçim
kaynağı olma özelleliğini eskiye oranla kismende
olsa sürdürüyor. Bu gün Rize denince akla ilk
gelen çaydır.
Bölgede dikkati çeken diğer bir hususta
meyve ve sebzelerdir. Rize’de yağmur o kadar
bereketlidir ki neredeyse yok yoktur. Üzümden
armuda, mısırdan kabağa, mandalinadan kiviye
kadar her ürünü yetiştirmek mümkün.
Yeşilin toprağı görünmez kılan, ilk gördüğünüzde aklı baştan alan, hayalleri donduran,
ordan ayrıldığınızda yürekleri emanet bıraktıran,
onunla hemhal olduğunuzda insanı coşturan ve
ilk görüşte aşkın varlığına inandıran, güzeller
güzeli bir Karadeniz beldesi..Rize...
Poyrazla keşişlemenin, fırtınayla dinginliğin, yeşil bir çeviklikle, mavi bir sükünetin,
çayla korkoto çorbasının, kivi ile mandalinanın,
feretikoyla atmaca tutkusunun, yaylanın serinliği ile güneşin sıcaklığının, Kaçkarla Ayder’in,
anzer balıyla likapanın, kaleleriyle köprülerinin,
destanlarıyla türkülerinin, bıçkın delikanlılarıyla alımlı güzellerinin, gerçekle hayalin bir arada
yaşadığı, sonsuz güzellikler beldesi.. “Yağmurun ülkesi”.....RİZE.....
Sahip olduğu büyük avantajlarla yakın
zamanda Karadeniz’in en hızlı büyüyecek ili
konumunda “yağmurun berekete dönüştüğü”
RİZE
21
RİZE TİCARET VE SANAYİ ODASI
RTSO Akredite Odalar arasında yer aldı
Rize Ticaret ve Sanayi Odası yeni bir başarıya daha imza
attı. Oda/Borsa Akreditasyon projesi çerçevesinde geçen yıl başlayan
ve RTSO’nunda yer aldığı 5. dönem çalışmaları sonuçlandı.
Oda/Borsa Akreditasyon Projesi kapsamında oluşturulan
akreditasyon kurulu son toplantısında, Türkiye Odalar Borsalar Birliği koordinasyonundaki dış denetim uzmanları tarafından hazırlanan
denetleme raporlarını inceleyerek yapılan değerlendirmeler sonucu
Rize Ticaret ve Sanayi Odası’nın akredite edilmesine karar verildi.
RTSO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Ofluoğlu oda
olarak küçümsenmeyecek bir başarıya imza attıklarını belirterek “
Odamız 5 Ağustos 2008 tarihinden itibaren Türkiye’de ki akredite
odalardan biri oldu. Odamız artık uluslararası alanlarda hizmet verebilecek hizmet sertifikasını elde etti. Üyelerimizin, Avrupa Birliği
ilişkilerinde, yurtdışı seyahatlerde çok daha avantajlı durum elde ettiler. Belirlenen 126 krıteri kusursuz yerine getirdik. Çok zorlu bir
çalışma sonucunda bu sertifikayı almayı başardık. Tabii bu bizi oda
olarak mutlu etti. Türkiye genelindeki 360 oda ve borsa arasında 50
oda bu hakkı kazandı ve RTSO 36. sırada yer aldı.”
Akredit sertifikasını TOBB’un genel merkezinde yapılan
toplantıda TOBB başkanı Hisarcıklıoğlu’ndan alan Başkan Ofluoğlu
“ Odamızın bu başarısına katkıları olan tüm personelimize, meclis
ve yönetim kurulu üyelerimize teşekkür ediyorum. Bu başarı RTSO
olarak bizi gururlandırmıştır. Çalışmalarımız bundan sonrada en iyi
şekilde devam edecektir.”dedi
TOOB, Rize’ye Fen Lisesi yapıyor
Türkiye Odalar Borsalar Birliği Rize’deki eğitim
yatırımlarına bir yenisini ekliyor. Dörtyol mevkiinde yapılacak yeni Fen Lisesi Binasının yapımı için protokol
imzalandı.
Valilik toplantı salonunda yapılan törende Rize
Valisi Kasım Esen, TOBB’ni temsilen yönetim kurulu
üyesi ve Trabzon Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Şadan Eren, Rize milletvekili Dr. Lütfü Çırakoğlu,
Belediye Başkanı Halil Bakırcı, RTSO Yönetim Kurulu
Başkanı Ömer Faruk Ofluoğlu, TTSO Meclis Başkan
Yardımcısı Kenan Bıyık, Borsa Yönetim Kurulu Başkanı
Tahsin Sancak, Milli Eğitim Müdürü Rasım Çelik ve
Topaloğlu Vakfı mensupları hazır bulundular,
İhlaeside yapılan
ve bir sonraki eğitim sezonuna yetiştirilmesi düşünülen okul 18 dönümlük
arsa üzerinde 16 derslik
olarak inşa edilecek . Ayrıca aynı alan içinde spor
salonu ile öğretmen ve öğrenci lojmanıda yapılacak.
22
Protokol
imzalandı
RİZE TİCARET VE SANAYİ ODASI
Rize’nin geleceği için büyük adım
Ovit Dağı
“Kış Turizm
merkezi”
ilan edildi
Gelecekte turizimden büyük pay
alması beklenen Rize’de bu konuda çalışmalar devam ediyor. Turizmin her çeşidinin bulunduğu Rize’de kış turizmi için
yeni bir adım atıldı.
Yüz yıldan fazla, Rize- İspir- Erzurum yoluyla gündemde kalan Ovit
Dağı’ nın bugüne kadar gözardı edilen
kış sporları potansiyeli değerlendirilerek
bu yörenin dağ ve kış turizmi özelliğine
sahip olduğu tespit edildi ve Bakanlar
kurulu kararıyla İkizdere ,Ovit Dağı Kış
Turizm Merkezi olarak ilan edildi. Karar
Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe
girdi.
Özellikle kayak sporu için oldukça elverişli bir yapıya sahip olan
Ovit Dağı’nda yapılacak kayak tesisleri
ile, Rize kış turizm potansiyelini artıracak ve iş imkanı az olan İkizdere’de göç
olayını azaltarak Rize’nin ülke ve dünya
turizmi içinde yer almasını sağlayacaktır.
Ovit Dağı kayak tesisleri sadece Rize’ye
değil bölge turizmine önemli katkı sağlayacak olup, Bu kayak tesisleri sayesinde
Rize’de turizmin 12 ay boyunca yapılması imkanları artacaktır. Kültür ve Turizm Bakanlığı Ovit Dağı ile ilgili proje
çalışmaları başlattı. Bu arada İsviçre’li bir
fırmanın hazırladığı raporlarda Rize Valiliğince değerlendirmeye alındı.
Ayrıca Ayder de yapılmakta olan
ve yabancıların her geçen yıl ilgisinin
arttığı helisky‘nın, İkizdere’de RİDOS
tesislerinin hizmete girmesiyle bu kış
Ovit Dağı’nda yapılacağı belirtildi.
23
RİZE TİCARET VE SANAYİ ODASI
RTOS’dan GSO ve GTO’ya ziyaret
3. Irak Uluslararası Fuarı’nın açılışına katılan
Rize Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ömer Faruk Ofluoğlu ve yönetim kurulu üyeleri, Gaziantep Sanayi Odası
(GSO) Yönetim Kurulu Başkanı Nejat Koçer’i ve Ticaret
Odası (GTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Aslan’ı
ziyaret etti.
GSO Başkanı Koçer, ”RTSO fuarda bir stant
açarak bize destek verdi.Ofluoğlu’na fuara desteklerinden ötürü teşekkür ediyorum. Türkiye’nin bir ucundan
bir ucuna böylesine bir ticari ve kardeşlik ilişkisinin geliştirilmesine yönelik bu aktiviteyi de çok önemsediğimi
hacmimizi toplam ticaret hacmimiz içerinde en az yüzde
50’lere çıkarmaktır” dedi.
RTSO Yönetim kurulu Başkanı Başkanı Ömer
Faruk Ofluoğlu ziyaretleri sırasında yaptığı konuşmalarda, 3. Irak Uluslararası Fuarı’nı çok başarılı bulduklarını
belirterek emeği geçen herkesi tebrik etti. Bu tür fuarlar
kendi şehirlerinde gerçekleştirmek istediklerini dile getiren
Ofluoğlu, Gaziantep’i
gezme fırsatıbuldukların ve hayranlıkla izle-
belirmek istiyorum. Rize ile son zamanlarda yakınlaşan
ilişkilerimiz çok fazla. O bölgede yatırım yapan işadamlarımız da var. Kendilerini Gaziantep’te ağırlamaktan büyük mutluluk duyuyorum. 3. Uluslar arası Irak Fuarıbaşlayan bu ilişkimizin de devam etmesini diliyorum” diye
konuştu.
Gaziantep Ticaret Odası (GTO) Başkanı Mehmet Aslan da ziyaret sırasında yaptığı konuşmada yapılan
çalışmalar neticesinde, Türkiye’nin komşu ülkelerle olan
ticaret hacminin yüzde 20-25 oranlarına ulaştığını belirterek “Ama temel hedefimiz komşu ülkelerle olan ticaret
diklerini ifade ederek, “Gaziantep’in bu gelişimini sürdüreceğine inanıyoruz. Biz de Rize’de bir organize sanayi
bölgesi kuruyoruz. Bu konuda Gaziantep’ten de esinleniyoruz” şeklinde konuştu.
Gaziantep genelinde yerli çayın fazla tüketilmediğini gözlemlediklerini anlatan Ofluoğlu, GSO Başkanı Koçer ve GTO Başkanı Aslan’dan yerli çay tüketmelerini istedi.
Ofluoğlu, Rize çayının çok daha kaliteli, organik olduğunu ve Gaziantep’te de yerli çay içilmesini önererek, GSO başkanı Koçer’e ve GTO başkanı Aslan’a
Rize Çayı ve Rize bezi hediye etti.
Denizbank’tan RTSO Üyelerine uygun kredi
Rize Ticaret ve Sanayi Odası ile Deniz Bank A.Ş. arasında
kredi sözleşmesi imzalandı.
RTSO Yönetim kurulu Başkanı Ömer Faruk Ofluoğlu, imza
töreninde yaptığı konuşmada banka faizlerinin yüksek olduğu bir dönemde, üyelerinin kendileri için uygun kredileri tesbit ederek bilinçli kullanmalarını temenni etti.
Deniz Bank Krediler bölümünden Semih Kalyoncu, Sevilay
Mutlu ve Deniz Işık’ında bulunduğu törende, Rize Şubesi Müdürü Özgür Devrim Güvensoy da yaptığı konuşmada RTSO üyelerine avantajlı ürünler sunduklarını ifade etti. Güvensoy, telefon, mail ve bizzat işyeri ziyareti ile RTSO üyelerini bilgilendirebileceklerini söyledi.
24
RİZE TİCARET VE SANAYİ ODASI
Rize, bölgenin en modern konaklama ve termal tesisine kavuştu. Rize’nin İkizdere ilçesinde Cimil yolu üzeri Ilıca mevkkiinde yapımı tamamlanan
RİDOS Termal Tesisleri Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından hizmete açıldı.
Açılış kordelasını kesmeden önce bir konuşma yapan Başbakan Erdoğan, Rize’nin turizm potansiyelini hareket geçirmek istediklerini belirterek Cemil Ekşi’ye, Rize’ye kazandırdığı tesisler için teşekkür
etti.
Ayrıca Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı
Hayati Yazıcı, Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Sağlık Bakanı Dr. Recep Akdağ, Bayındırlık İskan Bakanı Faruk Özak, Tarım Bakanı Mehdi Eker’de bölgede tek
olma özelliğine sahip tesisin açılışında bulundular.
Beş yıl önce Ekşioğlu İnşaat Şirketi tarafından yapılan RİDOS (Rize, İkizdere, Doğa, Su) Termal
Tesisi 20 milyon YTL mal oldu. Tesis Ilıca köyü’nde
MTA nın sondajları sonucu bulunan ve içerdiği 4500
çeşit mineralle Dünyanın en zengin beş kaplıca suyu
arasında gösterilen kaynak üzerinde inşa edildi. Beş
yıldızlı RİDOS Temal Tesisleri 16’sı süit olmak üzere
128 oda ile 20 apart daire, açık ve kapalı termal havuzdan oluşuyor.
70 derece sıcaklıkta çıkan suyun tahli raporlarında başta romatızmal hastalıklar olmak üzere bel
ağrıları, eklem hastalıkları, travma ve yumuşak doku
hastalıkları, bağırsak ve mide rahatsızlıklarına iyi
geldiği belirtildi.
25
RİZE TİCARET VE SANAYİ ODASI
Erzurum’dan Ovit Tüneline
TAM DESTEK
Erzurum Kalkınma Vakfı’ nın (ERVAK) organize ettiği ‘16.Sultan Sekisi etkinliği’nde ki ‘’ErzurumRize Karayolu Ulaşımı Ovit Dağı’’ panelinde Erzurumİspir- Rize yolu gündemin konusu oldu. Panele Rize’den,
Rize Valisi Kasım Esen, Ticaret ve Sanayi Odası Meclis
Başkanı Selahattin Ataç, Yönetim Kurulu Başkanı Ömer
Faruk Ofluoğlu, İkizdere Kaymakamı Emre ÇInar, ikizdere Belediye başkanı Hasan Köseoğlu, Rize Gazeteciler
ve Muhabirler Derneği Başkanı Osman Can, Özel İdare
Genel Sekreteri Sultan Yılmaz, Şoförler ve Otomobilciler
Odası Yönetim kurulu Başkanı Selahattin Yılmaz, Musiad Başkanı Mehmet Erdoğan katıldı. Ayrıca RTSO’nun
organizesiyle tahsis edilen otobüslerle, Erzurum’un yol
konusundaki faaliyetlerine desdek için çok sayıda Rize’li
İspire giderek panele katıldı.
Panele ayrıca Erzurum Valisi Sami Bulut, Erzurum Milletvekili Fazilet Dağlı Çığlık, Erzurum Milletvekili Saadettin Aydın, İspir Kaymakamı Hüseyin Engin
Sarıibrahim, Pazaryolu Kaymakamı Osman Dölek ve
çok sayıda yöre halkı katıldı.
Atatürk Üniversitesi İspir Hamza Polat Meslek
Yüksek okulu salonunda yapılan panelde açılış konuşmasını Erzurum Vakıflar (ERVAK) başkanı Erdal Güzel
yaptı. Başkan Güzel, Sultan Seki Toplantılarının bu seneki konusunun Erzurum- Rize Karayolu ve Ovit Dağı olduğunu, Karadeniz’in hırçın dalgalarının Palandökenin
eteklerinde huzur bulacağını belirterek “Bölge coğrafyası
ve ağır kış şartları nedeniyle Karadeniz Bölgesi’nin güneye ulaşması konusunda tek alternatif aramaya gerek
26
yok. Bu konudaki en iyi çözüm Erzurum-İspir-Rize arasındaki ulaşım yolunun iyileştirilmesi ve 12 ay boyunca
açık tutulması ve en kısa mesafeye indirilmesidir” diye
konuştu.
“Ferhat gibi dağları deldik” diyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın desteği ile Ovit Dağı’ndan ulaşımı sağlayacaklarına inandıklarını kaydeden Güzel, şunları kaydetti: “Son yıllarda
sağlık ve kış turizmi gibi önemli konularda
büyük hamleler yapan Erzurum’un Avrasya
başkenti olma yolundaki hedefine ulaşmasında Rize- Erzurum karayolunun önemi
inkar edilemez. 1922’de Erzurum’da Valilik yapan Emin Bey o dönemde bu yolun
önemini belirtmiştir. Bu yolla Karadeniz’in
hırçın dalgaları Palandöken Dağı eteklerinde huzur bulacak, Erzurum’da denize
açılabilecektir’’ dedi.
Rize Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı
Ömer Faruk Ofluoğlu ise söz konusu yolun ve geçidin kader projesi olduğunu ifade etti. Çok uzun yıllardır yolun konuşulduğunu ifade eden Ofluoğlu “Bunu sadece
Erzurumlunun Rizelinin istemesi yetmiyor. Bunu Ağrılı,
Bingöllü, Karslı, Karadeniz’den Harran’a kadar herkesin
istemesi gerekir. Böylece tüm ülkenin gündemine gelir.
Güneyin kuzeye bağlanması için en kısa yol sayesinde
Harran Ovasındaki ürünlerimizin Karadeniz limanlarından yeni pazarlara ulaşması sağlanacaktır.”dedi. Toplantıda konuşan Rize Valisi Kasım Esen, Ovit Geçidi’nin yapılmasının Erzurum ve Rize ulaşımında dönüm noktası
olacağını belirtti. Söz konusu projenin uzun yıllardır konuşulduğunu dile getiren Vali Esen “1930’lardan beri bu
projeyi konuşuyoruz. Ama hala etüt ve proje yok. Etüt ve
proje olmadığı için de bu sorunları yaşıyoruz. Erzurumİspir-Rize karayolunda Ovit Geçidinin yapılması duru-
RİZE TİCARET VE SANAYİ ODASI
munda Türkiye’nin en uzun tüneli olacak. Türkiye’de bu
kadar uzun tünelin yapılması konusunda yeterli sayıda
uzman yok. Bu yol ve geçit, denildiği gibi ‘Uzun ince bir
yoldan’ öte Sırat Köprüsü’dür. Sırat Köprüsü nasıl yapılırsa bu yol da öyle yapılacak. Ziğana Geçidi tehlikeye
girdiğinde, sabote edildiğinde Erzurum’dan Trabzon’a
nasıl gideceksiniz? Çok dolaşmanız gerekecek. Bir ülke bir
geçide kendini mahkum etmez.
Bu nedenle kuzey-güney aksındaki yolların yapılması gerekir.
Ovit Dağı Geçidi’nin yapılması sadece Erzurum ve Rize’nin
değil tüm Türkiye’nin milli
meselesidir.”dedi. Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Vekili Fevzi
Polat da söz konusu projeyle birlikte bölgenin lojistik açısından
önemli bir merkez olacağını vurguladı. Erzurum Valisi Sami Bulut, Erzurum Milletvekilleri Fazilet Dağcı Çığlık
ve Saadettin Aydın ise projenin
çok önemli olduğunu ve bölgeye
canlılık kazandıracak bu projenin gerçekleşmesi gerektiği
konusundaki görüşlerini belirttiler. Konuşmaların ardından toplantı “Erzurum Rize Karayolu ulaşımı ve Ovit
Dağı’’ konulu panelle devam etti. Başkanlığını Prof. Dr.
Vahap Yağanoğlu’nun yaptığı panelde eski Milletvekili
Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı, Prof. Dr. Erol Çakmak, Karayollar 12.Bölge Müdürü Mahmut Yıldız ve Doç. Dr. Fariz Karahan birer konuşma yaptılar.
Rize ve Erzurumluları biraraya getiren panel
sonrasında katılımcılar Ovit Dağı geçitinin bulunduğu
alanda piknik yaptı. 16. Sultan Sekisi toplantısı kapsamında Erzurum Kalkınma Vakfı
(ERVAK) tarafından İspir Hamza
Polat Meslek Yüksekokulu Spor
salonunda gerçekleşen “Erzurum
- Rize Karayolu Ulaşımı ve Ovit
Dağı” paneline Prof. Dr. Vahap
Yağanoğlu, başkanlık yaparken,
Prof.Dr.Mustafa Ilıcalı, Prof. Dr.
Erol Çakmak, Doç.Dr.Fariz Karahan ve Karayolları 12.Bölge
Müdürü Mahmut Yılıdız, panelist
olarak katıldılar. Erzurum - İspir
- Rize Karayolu’nda Ovit Geçidi
yapılması durumunda Türkiye’nin
en uzun tüneli olacağının belirtildiği panelde, söz konusu tünelle
Karadeniz’den Doğu’ya, Doğu’dan
da Harran’a kadar bir yol güzergahının imle kazanacağı vurgulandı. Daha sonra panalistler, katılımcılara Erzurum - Rize
Karayolu Ulaşımı ve Ovit Dağı tüneli hakkında tekniki
bilgiler aktardılar.
Panel sonrası katılımcılar Ovit Dağı geçitinin
bulunduğu alana geçerek incelemelerde bulundular.
27
RİZE TİCARET VE SANAYİ ODASI
Rize ili Turizm Swot analizi
Güçlü-Zayıf Yönler, Fırsatlar-Tehditler
HAZIRLAYANLAR:
Nuray KANSIZ
Milli Prodüktive Merkezi
Karadeniz Bölge Müdürü
Şebnem Akın ACUNER
Milli Prodüktivite Merkezi
Karadeniz Bölge Md. Uzm.
GİRİŞ
Merkezi planların çözüm üretmekte yetersiz kaldığı durumlarda her yörenin gerçeklerini ortaya koyan ve
kaynaklarının rasyonel kullanımına imkân veren mahalli
planlara ihtiyaç duyulmaktadır. Yerel ağırlıklı bu anlayışla; bölgesel ihtiyaçların ve potansiyelin daha iyi değerlendirilmiş olacağı ileri sürülmektedir. Yörede yaşayan
insanlar bu ihtiyaçları ve potansiyeli en iyi şekilde bilmekte ve kendileri tarafından yapılan çalışmalara sahip
çıkma ve bunları devam ettirme konusunda daha kararlı
olabilmektedirler. SWOT (GZFT) Analizi, söz konusu
ihtiyaçların tespiti ve mevcut durumun analizi konusunda yardımcı olacak bir teknik olarak kullanılmaktadır.
Amaç; iç ve dış etkenleri dikkate alarak, var olan güçlü
yönler ve fırsatlardan en üst düzeyde yararlanacak, tehditlerin ve zayıf yanların etkisini en aza indirecek plan
ve stratejiler geliştirmesine yönelik altyapı çalışmalarının
gerçekleştirilmesidir.
Rize İli turizminin mevcut potansiyelini ortaya çıkarabilmek, buna bağlı olarak mevcut ve gelecekteki amaçlarına ulaşabilmesini sağlamak için stratejik
yönelimleri tanımlayarak planlama altyapısına destek
oluşturmak amacıyla 07 Haziran 2007 tarihinde Turizm
SWOT(GZFT) Analizi çalışması gerçekleştirilmiştir. Çalışma, ildeki turizm ile ilgili kamu ve özel sektör kuruluşlarının karar alıcı pozisyonlarında bulunan yöneticilerinin ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin katılımıyla
MPM yönetici ve uzmanı moderatörler (kolaylaştırıcılar)
eşliğinde ‘beyin fırtınası’ yönteminden yararlanılarak yürütülmüştür.
Çalışmanın, ilin turizmle ilgili bugünkü durumunun değerlendirilmesi ve geleceğe yönelik kararların
verilebilmesine ışık tutması ve değişik düzeylerde görevli
karar alıcıların birbirlerinin düşüncelerini net olarak bil-
28
meleri ve mevcut iletişimin güçlenmesine katkı sağlayacağı tahmin edilmektedir.
1. Yöntem
Açılımı; ‘S (Strengths): Güçlü Yönler, W (Weaknesses): Zayıf Yönler, O (Opportunities): Fırsatlar ve
T (Threats): Tehditler’ olan SWOT (GZFT) Analizi; bir
organizasyonun çevresi ile etkileşim içinde sistematik
olarak incelendiği bir yöntemdir. Bu yöntem, planlama
yapılırken organizasyonun güçlü ve zayıf yönleri ile, karşı karşıya olduğu fırsat ve tehditleri analiz etmeyi ve geleceğe dönük stratejiler geliştirmeyi ifade eder. Amaç; iç ve
dış etkenleri dikkate alarak, var olan güçlü yönler ve fırsatlardan en üst düzeyde yararlanacak, tehditlerin ve zayıf yönlerin etkisini ise en aza indirecek plan ve stratejiler
geliştirilmesine yönelik altyapı çalışmalarının gerçekleştirilmesidir. SWOT Analizi çalışmasının yürütülmesinde
beyin fırtınası yönteminden faydalanılmaktadır. Beyin
fırtınası, sorunların tespit edilmesi ve çözümlerinin ortaya konulmasında kısa bir zaman aralığı içerisinde bir çalışma grubunun düşünce güçlerini birleştirerek mümkün
olduğunca çok sayıda kolektif fikir üretimi amacıyla kullanılan demokratik ve katılımcı bir çalışma tekniğidir.
Rize ili Turizm SWOT Analizi çalışması, ilin
turizmle ilgili kuruluşlarını temsil eden 23 kişinin katılımı ile gerçekleştirilmiş ve 1 tam gün sürmüştür. Çalışma
ile ilgili hazırlanan rapor, 4 bölümden oluşmaktad©r.
Birinci bölümde çalışmanın yöntemi açıklanmış, ikinci
bölümde turizm kavramı ve Doğu Karadeniz Bölgesi turizm yap©s© hakkında bilgi verilmiş, üçüncü bölümde
gerçekleştirilen SWOT Analizi çalışmasının sonuçları ve
bir örnek eylem planı yer almıştır. Raporun son bölümde
ise, MPM uzmanlarının çalışmaya ilişkin görüş ve önerilerine yer verilmiştir.
2. Turizm İle İlgili Genel Bilgiler
2.1. Turizmin Tanımı
Turizmle ilgili mevcut literatürde farklı tanımlar
yer almaktadır. Olalı’ya (1982, s.11) göre turizm; insanların sürekli konutlarının bulunduğu yer dışında, yaptıkları seyahat ve geçici konaklamalarından doğan ihtiyaçlarının karşılanması ile ilgili faaliyetlerdir.
Ryan (2001, s.1) turizmi; bireylere ailevi ve işle
ilgili rutin dinamiklerden kaçma, değişik yerler ve insanlar görme veya özlemini duydukları bir takım faaliyetleri
gerçekleştirme imkanı sağlayan itici bir güç olarak tanımlamaktadır.
RİZE TİCARET VE SANAYİ ODASI
Turizm kavramına talep yönlü olarak bakıldığında; belirli bir piyasada, belirli bir fiyata, turistik ürün
ve hizmetleri rasyonel nedenlerle, sürekli konutlarının
bulunduğu yer dışında satın alma isteğinde bulunan,
bu isteğini gerçekleştirmeye imkan verecek kadar satın
alma gücüne ve boş zamana sahip ve satın almayı gerçekleştiren insanların yaptığı faaliyetler olarak tanımlamak
mümkündür (İncekara vd., 1997, s.65).
Turizmin arz yönü ise; belirli şartlar alt©nda belirli bir
fiyatla bir ülkenin veya bölgenin turistlerin faydalanmasına sunmaya hazır olduğu turistik zenginliklerinin bütünü şeklinde tanımlanabilmektedir (incekara vd., 1997,
s.71).
Ortak noktaları yan yana getirerek, tanımların
yaratacağı karışıklıkları azaltmak mümkündür (Yağcı,
2003, s.11). Buna göre;
*Turizm, birbirinin tamamlayıcısı olarak değerlendirilmesi gereken çeşitli ilişkiler toplamıdır.
*İlişkiler, kişilerin sürekli olarak yaşadıkları yerler dışında geçici bir süre bulunmalarıyla ortaya çıkar. *Günlük yaşamın monotonluğu dışına çıkmak
çekicidir ve turizmin temeli, farklı yakalama istek ve arzusuna dayanır. *Yer değiştirme faaliyeti boş zamana ih-
tiyaç gösterir ve kişiler bağlı bulundukları yerlere tekrar
dönme isteğindedirler.
*Turistin gerçekleştirdiği faaliyetler gelir elde
etme amacına yönelik değildir.
Kentte yaşayan insanların zamanla gelir düzeylerinin ve yaşam standartlarının yükselmesi, sosyal
güvenlik kapsamının genişlemesi, çalışma koşullarında
çalışanlar lehine yapılan düzenlemeler, ulaşım ve haberleşme olanaklarındaki ilerlemeler sonucunda günümüzde turizm farklı gelir grubuna ve farklı arzu ve isteklere sahip insanlara hizmet eder duruma gelmiştir (Akça,
2004, s.62). Turistlerin tatil anlayışı ve beklentilerinde
de değişmeler olmuş, ana unsurunu insanların oluşturduğu turizm, geçmişteki basit tanımının, yani seyahat
ve konaklamanın çok dışına taşımış, yepyeni bir kimliğe
bürünmüştür. Değişen turist profili sonucunda, parası ve
zamanı daha fazla, zor tatmin olan, meraklı ve sofistike
bir turist kitlesi önem kazanmıştır. Değişen turist profiline paralel olarak kalite, altyapı, çevre ve konukseverlik
beklentileri de artmıştır (Platin, 2004, s.354).
Bireysellik, yani turistin özellikle kendisine hazırlanmış bir ürünün sunulduğunu görme arzusu, ön
plana geçmeye başlamıştır. Konulu seyahatler, kişilere
geniş seçim olanağı tanıyan çok alternatifli ürün tipleri ve çeşitlilik önem kazanmıştır (www.forsnet.com.tr,
2004, s.1). Buna göre; deniz, kum ve güneşten oluşan 3S
(sea:deniz, sand:kum, sun:güneş) odaklı talebin yanı sıra;
kültür, tarih, folklor, sağlık, eğlence ve heyecan gibi motiflere dayalı bir talebin oluştuğu görülmektedir (Platin,
2004, s.354).
Turizmde yaşanan hızlı değişim, uluslararası kuruluşların turizme yaklaşımlarını da değiştirmiştir. Bugün turizm, gelişmiş ve gelişmekte olan bütün ülkelerin
en önemli sorunu olan işsizliğin kısa zamanda çözümü
için öncelikli sektörlerden biri haline gelmiştir. En kısa
zamanda en çok istihdam yaratan sektörlerden biri olan
turizm, petrol endüstrisinden sonra, dünyanın ikinci büyük gelir yaratıcı endüstrisi olarak görülmektedir (Johnston, 1990, s.1).
2.2. Turizmde Sürdürülebilirlik Gereğinin Ortaya Çıkması
Sürdürülebilirlik, bir toplumun, ekosistemin ya
da sürekliliği olan herhangi bir sistemin işlerini kesintisiz, bozulmadan, aşırı kullanımla tüketmeden ya da sistemin hayati bağı olan ana kaynaklara aşırı yüklenmeden
sürdürebilmesi yeteneği olarak tanımlanmaktadır (Çakılcıoğlu, 2002, s.1).
Sürdürülebilirlik düşüncesi turizm sektörüne
uyarlandığında ise, turizm etkinlikleri sonucu ekonomik
kalkınma ve çevresel değerlerin korunması ana amaç olarak ortaya çıkmaktadır. Turizmde, dört kesimin içinde
bulunduğu bir süreç söz konusudur: Turist, yerli halk,
endüstri ve çevre (Hughes, 2004, s.3). Sektördeki hızlı
29
RİZE TİCARET VE SANAYİ ODASI
büyüme; bu unsurlar üzerinde olumsuz bir etki yaratma
potansiyeline sahiptir. Turizmin bu yapısı, tüm turizm
stratejilerinde, kalkınma plan ve uygulamalarında, yönetim ve organizasyonun tüm düzeylerinde ‘fazla (plansız)
turizm, turizmi öldürür’ riskinden korunmak için acil
bir şekilde koruyucu yaklaşımlar geliştirmeyi zorunlu
kılmıştır (Budeanu, 2004, s.2).
Özellikle gelişmekte olan ülkelerde görülen; deniz, kum, güneşe dayalı kitle turizmi etkinlikleri ile ilgili
turistik düzenlemeler çoğunlukla turistik talebe göre biçimlendirilmeye çalışılmakta ve kaynaklar zorlanmaktadır. Zorlanan kaynaklar (doğal, toplumsal, parasal) kısa
vadede kar getirse de uzun vadede tam bir çöküşe (doğal, toplumsal, parasal) neden olmaktadır (Çakılcıoğlu,
2002, s.2). Aşırı kalabalık bölgelerde ortaya çıkan çevresel, sosyo-kültürel ve ekonomik güçlükler nedeniyle,
daha korumacı ve sürdürülebilir bir turizm yaklaşımına
ihtiyaç duyulmuştur (Budeanu, 2004, s.6).
Bir ekonomik gelişim modeli olarak tanımlanabilecek sürdürülebilir turizmin amacı; yerel halkın yaşam
kalitesini yükseltmek, turistlere yüksek kaliteli hizmet
sunmak ve hem yerli halkın hem de turistlerin ihtiyaç
duyduğu doğal çevreyi korumak olarak özetlenebilir
(Ryan, 2001, s.8). Klasik turizm anlayışındaki hedef kitle kavramı, sürdürülebilir turizmde yerini ‘hedef bölge’ye
bırakmaktadır. Hedef bölgenin talep edilmesi önceden
bölge hakkında bilgi sahibi olmayı gerektirmektedir.
Tanıtım programında turistik bölge, doğal ve kültürel
değerler ve turizm destek hizmetleri açısından kullanıcıara anlatılmalıdır (Çakılcıoğlu, 2002,s.2).Sürdürülebilir turizm kalkınmasının diğer amaçları arasında ise;
bölgedeki temel ihtiyaçların karşılanması ve yetersiz olan
olanakların iyileştirilmesi, yerel halkın ihmal edilmişlik
duygusundan uzaklaşıp, kendilerine olan güvenlerini kazandıracak şartların sağlanması, sadece ulusal ekonomik
büyümenin değil bölgesel ve yerel ekonomik büyümenin
hızlandırılmasıve tüm bu amaçların gerçekleştirilmesi
sürecinde gelecek nesillerin çıkarlarına zarar vermeden
hareket edilmesi olarak açıklanabilir (Tosun, 2001, s.4).
2.3. Türkiye’de Turizm
Türkiye’de 1960 yılını izleyen dönem kalkınma
planlarının yapıldığı ve turizm sektöründe gelişmelerin
yaşandığı bir dönemdir. Bu dönemde bölgeler itibariyle
kaynak envanterleri çıkarılmış, fiziksel planlama çalışmaları yapılmış, teknik altyapı yatırımları gerçekleştirilmiş
ve öncü-örnek tesisler olarak adlandırılan yat limanı, konaklama vb. yatırımlar devlet eliyle gerçekleştirilmiştir.
24 Ocak 1980 tarihinde uygulanmaya konulan Ekonomik İstikrar Tedbirleri sonrasında sektördeki darboğazları
çözmek ve gerekli yasal düzenlemeleri getirmek amacıyla
Turizmi Teşvik Yasası yürürlüğe konmuştur. Bu yasa ile
turizm sektörünü düzenleyecek, geliştirecek, dinamik bir
yapı ve işleyişe kavuşturacak tertip ve tedbirler getirilmiş
30
ve bu da sektörün gelişimine önemli bir ivme kazandırmıştır.
80’li yılların ikinci yarısından itibaren Türk turizminin gündeminde ağırlıklı yer tutmaya başlayan konuların başında çevrenin korunması, doğal ve kültürel
kaynakların taşıma kapasitelerinin üzerinde kullanıma
açılmaması arayışları gelmiştir. Turizm türlerinin çeşitlendirilmesi; kitle turizminin yanı sıra alternatif turizme
ve özel ilgi turlarına yönelik pazar bölümlerine yoğunlaşılması; İngiltere, Fransa, Almanya gibi geleneksel pazarların dışında Japonya, ABD, Kanada, Asya-Pasifik Bölgesi, BDT ve Körfez ülkelerindeki tanıtma faaliyetlerine
hız verilmesi 1990 sonrası dönemin pazarlama stratejileri
arasında yer almaktadır (Akpınar, 2004, s.5).
Ülkemizin doğal, kültürel ve tarihi kaynaklarının zenginliği turizmin gelişebilmesinde büyük bir potansiyel sunmaktadır. Bu kaynakların işlenerek turistler
için çekim öğelerine dönüştürülmesi, çekiciliklerinin ortaya çıkarılması ve en iyi biçimde sunulabilmesi bu noktada yapılması gerekenlerin başında gelmektedir (Eko,
2004). Bir milyon yatak kapasitesine sahip olma aşamasına gelen Türkiye’de, turizm hareketlerinin Ege ve Akdeniz kıyısında yoğunlaştığı bilinmektedir. Son 20 yıldır
Türkiye turizmi ülkenin diğer bölgeleriyle kıyaslandığında daha yüksek sosyo-ekonomik yapıya sahip Akdeniz
ve Ege Bölgeleri’nin kıyı şeritlerine odaklanmıştır. Dolayısıyla turizm; ülkenin batı kısmındaki bu bölgelerin
RİZE TİCARET VE SANAYİ ODASI
gelişmesine önemli ölçüde katkıda bulunmuştur. Turizm
talebinin, yeni fırsatlar geliştirilmediği sürece büyümesi
beklenmemelidir. Türkiye’nin pek çok tarihi ve kültürel
mirasa sahip doğu ve güneydoğu bölgelerindeki kentlerin
daha çeşitlilik arz eden turizm ürünleriyle pazara girmesi
sağlanabilmelidir (Seckelmann, 2001, s.6).
Türkiye bir turistik ürün olarak kabul edildiğinde, ülkenin kıyıları tatil turizmi, dağları spor turizmi,
kaplıcaları sağlık turizmi, kültür değerleri inanç turizmi,
yaylaları doğa turizmine yönelik olarak farklılaştırılarak,
aynı zamanda aynı hedef kitlelere satılabilecek şekilde çeşitlendirilebilir (İncekara vd., 1997, s.39).
2002 yılından itibaren Türkiye geneli yerine
her bölgenin ayrı ayrı ele alındığı bölgesel bazda tanıtıma ağırlık verilmeye başlanmıştır. Yurtdışı tanıtımlarda
Türkiye 9 bölge olarak sunulmakta olup, bu bölgelerden
biri Karadeniz Bölgesi’dir (Orel vd., 2003, s.81). Her
bölgenin özelliklerine göre farklı ürünler belirlenmiştir.
Bu bölgeler arasında Karadeniz, doğa ve kültür turizmi
imkanları ile öne çıkarılmıştır.
2.4. Doğu Karadeniz Bölgesi’ne Genel Bakış
Anadolu’nun kuzeydoğusunda mavi ve ye?ilin
buluştuğu; Ordu, Giresun, Trabzon, Rize, Artvin, Bayburt ve Gümüşhane illerinin oluşturduğu bölge Doğu
Karadeniz Bölgesi’dir. Doğu Karadeniz Bölgesi, 200’den
fazla yaylaya sahip bir bölgedir. Bölge’nin doğusundaki Kaçkar Yaylası Turizm Merkezi’nden, batıdaki Çambaşı Yaylası Turizm Merkezi’ne kadar olan alanda başta
günü birlik rekreasyon olmak üzere, av turizmi, trekking,
tırmanma, fotosafari ve bilimsel doğa araştırmaları ve
termal turizme olanak sağlayacak alanlar bulunmaktadır (Özyaba, 2004, s.1). 1990 yılından sonra ülkemiz-
de başlatılan alternatif turizm çalışmalarıyla beraber 20
yaylanın turizm merkezi ilan edilmesi, yaylalarda yapılan
şenliklerin ulusal basında yer bulması, yerel yönetimlerin yaptığı tanıtım faaliyetleri, bölge halkının ve kültürünün gizemli çekiciliği turizmde bir hareketlenmeyi de
beraberinde getirmiştir. Varolan potansiyelinin ortaya
çıkarılmaya başlamasıyla birlikte bölgeye olan iç turizm
talebinde artış gözlenmiştir. Bunun doğal sonucu olarak
da seyahat acenteleri ‘yeşil tur’ adı altında bir hafta ile on
gün arasında değişen sürelerde Bölge illerinin tanıtımını
kapsayan turlar düzenlemeye başlamışlardır
Doğal varlıkların, tabiatı ve çevreyi asla bozmadan hatta çok itinalı bir koruma kullanma dengesi içinde doğa turizmi turistik ürünü biçiminde tasarlanarak
sat©labilir bir hizmet paketi durumuna getirilmesinin,
bölgenin bir cazibe merkezi haline gelmesine önemli ölçüde katkı sağlayacağı öne sürülmektedir (İncekara vd.,
1997, s.52).
Bölge, turizm sektörü tesisleşmesi açısından
değerlendirildiğinde, Türkiye ortalamasının altında geliğmişlik gösterdiği görülmektedir. Nitekim Bölge’de
beş yıldızlı 1, dört yıldızlı 4 otel bulunmaktadır. Doğu
Karadeniz Bölgesi’ne iller bazında bakıldığında ise,
Bölge’nin ticaret ve turizm merkezi olarak Trabzon ilinin
öne çıktığı görülmektedir. Bölge’ye yapılan toplam seyahatlerin %41.7’sini Trabzon iline yöneliktir. Bölge’nin
ikinci önemli turizm merkezi olan Rize %20.7’lik payla
Trabzon’u izlemektedir. Bu illerden sonra %14.2 ile Artvin, %12.8 ile Ordu ve %8.3 ile Giresun gelmektedir.
Gümüşhane ve Bayburt ise sırasıyla %1.8 ve %0.7’lik
paya sahiptir. Bu illerin paylarının oldukça düşük olmasının başlıca nedenleri, coğrafi engeller ve bölgesel turizm
merkezleri olan Trabzon ve Rize’ye olan uzaklıklarıdır.
Trabzon Bölge’de hava alanına sahip tek ildir. Bu
nedenle, Bölge’ye hava yoluyla ulaşmak için kullanılan
tek noktadır. Bölge’ye en yakın demir yolu bağlantısı ise
Samsun ilinde bulunmaktadır. Son yıllara kadar büyük
şehirlere (İstanbul, İzmir) yapılan feribot seferleri ise artık düzenlenmemektedir.
2.5 Rize İlinin Alternatif Turizm Olanakları Yönünden
Değerlendirilmesi
Güneyinde Bayburt ve Erzurum, batısında Trabzon, doğusunda Artvin illeri ile çevrili olan Rize’nin kuzeyinde de Karadeniz’e kıyısı vardır. Dik yamaçlı vadileri,
doruklara ulaşılabilir dağları, buzul gölleri, yeşil yaylaları,
tarihi kemer köprüleri ve kaleleri, coşkun akan dereleri
ile turizme yönelik potansiyel arz eden bir şehirdir.
Rize’de havaalanı bulunmamakla birlikte havayolu ulaşımı, Trabzon Havalimanı’ndan sağlanmaktadır.
1985 yılında hizmete geçen Rize Limanı, esas olarak taşımacılık amacıyla kullanılmaktadır. İlde demiryolu bulunmamaktadır. Konaklama tesisleri açısından ilin mevcut durumu Çizelge 1’de görülmektedir.
31
RİZE TİCARET VE SANAYİ ODASI
2.5.1. Doğa Turizmi
Tüm alternatif turizm türleri içerisinde değerlendirildiğinde doğa turizmi Rize ilinin turizm potansiyelinin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. İl doğa turizmi açısından değerlendirildiğinde, yayla ve akarsu turizmi
türleri öne çıkmaktadır.
Yayla Turizmi
Yayla turizmine yönelik İlin başlıca kaynakları
Çizelge 2’de belirtilmektedir. Bunların dışında, Çamlıhemşin ilçesi sınırları içerisinde yer alan Rize - Kaçkar
Dağları Milli Parkı 3937 m. yüksekliği ile Türkiye’nin en
görkemli dördüncü dağıdır. Çevresinde çok sayıda buzul
ve buzul gölleri bulunmaktadır. Kaçkar Dağlarının batısındaki Fırtına Deresi ve doğusundaki Hemşin Deresi
zengin bir flora ile kaplıdır. Türkiye’de Rhodendron’ların
3000 m.’ye ulaştığı tek yer burasıdır. Çengel boynuzlu
dağ keçisi, huş tavuğu ile Akdeniz alası yalnızca Rize’de
yaşamaktadır. Yine çok sayıda endemik çiçek ve ağaç bölgede bulunmaktadır.
*Dağ ve Doğa Yürüyüşü
Rize ve civarı, Alp-Himalaya kıvrım kuşağı üzerinde yer alması nedeniyle flora ve faunasıyla çok zengin
olan dağ ve sıradağlara, dolayısıyla dağ-doğa yürüyüşüne
elverişli önemli bir potansiyele sahiptir. Rize ve Hopa arasında yer alan yıl boyunda gözlenebilen keskin buzulları masmavi gölleri, yeşilin her tonuna sahip ormanları,
coşkulu dereleri, bin bir çeşit bitkileri ve hayvanları ile
doğal bir park görünümünde olan Kaçkar sıradağlarının
en yüksek tepeleri Altıparmak (3480 m.), Kavran (3932
m.) ve Verçenik’tir (3710 m.). Bu tepeler, dağcılık sporları
(özellikle tırmanış) için çok elverişlidir.
Güney rotasından çıkışı kolay olan Kaçarlar’ı her
yıl yüzlerce dağcı ziyaret etmektedir. Tırmanış esnasında, e?er sis yoksa Doğu Karadeniz Dağlarının muhteşem
görüntüsü izlenebilmektedir. Kuzey rotası ise daha çok
deneyimli dağcılar tarafından tercih edilmektedir. Kuzeyden zirve yapmanın bir avantajı geri dönüşte Ayder
Yaylası’nda kaplıcalara uğrayabilme olanağıdır (Rize İl
Kültür ve Turizm Müdürlüğü, 2007).
*Akarsu Turizmi
Rize, yaylaları ve sarp dağları ile doğa yürüyüşü
ve dağcılığa, coşkun nehirleri ile kano ve raftinge, 24003000 m. yükseklikte bulunan Buzulyalağı ve Moren göllerinin bazıları ile balıkçılığa elverişli bir coğrafyaya sahiptir. Kaçkar Dağları hızlı akışlı akarsuların kaynağıdır.
Bunların en önemlisi Çamlıhemşin’den Ardeşen’e doğru
akıp denize dökülen Fırtına Deresi, Taşlıdere ve İyiderelerdir. Bu derelerde kanoculuk için gerekli debi rejim
miktarı yeterlidir. Bunların dışında; Ovit Yaylasından
bağlayıp birçok derenin birleşmesiyle oluşan İkizdere, kar
sularının arttığı Nisan-Mayıs aylarında parkur zorlaştığı
için profesyonel raftingçilerin tercih ettiği bir alandır.
İkizdere debisi yüksek olan derelerden biridir. Bu akar-
32
RİZE TİCARET VE SANAYİ ODASI
sular dışında küçük büyük birçok dere mevcuttur. Yine
Kaçkar Dağları üzerinde bulunan ve jeomorfolojik olaylar sonucu oluşmuş Büyük Deniz, Meterez, Yıldız, Dönen, Karagöl ve Serincef Gölleri gibi irili ufaklı pek çok
krater gölü mevcuttur.
Çayeli’ne 12 km., Rize merkeze ise 30 km. mesafede olan ve Çayeli’nin içinden akan Şairler deresi üzerinde bulunan Ağaran Şelalesi de gerçek bir tabiat harikasıdır (Rize İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, 2007).
2.5.2. İnanç Turizmi
İlde inanç turizmi açısından görülebilecek eserler ve özellikleri Çizelge 3’de belirtilmektedir.
2.5.3. Kültür Turizmi
İlde kültür turizmine yönelik önem arzeden
eserler ve özellikleri çizelge 4’de görülmektedir.
Bunun yanında kent merkezinde bulunan Çaykur Ziraat Bahçesi, Ayazma Tepesi günübirlik olarak
ziyaret edilebilecek yerlerdir. Haziran ayının ilk haftasında düzenlenen Çay ve Turizm Festivali, Temmuz ayının son haftasında düzenlenen İyidere Deniz Şenlikleri,
Ağustos’un üçüncü haftası düzenlenen Fındıklı Yeşil Altın Deniz Şenlikleri, Ağustos’un son haftası düzenlenen
Çayeli Kültür ve Sanat Festivali, Pazar Kültür Sanat ve
Spor Festivali, Ardeşen Atmaca 53 Festivali kültür turizminin gelişmesine yönelik olarak değerlendirilebilecek
faaliyetlerdir.
2.5.4. Sağlık Turizmi
Ayder Kaplıcası ülkenin önemli kaplıcaları arasındadır. Bunun yanında İkizdere ilçesi Ilıca Köyü’nde
debisi ve sıcaklığı Ayder Kaplıcası’ndan daha yüksek bir
kaplıcanın altyapı çalışmaları tamamlanmak üzeredir.
Rize’ye 20 km. mesafedeki Andon İçmecesi yöre
halkı tarafından ilgi görmektedir. İçmecenin suyu renksiz, kokusuz ve berrak olup; mide hazımsızlığı, cildiye
problemleri, böbrek ve safra kesesi hastalıkları için tavsiye edilmektedir. Rize-İkizdere yol güzergâhında bulunan
içmecenin suyu kokusuz ve berraktır. Böbrek taşı olanlar
için şifa verdiği bilinmektedir. Ayrıca, Çayırlı Maden Suyunun da çeşitli hastalıklara iyi geldiği söylenmektedir
(Rize İl Kültür Müdürlüğü, 2007).
2.5.5. Kuş Gözlemciliği
İkizdere ilçesinin güneyindeki dağların etekleri
ile milli park sahasında endemik türlerden Huş Tavuğu
yaşamaktadır. Yerli ve yabancı kuş gözlemcileri bu tavuğun yaşama alanlarında bu hayvanı gözlemektedirler. Ayrıca Rize’den pek çok yırtıcı kuş geçmektedir. Bu kuşlar
Temmuz ve Ağustos aylarında doğu yönünden Rize’ye
gelerek güneye geçmektedirler. Mart ayında aynı yoldan
geriye dönerek Kafkas Dağları’na gitmektedirler. Bu göç
yolu yırtıcı kuşların Türkiye’de kullandıkları önemli göç
yollarından biridir (Rize İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü,
2004).
2.5.6. Rekreasyonel Turizm
Rize’nin güneyinde yer alan yaylalar birbirine
dağ yolları ile başlanmıştır. Macera turizmi yaşamak isteyen yerli ve yabancı ziyaretçiler, rehberler eşliğinde Trabzon ya da Bayburt üzerinden ciplerle gelerek Anzer Vadisi yoluyla İkizdere’ye, buradan da Çağırankaya Yaylası
yolunu kullanarak Çamlıhemşin’e varmaktadırlar. Son
nokta olarak Ayder ve Kavron Yaylalarına ulaşılmaktadır
(Rize İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, 2004).
3. Rize İli Turizm SWOT Analizi Değerlendirmeleri
3.1. İçsel Analiz (Güçlü/Zayıf Yönler)
Çalışmanın birinci bölümünü oluşturan içsel
analiz kısmında; ilin turizmle ilgili hedeflerine ulaşabilmesi, turizmin geliştirilmesi ve sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi konusunda etkili olabilecek güçlü ve zayıf
yönleri belirlenmiştir.
Rize İli turizminin güçlü yönleri ile ilgili katılımcılar tarafından yapılan tespitler Çizelge 5’de görülmektedir:
33
Copyright ©
Copyright ©
RİZE TİCARET VE SANAYİ ODASI
35
RİZE TİCARET VE SANAYİ ODASI
36
RİZE TİCARET VE SANAYİ ODASI
37
RİZE TİCARET VE SANAYİ ODASI
38
RİZE TİCARET VE SANAYİ ODASI
39
RİZE TİCARET VE SANAYİ ODASI
40
RİZE TİCARET VE SANAYİ ODASI
Download

Ovit Dağı ilan edildi - Rize Ticaret ve Sanayi Odası