OSMANLI HOŞGÖRÜSÜNDEN AMERİKAN
MİSYONERLERİNE
-ANADOLU ERMENİLERİNİN PROTESTANLAŞTIRILMA
FAALİYETLERİ(Everek ve Erzurum Örneği)
*Yrd. Doç. Dr. Şakir Batmaz
Erciyes Üniv. Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi, Kayseri, [email protected]
593
Özet
Osmanlı Devletinde Tanzimat Fermanı sonrası ortaya çıkan ve
gayrimüslimlerin hak ve yetkilerinin arttırılması ile neticelenen yeni dönem belki de en çok yabancı kaynaklı misyonerlik faaliyetlerinin artmasına sebep olmuştur. Bunlar içinde en
güçlü teşkilâta sahip olan American Board of Commissionery
for Foreign Missions adlı misyoner örgütüdür. Kısaltılmış olarak ABCFM, Kalvinci geleneği temsil eden, 16. yüzyıl sonları
ile 17. yüzyılda İngiltere ve Amerika’nın doğusunda başlayan
Amerikan Board misyonerleri 1821 yılında Anadolu’ya gelmişlerdir. Osmanlı Devleti topraklarında yeni ortamla birlikte teşkilâtlanma faaliyetlerini hızlandırmışlardır. Anadolu’yu
doğu ve batı misyonu olarak ikiye bölmüşler, bu misyonlarda
kısa sürede kendilerine bağlanan istasyon ve dış istasyonlarla
işlerlik ve güç kazanmıştır. Kayseri bu misyonun en önemli istasyonlarından biridir. Bu istasyona bağlı olan Everek (Develi)
Ermeni nüfusun sık yaşadığı bölgelerden biridir. Bu nedenle
Board misyonerlerinin ilgisini çekmiştir. Ancak buradaki Ermenileri Protestanlaştırma faaliyetleri bir türlü istedikler sonucu vermemiştir.
Erzurum ise Doğu Türkiye Misyonunun önemli istasyonlarından biri olarak 1840 yılında faaliyetlerine başlamıştır. Diğer
Harput ve Mardin gibi istasyonlara göre daha az gelişme
kaydetmesine rağmen Van veya Bitlis istasyonlarından daha
başarılı bir teşkilâtlanma gerçekleştirdiği görülür. Erzurum’da
Amerikan Board faaliyetleri öncelikle Eli Smith ve Harrison
Gay tarafından 1830 yılı Ocak ayında yapılan keşif gezisiyle başlamıştır. Buradaki yapılanmada Ermeniler üzerinde
ağırlık kazanmış ve onların Protestanlaştırılması için büyük
gayret gösterilmiştir. Bu tebliğde Amerikan Board misyoner
teşkilâtının kendi belgelerinden ve Eli Simith gibi Anadolu’ya
görevli gönderilen ilk rahiplerin hatıratlarından yola çıkarak
Ermeni topluluğunun nasıl Protestanlaştırılmaya çalışıldığı
üzerinde durulacaktır.
Yrd. Doç. Dr. Şakir BATMAZ
1. Giriş
Osmanlı Devleti çeşitli din ve ırklardan oluşan çoğulcu bir yapıya sahipti. Bu
yapı içinde din, dil, örf, adet ve geleneklerde gayrımüslimlere gösterilen anlayış
devletin siyasî gücünün zayıfladığı dönemlerde Osmanlı topraklarını misyoner faaliyetlerine açık bir hale getirmiştir. Dünyanın hemen her yerinde, hatta Hıristiyan
ülkelerinde bile faaliyet gösteren misyonerler için Osmanlı ülkesindeki faaliyet alanlarının özel önem taşımasının yegâne sebebi, elbetteki sadece dinî kaygılar değildir.
Zira Osmanlı Devleti, kurulu olduğu bölge itibarıyla Uzakdoğu’ya en kısa sürede
ulaşılabilecek iki kilit nokta (Akdeniz’den Basra Körfezi’ne giden yollar) üzerinde
bulunuyor olması sebebiyle jeopolitik ve jeostratejik açıdan dünya coğrafyasının kilit
noktalarından birini oluşturmakta idi1. Ekonomik açıdan ise, zengin maden kaynakları
Osmanlı toprakları üzerinde olup, ayrıca işlenmemiş maddeler içinde iyi ve geniş bir
pazar ve toprakları da misyonerleri cezp edecek kadar verimli ve tarıma elverişli idi.
Bütün bunların yanı sıra Kudüs yüzlerce yıl süregelen kanlı mücadelelere rağmen
hâlâ Müslüman-Türk dünyasının hâkimiyetinde bulunuyordu2.
1 Bu çalışma, 2003 yılında Kayserinin Develi ilçesinde yapılan Develi Sempozyumunda
“1860-1870 Tarihli Amerikan Board Misyoner Teşkilâtı Raporlarında Develi (Everek)”
adıyla sunulmuş olup daha sonra muhtevası genişletilerek Erzurum’daki misyoner faaliyetleri de dahil edilmiştir.
Bilal Şimşir, “Ermeni Propagandasının Amerikan Boyutu Üzerine”, Tarih Boyunca Türklerin Ermeni Toplumu ile İlişkileri Sempozyumu, Atatürk Üniversitesi Yayınları, Ankara
1985, s.111.
2 Nejdet Sevinç, Ajan Okulları, Oymak Yayınları, İstanbul 1975, s.26,
595
HOŞGÖRÜ TOPLUMUNDA ERMENİLER
İşte Osmanlı idaresindeki Anadolu ve Ortadoğu topraklarının yeraltı ve yerüstü
kaynakları bakımından zenginliği, sahip olduğu pazar niteliği ve ulaşım imkânları,
1830’lu yıllardan itibaren Amerika Birleşik Devletleri’nin büyük ilgisini çekmiştir.
Bu teşkilatın Anadolu’nun doğusunda yürüttüğü faaliyetlere geçmeden önce misyonerlik ve Amerikan Board misyoner teşkilatının Osmanlı sınırları içinde yürüttükleri
faaliyetler hakkında bilgi vermemiz daha uygun olacaktır. Amerika Birleşik devletleri, Osmanlı Devleti ile imzaladığı ilk anlaşmadan ve ticarî alanda ilk yakınlaşmadan itibaren bu toprakların ve barındırdığı zenginliğin kendi çıkarları adına ne tarzda,
hangi ölçülerde ve toplumun hangi kesimleri ile yakın münasebetler kurarak elde edilebileceğini araştırmaya yönelmiş ve bu amacını gerçekleştirebilmek için doğrudan
misyonerlerden istifade etme yoluna girmiştir3 .
Hıristiyanlık inancına göre Hz. İsa, etrafına topladığı havarilerine: İmdi, siz gidip
bütün milletleri şakird edin, onları Baba ve Oğul ve Ruhü’l- Kudüs ismiyle vaftiz
eyleyin, size emrettiğim her şeyi tutmaların onlara öğretin ve işte ben bütün günler
dünyanın sonuna kadar sizinle beraberim diyerek vaaz etmek için görevlendirmiştir.
Havariler ilk misyoner olarak kabul edilir. Misyon ve misyoner kelimesi bugünkü
özel anlamı itibarıyla ele alındığında; Hıristiyanların, Hıristiyan olmayan toplumlarda
onları kendi din ve mezheplerine kazandırmak için açtıkları müesseselere misyon, buralarda çalışan özel kişilere de misyoner demek mümkündür. Hıristiyan misyonerlerin
esas görevi Hıristiyan olmayanları bu dine kazandırmak iken zaman zaman Hıristiyan
mezhepleri arasında rekabet aracı olarak ta hizmet vermişlerdir4. Bu çalışmamızda
Osmanlı Devleti’nin yenileşme çabalarını devam ettirdiği bir süreçte bu topraklara
sızan Amerikan Board misyoner teşkilâtı üyelerinin Ermeni topluluğu üzerindeki
Protestanlaştırma faaliyetleri ele alınacaktır. Amerikan Board’ın teşkilâtlanmasını
tamamlamasıyla birlikte doğu ve batı misyonunun iki önemli merkezi olan Everek
(Kayseri’nin Develi ilçesi) ile Erzurum bu çalışmada örnek olarak seçilmiş olup buralarda yaşayan Ermeniler üzerinde misyonerlerin yürüttükleri her türlü faaliyet yine
onların kendi kaynaklarından (Papers of the American Board of Commissioner for foreign Mission, ABCFM) ve Eli Simith gibi misyonerlerin hatıratlarından yola çıkarak
ortaya konulmaya çalışılacaktır.
2. Amerikan Board’ın Teşkilatlanması
Osmanlı mülküne 17.Yüzyıldan itibaren ilk Protestan misyonerler gelmeye başlamışlardır. Bunu 1820 yılının 15 Ocağında İzmir’e ayak basan Pliny Fisk ve Levi
3 Metin Hülagü, “Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Misyoner Ermeni, Terör ve Amerika Dörtgeninde Türkiye, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, S.10, Kayseri 2001,
s.57.
4 Misyon ve misyoner kelimeleri Latince kökenli olup misso kelimesinden alınmış ve diğer dillere uyarlanarak missionary, missionaire, missionör şeklinde İngilizce, Almanca ve
Fransızca gibi dillerde de kullanılmış, bizim dilimize de o dillerden geçmiştir. Misyonun
lügat manası yetki, vekâlet, özel görev; Misyoner ise görevli kimse, görevli rahip, papazdır.
Bkz. Longman Dictionary of Contemporary English, Pitmon Press, England 1983, s.695.
596
Yrd. Doç. Dr. Şakir BATMAZ
Parsons adlı Amerikan misyonerleri izlemiştir. Bu iki misyoner, American Board of
Commissionery for Foreign Missions adlı misyoner örgütünün elemanlarıdır. Kısaltılmış olarak ABCFM, Kalvinci geleneği temsil eden, 16. yüzyıl sonları ile 17. yüzyılda İngiltere ve Amerika’nın doğusunda filizlenen Puritan akımının belli başlı üç
temsilcisinden birisi olan Cogregationalist’lerce 1810 yılında Boston’da kurulmuştur.
ABCFM 1868 yılında ABD’deki, sayıları 5.000’i aşan kiliselere devam eden milyonlarca dindar Protestan’ın üç sentle binlerce dolar arasında değişen bağışlardan beslenen ABCFM’nin tüzüğüne göre, amacı dinsizler arasında Hıristiyanlığı yaymaktır.
1886 yılında dünya’da 80’in üzerinde Protestan misyoner örgütü vardır. Bunlardan
32’si ABD, 24’ü İngiltere, 25’ide kıta Avrupa’sı kökenlidir. 1896’lara gelindiğinde,
dünyadaki Protestan misyoner örgütlerine göre Amerika’nın ağırlığı devam etmekte
olup % 30-35 gibi bir paya sahiptir. Amerikan misyoner örgütleri içinden de aslan
payını ABCFM almıştır. Protestan misyoner örgütlerinin dünyayı aralarında paylaşmalarında Osmanlı Devleti esas itibarıyla ABD’nin payına düşmüştür. Mevcut siyasî
düzen içinde bir tür usule aykırı yönetim yaratmakla zaman zaman ABD içinde bile
suçlamalara mâruz kalan ABCFM, seçerken büyük titizlik gösterdiği misyonerlerine
her konuda önemli ölçüde yetkide devretmiştir. Önceleri 1843 yılına kadar misyonerlere herhangi bir masraf ödenmez, yalnızca masrafları ABCFM tarafından karşılanırdı. 1844 yılına kadar Misyonda Ekonomi Politikası misyonerlerden binek hayvanı
olarak bir at dahi esirgenmiştir. Bununla birlikte 19. yüzyılda bulundukları ülke şartlarına göre müreffeh bir hayat sürmüşler, bu durum yerli Hıristiyanlarla misyonerler
arasında sürekli sürtüşmelere sebep olmuştur5.
1820 yılında Fisk ve Person’un İzmir’e ayak bastıkları andan itibaren Board’ın
başlıca uğraşı, Osmanlı Devleti içindeki özelikle azınlık gruplarını tanımak olmuştur. Misyonerlik faaliyetleri başlangıçta sadece Müslüman olmayan unsurlara değil,
Osmanlı vatandaşı herkese hitap etmeyi amaç edinmiştir. Böyle bir arayışın gereği
olarak ta Amerikan misyonerleri öncelikle Müslümanlar ve nüfuzlarından faydalanmak üzere İzmir’deki Yahudi dönmeleriyle, eski doğu kiliselerine mensup Asurîler ve
Nesturîler gibi Hıristiyanlar, Ortodoks Ermeniler, Rumlar ve Bulgarlar la ilgilenmeye
başlamışlardır. Board misyonerlerinin İzmir’de Osmanlı topraklarına ayak basmasından aşağı yukarı bir yıl sonra 1821’de Yunan isyanı başlamıştır. Bağımsız bir Yunan
Devletinin kurulmasıyla neticelenen bu isyanlar Amerika’da sempati ile karşılanmıştır. İsyancı Rumlara Amerika’da sempati duyulmasının en büyük sebebi burada ortaya çıkan Helen Muhibbi akımının çalışmalarıdır. Bu çalışmalar neticesinde Rumlar,
Amerikan Board Misyonerlerince daha iyi tanınmış ve Osmanlı topraklarında misyonerler İzmir ve Sakız’da yürüttükleri çalışmalarla Rumları faaliyet sahalarına dâhil
etmişlerdir6.
Ancak gerek ilk keşif incelemelerinden yaklaşık on yıl sonra Eli Smith ve Harrison Gray Otis Dwight adlı iki misyonerin bir yıl kadar sürmüş olan ikinci araştırma
5 Uygur Kocabaşoğlu, Kendi Belgeleriyle Anadolu’daki Amerika -19. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğundaki Amerikan Misyoner Okulları, Akba Yayınları, İstanbul 1991, s. 41.
6 Gülbadi Alan, Protestan Amerikan Misyonerleri, Anadolu’da ki Rumlar ve Pontus Meselesi, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, S.10, Kayseri 2001, s.185.
597
HOŞGÖRÜ TOPLUMUNDA ERMENİLER
gezisi ve gerekse Yahudilerin muhalefeti ve Müslümanların ve diğerlerinin Protestanlaştırılmasının yapılan yatırıma ve verilen emeklere değmeyeceği şeklindeki raporu
üzerine, o tarihe kadar edinilen tecrübeler neticesi bu yaklaşım biçiminden vaz geçilmiştir. Bunun üzerine birazda zorunlu olarak sonraları daha münbit bir alan olduğu
anlaşılacak olan, ancak bu dönemde maddî ve manevî durumu fecaat arz eden, ahlâk
ve maneviyatları ifsat etmiş bulunan Hıristiyan azınlıklardan Ermeniler arasında çalışmanın gerekli olduğu kararına varılmıştır7.
Amerikan misyonerlerin Anadolu’da ki faaliyetlerinde 1850’lerde başlayan bu
hareketlenme hem örgüt yapısını değiştirmeyi hem de yerel unsurlarla ilişkileri yeni
esaslara bağlamayı zorunlu kılmıştır. 1840-1855 yılları arasında yayılma süreci yaşayan teşkilât, bu tarihten 1970’li yıllara kadar örgütlenme dönemi içine girmiştir. 1839
yılında beş olan misyoner istasyon sayısı, 1870 yılında 17’yi bulmuş, bunlara bağlı
uç istasyonların sayısı ise 180’i aşmıştır. Yayılma İstanbul’u üs veya çıkış noktası
olarak almak sureti ile batıdan doğuya doğru olmuştur. İstanbul’un nüfus bakımından
o dönemde Osmanlı Devletinin en büyük metropolünün olması, kentteki Ermenilerin
ülkenin diğer bölgesindeki Ermenilerden daha akıllı, daha aydın veya daha yobaz
olmaları, ülkenin her yanından Ermenilerin iş sebebiyle buraya uğramaları, iç bölgelerdeki Osmanlı paşalarının pek çoğunun İstanbul’da ki Ermeni sarraflarının eline
bakması gibi gerekçeler de kentin misyoner faaliyeti açısından önemini artırmıştır.
İstanbul üs tutularak İzmir, Bursa, Trabzon’da misyon istasyonları kurulmuştur. O zamanki adıyla Türkiye misyonunun 1850 yılı yıllık toplantısında Tokat, Sivas, Amasya
ve Merzifon’un Trabzon; Harput, Muş, Bitlis ve Van’ın Erzurum istasyonlarınca yakından izlenmesi ve Kayseri ile Tarsus’a da önem verilmesi kararlaştırılmıştır. Misyonerlik tabiriyle, Antep 1848 yılında, Musul 1850’de, Arapkir 1853’de, Tokat ve
Kayseri de işgal ediliştir8.
1860 yılına gelindiğinde 5 istasyonu, 20 uç istasyonu ile Merkezi Türkiye Misyonunun başkenti Antep olmuştur. Bölgedeki 12 Protestan kilisesine kayıtlı üyelerin
sayısı 600’ü bulmuş; bu hızlı gelişme işgal edilen alanın misyonlar arasında yeniden
bölünmesini zorunlu kılmıştır. Osmanlı topraklarındaki bütün bu faaliyetlerin, esas
olarak Ermenileri kapsayacağı kesinlik kazanınca, daha önce Batı Türkiye (Western
Turkey) ola misyonun adı Ermeni Misyonu’na (Armenian Mission) dönüştürülmüştür. Ermenilerin misyonerler nezdinde önem kazanmasıyla Yahudi ve Rumlara yönelik faaliyetler ise hemen hemen durdurulmuştur.
1860 yılında Harput’ta yapılan yıllık toplantıda Ermenilere yönelik misyoner
faaliyetlerinin üç misyon çerçevesinde yürütülmesine karar verilmiştir. 19. yüzyılın
sonuna kadar bir daha değişmeyecek olan bu bölünmeye göre, kabaca Trabzon’dan
Mersin’e kadar çekilecek bir çizginin batısında kalan bölge Batı Misyonu’nu oluşturmuştur. Bu misyonun istasyonları da, İstanbul, Merzifon, İzmir, Kayseri, Bursa, Manisa ve Sivas olmuştur. Sivas’ın güneyinden Mersin’e, Mersin’den de Halep’e çekilen
çizgi içinde kalan üçgen alanda ise Merkezi Türkiye Misyonu yer almaktadır. Antep,
Halep, Adana, Antakya ve Maraş bu misyonun önemli istasyonları olup Antep mer7 Hülagü, agm, s.23.
8 Kocabaşoğlu, age, s.91-92.
598
Yrd. Doç. Dr. Şakir BATMAZ
kez kabul edilmekte idi. Bu iki misyonun doğusunda kalan alanlarda Doğu Türkiye
Misyonunu teşkil etmiştir9.
Batı Misyonu’nun önemli bir merkezi olarak kabul edilen Kayseri bu tarihlerden çok önce, daha 1827 yılı başlarında misyo­nerlik faaliyetlerine sahne olmuştur.
Kayseri bölgesine keşif amacıyla gelen ilk Amerikalı Board misyoneri de Peder Elnathan Gridley’dir. 1827 yılında Boston’dan yola çıkan Gridley, yanında Ermenice
öğretmeni ile birlikte Kayseri ve yöresini incelemek ve Türkçe öğrenmek amacı ile
Kayseri’ye ulaşmıştır. Fakat Anadolu’nun amansız sıtmasına yakalanmış ve Erciyes
dağına tırmanmak ve ünlü coğrafyacı Strabon’un (MÖ 63-MS 24) Bu dağın zirvesinden hem Karadeniz hem de Akdeniz görünür şeklinde­ki tezini bizzat tahkik etmek
tutkusundan vazgeçemediği için bu uğurda hayatını yitir­miş ve doruğu karlarla kaplı
bu dağın eteklerine 1827’de gömülmüştür.10 Peder Gridley’in ölümünden yıllar sonra
buraya gelen misyoner grupları bölgeyi tanımaya çalışmışlardır. 1870 yılında Kayseri
merkez istasyonuna bağlı uç istasyonlar kurulmuştur. Bunlar, Yozgat, Niğde, Aksaray, Sungurlu ve Talas istasyonlarıdır.11 Batı Türkiye Mis­yonuna bağlı olarak kurulan
Kayseri istasyo­nu, zaman içinde Ermenilere yönelik yaptığı faaliyetlerin karşılığı olarak onlardan az da olsa ücret almaya başlamıştır. Talas misyonu, Kayseri misyonuna
bağlı olarak ilk defa 1870 yılında uç istasyon olarak kurulmuş ise de zamanla merkez
istasyon konumuna gelmiş­tir. Hatta Kayseri misyonu zaman içinde Talas misyonu ile
bütünleşmiş ve ana merkez Talas olmuştur. Bu arada Kayseri misyonuna bağlı olmak
üzere İncesu, Muncusun, Tavlusun, Germir ve konumuzu teşkil eden Develi Kazasının merkezi Everek’te Board misyonerlerinin hızla faaliyet sürdürdükleri görülür.
3. Everek’e İlk Gelen Board Misyonerleri
Everek’e ilk giden misyonerlerin yöre in­sanı hakkında verdikleri bilgiler doğrultusunda 20 kişilik bir misyoner grubu 1860 yılı mart ayında buraya ulaşmıştır. Heyet
ibadet ve diğer konularda yöre insanının çok hevesli olduğunu görmüş ve bu durum
onların çalışmalarına da olumlu olarak yansımıştır. Yaşlı bir kadının bu tarihte küçük
bir kilise kurulması için 1.000 kuruş (40 dolar) vermesi burada daha büyük çalışmalar
yapılabileceği konusunda Board misyoner­lerini umutlandırmıştır. Bünyesinde birçok
köyün bulunduğu Everek’i Merzifon kadar önemli bir merkez olarak görmüşlerdir.12
9 Kocabaşoğlu, age, s. 94-95.
10 Kocabaşoğlu, age., s. 91-92.
11 Mustafa Dağlı, Anadolu’da Kurulan Yabancı Okullar ve Tesisleri, Basılmamış Doktora
Tezi, Kayseri 1991, s. 26.
12 Papers of the American Board of Commissioner for foreign Mission (ABCFM), Reel 583,
No: 618; Bu dönemde BOARD misyonerleri için önemli bir istasyon olarak kabul edilen
Merzifon Sivas vilayetine bağlı olup Amasya sancağının bir kazası durumundadır. Burada
ilk Protestan misyoner faaliyetlerinin 1830’da başlamasına rağmen ilk istasyon 1852 yılında kurulmuştur. 1881-1893 yılları arasında salnamelerle bakıldığında Everek’te olduğu
gibi Gregoryan Ermeni nüfusunun gayrimüslim nüfusu içinde büyük paya sahip olduğu görülür. Bu tarihlerde Merzifon’un nüfusu 31.020 olarak verilmiş olup bunun 16.000’i Sunnî
Müslüman, 8.000’i Şiî Müslüman, 5.000’i de Gregoryan Ermenidir. Geniş bilgi için bkz.
599
HOŞGÖRÜ TOPLUMUNDA ERMENİLER
1861-1862 yıllarına ait raporlarda buradaki çalışmalara önem verildiği ve halkın iştiyakı anlatılarak İncil Günlerinin düzenlendiği belirtilmektedir.13
Board misyonerlerinin Everek’te çalış­malarını yoğunlaştırmalarının temel sebebi, elbette ki buradaki Ermeni nüfusunun sayısal değeridir. Misyoner kayıtlarında burada bulunan Ermeni nüfusunun 4.000 civarında olduğu zikredilir. 1878 (1295) yılına
ait Kay­seri sancağı salnamesinde Develi merkez kasabası nüfusunun 6.612 olduğu
ve bunun 3.526’sının İslam, 298’inin Rum ve 2.783’ünün ise Ermeni nüfusu olduğu
belirtilir. Bu raka­mın sadece erkek olması önceki bilgileri doğrulamaktadır.14
Everek’i misyonerler için cazip kılan bir diğer unsur da, diğer Rum ve Ermeni
kasa­balarına ulaşmada önemli bir merkez oluşudur. 1861-1862 tarihli raporlarda özel­
likle bu durum üzerinde durulmuştur. Ayrıca faaliyetlerin son derece yoğun bir şekilde
devam ettiği de belirtilir. Özellikle Board misyonerleri, Ermeni kilisesinde öğretilen­
lerin batıl ve yanlışlarla dolu olduğunu ifade ederek, Ermeni nüfus üzerinde tesir icra
et­meye çalışmışlardır. Hatta burada bir okul açılması düşüncesinin ortaya çıktığı ve
bu düşüncenin tüm yıl boyunca devam ettiği görülür. Halk buraya gelen misyonerleri
takva sahibi, mütedeyyin insanlar olarak görmektedir. Misyonerler genel olarak gittikleri her yerde kendilerini topluma sabırlı, çalışkan, feragat sahibi insanlar ola­rak
yansıtmışlardır.15 Ancak geçen zamanla birlikte şevkle başlanılan bu çalışmalardan istenilen neticenin elde edilememesi misyo­nerlerin gayretini törpülenmiştir. 1863-1864
tarihli raporlarda bu durum belirtilmesine rağmen sebeplerine değinilmemiştir. Burada yaklaşık dört yıl devam eden bu çalışmalar neticesinde sadece 60 yaşının üzerinde bir şahıs kendi isteği ile Protestanlığı seçmiş ve bütün mal varlığını misyonerlere
bağışla­mıştır.16
1864 tarihînden sonra Board misyonerle­rinin raporlarının kayıtlarda Develi’nin
yer almaması, bizi buradaki faaliyetlerin durdu­rulduğu sonucuna ulaştırabilir. Ancak
bu du­rum, 1870 tarihinden sonra Amerikan Board misyonerlerinin faaliyetlerini tamamıyla dur­durduğu anlamına gelmemelidir. Zira bu konuda nihaî kararın verilmesi,
ancak yeni çalışmalarla ABCFM’nin bu tarihten sonraki arşiv belgelerinin taranması
ile mümkündür.
4. Eli Smith’in Seyahat Notlarında Erzurum Ermenileri
Doğu Türkiye Misyonu ise, Harput, Erzurum, Van, Bitlis ve Mardin misyonlarından oluşmaktadır. Bunların içinde en önemli işleve sahip olanı Harput olmuştur.
13
14
15
16
Gülbadi Alan, Merzifon Amerikan Koleji ve Anadolu’daki Etkileri, Basılmamış Doktora
Tezi, Kayseri 2002.
Papers of The American Board of Commissioner for Foreign Mission (ABCFM), Reel
583, No: 625.
Uygur Kocabaşoğlu-Murat Uluğtekin, Salnamelerde Kayseri, Kayseri Ticaret Odası Yayınları, Kayseri 1998, s. 48.
Papers of the American Board of Commissioner for Foreign Mission (ABCFM), Reel 583,
No: 629
ABCFM, Reel 583, No: 636.
600
Yrd. Doç. Dr. Şakir BATMAZ
Buralarda açılan okulların yanı sıra sağlık çalışmaları, yetimhane ve yardım çalışmaları Board’ın faaliyetlerini geniş bir yelpazede yapma gayreti içinde olduğunu ortaya
koyar.
Erzurum istasyonu, Amerikan Board’ın Doğu Türkiye Misyonunda önemli istasyonlardan birisidir. Mardin ve Harput gibi diğer istasyonlara göre kuruluşunun
eskiliğine rağmen hem dinî hem de eğitim alanlarında onlar kadar gelişme kat edemediği bir gerçektir. Bu bölgeye ilk defa keşif amacıyla gelen Board misyonerleri Eli
Smith ve Harrison Gay’dir. Büyük sıkıntılar içinde başladıkları bu seyahatte ölümü
dahi göze alacak kadar idealist olan bu misyonerler Malta’dan başlayan seyahatlerine
İstanbul’dan sonra kara yoluyla devam ederek Tokat üzerinden Erzurum’a gitmişlerdir. Joseph L. Protestant Diplomacy and the Near East adlı eserinde bu seyahat
hakkında şu şekilde bilgiler verir:
“Aynı zamanda amaçları sahil bölgelerindeki şehirlerde yaşayan Müslüman ve
Yahudi olmayan azınlık üzerinde Amerikan kültürünü genişletmek oldu. Anadolu ve
Pers toprakları üzerindeki bu hareket Eli Smith ve Harrison Gay tarafından 1830 yılı
Ocak ayında Boston’dan başladı. Üç hafta sonra Smith hem Malta’dan hem de henüz
balayı yaptığı karısı Elizabeth’den ayrıldı. Bu iki öncünün İstanbul’a yaptıkları seyahatte yanlarında birkaç batılı yanında hiçbir Amerika’lı yoktu. Anadolu’da kamp
malzemelerini ve eşyalarını katırlarla taşıdılar, soyguna uğradılar, Smith birkaç kez
koleradan hastalandı. Hele ikincide neredeyse ölüyordu”17. Board teşkilâtının bu bölgeye görevli olarak gönderdiği Eli Smith, Erzurum’a ulaştığında şehrin ticarî, sosyal,
tarihî ve kültürel yapılanmasının yanında özellikle buradaki Ermeni topluluğu üzerinde durmuştur. 1833 yılında kısa adıyla Armenia olarak yayınlanan bu seyahate ilişkin
hatıratında Erzurum ve Ermeni topluluğu hakkında şunları anlatmaktadır:
Birkaç yıl önce, vebanın büyük yıkımından önce, Erzurum’un nüfusu 100.000’di.
İkinci ziyaretimizde bize hükümetin vergi toplamına bağlı olarak Rus istilası zamanında 11.733 Türk ve 4.645 Hristiyan evi bulunduğu söylendi ki bu yaklaşık 80.000
kişi yapıyordu. Hristiyan sakinlerden 50 ev Yunanlılarındı ve Ermeni kilisesine ait
olan yaklaşık 19.000 insan ya da 3.950 ev haricinde 645 Katolik Ermenisi vardı. Biz
oraya gelmeden önce yaklaşık olarak tüm Hristiyan halk oradan ayrılmıştı. Şehir o
kadar terkedilmişti ki onun bizim dönüşümüze kadar olan halini kısa bir şekilde anlatmaktan daha fazlasını yapamam. Ermeniler, psikopos tarafından yönetiliyordu. Psikoposun önce ayrılması onu görmemizi engelledi. Fakat biz onun karakteri hakkında
başka insanlardan bilgi aldık. O manastıra girmek isteyenlerin eğitimi için seminerler
düzenlemiş ve bundan faydalanmayan kişileri papazlık için atamamış. Muhtemelen
bu küçük bir organizasyondu ve çalışmalar düzenli değildi. Fakat ne kadar mütevazı
olursa olsun bu girişim çok önemliydi. Son olaylar bu duruma çok fazla zarar verdiği
için kişisel gözlem yapma fırsatımız yoktu. Soruşturmalarımızda hiçbir okulun Ermeni din adamlığının eğitimi kadar özel eğitim oluşturmadığını öğrendik. Ermenilerin
sayıca çok fazla olmasına rağmen, onların sadece iki kilisesi olması merak uyandırı17 Joseph L. Grabill, Protestant Diplomacy and the Near East, Missionary Influence
on American Policy, 1810-1927, Universıty of Minnesota Pres, s. 9.
601
HOŞGÖRÜ TOPLUMUNDA ERMENİLER
cıdır. Bunlardan biri çok küçüktür ve diğeri de ibadet edilen büyük bir bina gibi ahıra
benzeyen düzensiz, karanlık ve kötü bir binadır. Fakat papazlar, 32 tane olup yeteri
kadar fazladır. Şehirden çok uzakta olmayan bir yerde her ikisinde de üç ya da dört
Vartabed’in ikamet ettiği, kendilerini destekleyecek kadar fonları olan dört tane Ermeni manastırı vardır. Fakat bunların hepsi şu anda terkedilmiştir18.
Biz burada ilk önce eski gömü yerlerinin çoğunu birbirinden ayıran büyük kilisenin büyük mezarlığında tek kişilik mezar örneklerini inceledik. Onlar bir koç şeklinde
oyulmuş taşlardan yapılmıştır. Ermenilerin genellikle Smyrna ve Constantinople’da
bile ölümün ticareti ve mesleklerinin sembolü mezar taşlarını işlemeyi severler. Sapan
o insanın evli olduğunu, makas terzi olduğunu, örs ve çekiç nalbantı temsil eder ve
bir çekiç, bıçak ve bir ayakkabı tabanı kunduracının sembolleridir. Bu tür hiyerogliflere çok fazla ilave yapılabilir. Bunlardan çoğu bir masa, bir şişe, bir fincan veya bir
kemanla belirtilirdi ve birinin üzerinde keman vardı. Ben hem mezarların şekillerinin
hem de bu anlamsız sembollerin motiflerini bilmiyorum; fakat belki de pastoral bir
ülkede bir sembol bir rütbenin temsilcisi olabilirdi. Savaşan insanlar arasından ata
binenler ve başka semboller bolluk içerisinde kazanılmış olan maddeleri yaşamın güzel yanları olarak diğer nesillere anlatmak için olabilirdi. Bu semboller eskiydi ve biz
onların hangi millet tarafından dikildiğini anlamak için yazıtları araştırdık. Sadece
birinin üzerinde mektuplar vardı ve Ermeni alfabesine aitti. Eski olan başka bir yerin
altındaki olanı fark edince bunun sebebini sorguladık ve bize bunun nedeni olarak
eğer bir çocuk konuşmaya başlamadan belirli bir yaşa kadar yaşarsa, o mezar mahmuzların ayaklarının ortasından geçirilir ve böylece dili çözülür dendi.
Papazın koruması nedeniyle Erzurum Ermeni Gramer Okulu olağandışı bir şekilde büyüktü ve gelişmişti. Bu okulun müdürü 5 ya da 6 asistanı olan meslek sahibi
olmayan biriydi ve okul gramerden mantık ilmine kadar yaygın branşların hepsini içeren farklı bölümlere ayrılmıştı ve çalışan 500 ya da 600 tane eğitmeni vardı. İnsan sayısının çok fazla olduğu bir şehirde okuyan insanların tam sayısını elde etmek oldukça
zordur. Bize erkeklerin yarısının okuyabildiği bildirildi. Fakat Erzurum’daki Ermenilerin Türk Ermenilerinden daha zeki olduğu kesin olmasına rağmen bu oran oldukça
fazladır. Şehrin Ermeni kadınlarının okuldan memnun olduklarını öğrenmedik, fakat
bazılarının okuyabildiği konusunda ikna olduk. Bu bölgenin katolik Ermenilerinin
şu andaki durumuna baktığımızda mezhep olarak varlıklarını borçlu oldukları daha
önceki cizvit misyonlarını kaybetmemeleri önemlidir. Erzurum, cizvitlerin kumanda
merkeziydi. Türk Ermenistan’ı için ve sadece yüz ölçümü açısından değil aynı zamanda etkilerini de hissedebilen uzaktaki ülkelerin insanlarını kendine çeken ticareti
sayesinde seçildi. Trabzon elçisinin başta olduğu sırada, onlara koruma fermanları
verildi ve M.S. 1688 yılında evlerini aldılar. Ermeni papazı ilk fikir değiştiren kişilerin
arasındaydı fakat kısa bir süre sonra diğer Ermeni papazları cizvitlerin bir kısmının
demirlerin içinde konulduğu, geri kalanının sürgün edildiği zulümlere baş kaldırdılar
ve çoğunun fikrini değiştirmesi hoş karşılandı. Elçinin etkisi onları eski mevkilerine
getirdi ve öyle bir başarı kazandılar ki son yüzyılın başlarında misyonlarını ikiye bölmek zorunda kaldılar. Bunlardan müzehhip St. Gregory ismini taşıyan biri Tortum,
18 Eli Smith, Armenıa: Includıng a journey, Boston 1833, s.127.
602
Yrd. Doç. Dr. Şakir BATMAZ
Hasan Kula, Kars, Beyazıd, Arabkir ve 40 tane köyü içeriyordu; St. Ignatius olarak
adlandırılan diğeri Ispir, Bayburt, Akhaltsikhe, Trabzon, Gümüşhane ve 27 köyü içeriyordu. Her iki şehirde de 1.500’den fazla katolik barındırılıyordu. Erzurum’daki
Katolik Ermenilerin sayısı Erzurum Rusya’ya teslim olduğunda 645 ev olarak bildirilmişti. İki haberci bunları 400 olarak, bir Ermeni papazı sadece 200 ya da 300 ev olarak
hesaplamıştı. Onların hiç kilisesi yoktu ve vaftizleri, cenaze servisleri, evliliklerinin
çoğu Ermeni papazları tarafından yapıldı ve vergiler başka mezheplere paylaştırıldı.
Hükümet onları daima Ermeniler arasında barındırdı. O sıralarda İstanbul’da Papalık
Ermenilerine kendi rahipleri tarafından zulümlerine yasak kondu. Erzurum’a yakın
köylerde sayıları azdı, dağınık halde bulunuyorlardı19.
5. Müslümanlar Arasında İncil Dağıtılması
Eli Smith, tıpkı Everek’te olduğu gibi Erzurum’da da misyonerliğin önce Müslüman ahaliye yönelik olarak yapılmaya başlandığında bahseder. Ancak kendisinden
önce yapılan bu faaliyette çokta başarılı olmamıştır. Şöyle ki:
Erzurum yüksek bir yerde olduğu ve deniz seviyesinden 7000 fit yüksekte olduğu için iklimi soğuk ve fırtınalıdır. Haziran 13’den 22’ye kadar termometre öğle vakti
gölgede 55o’den 65o’ye kadar değer gösteriyor. Kış kıyafetleri ile rahat edemiyorduk,
her gün yağmur yağıyordu ve rüzgâr soğuk ve kasvetliydi. Aslında, şehrin hemen üstünde olan dağ ayın 15’inde kendi yağışına ek yağış alıyor ve tamamen beyaz oluyor.
Nisanın sonlarında yaptığımız ikinci ziyarette caddeler karla kaplıydı. İki ya da üç
günlük seyahatten daha yakın bir yerde üretilen herhangi bir meyve türünü öğrenmedik. Şu anda kömür bilinmiyor ve üç günlük seyahat mesafesinden getirilen bitki
ve çam dışında herhangi bir ağaç kullanılmıyordu. Tek Protestan misyoner çabası,
bilgilerimizden elde edebildiğimiz kadarıyla, Erzurum’da biz gelmeden biraz önce
gerçekleşti. Rus ordusunun varlığı onlara savunma sağlarken Türk hükümeti altındaki
Müslümanlara İncil’i anlatmadaki engellerin farkında olan Shoosha’daki misyonerler, bunu yapmak için fırsat bulmaya karar verdiler. Bu yüzden Bay Zoremba çok
fazla sayıda Türkçe ve Ermenice, bir kaç tanede Rusça kutsal kitap alarak hükümet
tarafından anlaşılmamak amacıyla önce Tiflis’e gitti. Ekselans onun projesine sıcak
baktı ve ona ordunun başındaki subaylara göstermesi için mektup verdi, bu da onun,
onların saygısını kazanmasına ve koruma altına alınmasına sebep oldu. İlk ziyareti
Kars’aydı. Şehirde 100’den fazla Türk yoktu. Fakat onun kitaplarını taşıdığımız Ayan
evlerinde efendiler ve diğer insanlarla dolu bir oda gördü. Onlar İncil’i kibirli bir
ruh hali ile incelediler ve tartıştılar; O Erzurum’dan dönüşü sırasında sadece bir tane
Türkçe İncil sattı. O Beyazıt’ta bağnaz ve düşman olan bir kaç Müslüman buldu ona
çok az şey söyleyerek başlarından savdılar. O hiç Türkçe kutsal kitap satamadı. Çok
fazla Türk’ün olduğu Erzurum’da ilk başta hiçbir şey söylememe ve sadece kitaplarını
pazar ve cadde yoluyla satmak için gönderme kararı aldı. Fiyatlar onun planladığından düşük geldi ilk başta reddedildi. Fakat daha sonra her fiyata sattı hatta bedava bile
verdi. Yedi ya da sekiz gün sonra daha fazla teklif yapılmadı ve satışlar durdu. Sonra o
19 Eli Smith, age,s.128-130.
603
HOŞGÖRÜ TOPLUMUNDA ERMENİLER
fırsatını bulduğu insanlarla konuşmaya başladı. Birkaç tane cesaret verici istisna hariç
dinlerine söylenen her şeyi kolaylıkla kapattılar ve sorguyu engelleyemediler. O kitabının parçalara ayrıldığını duydu. Sonunda ayrılmak için pasaport için konuştuğunda
kadı ve müftü, generale ona karşı olan düşmanlığın çok güçlü olduğunu söylediler,
eğer o öldürülürse onlar sorumlu olmayacaktı. O yinede ayrılışını yaptı. Tüm seyahat
boyunca karşılaşabileceği tüm dillerde kutsal kitaplara sahip olmasına rağmen o sadece 17 düka ve yaklaşık 40 dolarlık kitap sattı. Türkçe bir tane İncil ve 14 Tevrat sattı;
3 İncil, 22 Tevrat verildi. Bu onun hevesini kıran bir rapor gibi gözüküyor ama benim
Türkiye’deki Müslümanların kibirli bağnazlığı ve fanatikliğe olan etkim o kadar çok
ki bundan oldukça cesaretlendim ve bununla ilgilendim. Hıristiyanları hor görmeleri
onları başka açılardan çok kızdırıyor; bizim kutsal kitaplarımızı okumak için meraklanmalarını engelliyor. Onlar ne zaman gerçeği duymak isteseler ben memnun oluyordum (onlar bunu reddetmek ve karşı koymak için duymak isteseler bile) Eğer Allah
kelimesi okunmak için getirilirse okuyorum. Suyun üzerine ekmek atılıyor ve çok
sonra bulunuyor. Barış görevlilerini görmek, savaştaki yeni durumlarda işe yaramak,
onların güzel haberlerini beyan etmek ne kadar da güzeldir. Sonra Tanrıya şükretmek
için insanların öfkesi ortaya çıkar20.
6. Doğu Türkiye Misyonunun Kurulması ve Erzurum
Doğu Türkiye Misyonu, Ermeni nüfusunun ülkenin diğer bölgelerine nispeten
daha yoğun olduğu bölgeleri içine alması dolayısıyla Amerikan Board adına farklı
bir önem arz etmiştir. Bu bölgede yaşayan Ermenilerin eğitim düzeylerinin, ülkenin
büyük şehirlerinde ve batı bölgelerinde yaşayan Ermenilere nazaran daha düşük seviyede olması Amerikan Board’ın, eğitim faaliyetlerine bu bölgede daha çok ağırlık
vermesini gerektirmiştir. Aşamalı olarak önce çok sayıda ilköğretim kurumları açılmış
ve daha sonra buralardan mezun olanların devam edebileceği okullar tesis edilmiştir.
1914 yılına gelindiğinde ise Doğu Türkiye Misyonu sınırları içerisinde eğitim alan
toplam öğrenci sayısı yedi binin üzerine çıkmıştır21.
Erzurum’da ilk Protestan kilisesi 1847’de kurulmuştur. Board misyonerlerinin
1830’da ilk defa bu bölgeye geldiği göz önüne alınacak olursa öncelikli faaliyet burada bir kilise açmak olduğu anlaşılabilir22. Bu ilk adımlarda Osmanlı Devleti’nin 1839
Tanzimat Fermanı sonrası gayrimüslim azınlığın hak ve özgürlüklerini arttırma gayreti içinde olmasının elbetteki büyük etkisi vardır. Misyonerler, Erzurum’da bulunan
küçük Protestan cemaatinin dinî ihtiyaçlarını giderme amacıyla açtıkları kilise ya20 Eli Smith, , age, s.136-138.
21 İdris Yücel, Kendi Belgeleri Işığında Amerikan Board’ın Osmanlı Ülkesindeki
Teşkilâtlanması, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Kayseri 2005, s.123.
22 James Barton ilk Bord misyonerlerinden iki kişinin 1939 yılında buraya geldiğini
ifade eder. Bkz. James Barton, Daybreak ın Turkey, Boston The Pılgrım Pres,
Newyork, s. 139.
604
Yrd. Doç. Dr. Şakir BATMAZ
nında Erzurum istasyonunun dış istasyonlarını oluşturma gayreti içinde olmuşlardır.
Ancak bu da çok kısa bir süre içinde gerçekleşememiştir. İlk dış istasyonlar arasında
Trabzon ve Humus bulunmaktadır. Zamanla Erzurum istasyonuna bağlı dış istasyonlar Osmanlı hudutlarının dışına çıkarak güney Kafkasya’ya kadar yayıldığı görülür.
Erzurum istasyonuna bağlı olarak oluşturulmuş dış istasyonlar ve bunların kuruluş
tarihleri şu şekildedir23:
1835: Trabzon
1839: Erzurum
1853: Humus
1860: Çevirme, Haramik
1862: Erzincan, Melikhan
1867: Elpis, Komatzor
1868: Ordu, Şane, Göklü
1869: Pert, Heslu, Kaghki, Karakilise, Kars
1870: Kozlu
1871: Boznaz, Yediveren, Hasdur
1872: Hazark, Pakariç, Karabazar, Beyazıt
1875: Semen
1876: Giresun
1880: Karaköprü, Sınren, Hazlag
1894: Suveren
1897: Esteku
1910: Karaçoban
Rusya Bölümü:
1880: Houlican
1882: Karakale
1883: Echmiadzin
1885: Bayraktar
1886: Erivan
1888: Ganiköy, Hacıkara, Düşkent, Çamurlu
1889: Baberli
1895: Alexandropol
Dış istasyonlar Anadolu topraklarının yanında Güney Kafkasya’da bulunan ve
Ermeni nüfusun sıkça yaşadığı yerleri kapsamaktadır. Erzurum istasyonunun 1840
yılındaki kuruluş çalışmaları esnasında Amerikan Board teşkilâtı tarafından 1 bay,
1 bayan misyoner görevlendirildiğini görmekteyiz. Buraya ilk papaz tayininin 1855
23 Yücel, agt, 124-125.
605
HOŞGÖRÜ TOPLUMUNDA ERMENİLER
yıllarında yapıldığı görülür. 1860 yılına gelindiğinde buraya gönderilen papaz geri
dönerken onun yerine 1 vaiz ve 1 öğretmen görevlendirilmiştir. Bu vaiz ve öğretmen
Osmanlı vatandaşıdır. Burada görevli Amerikalı misyonerlerin sayısı 1-4 arasında
değişirken yerli personel ise sürekli artış göstermiştir. Özellikle bu artış Abdülaziz
döneminin sonlarında başlamış olup I. Meşrutiyet’in ilânı ile birlikte yükselmiştir.
Bunda büyük devletlerin baskısıyla Tanzimat’ta olduğu gibi Meşruti yönetimde de
gayrimüslimlerin hak ve yetkilerini arttırma çabalarından doğan boşluktan istifade
etmenin mutlak etkisi vardır. 1.900 yılında açılan okullara ihtiyaç duyulan öğretmen
sayısının artmasıyla öğretmen sayısı 19’a çıkmıştır. Board teşkilâtının son kayıtlarının
olduğu 1914 yılında Erzurum istasyonuna bağlı 4 misyoner, 4 yardımcı, 4 papaz, 3
vaiz, 18 öğretmen, 2 yardımcı olmak üzere toplam 35 kişi vazife yapmaktadır.
1940’lı yıllarda küçük bir ibadet yeri ve 10 civarında cemaati bulunan Erzurum
istasyonu bu durumunu 1947 yılına kadar devam ettirmiştir. Bu tarihte açılan Protestan kilisesi ile artık bir dini merkez etrafında örgütlenmeye başlamışlar ve kiliseye
üye olan insan sayısı bu tarihte henüz beştir.1860 yılına kadar bu durumun çok fazla
gelişme göstermeksizin bu şekilde devam ettiğini görmekteyiz. Bu yıl kilise sayısı
birden üçe çıkmıştır. Buna bağlı olarak üye sayısı da 36’ya yükselmiştir. Bu arada
kilise haricinde ibadet yeri sayısı da bu yıldan itibaren hızla yükselmiştir. 1862’de
dörde, 1863’de altıya, 1864’te ise yediye çıkmış olup bu durum cemaat sayısının hızla
artması sonuca ibadethaneye duyulan ihtiyaçtan doğmuştur. Zira 1861 yılında cemaat
sayısı 40 iken 1862 yılında 217’ye yükselmiştir. 1883 yılında cemaat sayısındaki artış
yeni kiliseler yapmayı da zorunlu kılmıştır. 1883’te kilise sayısı üçten dörde çıkmıştır.
1884’te ise bu sayının beşe çıktığını görmekteyiz. Aynı yıl cemaat sayısı ise 1.000’dir.
1891 yılında kilise sayısı aniden yediye çıkmıştır. İbadethane sayısı ise 31’dir. 1892
yılında ise kilise sayısı 10’a çıkmıştır. Bu Board’ın Erzurum istasyonunda bu zamana
kadar açılan en çok kilise sayısıdır. Ancak çok geçmeden hemen bir yıl sonra kilise
sayısının tekrar yediye düştüğü görülür. 1900 yılında Board misyonerlerinin ibadethane sayısı 9’a kadar düşmüştür. Cemaat sayısı 1.218 iken ibadethane sayısındaki bu
ani düşüş muhtemelen dönemin siyasi şartları ile alâkalıdır. Bu yıl kilise sayısı 9 iken
kiliseye devam eden üye sayısı ise 252’lere kadar düşmüştür. Bu durum aşağı yukarı
1914 yılına kadar bu şekilde devam etmiştir. 1914’te ibadethane sayısı 8, cemaat sayısı 1.065, kilise sayısı 9 ve üye sayısı 342’dir.
Erzurum’da eğitim faaliyetleri ise 1853 yılında bir okul açılarak başlamıştır. Bu
22 kız ve erkek öğrencinin birlikte devam ettiği karma bir okuldur. Bu durum 1865
yılına kadar devam etmiş, bu yıldan itibaren yeni açılan okul sayısında meydana gelen artışla yeni beş karma okul daha açılmıştır. Böylece toplam altı okulda 133 kız ve
erkek örenci eğitim görmektedir. 1870 yılına gelindiğinde yeni açılan okul sayısında
büyük bir artış olduğu görülür. Yeni açılan beş yeni okulla birlikte toplam Erzurum
istasyonundaki okul sayısı 12’ye çıkmıştır. Bunlardan biri kız diğeri ise karma okullardır. Öğrenci sayıları ise toplam 258’dir. 1875 yılında okul sayısının 18’e öğrenci
sayısının ise 324’e çıktığı görülür. 1880’de okul sayısı 19 öğrenci sayısı ise 480’dir.
Bu okullardan iri yine kız okulu diğer 18 ‘i ise karma okuldur. 1885 yılında Erzurum istasyonunda üç yeni kolejin açıldığını görmekteyiz. Böylece mevcut okul sayısı
606
Yrd. Doç. Dr. Şakir BATMAZ
23’e yükselmiştir. Bu yıl aynı zamanda Erzurum istasyonunda Amerikan Board’ın
kurumsallaştırmasını en uç noktaya taşıdığı zamandır. Bundan sonraki zamanda hem
okullaşma oranı hem de öğrenci sayısında ciddi bir düşüşün yaşadığı görülür. 1890’da
üç kolej kapanmış ve karma okul sayısı da 17’ye düşmüştür. 1900 yılında okul sayısı
14’e düşerken öğrenci sayısı ise 443’tür. Sonradan açılan kolejlerin hepsinin kapandığı göze çarpar. 1910 yılına gelindiğinde okul ve öğrenci sayılarında tekrar bir artış
göze çarparsa da 1914’e gelindiğinde bu artışın devam ettirilemediği görülür. 1914
yılında okul sayısı 13, öğrenci sayısı ise 506’dır24.
Amerikan Board misyoner teşkilâtının bu faaliyetleri neticesinde Erzurum istasyonunda yaşayan ne kadar Ermeninin Protestanlığı kabul ettiğini söylemek mümkün
değildir. Ancak kilise, okul ve cemaat sayısında yıllar itibarıyla meydana gelen artış
elbetteki burada yaşayan Ermeni topluluğuyla da alâkalıdır. Bundan dolayı Echmiadzin, Erivan gibi Ermeni nüfusun ağırlıklı olarak yaşadığı Erzurum’un dış istasyonları
da göz önüne alınırsa bu faaliyetlerin Ermeniler üzerindeki önemli bir tesir ortaya
koyduğunu söylemek mümkündür.
Sonuç:
Amerikan Board misyoner teşkilatının Anadolu topraklarında faaliyete başlamasının ardında öncelikle bu coğrafyanın jeopolitik ve jeostratejik konumu ile yeraltı zenginlikleri yatmaktadır. Ayrıca Avrupa devletleri ve Rusya tarafından Osmanlı
Devleti’nin teb’asına sunduğu inanç hürriyetinin 1839 Tanzimat Fermanı ile teminat altına alınması çabaları misyonerler için rahat bir çalışma ortamı doğurmuştu. İlk
misyonerlerin keşif gezilerinden sonra başlangıçta etnik unsurlar üzerinde mezhep
değiştirme faaliyetlerinin yürütüldüğünü görmekteyiz. Elbetteki bunda Müslümanlar
arasında İncil dağıtmakla başlayan çabaların sonuçsuz kalmasının da etkisi vardır.
Ermeni topluluğu, Amerikan Board’ın doğu ve batı misyonu içinde bazı önemli istasyonlarda nüfus yoğunluğuna sahiptiler. Board misyonerleri açtıkları, bu istasyonlardaki Protestan okulları, hastane ve kiliseleri ile Ermeni topluluğunun mezhep değiştirmesi için çalışmalar yürütmüşlerdir. Araştırmamıza konu olan Everek’te Board
kayıtlarına göre yapılan faaliyetlerden çok fazla netice alındığını söylemek mümkün
değildir. Zira Develi Kayseri’ye bağlı küçük bir yerleşim merkezidir. Buna karşın
Erzurum’da ise daha sistemli bir faaliyet yürütülmüştür. 1880’de Erzurum istasyonu
içinde Protestan misyonerlerinin açtıkları okulların sayısı 18’dir. Bu faaliyetler neticesinde ne kadar Ermeni’nin mezhep değiştirdiğini söylemek mümkün değildir. Ancak burada sürekli artan cemaat ve kilise sayısına bakarak Board misyonerlerinin bu
çabalarında başarıya ulaştıklarını söylenebilir. Bu tebliğde Amerikan Board’ın kendi
kaynaklarında ve ilk misyoner rahiplerin hatıratlarından yola çıkarak Everek ve Erzurum Ermenilerinin nasıl Protestanlaştırılmaya çalışıldığı üzerinde durulacaktır.
24 Yücel, agt, s.126-130.
607
HOŞGÖRÜ TOPLUMUNDA ERMENİLER
Kaynakça
Arşiv Belgeleri
Papers of the American Board of Commissioner for Foreign Mission (ABCFM), Reel
583, No: 629; Reel 583, No: 618; Reel 583, No: 636; Reel 583, No:
625.
Diğer Eserler
Açıkses, Erdal, Amerikalıların Harput’taki Misyonerlik Faaliyetleri, TTK Yay.,
Ankara 2003.
Alan, Gülbadi, Merzifon Amerikan Koleji ve Anadolu’daki Etkileri, Basılmamış
Doktora Tezi, Kayseri 2002.
Alan, Gülbadi, Protestan Amerikan Misyonerleri, Anadolu’da ki Rumlar ve Pontus
Meselesi, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, S.10,
Kayseri 2001.
Barton, James, Daybreak ın Turkey, Boston The Pılgrım Pres, Newyork.
Dağlı, Mustafa, Anadolu’da Kurulan Yabancı Okullar ve Tesisleri, Basılmamış
Doktora Tezi, Kayseri 1991.
Grabill Joseph L., Protestant Diplomacy and the Near East, Missionary Influence on
American Policy, 1810-1927, Universıty of Minnesota Pres.
Hülagü, Metin, “Osmanlıdan Cumhuriyete Misyoner Ermeni, Terör ve Amerika
Dörtgeninde Türkiye, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Dergisi, S.10, Kayseri 2001.
Kocabaşoğlu, Uygur, Kendi Belgeleriyle Anadolu’daki Amerika -19. Yüzyılda Osmanlı
İmparatorluğundaki Amerikan Misyoner Okulları, Akba Yayınları,
İstanbul 1991.
Kocabaşoğlu, Uygur-Murat Uluğtekin, Salnamelerde Kayseri, Kayseri Ticaret Odası
Yayınları, Kayseri, 1998.
Longman Dictionary of Contemporary English, Pitmon Press, England 1983.
Sevinç, Nejdet, Ajan Okulları, Oymak Yayınları, İstanbul 1975.
Smith, Eli, Armenıa: Includıng a journey, Boston 1833.
Şimşir, Bilal, “Ermeni Propagandasının Amerikan Boyutu Üzerine”, Tarih Boyunca
Türklerin Ermeni Toplumu ile İlişkileri Sempozyumu, Atatürk
Üniversitesi Yayınları, Ankara 1985.
Yücel, İdris, Kendi Belgeleri Işığında Amerikan Board’ın Osmanlı Ülkesindeki
Teşkilâtlanması, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Kayseri 2005.
608
Download

Osmanlı Toplumunda Birlikte Yaşama Sanatı