HAKIM ATA
tan'ın
güneyine doğru devesiyle yola çı­
kar, Bineva beldesine ulaşınca deve yürüyemez olur, bütün gayretiere rağmen
tek adım bile atmayan deve sadece bağırmaktadır. Bundan dolayı daha sonra
bu beldeye " Bakırgan" (bağıran) adının
verildiği rivayet edilir. Çobanlar, Buğra
Han'a ait hayvanların otlağı olan bu yöreden Hakim Ata'yı çıkaramayınca durumu Buğra Han'a bildirirler, ancak Buğra
Han, Hakim Ata'nın Ahmed Yesevi'nin
müridi olduğunu öğrenince tavır değişti­
rir. Anber adlı kızını ona nikahladığı gibi
kendisi de müridi olur. Hakim Ata irşad
hizmetlerine devam ettiği Bakırgan'da
vefat etmiş. Akkurgan'a defnedilmiştir.
Bugünkü Kongrat şehrinin yakınlarında
bulunan kabri meşhur ziyaret yerlerinden biridir. Hakim Ata ' nın Muhammed
Hoca, A~gar Hoca ve Hubbl Hoca adlı üç
oğlu olmuştur. Özellikle yaşlı kadınlar tarafından çok ziyaret edilen Hubbl Hoca
ile ilgili Hakim Ata Kitabı'nda nakledilen bilgi ve menkıbeler "Hikaye-i Hubbl
Hoca" adıyla ayrı bir risale haline getirilmiştir (İA, VII, s. 102) .
defa değişikyerlerde kültür seviyesi farklı kişilerce istinsah edilmesi nüsha farklarını çoğaltmıştır. Eserlerin XII. yüzyıl­
dan sonra geçirdiği değişiklikler Türk dili tarihi açısından da önemlidir. Hakim
Ata'nın Orta Asya ve özellikle Kuzey Türkleri arasında çok yaygın olan eserleri
şunlardır: 1. Bakırgan Kitabr'. Ahmed
Yesevı~nin Divan-ı Hikmet1 gibi çeşitli
zamanlarda yaşamış değişik şairlere ait
sGfiyane şiirler ve ilahiler mecmuasıdır.
Eser. Hakim Ata'dan başka on dört şaire
ait 124 manzume ve sekiz manzum hikayeyi ihtiva eder. Eserin üs!Gp ve muhtevası da büyük ölçüde Ahmed Yesevl'nin Divan-ı Hikmet'inin tesiri altında­
dır. Ayrıca Divan-ı Hikmet'te yer alan
mi'raciyye gibi bazı manzumelerin Hakim Ata'ya ait olduğu bilinn:ıektedir.
Eser Kazan'da 1846 ve 1884'te yayım­
lanmıştır. 2. Ahir Zaman Kitabı. Kıya­
met alametlerinden bahseden bu küçük
eserde Hz. Peygamber'in ümmetinin
günahlarını affettirmek için yalvarıp yakarması canlı bir şekilde tasvir edilmiş­
tir. Eserde gelecekte vuku bulacak bazı
olayların kesin tarihlerinin verilmesi. bu
Hakim Ata. Ahmed Yesevl'nin Türkler
bilgileri kabul edenlerle hurafe nazarıyla
arasındaki en meşhur halifesidir. Ali Şlr
bakan immler arasında XIX. yüzyılda şid­
Neval'nin ifadesiyle, "Onun fevayidi etrak
detli tartışmaların meydana gelmesine
arasında meşhurdur" (Nesayimü'l-mesebep olmuştur. Kazan'da 184Tde yahabbe, s. 384). Ahmed Yesevl tarzında
yımlanan eseri Rus misyoneri papaz E.
sGfiyane hikmetler yazmak Yesevlliğin
bir esası olduğundan Hakim Ata edebi- · A. Macov Hıristiyanlık inancı açısından
tenkit etmiştir (İA, V/1, s. 103). 3. Hazyat ve sanat bakımından da şeyhine uyret-i Meryem Kitabı (Kazan 1878) . Hz.
muş. onu taklide çalışmıştır. Hakim Ata.
Meryem'in vefatını destan üs!Gbuyla anmürşidi kadar olmasa da söylediği hiklatan sekiz sayfalık eserin en mühim
metlerle İslam dinine yeni ısınan Türközelliği cehrl zikir yapan tarikat mensupler'in dini-ahlaki anlayışlarının ilk mimarlarınca koro halinde okunmasıdır.
larından biri sayılır. "Her geleni Hızır. her
Bİ BLİYOGRAFYA :
geceyi Kadir bil" hikmeti ona ait olduğu
gibi, tevazu için söylenen en güzel sözHakim Ata Kitabı, Kazan 1846; Ahmed Yesevi, Divan-ı Hikmet, istanbul 1299, s. 47-56;
lerden biri olan. " Başkası buğday biz saHazini, Cevahirü 'l-ebrar, iü Ktp., TV, nr. 3893,
man. başkası yahşi biz yaman" sözü de
s. 91-1 00; Reşehat Tercümesi, s. 15-16; Ali Şir
onundur (Reşehat Tercümesi, s. 15-16).
Nevai, Nesayimü'l-mehabbe (nşr. Kemal ErasHakim Ata'nın halk diliyle söylediği hiklan), istanbul 1979, s. 384; Gulam Server Lahümetler Türkler'i dini-ahlaki konularda ayri, ljazinetü '1-aş{iya', Kanpur 1902, I, 534; Cemaleddin Velidi Efendi, Tatar Edebiyatının Badınlatmış. Allah ve Peygamber sevgisini
rışı, Orenburg 1912, s. 87-89; Köprülü, ilk Muaşılamıştır. 122 beyitlik manzum mi'raciytasavvıflar (İstanbul 19ı9). Ankara 1976, s.
yesi bu alanın ilk Türkçe örneklerindendir.
172; Ali Rahim - A. Azjz, Tatar Edebiyatı Tarihi,
Hakim Ata'nın Nakşibendiyye kültüründe de önemli bir yeri vardır. Nakşiben­
diyye'yi Yeseviyye'nin bir kolu olarak değerlendirenler. Nakşl silsilesindeki sGfilerle Ahmed Yesevl ve Hakim Ata arasın­
daki bağa dikkat çekmektedirler. Hakim
Ata'nın en meşhur halifesi Zengl Ata'dır.
Eserleri. Hakim Ata'ya ait eserlerin esnüshaları bugüne ulaşmamıştır. Yazılı
edebiyatın olduğu kadar sözlü edebiyatın da ortak malı olan bu eserlerin çok
ki
184
Kazan 1922, I, 95-119; Kemal Eraslan, "Hakfm
Ata ve Mi'rac-namesi", Atatürk Oniversitesi
Edebiyat Fakültesi Araştırma Dergisi, sy. 10,
Ankara 1979, s. 243-304; Abdurrahman Güzel,
"Süleyman Hakim Ata'nın Bakırgan Kitabı
üzerine", TKA, XXXll/1-2 (ı994), s. 195-204;
Metin Karaörs, "Kayseri'de Bulunan Bir Ofvan-ı Hikmet Basması", a.e., s. 237-254; R.
Rahmeti Arat. "Hakfm Ata", lA, V/1, s. 101103; Günay Alpay, "I:Iakim Ata", E/2 (İng.), lll,
76; Özbek Sovyet Ansiklopedisi, Taşkent 197180, X, 403.
liJ
MusTAFA KARA
r
HAKiM CAMii
Kahire'de
ait cami.
Fatımi dönemine
L
_j
Yapımı Halife Aziz-Billah tarafından
Ramazan 380'de (990) başlatılan cami
ertesi yıl ibadete açılmış, fakat tamamlanması Hakim-Biemriilah döneminde
gerçekleşmiştir . Daha önce Camiu'l-hutbe diye anılan yapı bu sebeple onun adını
almış. ayrıca ei-Camiu'l-enver ismiyle de
tanınmıştır. İlk yapıldığında Kahire kapı­
larından BabülfütGh'un dışında bulunan
cami, Vezir Bedr ei-Cemall'nin 108Tde
surları tamir ederken genişletmesi sıra­
sında içeri alınmış ve binanın kuzey duvarı sura yaslandırılmıştır. Kaynaklarda
Hakim -Biemrillah'ın 393 (1003) yılında
caminin ikmalini emrettiği, 401 'de (1010)
minare çevresine koruyucu kule yaptır­
dığı ve 403 (1 013) yılında da iç donanımı­
nın tamamlanarak ramazan ayında ibadete açıldığı kaydedilmektedir. Hakim'in
ertesi yıl çeşitli vakıflar tahsis ettiği cami, başta 8 Ağustos 1303 depremi olmak üzere tarih boyunca pek çok tahribata maruz kalmış ve çeşitli onarımlar
görmüştür. Bunların en önemlilerinden
biri, depremin ardından o zaman henüz
"üstadüddar" makamında olan Memlük
Sultanı ll. Baybars tarafından 1304'te
yaptırılan büyük onarımdır. Cami, buraya birçok yeni vakıf tahsis eden Baybars'tan sonra 1360 yılında Sultan ei-Melikü'n-Nasır Hasan b. Muhammed b. Kalavun, XV. yüzyılda binaya bugün mevcut
olmayan bir minare ilave ettiren bir tacir
ve 1807 yılında mermer bir mihrap yap-
[., ._ ___...
Hakim Camii'nin planı
a
c
•
•
--- ------"'
•
•
•••
1
•
a
oo
4
•
•
o
t.:ıcl
.,
"
~
.
C::ı
~l
HAKiM ei-CÜSEMI
tıran naklbüleşraf ömer Mekrem tarafından
da tamir
ettirilmiştir.
Ancak XIX.
yüzyıl ressamlarının bazı resimleri binanın tekrar harap olduğunu göstermekteyse de cami son zamanlarda restore
edilmiştir.
Kenar uzunlukları birbirine eşit olmayan dikdörtgen biçiminde bir aviuyu çevreleyen revaklar halindeki yapı, bir ölçüde ibn Thlun ve Ezher camilerinin mimari özelliklerini gösterir. ibn Tolun Camii
gibi dörtköşe tuğla payeler üzerinde yükselen sivri kemerierin taşıdığı beş sahna
sahiptir; fakat revakların daha yüksek
olmasına karşı alanın küçüklüğü binaya
çok daha dikine bir görünüm vermektedir. Ezher'e benzeyen yanı ise kıble duvarında mihrap önünde bir, köşelerde de
birer tane olmak üzere üç kubbeye ve
orta kubbeden itibaren ön ibadet mekanını dikine kesen kalın payelerle sınırlan­
mış yüksek çatılı bir nefe sahip bulunmasıdır. Cephenin ortasındaki taçkapıyla
köşelerindeki dışarı doğru taşan iki minarenin birlikte ele alınarak bir cephe
düzenlemesi meydana getirilmiş olması
yeni bir durumdur ve bu durumu eski
Fatımi başşehri Mehdiye'deki (Tunus) ulucaminin etkilediği anlaşılmaktadır. Binanın cephesi ve minareleri taştan, geri kalan kısmı ise tuğladan yapılm1ştır.
Arap cami mimarisinde bir dış cephe estetiği nin ilk örneği olabilecek özelliklere
sahip yapının her tarafı ağaç. alçı . taş
üzerine oyma ve kabartmalarla zengin
bir şekilde tezyin edilmiştir. Caminin pencereleri, Ezher'deki gibi her kemerin eksenine bir tane gelecek şekilde kemer
sıralannın durumuna uygun olarak yerleştirilmiştir. Orüinal pencere şebekele­
rinden sadece birkaçı bugüne gelebilmiştir. Bunlardan biri. ince uzun kufi
harflerle aynalı yazı tarzında yazılmış Allah kelimesinden oluşan ve muhtemelen
daha sonraki Eyyubi veya erken Memlüklü onarımiarına ait olan alçı (stuko)
kafestir.
narelerin yaklaşık üçte iki yüksekliğinde­
ki kısımları, Eski Mısır tapınaklarının kapı kuleleri biçiminde iki katlı birer köşe
kulesiyle kapatılmış durumdadır. XV.
yüzyıl tarihçisi Makrizi, minarelerin süslü
kısımlarını kılıf gibi saran bu kulelerin
101 oyılında Hakim-Biemrillah'ın emriyle
yapıldığını yazmaktadır. Bu değişikliğin
sebebi, mimarın, Kahire minareleri arasında bir eşi bulunmayan ve herhangi bir
biçimde Hakim-Biemrillah'ın artık görmek istemediği anlaşılan bu iki taş işçili­
ği şaheserini yıkmaya kıyamayarak gözlerden ve dış etkilerden gizlernesi olsa
gerektir. Minareler birbirinden farklıdır.
Batıdakinin koruyucu kulesi caminin çatı
seviyesinde ibn Tolun Camii'ndekileri hatırlatan mazgallarla çevrelenmiştir. Yukarı katın üst kısmı ise Fatımi mihrap
nişlerini taçlandıran geçmeli geometrik
alçılara benzer dekoratif bir şeritle bezeli dir. Kuzeydeki minareyi koruyan kulenin aşağı kısmı camiye bitişik olan Bedr
ei-Cemali'nin inşa ettirdiği surun içine
girmiştir. üst katın doğu tarafı, 1303
depreminden sonraki onarıma mal edilen Memlüklü tipi nesihle yazılı ayetlerden oluşmuş bir kitabeye sahiptir. Kuleler içinde korunan orüinal minareler günümüze gayet iyi durumda intikal etmiştir. iki minare biçim ve süsleme bakı­
mından birbirinden farklıdır. Batıdakinin
gövdesi kare prizma şeklinde başlayıp
caminin çatı seviyesinin üstünde sekizgen prizmaya dönerken kuzeydeki minare kare bir kaide üzerinde yukarı doğru
incelerek yükselen bir silindir şeklinde­
dir. Her iki minare de çok çeşitli bitkisel
ve geometrik motiflerden oluşan kabartma kuşaklarıyla süslenmiştir; aydın­
latma pencerelerinin çerçeveleri de oymalarla bezelidir. Tezyinatı batı minaresininkinden tamamen farklı olan kuzey
minaresinde ayrıca Hakim-Biemrillah'ın
adını ve Receb 393 (Mayıs-Haziran 1003)
tarihini taşıyan geniş bir küfi kitabe şeri­
di bulunmaktadır. Batı minaresinin içinde. binanın çatı seviyesine gelen yerde
oyma nişlere sahip ve tavanı, kapı söveleri oymalarla süslenmiş mihraplı küçük
bir oda (itikaf hücresi ?) bulunmaktadır.
Her iki minarenin de tepe kısımlarının
1303 depreminde yıkıldığı ve Emir Baybars tarafından tamir etiirildiği sanıl­
maktadır.
Kahire'deki camiler arasında Arap cami mimarisinin estetik ve tezyinat bakı­
mından en değerli ilk örnekleri arasında
yer alan mabed, XIX. yüzyılın sonunda
bazı bölümlerinde açılan ilk islam müzesini de barındırmıştır.
BİBLİYOGRAFYA :
Makr1z1, el-ljıtat. ll, 277-282, 286; S. Flury,
"Die Ornamente der Hakim und Ashar Mo schee", Materialen zur Geschichte der aelteren Kunst des Islam, Heidelberg 1912; K. A. C.
Creswell. The Muslim Architecture of Egypt,
Oxford 1952-New York 1978, s. 65-106, lv. 15 32; a.mlf., "The Great Salients of the Mosque
of al-Hakim". JRAS (ı 923). s. 573-584; Suad
Mahir Muhammed. Mesacidü Mış r ve evliya'ühe'ş-şalif:ıün, Kahire 1391/1971, I, 228239; J. M. Bıoom. "The Mosque of al-Hakim in
Cairo", Muqarnas, 1, New Haven-London 1983,
s. 15-36.
~
DORIS BEHRENS ABOUSEIF
HAKiM el-CÜŞEMI
(~f~I,;.;J!)
Ebu Sa'd ei-Muhassin b. Muhammed
b. Kerrame el-Hakim ei-Cüşemi
(ö.
L
494/1101)
Zeydi müfessir,
fakih ve kelamcı.
.J
Ramazan 413'te (Aralık 1022) Beyhak'a bağlı Cüşem (Cişüm) köyünde doğ­
du. Buraya gelip yerleşen ve aynı adla
anılan bir Arap kabilesine mensuptur;
Caminin içinde Ezher'de olduğu gibi
kemer sıraları boyunca uzanan süslü kOfi hatla yazılmış ayetlerin yer aldığı alçı
bir şerit göze çarpar. Nefte de Bizans ve
Samerra tarzlarının karışımı olan stilize
bir ağaç motifinin işlendiği alçı levhalar
bulunmaktadır. Kemerler arasındaki ahşap kirişler Samerra tarzında oymalıdır.
Mihrabın orüinal tezyinatı günümüze
ulaşmamıştır.
Kabartma süslemelerinden dolayı caminin en ilgi çekici yanını oluşturan mi-
Hakim camiiKahlre 1 Mısır
185
Download

TDV DIA - İslam Ansiklopedisi