Roman&k Düşüncede Bilinç ve Yaratma Süreçleri Dr. Nil Korkut-­‐Naykı Roman&k Dönem (1770’lerden 1840’lara) Caspar David Friedrich, “The Wanderer above the Sea of Fog” (1818) Roman&klerin Zihin ve Bilinç Anlayışı Zihni tanımlamak için iki karşıt metafor: Ayna (Neoklasik) x Lamba (Roman&k) Zihin pasif bir alıcı değil, ak&f bir yaraTcıdır. Immanuel Kant (1724-­‐1804) Turner, “Rain, Steam and Speed”(1844) Zihin, YaraTcılık, Tanrısallık İnsan zihninin büyük yaratma potansiyeli Hayal gücü Doğanın / Evrenin organik bütünlüğü Organik bütünlüğün bir parçası olarak zihin Panteizm İnsanın, özellikle de şairin/sanatçının yaraTcı potansiyeli, Tanrı’nın yaraTcılığına yakındır. Yani şair, ilahi bir potansiyele sahip&r; zaman zaman bir kahin, peygamber, tanrısal bir figür olarak görülür. Roman&k Düşüncede Yaratma Süreçleri -­‐ Dış dünyadan, özellikle de doğadan gelen etkilerin önemi -­‐ Doğada algıların açıklığı: bakmak değil, gerçekten görmek ve fark etmek -­‐ En gündelik ve sıradan görüntü ve etkilere bir çocuğunki gibi büyük bir heyecanla yaklaşabilmek -­‐ Doğada inzivaya çekilmek, dingin bir yalnızlığı ve sukuneP deneyimlemek (solitude) -­‐  Dingin yalnızlığın derin duygu ve düşünceye (contempla.on), sonrasında da entelektüel verime ve ürePme olanak vermesi -­‐  Tamamen bilinçli ve planlı değil, spontan, kendiliğinden... “Poetry is the spontaneous overflow of powerful feelings: it takes its origin from emoPon recollected in tranquillity: the emoPon is recollected Pll by a species of reacPon the tranquillity gradually disappears, and an emoPon, kindred to that which was before the subject of contemplaPon, is gradually produced, and does itself actually exist in the mind. In this mood successful composiPon generally begins, and in a mood similar to this it is carried on ...” (Preface to Lyrical Ballads) William Wordsworth (1770-­‐1850) Şiir, güçlü duyguların kendiliğinden taşmasıdır: kaynağı, dinginlik ve sükunet halindeyken haZrlanmış duygulardır. Kişi, bu duygular üzerine düşünürken, sükunet hali yavaş yavaş kaybolur ve zihinde, bu az önce üzerine düşünülen duygunun kendisi beliriverir. İşte tam böyle bir ruhsal ve zihinsel konumda başarılı bir yaratma durumu başlar ve devam eder... I wandered lonely as a cloud That floats on high o'er vales and hills, When all at once I saw a crowd, A host, of golden daffodils; Beside the lake, beneath the trees, Flubering and dancing in the breeze. ConPnuous as the stars that shine And twinkle on the milky way, They stretched in never-­‐ending line Along the margin of a bay: Ten thousand saw I at a glance, Tossing their heads in sprightly dance. The waves beside them danced; but they Out-­‐did the sparkling waves in glee: A poet could not but be gay, In such a jocund company: I gazed-­‐-­‐and gazed-­‐-­‐but lible thought What wealth the show to me had brought: For od, when on my couch I lie In vacant or in pensive mood, They flash upon that inward eye Which is the bliss of solitude; And then my heart with pleasure fills, And dances with the daffodils. William Wordsworth “Man is an instrument over which a series of external and internal impressions are driven, like the alternaPons of an ever-­‐changing wind over an Aeolean lyre ...” (A Defence of Poetry) İnsan, içeriden ve dışarıdan gelen birçok izlenimin üzerinden geçPği bir enstrümandır – aynı değişken bir esinPnin bir lir üzerinde yarahğı etki gibi ... Percy Byshe Shelley (1792-­‐1822) “A man cannot say, ‘I will compose poetry.’ The greatest poet even cannot say it: for the mind in creaPon is like a fading coal which some invisible influence, like an inconstant wind, awakens to transitory brightness: this power arises from within ...” Kimse, ‘ben şiir yazacağım’ deyip, şiir yazamaz. En büyük şair bile bunu diyemez çünkü yaratmakta olan zihin, değişken bir esinP gibi görünmeyen bir etkinin geçici olarak parlahğı, sönmeye yüz tutmuş bir kömür parçası gibidir: bu güç içeriden gelir ... Bilincin Sınırlarını Zorlamak İnsan zihninin büyük potansiyeli Kendini aşmak /Sınırları zorlamak Metafizik ve doğaüstüne olan ilgi Johann Wolfgang von Goethe, Faust (1808) Thomas de Quincey, “Confessions of an English Opium-­‐Eater” (1821) (Bir İngiliz Afyon Yiyicisinin İ&rafları) The Rime of the Ancient Mariner (1797) (Yaşlı Gemici) Kubla Khan, Or, A Vision in a Dream. A Fragment (1797) (Kubilay Han) Samuel Taylor Coleridge (1772-­‐1834) Şiirin bir amacı, metafizik ve doğaüstünü, yani bize çok uzak ve yabancı görüneni yakın ve tanıdık kılmakTr. In Xanadu did Kubla Khan A stately pleasure-­‐dome decree: Where Alph, the sacred river, ran Through caverns measureless to man Down to a sunless sea. So twice five miles of ferPle ground With walls and towers were girdled round; And there were gardens bright with sinuous rills, Where blossomed many an incense-­‐bearing tree; And here were forests ancient as the hills, Enfolding sunny spots of greenery. ... S.T. Coleridge 
Download

Romangk Düşüncede Bilinç ve Yaratma Süreçleri