Hukuk Bülteni
13 Ağustos 2014
SERMAYE ŞİRKETLERİNDE ALACAĞIN AYNİ SERMAYE OLARAK
ŞİRKETE GETİRİLMESİ
GİRİŞ
I.
13 Ocak 2011 tarih ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) Madde 127 ticaret şirketlerine
sermaye olarak getirilebilecek değerleri saymıştır ve buna göre “alacaklar” sermaye olarak ticaret
şirketlerine getirilebilmektedir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında atıf yapılan Madde 342 uyarınca
üzerlerinde sınırlı bir ayni hak, haciz ve tedbir bulunmayan, nakden değerlendirilebilen ve
devredilebilen malvarlığı unsurları ayni sermaye olarak anonim şirketlere konulabilmektedir.
Yukarıda bahsi geçen TTK maddeleri göz önüne alındığında, alacakların sermaye şirketlerine “ayni
sermaye” olarak konabileceği sonucuna varılmaktadır. Böylelikle şirket pay sahipleri, üçüncü bir
kişiden veya şirketten olan alacaklarını, üzerlerinde sınırlı bir ayni hak, haciz ve tedbir bulunmaması
şartıyla şirkete ayni sermaye olarak koyabileceklerdir.
TTK Madde 343, anonim şirkete konulan ayni sermaye ve kuruluş sırasında devralınacak işletmelere
ve ayınlara şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi tarafından atanan
bilirkişilerin değer biçeceğini hükme bağlamıştır. Buna ek olarak, TTK Madde 459 ve 590 ile hem
anonim hem de limited şirketlerde esas sermayenin artırılması amacıyla şirkete bir alacak getirilmesi
hallerinde de aynı usulün uygulanacağı düzenlenmiştir.
Ancak; uygulamada pay sahiplerinin üçüncü kişilerden ve özellikle şirketten olan alacaklarını ayni
sermaye olarak şirkete koymaları halinde asliye ticaret mahkemeleri tarafından bilirkişi raporu
verilmesi aşamasında birçok sorunla karşılaşılmaktadır.
II.
BAKANLIK GENELGESİ
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı (“Bakanlık”), 27 Eylül 2013 tarihinde bir Genelge yayımlayarak,
uygulamada bahsi geçen sorunları kaldırmak amacıyla şirkete sermaye olarak konulacak alacakları
kaynaklarına göre iki başlık altında incelemiş ve TTK Madde 343 ile düzenlenenden farklı
uygulamalar öngören bir düzenleme getirmiştir. Buna göre,
1)
pay sahibinin üçüncü bir kişiden olan alacağını şirkete sermaye olarak koyması ve bu
şekilde yapılacak sermaye artırımlarında alacağın değerinin tespit edilmesi için TTK Madde
343 uyarınca şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi tarafından
atanan bilirkişilerin değer biçme raporunun sicile ibraz edilmesi zorunludur. Ancak;
2)
pay sahibinin şirketten olan alacağını söz konusu şirketin sermaye artırımında ayni sermaye
olarak koyması halinde, alacağın değerinin tespitinde TTK Madde 343 uyarınca bilirkişi
raporu ibraz edilebileceği gibi, yeminli mali müşavir (“YMM”) veya serbest muhasebeci
mali müşavir (“SMMM”) ya da denetime tabi şirketlerde denetçinin değerlendirme raporu
da ibraz edilebilecektir.
1
Görüldüğü gibi, Genelge TTK Madde 343 tarafından öngörülmeyen bir uygulama getirmiştir. Bahsi
geçen madde ile bir alacağın sermaye olarak şirkete konulması durumunda mahkeme tarafından atanan
bilirkişinin hazırladığı ve alacağın değerini tespit eden raporun ibraz edilmesinin şart olduğu
düzenlenmiştir. Buna rağmen Genelge, sermaye olarak konacak alacakları kaynaklarına göre ikiye
ayırmış ve pay sahiplerinin şirketten olan alacaklarını sermaye olarak yine aynı şirkete koymaları
halinde bilirkişi raporu ibraz edilmesine alternatif olacak farklı yöntemler benimsemiştir.
III.
SONUÇ
Şirketlere sermaye olarak bir alacağın konulması durumunda uygulamada karşılaşılan olumsuzluklar,
Bakanlık tarafından göz önüne alınarak bir Genelge ile çözüme bağlanılmaya çalışılmıştır.
Ancak söz konusu Genelge’nin TTK tarafından düzenlenmeyen yöntemler getirmiş olması
uygulamada tartışmalara yol açmaktadır. Şöyle ki, bir şirkete ayni sermaye olarak konacak bir alacağa
mahkemeler tarafından atanan bilirkişiler tarafından değil de, YMM veya SMMM raporları ile değer
biçilmesi durumunda, bu uygulamanın TTK’de düzenlenmediği gerekçesi ile sorunlar çıkabilecektir.
Bu nedenle, söz konusu durum içtihat ve doktrinlerle açıklığa kavuşturulmadan önce şirketlere
sermaye olarak alacak konulması halinde, bu alacağa değer biçme aşamasında TTK ile belirlenen
kurallar çerçevesinde hareket etmek yerinde olacaktır.
2
Download

Hukuk Bülteni 13.08.2014