HABER BÜLTENİ
11 Haziran 2014
GELİŞMELER || TÜRK TİCARET KANUNU
Şirketlerin haklı sebeple feshi
6102 sayılı ve 14 Şubat 2012 tarihli Türk Ticaret Kanunu (“TTK”), sermaye şirketlerinin haklı
sebeple feshini, anonim şirketler bakımından Madde 531 ve limited şirketler için Madde 636 altında
düzenlemiştir. Haklı sebep, ileri sürülmesi halinde sürekli borç ilişkilerini sona erdirebilecek bir
kavramdır. Bu kavram, özellikle ortakların kendi aralarındaki kişisel ilişkinin şirket işleyişinde ağırlık
taşıdığı limited şirketler ile payları birçok pay sahibi arasında dağılmamış olan kapalı anonim şirketler
bakımından önemli bir imkândır.
6762 sayılı ve 9 Temmuz 1956 tarihli Türk Ticaret Kanunu (“ETTK”) döneminde ETTK Madde 551
uyarınca her limited şirket ortağı, muhik (haklı) sebeplere dayanarak şirketten çıkmasına müsaade
edilmesini yahut şirketin feshedilmesini mahkemeden talep edebilmekteydi. Bu durum iki ortaklı
limited şirketler bakımından ise sorun oluşturmaktaydı. ETTK altında tek ortaklı limited şirketin
varlığı kabul edilmediğinden iki ortaklı bir limited şirkette ortaklardan birinin haklı sebebe dayanarak
şirketten çıkabilmesine müsaade edilmiyor; ancak haklı sebebe dayanarak şirketin feshini
isteyebileceği kabul ediliyordu. Oysaki TTK altında artık sermaye şirketlerinin tek ortaklı olabileceği
kabul edildiğinden bu sorun ortadan kalkmıştır. Böylelikle iki ortaklı bir limited şirketin ortaklarından
biri, haklı sebebe dayanarak şirketten çıkmak veya şirketin feshini istediği takdirde mahkeme haklı
sebebin tespiti halinde: (i) şirketin feshine; (ii) davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve
davacı ortağın şirketten çıkarılmasına; yahut (iii) duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir
çözüme hükmedebilir.
Öte yandan anonim şirketler bakımından haklı sebeple fesih, ETTK döneminde düzenlenmemiş ve ilk
defa TTK ile birlikte tanınmıştır. Böylece artık anonim şirketler bakımından da haklı sebeplerin varlığı
halinde sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların
sahipleri, şirketin feshine karar verilmesini mahkemeden isteyebilmektedirler. Mahkeme haklı sebebin
tespiti halinde ise: (i) şirketin feshine; (ii) davacı pay sahiplerine, paylarının gerçek değerlerinin
ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına; yahut (iii) duruma uygun düşen ve kabul
edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.
TTK, her ne kadar haklı sebebin ileri sürülmesi halinde şirketin feshedilebileceğini düzenlemiş olsa da
haklı sebebi tanımlamamış ve hangi sebeplerin haklı sebep olarak değerlendirilebileceği konusunda bir
sınırlama getirmemiştir. Dolayısıyla da bu kavramın niteliklerinin gösterilmesi ve tanımlanması yargı
kararlarına ve öğretiye bırakılmıştır.
Bu durumda mahkemeler, haklı sebebin varlığına somut olayın özelliklerine göre karar verecektir.
Yargıtay, TTK’nın yürürlüğe girmesi ile birlikte önüne gelen haklı sebeple fesih davalarında ortaklar
arasındaki anlaşmazlığın, birbirlerine karşı güven ve itimadı zedeleyici hareketlerde bulunmuş ve
ortak menfaate aykırı davranmış olmalarını haklı sebeple fesih için yeterli görmüştür1.
Bununla birlikte TTK Madde 531 ve Madde 636’nın zaman bakımından uygulanması da ayrıca önem
arz etmektedir. 6103 sayılı ve 14 Şubat 2012 tarihli TTK’nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında
Kanun (“Uygulama Kanunu”) Madde 3 uyarınca tarafların iradelerinden bağımsız olarak, kanunla
düzenlenen hukuki ilişkilere, bunlar TTK yürürlüğe girmeden evvel kurulmuş olsa bile TTK
hükümleri uygulanır. Bu durumda bir bütün olarak değerlendirildiğinde haklı sebebi oluşturan
1
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı, Esas: 2013/18373, Karar: 2014/2351, Tarih: 11 Şubat 2014. Yargıtay
Hukuk Genel Kurulu, Esas: 2012/11-560, Karar: 2012/1103, Tarih: 12.12.2012.
1
olguların bir kısmının TTK yürürlüğe girmeden evvel gerçekleşmişse de bu olgularla bağlantılı olarak
TTK döneminde açılan haklı sebeple fesih davasında TTK hükümleri uygulanabilir. Aksi takdirde,
hem anonim şirketler bakımından TTK Madde 531’in hem de limited şirketler bakımından TTK
Madde 636’nın yürürlük tarihinden sonra uzunca bir süre uygulanamaması sonucu doğacaktır.
Yargıtay, yakın zamanda karar düzeltme talebiyle önüne gelen bir davada ise daha da ileri giderek
ETTK döneminde haklı nedenle feshine karar verilmiş olan iki ortaklı bir limited şirketin, Uygulama
Kanunu Madde 3’ten hareketle TTK hükümlerinin uygulanması gerektiğine ve TTK Madde 636
uyarınca davacı ortağın şirketten çıkması ile şirketin tek ortaklı biçimde faaliyetine devam
edebileceğine hükmetmiştir2. Karar gerekçesi şu şekildedir:
“(…)
Dava, haklı nedenle limited şirketin fesih ve tasfiyesi ile şirket müdürü davalının verdiği
zararın tazmini istemine ilişkindir.
Şirket müdürü aleyhine açılan tazminat davasının reddine yönelik önceden tesis edilen
karar kesinleşmiş, iki ortaklı limited şirketin, ortaklarının eşit kusurlu olduğu kabul
edilerek yazılı şekilde fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir. Ancak, karar tarihinden sonra
yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK’nın 573/1. maddesi uyarınca limited şirketlerin tek
ortaklı olarak da tüzel kişiliğini ve ticari hayatlarını sürdürmeleri mümkün hale gelmiştir.
TTK’nın 573/1. maddesi uyarınca limited şirketlerin tek ortaklı olarak da tüzel kişiliğini
ve ticari hayatlarını sürdürmeleri mümkün hale gelmiştir.
(…)
Bu durum karşısında, 6103 sayılı Kanunu’nun 3. ve 6102 sayılı Kanunu’nun 573/1. ile
636/3. maddeleri hükümleri dikkate alınarak bir değerlendirme yapılması için, davalılar
vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekirken yazılı şekilde
onanmış olduğundan, (…) onama kararının kaldırılarak kararın yukarıda açıklanan
nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.”
Böylece Yargıtay, önüne gelen bu davada: (i) Uygulama Kanunu Madde 3 gereği TTK hükümlerinin
uygulanacağına; ve (ii) TTK altında şirketlerin artık tek ortaklı olabileceğinden ETTK döneminde
fesih kararı verilen bu gibi limited şirketlerin, TTK hükümlerinin uygulanması neticesinde
feshedilmeden ve davacı ortağın şirketten çıkması yoluyla faaliyetlerini devam ettirebileceğine karar
vermiştir.
2
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı, Esas: 2013/18373, Karar: 2014/2351, Tarih: 11 Şubat 2014.
2
Download

Hukuk Bülteni 11.06.2014