3. Değerlendirme
Çeviri sadece bir aktarma, sözcüklerden karşılık bulma tekniği değil ; yoğun bilgi, araştırma ve çalışma
gerektiren bir uğraştır. Çevirmenin görevi ise bilinmeyen bir dünyanın ürününü kendi dünyasına
taşımak olup, bunu yaparken de ölçüyü kurabilmek ve dengeyi bulmakla yükümlüdür.
Çevirmenin bu süreçte yalnızca kendi dilini (Zielsprache) ve kültürünü iyi bilmesi yeterli degildir, aynı
zamanda çıkış dilini (Ausgangssprache) ve kültürünü de en azından kıyaslama yapabilecek ölçüde
bilmesi gerekir.
Çeviri ister sözlü isterse yazılı olsun, çevirmenin yapması gereken iş büyük ölçüde aynıdır. Fakat yazılı
çeviri yaparken çevirmenin düşünmek ve gerekli gördüğü yerde düzeltmeler yapması için yeterince
vakti vardır.
Çevirinin temel sorunları cok eski zamanlarda belirlenmiş ve günümüze değin meraklılarına bir uğraş
alanı yaratmıştır: ‘’Kelime kelime çeviri’’ (Interlinear Übersetzung ) ne dereceye kadar çeviri olarak
kalabilir, nereden sonra çeviri olmaktan çıkar ve bambaşka bir ürüne dönüşür? Çeviri sürecini hangi
faktörler belirlemektedir? Çevirinin sınırları nelerdir? Çevirmen hangi metotları kullanabilir ya da
kullanmalıdır?
Her çeşit metin türü çeviri işlemine tabi tutulabilir, makale, dini, teknik, dilbilimsel, edebi v.b. Çeviri
işleminin başarıyla gerçekleşmesinde en önemli etken hiç şüphesiz kültürdür. Kültür de sözü edilen
disiplinlerle iç içe olduğundan, çevirmenin çevireceği metnin hitap edeceği okur kitlesinin ve yazarın
kültürünü çok iyi bilmesi onun çevirideki başarısını o denli arttıracaktır. Kültür ülkeden ülkeye,
bölgeden bölgeye hatta kişiden kişiye göre farklılık arz eden bir yapıya sahiptir. Her toplumun
kültüründe kedine özgü semboller, renkler, özel günler, adet ve gelenek-görenekler, atasözü ve
deyimler, insan ve akrabalık ilişkileri, yemek isim ve çeşitleri, masal ve türküler v.b mevcuttur.
Çeviride en cok sıkıntı çekilen hususun kültürlerarası farklılaşmalar olduğu yürütülen araştırmalarca
kanıtlanmıştır. Biz de yapmış olduğumuz çalışmada ortaya çıkan bu tip farklılıklara elden geldiğince
ışık tutmaya çalıştık ve son olarak bu kısımda onlar üzerinde duracağız.
Örneğin, metinde gecen ‘’Pflegekinder’’ kelimesini ele alacak olursak, Pflege ve Kinder olmak üzere iki
kelimenin birleşiminden meydana gelmektedir. Pflege tek başına koruma, Kinder ise çocuklar
anlamına gelmektedir. Dolayısıyla Türkçede bir anlam ifade etmeyeceğini düşünerek direk ‘’ koruma
çocukları’’ yerine , ‘’ evlatlık çocuklar’’ diye aktarmayı uygun gördük. Aynı şekilde ‘’ Chaotisch ‘’
kelimesini ‘’ karmakarışık’’ şeklinde ele alıp anlam bulanıklığına sebebiyet vermektense, metin
bağlamında ‘’ tavırları belirsiz, davranışlarına bir anlam yüklenemeyen’’ anlamını yakıştırdık. Ayrıca ‘’
Paten-eltern’’ kelimesini ele alacak olursak, Paten tek başına vaftiz, vaftiz babası, Eltern ise ebeveyn
anlamlarına geliyor. Bu kelimeyi Türkçeye aktarırken ‘’ vaftiz ailesi’’ şeklinde aktarmak yerine,
konunun ve metnin akışına uygun biçimde ‘’ bakıcı aile’’şeklinde aktarmayı uygun gördük. Bunları
yaparken Alman diline özgü sözcüklere mümkün olduğunca Türkçe eşdeğer karşılıklar bulmaya
çalıştık.
Tabloların çevrilmesinde ve tabloda yer alan resimlerin aktarımında bilhassa güçlükler söz konusudur.
Çünkü tablo ile anlatım, metinle bağlantılı bilgileri okuyuculara görsel olarak sunan bir araçtır ve
çevirisi yapılan bir tablonun aynı orijinalindeki etkiyi okuyucuya aktarmak son derece güçtür. Bu
durumu göz önünde bulunduracak olursak, metinde yer alan tabloların çevirisini ve aktarımını
yaparken güçlük çektiğimi de belirtmek isterim.
Çevirisini yaptığım bölümlerde yer alan iki ana konu üzerinde duracak olursam, bunlardan biri
Vietnam’dan Almanya’ya yokluk ve fakirlik sebebiyle kaçak olarak gelen Vietnamlı çocukların yaşadığı
zorlukları, diğeri ise iki ayrı kültüre mensup çiftlerin sorunlarını ele almaktadır. Dolayısıyla her iki konu
kültürel farklılıklardan ötürü yaşanan sorunları okuyucuya aktarmaktadır. Zaten metnin amacı da
kültür kaynaklı iletişim problemleri konusunda örnek oluşturmak ve bu sorunların giderilmesinde
okuyucuya ışık tutmaktır. Şahsım adına söylemek isterim ki; metnin, çeviri işlevinde bana kattıkları
kadar, içerik ve fikir bağlamında aşıladığı bilgiler de hesaba katılacak ölçüdedir.
Son olarak ; ‘’ yabancı olanı, bilinmeyeni bilinir kılma eylemi’’ diye tarif edilen çeviri çalışmasını
uygulayabildiğim kadarıyla yerine getirdiğimi düşünüyor, okuyuculara yararlı olmasını diliyorum.
Download

3. Değerlendirme Çeviri sadece bir aktarma, sözcüklerden karşılık