T.B.M.M.
B:7
13 . 9 . 1990
O:1
Çay Kurumu ve özel sektöre ait mevcut bulunan kurulu işletme kapasitesi tam olarak kul­
lanıldığı takdirde, kontenjandan dolayı bir sıkıntı olmayacaktır; hatta, kontenjan uygulaması,
çay alımında, nizam, intizam ve adaletli bir mubayaa sağladığından, çaycılığın vazgeçilmez bir
unsuru olmuştur.
Çayın pazarlanmasındaki menfi uygulama iddialarına gelince : 1984'te çıkarılan 3092 sa­
yılı Kanun yürürlüğe girinceye kadar, çay, Çay Kurumu tarafından üretiliyor, Tekel tarafından
da dağıtım ve pazarlaması yapılıyordu. Bu durumda, satılan çayın hasılatı Çay Kurumuna 3-6
ay gibi bir gecikmeyle dönüyor ve bu iki Kurum arasındaki kopukluklar da bazı illerimizde
çay yokluğuna sebep oluyordu. 1984'ten sonra, Çay Kurumu, yurt sathında yedi bölge satış
müdürlüğü ile teşkilatlanarak, pazarlama ve dağıtım ağını kurmuştur. Yurt içi satışlarda, Ku­
rumun hiçbir problemi bulunmamaktadır ve piyasanın yüzde 80'ine sahiptir.
Dış pazarlamaya gelince : Dış pazarlamanın, iç pazarlama kadar kolay olmadığı ortada­
dır. Dünya çay üretimi, düşük maliyetli çay üreten az gelişmiş ülkelefin elinde olduğu halde,
dünya çay ticareti, gelişmiş ülkelerin çok iyi organize olmuş büyük şirketlerinin elindedir. Bun­
lar âdeta kartel oluşturmuşlar ve piyasayı bölüşmüşlerdir. Buna rağmen, çay ihracatı imkânsız
değildir. Esasen, Türkiye, bugüne kadar çay üretiminde ithal ikamesi bir strateji benimsemiş
ve bu nedenle de hiçbir dönemde, ihracata dönük strateji düşünülmemiştir.
1985'lerden sonra üretim artmaya başlayınca içi tüketim fazlası çay için ihracat arayışları
başlatılmış; fakat, 1986'da, talihsiz Çernobil olayı, radyasyon engelini karşımıza getirmiştir.
Radyasyon engelinin, radyasyonla ilgili kamuoyu endişelerinin tam olarak bertaraf edildiği
1989'da ilk ciddî ihracat gerçekleşmiş 25 bin tonu Rusya'ya olmak üzere, toplam 30 bin ton
çay ihracatı, yapılmıştır. Keza 1990, yani bu yıl içinde, 30 bin tonu Rusya'ya, 10 bin tonu muh­
telif ülkelere olmak üzere, 40 bin tonluk bağlantı yapılmış ve bu bağlantı çerçevesinde ihracat
sürdürülmektedir.
Hükümetimizin ihracat konusundaki ciddî gayret ve girişimleri, her türlü takdire değer­
dir. Bu zor şartlar altında Rusya'ya ihracatın gerçekleştirilmiş olması, Hükümetimizin başarısıdır.
önergede ne amaçla iddia edildiği anlaşılmayan bir husus da, kampanya süresinin 1982'de
186 gün iken, 1988'de 158 güne düşürüldüğü iddiasıdır.
Kampanyanın başlangıç ve kapanış tarihleri, hava şartlarına ve sürgünün geliş durumuna
göre teknik heyetlerce tespit edilir. Bu, tamamen hava şartlarına bağlı teknik bir konudur. Ni­
tekim, kampanyanın açılış tarihlerine göz atacak olursak, yıllara göre, 16 nisan ile 20 mayıs
arasında, değiştiğini görmekteyiz. Keza, kapanış tarihlerinin de 13 ekimle 6 kasım tarihleri ara­
sında değiştiği görülmektedir. Bu, Türkiye şartlarında vejetasyon dönemini kapsamaktadır. Tro­
pikal ülkelerde, altı ay olan bu dönemin, ülkemizde onbir, hatta oniki ay olduğunu görmekte­
yiz. Tarlada haşata elverişli ürün teşekkül etmedikten sonra, kampanyayı çok önceden açmış­
sınız ne yararı var, anlayamıyorum. Eğer, kampanya süresi azaltılarak, üreticiden az çay alın­
dığı iddia ediliyorsa, burada verilen iki yıl arasındaki, dekara verimi mukayese etmek gerekir.
Kampanya süresinin uzun olduğu 1982 yılında yapılan toplam mubayaa 303 bin ton, mevcut
çaylık alan ise 645 bin dekardır. Bu durumda dekara verim, 470 kilogramdır. Halbuki, kampanya
süresinin kısaltıldığı iddia edilen 1988 yılında Toplam üretim 780 bin ton, mevcut çaylık alan
ise 860 bin dekardır. Bu durumda, dekara verim, 904 kilogramdır, tddia ile ilgili tereddütlerimi
hoş görünüz.
— 145 —
Download

T.B.M.M. B : 7 13 . 9 . 1990 O : 1 Çay Kurumu ve özel sektöre ait