SARE ÖZKAŞIKÇI
YATILI BÖLGE ORTA
OKULU REHBERLİK
SERVİSİ
ERGENLİK VE DERS ÇALIŞMA
ÇOCUĞUMUZU NE KADAR
TANIYORUZ?
Anne dışarıda alışverişteydi.2,5 yaşındaki
bebeğe babası göz kulak oluyordu. Baba
aslında bunu pek de zor bir şey olmadığını
düşündü.
yavrucak halının üzerinde çay seti
oyuncağıyla oynarken baba da koltuğunda
gazetesini okuyor, ara sıra da bebeğinin
kendisine çay seti oyuncağının minik
plastik fincanlarıyla ikram ettiği suları çay
niyetine içerek onun oyununa katılıyor ve
ona göz kulak oluyordu.
Derken anne eve geldi. Baba anneye sus
işareti yapıp, bebeği izlemesini istedi.
Çocuğunun kendisine su getirmesini
annesinin de görmesini istiyordu. Anne
bebeğin elinde çay fincanıyla çıkıp, biraz
sonra içi su dolu olarak babasına
getirmesini ve babanın da onu çaymış gibi
içmesini seyretti. Sonra gayet sakin bir
tavırla elindekilerle mutfağa geçerken
eşine seslendi. Uzanabildiği tek su
kaynağının klozet olduğunu biliyorsun
değil mi? 
Ergenlik Dönemi Gelişme
Bu dönemde genç üç farklı alanda gelişim
gösterir.
1-) Bedensel Gelişim
2-) Duygusal Gelişim
3-) Kişisel Gelişim
BEDENSEL GELİŞİM
Bu dönemde bedensel değişim onun ilgi alanının temelini oluşturur.Onun için
en önemli şey dış görünüşüdür.
Gencin beden yapısıyla ilgili tepkileri birbiriyle çelişkilidir.
Genç bedensel görünümüne ait dış iletilere aşırı duyarlıdır.
Gencin en çok üzerinde durduğu konulardan biride sivilceler,boy ve kilolardır.
Ebeveyn olarak, meydana gelecek değişiklikler konusunda genci
bilgilendirmelisiniz.
Ergenlik çağında önce ellerin ve ayakların büyümesi gençlerde bir
sakarlığın doğmasına neden olur. Bu sakarlık doğaldır.Bu yüzden
ebeveyn, genci sakarlığı konusunda, eleştirmekten hatta alay etmekten
uzak durmalıdır.
Gencin bu çağda bedeniyle ilgili kafasında oluşan imaj ömür boyu
devam eder.Bu açıdan ebeveynler, çocuklarının bedensel görünüşüyle
ilgili olumsuz sözler söylemekten kaçınmalıdır.
DUYGUSAL GELİŞİM
Bu dönemde ergenin duygularının yoğunluğunda artma olur.
Artan duygusallaşmayla birlikte duygularda istikrarsızlık ve aşırı uçlarda
olma göze çarpar.
Kendisiyle baş başa, yalnız kalma isteği sıkça görülen bir durumdur.
Bu çağda kaygılarda bir artış gözlenir.
En çok görülen kaygılar:
*Bedensel görünüşle ilgili kaygılar
*Gelecek ile ilgili kaygılar
*Kendine olan güvensizlikten kaynaklanan sosyal kaygılar
*Aile ve arkadaş çevresi ile ilgili kaygılar
Anne baba tarafından kabullenen gencin gelişimi en üst noktaya kadar
yükselir. Çocuklarınızın sizden ayrı bir kişilik olduğunu ne kadar
kabullenirseniz onunla iletişiminiz o kadar kolay ve sağlıklı olur.
Gençlerle iletişimde iken gencin tepkileri karşısında soğukkanlı olun.
Gencin davranışları karşısında öfkelendiğinizde bunu gence söyleyin.
Genç karşısında anne baba birlikte ve kesin tutum sergilemekten
çekinmeyin.
Gençlerle ayrıntılar üzerinde sürtüşmeye girmeyin.
Gençlik çağında özgürlükleri biraz daha artırın.Ancak evde herkesin
uymak zorunda olduğu kesin kuralları gence hissettirin.
Doğruları söylemekle yetinmeyin, savunduğunuz doğruları siz de yapın.
Ona seçme hakkı tanıyın.Bu sorumluluğu tatsın.
Onun olumlu yönlerini vurgulayın.Kıyas yapmayın.
Çocuğunuzun hatalarını başkalarının yanında anlatmayın.
Suçlanan ve her konuda kabahatli bulunan çocuklar başkalarını suçlamaya
ve yalan söylemeye alışır.
Çocuğunuzun bedensel görünümü ile ilgili olumlu ifadeler kullanın.
Bazı hatalarını görmezden gelerek kendisinin düzeltmesini bekleyin.
Çocuklarınıza ne derseniz, öyle olma ihtimalini artırırsınız. “Tembel”,
“sorumsuz” gibi olumsuz yaklaşımlar onun bunları kişilik haline getirmesine
yol açar.
Her çocuğun kendine özgü bir yapısı vardır.Bu yüzden çocuklarınıza karşı
yaklaşımlarınızda eşit olun.
Çocuğunuzun girişimlerini destekleyin ki kendi başına iş yapma becerisi
kazansın.
Çocuğunuzun başarılarını övün ki size olan sevgisi ve güveni
artsın.Ulaşabileceği hedefler koyarak başarı duygusunu yaşatın.
Örnek olay:1
 Durum:
Çocuğunuz odasını
toplamıyor.
 Tepki:
“Kızım gün boyu yapmam
gereken bir çok iş var. Sen odanı
toplamadığın için senin odanı da
toplamak zorunda kalıyorum. Senden
kendi odanı toplayarak, bana
yardımcı olmanı bekliyorum. Böyle
olmayınca da üzülüyorum.”
Örnek Olay 2
 Durum:
Oğlunuz akşam yemeğine geç
geliyor.
 Tepki: “Oğlum,evimizde hepimizin mutlu
ve huzurlu olabilmesi için, herkesin uymak
zorunda olduğu bazı kurallar var. Akşam
yemeğine vaktinde gelmek de bu
kurallardan biri. Senin sorumluluklarını
bilecek bir yaşa geldiğini
düşünüyorum.Akşam yemeğinde hep
birlikte olmak bizi mutlu ediyor.”
KONUŞMA KATİLLERİ
 Öğüt
verme, çözüm getirme: “Şöyle
yapma, böyle yap.”
 Yönlendirme: “Üzüleceğine, otur da
dersine çalış.”
 Yargılama: “Sen zaten hep kolaya
kaçarsın.”
 Eleştirme: “Çocuk gibi davranıyorsun.”
 Ad takma: “Geri zekalı, aptal”
sorma – araştırma: “Neden? O sana
ne dedi?”
 Teşhis – tanı koyma: “Aslında ben senin
neden böyle yaptığını biliyorum.”
 Tahlil etme: “Aslında senin derdin başka.”
 Teskin: “Aldırma, boş ver.”
 Teselli etme: “Düzelir, canını sıkma.”
 Konuyu değiştirme: Başka bir konudan laf
açma.
 Soru
İletişim katilleri, karşımızda bize bir
sorununu anlatmak isteyen ergende;
 Anlaşılmamışlık,
 Savunmaya
girme,
 Haksızlığa uğradığını hissetme,
 Sinirlenme,
 Direnç gösterme,
 Çaresizlik vb. duyguları yaşatırız.
Oysa ergenin, dinlenilmeye, kabul
edildiğini hissetmeye ihtiyacı vardır.
Anlaşıldığını, kabul edildiğini, koşulsuz
sevildiğini bilen bir ergenle iletişim kurmak,
hiçte zor olmayacaktır.
Şimdi kendinize şu soruları
sorun:
1.
2.
3.
4.
5.
Çocuğuma hiç konuşma fırsatı vermeden, bir
dakikadan fazla konuşuyor muyum?
Çok önemli olmayan konularda, fikirlerinin
yanlış olduğunu düşündüğümde, onu düzeltiyor
yada karşı çıkıyor muyum?
Söylediğim sözlerle yada söyleyiş tarzımla onu
iğnelemeğe veya ondan öç almağa çalışıyor
muyum?
Çocuğumun, ne söylediğini anlamadığım halde
cevap verdiğim oluyor mu?
Çocuğuma kasıtlı yada kasıtsız, övgü
sayılmayacak isimler takıyor muyum?
Çocuğunuza hep kendi istediklerinizi söylerseniz,
ergenlik çağından itibaren istemediklerinizi işitirsiniz.
Arkadaşlarına olur olmaz karşı çıkmayın. Arkadaşlarına
karşı çıktığınız zaman, çocuğunuzu kendinizden
uzaklaştırırsınız. Bu durumda çocuğunuz enerjisini
sizinle mücadeleye yöneltir gerçek problemini
göremez.
Çocuğunuz 13 yaşına geldikten sonra, tatillerde birkaç
saat çalıştırın. Erken yaşta çalışmak, çocuğunuzun
insanlardan bir şey istemek ve sınırların nereden
geçtiğini öğrenmek konusunda hayat boyu
yararlanacağı eşsiz bilgiler kazanmasını sağlar.
Saç, müzik, giyim gibi yüzeysel
konularda çocuğunuzla çatışmaya girip,
ilişkinizin zedelenmesine zemin
hazırlamayın. Size karşı mücadele vermek
zorunda kalmazsa birkaç kere denedikten
sonra uygun olmayan davranışlarda ısrar
etmeyecektir.
Çocuğunuzla ilgili kuralları onunla birlikte
belirleyin.
Kural koyduğunuz konularda
çocuğunuzun ihtiyaçlarını da mutlaka
hesaba katın.
Hangi yaşta olursa olsun, her fırsatta,
çocuğunuzun fikrini sorun.
Düşünce ve değerler zorla
benimsetilemez. Çocuğunuzu bir konuda
zorladıkça sizden uzaklaşır.
Önemli bulduğunuz değerler üzerinde
aranızda problem yokken konuşun.
Problemleri çözmek için güç kullanırsanız,
çocuğunuz büyüdükçe dozunu artırmak
zorunda kalırsınız.
Ders çalışma üzerine





AMACIN BELLİ OLMASI
Hedef: Verimli ders çalışma
Yanlış Yöntem: Öğrencinin masa başında uzun süre
geçirmesini sağlamak,
Doğru Yöntem: Anne-baba, öğrencinin belli bir plan ve
program dâhilinde, ders planına göre çalışıp
çalışmadığını kontrol etmelidir. Önemli olan masa
başında geçirilen zamandan ziyade bu zamanın nitelikli
ve verimli bir şekilde geçirilmesidir.
Aile çocuğun verimli ders çalışması için gerekli olan
fiziksel ve psikolojik ortamı hazırlamalı ve sorumluluk
kazandırmalıdır. Aç birine her gün balık vermek yerine
balık tutmayı öğretmek çok daha faydalı olacaktır.




Hedef: Yoğun bir şekilde ders çalışmasını sağlama
Yanlış Yöntem: Amaçsız bir öğrencinin ders başına
oturması için bol bol “Ders çalış” sözünü kullanmak
Doğru Yöntem: Sürekli “Ders Çalış” sözünü kullanmak
öğrencide bıkkınlık, aileye karşı olumsuz tutum
geliştirme, aileyle çatışma gibi olumsuz davranışlar
gelişmesine neden olacaktır. Öğrencinin “Hedef
belirlemesine” yardımcı olunmalıdır.
Öğrenci, “Ne yapmak istediğini” bildikten sonra “Nasıl
çalışması” gerektiğini de bilir. Aile çocuğunu çok iyi
tanıyıp ona uygun bir hedef belirleyerek, bu hedef
doğrultusunda planlı bir şekilde çalışmasını teşvik
etmelidir




Hedef: Çocuğumuzun iyi bir lise okuyup meslek sahibi olması
ve hayatta başarılı olmasını sağlamaktır.
Yanlış Yöntem: “Komşunun çocuğu şu kadar net yaptı, sen niye
yapmıyorsun.” vb. Beklenti içerisinde olan veliler genellikle
çocuklarını başka çocuklarla karşılaştırırlar.
Doğru Yöntem: Başarıya götüren yol ve yöntemler farklı farklıdır.
Komşunun çocuğu farklı bir yöntemle ders çalışır, öğrencinin
dershanedeki arkadaşı farklı bir yöntemle ders çalışır.
Çocuğumuzun da ders çalışması için tıpkı onlar gibi ders çalışması
veya o çocuklardaki özelliklerin bizim çocuğumuzda da olmasını
beklemek yanlış bir davranış olur.
“Bu sınavda şu kadar net yaptın, gelecek sınavda birkaç net
arttırmanı bekliyorum” gibi ifadeler kullanın. Her birey özeldir. Hiçbir
öğrenci başkalarıyla kıyaslanmaktan hoşlanmaz. Çocuğunuzu
kendi gelişimi içinde değerlendirin ve ona göre yönlendirin.




) Hedef: Öğrencinin televizyon bağımlısı olmamasını
sağlamak
Yanlış Yöntem: Dizi veya maç seyrederken öğrencinin odasına
gidip ders çalışmasını istemek
Doğru Yöntem: Yapmadığınız şeyleri çocuklarınızın yapmasını
beklemeyin. Ders çalışma saatlerinde, öğrencinin televizyon
seyretmesini istemiyorsanız sizin de o saatte televizyon
seyretmemeniz veya en azından öğrencinin televizyonun
sesinden rahatsız olmaması gerekir. Hayatın her alanında
olduğunu gibi bu alanda da çocuğa model olunmalıdır.
Davranışlar her zaman sözlerden daha etkilidir. Ayrıca öğrencinin
mutlaka uygulanabilir bir programı olmalıdır. Program dâhilinde
planlı ders çalışan bir öğrencinin neyi ne zaman yapacağı, hangi
aktiviteye ne kadar zaman ayıracağı bellidir. Böyle bir durumda
öğrenci hem daha verimli ders çalışacak hem de zamanını daha
etkin ve faydalı kullanacaktı






Hedef: Öğrenciye ders çalışma ortamı oluşturmak
Yanlış Yöntem: Öğrencinin odasına bilgisayar, televizyon, poster
gibi dikkat dağıtıcı eşyaların bulunması, bu konuda öğrencinin
tamamen özgür olması
Doğru Yöntem: Çalışma odasında bilgisayar ve televizyon
mümkünse olmamalıdır. Olacaksa bile ders çalışılan saatlerde
kesinlikle kapalı olmalıdır. Çalışma ortamının öğrenciye çalışmayı
hatırlatacak onun ders çalışmaya motive olmasını kolaylaştıracak
şekilde olması şarttır.
Aile bu konuda hassas olmalı, kontrol ailenin elinde olmalıdır.
Öğrencinin en verimli ders çalışacağı yer, çalışma masasıdır. Bunun
dışında yatarak veya yere uzanarak çalışması halinde öğrencinin
dikkati bir süre sonra dağılır.
Mümkünse öğrencinin yatağı çalışma masasının önünde veya
yanında değil, arkasında olmalıdır.
Öğrencinin çalışma ortamı dağınık olmamalıdır. Dağınık ortam, zihni
dağıtıp, dikkati toplamaya engel olur. Öğrencinin sorumluluk sahibi
olması için de odasını anne-baba değil, kendisi toplamalıdır.
•Çocuğu sınavlara hazırlanan bazı aileler
kendi yaşamlarını bir kenara bırakarak
çocukları için uğraşmaya
başlamaktadırlar. Kendi hayatınızı
unutmayın.
• Örneğin, çocuğuna daha fazla yardımcı
olmak için annenin işinden ayrılması,
annenin çocuğunu sınav salonlarının
kapısında beklemesi.
Download