GÜNDEM
Değerli arkadaşlar,
13 Mayıs 2014 günü Türkiye elim bir kazayla sarsıldı. Cumhuriyet tarihinin en çok can kaybı ile sonuçlanan iş ve madencilik
kazası olarak kayıtlara geçen olayda 301 kişi hayatını kaybetti;
yüzlerce ailenin ocağına ateş düştü.
İnanıyorum ki ülke olarak bu boşluğun yarattığı derin yarayı
hep beraber sarıp, zamanla kapatacağız. Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. olarak tüm madenci şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz. Hepimizin başı sağolsun.
Bu vahim kazanın ardından yaraların sarılması, mağduriyetlerin giderilmesi ve olayla ilgili hukuki süreçlerin işleyeceği bir
dönem başladı. Aynı zamanda başta madencilik olmak üzere
iş sağlığı ve güvenliği açısından riskli meslek gruplarının çalışma şartlarının yeniden gözden geçirilmesi gündeme geldi.
Bölgesinin en önemli ekonomilerinden birisi olan Türkiye’nin
“İş Sağlığı ve Güvenliği”konusunda istenen seviyede olmadığına geçen sayımızda “7. Uluslararası İş Sağlığı Güvenliği Konferansı” vesilesiyle değinmiş; Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. gibi
bu konuda kurumsal bilinç oluşturmayı başaran firmaların, iş
sağlığı ve güvenliği konusunda da öncü rol üstlenmeleri gerektiğini söylemiştik. Yaşanan acı olay göstermiştir ki bu sorun sadece kurumların, firmaların veya birkaç kişinin değil hepimizin
sorumluluğundadır. Bir daha böyle bir olay yaşanmaması için
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan her bir bireyin iş sağlığı ve
güvenliği konusunda istisnasız ve tavizsiz bir bakış açısına sahip olması gerekiyor.
Değerli Türk Hava Yolları Teknik çalışanları, 23 Mayıs, bizim için
özel anlamı olan bir gün. Bundan 8 yıl önce, 23 Mayıs 2006
tarihinde resmen kurulduk. Türk Hava Yolları A.O. bünyesinde
bakım birimi olarak köklü bir geçmişi olmasına rağmen, kendi
kanatlarıyla uçmaya ilk kez bu tarihte başlayan Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. gerek uçak bakım ve onarım konusunda sahip
olduğu yetki sertifikaları ve kalite belgeleriyle, gerekse bünyesindeki alt şirketleri ve yeni yatırımlarıyla geleceğe umutla
bakıyor. Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. olarak Soma’da meydana gelen elim kazadan dolayı bu yılki kuruluş yıldönümünde
herhangi bir kutlama etkinliği düzenlemedik. Yine de buradan
8. kuruluş yıldönümü dolayısı ile şirketin bugüne gelmesinde
katkısı olan siz değerli çalışanlarımızı tek tek tebrik ediyor, gösterdiğiniz çabadan dolayı teşekkür ediyorum.
Son olarak, 5 Haziran’da kutlanacak “Dünya Çevre Günü” nedeniyle Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.’nin çevre duyarlılığı konusundaki hassasiyetine değinmek istiyorum. Bildiğiniz gibi
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) tarafından başlatılan
“Yeşil Havaalanı Projesi” havaalanlarında faaliyet gösteren kuruluşların çevreye ve insan sağlığına vereceği zararların sistematik bir şekilde azaltmaya çalışıyor. “Yeşil Havaalanı Projesi”
kapsamındaki gereklilikleri yerine getiren ilk şirketlerden biri
olan Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. 10 Aralık 2009 yılından bu
yana "Yeşil Kuruluş" olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Keza, yeşil bina konspetine uygun olarak tasarlanan Türk Hava Yolları
HABOM A.Ş. de “Leed Gold” sertifikası adayıdır ki sertifika alındığında kendi sektöründe ve ölçeğinde bu sertifikaya sahip tek
proje olma ayrıcalığına sahip olacaktır.
Çevre ve insan sağlığı konusundaki yasal sorumluluklarını her
zaman yerine getiren Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. faaliyetlerinin çevreye etkisinin farkında ve çevreyle uyumlu bir kuruluş
olarak, “gelecek kuşaklara yaşanılabilir bir dünya bırakmayı”
temel ilkelerinden birisi olarak kabul etmiştir. Bu ilkenin, tüm
çalışanlarımız tarafından benimsenmiş olmasının, çocuklarımızın geleceği açısından ne kadar önemli olduğunu biliyor ve
önemsiyoruz.
Sağlıcakla kalın.
Fazıl Çiftçi
Genel Müdür V.
3
4 İÇİNDEKİLER
06
TEKNİK’TEN
HABERLER
13
14
HAVACILIK
DÜNYASINDAN
16
06
HABOM
RÖPORTAJ
MEHMET GÖKHAN
DOĞAN
16
13
20
18
20
SÜREKLİ
GELİŞİM
AR-GE
22
24
EMNİYET
KÖŞESİ
İŞ SAĞLIĞI
VE GÜVENLİĞİ
26
BİLGİ
TEKNOLOJİLERİ
28
32
ÜPK
BİZDEN
32
İmtiyaz Sahibi
Ahmet Karaman
(Genel Müdür)
YAYIN
THY TEKNİK A.Ş.
Medya Reklam
Halkla İlişkiler Şefliği
Ferhat Yenibertiz
(Medya, Reklam & Halkla İlişkiler Şefi)
Pınar Yılmaz Kaynak
(Yayın Koordinatörü, Uzman)
Cemal Gökgöz
(Medya, Reklam & Halkla İlişkiler, Muhabir)
Katkıda Bulunanlar
Can Oğuz, Emine Arslan, Harun Toptaş,
Muammer Çokyürür, Mustafa Dağ,
Ş. Ercüment Yalız, Vural Saim Halaçoglu,
Yalçın Faik Sümer, Dr. Yüksel Bozkurt
YAPIM
GODE İSTANBUL
Songül Kurnaz
(Yayın Grup Direktörü)
Ergün Tozan
(Yapım Koordinatörü)
Ali Yıldız
(Editör)
Meltem İşleyen
(Art Direktör, Kapak Tasarım)
Gürcan Bulut
(Grafik Uygulama)
Jülide Türkay
(Redaksiyon Editörü)
28
Baskı ve Cilt
Bizim Matbaa Basım Yayın Ltd. Şti.
[email protected]
33
SAĞLIK
REHBERİ
33
GODE İSTANBUL
Al Karanfil Sokak
No: 5 Levent / İstanbul
godeistanbul.com
444 02 90
6 TEKNİK’TEN HABERLER
ILA Berlin Airshow’a Türkiye damgasını vurdu
Dünyanın en önemli fuarlarından
biri olan Uluslararası Havacılık ve
Uzay Fuarı ILA Berlin Air Show, 20 25 Mayıs 2014 tarihleri arasında Almanya’nın Berlin kentinde bulunan
Schönefeld Havalimanı'nda gerçekleştirildi. Fuarın açılışı Almanya Başbakanı Angela Merkel ile Ulaştırma,
Denizcilik ve Haberleşme Bakanı
Lütfi Elvan ve Almanya Ulaştırma
Bakanı Alexander Dobrindt tarafından gerçekleştirildi.
Angela Merkel Türk standını gezdi
ILA Berlin Fuarı’nın açılışını yapan Almanya Başbakanı Angela
Merkel, Ulaştırma Bakanı Elvan ve Savunma Sanayii Müsteşarı
Prof. Dr. İsmail Demir ile birlikte Türkiye stantlarını ziyaret etti.
Burada katılımcı firma yetkililerinden bilgi alan grup, daha sonra Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. standını ziyaret etti. Merkel,
Türk Hava Yolları iştirak şirketlerinden olan TSI (Turkish Seats
Industries) Uçak Koltuk Üretimi Sanayii ve Ticaret A.Ş. tarafından üretilen ilk yerli uçak koltuklarını test etti ve TSI hakkında
bilgi aldı.
Türkiye, fuarda “partner ülke” olarak yer aldı
2008 yılından bu yana ILA Berlin Fuarı’na sürekli katılan Türkiye bu yıl partner ülke olarak yer aldı. Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın da katıldığı fuara Turkish Technic, Turkish Habom,
TCI, TSI ve Turkish Cargo ile birlikte Aselsan, Havelsan, Roketsan, TAI ve Tübitak’ın da aralarında bulunduğu Türkiye'den
20’ye yakın firma ve kuruluş katıldı. Uzay ve havacılık sanayisindeki en son teknolojilerin sergilendiği fuar ilk gün sektör
temsilcilerine açıktı. Yaklaşık 50’ye yakın ülkeden 1100 firmanın iştirak ettiği fuar 250 bini ziyaretçiyi ağırladı.
Air Arabia ile THY Teknik A.Ş. arasında
“Komponent Pool Anlaşması”
A
ir Arabia ile Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. arasında uçak
komponentleri bakım ve destek hizmetlerine yönelik 5
yıllık bir anlaşma imzalandı. Türk Hava Yolları Teknik
A.Ş. Yeşilköy tesislerinde gerçekleşen imza törenine Air Arabia
Group CEO’su Adel Abdulla Ali, Air Arabia Mühendislik ve Bakım Başkanı İsmail Mohamed, Türk Hava Yolları Genel Müdürü
Doç. Dr. Temel Kotil, Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. Genel Müdür
Vekili Fazıl Çiftçi, Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. Genel Müdür
Yardımcısı Altan Büyükyılmaz ve Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.
Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Sağlam’ın yanı sıra çok sayıda yönetici katıldı.
İmza töreninde bir konuşma yapan Air Arabia Group CEO’su
Adel Abdulla Ali, bölgesinin en önemli uçak bakım şirketi Türk
Hava Yolları Teknik A.Ş.’den alacakları uçak komponentleri
bakım hizmetlerinin Air Arabia açısından önemine değinerek
Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.’nin hizmet kalitesine duydukları
güvenin altını çizdi. Adel Abdulla, “Kaliteli hizmet anlayışı ve
zamanında kalkış oranlarındaki başarısı ile tanınan şirketimizin teknik operasyonlarına Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.’den
alınacak hizmetler büyük katkı sağlayacaktır,” dedi.
Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. Genel Müdür Vekili Fazıl Çiftci ise
Air Arabia’nın Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.’yi tercih etmesinden duyduğu memnuniyeti ifade ederek şunları söyledi: “Bu
anlaşma 2014’te gerçekleştirdiğimiz en önemli atılımlardan
biri oldu. Bu uzun dönemli anlaşma ile uçak komponentleri
bakım ve yedek hizmetlerinde Ortadoğu’yu da hizmet sahamız
içerisine almış olduk. Ayrıca, bu son anlaşma ile uzun dönemli anlaşmalar dâhilinde hizmet sunduğumuz uçakların sayısı
500’ün üzerine çıkmış oldu.”
Orta Asya, Ortadoğu, Kuzey Afrika bölgesinin ilk ve en büyük
“düşük fiyatlı hava yolu” olan Air Arabia, Birleşik Arap Emirlikleri merkezli bir şirket olarak 2003 yılından bu yana faaliyet
gösteriyor. 39 adet Airbus yapımı A320 uçağından oluşan bir filoya sahip olan Air Arabia, Orta Asya, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve
Hindistan’ın da aralarında olduğu 88 noktaya uçuş düzenliyor.
“Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.
uzun dönemli anlaşmalar
dâhilinde bakım yapacağı uçak
sayısını 500’ün üzerine çıkarırken,
hizmet sahasını Ortadoğu’yu da
içine alacak şekilde genişletti.”
7
8 TEKNİK’TEN HABERLER
Hangarda geleneksel şampiyonluk kutlaması
Fenerbahçeliler Webo ile coştu!
T
ürk Hava Yolları Teknik A.Ş., geleneksel hale gelen yılın şampiyonluk kutlamalarına bir yenisini daha ekledi.
Fenerbahçe Spor Kulübü’nün 2014 yılı şampiyonluğu
dolayısı ile Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.’de geniş katılımlı bir
kokteyl düzenlendi. 2. Hangar’da yapılan şampiyonluk kutlamasına, Fenerbahçeli yıldız futbolcu Pierre Webo da katıldı. Fenerbahçe marşları ve coşkulu tezahüratlar eşliğinde hangara
giren Webo’ya Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. çalışanları yoğun
bir sevgi gösterisinde bulundu.
Fenerbahçe Spor Kulübü yöneticisi Hasan Çetinkaya ile Fenerbahçe İdari İşler Sorumlusu Baturalp Soydaş’ın da iştirak
ettiği kutlamalara Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. Genel Müdür
Vekili Fazıl Çiftçi, Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. Genel Müdür
Yardımcısı Hüseyin Sağlam, Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. Genel
Müdür Yardımcısı Altan Büyükyılmaz, yöneticiler ve çok sayıda
çalışan katıldı.
Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Sağlam, son on yıldır şampiyon olan takımın bayrağını
asarak kutlama yapıldığına dikkat çekerek şunları söyledi:
“Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.’de şampiyonluk kutlamalarını
bir Fenerbahçeli olarak biz başlatmıştık. 2014 yılında Fenerbahçe’nin şampiyonluğunu sizlerle bir araya gelerek coşku ile
kutlamaktan dolayı çok mutluyum.”
Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. Genel Müdür Vekili Fazıl Çiftçi ise
artık şirket geleneği haline gelen şampiyonluk kutlamalarının
Türk Hava Yolları Teknik A.Ş’de coşkuya ve kaynaşmaya vesile
olduğunu hatırlatarak başarılı bir sezondan sonra şampiyon
olan Fenerbahçe Spor Kulübü’nün yöneticilerini, oyuncularını
ve taraftarını tebrik ettiğini söyledi.
Webo sahnede!
Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.’de böylesine sıcak bir ilgiyle karşılanmaktan dolayı çok mutlu olduğunu söyleyen Webo, “Çok
iyi bir sezon geçirdik, sahada yaptığımız tüm çabalarımız sizin
içindi. Şampiyonluk sonrasında sizlerle bir arada olmak, sizlerin mutluluğunu, coşkusunu görmek bizler için çok farklı bir sevinç kaynağı. Umarım gelecek sezon sizlere 20. şampiyonluğu
armağan ederiz,” dedi. Türk Hava Yolları ve Türk Hava Yolları
Teknik A.Ş. ailesine teşekkür eden Webo, “uçuşlarımda tercih
ediyorum” dediği Türk Hava Yolları’nın spora yönelik yaptığı
destekler için de ayrıca teşekkür etti.
İstanbul Corporate Games’te
THY Teknik A.Ş.’ye ödül yağdı
2003 yılından bu yana düzenlenen ve en az 15 farklı spor dalında kurumların yarıştığı İstanbul Corporate Games’te Türk
Hava Yolları Spor Kulübü bir kez daha madalya şampiyonu olarak şirketler arası olimpiyat oyunlarına damgasını vurdu.
THY A.O. THY Teknik A.Ş. ve THY Habom A.Ş. çalışanlardan 167
sporcu/personelin 12 farklı branşta katıldığı İstanbul Corporate Games, bu sene 23-25 Mayıs 2014 tarihleri arasında yapıldı. 15 branşta, 165 firmadan toplam 4 bin 57 kişinin katılımı
ile gerçekleştirilen oyunlarda aynı zamanda katılımcı sayısı ile
Bölüm 7 şampiyonu olanı Türk Hava Yolları Spor Kulübe, kar-
ting, atletizm, masa tenisi ve voleybol branşlarında “Spor Şampiyonu” olarak madalya kazandı.
Kurum çalışanları şirketlerine bağlılıkları ve takım ruhunun
geliştirilmesine ve marka bilinirliğinin arttırılmasını sağlayan
İstanbul Corporate Games’in kurumsal ödül töreni 25 Mayıs
2014 tarihinde Moda Deniz Kulübü’nde yapıldı.
1988 yılında çalışma hayatındaki insanların, ilgi duyduğu bir
spor dalında kurumunu temsil etme onurunu yaşayacağı düşüncesi ile başlatılan Corporate Games Oyunları ilk olarak San
Fransisco şehrinde düzenlenmişti.
Voleybol’da final maçları yapıldı
Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. ve iştirak şirketlerinin katıldığı THY Spor Kulübü 1. Voleybol Turnuvası finali Türk Hava
Yolları Teknik A.Ş.’nin çalışanlarının yoğun gayretleri ile Türk
Hava Yolları Teknik A.Ş. apron sahasında yapıldı. Heyecanlı
ve centilmence geçen maçlar sonucunda Slam Dunk takımı birinciliği elde ederken, Airforce ikinci, Aviyonik Team ise
üçüncülüğü elde etti. Dereceye giren takımlara ödüllerini
Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Sağlam, İnsan Kaynakları Başkanı Mahmut Demirkan
ve Süreç Geliştirme ve Kurumsal Projeler Müdürü İrfan Sağmen verdi.
30 Nisan 2014 tarihinde başlayan turnuvaya 16 takım ve
160 çalışan katılmıştı. 4 takımlı ve 4 gruptan oluşan turnuva
26 grup maçı olmak üzere toplam 32 maç oynandı.
9
10 TEKNİK’TEN HABERLER
Alman acenteleri THY Teknik’te
Almanya’nın en önemli acentelerinin üst düzey yöneticilerinden oluşan bir grup yetkili Türk Hava Yolları’nın davetlisi
olarak İstanbul’a geldi. Türkiye’nin ve İstanbul’un bazı tarihi
ve turistik yerlerini gezdikten sonra Türk Hava Yolları Uçuş
İşletme Başkanlığı, Turkish Do&Co tesislerini ziyaret eden
grup, daha sonra Atatürk Havalimanı yerleşkesinde bulunan
Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.’ye gelerek incelemelerde bulundular. Burada şirket hakkında sunum yapılan gruba daha
sonra atölye ve hangarlar gezdirildi.
THY’nin uzman
ekipleri Teknik A.Ş.’de
Türk Hava Yolları bünyesine yeni katılan
bir grup uzman ekip, oryantasyon kapsamında bir hafta süren gezilerini Türk Hava
Yolları Teknik A.Ş. tesisleri ile sonlandırdı.
Zafer Orbay Toplantı Salonu’nda yapılan
tanıtım sunumu sonrasında atölye ve hangarları gezen uzman ekip, Türk Hava Yolları ailesini yakından tanıma fırsatı buldu.
Dünya Metroloji Günü
Heryıl 20 Mayıs Dünya Metroloji Günü olarak
çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. TÜBİTAK Ulusal
Metroloji Enstitüsü’nün Gebze yerleşkesinde kutlanan Metroloji Günü’ne bu sene Türk
Hava Yolları Teknik A.Ş.’den Kalibrasyon Laboratuvarı çalışanları katıldı.
Metroloji olarak adlandırılan ölçüm birimleri ve standartları açısından bugün önemli,
çünkü 20 Mayıs 1875 tarihinde ölçme standartlarında evrenselliği yakalamak amacıyla
Fransa’nın Paris şehrinde Metre Konvansiyonu imzalandı. Osmanlı İmparatorluğu’nun da
yer aldığı 17 ülke tarafından imzalanan Metre
Konvansiyonu bu konuda yeni bir başlangıç
yaptığı için her yıl 20 Mayıs “Dünya Metroloji
Günü” olarak kutlanıyor.
Öneri ödülleri dağıtıldı
Her üç ayda Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.nin çeşitli birimlerinden gelen önerileri değerlendiren ve en iyilerini seçerek
ödüllendiren “Öneri Değerlendirme Kurulu” son üç aylık periyottaki önerilerden hangilerini ödüle layık bulduğunu açıkladı. Komponent Atölyeleri Başkanlığı, Kalite Güvence Başkanlığı, Uçak Bakım Başkanlığı, Mühendislik Başkanlığı Satış
Pazarlama Başkanlığı, Mali İşler Başkanlığı, Üretim Planlama
Başkanlığı, Operasyonel Bakım Müdürlüğü ve Tasarım Geliş-
tirme ve Projeler Müdürlüğü çalışanlarından gelen yaklaşık
40 öneri ödül almaya layık bulundu.
27 Mayıs 2014 Salı günü Zafer Orbay Toplantı Salonu’nda
gerçekleştirilen yılın ilk I. Çeyrek Öneri Ödül Töreni’ne katılan
Türk Hava Yolları Genel Müdür Vekili Fazıl Çiftçi, Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Sağlam ve İnsan Kaynakları Başkanı
Mahmut Demirkan dereceye girenlere ödüllerini takdim etti.
Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. iş sağlığı ve güvenliğinde
“iyi uygulama” olarak örnek gösteriliyor
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
(ÇSGB) tarafından 5-7 Mayıs 2014 tarihleri arasında düzenlenen, 7. Uluslararası İş
Sağlığı Güvenliği Konferansı sonrasında,
THY Teknik A.Ş.bakanlıkça “iyi uygulamalar”
konusunda teknik gezi kapsamına alınarak
örnek gösterildi. Aralarında ÇSGB personelinin de bulunduğu tamamı “iş güvenliği” konusunda profesyonel 26 kişilik bir grup THY
Teknik A.Ş.’yi ziyaret ederek atölye ve hangarlardaki uygulamalar hakkında bilgi aldı.
“Önce iş güvenliği” prensibini şirket politika-
sı olarak belirleyen Türk Hava Yolları Teknik
A.Ş. “Hiçbir iş insanın can güvenliğini tehlikeye atacak kadar acil ve önemli değildir”
düsturu çerçevesinde uçak bakım ve onarımı hizmeti veriyor. İş sağlığı ve güvenliği
konusunda ulusal ve uluslararası mevzuata uygun bir çalışma ortamı sağlayan THY
Teknik A.Ş. gerek teknolojiye uygun altyapı
ve teçhizat ile gerekse insan ergonomisine
uygun koruyucu ekipmanlar ile bu konuda
üzerine düşeni yapmaktadır.
11
12 TEKNİK’TEN HABERLER
THY Teknik A.Ş.’de
güvenlik bilinci tazeleniyor!
“Sivil havacılık alanında
geçici veya kadrolu
havaalanında hizmet veren
kurum/kuruluşlarda görevli
tüm personelin görevlerine
başlamadan önce SHT 17.2
talimatına göre Güvenlik Bilinci
Eğitimi alması zorunludur.”
T
ürk Hava Yolları Teknik A.Ş.’de bu kapsamdaki personelin
güvenlik bilgi ve becerilerini güncel tutmalarını sağlamak
üzere İK Başkanlığı’na bağlı Eğitim Müdürlüğü tarafından
tüm personele her 3 yılda bir tazeleme eğitimi veriliyor. Bu eğitimlerin zamanında alınmaması halinde personelin güvenlik
bilgi ve becerilerinin güncelliğini yitirdiği kabul ediliyor ve kişi
yeniden başlangıç eğitimine yönlendiriliyor.
Tazeleme süresi dolmak üzere olan Türk Hava Yolları Teknik
A.Ş. personeli için Eğitim Müdürlüğü tarafından planlanan
“Apron Güvenlik Bilinci Tazeleme” eğitimini Nisan ayı içerisinde toplam 261 personel aldı. Haziran – Eylül ayları boyunca
sürecek 4 aylık programda resmi ve idari tatiller hariç olmak
üzere her Pazartesi bu yönde eğitim gerçekleştirilmeyi planlayan Eğitim Müdürlüğü, bu 4 ayın sonunda 2 bin 40 personelin
eğitimini tamamlamayı hedefliyor.
Tasarımcı Knippa’dan 3 günlük eğitim
L
uxury Jet Interior firmasından endüstriyel tasarımcı Gelicia Knippa, VIP uçak kabin içi modifikasyonu kabiliyetini geliştirmek amacı ile Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.
tesislerinde 3 gün süren bir eğitim verdi. 7-8 Mayıs tarihleri
arasında II.Hangar’da Eğitim Müdürlüğü sınıflarında gerçekleşen eğitimlere VIP Uçakları Müdürlüğü, Tasarım Geliştirme
Müdürlüğü, Kalite Güvence Başkanlığı ve THY A.O. Teknik
Başkanlık ekipleri katıldı.
HABOM
HABOM’da
son durum
Dar Gövdeli Uçak Bakım
Hangarı (NBH) Anexx Bölümü
Türk Hava Yolları HABOM A.Ş.’nin
Sabiha Gökçen Havalimanı içerisinde
kurulu tesislerinde ilk yönetim
kurulu toplantısı yapıldı.
T
ürk Hava Yolları A.O. Mayıs ayında gerçekleştirdiği yönetim kurulu toplantısını HABOM’da yaptı. 2. faz bina grubunda bulunan ve tamamlanma oranı %90 olan yönetim
binasında gerçekleştirilen toplantı, HABOM’un artık resmi
toplantılara ev sahipliği yapacak seviyeye geldiğini göstermesi
açısından önem taşıyor.
Mayıs ayı itibariyle HABOM’daki diğer gelişmeler şöyle: Proje
kapsamında devam eden inşaat işlerinin yanı sıra işletmeye
alınmış bölümlerde bulunan eksiklikler tamamlanmaya devam
ediliyor. Sosyal bina içinde bulunan fitness ve masa tenisi alanları kullanıma hazır hale getirildi. Ayrıca atölye binası üzerindeki açık ve kapalı spor alanları uzun süredir bitirilmiş olmasına
rağmen soyunma ve duş mahalleri yeni tamamlanarak tamamen kullanıma hazır hale getirildi.
Genel peyzaj işleri %90 oranında tamamlanan tesiste, kimyasal depo ve atık deposu kabulleri yapılmaya başlandı. Aynı
şekilde otopark binası da kullanılmaya başlandı. Dar Gövdeli
Uçak Bakım Hangarı’nda bakım işleri aralıksız devam ederken,
inşai kabul işleri de son hızla sürdürülüyor. Geniş Gövdeli Uçak
Bakım Hangarı’nda ise Anexx Bölümünün mobilya yerleşimine
başlandı. Yine aynı şekilde geniş gövdeli uçak bakım hangarı Bakım Bölümünde “dok” ve “tele-platform” işlerinin büyük
Geniş Gövdeli Uçak Bakım
Hangarı (WBH) Anexx Bölümü
Atölye Binası Üstü
Spor Alanları
Fitness Alanı
bölümü tamamlanmış olup poliüretan zemin kaplama işlemi
tamamlanmaya çalışılıyor. Haziran ayının ilk haftası zemin kaplama işleri tamamlanmış olacak ve dok imalatlarının eksikleri giderilerek teslim alınma süreci başlayacak. Haziran ayının
sonlarına doğru ise Geniş Gövdeli Uçak Bakım Hangarı’nda
“bakım” ve “anexx” bölümlerinin de hava sahasına katılabilmesi için planlamalar yapılıyor.
13
14 HAVACILIK DÜNYASINDAN
B
irleşik Arap Emirlikleri'nin önde gelen hava yolu şirketi
olan ETIHAD Airways, Abu Dabi merkezli yatırım şirketi
Mubadala’nın satışa çıkardığı Abu Dhabi Aircraft Technologies (ADAT) bakım firmasını satın aldığını duyurdu. ETIHAD
bu satış kapsamında ADAT firmasının mühendislik varlıklarını,
boya tesislerini, uçak ve komponent bakımı yapabilecek personelini devralmaya hazırlanıyor. ETIHAD, bugüne kadar önemli
bir ticari ortak olarak tanımladığı ADAT firmasının ilk müşterilerindendi.
Mubadala için stratejik değişiklik sinyali
Abu Dabi’de
DEV SATIŞ!
Motor bakımı hizmetlerini bu satışın dışında tutan Mubadala’nın yeni motor bakımı odaklı bir şirket kuracağı tahmin
ediliyor. P.180 Avanti II iş jeti ve insansız gözetleme sistemleri
geliştiricisi olan İtalyan uçak üreticisi Piaggio Aero firmasının
tam kontrolünü de eline alan Mubadala şimdilik motor bakım,
onarım ve yenileme faaliyetlerini iştirak şirketi Al Ain üzerinden sağlamayı planlıyor. Firma, 2013 Dubai havacılık fuarında,
Rolls - Royce ve GE Havacılık ile Trent XWB ve GEnx motorları
için bakım merkezi kurulması konusunda anlaşmışlardı. Buna
ek olarak, ADAT A380 uçağının GP7200 motorlarının bakımına
da gerçekleştiren Mubadala, Zürih merkezli SR Teknik şirketinin de sahibi.
Kaynak: Flightglobal
Çin – Fransız MRO bağları
Fransız mühendislik ve bakım firması Air France Industries
KLM ve Air China Technics, uçak bakım, onarım ve yenileme
alanında olan işbirliklerinin kapsamını genişletiyorlar. Mühendis ve yöneticilerinin önemli bir kısmı için karşılıklı ve uzun
süreli bir eğitim programı için anlaşan iki şirket, tasarım ve
uygulama konusunda ortak çalışma yapacak. Anlaşma şartlarına göre, Air France KLM, Boeing 747-400 tipi uçaklarının ağır
bakımlarını, Air China/ Lufthansa Technic ortaklığı olan Ameco
Beijing’te gerçekleştirecek. İki firma ayrıca GE90 motorunun
bakımının AFI KLM E&M tarafından gerçekleşmesi için uzun
dönemli anlaşmaya vardı.
Kaynak: MRO News Focus
Flammaerotec, Airbus A380 için Çorlu’da fabrika kuruyor
A
vrupa’nın en önemli uçak teknolojisi üreticilerinden
Flammaerotec, sadece dünya devi Airbus’a üretim yapmak üzere Şahinler Holding çatısı altında yer alan Çorlu’daki Avrupa Serbest Bölgesi’nde (ASB) 15 milyon Euro’luk
yatırım ile fabrika kuruyor. Airbus için 12 binin üzerinde parça
üreten Flammaerotec’in yeni fabrikasında 300 kişi çalışacak.
Flammaerotec, bu yatırımıyla Airbus’ın en yeni uçağı A380
için montaj ve kalıplama gibi modül üretimi gerçekleştirecek.
Hammadde olarak ağırlıkla alüminyum alaşımları kullanılacak
ürünlerin tamamı Almanya’ya ihraç edilecek. Airbus A380’ler,
seri üretimi yapılan, dünyanın en büyük iki katlı, geniş gövdeli
850 yolcu kapasiteli, lüks, sivil yolcu uçağı olma özelliğine sahip bulunuyor.
Airbus’ta yapısal düzenleme
“5 bin 800” kişiyi işinden edecek!
2
012 yılının sonunda Alman ve Fransız hükümetlerinin
hisselerini düşmesi sonucu şirket yönetimi kararlarında
Paris ve Berlin’in veto haklarının ortadan kaldıran Airbus’ın yapısındaki devlet-özel sektör ortaklığı tarihe karışıyor.
Airbus’ın şirket profilinde büyük değişikliğe neden olan adımla,
Airbus, Eurocopter, Astrium ve Cassidian olarak dörde ayrılan
birimler Airbus, Airbus Helicopters ve Airbus Defence&Space
adıyla üç birim altında toplanacak. Ayrıca şirketlerin bağlı olduğu firma da EADS değil Airbus Group olacak.
Tüm bu değişiklikler sonucu sıkıntılı günlerin beklediği Airbus
Group sendikalarla görüşmelere başladı. Değişikliklerden yaklaşık 5 bin 800 kişinin etkilenmesi bekleniyor ki buna 1.300
geçici sözleşmeli personel de dâhil. Yaklaşık 1.500 kişinin
Airbus veya Airbus Helicopters tarafından alınacağı tahmin
edilirken bu rakamın 800 kişi ile sınırlı olacağı ileri sürülüyor.
En fazla etkilenen işçiler Almanya’da olacak; yaklaşık 2 bin
çalışanın işine son verilecek. Diğer ülkelerde etkilenecek işçi
sayısı ise şöyle tahmin ediliyor: Fransa: 1.260, İspanya: 557,
İngiltere 450 ve Diğer Ülkeler: 180.
Almanya ayrıca grup merkezi olan konumunu da kaybedeceğinden tüm bu değişikliklere Alman hükümetinin nasıl tepki
vereceği merak edilmekte; eğer değişim grup varlıklarını arttırmada başarılı olursa Alman hükümetinin durumu çok umursanmayacağı düşünülüyor.
Kaynak: Flight Global
EasyJet MRO eğilimini değiştiriyor
İngiliz hava yolu şirketi EasyJet, yakın bir zamanda uçakların
daha az sıklıkla ancak daha kapsamlı bakım yapılmasına dayanan “Blok Bakım” anlayışına geçeceğini açıkladı. EasyJet
Teknik Başkanı Swaran Sidhu, “Blok Bakım” felsefesinin sadece yaşlı uçaklar için değil, daha genç uçaklar için de kullanılabileceğinin sinyallerini verdi. Swaran Sidhu’ya göre önlerinde
iki seçenek var: Birincisi, “Blok Bakım” yaşlı uçaklara uygulanırken “Dengelenmiş Bakım” genç uçaklarda uygulanmaya
devam edilir. Diğer bir seçenek ise tüm filoya geleneksel C Bakım paketleri üzerinden hizmet verilmeye devam edilir. Ancak,
2017 yılında yeni motorlu A-320 Neo’ların filoya katılması ile
bakıma olan bakışa üçüncü bir seçenek eklenebilir.
Kaynak: Flightglobal
15
16 RÖPORTAJ
Satınalma ve Lojistik
Başkanlığı’na bağlı olarak
görev yapan Proje ve İş
Geliştirme Yöneticisi Mehmet
Gökhan Doğan: “Önce APU,
sonra iniş takımları, en sonunda
uçak alıp parçalayarak Türk
Hava Yolları Teknik A.Ş. için
yeni sayılabilecek kârlı bir iş
modeli geliştirdik.”
Havacılık dünyasının yeni oyunu:
“UÇAK PARÇALAMA!”
S
atınalma ve Lojistik Başkanlığı son yıllarda geliştirdiği
katma değeri yüksek projelerle hem Türk Hava Yolları
Teknik A.Ş.’nin ticari kabiliyetini ve rekabet gücünü geliştiriyor, hem de çok daha verimli hale gelen atölyelerin küresel MRO pazarında bilinirliğine önemli ölçüde katkı sağlıyor.
Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. için yeni bir iş modeli olarak da tanımlanabilecek bu projelerin son ayağını küresel pazar değeri
3,2 milyar dolara ulaşan “uçak parçalama ve geri dönüşüm”
oluşturuyor. THY Teknik A.Ş.’nin 2012 yılının sonlarında Türk
Hava Yolları’nın bir uçağını satın alarak başlattığı bu süreç, geçen yıl ilk kez dışarıdan bir uçak bulup satın alınmasıyla devam
etti. Uygun fiyata satın alınan bir uçağın parçalarını atölyelerinde tamir ederek komponent pool’a aktaran Türk Hava Yolları
Teknik A.Ş. daha önce APU ve iniş takımlarında uyguladığı bu
modeli önümüzdeki yıllarda motora odaklanarak geliştirmeyi
planlıyor.
Konuyla ilgili Skytech’in sorularını yanıtlayan Proje Yöneticisi
Mehmet Gökhan Doğan, MRO konusunda Türkiye’de en donanımlı insan kaynağına sahip olarak tanımladığı Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.’nin son yıllarda yaptığı yatırımlar ve geliştirilen
projelerle önemli bir rekabet gücü elde ettiğinin altını çiziyor.
Sayın Doğan, önce okurlarımıza sizin tanıtalım, ne zamandan
bu yana Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. ailesindesiniz?
Amerika New York doğumluyum. (Doğan’ın babası NASA’da
önemli projelere imza atarak “Yılın Araştırması Ödülü” almış
bir profesör.) Bilgisayar ve işlem sistemleri üzerine eğitim al-
dım, ama otomotiv sektöründe faaliyet gösteren bir şirket kurarak ticaret yapmayı tercih ettim. Pazarlama ve satın alma
konusundaki tecrübem buradan geliyor, ayrıca işim sayesinde
sadece Amerika pazarı hakkında değil dünya pazarları hakkında ciddi bir bilgi sahibi oldum. 2011 yılında eşim ve 3 çocuğumu alarak Türkiye’ye geldim ve Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.
ailesine katıldım. Şu anda Satınalma ve Lojistik Başkanlığı’na
bağlı olarak Proje Yöneticisi olarak görev yapıyorum.
Satınalma ve Lojistik Başkanlığı’na bünyesindeki görevinizden biraz söz eder misiniz?
Başta, yeni kurulduğu için Komponent Yönetim Lojistik Müdürlüğü olmak üzere Depo ve Stok Yönetim Lojistik Müdürlüğü ve
Satınalma Müdürlüğü’ne bağlı olarak projeler geliştiriyoruz.
Komponent Yönetim Lojistik Müdürlüğü’ne bağlı tamir takip,
komponent satın alma, planlama, malzeme satış ekiplerine
destek veriyoruz.
Aynı zamanda satın alma gücünü hem Türk Hava Yolları, hem
de Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. adına kullanarak firmalara
pazarlama projeleri sunuyoruz. Yurt dışına fuarlara gittiğimiz
zaman Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.’nin tanıtım ve pazarlamasını yaparken özellikle atölyeleri pazarlayabileceğimizi fark ettik. Yeri gelince bizim avüyonik atölyeleri, iniş takım atölyeleri,
motor atölyesi, yakıt atölyesi ve komponent atölyesini tek tek
anlatıyoruz.
Şu an üzerinde çalıştığınız en önemli proje nedir diye sorsam?
Aslında bir değil birkaç proje var, ama bunlardan herhalde şu
APU projesi
İki yılı aşkın süredir uygulamada olan diğer bir projemiz ise
APU (Auxulary Power Unit - Yardımcı Güç Ünitesi). Gerek “third
party” bakım hizmetleri kapsamında gerekse harici olarak
müşterilere kiraya verilen yedek APU'lar sebebi ile APU yedek
sayısında sıkıntılar yaşanmaktaydı. Bu sıkıntıyı aşabilmek adına, uygun fiyata 4 adet gayri faal APU satın alındı. Bu APU'lar
tamir edilip, faal edildi. Faal edilen bu APU'lardan iki tanesi
kiraya verilmek üzere tutuldu, diğer ikisi ise filomuza katıldı.
Böylece, uygun fiyata satın alarak gerek kiralama gerekse de
atölyemize iş yükü kazandırma yoluyla yaklaşık %50 karlı duruma geçerek, 1 adet APU fiyatına 4 tane APU'yu operasyona
kazandırmış olduk.
an en önemlisi havacılık sektöründe oldukça yaygın olan bir
iş modeli olmasına rağmen Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. için
yeni sayılabilecek bir proje. Bilindiği gibi dünyada uçak parçalama ve geri dönüşüm pazarı her geçen gun büyüyor. Aralarında bizim de çalıştığımız birçok firma bunun için gidip uçak
satın alıyor, sonra bunu parçalayıp satıyorlar. Böylece hem
parçaları toplu almış olduğu için daha ucuza satın alıyorlar,
hem de kendi kâr marjları dışında tamir ve bakım maliyetlerini de müşteriye fatura ediyorlar. Yani birkaç yönden kazançlı
bir iş. Peki, hem bu parçaları tamir edecek hazır atölyelerimiz
ve pazarlayacak müşterilerimiz varken biz neden başkasının
kar marjını ve tamir maliyetini karşılayalım? Türk Hava Yolları
Teknik A.Ş. ilk kez 2012 yılının sonlarında Türk Hava Yolları’nın
Kargo uçaklarını (JCV-JCT) satın alarak bu yönde bir adım atmıştı. Ama dışarıdan bir uçak bulup satın almamız ilk kez 2013
yılında gerçekleşti. Sky Havayolları’nın sahip olduğu A320 ailesinden bir uçak vardı. 10 yaşında olan bu uçağın bakımı yapılıp uçabilirdi, ama parça değeri daha yüksek olduğu için biz
bu uçağı satın alıp Fransa’da parçaladık. Böylece, hâlihazırda
ticari partnerlerimiz olan Onur Havayolları, Atlasjet, Freebird,
Air Arabia ve kendi filomuzda (Türk Hava Yolları) kullanılabilecek A320 parçalarını kendi havuzumuza dâhil ettik. Şu an
Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.’nin satın alıp parçalayarak gerekli
bakım ve tamirleri yapıp satın aldığı uçak sayısı 4’e çıktı. En
son Türk Hava Yolları'na ilk gelen A340’lardan MSN 23 var.
Yaklaşık, 21 sene sonra bu uçağı biz Türk Hava Yolları HABOM
A.Ş.’de parçalamaya başladık. Ayrıca Türk Hava Yolları’nın almış olduğu karar doğrultusunda önümüzdeki dönemde 2 tane
340 daha parçalayacağız. Bunun dışında, şu an CIT firmasıyla
satın alma görüşmelerinin devam ettiği bir A320 uçağı var.
iş modeli. Bir yandan atölyeleri, uçak bakımı ve hat bakımı
besliyor, öte yandan bizim yaptığımız anlaşmalar çerçevesinde
komponent pool’a da destek veriyor. Bunun birkaç yönden faydası var: Bir tanesi bunu yapmasa o müşteri gidip o malzemeyi
başka bir atölyeye verecek, biz o parçayı almak istediğimizde o
parçayı tamir maliyetini de ödeyerek satın alacağız. Ama bizim
kendi atölyemiz bunu yaparsa hem kayda değer bir kârımız oluyor, hem de başka firmalara sattığımızda o komponent üzerinde Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.’nin sertifikası görünüyor. Bu da
bizim pazardaki bilinirliğimiz açısından çok önemli bir husus.
Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. bu iş modelini benimsemiş görünüyor; sonuçlar herkesi memnun etmiş olmalı.
Bu, Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. için her yönden kazançlı bir
Küresel pazarlarda da tercih edilen bir iş modeli mi?
Çok büyük olan bu sistem MRO şirketleri için de karlı bir iş
olmaya başladı. MTU Aero Engines, Lufthansa Technik, Air
France-KLM, FL Technic, GECAS, AAR gibi firmalar her yıl 2030 motor ve uçak alıp parçalıyor. Kâr oranına baktığınızda bir
parçadan yapacağınız kâr, bakım hizmetinden fazla olabiliyor.
Bakımın kârı bellidir, bakım paketinde saat ücreti olarak vardır.
Ama malzemeden edeceğin kâr belli değildir. Bu nedenle yukarıda saydığım firmalar bu iş modeline çok yatırım yapıyor.
Hangi uçaklar parçalanmak üzere alınıp satılıyor? Süreç nasıl
işliyor?
Kimi uçaklar ömrünü tamamlar, ama bakımı yapılıp tekrar kullanılacak parçalara sahiptir. Kimisi ise bakım maliyeti yüksek
olduğu için satılmak istenir, çünkü parçalayıp satmak tamir
edip uçurmaktan daha kârlıdır. Doğru zamanda doğru uçağı bulmak için pazarı çok iyi takip etmek gerekiyor. Uçakların
bütün geçmişi kayıt altındadır, ama bunları çok iyi inceleyen,
analiz eden güvenilir bir ekibinizin olması gerekiyor. Satın alma
kararı verildikten sonra genelde uçağın bulunduğu en yakın
noktada parçalama en ekonomik çözümdür. Uçak parçalanıyor
ve akabinde yaklaşık 1300-1500 komponent envanterimize
dâhil oluyor. Gelen komponentler atölyelere dağıtılıyor. Gerekli
bakım işlemleri yapıldıktan sonra ihtiyacımız olanı kullanıyoruz,
ihtiyacımız olmayanı müşteriye geri gönderiyoruz.
Uçak parçalama ve geri dönüşümde
3,2 milyar dolarlık pazar
Ekonomik ömrünü tamamlamış uçakların sayılarındaki hızlı artış, uçak parçalama ve geri dönüşüm sektöründe
ciddi fırsatlar sunuyor. Team SAI ve AFRA’nın yaptığı araştırmaya göre, önümüzdeki üç yıl içerisinde pazar değeri
3,2 milyar dolar olan yaklaşık 1800
uçağın parçalanacağı tahmin ediliyor.
Sökülen bu parçalarının orijinal parçalara kıyasla %50 daha ucuz olması ise
bu parçalara olan talebi canlı tutuyor.
Kaynak: MRO Management
Kaynak: MRO Management
17
18 SÜREKLİ GELİŞİM
Yalın bakım sistemi
Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.’de 2006 yılı Ocak ayından itibaren “Yalın Bakım Sistemi” çalışmaları gerçekleştirilmektedir.
Bu çalışmalarda yalın araçları olarak bilinen VSM (Value Stream Mapping:Değer Akışı Haritalama), AIW (Accelerated Improvement Workshop: Hızlandırılmış İyileştirme Çalıştayı), 3P
(Process- Preperation-Production; Süreç-Hazırlık-Üretim), VA
(Value Analysis: Değer Analizi) ve 5S öncelikli olarak uygulanmaktadır. Bu güne dek “217 Yalın Bakım Sistemi” çalışması
gerçekleştirilmiş olup, bu çalışmalar 73 adet VSM, 121 adet
AIW, 13 adet 5S, 2 adet VA ve 8 adet 3P çalışmasından oluşmaktadır.
ÇALIŞTAY 1408
1408 - Önemli olay raporlama (Occurence reporting) VSM çalıştayında,
prosedür ve yazılım gözden geçirilerek incelenmiştir. Çalışma sonunda yazılan iyileştirme fırsatları 90 gün içinde kapatılacaktır. Çalıştayda
beklenen her bir birimin raporlama sorumluluklarını doğru ve zamanında yerine getirmesi ve teslim süresinde %8 iyileştirmedir.
Katılımcı birimler: SGKPM, AMM, USMM, HBM, KIBM, AVİYONİK BAKIM.
En iyi gönüllü TPM örnek atölye
Yapısal Bakım Müdürlüğü en iyi gönüllü TPM örnek atölye olarak seçilmiştir. Çalışmada emeği geçen tüm arkadaşlarımıza
teşekkür ederiz.
Yapısal Bakım Müdürlüğü: (Soldan Sağa) Recai Gönül, Hamza Altay, Serhat Karakol, Kerem Altun, Özkay Ersoy, Ömer Başarıntürk,
Kazım Caner Bildirici, Emre Mumcuoğlu, Şükrü Ayyıldız.
Öneri verme ve değerlendirme
1. Öneri vermek için http://formcenter.thy.com/BMB/OneriFormu linkinden öneri sistemini açınız.
2. Öneri girişi yapmak için yeni sekmesini tıklayın.
3. Projenizin ya da önerinizin adını giriniz.
4. Mevcut durumu, problemin detaylarını açıklayınız.
5. Problemin çözümü için önerinizi giriniz.
6. Eğer varsa önerinizi destekleyecek dosyaları giriniz.
7. Öneriniz için harcanan adam & saat bilgisini giriniz.
8. Önerinizin kazandıracağı adam & saat bilgisini giriniz.
9. Öneriniz için malzeme & ekipman maliyetini giriniz.
10.Gelir bilgisini giriniz.
11.Önerinin sağlacağı faydaların oranlarını işaretleyin ve destekleyici bilgileri yazınız.
12.Öneriyi onaylayacak yöneticinin birimini seçiniz.
13.Öneriyi onaylayacak yöneticinin adını seçiniz.
Her çalışan bağlı bulunduğu yöneticisine organizasyonda
yapılan işlerle ilgili olarak öneri verebilir. Öneriyi alan
yönetici gerekli gördüğü takdirde, öneriyi başka bir
yöneticiye veya Öneri Değerlendirme Komitesi’ne (ÖDK)
yönlendirebilir.
14.Bağlı olduğunuz kurumun adını seçin.
15.Önerinin verildiği / uygulandığı yeri seçin.
16.Yöneticiler değerlendiremedikleri / onaylayamadıkları
önerileri bağlı bulunduğu bir üst amirine veya ilgili diğer
yöneticilere yönlendirebilir ve/veya birlikte
değerlendirebilir/ onaylayabilirler.
17.Öneriyi veren ya da verenlerin sicil numarasını girin.
18.Öneriyi veren ya da verenlerin birimini seçin.
19.Öneriyi veren ya da verenlerin ad ve soyadını yazın.
20.“Kaydet & Gönder” i tıklayarak formu sisteme kaydedin.
12
14
17
21.Öneri değerlendirmede, Tablo-1’de verilen kriterler vepuanlama sistemi esas alınır.
Her öneri dört ana kriter (gayret, orijinallik, direkt ve dolaylı etki
) bakımından Tablo-1’de verilen skalaya göre puanlanır.
• Gayret: Çok sayıda öneri veren bir kişi ise (örneğin yılda
2’den fazla öneri vermiş ise) 25 puan verilebilir.
• Orijinallik: 25 puan verilebilmesi için önerinin benzerinin
daha önce hiç verilmemiş olması gerekir.
• Direkt etki: Önerinin iş süreçlerine etki oranına göre verilen
puandır.
• Dolaylı etki: Gözle görülmeyen ama dolaylı etki eden
önerilerin etki oranına göre verilen puandır. (Örneğin moti
vasyonla ya da iş sağlığı güvenliği ile ilgili öneriler.)
22.Verilen her öneriye reddedilse bile teşekkür ediniz.
23.Öneri kabul edilmedi veya geçerli değil ise nedenini yazınız.
24.Toplam puan her kritere verilen “0-25” arası puan değeri
üzerinden toplanarak hesaplanır.
25.Eğer hesaplanan puan, 60 (altmış) ve üzeri ise öneri kabul
edilir; küçükse öneri kabul edilmez.
26.Sadece öneriyi onaylayacak kişi değerlendirmeyi yapabilir.
27.Uygulamadan sorumlu kişilere otomatik e-mail
gitmediğinden kişiye / kişilere bilgi verilmesi gerekir.
28.Verildiği Tarih: Uygulamadan sorumlu kişilere işin verildiği tarihtir.
29.Hedef Tarihi: Uygulamadan sorumlu kişiye verilen
hedef tarihtir.
30.İşin Bitiş Tarihi: İş tamamlandıktan sonra girilmesi
gereken tarihtir.
31.Değerlendirme yapıldıktan sonra "kaydet ve gönder"
butonuna basılması gerekmektedir.
13
16
15
18
19
20
19
20 AR-GE MERKEZİ
Teknoloji Geliştirme Bölgeleri
“Teknopark” ya da
“Teknokent” adıyla anılan
Teknoloji Geliştirme
Bölgeleri, ilk kez 1950
yılında Amerika’da ortaya
çıktı. Bugün 37‘si faal
olmak üzere 52 adet
Teknoloji Geliştirme
Bölgesi bulunan
Türkiye’de ise 2001 yılında
kabul edilen “Teknoloji
Geliştirme Bölgeleri
Kanunu” ile üniversiteler
ve araştırma kurumları ile
üretici firmalar arasında
işbirliği için önemli bir
adım atıldı.
T
eknoloji Geliştirme Bölgesi, bir üniversite veya yüksek
öğrenim kurumu ya da bir araştırma merkezi ile resmi ilişkiler kurmuş, içinde teknoloji kökenli firma ve
işletmelerin oluşmasını özendirecek ve büyüyüp gelişmesine destek verecek biçimde tasarlanmış, yönetiminin ilgili
firmalara teknoloji ve işletmecilik becerilerinin transferi konusunda etkin uğraş verdiği bir girişim olarak tanımlanır.
Teknopark ya da Teknokent fikri ilk olarak 1950 yılında
Stanford Üniversitesi’nin öncülüğünde yaptıkları araştırmaları ticarileştirmek isteyen bir grup araştırmacının çabalarıyla Amerika’da ortaya çıkmıştır. Günümüz adıyla “Silikon
Vadisi” olarak bilinen bu teknopark, dünyanın en çok tanınan teknoparkıdır. Bugün Google, Intel, Adobe Systems,
Yahoo, VeriSign gibi yüzlerce küresel firma bu teknoparkta yer almaktadır. Silikon Vadisi’nin önderliğini üstlendiği
teknoparklar tüm dünyada “inovatif” düşüncenin pratik
hayata aktarıldığı devasa merkezler haline gelmişlerdir.
Bugün dünyada 1000’in üzerinde teknopark aktif olarak
çalışmaktadır. Bu sayı “inkübasyon” merkezleriyle birlikte
5 bine ulaşmaktadır.
Türkiye’de 2001 yılında kabul edilen 4691 sayılı Teknoloji
Geliştirme Bölgeleri Kanunu ile Teknoloji Geliştirme Bölgeleri’nin yasal zemini oluşturulmuştur. Yasa, sadece Teknoloji Geliştirme Bölgeleri’ni tanımlamakla kalmıyor, bunun
yanında girişimcilere özellikle vergi hususunda bazı kolaylıklar getirmektedir.
Bu kanun ile amaçlanan üniversiteler, araştırma kurum
ve kuruluşları ile üretim sektörleri arasında işbirliği
sağlanarak;
• Ülke sanayinin uluslararası rekabet edebilir ve
ihracata yönelik bir yapıya kavuşturulması amacıyla
teknolojik bilgi üretilmesi,
• Üründe ve üretim yöntemlerinde yenilik geliştirilmesi,
• Ürün kalitesinin veya standardının yükseltilmesi,
• Verimliliğin artırılması, üretim maliyetlerinin
düşürülmesi,
• Teknolojik bilginin ticarileştirilmesi,
• Teknoloji yoğun yatırım ve girişimciliği desteklemek,
• Araştırmacı ve vasıflı kişilere iş imkânı oluşturmak,
• Teknoloji transferine katkıda bulunmaktadır.
2001 yılından itibaren uygulamaya konulan ve
sanayicilerimizi, araştırmacılarımız ve üniversitelerimiz ile
buluşturarak, teknolojiyi yoğun üretime yönelik yeni ürün
ve üretim yöntemleri geliştirmelerini sağlayacak bu kanun
kapsamında 37‘si faal olmak üzere 52 adet Teknoloji
Geliştirme Bölgesi kurulmuştur.
Türkiye’deki Teknoloji Geliştirme Bölgelerinden bazıları;
• ODTÜ Teknokent Teknoloji Geliştirme Bölgesi
• Tübitak Marmara Araştırma Merkezi Teknoparkı
• İzmir Teknoloji Geliştirme Bölgesi
• Ankara Teknoloji Geliştirme Bölgesi
• GOSB Teknopark Teknoloji Geliştirme Bölgesi
• İTÜ Arı Teknokent Teknoloji Geliştirme Bölgesi
• Hacettepe Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi
• Yıldız Teknik Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi
• Teknopark İstanbul Teknoloji Geliştirme Bölgesi
ODTÜ Teknokent
Türkiye’nin en büyük organize teknoloji geliştirme ve
iş merkezi ODTÜ Teknokent, Sanayi ve Teknoloji
Bakanlığı’nın Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Performans
Endeksi’nde birinci sırada yer alıyor. 120 bin metrekarelik
bir alanda 284 teknoloji firmasına ev sahipliği yapan ODTÜ
Teknokent’e Türkiye’nin Silikon Vadisi benzetmesi yapılıyor.
Burada faaliyet gösteren firmalar arasında Airbus, Boeing,
Skorksky, Rolls-Royce gibi uluslararası dev firmalarla ortak
proje yürüten firmalar da bulunuyor. ODTÜ Teknokent,
özellikle bilişim, savunma sanayisi ve biyomedikal
teknolojilerinde faaliyet gösteren firmalar açısından
oldukça uygun bir ortam sunuyor.
Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde Faaliyette Bulunan Firmaların Sektörel Dağılımı;
Teknoloji Geliştirme Bölgeleri oluşumu içinde gelinen noktaya bakacak olursak;
• Firma sayısı 2 bin 37’ye,
• İstihdam edilen personel sayısı 17 bin 784’e,
• Biten proje sayısı 9 bin 461’e,
• Üzerinde çalışılan proje sayısı 5 bin 121’e,
• İhracat 599 milyon ABD dolarına,
• Yabancı/yabancı ortaklı firma sayısı 71’e, bu firmalarca yapılan yatırım tutarı 685 milyon ABD dolarına,
• Başvurusu yapılan/tasdik edilmiş patent sayısı 301’e
ulaşmıştır.
21
22 EMNİYET KÖŞESİ
Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. ve Federal Aviation Administration (FAA) Denetim Ekibi:
(Soldan Sağa) Başdenetçi Mark Stratton, JJ Clark, Sadi Diler, Fazıl Çiftçi, Hüseyin Çelik, Kenneth Haynes, Stan Goddard, Hüseyin Sağlam.
Amerikan Sivil Havacılık Otoritesi FAA
Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.’ye TEŞEKKÜR etti
Türk Hava
Yolları Teknik
A.Ş.’ye “Teknik
Bakım Yetkisi
Yenileme
Denetimi”
yapan
Amerikan sivil
havacılık otoritesi FAA, kalite
ve emniyet kurallarına uyum
konusunda gösterilen çaba ve
süreklilikten memnun olduğunu
açıkladı.
A
merikan sivil havacılık otoritesi Federal Aviation Administration (FAA) tarafından, 28 Nisan-02 Mayıs 2014 tarihleri arasında Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.’ye “Teknik
Bakım Yetkisi Yenileme Denetimi” yapıldı.
Denetimin kapanış toplantısında izlenimlerini paylaşan FAA
Başdenetçisi Mark Stratton, Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.’nin
genel olarak başarılı bir denetim geçirdiğini söyledi. Tüm şirketin açık, şeffaf ve profesyonel bir şekilde davrandığına dikkat çeken Stratton, uçak ve komponent bakımlarında kalite ve
emniyet kurallarına tam uyum ve hassasiyet gösterildiği için de
teşekkür etti.
Uluslararası sivil havacılık açısından da önemli bir otorite kabul edilen FAA, Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.’yi uçak bakım ve
onarımı konusunda 1974 yılından bu yana yetkilendiriliyor.
Her yıl FAA tarafından yapılan denetimlerle bu yetki belgesinin
sürekliliği sağlanırken, sözkonusu denetimler “kalite” ve “emniyet” kavramlarının şirket içinde yaygın ve sürdürülebilir bir
ivme kazanıp Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. kurumsal kültürünün bir parçası haline gelmesine de katkı sağlıyor.
Yapılan son denetlemede, ilk yetkilendirmeden bugüne kadar uçak ve komponent bakımlarında kalite ve emniyet kurallarına uyum konusunda gösterilen çabaya ve sürekliliğe
vurgu yapan FAA, 2014 yılı denetimi anısına Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.’ye üzerinde teşekkür ifadesi olan bir tabak
hediye etti.
Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. hangarlarında, Boeing ve Airbus
uçaklarının gövde, motor ve komponent bakımları Amerikan
sivil havacılık kurallarına göre yapılıyor. Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. bu yetkisine ilave olarak, Türk Sivil Havacılık Genel
Müdürlüğü (SHGM), Avrupa’nın en önemli havacılık otoritesi
olan European Aviation Safety Agency (EASA) ve bakımını
yaptığı diğer ülkelerin sivil havacılık otoriteleri tarafından da
yetkilendirilmiş bir bakım kuruluşudur. Kuruluşundan bugüne sahip olduğu tüm yetkiler kapsamında başarılı bir bakım
şirketi olarak faaliyet göstermektedir.
Türk Hava Yolları Teknik A.Ş’nin tüm çalışanları elde edilen
bu başarıda büyük bir paya sahiptir. Gösterilen çaba ve özverinin sonucu olarak elde edilen bu teşekkür, bundan sonra
da aynı hassasiyetle emniyet odaklı kurallara uygun olarak
çalışmayı sürdürmemizi zorunlu kılıyor.
"Uluslararası sivil havacılık açısından da önemli bir otorite kabul edilen
Federal Aviation Administration (FAA), Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.’yi uçak
bakım ve onarımı konusunda 1974 yılından bu yana yetkilendiriliyor."
Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. ve Federal Aviation Administration (FAA) Denetim Ekibi:
(Soldan Sağa) Başdenetçi Mark Stratton, Kalite Güvence Başkanı Sadi Diler, Kalite Müdürü Hüseyin Çelik.
23
24 İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ
Doğadaki alıcı ortamların kirlilik özümseme kapasiteleri aşılıyorsa,
doğal ortamdaki dengelerin geri dönüşü imkânsız hale geliyorsa,
çevre kirliliği kaynaklı büyük ölçekli sağlık sorunları gündeme geliyorsa,
doğal varlıklar hızla tüketiliyor, yaşam zincirindeki türler yok oluyorsa:
“Çevre sorunu” deyip geçme
BU SENİN SORUNUN!
5 Haziran
Dünya Çevre Günü
S
on zamanlarda çevrenizde kanser hastalığına yakalananların sayısının arttığını hiç düşündünüz mü? Ya yediğiniz sebze ve meyvelerin güzel görünmekle birlikte
lezzetli olmadığını? Sahi kaynağından ya da bir çeşmeden su
içmeyeli ne kadar oldu? Peki, bütün bunların çevre sorunlarıyla doğrudan ilişkisinin olduğunun farkında mısınız?
5 Haziran 1972 yılında Stockholm'de toplanan "Birleşmiş Milletler Çevre ve İnsan Konferansı" bu tarihe kadar yapılmış en
geniş katılımlı konferans olma özelliğinin yanı sıra, "temiz ve
sağlıklı bir çevrede yaşamanın temel bir insan hakkı olduğunu" karar altına almasıyla da önemli bir toplantıdır. Bir dönem
sadece belli grupların kaygı alanı olan “çevre” konusu bu konferansla bir insanlık sorunu olarak kabul edilmiştir. Taşıdığı tarihsel önem ve çevreye yönelik politikalarda milat olma özelliği
ile konferansın toplandığı 5 Haziran günü, Dünya Çevre Günü
ilan edilmiştir.
Birleşmiş Milletler Çevre Programı UNEP (United Nations Environment Programme) koordinatörlüğünde her yıl 5 Haziran
Dünya Çevre Günü belirli bir tema çerçevesinde kutlanmaktadır. Dünya Çevre Günü, küresel çevre takviminin en önemli
olaylarından biri olup her yıl yaklaşık 100 ülkede kutlanmaktadır. 5 Haziran Dünya Çevre Günü etkinliklerinin Türkiye manevi
sponsorluğunu 1999 yılından bu yana sürdüren Türkiye Çevre
Koruma ve Yeşillendirme Kurumu (TÜRÇEK), her yıl uluslararası temanın ülke genelinde duyurulması ve kamuoyunun dikkatinin bu yöne çekilmesi için çeşitli etkinlikler gerçekleştiriyor.
Stockholm’de yapılan toplantıdan bu yana, dünyada ve ülkemizde bir dizi değişim yaşanmış ancak değişmeyen konu çevre
sorunlarının kendisi olmuştur.
Doğadaki alıcı ortamların kirlilik özümseme kapasitelerinin
aşılmaya başlanması, doğal ortamdaki dengelerin geri dönüşü zor, neredeyse imkansız bir şekilde değişiyor olması, çevre kirliliği kaynaklı büyük ölçekli sağlık sorunlarının gündeme
gelmesi ve doğal varlıkların hızla tüketilmesi gibi süreçler sonucu ortaya çıkan ekolojik kriz, bu sorunun çözümüne yönelik
arayışları ve bu noktada farklı yönelimleri gündeme getirmiştir.
Çevre sorunlarının doğal yaşamı ve insanlığı tehdit eder noktaya gelmesi, sorunun yaşamsal önemini de ortaya koymuştur.
Böylece erozyondan su kirliliğine, küresel ısınmadan radyoaktif atıklara kadar uzanan bir dizi çevresel sorun, çözüm getirme gereğini tartışılmaz yapmıştır.
Küresel ve bölgesel olarak
ülkemizi tehdit eden önemli
çevre sorunları:
ATIKLAR SORUNU
NÜFUS ARTIŞI
Bugün dünya, mevcut kaynakları yetersiz kılan ve bu nedenle ekolojik dengeyi bozmaya başlayan bir nüfus artışı ile karşı
karşıya bulunmaktadır. Bilim çevrelerinin hesaplarına göre, ancak dünya nüfusu önümüzdeki yüzyılın ortalarında 8 milyarda
kalırsa yaşanılabilir bir dünyaya sahip olabileceğiz. Yani nüfus
artış hızının yarı yarıya düşmesi gerekiyor. Oysa dünya nüfusunun 2050 yılında 11 milyara ulaşacağı tahmin ediliyor.
SU VE YAŞAM
Hava gibi su da hayat için vazgeçilmez bir yer ve öneme sahiptir. Dünyadaki suların yalnızca %3’ü tatlı su, geri kalanı ise
tuzludur. Suların kullanılmaz hale gelmesi, hayatın kaynağının
kuruması, canlı hayatın yok olmasıdır. Sanayi artıklarının ve
kanalizasyon sularının deniz, göl ve nehirlere karışması suların özelliklerini, kalitesini büyük ölçüde yok etmektedir. Suyun
kalitesi, rengi ve kokusunun değişiminin ise sulardaki canlı hayatı etkilediği görülmektedir. Bunun sonucu olarak da sularda
yaşayan canlıların türü ve sayısı her gün giderek azalmaktadır.
Dünyada 1,1 milyar insan güvenli içme suyu, 2,4 milyar insan
ise güvenli arıtma hizmetlerinden yoksundur.
Gelişmiş sanayi ülkelerinde yaşanan çevresel sorunların teknolojik değişimle çözülmesi yönünde çabalar sürerken, yaratılan tüketim toplumu ve bu topluma sunulan ürünlerin yarattığı
sorunlardan biri de atık ve çöp sorunu olarak ortaya çıkmıştır.
Kimyasal maddelerin aşırı üretimi ve tüketimi sonucu bugün
sorunlar yaşanmaktadır. Üretimi yapılan kimyasal bileşik sayısının 65 milyonu bulduğu bilinmektedir. Pek çok kimyasal
madde, tehlikesinden habersiz olarak evlerimize; iş yerimize,
gıdalarımıza ve vücudumuza girmekte; çevreye ve canlılara etkileri araştırılmaksızın kötü etkilerini sürdürmektedir. Endüstriyel atık suların içerisinde bulundurdukları toksit maddeler,
sudaki canlı yaşamının kısa sürede tükenmesine yol açmakta
ve ekosistemi felç etmektedir.
Tüketim alışkanlıklarının değişmesi ile yaygınlaşan ambalajlı
ürün kullanımı ve “kullan at” türünden malzemeler, bugün dev
boyutlara ulaşan çöp sorununun başlangıç noktası olmuştur.
Evsel atıkların %65’ini organik atıklar, %23’ünü kül-cüruf ve
%12’sini ise geri kazanılabilir atıklar oluşturmaktadır. Çöpün
içindeki geri dönüşebilir malzemelerin önemli bir miktarını yiyecek, içecek ambalajlarında kullanılan metal, plastik ve cam
atıklar ile kağıt ve karton oluşturmaktadır. Ancak atıklar içerisindeki cam, metal, plastik ve kâğıt/karton gibi atıklar çeşitli
işlemlerden geçirilerek yeni bir hammadde olarak değerlendirilebilmektedir. Bunların tekrar şişe, kutu, plastik, kâğıt, gübre
olarak kullanılmaları “geri dönüşüm” olarak adlandırılmaktadır. Öte yandan, plastik atıkların ya da plastik türevi atıkların
çöp dağlarını oluşturan atıklar içinde, tehlikeli atıklar ve zehirli
radyoaktif atıklardan sonra en tehlikeli atık türü olduğu bilinmektedir. Sonuç olarak, kola kutularından pet şişelere, hastane atıklarından radyoaktif atıklara kadar çöpün içeriğini oluşturan malzemeler çeşitlilik ve çokluk göstermektedir.
OZON TABAKASININ İNCELMESİ
ÇÖLLEŞME
Dünya yüzeyinde bir başka felaket ya da tehlikeli gidiş de, ekilebilir toprakların aşırı kullanımı, ölçüsüz kullanılan kimyasal
gübreler ve zararlılarla mücadele ilaçlarının (pestisidler) etkileridir. Bu arada, nüfus baskısı sonucu tarıma elverişli olmayan
toprakların kullanılması daha fazla alanı çoraklaştırıp verimsizleştirmektedir.
CFC, karbondioksit ve metan gibi gazlar, atmosferde oluşturdukları tabaka ile güneş ışınlarını tutarak, küresel ısınmaya
ve sera etkisine neden olmaktadırlar. Sera etkisinin temel
nedeni ise petrol ve kömür gibi fosil yakıtların kullanımıdır.
Bu durumunun zamanla oluşturabileceği muhtemel neticeler
arasında atmosfer ısısının artması, buzulların erimesiyle deniz
seviyelerinin yükselmesi, karaların azalması, kuraklık ve dolayısıyla gıda kıtlığı tehlikesi sayılabilir.
25
26 BİLGİ TEKNOLOJİLERİ
BT ve Ar-Ge’den hayatı kolaylaştıran çözümler
“Tracking Flyable Components”
T
ürk Hava Yolları Teknik A.Ş. Bilgi Teknolojileri Müdürlüğü
ve Ar-Ge Müdürlüğü’nün ortaklaşa yaptığı projelere yeni
bir prototip uygulama daha eklendi.
Bilindiği üzere, uçaklarda bulunan her can yeleği (life-vaste)
ve oksijen jeneratörünün (oxygen generator) kullanım süresi
limitli olduğundan, düzenli olarak kontrol edilmesi gerekiyor.
Bu kontrol işlemleri büyük bir iş gücü kaybı oluşturduğu gibi,
parçaların uzun süre gereksiz yere depoda bekletilmesi, gereksiz fazladan alımların yapılması veya erken atılmalar olabiliyor.
Proje Kazanımları;
BT ve Ar-Ge Müdürlüklerinin
ortaklaşa geliştirdiği yeni bir
prototip uygulama, uçaklarda
sürekli kontrol edilmesi gereken
can yeleği, oksijen jeneratörü
gibi malzemelerin, “Radyo
Frekansı ile Tanımlama (RFID)
teknolojisi kullanılarak kolayca
ve hatasız bir biçimde takip
edilmesini sağlıyor.
Bu ve benzeri sorunların ortadan kaldırılabilmesi için kısaca
RFID denilen “Radyo Frekansı ile Tanımlama” teknolojisinin bu
alanda kullanılabilirliği çalışmaları kapsamında oldukça işlevsel bir prototip uygulama geliştirildi. Projede ATID 870 el terminali ile EPC-GEN2 standartları ve UHF sertifikalı pasif etiketler
kullanıldı. Her etiketin bir id’sı olup, bu id’ye bağlı olarak ürün
tipi, yeri, son kullanma tarihi gibi bilgiler etiket üzerinde saklanabilmektedir.
• Uçaktaki can yelekleri ve oksijen tüplerinin son kullanım tarihleri, bu program ile 5-15 dakika gibi çok kısa bir sürede
okunabilmekte ve %95-98 oranında zaman tasarrufu sağlamaktadır.
• Malzemelerin zamanında ve gerektiği kadar satın alınması kontrol altına alına bilmekte, malzeme israfı minimize edilebilmektedir.
Programın içeriği:
Programda yeni etiket tanımlaması, tanımlanan etiketlerin server’a aktarılması, uçakta genel sayım yapılması ve
sonuçlarının database server’a aktarılması işlemleri mevcuttur.
Programın yüklü olduğu bir el terminali, personel tarafından uçak içinde dolaştırılarak RFID etiketlerinin okunması
sağlanmakta ve toplanan bu bilgiler önce lokal database’e daha sonrada WI-FI ile server’a aktarılabilmektedir.
Server üzerinde toplanan bu bilgiler web üzerinden izlenebilmekte ve gerekirse MRO programı ile entegre hale
getirilebilmektedir.
Ekranda SCAN tuşuna basıldığında el terminali uçaktaki
can yelekleri ve oksijen tüplerine ait etiketleri bulmakta
ve son kullanım tarihlerine bakarak aşağıdaki şekilde
renklendirmektedir.
Program
ana menüsü
Örnek
uygulamamızda
kullanılan LOPA (Layout of
Passenger Accommodations) aşağıdaki şekilde görülmektedir. Koltuk kısımlarında can yelekleri ve dış
kısımlarda oksijen jeneratörleri bulunmaktadır.
KIRMIZI
:
Son kullanma tarihi
geçenler
TURUNCU :
Son kullanma tarihine
15 gün kalanlar
YEŞİL
:
Son kullanma tarihi
sorunu olmayanlar
Raporlama ekranları
Pie chart: Günlük sayım sonuçları
Bar chart : Tarihlere göre sayım sonuçları
Projenin uçaklarda kullanılabilmesi, birimlerin iş süreçlerine ve gerekli prosedürlerin tamamlanması ile mümkün olabilmektedir.
Bu prototip proje, RFID teknolojisinin uçaklarda da kullanılarak verimliliği artırabildiğini net olarak göstermiştir.
Özel teşekkür:
Projenin hazırlanmasında emeği geçen Selim Savsar’a…
27
28 ÜPK
Uçak bakım evreninde
ÜPK GÜNEŞİ
Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.
196 yolcu, 8 kargo, 24 eğitim ve
7 VIP uçağı olmak üzere toplam
235 uçaklık THY filosunun bakım
sorumluluğunu yürütüyor.
Bu dev filonun ve “3rd party”
müşteri uçaklarının, uçuşa
elverişlilik ve kalite açısından
beklentilerini karşılamak ancak
kusursuz işleyen bir plan ile
mümkün.
Başlık yeterince çarpıcı oldu mu, bilemem ancak bu yazıyı okumanız için birçok nedenim var.
Bakım organizasyonumuzun bel kemiği olmasına karşın, yeterince kendini ifade edemeyen, bazen göz ardı edilebilen, üretim planlama ve kontrol işlevimizi size anlatmak istiyorum.
Buz dağının görünmeyen kısmını görmeye ve keşfetmeye ne
dersiniz?
Tüm büyük işletmelerin olmazsa olmazıdır ÜPK. Hassas ve
doğru planlama faaliyetleri, kurum başarısı için kritik önem
taşır. Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.’de ise ÜPK’nın işi daha bir
farklı ve karmaşıktır. Hangi uçak, ne zaman, hangi bakım için,
hangi hangara gelecek? Ne kadar kalacak; bu kalış sırasında
uçakta neler yapılacak, yapılacak işler için gerekli malzeme,
zaman ve iş gücü yeterli mi? Sonrasında her şey olması gerektiği gibi olmuş mu, kaynaklar etkin kullanılmış mı? Yeni planlama gerekecek mi; gerekecekse aynı çevrim için şartlar hazır
mı? Plansız gelişmelere hazır mıyız? ÜPK birimi, bütün filodaki
uçaklar ve komponentler için tüm bu soruların yanıtlarını bilmek zorundadır.
İşin en tuhaf yanı da şudur ki ÜPK, bir birimin talebini karşılarken diğer birimin tepkisini alır: “Malzeme yok, bakım
aksıyor, envanter çok yüksek, stok devir hızı düşük, mali
yük çok fazla... Uçak uçmak içindir, bu kadar uzun bakım
olur mu? Adam yok, bu kadar kısa sürede bu işler bitmez,
operasyon aksayacak, hangar içi olmazsa olmaz, TYE zamanında bitmezse ‘warranty’ alamayız …“
ÜPK, tüm birimlerle iletişim içinde, büyük resmi görerek iyi
bir planlama yapmak, buna göre karar almak ve operasyonu yönlendirmek gibi kilit bir pozisyondadır.
Bir gerçek var ki son yıllarda anormal büyüyen bir kapasite ve iş hacmi bulunuyor. Buna paralel olarak ÜPK ağır bir
yük ile baş başadır. Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.’nin hizmet
verdiği Türk Hava Yolları filosunda, an itibariyle 196 yolcu,
8 kargo, 24 eğitim ve 7 VIP uçağı olmak üzere toplam 235
uçaklık büyük bir filonun bakım sorumluluğundayız. Filonun artışı halen de sürmektedir. 2020 sonunda THY’de
400’den fazla uçak olacağı öngörülüyor. Bu dev filoyla birlikte, “3rd party” müşteri uçaklarının uçuşa elverişlilik ve
kalite açısından beklentilerini karşılamak; bu amaçla, işin
miktarı ve karmaşıklığına uygun olarak tüm gerekli personel, takım, teçhizat, malzeme, bakım bilgileri ve tesislerin
mevcut olduğunu planlamak üzere kurulu bir sistemi yönetir ÜPK.
Sizlere geçmiş ve bugüne dair bazı çarpıcı örnekler vermek istiyorum:
Son bir yılda yaklaşık 6000 “letter check” (A+B+C+S+L+R)
planlanmış ve bu bakımların paketleri oluşturulmuştur.
Açılan toplam iş emri –oluşturulan bakım paketi – sayısı,
yaklaşık 8 bin 900 olmuştur. Takip edilen AD, uçak ve komponent TYE’leri, 2010 yılında 2 bin 370 adet iken, 2013 yılı
sonunda 10 bin 200 adet olmuştur. Ömür takibi yapılan
“hard time” komponent sayısı yaklaşık 800 bin olup bunlardan gerçekleşen planlı söküm sayısı 15 bin 526 olmuştur.
Bir başka deyişle günde 42 adet değişim sağlanmıştır. Hepsini en uygun bakım planına yerleştirme zorunluluğu vardır.
Tüm bunları yapabilecek yeterli zamanı kazanabilmek için,
bilgisayar yazılımları hazırlanmış ve işler daha otomatikleştirilmiştir. Artan kapasite karşısında tüm teklif ve taleplere
yetişebilecek dinamik bir planlama için ÜPK kendi sistemi-
Bu planlamayı gerçekleştiren
ve tüm birimler arasında kilit
rol üstlenen ÜPK, son bir yılda
yaklaşık 6 bin “letter check”
planladı ve bu bakımların
paketlerini oluşturdu. Takip
ettiği AD, uçak ve komponent
TYE’leri, 2013 yılı sonunda 10
bin 200 adede ulaştı. Ömür
takibi yapılan “hard time”
komponent sayısı 800 bin,
planlı söküm sayısı ise 15 bin
526 olarak kayıtlara geçti.
ni kurmuş, sürekli bir yenilenme ihtiyacında olmuştur.
Son bir yıl içinde ESB ve SAW yerleşkeleri de efektif olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu yerleşkelerde 64 tanesi
büyük (C/S) olmak üzere toplam 96 adet bakım gerçekleşmiştir. Böylece ayda ortalama 8 adet bakımın ESB/ SAW
olarak planlanmış ve gerçekleştirilmiş olduğunu görüyoruz.
Tüm yerleşkelerde toplam 323 büyük bakım uygulanmış
olduguna göre bu, ÜPK’nın neredeyse hergün 1,5 C/S bakımı hazırladığı anlamına gelmektedir. (Hesaplamlara boya,
ramp ve line bakımları dâhil edilmemiştir.)
2013 yılında seferlerin zamanında icrasına yönelik haftalık ortalama 6 bin 337 sefere destek verilirken, 2014 yılında ortalama 7 bin 163 sefere destek verilecektir. Bakım
slotlarının düzenlenmesi ile tarife yapısının gelişmesinde
doğrudan müdahil olduğumuz önemli bir ayrıntıdır. THY
filosu ve “3rd party uçakları” tüm bakımları için uygun bakım slotu ve hangar planını ÜPK yapmaktadır. 2013 yılında
444 motorun değişim planı ve “shop visit” organizasyonu
yapılmıştır. İniş takımı ve APU değişim planları da ayrıca yapılmaktadır.
Aynı yıl Bakım Yönetim Şefliğimizce TT hangarlarına ek olarak Türk Hava Yolları Habom A.Ş.’ye ait hangarlarla birlikte
tüm yerleşkelerimiz için dünya çapında 149 ayrı operator
29
30 ÜPK
ile yapılan ağır bakım görüşmelerine katılım sağlanmış ve
toplamda 1794 bakım teklifi hazırlanmıştır. (Bu sayı bir önceki yıl 1100 civarında idi.) Bu tekliflerden 100’den fazlası
ağır bakım (C ve üstü bakımlar) için alınmıştır. Bakım paketlerinin tesislerimizde uygulanabilir şekilde adapte edilmesi,
bakımların uygulanmasının takip edilmesi ve herhangi bir
olumsuzluk olduğunda gerekli müdahalelerin yapılması,
müşteriyle bakım öncesi, bakım sırası ve sonrasında sürekli kontakt halinde olunması ve faturalandırılmaya kadar
olan süreçte oluşabilecek tüm müşteri şikâyetlerine cevap
verilmesi gibi ana görevler bakım sonrası raporlamalarıyla
birlikte birebir yerine getirilmiştir. "3rd Party" müşterilerimize arz edilen slot ve katıldığımız ihale sayısı da aynı paralellikte artış göstermiştir. Son 3-4 yılda yapılan geliştirmeler
sayesinde bakım teklifi hazılama süresi 20 günden 3 iş
gününe, bakım paketi hazırlama süresi ise 5 günden 1,5
iş gününe düşürülmüştür. THY bünyesine yeni katılan yerleşkeler ile birlikte (Türk Hava Yolları HABOM SAW ve Türk
Hava Yolları HABOM Ist ) gelecekte de teklif sayısının çok
daha büyük miktarda artacağı öngörülmekte ve ÜPK bu talebi karşılamak amacıyla ileriye yönelik yeni yapılanmalara
gitmektedir. “3rd party” müşterinin bakım portföyümüzdeki
ağırılığı ve son dönemde elde edilen ciro ciddi bir yükseliş
trendi göstermektedir.
Airbus ve Boeing planlama gruplarının etkin planlama yapabilmesi için “Filoya yeni katılan uçakların komponentlerinin sisteme tanıtımı, denetleme ve sertifikasyon işlemleri”
2013 başı itibariyle yeni bir birim oluşturularak ÜPK Komponent TK bölümüne aktarılmıştır. Bunun çok yerinde bir
karar olduğu, sivil havacılık denetlemelerinde komponent
bulgu sayısının belirgin derecede azalma göstermesi ile
kanıtlanmıştır. Her sertifika ön denetlemesinde bir uçakta
250 “hard time” komponentin belge-sistem uyumu araştırılmaktadır. Tüm filonun her yıl sertifikasyon yenilemesinin
yapıldığını düşünürsek bu rakamın ne boyutta olduğu hesaplanabilir. Son bir yılda, yeni ya da ikinci el olmak üzere toplam 44 adet uçak uçak filoya katılmıştır. Filoya dâhil
olan her uçak için sisteme yaklaşık 2 bin 400 adet komponentin tanıtımı gerekli olmaktadır. Söz konusu verilerin
hatasız şekilde sisteme aktarılması ve takip edilebilirliğinin
sağlanmasının hiç de kolay bir süreç olmadığını -özellikle
ikinci el uçaklar için tahmin edersiniz. Birimimiz 5S çalışmaları kapsamında örnek ofis olarak da seçilmiştir.
Sizleri rakamlara boğmak istemiyorum, ancak bir benzetme yaparsak; ÜPK, bakım hizmetlerinin mutfağı. Nasıl ki
bir müşteri için güzel bir yemeğin nerede, ne şartlarla, nasıl hazırlandığından çok sunumu, lezzeti ve doyuruculuğu
daha öncelikli ise Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.’nin müşterilerini de, gerçekleşen tüm bakım hizmetlerinin kusursuz
ve zamanında tamamlanmış olması ilgilendirir. Biz işin
mutfağında nasıl piştiğini gösteremesek de planlandığı
şekilde tamamlanan her bakım, güvenle “release” edilen
her uçakta, öngörü ve emeğimizin olduğunu bilmenin gururu içindeyiz. ÜPK, mevcut yetişmiş personeli ile döngüyü
titizlik ve özveri ile sürdürmektedir. Tüm ÜPK’nın, ekip ruhu
içinde senkronize bir şekilde çalışması başarının kilit noktası belki de.
Bu yazıyı okumanızla ÜPK nın işlevi ve kurumumuzdaki
önemi ile ilgili görüşlerinizde yeni bir pencere aralandığını
umuyorum.
Meltem BOZKURT KAYA
TEKNOLOJİ
360Fly
Askeri ve yüksek güvenlik isteyen sanayi tesisleri için
16 yıldır panoramik kameralar yapan EyeSee360, yatay
360 derece, dikey 240 derece kayıt yapabilen bir kamera geliştirdi. “360Fly” adı verilen kamerayı kullanıcılar
bir “tripot” üzerine monte edebileceği gibi, maceracılar
kask ya da sörf tahtası
üzerine de monte edebilirler. Ağırlığı 4.2 gram,
olan 360Fly, görüntüyü
yakalıyor ve Wi-Fi üzerinden bir telefona veya bilgisayara gönderiyor.
Philips’ten sihirli halı
Philips’in tasarladığı çok amaçlı sihirli halı ilk kez Hollanda’da
kullanılmaya başlandı. Özellikle havaalanı, otel, hastane gibi
kamu alanlarında kullanılabilecek halı, LED ışıklarıyla bilgi veren
bir çeşit veri bankası gibi çalışıyor. Kullanılan yere ve ihtiyaca
göre üstünden geçenlere hava durumu, yön tarifi, saat ve hava
yolu uçuş detayları hakkında bilgi veren halı, 12 mm kalınlığında
LED ışıklara sahip.
Akıllı otomobile doğru
Gelecek nesil ulaşım araçları hayatımıza büyük bir kolaylık getirirken güvenli sürüş de sağlayacak. Yüz tanıma sistemine sahip olan otomobiller
duygu dedektörüne sahip olacaklar. Yani otomobiller gelecekte direksiyon başındaki yolcunun yorgun ya da kızgın olduğunu hissedip ona daha
güvenli bir sürüş için yardım edebilecek. İlk olarak Peugeot ve Citroen
otomobillerde denenen sistem, şimdilik yüzdeki temel ifadeleri tanıyor
ve uyarı veriyor; kimi zaman ise radyodan sakinleştirici bir müzik açıyor.
31
32 BİZDEN
Mahmut Avcı’dan iki şiir kitabı birden!
sultana karşı
güzelce bir kadınla bugün
boğaza karşı durduk
sultana karşı, gidene karşı
üzerine basarak yürüdük kelimelerin
sevincini yokladık sessiz ağır
yeterince ayaklanmamış günün
sessiz ağır kalbine ilerledik birbirimizin
kendimize sığınır gibi sinemaya gittik
içimden geçti güzelce kadının türlü ev hali
dağınıktı onun da içi büyük bir ev gibi
güzelce bir kadınla bugün
yarına dair bakıştık
yakın tuttuk ellerimizin huzursuzluğunu
yan yana fena üşüdük
“Semerkant’tan Paris’e bir atlı sürüyordu /
arkasına almış güneşi.”
Yukarıdaki mısra şair Mahmut Avcı’nın “Gül Devrimi” kitabında yer alan “Doru Atın Rüyası” şiirinden. Bu tek cümlelik iki
mısradaki hızı, rengi, ritmi ve sesleri hissedebiliyor musunuz?
Kapladığı alanı, zamanı… Şiir için boşuna “dilin bayrağıdır”
demiyorlar; kimi zaman gerçekten daha gerçek, daha çarpıcı olabilirken kapsamıyla da şaşırtıcı bir hacme ulaşabiliyor.
Doğunun kadim şehirlerinden birinde geçmişte başlayan ve
günümüzün modern bir Batı kentine uzanan masalsı, gerçeküstü bir yolculuk. Aynı zamanda ister istemez yazarının kişisel
yolculuğunu merak etmenize neden olan bir etkiye sahip. Peki,
rüya ne?
…
“Çocukluğumuz bir dereyle akmakla geçti /O derin vadiye dip
olan/ Ara ara kabaran o dere…”
Türkiye’nin Doğu ucunda Kars’ın Arpaçay ilçesinde doğmuş
Mahmut Avcı, yine Gül Devrimi kitabında yer alan “Arpaçay”
şiirinde doğduğu toprakları ve çocukluğunu anlatıyor; Kars’ın
kendine has coğrafyasında parasız yatılı ile baba ocağı arasında geçen bir çocukluk.
…
“Siz ilk şiiri ne zaman okudunuz, kimindi şiir?/ Muhtemel Arpaçay’da tandır damında / Bir anne kendi şiirini söylemiştir,
bahtı karasının kulağına /İlk şiir ana dilinden akmıştır…”
Daha sonra geri dönmemek üzere Batı’ya doğru bir yolculuk
başlıyor. İlk durak Lise eğitimi için İstanbul, ardından Gazi
Üniversitesi’nde sanat tarihi okumak için gittiği Ankara oluyor.
Okulu bitirdikten sonra tekrar İstanbul’a geliyor. Çeşitli işlerde
çalışırken, edebiyat ve sinemayla yakından ilgilenen Mahmut
Avcı’nın ana dilinde başlayan ve özellikle “İkinci Yeni” şairlerinin izinden giderek sürdürdüğü şiirsel yolculuğu da başka
bir mecrada devam ediyor. İlk şiir kitabı “Düğüm Cambazı” ile
okurlarıyla 2008 yılında buluşan şairin, geçtiğimiz aylarda iki
kitabı birden yayınladı. Okurla buluşmak için kendi zamanını
bekleyen şiirlerini “Gül Devrimi” ve “Kuş Sesi Ürkek” adıyla iki
kitapta toplayan Mahmut Avcı, yalın, naif ve içinde sürprizler
bulunduran alçakgönüllü bir ses yakalamayı başarmış. “Gül
Devrimi” tematik olarak, toplumsal duyarlılığı ağır basan şiirlerden müteşekkil bir kitap, “Kuş Sesi Ürkek” ise daha kişisel,
daha çok duygulara odaklanan lirik bir temaya sahip. Mahmut
Avcı’nın şiirlerinde ölüm, yalnızlık, doğa, inanç, güzellik, kadın,
sevgi gibi insanı çok yakından ilgilendiren konular önemli yer
tutuyor. Kimi zaman oldukça kesin ve net ifadelerin rastlandığı
şiirlerde, sembolik imgeler de sıkça karşımıza çıkıyor. “Aforizma” şeklinde kendini gösteren kısa şiirler ise okurun yüzünde
tebessüm yaratacak cinsten. “Kadından ne zaman aşk istesen / taş yığar adamın içine” diyor Avcı, ”Uzun Hikâye” adını
verdiği böyle bir şiirinde.
Yazının başındaki soruya gelirsek: Peki rüya ne? Cevabı şiirin
diğer mısrasında: “Düşümde gördüm menzilde çatlamış bağrım / Kim diyebilir koşarken öldüğümü / Yola can vermek için
koştum.“
2010 yılından bu yana Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. İnsan
Kaynakları departmanında çalışan Mahmut Avcı, yayın hayatına halen devam eden Birnokta Edebiyat Dergisi’ne şiir
odaklı destek veriyor. Öykü, deneme türünde çalışmalar
da yapan Mahmut Avcı’nın çeşitli festivallerde gösterilen
kısa filmleri bulunuyor.
SAĞLIK REHBERİ
Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı
Prof. Dr. Ayşe Sesin Kocagöz
Yaz mevsimi ile birlikte gelen KENE tehlikesi!
“1 mm’lik ısırık”
Özellikle bol yapraklı yerlerde yaşamayı seven keneler, 1 milimetreden daha küçük ısırıklarıyla sessizce vücuda girip kan
emerken mikroplarını bulaştırmaya başlıyor. Üstelik ısırdığında, anestezik madde salgıladığı için hiç mi hiç hissedilmiyor.
Ta ki tesadüfen görülünceye veya ısırığın etkileri hissedilmeye
başlanıncaya kadar. Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr.
Ayşe Sesin Kocagöz, piknik mevsiminin başlaması ile risk oluşturan kenelere karşı çok önemli uyarlarda bulundu.
Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte doğayla
daha çok iç içe olduğumuz bir dönem başladı.
Şehrin gürültüsünden, yoğun iş temposundan
biraz olsun uzaklaşıp kırlarda serpe serpe
uzanma hayalini kuranlar lütfen dikkat!
Havaların ısınmasıyla birlikte keneler de
doğada gezinmeye başladı.
Çalılıklara dikkat!
Keneler genellikle çalılıklarda ve çok yapraklı yerlerde geziniyor. O nedenle bu alanlara girilecekse kapalı giyinmek gerekiyor. Hatta pantolonun paçasını çorabın içine sokmak şart! Kollar da kapalı olmalı. Kene kovucu kremler ya da kıyafete sıkılan
spreyler kullanılmalı. Özellikle en çok girme yolları olan boyun
yakalarına, kollara, kol uçlarına, bacaklara, ayaklara, pantolon
paçalarına. Bu tür alanlara gittikten sonra da evde üst başı
tamamen çıkarıp hemen duşa girmek, piknik kıyafetlerini de
hemen yıkamak gerekiyor.
Ölümcül Kırım Kongo Kanamalı Ateşi
Kişi Kırım Kongo Kanamalı Ateşi olgularının yoğun olduğu
bölgelerde yaşıyorsa veya kene ile temas öyküsü son iki hafta içinde varsa; ateş, baş ağrısı, yaygın vücut eklem ağrıları,
ishal ve kanama bulgularının en az ikisinin varlığında hemen
sağlık kuruluşuna başvurmalı. Bu hastalıkta ölüm oranı geç
kalınması nedeni ile artıyor. Kenelerin neden olduğu bir başka
hastalık da Lyme hastalığı. Lyme hastalığı, kene ısırığına bağlı
mikrobun neden olduğu, vücudun birden fazla sistemini tutan
bir hastalık. Hastalık kene ısırılmasından sonra antibiyotik ile
ilk dönemde tedavi edilmezse süreğenleşiyor.
Kene ısırınca hissedilmiyor!
Keneler genelde önce kişinin kıyafetine yapışıyor, oradan sinsice vücuduna geçiyor; ısırırken anestetik salgıladığı için de hiçbir şekilde hissedilmiyor. Dokununca küçük bir çıkıntı hissedilmesine rağmen, küçük bir ben gibi göründüğü için çoğunlukla
duşta fark ediliyor. Yapıştığı için tırnağıyla kaşıyınca çıkmıyor.
1 milimetreden bile küçük olan bu ısırık sonucu sinsice vücutta ilerleyen keneyi çıkarmaya çalışmamak gerekiyor. Hayvanı
strese sokmadan cımbızla çıkarabilirseniz çıkarın ama zaman
kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmak en doğrusu.
İlaçlama doğanın dengesini bozar
Kenelerden çekinildiği için piknik planlarını iptal etmeye hiç gerek yok. Ancak tedbiri elden bırakmamak, özellikle kenelerin
yaşamayı sevdiği çalılık alanlardan, bol yapraklı yerlerden kaçınmak gerekiyor. Piknik alanlarının ilaçlanmasının ise faydası
olmayacağı gibi doğadaki diğer böceklere de zarar verecektir.
Keneyi yok edeceğiz derken doğanın dengesini bozmamak gerekiyor. Bu yüzden kişinin kendi alacağı tedbirlerle korunması
çok önemli...
33
GEÇEN SAYININ CEVABI: PASAPAROLA
34 BULMACA
Geçen sayının talihlileri Musa GÜRCAN, Mehmed Ekrem ERGİN, Azize ARSLAN, Rıza Gürsel TÜRK, Ali Rıza EKİZ 100 TL tutarında TEKNOSA hediye çeki kazandı.
Anahtar kelimeyi 24 Haziran 2014 tarihine kadar [email protected] adresine gönderen beş kişi, yapılacak çekilişle 100’er TL tutarında D&R hediye çeki kazanacak.
ANAHTAR KELİME:
1
2
3
4
5
6
7
8
Download

Türk Hava Yolları HABOM A.Ş.