OCCUPY WALL STREET (WALL STREET'I
IŞGAL ET)
Avrupa’da baş gösteren ekonomik kriz kendi
içinde çözüm bulmaya çalışıyor… Başta
Yunanistan olmak üzere İtalya, İspanya ve
Fransa'da ekonomik kriz çalkantıları baş
gösterdi… Dünyanın para ile ilgili politikaları pek
başarılı gitmediği her geçen gün daha da net
ortaya çıkıyor. Üretimdeki dengesizliğin
tüketimdeki adaletsizliğe kadar olan zincirde
oldukça fazla dengesizlikler göze
çarpmaktadır…
OCCUPY WALL STREET (WALL STREET'I
IŞGAL ET)
Arap Bahar’ı ile başlayan ayaklanma
hareketleri önce Avrupa ve Amerika Birleşik
Devletleri (ABD)’ne oradan da tüm dünyaya
kadar ulaşmayı başardı.Hepimiz, buna tüm
insanlık da diyebiliriz, tarihin bir kırılma anına,
tarihin büyük bir dönüm noktasına hem tanık
oluyor hem de bu değişimin aktif öznesi olarak
tarih yapımında bizzat rol almaktayız.
Arap Dünyasında süregelen gösteriler ne
kadar demokratik,hak ve göstericiler ne kadar
haklı ise, bugün New York, Boston, Los Angeles
ve diğer eyaletlerde yapılan Occupy Wall Street
(Wall Street'i işgal et) gösterileri de o kadar
demokratiktir görüşünü savunmaktadırlar. Bu kez
ayaklanılan diktatör bir lider değil belki, her gün
milyonlarca insanı batağa sürükleyen bir
ekonomik sistemin varlığıdır.
Adbusters adlı internet dergisi tarafından
başlatılan kampanya fitili ateşledi. New York
Borsası’nın ve dünya sermaye piyasasının
kalbinin attığı Wall Street Zuccoti Park'ta
binlerce genç çadılarlarını kurdular ve
protestolara başladılar.Protestolar daha sonra tüm
NewYork’a yayıldı.
Çoğunluğu 30 yaşın altındaki gençlerin
oluşturduğu bu topluluğun ortak özelliği
ekonomik sıkıntıları olmaları,birçoğunun işsiz ve
borç batağında olmaları ve hatta evsiz barksız
kalmış olmalarıydı.Gençler bankaları protesto
ediyorlardı. Çünkü yakın geçmişteki banka
krizinde (mortgage kredileri), iflas eden
bankacılar kaçıp gitmiş, bankaların borçlarını
yükselten vergiler,artan yaşam maliyetleri ile
Amerikan halkına ödetmişlerdi.
11 Eylül saldırılarından sonra ABD Merkez Bankası (FED),
faiz oranlarını 1%’e kadar düşürdü. Yatırımcılar, artık fazla getirisi
olmayan FED hazine bonolarını almak istemediler. Onlar yatırım
yapacak yer ararken, düşük faiz oranlarını fırsat bilen bankalar
hemen para ödünç aldılar.Aldıkları paraları, daha yüksek faiz
oranlarıyla satarak zenginliklerine zenginlik kattılar.Yatırımcılar da
bu arada, paralarını yatıracak yer aradılar. En güzel yer, mortgage
dediğimiz uzun vadede borçlanarak ev alma sistemiydi. Ev
fiyatları yükseliyordu ve mortgage aracılığıyla ev alanların sayısı
da artıyordu.Kazanç oldukça iyiydi. Ama daha çok mortgage
satarak, daha çok kar etmek isteyen yatırımcılar, sigorta
şirketleri, bankalar bu sefer güvenceli güvencesiz herkese
mortgage dağıtmaya başladılar. Bu mortgage’ları satan yatırım
bankacıları, milyonlarca para kazandılar.Herkes kendi karını veya
riskini düşünüyordu. Satışı yapanlar, sattıktan sonra sorumluluğu
üstlerinden attıklarını düşündüler.Taa ki, güvencesiz aileler
mortgage taksitlerini ödeyemeyene kadar… Taksitleri
ödeyemeyenler, evleri satışa çıkarmak zorunda kaldılar. Evlerin
değeri düştü. Bankalar bir anda, bir avuç dolusu değersiz evle
kaldılar. Bankalar iflas bayrağı çektiler.
WALL STREET’İ İŞGAL ET

“Değişim” sloganıyla göreve gelen Amerikan Başkanı
Barack Obama, doymak bilmeyen işlevi yüzünden hem
toplumu hem dünyayı zora sokan finans sektörünü
düzeltmek yerine, bankacılarla aynı masaya oturup
onları iflastan kurtarınca, “değişim” sloganının
güvenilirliği sorgulanır oldu ve o zamana kadar bir
umutla bekleyenler, “Wallstreet’i İşgal Et” hareketiyle
sokaklara döküldüler. Çünkü halk, bankaların devlet
tarafından kurtarılacaklarını bildikleri için aç gözlülükle
hareket etmeye devam ettiğini ve siyasetçilerin de
yolsuzlukla bu sektörün arkasını kolladığına inanıyor.
Karl Marx'ın Komünist Manifesto'da yazdığı
gibi protestocuların "zincirlerinden başka
kaybedecekleri hiçbir şey yok. Kazanacakları bir
dünya var!" Bu toplumsal hareketin ne kadar
süreceği ve protestoculara neler kazandıracağı ya
da kaybettireceğine ilerleyen zamanda hep
beraber tanık olacağız.
Peki, kim bu protestocular?
WALLSTREET’I İŞGAL ET HAREKETI;
Resmi olmayan sitelerinde kendilerini lidersiz
toplum hareketi olarak tanıtan protestocular "farklı
renk, cinsiyet ve politik seçimleri" olan insanlardan
oluşuyor. "Hepimizin ortak yönü yüzde 1'in
açgözlülük ve yozlaşmasına artık tahammül
etmeyecek olan yüzde 99'dan biri olmamızdır"
açıklamasını yapan grup Devrimci Arap
Baharından ilham aldıklarını ve katılımcıların
güvenliği için şiddet içermeyen eylemler
yapacaklarını ifade ediyorlar. Şimdiye kadar
yaptıkları eylemlerde bu sözü yerine getirdiler.
Peki nedir bu %1 lik ve %99 luk kesim?
Hükümetin Hedge fon yöneticisi olan New York
merkezli Paulson & Co'nun kurucusu John Paulson,
medya devi Rupert Murdoch, petrolcü David Koch yani
New York eyaletinin en zengin yüzde 1'lik kesime
uyguladığı vergi indirimi ve 31 Aralık 2011 itibariyle
yaklaşık 5 milyar dolara ulaşan paranın protestocuların
büyümesindeki en önemli etkeni oluşturmakta ve bu
paranın %99’luk kesim olan halka verilmesi
istenmesidir.
Göstericilerin"Amerikan Rüyası"nın ellerinden
çalındığını, bankaların, büyük şirketlerin ve elbette büyük
patronların açgözlülüğü ve yozlaşmaları yüzünden geride
kalan yüzde 99'a fatura kesildiğini, temel ihtiyaçlarını
karşılayamadıklarını, gelecekten endişe duyduklarını
yüksek sesle haykırıyorlar.
Orta Doğu'daki ayaklanmalarda olduğu gibi onlar da
Facebook, Twitter ve Google Grupları aracılığıyla
hareketlerini yaygınlaştırıyor ve kendi aralarında iletişim
sağlıyorlar. Her ne kadar medya onları görmezden gelme
ya da hippi anarşistler diye küçümseme yoluna gitse de her
yaştan destekçileri gün be gün artmaktadır.
''Wall Street'i İşgal Et'' grubundan yürüyüşe ilişkin yapılan
açıklamada, milyarderlere karşı girişilen yürüyüşün amacının,
''New York'ta eşitsizliği yaratan kesimi gözler önüne sermek ve
toplumun yüzde 99'luk kesimi için gerçek ekonomik değişim
talep etmek'' olduğu bildirildi.
Yürüyüş sırasında ve evlerin önünde protestocular sık sık
''Biz yüzde 99'luk kesimiz, sizse yüzde 1'lik kesimsiniz, bizi
kontrol etmeye hakkınız yok'', ''Zenginleri Vergilendirin'',
''Benim Kurtarma Planım Nerede?'', ''Bu Açığı Nasıl
Kapatırız?'' ''Wall Street'in Ahlak Eksikliği Var'', ''Açgözlülüğe
Son'' gibi sloganlar attılar.
Protestoları balkonlardan ellerinde
şampanya ve şarap kadehleriyle izleyerek bir
bakıma yüzde 99 ile dalga geçen Wall Street
sakinlerinin bu sosyal hareketi dikkate
almadıkları kesin.
Wall Street İşgali'nin en büyük önemi,
sistemin tam kalbinde gerçekleşmesi. Bu biçimi
almış bir kapitalizm, büyük kitlelere hiçbir
yaşama hakkı tanımamasıdır.
Dünyanın dört bir yanındaki başkentlerde
sokaklara dökülen on binlerce insan, ekonomik
krizin sorumlusu olarak gösterdikleri politikacı ve
bankları protesto ederken, birçok kentte şiddet
olayları yaşandı. İtalya ve İspanya’da
protestocular polisle çatıştı, bankaları yağmaladı
ve çok sayıda aracı ateşe verdi. İtalyan polisi, dün
başkent Roma'da yaklaşık 200 bin kişinin
protesto gösterilerine katıldı.
En şiddetli protesto eylemine ise dün Roma sahne oldu.
Kendilerini Indignati (Öfkeliler) olarak tanımlayan protestocu
grup, San Giovanni Meydanı'nda polisle çatışmaya girdi.
Yüzlerini kapatan yüzlerce eylemci çok sayıda aracı ateşe
verdi, dükkan ve bankaların camları aşağı indi, sokak levhaları
ve trafik lambaları devrildi. Polis, öfkeli göstericilere göz
yaşartıcı bomba ve su püskürterek karşılık verse de dağılmayan
protestocular geç saatlere kadar sokakları cehenneme çevirdi.
Sis bombası atan göstericiler, taşıdıkları bayrak ve dövizlerle
ekonomik politikanın yoksulları daha da kötü bir hale
getirdiğini belirtti. Roma Belediye Başkanı Gianni Alemmano,
dün tüm gün boyunca polisle “Öfkeliler” grubu arasında
yaşanan çatışmaların kente en az bir milyon euro ya mal
olduğunu belirtti.
LİZBON’DA 20 BİN KİŞİ YÜRÜDÜ
Avrupa’nın sahne olduğu en büyük gösterilerden biri Portekiz’in başkenti
Lizbon’da yaşandı. 20 bin gösterici, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve bankaları
protesto ederek, parlamento binasına yürüdü.
PORTEKİZ'DE 20 BİN KİŞİ YÜRÜDÜ
Atina’da yürüyüş düzenleyen 4 bin Yunanlı ise “Yunanistan satılık değil” sloganları
atarak, hükümetin uyguladığı sert kemer sıkma yöntemlerini protesto etti.
G20 zirvesine ev sahipliği yapacak Fransa’nın başkenti Paris’te ise bin kadar
gösterici bir araya gelerek belediye binası önünde müzik çalarak protesto eyleminde
bulundu.
MADRID VE VALENCIA'DA BİNLERCE İSPANYOL SOKAKLARDA
Madrid’de Puerta del Sol Meydanı’na yürüyen 2 bin kişi bankalar aleyhine slogan
attı. Almanya’da ise başkent Berlin başta olmak üzere Hamburg, Leipzig ve
Frankfurt’ta gösteriler düzenlendi.
ASYA VE OKYANUSYA HAREKETLENDİ
Sdyney kentinde dün bir araya gelen yaklaşık 2 bin
kişi, Avustralya rezerv bankasına yürüdü. Japonya’nın
başkenti Tokyo’da yüzlerce kişi protesto yürüyüşü
düzenlerken, Tayvan’ın başkenti Taipei’de ise yüzlerce
kişi Taipei menkul kıymetler borsasına yürüyerek, Wall
Street protestolarının sloganı haline gelen “Bizler
Tayvan’ın yüzde 99’uyuz” dövizleri taşıdı.
Wall Street protestocuları, ekonomik krizin toplumun
yüzde 1’i temsil eden zenginleri daha da zengin,
yoksulları ise daha fakir kıldığını ifade etmek için,
“Bizler yüzde 99’uz” sloganını benimsemişti.
Hong Kong’da ise Goldman Sachs dahil küresel
yatırım bankalarının olduğu caddeye yürüyen yüzü aşkın
protestocu, “bankaların kanser olduğunu” belirten
dövizler taşıyarak sloganlar attı.
PEKİ ÜLKEMİZDEKİ YANKISI NE OLDU?
Büyük bir yankı uyandırdığı söylenemez. İşsizliğin üst boyutlara
ulaşmış olmasına, gençlerin devletin şeffaflığına olan güveninin
sarsılmasına, adaletsizliğin yaşamın her alanında boy göstermesine, 500
öğrencinin tutuklu olmasına rağmen merkezinde pasif direniş olan bu
küresel protesto ülkemizde destek bulmadı. Occupy Together adlı internet
sitesinden, tüm dünyada daha eşit bir yaşam için işgal çağrısı yapan grup,
Türkiye’de 4 şehirde örgütlenmeye çalışıyor: İstanbul, Ankara, Adana ve
İzmir.
Pankart açmanın bile sıkıntı yarattığı ve gözaltına alınma hatta
tutuklanma sebebi olduğu ülkemizde, aslında sorunları birebir yaşayan genç
toplumun sokağa dökülmemesi, her şeyin güllük gülistanlık olduğu
anlamına gelmiyor. Önümüzdeki günlerin neler göstereceğini bilemeyiz.
Herkes şeffaflık, demokrasi, adil, insanca bir yaşam peşinde.
İşgalcilerin ortak noktası bu. Medya yeteri kadar yansıtmasa da, peşinde
oldukları şey her gün artan bir şekilde destek görüyor.
Gandhi şöyle der : Önce
yok sayarlar, sonra alay
ederler, sonra saldırırlar,
sonra da kazanırsın.
BİZİ DİNLEDİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİZ 
Download

Occupy Wall Street (Wall Street`i işgal et)