SOMATİZASYON (BEDENSELLEŞTİRME) BOZUKLUĞU
Sağlık denilince akla fiziksel ve ruhsal yönden bir bütün gelir. Yani ruh sağlığını genel sağlıktan
ayırmak mümkün değildir. Çünkü insanın fiziksel ve ruhsal durumu arasında büyük bir etkileşim vardır.
Ruhsal durumdaki değişmeler, dalgalanmalar ve sarsıntılar bedeni etkilediği gibi bedendeki değişiklikler de
ruhu ve beyni etkilemektedir. Nitekim fiziksel hastalıkların ortaya çıkışında insan psikolojisinin etkisi büyük
olabilmektedir. Psikolojik gerilime uğramış bir sistemde beden, semptom çıkarmaya en yatkın organı
seçerek, o organın çalışmasını bozarak bir nevi boşalım bulur ve artık hasta biçimde bile olsa dengesini
yeniden başka bir biçimde kurmaya çalışır.
Somatizasyon kısaca, insanların yaşamlarındaki ve iç dünyalarındaki düşünsel ve duygusal
çatışmaların dışarıya bedensel belirtiler, fiziksel hastalıklar ve şikâyetler olarak yansımasıdır. Somatizasyon
söz konusu olduğunda; yapılan medikal muayene, tahlil ve tetkikler kişinin yaşadığı bedensel belirtileri
açıklayabilecek organik ya da fiziksel herhangi bir etkenin bulunmadığını ortaya koyar çoğunlukla…
Dünya genelinde yapılmış tarama ve araştırmalar, çeşitli hekimlere özellikle de dâhiliye uzmanlarına ve acil
servislere başvuran hastaların yaklaşık %70’inde somatizasyon bozukluğuna işaret ediyor. Bu alandaki
araştırma sonuçlarına göre; en sık rastlanan psikolojik kökenli fiziksel rahatsızlıklar her bireyde farklı
olabilmekle birlikte çoğunlukla mide yanması, kronik karın ağrısı, ishal gibi sindirim sistemi bozuklukları,
kalp-damar hastalıkları, solunum sistemi hastalıkları, kas/iskelet sistemi hastalıkları ve cilt hastalıklarıdır.
Örneğin; Japonya’da depremden sonra yapılan bir çalışmada depreme maruz kalan kişilerde atopik egzama
görülme sıklığının yüksek oranda arttığı görülmüştür.
Somatizasyon duygu ve düşüncelerini dışarıya
yansıtmakta ve ifade etmekte zorlanan, sınır koymakta güçlük
çeken, sosyal onay alamayacağı endişesi yaygın olan, kaygılı ve
güvensiz kişilerde daha sık görülmektedir. Yani bir diğer
deyişle; kişi sözel ve davranışsal iletişimle ve benliğiyle ifade
edemediği şeyleri bedeni ve bedeninde yarattığı hastalıklarla
dışa vurmuş olur.
Bizim kültürümüzde ifade edilemeyen sıkıntılar çoğunlukla beden dili ile ifade edilir. Çünkü
bedensel hastalıklar ruhsal rahatsızlıklara göre her zaman toplumumuzda daha fazla kabul gören, daha fazla
anlayışla hoşgörüyle ve destekle karşılanan daha bildik, daha aşina ve daha fazla ilgi uyandıran bir
niteliktedir. Bu yüzden “ruhum ağrıyor” yerine “başım ağrıyor”; “içim acıyor”, “kırgınım”, “kızgınım”,
“korkuyorum” yerine “midem yanıyor”, “göğsüm sıkışıyor”, “ellerim uyuşuyor” demeyi –farkında olmadantercih ederiz. Örneğin kocasının her akşam kahveye gitmesini istemeyen bir bayan bunu direkt ifade etmek
yerine kocasının evde kalmasını sağlamak için hasta olduğunu, yalnız kalamayacağını öne sürüyor olabilir.
Bazı kişiler bilinç dışı çatışmalarının doğurduğu yoğun baskı sebebi ile psikolojik kökenli bayılmalar
yaşayabilir. Genellikle Türk filmlerinden aşina olduğumuz bir sahnedir bu. Bireyler yapılan muayeneler ve
tetkikler sonucu fiziksel bir sebebi bulunmayan veya ilaç tedavisine rağmen sürekli devam eden ağrı ve
şikâyetlerinin günlük yaşam kalitesini, sosyal ve işle ilgili alanlarını olumsuz etkilediğini gözlemliyorsa
veya buna yönelik çevreden dönütler alıyorsa bir psikoloğa veya psikiyatriste başvurmalıdır. Kaynakça:
Alptekin, S. Pozitif Sağlık Dergisi, S:7.; Yılmaz, A. ve Kumbasar, H., Türkiye Klinikleri.
Download

SOMATİZASYON (BEDENSELLEŞTİRME) BOZUKLUĞU Sağlık