8
7
Tarihte Kıbrıs
Mithat Cemal KUNTAY
Kıbrıs'ta Türk İslam Adaletinin Tesisi
Çoğunlukla sanat, ticaret ve tarımla
uğraşan Türklerin yerleştirildiği adada
Venedikliler tarafından kurulan feodal düzen
kaldır
ılmış ve halka, toprak edinebilme hakkı tanınmıştır.
Topraksız halka toprak dağıtılmış, Venedik döneminden
kalma ağır vergiler kaldırılmıştır. Sürgündeki Ortodoks Rum
Başpiskoposu, Kıbrıs'a getirilerek yetkileri iade edilmiş ve
Rum Ortodoks Kilisesi'ne de mal edinme hakkı tanınmıştır.
İki farklı ulusal topluluk olan Müslüman Türkler ve
Ortodoks Rumlar, Osmanlı Devleti'nin "millet sistemi"
uygulaması çerçevesinde 1821 yılına kadar huzur ve barış
içinde yaşamışlardır. Bu tarihte başlayan Yunan Mora
isyanıyla birlikte, ilk kez karşı karşıya gelmişler ve
birbirlerine karşı güvensizlik duymaya başlamışlardır.
Bunun sonucunda Türk-Rum çatışmaları çıkmaya
başlamıştır.
Megali İdea ve Enosis
1829 yılında Osmanlı Devleti'nden ayrılan Yunan
Devleti'nin bazı önderleri Romalılaşmaya duydukları
özlemi ulusal bir ideoloji haline getirmişlerdir. Megali
İdea (Büyük Ülkü) olarak adlandırılan bu ideoloji
doğrultusunda 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet
tarafından fethedilen İstanbul tekrar ele geçirilerek,
Yunanistan, Girit, Rodos, Kıbrıs Anadolu ve Büyük
İskender'in uzandığı İskenderiye'ye kadar olan topraklar
işgal edilerek, bir Helen imparatorluğu olarak kabul
edilen Bizans İmparatorluğu'nun kurulması hedef
alınmıştır. Bunu gerçekleştirebilmenin yolu ise enosistir.
Enosis, Kıbrıs Adası'nın ve Anadolu'nun batı
yarısının Yunanistan'a bağlanmasını ifade etmektedir.
Bu bağlamda Yunanlılar, tamamına bir gün bile egemen
olamadıkları Kıbrıs Adası'nı kendi toprağı olarak
görmeye başlamıştır.
tıkanmıştır. Kıbrıs'a dikkat ediniz. Bu Ada ve
orada yaşayan Türkler bizim için çok önemlidir."
sözleriyle dile getirmiştir.
Osmanlı yönetimi Ruslara karşı İngiliz yardımını
sağlamak için 4 Haziran 1878 tarihinde yapılan Kira
EOKA Terör Örgütü ve Faaliyetleri
7 Mart 1953 tarihinde Makarios'un siyasi
liderliğinde, George Grivas'ın askeri liderliğinde
EOKA terör örgütü kurulmuştur.
Yu n a n
bayrağı, İncil ve silaha el basılarak yapılan EOKA
yemininde 'Mukaddesat adına ve hayatımı feda
pahasına, en ağır işkenccelere tahammül
göstererek, Kıbrıs'ın Yunanistan'la birleşmesi
(enosis) konusunda sır vermemeye ve bu hedefe
ulaşmaya yönelik emirleri, itiraz etmeden yerine
getireceğime ant içerim' denilmiştir.
Kıbrıs'ı ele geçirmek için her yolu deneyen
Rumlar diplomatik girişimlerden bir sonuç
alınamayacağını anlayınca, 1 Nisan 1955 tarihinde;
kanlı eylemlere başlayarak enosis karşıtı herkesi
düşman ilân etmiştir. 1958 yılı sonuna kadar
enosise karşı oldukları gerekçesiyle 400 Rum, 109
Türk ve 100 İngilizi öldürmüşlerdir. 33 Türk köyü
sakini, Rum baskıları nedeniyle göç etmek
zorunda kalmıştır.
Kıbrıs'ın İngiltere Tarafından Kiralanması
1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşında Osmanlı
İmparatorluğu ağır bir yenilgiye uğramış, Rus orduları
batıda Edirne'yi geçerek İstanbul'un eşiğine, Yeşilköy'e
kadar gelmiş, doğuda da Batum, Kars ve Ardahan'ı işgal
etmiştir. Bu ağır koşullar altında Osmanlı Devleti ile
Rusya arasında 3 Mart 1878 tarihinde Ayestefanos
(Yeşilköy) Antlaşması imzalanmıştır.
Osmanlı İmparatorluğu'nun bu çaresiz durumundan
istifade etmek isteyen İngiltere, Osmanlı'ya yanaşarak
yeni Rus saldırılarına karşı yardım vaadinde bulunmuş,
bunu sağlamak için birlikleri ve donanması için yakın ve
uygun bir yere ihtiyacı olduğunu ileri sürerek,
"Ortadoğu'nun anahtarı" gözüyle baktığı Kıbrıs'ı
istemiştir.
2
EOKA Rum yeraltı örgütü, eyleme geçtiği ilk
günlerde dağıtmış olduğu bildirilerinde aynen
şöyle diyordu: "İki düşmanımız vardır.
Birincisi İngilizler, ikincisi Türkler...Önce
İngilizleri ele alıp onları adadan kovacağız.
Sonra da Türkleri imha edeceğiz. Amacımız
enosistir. Her ne pahasına olursa olsun
görevimiz, bu amacın gerçekleşmesidir.”
Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) ve
Faaliyetleri
Bu şiddet hareketi karşısında Kıbrıs Türk
Halkı'nca oluşturulan Karaçete, Volkan ve 9
Eylül gibi direniş teşkilâtları tek çatı altında
birleştirilerek Rauf Raif Denktaş ve Dr. Burhan
Nalbantoğlu liderliğinde,
Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa
Büyükelçiliği'nde kripto
memuru ve idarî ateşe olarak
çalışan Mustafa Kemal
Tanrısevdi'nin katkılarıyla
birleştirilerek 27 Temmuz 1957
tarihinde Türk Mukavemet
Teşkilâtı (TMT) kurulmuştur.
TMT'nin ilk Bayraktarı Albay Rıza Vuruşkan'dır.
TMT'nin doktrini şöyledir: "Hem görürüm, hem
görmem uykudaki göz gibi. Hem dururum,
hem yürürüm üzengideki ayak gibi. Hem
varım, hem yokum gül suyundaki koku gibi.
Hem susarım, hem konuşurum kitaptaki yazı
gibi”. Bu doktrin gereğince TMT büyük bir
gizlilik içinde hareket etmiş ve EOKA'nın
Türklere karşı giriştikleri insanlık dışı her türlü
cinayetlere, baskılara ve saldırılara karşı
yokluklar içinde, en ağır şartlar altında
fedakârlıklar yaparak, Kıbrıs Türk halkının
malını, canını, namusunu, şerefini ve
haysiyetini, vatanını ve özgürlüğünü savunmuş
ve Yunanistan'a ilhak edilmesini önlemiştir.
Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Kurulması
1958 sonunda Rum-Yunan ikilisi adadaki
Türk toplumunun karşı koyması ve
Türkiye'nin Türk Toplumunun yanında yer
alması sonucu Kıbrıs meselesinde plânladığı
hedefe varamayacağını anlamıştır. İngilizler
açıkça "self determinasyon yolu ile enosis"
tezinde ısrar edildiği takdirde Kıbrıs'ta, her
iki halka ayrı ayrı bu hakkı tanıyacağını
açıklamıştır. Rum-Yunan ikilisi bu
çıkmazdan kurtulmak için Kıbrıs Türkleri ile
ortaklaşa, enosise ve taksime kapalı bir
anlaşma yapmayı kabul etmek zorunda
kalmıştır. Bunun sonucunda , 11 Şubat 1959
Zürih ve 19 Şubat 1959 Londra antlaşmaları
ile temeli atılan Kıbrıs Cumhuriyeti
Türkiye, Yunanistan ve İngiltere'nin
garantörlüğünde 15 Ağustos 1960 tarihinde
kurulmuştur. 16 Ağustos 1960 tarihinde 650
kişilik Türk Alayı ve 950 kişilik Yunan Alayı
adaya intikal ettirilmiştir.
KIBRIS
TARİHİ
Türk Mukavemet Teşkilatı
Birçok medeniyete ev sahipliği yapan Kıbrıs Adasında 1571
yılına kadar; Mısırlılar, Hititliler, Akalar, Dorlar bazı kolonilere
sahip olan Yunanlılar, Fenikeliler, Asurlular, Persler, Büyük
İskender, Romalılar, Araplar, Bizanslılar, İngilizler, Şövalyeler,
Lüzinyanlar, Cenevizliler, Memlükler ve Venedikliler hüküm
sürmüşlerdir. Kıbrıs bir bütün olarak tarihte hiçbir zaman
Yunan idaresinde bulunmamış ve Helen Adası olmamıştır.
1489 yılından beri Venediklilerin egemenliği altında
bulunan Kıbrıs Adası baskı rejiminden bunalan ada halkının
Osmanlı Padişahı II.Selim'den yardım istemesi üzerine
1 Temmuz 1570-1 Ağustos 1571 tarihleri arasında yapılan zorlu
ve çetin muharebeler sonucunda başkomutan Lala Mustafa
Paşa ve Donanma Komutanı Piyale Paşa komutasındaki
Osmanlı Ordusu tarafından 50.000 şehit verilerek
fethedilmiştir. Kurulan Kıbrıs Beylerbeyliği'nde Muzaffer Paşa
ilk Kıbrıs Beylerbeyi olarak atanmıştır.
Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır
Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.
Ada fethedildiğinde yapılan nüfus sayımına göre, 150.000
yerli halk nüfusu ve 30.000 Osmanlı askeri tespit edilmiştir.
Fetih sonrasında Kıbrıs'taki Müslüman-Türk nüfusu
çoğaltmak, adayı imar etmek ve kalkındırmak amacıyla
Anadolu'nun çeşitli bölgelerindeki il ve sancaklardan çoğu
sanat ve tarımla uğraşan aileler adaya mecburî göç
ettirilmiştir.
İlk kafileler, Karaman, Sivas, Maraş, Tokat, Amasya, İçel,
Yozgat, Aydın, Alanya, Antalya, Manavgat, Beyşehir,
Akşehir, Seydişehir, Niğde, Ürgüp, Akdağ ve Tarsus'dan
müteakip yıllarda Konya, Kırşehir, Aydın, Çorum, Kayseri,
Samsun, Çankırı, Eskişehir, Ankara, Darende ve Uşak'tan
toplam 5.720 aile ve 28.600 kişi Kıbrıs'a mecburî göç
ettirilmiştir. Anadolu'dan gelmiş bulunan bu göçmenlerin
memur ve asker olarak Kıbrıs'ta görev yapmış olan Türkler,
Kıbrıs Türklerinin atalarıdır.
Megali İdea ve Enosis
Tarihte Kıbrıs
Adını adada bolca bulunan ve İbranice'de "Kopher"
sözcüğüyle ifade edilen "Kına Çiçeği"nden veya aşk ilahesi
Kipris'ten aldığı rivayet edilen Kıbrıs Adası; 9.283 km'lik
yüzölçümü ile Sicilya ve Sardunya adalarından sonra Doğu
Akdeniz'deki en büyük üçüncü adadır. Adanın önemi Doğu
Akdeniz'e ve buradan geçen ticaret yollarına hakim olması
sebebiyle coğrafi konumundan kaynaklanmaktadır.
9
Kıbrıs’ta İngiliz İdaresi (1878-1914)
6
4
5
3
Türk
%60
%40
Kuruluştan itibaren anayasanın
u y g u l a n ı ş ı , a y r ı b e l e d i ye l e r i n
kurulması, Kıbrıs ordusunun
kurulması, Anayasa Mahkemesi
kararlarına uyulması ve vergi
toplanılması sistemi gibi birçok
konuda anlaşmazlıklar yaşanmıştır.
Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Yıkılması
AKRİTAS Planı
Cumhurbaşkanı Makarios tarafından Kıbrıs Türklerini, cumhuriyetin
kurucusu, eşit ortaklıklı bir halk
statüsünden, bir Rum devletinde
etkisiz, basit bir azınlık statüsüne
düşürmeyi amaçlayan 13 maddelik
anayasa değişiklik önerisi, Kıbrıs
Türkleri ve Türkiye tarafından kabul
edilmemiştir.
Bunun üzerine Yunan subayları
tarafından gizlice eğitilip silahlandırılan 5.000 kişilik EOKA gücü
a d a n ı n h e r ya n ı n d a s a l d ı r ı ya
geçmiştir. Türkleri bir gece yok
etmeyi hedefleyen 'Akritas Planı' 21
Aralık 1963'te uygulamaya konulmuştur. Akritas Planı'na göre, Londra
ve Zürih Antlaşmaları enosis yolunu
açabilmek için tamamen ortadan
kaldırılacaktır. Eğer Kıbrıslı Türkler
25 Aralık 1963'te Türk Alayı mevzilere
yerleşmiş ve Türk Hava Kuvvetlerine
bağlı savaş uçakları da Lefkoşa üzerinden
ihtar uçuşlarına başlamıştır. Bir
müdahaleden çekinen Rumlar
İngiltere'nin arabulucu-luğuyla ateşkesi
kabul etmişlerdir.
27 Aralık 1963'de bir İngiliz generalin
komutasında üç garantör ülkenin
askerleri "Barış Koruma Kuvveti" adı
altında göreve başlamıştır.
30 Aralık 1963'de Lefkoşa'nın Türk ve
Rum kesimini ayıran ve Rum
saldırılarının durduğu bir hat çizilmiştir.
Bu hat İngiliz generali tarafından yeşil bir
kalemle çizildiği için adına "Yeşil Hat"
denilmiştir.
Sonuçta iki ayrı topluma, iki ayrı dile
ve iki ayrı dine sahip halklardan oluşan
bu cumhuriyet kısa süre içinde
yıkılmıştır.
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Yapısı
Rum
1 Ocak 1964 tarihinde Makarios, 1960
antlaşmalarını tek yanlı olarak feshettiğini
açıklamıştır. Bunun üzerine Kıbrıs
Cumhuriyeti resmen ortadan kalkmış ve
yerini "Güney Kıbrıs Rum Yönetimi"
almıştır.
Güvenlik Konseyi tarafından 4 Mart
1964 tarihinde alınan geçici 186 no'lu
karardaki "Kıbrıs Hükümeti" ifadesi Rum
Yönetiminin yasal Kıbrıs hükümeti olarak
5 Ağustos 1964'te Rum ve Yunan birlikleri
Erenköy bölgesindeki Türk halkına karşı
saldırıya geçmişlerdir. 9 Ağustos 1964'te Yunan
uçakları Erenköy bölgesini bombalamış ve bu
saldırılar sonucu birçok Türk şehit edilmiştir.
Türkiye bu durum üzerine sınırlı bir hava
harekâtı düzenlemiş ve Türk halkına yönelik
toplu bir katliamı önlemiştir. Rum ve Yunan
birlikleri bozguna uğratılmıştır.
8 Ağustos 1964 tarihinde uçaksavar ateşi ile
uçağı düşürülen kahraman Türk savaş pilotu
Yüzbaşı Cengiz Topel hiçbir yara almadan
Rumlara esir düşmüş; fakat daha sonra
yapılan Rum-Yunan işkenceleri sonucunda
şehit olmuştur.
Erenköy bölgesindeki saldırıların durdurulmasına karşın Yunanistan adaya sürekli asker silâh
ve cephane göndermeye devam etmiştir. Böylece
adanın % 97'lik kısmı işgal edilerek, Türk halkı tüm
adaya dağıtılmış vaziyette ve toplam yüzde %3'lük
bir toprak parçası üzerinde ağır bir kuşatma ve
ambargo altına alınmıştır.
Makarios Kasım 1964 tarihinde Atina'da
yayınlanan Vima gazetesine verdiği demeçte
"...Cumhurbaşkanı olmayı kabul ettimse bunu
şahsi ihtiraslarımı tatmin etmek için değil, Kıbrıs
halkının başında enosis mücadelesini devam
ettirmek için yaptım. Benim emelim, adımın
tarihi enosis olayına bağlanmasıdır. Enosisi
gerçekleştirerek Yunanistan'ın sınırlarını Kuzey
Afrika'ya kadar genişletmek benim için asil bir
emeldir" demiştir.
15 kasım 1967 tarihinde Geçitkale ve Boğaziçi
köylerine yönelik Rum-Yunan saldırıları
gerçekleştirilmiştir. 23 Kıbrıslı Türk kurşuna
dizilerek ve yakılarak şehit edilmiştir.
Türkiye bu gelişmeler üzerine müdahale
hazırlıklarına başlayınca araya ABD girmiştir.
ABD'li arabulucu Cyrus Vance'in yoğun çalışmaları
sonucu Türkiye, işgal edilen Türk köylerinin
boşaltılması, tazminat ödenmesi, Türk bölgeleri
etrafındaki kuşatmanın kaldırılması, Grivas ve
adaya gizlice giren Yunan tümeninin geri çekilmesi
karşılığında müdahaleden vazgeçilmiştir. Bunun
sonucu olarak 12.000 Yunan askeri ve General
Grivas adadan çıkarılmıştır. Türk-Yunan ilişkileri
yumuşama sürecine girmiştir. Bununla beraber,
Türkiye bu olaydan sonra daha kararlı politikalar
izlemeye başlamıştır.
1963-1974 tarihleri arasındaki dönemde RumYunan ikilisi Kıbrıs Türklerine karşı daha büyük ve
akla gelmez vahşet metotları uygulamışlardır. Bu
dönem içinde büyük ölçüde can ve mal kaybına uğrayan
BM'nin 13 Mayıs 1983 tarihli 37/253 kararı etkili olmuştur.
Kıbrıs Türk halkına her türlü desteği sağlayan Türkiye
Cumhuriyeti KKTC'yi tanıyan tek devlet olmuştur.
Kıbrıs Türk Yönetimleri
21 Aralık 1963 tarihinde uygulamaya konulan
Akritas Plânı ile ortak Kıbrıs Cumhuriyeti yıkılmıştır.
Kıbrıs Rum Yönetiminin, "enosisci" bir politika takip
ederek, Kıbrıs Türk halkını Kıbrıs Cumhuriyeti
Anayasası’nda yer almış bulunan bütün siyasî, sosyal,
idarî haklardan ve ekonomik imkânlardan mahrum
bırakılması sonucu, Kıbrıs Türk Halkı kendi yönetimini
kurmak zorunda kalmıştır. Ortaklığın yıkılması ile
barışın bir türlü tesis edilememesi, Rum-Yunan şiddet
hareketlerinin devam etmesi ve uzlaşmanın iki toplum
arasında yeniden sağlanamaması neticesinde Kıbrıslı
Türkler yönetimlerini güçlendirmek ve
kalıcılaştırmak yönünde hareket
etmişlerdir. Bu yönetimler şunlardır:
1. Genel Komite Dönemi (19631967)
2. Geçici Türk Yönetimi Dönemi (19671970)
3. Kıbrıs Türk Yönetimi Dönemi (19701974)
4. Otonom Kıbrıs Türk Yönetimi (19741975)
Kıbrıs Türk Yönetimleri
%70
%30
tanınmasını sağlamıştır. Bu statüden
yararlanan Rum yönetimi "çözümsüzlük
çözümdür" anlayışını benimsemiştir.
1964 yılı içinde Türklere yapılan şiddet
eylemleri nedeniyle Türkiye garantör devlet
sıfatıyla müdahale etmek istemiş ancak bu
girişim ABD Başkanı Johnson'un Başbakan
İnönü'ye yolladığı 5 Haziran 1964 tarihli
mektubu ile önlenmiştir.
Kıbrıs Türk Yönetimleri
Kıbrıs Türkleri (1964-1974)
1964 yılı sonuna kadar 500 Türk
öldürülürken 198 Türk kaybolmuş, 103
köyde 527 ev tahrip edilmiş, 2.000 ev hasar
görmüş, 150 köyden 30.000 Türk göç etmek
zorunda kalmıştır.
Tüm Kıbrıs Türk nüfusu, ada
yüzölçümünün %3'üne tekabül eden ve
sürekli kuşatma altında tutulan küçük
bölgelere sığınmıştır. Kıbrıslı Türklere karşı
ağır ekonomik baskı uygulanmış, dış
dünyadan soyutlanmışlar, haberleşme,
ulaşım ve ekonomik özgürlükler ellerinden
alınmıştır.
Türk bölgelerine girişte kurulan utanç
barikatlarında sivil Türkler yaşlı-genç
kadın-çocuk demeden saatlerce bekletilmiş,
anadan doğma soyulmuş olarak onur kırıcı
bir şekilde aranmış, erzakları yerlere
boşaltılmış, istenen kişiler tutuklanıp
götürülmüştür.
37 çeşit eşyanın Türk bölgelerine girişi
yasaklanmış, Kızılay yardımlarının geçişi
engellenmiş, Türklere çocuk maması ve süt
satışı bile sözlü emirlerle kısıtlanmıştır.
Kıbrıs Türkleri (1964-1974)
bu değişiklikler kabul etmezlerse onları
mümkün olan en kısa sürede kuvvete
başvurarak sindirmek gerekecektir.
Akritas Planı çerçevesinde Rum
kesiminde kalan Bayraktar ve Ömeriye
C a m i l e r i v e Va d i l i i l k o k u l u
bombalanmış, Türkler yollarda
aramalara tabii tutulmuş ve evler ani
baskınlarla aranmıştır. Türklere yönelik
kanlı birçok eylem gerçekleştirilmiştir.
Kıbrıs Türkleri (1964-1974)
Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Yapısı
Kurulan bu cumhuriyette,
Cumhurbaşkanı Rum, yardımcısı
Türk olacaktır.
Devletin resmi dili Türkçe ve
R u m c a ' d ı r. İ d a r e n i n % 7 0 ' i n i n
Rumlardan %30'unun ise Türklerden
oluşması ve kurulacak 2.000 kişilik
ordunun %60'ının Rum,, %40'ının
Türk olması kararlaştırılmıştır.
1
Download

Kıbrıs Tarihi