ERZEN , ism ail Hatip
L
13 Nisan 1882'de Siirt'te
doğdu .
Elazığ ' da satışa çıkarmış
_j
Ba-
bası ulemadan Şeyh İbrahim Efendi, an-
nesi Halime Hanım ' dır. Molla Hasan Hatipzadeler diye tanınan ve birçok alim ve
şeyh yetiştiren bir aileden gelmektedir.
Nesebinin Şeyh Abdülkadir-i Geylani'ye
ulaştığı söylenir. Siirt'te mahalle rnektebinden sonra rüşdiyede, ayrıca Halefiyye, Rahimiyye ve Salihiyye medreselerinde tahsil gördü. Babası İbrahim
Efendi ve Müderris Hasan Efendi ile Siirt
müftüsü ve Millf Meclis azası Halil Hulki
Efendi onun ilk hoca larıdı r. Daha sonra
Erzurum müftüsü Lutfullah Efendi. Yetim Hoca Efendi ve Taşkesantı Ziyaeddin Efendi· den ders aldı. Ardından Mı­
sır'a giderek Ezher Üniversitesi 'nde yedi yıl İslami ilimleri tahsil etti. Bu sıra­
da Tü rk talebe yurdunda kalan öğren­
cilere hadis ve fıkıh usulü ile akaid dersleri okuttu. Ayrıca biri Matbaatü 's- saade olmak üzere iki matbaanın başmu­
sahhihliğinde bulundu. Şevka ni'nin İr­
şadü 'J- tuiı ul'ü ile (Kahire ı 327) Celaleddin es-SüyOtf'nin Ifüsnü '1- makşıd if
'ameli'I- m evli d adlı risalesi onun tashi hiyle basılmıştır.
1909 yılında Mısır ' dan dönen İsmail
Hatip 1916'ya kadar Ma' mOretülaziz Sultanisi, bu tarihten 1921 'e kadar da Sivas Sultanisi'nde Arapça muallimliği yaptı. Ayrı ca Sivas Darülhilafe Medresesi'nde Arapça dersleri verdi ve Osman Paşa
Camii hatipliğini üstlendL 1921 - 1960 yıl­
ları arasında sı rasıyl a Yaytak (Urfa). Çermik, Gümüşhane. Sivas. Antakya, Eyüp
(istanbul ), Konya ve Malatya müftülüklerinde bulundu.
İsmail Hatip Erzen hayatının son dönemlerinde hastalanmış, tedavi masraflarını karşılayabilmek için kütüphanesi-
La-
B İB LİYOGRAFYA:
!sma il
Hatip
Erzen
318
ERZİNCAN
lında
(1882- 1968)
Son devir din alimlerinden.
ve 1968 yı ­
Ankara'da vefat etm i ştir.
Şafii mezhebinden olan İsmail Erzen
Selef yolunu takibe çalışmış, dinin bid'at
ve hurafelerden ayıklanması hususunda gayret göstermiştir. Takva sahibi, çalışkan ve sert mizaçtı bir alimdL Namazların fa rzlarından önce İh las sOresinin
okunmasının caiz olmadığı . mevlid okutma masraflarının fakiriere sadaka olarak verilmesinin daha hayırlı olacağı ve
Allah'ın huzurunda tevazu maksadıyla
baş açık namaz kılmanın müstahap olduğu görüşündeydL Erzen bu fikirlerinden dolayı itharn edilmiş ve hakkında
toplu şikayetlerde bulunulmuştu . Dini
konularda zamanının alimleriyle yaptığı
Türkçe, Arapça manzum ve mensur yazışmalarında dini bilgisinin yanında mütevazi, ağır başlı ve sayg ı lı oluşu dikkati
çeker.
Eserleri. Türkçe, Arapça ve Farsça bilen İsmail Hatip Erzen'in başlıca eserleri şunlardı r: 1. A l em -i İsldm 'a Hitap (Sivas ı 340). Seksen dokuz beyitlik bir manzume olup son Yunan harbinde düşman­
la i ş birliği yapan kimseleri yerrnek gayesiyle yazılmıştır. 2. İslami Haki katler
(Malatya ı 956). Halil Öztoprak'ın K ur 'an 'da Hikmet Tarih 'te Hakikat adlı kitabının bazı bölümlerine cevaptı r. 3.
miyyetü '1- A cem (Ankara ı 94 5). Tuğ rai'­
nin aynı adlı eserinin Türkçe tercümesidiL 4. Batınflerin ve K armatflerin İç­
y üzü (Ankara ı 948). İbn Malik el-Hammadi'nin K eşfü 'I- esrari'l-Batıni yye ve
a{J.bdrü '1- K aramita adlı eserinin tercümesidir.
Basılmamış eserleri arasında Arapça
olarak kaleme aldığı en -N asrü '1- mu ' avv e] ii '1- 'as ri '1- evvel ve Milaslı İsmail
Hakkı Bey'in yeni yazıya dair el -lj.attü '1cedfd adlı yirmi sayfalık risalesine reddiye olarak yazdığı el -lj.attü 's- sedid if
n a~di 'l - l]atti '1- ce did adındaki 106 sayfalık risalesi sayılabili r. Ayrıca Sebflürreşad dergisiyle mahallf gazetelerde birçok yazısı çıkmıştır.
ni
ERZEN, İsmail Hatip
TC Diyanet İşl e ri B aş kanlı ğ ı Arşivi' nd eki özlük dosyas ı ; Serkfs. Mu' cem, ll, 1160; Türkiye
Bibliyogra{yası (1948), İstanb ul 1948, s. 597 ;
Türk iye Bibliyogra{yas ı (1939-1948), istanbul
1957, ı, 226; ll (1962). s. 1866; Abdullah Ceyhan. S ı rat-ı Müstak fm ue Seb flü rreşad Mecm ualan Fihristi, Ankara 199 1, s. 566 (maddenin
yaz ımında , İsmai l Hatip Erzen'in M. Ali Sönmez ve Mustafa Türkgülü'ne intikal eden kütüphanesinde bulunan özel notları ve kendisini tan ı yan l a rda n alına n ş i fahi bilgilerden de fayda l anı l mışt ı r)
r:;;:ı
lt'ii!J
M EHMET AL i S öN MEZ
Doğu
L
Anadolu bölgesinde şehir
ve bu şehrin merkez olduğu il.
_j
Fırat
(Karasu) nehrinin yukarı havzakendisiyle aynı adı taşıyan ovanın
ortasında yer alır. Şehir kuzeyde Esense
( Keşiş) dağ ı , kuzeydoğuda Kop dağı , doğuda Karasu -Ai-as dağlarının batı uzantıları, güneyde Munzur ve Mercan dağ ­
ları . batıda Kızıldağ ve Dumanlıdağ ile
çevrili dir. Erzincan adının, Strabon ·un
İlkçağ ' da bu bölgede bulunduğunu belirttiği Eriza şehrinden geldiği söylenir ;
yine bu bölgeden bahseden Grek kaynaklarında Aziris adıyla gösterilen şeh ­
rin de Erzincan olması mümkündür. Şeh­
rin adı Ermeni kaynaklarında Erez, Erzng
ve Erznga ; Bizans kaynaklarında Aringam (Arı n ga n ). Arsingan. Erzingan; Arap
kaynaklarında ise Erzencan şeklinde geçer. Türk fetihlerinden sonra şeh rin adı
önce Erzingan. Ezirgan olarak söylenmiş,
ardından da bugünkü şeklini almıştır.
sında ,
Erzincan ' ın ne zaman kurulduğu ve
tarih öncesi dönemleri hakkında kaynaklarda kesin bilgiler yoksa da yapılan inceleme ve kazılardan. şehrin bulunduğu
bölgedeki ilk yerleşmeterin milatta n önce lll. binyıla kadar indiği anlaşılmakta ­
dır. Milattan önce ll. binyılda Erzincan
Hurri - Mitanni imparatorluğu ' nun idaresi altında bulunmaktaydı. Yöre milattan
önce 1380 ·e doğru uzunca bir süredir
buraya çeşitli seferlerde bulunan Hititler'in hakimiyetine girdi. Hitit kaynakla rında Hayaşa, Asur kaynaklarında Suhmi
denilen bölge. ll. Argişti devrinde (m.ö.
7ı 4-685) Urartu Devleti'ne katılarak batı sınırında güçlü bir eyalet haline getirildL Bu dönemde, günümüzdeki şehrin
15-20 km. doğusundaki Altıntepe mevkiinde bir yerleşim yeri ve kale bulunmaktaydı. Bir ara İskitler'in ve a rkasın­
dan Medler'in kontrolüne giren Erzincan ve yöresi Persler tarafından alındık­
tan sonra Armina 1 Arminiya satraplığı­
na bağlandı. Milattan önce 334 yılında
ise İskender İmparatorluğu ' na dahil oldu ve bunun ardından yaklaşık iki asır
boyunca Helenistik krallıklar, Partlar.
Romalılar. Pontuslular ve Ermeniler arasındaki mücadelelerde kilit noktasını
teşkil etti. Milattan önce ll ve ı. yüzyıl ­
larda Roma hakimiyeti sırasında Doğu
eyaletinin Pontus vilayetine dahil edilen
yöre bir ara tekrar Part hakimiyetine
geçti ; arkasından da Bizans- Sa sa ni mücadeleleri ne sahne oldu.
Download

TDV DIA - İslam Ansiklopedisi