ETKİNLİK İZLENİMLERİ
BİNBİR PARADİGMA, BİNBİR DÜNYA
25-27 Haziran 2014 / Ankara
B
u yıl 13’üncüsü düzenlenmiş olan Orta Doğu
Teknik Üniversitesi (ODTÜ) geleneksel Uluslararası İlişkiler Konferansı, 25-27 Haziran 2014
tarihleri arasında ODTÜ İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde gerçekleştirilmiştir. “Binbir Paradigma, Binbir Dünya” (Multiple
Paradigms, Multiple Worlds) başlıklı konferans, yurt
dışından ve yurt içinden pek çok akademisyeni ağırlamıştır. Bir kısmı eş zamanlı olarak icra edilen 32 oturumda, uluslararası ilişkiler disiplinine ilişkin teorik ve
kavramsal tartışmalardan çatışma çözümüne; Türk Dış
Politikası’ndan Ortadoğu ve Avrasya’ya ilişkin güncel
konulara dair sunumlar yapılmıştır.
Açılış oturumu, konferansın temasını ortaya koyması, tartışmalara öncülük etmesi ve konferansın üç onur
konuşmacısından ikisine, Barry
Buzan (London School of Economics and Political Science)
ve Yongjin Zhang’e (University
of Bristol), ev sahipliği yapması açısından dikkat çekiciydi.
Prof. Dr. Nuri Yurdusev’in
(ODTÜ) başkanlığını yaptığı,
“Uluslararası İlişkilerde Binbir
Paradigma: Çin, İngiliz ve Türk
Perspektifleri” başlıklı oturumda Buzan ve Zhang’ın yanı sıra
Ersel Aydınlı (Bilkent Universitesi) da konuşmacı olarak yer almıştır. Buzan, sunumuda İngiliz Okulu’nun (English School) İngiliz olmaktan
çok Avrupalı olduğunu ve hatta bugün itibariyle küresel
bir yaklaşım haline gelmiş olduğunu belirtmiştir. Tarihselliği ön plana çıkaran okulun, realist yaklaşımlar başta
olmak üzere, ana akım Uluslararası İlişkiler teorilerinin
odaklandığı, materyal ve mekanik bir kavram olan uluslararası sistem yerine sosyal bir yapı olan uluslararası toplumla ilgilendiğinin ve dolayısıyla İnşacılıktan
(Constructivism) önce inşacı bir yaklaşım olduğunun
altını çizmiştir. İngiliz Okulu’nun uluslararası ilişkiler
teorisini parçalara ayırmaktan ziyade bütüncül bir bakış
ortaya koyması sebebiyle aslında bir paradigma olmadığını söylemiştir.
Çin’in uluslararası ilişkiler disiplinine bakışını anlatan Zhang, 1984 yılından önce Çin’de böyle bir disiplin
olmadığını, ancak bu tarihten sonra Çin’de uluslararası
ilişkiler’e yönelik çalışmaların nicelik ve nitelik bakımından artış gösterdiğini belirtmiştir. Son 30 yılda Çin’de
uluslararası ilişkiler disiplinine yönelik yürütülen çalışmalar hakkında bilgi veren Zhang, Çin’de öncelikle u-
92
luslararası ilişkilere Batılı yaklaşımların irdelendiğini ve
akabinde Çin’in problemleri göz önüne alınarak Çin’in
kendi uluslararası ilişkiler disiplinini yaratmak yönündeki gayretlerinden söz etmiştir.
Ersel Aydınlı, sunumuna uluslararası ilişkilerde neden bir Türk (Anadolu) Okulu’nun olabileceği sorusuyla başlamıştır. Bu bağlamda, Türkiye’de çok sayıda
uluslararası ilişkiler bölümü bulunduğunun, bunun da
kurumsal olarak ciddi bir potansiyele karşılık geldiğinin
altını çizmiştir. Ayrıca alanda yetişmiş çok sayıda öğretim görevlisi ve lisansüstü eğitim yapan öğrenci bulunmasının ürün niceliği ve niteliğini artırmak için önemli
bir avantaj olduğunu vurgulamıştır. Bunun yanı sıra,
hükümet nezdinde alana ilginin artmasının bu disiplinde çalışanların motivasyonunu
artırdığını belirtmiştir. Yerel bir
okul oluşturmaya imkan vadeden
koşullara rağmen böyle bir okulun
neden henüz bulunmadığı sorusuna gelince, Aydınlı Türkiye’deki uluslararası ilişkiler camiasının kimlik sorununa, alanda bilgi birikimi
ve kavramsallaştırma eksikliklerine
değinmiştir.
Konferansın üçüncü onur konuşmacısı olan Andrew Linklater
(Aberystwyth University), konferansın ikinci günü, “Uluslararası Toplumda Kendi Kendini Sınırlamanın (Self-Restraint) Sosyal Standartları:
Uygarlaş(tır)ma (Civilizing) Süreci ve Dünya Siyaseti Üzerine Düşünceler” başlıklı bir sunum yapmıştır. Sunumunda Norbert Elias’ın “uygarlaşma süreci” ile İngiliz
Okulu’nun Avrupa Devletler toplumu ve bunun dünya
çapındaki genişlemesi arasındaki ilişkiye değinen Linklater, iki büyük değişimi işaret etmiştir. İlk olarak, uygarlaşma süreciyle alakalı bir biçimde, bugün uluslararası arenada büyük güçlerin kendi kendilerini daha çok
sınırlamaya zorlandıklarını ve bunun da büyük güçler
arasında büyük bir savaş ihtimalini azalttığını belirtmiştir. İkinci olarak, Batı dışındaki toplumların uluslararası
toplumla bütünleşmesinin bir sonucu olarak uluslararası
toplumun genişlediğini vurgulamıştır. Bununla paralel
olarak, toplumlar arasında Batı diplomasi geleneği içerisinde işbirliğinin arttığını ve uygarlaşma sürecinin ürünü olan kendi kendini sınırlama standardının da küreselleştiğini anlatmıştır.
Zeynep Sütalan
Temmuz-Ağustos Cilt: 6 Sayı: 63
Download

BİNBİR PARADİGMA, BİNBİR DÜNYA