Ekmeğimi jokeylikten
kazanıyorum
Bursa Osmangazi Hipodromu’nda ardı sıra kazandığı yarışlarla son
zamanların yükselen jokeyi Murat Gündüzeli ile yaşam öyküsünün
kapısını araladık. Yaşadığı talihsiz kazalara rağmen mesleğine duyduğu
sevgiyle yılmadan yoluna devam eden Gündüzeli Yarış Dünyası
okurlarına açıklamalarda bulunurken ağabeyi Mehmet Gündüzeli’de
bizlere eşlik etti. İşte başarılı bir jokey ve antrenör olan iki kardeşten
yaşama dair önemli kesitler…
Kemal Akyer: Jokeylik mesleğini size cezbettiren ne
oldu? Ekrem Kurt Apranti Eğitim Merkezi’nde hangi
tarihte eğitim aldınız?
Murat Gündüzeli: Ağabeyim Mehmet Gündüzeli’nin
seyis olması ile atçılığa karşı bende bir ilgi uyandı.
Ağabeyim MARALCAN’a bakardı. MARALCAN’ı bıraktıktan sonra MISS MILL’e geçti. 1998 yılında ağabeyim beni
Ekrem Kurt Apranti Eğitim Merkezi’ne kayıt ettirdi ve jokeylik hayatımın ilk sınavı böylelikle başlamış oldu.
Kemal Akyer: İlk yarışınızı hangi safkanla kazanma
başarısı gösterdiniz?
Murat Gündüzeli: Hayatımın ilk yarışını 28/01/2000
tarihinde
KISBUMAGNUM
ile
İzmir
Şirinyer
Hipodromu’nda kazandım. 04/02/2000 tarihinde
aynı safkanla ikinci kez fotoya uzandım. Ağabeyim
Mehmet Gündüzeli, yeni bir at almıştı. Ancak talihsiz bir kaza neticesinde yarış esnasında o at ile yarıştan düştüm. Ameliyat geçirdim ve uzun bir süreye
yakın at binemedim. Tedavi sürecim tamamlandıktan
sonra Ankara’ya döndüm ve at binmeye başladım.
08/08/2000 tarihinde Ankara’da MISS MILL ile üçün-
cü yarışımı kazanma başarısı gösterdim.
Kemal Akyer: Yaşadığınız o talihsiz kaza sonrası vücudunuzda ağır bir hasar oluştu mu ve platin var mı?
Mesleğinizde başarınızı korumak adına hangi fedakarlıkları yapıyorsunuz?
Murat Gündüzeli: Fedakarlık derken aç kalıyorum. Bir
çok kez attan düştüm. Vücudumda platin hiç yok. Sadece
tarak kemiklerim kırıldı. Sırtımda ve başımda da biraz
kırık var. Mesleğimiz riskli. Ancak çok zevkli bir meslek.
Mesleğimi çok severek ve çok hevesle yapıyorum.
Kemal Akyer: 805 kez kazanma başarısı gösteren
başarılı bir jokey olarak sizin için yeri ayrı olan bir safkan var mı?
Murat Gündüzeli: Bende en çok yer bırakan
OĞLUMEMRE’ydi. OĞLUMEMRE emekli olduktan sonra şimdi ağabeyimin atı DEMİRDÖVEN var. Bütün atları seviyorum, her kazandığım yarışta ayrı heyecanlar
hissettim. Zira bu iki atın benim gönlümde yeri ayrı.
Kemal Akyer: Murat Gündüzeli Bursa pisti ile adeta
özdeşleşti yorumu yapabiliriz. Bursa pistinde bindiğiniz her safkan ile favoriler arasında yer alıyorsunuz.
Gündüzeli Bursa’ya gösterdiği özeni neden diğer hipodromlara göstermiyor?
Murat Gündüzeli: Bursa benim çok sevdiğim bir memleket. Aslında diğer şehirleri, hipodromların pistlerini
sevdiğim gibi Bursa pistini biraz farklı seviyorum. Ancak
çalışma olarak bütün programımı Bursa’ya göre düzenledim, Bursa pistini çok iyi tanıyorum. Farklı hipodromlara gitmiyorum. Kendi çalıştığım ekürinin atları Ankara,
İstanbul, Kocaeli, İzmir’e giderse yarışlara giderim. Farklı
hipodromlardan teklifler geliyor, değerlendirmiyoruz.
Kemal Akyer: Peki M.Gündüzeli’ni ilkbahar – yaz
yarış sezonunda diğer hipodromlarda görecek miyiz?
Murat Gündüzeli: Açıkçası net bir fikrim yok. Bursa’yı
daha çok sevdiğim için burayı tercih ediyorum.
Kemal Akyer: Ailenize kayıtlı safkanlara bazen binmeyip başka safkanlara binmeyi tercih ediyorsunuz.
Zaman zaman da ailenize kayıtlı safkanlar, sizin bindiğiniz atı geçiyor. Nasıl değerlendiriyorsunuz?
Murat Gündüzeli: Bazen bindiğim atlar, ailemizin atlarının yanına kayıt olduğu zaman mecbur biniyorsunuz.
Ailemizin, ağabeyimin atlarına başka arkadaşlarımızı bindiriyoruz. Benim bindiğim safkanı ailemin adına kayıtlı
safkan geçtiği zaman yarış severler de serzenişler oluyor.
Ancak ailemin atlarını geçtiğim yarışlar da var. Tabi yarış
severler farklı gözle bakabilirler. Ben ekmeğimi jokeylikten kazanıyorum. Ailesinin adına kayıtlı atlar olduğu
halde başka atlara binen bir çok jokey var.
Kemal Akyer: Ailenize kayıtlı olan safkanların tamamını siz mi çalıştırıyorsunuz?
Murat Gündüzeli: Ağabeyim Mehmet Gündüzeli’nin
üç idman jokeyi var. Benim bindiğim atları ara sıra
kontrol eder, biner, çalıştırırım.
Kemal Akyer: Sizin döneminizde 50 yarış kazanan jokey olmaya hak kazanırdı. Sizde jokey olma mutluluğunu
sevinç gösterileri yaparak kutlardınız. Oysa şimdi aprantiler jokeyliğe geçiş döneminde bir buhran yaşıyorlar. 5
kg hakkım bitti ve jokey olduğumda bana at bindirmezler, diye bir endişe hakim. Jokeyliğe adım atan genç binicilerin bu endişelerine katılıyor musunuz?
Murat Gündüzeli: Yönetmelik değişikliği ile aprantilere tanınan 5 kg eksik binme önemli bir avantaj.
Fakat jokeyler için bayağı bir zorluk yaşatıyor. 5 kg
avantaj ile yükselen isimler kısa sürede jokey oldular. Jokey olduktan sonra 5 kg avantaj sona eriyor.
Sonra o biniciler, jokey olarak görünseler de aprantiliğe dönüş yapıyorlar. Üstelik at bile çalıştıramaz hale
geliyorlar. Bursa’da tanıdığım bir çok arkadaşım aynı
sorundan dolayı mağdur. Benim zamanımda 5, 6 arkadaşımız iki jokeyler arasındaydılar. Süreç içerisinde
mesleki çizgilerini iyi koruyamadıkları için ne yazık ki
şu an yarış sahalarında göremiyoruz.
Kemal Akyer: Murat Gündüzeli’nin 24 saati nasıl
geçer?
Murat Gündüzeli: Her sabah saat
4.00 ya da 5.00’de antrenmana gidiyorum. Yarış günlerini saymazsak
hipodroma giderek hem kendi
bindiğim hem de ağabeyimin
safkanlarını çalıştırırım. İdman
bittikten sonra sahada koşarım.
Akabinde evime gider, kahvaltı
yaparım. Kalan boş vakitlerimi
Hasan Tolan’dan kiraladığımız
çiftlikte geçiriyorum. Atları öyle
çok seviyorum ki aileme, çocuklarıma zaman zaman vakit ayıramadığımı söylersem yeridir.
Kemal Akyer: Evli misiniz?
Murat Gündüzeli: Evliyim, üç çocuk sahibiyim. İki erkek ve bir kız evladım var.
Kemal Akyer: Erkek çocuklarınızın jokey olmasını
ister misiniz?
Murat Gündüzeli: Açıkçası hiç düşünmedim. Çocuklarımın
okuyup kariyer sahibi olmalarını arzu ederim.
Kemal Akyer: Jokeylik mesleğinizi sona erdirdiğinizde geleceğe dair bir plan oluşturdunuz mu?
Murat Gündüzeli: Küçük bir at binme yeri açmayı
planlıyorum.
Kemal Akyer: Sizin adınıza kayıtlı bir çok safkan olduğunu biliyoruz. Mehmet Gündüzeli adına kayıtlı kaç
safkan var?
Mehmet Gündüzeli: Bu yıl iki Arap, bir İngiliz safkan olmakla birlikte ilgilendiğim ve sahaya gelen bayağı atlar da var. Benim üstüme koşan atların çoğu
bizim değil, arkadaşlarımızın atları. At sahibi belgesi
çıkartmamışlar, benim ismim üstüne koşuyorlar.
Mehmet Gündüzeli:
“Atçılığı hobi olarak
yapacaklarsa yapsınlar
yoksa para kazanayım
diye yapmasınlar”
Kemal Akyer: WHITE LADY, ağabeyiniz Mehmet
Gündüzeli’nin adına kayıtlı. Siz neden WHITE LADY’e
İzmir’de binmiyorsunuz?
Murat Gündüzeli: WHITE LADY, ağabeyimin isminin
üstüne koşuyor. Bir ağabeyimiz bu atı almış ve safkanı
ağabeyimin üstüne kayıt ettirmiş. Bana:“-İzmir’e gel,
bin” diye teklif de edildi. Ben gitmedim.
Kemal Akyer: Size ait olmayan atlar sizin adınıza
koşuyor. Bu atlara Murat Gündüzeli binmeyince de
ağabeyisinin atına binmiyor diye yorumlar yapılıyor?
Mehmet Gündüzeli: At sahibi belgesi alınması için
belli bir bütçenin olması gerekir. At sahibi belgesi alacaklar için öyle bir bütçe de yok. 600 – 700 Bin TL
gelir beyannamesi isteniyor. Bu nedenle bazı insanlar
zorluklar yaşıyorlar. Bu camiada çoğu insanın bütçesi
buna yetmez. Tabii hobi olarak yapanlar hariç diyebiliriz. ERTÜRK benim ismime koşuyor. SİVEREKBEYİ’nin
sahibi Hadi Bey var. Kendisinin bayağı atları var. 8, 9
atı benim adıma koşuyor. At sahibi belgesi almak isteyip ama alamayan çok arkadaşımız var. Biz üç kardeş
birlikte çalışıyoruz. Ortak çalışma planlarımız da var.
Herkes kendi işini yapıyor. Allah’ın izniyle başarıyı yakalayacağımıza inanıyoruz.
Kemal Akyer: At sahibi olarak atçılıktan para kazanıyor musunuz?
Mehmet Gündüzeli: Atçılıktan
kim para kazanıyorum, derse
yalan olur. Biz antrenörlükten
bir yerlere geldik. 17 yıl seyislik
yaptım. Aydoğan San, Cüneyt
Çalıcıoğlu ile çalıştım. Büyük
ekürilerle çalıştım diyebilirim.
Rahmetli Mücahit Yeşilyurt vardı. Çok değerli bir insandı. Allah
rahmet eylesin. Ben nerede çalıştıysam Allah’a çok şükür başarılı
oldum. Şimdi antrenörlük yapıyorum.
Belgem yok ama imza antrenörlüğüm
var. Elimde 35’ün üstünde at var. Ekibim, seyis başım var. Herkesin iş dağılımı ayrı. Otu, yemi
gider kendim alırım. Eskişehir, Balıkesir fark etmez.
25 TL’ye satılan otu 16 TL, 15 TL’ye mal ederim. Bir
safkanın aylık gideri 2000 TL’yi geçmez. Koşan atın
yol, kayıt giderleri 2500 TL’yi bulur. Taylar ise 1800
TL, 1600 TL’dir.
Kemal Akyer: İlk defa atçılığa başlayacak genç at
sahiplerine önerileriniz nelerdir?
Mehmet Gündüzeli: Atçılığı hobi olarak yapacaklarsa yapsınlar yoksa para kazanayım diye yapmasınlar.
Az bir bütçeyle bu mesleğe başladığın zaman o para
heba olabileceği gibi ailesi de perişan olur. At iyi çıkarsa, sıkıntı yok. Seni kalkındırır. Ya at kötü çıkarsa?
25 Mart Salı günkü 1045 sayılı Yarış Dünyası Dergisi’nden alınmıştır
Download

25032014SAYFA06 - Kopya - Kopya.indd