Zekeriya Tâmir
GÖK GÜRÜLTÜSÜ
öyküler
Arapça aslından çeviren:
Halim ÖZNURHAN
Demavend Yayınları: 10
1. Baskı, İstanbul, Ocak 2014
Yayın Yönetmeni: Prof. Dr. Ali Güzelyüz
Kapak tasarımı, dizgi ve iç düzen: Demavend
Eserin özgün adı: er-Ra’d
© Bu eserin bütün hakları Demavend Yayınları’na aittir.
Yayınevinin yazılı izni olmaksızın eserin kısmen de olsa
herhangi bir yöntemle yayınlanması yasaktır.
T.C. Kültür Bakanlığı Yayıncı Sertifika No: 27406
ISBN: 978-605-86158-7-8
Demavend Yayınları
Başak Mah. Yeşil Vadi Cad.
Metrokent, A1 Blok, D. 87
Başakşehir-İSTANBUL
 : 0212 500 36 07 - 0542 311 17 89
Baskı: Ofis Matbaa Ltd. Şti.
Davutpaşa Kışla Cad. 75/386 Topkapı-İstanbul
Matbaa Sertifika No: 14973
E-mail: [email protected]
Web: http://www.demavend.com.tr
İÇİNDEKİLER
HAPİSHANE
5
ŞAHİN
9
GEMİLERİ YAKAN KİŞİ
13
SANIK
18
SAKALLAR
22
UNUTUŞ
26
ALLAH’IN KULLARI
29
NAPALM… NAPALM…
32
AÇLIK
37
POLİS VE AT
44
ŞARK DÜĞÜNÜ
49
ÇOCUKLAR
57
BAYRAKLARIN SONUNCUSU
64
YEŞİL
67
YENİLGİ
68
3
YALAN
71
NEŞELİ BİR GÜN
73
GÖK GÜRÜLTÜSÜ
79
4
HAPİSHANE
Mustafa eş-Şâmî, türküleri, yıldızları ve yeşil çimenleri çok severdi; ama ev yapmaktan yorgun düşmüştü.
Birazdan gözlerini kapayacaktı. Ölüm, damarlarında gizli,
kardan bir güldü. İşte, onun da vakti gelmişti.
Gidişinden sonra, yaptığı evlerin enkaz haline geleceği aklına gelince neşeyle gülümsedi. Boş caddelere dalıp,
kızgınlık, dehşet ve hüzün dolu bir sesle boşluğa seslenerek
koşmaya başladı. Böylece evlerden, türkülerden, yeşil
çimenlerden ayrıldı. Birkaç saat sonra, etrafı evlerle
kuşatılmış bir mezarlığa gömüldü. Karısı Limyâ, uzun süre
ağladı, feryat etti; fakat gecenin karanlığı basınca ağlamayı
kesti. Geniş karyolanın üzerine yalnız başına, yanı üzeri
yattı. Beyaz elbiseler giymiş adamların kocasını geniş,
yemyeşil bir yere götürdüklerini; o an hüznün bardaktan
boşalırcasına yağan yağmurda tedirgin halde uçan, yas
elbisesi giymiş bir güvercin olduğunu; mezarlığın, üzgün
bakışlı, elinde siyah bir çiçek ve sıcak kadifeden bir şarkı
taşıyan küçük bir çocuğu karşıladığını gördü. Fakat kapının
zili art arda, keskin bir şekilde çaldı. Limyâ uykusundan
uyandı ve başını yastıktan kaldırdı. Parmaklarıyla gözlerini
ovalarken gelen sese kulak verdi. Kapı zili hâlâ çalıyordu.
Esnemenin hâkim olduğu uzatılmış bir sesle bağırdı:
- Kim ooo?
Kapının ardından hemen, alışkın olduğu sert bir ses
geldi:
- Aç!
Karyolanın üzerinden sıçradı ve ay ışığının doldurduğu avluyu yalınayak geçerek kapıya doğru koştu. Endişe ve
kaygıyla dolu, çabuk bir hareketle kapıyı açtı. Kocasını,
dalsız bir ağaç gibi, kefenine sarılmış halde karşısında
buldu.
Mustafa eş-Şâmî suratı asık bir halde hemen içeri
girdi ve Limyâ’ya seslenerek:
- Kapıyı kapat, bugünlerde hırsızlar çoğaldı, dedi.
Limyâ isteğini yerine getirdi ve kapıyı sıkı sıkıya
kapadı; sonra Mustafa’nın ardından yatak odasına gitti.
Mustafa yatağa uzandı.
Mustafa, bitkin bir sesle Limyâ’ya:
- Işığı yakma, dedi.
Mustafa bir an sustu, sonra Limyâ’ya:
- Uyuyor muydun? diye sordu.
Limyâ hiçbir şey söylemedi.
Limyâ, Mustafa’nın yanına nefes nefese kalmış halde
sırt üzeri uzandı.
Mustafa’nın sesi değişiyor, neşesini kaybediyor,
homurdanan, ürkmüş, boş bir sese dönüşüyordu:
- Orada uyuyamadım!
Limyâ konuşmak istedi ama o an dili sert bir taş gibi
olmuştu. Mustafa ise konuşuyordu. Sesi çamura bulanmış
siyah bir kuş gibiydi.
- Şanslıyım; çünkü mezarlık eve uzak değil. Gelirken
polis devriyesine de rastlamadım. Evinden uzak mezarlık6
Download

Kitabı İncele - Demavend Yayınları