10 Ekim 2014
Henüz Türkiye için Rahat Bir Nefes Alma Zamanı Değil
Çarşamba günü açıklanan son FOMC toplantısının tutanakları FOMC üyeleri halihazırda görünen gerçekleri dile getirmiş olsalar da piyasaları salladı: yavaşlayan küresel büyüme Amerikan ekonomisine dair büyüme beklentilerini de düşürürken; Amerikan Dolarındaki güçlenmenin de Amerikan ekonomisi için olumsuzluk yaratabileceğinin altı çizildi. Dolayısıyla yatırımcıların Amerika’dan faiz artırımı konusundaki beklentilerini biraz ertelemeleri; faiz artırımından en çok etkilenecek olan gelişmekte olan piyasaları biraz da olsa
rahatlattı. Ancak, akla gelen ilk soru; bu durumun Türkiye’ye dair rahatlama yaratması için yeterli sebep
olup olmadığı. Tabi ki de neredeyse IŞİD ile savaşa girmek üzere olan ve kendi içerisinde Kürt yanlıları ile
İslamcı gruplar arasında IŞİD konusuna dair yaşanan çatışmalar sebebi ile yangın yerine dönen bir ülke
için böyle bir durumdan bahsetmek imkansız.
Amerika tahvil alım programında azaltıma devam ederken ve sıkılaştırıcı politikaya adım adım ilerlerken;
gelişmekte olan ekonomilerin belki de en kırılganı kabul edilebileceğimiz Türkiye de zaten yabancı yatırımcıyı kaybetme riski içerisinde idi. Yabancı para çıkışında artış ise yatırımcı kararlarını olumsuz yönde etkileyerek bu konuda bir kısır döngü oluşma riskini gündeme getiriyor idi. Türkiye gibi kırılgan ekonomiler sadece yatırımcıların değil; kredi derecelendirme kuruluşlarının da markajında. Türkiye ise etrafını saran jeopolitik riskler ve risk iştahındaki dalgalanma potansiyeli sebebi ile bu listenin başındaki ülkelerden.
Türkiye için bu günlerde jeopolitik riskler artarak yükseliyor. Suriye-Türkiye sınırındaki Kobani kenti IŞİD
tarafından neredeyse ele geçirilmiş durumda ve Türkiye de savaşa girmenin eşiğinde. Birkaç öncesine
bakacak olursak; IŞİD ilk olarak 11 Haziran günü Musul’daki Türk Konsolosluğuna saldırıp 49 kişiyi rehin
aldığı gün Türkiye gündemine oturmuştu. IŞİD o günden beri Irak ve Suriye’deki jeostratejik noktaları yavaş yavaş ele geçirerek Türkiye sınırlarına yaklaştı. Bölgede Kürtler ve IŞİD arasında Kobani için mücadele
devam ederken; Türkiye sokaklarında protestolar ülkeyi kan gölüne çevirdi. Protestocular ve karşıt gruplar arasında yaşanan çatışmalarda 23 kişi hayatını kaybederken; ülkenin doğu bölgesinde altı şehirde sokağa çıkma yasakları uygulandı.
IŞİD’in ilerlemesi sadece piyasaları sallamıyor; ayrıca Türkiye’nin sınır şehirlerinde ticari faaliyetlere ket vurarak ekonomiyi olumsuz etkiliyor. Türkiye’nin Almanya’dan sonra ikinci önemli ihracat pazarı olan Irak’a
yapılan ihracatta azalma daha olayların başından beri Türkiye’yi olumsuz etkiliyordu. Türkiye’nin Euro Bölgesi’ne artan ihracatı ile toplam ihracat az da olsa toparlamış olmasına rağmen; IŞİD kaynaklı zararın kapatılması henüz mümkün olmadı. IŞİD yolları kontrol etmeye başladığından beri; Temmuz sonuna kadar
Irak’a yapılan ihracat %35 azalmıştı bile. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi; Irak’ta krizin daha da
Investment information, comments and recommendations contained in this document are not within the scope of investment advisory. Investment advisory service is provided with a contract between the client and brokerage institutions, banks or asset management companies as specified by Capital
Markets Board directives. Results obtained, analyses used and comments provided here are based on the personal opinion of the authors. Making investment decisions solely based on recommendations provided here may not produce the desired results. Separately, information provided here may not be
consistent with your financial situation and your risk and return preferences.
derinleşmesi durumunda sene sonuna kadar ihracat üzerinden kaybın 3 milyar dolara yaklaşacağını söylemişti. Geniş çaplı bir müdahale olmadığı sürece IŞİD’in geri çekileceği ve bölgede barışın tekrardan sağlanacağı yok gibi görünüyor. Bu durumda; krizin devamı, hatta kötüleşmesi ve Türkiye’nin savaşın içine
çekilmesi durumunda piyasaların bu durumdan nasıl etkileneceğini düşünmek gerekir. Tabi ki de Türkiye’nin gerçekleştireceği herhangi bir kara müdahalesi CDS’leri sert yükselterek yatırımcı güvenini derin
şekilde zedeler. Bunun yanı sıra kredi derecelendirme kuruluşları ile yaşanan sürtüşmeler de ekonomik
ve politik görünümü tahmin edilemez hale getiriyor. Geçen hafta Cuma günü Fitch’ten bekleneni görmedik. Fitch Türkiye’nin kredi derecesini yatırım yapılabilir seviyede ve hatta görünümünü de durağan seviyede tutarak; Amerika’nın sıkılaşması üzerinden Türkiye ekonomisine dair felaket tellallığı yapılmasını sorgulattı.
Ancak Amerikan ekonomisinin toparlanma sürecini daha derinden gözlemleyecek olursak; istihdam piyasasında devam eden toparlanmanın yanı sıra bazı olumsuzlukların da devam ettiğini görebiliriz. Evet, Tarım Dışı İstihdam verisi Eylül ayında beklentilerin de üzerinde 248 bin olarak gerçekleşti. Bu veri ile İşsizlik
Oranı da 6.1% beklenirken 5.9% olarak gerçekleşti. Ayrıca Temmuz ve Ağustos ayları için Tarım Dışı verilerinde toplamda 69 binlik bir yukarı revize yapıldı. Buraya kadar her şey güzel görünüyor; ancak FED’i tahmin edebilmek için istihdam piyasasını daha yakından incelemek gerekir.
Yellen para politikasını istihdam piyasasındaki toparlanmanın gidişatı ile sıkı ilişki içerisinde yönettiğini defalarca belirmişti. Piyasalar da her geçen gün daha iyi görünen istihdam piyasası raporlarının özetleri üzerinden FED’in faiz artırımına oldukça yakın olduğunu düşünmekte. Ancak Amerikan İstihdam piyasası sağlıklı incelendiğinde Yellen’ın piyasayı değerlendirmek için kullandığı dashboard’u süsleyen 9 parametreden
sadece 3’ünün kriz öncesi seviyelere ulaştığını göreceğiz (Parametreler için Not 1’e bakınız). Yani; istihdam
piyasası henüz tam anlamıyla toparlamış değil, hatta tam bir toparlanmadan ve bir faiz artırımından söz
edebilmek için oldukça yol kat etmesi gerekiyor. Dolayısı ile; faiz artırımı zaten bazı kesimlerin beklediği
kadar yakın görünmüyor.
Geçen hafta Cuma günü Amerika Tarım Dışı İstihdam verisi ile sevinirken; Türkiye de Fitch’ten gelecek raporu bekliyordu. Fitch Türkiye’yi BBB– ve durağan görünümde derecelendiriyor, ancak kurum olarak bu
son raporda görünümde bir düşürme olabileceğini bekliyorduk. FED sıkılaşmaya adım adım ilerlerken;
tahvil alım programının bitmesi hemen ardından faiz artırımını gerektirmese de yatırımcıların Türkiye gibi
gelişmekte olan kırılgan piyasalardan yavaş yavaş kaçacağı beklentisi ile Türkiye’de risk artıyor idi. Yabancı
yatırımcının Türkiye’den çıkması Türkiye’nin cari açığını daha zor finanse etmesi demek. Kalkınma Bakanlığı’nın yeni açıklanan ve ve 2015—2017 senelerini kapsayan Orta Vadeli Program’ında da altı çizilen büyüme beklentilerindeki düşüş ile Eylül ayındaki düşüşe rağmen hedefin oldukça üzerinde seyreden enflasyon verileri de yatırımcıları korkutan faktörlerden.
Investment information, comments and recommendations contained in this document are not within the scope of investment advisory. Investment advisory service is provided with a contract between the client and brokerage institutions, banks or asset management companies as specified by Capital
Markets Board directives. Results obtained, analyses used and comments provided here are based on the personal opinion of the authors. Making investment decisions solely based on recommendations provided here may not produce the desired results. Separately, information provided here may not be
consistent with your financial situation and your risk and return preferences.
ATIG Yatırım Menkul Değerler olarak Fitch’ten görünümü durağandan negatife düşürmesini bekliyorduk.
Sebebi ile hem yatırımcıların hem de kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’de politik durumun hala
karışık olduğunu; FED’in sıkılaşma adımlarının riskleri arttırdığını; zayıflamakta olan bankacılık sisteminin
ve artan jeopolitik riskler ile azalan ihracatın olumsuz algılandığını düşünmemiz. Ancak Fitch; Türkiye’nin
dış şoklara olan dayanıklılığının azımsanacak seviyede olmadığını ve bankacılık sisteminin gayet sağlıklı olduğunu; ve Irak’taki duruma rağmen cari açıkta azalma görülmesi sebebi ile görünümde değişikliğe gitmedi. Fitch ayrıca yabancı parada sert bir kaçış olmadığını belirtti ve kısacası piyasalara FED gerçek bir sıkılaştırma adımı atana kadar sakin olunması gerektiğini hissettirdi. Ancak raporda önce çıkan en önemli negatif vurgu jeopolitik riskler üzerine idi.
Dolar endeksi tutanaklar sonrası görülen geri çekilmeye rağmen; Temmuz başından bu yana 6.7% yükseliş, Türk Lirası ise Amerikan Doları karşısında aynı oranda düşüş göstermiş iken; jeopolitik riskler ve ülke
içi karışıklıklar ile boğuşan Türkiye’de Fitch’ten gelen yorumlar rahatlama yaratmamalı.
Fitch; Türkiye’nin dış şoklara dayanıklı bir ülke olduğunu söylemiş ve yatırımcılar yavaş yavaş FED faizlerinin çok yakın zamanda artmayacağını anlamış olsa bile; hafta sonu başlayan ve devam eden ülke geneli
karışıklık ve Kobani’de devam eden çatışmalar belirsizliğin bu toprakların bir karakteristiği olduğunu bir
kere daha hatırlattı.
Fitch beklenen bazı negatif yorumları beklenen sertlikte yapmamış olabilir, ancak bu Türkiye neredeyse savaşın
içine çekilmeden önce idi.
Investment information, comments and recommendations contained in this document are not within the scope of investment advisory. Investment advisory service is provided with a contract between the client and brokerage institutions, banks or asset management companies as specified by Capital
Markets Board directives. Results obtained, analyses used and comments provided here are based on the personal opinion of the authors. Making investment decisions solely based on recommendations provided here may not produce the desired results. Separately, information provided here may not be
consistent with your financial situation and your risk and return preferences.
Download

Henüz Türkiye için Rahat Bir Nefes Alma Zamanı Değil