POZĠTĠF ANNELĠK EĞĠTĠMĠ VE ERKEN DÖNEM EBEVEYNLĠK DESTEĞĠ
Öğr. Gör. Ġrem Metin Orta
Atılım Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi
Yaşamın ilk üç yılı, çocukların sosyal ve duygusal becerilerinin gelişmesi bakımından
en kritik dönem olarak kabul edilir. Bu dönemde ilgi ve bakım veren kişinin, genellikle
annenin duyarlılığı, çocuğun ihtiyaçlarına uygun ve zamanında karşılık verebilmesi, güvenli
bağlanmanın gelişimi ve duygu düzenleme becerisinin kazanılması için öncül işleve sahiptir.
Bu kritik dönemi dikkate alan araştırmacılar, hem bakım veren kişinin duyarlılığını hem de
çocukların güvenli bağlanmasını güçlendiren müdahale ya da destek programları
geliştirmişlerdir. Bu yazıda size bahsetmek istediğim program, Hollanda’da Leiden
Üniversitesi, Aile ve Çocuk Çalışmaları Merkezi tarafından geliştirilmiş olan bireysel
geribildirimler yoluyla anne duyarlığını artırmayı amaçlayan kısa süreli ve davranış odaklı bir
erken dönem müdahale/destek programıdır.
John Bowlby'nin (1969/1982) bağlanma kuramı temelinde geliştirilmiş olan bu
programın detaylarına girmeden önce bağlanma kuramından kısaca bahsedelim. Bowlby’ye
göre bağlanma, kişinin kendisi için önemli gördüğü bir başkasına karşı geliştirdiği güçlü
duygusal bağdır. Bu duygusal bağ, bir bağlanma sistemi içerisinde işlev kazanarak, çocuğu
annesinin yakınında tutmasına ve bu yolla annenin sağladığı bakım, ilgi ve korumadan
yararlanmasına olanak sağlar. Çocuk, erken yaştaki bu en yakın ilişkisinde bağlanma kişisinin
tepkileri temelinde zihinsel modeller geliştirir ve bu modeller ya da beklentiler onun sonraki
yıllardaki ilişkilerini yönlendiren bir rehber görevi görür. Batı ülkelerinde ve Türkiye’de
yapılan çalışmalar anne duyarlığının güvenli bağlanma ile anlamlı düzeyde ilişkili olduğunu
göstermiş ve erken yaşta çocuğa yönelik ilgi-bakım davranışlarının bağlanma güvenliğinin
gelişmesinde önemli rol oynadığını ortaya koymuştur. Bu doğrultuda, anne duyarlılığını en
erken döneminde etkili programlarla desteklemek büyük önem taşır.
Araştırmacılar, erken dönem destek programlarının hem bireysel hem de toplumsal
alanda pek çok olumlu sonuçlarına dikkat çekmektedir. Örneğin, bu programlar çocukların
sadece sosyal ve duygusal gelişimlerini değil, onların davranış problemleri, okulu bırakma ve
suça karışma oranlarını da azaltmaktadır. Bunun yanısıra, erken dönem destek programları
sağlık giderlerinden tasarruf ettirerek, ülkenin özkaynakları ve sosyal kapitalini
güçlendirmektedir. Bu sayede hem ülke ekonomisine yarar sağlamakta hem de toplumun
refahına katkıda bulunmaktadır. Bu bilgiler ışığında Juffer ve arkadaşları (2008) tarafından
geliştirilmiş olan bu programın amacı, somut tematik geri bildirimler yoluyla annelerin
duyarlı davranışlarını artırarak çocukların güvenli bağlanmasını ve optimal duygusal ve
sosyal gelişimlerini desteklemektir. Bu amaçla, kısa süreli ve detaylı olarak yapılandırılmış
dört ev görüşmesi yapılır. Görüşme sırasında annelerden çocuklarıyla günlük faaliyetlerini her
zaman olduğu gibi yürütmeleri istenmekte (oyun, yemek yeme vb.) ve anne-çocuk arasındaki
etkileşimler videoya kaydedilmektedir. Gözlemci konumundaki araştırmacı etkinliklere
katılmamakta, görüşme bittikten sonra video kaydını baştan sonra yalnız izlemekte ve bir
sonraki görüşmede anne ile birlikte değerlendirmek üzere önceki görüşmenin temasına uygun
yorumlar hazırlamaktadır.
Görüşmelerde genel olarak annelere daha önceden kaydedilen videolar üzerinden
çocuğun örtük işaretlerini doğru tanıma, bunlara tutarlı, etkin ve zamanında karşılık verebilme
ve bu şekilde çocuğun ihtiyacı olan "güvenli üssü" sağlayabilme konularında bireysel
geribildirimler verilerek, onların olumlu ebeveynlik davranışları geliştirmesi ve farkındalık
1
kazanması sağlanır. Görüşmelerde işlenen temalar sırasıyla şu şekildedir; (1) ‘Çocuğun keşif
davranışları ile bağlanma davranışları arasındaki dengenin sağlanması: Bu temada
amaçlanan anneye çocuğun keşif ve bağlanma davranışları arasındaki farklılıkları
göstermektir. (2) ‘Çocuğu tanımlamak/anlamak’: Bu temanın amacı annenin çocuktan gelen
sinyalleri doğru bir şekilde algılamasını sağlamaktır. (3) ‘Duyarlık zinciri: Çocuğun işareti ->
Annenin karşılığı -> Çocuğun tepkisi’: Bu temada annenin çocuktan gelen işaretlere ya da
sinyallere doğru, hızlı ve yerinde cevap vermesinin önemi ve sonuçları hakkında farkındalık
oluşturulması hedeflenmektedir. (4) ‘Duyguların paylaşımı’: Bu son temanın hedefi ise
anneye çocuğun duygularına doğru bir şekilde karşılık verebilmeyi öğretmektir. Bu dört
tematik görüşmenin yanı sıra anneye duyarlı ebeveynlik davranışları konusunda bilgilendirici
broşürler ve eğitici ödevler verilmektedir.
Geçmiş çalışmalar, bu programın ve sonrasında geliştirilen bireysel geribildirime
dayalı diğer destek ya da müdahale programlarının olumlu etkisini güvensiz bağlanan,
duyarsız, yeme bozukluğu olan veya evlat edinmiş anneler ile düzensiz bağlanan, dışavurum
problemleri veya kronik hastalığı olan çocukların annelerinde göstermiştir. Bunun yanı sıra,
Batı ülkelerindeki araştırmalar bu programın etkisinin düşük gelirli ailelerde daha fazla
olduğuna işaret etmektedir. Kısacası bu program, hem sosyo-ekonomik bakımdan
dezavantajlı konumdaki ailelere bir destek hem de sorunlu çocuğu olan (örneğin disiplin
sorunu) ebeveynler için bir müdahale programı olarak da uygulanabilmektedir.
Söz konusu programın Türk kültürüne uyarlanması, uygulanması ve etkisinin
değerlendirilmesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr.
Nebi Sümer’in yürütücülüğünde yine aynı üniversiteden Yrd. Doç. Dr. Başak Şahin-Acar ve
İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Doç. Dr. Aylin İlden Koçkar’ın araştırmacı ve benim de
eğitici olarak yer aldığım TÜBİTAK destekli bir proje kapsamında gerçekleştirilmektedir.
Çalışmaya, Ankara ve İstanbul'un görece düşük gelir ve eğitim düzeyine sahip ailelerin
yaşadıkları bölgelerinden seçilecek olan, çocukları 9-30 ay aralığında olan annelerin katılması
planlanmaktadır. Veri toplama ve eğitim görüşmeleri araştırmacıların yanı sıra program
konusunda eğitim almış Yüksek Lisans ve Doktora öğrencileri tarafından yürütülecektir.
Türkiye’de ilk kez uygulanacak olan bu programın gelecekte sistematik olarak
yaygınlaştırılması ile annelerin olumlu ebeveynlik davranışlarını geliştireceği ve bunun
sonucunda çocukların sağlıklı psikolojik gelişimi bakımından topluma önemli katkıda
bulunacağı düşünülmektedir.
Özetle, güvenli bağlanma ve dengeli duygusal gelişim, bireyin ve toplumun sağlıklı
gelişimi ve geleceği bakımından en değerli sosyal kapitaldir. Bu nedenle, erken dönemde
olumlu ebeveyn davranışlarını artırmaya yönelik destek programlarının geliştirilmesi ve
uygulanması toplum ve ülke yararı bakımından öncelikli önem arz etmektedir. Türkiye’de ilk
kez uygulanacak olan bu programın hem erken dönem bağlanma yazınına katkı sağlayacağı,
hem de ilerki dönemlerde uygulama alanında çalışan çok sayıda psikolog, sosyal hizmet
uzmanı, danışman ve eğitimciye yararlı bir kaynak oluşturacağı düşünülmektedir. Gelecekte
farklı gelişimsel risk gruplarında da (Dikkat Eksikliği, Hiperaktivite Bozukluğu, Yaygın
Gelişimsel Bozukluklar, Duygudurum Bozukluğu olan çocuklar) etkili olması, bu programın
hem destek hem de müdahale programı olarak çocukları koruma ve sağlıklı gelişim
güzergahına yönlendirme bakımından önemli bir kaynak olduğunu gösterecektir.
2
Kaynakça
Allen, G. (2011). Early intervention: The next steps. London: Cabinet Office.
Bowlby, J. (1969/1982). Attachment and loss: Vol. 1. Attachment. NYC: Basic Books, Inc.
De Wolff, M., ve Van IJzendoorn, M. H. (1997). Sensitivity and attachment: A meta-analysis
on parental antecedents of infant attachment. Child Development, 68, 571-591.
Juffer, F., Bakermans-Kranenburg, M. J., ve Van IJzendoorn, M. H. (2008). Promoting
positive parenting: An attachment-based intervention. UK, London: Lawrence
Erlbaum Associates Publishers.
Sümer, N. (2012). Ana Babalık ve Bağlanma. M. Sayıl & B. Yagmurlu (Eds.), Ana Babalık:
Kuram ve Araştırma içinde (169-191). Istanbul: Koc Üniversitesi Yayınları, No: 20.
3
Download

Dosyayı İndir - Atılım Üniversitesi Açık Erişim Sistemi