YÖNETMENiN NOTLARI
YÜCEL ERTEN
DOSTUMUZ SHAKESPEARE
Romantiklerin Shakespeare anlayışı, bir bakıma Shakespeare'e
ambargo konması gibi bir sonuç doğurmuştur. 150 Yıla yakın bir süre
Shakespeare oyunlarının "öyle" ya da "böyle" sahnelenmesi ya da
oynanması "gerekir" gibisinden bir ambargo. Doğal ki "Shakespeare
ancak şöyle şöyle olur" dediniz mi; bu, aynı zamanda "Başka türlüsü
olmaz, yakışık almaz" anlamına da gelir. İşte o noktada, şablonculuk ve
yalınkatlık da başgösterir. Yüzyılımız tiyatrosunun bence en önemli
başarılarından biri de, bu töreci ve törenci Shakespeare anlayışını,
(anlayışsızlığını) yırtması; yeryüzünün gelmiş geçmiş bu en büyük oyun
yazarına taze köprüler kurmuş olmasıdır. Stanislavski, Craig, Reinhardt,
Pitoef, derken Gründgens, Barrault ve Olivier, daha sonra Brook,
Strehler, Stein, Mnouchkine, Zadek gibi yönetmenler, Shakespeare'e yeni
yollar açtılar. Polonyalı Jan Kott'un "Çağdaşımız Shakespeare" adlı
araştırması, bir bakıma bütün bu serüvenin kristalize olmasıdır denebilir.
Bütün bu gelişmelerin ufkunda, artık Shakespeare'e bir İncil, bir kutsal
kitap gibi değil; ardında umulmadık zenginlikler saklayan bir şifre, bir
anahtar gibi bakabilme yürekliliği söz konusudur. Eski zaman masallarına
bakıp Shakespeare'i tanrılaştırmak ve sonra da karşısına geçip tir tir
titremek yerine; onun gençliğine, gücüne tazeliğine güvenip, dostluğuna
yaslanmak gerekir. Dostumuz Shakespeare yorumdan yorulmaz!
TOKATLAYAN TOKATLAYANA
Shakespeare'in "Hırçın Kız"ı yazdığı tarih kesin olarak
bilinemiyor. Araştırmacılar, 1590-1599 tarihleri arasında çekişip
duruyorlar. Bir ortalama alınacak olursa, Shakespeare'in oyunu otuz
yaşlarıda yazmış olduğu anlaşılır. Oyun, durum komedisinden karakter
komedisine geçiştir. Kılık değiştiren aşıklar dolantısı, Katharina ve
Petruchio gibi karakterlerle bir nitelik sıçraması yapar. Diyebilirim ki,
"Hırçın Kız"ın bir ayağı "Yanlışlıklar Komedyası"nda ise, öteki ayağı da
"Venedik Taciri"ne uzanmaktadır.
Kanımca oyunu, "kapital birikimi" zemininde süreçlendirmek
gerekir. Shakespeare'in doğum yılı olan 1564 ile ölüm yılı olan 1616
arasındaki şu gelişmeler ilginçtir: 1564'de Fransa'da ilk borsa açılmıştır.
1567'de Londra borsası kurulmuş ve Hamburg'da bir İngiliz ticaret
temsilciliği açılmıştır. 1587'de ilk banka Venedik'te açılmış, 1588'de ilk
manifaktür örgü makinası ile seri üretime geçmiştir. 1594'te Venedik'te
banka kredi sisteminde bir çöküş görülmüştür. (Bu sırada Shakespeare de
otuzyaşındadır ve bu oyunu ha yazmış ha yazacaktır!) 1597 Yılında
Londra'da ilk ticaret okulu açılmıştır.1600 yılından başlayarak da ilk
anonim şirketler kurulmaya başlamış ve kapital birikimine büyük bir hız
kazandırmıştır. Özetle: Yenidünya kolonileri, deniz ticareti, manifaktür
ve para birikimi, burjuvazinin doğuşuna ve güçlenmesine hizmet
etmektedir.
Nitekim "Hırçın Kız", kızların başlıkla-çeyizle alınıp satıldığı,
devamlı pazarlık edilen, sürekli paraya övgüler işitilen, dolandırıcılıklarla
dolu bir oyundur. Aşk-meşk, çok sözü edilmekle birlikte pek kimsenin
umurunda değildir. Bu açıdan, oyunda "para" trafiği özel bir önem
taşımalıdır. Erkekegemen bir toplumda, aklı parada insanlar arasında,
Katharina'nın kişilik savaşımı da trajik bir boyut kazanır böylece.
Burjuvalaşmanın eşiğindeki efendilerin, iki düzen arasındaki
çelişik durumları da ilginçtir: Feodal yapıdan kurtulamamış bir tutum
egemendir. Sözgelimi, bunun bir yansıması olan "dayak" ögesi, oyunun
dokusunda vardır. Para ve dayak, örgünün karakteristik motiflerini
oluşturur. Oyunun adını şöyle koymak da olasıdır: Tokatlayan
tokatlayana!
Bugün, bütün ilerlemelere rağmen; kadına ikinci sınıf bir varlık
gibi davranmak şanssızlığından kurtulamamış bir dünyada yaşıyoruz.
Böyle bir dünyada, Shakespeare'in "Hırçın Kız"ını alışılmış biçimiyle
bitirmeye yüreğim elvermedi. Bence oyunun sonu, paragöz ve zorba
erkeklerin egemen olduğu babaerkil bir toplumda, kişilik savaşı vermek
için çırpınıp direnen bir kadının sonu kadar tartışmalıdır.
ÇEVİRİ ÜZERİNE
Oyunun çevirmeni rahmetli Nurettin Sevin Konservatuarda
"Fonetik" öğretmenimdi. Olağanüstü İngilizcesi ve zengin Türkçesi ile
birçok Shakespeare oyununu dilimize kazandırdı. Çabasını, emeğini
saygıyla anmak isterim. "Hırçın Kız"ı İngilizce aslı ve Almanca
çevirisiyle karşılaştırdığımda sevinçle gördüm ki: Nurettin Sevin, birçok
yerde Almancasından daha akıcı, daha işlek, daha tutarlı bir söyleyiş
biçimine ulaşmıştı. Sözgelimi Petruchio ile Katharina'nın ilk
karşılaşmalarındaki söz düellosu, kolay erişilemeyecek bir ustalık ve
kıvraklıktaydı. Kuyumcu işi desem yeri.
Ne ki, Nurettin Sevin'in çelebi yaradılışından gelen bir yaklaşım,
"Bir Yazdönümü Gecesi Rüyası"nda olduğu gibi bu çevirisinde de dikkati
çekiyordu: Argo konuşmaların, belden aşağı esprilerin zaman zaman
kibarlaştırıldığı, oyunun bir "nezih" konuşma fanusunun altında
tıknefesleştiği görülüyordu. Bir dostum "Bir Yazdönümü Gecesi Rüyası"
çevirisinden sözederken, bu tutumu "Shakespeare'i hadımlaştırmak" diye
adlandırmıştı. "Hırçın Kız" için aynı şeyi söylemeye kalksak; hem ağır
kaçar, hem de hafiflik olur. Ama burada da en azından bir
"çelebileştirme" eğilimi sözkonusuydu. Çeviri üzerinde önce bu açıdan
çalışmam gerekti.
Öte yandan Nurettin Sevin çevirisinin ilk basımı 1946 yılında
yapılmış. Aradan geçen 40 yıl içinde, doğal ki bazı sözcükler yıpranmış,
bazı deyişlerin rengi değişmiş. Sevin'in Shakespeare'deki cümle yapısını,
noktalamasına ve bükümlemesine varıncaya dek Türkçe'ye aktarma
çabasında olduğunu anlamak güç değil. Gelgelelim bu saygıdeğer çaba,
yer yer özne katlanmasına, anlatımda çetrefilliğe yol açıyordu. Bu tür
yıpranmalar açısından da çeviriyi elden geçirmek gerekiyordu. Bu
çalışmayı önce ben üstlendim. Nurettin Sevin hocanın çevirisindeki tadı,
rengi ve vezni bozmamaya çalışarak bir reji metni oluşturdum. Daha
sonra da oyuncularla birlikte bunun sağlayını yaparak, izleyeceğiniz
sonuca vardık. Budama, düzeltme ve yalınlaştırmanın sorumluluğu bana
aittir.
Dramaturgi çalışmasına ilişkin olarak, bir de şunu belirtmem
gerekiyor: Oyun İtalya'da geçiyor. Shakespeare metninde kişilerin yer yer
İtalyanca sözcükler, hatta cümleler söylediklerini görüyoruz. Bu,
handiyse bir yabancılaştırma etmeni izlenimi veriyor. İşte biz, bu
ipucundan yola çıkarak, yeni türevler oluşturduk ve oyuna serpiştirdik.
Arada bir İtalyanca'ya kaymaktan, ya da kaçmaktan, ya da sığınmaktan
biz çok keyif aldık. Bakalım sizler de bir tat bulabilecek misiniz?
DEKOR - KOSTÜM - IŞIK - MÜZİK
Dekorumuzun temel ögesi, yapılara kurulan iskele. Konstrüktivist
bir dekor denebilir. En azından, soyut bir konstrüksiyonun bütün işlevleri
yüklendiği açık. Erkan Kırtunç'la çalışırken, maketimize son biçimini
verip olgunlaştırdığımızda, birdenbire bir şeyin ayrımına vardık: Bu yapı,
temelde Shakespeare Tiyatrosunun tüm konstrüksiyon özelliklerini
taşımaktaydı. Biz o amaçla yola çıkmamıştık ama, sonunda vardığımız
çözüm, Elizabeth çağı tiyatrosunun bir türevi gibiydi. Yapı iskelesi
soyutlamasına, heykeller ve akan sularla bir İtalya atmosferi verme
yolunu seçtik. Nur Uzmen ve Funda Aktugan'la yaptığımız kostüm
çalışmasında, hem Hollywood'un kötü alışkanlıklarından kaçmaya, hem
de çağın genel havasını yansıtmaya çaba gösterdik. Nuri Özakyol'un
ışıklamasında, yalın bir atmosferleme ve kontra ışıkların plastiği çıkış
noktamız oldu. Oyunun müzikleri, bir Haendel uyarlamasından oluşuyor.
Fransız flütçü Raymond Guiot ve dörtlüsü, Georg Friedrich Haendel'in
müziğine, cazın ve swingin uçarılığını katarak oyuna eşlik ediyorlar.
Download

Hırçın Kız broşür yazısı