Kalite ve 5S Oscar Ödülleri
Sahiplerini Buldu
Perspektif Toplantımıza
Yurt Dışından Konuk: CBI
Polonya Genel Müdürü
Wojciech Sliwinski
Röportaj: CBI Türkiye
Genel Müdürü Uygar Eti
EDİTÖRCE
2
Seda GEZER ŞAHİNER
Türkiye Kurumsal İletişim Uzmanı
3 ayda bir yayınladığımız Chassis Brakes World Dergimizin Ekim sayısından herkese merhaba.
Hızlı geçen bir yaz mevsiminin ardından, günlük rutin hayatlara dönerken dopdolu içeriğimizle
yeniden birlikteyiz.
Bu sayının kapak konusu, şirketimizin uzun zamandır üzerinde çalıştığı ve 18 Ağustos’ta bir etkinlikle duyurduğumuz yeni vizyon, misyon ve temel değer ve becerilerimize yönelik iç iletişim
lansmanımız.
Değişen iletişim ve reklam endüstrisinde markalar geleneksel bakış açısından uzaklaşırken duygulara dokunan, insanı merkezine alan proje ve kampanyalar yapıyor. Biz de “Hepimiz Birer Kahramınız” sloganıyla hayat verdiğimiz iç iletişim konseptimizde hepimizin hayati önem taşıyan bir
iş yaptığımızın altını çizmek istedik. Üstelik marka kimliği olarak bu daha bir başlangıç…
Tek solukta okuyacağınız dergimizde, röportajlarımız, ziyaretlerimiz, etkinliklerimiz sayfalara
yine hayat veriyor. Motivasyon Grubu’yla birlikte yoğurduğumuz dergimizi keyifle okumanız dileğiyle.
Gelecek sayıda görüşmek üzere,
Saygılarımla.
GENEL MÜDÜR’den
3
Değerli Arkadaşlar,
Havaların soğumaya yüz tutmakta olduğu bu günlerde kahramanlığımızın olanca
sıcaklığı ile hepinizi gönülden selamlıyorum. Dergimizin yeni sayısında yeniden sizlere hitap edebilme ve düşüncelerimi bu vesile ile sizlerle paylaşabiliyor olmaktan
mutluluk duyuyorum.
Uygar ETİ
Bildiğiniz gibi, yıllık izin dönemi sonrasında işbaşı yaptığımız ilk günümüzde önümüzdeki yeni döneme “Hepimiz Birer Kahramanız” sloganı ile beraberce ‘Merhaba‘
dedik. Öncelikle, bu düşüncenin önemli başarıları sığdırdığımız geçtiğimiz iki yıl
içinde filizlendiğini ve bundan sonra yine beraberce imza atacağımız daha büyük başarılar ile hepimizi tüm paydaşlarımız ile birlikte kucaklayacak ve paylaştıkça da büyüyecek olan ortak tutkumuz olduğunu ve aslında bizi biz yapan ortak nüveyi ifade ettiğini
belirtmeliyim.
Genel Müdür
Geçtiğimiz iki yılda birlikte yazdığımız kahramanlık hikayemiz, hatırlarsanız, yeni oluşum sürecinin ve bunun içerdiği belirsizliklerin
hemen tüm sancılarını ilgili tüm paydaşları (çalışanlar, müşteriler, tedarikçiler, hissedarlar, yöneticiler,…vb) açısından çeşitli büyüklük ve şekillerde barındıran ve etkisini hepimize, hemen her alanda hissettiren bir noktada başlamıştı. Bu tespitten hareketle,
hemen her kahramanlık hikayesinde olduğu gibi, biz de önce bizi başarılı kılacak özün kendi içimizdeki köklerini tespit ederek yola
çıktık. Tespit ettiğimiz bu kökün ifade ediliş biçimi, insan ile onu diğer tüm canlılardan ayıran emek ve değer kavramlarını tüm
düşünsel ve eylemsel hayatımızın merkezine koyan “Doğruya Tek ve Her Seferde Ulaşırım” yaklaşımıydı. Bu yaklaşımın etrafında
şekillenen stratejimizin meyvelerini de yolculuğumuzun 7. ve 8. ayları içinde ve diğer tüm CBI birimleri arasında en ön sıralarda
yakaladığımız sürdürülebilir kârlılık oranları ve yine diğer tüm CBI birimleri içinde en ön sırada yakaladığımız (halen de başarı ile
devam ettirdiğimiz) kaliteyi en optimum maliyet ve süreçler ile üreten bir operasyon sistemi olabilme başarısı ile topladık.
Emekleme dönemimiz sonrasında da, birlikte oluşturduğumuz bu kıvılcımın hepimizi ısıtan bir kor haline dönüşmesini sağlayacak
ve gerçekleştirdiğimiz operasyonel iyileşmeyi sürekli gelişme ile besleyecek kültürel dönüşüm sürecini beraberce başlattık. ‘Olumlu eylem olumlu düşünceden başlar’ yaklaşımı içinde, düşünme sistematiğimizin temelini oluşturabilmesi için CBI Akademi merkezini oluşturduk ve stratejimizin düşünsel nüvesinin köklerini de bu oluşum içinde, devreye aldığımız kurumsal yeniden yapılanma
ile de besleyerek atmış olduk. Bu çalışmalar neticesinde, firmamızı sürekli ve sürdürülebilir büyümeyi mümkün kılacak şekilde, şu
an hem diğer tüm CBI operasyonları içinde ve hem de rakiplerimiz karşısında, hemen tüm performans göstergelerinde açık ara ön
plana çıkartan bir cazibe merkezi haline dönüştürmeyi beraberce başardık. İşte bu ikinci adımı da “Hepimiz Birer Kahramanız”
yaklaşımı ile ifade ettik.
Bugün itibariyle de beraberce yazmakta olduğumuz bu kahramanlık hikayesinin 3. bölümü olan düşüncelerimizi endüstriyalize
etme, yani sürekli gelişerek ve tüm paydaşlarına artı değer yaratarak büyümeyi hayata geçirme aşamasında bulunuyoruz. 2015
yılının son çeyreğinden itibaren 2018 yılının sonuna kadar arka arkaya daha da büyük başarılar ile devreye alacağımız projelerimiz ile iki yıl önce başladığımız yolculuğu, firmamızı 3 kattan fazla büyüterek ve oluşumumuzun tüm paydaşları için yarattığı
değeri de hemen 4 kattan fazla büyüterek hikayemizin bu bölümünü birlikte hayata geçireceğiz.
Sözlerime, daha sonraki açılımlarda buluşmak üzere şimdilik son verirken bir düşüncemi paylaşmak isterim. Her seçiş aynı zamanda diğer alternatiflerden de bir vazgeçiştir. Kendi seçimimizle çıktığımız bu kahramanlık yolculuğunda hep beraber, aydınlığı
karanlığa, bilgi ve bilgeliği bağnazlığa, cesareti korkulara, birlikte yaratılan ve paylaştıkça büyüyen güzellikleri sonu gelmeyen iç
çekişmelere, adalet ve eşitliği haksızlıklara, kararlılığı çelişkilere, takımdaşlığı bireyselliğe ve nihayet insanlaşmayı metalaşmaya
tercih etmiş ve bizi kendimize, işimize ve insanlığımıza yabancılaştıran her türlü olumsuzluklardan vazgeçmiş bulunuyoruz.
Sevgi ve saygılarımla,
4 2014 SAYI: 6
EKİM
11
İÇİNDEKİLER
YAYIN ve İMTİYAZ SAHİBİ
CHASSIS BRAKES INTERNATIONAL
OTOMOTİV SAN. ve TİC. A.Ş.
adına sahibi
GENEL MÜDÜR
Uygar ETİ
12
EDİTÖR
Seda GEZER ŞAHİNER
19-22
DERGİ HAZIRLIK EKİBİ
Motivasyon Grubu
KATKIDA BULUNANLAR
Dr. Emin MENEKŞE
YÖNETİM YERİ
CHASSIS BRAKES INTERNATIONAL
Otomotiv San. ve Tic.A.Ş.
DOSAB, Yeni Yalova Yolu Cd. No: 612
Osmangazi / BURSA
T: 0 224 270 68 00
F: 0 224 261 09 82
chassisbrakes.com.tr
GRAFİK TASARIM
ANL CREATIVE
Kükürtlü Mh. Zübeyde Han. Cd. Tayan Apt.
No: 10 D/2 Osmangazi / BURSA
T: 0 224 234 24 42
F: 0 224 234 02 42
anlcreative.com
BASKI
AK Mat Akınoğlu Matbaacılık San. Tic. A.Ş.
YAYIN TÜRÜ
Bülten
3 ayda bir yayınlanır.
Her hakkı Chassis Brakes International
Otomotiv San. ve Tic.A.Ş.’ye aittir.
Para ile satılamaz.
38
05
Sendika Köşesi
06
Ayın En İyileri 07
Tedarikçilerimiz
08
Ekip Ruhu
09-10
Mesleki Eğitim ve Öğretimdeki
Sorunlara Yönelik Çözüm Önerileri 11
Kalite ve 5S Oscar Ödülleri
Sahiplerini Buldu 12
Perspektif Toplantımıza
Yurt Dışından Konuk 13
Çalışanlarımız ve Aileleri ile
Geleneksel CBI Pikniğinde Buluştuk 14
Chassis Brakes Ailesi’ne Yeni
Üyeler Katıldı 15-17
Eğitimlerimiz
18
Kapak Konusu:
Hepimiz Birer Kahramanız 19-22
İK Gündem
Genel Müdürümüz Sayın
Uygar Eti’den Mesleki
Eğitim ve Öğretimdeki
Sorunlara Yönelik Çözüm
Önerileri
Kalite ve 5S Oscar Ödülleri
Sahiplerini Buldu
2014 yılı ikinci çeyrek dönem
Kalite ve 5S Oscar ödülleri
törenle ödüllerini aldı.
Kapak Konusu:
Chassis Brakes
International Türkiye’de
“Hepimiz Birer Kahramanız”
Dünyada Chassis Brakes
Polonya CBI
Edyta Miller
23-25
Spor
26
Karikatür
27
Doktorum Köşesi
28-29
HSE 30-31
Gezelim Görelim 32-33
Bunları Biliyor musunuz?
34
Bulmaca
35
Kültür Sanat
36-37
Dünyada Chassis Brakes 38
Röportaj: Uygar ETİ
İK GÜNDEM
5
Siz Genel Olarak Hangi
Zihniyettesiniz, Öğrenen mi,
Yargılayan mı?
Arzu Öneyman
Türkiye İnsan Kaynakları ve
Kurumsal İletişim Müdürü
Bir düşünün bir toplantıda sunum yapıyorsunuz, katılımcılar yapılan işin olumsuzluklarını birer birer söylemeye başladı. Nasıl bir
reaksiyon gösterirsiniz? Onları itiraz olarak mı görürsünüz? Yararlı geri bildirim olarak mı kabul edersiniz?
Genel olarak bu tip durumlarda savunmaya geçeriz. Daha arkadaşımız
cümlesini bitirmeden, zihnimizde ona cevap hazırlarken buluruz kendimizi. Daha sonra soruyu tam anlamadığımız için cevap da manasız olur ve
soru tekrar başka şekilde sorulur. Hatta diğerleri soruyu sorana yardımcı
olur “hayır beyfendi şöyle demek istiyor, bir dinle bak”. Sonuç uzayan
toplantılar, anlaşılmama sendromu, stres, öfke, anlaşmazlık, suçlama vs.
Endişelenmeyin, herkes aynı şeyi yapıyor. Çünkü eleştirmek veya savunmak, o insanı ve olayı anlamaktan daha kolaydır.
Zihniyet bir çerçeve gibidir, bize içinden dünyayı gördüğümüz ve deneyimlediğimiz bir çerçeve.
Kısaca öğrenen zihniyet ise, adı gibi öğrenmeye açıktır. Farklılıklara
değer verir, kazan kazan ilişkisini sever, destekleyicidir, daha esnek ve
uyumludur, kabule geçebilendir, çözmek ve yaratmak odaklıdır. Yararlı
Yargılayan Soruları
Çözümden çok olay odaklıdır
• Yanlış olan ne ?
• Bu kimin hatası?
• Nasıl kontrolü ele alabilirim?
• Nasıl kaybedebilirim?
• Nasıl incinebilirim?
• Neden uğraşayım?
Öğrenen Sorular
Çözüm odaklı sorularla yaklaşır,
pozitiftir.
• Doğru olan ne?
• Neden sorumluyum?
• Seçeneklerim neler?
• Bu konuda yararlı olan ne?
• Ne öğrenebilirim?
• Mümkün olan ne?
geri bildirim
verir, diyalog
k u r a r. D a h a
enerjik, ilhamlı
ve tüm bunlar sayesinde daha başarılıdır. Öncelikli tavrı:
Meraklıdır.
Yargılayan zihniyet ise, “zaten biliyorum” zihniyetidir, peşin hüküm
verir, tahammülsüzdür. Kusur bulan tavrı vardır. Geri bildirimleri itiraz
olarak algılar. Kazan kaybet ilişkisi vardır. Savunmaya geçer, esnemez,
umutsuzluk ve eylemsizlikle sonuçlanır, bu başarısızlığı getirir. Özellikle
kendimizi yargılıyorsak enerjimiz düşer, özgüven azalır. Bu zamanla kötümserlik ve depresyon olarak sonuçlanır. Öncelikli tavrı: Savunmacıdır.
Marilee Goldberg’ün “yargılayanı kabul et, öğreneni uygula” ifadesi, bu
iki zihniyetin de hepimizde olduğunu gösteriyor. Önemli olan farkına vardığımızda öğrenen zihniyete geçebilmek.
Kendinizi ve başkalarını daha iyi anlayabilmek için önce ‘fark edin’.
Bir soruna veya konuya yönelik yaklaşımınızı sorgulayın, “Hangi zihniyetteyim? Olmak istediğim yer burası mı? Bu bana istediğim sonuçları
verecek mi? Hangi zihniyette olmayı tercih ediyorum? Bunun hakkında
başka nasıl düşünebilirim?”
Elbette bir anda olmayacak, zamanla kendinizdeki gelişimi gördükçe,
kendimizle, başkalarıyla ve genel olarak dünyayla ilişkilerimizde başarı
sağladıkça değişim de başlayacak. Sadece sebat edin ve vazgeçmeyin.
Ben öyle yapıyorum...
Sevgilerimle,
SENDİKA KÖŞESİ
6
Adem Mutlu
Türk Metal Sendikası İş Yeri Baş Temsilcisi
Değerli Arkadaşlarım,
Dergimizin bu sayısında, işletmemizdeki, uzun yıllardan beri gelen ve yerleşmiş
olan, çalışma kültürümüz, çalışanlarımız arasındaki diyalog, iletişim ve hoşgörü
gibi konuları ele almak istedim. Uzun yıllardan beri dedim, çünkü ben kendim, yirmi beş yıldan beri burada, bu iş yerinde çalışmaktayım. Şirketimizin çalışan kadrosu genelde beş yüz kişiyi aşmadığı için, herkes birbirini çok iyi tanımaktadır. İşçi
sirkülâsyonun neredeyse yok denilecek kadar az olması, çalışanlarımız arasında
iyi ilişkiler ve dostlukların kurulmasına sebep olmaktadır. Bu konuda tabii ki yönetim kadromuzun da payı büyüktür. İç yönetmelikte aldığı kararlar ve uygulamalar
ile çalışanlarımıza kendilerine bir değer verildiğini, kendilerinin de bu şirketin bir
parçası olduğunu ve söz sahibi olduklarını fark ettirmektedir. Düzenlenen bölüm
yemekleri, aile piknikleri, beraberce yapılan şehir dışı gezileri ve hatta yurtdışı
gezileri gibi organizasyonlar da bu birlikteliğin en güzel göstergesidir. Bu olgu da
bizlerin büyük bir ailenin birer ferdi olarak hissetmemizi ve görmemizi sağlamaktadır. İş yerimiz ailemizden sonraki ikinci yuvamız. Çünkü günümüzün üçte birini
burada geçirmekteyiz. Buradaki huzur ortamı, hem bizler için hem de evdeki aile
ortamı için çok önemli. Oluşabilecek herhangi bir huzursuzluk, ruh sağlığımızı ve
dengemizi bozacağı gibi, çevremizi de olumsuz etkileyecektir.
Bu tarz negatif olumsuzluklara, iş yerimizde asla yer vermemeliyiz ve verdirmemeliyiz. Gelecek nesillere iş ahlakımız ve örnek kişiliğimizle huzurlu, güvenli ve
başarılı bir ortam bırakmayı bir borç bilmeliyiz.
Saygılarımla.
N
I
Y
A
EN
EN İYİLERİ SEÇTİK
EN İYİ FOTOĞRAFÇI
7
Fabrikada hangi bölümde çalışmaktasınız?
Üretim bölümünde Disk Fren Montaj Operatörü olarak çalışmaktayım
Kaç yıldır çalışmaktasınız?
10’uncu yılımdayım.
Fotoğraf çekme fikri nereden aklınıza geldi?
Gezip dolaşmak ve yeni yerleri keşfetmek, ilgi alanlarım arasındadır. Bu güzel yerleri bir fotoğraf karesi haline getirmek için epey bir uğraş verdim. Şu anda fotoğrafçıların dünyada takip
edip, fotoğraflarını paylaştığı instagram hesapları var. Ben de çektiğim fotoğraflarıma burada
yer verip, bir çok insan ile tanışma ve fotoğraf uzmanlarıyla konuşma imkânı buluyorum. Fotoğraflarıma beğeni ve yorum gelmesi beni çok gururlandırıyor. Herkesi @akmlsrn82 instagram
hesabıma, güzel fotoğraflarımı görmeye bekliyorum. Biz de arkadaşlarımla yeni kurduğumuz
Benim Dünyam Photo grubuyla bu işi profesyonel hale getirdik. Çok mutluyuz.
Fotoğraf çekerken nasıl duygular hissediyorsunuz?
Fotoğraf çekmek, çok zevkli ve heyecan verici bir olay. O an yüreğimden objektife ne yansıyorsa
onu çekiyorum. Aslında neye baktığın değil de baktığın yerde ne gördüğün önemli. Chassis Brakes International Ailesi’ne bana dergimizde yer verdikleri için çok teşekkür ediyorum.
Yazdığım bir şiir ile veda ediyorum.
Bir dünyadır fotoğraf,
Gizler içindeki güzellikleri,
Sen nasıl istersen odur görünen,
Objektifimden yansıyan güzelliği…
Ali Kamil Seren
Montaj Operatörü
YENİ DOĞAN ÇOCUKLARIMIZ
Ailenin yeni
üyeleri
Uzun ve
sağlıklı bir
ömür dileriz.
Ayşe Öztürk
(Zümmer Öztürk’ün kızı)
Helen Özvatan
(Derya Çoruh Özvatan’ın kızı)
TEDARİKÇİLERİMİZ
8
Canan ÖZTEKİN ATALAY
Yan Sanayi Kalite ve Giriş Kalite Şefi
UPC Uzay Yüzey
İşlem firmasından
Fabrikamıza
Ziyaret
2014 yılında, sürekli iyileşme çalışmalarımız doğrultusunda, planladığımız aylık workshoplar nedeniyle,
2007 yılından beri ‘talaşlı imalat sonrası asitli çinko kaplama’ konusunda birlikte çalıştığımız UPC
Uzay Yüzey İşlem firması, fabrikamızı ziyaret etti.
Firmamızdan Üretim, Kalite ve Satın Alma Bölümü
çalışanlarıyla UPC çalışanlarının bir araya gelerek
düzenlediği workshop ile hata seviyeleri minimuma
indirilip, karşılıklı işbirliğimiz güçlendirilmiştir.
Başarılı yan sanayicimiz UPC Uzay Yüzey İşlem ile nice yeni projeler ve
işbirliği dileklerimizle…
Ziyarete katılanlar şöyleydi:
UPC: Ayça Güler, Edibe Doğan
CBI: Canan Öztekin Atalay, Ertuğrul Yıldız, Hasan Taşan,Onur Topgül, Ali Düzgün Arı ve ilgili
üretim birimi.
Saygılarımla.
UPC Uzay Yüzey İşlem
Uzay Metal Ailesi, 2000 yılında, yüzey işlem sektörüne kimyasal satışı ile adım attı. 2007 yılında ise
sektörün yüzey işlem üretimindeki ihtiyacını karşılamak üzere, UPC Uzay Yüzey İşlem firmasını kurdu.
Hızla TS 16949:2009 belgelendirme sürecini tamamlayıp, otomotiv yan sanayi olarak alanında çok
iyi müşterilerle çalışmaya başlayan firma, çevreye
olan duyarlılığının bir göstergesi olarak 2014-2015
yılları içerisinde ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi
Belgesini almayı hedeflemektedir. Bununla ilgili çalışmalara, 2014 yılı ikinci yarısında başlamış bulunmaktadır.
UPC Uzay Yüzey İşlem firması, döküm parçaların
asitli çinko kaplanması, kaplama sonrası bükülen
boru parçaların alkali çinko-nikel kaplanması, teknik
ve sert eloksal kaplama, fosfat kaplama proseslerinde, müşterilerinin üst düzey kalite beklentilerine cevap verecek yaklaşım, ekipman ve kadro ile Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’nde hizmet vermektedir.
EKİP RUHU
9
Sıfır Hata İle
Zamanında Üretim
Kundak Talaşlı İmalat Hattı
Kundak Talaşlı İmalat Hattı, şu anda üç ana sanayiye, sekiz farklı tipteki kundağı, 0 hata ve koşulsuz müşteri memnuniyeti ilkesiyle hareket
eden on dört çalışan ve üç vardiyalık üretimi ile üretmektedir. Hattımızda çalışanlar arasındaki tecrübe ve bilgi alışverişi sürekli olmaktadır.
Bu tecrübe ve iletişimin, “0” hataya açılan kapının anahtarı olduğunu
düşünmekteyiz.
Uğurcan Serbes
Çalışma hayatıma 18.01.1988
tarihinde bu işyerinde başladım.
Firmamızda ağırlıklı olarak
Silindir ve Kundak Talaşlı İmalat
Bölümü’nde çalıştım. En son,
iki yıla yakın bir süredir Kundak
Talaşlı İmalat Bölümü’nde,
SPC Sorumlusu olarak görev
yapmaktayım. Burada kazanmış olduğum bilgi ve beceriyi,
benden sonraki genç arkadaşlarıma aktarmaktan son derece
mutluluk duymaktayım.
Fehmi San
2006 yılında, stajyer olarak
başladım. 2007 yılında, Talaşlı
İmalat Operatörü olarak kadroya
katıldım. 2009 yılında, bölüm
değiştirerek Disk Fren Montaj
Hattı’nda çalışmaya başladım.
2010 yılında, askeri görevimi
yerine getirmek için ayrılmak
zorunda kaldım. 2013 yılında
tekrar fabrikamızda çalışmaya
başladım.
Hakan Korkmazlı
Stajyer olarak başladığım fabrikamızda, 2007 yılında, Talaşlı
İmalat Seri Üretim Operatörü
olarak Kundak Talaşlı İmalat
Hattı’nda çalışmaya başladım.
2010 yılında, askerlik görevi nedeniyle bu yolculuğa ara vermek
zorunda kaldım. 2012 yılında
tekrar başladığım firmamızda,
Kundak Talaşlı İmalat Hattı’nda
devam etmekteyim. Mücadeleci,
hırslı ve başarıya odaklı bir
yapım var. Geleceğe yön veren
birer kahraman olarak hedefimizde ilerleyeceğiz.
Metin Zeybek
10.02.2014 tarihinde, fabrikamızda Kundak Hattı’nda görev
almaya başladım. Şu an broşlama operasyonunda görevime
devam etmekteyim. Fabrikamızın
bize sunduğu eğitimler sayesinde
kendimi daha çok geliştireceğime
inanıyorum. Gerek sosyal faaliyetlerle olsun gerek eğitimlerle
olsun ve en önemlisi müşteri
memnuniyeti konularında her
zaman CBI olarak ön plandayız.
Bunlar bize ayrı bir motivasyon
katıyor ve gün geçtikçe büyüyen,
hedefleri çoğalan bir fabrika
olmaktan CBI ailesi olarak gurur
ve onur duyuyoruz.
22.11.2004 yılında, Kundak
Talaşlı İmalat Hattı’nda işbaşı
yaptım. Geçen 10 yılda birçok
bilgi birikimi ve deneyimi
edindim. 10 yılda fabrikamızın
ve tüm çalışanlarının verilen
eğitim ve değerlerle vizyonunun gelişimine şahit olduk.
Kalite standartlarımız, güvenlik parçası ürettiğimiz için çok
yüksek. Üretimin her alanında
bu yüksek kalite anlayışını
hissediyoruz. Karşılığını da iki
yıldır 0PPM olarak alıyoruz.
M. Sami Altun
EKİP RUHU
10
Kundak Talaşlı İmalat Hattı
09.07.2007
tarihinde, Talaşlı
İmalat Kundak
Hattı’nda CNC
Operatörü olarak
işe başladım.
Talaşlı imalatta
birçok operasyonda görev aldım.
Geleceğe yön
veren kahramanlar
olarak hedefimize
Gökhan Altun ilerlemeye devam
ediyoruz.
Hüsnü Yılmaz
18.09.1989 tarihi itibariyle fabrikamızda
Talaşlı İmalat Operatörü olarak işe başladım. Talaşlı imalatta
birçok operasyonda
görev aldım. Şu
anda Kundak Talaşlı
İmalat Hattı’nda
görev yapmaktayım.
25 yıldır bu çatı
altında çalışmaktan
mutluyum.
Abdullah Yaşar
İbrahim Zengin
İbrahim Cengiz
Volkan Salur
1987 tarihinde Talaşlı
İmalat Bölümü’nde
çalışmaya başladım.
Talaşlı İmalat Alüminyum Silindir Hattı’nda
CNC Operatörü olarak
ve Montaj Final Kontrol Hattı’nda çalıştım.
10 yıldan beri Talaşlı
İmalat Kundak Hattı’nda çalışmaktayım.
27 yıllık tecrübemle
fabrikamıza katkı sağlamak için özveriyle
çaba sarf ediyorum.
16.08.2004 tarihinde, Talaşlı İmalat
Kundak Hattı’nda CNC
Operatörü olarak işe
başladım. Bosch’a
katıldıktan sonra CBI
ailesi olarak meslek
hayatıma devam ediyorum. Fabrikamızdaki
müşteri memnuniyeti
ve kalite hassasiyetinin ön planda oluşu
genel vizyonumuzdur.
15.03.2004 tarihinde, Talaşlı İmalat
Kundak Hattı’nda
CNC Operatörü
olarak işe başladım.
CBI ailesinde meslek
hayatıma devam
ediyorum.
05.10.1995 yılında,
Transtürk ile başlayan yolculuk, Bosch
Fren ve şu anda da
CBI olarak devam
etmekte. Fabrikanın
çeşitli bölümlerinde
çalıştım. Şu anda
da Kundak Talaşlı
İmalat Hattı’nda
çalışmaktayım.
Zülfü Balcı
Mart 2007’den
beri Talaşlı İmalat
Operatörü olarak çalışıyorum. Yedi yıllık
meslek hayatımda iki
yıl Disk Fren Montaj
Hatları’nda çalıştım.
Çalışma prensibi
olarak sürekli hatasız
çalışma hedefi için
her fırsatta kendimi
geliştirmeye çalışıyorum. Yıl sonunda,
0PPM olduğunda çok
mutlu oluyorum.
Bünyamin Tükenmez
Yeni katılmış olduğum
CBI ailesine, göstermiş olduğu samimi
tavırlarından dolayı
teşekkür ederim.
Çalışma düzeni, iş
ve güvenlik ortamını
en üst seviyede
yaşamayı benimseyen
CBI, üretmiş olduğu
ürünlerle de kendisini
kanıtlamış durumda.
CBI ailesi olarak
bizler, güven üretiyor,
bu güveni içimizde
yaşıyoruz.
Ferruh Sepet
2005 yılında, Talaşlı
İmalat Operatörü
olarak işbaşı yaptım.
2008 yılında, 3D
QMM Operatörlüğü
görevi için QMM
bünyesine katıldım.
2014 yılında ise
Kundak Talaşlı İmalat
Ç.G. Liderliği görevini
yürütmek için tekrar
MOE bünyesine katıldım. Bilgi birikimimi
arkadaşlarımla paylaşmaktan son derece
mutluyum.
BİZDEN
Aktivitelerimiz
11
Genel Müdürümüz Sayın Uygar Eti’den
Mesleki Eğitim ve Öğretimdeki Sorunlara
Yönelik Çözüm Önerileri
Uludağ Üniversitesi
Meslek Yüksek
Okulu’nun 11-12
Eylül tarihlerinde,
Uludağ’da
düzenlediği 1.
Uluslararası
Mesleki Eğitim
ve Öğretim
Sempozyumu’nda,
Genel Müdürümüz
Sayın Uygar Eti,
konuşmacı olarak
yer aldı.
Meslek Yüksek Okullarındaki sorunlar ve çözüm
önerilerinin konuşulduğu sempozyum, Türkiye’den
ve dünyadan katılan akademisyenler ve sektör
temsilcilerini bir araya getirdi. Genel Müdürümüz
Sayın Uygar Eti, 11 Eylül’de yapılan, “Mesleki
Eğitim ve Öğretimin Mevcut Durumu, Sorunları
ve Çözüm Önerileri” konulu panelde, mesleki eğitim ve öğretimdeki eksikliklerden dolayı pratikte
yaşanan problemleri ve çözüm önerilerini katılımcılarla paylaştı.
Yeni Mezun Olmuş Adaylar İçin Yılda
50.000 TL’lik Eğitim Harcaması
Öncelikle karşılaşılan sorunlara değinen Sayın Eti,
Meslek Yüksek Okulu Mezunu olarak firmamızda
çalışmaya aday olan yeni mezunların genel bir moral
bozukluğu ve olumsuz duygular içerisinde olduklarını, güncel teknolojik bilgilerden ve ön sanayi bilgilerinden eksik olarak mezun olduklarını dile getirdi. Bu
eksiklikleri gidermek için verilen oryantasyon sürecinde, psikolojik adaptasyon programlarının yanısıra
ön mesleki bilgileri güncellemek için yılda yaklaşık
50.000 TL eğitim harcaması yapıldığını da sözlerine
ekledi. Mesleki eğitimdeki sorunlarla ilgili staj problemine de değinen Eti, okul sanayi işbirliğinin yetersiz olduğunu gözlemlediğini belirtti.
için ayırıyor. Benim önerim şöyle ki; sanayiciler olarak
ortak bir havuz oluşturalım ve her yıl eğitime harcadığımız paranın % 10’unu bu havuzda toplayalım. Mesleki
eğitim veren okullara biriken parayı bağışlayalım. Toplanan bu kaynakla, biz fabrikalarımızda hangi güncel
Konuşmasının ikinci bölümünde, mesleki eğitimdeki so- teknolojiyi kullanıyorsak, o teknolojiye sahip makineleri
runların giderilmesine yönelik çözüm
okullar temin edebilsinler. Öğrenciler
önerilerinden bahseden Genel Müdüde güncel bilgilerle okullardan merümüz Sayın Uygar Eti, “Türkiye’de “Türkiye’de yaklaşık %9
zun olabilsinler. Gerekiyorsa bünyeyaklaşık % 9 oranlarında bir işsizlik oranında işsizlik söz konu- mizdeki uzmanları eğitmen olarak
söz konusu. Ancak bir o kadar da su. Ancak bir o kadar da,
okullara gönderelim ki öğrenciler,
özellikle sanayide ‘işçisizlik’ söz
sanayicilerin talep ettiği nitelikli bikonusu. Doğru ve nitelikli mesleki özellikle sanayide ‘işçisizrer mezun olarak iş hayatlarına başeğitim almış çalışanlar bulmakta lik’ söz konusu.”
layabilsinler. Ayrıca gençlerimizin
zorlanıyoruz.” diye konuştu. Meslek
staj sürelerini uzatalım, gençlerimiz
Yüksek Okulları, Teknik Liseler ve Sanayicilerin işbirliği fabrikalarda daha uzun vakit geçirsinler. Onları fikir ve
içerisinde, birbirlerini anlayarak, insan ve değer odaklı öneri paylaşmaya teşvik edelim ki birlikte önemli projeçalışmalarla bu sorunların çözülebileceğini dile getiren lere imza atabilelim. Sonuç olarak, güçlerimizi birleştirirEti, “Yılda yaklaşık 50.000 TL yeni mezun adayların sek daha az maliyetle daha çok fayda, daha çok değer
eğitimleri için harcıyoruz. Sadece biz değil pek çok sa- üretebilmek mümkün olacaktır.” diyerek konuşmasını
nayici yaklaşık bu kadar rakamı, her yıl eğitim bütçesi sonlandırdı.
BİZDEN
Aktivitelerimiz
12
Kalite ve 5S Oscar
Ödülleri Sahiplerini
Buldu
2014 yılı 2. çeyrek dönem Kalite ve 5S Oscar
Ödülleri 15 Temmuz’da düzenlediğimiz törenle
sahiplerini buldu.
Törende konuşma yapan Genel Müdürümüz Sayın Uygar Eti, 2014 yılının ilk altı aylık performans değerlendirmesini yaparak, “Yıllık ciro
hedeflerimize, ilk altı aylık süreçte büyük oranda yaklaşmış bulunuyoruz. 2012 yılından bu yana satış ciromuz da yaklaşık % 35 oranında
artmış durumda. Dolayısıyla sürdürülebilir ticari başarımız ve kârlılığımızı arttırmış bulunuyoruz.” diye konuştu. Dünya genelinde diğer
Chassis Brakes International fabrikaları arasındaki konumumuza da
değinen Eti, “Fabrikamızı CBI’ın dünya genelinde 15 farklı lokasyondaki fabrikaları ile kıyasladığımızda, sürdürülebilir kârlılık ve pozitif
kârlılık seviyesinde 2. sıradayız. 2 yılda dünya genelinde böylesi bir
seviyeye gelmemiz, siz çalışanlarımızın değerli katkılarıyla gerçekleşti. Bu başarı için hepinize teşekkür ederim.” dedi.
Ardından söz alan Kalite Müdürümüz Sayın Onur Topgül, “2014 yılı
2. çeyrek dönemini de 0PPM ile tamamladık. Böylece kalitede 2 buçuk yılda 0PPM ile dünya genelindeki diğer CBI fabrikaları arasında
tek fabrika olduk. Bu başarı için tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür
ederim” diye konuştu. Konuşmaların ardından ödül törenine geçildi.
Kalite ödülleri için bölümleri adına ödülleri alan çalışanlarımız;
ZOH1 Montaj
: Gökhan Çayır
ZOH3 Montaj
: Süleyman Aydın
BIR+ Montaj
: Şükrü Çetinkaya
Kampana Fren Montaj
: Erdal Dipi
Silindir Talaşlı İmalat
: İsmail Bilbey
Kundak Talaşlı İmalat
: Metin Zeybek
Bakım
: Ramadan Çavuşoğlu
Lojistik
: Metin Peksağlam
After Market
: Aydın Doğan Küçük
Kalite
: Hasan Korkmaz
5S Oscar ödüllerini ise bölümleri adına alan çalışanlarımız;
S1 Tesviye Atölyesi
: Adnan Tokatlı
S2 Fiat Kundak Talaşlı İmalat
: Gökhan Altun
S3 BIR+ Montaj
: Yunus Kaya
S4 Tekerlek Silindiri Montaj
: Tahir Yaman
S5 Toyota Silindir Talaşlı İmalat
: Erdinç Tan
En iyi gelişme göstern, ZOH1 Disk Fren Mont. : Semih Kabakçı
BİZDEN
Etkinliklerimiz
13
Perspektif Toplantımıza Yurt
Dışından Konuk:
CBI Polonya
Genel Müdürü
Wojciech
Sliwinski
Genel Müdürümüz Sayın Uygar Eti’nin çalışanlarımızla bir araya geldiği Perspektif Toplantısı,
10 Eylül’de 11. defa gerçekleştirildi. CBI Türkiye’nin başarı hikâyelerinin konuşulduğu toplantıda bir de sürpriz bir isim vardı. Fabrikamızı
ziyaret amaçlı gelen CBI Polonya Genel Müdür’ü
Wojciech Sliwinski, toplantıya dinleyici olarak
katıldı.
Şirket açısından şu anda nerede olduğumuz,
rotamızı ve gelecek planlarımızın konuşulduğu toplantıda Uygar Eti, yaptığımız işin hayati
bir önem taşıdığının altını çizdi. “Hepimiz birer
kahramanız” sloganı altında yapılan iç iletişim
lansmanının ardından maviyaka çalışanlarının
motivasyonunun yükseldiğinin altı çizildi. Toplantıda doğru bir yerde çalıştıklarına değinen
çalışanlarımız, firmamızın insan odaklı olmasından mutluluk duyduklarını dile getirdiler.
Sliwinski: “Kahramanlık konseptinize
dahil olmak istiyorum.”
Toplantının sonunda, Polonya Genel Müdürü
Wojciech Sliwinski de küçük bir konuşma yaptı.
2 yıldan fazla bir süredir 0PMM ve başarı hikâyeleriyle yoluna devam eden fabrikamızın arkasındaki başarıyı görmek için bizzat Bursa’ya
gelen Sliwinski, burada olmaktan mutluluk duyduğunu dile getirdi. Çalışanlar ve üst yönetim
arasındaki şeffaf iletişimin iş sonuçlarına net
bir şekilde yansıdığını gözlemleyen Sliwinski,
genç bir ekibin başarı hikâyeleri yazdığını söyledi. Kahramanlık konseptine kendisinin de dahil
olmak istediğini söyleyen Sliwinski, gözlemlediği bir çok olumlu noktayı, başında bulunduğu
fabrikaya lanse etmek istediğini söyledi.
General Motors
Ekibi Fabrikamızı
Ziyaret Etti
2015 yılının ikinci yarısında ön disk fren seri üretimine başlamayı hedeflediğimiz Opel Adam projesi kapsamında, General
Motors satın alma ekibinden Sn. Daria Rogacz ve Sn. Marek
Kusz firmamıza ziyarette bulundular. İlk defa fabrikamızı ziyaret eden misafirlerimiz, özellikle imalat ve kalite süreçlerimiz
hakkında edindikleri olumlu izlenimleri, ziyaret sonunda bizlerle paylaştılar. Son derece pozitif geçen ziyarete, CBI Abstatt proje ekibimizden Sn. Maciej Trawczynski de eşlik etti.
BİZDEN
Aktivitelerimiz
14
Çalışanlarımız ve Aileleri
ile Geleneksel CBI Pikniğinde
Buluştuk
Chassis Brakes International Türkiye olarak, tüm çalışanlarımız ve aileleri ile sıcak
günler sona ermeden düzenlediğimiz geleneksel piknik etkinliğimizde bir araya geldik. 14 Eylül Pazar günü, Tuzaklı Piknik Alanı 2’de tamamen firmamıza özel alanda gerçekleştirilen organizasyona, fabrika çalışanlarımız aileleriyle birlikte katılım
sağlarken, son derece eğlenceli saatler yaşandı. Toplam 936 kişinin katılımıyla
gerçekleşen pikniğimizde, pamuk helvalar, dondurmalar, çocuklar için şişme oyuncaklar, yetişkin ve çocuklara özel animasyonların yanı sıra yapılan hediye
çekilişleri ile şanslı çalışanlarımıza altınlar dağıtarak keyifli bir gün
geçirdik.
Pikniğimizi organize eden Motivasyon Grubu adına Kadriye
Hıdır’dan görüşlerini aldık.
“Piknik, çalışanlarımızın ve ailelerinin birbirleri ile kaynaşması ,
günlük telaşlardan uzaklaşarak zaman bulup görüşemediğimiz arkadaşlarımız ile görüşme, sarma-dolma bazen de çay-kahve eşliğinde
yan masa ziyaretleri, müzikler eşliğinde eğlenme fırsatı ile ayrı bir heyecan
ve mutluluk kaynağı olduğundan çalışan motivasyonu için oldukça önemli. Biraz
yorgun ama bir o kadar da mutlu bir şekilde piknikten ayrıldık. Bir sonraki yıl
pikniğimizde tekrar birlikte olmak üzere.”
BİZDEN
Yeni İşe Girişler - Emeklilik
15
Chassis Brakes Ailesi’ne Hoş Geldiniz
CBI Ailesi büyümeye devam ediyor...
11 Ağustos ve 18 Ağustos 2014 tarihi itibari
ile MOE1 Bölümü’nde “Seri Üretim Tezgah İşçiliği” görevi ile aramıza yeni katılan arkadaşlarımız Sn. Mehmet SERT, Sn. Hüseyin UYGUN,
Sn. Yunus TURAN ve Sn. Semih ADİLOĞLU’na,
27 Ağustos tarihi itibari ile MOE1 Bölümü’nde
“Seri Üretim Tezgah İşçiliği” görevi ile aramıza
yeni katılan arkadaşlarımız Sn. Cüneyt ŞEN-
TÜRK’e ve 1 Eylül 2014 tarihi itibari ile MOE1
Bölümü’nde “Seri Üretim Tezgah İşçiliği” görevi
ile aramıza yeni katılan arkadaşımız Sn. Volkan
SALUR’a ailemize hoş geldiniz diyoruz.
Emekliliğe Adım
Atanlar
Büşra DİNÇ ÖZGÜR
07 Temmuz 2014’te Kalite Sistem ve Denetim Mühendisi
olarak ailemize katılan Büşra DİNÇ ÖZGÜR’e hoş geldin
diyerek, çalışmalarında başarılar dileriz.
“Bilgi Teknolojileri ve
Bilgi Güvenliği Müdürü”
görevini yürütmekte olan
Sn. Nursel TETİKCAN;
1996 yılından bu yana
bizimle birlikte IT Bölümü’nde çalışmaları ile
firmamıza katkı sağlamış
ve 22 Ağustos 2014
tarihi itibari ile de emekli
olmaya hak kazanmıştır.
Kendisine firmamıza
vermiş olduğu hizmetlerden ve kattığı değerden
dolayı teşekkür eder ve
bundan sonraki yaşamında sağlık ve mutluluk
dolu yıllar dileriz.
BİZDEN
Etkinlikler / Yeni İşe Girişler
16
Chassis Brakes International Ailesi’ne Yeni Üyeler Katıldı
Ailemize yeni katılan Üretim, Bakım ve HSE Müdürü Orhan Atlama ve Teknik Fonksiyonlar Müdür Engin Karaer ile görüştük. Kendilerine CBI Ailesi’ne hoşgeldiniz diyerek, kendilerini daha yakından tanıyalım istedik.
Orhan ATLAMA
Üretim, Bakım ve HSE Müdürü
CBI Ailesi’ne yeni
katılan Cenk Altun ve
Hüseyin Kılınç’a hoş
geldin diyerek, kariyerlerinin devamında
başarılar dileriz.
1972 yılında Kahramanmaraş’ta doğdum. Üniversiteye kadar olan eğitimimi Kahramanmaraş’ta
tamamladım. ODTÜ Makina Mühendisliği Bölümü’nden 1994 yılında mezun oldum. Askerlik sonrası
Adana BOSSA Denim İşletmeleri’nde Bakım Mühendisi olarak işe başladım. Ardından 14 yılımı geçireceğim VALEO Otomotiv firmasına geçtim. Gebze fabrikasının Polonya fabrikasına taşınmasında
aktif rol aldım. 2004 yılından itibaren, hayatımın
hep güzel anılarla hatırlayarak 8,5 yıllık dönemini
geçireceğim Polonya serüveni başladı. Yıllardır
hayalini kurduğum yurtdışında çalışma imkanı bir
anda gerçek oluverdi. Aynı zamanda bu dönemde,
en büyük hobim olan seyahat etme ve yeni yerler
görme adına bir çok fırsatım oldu. 2004 yılı Mayıs
ayında yalnız olarak gittiğim Polonya’dan, 2012
yılı Kasım ayında Polonyalı eşim ve kızım Melissa
ile Türkiye’ye, Valeo Bursa Alternatör Fabrikasına
Üretim Müdürü olarak geri döndüm. 2014 Eylül
ayında da Üretim, Bakım ve HSE Müdürü olarak
CBI ailesine katıldım.
CBI Türkiye’deki öncelikli görevim tabi ki iş güvenliğini ve işçi sağlığını sağlayacak tedbirleri alarak,
tüm ekibimin katılımını sağlayıp, müşterilerimizin
beklentilerine uygun kalitede ve zamanında ürünlerimizin üretilmesini garanti etmektir. Bunu gerçekleştirmek için de işgücü ve ekipman kaynaklarımızı
en verimli şekilde kullanacak organi-
Cenk Al n
Montaj Hattıtu
Üret
Mühendisi im
Orhan At
Üretim , Bakımlama
ve HSE
Müdürü
zasyonu kurmak ve sürekliliğini sağlamak gerekmektedir. Her zaman iş güvenliğinin birinci sırada
olduğu gerçeğinden hareketle sıfır iş kazası ve doğruya tek ve her seferde ulaşma sloganımızın amacı
doğrultusunda, sıfır müşteri şikayeti hedeflerimize
ulaşmak için ekibimi bilinçlendirip yönlendirmek ve
motive etmek durumundayım. Ayrıca sürekli iyileştirme olarak tanımladığımız KAIZEN felsefesinin bir
kültür olarak benimsenip, dinamik ve gelişime açık
bir ekip ruhu oluşturulması, aynı zamanda yalın üretim sisteminin gereklerini yerine getirip bize katma
değeri olmayan uygulamaların en aza indirgenmesi,
dolayısıyla maliyetlerimizi düşürüp, firmamızın kârlılığına katkı sağlayacak verimlilik faaliyetlerinin
yürütülmesi de görevlerim arasında yer alıyor.
CBI her ne kadar yeni bir marka olsa da, kültürü,
sistemi çok eskiye dayanan bir firma. Bunu fabrikamızda da bizzat görebiliyoruz. İşine hakim, özverili
ve otonom çalışanlardan oluşan bir fabrikamız var.
Yıllardır güven ve saygı üzerine inşa edilmiş bir çalışma ortamı yaratılmış ve bugüne kadar sürekliliği
sağlanmış. Her kademede, bölümler arası yardımlaşma ve destek anlamında diğer fabrikalara örnek
olacak bir seviye yakalanmış. Benim ilk dikkatimi
çeken de bir problem karşısında geri adım atmak
yerine herkesin işin bir ucundan tutmaya çalışması olmuştu. Hem beraber çalışmayı hem de beraber
eğlenmeyi bilen bir ekiple çalışmak geleceğe dönük
olarak da güven vermektedir. Önümüzde geleceğimizi şekillendirecek ciddi projelerimiz ve iş potensiyelimiz var. Bu
da yakın gelecekte fabrikamızın
hem ekipman hem de işgücü olarak büyüyeceği anlamına geliyor.
Birlikte başarılacak ve yaşanacak
güzel bir gelecek görüyorum.
Hüseyin Kılın
Bakım -Takım ç
Lideri
CBI, şu an sahip olduğu deneyimli
işgücü ile hem Türkiye’de hem de
dünyada kendi alanında söz sahibi
durumundadır ve izlenecek doğru politikalarla da hem marka bilinilirliğini
artıracak hem de pazar payını genişletecek potansiyele sahiptir.
BİZDEN
Etkinlikler / Yeni İşe Girişler
17
Engin KARAER
Teknik Fonksiyonlar ve
BPS Müdürü
1975 yılında Eskişehir‘de doğdum. 1997 yılında
Eskişehir Anadolu Üniversitesi Makine Mühendisliği
Bölümü’nden mezun oldum. Mezuniyetim sonrası,
toplam 16 yıl, Hema Endüstri A.Ş Çerkezköy’de sırasıyla; Ürün Mühendisliği, Ürün Geliştirme Sorumlusu ve Ar-Ge Müdürlüğü görevlerinde bulundum. İş
hayatım boyunca Ford Otosan, Tofaş, Renault, Karsan, BMC gibi müşterilerle fren, debriyaj ve direksiyon sistemleri tasarım ve geliştirme projelerinde
yer aldım. Temmuz 2014 yılından itibaren de CBI
Ailesi’ne katılmış bulunmaktayım.
Tüm bunların yanında teknolojiyi elinde tutan firmaların rekabet ortamında her zaman en önde yer
aldıkları gerçeği ile yeni teknolojileri alarak fabrikamıza kazandırmak gerekmektedir. Ürüne ve üretime
etki eden teknoloji unsurlarını bulup fabrikamıza
kazandırmak, tüm fabrikanın temel ilkesi haline
getirilmelidir. Bu bağlamda tüm çalışanlarımız için,
gerek öneri sistemi içerisinde gerekse patent ve
proje çalışmaları içerisinde, yenilikleri fabrikamıza
kazandırmak amacıyla gerekli ortamı oluşturmak
ve teşvik etmek önemli görevlerimizdendir.
Teknik Fonksiyonlar ve BPS Bölümü olarak, CBI
Global içerisinde, Bursa fabrikasının tüm BPS fonksiyonlarını, her birimde faydalı bir şekilde kullanılabilmesi için gerekli faaliyetleri yerine getirmek,
öncelikli görevlerimizdendir. Otomotiv sektöründe
yüksek verimlilik, kalite ve bunların türevi olarak
dikkat edilmesi gereken maliyetler, rekabetin göstergesi olarak kabul edilmektedir. Bu faktörler,
rekabet ortamında en önemli çıktılar olarak kabul
edilirken, bu çıktıların gücünü belirleyen çok sayıda
girdiler mevcuttur. İşte bizim görevimiz, bu girdileri
ölçülebilir metrikler haline getirerek, kalite, verimlilik ve maliyet çıktılarını kontrol edebilir ve geliştirebilir hale getirmektir.
CBI Ailesi’ne katıldıktan sonra, buradaki yardımlaşma ve bilgi paylaşımındaki istekliliği görmemek,
farketmemek mümkün değil. Bunun, CBI’ı diğer firmalardan ayıran en önemli özelliği olduğunu düşünüyorum. İşi yapanın, yaptığı işte uzmanlığının gerçekten üst düzeyde olduğu CBI Bursa fabrikasında,
problemlerin farklı bakış açılarıyla ele alınıp çözüme kavuşturulması, bu bağlamda rahatlıkla sağlanmaktadır. Farkındalık bilincinin yüksek olduğu
kişiler ve şirketler her zaman ilerleme kaydetmektedir. İşte CBI çalışanlarının yaptığı işi farkındalık
ve özveriyle yapması, çalışma ortamını daha verimli
hale getirdiğini düşünüyorum.
Günümüzde modüler hale getirilerek özellikle yalın
üretim tekniklerini destekleyen çok sayıda metodlar geliştirilmiştir. Bu metodları, bütünleşik olarak
kullanarak rekabet çıktılarını ileriye taşımak asli
görevimizdir.
CBI Ailesi’ne yeni
katılan Birsen Kayhan’a hoş geldin diyor,
görevinde başarılar
diliyoruz.
Engin Kara
Teknik Fonksiyoner
lar
BP S Müdürü ve
Yukarıda da bahsettiğim yeteneklerinden kaynaklanan güven duygusu, müşteri gözüyle de marka değerinin farkına varılmasını sağlamaktadır. Bununla
birlikte, yapılan yeni faaliyetler, projeler ve yüksek
kalite gücü ve CBI markasının arkasındaki güçlü
aile bağı ile mevcut rekabet oramında, daha yüksek
yerlere rahatlıkla çıkabileceğimizi düşünüyor ve inanıyorum.
Birsen Kayhan
Endüstri ve Yalın
Üretim
Mühendisi
BİZDEN
Eğitimlerimiz
18
Liderlik Gelişim Eğitimi
Temel BPS Eğitimi
ve Eğitmenlerin Eğitimi
23-26 Eylül tarihlerinde, CBI Portekiz/Abrantes Fabrikası’nda gerçekleştirilen BPS eğitimine fabrikamızdan, Endüstri
ve Yalın Üretim Mühendisi olarak görev yapan Birsen Kayhan katıldı. Aubin Pierre-Yves’in eğitmen olarak bulunduğu,
teorik ve pratik olmak üzere iki aşamadan oluşan eğitimde,
her bir katılımcıya müşteri, operator, giriş kalite, lojistik ve
gözlemci rolleri atandı. Yalın üretim tekniklerinin uygulamarının anlatıldığı eğitimde, kanban, takt time ve cycle time
hesaplamaları yapılarak, tekerlek silindiri montajı için üretim hattı oluşturuldu ve montaj prosesi, operatörler eşliğinde simülasyonu yapılarak anlatıldı. Eğitimde ayrıca üretim
hattı, sürekli iyileştirme prensiplerine gore geliştirildi, hedefler ve KPI’ların müşteri üzerindeki etkileri tartışıldı.
VDA 6.3 Proses Denetimi
Eğitimi
25 - 26 Ağustos 2014 tarihleri arasında, SYNECTA Eğitim firmasının eğitmeni tarafından gerçekleştirilen “CBI Leadership Development Programme”
eğitimine müdürlerimiz katılmış olup, 14,5 saatlik programı başarı ile tamamlamışlardır.
Uygulamalı Temel Metalografi Eğitimi
Metkon Endüstriyel Cihazlar firmasından Ürün ve Uygulama Yöneticisi Yüksek
Mühendis İrfan Karaali tarafından verilen Uygulamalı Temel Metalografi Eğitimi’ne fabrikamızdan Engin Çağla ve Selgün Yıldız katıldı. Bir gün süren eğitim
başarıyla tamamalandı ve eğitim sonunda çalışanlarımız sertifikalarını aldılar.
11-13 Eylül 2014 tarihleri arasında DQS Eğitim firmasının eğitmeni Hüseyin Bülent Ünal tarafından gerçekleştirilen “VDA 6.3
Process Audit-Internal Auditor” eğitimine firmamızdan Büşra
Dinç katılmış ve 30 saatlik programı başarı ile tamamlamıştır.
Endüstri İlişkileri Uzmanlığı Eğitimi
Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası’nın (MESS) Mayıs ayında düzenlediği
“Endüstri İlişkileri Uzmanlığı” eğitmine fabrikamızdan Özlük işleri ve Mavi
Yaka İşe Alım Uzmanı Burcu Onaranel katıldı. Burcu Onaranel, Bursa Divan
Otel’de düzenlenen sertifika töreni ile Endüstri İlişkileri Uzmanlığı sertifikasını aldı.
19
BİZDEN
Aktivitelerimiz / Kapak Konusu
20
Chassis Brakes International
Türkiye’de “Hepimiz Birer Kahramanız”
Misyonumuz:
Tekerlekten sonraki
en önemli icat, fren:
İnsanlar, istediklerinde
araçlarını güven ve
konforla durdurabilsinler
diye varız.
Vizyonumuz:
Frenlerin geleceğini biz
belirleyeceğiz.
18 Ağustos Pazartesi günü fabrikamızda heyecanlı saatler yaşandı. Heyecanın sebebi ise yenilediğimiz misyon, vizyon, temel beceri ve değerlerimizi çalışanlarımızla paylaşacak olmamızdı. Bayram tatili öncesinde tüm çalışanlarımıza verdiğimiz
meraklandırıcı mektuplarla başlayan, tatil esnasında da yine
merak uyandıran kısa mesajlarla devam eden lansman sürecini
büyük bir heyecanla tamamladık.
Sabah saatlerinde lansman konseptimize özel olarak hazırlanan kahraman temalı servislere binen çalışanlarımızı fabrikada çok daha büyük sürprizler bekliyordu. Fabrikamızın her
tarafında tüm çalışanlarımızı temsil eden kahraman temalı
billboard ve afişler yer alırken, birçok çalışanımız şaşkınlığını gizleyemedi.
Mesai başlangıcında tüm çalışanlarımıza özel davet mektupları verildi. Davet mektubunda çalışanlarımız için ürettiğimiz
özel çantaların içinde bulunan kahraman temalı bordo tişörtlerimiz, şapkalarımız, rozet ve stickerlarımız ile kendilerinden 16.15’te çay alanında olmalarını istedik.
BİZDEN
Aktivitelerimiz / Kapak Konusu
21
CBI Türkiye olarak,
uzun zamandır
üzerinde çalıştığımız
yeni vizyon, misyon,
değer ve becerilerimizi
fabrikamızda yaptığımız
sürpriz bir etkinlikle
çalışanlarımızla
paylaştık.
“Büyük İşleri Büyük Milletler Yapar”
Hayati önemlilik arz eden bir ürün olan freni, 0PPM ile kaliteli
üreten çalışanlarımızın, özverili çalışmaları neticesinde birer
kahraman oldukları mesajı verilen etkinlikte konuşma yapan
Genel Müdürümüz Sayın Uygar Eti, sözlerine Atatürk’ün 10.
yıl nutkundan alıntılar yaparak başladı. Bugün hep birlikte
yeni bir yolculuğa çıkıyoruz diyen Eti, “Biz de büyük işleri büyük milletler yapar sözünden feyz alarak yeni yolculuğumuza
çıkıyoruz. Bizi hep birlikte ortak bir hedefe götürmesi için değişime vizyon, misyon, değerler ve becerilerimizden başladık
ve bunları yeniledik.” diye konuştu.
Konuşmasında geçtiğimiz 2 yılda hep birlikte gerçekleştirdiğimiz başarılarımızdan da söz eden Genel Müdürümüz Sayın
Eti sözlerine, “iki yıl önce ben bu fabrikanın başına geçtiğimde ticari olarak zarar eden bir kurumu devralmıştım. Bu gün
geldiğimiz noktada, sizlerin özverili ve değerli katkılarıyla
ticari anlamda sürdürülebilir kârlılıkla yürüyen bir fabrika
olduk. Sizlerin çalışmalarıyla sürdürülebilir bir kârlılık ve herkesi imrendiren bir kalite performansı sergiliyoruz. Bu performansımızla, CBI’ın dünya genelinde 15 lokasyonundaki diğer
fabrikaları arasında 2. sıraya yerleştik. İstediğimizde neler
yapabileceğimizi tüm dünyaya göstermiş olduk.” şeklinde devam etti.
Frenlerin Geleceğini Biz Belirleyeceğiz
Vizyon misyon ve değerlerimizin yenilenmesi sürecinden de
bahseden Eti, “2 yıl önceki çalışan memnuniyeti anket sonuçlarında ortaya çıkan, çalışanların geleceğe yönelik belirsizlik
BİZDEN
Aktivitelerimiz / Kapak Konusu
22
kaygıları ile ilgili geri bildirimlerine göre yaptığımız çalışmalar
sonucu önce kendimize “Biz ne için varız?” sorusunu sorduk.
Yöneticilerimizle yaptığımız çalışmalarda gördük ki tekerlek
medeniyetin yükselmesi için önemli bir icat ancak tekerleğin
hızlı hareket etme kabiliyeti, ancak güvenli bir şekilde durabildiğinde anlam kazanır. Bunun için misyonumuzu ‘Tekerlekten sonraki en önemli icat, fren: İnsanlar, istediklerinde
araçlarını güven ve konforla durdurabilsinler diye varız.’ olarak belirledik. Daha sonra ‘Bu uğurda ne yapacağız?’
sorusunu sorduk ve vizyonumuzu ‘Frenlerin geleceğini biz
belirleyeceğiz.’ olarak belirledik. En son olarak da dedik ki çalışanlarımızın her biri birer kahraman. Bundan sonraki yolculuğumuzda da bugüne kadar yapılan kahramanlıkların üzerine
yenilerini ekleyeceğiz. İşte o zaman yolculuğumuz daha bir
anlam kazanacak.” dedi.
Konuşmasının sonlarına doğru teşekkür ve iyi dileklerini
bildiren Eti, “İki yıl içinde gerçekleştirdiğimiz başarıların
üstüne bu gün açtığımız yeni sayfada hep birlikte bir kahramanlık öyküsü yazalım. Her birinizin katkısıyla daha
iyisini yapmak için çalışalım. Kendimizin, ailemizin, ülkemizin güvendiği birer kahraman olalım.” diyerek konuşmasını bitirdi.
Konuşmaların ardından temsili CBI kahraman maketlerinin açılışı yapılarak pasta kesme törenine geçildi.
BİZDEN
Röportaj
23
Uygar ETİ
CBI Türkiye Genel Müdürü
Yeni misyon, vizyon, temel beceriler ve
değerlerimizin lansmanının yapılmasının
öncesindeki ve sonrasındaki gelişmeler, lansman
süreci ve gelecek planları üzerine Genel Müdürümüz
Sayın Uygar Eti ile bir röportaj gerçekleştirdik.
“Kahraman
bir ekibin
kahraman lideri
olabilmek, ciddi
sorumluluk ve
özveri isteyen
bir duygu
bence.”
2014 yılı içerisinde CBI Türkiye olarak bir yenilenme içine girdik ve bu yenilenmeye de misyon,
vizyon, temel beceriler ve değerlerimizle başladık. İçinde bulunduğumuz bu süreçlerle ilgili neler söylemek istersiniz?
Hikâyemiz, 2012’nin sonunda, ben CBI Türkiye’nin
başına geldiğimde başladı. O zaman yaptığımız çalışan memnuniyeti anketimizle fabrikamızdaki durumun hem ekipsel anlamda sosyolojik etkilerini hem de
bireysel anlamda psikolojik etkilerini ölçme şansımız
oldu. Stratejik planlama çalışmamızı şekillendiren
önemli girdilerden biri olan çalışan memnuniyeti anketi ile birlikte biz de yönetim ekibi olarak bir stratejik planlama çalışması yapmaya başladık. Daha
sonra işin düşünsel boyutunu oluşturabilmek için bir
çalıştay organize ettik. Bu çalıştayda, yaptığımız
vizyon çalışması ile farklı farklı paydaşlarımızda bulunan hayalleri sentezleyerek, bunları ortak hayallerimiz haline getirdik. Önümüzdeki 5 yıllık süreç tamamlandığında, her çalışanımızın ayrı ayrı katkılarıyla
ortaklaştırdığımız emek ve değerlerle hepimizin ortak
başarı hikâyesi olan bir kahramanlık hikâyesi ortaya
çıkıyor olacak. İşte bu yüzden ekip olarak çıktığımız
yeni yolculuğumuzun başında ”Hepimiz birer kahramanız” dedik.
Sizce yeni misyon, vizyon, değerlerimiz ve becerilerimiz fabrikamıza ne gibi katkılar sağlar?
Yeni vizyon, misyon ve değerlerimiz, aslında bizim
kim olduğumuzu, ne yapmak istediğimizi, kendimize
ve bizim dışımızdaki tüm dünyaya ilan edişimiz. Bir
duruş aynı zamanda –ki, biz ona “Güvenli Duruş” dedik– iç ve dış tüm paydaşlarımıza karşı sergilediğimiz
bir duruş. Nerede durduğunuzu belirlemeden nereye
gitmek istediğinizi de çok net olarak belirleyemezsiniz. Biz vizyon, misyon ve değerlerimizi netleştirerek,
bu iki yıllık süreç içinde nerde durduğumuzu belirle-
miş olduk. Şimdi torbamızda biriktirdiğimiz değerlerle, o değerlerin verdiği cesaretle, kararlı adımlarla
geleceğimize daha rahat yürüyebileceğiz. Küresel
dünyada, iç ve dış dinamikler oldukça fazla değişken.
Dolayısıyla ara ara nerede olduğunuzu, –Ben nerdeydim, yola çıkarken ne yapmak istiyordum? Hâlâ bu
hedeflerim somut olarak karşımda ulaşabilir mi? Yoksa bunu revize mi etmeliyim?– gibi sorularla gözden
geçirme çalışmaları yapmanız gerekir. İşte bu nedenle, başlangıçtaki referanslarınız çok güçlü olmalı ki,
yolun ortasında kafa bulanıklığına düşmeyin. İlk yola
çıkarken dayandığınız temel referansınız yeterince
güçlü değilse ve bu referanslar çalışanlarınıza yeterince net anlatılamadıysa, oluşacak kafa karışıklığı
çok tehlikeli boyutlar alabilir. Misyon, vizyon, değerler ve temel becerilerinizin güçlü ve net olması, bu
farkındalığı sürekli diri tutabilmek için önemli.
Yeniden netleştirdiğimiz misyon, vizyon, değerler ve becerilerimizin tanıtımında ‘Hepimiz Birer
Kahramanız’ dedik. Sizce kahraman olmak nasıl
bir duygu?
Her şey aslında sorumluluk bilinciyle, iş etiğiyle,
farkındalıkla ve kendini bilmekle başlıyor. Bu öncül
değerlere sahip olan bir yönetici yönettiği kitlenin sorumluluğunu alabilip, onlara önderlik edebilecek donanıma sahip oluyor. Bir de özellikle kahramanlardan
oluşan bir ekibiniz varsa, onlara önderlik etmenin, o
öndere yüklediği daha farklı sorumluluklar var. İşte
bu yüzden kahraman olmak, aslında ağır bir duygu.
Bizim şu an yola çıktığımız gibi kapsamlı bir dönüşüm içerisindeyseniz, yani hem ciddi ticari sonuçları
olan hem de çalışanların zihinsel dünyasında ciddi
öznel sonuçları olan dönüşümler yapmayı planlıyorsanız ve buna liderlik etmek istiyorsanız, pilinizin yarı
yolda bitmemesini sağlayacak donanımızın olması
gerekiyor. Asla tembelliğe düşmemeniz, sürekli zi-
BİZDEN
Röportaj
24
hinsel dünyanızı güncel tutmanız ve sürekli kendinizi geliştirmeniz gerekiyor. Hem
müşterilerinizi, hem tedarikçilerinizi hem
de çalışanlarınızı, yani tüm paydaşlarınızı,
eş zamanlı olarak, azami mutluluk seviyesinde tutmak ve herkesi ortak paylaşılan
bir vizyona doğru bir ahenk içinde yürütmek ve bundan bir kahramanlık hikâyesi
yaratabilmek için, özellikle liderlere çok iş
düşüyor. Her şeyden önce bu kahramanlık hikayesini yazacak önder kahramanın
cesur ve kararlı olması gerekiyor, yaptığı
işin doğasını da bilmesi gerekiyor. Bu da
ekibinin sürekli önünde olmasını gerektiriyor. Bazen öyle kritik kararlar alıyorsunuz
ki, içinizde çok değişik ikirciklenmeler yaşadığınız durumlar oluyor. Çünkü sorumluluğunuz altındaki insanlar ve aileleri, sizin
verdiğiniz karardan etkilenebiliyor. Dolayısıyla kahraman bir ekibin kahraman lideri
olabilmek, ciddi sorumluluk ve özveri isteyen bir olgu bence.
Bu yeni dönüşüm sürecinde çalışanlarınız sizin liderliğiniz konusunda ne gibi
geri dönüşler yapıyorlar?
Ben buraya ilk geldiğimde, nedense bir soru
sormama, düşüncelerini paylaşmama hali
vardı ama zamanla bunu kırmaya başladık.
Bir liderin ulaşılabilir olması, düşüncelerini
net bir şekilde ifade ediyor olması ve karşılığında geri bildirimler alması çok önemlidir. Bizim devraldığımız sıkıntılı kurumsal
kültür sebebiyle, yöneticilerimizin çalışanlarımızla bilgi paylaşımı konusunda bir takım sorunlar vardı. Dolayısıyla sizin yukarıda yapmakta olduğunuz, tetiklediğiniz
değişikliklerin belki % 2’si ancak çalışanlarımıza ulaşabiliyordu. Ulaşanların da yarısına yakını yanlış bir şekilde ulaşıyordu.
İşte bunun önüne geçebilmek için biz çalışanlarımızla doğrudan doğruya iletişim kurma inisiyatifini başlattık ve bunun da adına
‘Perspektif Toplantıları’ dedik. Dönüşümün
o ilk tohumlarını, çalışanlarımızın bilinçlerine ve kalplerine ekmek gerekiyordu. Bu ne-
denle bu ihtiyaca cevap verecek kendimize
özgün çözümü ürettik. Şimdi çalışanlarımızın geri bildirimleri daha net olarak bize
ulaşıyor. Aldığımız geri bildirimlerde görüyoruz ki, daha önceleri çalışanlarımızda
var olan belirsizliğin ve zihin bulanıklığının
yarattığı olumsuz düşünceler de yavaş
yavaş kayboluyor. Ortaya koyduğumuz
vizyonun sahiplenildiğini görüyoruz.
2014 yılına ait verileri değerlendirdiğimizde CBI’daki 2012
yılından bu yana gerçekleşen
gelişmelerle ilgili neler söylemek istersiniz?
Bizden önceki süreci kısaca
özetlemek gerekirse, bu şirket
ayrılık sürecinden önce en yüksek
cirosunu 2007-2008 yıllarında yaklaşık 74 milyon Euro ciro ile yapmış.
Ama bu ciroyu yaparken bile zarar etmiş. Ben işi devraldığımda maliyetlerimiz çok yüksek ve satış fiyat kalitemiz
çok düşüktü. Şimdi geldiğimiz noktadan
bahsedecek olursak, eski şirketimizden devraldığımız 32 milyon Euro’yu,
2014 yılının sonunda çok daha iyi bir
noktaya, 50 Milyon Euro seviyelerine getirmiş ve zarar eden bir şirketi
sürdürülebilir karlılık seviyelerine
geleceğe bakan bir şirkete dönüştürmüş olacağız. Bu noktaya ulaşmakta
bizim ayrıcalıklı konumumuz, – belki
de az önce bahsettiğim güvene yol açan
da bu oldu – bizim konvansiyonel yönetim
yaklaşımlarının çok dışında özgün yöntemler uygulayarak çözüm üretmemizden
geliyor. Genelde, klasik bir Türk yöneticiye üretim maliyetlerini düşürme hedefi
verirseniz doğrudan ilk yapacağı şey, işçi
çıkartmak, çalışanların zamlarını kesmek,
sosyal etkinlikleri iptal etmek olur. Biz, son
iki yılda bizi bu ayrıcalıklı konumumuza
getiren iyileştirme yolculuğunda bunların
hiçbirinden fedakârlık yapmadık. Hatta
bir kısmını arttırdık. Örneğin toplam ciro-
BİZDEN
Röportaj
25
“Bizim
işadamlarımız
genelde en iyi
makinelere
sahip olmakla
övünürler ama
ben yönetici
olarak her
zaman en iyi
çalışanlara
sahip olmakla
övünürüm.”
Genel Müdürümüz Uygur ETİ, İnsan Kaynakları ve Kurumsal İletişim Müdürü Arzu ÖNEYMAN ve Kurumsal İletişim Uzmanı Seda ŞAHİNER ile lansman gününde
muzun içinde 2014 yılında eğitime ayırdığımız
pay 2012 bütçesinin 2 katı. Biz yola çıkarken
insanı ve o insanın yarattığı değeri merkeze
aldık ve yönetim felsefemizin odağına da bu
anlayışı koyduk. Dolayısıyla motivasyonumuza katkıda bulunan sosyal etkinliklerimizden
ve kalite performansımızdan ödün vermeden,
üretim maliyetlerimizi yarı yarıya indirdik. İşte
bu yüzden buna kahramanlık hikâyesi diyoruz.
Bunu dünyadaki diğer CBI firmaları içinde de
sadece biz yapıyoruz.
CBI’ın Türkiye’deki ve dünyadaki konumlandırmasıyla ilgili neler söyleyebilirsiniz?
Biz nasıl zarar eden bir işletme devraldıysak,
küresel anlamda da CBI’ı devralan KPS firması, zarar eden bir işletme devraldı. Bu zarar
eden işletmeler bütünü, 2,5 yılda küresel anlamda pozitif kârlılık seviyesine oturdu. Bunun
içinde bizim CBI Türkiye olarak ayrıcalıklı bir
yerimiz var. Çünkü biz 20’ye yakın tesis ve
operasyon içinde bu dönüşümü gerçekleştire-
bilen ve ticari sonuçlarına yansıtan ilk firmalardan biri olduk. Dünya çapında hâlâ zarar
eden operasyonlar var.
Bizim iş adamlarımız genelde en iyi makinelere
sahip olmakla övünürler ama ben yönetici olarak her zaman en iyi çalışanlara sahip olmakla
övünürüm. Çünkü farkı yaratan bu. Bizim insanımız, içinde çok ciddi potansiyelleri barındırıyor. Ama kuşak ve anlayış farkı sebebiyle
yöneticilerimiz ve gençlerimiz arasında bir
kopukluk oluyor. Halbuki bizim yaptığımız gibi
iletişim köprüleri kurulup, bu sisteme çalışanlar doğru bir şekilde, adanmışlık içinde dahil
edilebilirse, işte o zaman anlamlı bir sinerji
yaratılabiliyor. Bizim bu iki yıl içinde düşünsel
anlamda bir takım birikimlerimiz olduğundan
bahsetmiştim. Benzer şekilde, iş olarak da bir
sürü proje biriktirdik. Şimdi organizasyonumuz
bu projeleri bir ön hazırlık safhasından sonra
başarı ile devreye almaya hemen hazır bir olgunlukta.
SPOR
26
Beste Nur FEYZİOĞLU COŞKUN
Malzeme Planlama Uzmanı
Zorbing
Futbol, basketbol, voleybol... En çok ilgilendiklerimiz, en çok konuştuklarımız. Oysa bunlar dışında bilmediğimiz, akıl uçurtan, şaşırtan, ilginç
o kadar çok spor dalı var ki. İşte o ilginç sporlardan birinden, zorbing
sporundan bahsedeceğim size.
Aslında, iki çılgın bilim adamı tarafından eğlence aracı olarak icat edilmiş, Zorb adı verilen 2 katmanlı dev bir plastik topla tepeden aşağıya
yuvarlanarak veya su üstünde yürümeye çalışarak yapılıyor. Hamster
kafeslerindeki küçük küreler gibi…
Topun içine özel bir sistemle 13 metreküp hava dolduruluyor. İçi ile yer
arasında yaklaşık 70 cm kalınlığında bir hava tabakası bulunuyor. Dıştaki top ile içteki topun arasındaki boşluk darbeyi azaltıyor. Böylece
ortalama 30 km hızla bir tepeden yuvarlanırken bir yerinizi kırmıyorsunuz. Zorbing yapan kişi, yani Zorbanaut yuvarlanırken içeriden dışarıya
açılan bir delikle nefes alabiliyor ve top içinde bulunan bir sürü tutunma
yeri ve koşumlarla dilerse kendisini sabitleyebiliyor. Aynı zorbun içinde
en fazla 3 kişi olabiliyor. En ideali ise
2 kişilik takımlar halinde olmak.
İşin en eğlenceli tarafı da
içeriye monte edilmiş
kamerayla daha
sonra kendinizi izleyebiliyor olmanız.
Baş döndürücü bir spor dalı olarak son dönemde çok popülerleşti. Öyle
ki, Zorbing topları 2014 Soçi Kış Olimpiyatları’nın simgesi olarak seçilmişti. Tüm dünyada onbinlerce fanatiği oldu. 750 metreyle dünyanın
en uzun Zorb Parkuru Amerika’nın Pennsylvania Eyaleti’nde bulunuyor.
Türkiye’de henüz bu sporun yapılabileceği bir parkur veya özel bir alan
yok ancak Akdeniz’deki otellerde su sporu olarak veya bazı konserlerde
aktivite amaçlı özel dönemlerde kullanılıyor.
Bu sporu yapanlar, elbette böyle bir deneyimden genellikle yara almadan çıkıyorlar ancak bazen tehlikeli de olabiliyor. Rusya’nın Dombai kayak merkezinde 8 Ocak’ta eğlenmek için zorbing topunun içine giren iki
arkadaş, bu spor dalı için hazırlanmış özel patikadan topun çıkmasıyla
uçuruma yuvarlanmış, kayalara ve taşlara çarparak kilometrelerce sürüklendikten sonra durabilmişti. Trajik olayın ardından sporculardan biri
ölürken, diğer arkadaşı komaya girmişti.
Görünüşe göre anlatılarak değil ama yaşanarak öğrenilecek bir
deneyim sanki…
Sporla kalın...
KARİKATÜR
27
15.03.2004 tarihinde fabrikamızda işe başladım, bu süre içerisinde Montaj ve Talaşlı İmalat Bölümlerinde çalıştım. Şu anda
ise Dokümantasyon ve Raporlama Teknisyeni olarak çalışmaya
devam ediyorum.
Karikatür ve resim çizmek konusuna gelince, çizmek, benim
çocukluğumdan beri benimle beraber büyüyen vazgeçilmezim
dediğim bir yeteneğim. Bu konuda kendimi çok şanslı hissediyorum. Çünkü çizerken ortaya iyi şeyler çıktığında onun mutluluğu paha biçilemez.
DOKTORUM KÖŞESİ
28
Dr. Emin MENEKŞE
İç Hastalıklar Uzmanı
İş Yeri Hekimi / Adal A.Ş.
Şeker Hastalığı
(Diabetes Mellitus)
Diabetes Mellitus, Pankreastan salgılanan insülin hormonu eksikliği ya da insülin salınımındaki bozuklukların oluşturduğu şeker yüksekliği ile seyreden kronik
metabolizma hastalığıdır. Metabolizma bozukluğu, sadece karbonhidratları değil
yağ ve proteinleri de ilgilendirmektedir.
Şekersiz Şeker Hastalığı olarak da tanımlanan Diabetes İnsipidus, aşırı su içme
ve çok fazla idrara çıkma bulguları ile seyreder. Pankreas ve insülin metabolizması hastalığı değildir. Kan şekeri normal sınırlardadır. Hipofiz bezini ilgilendiren
farklı bir hormonal hastalıktır.
Diabetes Mellitus’un yetişkin yaşlarda görülme sıklığı, dünyada % 8 civarındadır. Türkiye’de görülme sıklığı, 2000’li yılların başında %7 -8 iken günümüzde %
15 seviyelerine yaklaşmıştır.
Diabetes Mellitus’un sınıflaması:
1-Tip 1 Diabetes Mellitus: Mutlak insülin eksikliği ile seyreden ve insülin tedavisi gerektiren, geçmişte “İnsülin Bağımlı Diabet”, “Çocukluk Çağında Başlayan
Diabet” olarak adlandırılan, fazla kilolu olma ile paralellik göstermeyen diabet
şeklidir. Tüm Diabetes Mellitus olgularının yaklaşık % 5 - 10 kadarı bu gruptandır.
2-Tip 2 Diabetes Mellitus: En yaygın görülen diabet şeklidir. Diabet vakalarının % 90-95‘i bu tiptendir. Geçmişte “İnsülin Bağımlı Olmayan Diabet”, “Erişkin
Diabeti” olarak adlandırılmıştır. Obezite (şişmanlık) ve hareketsiz yaşantıyla
bağlantılı olup, daha çok ileri yaşlarda görülür. Son zamanlarda çocukluk çağı
obezitesinin artması nedeniyle çocuk ve ergenlik dönemlerinde de tip 2 Diyabet
(Diabetes Mellitus) görülmektedir.
3-Diabetin Diğer Tipleri: Bazı genetik bozukluklar ve hastalıklar, pankreasın
iltihabi olayları, yaralanmaları, ilaç ve kimyasallardan kaynaklanan pankreas
hasarları nedeniyle gelişebilir. Bu grup hastalıklar tüm diabet vakalarının % 1‘inden azını oluşturur.
4-Gebelik Diabeti: Tüm gebeliklerin yaklaşık % 2-4 kadarında görülebilir. Tip 2
Diabetes Mellitus’a benzer, genellikle doğumdan sonra düzelir.
29
Diabetes Mellitus’ta tipik şikâyetler ağız kuruluğu, çok su içme, aşırı idrar yapma, gece idrara çıkma, aşırı yeme isteği ya da iştahsızlık, halsizlik, çabuk yorulma, açıklanamayan kilo kaybı, geç iyileşen deri enfeksiyonları, bulanık görme, kaşıntı gibi durumlardır.
Tanı ölçütleri:
Sağlıklı yetişkinlerde Açlık Kan Şekeri 100 mg/dl’den, Tokluk Kan Şekeri
(yemeğin başlangıcından 2 saat sonraki glukoz değeri) 140 mg /dl’den düşük olmalıdır.
1- Açlık kan şekerinin (8 saat ve üzerinde açlıkta) 126 mg/dl üzerinde
olması,
2- Şeker Yükleme Testinde (OGTT) ikinci saat kan şekeri düzeyinin 200
mg/dl’den büyük olması,
3- Rastgele kan şekerinin 200 mg/dl‘den büyük olması,
4- Hemoglobin A1C oranının (yüksek kan şekerinden etkilenen hemoglobin tipi) % 6.5 üzerinde olması.
Yukarıdaki laboratuvar değerlerinin herhangi birisinin varlığı, Diabetes
Mellitus tanısının konulabilmesi için yeterlidir. Tanının daha sonraki bir
gün, tercihen aynı (veya farklı bir) yöntemle doğrulanması gerekir.
Açlık veya tokluk kan şekeri düzeylerinin normalin üzerinde fakat Diabetes Mellitus tanısı konacak kadar yüksek olmadığı süreç “prediyabetik
dönem” olarak kabul edilir. Bu süreçte açlık kan şekerinin 100-125 mg/dl
arasında olması durumu Bozulmuş Açlık Glukozu, Şeker Yükleme Testinde
2. saat kan şekerinin 140-199 mg/dl arasında olması ise Bozulmuş Glukoz
Toleransı olarak adlandırılır.
Tip 2 Diabetes Mellitus İçin Riskli Gruplar: Bozulmuş Açlık Glukozu veya Bozulmuş Glukoz Toleransı saptananlar, erken yaşta kalp
damar problemi geçirmiş olanlar, fazla kilolu ve şişman kişiler, hareketsiz yaşantısı olanlar, birinci derece akrabalarında Diabetes
Mellitus olanlar, iri bebek doğuran ya da daha önce gebelik diabeti
geçiren kadınlar, Polikistik Over Sendromlu kadınlar, kan basıncı yüksekliği olanlar, kan yağları bozuklukları olanlar diabet riski taşırlar.
Riskli grupta yer alan kişilerin genç yaşlardan itibaren diabet taramaları
yaptırmaları önerilmektedir.
Tedavi:
Diyet ve vücut ağırlığı kontrolü, eğitim, fiziksel aktivite, ağızdan ilaçlar
(insülin duyarlılaştırıcı ilaçlar, insülin salınımını artıran ilaçlar) ve gereğinde insülin kullanılması şeklindedir.
Bozulmuş Glukoz Toleransı (BGT) veya Bozulmuş Açlık Glukozu (BAG)
olan kişilerde vücut ağırlığı kontrolü ve fiziksel aktiviteye yönelik yaşam
tarzı düzenlemeleri yeterli olmaktadır. Bu durumların her ikisi de birlikte
(BAG + BGT) olup başka risk faktörleri de varsa yaşam tarzı düzenlemelerinin yanında ilaç tedavisi önerilmektedir.
Vücut ağırlığı kontrolu uygulamalarında, boya uygun ağırlık hedeflenmeli ve bu ağırlığın korunmasına çalışılmalıdır.
Beden Kitle İndeksi (BKİ=Kişinin kilosu/boyun
metre olarak karesi) 25 kg/m 2 altına düşürülmeli, bel çevresi kadında 88 cm’nin erkekte
102 cm’nin altında olacak şekilde azaltılmalıdır.
Diabetik diyet olarak yeterli ve dengeli beslenmeli, şeker gibi basit karbonhidratlar azaltılmalı, basit karbonhidratlar yerine kurubaklagiller,
tam tahıl ürünleri tercih edilmelidir. Doymuş
yağ tüketimi, alınan tuz miktarı azaltılmalı
(günde 5 gramı aşmamalı), sigara kullanılmamalı ve aşırı alkol tüketiminden kaçınılmalıdır.
Sonuç olarak, fiziksel aktivitenin artırılması
diabetik hastalarda tedavinin en önemli parçası olup, yeni diabet gelişimini önlemenin de en
etkili yoludur. Haftada en az 5 gün her biri en
az 30 dk. kadar süren orta yoğunlukta egzersiz
(tempolu yürüme, yüzme, bisiklet vs.) yapılması kan glukoz kontrolüne yardımcı olmakta,
riskli kişilerde Tip 2 Diabetes Mellitus gelişimini belirgin olarak azaltmaktadır.
HSE
İş Sağlığı ve Güvenliği Köşesi
30
Suna ŞENSOY
Çevre ve İş Güvenliği Sorumlusu
Adal A.Ş.
Enerji Verimliliği
Enerji; ısınmadan, aydınlatmaya, ulaşımdan günlük hayattaki her
türlü faaliyetimize kadar hayatımızın her alanında ihtiyacımız
olan bir kaynak. Ancak, son yıllarda sanayileşme faaliyetleri, yeni
teknolojilere yönelim, hayat standartlarının yükselmesi ve nüfus
artışı gibi nedenler enerji talebini sürekli arttırmakta. Yapılan bazı
araştırmalara göre dünyada her yıl enerji tüketimi % 4 ila % 5
arasında artmaktadır. Bu hızlı artış mevcut kaynakların yeterliliğini sorgulamamıza yol açıyor. Enerjide şu an aktif olarak kullandığımız fosil yakıtlar arasında yeralan petrol rezervleri, iyimser
tahminlere göre bu artışa cevap veremeyerek, 2030 yılında tükenecek. Benzer şekilde, kömür için şu anki rezervlerle yaklaşık
80 - 100 yıl, doğalgaz içinse yine yaklaşık 100-120 yıllık bir kullanım süresi öngörülmekte. 2012 yılı toplam tüketimi yaklaşık 230
milyar kwh olan ülkemizde de bu talebin çoğu fosil kaynaklardan
karşılanmaktadır. Fosil kaynaklar bakımından oldukça yetersiz
olan ülkemiz, bu ihtiyacını, 2012 yılı için 60 milyar dolar ödeyerek
dışa bağımlı olarak karşıladı. Türkiye’nin enerji bağımlısı bir ülke
olması, bir ulusal güvenlik açığı olarak da bizi tehdit etmekte.
Enerji üretim ve tüketim süreçlerinde fosil yakıtların kullanılmasının bir diğer sonucu da sera gazı emisyonlarının artması, buna
bağlı olarak küresel ısınma ve iklim değişiklerinin görülmesidir.
Artık hepimiz, enerjinin üretim ve tüketim şeklini değiştirmeye
başlamadığımız takdirde, geri dönüşü olmayan bir çevre kriziyle
karşı karşıya olduğumuzu anlamış bulunmaktayız. Bu noktada da
yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımına ve enerji verimliliğine odaklanmamız gerekmektedir.
Enerji verimliliği, enerji tüketiminin üretilen miktarı ve kaliteden
ödün vermeden düşürülmesiyle sağlanır. Bunu mümkün kılabilmek
için; enerji tüketimi sırasında oluşan kayıpları önlemek, çeşitli
atıkların geri kazanımı veya değerlendirilmesi yollarıyla yeniden
kullanımını sağlamak, teknolojik yeniliklerle verimi arttırarak
enerji tüketimini düşürmek, daha verimli enerji kaynakları kullanmak, gelişmiş endüstriyel süreçler ve enerji geri kazanımları gibi
etkinliği artırıcı önlemler almak gerekir.
Evlerimizdeki enerji tüketimlerinde ise kaynakların giderek azalması ve fiyatların yükselmesi, aile bütçesini olumsuz etkilerken,
toplumsal kaynakların sürdürülebilirliğini de negatif yönde etkilemektedir. Bu nedenle bireysel olarak da kullandığımız araç, elekt-
31
rikli cihaz gibi enerji gereksinimli
eşyaları alırken ve kullanırken dikkat edilmesi gereken önemli tasarruf noktaları bulunmaktadır.
Tüm bunlar göz önüne alındığında, enerjiyi verimli kullanmanın
artık bir zorunluluk haline geldiği söylenebilir. Evlerimizde yapabileceklerimizden bazılarını maddelemeye çalışırsak;
• Çatı izolasyonu yaptırarak % 20 tassarruf elde edebilirsiniz.
• Dış duvar, pencere ve kapı izolasyonu ile doğalgaz
giderlerinizde % 15’lik bir azalma sağlayabilirsiniz.
• Mevcut izolesiz kapı ve pencerelerinizin kenarlarındaki boşlukları, pencere süngeri ile kaplayabilirsiniz.
• Evinizin gereğinden fazla ısıtılmasını engelleyerek
tasarruf sağlayabilirsiniz.
• Evin iç sıcaklığını 22 °C yerine 20 °C’ye ayarlayarak % 12 tasarruf sağlayabiliriz.
• Oda termostatı, sadece bulunduğu odaya göre kombinize “dur” ya da “çalış” komutunu verir. Termostatik vana ise kombinize komut vermek yerine her
odada istenen sıcaklık düşünce, kombinin o radyatöre akışı için yolu açar ya da istenen sıcaklık elde
edildiğinde akışı keser. Tüm radyatörlerin ayarlanan
sıcaklıklara ulaşması halinde kombi üzerindeki sensör “ben artık her odayı istenen sıcaklığa getirdim”
mantığı ile kendisini kapatır.
• Doğalgaz sobası kullanıyorsanız, soba filtrenizi
cihazı kullanmaya başladığınız mevsime girdikten
sonra her ay kontrol ediniz, gerekiyorsa değiştiriniz.
• Güneş alan pencerelerinizi temiz tutunuz. Güneşin
pasif ısıtmasından yararlanarak tasarruf edebilirsiniz.
• Sıcaklığın içeride kalması için geceleri perdelerinizin örtülü olması büyük enerji tasarrufu sağlar. Pencerelerinizden güneş çekildiği zaman perdelerinizi
kapatınız.
• Soğuk havalarda evin havalandırılması gerektiğinde, havalandırma işlemini kısa sürede tüm pencereleri aynı anda açarak yapınız.
• Radyatörlerin önlerini kapamayarak % 10’luk bir
tasarruf sağlayabilirsiniz. Radyatörler örtülürse %
10-15 yakıt tüketimi artar.
• Radyatörlerin arkalarını alüminyum folyo kaplı levhalar ile muhafaza ediniz. Perdelerinizin radyatörü
kapamasına engel olunuz.
• Gece-Gündüz ısıtılan evin havasının kurumasını
engellemek için radyatör üzerinde su dolu kaplar bulundurunuz. Nemli hava sıcaklığı daha iyi tutacak,
buharlaşma azalacağından vücudunuz daha az ısı
kaybedecektir.
• Eğer pişirme tarifinde belirtilmiyorsa fırınınıza ön
ısıtma yapmayınız.
• Fırın kapağını yemek pişirirken açmayınız.
• Üst yakıcı alevini tencere veya tavanızın boyutu kadar açınız
• Kullanılmayan ocak brülörlerini (gözlerini) kapatınız
• Pişirme esnasında yemek kaplarını kapalı tutunuz
• Sıcak su kullandığınız zaman termostatınızı
50°C’ye ayarlayınız. Aşırı sıcak su sadece fazla
enerji tüketimine neden olur.
• Su ısıtma kontrol vanasını “pilot” konumuna getiriniz, eğer evden bir hafta veya daha fazla uzak kalacaksanız kapatınız.
• Elle bulaşık yıkarken soğuk su ile durulama yapınız,
bulaşık makinesinde yıkama yapıyorsanız makineyi
tam dolu olarak çalıştırınız.
• Sıva üstünden döşenmiş sıcak su borularının yalıtımını yapınız.
• Aydınlatma ürünlerinin doğru seçimi, enerji kullanımında tasarruf sağlama açısından büyük önem taşıyor. Farklı ürün seçeneklerinden halojen ampulün
ömrü 1, kompakt floresanın 5, LED’lerin ise 15 sene
olarak belirtilmekte. LED’li ürünlerin en büyük avantajının daha az enerji ile daha çok ışık vermesi ve
aydınlatmada şu ana kadarki en çok tasarruf sağlayan ışık kaynaklarından biri olması. İlk yatırım maliyetleri yüksek olsa da LED’li ürünler uzun ömürlü ve
tasarruflu oldukları için kısa bir sürede kendilerini
amorti edebilmekte.
Enerjinin verimli kullanımı için birey, toplum, sanayi
temsilcileri ve yetkili kamu kuruluşları olarak hepimizin bu çabaya katılması gerekmektedir. Bu konuda
yapılacak olan en küçük katkının bile büyük önemi olacaktır.
Kısaca özetlersek, enerji faturalarımızı düşürmek ve
aile ekonomisi katkıda bulunmak, ülkemizin enerjide
dışa bağımlılığı azaltmak ve gelecek nesillere yaşanılabilir bir çevre bırakmak için enerjiyi verimli kullanıp,
yenilenebilir enerji kaynaklarını destekleyelim.
Gezelim Görelim
32
Ali Düzgün Arı
Proje Yöneticisi
Kırgızistan
2013 yılında gerçekleştirdiğim Afrika, Avrupa ve Ortadoğu’nun en yüksen noktaları olan
6.000 m’lik zirve tırmanışlarından sonra, sıra 7
binliklere gelmişti. Bunun için 2014 planım Kırgızistan’daki Lenin Peak ve Arjantin’deki Aconcaqua 7.000 m’likler. Temmuz sonunda başlayacak olan Lenin Peak maceram için zaman gelmiş
ve bu yılın başından itibaren yaptığım çalışmalar tamamlanmıştı. İstanbul’dan havalanan uçağım beş saat sonra Kırgızistan’ın Osh şehrine
indi ve ben üzeri o muhteşem buzullarla kaplı
Pamir Sıradağları’nın yanındaydım. İşte o andan
itibaren tamamen farklı bir boyuta geçiyorsunuz
ve birkaç saat öncesine kadarki yaşamınızla
olan bağınız adeta hafızanızdan siliniyor ve yeni
bir insan oluyorsunuz.
Her faaliyetimde olduğu gibi karma bir grup olarak Türk, Alman ve Japon 8 dağcı, bizi bekleyen
aracımıza eşyalarımızı yükledik ve çoğu süresi
yolu olmayan arazi üzerinde giderek, altı saat
sonra ilk kamp alanımıza geldik. Bundan sonrasında bir tek ilerleme yöntemi vardı: Yürümek
ve tırmanmak... Buradan bir sonraki hedefimiz
4400 m’deki ana kampımız. Ancak bu yüksekliğe çıkmadan önce, vücudumuzun yüksekliğe
uyum sağlaması için (aklimatizasyon amaçlı) en
az bir gün ilk kamp seviyesinde kalmak zorundayız. Biz de öyle yaptık. Sonraki gün sırtımızda
çantalarımızla, uzun bir çıkış sonrası, akşam
saatlerinde ana kampımıza ulaştık. Akşamın
karanlığından sonraki günlerde tırmanacağımız
rotayı ve dağın yüzeyini iyi göremiyorduk. Yağmakta olan kar, beyaz olan kamp alanımızı daha
da bir beyaz görüntüyle kapladı.
Dışarısı soğuk olsa da, geceyi beni sıcak tutan
uyku tulumumda çok rahat geçirdim. Sabah çadırımdan çıkıp rotaya baktığımda akan çığlar,
kopmuş devasa buz kütleleri ve daha da önemlisi üzerinden tırmanarak geçmek zorunda olduğum, dip noktası gözükmeyen ve kapkaranlık
olan buzul yarıkları bir an için adeta ayaklarımı
yerden kesmişti. Kısa bir süre sonra Rus asıllı
rehberimiz çadırından çıktı ve kendisine buranın
tehlikeli bir yer olduğunu söylediğimde, bu dağın
yedi binlik Pamir olduğunu ve bizim henüz sadece 4400 m’de bulunduğumuzu söyledi. Bu cevap
bundan sonraki risk ve zorlukları anlatmak için
yeterliydi. O günü de yüksekliğe uyum sağlayarak, dinlenerek ve yarından itibaren başlayacak
buzul üzerindeki tırmanışımıza hazırlık yaparak
geçirdik. Gündoğumundan önce tırmanışa başlamamız gerektiğinden, erken kalkıp çorbadan
oluşan kahvaltımızı yaptık ve uçları yeni sivriltilmiş kramponlarımızdan kaskımıza kadar tüm
teknik ve emniyet malzemelerimizi kuşandık.
Tırmanışı beş kişi sürdüreceğimizden, üçlü ve
ikili olarak iki ayrı grup halinde, bizi hayata bağlayacak olan iplerimizi emniyet kemerlerimize
düğümledik. Gece yağan kar, soğuğun etkisiyle
sert olduğundan, kramponlarımız yüzeye iyi tutunuyor ve emniyetli bir şekilde tırmanıyorduk.
33
İlk buzul çatlağına geldik. Genişliği bir metre kadar olduğundan üzerinden atlanabilirdi. Ben ve
partnerim birbirimize ip ile bağlıydık ve aramızda yedi metrelik ip boşluğu vardı. Önce ben atlayacağım için partnerim buzul çatlağın iki metre
kadar yanına yaklaşıp kazmasını buza sapladı
ve emniyet ipimizi kazmaya taktı. Böylece atlarken düşsem dahi hem ben ipte asılı kalacağım
hem de partnerimi aşağıya çekmemiş olacağım.
Sorunsuz olarak atlayıp, aynı emniyet işlemlerini karşıdan ben yaparak partnerimin de geçmesini sağladım. Üzeri açık olan çatlakların riskinden öte bizi asıl korkutan, geceleri yağan yoğun
kar nedeniyle üzeri kapanmış ve belli olmayan
çatlaklardı.
O günkü hedefimiz 5200 metreye tırmanarak
kamp yapacağımız yere çadırımızı kurmak.
Ancak kamp alanımıza kadar üç farklı yapıdaki riskli bölgeleri aşarak, saat 16:00’dan önce
mutlaka kampımıza ulaşmak zorundaydık. Birinci kısım, dört saat sürecek olan çatlaklarla
dolu ve dik buzul bölge, sonrasında kızartma
tavası denilen iki saatlik kısım ve son olarak
bir saat kadar süren çığ altı bölgesi. Kızartma
tavası, yüzlerce metre yarıçapında çanak anten
formunda olan, yüzeyi adeta ayna gibi ışığı yansıtarak üzerinde bulunanları kızartan buzul bir
bölge. Ve biz öğle saatlerinde güneş tam tepemizde iken bu çanak antenin orta bölgesinden
iki saat boyunca ilerlemek zorundaydık. O gün
şanslı günümüzde olmalıyız ki, öğleye doğru
hava kısmen bulutlandı ve biz çanağın içinde
ısınsak da kızarmadan bölgeyi geçtik. Günün
erken saatlerinde başladığımız tırmanış, hem
parkur hem de yüksek irtifa nedeniyle bizleri
oldukça yordu. Uygun bir yer belirleyip sırtımızdaki kocaman ve ağır çantalarımızı çıkartarak,
hem dinlenmek hem de birşeyler yemek için
mola verdik. Kısa süren molamızdan sonra o
günkü parkurumuzun son bölümü olan çığ bölgesinin altından geçmek için faaliyetimize devam
ettik. Olabildiğince dikkatli ve ağır bir tempo ile
parkurun sonuna ulaştık. Kamp alanımıza sadece 50 m’lik bir yüksekliğimiz kalmıştı. Ancak,
nabzımın çok yükselmesi ve nefes alışverişimin
çok sıklaşması nedeniyle ayaklarım beni artık
yukarıya çekmeyi reddediyordu. Bulunduğumuz
yer emniyetli olduğundan partnerime, birbirimize bağlı olan güvenlik ipini sökerek kendisinin
devam etmesini, biraz dinlendikten sonra benim
de geleceğimi söyledim. Partnerim bunu kabul
edemeyeceğini belirtti ve kendisi de benimle
birlikte bekledikten sonra devam ederek kamp
alanımıza geldik. Alan kelimesi aslında burası
için sadece bir tanım, ortada herhangi bir düzlük
veya boş bir yer yok. Sadece çadırlarını kurabilmek için dağcıların oluşturdukları eğimi az olan
bir yer. Daha öndeki günlerde gelenlerin kurmuş
oldukları çadırların yanında hiç yer yoktu ve
bu çadırların birkaç metre ötesinde derin buzul
çatlakları vardı. Biz de 20 metre kadar üst bölgedeki eğimli alanda donmuş olan buzlu yüzeyi
kazarak, çadırımız için kısmen düz sayılabilecek
bir yer yaptık. Bu yer hazırlama işi iki saatimizi
almıştı çünkü hem yükseklik hem de yorgunluk
nedeniyle hareketlerimiz adeta ağır çekim gibiydi. Çadırımızı kurduk ve içine yerleştik. Kamp
alanımız çığ bölgesinin yan yüzeyindeydi ve bu bölge için çok emniyetli bir yer sayılmazdı. Fakat bu
yükseklikte başka da bir yer yoktu ve biz dağcılar burada kalmak
zorundaydık. Bölgede sürekli
buzul kaymaları ve çığlar oluştuğundan daha önceki yıllarda
maalesef toplu ölümler yaşanmış. Bu kamp alanında,
bir seferinde, buzul yarıldığı
için çadırlarında bulunan
51 dağcının tamamı buzul
çatlağına düşerek hayatlarını kaybetmişler ve
buzul dağının altında
kaybolmuşlar.
Kamp alanımıza zamanında gelip,
çadırımızı kurup sonrasında dinlenmek için çadırımızda uzanmıştık. Kısa bir süre sonra büyük bir
gürültüyle doğrulduk ve çadırımızın
fermuarını açıp dışarıya bakacaktık
ki, yoğun bir beyaz toz bulutu çadırımızdan içeriye girdi. Biraz sonra ortalık duruldu ve çadırdan çıkarak çığ
bölgesine baktık. Birkaç
saat önce altından geçtiğimiz bölgede buz ve
kar karışımı çığ oluşmuştu. Gündüz saatlerinde
güneşin etkisiyle dik yamaçta askıda duran kar
ve buz kütleleri akşam saatlerinde koparak çığa
neden olmakta. Benzer durum her gün yaşandığından buraya gelen dağcılar bu durumu bilmek
ve bu bölgedeki geçişlerini saat 16:00’dan önce
tamamlamak zorundalar. Aksi durumda bedeli
çok ağır olmakta. Maalesef o gün bir kişi, tehlikeli saatte geçiş yapmaya çalıştığı için oluşan
çığdaki buz kütlesinin çarpması sonucu hayatını kaybetti. Faaliyetimizin buzul üzerindeki
daha ilk günüydü ve önümüzdeki geçireceğimiz
iki hafta, yükseklere tırmandıkça daha da zor
olacaktı. Bu durum sürpriz değildi ve böylesi
bölgelerde tırmanış yapan dağcılar için durum
olağandı. Zaten buraya gelip tırmanışa karar
vermiş bizlerin amacı tüm bu risklere, psikolojik
ve fiziksel zorluklara çözüm üreterek, doğa ile
uyum içinde kendi limitlerimizi biraz daha zorlayarak arttırmak.
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
34
Kadriye Tunalı HIDIR
İdari İşler Sorumlusu
Bir pire, kendi büyüklüğünün 150 kat
yüksekliğine zıplayabilir. Bu oranı tutturmak için insanın yaklaşık 30 metre
zıplaması gereklidir.
Soğuk havalarda ısınmak için alkol almak
son derece tehlikelidir. Yüzeysel damarlarda genişlemeye yol açan alkol bir süre
kendinizi ısınmış gibi hissetmenize yol
açarken, vücudun ısı kaybını kolaylaştırır.
Bu da donmayı çabuklaştırır.
Klinik ölüm sonrası insan 5 dakika
içinde hayata geri getirilebilir. 5 dakika
sonra beyin hücreleri ölmeye başlar,
ama yine de bu süreyi 5 dakika daha
uzatmak mümkündür.
Macar Yanosh Voven ve karısı Sara
dünyada en uzun aile hayatı sürdüren çift
olmuşlar. 147 sene beraber yaşamışlar.
Yanosh 172, Sara 164 sene yaşamıştır.
Öldüklerinde, en küçük çocuklarının yaşı
116’ymış.
İnsan, uzun süre bir böbrek ve bir akciğerle, midesiz, dalaksız yaşayabilir, ama
karaciğersiz bir dakika bile yaşayamaz.
• Bir kilo limonda, bir kilo çilekten daha fazla
şeker vardır.
En büyük kuş yumurtası, deve kuşunundur.
15 - 20 santimetre uzunluğunda ve ortalama 1.7 kilogram ağırlığındadır. Kaynatılarak pişirilmesi 40 dakika sürer.
• Dünyadaki tavuk sayısı insanlardan fazladır.
• Salyangozların 25.000 civarında dişi vardır.
• Sigara çakmağı, kibritten önce bulundu.
• Hawaii alfabesinde sadece 12 harf vardır.
Bunları biliyor musunuz?
• Kirpiler suda yüzer.
• Salatalığın yüzde 96’sı sudur.
• Sivrisineklerin 47 tane dişi vardır.
• Coca-Cola’nın orijinal rengi yeşildir.
• Çocuklar baharda daha fazla büyüyor.
• Sümüklüböceklerin dört tane burnu vardır.
• Uranüs, çıplak gözle görülen bir gezegendir.
• Timsahlar daha derine batabilmek için taş
yutarlar.
• İlk kule saati, 1404 yılında Moskova’da
yapılmıştır.
• Bukalemunların dilleri, vücutlarından iki kat
uzundur.
• Bir doğumda yaşayan en çok çocuk sayısı
6’dır.
• Dünyadaki ısı, 1900 yılından itibaren 0.7
derece arttı.
• Bir kadının sahip olduğu en fazla çocuk sayısı
69’dur.
• Uzaya ilk uçan kadın, Valentina
Tereşkova’dır. (1962)
BULMACA ETKİNLİĞİ
35
1
2
3
4
5
6
7
8
12
11
23
24
26
29
43
44
34
35
37
38
39
45
40
41
46
49
48
47
27
30
36
42
18
22
25
33
14
21
28
32
50
51
52
54
53
57
56
60
63
61
62
64
66
65
67
68
72
77
76
55
58
59
78
79
69
70
73
80
74
83
89
88
86
90
91
92
94
93
96
95
97
99
98
100
104
108
105
106
109
112
113
114
117
119
120
122
125
131
111
115
118
121
124
110
Selgün Bey’e ve diğer katılımcı arkaşlarımıza
katılımlarından dolayı teşekkür ediyor ve
başarılarının devamını diliyoruz.
Bundan sonraki ödüllü bulmacalarımızda
görüşmek dileğiyle.
101
103
102
116
Dergimizin bir önceki sayısında hazırlanan
bulmacayı doğru çözenler arasında yapılan
çekilişte olarak çalışanımız Selgün Yıldız
“D&R Hediye Çeki” kazanmıştır.
84
85
87
123
71
75
81
82
107
10
17
20
19
31
13
16
15
9
126
132
127
128
129
130
133
SOLDAN SAĞA
1. Bir yere çağırma 3. Edebiyatla ilgili 6.Altıncı ay 10. İngiliz birası 11. Eski dilde ayak 12. Küme 13. Güvenlik 15. Tatlı çörek 17. Otomobil yarışması 19. Anadolu Ajansı’nın kısaltması
20. Doğa 22. Rusça’da evet 23. Damar sıvısı 26. Talebe 28. Kabe ziyareti 29. Telli bir çalgı aleti 31. Çekicilik, biçim, görünüş, durum, konuşma ve davranışları ile hoşa giden, beğenilen
33. Arıların balını alırken çıkarılan duman 36. Ramazan namazı 41. Kent veya kasabada dış mahalle 42. Akciğer 45. Güneş tanrısı 46. Boğa güreşi alanı 47. Plakası 61 olan bir ilimiz 50.
Edep 54. Akitaş, plastikten yapılmış kamış 55. Bağışlama 56. Yiyecek listesi 57. Kırmızı 59. Parlak olmayan, donuk 61. Erkek 62. Saç, el boyası 64. Ney çalan kişi 65. Çocuk dilinde
kedi 68. Hububat 71. Seyahat araçlarından birisi 72. Elektrik direnç birimi 75. Rutubet 77. Alay işareti 80. Kale duvarı 81. Aday 82. Osmiyum’un simgesi 83. Rüzgar 84. Oy 85. İdare
87. Acele posta servisi 89. Akü 91. Giysi 93. Anahtar 95. Arka karşıtı 97. Anahtar ile açılan kapı düzeneği 98. Duman lekesi 99. Çok pis kokan bir hayvan 100. İcar 101. Aydınlık, ışık
103. Atik 104. Salıverme, serbest bırakma 107. Taşıma işi 110. Gün doğmadan önceki karanlık 112. Gümüş balığı 115. Ensiz 116. Yemek yapan kimse 118. Barış 119. Antalya’da ünlü bir
mağara 121. Ekmek 123. Çölde esen rüzgar 125. Çölde sulak yer 126. Sormaca 128. Atkı 131. Boynuzla vuruş 132. Sergen 133. Baş kaldıran
YUKARIDAN AŞAĞI
1. Ağızın tavanı 2. Zeybek 4. (Kısaca) desigram 5. Alaka 7. Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan
yapılmış lamba siperi 8. Şarkıda tekrar bölümü 9. Rey 10. Sıcak yemek 14. Açıkça 15. Kıyı, sahil 16. Argoda; dam 18. Kaos 21. Anıt 24. Yumuşak minder 25. Tepkili uçak 27. Vilayet
30. Valide 32. Birçok organik maddeyi eritmekte kullanılan uçucu,kolayca alev alır,eter kokusunda sıvı 34. Uzun araç 35. Kül rengi 37. Ayak sesi 38. Atöyle 39. Eski dilde veteriner 40.
Sin 41. Çocuk dilinde ördek 43. Tantal’ın simgesi 44. Çok olmayan 48. Ayin en ışıltılı, parlak hali 49. Ağlayan, inleyen 51. Sarımsak dilimi 52. Mürekkep balığının bir türü 53. Bağırsaklar 58. Nişan yüzüğü 60. Basur 63. Nikel’in simgesi 66. Verme, ödeme 67. Türk hava kurumu’nun kısa adı 69. Cilve 70. Demir’in simgesi 73. Lider 74. Sergilik 75. Ameliyat bıçağı 76.
Tabiat 78. Oruç açma 79. Arz 83. Alkollü bir içki 84. Tanri, ilah 86. Bankaya para yatıran kişi 88. Geminin sağ tarafı 90. Takma isim 92. İstek 94. Hastalıktan kurtulma 96. Baryumun
simgesi 100. Ahşap yapılarda kiriş olarak kullanilan kalin biçilmiş uzun tahta 102. Genişlik 104. Ağrı dağının eski adı 105. Onay 106. Soru 108. İlgi 109. Çiçek, dal ve yapraklarla
yapılan halka 111. Karışık renk 113. Karadeniz teknesi 114. Meslek 117. Ayak direme 120. Baht 122. Büyük tren istasyonu 23. Tavlada üç 124. Milattan önce 127. Temel besin maddesi
129. Binek hayvanı 130. Yayla atılan çubuk
ÖDÜL
17 Kasım 2014 tarihine kadar bulmacanın cevaplarını getiren Chassis Brakes çalışanları arasında çekiliş yapılacaktır. Kazanan sürpriz hediyeye sahip olacaktır.
KÜLTÜR SANAT
36
Burcu ONARANEL
Özlük İşleri ve Maviyaka İşe Alım Uzmanı
Universal Stüdyo’larında öğrendiğim tek şey; Amerikan filmlerinin
aslında bir tiyatro sahnesi kadar bile büyük olmayan alanlarda
çekildiği…
Universal Studios
Hollywood filmlerinin çekildiği o muhteşem
yer...
Film sahnelerini izlerken, insana ne kadar devasa,
ne kadar inanılmaz geliyor değil mi? Universal
Studios bir ABD’li film şirketidir. 8 Haziran 1912
tarihinde açılmış ve Amerika’nın birçok yerinde
stüdyoları bulunmaktadır. Yılda yaklaşık 50 milyon turistin ziyaret ettiği bu stüdyolardan Los
Angeles’ta bulunanı, 2 ay önce görme şansını elde
ettim. Çekilen bazı filmleri mercek altına alalım.
ven
/ Ocean’s Ele
Bellagio Oteli
heider), yaşlı bir köpek balığı avcısı (Robert Shaw)
ve bir okyanus bilimci (Richard Dreyfuss) bu canavarı durdurma kararı alır. Steven Spielberg’in yönetimindeki bu gişe rekortmeni film,
Peter Bench-
KING KONG
WATERWORLD
Size öncelikle dünyaca ünlü Waterworld filminden kısaca bahsetmek istiyorum. Waterworld
(Su Dünyası), Dünya Gezegeni’nin sular altında
kalmış olduğu bir gelecekte geçer. İnsanlar hayatlarını devam ettirmek ve ölmemek için sandallar
yaparak suyun üstünde durmaya çalışır. Bir kaç
nadir insanın ‘Efsane’ adı verilen bir adada yaşamlarını sürdürdükleri ve bu efsane adayı ele geçirmek üzere kötü güçlerin orayı işgal etmek istemeleri ile heyecanın arttığı bir film.
Peki bu film kaç metrekare alanda çekiliyor olabilir ya da aşağıdaki resimde gördüğünüz alanda çekilebilecek kadar nasıl akıllıca yönetilebilir?
Jaws
ley tarafından yazılan romandan uyarlan- mış.
Filmi izlemiş olanlar daha net canlandıracaklardır,
filmde ne kadar uçsuz bucaksız bir okyanus ve olağanüstü bir köpekbalığı gösteriliyor değil mi? İşte
filmdekilerin hepsi yukarıdaki resimdeki kadar.
İsterseniz biraz Los Angeles’tan uzaklaşıp
Las Vegas’a, o büyülü kente geçelim.
Las Vegas, ABD’nin Nevada eyaletinde bulunan
Mojave Çölü üzerinde kurulu, kumar ve eğlence
yerleriyle bilinen bir kent. Her yıl yaklaşık 39 milyon turist Las Vegas‘a geliyor. Online oyun sektörüyle ilgili konferanslara ev sahipliği yapan şehir,
ışıltısı ve lüks otelleriyle de ünlüdür.
Gelin şimdi burada çekilmiş ünlü bir filme göz atalım:
Waterworld
JAWS
Gözü doymayan dev bir beyaz köpek balığı, Amity
Adası halkına dehşet saçar. Bir polis şefi (Roy Sc-
planlayan Ocean,
hemen eski ortağı Rusty (Brad Pitt) ile iletişim kurar ve mükemmel bir sinema şöleni başlar.
Bu filmin çekildiği resimdeki otel de olağanüstü bir
atmosfere sahip. Ayrıca günün belirli saatlerinde
otelin önündeki havuzda, müzikli muhteşem bir
su gösterisi sergilenmekte.
OCEAN’S ELEVEN
Film Las Vegas’ın görkemli otellerinden biri olan
Bellagio’da çekilmiştir. Hapisten yeni çıkan hırsız
Danny Ocean (George Clooney), vakit kaybetmeden gelmiş geçmiş en büyük kumarhane soygunu
için hazırlıklara başlar. Aynı gecede Terry Benedict (Andy Garcia)’e ait 3 kumarhaneyi soymayı
Kesinlikle inanılmaz bir deneyim, bir simulasyonun
içerisinde adeta filmi yaşıyorsunuz. Filmin konusu
biraz uzun …
1930’ların ilk yarısında, ‘Büyük Bunalım’ içindeki
ABD’de vodvil sanatçısı Ann Darrow da (Naomi
Watts) diğer bütün New York’lular gibi hayatta
kalma mücadelesi vermektedir. Bir gün karşısına
hayatının fırsatı çıkar. Bu kişi, maceraperest ruhlu film yönetmeni Carl Denham’dır (Jack Black).
Üzerinde çalıştığı son filmini bir türlü tamamlayamadığı için yapımcıların sabrını taşırma noktasına
gelmiştir. Carl’ın önünde tek seçenek kalmıştır.
Çekmeyi tasarladığı macera/aksiyon filmi için
gereken oyuncu kadrosunu toparlamak ve onları
‘S.S. Venture’ adlı Singapur bandıralı buharlı gemiye bindirip efsanevi Kafatası Adası’na doğru
yola çıkmak. Tam da filmin baş kadın oyuncusunun projeden çekildiği bir anda, kader tam hayalindeki yüze sahip olan
Ann’i karşısına
çıkar mış tır. Yeni
kadın oyuncu ve
senaryo yazarının
katılı m ı y la birlikte Denham’ın
gemisi artık New
York limanından
hareket etmeye
hazır hale gelmiştir. Gemiye
binen film ekiKing Kong
bini bundan
sonrasında bilinmeyen
kadere doğru, dünyanın en tehlikeli yaratıklarıyla ve dev goril King Kong’la karşılaşacakları
bir yolculuk beklemektedir.
KÜLTÜR SANAT
Kitap / Tiyatro
37
Secret - Günlük Öğretiler
The Secret, hayatınızı Evren’in doğal yasalarına uygun olarak nasıl yaşayacağınıza ilişkin açık ilkeleri içerir. Ancak her birey için önemli olan, ONU YAŞAMAKTIR. Şimdi; The
Secret Günlük Öğretiler Kitabında Rhonda Byrne, sizi bir yıllık öğretilerle bir yolculuğa
çıkarıyor. Bütün insanlığı yöneten yasalarla uyum içerisinde yaşamak için gereken bilgelik ve içgörüyü sizlerle paylaşıyor. Bu öğretilerin ışığında siz de hayatınızın efendisi
olabileceksiniz. The Secret’ın güçlü gerçeklerine dayanan çekim yasası bilgileriniz, hayal
bile edemeyeceğiniz kadar gelişecek. Daha çok sevinç, daha çok bolluk, daha çok mükemmellik… Hem de yılın her günü…
Yaz
İlk kitabıyla edebiyatımıza benzersiz bir giriş yapan ve yıllar yılı insan yüreğinin, özlemin,
aşkın, geçmişi geleceğe bağlayan o narin bağların izini süren Kürşat Başar, 11 yıl aradan
sonra kaleme aldığı yeni romanı Yaz’la okurlarıyla buluştu. Roman, yakın tarihimizin kritik
bir döneminde dünyaya gelen, birbiri ardına yaşadığı kayıplara rağmen hayata tutunan bir
gencin büyüme serüvenini, yüzleşmelerini ve bir yaz mevsimi yaşadığı sarsıcı aşkı, arka
plana hızla yitip giden İstanbul’u yerleştirerek anlatıyor. “Bir karşılaşmayla değişen hayatın, küçük bir rastlantıyla uyanan arzuların, birdenbire gittiğiniz yolu değiştiriveren olayların ve her şartta, her yerde insana devam etme, hatta yeniden, yeniden başlama gücü
veren o ele gelmez sırrın peşine takılarak...”
BURSA AHMET VEFİK PAŞA TİYATROSU KASIM 2014 PROGRAMI
TARİH
AVP SAHNESİ
ÇOCUK OYUNLARI
Kanlı Nigar
15:00
16/11/14
Kanlı Nigar
20:00
17/11/14
TATİL
04/11/14
Kanlı Nigar
20:00
05/11/14
Kanlı Nigar
06/11/14
Kanlı Nigar
07/11/14
08/11/14
02/11/14
SAAT
AVP SAHNESİ
SAAT
01/11/14
OYUN ADI
TARİH
OYUN ADI
OYUN ADI
ÇOCUK OYUNLARI
SAAT
Kaçaklar
14:00
18/11/14
Kanlı Nigar
20:00
Kaçaklar
14:00
19/11/14
Kanlı Nigar
20:00
20:00
20/11/14
Kanlı Nigar
20:00
20:00
21/11/14
Kanlı Nigar
20:00
Kanlı Nigar
20:00
22/11/14
Kanlı Nigar
15:00
Kanlı Nigar
15:00
Kanlı Nigar
20:00
Kanlı Nigar
20:00
09/11/14
23/11/14
Sırça Köşk
14:00
25/11/14
Hastalık Hastası
20:00
Sırça Köşk
14:00
26/11/14
Hastalık Hastası
20:00
11/11/14
Hastalık Hastası
20:00
12/11/14
Hastalık Hastası
20:00
27/11/14
Hastalık Hastası
20:00
13/11/14
Hastalık Hastası
20:00
28/11/14
Hastalık Hastası
20:00
14/11/14
Hastalık Hastası
20:00
29/11/14
Hastalık Hastası
15:00
15/11/14
Hastalık Hastası
15:00
Hastalık Hastası
20:00
Hastalık Hastası
20:00
30/11/14
OYUN ADI
SAAT
Sırça Köşk
14:00
Sırça Köşk
14:00
Sırça Köşk
14:00
Sırça Köşk
14:00
Sırça Köşk
14:00
DÜNYA’DA
CHASSIS BRAKES
38
Edyta Miller
İç İletişim Uzmanı - Polonya CBI
Polonya Wroclaw Fabrikası
Yeni sayımızla birlikte CBI Dünya’da sayfasında küçük bir yenilenmeye giderek,
dünya genelinde çalışan 6000 iş arkadaşımızdan birini konuk etmeye karar verdik.
Edyta Miller, Chassis Brakes International
Polonya fabrikasında İç İletişim Uzmanı
olarak çalışıyor. Aile Günü’nden, Çalışan
Memnuniyeti Anketine kadar fabrikalarında merak uyandıran herşeyi kaleme aldığı
yazısı ile birliktesiniz.
Yeni Yapılanma ve Yeni Bir Takım
Ruhu
2014 yazında Bosch’la birlikte bulunduğumuz fabrikadan ayrılarak yeni merkezimize taşındık. CBI Polonya çalışanları
olarak, yeni yapılanmada takım ruhunu
yakalamanın heyecanını yaşıyoruz.
Wroclaw fabrikası olarak, BMW, Volkswagen, Dacia, Renault, Fiat, Ford ve Mercedes gibi markalar için fren ve fren ürünleri
üretiyoruz.
CBI Polonya Olarak
Fabrikamızda
neler oluyor?
Çalışanlara Yeni Park Yerleri
29 Ağustos 2014’te çalışanlarımızın araçlarını güven ve konforla parkedebilmeleri
adına 40 yeni park yeri açmak için düğ-
meye basıldı. Projenin Kasım
ayında tamamlanması planlanıyor.
Aile Günü’nde Hep Birlikteydik
Takvimler 7 Eylül’ü gösterdiğinde çalışanlar olarak bir
piknikte buluştuk. Gelenekselleşen bir etkinlik olan piknik, fabrikamızın çalışanlarına işlerinden
ötürü, gösterdikleri performans ve
bağlılıklarına yönelik bir teşekkür
niteliğinde.
Çalışan Memnuniyeti Anketi 2014 - Bu Sizin 30
Dakikanız ve Bunu Kullanın!
2 – 15 Eylül tarihlerinde çalışanlarımıza, çalışan memnuniyeti anketine katılmaları
konusunda çağrıda bulunduk.
Çalışan Memnuniyeti Anketi
AP14, CBI Polonya kültürünün en önemli elementlerinden
birisi olmakla birlikte, çalışanların birbirleriyle entegrasyonu, sürekli iyileştirme ve fabrikamızın gelecekteki güvenliği için
temel yapı taşlarından biridir.
chassisbrakes.com.tr
Download

Sayı 6 - 2014 - Ekim - Chassis Brakes International Türkiye