HOLLANDA TEMEL EĞİTİMİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ
Hasan Basri Dursun > [email protected]
Giriş
Tüm dünyada, teknolojinin süratli gelişimi, ailelerin eğitim seviyelerinin yükselişi, çocukların bilgisayar ve internetle erken
tanışması sonucu, okullardan beklenilen rol her zamankinden daha fazla önemli hale gelmiştir.
Okul yöneticileri, öğretmenler, veliler ve öğrencilerin birbirlerinden memnun olmadığı görülmektedir. Öğrencilerin sanal bir
dünya tarafından yönlendirilmesi ve bunun verdiği hızlı tüketime dayalı bir alışkanlıkla çocuklar derslerde çabuk sıkılmaktadır.
Bununla beraber öğretmenler öğrencilerini, aileler çocuklarını daha zor motive eder hale gelmiştir.
Öğrencilerin gizli kalmış değerlerini ortaya çıkarmak, onları geleceğe hazırlamak, gelecek şanslarını artırmak ve geleceğe
sağlıklı bir toplum bırakmak için başta devletler olmak üzere, çeşitli sivil toplum kuruluşları, aileler ve okullar çeşitli çalışmalar
yapmaktadır. Türk milli eğitim sisteminde yapılan müfredat değişikliği çalışmaları da buna örnek verilebilir. Hollanda’da da buna
benzer çalışmalar yapılmaktadır.
Hollanda okul sisteminin tarihi, diğer Avrupa ülkeleri gibi 19.yy’ın ortaları ve daha öncesine dayanır. Okul sistemi sanayi
devrimi zamanında büyük gruplar içinde resmi, formal ve sistemli dersler olarak şekil almıştır. Bu ders sisteminin belli başlı
özellikleri şunlardır:
• Her çocuğa açık olma
• Belirli branşlara ayrılarak verilen tek düze dersler
• Çocukların yaşlarına göre sınıflandırılması
• Ders içeriklerinin değişmezliği
• Hayali, tasarlanmış bir öğrenci üzerine odaklanma
• Herkes için aynı ders kitabı
• Öğrenme ve derslerin işlenişi konusunda davranışçı anlayışlar
• Öğretim ağırlıklı ders stili
• Öğrenme sonuçlarının düzenli olarak yoklanması (Sınavlar)
• Sınıfı geçme usulleri ile sınıfta kalma durumu.
Bu sistem, geçen yüzyılın sonlarına kadar başarılı ve uzun soluklu olarak devam etti. Sonra bu sağlam binada çatlaklar
oluşmaya başladı. Çünkü eskiden tek tip olarak kalmaya odaklanılırken günümüzde bunun yerini çeşitlilik, çoğulculuk ve öğrenci
merkezlilik almıştır. Şu anda Hollanda ilkokulları, bu çerçevede çağın taleplerini yerine getirmeye çalışmaktadır.
Sekiz yıllık temel eğitim
Bugünkü ilkokullar, 1985 yılında anaokulların ilkokullarla birleşmesiyle ‘temel okullar’ adını almıştır (kleuterschoollagereschool). İki okulun birleşmesiyle ilkokulun süresi sekiz yıla çıkmıştır. Mecburi okul yaşı beş olmasına rağmen çocukların
çoğunluğu dört yaşında okula başlamaktadır. 12 yaşına gelen çocuklar ortaöğretime başlamaktadır.
Ders saatlerinin organize edilmesinde Hollanda ilkokulları esnektir. Öğrenciler ilk dört yılda haftada 23 saat ders
görmektedir. Daha sonraki yıllarda haftada bir saat fazla ders almaktadırlar. Çarşamba öğleden sonraları okullar tatildir. Haftanın
diğer günlerinde beş ders saati görülür. Dersler 8.30’da başlar, saat 15.00’de sona erer. Bazen cumartesi günlerinde de ders
olmaktadır. Genellikle gruplara bir öğretmen ders verir, ama belli gruplarla ilgilenen veya yarı zamanlı (Part-time) çalışan
öğretmenler de vardır. Resim ve müzik gibi derslerine branş öğretmenleri girmektedir.
Öğretim içeriğini düzenleme serbestliği
Hollanda’da ilkokullar, çocukların aralıksız ve sürekli gelişimi için çaba göstermektedir. Bunun için öğrencilere çeşitli ve çok
sayıda ders sunulmaktadır. Çeşitli dersler ve öğrenme konuları birleştirilmiştir: İnsan vücudu ve duyular, Matematik, Hollandaca,
İngilizce, teknik ve biyoloji derslerini de içeren Tabiat dersi, Din kültürü ve ahlak, Sosyal beceri, Trafik, Vücut ve sağlık bilinci,
Sanat ve müzik gibi dışa vurumcu kendini ifade etmeye dayalı etkinlikler. Bu derslerin haftada kaç saat işleneceği resmen
öngörülmemiş, okulun kararına bırakılmıştır. Dersler temel amaçlarla somutlaştırılmış ve temel amaçlar ile her halükarda
öğrenciye kazandırılması gerekenler (kazanımlar) gösterilmiştir. Burada söz konusu olan en önemli şey öğrenciden beklenenler
değil, öğretmenden talep edilmesi gerekenlerdir. Temel amaçlar genel çerçeve olarak düşünülmüştür. Temel amaçların
gerçekleştirilmesi için yapılan düzenlemeler ve etkinliklerde okullar serbesttir, kendileri düzenleyebilir. Temel amaçlar ve
öğrencinin sahip olması istenen kazanımlar öğrencilerce iyi anlaşılmış olmalıdır. Burada söz konusu edilen öğretim standartlarıdır.
Bu normlar çocukta değil öğrenme içeriğinde saklıdır.
Hollanda da sekiz yıllık ilkokullar için, ulaşılması kolay bir formda olan 58 tane temel amaç belirlenmiştir. Derslerin temel
amaçlarına ulaşmasına yönelik çalışmalara ilişkin anlayışlar ve düşünceler, son on yılda değişikliğe uğramıştır. Temel amaçların
ilk uygulamasına geçildiği 1993 yılından itibaren okullar, derslerin içeriğini belirlemede tamamen serbest bırakılmıştır. Derslerin
haftada kaç saat verileceği veya hangi saatlerde verileceği de okullarca belirlenmiştir. Ancak okullar, yaptıkları tüm çalışmaları bir
okul planında göstermek zorundadır. Bu planda okulun neler yaptığı, neleri amaçladığı ve bunlara ulaşıp ulaşmadığını nasıl
değerlendireceği ile amaçlarına ulaşamadığında neler yapacağı belirtilir. Bu serbest politikaya rağmen okullar arasında kayda
değer bir fark yoktur. Okul ders kitapları en öncelikli yönlendiricidir ve çok önemlidir. Okullar, pedagojik yayınlar, ders
materyalleri, etkinlik çalışmaları bakımından zengin olan imkânlardan istediğini serbestçe seçebilirler. Ders materyalleri hakkında
yapılan analizler ders araçlarını değerlendirmeye hizmet ederler. Bu analizlere her öğretmen internet ortamında kolaylıkla
ulaşabilir. Okulların teftişi de, okulların planlarında belirttikleri temel amaçlara ulaşıp ulaşmadıklarını ve kalite gelişiminde
ilerleme olup olmadığını kontrol etmeye dönüktür.
Avrupa ülkeleri içerisinde Hollanda okulları, içerik serbestliği, dünya görüşü ve sürekli yenilikçi tasarımıyla büyük önem
kazanıyorlar. Bunlara örnek olarak Maria Montessori, Celestin Freinet, Rudolf Steiner, Peter Petersen ve Rebecca Wild gibi
kişilerin pedagojik anlayışlarının uygulanması gösterilebilir.
Okullara ders içerikleri ile ilgili yönergeler verilmesi yerine, derslerde ulaşılması gereken temel amaç gösteriliyor. Oraya
hangi yollarla ulaşılacağı okulların kendisine bırakılıyor. Ders içeriği, öğrenci ve öğretmenler tarafından seçildiği için, derslere
karşı daha kuvvetli bir sorumluluk hissi duyulur. Bu durum bir yönüyle motive edici olurken diğer yandan bilgi boşluğu riskini de
beraberinde taşımaktadır.
İlkokul çocuklarının tarihi ve kültürel bilinçli olmasının desteklenmesi için bir düzenleme yapılmıştır. Ayrıca Matematik ve
Hollandaca derslerinin içeriğini belirleyici esaslar üzerinde çalışılmaktadır. Hollanda ilkokulları özerkliğin sınırlarına ulaşmıştır.
Ders içeriğine yönlendirme daha baskın durumdadır. Her şeye rağmen temel amaçlara nasıl ve ne şekilde ulaşılacağı meselesi
öğretmenlerin ve okulun meselesidir.
Geniş Okullar
Özellikle büyük şehirlerde ‘geniş okul’ fenomeni ortaya çıkmıştır. Geniş okul, gençliğin gelişimiyle meşgul olan taraflar
arasındaki dayanışma ve işbirliği kuruluşudur. Bu birlikte çalışmanın amacı geleceğin yetişkinleri olacak çocukların gelecek
şanslarını artırmaktadır. ‘Geniş okul’ çerçevesinde, veliler çocuklarının devam ettiği okullarda gerçekleştirilen etkinliklere daha
kolay katılabiliyorlar. Çocuklarla ilgili çalışmalar yapan kuruluşlar, spor ve kültürel çalışmalar yapan dernekler, vakıflar ve
kütüphaneler bu çalışmalara katılıyorlar. Böylece okul sosyal grupların ve ilişkilerin eksenini oluşturuyor. Hükümet, ‘geniş
okulları’ aktif olarak destekliyor, ancak çalışmalarını nasıl yapacaklarına karışmıyor; inisiyatif tamamen yerel olarak kullanılıyor.
Çocukları öğrenmeye teşvik etme
Hollanda da yenilikçi anlayışlar “yeni öğrenme” kavramıyla adlandırılıyor. Bu kavram kimisi için kötü, kimisi için de sihirli
bulunmaktadır. Bu yeni akımın eğitim çevrelerinde değişime olan ihtiyaçtan kaynaklandığı görüşü hâkimdir. Bunlar:
a.Gittikçe artan bir şekilde öğrencilerin bireysel ihtiyaç ve isteklerine yoğunlaşma gereği
b.Derslerin göze çarpar şekilde sıkıcı hale gelmesi
Okul, çocuklar için dünyanın en güzel yeri olması gerekirken Hollanda’da öğrencilerin yetersizliklerinin sürekli yüzlerine
vurulduğu bir yer olarak görülüyor. Bu durumun, ‘okulun görevinin sadece bilgiyi öğrencilere aktarmak’ olarak gören eski eğitim
anlayışından kaynaklandığı kabul edilmektedir. Şu anda okulların öğrencileri motive etmekten uzak olduğu ve umudun
bilgisayarlara bırakıldığı görülmektedir.
Çocukların sosyal, zihinsel ve duygusal beklentileri ve ihtiyaçları karşılanmadığında onları kaybetme riski doğmaktadır.
Derste canı sıkılan çocuk rahatsızdır. Bu rahatsızlığını başkalarını rahatsız ederek gösterir. Bilgi ve bilginin kazanılması sürekli
dramatik bir şekilde değiştiği için ve standart bilgi geçmişe ait bir fenomen olarak görüldüğü için okullara eskisinden daha fazla
sorumluluk düşüyor. Standart çocuk olmadığı gibi standart bir okulda yoktur.
Pedagojik yeterliliğin güçlendirilmesi
Öğrenme işi insanın kendi isteğiyle gerçekleştirdiği bir aktivitedir. Öğrenmede ilk sorumluluk öğrenenin kendisindedir.
Öğrenme ne öğrencinin elinden alınabilir, ne onların yerine öğrenilebilir ne de öğrenmeye zorlanabilir. Sadece öğrenmelerine
yardımcı olunabilir ve öğrenmeye karşı ilgi artırılabilir ya da ihtiyaç olduğu hissettirilebilir. Bunun için de öğrenme
kolaylaştırılabilir ve öğrenmeye eşlik edilebilir. Burada asıl görev öğretmene düşmektedir. İlham verici bir öğrenme çevresi ve
atmosferinde, öğrenme sorumluluğu öğrencilere verilerek ve öğrenmeye teşvik edecek sorular yöneltilerek –ki, bu da öğrenme
sürecinin tam ortasına konularak- başarılabilir. Çocuğu harekete geçiren şey neyse o şey çocuk için motivasyondur. Bu
motivasyonu sağlamak ve sürekli hale getirmek için öğretmenlerin her şeyden önce pedagojik yeterliliğe ihtiyacı vardır. Bu
pedagojik uygulama Hollanda’da uzun bir süre ihmal edilmiştir. Ancak, derslerin pedagojik olarak verilmesi lüzumu, tek başına
yeterli de görülmemelidir. Bu anlayış acilen dikkate alınmalı ve bu öğretmenler meslek öncesi ve mesleğini icra ederken hizmet
içi eğitimle desteklenmeli ve bu eğitim aksatılmamalıdır.
Hollanda’da artık devletin ve manevi değerlerin baskısı diye bir baskı aracı bilinmemektedir. Günümüz postmodern kişilik
tipleri, normlara karşı mesafelidir. Hollanda’da yetişkinler, gençler ve hatta çocuklar için kuralları aşmak veya çiğnemek normal
hale gelmiştir. Okullarda şiddet artmış başkasının mülkiyetine saygı duyma azalmış veya bazen tamamen kaybolmuştur. Dijital
teknolojinin imkânlarıyla yeni ve sanal dünyalar oluşturulmuş ve bunlara kanunlar artık karışamayacak duruma gelmiştir. Gençler
gerçeklik sınırları bir kenara itilerek ya da aşılarak yönlendirilmekte ve baştan çıkartılmaktadır.
Bu sınırsızlık anlayışıyla Hollanda toplumu tamamen insani değerlerini kaybetmek durumuna gelmiştir. Okullar bu
gelişmenin karşısında olmalı, karşı bir çağrı yapmalıdır.
Öğretmenler, öğrencilerinin gerçekten neye ihtiyaç duyduklarını bilmedikleri için çocuklara fazla destek olamamaktadır.
Özellikle gelecek şansı az olan çocuklar için öğretmenler onların kaderlerinde çok önemli rol oynayacaklardır. İyi öğretmen iyi bir
pedagog olmalıdır. Hollanda ilkokulları için pedagoji en önemli şart olmalıdır.
Çocukları eğitimle ilişkilendirme
İlkokullar çocukların gözüyle yeniden geliştirilmelidir. Bunun için çocukların yardımına da ihtiyaç vardır. Nihayetinde
okullar çocuklar için dünyanın en güzel yeri olmalı, düzenlemelerde bundan da yararlanılmalıdır. Hatta çocuklara da bir parça
sorumluluk verilmelidir. Hollanda ilkokulları çocuklarla ve gelişimleriyle ilgilenmek zorundadır. Bu gelişim her çocuk için aynı
olmayacaktır. Okul çok çeşitli etkinliklerle bu gelişime katkı sağlamalıdır. Bunun sonuçları her çocuk için çok farklı olacaktır. Bu
farklılıklar bir zenginlik olarak görülmelidir. Dersler her çocuk için bir kazanç haline getirilebilmelidir. Elbette şu da
unutulmamalıdır: bu değişim süreci basit olmadığı gibi hiç sorunsuz da geçmeyecektir.
Bu yazı, Grundschule, Jos Letschert/Beate Letschert–Grabe Ohne Reibung kein Glanz adlı makaleden derlenmiştir.
Download

Hollanda Temel Eğitiminin Dünü, Bugünü