GÖZÜN HİSTOLOJİSİ
Orbita adı verilen çukurcuklarda yerleşmiş, etrafı yağdokusu ile sarılı olan bir çift
organdır. Dıştan içe doğru 3 tabakadan oluşmuştur.
1) Tunica fibroza ( cornea, sklera)
2) Tunica vasküloza (iris, corpus ciliare, coroid )
3) Tunica nervoza (pars seka retina ve pars optika retina )
Gözde 3 boşluk bulunur. a)Ön kamara: Cornea-iris- lens arasında bulunur. Humor
aquos dolaşır. b) Arka kamara: İrisin arka yüzü, lensin ön yüzü, zonula ciliares
arasında bulunur. Ön-arka kamarada humor aquos dolaşır. c) Vitröz boşluk: Lens ile
optik papilla arasında yeralır. Burada jelatinimsi, homojen, pelte kıvamında bir sıvı
bulunur. Bu sıvı, retinanın
beslenmesinden
sorumludur. Retinanın, coroide
yaslanmasını sağlar. %99 oranda su, %1 oranda ise kollegen lifler, elektrolitler, bazı
hücrelerden oluşmuştur. Göze corneadan giren ışık, gözün kırıcı ortamlarından
geçerek, fovea centralise ulaşır. Gözün kırıcı ortamları 4 adettir.
1) Cornea
2) Humor aquos
3) Lens
4) Corpus vitreum
Retinada özelleşmiş bölgeler bulunur. Optik papilla denilen kör nokta, optik sinirin
çıktığı yerdir. Bu bölgede fotoreseptörler bulunmaz. Fovea centralis, gözün görme
keskinliğinin en fazla olduğu yerdir. Burada koni hücreleri yeralır. Koni hücreleri, ışığa
duyarlı, renk ayırımını sağlayan hücrelerdir.
TUNİCA FİBROSA
CORNEA: Enine kesitlerde şeffaf, damarsız olan, rejeneratif yeteneği fazla olan bir
bölümdür. Göz küresinin yaklaşık olarak 1/6’nı teşkil eder. Başlıca 5 tabakadan
meydana gelmiştir. Bu tabakalar dıştan içeriye doğru şöyledir:
a) Cornea epiteli
b) Bowman membranı
c) Substantia propria
d) Descemet membranı
e) Cornea endoteli
Cornea epiteli. vücutta bulunan en ince çok katlı yassı epitel örneğidir. 50
mikrometre kalınlıktadır. Mikroskobik papilla içermez. Corneada çok sayıda serbest
sinir sonlanmaları bulunur. Bunlar cornea reflexini oluştururlar. Rejenerasyon
yeteneği oldukça fazladır. Limbustaki kan damarlarından, kan hücreleri corneaya
gelir. Hücreler, str. bazaleden yukarıya doğru mitotik aktivite ile çoğalırlar. En üst
tabakadaki hücrelerin mikrovilluslu bir yapısı vardır. Bu mikrovilluslar sayesinde,
cornea yüzeyindeki filmtabakanın tutunması sağlanır. Bu epitel her 7 günde bir
yenilenir.Küçük cornea zedelenmelerinde, limbustan buraya kan hücreleri göçeder.
Cornea
epitelini
oluşturan hücreler arasında gap-junction, dezmozom tipi
bağlantılar vardır.
Bowman membranı, 8 mikrometre kalınlıkta, fibrillerden oluşmuş bir zardır. Hücre
ihtiva etmez. Limbus denilen bölgede kesintiye uğrar. Cornea epitelini gerer. Ayrıca
corneayı korumaya yönelik bariyer vazifesi görür. Enfeksiyonların yayılmasını
engeller. Sklera ile birleşim yeri olan limbusta kan damarları bulunur.
Substantia propria, cornea kalınlığının yaklaşık olarak % 90’nı oluşturur. Esas
yapısı, birbirine ve yüzeye paralel seyreden kollagen liflerden meydana gelmiştir.
Komşu
kollagen lameller, birbirine dikey olarak tertiplenmişlerdir. Aralarında
keratinosit denilen fibroblast hücreleri bulunur. Kollagen liflerin arasında glikoprotein
yapısında keratan sülfat ve kondroitin sülfat denilen ara madde bulunur. Bu ara
maddeye Grund substance denir. Corneanın şeffaf olmasını sağlayan kollagen
lamellerin dikey tertiplenmesidir. Bu bölgede kan damarı bulunmaz. Allerjik
durumlarda burada, kan damarları ve lenfosit infiltrasyonu olabilir.
Descemet membranı, 8-10 mikrometre kalınlıkta, PAS (+) reaksiyon gösteren bir
membrandır. Tıpkı bazal membran gibi işlev görür. Cornea boyunca devam eder.
Sklera altına kadar uzanır. Limbusta trabeküler ağa kadar uzanır. Travma sonucu
kendini yenileyebilir. Bunu sağlayan cornea endotelidir. Bu zarda hücre içermez,
sadece kollagen fibrillerden oluşmuştur.
Cornea endoteli, TK. yassı epitelle örtülüdür. Descemet membranının yapımından
sorumludur. Zonula adherens tipi yan yüzey bağlantıları bulunur. Bu hücreler bolca
pinositik vesiküllere sahiptirler. GER, golgi apereyi, K,Na ve ATP ihtiva ederler. Bu
endotel, corneanın belli bir hidrasyon derecesinde kalmasını sağlar. Substantia
propriadaki lamellerin dizilimi, su miktarı arttığı zaman , değişir, ışığı kırma indexi
bozulur. Cornea endoteli, fazla sıvıyı gözün ön kamarasına taşır.
Limbus: Cornea ile sklera arasında yeralan yaklaşık 1 mm. genişlikte bir bölgedir.
Epitel bu bölgede kalınlaşmıştır. Bol kan damarı içeren bir bölgedir. Limbusta
bulunan TK. yassı endotelle döşeli kanallara trabeküler ağ denir. Bu trabeküller
birleşerek, schlemm kanalını oluşturur. Schlemm kanalı, humor aqueos ‘nun
dolaşımında rol oynar ve skleradaki aqueos venlere açılır. Buradan ise genel vücut
dolaşımına katılır. Schlemm kanalının önemi büyüktür. Bu kanal doğuştan olmazsa,
glokom denilen göz hastalığı gelişir. Humor aqueos, processus ciliares epitelinden
salgılanır. Arka kamarayı doldurur. Pupilla aracılığı ile ön kamaraya geçer. Orayı
yıkar ve limbustaki schlemm kanalına akar. Bu da skleradaki aqueos venlere açılır.
Bunun dolaşımında herhangibir tıkanıklık oluşursa, göziçi basıncında artma
görülür. Glokom denilen tablo gelişir.
SKLERA: Tüm göz küresinin 5/6 lık kısmını oluşturur. Cornea ile birleştiği yerde
incedir. (0.3-0.5mm) Arkada optik papillanın olduğu yerde 1mm. kadardır. Optik
papillada kesintiye uğrar. Bu alana lamina cribroza denir. Kaba kollagen lif
demetlerinden oluşur. Ara ara elastik lifler, pigment hücreleri bulunur. Tip 1
kollagenler yüzeye paralel yerleşim gösterir. Üç bölüm halinde incelenir. Episklera,
sklera proper, lamina fuscka
Episklera: Gözün en dış kısmıdır. Kalın kollagen lif demetlerinden oluşur. Gözün
dışında yeralan yağdokusuna komşudur.
Sklera proper: Tenon kapsülü de denir. Gözün extrensek kaslarının tendonlarının
yapıştığı bölgedir. Kalın, kollagen lif demetlerinden oluşur. Episklera ile sklera
proper arasında tenon aralığı bulunur.
Lamina fuscka: Burası koroide komşu olan bölgedir. Burada elastik lifler, pigment
hücreleri, fibroblastlar yeralır. Sklerada kan damarları bulunur. Kollagen liflerin
dizilimi, gözün yüzeyine paralel seyretmektedir.
TUNİCA VASCULOSA: Kan damarlarından ve pigment hücrelerinden oldukça
zengindir. Çıplak gözle bakılınca bu tabaka kahverengimsi bir zar olarak izlenir.
İris, corpus ciliare ve coroid olmak üzere başlıca 3 bölümde incelenilir.
İRİS:Ortasında pupilla denilen delik bulunur. Ön kamaraya bakan bir ön yüzü, arka
kamaraya bakan birde arka yüzü bulunur. İriste pupiller ve cilier zon olmak üzere 2
zon vardır. Kalınlığı ortada nisbeten fazla, kenar kısımlarında daha incedir. Dıştan
içe doğru şu tabakalar bulunur. 1) Pigment hücreleri, fibroblastlar, burası devamlı
olmayan bir tabakadır. 2) Kan damarlarından fakir bir tabaka gelir. 3) Kan
damarlarından ve melanositlerden zengin bir tabaka gelir.4) Kas tabakası: M.
dilatatör pupilla ve M. sfinkter pupilla 5) İrisin 2 katlı pigment epiteli
2
M.sfinkter pupilla: Pupiller zonda bulunur. Konsantrik tertiplenme gösterir. Pupilin
etrafında
dairesel olarak yerleşiktir. İnnervasyonu, otonom sinir sisteminden
parasempatik sinirler olan N.oculomotoriustan gelir. Fazla ışık karşısında pupilin
daralmasından sorumlu olan kastır.
M.dilatatör pupilla: Cilier zonda, longitidunal olarak tertiplenmişlerdir. Işınsal olarak
izlenir. Sinirleri ganglion cervicale superiordan gelir. Loş ortamda pupillayı genişleten
kastır.
İrisin 2 katlı pigment epitelli prizmatik epiteli vardır.Buraya pars seka veya iridika
retina da denir. Çok yoğun pigment epitelinden oluşmuştur. İrisin arka yüzünü örter.
Dışarıdan gelen ışığı abzorbe eder. İrisin stromasındaki melanin pigmentinin
yoğunluğuna göre kişilerin göz rengi değişir. İristeki melanin pigmenti az ise mavi,
biraz fazla ise yeşil, çok yoğun ise kahverengi-siyah gözlü olunur.
CORPUS CİLİARE: Coroid ile irisin arasında yeralan kama veya üçgen şeklindeki
bir alandır. Taban kısmı irise doğru, tepe kısmı coroide doğru uzanır. M.ciliaris
denilen bir kas ile buna desteklik veren gevşek bağdokusundan oluşur. Bu bölgede,
düz kas liflerine, elastik liflere, fibroblast hücrelerine rastlanılır. M.ciliaris kası, radier,
oblik, longitudinal olmak üzere 3 yönlü tertiplenme gösterir. Corpus ciliarenin ön
yüzünden 70-75 adet processus ciliares denilen uzantılar çıkar. Bunlardaki
girintilerden çıkan ipliğimsi yapılara ise zonula ciliaris denir. Zonula ciliarisler, ince
ipliğimsi yapılar olup, lensin tutunmasını sağlarlar ve oksitalan ihtiva ederler. Lensin
asıcı bağlarıdır. Lensin kapsülünün içine kadar girerler. Bunların yapısında, dışta 2
sıralı pigment epiteli, içte pencereli tipte kapillerler bolca bulunur. Corpus ciliarenin
arka yüzü 2 sıralı prizmatik-pigmentli epitelle örtülüdür. İçteki tabaka pigmentlidir.
Dıştaki tabaka ( yani arka kamaraya bakan yüzdeki tabaka ) ise pigmentsizdir.
Processus ciliarislerden humor aqueos denilen sıvı salgılanır. M.ciliarisin fonksiyonu
şudur: Yakın nesnelere bakıldığı zaman bu kas kasılır. Kasılınca şişer, processus
ciliarislerin öne doğru itilmesini sağlar. Böylece zonula ciliarisler, lense doğru
yaklaşır. Yani lensin bombeliği artar, kalınlaşır. Uzak nesnelere bakarken, M.ciliarisler
gevşer, zonula ciliarisler çekilir. Yani lensin gerginliği azalır, lens incelir. Bu olaya
gözün akomodasyonu denir. M.ciliaris kasını parasempatik sistem innerve eder.
COROİD: Oro serratadan başlayıp, optik diske kadar uzanan bölümdür. Dış tarafı
ile skleraya yaklaşır. İç tarafı ise pars optika retina ile komşudur. Kan damarları ve
melanositlerden zengindir. Bir miktar elastik-kollagen liflerde bulunur. En önemli
özelliği retinaya yakın olan kısımda koryo-kapiller bölge içermesidir. Bu bölge
retinanın beslenmesinden sorumludur. Skleraya gevşek bir şekilde yapışır. Bu bölge
3 tabaka halinde incelenebilir.( Epikoroid, Lamina koryo-kapillaris, Brush membranı)
a) Epikoroid: Subkoroidde denilir. Skleraya komşu olan kan damarlarından zengin,
melanin pigmentinden zengin, gevşek bağdokusu yapısındaki bölümdür. Koroid,
optik papillada skleraya iyice yapışmıştır. Bunun dışında, sklera ile koroid
arasında sıkı bağlantılar bulunmaz.
b) Lamina koryo-kapillaris: Paralel seyirlidir. Retinanın
dış tabakalarının
beslenmesinden sorumludur. Vücuttaki en geniş kapiller ağdır.
c) Brush membranı: İnce kollagen-elastik lamellerden oluşmuştur. Lamina vitrae’ da
denilebilir.
TUNİCA NERVOSA
RETİNA:Başlıca 2 bölüme ayrılır. Pars seka retina (ışığa duyarlı olmayan ) ile
Pars optika retina (ışığa duyarlı olan bölge)
Retina gözün en içteki tabakasıdır. Yapısında bulunan fotoreseptörler vasıtası ile
görme olayının gerçekleştiği yerdir. Retinada farklılaşmış 2 nokta bulunur.
1) Kör nokta: Optik papilladır. Burada fotoreseptör bulunmaz.
3
2) Makula Lutea: (sarı benek) Bu bölgedeki hücrelerde, sarı renkli bir pigment olan
xantophyl bulunur. En dip kısmına fovea centralis denir. Fovea centralis, görme
keskinliğinin en iyi olduğu yerdir. Fovea centralis, optik papillanın 2,5 mm. yan
tarafında yerleşiktir. Retinanın kalınlığı , fovea centraliste incelir ve bazı tabakalar
ortadan kalkar. Burası 200 mikrometre genişlikte bir alandır. Basil hücreleri
burada bulunmaz, koni hücreleri yeralır. Burada yerleşik koni hücrelerinin boyları
uzamıştır. Kan damarı ihtiva etmez. (Avasküler bölge) Koni hücrelerinin herbiri,
tek bir ganglion hücresi ile veya bir tane bipolar nöron hücresi ile sinaps
yaptıkları için burası görme keskinliğinin en iyi olduğu yerdir. Buradaki
bipolar nöronlar oldukça küçüktürler. Akson-dendrit kümelenmesi makula luteada
oldukça yoğundur.
Retinanın hücresel özellikleri: başlıca 4 grup hücre yeralır.
1) Fotoreseptör olarak bilinen koni ve basil hücreleri
2) Taşıyıcı nöronlar (bipolar nöronlar, ganglion hücreleri)
3) Bağlayıcı nöronlar (horizontal hücreler, amakrin hücreler)
4) Destek hücreleri (müller hücreleri)
Pars optika retina dıştan içe doğru 10 tabakadan oluşmuştur. (tunica vaskulozadan corpus vitreuma doğru)
1) Pigment epiteli
2) Koni ve basil hücreleri tabakası
3) Dış sınırlayıcı membran
4) Dış granüler tabaka (nükleer)
5) Dış plexiform tabaka
6) İç nükleer (granüler) tabaka
7) İç plexiform tabaka
8) Ganglion hücre tabakası
9) Optik sinir lifleri tabakası
10) İç sınırlayıcı membran
Bu tabakalar sırası ile aşağıdaki gibidir.
1) Pigment epiteli: TK. kübik epitel hücrelerinden oluşmuştur. Brush membranı
üzerinde oturmuşlardır. Hücrelerin sitoplazmalarında bolca melanin granülü
bulunur. Hem sentezleyip, hem de depo edilirler. Apikal kutupta melanin granülleri
bulunur. Ayrıca apikal kutupta, kısa mikrovilluslar yeralır. Sitoplazmik çöküntülere
rastlanılır. Bu çöküntülere, koni-basil hücrelerinin dış segmentleri oturmuştur.
Ancak tam temas etmezler. yan yüzeylerinde dezmozom tipi sıkı bağlantılar izlenir.
Burası kan-retina bariyerini oluşturur. Zonula occludens, zonula adherens ve
dezmozom tipi sıkı bağlantılarla bu bariyer sağlanır. EM’de, mitokondriden zengin
olduğu, GER ve SER’un iyi gelişmiş olduğu görülür, golgi komplexi bulunur.
Görevleri:
a) Melanin sentezlemek, dolayısı ile pupilladan giren ışığı abzorbe etmek,
b) Kan-retina bariyerini oluşturmak,
c) Koni, basil hücrelerinin dejenere olan membran disklerini fagosite etmek,
2) Koni-basil hücreleri tabakası: Daha ziyade dış segmentleri yeralır. Hücre
gövdeleri ise 4.tabakada bulunur. Basil hücrelerinin dış segmenti genelde silindirik
şekillidir. Yaklaşık sayıları 125 milyon kadardır. Fovea centraliste bulunmazlar.
Fovea centralise yakın kısımlarda uzunluğu 60 mikrometre, perifere doğru 40
mikrometre olur. Dış segmentinde 600-1000 adet çift yaprakçıktan oluşmuş
membran diskleri yeralır. Membran disklerinde Rhodopsin denilen pigment bulunur.
Bu görme ile ilgili bir pigmenttir. Karanlıkta ve aydınlıkta görmemizi sağlar. İç-dış
segmenti bağlayan, bağlayıcı bir sap bulunur. Periferde yerleşen 9 çift mikrotubul
4
yapısında olan bir silyum bulunur. İç segment denilen bölüm, elipsoid ve miyoid
denilen iki kısımdan oluşmuştur. Elipsoid kısımda, bol oranda mitokondriyumlar
bulunur. Miyoid kısım, çekirdeğe yakın olan kısımdır. GER ve golgi apereyi iyi
gelişmiştir. Mikrotubuller bulunur. Mikrotubuller, hem elipsoid hemde miyoid kısımda
boylu boyunca uzanırlar. Basil hücrelerinin çekirdeği daha yoğun, daha küçük ve
daha koyu boyanmıştır. İç segmentten uzakta yerleşiktir. Sitoplazması daha azdır.
Perikaryonun tam karşısından bir uzantı çıkar. Terminal buton denilen akson
ayakçığı ile bir başka hücrede sinaps yaparak sonlanır.
Koni hücrelerinin dış segmenti üçgen şeklindedir. Dış segmentleri sayısı 600 bin
kadardır. Dış segmentinde lokalize olan pigmente İodopsin denir. İodopsin
pigmenti, renkli görmemizi sağlar. Kırmızı, yeşil, mavi olmak üzere 3 alt grubu
bulunur. Koni hücrelerinin çekirdekleri daha büyük, ovalimsi ve daha açık renkli
boyanır.
Sitoplazması daha geniştir. Koni hücreleri yaklaşık olarak 7 milyon civarındadır.
Boyları, fovea centraliste 75 mikrometre iken, perifere gidildikçe 25 mikrometreye
iner. Kalınlıkları 1.5-2 mikrometre kadardır. Koni hücrelerinin aksonlarının genişlemiş
son kısmına pedisel denir. İçinde mitokondriyonlar bulunur.
3)Dış sınırlayıcı membran : Bunu oluşturan yapı, Müller hücrelerinin apikal
uçlarının mikrovilluslarıdır. Gerçek bir membran olarak kabul edilmez. Çünkü koniBasil hücrelerinin dış segmentleri tarafından bölünmüştür.
4) Dış nükleer tabaka: Koni-Basil hücrelerinin çekirdeklerinin bulunduğu kısımdır.
5) Dış plexiform tabaka: Koni-Basil hücrelerinin aksonları ile 6. tabakada yeralan
Horizontal hücrelerin ve bipolar nöronların dendritlerinin sinaps yaptığı tabakadır.
6) İç nükleer tabaka: Horizontal hücrelerin, Amakrin hücrelerin, Bipolar nöronların
ve Müller hücrelerinin çekirdekleri yeralır. Bu tabakada hücrelerin perikaryonları
bulunur. Geniş bir tabakadır. Bu tabakadaki hücrelerin uzantıları diğer tabakalarda
sonlanır. Horizontal hücreler genelde 5. tabakaya yakındır. Koni-basil hücreleri çok
sayıda diğer hücrelerle sinaps yapabilirler.
7) İç plexiform tabaka: Bipolar ve Amakrin hücrelerin dendritleri ile 8. tabakadaki
multipolar ganglion hücrelerinin dendritleri sinaps yapar. Not: Amakrin hücrelerin
aksonu bulunmaz.
8)Ganglion hücre tabakası: Bu tabakadaki hücreler 30 mikrometre çapında iri
hücrelerdir. Nissl cisimcikleri oldukça iyi gelişmiştir. Dendritleri ile 7. tabakayı
oluştururken, aksonları ile de N.optikusun yapısına katılırlar. 9. tabakayı N.optikusun
paralel seyreden akson uzantıları meydana getirir.
9) Sinir lifleri tabakası: Ganglion hücrelerinin aksonları, miyelinsiz olarak ve paralel
seyirli olarak, N.optikusu oluşturur. Optik papilladan itibaren N.optikusu oluştururlar.
10) İç membran sınırlayıcı: Müller hücrelerinin bazal kısımlarının oluşturduğu bir
membrandır. Retinayı corpus vitreumdan ayırır.
Damarlanması: A.optalmica’nın bir dalı olan A.centralis terminal tipte bir arterdir. A.
ve V.centralis, N.optikus içinde seyreder. Bu arter, retinanın içine girmeden önce
corpus vitreum ve iç sınırlayıcı membran arasında dallar verir. Bu dallar 6-10.
tabakalar arasındaki bölümü besler. İlk 4 tabaka ise coroidin, koryo-kapiller
tabakasından beslenir. (yani pigment epiteli, koni-basil hücrelerinin beslenmesi
koryo-kapiller tabakadan sağlanır.
LENS:
Pupillanın arkasında, ovalimsi, bikonveks, şeffaf bir oluşumdur. Zonula ciliaris denilen
lifler vasıtası ile lens 2 kutbundan processus ciliarislere tutunur. Başlıca 3 kısımdan
oluşur.
5
Lens kapsülü: Yaklaşık olarak 8-10 mikrometre kalınlıkta ve lensi çepeçevre saran
bir zardır. Zonula ciliarisler, lens kapsülüne yapışırlar.
Subkapsüler epitel: Sadece ön yüzde bulunur. Kapsülün hemen altında yerleşik
TK kübik epitelden oluşmuştur. Aralarında zonula occludens tipi sıkı bağlantılar
mevcuttur.
Lens fibrilleri: Geri kalan tüm yerleri doldurur. Merkezde, 7-10 mm. uzunlıkta ince
liflerden oluşur. Bu fibrillerin yapımı süreklidir. Başlangıçta bu lifler hücre yapısında
iken,
maturasyonlarını
tamamlayan hücreler
nukleuslarını ve organellerini
kaybederek ince lifler haline dönerler. Lens elastik yapılı bir oluşumdur. Ancak
yaşlılıkla birlikte bu elastikiyet
kaybolur. Gözün yakın nesnelere
bakılması
esnasındaki akomodasyonu bozulur. Buna Prespiyopi denir. Lensin opaklaşmasına
katarakt denir. Katarakt, yaşlılık ve diabet gibi edinsel nedenlerle olabileceği gibi,
Rubella enfeksiyonu gibi kongenital nedenlerle de gelişebilir.
CORPUS VİTREUM: Lens ile optik papilla arasındaki boşluğu dolduran bir sıvıdır.
Jelatinimsi kıvamdadır. Retinanın, M. limitans interna tabakası ile sınır teşkil eder.
İçerik olarak, %99’u sudur. Geri kalan %1’ni ise hücreler, elektrolitler, proteoglikan
madde ( hyalurinik
asit) ,kollagen liflerden oluşmuştur. Retinanın coroide
yaslanmasını sağlar.
GÖZÜN YARDIMCI OLUŞUMLARI: Gözler, orbita denilen çukurcukluk içinde
yerleşiktir. Dışarıdan yağ dokusu tabakası ile desteklenirler. Bunun dışında göz
kapakları ve göz yaşı bezleri sayılabilir.
Göz kapakları: Dıştan içe doğru yapısı şöyledir. İnce bir deri bulunur. Derisi
elastiktir. Kıl folikülü, yağ-ter bezleri bulunur. Alttaki dermis dokusu yağ hücresi
içermez. Derinin hemen altında bağdokusu vardır. Burada, M.Orbicularis Oculi
denilen çizgili kas demeti bulunur. Bu kastan sonra, gözün tarsal plakları bulunur.
Tarsal plaklar içinde, meibomius bezleri yeralır. Tarsal plaktan sonra en iç kısmında
konjonktiva ile kaplıdır. Konjonktiva epiteli, ÇK prizmatik epitelden oluşur ve goblet
hücresi içerir. Bulbar konjonktiva ve palpebral konjonktiva olmak üzere 2’ye ayrılır.
Yapısında 3 tip bez bulunur. a) Meibomius bezleri, b) Moll bezleri, c) Zeis bezleri
Meibomius bezleri: Yağlı salgı yaparlar. Salgılarını gözkapaklarının serbest kenarına
akıtırlar. Goblet hücrelerinin salgısı ile beraber, cornea üzerinde ince bir film tabaka
oluştururlar.
Zeis bezleri: Yağlı salgı yaparlar ve salgılarını kirpik foliküllerine boşaltırlar.
Moll bezi: Spiral tarzında bezler olup, modifiye olmuş apokrin terbezleridir. Salgılarını
kirpik foliküllerine boşaltırlar. M.Arrektör pili kası kirpiklerde yoktur.
Glandula lacrimalis: Saf seröz yapılı, birleşik tubulo-alveoler bezlerdir. Orbitanın
ön-üst temporal kısmında bulunurlar. Konjonktiva kesesinin dışında yerleşim
gösterirler. Salgılarını 6-12 adet kanalla gözün konjonktiva kesesine boşaltırlar.
Seröz asinilerin lümeni geniştir. TK kübik hücreler vardır. Miyoepitelial hücreleri
yerleşiktir. Sitoplazmaları soluk boyanır. Arada yağdokusu azdır. Her göz kapağının
medial kısmında punkta lacrimalis superior ve inferior bulunur. Gözyaşı buralardan
direne olarak, canalis lacrimalise geçer ve bu yolla saccus nasolacrimaliste
toplanır. Buradan duktus nasolacrimalis kanalı aracılığı ile burundaki meatus nasi
inferiora akar. Saccus ve ductus lacrimalis, psödostratifiye silli silindirik epitelle
döşelidir. Gözün üzeri ince bir film tabaka ile kaplıdır. Bu yağlı tabaka, gözyaşının
aşırı derecede buharlaşmasını engeller.
Gözün Kongenital Anomalileri:
Göz kapakları colobomu: Üst göz kapağında bir çentik şeklinde görülür.
6
İris colobomu: İrisin alt tarafında bir çentik vardır. Pupilla anahtar deliği şeklinde
görülür. Bu defekt, intrauterin dönemin
4. haftasında optik yarığın
tam
kapanmamasından kaynaklanır.
Retina colobomu: Retinada bir yarık şeklinde görülür. Genelde N.optikusun giriş
yerinin
altında bulunur. Bu defektin nedeni, optik fissurun tam olarak
kapanmamasıdır.
Kongenital glokom: Göziçi basıncının artışına bağlıdır. Eğer schlemm kanalı tam
olarak oluşmazsa, humor aqoes birikir. Buna bağlı olarak göziçi basıncı artar.
Bazende schlemm kanalının açıldığı fibröz venlerin oluşmadığı durumlarda bu tablo
gelişir. Rubella enfeksiyonuda kongenital glokoma yolaçabilir.
Kongenital katarakt: Lensin şeffaflığını yitirerek, donuk görünmesidir. Bu tabloda lens
bulanık görülür. Rubella enfeksiyonu etyolojik nedenler arasında sayılabilir.
Mikrophtalmus:Gözün normalden küçük olmasıdır. Çoğu zaman diğer göz anomalileri
ile birliktedir. Çevresel ve kalıtsal faktörler, enfeksiyöz ajanlardan Toxoplazma,
Herpes simplex, Rubella virusu etyolojik nedenler arasında sayılabilir.
Pitosis: Üst göz kapağının düşmesidir.Kişi üst göz kapağını kaldıramaz. Unilateral
veya bilateral olabilir. N.oculomotoriustaki bir anomali, pitosise neden olur.
Hyaloid arterin artığı: Normalde gözün beslenmesini sağlayan bir arterdir. Distal
kısmı körelir. Proximal kısmından ise A.centralis gelişir. Eğer körelmesi gereken
distal kısmı atrofiye uğramazsa, göz içinde artık bir damar görülür.
Anophtalmus: Göz kapakları oluşmuştur, ancak gözün kendisi gelişmemiştir.
İntrauterin dönemin
4. haftasında optik veziküllerin
şekillenmemesinden
kaynaklanır.
Cyclopia: Çok ender rastlanılır. Her 2 göz kısmen veya ortada tamamen
birleşmişlerdir.Bu anomalilere burun defektleride eşlik eder. Tek bir burun deliği
bulunur.
7
Download

GÖZÜN HİSTOLOJİSİ Orbita adı verilen çukurcuklarda yerleşmiş